Sosyal Bilimler ve Türkçe Eğitimi \ 1-4
Sami Baskın 2000'li yıllar dünya için bir göz açıp kapayana kadar her şeyin değiştiği zaman dilimi olarak hatırlanacaktır. Bilgiden teknolojiye, sağlıktan eğitime kadar hemen her alanda takibi güç bir hızda değişmeler yaşanmaktadır. Hızlı üretiyor, hızlı tüketiyor, hızlı yaşıyoruz. Bu hız içerisinde bazı ürünler bir anda parlıyor, moda haline gelip herkese ulaşıyor ve aynı hızla yok oluyorlar. Telefonlar, televizyonlar, arabalar ve diğer eşyalardaki değişime çoğu zaman yetişilemiyor. Edebiyat da bu hızdan nasibini almış görünüyor. Bir gün herkesin dilinde olanlar, kısa bir süre sonra neredeyse hatırlanamayacak kadar unutuluyor. Yani edebi eserleri de bilgisayarlar gibi, telefonlar gibi, otomobiller gibi tüketiyoruz. Eskidikçe beğenmiyor, unutuyoruz. İşte böylesi kısa bir kullanım ömrüne sahip eserler, çok yaygın bir okur kitlesine ulaştıkları halde bunu zamana yayamadıklarından ve kalıcı birer mirasa dönüşmediklerinden dolayı popüler olarak adlandırılmaktadır.
Bu eserler her ne kadar geçici olsalar da taşıdıkları bazı özellikler onları değerli kılmaktadır. Örneğin çok basılırlar, yurdun dört bir yanına hızlı bir şekilde dağıtılırlar, reklamları çok olur ve çok bilinirler, hatta televizyon dizileri veya sinema filmleri yapılır. Sadece yetişkinlerin değil, okul çağındaki bireylerin de dikkatini çekerler. Bu durum, onları birer okuma ve öğrenme aracı yapmak için elverişli bir ortam oluşturur. Bu yüzden kitap okumayı sevdirmek, okuma alışkanlığı kazandırmak isteyen öğretmenler veya aileler popüler kitaplardan yararlanabilirler. Hatta bu kitaplarda kelime sıklığı o kadar yüksek ki hedef kelime varlığını öğretmek için güzel birer egzersiz aracı olarak da kullanılabilirler. Özellikle yabancılara Türkçe öğretirken bir kelimenin çok tekrarı önem kazandığından sıklığı yüksek olan bu eserlerin önemi bir kat daha artacaktır.
Hülya Koz Öğrencilerimizin ortaokulu bitirip liseye geçeceği bu dönemde, Türkçe dersinin önemi ve diğer derslere etkisi kaçınılmazdır. Yapılan sınavlar, öğrencilerin edindikleri bilgileri çok daha iyi ve hızlı bir şekilde kavrayıp transfer edebilmelerini gerektirmektedir. Hızlı okuma ve kavrama becerisi bir bilgisayar işlemcisinin hızı gibidir. Geliştirilmesi ile zihnimizin işlem yapma hızı ve kapasitesi artar.
Başarıya ulaşmak için üç kural vardır: Dersi çok iyi dinlemek, planlama yapıp zaman yönetimi yapabilmek ve tekrar çalışmaları ile konuları pekiştirip eksiklerini giderebilmek. İşte tam da burada öğrencinin işini kolaylaştıracak kaynak çok önemlidir.
Bu amaca hizmet etme düşüncesiyle yazılmış olan bu deneme testleri, sizin bilgileri tekrar etmenizi, eksiklerinizi bulup pekiştirmenizi ve daha da önemlisi bir üst basamağa geçip bilgiyi hızlı transfer etmenizi sağlayacaktır.
Bir öğrencinin verimli bir çalışma için neler yapması ve hangi teknikleri kullanması gerektiğini en iyi öğretmenler bilir. İşte bu kitap, bir öğretmen tarafından öğrencilere bu yolda rehberlik etmesi için tasarlanmıştır.
Başarı yolunda emin adımlarla ilerlemeniz dileğiyle…
İbrahim Demirci Ahmet Hâşim’in Nesirleri
İBRAHİM DEMİRCİ

Türk Şiirinin büyük şairlerinden Ahmet Hâşim hakkında en kapsamlı kitaplardan birini sunuyoruz: Ahmet Hâşim'in Nesirleri. O Belde'nin, Merdiven'in, Karanfil'in, Piyale'nin, Bülbül'ün, Bahçe'nin, Süvari'nin güçlü, ince ve yabanıl şairi Ahmet Hâşim, nesirleriyle de dilimizi ve edebiyatımızı zenginleştirmiştir. Çeşitli gazete ve dergilerde yayımladığı ve ancak üçte birini kitaplaştırdığı fıkra, söyleşi ve gezi yazılarının hemen hepsine “deneme” derinliği ve lezzeti katmış olan Ahmet Hâşim, kişiliğini ve mizacını edebi akımların ve siyasi ideolojilerin oyuncağı olmaktan sakınmış; dünyaya özgür, meraklı, zaman zaman çocuksu ve muzip gözlerle bakabilmiş; bütün insanlığın kültür birikiminden olabildiğince yararlanmış; estetiği gözeten bir yaklaşımla derinlikli metinler üretmiştir. İbrahim Demirci bir kuyumcu titizliğiyle bu çalışmada onun kitaplaşan ve kitaplaşmamış bütün nesirlerini ele almış; hem içerik, hem biçim bakımından değerlendirmiştir. Hâşim'in nesirleri bağlamında temel kaynak niteliğindeki bu çalışma, böylesi çalışmaları çoktan haketmiş Hâşim'e bir övgü değil, bir ödevdir.
“Fakat doğru düşünmüş olmak için neden filân veya falan gibi düşünmek elzem olmalı?” “Beni anlamanız için bir ruhunuz olmalıydı ve o ruh, hemşehrimiz Loti'nin ruhu gibi şifâ bulmayacak tarzda zehirlenmiş olmalıydı.” “Cami ve insan, cübbe ve sarık, mangal ve nargile şark denilen şey değildir; şark bunları görüp duymakta ve görürken benimsemektedir. / Edebiyat, hayatın havasında ve sinirlerin ağlarındadır. Ressamlarımız atölyelerinin terebentin kokan havasından çıkmağa râzı oldukları gün bunu bileceklerdir.” “Bütün mabetler içinde güneşten ilk ziya alan camidir. Bakır oklu minareler, güneşi en evvel görmek için havalarda yükselir.” “Hiçbir çehre hayâlde göründüğü kadar hakikatte güzel değildir.” “İstanbul'da hayatında ancak bir iki defa, o da haberi olmaksızın, kolunu siyasî bir mevzuun elektrik tellerine çarpmış bir şaire mukabil, Ankara'da bal çanağına düşen arılar gibi kanatlarını artık kullanmaktan âciz, ayaklarıyla tıpış tıpış yürüyen nice şair var.” “Hiçbir san'atkâr eserini yaratmadan evvel, ondan başkalarına bahsetmek istemez. Zira sırrı fâş olmuş bir eser, doğmadan ölmeğe mahkûmdur.” “Her devirde başka türlü tarif edilen sanatın son tariflerinden biri de şudur: 'Hakiki hayatın bizden esirgediği tahassüsatı telâfi etmek vasıtası.'” “Almanya pembe ve büyük bir elmadır. Fakat içi kurtludur.” “Seviliyor muyum, sevilmiyor muyum, diye mütemâdiyen endişe içinde olan bir millet beğenilmekten ümidini kesmiş olan bir millettir.”
Nail GÜNEY, Talat AYTAN Dil bilgisi, dilin mantık ve anlam dünyasını kurallar yoluyla öğreten bilim dalıdır. Ana dilinin inceliklerini, düşünce ve duygu evrenini, toplumun değerlerini öğretir. Öğrenme alanları arasındaki bütünlüğü ve işleyişi sağlar. Bu hedeflere ulaşılabilmesi, dil bilgisi öğretiminin yetkinliğine bağlıdır. Dil bilgisi öğretimi, çocuğun doğru olarak kullandığı ana dili kurallarına ad verme ve onları tanımlama süreci olarak düşünülebilir. O halde dil bilgisi öğretimi, çocuğun dünyası göz önünde tutularak yapılmalıdır. Aktif öğrenme bu konuda önemli bir yardımcıdır.
Bu kitapta, ilköğretim ikinci kademe müfredatında yer alan isim, sıfat, fiil, zarf, isim-fiil, sıfat-fîil ve zarf-fiil konuları aktif öğrenme yöntemiyle ele alınmıştır. Önerilen yöntem, bütün dil bilgisi konularının öğretiminde uygulanabilir. Bu şekilde gerçekleştirilen dil bilgisi öğretimi, ezberin ötesinde daha kalıcı ve eğlenceli olacaktır. Kitabın fakültelerin Türkçe öğretmenliği bölümü öğrencileri ile Türkçe öğretmenlerine faydalı olacağını ümit ediyor
Bilginer ONAN Bilimsel araştırmaların alanlar arası bir anlayışa doğru ilerlediği günümüzde, sosyal, bilişsel, psikolojik ve kültürel nitelikleriyle insanı her açıdan ilgilendiren dil olgusu da araştırma yöntemleri bakımından bu değişim sürecine dâhil olmuştur. Dil araştırmalarında izlenecek bu yöntemin, özellikle dil eğitimi alanı için gerekli olan yapı odaklı bilişsel zeminleri tespit etmede etkili olacağı düşünülmektedir.
Disiplinler arası bir çalışma anlayışının ürünü olan bu eser, dil çalışmalarının ve dil öğretiminin dilin yapısal özelliklerinden hareketle yapılması gerektiği düşüncesiyle kaleme alınmıştır. Kitapta, Türkçenin anlam, söz dizimi, şekil ve ses yapıları; okuma ve dinleme sürecindeki işlevleri yönünden analiz edilmiştir. Türkçe dil yapılarının anlama sürecindeki işlevlerine yönelik analizlerde disiplinler arası bir bakış açısı geliştirebilmek amacıyla dilin zihinsel boyutu ve anlama süreciyle ilgili olarak; dil düşünce ilişkisi, dil beyin ilişkisi, anlama, öğrenme, okuma, dinleme ve bellek kavramları üzerinde durulmuştur. Bu kavramlar, Türkçenin yapısal özellikleriyle sentezlenmiştir.
Türkçe dil yapılarının bilişsel işlevleri üzerine yazılmış bu eserin ilköğretim birinci kademede görev yapan sınıf öğretmenlerine, ikinci kademede görev yapan Türkçe öğretmenlerine, eğitim fakültelerinin Türkçe ve sınıf öğretmenliği bölümlerinde öğrenim gören öğretmen adaylarına, dil bilimi ve dil eğitimi alanında araştırma yapan akademisyenlere, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine katkı sağlayacağı düşüncesindeyim.
M. Mustafa ÖNAL Ölçme Bilgisi - Arazi Ölçmeleri - Topoğrafya, yapı ile ilgili her türlü projelere esas olacak şekilde kadastro çalışmaları, imar planları ve inşaat uygulamalarında geniş bir şekilde uygulanmaktadır.
Hazırlanan bu kitap büyük bir kitleye hitap edecek şekilde hem bir öğrenci ders kitabı hem de uygulama yapacaklara yardımcı kitap olarak düşünülmüştür. Özellikle Ölçme Bilgisi dersini okuyan her seviyedeki teknik okulların ve teknisyen seviyesindeki elemanların konuları rahatlıkla anlayabilmesi amacıyla açıklamaların mümkün olduğunca basit ve açık olmasına gerekli özen gösterilmiştir. Konularla ilgili yeterli sayısal örnekler verilmiştir.
Kitapta anlatılan konuların rahatlıkla anlaşılmasını tüm okuyuculara faydalı olmasını ümit ediyorum.
Eric Chaisson, Steve McMillan Astronomi, keşifleri ve araştırmalarıyla altın çağını yaşıyor. Yeni teknolojilerden ve kuramsal kavrayışlardan güç aldıkça evreni araştırmak daha önce hiç olmadığı kadar heyecan verici bir hâle geldi. Bu kitapta, günümüz astronomisinde bilinen gerçekler, gelişen fikirler ve öncü keşifler özenle seçilerek sunuluyor. Samanyolu'nda yıldızların oluşumu, evrenin en erken döneminden başlayarak gökadaların evrilmesi, uzayın derinliklerinde Güneş'e çok benzer yıldızların etrafında dolanan yeni gezegenler, tüm gizemli özellikleriyle kara delikler, evrenin hemen her yerinde saklı ve anlaşılması zor karanlık madde gibi başlıca konular uzak kozmik dünyaların gerektirdiği özenle anlatılıyor.
Astronomi: Bir Bakışta Evren kitabının hem sunumu görkemli hem de anlatımı öğrenmeyi teşvik edici ve kolay anlaşılabilir niteliktedir. Her konunun içeriği iki sayfayı geçmeyecek şekilde düzenlendiğinden ortaya çıkan kitap fazla kalın değildir. Bu modüler yaklaşım resimleri ve yazıları, görsel olarak çekici, kısa ama öz ve bilimsel olarak hatasız, âdeta bir dergi düzeniyle birleştirmektedir. Ortaya çıkan eser 21. yüzyıl astronomisinin özünü güzelce ve kolaylıkla öğretilebilir bir şekilde aktarabiliyor. Bilimin nasıl yapıldığı, evrenin nasıl işlediği ve astronomların bildiklerini nasıl öğrendikleri özenle açıklanıyor. Hem bilimsel araştırmanın temelindeki ilkelere hem de keşif sürecine dikkat çekiliyor.
Ön kapaktaki baloncukların her biri, sol altta hâlâ evrende yaşamın olduğunu bildiğimiz tek yer olan büyüleyici Dünya'dan başlayarak harika astronomi sahneleri içermektedir. Orta baloncuklarda, sırasıyla, şiddetli Güneş püskürtülerini ve Kartal Bulutsusu'ndaki yıldız oluşum bölgelerinin renkli yıldızlararası bulutları gösteriyor. Bunlardan ötede, milyonlarca ışıkyılı uzakta, milyarlarca yıldızdan meydana gelmiş Anten adlı bir çift gökadanın parçalanışı sergileniyor. Ön kapağın en tepesindeki baloncukta ise gerçekten uzak ve adları henüz konmamış gökadalar çok uzaktan ve çok geçmişten ışıldıyor.
Tülay UĞUZMAN Her kesimden insanın az ya da çok bildiği, yeri geldikçe tekrarladığı, bazen savunduğu tezi desteklemek bazen de konuşmayı ya da tartışmayı bitirmek için bir son söz olarak kullandığı atasözleri ve deyimler; başka dil ve kültürlerde olduğu gibi Türk dilinde ve kültüründe de geniş yer tutmaktadır. Ait oldukları toplumun değerlerini, normlarını, o toplumu oluşturan insanların düşünce yapısını, dünyayı algılayışını, yaşam biçimini ve sosyal ilişkilerini yansıtan bu sözlü kültür ürünlerinden, toplumun yeni yetişen kuşaklarının sosyalleştirilmesinde de yararlanılır.
Türk atasözleri ve deyimleri; atalarımızın hayatın çeşitli kesitlerini nasıl algılayıp yorumladıklarını, bu alanlardaki yüzlerce yıllık yaşam deneyimlerinin sonuçlarını ne şekilde özetlediklerini, oluşturdukları bu özetler üzerine inşa ettikleri öğütlerini genç kuşaklarına hangi sözlerle aktardıklarını, son derece güzel anlatımlarla gözler önüne sermektedir.
Bu bilgi ve görüşlerden hareketle planlanan ve Türk atasözleri ile deyimlerine yansıyan Türk halk düşüncesini ortaya koymayı amaçlayan elinizdeki bu kitap; 1970'li yıllardan bu yana, sosyal bilimlerin, sosyoloji, sosyal antropoloji, halkbilim ve iletişim gibi çeşitli alanlarında araştırmalar yapan bir akademisyenin merakı ve bakış açısıyla kaleme alınmış, araştırmaya başlanmasından tamamlanıp yayımlanmasına kadar yirmi yılı aşkın bir zamana ihtiyaç duyulmuş olan bir çalışmadır.
Kitap bütününde; “Kadın-Erkek”, “Evlilik-Ayrılık”, “Zenginlik-Yoksulluk”, “Güzellik-Çirkinlik”, “İyilik-Kötülük”, “Dostluk-Düşmanlık”, “Gençlik-Yaşlılık”, “Sağlık-Hastalık”, “Hayat-Ölüm” konularına ilişkin olarak halk ağzında dolaşan atasözleri ve deyimler, bu konu kümeleri çevresinde sınıflandırılarak ilgili alanlardaki halk düşüncesi, karşıtı ya da bütünleyicisi ile birlikte anlaşılmaya, açıklanmaya ve yorumlanmaya çalışılmaktadır.
Kitabın zevkle okunması, okuyucusu tarafından kendi kültürümüze uygun bir kişisel gelişim kaynağı olarak değerlendirilmesi ve yararlanılması; yazarı için çok büyük bir mutluluk kaynağı olacaktır.
İsmail Özçelik - Nuri Yavuz Yakın tarihimizin öğretilmesinin, millî bilinci uyandıracak ve ayakta tutacak çalışmalar arasında önemli bir yeri bulunmaktadır. Türk tarihinin önemli bir bölümünü oluşturan modernleşme gayretleri ile ilgili konuları bilmek, bu döneme nereden ve nasıl gelindiğini anlamak, günümüzü kavramak açısından gereklidir.
XX. yüzyılın ilk yarısında Türk milleti verdiği mücadele ile işgalci devletleri ülkesinden kovduğu gibi, Mustafa Kemal'in önderliğinde, yeni bir toplum olma yolunda ileri ve önemli adımlar atmıştır. Bunun birinci safhası silahlı bir millî mücadeledir ki, bu mücadele, bütün imkânsızlıklara rağmen büyük bir gayret ve fedakârlıkla yürütülerek başarıya ulaştırılmıştır. Bu başarıda Türk milletinin bütün fertlerinin, Mustafa Kemal'in önderliğinde gayreti, alın teri ve kanı bulunmaktadır.
Bir lider olarak Atatürk'ü tanıyabilmek, O'nun sinesinden çıktığı Türk milletinin başarılarının kaynaklarını anlamak bakımından da gereklidir. Toplumların dünü, bugünü ve yarını, birlikte bir bütün teşkil eder. Tarih bilinci, bu bütünün yardımıyla oluşur. Millet fertlerinin ve özellikle gençlerin millî bilinç sahibi olmaları, millî birlik ve beraberliğe ulaşmaları açısından son derece önemlidir.
Atatürkçülüğü öğrenmek, aynı zamanda milliyetçi bir çağdaşlaşma sisteminin anlamını kavrayabilmek demektir. Mustafa Kemal Atatürk, çağdaşlaşmayı sağlayabilmenin, ancak bilimin önderliğinde yapılacak çalışmalara bağlı olduğuna inanmış ve bu inancı geniş kitlelere duyurarak onların da benimsemelerini sağlamıştır.
Gençlerimiz, Atatürkçü düşünceden hareket ederek günümüz dünyası içinde Türk milletinin saygın ve ileri bir seviyeye ulaşması için gerekli gayreti göstereceklerdir. Bu temel bilincin oluşmasında, konu ile ilgili bilgileri gençlere kazandıracak bu eserin büyük önemi olacağı kanaatindeyiz.
Yılmaz Yıldız Bu kitap, fakülte ve yüksekokullar için kabul edilen Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Ders Programına uygun, anlaşılır ve sade bir dil kullanılarak kaleme alınmış, konular öz ve kısa olarak hazırlanmıştır. Kitap, üniversite ve yüksekokullarda yasa gereği 2 yarıyıl, toplamda 60 saat sürecek bir ders planına göre hazırlanmıştır. Kitap, bu dersi alan öğrencilere derslerinde faydalı olmasının yanında kurum sınavlarına hazırlanan adaylar için sınavlarda çıkan soruların doğru ve tam cevaplanmasına da yardımcı olacaktır.
İÇİNDEKİLER

