Halkla İlişkiler ve İletişim \ 1-6
William G. Castellano “Yeni Normal” olarak adlandırılan içinde bulunduğumuz yeni dönem, çalışma hayatını kökten değiştiren yapısal dönüşümlere neden olmuştur. Küreselleşme, teknolojideki hızlı gelişmeler ve değişen işgücü yapısı, geleneksel insan kaynakları uygulamalarını yetersiz kılmaktadır. İş dünyasında başarı ve sürdürebilirlik ancak yeni yöntemleri araştırmak, uygulamak ve işgücü adanmışlığını sağlamak ile mümkün olacaktır. Bu kitapta, 21. yüzyılda sürdürülebilir bir rekabet üstünlüğü yakalamak isteyen ve bunun için sahip oldukları işgücü adanmışlığı ve yetenek yönetimini önemseyen örgütler için birçok uygulamaya yer verilmiştir.
İnsan Kaynakları Yönetimi alanında çalışmalarına devam eden pek çok değerli öğretim üyesisinin katkılarıyla Türkçeye kazandırılan bu eserin, akademisyenler, öğrenciler ve uygulamacılar için önemli bir referans olacağına inanıyoruz.
İnci Çınarlı Sağlığımız ve iletişim kurma yetimiz, hayatımızın son derece önemli iki durumudur. Hepimizin birinci gündem maddesi olan sağlık, temel bir insan hakkıdır ve demokrasilerin de vazgeçilmez bir unsurudur. Yaklaşık 50 yıldır bir disiplin olarak karşımıza çıkan sağlık iletişimi, ülkemizde de son yıllarda halk sağlığı, sağlık eğitimi ve iletişim disiplinleri kapsamında ele alınmaktadır.
21.Yüzyılda Sağlık İletişimi başlıklı bu kitapta; sağlık, hastalık ve rahatsızlık kavramlarının sosyolojik açıdan değerlendirilmesi, sağlık iletişiminin boyutları, sağlık iletişimi disiplinine ait kuram ve modeller, sağlık iletişimi stratejileri, sağlık iletişimi kampanya tasarımı süreci, halk sağlığı enformasyonu ve medya arasındaki ilişki ve sağlık okuryazarlığı konuları ayrıntılı bir şekilde ele alınmaktadır.
McGraw-Hill Psikoloji alanında en güncel bilimsel bilgileri okuyucuya sunmayı hedefleyen bu kitap, her biri kendi alanında ve çeviri konusunda uzman olan psikologlar tarafından Türkçeye kazandırılmıştır.
Aklımın Aklı: PSİKOLOJİ kitabı; psikoloji biliminin temel konularını yalın, açık, net ve kolay anlaşılır şekilde okuyucuya aktarmasının yanı sıra renkli içeriği ile de son derece ilgi çekicidir. Okuyucu, kitabı ilk incelediği andan itibaren kitabın gerçek dünyadan örneklerle zenginleştirildiğini ve baştan sona etkileşimsel ve dinamik öğrenme yöntemlerinin etkin şekilde kullanıldığını fark edecektir. Kitapta içerik ve biçim dengesinin korunmasına özel bir duyarlılık gösterilmiştir.
Öğrenme alışkanlıklarının günümüzde değişmiş olması nedeniyle Aklımın Aklı: PSİKOLOJİ kitabında, "Ne?", "Neden?" "Nasıl?" ve "Ne zaman?" sorularına etkileyici şekilde yanıt verme hedeflenmiştir. Aynı zamanda, merakı, düşünmeyi ve yaratıcılığı destekleyen yeni öğretim yöntemlerinin kullanılmış olması özellikle öğrenciler için yararlı olacaktır. Öğrencilerin derse hazırlanma, derse katılma ve ders sonrası gözden geçirme etkinliklerinde kendi akıllarına bu kitabı eşlikçi kılmaları kitabın yapısı gereği kaçınılmaz görünmektedir.
Okuyucunun merak düzeyini yüksek tutmasının ötesinde onun kendi iç dünyasında ve sosyal çevresinde olup bitenleri anlamlandırmasını hedefleyen Aklımın Aklı: PSİKOLOJİ kitabının, satışa çıktığı tüm ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de psikoloji alanının en temel kaynaklarından biri olacağına inanıyorum.
Doç. Dr. Mithat Durak
Sevcan Beşikci Medyada tasarlanan her türlü haber toplumda algının şekillenmesine olanak tanımaktadır. Bir ülke hakkında farklı ülkelerdeki medyanın hazırladığı içerikler ise o ülke hakkında kamuoyunun fikir edinmesi açısından oldukça önemlidir. Medya ortamlarında yayımlanan haberler, söz konusu medyanın olaya veya konuya ilişkin yaklaşımını ortaya koyabilmektedir. Bu kapsamda algısal süreçlerin yönetimi dikkat çekici hâle gelmiştir. Algı yönetimi, hedef kitleyi istenilen bir amaç veya bir fikir doğrultusunda inandırma ve ikna etme, kitleler üzerinde istenilen duygu, düşünce ve davranış değişikliği oluşturma çabalarıdır. Kitleler üzerinde bu değişimin gerçekleştirilmesinde kullanılan en etkin araç ise medyadır. Günümüzde insanlar, çevrelerinde gerçekleşen olayları medya aracılığıyla öğrenmektedir. Bu nedenle medya kontrolünü elinde bulunduranların kitleler üzerinde istenilen doğrultuda değişimi gerçekleştirebilmeleri mümkündür. Medya ortamlarında yayımlanan haberler ile algı yönetimi süreçleri işlevliğini arttırmakta ve istenilen amaca ulaşımı kolaylaştırmaktadır diyebiliriz. Bu doğrultuda “Algı Yönetimi ve Medya: Yabancı Basında Türkiye Algısı” isimli kitap çalışmasında yabancı basını temsilen The New York Times (Amerika), Bild (Almanya), The Guardian (İngiltere) ve Le Monde (Fransa) gazeteleri tercih edilmiş ve Türkiye'de yaşanan gelişmeler bağlamında 15 Temmuz 2016 tarihi öncesi ve sonrası arasındaki değişimler değerlendirilmiştir.
