Sağlık Bilimleri GÜNCEL YAYIN KATALOĞU 5.06.2020
Sağlık Bilimleri \ 1-10
Mehmet Atasever, Hasan Bağcı 2003 yılında uygulamaya konulan “Türkiye Sağlıkta Dönüşüm Programı” ile sağlık hizmetleri ve ilaçlara erişim tabana yayılmıştır. Bu dönemde sağlık harcamaları ve hizmetlerinin finansal sürdürülebilirlik konusu sağlık sektöründe öncelikli konuların başında yer almakta olup, son dönemlerde değer bazlı ödeme gibi yeni yaklaşımlar tartışılmaktadır.
İlaç sektörünün dünya çapındaki Ar-Ge harcamaları her yıl artarak, hızlı teknolojik gelişmeler ile beraber eskiden tedavi edilemez olarak görülen birçok hastalık bugün tedavi edilebilir hale gelmiştir. Ülkemizde de 11. Kalkınma Planı ile biyoteknolojik ilaçlar gibi yüksek teknoloji gerektiren alanlar başta olmak üzere Ar-Ge, üretim, nitelikli insan kaynağı ve mevzuat konularında gerekli ekosistem oluşturulacağı; Ar-Ge faaliyetlerinin artırılması amacıyla, altyapı ve yetkinliklerin geliştirileceği açıklandı.
Son yıllarda yüksek katma değerli ürün üretebilen, küresel pazarlara ürün ve hizmet sunabilen ve yurtiçi ilaç ihtiyacının daha büyük bir kısmını karşılayabilen bir üretim yapısına geçilmesi amacıyla ilaç sektörünün yerelleştirilmesi ile ilgili çalışmaların etkisiyle Türkiye ilaç sektöründe imal ilaçların payı artmaya başlamıştır.
Bu çalışma ile küresel çapta ilaç sektörünü değerlendirip; Türkiye’nin 2002-2019 Dönemi ilaç sektörü serüveni bütün yönleriyle detaylı olarak analiz ederek, 2023 vizyonuyla beklediğimiz trendleri inceledik. İlaç sektörü ile ilgili gelişmelerin detaylı olarak ele alındığı bu çalışmada, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde kurumsal yapıların nasıl şekilleneceği, kamunun yönlendirme kapasitesinin ve strateji belgelerinin geleceği nasıl yönlendireceği öngörülmeye çalışılmıştır.
İnci Çınarlı Sağlığımız ve iletişim kurma yetimiz insan hayatının son derece önemli iki durumudur. Hepimizin birinci gündem maddesi olan sağlık, temel bir insan hakkıdır ve demokrasilerin de vazgeçilmez bir unsurudur. Yaklaşık 50 yıldır bir disiplin olarak karşımıza çıkan sağlık iletişimi, ülkemizde de son yıllarda halk sağlığı, sağlık eğitimi ve iletişim disiplinleri kapsamında ele alınmaktadır.
“21.Yüzyılda Sağlık İletişimi” başlıklı bu kitapta; sağlık, hastalık ve rahatsızlık kavramlarının sosyolojik açıdan değerlendirilmesi, sağlık iletişiminin boyutları, sağlık iletişimi disiplinine ait kuram ve modeller, sağlık iletişimi stratejileri, sağlık iletişimi kampanya tasarımı süreci, halk sağlığı enformasyonu ve medya arasındaki ilişki ve sağlık okuryazarlığı konuları ayrıntılı bir şekilde ele alınmaktadır.
Mutlu Keskin, Agit Ferhat Özel, Büşra Kılıç Sağlık ağızda başlar!
Ağız, diş ve diş eti hastalıkları kişinin bedensel sağlığını doğrudan etkileyebildiği gibi diğer yandan gülüşümüzün sosyal bir varlık olan bizlerin karakteri ve kimliğinin önemli bir parçası olduğu tartışılmaz bir gerçektir.
Bu kitap ağız ve diş sağlığına dair en çok merak edilen sorulara anlaşılır sade bir dil ile yanıt vermeyi amaçlamakla birlikte diğer yandan değerli okuyucularımızın genel vücut sağlığı ile ağız-diş sağlığı arasındaki bağlantıyı kavramalarını sağlayacak ipucu sorularını da içinde barındırarak genel sağlık bilincine katkı sunmayı hedeflemektedir.
Gökser Çakar, Şebnem Dirikan İpçi Diş etlerinizi hiç bu kadar iyi tanımadınız…
Diş eti sağlığına bütünsel olarak bakmanızı sağlayacak bu kitap, siz okuyucularımız için bir rehber niteliğindedir. Diş eti hastalıkları, dünyada en sık rastlanan kronik hastalıkların başında gelmektedir. Bu kitap ile, doğal dişler ve implantlar çevresindeki dokuların sağlığını, sağlıklı dokularda meydana gelen hastalıkların teşhis ve tedavilerini ve hastalıklardan korunma prensiplerini anlayacak ve aklınıza takılan tüm sorulara net cevaplar bulacaksınız. Ayrıca sistemik sağlık ile diş eti hastalıklarının direkt ve çift taraflı ilişkisini öğrenerek, ağız sağlığının sistemik sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğunu, kapsamlı sağlık hizmetinde her zaman ağız sağlığının korunması ve iyileştirilmesine yönelik tedavilerin de yer alması gerektiğinin farkına varacaksınız.
Okudukça merakı artan tüm okurlarımıza sağlıklı gülümsemeler diliyoruz…
Servet Kayhan Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) günümüzde giderek artan sıklıkta görülmekte olan, özellikle 45 yaş üstündeki sigara kullananları daha çok etkileyen ve sağlık harcamalarında önemli bir yer tutan ölümcül bir hastalıktır. İyi tarafı ise artık günümüzde KOAH önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. KOAH’ın tanı konulduktan sonra, ömür boyu takip edilmesi gereken bir sağlık sorunu olduğunu aynı zamanda hasta ve hekim işbirliğinin asla ihmal edilmemesi gereken bir husus olduğunu hatırlatmak isteriz. “50 soruda KOAH” kitabı hastaların kolay anlayabileceği bir şekilde hazırlanmış olup KOAH nedeniyle karşılaşabilecekleri sorunlar ve çözüm önerilerini içermektedir. KOAH oluşumunu önlemek KOAH’ı tedavi etmekten çok daha kolay ve daha az maliyeti olan bir yöntemdir. KOAH’ı önlemenin yolu sigara ve tütün mamullerinin kullanılmaması ve temiz bir atmosfer solumaktan geçer.
Aliye Mavili, Burak Doğangün, Can Çalıcı, Cansu Abacı Yıldız, Cengiz Özbesler, Didem Elitez, Ezgi Ildırım Özcan, Fulya Giray Sözen, Gül Alpar, Hakan Baydur, Hüseyin Yıldız, İrem Akduman, İshak Aydemir, M. Burak Gönültaş, Melih Sever, Meral Öztürk, Murat Yıldız, Neylan Ziyalar, Oğuzhan Zengin, Önder Beter, Özgür Altındağ, Pınar Özdemir, Rumeysa Akgün, Sara Evli Özhan, Semra Saruç, Serap Daşbaş, Şeyda Yıldırım, Veda Bilican Gökkaya, Vehbi Ünal, Zeki Karataş Adalet hizmeti gibi önemli bir gereksinimi yerine getirmeye/karşılamaya çalışan adalet mekanizması, muhteviyatı itibarı ile zor ve örseleyici süreçleri içermektedir. Bu nedenle bu hizmetin yerine getirilmesinin yanı sıra, aynı zamanda bu süreçte birtakım dezavantajlı durumları nedeni ile örselenen/incinen/savunmasız bireylerin güçlendirilmesi de bir o kadar önemli ve gereklidir. İşte burada bireyi merkeze alan ve güç koşullara karşı onu güçlendirmeyi amaç edinen Sosyal Hizmet, yaklaşımı ve müdahale disiplini ile belki de en önemli hizmetlerden birini yerine getirmektedir. Dünyada ve ülkemizde çocuk mahkemeleri ile gelişen ve her geçen gün önemini artıran adalet sisteminde sosyal hizmet, Adli Sosyal Hizmet, değişen ve evrilen ceza-adalet anlayışı ile birlikte hizmet alanını da genişletmektedir. Bunlardan biri de çok çeşitli konularda (çocuk suçluluğu, boşanma davaları, evlat edinme, denetimli serbestlik, rehabilitasyon vs.) sosyal hizmet bakışını içeren bilirkişiliğe başvurulmasıdır. Bu kitabın çıkış noktası, Adli Sosyal Hizmet alanına bir nebze de olsa dikkati çekebilmektir. Ele aldığı konular hem temel hem de güncel gereksinimler bazlıdır. Yani sadece adalet mekanizması süreci içerisinde sosyal hizmet yaklaşımını ele almamakta, aynı zamanda adli sürece doğru yönelen potansiyellere de değinmektedir. Ayrıca adli makamlara yardımcı roller üstlenebilecek psikoloji, çocuk gelişimi, hukuk, adli bilimler ve psikolojik danışmanlık ve rehberlik gibi disiplinlerin formasyonlarına adli süreçler ve yaklaşımlar konularında katkı sağlaması beklenmektedir.