I. Bölüm GENEL TANIMLAR
I- ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ DERSİNİN AMAÇLARI
II- TARİHİN TANIMI VE DİĞER İLİMLERLE İLİŞKİLERİ
A- Tarihin Tanımları
B- Diğer İlimlerle İlişkiler
III- İNKILAP VE BENZERİ KAVRAMLAR
A- İnkılabın İlkesi
B- İnkılabın Bölümleri
IV- İNKILAP VE İSYANIN KARŞILAŞTIRILMASI
V- TÜRK İNKILABININ ÖZELLİĞİ
VI- ATATÜRK'E GÖRE İNKILAP
VII- FRANSIZ İHTİLALİ (14 TEMMUZ 1789)
A- Fransız İhtilali'nin Sebepleri
B- Fransız İhtilali’nin Dönemleri
C- Fransız İhtilali’nin Sonuçları
D- 1789 Fransız İhtilali'nin (İnkılabının) Osmanlı Devleti'ne Etkileri
VIII- 1830 FRANSIZ İHTİLALİ’NİN SEBEPLERİ (30 TEMMUZ 1830)
IX- 1848 İHTİLALİ (23.2.1848)
X- OSMANLI İMPARATORLUĞU'NUN JEOPOLİTİK DURUMU
XI- OSMANLI DEVLETİ'NİN YAPISI
XII- OSMANLI DEVLETİ'NİN ÇÖKÜŞ SEBEPLERİ
A- İç Sebepler
B- Dış Sebepler
XIII- OSMANLI DEVLETİ'Nİ KURTARMA GAYRETLERİ
A- Tanzimat’tan Önce Yapılan Islahatlar
B- Tanzimat Dönemi Islahatları
C- Tanzimat'ın İlanından Sonra Yapılan Islahatlar
II. Bölüm SAVAŞLAR VE SONRASI SİYASİ GELİŞMELER
I- TRABLUSGARP SAVAŞI (1911-1912)
II- BALKAN SAVAŞI (1912-1913)
A- Savaşın Sebepleri
B- I.Balkan Savaşı (1912-1913)
C- II. Balkan Savaşı (1913)
III- I. DÜNYA SAVAŞI (1914-1918)
A- Savaşın Genel Sebepleri
B- Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşına Girme Sebepleri
C- I. Dünya Savaşı’nın Başlaması ve Gelişmesi
D- I. Dünya Savaşı’nda Cepheler
IV- MONDROS MÜTAREKESİ (30 Ekim 1918)
A- Mondros Mütarekesi'nin Önemli Maddeleri
B- Mondros Mütarekesi’nin Önemi
V- I. DÜNYA SAVAŞINA SON VEREN ANTLAŞMALAR
A- Versay Antlaşması (28 Haziran 1919)
B- Sen Germen ve Triyanon Antlaşması (10 Eylül 1919)
C- Nöyyi Antlaşması (27 Kasım 1919)
D- Sevr Antlaşması (10 Ağustos 1920)
VI- OSMANLI İMPARATORLUĞU’NUN PAYLAŞILMASI VE ANADOLU’NUN
İŞGALİ
A- İstanbul'un İşgali
B- Diğer Topraklarımızın İşgali
C- Wilson Prensipleri
VII- ZARARLI ve YARARLI CEMİYETLER
A- Azınlıkların Kurduğu Zararlı Cemiyetler
B- Türklerin Kurduğu Milli Varlığa ve Türklüğe Zararlı Cemiyetler
C- Millî Varlığa ve Türklüğe Yararlı Cemiyetler
VIII- MUSTAFA KEMAL'İN İSTANBUL'A GELİŞİ VE DURUMA BAKIŞI 52
IX- MUSTAFA KEMAL'İN KİŞİLİĞİ 53
X- PADİŞAH VE OSMANLI DEVLETİ’NİN DURUMA BAKIŞI
XI- MUSTAFA KEMAL'İN SAMSUN'A ÇIKIŞI
A- Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919)
XII- ERZURUM KONGRESİ (23 Temmuz - 5 Ağustos 1919)
A- Kongre Öncesi
B- Erzurum Kongresi'nin Açılışı ve Kararları
C- Kongrede Alınan Kararlar
D- Kongrenin Önemi
XIII- SİVAS KONGRESİ (4-11 Eylül 1919)
A- Mustafa Kemal'in Sivas'a Gelişi ve Kongre Hazırlıkları
B- Sivas Kongresi’nde Alınan Kararlar
C-Sivas Kongresi’nin Önemi
D- Damat Ferit Paşa'nın İstifası
XIV- ALİ RIZA PAŞA KABİNESİ VE AMASYA BULUŞMASI
A- Amasya Buluşması (20-22 Ekim 1919)
B- Amasya Görüşmesi’nin (Mülakatının) Bazı Maddeleri
C- Son Osmanlı Meclis-i Mebusanının Toplanması
D- Misakımillî (Millî Yemin) (28 Ocak 1920)
E- Misakımillî'nin Önemi
F- İstanbul'un Resmen İşgali
G-Temsil Heyetinin Ankara'ya Gelmesi (27 Aralık 1919)
H- İstanbul'un İşgaline (16 Mart 1920) Karşı Mustafa Kemal'in Tepkisi
XV- TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN AÇILMASI (23 Nisan 1920)
A- Üyelerin Toplantıya Çağırılması
B- Meclisin Açılışı
C- TBMM’nin Özellikleri
XVI- İÇ AYAKLANMALAR
A- Sebepleri
B- Ankara Hükümetine Karşı Tepkiler
C- Ayaklanmalar
XVII- KUVAYIMİLLİYE (MİLLİ KUVVETLER), MÜDAFAA-İ HUKUK VE HEYETİ
MİLLİYE CEMİYETLERİ
A- Batı ve Güney Anadolu’da Kurulan Cepheler
B- Güney Cepheleri
XVIII- BALIKESİR VE ALAŞEHİR KONGRELERİ
XIX- ERMENİ MESELESİ VE GÜMRÜ ANTLAŞMASI
XX- GÜRCİSTAN İLE BARIŞ