Özlem Alikılıç Kitap, arabuluculuk uygulamalarına, iletişim disiplini çerçevesinden bakılmasını sağlayan, arabuluculuk yapan ve yapacak olanlara bir rehber olmakla birlikte; çatışmaların barışa dönüştürülmesi, arabuluculukta iletişim sürecinin yönetimi ve etkili iletişim çözümleri hususunda bir araç olması için hazırlanmıştır. Etkili iletişim yönetimlerini kullanarak nasıl daha başarılı arabuluculuk süreci yönetilir konusuna vurgu yapan bir çalışmadır. Bununla birlikte bu çalışma, Türkiye’de arabuluculuk sertifika eğitimlerindeki deneyimlerden, uygulamalı vaka çalışmalarından, avukatların ihtiyaçlarından ve mesleki deneyimlerinden yola çıkılarak hazırlanmıştır. Mevcut çalışma, arabulucular için bir iletişim rehberi olmakla birlikte, arabuluculuk ile ilgili tüm hususları içeren bir değerlendirme değildir. Keza bu çalışma, sadece arabulucular için değil, uzlaştırmacılar, avukatlar için de birer iletişim öğretisi geliştirmeyi amaçlamıştır. O yüzden hukuk alanında boşluğu ve önemi hissedilen, sözlü ve sözsüz iletişim alanlarını geliştirmeye yöneliktir.
Yukarıda da değinildiği gibi, bu sürece genel iletişim alanından ve özellikle de kişiler arası iletişim çerçevesinden bakılarak; “rıza üretimi, ikna yönetimi, iş birliğinin sağlanması için gerekli olan etkili iletişim becerileri, sözlü iletişim, sözsüz iletişim, çatışma iletişimi, müzakere yöntemleri, mekik diplomasisi, arabuluculuk sürecinde uygulanacak iletişim yöntemleri, iletişimde güç dengesizliği durumlarında mücadele yöntemleri” gibi ileri iletişim çözümleri aktarılmaya çalışılmıştır. Bu çalışma hukuk uyuşmazlıklarıyla ilgili çözüm süreçlerine doğrudan katkı sağlayacak iletişim çözümlerini barındırmaktadır. Kitap, daha ziyade arabuluculuğa duyulan profesyonel bir ihtiyaca, bu bağlamda giderek kalabalıklaşan yeni bir meslek ve disiplin alanı olan arabuluculuk için gerekli iletişim donanımına ve tamamlayıcılığa duyulan gereksinime yönelik hazırlanmış olup arabuluculuk iletişimi konusunda gerekli olan bilimsel kaynak oluşumuna katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
Wayne C. Booth - Gregory G. Colomb - Joseph M. Williams “…yanlış fikirler hatta tehlikeli olanlar yayılıyor çünkü çok fazla insan; çok fazla fikri, çok az kanıtla kabul ediyor.”
Nitelik göreceli bir kavram olmasına rağmen nitelikli bilimsel araştırmayı, kısaca yaşamın herhangi bir bölümünde toplum yararına kullanılacak öneme sahip bir bilgiyi üretmek şeklinde tanımlayabiliriz. Nitelikli toplumların, sayıca az olsalar bile, büyük kalabalıklardan çok daha büyük işler başardıklarını tarihten biliyoruz. Bu, aynı zamanda çokluğu yani niceliği, niteliğin önüne yerleştiren toplumların da her zaman geri kalmaya mahkûm olduğu anlamına gelmektedir.
Nitelikli araştırmanın temel felsefesinin anlatıldığı bu kitapta, başkalarının araştırmalarını nasıl değerlendireceğimiz, kendi araştırmamızı nasıl nitelikli hâle getireceğimiz ve kaliteli bir raporu/makaleyi nasıl hazırlayacağımız konularında bize yol gösterilmektedir. Bazen akademik unvanlara sahip kişilerin bile ulusal televizyon kanallarında oldukça rahat bir şekilde son derece zayıf iddialarda bulunabildiğini gördüğümüzde sağlam bir argümanın sahip olması gereken beş bileşen konusunda bu kitapta verilen tavsiyenin ne kadar gerekli olduğu fark edilmektedir:
“…okurlarınız adına kendi kendinize sormanız gereken sorular:
1. İddiam nedir?
2. Hangi nedenler iddiamı desteklemektedir?
3. Hangi kanıtlar nedenlerimi desteklemektedir?
4. Alternatifleri/yan etkileri/itirazları kabul ediyor muyum ve nasıl cevaplıyorum?
5. Nedenlerimin iddiamla ilgisini hangi prensip oluşturmaktadır?”
Elizabeth Kuhnke Tek bir kelime etmeden istediğinizi söyleyin
Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz derler, gerçekten de öyle. Fakat eğer siz karşınızdaki kişinin hareketlerini anlamazsanız bu hareketlerin anlamları rüzgarla uçup gidebilir ya da daha kötüsü olur ve yanlış anlaşılabilir. Eğer kendinizi başkalarının hareketleri yüzünden kafanız karışmış bir şekilde bulursanız veya başkaları üzerinde yarattığınız izlenimi geliştirmek isterseniz bu samimi rehber aslında hiçbir şey söylemeseler bile, insanların gerçekte ne demek istediklerini anlamanızı kolaylaştırır.
• Sessiz iletişimciyle tanışın! Beden dilinin nereden geldiğini, nasıl evrildiğini ve gerçekleştirdiğiniz tüm iletişim ve ilişkilerinizdeki etkisini keşfedin.
• Jestler iş başında! Başınızı eğmenizin, kaşınızı kaldırmanızın ve dudadığınızın titremesinin ağzınızdan çıkan kelimelerden nasıl daha fazla şeyi ortaya çıkardığını fark edin.