“… Adli sosyal hizmet uzmanı; faili, hükümlüyü, suça sürüklenen çocuğu, mağduru, risk altındaki kişiyi adli makamlara en etkin şekilde (çevresi içinde birey anlayışı, bireyin özerkliği, içinde bulunduğu dezavantajlı durumların ortaya konması vs.) anlatan ve durumlarına göre en uygun tedbir ve yaklaşımı öneren rolü ile “bilirkişi”; aracı, arabulucu, bilgilendirici, rehberlik edici, köprü kurucu, takip edici rolü ile adli mekanizmanın soğukluğuna karşı bireyi “güçlendirici”; risk altındaki kişi ve çocukların bir suçun faili ya da mağduru olmalarını engelleyecek tedbirlerin alınması ve uygulanmasında ise “önleyici” rol ve görevlere sahiptir diyebiliriz…”
A. Murat Köseoğlu Afetler dünyada her yıl binlerce insan hayatının sonlanmasına, ciddi şekilde yaralanmalarına ve önemli oranlarda ekonomik hasarlara yol açmaktadır. İnsanoğlu elindeki teknolojik gelişmelere rağmen afetler konusunda hala çaresiz ve zor durumlarda kalabilmektedir. Bu nedenle afetler önemli oranda fiziki ve psikolojik zararlara yol açmaya devam etmektedir. Afetlerin kayıpsız veya en az seviyede kayıpla atlatılması için afete hazırlık, afet yönetimi ve afete müdahale çok büyük önem taşımaktadır. Afetler ister doğal isterse insan kaynaklı olsun, ulusal veya uluslararası yardım faaliyetlerinin hedefi felaketler yüzünden oluşan acıları dindirmek, kayıpları azaltmak ve her felaketzedeye insani değerlere uygun bir yaşam düzeyi sağlamaktır.
Bu kitabın öncelikle afet yönetimi ve insani yardıma ilgi duyan her kesimden okuyucunun, kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarında çalışan planlamacı, uygulayıcı ve yöneticilerin, bu alanlarda topluma yardımcı olmak isteyen gönüllülerin ve söz konusu alanlara ilgi duyan araştırmacı ile öğrencilerin başvuru kaynağı olarak ilgisini çekeceği değerlendirilmektedir. Ayrıca jeolojik yapısı, topografyası ve iklim özellikleri nedeniyle doğal afetlerle, siyasi coğrafyası nedeniyle de uluslararası siyasi krizlerle sık sık karşılaşan ülkemizin afet yönetimi ve insani yardım faaliyetleri gelişimine katkıda bulunacağını düşünülmektedir.
Eda Bayrakcı Aggression which emerges as a violent and damaging reaction to the outer world usually originates from destructive childhood experiences and early acquaintance with negative external factors. The frequency and intensity of this violent reaction increases gradually as the hatred which the aggressor feels becomes stronger. This sort of aggression may not always be suppressed after early childhood. Saki portrays the nature of aggression which includes hatred through his child and adolescent protagonists who seek revenge from adults they dislike. In Saki’s short stories, girl protagonists employ verbal aggression, while boy protagonists generally prefer physical aggression. Sakian child and adolescent protagonists employ unrestrained aggression which sometimes even results in the murdering of their adult victims who have tried to control them with their meaningless oppressions. This is a unifying element in Saki’s short stories displaying aggression in child and adolescent protagonists.
June E. Downing, Amy Hanreddy, Kathryn D. Peckham-Hardin Eğitimciler ve terapistler ağır ve çoklu yetersizliği olan öğrenciler için etkili iletişimi nasıl destekleyebilirler? Günümüzün en iyi araştırmaları ve stratejileri bu güvenilir ders kitabının ve öğretim rehberinin üçüncü basımında yer almaktadır. Günümüzün ve geleceğin eğitim uzmanları, iletişim becerilerini değerlendirmekten akranları ve yetişkinleri müdahaleye katmaya kadar, tüm yaşlardaki öğrenciler için iletişimi desteklemenin bütün süreçlerine yönelik en güncel bilgileri ve kullanışlı yönlendirmeleri elde edecektir. Önemli bir ders kitabı ve profesyonel bir kaynak olarak bu kapsamlı kitap eğitimcilere, paraprofesyonellere, dil ve konuşma terapistlerine ve okuldaki diğer görevlilere her öğrencinin iletişim kurma hakkını desteklemede yardımcı olacaktır.
KAPSANAN KONULAR: İletişim değerlendirmesi, müdahale stratejileri, becerileri öğretmek için doğal fırsatları belirleme, alternatif ve destekli iletişim sistemleri (ADİS), iş birlikçi öğretim, problem davranış, işlevsel iletişim öğretimi, okuma yazma öğretimi, yorumda bulunmadan dikkati çekmeye kadar basit talep etmenin ötesinde birçok farklı becerinin öğretimi.
Oktay SARI - Fatih KARA “Aile Hekimliği Tanı ve Tedavi ” birinci basamak sağlık hizmetleriyle ilgilenen başta aile hekimliği akademisyenleri, uzmanları, asistanları ve aile hekimliği uygulaması çerçevesinde hizmet vermekte olan hekimler olmak üzere, toplum sağlığı ile ilgilenen tüm hekimlere ve tıp fakültelerinde eğitim gören geleceğin hekimlerine yönelik olarak hazırlanmış geniş kapsamlı ve özgün bir başvuru kaynağı niteliğindedir.
Frank M. DATTILIO - Arthur E. JONGSMA, Jr., Wıley Bu kitap “Aile” ile çalışan psikiyatristler, doktorlar, psikologlar, psikolojik danışmanlar, rehber öğretmenler, sosyal hizmet uzmanları, hemşireler, sosyologlar ve genel anlamda Aile Terapisti Uzmanları ile bu alanlarda eğitime devam eden öğrencilerinin ihtiyaç duyduğu bir kaynaktır.
Yapılandırılmış, kanıta dayalı terapi planları ile tedavi sürecini açıklar, kolaylaştırır ve hızlandırarak birçok üstünlük sağlar.
Böylelikle danışanlarla daha etkili ve istenen niteliklerde zaman geçirilmiş olur.

Aile Terapisi Tedavi Planlayıcısı İkinci Baskısı;
Deneysel açıdan destekli kanıta dayalı terapi girişimlerini ön planda tutmaktadır.
-Çocuk, Ergen ve Ebeveyn Çatışmaları,
-Depresyon,
-Suiistimal,
-Bağımlılık,
-Kayınpeder-Kayınvalide Müdahaleri,
-Aldatma,
-Ensest,
-Cinsel Eğilim Çatışmaları,
-Ölüm ve Aileden Ayrılmalar ve
-Aile içinde görülebilecek 40 farklı problemi konu edinmiştir.

1000’in üzerinde terapi amaç ve girişim örnekleri ile kendi terapi seansınızı yapılandırmanızı sağlayacak imkanlar sunmaktadır.

Konuların sistematik bir şekilde sunulması danışmanlık seanslarınızı raporlaştırmanızı kolaylaştıracaktır.

Ayrıca kendi deneyim ve gözlemlerinizi de ekleme imkanı sunmaktadır.

Şahin Kesici, Abdullah Mert, Esra İlgün, Çağla Girgin Büyükbayraktar Bu kitapta; aile terapisinde önemli bir yere sahip olan müdahale teknikleri yer almaktadır.
Kitapta, Adler, Davranışçı, Bowen, Yapısal, Satir’in Yaşantısal, Deneyimsel, Stratejik, Çözüm–Odaklı, İmago, Sanat ve Ortak Aile Danışmanlığı teknikleri yer almaktadır. Söz konusu her bir kuram ile ilgili olarak teknikler vaka örnekleri ile birlikte açıklanmıştır.
Kitapta, aile terapisi alanında kullanılan çok sayıda teknik bulunmaktadır. Bu teknikler, her kuram içinde, tanımlanmış terapötik hedefleri gerçekleştirmeye yönelik bir dizi müdahale içerecek şekilde oluşturulmuştur. Teknikler, bir terapistin becerilerini arttıran güzel araçlardır. Ama tekniklerin aile terapisinde bir araç olduğu unutulmamalıdır. Çünkü teknikler, onları kullanan kişinin becerisi kadar iyidir. Teknikler sadece ailenin kurallarını, motivasyonunu, umutlarını ya da korkularını anlamamızı sağlar (Worden, 2013).
Bu kitabın, ülkemizde ailelerle çalışan ve ailelere danışma hizmeti veren aile terapistleri için çok önemli olan müdahale teknikleri gibi önemli bir ihtiyacı karşılayacağı düşünülmektedir.
Rudi Dallos - Ros Draper, Mcgrewhill Bu kitap sistemik ve aile terapisi alanı tarihinde, yirminci yüzyılın başlarından yirmi birinci yüzyılın ilk on yılına kadar olan süreci kapsamaktadır.
Kitap, okuyucular için aile kavramı ve aile yaşamındaki tarihsel ve kültürlerarası değişimden başlayarak; alanın doğuşu, gelişimi, değişimi, problemin kişiyle ilgili olduğu görüşünden uzaklaşarak kişiler arası/etkileşimsel görüşe geçişi ve alandaki kuram, uygulama ve araştırmalarla ilgili değişimleri aktarmaktadır. Buna ek olarak, bölüm 1, 2, 3, ve 5. bölümlerin sonlarında yer alan beceri kılavuzları ile hem terapistlerin eğitiminde, hem de danışanlarla terapide kullanılabilecek, pratikte yararlı beceri ve tekniklere yer vermektedir. Alanda çalışan uzmanlar, eğiticiler ve kursiyerler için giderek önemi artan formülasyon konusuna da değinerek, vaka çalışmalarıyla birlikte sistematik düşüncenin çeşitli problem ve durumlara nasıl uygulanacağını göstermektedir. Son olarak kitap; konuya özel okuma listeleri ile de alandaki önemli kaynaklara ulaşmayı kolaylaştırıcı bir fırsat sağlamakta, keşif formatları olarak adlandırılan bölümle de terapide ilk ve son oturum gibi konularla ilgili uygulama rehberleri sunmaktadır.
Kitabın 3. basımdan çevirisinin gözden geçirilmiş yeni basımında dil sadeleştirilmiş böylelikle kitabın anlaşılması kolaylaştırılmıştır.