III.Bölüm KURTULUŞ SAVAŞI VE SİYASİ GELİŞMELER
I- I. İNÖNÜ SAVAŞI (6-10 Ocak 1921)
A- Sebepleri
B- Safhaları
C- Sonuçları
D- Savaşın Önemi
II- LONDRA KONFERANSI (21 Şubat - 11Mart 1921)
A- Konferansa Davet
B- Konferansın Açılışı
III- II. İNÖNÜ SAVAŞI (23 Mart - 1 Nisan 1921)
A- Sebepleri
B- Safhaları
C- Sonuçları
IV- İSTİKLAL MARŞI'NIN TBMM TARAFINDAN KABULÜ
V- SOVYETLER'LE SİYASİ İLİŞKİLER VE MOSKOVA ANTLAŞMASI
(16 Mart 1921)
A- TBMM’nin Girişimi
B- Maddeleri
VI- SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ (23 Ağustos-13 Eylül 1921)
A- Ordunun Sakarya'nın Doğusuna Çekilmesi
B- Geri Çekilmeye Karşı TBMM’nin Tepkisi
C- Savaşın Cereyanı
D- Sonuçları
VII- KARS ANTLAŞMASI (13 Ekim 1921)
VIII- ANKARA ANTLAŞMASI (20 Ekim 1921)
IX- İTİLAF DEVLETLERİNİN BARIŞ TEKLİFİ
X- KESİN BARIŞ İÇİN SEVR ANTLAŞMASI’NDA YAPILAN İKİNCİ DEĞİŞİKLİK
TEKLİFLERİ (26 Mart 1922)
XI- BÜYÜK TAARRUZ (26 Ağustos-9 Eylül 1922)
A- Taarruz Hazırlıkları
B- Taarruz Öncesi Muhalefet
C- Taarruz Planı
D- Taarruzun Başlaması
E- Başkumandan Meydan Muharebesi
XII- MUDANYA MÜTAREKESİ (3-11 Ekim 1922)
A- Mütareke'yi Hazırlayan Olaylar
B- Konferansta Alınan Kararlar
C- Mütarekenin Önemi
XIII- LOZAN KONFERANSI VE BARIŞI
A- Konferansın Hazırlık Dönemi
B- Konferansa Katılan Devletler
C- Görüşmelerin Gelişmesi
D- Lozan Antlaşması’nın Maddeleri
XIV- SALTANATIN KALDIRILMASI (1 Kasım 1922)
A- Sebepleri
B- Saltanatın Kaldırılmasına Dair Kanunun Kabulü
C- Saltanatın Kaldırılmasının Sonucu
XV- ANKARA'NIN BAŞKENT OLMASI (13 Ekim 1923)
XVI - CUMHURİYET'İN İLANI (29 Ekim 1923)
A- Cumhuriyet'in İlanından Önceki Durum
B- Cumhuriyet'in İlanı Nasıl Gerçekleşti
C- Cumhuriyet’in İlanına Tepkiler
XVII- TÜRK MİLLİ MÜCADELESİ VE GENEL KARAKTERİ
XVIII- HALİFELİĞİN KALDIRILMASI VE İNKILAPLAR
A- Halifeliğin Anlamı
B- Halifelik Nasıl Kaldırıldı? (3 Mart 1924)
XIX- ŞER'İYE VE EVKAF VEKÂLETİNİN KALDIRILMASI (3 Mart 1924)
XX- TEVHİD'İ TEDRİSAT KANUNU'NUN KABULÜ (3 MART 1924)
XXI- ANAYASA'DA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER VE ANAYASA'NIN
LAİKLEŞTİRİLMESİ
XXII- TÜRK MEDENİ KANUNU’NUN YAYIMLANMASI (17 Şubat 1926) ve
YÜRÜRLÜĞE GİRMESİ (6 Ekim 1926)
A- Türk Medeni Kanunu'nun Kabul Aşaması
B- Medeni Kanun’un Önemi
XXIII- PARTİLER VE ÇOK PARTİLİ DÖNEME GEÇİŞ
A- Cumhuriyet Halk Partisi
B- Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Şeyh Sait İsyanı
C- Serbest Cumhuriyet Fırkası
XXIV- İZMİR SUİKASTI (16 Haziran 1926)
XXV- MENEMEN OLAYI (23 Aralık 1930)
XXVI- HUKUK ALANINDA YAPILAN İNKILAP
A- Eski Hukuk
B- Yeni Hukuk
XXVII-KIYAFET İNKILABI (25 Kasım 1925)
XXVIII-TARİKATLARIN VE MEDRESELERİN KALDIRILMASI (30 Kasım 1925)
XXIX- YENİ TÜRK RAKAMLARININ VE HARFLERİNİN KABULÜ (20 Mayıs 1928 –
1 Kasım 1928)
XXX- MİLLETLERARARASI SAAT VE TAKVİMİN KABULÜ (26 Aralık 1925),
PAZAR TATİLİNİN KABULÜ (1935)
XXXI- DİĞER İNKILAPLAR
A- Yeni Tarih Anlayışı Alanında Yapılan Çalışmalar
B- Dil Alanında Yapılan Çalışmalar
C- Güzel Sanatlar Alanındaki Anlayışın Değişmesi
D- Türk Kadınının Siyasi Haklarını Kazanması
E- Ölçülerde ve Tartılarda Değişiklik (1931)
F- Soyadı Alma Mecburiyeti (21 Haziran 1934)
G- Milli Ekonominin Kurulması ve İzmir İktisat Kongresi (17 Şubat - 4 Mart 1923)
H- Tarım Alanında Yapılan Çalışmalar


XXXII-TÜRK SANAYİİNİN GELİŞMESİ İÇİN ALINAN TEDBİRLER
A- Cumhuriyet Dönemi’nde Endüstrinin Gelişmesi İçin Alınan Tedbirler
B- Endüstrileşmek İçin Tespit Edilen Çalışma Programı

IV. Bölüm ATATÜRK İLKELERİNE GENEL BAKIŞ
A- Atatürk İlkeleri
B- Bütünleyici İlkeler (Yardımcı İlkeler)
a- Milli Egemenlik
b- Milli Birlik, Beraberlik ve Ülke Bütünlüğü
c- Özgürlük ve Bağımsızlık
d- Yurtta Sulh, Cihanda Sulh
e- Akılcılık ve Bilimcilik
f- Çağdaşlaşma ve Batılılaşma
g- İnsan ve İnsanlık Sevgisi

V. Bölüm TÜRKİYE İLE KOMŞULARI ARASINDAKİ SİYASİ GELİŞMELER
A- Atatürk'ün Dış Siyaseti
B- Irak Sınırı ve Musul Sorunu’nun Çözümü (5 Haziran 1926)
C- Türkiye - Yunanistan Azınlık Antlaşması (10 Haziran 1930)
D- Balkan Antantı (9 Şubat 1934)
E- Montreux (Montrö) Sözleşmesi (20 Temmuz 1936)
F- Sadabat Paktı (8 Temmuz 1937)
G- Hatay'ın Anavatan'a Bağlanması
H- İkinci Dünya Savaşı
I. İkinci Dünya Savaşı Sonrası Türkiye

BİBLİYOGRAFYA 199
Zerrin Günal - Mithat Atabay Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi dersi, Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür.” anlayışı paralelinde bir kültür dersidir. Öğrencinin entelektüel zekâsını geliştirme dersidir. Bu dersin üniversitelerde okutulmasının amacı; Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği için kendine güvenen, devlete vatandaşlık bağı ile bağlı, hukukun üstünlüğünü savunan, her zaman ve her yerde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin özgür ve bağımsız bir ferdi olmakla gurur duyacak, akıl ve bilimi rehber edinen geleceğe güvenle bakan gençler yetiştirmektir. Bu kitap da bu ülkü doğrultusunda öğrencilerin bilinçli birer vatandaş olmalarına katkı sağlayacaktır.
Salih YILMAZ, Yaşar BAYTAL, Sayim TÜRKMAN Kuşkusuz Atatürk ve Cumhuriyet tarihi ve inkılap tarihi ile ilgili çok sayıda yayın mevcuttur. Ancak Cumhuriyet tarihini kronolojik bir sıra ve detaylı anlatım tarzıyla ele alan yayın sayısı oldukça azdır. Bu kitap ile belgelere dayalı biçimde Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi ve sosyokültürel tarihini bütün yönüyle inceleme imkânına sahip olabilirsiniz. Eserde Türkiye'de demokrasinin doğuşu, gelişimi ve Türk demokrasisinde meydana gelen aksamalarla ilgili bilgilere kolayca ulaşabileceğiniz gibi Türk modernleşme ve Batılılaşma tarihini de bulmanız mümkündür. Ayrıca Türkiye'nin sosyal ve kültürel tarihini özellikle eğitim tarihini bu eserden öğrenebilirsiniz. Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki eğitim politikalarına dair bilgiler ve diğer toplumsal olayların tarihî bilgisi detaylı olarak anlatılmıştır. Kısaca, bu eser toplumun tüm kesimlerine hitap eden akademik düzeyde ancak yalın bir dille yazılmış başucu kitabıdır.
Kitabın içeriği hazırlanırken sadece üniversitelerdeki T.C. inkılap tarihi ve tarih bölümlerinin programları değil; aynı zamanda hukuk fakültesi, iktisadi ve idari bilimler fakültesi (uluslararası ilişkiler, kamu yönetimi gibi bölümler) ders prog­ramları ve MEB ile YÖK'ün T.C. inkılap tarihi dersleri konusunda yaptığı en son program düzenlemeleri de dikkate alınmıştır. Buna bağlı olarak elinizdeki kitap; üniversitelerde başta Atatürk ilkeleri ve inkılap tarihi dersi olmak üzere, Türk demokrasi tarihi, Batılılaşma tarihi, Türkiye tarihi, Tür­kiye Cumhuriyeti tarihi gibi derslerde de yardımcı ders kitabı olarak kullanılabilir.
Bu kitap, Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığı, MEB ve YÖK'ün yaptığı sınav programları doğrultusunda (KPSS, ALES, DGS, Polis MYO, Askerî Okullar, MEB Müdür ve Müdür Yardımcılığı, İhtisas Sınavları, Yurtdışı Görevlendirme) en son güncellenmesi yapılmış iyi bir bilgi kaynağıdır.
Seán Lang Kıtanın kökenlerinden günümüze, Avrupa’nın zengin tarihine bir bakış
İster deneyimli bir tarih meraklısı ister yolun başında bir çaylak olun, Avrupa Tarihi For Dummies tutku, güç ve entrikayla dolu bir kıtanın tarihi için mükemmel bir rehberdir. Bildiğimiz Avrupa’yı meydana getirmiş olan felaketler, zaferler, güç mücadeleleri ve siyasetin içinde, Roma dönemi kalıntılarından ve Rönesans’tan dünya savaşlarına ve Eurovision’a uzanan büyüleyici bir seyahat yapın. Geçmişi tekrar canlandırmak için gerçeklerle ve hikayelerle dolu olan bu kitap Avrupa ve onun 21. yüzyıldaki dönüşümü hakkında güncellenmiş bilgiler sunuyor. Avrupa Tarihi For Dummies gerçeklerle eğlenceyi bir araya getirip geçmişi yeniden canlandırıyor.

• Başlangıçta. Kıtanın kökenlerine bir bakış, ilk Avrupalılar ve Taş Devri’nde Avrupa.
• Kadim tarih. Yunan şehir devletlerini keşfedin ve Roma İmparatorluğu’nun çalkantılı günleri hakkında bilgi sahibi olun.
• Tünelin sonundaki ışık. Karanlık Çağlardan Kutsal Roma İmparatorluğu’nun, papaların ve Haçlıların Orta Çağ Avrupa’sına bir gezinti yapın.
• Yeni fikirler ve yeni dünyalar. Osmanlı İmparatorluğu, Reformasyon, Rönesans ve Yeni Dünya.
• En tepeye yükseliş. Avrupa’nın Sanayi Devrimi’ne öncülük edişini, kontrolünü ve hakimiyetini dünyaya yaymasını izleyin.
• Paramparça. Devrimler ve dünya savaşları kıtayı lime lime ediyor.

Kitabı açın ve
• Taş Devri’nden
• Bilgi Çağı’na uzanan kapsamı
• Kontrolden çıkmış Yunan ve Romalıları
• Kaleler, şövalyeler ve Kara Ölüm’ü
• Reformasyon ve neden olduğu kargaşayı
• Tabii ki, Napolyon’u
• Fransız Devrimi ve milliyetçiliğin yükselişini
• Avrupa ve imparatorlukları
• İki dünya savaşı ve Rusya’da devrim çağını inceleyin.
Mehmet Emin Erişirgil Mehmet Emen Erişirgil’in Bir Fikir Adamının Romanı: Ziya Gökalp isimli eseri, objektif ilmî değerlendirmelerin yanı sıra Erişirgil’in kişisel gözlemlerini de yansıtan önemli kitaplarından biridir. Prof. Dr. Aykut Kazancıgil ve Prof. Dr. Cem Alpar’ın yayına hazırladığı bu eser Ziya Gökalp’e ilişkin ön önemli kitaplardan biridir: “Dilde yeni cereyan açmak kâfi değildi. Her alanda “yeni bir hayat” lazımdı. Sultan Hamit zamanında ve meşrutiyetin ilk yıllarında (yeni hayat) sözünün sihirli bir manası vardı. Aydınların gözünde bu söz, başlı başına bir ufuk açardı. Sultan Hamit devrinin bilgili geçinen gençlerine göre Yeni Hayat, Türkiye dışında yaşamaktan ibarettir. Çünkü Türkiye’de yeni bir hayat doğamazdı; ve bunu ümit etmek de boşunaydı. Fakat onların beklemedikleri ve ummadıkları bir zamanda Meşrutiyet ilan edilince bu defa Yeni Hayat’ın doğduğunu sandılar. Fakat bu ümit çok sürmedi. Yıllarca susturulan basın, serbest oluverince eli kalem tutanlar çıldırmışa döndüler, Meşrutiyet ilan edildiği zaman, “Cemiyet-i Mukaddese “ye nasıl minnet ve şükranlarını arz edeceklerini bilemeyen İstanbul basını, daha iki ay geçmeden İttihat ve Terakki’nin “rical-i gaybma” sövüp saymaya başladılar. Müslüman olmayan azınlıklar da ortalığın karışıklığından faydalanarak milli emellerinin gerçekleşmesi için çalıştıkları her hareketlerinden belliydi. İşin garibi şuydu ki, Sultan Hamit’in şu veya bu sebeple sürdüğü insanların bir kısmı umdukları işlere geçirilemeyince “Mağdurin-i Siyasiye” (yani, Siyasal Haksızlığa Uğrayanlar) diye bir cemiyet kurdular. Kendilerini sürgünden kurtaran Cemiyetin ileri gelenlerine atıp tutmakta elebaşlığı yapmakla övünüyorlardı.”
C. Barry Cox, Peter D. Moore, Richard J. Ladle Bu kitap, bugün yerkürede gördüğümüz yaşam örüntülerinin dünyanın iki büyük mühendisi tarafından nasıl oluşturulduğunu ortaya koyar: Bunlardan jeolojik mühendisler - levha tektoniği - yerküre üzerindeki yaşamın koşullarını değiştirmiş, biyolojik mühendisler - evrim - ise bu değişikliklere reaksiyon olarak yeni yaşamsal örüntüleri ve yeni yaşam formları oluşturarak yanıt vermiştir. Bu kitap, biyocoğrafik araştırmaların üç alanını kapsayan tek ders kitabı olmayı sürdürmektedir: kıtasal biyocoğrafya, ada biyocoğrafyası ve denizel biyocoğrafya.
40 yıldan daha fazla bir süre içinde sekiz başarılı basımı sayesinde, Biyocoğrafya: Ekolojik ve Evrimsel Bir Yaklaşım kitabı, konuları anlamak için gerekli olan ve çeşitli bilimsel disiplinlerin kapsamlı ve ayrıntılı araştırmalarını sağlamıştır. Bu ders kitabı, güncel araştırma tartışmalarıyla zenginleştirilmiş ve geliştirilmiştir. Bu nedenle temel biyolojide ve tarihsel biyocoğrafyada sağlam bir alt yapıya sahip olması nedeniyle övgüyü hak etmiştir.
Bu temel üzerine inşa edilen dokuzuncu basım, moleküler araştırma metotların yükselişi gibi son gelişmeleri içermekte ve dünyanın biyocoğrafya konusundaki anlayışımızı değiştiren araştırma ve tartışmaların detaylı bir keşfini sunmaktadır. Mevcut bölümleri güncellemesinin yanında, türlerin dağılışı üzerine veri toplamak ve birleştirmek için yeni teknikleri tartışan Richard Ladle tarafından yazılan koruma biyocoğrafyası üzerine yeni bir bölüm vardır.
ÖNCEKİ BASKILAR HAKKINDA DÜŞÜNCELER
“Öğrencilerin çekici ve erişilebilir olan birçok disiplini kavraması için belirli bir deneyim ve isteklilik arzusu gerektiren bir konuyu hazırlamalarından dolayı yazarları bir kez daha tebrik ediyorum… bu kitap öğrenciler için vazgeçilmez bir ders kitabı olmayı sürdürecektir”.
Dr. Malcolm Greenwood, Loughborough Üniversitesi, İngiltere.