• Duruşunuzu düşünün! Duruşunuzun düşünceleriniz, tavrınız ve algınız üzerindeki etkisini, bedenin uzuvlarının ruh hâlini nasıl yansıttığını ve nasıl bir izlenim yarattığını keşfedin.
• Pozisyonların gücü! İlgi ve ilgisizliğin işaretlerini okumayı, potansiyel bir sevgiliyle iletişime geçmeyi ve iş yerinde kendinize olan güveninizi ve olumlu bir duruş sergilemeyi öğrenin.
• Kültürel farklılığın ötesine geçin! Kendi davranışlarınızdan farklı davranışlar hakkında fikir edinin ve olası tehlikelerden kaçınmak için stratejiler geliştirin.
Kitabı açın ve
• Sözsüz jestleri nasıl yorumlayacağınızı,
• Beden dilinin temellerini,
• Duruşunuzun sizin hakkınızda ne söylediğini,
• Beden dilini flört ederken kullanma yollarını,
• Aldatıldığınızı fark etmek için beden dilini nasıl okumanız gerektiğini,
• Hangi göz hareketleri, yüz ifadesi ve diğer jestlerin başkası hakkında ne söylediğini,
• Beden dili yoluyla iletişime geçmenin en iyi yollarını,
• Sessiz iletişiminizi geliştirmek için ipuçlarını inceleyin.
İsrafil Kuralay Bilimle sanatı buluşturan yegâne sanat dalı olan belgesel, insanı ve evreni en iyi anlama araçlarından biridir. Sinema tarihini başlatan tür olarak belgesel film, tarihteki yerini aldı. Bu kitapta, belgesel filmin dünyada ve Türkiye'de yaşadığı değişim anlatıldı. Sinema ve televizyon bağlamında belgesel filmin geçirdiği süreçler incelendi. Sinema ve televizyonda yayınlan türler karşında belgeselin konumu tespit edildi. Kurmaca ile belgesel arasındaki ayrışımlar, kesişimler değerlendirildi. Belge ile kurmaca arasına sıkışan belgesel ayrımına dikkat çekildi. Değişen dil ile beraber belge belgeselciliğinden kişisel hikâyelere uzayan bir sürece vurgu yapıldı.
Teknolojik yeniliklerin belgeselin dil ve anlatımına etkileri de derin oldu. Türkiye'de TRT'nin belgesel için öncü, tanımlayıcı ve yön gösterici niteliği çok baskın olmuştur. Bu çerçevede kamu belgeselciliğinin öncüleri, ustaları ve yeni nesil iz sürücüleri ile belgeseli konuşmak, aslında belgeselciliğin belgeselini yapmaktı. Ekol olma yolunda bir tarz olarak TRT belgeselciliği incelendi. Belgeler ve bilgiler eşliğinde belgesel film tarihine yolculuğunuz da son derece zevkli olacaktır. Değişen dil, tarz ve türler bağlamında belgeselin geleceğine tanıklık yapacaksınız. Tarih, kavramlar, ilkler, ustalar, dil, tarz, ekol bağlamında Belgeselin Belleği sizi çağırıyor.
Ahmet Faruk Çeçen, Alper Yılmaz, Bilge Yavaş, Cem Sefa Sütcü, Elif Akçay, Elif İrem Yıldırım, Emre Sarı, Esra Tunçay, Kemal Deniz, Mahmut Yavuz Türkmen, Mehmet Ulaş, Metin Enes Dönmez, Nil Çokluk, Nurat Kara, Oğuz Göksu, Oğuz Güner, Özgürcan Yolcu, Rıdvan Öner, Sedef Subölen, Serkan Bulut, Sezgin Savaş, Taybe Topsakal, Zeynep Ekin Bal Teknolojinin gelişip yaygınlaşmasıyla birlikte veri seliyle karşı karşıya olduğumuz bir çağın içine girdik. Bu çağda büyük veri, eğitimden pazarlamaya, ekonomiye, sağlığa, siyasete, iletişime kadar her alanda büyük önem kazanmaya ve çağın petrolü olarak görülmeye başlamıştır. Sosyal ağların sunduğu olanaklarla insanların istekleri, ihtiyaçları ve beklentileri, siyaset hakkında ne konuştukları hakkında bilgi sahibi olmak mümkün hâle gelmiştir. Bu durum çağın petrolü olarak kabul edilen büyük verinin siyasal iletişim uzmanları tarafından seçmen kitlelerini etkilemek için kullanılmasına imkân sunmaktadır. Uzmanlar, bireylerin bıraktığı dijital izleri analiz ederek siyasi iletişim çalışmalarını şekillendirebilmektedir. Bilgi çağında siyasetin geçirdiği dönüşümü ele alan bu çalışmada, büyük verinin ne olduğu, siyasal alanda nasıl kullanıldığı ve siyasal iletişimi nasıl dönüştürdüğü farklı yazarların makaleleri ve fikirleriyle ortaya konmaya çalışılmıştır. Büyük veri ile ilgili temel kavramlara, büyük verinin analizinde kullanılan tekniklere hem uygulamalı hem de teorik bir yaklaşım sunan kitap, konu hakkında bilgi sahibi olmak isteyenlere perspektif kazandıracak niteliktedir.
Beril Akıncı Vural Bu kitap ile BİT’in (Bilgi İletişim Teknolojileri) -sınırlı da olsa- çeşitli alanlardaki yansımalarını irdelemek ve bunu okuyucularla paylaşmak hedeflenmiştir. Derleme niteliğindeki bu ortak çalışma, bu alandaki teorisyen ve araştırmacılar kadar farklı sektörlerdeki yönetici ve çalışanların da medyadan internet gazeteciliğine, sivil toplum örgütlenmeleri, örgütsel yaşam ve iş süreçlerinden iletişim, pazarlama, insan kaynakları ve halkla ilişkilere kadar çeşitli alanlardaki BİT yansımalarını bulabileceği ve de BİT’in bunlar üzerindeki sonuçlarını değerlendirebileceği referans bir kitap niteliğindedir.