Bu kitabın Türkiye'de aile terapisi alanında çalışan uzmanlar, eğiticiler, kursiyerler ve ayrıca araştırmacılar için, uzun süredir hissedilen önemli bir Türkçe kaynak ihtiyacını karşılayacağı umulmaktadır.
Marian Roberts Aile içi anlaşmazlıklar, evlilik yaşamının doğal ve kaçınılmaz bir parçasıdır. Eşler arasında yaşanan anlaşmazlıklar yapıcı ve barışçıl yollarla yönetilemediğinde yaşanan psikolojik, sözlü ve fiziksel şiddet, devamında da ailenin çöküşü kaçınılmaz hâle gelmektedir. Son yıllarda artan dağılmış aile ve boşanma sayısı, boşanma öncesinde, esnasında ve sonrasında, hem eşlerin hem de çocukların, bu yıkıcı süreçten daha az etkilenmeleri için “aile arabulucuğu”nu bir alternatif yöntem hâline getirmiştir.
Aile arabuluculuğu, boşanma sürecinden hem eşlerin hem de “çocuklar”ın daha az etkilenmesini sağlamak için ebeveynler arasında işbirliğine dayalı yapıcı ilişkilerin kurulmasında ve sürdürülmesinde hayati bir bileşen hâline gelmiştir. Aile arabuluculuğunun odak noktası, eşler arasında karşılıklı anlayışı ve iletişimi arttırarak, ayrılıktan ve boşanma sürecinden, çocukların en az etkilenmelerini sağlamaktır. Eşler, boşanma sonrasında yıllar boyunca çocukları üzerinden iletişimlerini devam ettirecekleri için boşanma sürecinin yapıcı diyaloglarla yönetilmesi bir gerekliliktir.
Aile arabuluculuğu, eşlerin kendi anlaşmazlıkları üzerinde kontrol ve sorumluluğunu ellerinde tutmalarını sağlayacaktır. Arabuluculuk sürecinde eşler arasında doğrudan iletişimin teşvik edilmesi, kararların işbirliğine dayalı alınması, yanlış anlaşılma ve çatışmaların azaltılması, kendi anlaşmaları üzerinde kontrol sahibi olmalarının sağlanması, boşanma sürecinden hem eşlerin hem de çocukların daha az etkilenmelerini sağlanması, arabuluculuğun temel faydaları arasında sayılabilir.
Son yıllarda artan boşanma ve ayrılıklarla ilgili olarak yasa yapıcılar ve araştırmacılar artık boşanmanın kendisine değil, boşanma sonrası sürece ve özellikle de boşanmadan kaynaklı zararlı sonuçların çocuklar üzerindeki etkilerinin azaltılması ve dönüştürülmesi üzerine odaklanmışlardır. Boşanma öncesinde, esnasında ve sonrasında eşler arasındaki yıkıcı iletişimlerin çocukları üzerindeki olumsuz etkilerinin önlenmesi, azaltılması ve dönüştürülmesinde “aile arabuluculuğu” bir alternatif yaklaşım olarak ortaya çıkmıştır. Aile arabuluculuğu sadece çocuğu olan ve boşanan eşler için değil aynı zamanda çocuğu olmayan ve boşanan eşlerin de uzlaşarak ayrılmalarının sağlanmasında alternatif bir yaklaşımdır.
“Aile Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk: Uygulama Esasları” adlı bu çeviri kitap, ülkemizde her sene yüz binin üzerinde gerçekleşen çekişmeli ve rekabetçi yollarla gerçekleşen boşanmaların hem eşler hem de onların çocukları üzerindeki olumsuz etkilerinin önlenmesi, azaltılması ve dönüştürülmesi sürecinde kullanılacak bir kaynak kitaptır. Hem kuramsal hem de uygulamalı yaklaşımları içeren bu kitap, aile içi uyuşmazlıkların hem eşlerin hem de çocukların yararına, yapıcı ve barışçıl yollarla nasıl yöneticiliğine ilişkin bilgi ve becerileri içermektedir.
Kitabın hedef kitlesi; arabulucu avukatlar, avukatlar, aile danışmanları ve aile hukuku ile ilgili yargı mensupları ve uzmanlardır.
Rukiye Yenibaş Ailede Çocuğun İstismarı ve Umutsuzluk kitabı, aile içinde istismar ile umutsuzluk düzeyi arasındaki ilişkiyi göstererek, ergenlerdeki depresyon ve intiharın nedenlerinin sorgulanmasına katkıda bulunacak, bunların önlenmesine ve sağaltımına ışık tutacak bilgileri ortaya koymayı amaçlamaktadır. Kitapta çocukistismarı kavramı; Aile içi çocuk istismarı, Çocuk istismarı türleri, Aile içi şiddet ve çocuk istismarı, çocuk istismarını açıklamaya yönelik modeller, Çocuk istismarının göstergeleri, Dünyada ve Türkiye’de istismar, umutsuzluk, Ergenlik döneminde istismar ve umutsuzluk, Önleme ve tedavi başlıkları altında incelenmiştir. Çalışma; halkı bilinçlendirilerek farkında olunan ya da olunmayan istismarın önüne geçmek, istismarın hiç oluşmamasını sağlamak isteyen herkese yol gösterici olacaktır.
İbrahim Ethem Özgüven Prof. Dr. İbrahim İthem Özgüven'in bu kitabı aile kavramını çok geniş bir şekilde ele almaktadır. Aile kavramının işleyişi ve içeriğini anlatmaktadır. Konu ile ilgili son yıllarda yapılmış araştırma ve yayınlara da yer veren bu kitaptan, alanla ilgili tüm meslek sahipleri ve öğrenciler,  yeni evlenecek ve evlenmiş çiftler ve ele aldığı temel konularıyla insan ilişkilerini geliştirmek isteyen herkes yararlanabilir.
Ali Murat Alparslan, Arzu Yiğit, Aslı Metin, Ayşe İspirli, Dilek Kocabaş, Dilruba Uğurluoğlu, Durmuş Gökkaya, Elif Kaya, Erdal Eke, Hatice Güneş, Kevser Sezer Korucu, M. Hamdi Mücevher, Mehmet Özmen, Merve Kişi, Muazez Demir, Necla Yılmaz, Nezihe Tüfekci, Osman Şenol, Pınar Öke Karakaya, Ramazan Erdem, Ramazan Kaya, Rukiye Yorulmaz, Selin Eroymak, Selma Doğanalp Çoban, Seyhan Özdemir, Sümeyye Özmen Akademi denildiğinde diğer toplumsal kurumlara kıyasla elitist, saygın ve ayrıcalıklı bir örüntü, bu örüntünün içerisinde de somut bir yapı olarak üniversiteler akla gelmektedir. Üniversiteler, ortaya çıkışlarından bu yana bu “müstesna” vasfını korumakla birlikte son birkaç yüzyıldır etkili bir şekilde toplumsal gelişim ve değişimin merkezinde yer almışlardır. Günümüzde üniversitelere bu denli önem atfedilmesinin arkasında, bu kurumların insanın ilgili olduğu ve erişebileceği tüm alanlara dair bilgi üretme ve bu bilgiyi insanlar için kullanışlı hâle getirme potansiyeli bulunmaktadır. Bugünün üniversitelerinden; bilimsel araştırmalar yapması, öğrencilere eğitim ve öğretim aracılığıyla mesleki ve entelektüel beceriler kazandırması ve kendi sorumluluk alanıyla ilgili toplum yararına olacak faaliyetlerde bulunması beklenmektedir. Akademi için çizdiğimiz bu çerçeve, daha çok idealize edilmiş bir manzarayı yansıtmaktadır. Ancak bir de madalyonun diğer yüzü bulunmaktadır. Bu tarafta da yüzleşmemiz gereken gerçekler vardır.
Bu kitapta, yine ana caddelerden çıkarak Türkiye’de akademinin arka sokaklarında neler olup bittiğini anlamaya çalıştık.
McGraw-Hill Psikoloji alanında en güncel bilimsel bilgileri okuyucuya sunmayı hedefleyen bu kitap, her biri kendi alanında ve çeviri konusunda uzman olan psikologlar tarafından Türkçeye kazandırılmıştır.
Aklımın Aklı: PSİKOLOJİ kitabı; psikoloji biliminin temel konularını yalın, açık, net ve kolay anlaşılır şekilde okuyucuya aktarmasının yanı sıra renkli içeriği ile de son derece ilgi çekicidir. Okuyucu, kitabı ilk incelediği andan itibaren kitabın gerçek dünyadan örneklerle zenginleştirildiğini ve baştan sona etkileşimsel ve dinamik öğrenme yöntemlerinin etkin şekilde kullanıldığını fark edecektir. Kitapta içerik ve biçim dengesinin korunmasına özel bir duyarlılık gösterilmiştir.
Öğrenme alışkanlıklarının günümüzde değişmiş olması nedeniyle Aklımın Aklı: PSİKOLOJİ kitabında, "Ne?", "Neden?" "Nasıl?" ve "Ne zaman?" sorularına etkileyici şekilde yanıt verme hedeflenmiştir. Aynı zamanda, merakı, düşünmeyi ve yaratıcılığı destekleyen yeni öğretim yöntemlerinin kullanılmış olması özellikle öğrenciler için yararlı olacaktır. Öğrencilerin derse hazırlanma, derse katılma ve ders sonrası gözden geçirme etkinliklerinde kendi akıllarına bu kitabı eşlikçi kılmaları kitabın yapısı gereği kaçınılmaz görünmektedir.
Okuyucunun merak düzeyini yüksek tutmasının ötesinde onun kendi iç dünyasında ve sosyal çevresinde olup bitenleri anlamlandırmasını hedefleyen Aklımın Aklı: PSİKOLOJİ kitabının, satışa çıktığı tüm ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de psikoloji alanının en temel kaynaklarından biri olacağına inanıyorum.