“Bu kitap biyocoğrafya biliminin geniş bir özetidir fakat detaylarla doludur… yeni referansları ve güncel gelişmeleri içermektedir. Denizel sistemler de dâhil olmak üzere çoğu büyük biyomları dengeli bir şekilde kapsaması gerçekten takdire şayandır”. Profesör George Robinson, Albany Suny, Amerika.
“Biyocoğrafyanın son baskısı biyocoğrafyanın geçmişinin ve ilgili bilimlerin ve biyocoğrafyadaki en son gelişmelerin nasıl sonuçlandığına mükemmel bir bakış açısı sunar”. Blumea, Haziran 2005.
“Biyocoğrafya üzerine mükemmel bir başlangıç kitabı… açık ve düzgün bir şekilde yazılmış, çok iyi yapılandırılmış ve etkili bir şekilde resimlenmiştir… bir kez daha söylemek gerekirse yazarlar klasik metinlerini çok başarılı bir şekilde canlandırmışlar ve bu kitabın gelecek yıllarda çok satan bir kitap olacağından eminim”. Martin Kent (Plymouth Üniversitesi).
Bilal Dursun Yılmaz Küreselleşme ulusal temelleri çürütmekte ve tek tip insan oluşturulmasına sebebiyet vermektedir. Bu kaçınılmaz bir süreç. Küreselleşmeyi durdurmak imkânsızdır. Ama tam da bu durumda çok daha büyük zorunluluk, ulusal değerleri korumak için üzerimize düşen büyük sorumluluğumuzdur. Her ulusal kültürün kendi benzersizliğini koruması gerekmektedir. Küreselleşme vahşi bir canavar ve biz hele küçük ulus devletler bu canavar için çok lezzetli bir yiyeceğiz. O sebepten bu vahşi canavara karşı ayakta kalabilmek için mücadele etmeliyiz.
Ersin Güngördü Coğrafya’nın bir bütün halinde yeryüzünün tamamını kapsayan tetkik alanı çok geniş ve tetkik konusu teşkil eden olaylar çok çeşitli ve karmaşıktır. Gerçekte bu olaylar sadece coğrafya değil Meteoroloji, Jeoloji, Hidroloji, Botanik, Zooloji, Antropoloji, Etnoloji, Sosyoloji, Tarih gibi birçok ilimlerle de meşgul olmakta ve sağlıklı analizler için inter-disipliner yaklaşımları gerekli kılmaktadır. Bu çalışma böyle bir anlayışla hazırlanmış; Coğrafya nedir?, Dünya’da ve Türkiye’de Coğrafya’nın önemi, Coğrafya’da öğretim ve yöntem, Coğrafya öğretiminde konuların öğretilmesinde yapılması gereken işler, Orta dereceli okullarda coğrafya öğretiminin amaçları, Yurt sevgisi verilmede coğrafya, Yurt savunmasında coğrafya, Ülke yönetiminde coğrafya, Öğretim ilkeleri, Öğretim teknikleri, Öğretimde çağdaş yaklaşımlar, Öğretim disiplinleri, Eğitim Programlarında bir öğretim disiplini olarak coğrafya, Coğrafya öğretiminin tarihçesi, Coğrafi düşüncenin temelleri, Coğrafya’da yöntem seçimini etkileyen faktörler, Öğretim seviyesine göre Coğrafya öğretimi; planlama, ders kitapları ve öğrenim sorunları, Okul uygulamaları, Ölçme ve değerlendirme, Dersin yönetimi bölümlerinden oluşmaktadır.