Kadir Yıldız Teknolojik gelişmeler, günlük hayatımızın her alanında önemli derecede etkiler bırakmaya devam etmektedir. Toplumsal hayatın vazgeçilmez etkinliklerinden biri olan spor da, bu gelişmelerden etkilenerek varlığını devam ettirmektedir. Spor örgütlerinin teknolojik gelişmelerle birlikte kendilerini yenilemelerinde, doğru bilgi kullanımı ve bir kurum kültürü oluşturulmasında bilgi yönetimi ve iletişim, önemli bir yer tutmaktadır.
İletişim, küreselleşmenin ortaya çıkmasına sebep olan bir faktör olarak düşünülebildiği gibi; bilgi ve iletişim teknolojilerinin de gelişmesiyle spor örgütlerinde, örgütsel kaynaşmayı sağlayarak, kurumların örgüt içi iletişimlerinde etkili bir unsur olarak karşımıza çıkabilmektedir. Yapılan araştırmalarda, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki yeniliklerin uygulanmasının, spor kurumlarının varlıklarını sürdürmelerinde hayati rol oynadığı belirtilmektedir. Covell ve arkadaşları (2007) tarafından, teknolojik alandaki gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan yeniliklerin, spor kurumlarının varlıklarını devam ettirebilmeleri noktasında bilgi ve iletişim teknolojilerinin gerekliliği vurgulanmıştır.
H. Ferhan Odabaşı Küreselleşme ve bilgi ve iletişim teknolojilerinde olanca hızıyla yaşanmakta olan gelişmelere bağlı olarak, yaşamın her alanında meydana gelen köklü dönüşümlerin her ülkenin, toplumun, kurumun ve bireyin bugünü ve geleceği üzerinde oldukça büyük bir etki gücüne sahip olduğunu söylemek yadsınamaz bir gerçekliktir. Yaşanan bu dönüşüm süreci kimi tehditlerin yanı sıra değerlendirilmeyi bekleyen çok sayıda fırsatı da beraberinde getirmiştir, getirmektedir. Bu dönüşümün yol açtığı tehditlere karşı koyabilmek ya da fırsatlardan yararlanmak, insanlık için hak ettiği nitelikte ve insan onuruna yakışır bir gelecek sağlamak adına öteki tüm sistemler gibi eğitim sistemlerinin de yaşanan dönüşüme ayak uydurması, bundan da öte dönüşümün yol göstericisi olması kaçınılmaz bir zorunluluktur.

İÇİNDEKİLER

EĞİTİMDE DÖNÜŞÜMLER
ÖĞRENCİLİKTE DÖNÜŞÜMLER
ARAŞTIRMADA DÖNÜŞÜMLER
ÖZEL EĞİTİMDE DÖNÜŞÜMLER
OKURYAZARLIKTA DÖNÜŞÜMLER
TÜKETİCİLİKTE DÖNÜŞÜMLER
GÖRSEL TASARIMDA DÖNÜŞÜMLER
MESLEKİ GELİŞİMDE DÖNÜŞÜMLER
BİLGİSAYAR ETİĞİNDE DÖNÜŞÜMLER
AİLEDE DÖNÜŞÜMLER
SAĞLIKTA DÖNÜŞÜMLER
İLETİŞİMDE DÖNÜŞÜMLER
VATANDAŞLIKTA DÖNÜŞÜMLER
OYUNDA DÖNÜŞÜMLER

Esin Hazar 21. yüzyıl becerileri arasında önemli bir yer tutan bilgi, medya ve teknoloji becerilerini tanımlamak için birçok farklı kavram kullanılmaktadır. Dijital okuryazarlık, dijital yeterlilik, bilgi iletişim teknolojileri okuryazarlığı gibi kimi zaman birbirlerinin yerine kullanılan bu kavramlar dijital teknolojilerin kullanılması ile ilgili beceri ve yeterlilikleri kapsayacak şekilde ele alınmaktadır. Bilgi, medya ve teknoloji becerilerini ve bu becerilere ilişkin kavramları ayrıntılı şekilde ele alan bu kitapta; aynı zamanda farklı eğitim sistemlerinde bu becerilerin öğrencilere kazandırılmasına yönelik uygulamalara da yer verilmiştir.
İrfan ÇAĞLAR Değişim çağının en önemli eylemlerinden biri, değişimi doğru okuyabilmektir. Bunu yapabilen kişi, örgüt ya da toplumlar; bir taraftan ciddi anlamda kendilerini yenileme olanağını elde ederlerken, diğer taraftan da rakiplerine karşı rekabet avantajı sağlamaktadırlar. Değişimi okumanın bir adım ötesi ise onun yönetimidir. Hayatta her şey yönetilebilir. Dinamikleri farklı (asimetrik) işleyen değişim olgusu dâhil. Burada önemli olan; doğru yerde, doğru zamanda, doğru şeylerin yapılmasıdır. Doğru şeylerin yapılması, değişimin doğru algılanmasına bağlıdır. Bu da ilgili taraflarda güçlü değişim algısı oluşturmakla mümkün olabilir.
Değişim algısı uzun erimli bir süreçtir. Bir günde oluşmadığı gibi, bir günde de değişmez. Aynı zamanda uzun süreli enformasyon çabaları ile oluşturulabilecek bir sonucu ifade eder. Çünkü değişimi taraflar kayıtsız şartsız ve hemen kabul etmezler. Alışkanlıklar, statükoculuk ve değişimi hayatın özgürlüğüne yönelik tehdit olarak kabul etme gibi hususlar, bu algının oluşumunu zorlaştırır. Böylece bu ve benzer sebeplerden dolayı değişime karşı direnç noktaları oluşur. Yukarıda da ifade edildiği üzere, değişim algısının oluşumu ve yönetimi sürecinin beklenen sonuçları üretmesi, ilgili sürecin etkin yönetimine ve doğru değişim algısına bağlıdır. Etkin değişim algısının üzerine inşa edilecek bir değişim yönetimi sürecinin, yanlış yapılmaması durumunda başarılı olma ihtimali artacaktır.