Doç. Dr. Mithat Durak
Serkan Deniz, Selva Staub, Mesut Çimen Altı sigma yaklaşımının 1980’li yıllara dayanan yakın bir geçmişi olmasına rağmen bugün farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük şirketlerce yaygın olarak kullanıldığı görülmektedir. Yaklaşımın sağlık sektörüne girişi yavaş ve geç olmuştur; ancak dünya örnekleri incelendiğinde sağlık kuruluşlarının yaklaşım ile önemli kazanımlar elde ettiği görülmektedir. Sağlık harcamalarında ve maliyetlerde yaşanan artış, sağlık sektörü için önemli bir sorun haline gelmiştir. Bu durum, sunulan hizmetlerin verimli hâle getirilmesi, kaynakların doğru kullanılması, değişkenliğin ve israfın önlenmesi gibi çalışmaları önemli hâle getirmiştir. Bu noktada sektörün başvurabileceği önemli araçlardan biri de altı sigma yaklaşımıdır.
Bu kitap, sağlık hizmetlerinde altı sigma örneklerine yer veren ülkemizdeki ilk kaynaklardan biri olma niteliğindedir. Kitapta; altı sigma yaklaşımı ile ilgili genel bilgilere, yararlarına, uygulanmasındaki kritik başarı faktörlerine, uygulanma aşamalarına, kullandığı araç ve tekniklere ve yaklaşım ile sağlık sektöründe sağlanan başarı örneklerine yer verilmiştir. Kitap; öğrencilere, araştırmacılara, akademisyenlere, uygulayıcılara, yöneticilere, girişimcilere, sağlık ve kalite konusuna ilgi duyanlara yararlı olacaktır.
Somer Sivrioğlu, David Dale “Türk halkı iyi yemek yeme tutkusuna sahiptir. Kahvaltı yaparken akşam yemeğini planlar.”
Anadolu, Türk mutfak kültürünün, Osmanlı İmparatorluğu’nun büyük ziyafetlerinden İstanbul’un baharatlı atıştırmalıklarının olduğu sokak tezgâhlarına, Doğu’nun destansı kahvaltılarından Ege kıyılarının deniz ürünleriyle yapılmış mezelerine uzanan 140 geleneksel ve modern tarifle, Türk şef Somer Sivrioğlu ve mutfak uzmanı David Dale’in açıklamaları ve yeniden tasarlamaları ile zengin görsel örnekler eşliğinde keşfidir. Ardında ritüeller, mitler, hicivler ve halkın birikimi yatan 3.000 yıllık Anadolu mutfağı ve modern Türk konukseverliğinin kahramanları ortaya çıkarılıyor. Anadolu, güzel tarif fotoğraflarının yanında İstanbul ve Türkiye’deki özel ve seçkin yerlerin çekimlerini barındırıyor.
Bahar Odabaş Özgür Kas kontraksiyonu sırasında laktat oluşumu ilk olarak 1907’ de tanımlanmıştır. Daha sonra kan laktat konsantrasyon artışı ile respiratuar gaz değişimi arasındaki olası ilişki 1924’ te tanımlanmıştır. O günden sonra birçok yayın egzersizin aerobik ve anaerobik glikolisise dayalı mekanizmalarını açıklamıştır. 1964’ te Wasserman ve McLlroy baskın olarak oksidatiften anaerobik yola geçişi ifade eden Anaerobik Eşik terimini ortaya koymuşlardır. Takip eden yıllarda AE, dayanıklılık performansı, yorgunluk ve respiratuar gaz değişimi arasındaki ilişkiler ortaya konmuş ve bu parametreler spor bilimleri için hayati önem kazanmıştır.
Giuseppe Anastasi, Eugenio Gaudio, Carlo Tacchetti Anastasi İnsan Anatomisi Atlası, Türkiye'nin ilk ve tek "Sistematik" olarak hazırlanmış atlasıdır.Bu yönüyle hem Tıp, hem de, FTR ve Diş Hekimliği Fakültelerinin Anatomi ders içeriği ile uyumludur. Ayrıca Türkiye'nin dijital destekli tek "interaktif" atlasıdır.
Mezuniyet öncesi ve sonrası dönemde sağlık alanında çalışanların anatomi ile ilgili bilgilerini sıkça gün¬cellemeleri, tercihten çok bir gereklilik halini almaktadır. Anatomi eğitiminde vücut bölümlerinin görsel resimlerini içeren anatomi atlasları tüm lisans öğrencileri ve uzmanlık öğrencileri için vazgeçilmez kaynaklardır.
Anatomi çalışmalarının başlangıcından bu yana, Leonardo da Vinci ve Andreas Vesalius’ un çizimleri¬yle birlikte, organların ve sistemlerin topografik yapılarının anlaşılmasında anatomik çizimler, diseksiyo¬na eşlik eden vazgeçilmez unsurlardır.
Bu anatomi atlasında bulunan tüm resimler anlaşılması kolay, açıklayıcı ve tanımlayıcı bir şekilde hazırlanmıştır. Aslına uygun ve öğretici resimler dışında, tablolarla özetlenmiş bilgiler ve grafik tarzında şekiller yer almaktadır. BT, MR resimleri, laparoskopik, endoskopik girişimlerden elde edilmiş fotoğraflar ve üç boyutlu resimler bulunmaktadır. Tüm vücut bölümlerine ait resimler, ilgili bölümler içerisinde yer almaktadır.
Atlas, değişik sağlık alanlarında hizmet edecek olan öğrenciler için sadece eğitim hayatları boyunca faydalanacakları bir kaynak değil, meslek hayatları boyunca da müracaat edebilecekleri şekilde hazırlanmıştır.
Resim alt yazıları sadece tanımlayıcı başlık şeklinde değil, teorik bilgi özeti de verecek şekilde hazırlanmıştır. Sistematik İnsan Anatomisi Atlası sistemlere göre hazırlanmıştır. Ayrıca atlasın son bölü¬münde topografik olarak oluşumların görülebildiği vücut bölümleri yer almaktadır.
Çevirilerde anatomik terimler “Nomina Anatomica” ve “Terminologia Anatomica”ya uygun olarak düzenlenmiştir. Nomina’ da yer almayan bazı terimler ise Türkçe olarak kullanılmıştır

Oğuz Aslan ÖZEN, Ahmet KAVAKLI, İlter KUŞ, Murat ÖGETÜRK, Birsen ÖZYURT, Ahmet SONGUR, İsmail ZARARSIZ, Serdar ÇOLAKOĞLU, Evren KÖSE, Sedat MEYDAN, Hıdır PEKMEZ, Ufuk TAŞ, Hilal IRMAK SAPMAZ, Aslı ÖZDEM TÜRKOĞLU, Mustafa SARSILMAZ “Anatomi” kitabının içeriğinde, konular sistemlere göre taksim edilerek, hem ön sayfalarda yer alan “içindekiler” bölümünde hem de arka sayfalarda yer alan “dizin” kısmında, bilgiye kolay ulaşılabilecek düzenlemeler yapılmıştır. Bazı klinik durumların tarifleri ve soru örnekleriyle içerik daha da zenginleştirilmek suretiyle okuyucunun ilgisi çekilmeye çalışılmıştır. Öğrencinin ilgisini artırmanın yanı sıra, çevresindeki arkadaşlarından aile fertlerine kadar pek çok kimsenin kendi vücutlarını tanımalarına fırsat tanımak için, konular mümkün olduğu kadar detaydan ve terminoloji ağırlığından uzak tutulmuştur.
Elaine N. Marieb, Katja Hoehn Her basım ile hedefimiz güçlü ama basit: Anatomi ve Fizyoloji'yi hem eğitimciler hem de öğrenciler için bütünleşik, doğru ve birbiriyle bağlantılı hale getirmek
Beşinci basım, daha önceki dört basımın niteliklerinin güçlü yönleri üzerine temellendirilen, metin ve görsellerde yapılan değişiklikler ile muazzam bir revizyon sunuyor.
Beşinci basımda yapılan değişikliklerin hepsi, bugünün öğrencilerinin ihtiyaçlarına göre ayarlanmıştır, kitaptaki anahtar kavramları öğrenmeyi onlar için mümkün olduğunca kolay hale getirmeyi amaçlıyoruz.
Anahtar kavramlar, bu derslerin materyal miktarının çok fazla olmasından dolayı önemlidir.
Genişletilmiş görsel program. Tekrarlayan isteklere cevap olarak dokuz yeni odak şekli sunuyoruz.
Öğrenmeyi arttırmak amacıyla birçok yeni fotoğraf
– histoloji, kadavra ve diğerleri – bu basım için titizlikle seçildi.

Beşinci basıma genel olarak baktığınızda, dinamik, üç boyutlu ve gerçeğe uygun görseller, kullanışlı dramatik görüntüler ve perspektifler ile canlı, doygun renkler üzerine kurulduğunu görebilirsiniz.
Geliştirilmiş metin sunumu. Dördüncü basımda başlatılan ve öğrencilerin anahtar kavramlar üzerine odaklanmasını sağlayan yeni metin özellikleri beşinci basımda korunmuş ve genişletilmiştir. Bu basımda, öğrencilerin öğrenmesi hedeflenenler, bölüm boyunca başlıklarda görülebilirken bölümlerin sonuna bazı yeni Kendinizi Değerlendirin soruları eklenmiştir.
Janyce G. Dyer Anatomi ve Fizyolojinin yeni basımı temel bilgilerin kolay öğrenilmesini sağlar, öğrenmeyi daha cazip hale getirir. Kitap içerisinde şu konuları bulabilirsiniz:
• Üreme, kimyasal organizasyon ve hücre bölünmesi konularında olduğu gibi, temel kavramların net bir şekilde açıklaması.