Çalışma, Eğitim Fakültelerinde coğrafya eğitimi için özel öğretim yöntemlerine yönelik, uygulamaya ağırlık veren bir yaklaşım ile öğretmen adayları ve öğretmenler için kaynak niteliğinde bir ders kitabı olarak hazırlanmıştır.
Sefer Ada, Z. Nurdan Baysal, Senem Seda Şahenk Erkan Her birey bir çevrenin içinde doğmaktadır. Çevre, çok genel anlamı ile içinde yaşadığımız ortamı ifade etmektedir. İnsanın içinde doğduğu, yaşadığı, varlığını ve özelliğini fiziksel olarak algıladığı bu ortam fiziksel çevredir. Zaman içerisinde gerçekleştirilen insan çabaları bu bilgileri bir sistematiğe kavuşturmuş ve çevre bilimi denilen disipliner alanı oluşturmuştur. Çevre bilimi, canlıların birbiri ve fizikojeokimyasal çevreyle ilişkilerini ve etkileşimlerini konu edinmiştir.
İnsan bilgi ve kültür birikimine dayalı olarak, doğal çevresinde bulduğu yeraltı ve yerüstü zenginliklerini kullanarak yapay bir çevre oluşturmuştur ve bunu kullanmaya devam etmektedir. Bilindiği gibi çevredeki çeşitli faktör, değer ve öğelerin oluşumu binlerce yıllık bir birikim ve değişim sonucu ortaya çıkmaktadır. İnsanların değişik yollarla çevreye müdahale ettikleri zaman mevcut doğal denge bozulmakta ve bunun sonucunda telafisi kısa zamanda mümkün olmayan kirlilikler oluşmaktadır. Çevreyi etkileyebilecek birçok insan davranışı, içinde bulunduğu kültür tarafından yeniden üretilebildiğinden, söz konusu yeniden üretmeye ve çevreye verilen zarara karşı koyabilecek etkili bir yol olarak eğitimden yararlanılabilir.
Yaşadığımız Dünya göz göre göre daha fazla kirlenmektedir. Yaşadığımız dönemde çevreyle ilgili sorunların kaynağı bir tek faktörden değil birçok nedene bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Sorunun çözümü ise oldukça zor görünmektedir. Çevrenin doğal hâli ile korunması geldiğimiz noktada derin düşünmeye gereksinim doğurmaktadır. Oldukça zorlu olan bu süreçte kendimize sormamız gereken “Ben bu sorunun çözümü için ne yapabilirim?” sorusudur. Sorun çok büyük olsa da her birey kendi açısından bu soruya verilebilecek birçok cevap oluşturabilecektir. Bu kitap bizim sorumlu yazarlar olarak bu soruya verdiğimiz cevaplardan sadece birisinin ürünüdür. Kitap, yazarların çevre ile ilgili duyarlılıklarından hareketle kaleme alınmıştır ve çevrenin korunması için bilgi sağlamanın yanında bilinç oluşturmak da umulmaktadır.
Bu amaçla bu kitapta; çevre ile ilgili temel kavramlar, değişkenler, eğitim türü ve basamaklarına göre çevre eğitimi, ders kitaplarında çevre eğitimi ilk konulardır. Ayrıca kitapta; çevre ile ilgili yasal temellere, çeşitli konu ve sorunlara, ulusal ve uluslararası kuruluşlara, çeşitli proje ve etkinliklere, özel/önemli günlere ve çevre konusunda yapılan makale ve lisansüstü tez özetlerinden örneklere yer verilmiştir.
Mevlüt TÜRK Yeşil pazarlama uygulamalarında, “ürünlerin çevreci özelliklerini abartarak pazarlamak” yerine (yeşil boyama), çevreci bir anlayışın bütünüyle benimsenerek uygulanması; tüketicilerde çevre bilincini geliştirici çabalara önem verilmesi; orta ve uzun vadede yeşil ürün talebinin büyümesine katkı sağlayacak ve firmalar da bundan yarar sağlayacaklardır. Diğer taraftan, toplumda bu şekilde çevre bilincinin gelişmesiyle, toplum hem kamunun hem de özel sektörün uygulamalarının denetçisi olacaktır. Yani örgütlü ve tepkili bir toplum olma yolunda daha hızlı mesafe alınması mümkün olacaktır. Yasaların uygulanması, kamu görevlilerinin ve denetçilerinin tutumuna ve insafına bırakılmamış olacak, sorunu içselleştiren bireyler ve toplum bu konudaki tepkilerini hemen ortaya koyacaktır. Çevreyi koruma ve geliştirme düşüncesi bir hayat tarzı haline gelecek ve tüketicilerin çevreyi kirletici davranışları da azalacaktır. Öte yandan, kirletenler karşılarında, yasalardan ve kamu görevlilerinden önce toplumu göreceklerdir. Ayrıca, “kirleten öder” kuralı çerçevesinde yapılan bazı pervasızlıkların da önüne geçilebilecektir. Tüketicinin satın alma davranışı ve oy kullanma hakkı sebebiyle, genel ve yerel yönetimlere ve firmalara karşı kullanabileceği çok önemli bir yaptırım gücü vardır. Bu gücün farkına varan herkes, onun çevresini kirletmemeye özen gösterecektir.
Bu çalışmada; çevrenin korunması ve geliştirilmesinde, sadece yasal düzenlemelerin ve kamu gücüne dayalı bir koruma anlayışının yeterli olmadığının; bunların yanı sıra toplumda çevre bilincinin geliştirilmesinin ve bu bağlamda da işletmelerin çevreye karşı sosyal sorumluluk bilinci ile hareket etmelerinin; ayrıca, pazarlama faaliyet ve uygulamalarında çevreci pazarlama anlayışı yoluyla, tüketicilerde çevre bilincinin gelişmesine katkı sağlamalarının önemi ve gerekliliği vurgulanmıştır.
Sultanberk Halmatov-Medera Halmatov Son zamanlarda çocuklara yönelik işlenen suçlarda artış olduğu bir gerçektir. Kazaya veya ihmale bağlı çocuk ölümleri hakkında medyada sık sık haberler yer almaktadır. Bu haberler incelendiğinde birçoğunun önlenebilir olduğu görülmektedir. Bugün çocuklar daha önce hiçbir zaman maruz kalmadıkları kadar tehlikelerle karşı karşıya kalmaktadırlar.
Çocuklar, güvenlik bakımından yetişkinlere göre her anlamda daha savunmasız durumdadırlar. Bu nedenle, çocukların güvenliğinin sağlanması için çocuklara bu konuda eğitim verilmesi önemlidir. Çocukların küçük yaşlarda bazı tehlikelere karşı bilinçlendirilmesinin ve olası tehlikelerden uzak durma becerilerinin kazandırılmasının birçok çocuk ölümünün önüne geçmeye yardımcı olacağı düşünülmektedir.
Kitapta velilere ve öğretmenlere yönelik önemli bilgiler bulunmaktadır. Ayrıca 6-11 yaş çocukların gelişim özelliklerine göre geliştirilmiş ders programları mevcuttur. Programın nihai amacı;
çocuğu olası tehlikeler konusunda bilinçlendirmek,
tehlikeleri önceden tahmin edebilmeyi,
tehlikelerden uzaklaşmayı,
tehlike anında uygun davranışları sergileyebilmeyi öğretmektir.
Seyithan Altaş Öğrenim çağımızın her döneminde genel bir tarih dersi olarak gördüğünüz “Atatürk İlkeleri ve Devrim Tarihi” dersi Türk devrimini hazırlayan gelişmelerden oluşmaktadır. Ancak bu genel bir tarih anlayışı dışında daha da geniş bir mana ifade etmektedir. Çünkü Türk devrimi, emperyalizme ve onun içerideki işbirlikçilerine karşı verilmiş bir mücadele olduğu kadar bir çağdaşlaşma hareketidir. Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde gerçekleştirilen bu hareket Doğu halkları arasında olduğu kadar Batıda da en geniş yankıları ve övgüleri almıştır. Bağımsızlık savaşının kazanılmasıyla Türk devrimini tamamlayan çağdaşlaşma hareketleri ile de bir toplumun kaderi feodal bir yapıdan ileri, çağdaş bir yapıya doğru geliştirilmiştir.
“Atatürk İlkeleri ve Devrim Tarihi” dersinin amacı, geleceğimizin güvencesi olan gençlerimizin her bakımdan gelişmelerini sağlamak, Türk çağdaşlaşma devriminin çeşitli aşamalarını dün, bugün ve yarın anlayışı içinde kavramak, daha da ileriye götürmelerini sağlamak olacaktır. Geçmişte yaşananların geleceğe sağlam bir temel olacağı bilincine bu dersle ulaşacağız. Umarım bu kitabın bu bilince ve sağlam bir düşünce yapısına sahip olmak bakımından Türk gençlerine katkısı olur.
Seyithan Altaş Öğrenim çağımızın her döneminde genel bir tarih dersi olarak gördüğünüz “Atatürk İlkeleri ve Devrim Tarihi” dersi Türk devrimini hazırlayan gelişmelerden oluşmaktadır. Ancak bu genel bir tarih anlayışı dışında daha da geniş bir mana ifade etmektedir. Çünkü Türk devrimi, emperyalizme ve onun içerideki işbirlikçilerine karşı verilmiş bir mücadele olduğu kadar bir çağdaşlaşma hareketidir. Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde gerçekleştirilen bu hareket Doğu halkları arasında olduğu kadar Batıda da en geniş yankıları ve övgüleri almıştır. Bağımsızlık savaşının kazanılmasıyla Türk devrimini tamamlayan çağdaşlaşma hareketleri ile de bir toplumun kaderi feodal bir yapıdan ileri, çağdaş bir yapıya doğru geliştirilmiştir.
“Atatürk İlkeleri ve Devrim Tarihi” dersinin amacı, geleceğimizin güvencesi olan gençlerimizin her bakımdan gelişmelerini sağlamak, Türk çağdaşlaşma devriminin çeşitli aşamalarını dün, bugün ve yarın anlayışı içinde kavramak, daha da ileriye götürmelerini sağlamak olacaktır. Geçmişte yaşananların geleceğe sağlam bir temel olacağı bilincine bu dersle ulaşacağız. Umarım bu kitabın bu bilince ve sağlam bir düşünce yapısına sahip olmak bakımından Türk gençlerine katkısı olur.
Bilginer ONAN Alanında ilk olma özelliğini taşıyan bu eser; dil öğretiminin bilimsel alanını belirleyen kavram ve terimleri tespit edip bir araya getirmek amacıyla kaleme alınmıştır. Kitapta, 500’e yakın terim ve kavram alfabetik sıra ile açıklanıp yorumlanmıştır. Yapılan açıklamalarda genel olarak ansiklopedik bir üslûp takip edilmiştir. Birbiriyle ilgili terim ve kavramlar, yapılan açıklamaların sonunda özellikle belirtilmiştir. Kavram ve terimlerin belirlenmesinde ana dil eğitimi, yabancı dil öğretimi, dil bilimi, eğitim-öğretim ilke ve yöntemleri, özel öğretim yöntemleri, öğrenme psikolojisi, iki dillilik, iletişim, metin bilgisi, beyin, bellek, dil hastalıkları, okuma eğitimi, konuşma eğitimi, yazma eğitimi, dinleme eğitimi, ilk okuma yazma öğretimi vb. alanlarda yazılmış kaynaklar taranmış; tespit edilen terimler belirli bir elemeye tâbi tutularak kitaba dâhil edilmiştir. Kavram ve terimlerin seçiminde; akademik çalışmalardaki yaygınlıkları, lisans ve lisans üstü düzeydeki kullanım sıklıkları göz önüne alınmıştır.
Türkçe öğretmenliği, sınıf öğretmenliği, yabancı dil öğretmenliği, özel eğitim ve eğitim bilimleri alanında öğrenim gören öğretmen adayları ve öğretmenler için hazırlanan bu kitap, filoloji bölümlerinden mezun olup dil eğitimi alanında lisans üstü eğitim görmek isteyen adaylara ve özellikle de bu alanda çalışma yapan değerli akademisyenlere yararlı olacaktır.
Diane Larsen Freeman, Marti Anderson İnsanlar, toplumlar ve ülkeler arasında ticaret, ekonomi, siyaset, askerlik, bilim, çalışma, kültür, haberleşme ve benzeri alanlarda her türlü ilişkinin kurulup yürütülebilmesi, anadilini kusursuz kullanma yanında uluslararası ortak dillerin öğrenilmesini de kaçınılmaz kılmaktadır. Bu durum, dil öğretiminin önemini vurgulayan açık bir göstergedir. Düşünen, araştıran ve sorgulayan her münevver, anadili yanında en az bir yabancı dil bilme ve onu etkili kullanma ihtiyacındadır.
Dil öğretimi doğru düşünme, doğru konuşma ve yazmaya yardımcı bir öğrenme alanı-dır. Bu alan, öğrenenlerin dilin imkânlarından yararlanarak muhataplarını tam ve doğru anlamaları yanında kendilerini etkili ve güzel bir şekilde anlatma becerilerini geliştirir. Çevirisi yapılan bu eserin bu amaca hizmet edeceğinde şüphe yoktur.
Abdulkerim KARADENİZ, Abdurrahman GÜZEL, Aliye USLU ÜSTTEN, Ayşe Derya ESKİMEN, Ayşe YÜCEL ÇETİN, Halide Gamze İNCE YAKAR, Halil ÇELTİK, Hilmi DEMİRAL, İsmet ÇETİN, Musa ÇİFCİ, Mustafa TÜRKYILMAZ, Remzi CAN, Salim PİLAV, Yasemin UZUN TULGAR Yaratılan ve yaşanılan kültürel alanın ifade aracı olan dil, aynı zamanda kâinatın algılanması, yorumlanması ve şekillenmesi anlamlarına da gelir. Hayatı anlamlandıran dil, yaşanılanlardan aldığı unsurları kurmaca bir dünyaya taşır. Bu kurmaca dünyada hayattan kopuk olmayan bir âlem yaratılır ve bu âlemi ifade eden eserler ortaya çıkar. Bunlar kimi zaman şiir, kimi zaman hikâye biçiminde görülür. Bu da dilin anlaşma vasıtası olmasının yanında eser yaratmada bir araç olduğu anlamlarını taşır. Milletlerin ses ve söz dünyası olan dil ve dil ile yaratılan eserler, milletlerin varlığının teminatı olduğu gibi, tarihî bilgi ve tecrübelerinin de ifadesidir.
Kitap, dil ve edebiyat öğretiminde kullanılan veya kullanılması gerekli olan metot ve teknikleri içermektedir. Türkiye'de sık kullanılan yöntem ve tekniklerin yanı sıra Batı dünyasında kullanılan yöntem, yaklaşım ve teknikler de bu çalışmada yer almaktadır. Türkçe ve Türk edebiyatı öğretiminin tarihî akışı, günümüzdeki durumu; dil ve edebiyat öğretimiyle ilgili yaklaşımlar, uygulamalı konu anlatımı, planlama, ölçme ve değerlendirmeyle ilgili bilgilere yer verilmiştir.
İsmet Çetin Yaratılan ve yaşanılan kültürel alanın ifade aracı olan dil, aynı zamanda kâinatın algılanması, yorumlanması ve şekillenmesi anlamlarına da gelir. Hayatı anlamlandıran dil, yaşanılanlardan aldığı unsurları kurmaca bir dünyaya taşır. Bu kurmaca dünyada hayattan kopuk olmayan bir âlem yaratılır ve bu âlemi ifade eden eserler ortaya çıkar. Bunlar kimi zaman şiir, kimi zaman hikâye biçiminde görülür. Bu da dilin anlaşma vasıtası olmasının yanında eser yaratmada bir araç olduğu anlamlarını taşır. Milletlerin ses ve söz dünyası olan dil ve dil ile yaratılan eserler, milletlerin varlığının teminatı olduğu gibi, tarihî bilgi ve tecrübelerinin de ifadesidir. Kitap, dil ve edebiyat öğretiminde kullanılan veya kullanılması gerekli olan metot ve teknikleri içermektedir. Türkiye'de sık kullanılan yöntem ve tekniklerin yanı sıra Batı dünyasında kullanılan yöntem, yaklaşım ve teknikler de bu çalışmada yer almaktadır. Türkçe ve Türk edebiyatı öğretiminin tarihî akışı, günümüzdeki durumu; dil ve edebiyat öğretimiyle ilgili yaklaşımlar, uygulanan program ve hedeflenen davranışlar, bilginin davranışa dönüşmesi için öğrencinin elde etmesi gereken kazanımlar, kitapta toplu olarak yer almaktadır.
Şükrü ÜNALAN Türkçe dünyada en çok konuşulan dillerden biridir. Dünyada Türkçe konuşan insanlar yaklaşık 11 milyon kilometre karelik bir alana yayılmıştır. Doğuda Moğolistan ve Çin, batıda Sırbistan, kuzeyde Sibirya ve Kazan, güneyde Bağdat'a kadar geniş bir coğrafyada Türkçe konuşulmaktadır. Bu coğrafya içerisinde, yedi tanesi Türk devleti olan 23 ayrı devlet vardır. Günümüzde yaklaşık 300 milyon insan Türkçe ve onun lehçeleri, ağızlarıyla konuşmaktadır.
Türk yazı dilinin en önemli ve ilk örneklerinden olan Orhun Abideleri, MS 720-735 yılları arasında dikilmiştir. Orhun Abideleri okunduğunda Türkçenin ulaştığı seviye yüksekliği ve zenginliği karşısında bütün Avrupa hayretler içinde kalmıştır. 8. yüzyıla kadar Avrupa'da hâkim dil olan Latince, dünya düşünce tarihinde egemen tek dil olarak kabul ediliyordu. Latince dışında son derece etkin, zengin ve edebi bir Türk dilinin mevcudiyeti, düşünce ve kültür tarihi uzmanlarını da şaşırtmıştır. Fransızcanın en eski yazılı belgesinin
15. yüzyıla, Almancanın 14. yüzyıl, Rusçanın ise 13. yüzyıla ait olduğu göz önüne alınırsa, Türk dilinin köklü geçmişi çarpıcı bir biçimde ortaya çıkmaktadır.
“Öldükten sonra da yaşamak istiyorsanız geride ölmez bir eser bırakınız.” sözünün mucibince, milletimizin genç beyinlerinin millî kimlik ve benlikten uzaklaşmamasını temin için büyük gayret gösteren yazar, bu gayretlerini ebedîleştirmek için kaleme sarılmış ve yıllardır birçok üniversitede okutulan bir eser ortaya çıkarmıştır. Yazar bu eseri ile küreselleşme adı altında dil ve kültürü yozlaştırma ve böylece millî devletleri daha kolay sömürülebilir hâle getirme oyunlarına dikkat çekmiştir. Sadece eğitim çağındaki gençlerin değil her yaştan okurun ilgisini çeken bu eser “bâki kalan bu kubbede hoş bir seda” misali millî bilince sahip Türk insanının yüreğinde yankı bulacaktır.
Eserin yeni basımının yapılmasında teşviki olan başta üniversite öğrencilerimiz olmak üzere, meslektaşlarımıza ve rahmetli yazarın eşine ve çocuklarına şükran ve minnet duygularımızı ifade etmek istiyoruz. Özellikle de yazarın ruhunun şad olması duasıyla bütün okuyucularımıza selam ve hürmetlerimizi bildiririz.
Sedat Maden Ana dili kullanımı, bireyin toplum içinde yer edinmesi, sağlıklı iletişim kurup kendini geliştirebilmesi ve toplumun gelişimi için itici bir güç olarak yetişmesi bakımından önemlidir. Bu bağlamda dil eğitiminde; kendini yazılı ve sözlü olarak ifade edebilen, beden dilini etkili kullanabilen, yaratıcı, problem çözebilen, eleştiren, anlamlı öğrenen, neden-sonuç bağlantısı kurabilen, kendine güvenerek hareket eden ve katılımcı bireyler yetiştiren yöntemler kullanılmalıdır. İlgili çalışmalar incelendiğinde, ana dili kullanımı için gerekli olan bu becerileri sağlamada etkin bir yöntem olan dramanın temel dil becerilerinin ve dil bilgisi kurallarının öğretiminde kullanılmasının alan için katkı sağlayacağı görülmektedir.
Drama sürecinde birey, günlük hayatın hemen her anında ne şekilde iletişime geçebileceğini, örnek olay ve durumlarda yaşar ve öğrenir. Bu nedenle drama, bir iletişim sanatı olarak da değerlendirilmektedir.
Belirli araç-gereç, ortam ve bir metne bağlı kalınmaması ve yaşamdan kesitler içinde sunumların yapılması dramanın kalıcı ve tam öğrenmede, ayrıca beceri ve alışkanlıkların geliştirilmesinde etkili olmasını sağlamaktadır. Tüm bu gerekçeler dramanın dil öğretimi sürecinde etkili olacağını ve özel olarak da Türkçenin öğretiminde fayda sağlayabilecek bir yöntem olduğunu göstermektedir.
Peter Haugen Dünya tarihinde kişisel rehberiniz şimdi güncellendi!
Dünya tarihine dair daha fazla bilginiz olmasını mı istiyorsunuz, bu özlü rehber dünyayı bugünkü haline getiren tüm önemli oyuncuları ve olayları ayrıntılarıyla açık bir biçimde izah ediyor. İnsanlık tarihinin bütününü ele alan bu kapsamlı kaynak, yirmi birinci yüzyıldaki dünyanın nasıl vücuda geldiği hususunda size bir fikir vererek, dinden bilime, oradan sanata ve savaşa kadar her alandaki önemli gelişmelere ışık tutuyor.
Geçmişle bağlantı kurmaya başlayın Neandertaller ile karşılaşır, Homer’e yönelir, Atlantis’i yükseltir ve Firavunları mumyayla korurken çağlara ad verin.
Sayılarla güç kazanın eski medeniyetlerden bugünün küresel topluluğuna kadar gelen büyümenin izlerini sürün ve toplumları başarıya veya başarısızlığa götüren faktörleri keşfedin.
Düşüncenin etkisini keşfedin dinin çıkışı, felsefenin kökleri, bilimin gelişimi ve hislerimiz ve inançlarımızın bizi nasıl sürekli olarak yeniden tanımladığını anlamaya çalışın.