“Değişim ve Değişim Yönetimi” kitabı dikkatli bir şekilde okunursa kitabın değişimi yönetmenin ipuçlarını verdiği anlaşılacaktır. Kitabın konsepti; öncelikle temel kavramların açıklanması ve okuyucunun hafızasında detaylı değişim olgusunun oluşturulması, daha sonra çevresel etkiler bazında değişim-çevre ilişkisinin ele alınması ve farklı boyutlar (modernleşme değişim ilişkisi, postmodern ölçekte değişimin incelenmesi ve makro düzeyde değişim algısının ortaya konmaya çalışılması vb.) çerçevesinde değişimin yorumlanması üzerine inşa edilmiştir. Kitaptaki temel amaç; olumlu anlamda değişim algısı oluşturmak ve değişimin lehinde bir farkındalık meydana getirmektir. Ümit ederiz ki bu, gerçeklik kazanır.
Asuman ÖZDEMİR Sosyal bir varlık olan insan, her şart ve koşulda toplanma ihtiyacı duymuştur. Bu iletişimin sağlandığı en iyi yoldur. Yönetimin en temel süreçlerinden biri olan toplantılar, belli sonuçlara ulaşmak için iki veya daha fazla insanın arasındaki bilgi, görüş ve fikir alışverişi olarak tanımlanır. Toplantılar, ortaya çıkan sorunu çözmek, ihtiyaç duyulan uzmanlık bilgisine ulaşmak, herhangi bir konuda ilgilileri bilgilendirmek, toplu karar almak, sorumluluğu anonimleştirmek veya çalışanların moralini yükseltmek gibi çeşitli nedenlerle düzenlenir. Ancak bir toplantıda yaşanan en yoğun duygular: huzursuzluk, aşırı can sıkıntısı, bıkkınlık ve "ben neden burdayım", "bir an önce bitse de gitsek" düşüncesidir. Ancak, örgütlerin belirleyecekleri ilkelere bağlı olarak oluşturdukları toplantı kültürleri, verimli toplantılar için ilk adım olacaktır.

Verimli, başarılı toplantılar için, bilgi ve deneyimlerin paylaşıldığı bu çalışma; yönetici, çalışan, öğretici, öğrenenler için önemli bir kaynak olacaktır.
Gün içerisinde milyonlarca reklam mesajıyla karşılaşan tüketici, bu durumdan giderek bunalmakta ve sonuçta bu mesajlardan hızla kaçma eğilimi sergilemektedir. Dijitalleşme ile onlara ulaşmak için kullanılan mecra ve platformlar çoğalmaktadır. Söz konusu gelişim, tüketiciye ulaşma konusunda markaları zor bir duruma sokmakta, her reklam mesajının onlar üzerinde etki yaratması giderek güçleşmektedir. Mevcut durumda ise markaların alternatif reklam stratejilerine yönelmekte olması dikkat çekmektedir. Bu stratejilerden biri olan ürün yerleştirme; dijitalleşme, marka iletişim çalışmalarında hikâye anlatımı ve modern insanın eğlence ve boş zaman ihtiyacı vb. nedenlerle giderek markaların başvurduğu stratejik bir reklam alanı hâline gelmiştir. Bu kitap, TV programlarından, sinema, müzik, video/mobil oyun ve sosyal medyayı da içine alan dijital platformlara uzanan türlerde geniş bir uygulama alanı bulan ürün yerleştirme ile ilgili kavramsal, kuramsal, araştırmaya ve örnek olaylara dayalı tüm çalışmaları kapsayan ilk kitap olma özelliğine sahiptir. Kitabın son bölümünde yer alan, Türkiye’nin ilk ürün yerleştirme odaklı tam hizmet ajansı 3P Ürün Yerleştirme Ajansı ile yapılan röportaj, akademinin yanı sıra sektör cephesinin de görüş ve katkılarını içermektedir. Sonuç olarak, “Bu Kitapta Ürün Yerleştirme Var!” kitabının, ürün yerleştirme ile ilgili araştırma yapan, bu konuda kafa yoran ve bu işe gönül veren öğrenciler, akademisyenler ve marka iletişiminin tüm tarafları açısından, konuyla ilgili merak edilen tüm sorulara cevap vereceğine inanılmaktadır. Şimdiden hepinize keyifli okumalar... Dikkat! Bu Kitapta Ürün Yerleştirme Var!
Engin Çağlak İletişim kavramı; insanlık tarihiyle birlikte başlar, onunla birlikte büyür ve gelişimine devam eder. İletişim tarihi de bu bağlamda ele alınmalıdır. Bu kitapla iletişim tarihine genel bir bakış açısı kazanacaksınız. Daha da önemlisi, dünya iletişim tarihinin bu topraklar üzerindeki yansımalarını ve sonuçlarını bulacaksınız.
Bu Toprakların İletişim Tarihi ile sadece kitle iletişim araçlarının değil, onun çok öncesine uzanan ve nesiller boyu aktarılan “Atasözleri”nin doğuşuna tanıklık edeceksiniz. Medeniyetleri medeniyet yapan “Yazı ve Dil”in gelişimini göreceksiniz. İlk iletişim araçlarını ve bunların kullanım alanlarını keşfedeceksiniz. Osmanlı’da “Ulak”ların nasıl at sürdüğünü hayal edecek, Hatt’ın anlamını bulacaksınız. Türk medyasının gelişimine tanık olacak, fotoğraf, telgraf ve telefonun dönüşümünü okuyacaksınız. Radyo, televizyon ve sinema bölümlerinde kendinizden bir şeyler bulacaksınız. Halkla ilişkilerin, reklamın, markanın ve pazarlamanın gücünü hissedeceksiniz. İnternetin, sosyal medyanın etki alanını kavrayacak ve etik bakış açısından ayrılamayacaksınız.