• Vücut sistemlerinin ve organlarının tüm ayrıntıları.
• Beslenme, vücut sıvıları, elektrolitler, üreme ve laktasyon hakkında yardımcı bilgiler.
• Konularla ilgili pratik sorular ve çözümleri.
Yardımcı hatırlatma notları ile öğrenmek daha kolay.
• Yakından bak: Anatomik yapılara yakından bir görünüm sağlar.
• Vücut dükkanı: Vücut sistemlerinin ve organların uyumlu şekilde çalışmasını öğretir.
• Şimdi anladım: Karmaşık fonksiyonların anlatıldığı fizyoloji daha kolay anlaşılır hale getirilmiştir.
• Yaşlı hikayesi: Yaşlanmanın vücut anatomisi ve fonksiyonları üzerindeki etkileri anlatılmıştır.
Bu yeni basımda anatomi ve fizyolojiyi kolay okumak, eğlenceli şekilde anlamak gibi avantajlı özellikleri vardır. Bu basım şu konuları içerir:
• Bilgilerinizi oyunlarla kontrol edebilirsiniz.
• Alternatif şekilde hazırlanmış sorular, pratik yapabilecek ilave bölümlerde hazırlanmıştır.
• Eğlenceli şekilde hazırlanmış yeni şekiller bulabilirsiniz.
Abdurrahman AKTÜMSEK Bu kitap, biyoloji öğrencilerinin Anatomi ve Fizyoloji veya İnsan Biyolojisi dersini daha iyi anlamaları ve öğrencilere bir kaynak oluşturması amacı ile hazırlanmıştır. Kitabı oluştururken bilgilerin kısa ve yeterli olmasına özen gösterilmiştir. Her bir sistemle ilgili yaygın olarak görülen hastalıklar hakkında da bilgi verilmiştir. Kitaptaki bilgiler; çok sayıda şekil, fotoğraf ve tablolar ile desteklenmiştir.
Bu eser; Fen, Fen-Edebiyat ve Eğitim Fakültesi Biyoloji Bölümü öğrencilerinin yanı sıra Anatomi ve Fizyoloji dersini alan diğer fakülte veya yüksekokul öğrencilerine de yararlı olabilecek seviyede hazırlanmıştır.
Ümit DENİZ, Ömer Rıfkı ÖNDER Erken çocukluk eğitiminde, en temel ve zorunlu olan hizmet, sağlıktır. Birey ve toplum sağlığı ve gelişimini en iyi seviyelere çıkartmak, erken çocukluk yıllarında sunulan sağlık ve eğitim hizmetleri ile gerçekleşebilir.
Birçok çocuğa aynı anda ulaşma şansı olan, erken çocukluk eğitimi ile ilgilenen tüm profesyonel ve diğer ekip üyeleri, çocukların sağlığını koruma ve geliştirme görev ve sorumluluklarının bilincindedirler. Öğretmenlerin bu sorumluluklarının hem insani hem de mesleki nedenleri vardır. Bu nedenlerle bu kitap, öğretmenlerin, erken çocukluk eğitiminde gerekli olan sağlığı koruma ve sürdürme bilgi ve becerilerini kazanmalarına yardımcı olacak baş kaynak niteliğinde hazırlanmıştır.
Kitapta, anne çocuk sağlığının önemi, kadın ve erkek üreme sistemi anatomi ve fizyolojisi, doğum, yenidoğan, bebek ve çocuk bakımı, enfeksiyon hastalıkları, paraziter enfeksiyonlar, bağışıklama, beslenme, büyüme ve gelişme, aile planlaması, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve ilk yardım konularına anlaşılır bir dille yer verilmiştir.
Catherine Watson Genna, BS, IBCLC Anne Sütü Alan Bebeklerde Emme Becerilerini Destekleme kitabı, yeni doğum yapmış anneler ve bebekleri ile çalışan sağlık personelleri için temel bir kaynaktır. Bir beceri yaklaşımının kullanıldığı bu kitap; anatomik bozukluklar, gelişimsel solunum problemleri, prematürite veya hafif düzeyde nörolojik bozuklukları olan bebekler ile normal emme işlevine odaklanmaktadır. Bu basım, yeni fotoğraf ve şekillerle güncellenmiş ve revize edilmiş “emzirmeyi destekleme: manuel terapi” isimli bir bölüm de içermektedir. Uluslararası platformda tanınan “IBCLC” tarafından yazılan ve multidisipliner olarak tasarlanan kitap; sağlık çalışanlarının tüm üyelerine, bebeklere başarılı emme ve beslenme konusunda yardım etmeleri için gerekli olan hem araştırmaya dayalı bilgileri hem de klinik stratejileri bir bütün hâlinde sunmaktadır.
Ruth C. McGillis BINDLER, Jane W. BALL, Marcia L. LONDON, Michele R. DAVIDSON, Pearson Bu kitap “Clinical Skills Manual for Maternal&Child Nursing Care” kitabının “Anne ve Çocuk Hemşireliği Klinik Uygulama Becerileri Kitabı” ismi ile Türkçeye çevirisi ve uyarlamasıdır. Anne ve Çocuk Hemşireliği Klinik Uygulama Becerileri Kitabı, doğum ve kadın hastalıkları hemşireliği ve çocuk sağlığı ve hastalıkları hemşireliği alanlarında ders kitaplarının yanında klinik uygulama alanlarındaki becerilere rehberlik edecek bir kitaptır. Sizlere sunduğumuz bu kitap zengin görselliği ve adım adım girişimleri, sade ve açıkça ifade etmesi sayesinde hemşirelerin yanı sıra öğrenci hemşirelerin de kolaylıkla anlayabilecekleri özelliktedir.
Kitapta konular kolay anlaşılabilir bir akış düzeninde sunulmuştur. Kitabın giriş bölümü koruyucu yöntemlerle başlamış olup anne sağlığı ile devam etmiş ve çocuk sağlığının tüm alanlarını kapsayacak şekilde sonlandırılmıştır. Kitapta yer alan her bölüm çok sayıda tablo, şekil ve fotoğrafla desteklenmiş, önemli noktalara dikkat çekmek açısından “kutucuklar” oluşturulmuştur. Klinik uygulama becerileri işlem sırasına uygun bir şekilde adım adım yazılmış ve uygulamalar esnasında karşılaşılabilecek her türlü sorun için açıklama yapılmıştır.
Kitabın içeriği; Koruyucu Yöntemler, Kadın Sağlığı ve Doğum Öncesi Bakım, Doğum Eylemi, Doğum Sonu Dönem, Yenidoğan, Bilgilendirilmiş Onam, Pozisyon Verme ve Sabitleme Tedavileri, Transport, Fiziksel Değerlendirme, Örnek Toplama, İlaç Uygulamaları ve İrrigasyon, İntravenöz Girişimler, Ağrının Değerlendirilmesi ve Yönetimi, Nörolojik Değerlendirme ve Bakım, Kardiyorespiratuar Bakım, Beslenme, Boşaltım, Deri ve Kas-İskelet Sistemi Bakımı gibi ana başlıklarla pratikte uygulanan tüm girişimleri kapsamaktadır.
Elinizdeki kitap, alanında uzman akademisyenlerin yoğun çabaları sonucu ortaya çıkmıştır. Kitap, ilgili alanlardaki hemşirelere ve hemşirelik öğrencilerine katkı sağlayacak mükemmel bir referanstır.
İsmail Tufan İnsan antik çağ'dan beri yaşlanmasına ve yaşlılığına ilgi duymuştur. İlgisini tutumlarına, düşüncelerine ve davranışlarına yansıtmış, atasözlerinde, felsefelerinde, edebiyatında yaşlanma ve yaşlılıkla ilgili duygu ve düşüncelerini dile getirmiştir. Değişik kültürlerin yaşlanma ve yaşlılık hakkında eskiden olduğu gibi bugün de duygu, düşünce ve davranışları arasında farklılıklar vardır. Fakat modern toplumun insanı bunların farkında olmayıp, yaşlanma ve yaşlılık hakkında kendi düşüncelerinin en geçerli ve en doğru olduğuna inanmaktadır. Ancak yaşam süresinin uzaması yaşlanma ve yaşlılığı daha iyi tanıma ihtiyacını beraberinde getirmiştir. Prof. Dr. İsmail tufan, bu kitabında geçmişten, güncel ve değişik farklı kültürlerden verdiği örneklerle yaşlanma ve yaşlılığın değişik simalarını tanıtmaktadır.
Ahmet Mor Sporun dünyanın en popüler etkinliklerinden biri olması ve antrenman programlarından dolayı antrenörlerin ve sporcuların oldukça yoğun, yorucu ve zorlu maç periyotları geçirmeleri, sporu yüksek seviyede fiziksel ve zihinsel performans gerektiren bir etkinlik ve meslek hâline getirmiştir. Üst düzey sporcular genellikle antrenmanlar arasında çok fazla dinlenme olanağı tanımayan antrenman periyotlamalarına maruz kaldıkları için bu sporcuların performanslarında değişimler ortaya çıkmaktadır. Performansta görülen bu istikrarsızlığın başlıca sebeplerinden biri de beslenme gereksiniminin sporcu tarafından yeterince karşılanamamasıdır. Beslenme, antrenörlerin ve sporcuların hedeflerine ulaşma sürecindeki önemli ögelerden biri olmasının yanında, antrenman periyotlamalarında da önemli bir rol oynamaktadır. Antrenman öncesi, esnası ve sonrası uygun besinlerin alınması sporcunun besin ihtiyacını büyük ölçüde karşılayabilmektedir. Ancak zorlu ve yoğun maç trafiğinde sporcuların artan besin gereksinimini doğal besinlerle karşılaması pek de mümkün olmayabilir. Bu sebeple, bu yoğun dönemlerde sporcuların performansını artırıp optimum seviyede tutmak için doğal suplementler de kullanılmaktadır. Fakat besin takviyeleri hiçbir zaman tek başlarına yeterli değildir ve günlük beslenmeye ilave olarak tüketilmelidir. Antrenör ve sporcular besin takviyesi kullanımından olumlu sonuçlar almak istiyorsa dengeli ve düzenli beslenmeye dikkat etmeli, antrenman ve beslenme ilişkisini iyi planlayıp disiplinli bir şekilde uygulamalıdır. Antrenör ve sporculara sunulan bu kitap; sürekli gelişen spor bilimleri ve onun en önemli araştırma konularından biri olan sporcu beslenmesi, besin takviyesi kullanımı ve bu ögelerin sportif performansa olan etkilerini ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır.