Savaşın küresel sonuçlarını anlayın Grekler ve Romalılar ile ata binerek, süvarilerle birlikte silahlanarak, hendek kazarak, insanların modern savaşlar başlatmada tuttukları yolları izleyin.
Önderler ve düzeni sarsanlarla; büyük liderler, cesur devrimciler, acımasız titanlar ve adı duyulmamış kahramanlarla tanışın.
Yirmi birinci yüzyılın önemli olaylarını; 11 Eylül ile Afganistan ve Irak savaşları, iklim değişikliği, Katrina Kasırgası ve Çin, Hindistan ve Brezilya’nın ekonomik yükselişini inceleyin.
Kitabı açın ve
• Tarihin detaylı bir değerlendirmesini
• Dünya dinlerinin gelişimini
• İncil’den Haklar Bildirisi’ne kadar başlıca tarihi belgelerin değerlendirmesini
• Yazının ve resmin icadını
• Dünyayı kökten değiştiren bilimsel gelişmeleri
• Dünyayı değiştiren insanların ve dünyanın değiştirdiği insanların özlü biyografilerini
• Dünya geçmişindeki unutulmaz on tarihi inceleyin.
Mehrali Calp Edebiyat Bilgi ve Kuramları I adını taşıyan bu eserde, edebiyat ve sanatın tanımı, işlevleri; edebi eser, edebiyat akımları, poetikalar ve bazı eleştiri okulları ele alınmıştır. Edebi akımlar kronolojik bir sıra içinde tanıtılmaya çalışılmış; edebiyat ve şiir sanatı ile ilgili farklı görüşler incelenmiştir. Bunlar arasında yer alan edebi eserlerin nitelikleri, şiir sanatı, edebiyat kuramına ait hususlar üzerinde durulmuştur.
Üzerinde durulan konulardan biri de edebiyat tarihidir. Her toplumun bir tarihi olduğu gibi bir de edebiyat tarihi vardır. Edebiyat tarihi, bir toplumun edebi eserlerde yaşayan tarihidir. Bu tarih, yüzyıllar boyunca o toplumun içinden çıkmış sanatkârların ayna tuttuğu maşeri vicdanın bir yansımasıdır. İnsanın duygu, düşünce ve hayallerine, ümit ve heyecanlarına ayna tutan edebi eserler, ortaya çıktıkları toplum dokusunu da yansıtırlar.
Bu kitapta, XII kısımdan itibaren bir dizi eleştiri “okulu” tanımlanmaktadır. Edebiyat kuramları kapsamında yansıtmacılık, anlatımcılık, Rus Biçimciliği, yeni eleştiri, yapısalcılık, yapı sökücülüğü, feminizm, psikanaliz, Marksizm ve yeni tarihçilik gibi kuramlar ele alınmıştır. Bu kuramsal akımların pek çok ortak noktası bulunmasına karşılık birbirlerine alternatif oluşturan kuramlar da var.
Edebî eserlerin üstün kılan özelliklerini kavrayabilmek, değerlerini anlayabilmek üretildikleri dönem hakkında bilgilenmekle olur. Edebiyat kuramı, edebi eserleri analiz etmek için izlenen sistemli bir yol olarak tanımlanabilir.
“Kuram nedir? Kuram bir tahmin ya da varsayım mıdır? Bir düşünüşün kuram olarak kabul edilmesi için o düşüncenin herkesçe kavranacak ölçüde anlaşılır olması mı, olmaması mı gerekir? Kuram belirli bir karmaşıklık içerisinde olmalı mıdır? Farklı düşünüş ve alternatif düşüncelerin araştırılması olarak kuram, edebiyat incelemelerinin varsayımlarını sorgulamalı mıdır?”; Yazan, okuyan varlık kimdir? Metinler hangi etki ve şartlar altında üretilmişlerdir?” gibi sorulara bu kitapta cevap aranmaktadır.
Ömer SOLAK Vicdanlı bir öğretmen, sürekli yeni şeyler öğrenir, onları kendi bilgi dağarcığının bir parçası hâline getirir, bilgilerini yenileriyle güncel ve taze tutar, metotlarını sürekli yeniler ve sınıfına bu yeni bilgiler ve yeni öğretme metotları ile gider. Hiçbir zaman mevcut bilgileriyle yetinmez, eski bilgilerle sınırlamaz kendini, daima yeni şeylerin susuzluğunu çeker.
Türkiye'de edebi metin çözümleme yöntemleri, pek çok üniversitede lisans ve lisansüstü düzeyde ders olarak okutulmasına rağmen, konuyu kapsayıcı bir bakışla ele alan oldukça az sayıda kaynak vardır. Elinizdeki kitabın farklı bölümlerinde edebiyat biliminin farklı çalışma alanları gruplandırılarak tanıtılmıştır. Bu tanıtımda daha çok alanın metodolojik cephesine hâkim olan yaklaşımlara odaklanılmıştır. Bu bölümler okura çok yönlü bir perspektif kazandırmak amacıyla, kendi konusunu farklı tartışmalar ve bakış açıları ışığında ele almaya çalışmıştır.
Ayşen BAKİOĞLU, Münevver ÇETİN, Orhan AKINOĞLU, Nurhayat ÇELEBİ, Seyfi KENAN, Süleyman AVCI, Seval ERDEN, Faruk LEVENT, Meral SERT AĞIR, Esra MOLU, Dilek PEKİNCE Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü öğretim elemanlarının iş birliği ile ortaya çıkan bu kitapta Ülkemizde ve Batıdaki güncel tartışmalar 2014 Türkiye'sinin ulaşmaya gayret ettiği hedefler, geçmişteki gelişmeleri de göz önüne alarak verilmeye çalışılmıştır. Kitap, bölümlerin konuları ve tasarımı olarak aynı başlığı taşıyan diğer çalışmalardan farklı olarak, araştırma ve güncel yerli, yabancı kaynaklardan yararlanılarak, geleceğin öğretmenlerine araştırmacı ve lider öğretmen olma misyonu vermek üzere tasarlanmıştır. Öğretmen adaylarına araştırmacılığın, ampirik çalışmanın doğruyu ve faydalıyı bulmakta en önemli nitelik olduğu, mesleğe başladıklarında eğitimdeki sorunların dışarıdan çözülmesini beklemek yerine, sınıflarındaki sorunlara buldukları çözümlere yönelik olarak kendilerinin aktif bir bilgi üreticisi konumuna gelmeleri için katkıda bulunulmaktadır. Kitapta öğretmen adayının öğretmenlik deneyiminde uygulamada yararlı olabilecek bilgiler de belirginleştirilerek verilmektedir. Ayrıca öğretmen adayının dikkatini uyanık tutmak için ve öğrenmeyi hatırlamaktan ibaret kalmayacak ve tartışma düzeyine getirecek bazı sorular sorulmuş, bölüm sonlarında çoktan seçmeli veya açık uçlu sorular yerleştirilmiştir.
Eğitim Bilimleri alanının çeşitli disiplinler ile etkileştiği çerçeveler ve farklı zamanlarda ve coğrafyalarda eğitime yüklenen anlamlar, kullanılan teknikler ve bu süreçlerin yansımaları, Türk Eğitim Düşüncesi ve Deneyimi’nin tarihi ve fikri anlamda önemli temelleri, günümüzde Türk Milli Eğitimi’nin amaçları, temel ilkeleri, Türk Eğitim Sistemi’nin teşkilat yapısı hakkında genel bilgiler, öğretmenlik mesleği ile ilgili uygulanan politikalar, mesleğin standartları, yeterlik alanları, hizmet öncesi ve hizmet içi öğretmen eğitimleri, öğretmenlerin görev ve sorumlulukları incelenmektedir. Psikolojinin davranış, öğrenme ve başarı boyutları için geliştirilen yaklaşımlar, yapılandırmacı yaklaşım; üstbiliş, öğrenme stratejileri, stilleri ve farklı zekâ kuramları sınıf içi etkileşimlerden makro sosyolojik etmenlere kadar değişebilen unsurlar, eğitim uygulamalarını ve politikalarını anlamak için çerçeve sağlayan sosyal üretim, dil, kültürel sermaye gibi kapsamlı unsurlar ile desteklenerek sunulmaktadır. Kitapta ayrıca, öğretmenlerin farklı özellikleri olan öğrencileri tanımaları ve uygulamalarını şekillendirmeleri, eğitim programlarının temel öğeleri, özellikleri, yararları, türleri ve çağdaş bir eğitim programı geliştirme süreçlerine yer verilerek, öğretmen adaylarının mesleğin temelini oluşturan Eğitim Bilimleri’nin ana kavramlarını öğrenmeye çalışmalarına yardımcı olunmaktadır.
İrfan Çağlar - Sabiha Kılıç İletişim; sosyal evrende ilişkiler sisteminin temel bağlantı köprülerinden birisi ve belki de en önemlisidir. İletişim sayesinde insanlar kendi duygu ve düşüncelerini ifade edebildikleri gibi, öteki konumunda bulunanların da duygu ve düşüncelerini anlayabilmektedirler.
İnsanların ilişki dünyalarındaki ortak bağlantı aracı olan iletişimin etkinleştirilmesi, ortak yaşam alanını daha da anlamlı hâle getirecektir. Bağlantı işlevinin kuvveden fiile dönüşmesine katkı sağlamayı amaçlayan bu çalışma; kavramların tanımlanması, iletişim modellerinin anlaşılması, iletişim sürecinin daha iyi algılanması, iletişimde bilgi teknolojilerinin rolünün kavranması gibi değişik boyutları içermektedir.
İletişimin temel işlevleri; bilgilendirme, denetleme, yönlendirme, bilgi ve becerileri iletme, eğitme, duyguları dile getirme, toplumsal ilişki kurma, sorun çözüp kaygıları azaltma, eğlendirme, uyarma ve gerekli rolleri üstlenme olarak sıralanabilir.
İletişim, kişiler arası duygu ve düşünce alışverişine dayanan kültürel bir süreçtir.
Salim Pilav, Şükrü Ünalan En gelişmiş iletişim aracı olan dil, her türlü kültür faaliyetinin temelini teşkil ettiği gibi medeniyetin de göstergesi olmuştur. Dil, düşüncenin oluşum ve gelişiminde yegâne araçtır. Yine duyguların çeşitlenmesinde ve etkili bir biçimde ifade edilmesinde vazgeçilmez bir unsurdur. Hem ferdî, hem de sosyal anlamda dilin bu derece hayatî bir öneme sahip olması, bütün ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de ana dili eğitiminin okul öncesi eğitim basamağından yükseköğretime kadar uzanmasını gerektirmiştir
Dil, insan şahsiyetinin vitrinidir. Kimi insanlar, içlerinde taşıdıkları değerli bilgileri dile getiremezler. Bunlar, dükkânında bulundurduğu malı vitrinlemesini bilmeyen iş bilmez esnafa benzerler. Kimi insanlar, içlerinde olmayan değerleri, söz söylemedeki ve yazı yazmadaki ustalıklarıyla varmış gibi dillerinde ve kalemlerinde taşırlar. Bunlar, dükkânda olmayan malı, müşteri çekmek maksadıyla vitrine koyan sahtekâr esnafa benzerler. Kimileri de, içlerinde taşıdıkları değerleri yerinde, zamanında ve uygun kişilere karşı sözlü veya yazılı olarak ifade etmesini iyi bilirler. Bunlar da işini bilen ve aynı zamanda dürüst bir esnaf gibidirler. Bunlar, olduğu gibi görünen, göründüğü gibi olan ve olmasını arzu ettiği doğrultuda kendilerini geliştiren kişilerdir. Bu çalışmanın maksadı, siz değerli okuyucuyu üçüncü grup insan seviyesine yükseltmektir. Yani sizin okuyarak, dinleyerek, izleyerek edindiğiniz bilgi ve birikimleri yazılı ve sözlü olarak muhataplarınıza etkili bir biçimde anlatabilmenizi sağlamaktır. Bu çalışma, sizin kendinizi doğru ifade etmenize bir katkısı olduğu zaman amacına ulaşmış olacaktır.
Kitap iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Yazılı Anlatımla ilgili kavramsal bilgilerin yanında uygulamaya yönelik örnekler yer almaktadır. Yazılı Anlatımda konu, plan, bakış açısı, yazıya başlama teknikleri, anlatımda kelime, cümle ve paragraf, yazılı anlatım türleri, anlatım bozuklukları, yazım kuralları ve noktalama işaretleri gibi konulardan oluşmaktadır. Kitabın ikinci bölümü Sözlü Anlatıma ayrılmıştır. Bu bölümde konuşma ve güzel konuşmaya yardımcı teknikler, sesin nitelikleri, söyleyiş ve boğumlanma kusurları, solunum ve ses şiddeti alıştırmaları, sözün ezgisi, sözlü anlatımda üslup, konuşma dilinin özellikleri, konuşmada kullanılacak söz sanatları, konuşma yanlışları, önemli günler için konuşma hazırlama, şiir okuma teknikleri, sözlü anlatım türleri, diksiyon ve önemi, gibi konular yer almaktadır.
İsmet Akova İnsanın bütün ihtiyaçlarının karşılanmasında ve onun daha yüksek bir yaşam düzeyine ulaştırılmasında enerji, kendisine en çok gereksinme duyulan madde özelliğini taşımaktadır. Ekonomik açıdan bakıldığında enerjinin, tüm üretim sistemlerinin işleyişinde temel girdi olarak değerlendirildiği görülmektedir. Bu önemi nedeniyle enerji, tarih boyunca insanın bütün ekonomik faaliyetlerinde çeşitli kaynaklardan sağlanarak kullanılmış, bilinçli veya tesadüfi olarak elde edilmiş olmasına bakılmaksızın, insanlık tarihinin her döneminde enerji kaynakları dikkatleri daima üzerinde toplamıştır.
İnsanoğlu kendisi için gerekli olan enerjiyi, farklı zamanlarda, değişik kaynaklardan sağlama olanağını daima bulmuş ve bilinen yaşam süresi içinde, enerji yetmezliği gibi herhangi bir sorunla karşılaşmadan, faaliyetlerini sürdürmede birçok farklı kaynakdan yararlanmıştır. Kömür, petrol ve doğalgaz gibi kaynaklar ihtiyaç duyulan enerjinin temin edilmesinde ağırlıklı olarak kullanılmakta ve bu maddelerden yararlanma, rezervleri tükenene kadar devam edecek gibi görünmesine rağmen, insanlığın artan enerji talebinin karşılanabilmesi için de alternative enerji kaynakları arayışı devam etmektedir. İçinde yaşadığımız çağdaki çalışmalar, her maddenin bünyesinde potansiyel olarak bulunan enerjinin irdelenmesine yönelik olmayıp, günün teknolojik ve ekonomik şartlarına uygun olarak, çeşitli maddelerden nasıl elde edilebileceği noktasında yoğunluk kazanmaktadır.
Günümüzde enerjinin taşıdığı büyük önem nedeniyle, enerji kaynaklarına sahip olmak, sahip olmak mümkün değilse bile, enerji üreten ülkeler ile enerji tüketen ülkeler arasında gerçekleşen uluslararası ticaretinde söz sahibi olabilmek için, açık veya gizli bir mücadele içine girilmesi; enerji savaşlarının yaşanmış olması, anlaşmalar veya anlaşmazlıkların ortaya çıkmış olması enerjinin önemini açıkça ortaya koymaktadır.
Gelişmiş ülkelerin gelişmişlik düzeylerini koruyabilmeleri, gelişmekte olan ülkelerin ise gelişme isteklerinde başarılı olabilmeleri, enerjiye olan taleplerinin karşılanmasıyla mümkün olacağının düşünülmesi, günümüzde olduğu gibi gelecekte de onun aranan bir madde olmasını sağlamaya devam edecektir.
Ellen McGinnis, Research Press Sosyal beceriler; bir bireyin olumlu tepkileri meydana çıkarıp, olumsuz tepkilerden kaçınmasına yardımcı olacak şekilde diğerleriyle etkileşimini mümkün kılan, sosyal açıdan kabul gören davranışlar olarak tanımlanabilir. Engelli öğrenciler sıklıkla yetersiz sosyal beceriye sahip olarak tanımlanırlar ve normal gelişen yaşıtlarına nazaran genellikle daha az kabul görürler. Yapılan çalışmalar; sosyal yeterlilik ve akademik başarı arasında önemli bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Çocukluk döneminde, akran gruplarında gözlenen sosyal uyumun, yetişkinlikte gösterilen uyumun, hatta yetişkinlikteki ruh sağlığının ve duygusal problemlerin yordayıcısı olduğu ifade edilmektedir. Engelli öğrencilerin yapılan öğretimler sonucunda kazandıkları sosyal beceriler, sadece çevresindeki kişilerle olan ilişkilerini değil, okula uyum becerilerini ve akranları tarafından kabul edilmesini de olumlu yönde etkileyecektir. Aynı zamanda öğrencilikten yetişkinliğe geçerken, işe girmesini, toplumun bir üyesi olmasını kolaylaştıracak ve hayatlarının ileriki dönemlerindeki zorlukların da üstesinden gelmesine yardım edecektir.
Eğitimcilerin ve ailelerin sosyal beceri programının ögelerinde uyarlamalara giderek çocuklara kazandırmaları mümkün olacaktır. Erken Çocukluk Döneminde Sosyal Beceri Öğretim Programı, iki bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm'de sosyal beceri ile ilgili temel bilgiler; İkinci Bölüm'de ise uygulama ve değerlendirme ölçeklerinden oluşmaktadır. Kitap, erken çocuklukta özel gereksinimli çocuklar için uygulamaya yönelik önemli bir yardımcı kaynaktır.
Susan B. Neuman, David K. Dickinson Yapılan çalışmalar, farklı öğrenme deneyimlerine sahip çocukların başarılarını artırmayı hedefleyen uygulamaların ve politikaların artan önemine işaret etmekte, bu uygulamalar arasında erken okuryazarlık becerileri önemli yer tutmaktadır. Bu konuyu farklı boyutları ile ele alan Erken Okuryazarlık Araştırmaları El Kitabı, erken okuryazarlık becerilerinin kazanımına ilişkin çok yönlü bir bakış açısı ortaya koymaktadır. Bu kitapta, alanın önde gelen araştırmacıları tarafından gerçekleştirilmiş olan temel araştırmalara yer verilmiş; erken okuryazarlığın kavramsallaştırılması, erken okuryazarlık gelişiminin ögeleri, ev ortamı ve toplumun etkileri, okullaşmanın etkileri, okul öncesi dönemde erken okuryazarlık, destekleyici öğretim materyalleri ve sınıf uygulamalarının yanı sıra özel eğitim çabaları araştırma bulguları eşliğinde kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır.
Adem İşcan, Ahmet Akçay, Beytullah Karagöz, İsa Yılmaz, Murat Şengül, Sami Baskın, Sezgin Demir Dil, insanoğlunun dünya ile kurduğu en önemli bağdır. Onunla düşüncesini, duygusunu, yaşadıklarını kendisi dışındakilerle paylaşır. Yemeğini ister, aşkını itiraf eder, başından geçenleri dile getirir… Bütün bunları istediği gibi yapabilmesi, ancak gelişmiş anlama ve anlatma becerileriyle mümkündür. Bu yüzden çağdaş eğitim sistemleri, bireylerinin iyi anlayan ve güzel anlatan kimseler olması için özel düzenlemeler yapar. Bu kitap, sözü edilen düzenlemelerden biri olarak kabul edilebilir. Zira, başta lisans seviyesindeki bireylerin, öğretmenlerin, eğitmenlerin yararlanabileceği nitelikte, onların ihtiyaçları göz önünde bulundurularak ve Yükseköğretim Kurumunun ders planlamasına dikkat edilerek hazırlanmıştır. Bu hazırlıkta emek harcayan tüm bilim insanları, kitabı alacak kişilerin sözlü anlatım becerilerinin ve sözlü anlatım türlerine ilişkin bilgilerinin aşama aşama geliştirilmesi için uğraş verdiler. Ancak her eser gibi elbette eksiklikleri bulunmaktadır. Bu yüzden kitabı okuyan, değerlendiren herkesin önerisi; tamamlayıcı bir adım olarak kabul edilecektir.
Adem İşcan, Ahmet Akçay, İsa Yılmaz, Mehmet Tok, Sami Baskın, Bekir Gökçe, Yaşar Şimşek Kişi duygularını, düşüncelerini, yaşadıklarını vb. sözlü veya yazılı anlatım yollarından biriyle dış dünyaya sunar. Bu sunuşun doğru ve tam da istenileni yansıtan bir durum olması, iletişim zincirinin sağlıklı işlemesi açısından önemlidir. Hepimiz için sıradan bir özellik olması gereken doğru konuşma ve kuralına göre yazabilme özelliği, ancak eğitimle mümkündür. Gün geçtikçe dilimize özen göstermeden konuşanların ve yazanların sayısının arttığı bir ortamda bu eğitimin önemi de artmaktadır. Bu öneme binaen, kitap yazılırken YÖK programında bir dönem için belirlenen süre göz önünde bulundurulmuş, her haftaya ayrı bir öğrenme alanı belirlenmiş ve bu alan ayrı bölüm olarak işlenmiştir. Böylelikle ders hocalarına kılavuzluk eden ve öğrencilere aşamalı bir öğrenme sürecini gösteren bir eser ortaya çıkmıştır.
Elinizdeki bu kitap, yazılı anlatım türlerini, yazma yöntemlerini örneklerle ve etkinliklerle tanıtmanın yanında, okurlarının okuma ve yazma zevkini geliştirmeyi amaçlamaktadır. Bu yüzden her bölüm 5E modeli göz önünde bulundurularak, ders öncesi hazırlık sorularından ders sonrası değerlendirme sorularına kadar bir bütün olarak tasarlanmıştır. Ayrıca her bölüm sonunda olası sınavlar için çeşitli sorular eklenerek bölümlerin işlevselliği arttırılmıştır.
Kendi alanında önemli bir boşluğu dolduracağına inandığımız bu kitabın, özellikle eğitim fakülteleri öğrencilerine ve yazılı anlatımla ilgilenen akademisyenlere daha iyi bir yol gösterici olması için her okurun katkısını beklemekteyiz.
Theo Koupelis Ana dalı bilim olmayanlar da göz önünde bulundurularak tasarlanmış olan Evreni Anlama Serüveni, Yedinci Baskı, astronomiye kapsamlı ve anlaşılabilir bir giriş sunmakta, öğrencileri Güneş sisteminden ötesine doğru heyecan verici bir yolculuğa çıkarmaktadır. Yazar, bu hızlı gelişen alandaki son gelişmeleri de dikkate alarak, astronomideki tarihi ve modern teorileri açıklamakta ve bilimin nasıl işlediğini açık bir dille ortaya koymaktadır. Yazarın öğrenci dostu yazım şekli ve temiz açıklamaları, öğrencilere önce Güneş sistemimizi ardından yıldızlar ve uzak galaksileri tanıtmaktadır. Pedagojik açıklamalar öğrencilere kritik düşünme ve temel sebep sonuç ilişkileri kurma konularında da motive etmektedir.