Bu kitap, yazarlarının el birliğiyle ektiği bir fidan gibi büyüyecek ve iletişimle ilgilenen herkes için kaynak bir eser olacaktır…
Abdullah Metin, B. Mert Demir, Erdem Ayçiçek, Fatih Kocaoğlu, Fatih Şahin, Fatma Gül Gedikkaya, İbrahim İrdem, Kenan Polat, M. İlker Haktankaçmaz, Merve Suna Özel Özcan, Metin Özkaral, Nail Öztaş, Ömer Gündüz, Selman S. Kesgin, Süleyman Sıdal, Tuğçe Gür Türkdoğan, Turgay Altun, Vildan Armağan, Yalçın Murgul, Yıldırım İbişoğlu Bürokrasi, sanılanın aksine, çok yaygın bir olgudur; bir örgütlenme, iş yapış biçimidir ve yeryüzünde bürokratik olarak örgütlenmemiş bir devlet örneği yoktur. Devletler dışında, özellikle Sanayi Devrimi sonrası büyüyen ve özellikle kitle üretimi yapan fabrikaların, hizmet örgütlerinin, finansal kuruluşların, üniversitelerin neredeyse tamamı az ya da çok bürokratik örgütlenme biçimini ve işleyişini uygulamış ve günümüzde uygulamaya da devam etmektedir.
Bürokrasi gibi hakkında pek çok şey yazılmış ve yapılmış bir konuda literatürü derleyen ve eldeki klasik malzemeyi işleyerek üzerine az da olsa bir şeyler ekleyen kaynak bulmak oldukça zordur. Bürokrasi hakkında pek çok şeyi tespit ve tasnif ederek okurlarına derli toplu bir başvuru eseri takdim etmek ve alandaki boşluğu doldurmak bu kitabın ortaya çıkış amacıdır.
Kamu yönetimi, siyaset bilimi, kamu politikası ve örgüt ve yönetim alanı başta olmak üzere pek çok disiplinin ilgi alanına giren bürokrasinin çok farklı tanımları ve açıklamaları yapılmıştır. Farklı tarih dönemlerinin özellikleri, yazarların benimsedikleri değer ve ideoloji setleri, tanımların ve açıklamaların üzerine inşa edildikleri varsayımları ve dolayısıyla tanımları ve açıklamaları kökten etkileyebilmektedir. Bu durum elinizdeki kitabın neredeyse her bir bölümünde görülebilmektedir: Bürokrasi kimi bakış açılarında en üstün ve en etkin bir örgütlenme, yönetim ve üretim biçimiyken, diğerlerinde hantallığın, israfın beceriksizliğin sebebi olarak görülmektedir; yine bazılarında kamu hizmetlerinde eşitlik ve adaleti ve hatta kalkınmayı sağlamanın kestirme ve başarılı yolu olarak görülürken, diğer bazılarında egemen sınıfların toplumu sömürme aracı olarak takdim edilmektedir. Kitap, bu farklılıklara birincil kaynaklardan hareketle eşit muamele etmeyi gözeten bir başvuru kaynağı olma niyetiyle yazılmıştır.
Nilay Başok Yurdakul

Pazarlama ve pazarlama iletişimi kavramı tanımı ve özellikleri, tarihsel gelişim süreci, bütünleşik pazarlama iletişiminin gelişim nedenleri, planlama modelleri, bütünleşik pazarlama iletişiminde stratejik yönetim ve ölçümleme sürecinin değerlendirilmesi çalışmada ele alınan konulardandır. Bu çalışma, pazarlama iletişiminde ölçümleme konusuna gerek akademik ve gerekse profesyonel anlamda ilgi duyan araştırmacı ve kullanıcılar için temel bir başvuru kaynağı olabilecek niteliktedir.

Kenneth E. Clow, Donald Baack, Yolu bir üniversite kütüphanesine düşen, bütünleşik pazarlama iletişimi, reklam, satış ve tüketici davranışları konusunda eli bu alandaki yabancı kaynaklara giden tüm okurların bildikleri meşhur bir kitap vardır: Bu, Pearson yayınevi tarafından çıkarılmış Integrated Advertising, Promotion and Marketing Communications kitabıdır. Şimdi bu kitap, 7. Basımının Türkçe çevirisi ile siz değerli okurlar için raflardaki yerini alıyor. Bugüne kadarki alan kitaplarından en temel farkı; her konunun detaylı, bir o kadar kolay ve derli toplu anlatımı, örnek olay ve görsel zenginliği, eğitici ve öğretici kimliğini yaratıcı şekilde sunması olarak sıralanabilir.
Rengârenk görselleri, her bir konuyu açıklayan örnek olayları, değerlendirme soruları ve eşsiz terimler sözlüğü bu alana ilgi duyan herkesi kitabın sihirli etkisi altına alacak güçtedir. Bu sihri, kitabı okumaya başlayan her okurun anlaması zor olmayacaktır. Bütünleşik pazarlama iletişimi, reklam, tutundurma, satış, dijitalleşme, sosyal medya, tüketici davranışı, yeni trendler ve yasal düzenlemeler üzerine siz soru sorun, kitap cevap versin...
Özlem Çapan Özeren 2017’de, Amerikalı oyuncu ve aktivist olan Milano’nun başlattığı #MeToo ifşa hareketi kapsamında cinsiyetçi geçmişiyle bilinen havacılık endüstrisi çalışanlarının da yer aldığı araştırmalarda üç hostesten ikisinin cinsel tacize maruz kaldığı ortaya çıktı. Buna göre havacılıkta cinsel taciz, “Kahve, çay ya da ben.” gibi şakaların ima ettiği anlayışın ortadan kaldırılması ile mümkün.
Ancak önemli bir sorun var, o da cinsiyetçi reklamlar!