Hasan Hüseyin Yıldırım, Türkan Yıldırım Günümüzde ulaştığı merhaleye bir genişleme ve derinleşme süreci sonucunda ulaşan Avrupa Birliği (AB), 1950'lerde temellerinin atılmasından bu yana yetkilerinin ve çalışmalarının kapsamını, sağlık ve sağlık politikaları dahil sosyal politika alanlarını da kapsayacak biçimde gittikçe artan bir ivmeyle yaygınlaştırmaya ve derinleştirmeye devam etmektedir. Özünde ekonomik entegrasyon merkezli bir bütünleşme süreci yaşayan AB, özellikle "yayılma etkisi" ile sosyal sektörleri de etkiler ve kapsar duruma gelmiştir. Üye ve aday ülkelerin sağlık ve sağlık politikalarını, AB'nin dinamiklerinden muaf tutması mümkün değildir. Sağlık sektörü ülkelerin gerek adaylık, gerek katılım müzakereleri ve gerekse katılım süreci ile birlikte, doğrudan ve dolaylı olarak etkilendiği ve uyumlaşma ve yakınlaşma göstermesi gereken alanlardan birisidir.
Zeynep Güldem ÖKEM, Mustafa CAN Nüfusun yaşlanması, uzun süreli bakım hizmetlerinin planlanması ihtiyacını doğurmuştur. Sağlık ve sosyal hizmetlerin ağırlıkla kamu tarafından karşılandığı birçok Avrupa ülkesi ve bazı gelişmiş ülkelerde, yaşlanmayla ortaya çıkan sağlık ve bakım ihtiyacının karşılanması, sosyal güvenlik sistemi içerisinde sağlık bakımının yanında “uzun süreli bakım” sistemi olarak ele alınmaktadır.
Uzun süreli bakım sisteminin planlanması, kaynak ihtiyacının belirlenmesi ve finansmanının sağlanması için farklı kamu programlarının, farklı sektörlerin ve özel girişimlerin koordineli bir şekilde yapılandırıldığı yeni yaklaşımların oluşturulmasına yönelik çalışmalara ihtiyaç vardır.
Ülkemizde son yıllarda yaşlılara yönelik sosyal politikalarla ilgili çalışmalar yoğunluk kazanmıştır. Bu kapsamda farklı ülkelerin deneyimlerinin karşılaştırmalı olarak gözden geçirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada; başarılı ülke örneklerinden Almanya, Belçika, Danimarka ve Hollanda'nın uzun süreli bakım sistemlerinin Türkçe çevirileri yer almaktadır.
Bu yayının temel amacı, Avrupa Birliği ülkelerinin uzun süreli bakım sistemlerinde uyguladığı farklı organizasyon yapıları, hizmet sunumu ve finansman yöntemleri ile ortaya çıkan deneyimleri aktarmak ve Türkiye'de uzun süreli bakım sisteminin oluşturulması çalışmalarına ışık tutmaktır.
Türkan Yıldırım Günümüzde sağlık mal ve hizmetlerinin üretimi ve tüketimi modern sağlık sistemleri
aracılığıyla olmaktadır. Bir sağlık sisteminin temel amacı; hastalıkları
tedavi etmek, nüfusun sağlığını korumak ve geliştirmektedir. Yeterli sayı ve nitelikte
sağlık insan gücü kapasitesine sahip olmak sağlık sistemlerinin amaçlarına erişmesinde temel araçlardan birisidir. Ancak ülkelerin çoğu, sağlık insan gücünün eksikliği ve dengesiz dağılımı ile ilgili problemlerle karşı karşıyadır. Sağlık insan gücüne ilişkin bu problemler; son yıllarda sağlık çalışanlarının uluslararası serbest dolaşımı veya göçü ile birlikte daha da kritik bir hal almakta ve önem kazanmaktadır. Bu bağlamda başta Avrupa Birliği (AB), Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ve Dünya Bankası (DB) olmak üzere uluslararası kuruluşlar ve bireysel ülkeler sağlık çalışanlarının göçü üzerinde ciddi çalışmalar yapmaya başlamışlardır. Bu bağlamda, doğası gereği “serbest dolaşım” olgusu üzerine kurulu olan AB’nin özel bir konumu ve yeri vardır.
Türkan Yıldırım, Hasan Hüseyin Yıldırım Günümüzde eriştiği merhaleye bir genişleme ve derinleşme süreci sonucunda ulaşan
Avrupa Birliği (AB), 1950'lerde temellerinin atılmasından bu yana yetkilerinin kapsamını,
sağlık ve sağlık politikaları dahil sosyal politika alanlarını da kapsayacak biçimde
gittikçe artan bir ivmeyle genişletmeye devam etmektedir. Özünde ekonomik
entegrasyon merkezli bir bütünleşme süreci yaşayan AB, özellikle "yayılma etkisi"
ile sosyal sektörleri de etkiler ve kapsar duruma gelmiştir. Üye ve aday ülkelerin
diğer alanlara ek olarak sağlık ve sağlık politikalarını, AB'nin dinamiklerinden muaf
tutması mümkün değildir. Sağlık sektörü ülkelerin gerek adaylık, gerek katılım müzakereleri ve gerekse de katılım süreci ile birlikte, doğrudan ve dolaylı olarak etkilendiği ve uyumlaşma ve yakınlaşma göstermesi gereken alanlardan birisidir.
Hülya YELTEPE ERCAN Bağımlılık bir beyin hastalığıdır ve tedavisi, hasta için olduğu kadar ailesi ve yakınları için de oldukça zor ve sabır isteyen bir süreçtir. Süreç içerisindeki en ufak hata beraberinde nüks riskini getirir. Nüks, bütün çabaların boşa gitmesi ve en başa dönülmesi demektir. Bu sebeple, bağımlılık tedavisi sadece hastanın bağımlılık yapan maddeden arınmasını değil aynı zamanda onun maddesiz bir yaşama hazırlanmasını ve bu yaşam karşısındaki endişe, kaygı, korku ve çaresizliğiyle başa çıkabilme becerilerinin öğretilmesini de hedeflemelidir.
Egzersizin madde bağımlılığı tedavisine dâhil edilmesi fikrinin temelini, egzersiz bağımlılığının bu pozitif yapısı ile sıklıkla bağımlılıkla birlikte görülen ve nüks riskini artıran kaygı ve depresyonun iyileştirilmesindeki rolü oluşturur. Bağımlılıklar bazen birbirleri ile yer değiştirebilmektedir. Pozitif bir bağımlılık olarak görülen egzersiz bağımlılığının, alkol ve madde bağımlılığı tedavisine eklenmesi ile benzer mekanizmalara sahip olan bu bağımlılıkların yer değiştirebileceği düşünülmektedir.
Bu kitabın amacı, bağımlılık ve tedavisi hakkında ayrıntılı bilgiler vermek, egzersizin bağımlılığı iyileştirici bir etkisi olduğu konusunda iddialarda bulunmak ve okuyucuyu bu konuda yönlendirmek değildir. Bu kitabın amacı, zor bir süreç olan bağımlılık tedavisine ek olarak uygulanabilecek ve hastaların maddesiz yaşama geçişlerini kolaylaştırmaya, kaygı, depresyon ve düşük yaşam kalitesi gibi sorunlar sebebiyle ortaya çıkan nüks riskini azaltmaya yardım edecek bir ek terapi seçeneği olarak egzersizin yararlarından bahsetmektir.
Carlo C. DiClemente, The Guilford Press Siz ya da çevrenizdeki insanlar:
Sigara içiyor musunuz?
Alkol veya başka maddeleri kullanıyor musunuz?
Bağımlı mısınız? Bağımlılık riskiniz var mı ya da bağımlılığın hangi aşamasına doğru gidiyorsunuz?
Kumar bağımlılığı için de bağımlılık sürecindeki aşamalar geçerli mi?
Bırakmayı mı düşünüyorsunuz?
Bırakma sürecinde hangi aşamadasınız?
Tüm bu soruların cevabını bu kitapta bulacaksınız.
Dr. DiClemente, Dr. James Prochaska ile birlikte 20 yıllık bir çalışmanın sonunda davranış değişikliğinin Transteorik Modeli’ni (TTM) geliştirmiştir.
Bu kitap, bağımlılığa gidiş ve bağımlıktan dönüş sürecinde neler yaşandığını, bu süreçlerde döngünün nasıl değişebileceğini gösteren çok değerli bir eser.
Tüm çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin bağımlılıktan korunmasını, sağlıklı ve güzel bir yaşam sürdürmesini dilerim...