Yedinci Baskıda Yeni ya da Önemli Özellikler

 Her bölüme kritik düşünme ve problem çözme üzerine yeni alıştırmalar konmuştur.
 Anlaşılmayı arttırmak ve daha net olmak için matematiksel kısımlara örnek hesaplamalar konmuştur.
 Astronomideki son gelişmeler dikkate alınarak tüm kitapta yeni kısımlar eklenmiş var olan bazı kısımlar genişletilmiştir.


Öğrenci kaynakları

Starlinks isimli bir web sitesi http://physicalscience.jbpub.com/starlinks/7e konular ile ilgili, çalışma testleri, keşif linkleri, anime edilmiş kartlar, online terimler sözlüğü, bölümlerin ana konu başlıkları, astronomi olaylar takvimi ve takımyıldızlar rehberi gibi bölümler içermektedir. Bu web sitesi ayrıca Türkçeye çevirilmemiş olsa da konuyla ilgilenenler için önemli bir kaynak sunmaktadır.

Öğretim Görevlisi Kaynakları (Türkçeye Çevirilmemiştir)

 PowerPoint Ders Slide'ları
 PowerPoint Görüntü Bankası
 Test Bankası
 Öğretim Görevlisinin kılavuzu
 Animasyonlar ve daha fazlası
Coşkun Ak

Muhibbi mahlasıyla 3000 civarında şiiryazan Kanuni Sultan Süleyman’ın Farsça kaleme aldığı -bu kitaptaki- şiirleri, onun bu alandaki becerisini de ortaya koymaktadır. Seçimlik Farsça dersleri için bir kaynak niteliğinde düşünülen kitapçıkta, şairin gazelleri, dörtlükleri ve beyitleri alfabetik olarak sıralanmış, Türkçe çevirileri ile birlikte eski harfli yazılışlarına da yer verilmiştir. Eserin öğrenci ve meraklılarına faydalı olacağı düşünülmektedir.