Havacılıkta kullanılan reklamların çoğu, hostesler üzerinden satışı arttırmaya yönelik stratejilerin bir ürünü gibi görünüyor. Reklamlar, kültürün taşıyıcısı ve üretiminin en işlevsel propaganda aracı olarak kullanılıyor.
“O hâlde, bir yerden başlamalı!” dedim ve bir kadın, havacılık emekçisi ve bir iletişim bilimleri araştırmacısı olarak tüm dünya kadınlarının cinsel taciz mücadelesine katkıda bulunmak üzere çıktığım bu yolda, havacılıkta cinsel tacize ilişkin yaptığım araştırmanın sonuçlarını bu kitapta siz okuyucularımla paylaşmayı hedefledim.
İyi okumalar dilerim.
Ali Alper Akgün, Belgüzar Nilay Türkan, Burak İli, Deniz Sezgin, Ekrem Çelikiz, Eyüp Al, Fatmanur Demir, Gül Dilek Türk, Hakan Bakar, İbrahim Şamil Köroğlu, İlkin Esen Yıldırım, Nevzat İnan, Ogeday Çoker, Şebnem Özdemir “Yılan, Adem ve Havva’yı; şeytan, Habil’i öldürmesi için Kabil’i; Mefistofeles Faust’u; tilki kargayı kandırır. İnsanlar birbirini; bazen de kişi kendi kendini kandırır.” Bu sözler, kitaptaki bir bölümün giriş cümleleri, mesajı açık: Manipülasyon yeni değil. İnsan, kandırmak ve kandırılmak için ant içmişçesine, hayret verici şekilde tutarlı bir tavır sergiliyor! İnsanlığın ortak tecrübesi olan bu durumu yazgıya bağlamak, önemli bir konuyu gözden kaçırmak olurdu. Zira mantığa ve psikolojiye göre akıl çelinebilir; duygular yönlendirilebilir. İnsan zihni o kadar da kusursuz değil gibi. Retorik ve ikna çalışmaları başta olmak üzere iletişimle alakalı araştırmalar manipülasyonun “inceliklerine” dair bilgi sağlar, medya ve iletişim profesyonelleri ise bu bilgiye vâkıftır. Çarpıtılmış Gerçekliğin İnşası adlı eserin bu ilk cildi, medya ve iletişim pratiklerindeki manipülasyona odaklanıyor. Kitap sadece “iletişim” çevresine değil yukarıda aktarılan bağlama uygun olarak genel okuyucu kitlesine de hitap ediyor. İçinde bulunduğumuz yüzyılla birlikte iyiden iyiye medya ağlarıyla kuşatılan okuyucu kitlesine...
Adem Bölükbaşı, Alaattin Aslan, Alim Alper Cesur, Fatma Yasa, Ferihan Ayaz, Haldun Narmanlıoğlu, Hayrullah Yanık, İmran Uzun, İsmail Birlik, Mehmet Büyükafşar, Mert Küçükvardar, Nihal Sepetci, Semra Ağaç Sucu, Serpil Seda Şimşek “İnsan aklının, duygularının ve davranışlarının farklı amaçlar ve tekniklerle manipülasyonu, düşünce tarihinin ve toplumsal ilişkinin onulmaz hastalıklarından biridir, manipülasyonun türü, tekniği ve vuku bulduğu ortam çeşitlilik gösterse de iletişim çalışmaları çerçevesinde manipülasyon konusu ayrı bir değeri hak eder. İletişimin kitleselleşmesi ve modern medya araçlarının yeni özellikleri, hastalık olarak tarif edilen bu durumu ilerleten başat faktörler arasında görülebilir, manipülasyon olgusunun, iletişim bilimi çerçevesinde farklı uzmanlık alanlarının odaklandığı konularda değişen düzeylerde ama mutlaka irdelenmesi gerekmektedir. İletişim bilimcilerin bu olguyu farklı yönleriyle ele alması, hem bilimsel bir gereklilik hem de ahlaki bir yükümlülük olarak görülmüştür.” Buradan hareketle, Çarpıtılmış Gerçekliğin İnşası adlı eserin bu ikinci cildi, iletişimin manipülatif yönünü trolcülük, algı ve izlenim yönetimi, veri gazeteciliği, etik, eleştirel düşünme, hakikat sonrası (post-truth), medya okuryazarlığı ve daha birçok konu üzerinden ele almaktadır. Yanılgının tedirginliğini duyan, gerçeği önemseyen okuyucuya...
Tuğçe Ertem Eray Çatışmanın hem ortaya çıkışında hem de yönetimi ve çözümünde iletişimin önemi ve oynadığı rol, iletişim bilimlerinin de kavramı ele almasına neden olmaktadır. İletişim içerisinde bulunan hemen hemen herkesin çatışma süreci içerisinde bulunması söz konusu olabilmekte ve çatışmaların kaçınılmazlığı, yönetimini de zorunlu kılmaktadır. Çalışmada çatışma kavramından yola çıkılarak uluslararası literatürde çatışma ve halkla ilişkiler ilişkisine verilen önemin ulusal literatürde kendisine yer bulamaması ve Türkiye'de çatışmaların çözümünde halkla ilişkilerin önemine yeterince değinilmemesi sorunsalından hareket edilmektedir. Bu çerçevede, çatışma süreç modellerinden etkilenen kuramlardan bahsedilerek halkla ilişkiler alanında çatışmaların çözümüne yönelik çalışmalara yer verilmektedir. İlişki ve iletişim yönetimi bakışıyla kitapta, çatışma süreç modelleri içerisinde literatürde en fazla yer bulan Ortak Yönelim Teorisi, Oyun Teorisi, Olumsallık Teorisi ve Müzakere Yaklaşımları ile Karma Motifli Modellere değinilmektedir.