Sabri Kaya Savaşlar, yoksulluk, aile içi sorunlar, anne babanın biri ya da ikisinin yokluğu, ihmal ya da istismar gibi pek çok nedenlere bağlı olarak aile bakımından mahrum kalan ve korumaya ihtiyaç duyan çocuk ve gençler, toplumsal uyumda ve sosyal ilişkiler geliştirmede önemli zorluk çeken bir grubu oluşturur. Korunma ve bakıma muhtaç olan bu çocuk ve gençler devlete ait çocuk yuvaları, yetiştirme yurtları, sevgi evleri ya da çocuk siteleri şeklinde örgütlenmiş yatılı bakım kurumlarında bakım, koruma ve gözetim altına alınır. Bakım kurumlarında kalan çocuk ve gençlerin sosyalleşmesi (toplumsallaşması) aile yokluğundan dolayı ilk olarak bakım altında bulunduğu kurumlar içinde başlar ve toplumsal rollerini bu yapı içinde öğrenirler.
Birçok araştırmada sosyal faktörlerin yanı sıra spor ve boş zamanları değerlendirme etkinliklerinin çocuk ve gençlerin kişilik gelişiminin ve sosyalleşmesinin belirleyici etkilerinin olduğu vurgulanmaktadır. Özellikle korunma ve bakım altındaki çocuk ve gençlerin kişilik gelişimi ve sosyalleşmesinde bu etkinin daha da belirleyici olduğu açık ve net bir şekilde yapılan bu araştırmada ortaya çıkmıştır. Bu kitabın alanda bu konuya değinen kapsamlı ilk çalışma olarak alana katkı vermesi, bakım kurumlarındaki sosyal çalışmacılara, eğitimcilere, yöneticilere, spor ve rekreasyon liderlerine kaynak oluşturması temel amacını taşımaktadır.

Eric W. Baker Başta Diş Hekimlği öğrencileri olmak üzere tüm hekimler için çok faydalı Olan Baş ve Boyun Anatomi Atlası nitelikli bir atlasdır. Öğrencilik hayatında tüm öğrencilerin faydalı olacak bir eserdir. Tüm tıp öğreticileri ve klinik diş hekimleri, insan yüzünün topografik ve anatomik ilişkisinin ciddi şekilde komplike olduğu konusunda aynı fikirdedir. Bu atlas okuyucusunun yüz anatomisini derinlemesine bire bir katmanlarını incelemesine imkan sağlar. Avantajı ise ayrıntılı ilüstürasyonlarla bu katmanların iskeletten yüzün dış kısmına kadar anlatılmasıdır iskelet şablonlarında CT scan kullanılmıştır. Fasial bölgesinin iç katmanlarında MRI ile resmedilmiştir. Damar yapısı angiografik olarak resmedilmiştir. Canlı model üzerinde de örneklenmiştir. Sonuçlar yine 3D olarak görselleştirilmiştir. Anatomik detaylar, kan damarları ve sinirlerin yapısı, ilişkileri, detaylı şekilde gösterilmektedir. Önemli noktalar, anatomik yapı üzerinde de vurgulanmaktadır. Tıp eğitimi almış hekim, diş hekimi ve diğer sağlık çalışanları için olağan üstü görselliği ile tam olarak bir başvuru kitabıdır.
Sharon Perkins RN - Stefan Korn - Scott Lancaster - Eric Mooij Babalığın harika dünyasına hoş geldiniz! Bu heyecan verici bir andır ama bir parça ürkütücü de olabilir. Neyse ki neşe kaynağınız olacak miniğinizin sağlam bir koruyucusu ve bakıcısı olmak için ihtiyacınız olan her şeyi bu kitapta bulabilirsiniz. Baba olmak bir maceradır ve bu kitap bu macerayı en iyisi kılmanıza katkıda bulunacaktır.
Sharon Perkins, RN ağırlıklı olarak anne-çocuk sağlığı alanında 30 yıllık deneyime sahip lisanslı bir hemşire ve beş çocuğun da annesidir.
Stefan Korn bir baba ve Yeni Zelanda'da yaşayan bir internet girişimcisidir.
Scott Lancaster Kızına tam zamanlı olarak bakmıştır ve tam zamanlı ev babalığı konusunda deneyimlidir.
Eric Mooij dört çocuk babasıdır ve bir IT/proje yönetimi profesyonelidir.
Kitabı açın ve
• Evinizi bebek güvenli kılmayı
• İş-yaşam dengesini kurmayı
• Bebeğinizin ihtiyaçlarını planlamayı
• Ev babası olmayı
• Büyük derslerin aktarılmasını
• Çocuğunuzla bağlar kurmayı
• Çocuğunuzun gelişimine yardımcı olmayı
• İhtiyaç olduğunda yardım alabilmeyi inceleyin
Neslihan KULOĞLU TÜRKER Sevgili anne-babalar! Bu kitabı en fazla uyaran sağlanması gereken dönemde, en az uyaran sağlanmasından duyduğum kaygı ile yazdım. Beyin hücrelerinin ve bağlantılarının gelişiminin, bebeğin çevresel farkındalığını, her yaş dönemindeki becerilerini, hayata karşı duruşunu etkileyeceği, mutlu olmanın ne kadar kolay olduğu bilinci ile yapılabilecek pek çok şey olduğunu vurgulamaya çalıştım. Bazı özel notlarla, beynin görme-işitme-motor gelişim gibi alanlarında bir sorun varsa bu dönemde belirlenmesi ve uygun girişimlerin başlamasının son derece önemli olduğunu belirtmeye çalıştım. Kitabımda yazdıklarım, yapabilecekleriniz için birer örnek niteliğindedir. Daha çok okuyarak, araştırarak, gözleyerek, yaratıcılığınızı kullanarak bebeğinizin gelişimini daha fazla destekleyebilirsiniz. 1 yaşından sonra bebeğinizin becerileri daha hızlı artacak ve sizi sürekli şaşırtan özellikler sergileyecektir. İleride “keşke” dememek için ilk 12 ayda elinizden gelenin en fazlasını yapmalısınız. Ancak ne yaparsanız yapın öncelikli hedefiniz bebeğinizle birlikte mutlu zaman geçirmek olmalıdır. Gülün, güldürün. Eğlenin, eğlendirin. Yaşamda minicik bir bebekle oyun oynamaktan, birlikte zaman geçirmekten, tepkilerini izlemekten daha keyifli ne olabilir ki…
Laura E. Berk, Pearson Bebekler ve Çocuklar: Doğum Öncesinden Orta Çocukluğa kitabı; yaşamdan örneklerle, açık ve öyküleştirilmiş etkileyici anlatımıyla çocuk gelişimine ışık tutmakta; çocuk gelişimi ile ilgili güncel bilgileri net, tutarlı ve bilimsel yaklaşım içerisinde okuyucusuna sunmaktadır.
Kitap; çocukların gelişim dönemleri çerçevesinde fiziksel, bilişsel ve sosyal/duygusal gelişim alanlarının birbirleriyle olan etkileşimini özgün ve doyurucu bir tarzla ele almıştır. Çocuk gelişimindeki kuramsal, kültürel, bireysel ve toplumsal çeşitlilikler örnekleriyle ortaya konulmuş ve bu çoğulcu bakış açıları karşılaştırmalı bir şekilde tartışılmıştır. Ayrıca, çocuk gelişimi ile ilgilenen öğrenciler, araştırmacılar, akademisyenler ve anneler-babalar kendi yaşantılarıyla okudukları arasında ilişkiler kurarak çocuk gelişimi ile ilgili yararlı bilgileri öğrenme fırsatına bu kitapla sahip olacaklardır.
Bebekler ve Çocuklar: Doğum Öncesinden Orta Çocukluğa, çocuk gelişimi alanında yazılmış geniş kapsamlı ve dünyada en çok okunan sayılı kitaplardan biridir.
Robert Madigan “Belleğin işleyişine ilgi duyan, becerilerini geliştirme ve sınırlılıklarını aşma konusunda neler yapılabileceğini öğrenmek isteyenler hiç zaman kaybetmeden bu kitabı almalı. Dr. Madigan hem herkesin kolayca anlayıp keyif alabileceği hem de bilimsel bir altyapıya sahip olan bu kitabı yazmakla birbirinden çok farklı yönleri olan bir yapıta imza atmıştır.
Robert A. Bjork, PhD. Kaliforniya Üniversitesi, Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Araştırmacı

“Akıllı telefonlarla ve taşınabilir cihazlarla veri alışverişi yapılan bir çağda bellek konusunu önemsemeli miyiz? Evet, kesinlikle! Dr. Madigan kitap boyunca günümüz teknolojisini ele almakta ve hızla gelişen teknoloji karşısında neden zihinsel becerilerimizin gelişmesi gerektiğini bize göstermektedir. Yaşadığımız bellek yanılmalarından 'belleğim zayıf' diyerek belleğimizi sorumlu tutuyoruz; ama aslında bellek sorunları, belleğimizi doğru biçimde kullanmıyor olmamızdan kaynaklanıyor.”
Catherine Fritz, PhD. Northampton Üniversitesi, Psikoloji Bölümü, Birleşik Krallık

“Bu kitap, güncel bilimsel araştırmaları, bellek ustalarının kuşaktan kuşağa aktardıkları iç görüleri ve belleğinizi geliştirmenize yardımcı olacak son derece güçlü teknikleri eşsiz bir biçimde bir araya getirmiştir.”