Adem İşcan Küreselleşen dünyada bütün milletler kendi dillerini yayma veya kendilerinden olmayanı tanıma, onu öğrenme yarışına girdiler. Bu yarışta öğrenme/öğretme etkinliklerini çeşitlendirebilen ve teknolojinin nimetlerini olumlu olarak kullanabilenler bir adım öne geçmektedir. Bu yarış içerisinde Türkiye son çeyrek asırda önemli bir oyuncu hâline geldi. Türkçenin yabancılara öğretimi, yurt içinde hem de yurt dışında yaygınlaştı. Aynı zamanda alanda yapılan yayınlarda da benzer biçimde bir artış söz konusudur.
İşitsel ve görsel araçların yabancı dil öğretiminde etkin olarak kullanıldığı ve dil öğrenicilerine bütün temel dil becerilerinin geliştirilmesinde son derece faydalı olduğu bilinen bir gerçektir. Bu işitsel ve görsel araçların içinde filmler, dil öğretiminde kullanılan yardımcı araçların başında gelmektedir. Bu araçlar, öğrencilerin temel dil becerilerini geliştirmenin yanında Türkçenin kültürünü ve söz varlığını gösteren, öğreten bir yapıya sahiptir. Elinizdeki bu çalışma, konuyla ilgili hazırlanmış ilk kitap olma özelliğini taşıdığından elbette pek çok kusura sahiptir. Ancak konuya ilişkin kuramsal bilgileri, derslerde kullanılabilecek Türk filmlerini ve Türkçe öğretimi derslerinde filmlerle birlikte kullanabilecek etkinlikler içerdiği için yabancılara Türkçe öğreten öğretmenlerin ve Türkçeyi yabancı bir dil olarak öğrenenlerin öğretme/öğrenme süreçlerini kolaylaştıracaktır. Alanda çalışan ve Türkçeyi yabancı bir dil olarak öğrenen bireylerin fikirleri ise bu çalışmanın geliştirilmesine önemli katkı sağlayacaktır.
H. Pelin KARASU, Ümit GİRGİN, Yıldız UZUNER Okuma, yazar ve okuyucu arasındaki amaçlı ve dikkatli bir etkileşimi gerektiren aktif bir süreçtir. Bu nedenle öğrencilerin okuma becerilerini değerlendirmeye yönelik yapılan girişimlerin sadece bilgi toplamak değil, süreci incelemek amacına da hizmet etmesi gerekmektedir. Öğrencinin sözcük tanıma ve okuduğunu anlama düzeyi ile kullandığı stratejilere ilişkin bilgiye ulaşılmasına olanak sağlayan Formel Olmayan Okuma Envanteri, okumayı değerlendirmede birebir gözlem yapılabilmesine, yanıtların incelenmesine ve verilerin doğal ortamında toplanabilmesine hizmet eder. Öğrencilerin bağlam içindeki sözcükleri tanırken kullandıkları stratejileri, okuduğunu anlatma, sorulara cevap verme ve boşluk doldurma yoluyla kullandıkları anlama stratejilerini ve bu stratejilerin birbiriyle ilişkisini değerlendirmek, öğretimi destekleyecek etkinliklerin belirlenmesine, uygulamada öğretilecek ve pekiştirilecek stratejilere karar verilmesine olanak sağlamaktadır.
Sedat Maden Türkçe, dünyaya yayılımı göz önünde bulundurulduğunda milyonlarca insan tarafından ana dili ve yabancı dil olarak kullanılan, beş bin yılı aşkın tarihi boyunca yüz binlerce kıymetli esere hayat veren, zengin Türk kültürünün kuşaklar arasında taşınmasına öncülük eden, geçirdiği tüm sıkıntılara rağmen güçlenerek varlığını sürdüren, dünyanın en eski ve köklü dillerinden biridir. Bu özellikleriyle dünya dilleri arasındaki konumunu ve değerini gün geçtikçe hissettirmekte, kendini dünyaya daha çok kabullendirmektedir.
Geçmişten Günümüze Türkçeye Hizmet Edenler adlı eser, Türkçenin bir dünya dili olarak bugünlere ulaşmasında hizmetleri olan şahsiyetleri, Türkçe üzerine sahip oldukları düşünceleri ve eserlerini belirli bir düzen içerisinde okurlara sunmaktadır.
Türkçe anlayan, anlatan ve aynı zamanda Türkçeye hizmet edenlere faydalı olması temennisiyle…
Aliye Uslu Üstten Bu kitap, gençlerin gelişim özellikleri ile gençlik edebiyatı kavramını bir arada değerlendiren ve bu alandaki boşluğu doldurma amacı taşıyan bir çalışmadır. Aynı zamanda, uzun yıllar çocuk ve yetişkin edebiyatı arasında kalan gençlik edebiyatının varlığına dikkat çekilmesi ve bu alanın geliştirilmesi yolunda bir kaynak niteliği taşımaktadır.

Bu çalışma ile gençlerin bilişsel, sosyal ve psikolojik gelişimlerinin; duygu, düşünce ve hayallerinin gençlik edebiyatı eserlerinin özelliklerini belirlemedeki etkisi bilimsel gelişmeler ışığında ortaya konulmuştur.
Rüştü Ilgar Bu kitapta ülkemiz ve dünya genelindeki benzer eserlerde kullanılan ana temalara sadık kalınmıştır. Eser hazırlanırken çok sayıda ülkede işlenen benzer içerikli Genel Fiziki Coğrafya derslerine uyum gözetilmiştir. Çünkü ECTS Label ve ders içeriklerine bağlı denklik için, Ects kapsamınca 8 bölümden oluşan ve 16 haftaya yayılabilecek en fazla 60 krediden 2 veya 3 kredilik bir derse uyarlanmıştır. Bu eser bir ders kitabı, aynı zamanda başvuru kitabı veya tercih edilmiş bir Genel Fiziki Coğrafya veya Yer Bilimleri kitabına yardımcı kitap olarak hazırlanmıştır. Verilerin güncel olmasına özen gösterilmiştir. Genel Fiziki Coğrafya ve Yer Bilimleri temalı bu eser başta Coğrafya olmak üzere Sosyal Bilgiler, Fen Bilgisi, Biyoloji, Jeoloji, Sınıf Öğretmenliği bölümlerine ders kitabı olarak katkı sunması, ayrıca doçentlik, kamu personeli vb. sınavlara hazırlanma sürecine de bir destek niteliğinde olması hedeflenmiştir. Eserde anlaşılması güç karmaşık konular sadeleştirilmeye çalışılmış gereksiz verbalizmden kaçınılmıştır. Konu bütünlüğüne sadık kalınıp daha kolay bilgiye erişileceği düşüncesiyle, renkli baskı ve çift sütün şeklinde sayfa tasarımına gidilmiştir.
Şuana kadar yayınlanmış çok sayıdaki Fiziki Coğrafyaya ait eseler incelenmeye alınmış “Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu” ile ilgili uluslararası mevzuat kapsamında "Kullanım Koşulları" dahilinde uygulamalara ve içeriklere, bilgilere, telif haklarına tabi çalışmalara, maddi ve fikri mülkiyet haklarına saygılı olacak biçimde alıntı yapılarak bu eser neşredilmiştir.

Akif Akkuş Genel Fiziki Coğrafya isimli bu kitap, üniversitelerimizin Coğrafya bölümlerine, Sosyal Bilgiler ve Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dallarına devam etmekte olan öğrencilerin istifade edeceği kaynak ve yardımcı ders kitabı olarak hazırlanmıştır. Coğrafyanın en temel konuları olan Fiziki Coğrafya, detaya kaçılmadan ele alınmış ve kolay kavramaya yönelik olarak takdim edilmiştir. Kitapta konular; matematik coğrafya, harita bilgisi atmosfer ve iklim, jeomorfoloji, hidroğrafya, toprak coğrafyası ve bitki coğrafyası başlıklı yedi bölüm altında verilmiştir. Çalışma, genel hatlarıyla anlatılan konular, anlamayı kolaylaştırıcı ve artırıcı olacak biçimde kullanılan şekillerin yardımıyla herkesin anlayabileceği bir düzeye çekilmiştir. Çalışmanın ilgili bölümlerde okuyan öğrencilere faydalı olacağı düşünülmektedir.
Lutgens Tarbuck Tasa, Pearson Evren'in başlangıcından günümüze dek geçen zaman dilimi içinde Dünya'mızın geçirmiş olduğu tüm aşamaları, Dünya sistem ve alt sistemlerinin fiziksel ve kimyasal özelliklerini açıklayan Genel Jeoloji Temel Kavramlar kitabı, jeoloji, jeofizik ve maden gibi yerbilimlerinin farklı disiplinlerinin yanı sıra malzeme, inşaat ve çevre gibi bilim dalları için de temel kaynak niteliğindedir. Jeoloji bir doğa bilimi olarak matematik, fizik, kimya ve biyolojinin etkileşiminden doğmuştur. Yer’in bileşimini, yapısını, topolojisini, gelişme süreçlerini ve tarihçesini inceleyen jeologlar, bu temel bilimlerin ilke ve kanunlarını kullanıyorlar. Yerküremiz, aralarında sürekli etkileşim ve iletişim olan jeosfer, hidrosfer, atmosfer ve biyosfer alt sistemlerin bütününden oluşur. Dünya’mızda meydana gelen iç ve dış olaylar bu alt sistemlerin etkileşimi ve sürekli bir döngünün sonucunda meydana gelirler. Sıklıkla çevre ve yaşamsal sorunlara neden olan sel, çığ, deprem, heyelan, volkanik patlamalar gibi olağan doğa olayları okuyucunun konuyu kavraması için görsel ve kolay anlaşılır şekil ve fotoğraflarla ve çok yalın bir dille anlatılıyor.
Bu kitap, Yerküre’yi jeolojinin temel kavramlarına odaklanarak inceliyor ve jeolojinin alt disiplinlerinin ana konularını ilgi çekici örneklerle açıklıyor. Ayrıca, Yeryüzü’nü şekillendiren iç ve dış süreçleri sistem kavramı içinde alarak birçok alt sistemin birbiriyle nasıl bir etkileşim içinde olduğunu gösteriyor. Geçmişte mitlere, dogmalara dayanan jeolojinin günümüzde kinematik bir teori olan Levha Tektoniği'ne uzanan gelişimi sonucunda, sismik ve yanardağ etkinlikleri, dağ oluşum süreçlerinin nedenleri ve Yeryüzü’nde dağılımlarının nasıl açıklandığı jeoloji haritaları, blok diyagramlar ve şekiller ile gösteriliyor. Bu eser, doğayı seven ve yerküremizdeki doğal olayları kavramak ve anlamak isteyenlere eşsiz bir kaynak oluşturacaktır.
Bilim adamlarının bitmek tükenmek bilmeyen çabaları sonucunda sahip olduğumuz mavi gezegeni şekillendiren süreçlerin nasıl ortaya konulduğu kitabın tümünde bir bütün olarak ele alınıyor. Kitap, Yerküre’nin tüm alt sistemlerini, olayların gelişim ve çevresel etkilerini güncel şekil ve fotoğraflarla tamamlayan özgün ve bilimsel nitelikte hazırlanmıştır. Yerbilimleri ile uğraşan, araştıran ve ilgi duyan geniş bir okuyucu kitlesi için eşsiz bir kaynak kitap olarak bu eserin önemli bir eksikliği gidereceği kuşkusuzdur. İçinde yaşadığımız mavi gezegenimizi daha iyi anlamak, korumak ve onunla birlikte uyum içinde yaşamayı öğrenmek için bu temel başvuru kitabı, ilgilenenlerin yararlanmasına sunuluyor.
Cavit Binbaşıoğlu Hayat bilgisi dersi, toplu öğretim adı verilen bir öğretim sisteminin temelinde / merkezinde yer alır. Bu dersin amacı öğrencinin çevresine etkin ve başarılı uyumunu sağlamak, öğrenciye bilgiden çok, eğitimsel davranışlar kazandırmaktır. Hayat Bilgisi Öğretimi, hayat bilgisi dersinin bu amaca ulaşması için eğitimcilere yol gösteriyor. İlköğretimde hayat bilgisi dersinin klasik uygulamalarına alternatif proje planları örnekleyen kitap aktif öğrenmenin çocuk düşüncesine uygunluğunu kanıtlayan bilimsel deliller de sunuyor. Ders için önerdiği öğretim yöntemleriyle aktif öğrenmeye imkân tanıyan sınıf ortamları oluşturmayı kolaylaştırıyor. Hayat bilgisi dersi öğrencilerine bir misyon sunan kitap hayat bilgisi dersinin öğretimi için öğrenci, okul, çevre üçgeninde tüm unsurların kullanımı kolaylaştıracak ilkeler ışığında on bölümde incelenmiştir. Hayat Bilgisi’nin içerikleri, öğretim ilkeleri, öğretim yöntemleri, proje ve planlar gibi öğreticinin her yönden faydalanabileceği bir kaynaktır.
Adem BELDAĞ, Alper YONTAR. Ayşe MENTİŞ TAŞ, Elif ALADAĞ, Halil İbrahim SAĞLAM, Handan DEVECİ, Mehmet GÜLTEKİN, Şengül S. ANAGÜN, Tuba ÇENGELCİ KÖSE, Z. Nurdan BAYSAL, Zeynep KILIÇ Çocuklara iyi bir vatandaş olmak için gerekli temel bilgi, beceri, davranış ve alışkanlıkları kazandırarak onu milli ahlak anlayışına uygun olarak yetiştirmeyi amaçlayan ilköğretimde, çocukları bu amaca ulaştırmada yararlanılan derslerden biri kuşkusuz Hayat Bilgisidir.
Hayat Bilgisi, toplu öğretim yaklaşımına dayalı olarak oluşturulmuş, çocuklara yaşamla ilgili temel beceri ve alışkanlıklar kazandıran, çocukların kendilerini ve çevresini tanımasına yardım eden ve çocuğun çok yönlü gelişmesini sağlayan bir yaşam dersidir. Daha yalın bir anlatımla Hayat Bilgisi dersi, çocuğun kendisine, ailesine, çevresindeki diğer insanlara, yasalara ve devlete karşı temel görev ve sorumluluklarının neler olduğunu öğreterek topluma etkili biçimde uyum sağlamasını, onların kendilerini tanımalarını ve kişisel olarak kendilerini geliştirmelerini öngörmektedir. Öte yandan Hayat Bilgisi, bir yandan mihver ders olarak diğer derslerin kendisi etrafında ve ekseninde işlenmesine katkıda bulunurken, diğer yandan Fen Bilimleri ve Sosyal Bilgiler derslerine temel oluşturmaktadır.
Hayat bilgisi dersinde öğrencinin içinde yaşadığı toplumla uyum içinde olmasını sağlayıcı bilgi, beceri ve tutumlar kazanması ve kendi kişisel niteliklerini geliştirmesi için öğretmenlerin,Hayat Bilgisi öğretimi konusunda iyi yetişmiş olmaları gerekmektedir. Bu kapsamda öğretmenlerin istekli olması, planlı çalışması, öğrenme ortamını iyi düzenlemesi ve öğrenilenleri uygun yöntem ve tekniklerle değerlendirmesi gerekmektedir. Ayrıca, öğretmenin öğrenci özelliklerini iyi tanıması, çevre koşullarını ve okulun eğitsel olanaklarını iyi bilmesi beklenmektedir.
Hayat Bilgisi Öğretimi adını verdiğimiz kitabımızda, hayat bilgisi öğretimiyle ilgili temel bilgi ve becerilere yer verilmiştir. Kitapta sözü edilen konular kapsamlı bir biçimde ele alınmış; kuramsal bilgilerin uygulamaya dönüştürülebilmesi için konular olabildiğince örneklendirilerek verilmiştir. Amacımız hayat bilgisi öğretimini tüm boyutları ile sizlere tanıtmak ve edinilen bilgileri uygulamaya dönüştürmenize katkı sağlamaktadır.
Kitabın, öğretmenlere,öğretmen adaylarına ve alanda akademik çalışma yapanlara katkıda bulunacağını ümit ediyoruz.