Peter Morris, PhD. Lancaster Üniversitesi, Psikoloji Bölümü (Emeritus), Birleşik Krallık

Yeni tanıdığınız insanların adlarını anımsamak ister misiniz? Ya doğum günlerinin, yapılması gereken önemli işlerin, internetteki kullanıcı şifrelerinizin aklınızdan uçup gitmemesini? Bellek sanatları, bilginin bellekte tutularak kullanılmasını sağlayacak becerileri geliştirmek üzere uygulanabilir, kanıtlanmış yöntemler sunmaktadır. Dr. Robert Madigan, bellek sanatları alanında uzmanlaşmış bir psikologdur. Her gün kolayca uygulanabilecek yöntemler kullanarak belleğinizi çalıştırabilirsiniz; bu, tıpkı egzersiz yapmak amacıyla asansöre binmek yerine merdivenlerden çıkmaya benzer. Bu yöntemler belleğinizin güçlenmesi için oldukça önemlidir. İşte bu nedenle bilimsel bir temel üstüne kurulmuş olan bu kitap size yardımcı olabilir. Dr. Madigan okuyucularına belleğin işleyişi konusunda bilgi vermekte, utanç verici bellek yanılmaları yaşanmaması için zihinsel becerilerin geliştirilerek yüzlerin, randevuların, olguların, rakamların, listelerin ve daha birçok şeyin anımsanmasını sağlayacak yaratıcı anımsatıcılar ve gözde canlandırma teknikleri sunmaktadır. Beyninize sahip çıkın; bu kitap size yol gösterecektir.
BİLİMSEL STRATEJİLERİN ZİHİNSEL BECERİLERİNİZİ NASIL KESKİNLEŞTİRECEĞİNİ KEŞFEDİN
Kısa adlar, ilklemeler, öyküler ve uyaklar kullanarak her şeyi anımsayabilirsiniz.
Otomatik pilottan kurtulun, bir daha asla anahtarlarınızı, cüzdanınızı ya da telefonunuzu yanlış yere koymayın.
Dikkat dağınıklığının, konsantrasyon kaybının ve kaygıların belleğinizi olumsuz yönde etkilemesine izin vermeyin.
Yaşlanmanın unutkanlığa neden yol açması gerekmediğini öğrenin.
Partilerde, toplantılarda ve rastlantısal karşılaşmalarda sizi utandıracak unutkanlıkları önleyin.
Aliye Mavili Bütün toplumlarda olduğu gibi, ülkemizde de değişen, dönüşen aileye daha yakından bakmanın önemli olduğu düşünülmüştür. Çalışmanın bazı bölümleri daha önceki çalışmalarımdan yapılan derlemelerden oluşmaktadır.
Birinci bölümde aile, sosyolojik ve psikolojik kuramlar açısından incelenmiştir. İkinci bölümde evlilik ve aileye ilk adım olarak evlilikte iletişim ve çatışma durumları ele alınmıştır.
Çalışmanın üçüncü bölümünde, aile danışması ve aileyle profesyonel çalışma aşamaları ve örnekler üzerinde durulmuştur. Bu bölümün sonuna aile danışmanlığı eğitimi ve etik konusu eklenmiştir.
Son bölümdeki tartışma ve son sözde ise, bireyselleşme ve aile içinde yaşamanın tarafımdan benimsenen usul ve tarzına ilişkin ele alışlarım yer almıştır.
Barbara Sher Benlik saygısı oyunları çocuklara duygusal, sosyal, fiziksel ve zihinsel olarak kendileri olabilmenin muhteşem bir şey olduğunu göstermektedir. Benlik Saygısı Oyunlarındaki eğlenceli ve özenle tasarlanmış etkinlikleri paylaşarak, çocuğunuzun olumlu duygularını destekleyebilir ve öğrenmeleri için kalıcı bir temel oluşturabilirsiniz.
Bir anne, öğretmen ve oyun terapisti olan Barbara Sher tarafından otuz yıllık deneyim ile geliştirilen 300 adet benlik saygısı oluşturan bu fikir koleksiyonu, bir ön hazırlık ya da materyal gerektirmez. Siz ve aileniz hemen hemen her yerde oyuncu sayısı önemli olmaksızın istediğiniz sayıda kişiyle bu oyunları oynayabilirsiniz. Öyleyse haydi gelin, rahatlayın ve eğlenceyi keşfedin.

ÖZEL BÖLÜMLER :
Güçlü yanlarınızı ve yeteneklerinizi bilmek
Günlük duygularınızı ve tepkilerinizi ifade etmek
Benzersiz olmaktan keyif almak-herkes gibi!
Arkadaşlık yoluyla ilişkiler geliştirmek ve başkalarına güvenmek
Vücudunuzun ve duyularınızın farkına vararak özgüven geliştirmek
Hikmet Yaşar - Suat Melek Kitapta, besinler ve beslenme ile ilgili bilgiler, herkesin anlayacağı ve uygulayabileceği bir tarzda sunulmaktadır. Besin bilimi, temel besin maddeleri, günlük ihtiyaçlar, besin kaynakları ve tamamlayıcılar konularına yer verilmiştir. Bununla birlikte besin kaynakları kısmında onlarca sebze, meyve ve reçine detaylı olarak incelenmiş, bezin değerleri verilmiş ve faydaları sıralanmıştır. Toplumda ağızdan ağıza yayılan ve yetersiz olan bilgiler yerine, bilimsel kaynaklara ve gerçek uygulamalara dayanan anlatımlara yer verilmiştir.
Abdurrahman Aktümsek, Gökalp Özmen Güler, Yavuz Selim Çakmak, Gökhan Zengin, Şengül Uysal Bu kitapta beslenme bilgileri fizyolojik ve biyokimyasal ilkeleri ile birlikte açıklanmıştır. Önce enerji veren besin maddelerinin yapısı verilmiş, daha sonra bunların sindirimi ile emilmesi ve nasıl enerji verdikleri ortaya konulmuştur. Gebelik ve laktasyonda beslenme ile çocuk, genç, yaşlı ve sporcu beslenmeleri ayrı ayrı ele alınmıştır. Hatta günümüzde artık iyice yaygınlaşmaya başlayan vejetaryen / vegan beslenmesi de dahil edilmiştir. Ayrıca beslenme bozuklukları, hastalıkları, besin alerjileri ve besin zehirlenmeleri ile ilgili bilgiler verilmiştir. Klasik beslenme kitaplarında yer almamasına rağmen enerji veren, hatta yüksek enerji veren alkol de tüm yönleri ile açıklanmıştır.
A. Gülden Pekcan, Aliye Özenoğlu, Çağatay İnam Karahan, Erhan Akarçay, Funda Şensoy, H. Hüsrev Hatemi, Metin Saip Sürücüoğlu, Muhittin Tayfur, Polat Tuncer, Selahattin Dönmez, Türkan Kutluay Merdol Beslenme ve Diyetetiğin Sağlık Bilimleri ile ilişkisi ve sağlık üzerine etkileri iyi bilinmesine rağmen Sosyal Bilimler ve insan psikolojisi ile ilişkisi çok iyi bilinmemektedir. Bu düşünceden yola çıkarak, bu alandaki eksikliği gidermek ve Beslenme ve Diyetetik alanına yeni bir boyut kazandırmak amacıyla ortaya çıkmış
olan bu kitap, alanındaki ilk kitap olma özelliği taşımaktadır.
Beslenme ve diyetetiğin sağlık dışı disiplinler ile ilişkisini inceleyen bu ilk kitap, Toplum ve Kültür Sorunu Olarak Beslenme; Tarihsel Süreçler ve Beslenme; Diyetisyenlik ve Meslek Etiği; Beslenme ve Sağlık Politikaları; Beslenme, Sanat ve Diyetisyen; Sanatın McDonaldlaşması; Beslenmenin Sosyolojisi; Beslenme Psikiyatrisi; Örgütlerde İnsan Kaynakları Yönetimi ve Beslenme; Turizm ve Beslenme; Beslenme ve Medya olmak üzere toplam 11 bölümden oluşmuştur. Bölümlerde sunulan bilgiler okuyucuya önemli bilimsel katkılar sağlaması yanında, özellikle bazı bölümler sürükleyici bir roman tadında ve keyifle okunacak niteliktedir. Bu özelliği ile beslenmenin bir bilim ve sanat olduğunu da doğrulamaktadır.
“Beslenme ve Diyetetiğin Psikososyal Boyutu” isimli bu kitap; başta diyetisyenlere, Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğrencilerine, ayrıca Beslenme ve Diyetetiğin ilişkili olduğu Sosyal Bilimler alanı mensuplarına yol gösterici, disiplinleri kaynaştıran yeni çalışmalara ışık tutacak bir kaynak eser niteliğindedir.
Emre Özgür Bulduk, Gülçin Sağdıçoğlu Celep, Güler Özkula, Sıdıka Bulduk Sağlıklı beslenme, sağlığın anahtarıdır. Yetersiz ve dengesiz beslenme ise çeşitli hastalıklar için risk faktörlerinin başında gelmektedir. İnsanların bedensel, zihinsel ve toplumsal açıdan sağlıklı olması beslenme ile doğrudan ilişkilidir. Araştırma ve diyet uygulamalarındaki gelişmeler ışığında sağlıklı yaşam kavramı son yıllarda giderek önem kazanmıştır. Çocukluk döneminde kazanılan doğru beslenme; obeziteden korunma, fiziksel aktivite, sağlıklı cinsel eğitim, daha sonraki yaşlarda sağlığın korunması ve kaliteli bir yaşam sürdürülmesi için önemlidir. Beslenme ve fiziksel aktivite alışkanlıklarının olumlu yönde değiştirilmesi kronik hastalık riskinin azaltılmasında temel rol oynamaktadır. Bu kitap, Sağlıklı ve Doğal Beslenme, Obezite ile Mücadele, Gıda Katkı Maddeleri, Sağlıklı Yaşam ve Egzersiz, Afet, Trafik ve Temel Yaşam Desteği, Sağlıklı Cinsel Yaşam, Bağımlılık ve Bağımlılıkla Mücadele ana başlıkları altında toplanmış olup öğrenciler, sağlık çalışanları ve akademisyenler için bir kaynak niteliğindedir. Yaşamın her döneminde önemli olan bu hayati konular, alanlarında uzman olan kişiler tarafından yalın bir dil kullanılarak ele alınmıştır.