Metin Eken Kimliğe tutunmanın gittikçe zorlaştığı modern toplumsal koşullarda kişilerin ve grupların kendilerini ifade etme biçimleri fazlasıyla değişti. Yüz yüze ortamların yerini büyük ölçüde dijital ortamlara bırakması, kimlik repertuvarını genişlettiği kadar kimliğin kuşaklar nezdindeki görünümlerini de farklılaştırdı. Kitap, işte tam bu noktadan hareketle modern toplumsal koşullarda tutumlarını ve dinî kimliklerini ifade etme biçimleriyle dünya Müslüman nüfusunun en etkin üyelerinden oluşan M nesli özelinde, gençlerin kendilerini ve inançlarını internet ve sosyal medya aracılığıyla nasıl ifade ettikleri sorusunun peşine düşüyor.
Bu çerçevede M nesli üyelerinin, medya ortamlarının teknik doğası ve kültürel içerimleriyle kendi inançlarını nasıl ilişkilendirdiklerine ve kimlik, cemaat, otorite ve ritüel gibi bahisler özelinde hangi pratikleri ürettiklerine odaklanan çalışma, okuyucuyu, medya ve din ilişkisi temelinde muazzam çağrışımlar sunan bir sorgulamalar alanına davet ediyor. Ve belki daha da önemlisi, doğrudan saha araştırması bulgularına yaslanarak dünyanın çok farklı coğrafyalarında yaşayan Müslüman gençlere dair bir kuşak portresi çiziyor.
Ahmet Hulusi Akkaş, Çağlar Özdemir, Ebru Davulcu, Fikret Yazıcı, Hakan Aydın, Haşim Asil, Hülya Öztekin, Mustafa Öztürk, Mustafa Temel, Sümeyye Derin, Vahit İlhan Çocuk istismarı, multidisipliner yaklaşımla ele alınması ve çocukların yüksek yararının gözetilmesi için titizlikle çalışılması gereken bir konudur. Çocuk istismarı sorununa ilişkin çözüm çabalarına kuşkusuz en önemli katkıyı, bu alanla ilgili bilimsel ve yönetimsel bilgiyi artırma girişimleri sağlayacaktır. Bu girişimlerin multidisipliner bir yaklaşım içermesi, bu konuda son derece sınırlı üretim göz önüne alındığında stratejik bir önem arz etmekte ve çözüm arayışlarını güçlendirecek bir potansiyel taşımaktadır. Belirtilen amaç ve öneme bağlı olarak ProChild Projesi, çocuk istismarı sorununun multidisipliner yaklaşımla ele alındığı editörlü bir kitap üretimini, temel çıktılarından biri olarak belirlemiştir. Bu kitap; çocuk istismarı sorunsalını, tıp, eğitim, hukuk ve iletişim birikimiyle ele almakta, internet gazetelerinde yayımlanan çocuk istismarı haberleri üzerinden temsil sorununa odaklanmakta ve çocuk istismarının dijital bileşenlerini ayrıntılı olarak tartışmaya açmaktadır.
Selda İçin Akçalı Medya, içinde yaşadığımız toplumun değerlerini dönüştürerek ve çoğu zaman da yeniden üreterek gündelik yaşantımızın en önemli parçalarından biri hâline gelmiştir. Hiç kuşkusuz medya karşısında toplumun en savunmasız kesimi çocuklardır. Çocuklar, sadece medya tarafından değil, diğer toplumsal alanlarda -hukuki, siyasi ve ekonomik- da istismara uğramaktadırlar.
Çocukla ilgili her türlü sorunda asıl amacın, var olan koşulları gerçekçi bir gözle değerlendirip tüm tarafların katılımı ve duyarlılığıyla acil bir eylem planı oluşturulması ve hayata geçirilmesi olduğunu düşünmekteyiz. Yaşanan sorunların çözümünden çok olay ve olguların diplomatik ve siyasi boyutunun öne çıktığı günümüzde, “Çocuk haklarının hayata geçirilmesi, sorumlulukların yerine getirilmesidir.” düşüncesinden hareketle medya ve çocuk konusunun çeşitli boyutlarıyla ele alındığı bu kitabın çocukla ilgili her türlü konuya daha hassasiyetle yaklaşılmasına katkı sağlaması umuduyla...
Çocuk olmayı başaran çocuklar çok şanslı, çok büyülüler…
Görkem İldaş Neden bazı kitaplar çok satıp best-seller listelerinde yer alırken; konusu aynı, yayınlandığı dönem aynı olduğu hâlde bazıları raflarda çürüyor?
Çok sayıda kitap çevriliyor, tanıtımı yapılıyor ancak bunların çok azı herkesin konuştuğu bir kitap hâline gelerek “best-seller” sıfatını alıyor.
Bir kitap nasıl oluyor da farklı kültürlerde aynı ilgiyi görüyor, satış rekorları kırıyor?
Peki best-seller mekanizması nasıl işliyor?
Bu kitap, bir best-seller (çok satan) olma iddiasında değildir! Bilakis yayıncılık dünyasında “edebî/sanatsal” kaygılar karşısında günden güne güç kazanan “ticari” kaygıların rolünü ortaya koyma iddiasındadır.
Kapsamlı bir araştırmanın ürünü olan bu çalışmada, Türkiye'deki okurla uluslararası okurun kitap satın alma davranışları karşılaştırıldı.
Best-seller mekanizması; yazar, yapıt, okur ve pazarlama stratejileri açısından bir bütün olarak uluslararası düzeyde sorgulanarak okur seçiminin kimler tarafından hangi yöntem ve taktiklerle yönlendirildiği sorusuna “sahada” cevap arandı.
Sevgili Okur; olan bitenin farkına varıp kendi iradenle kitap tercihini yaparken sana yol gösterici olacak “bilimsel” bilgi, bu kitapta seni bekliyor.
Ayhan Selçuk - Mustafa Şeker Hemen her basın yayın organı, kendilerinin “bağımsız”, “tarafsız”, “demokratik”, “herkese/her siyasi görüşe eşit mesafede duran” vs. bir yayın politikası izlediklerini ifade etseler de, idealize edilmiş bir yayıncılık anlayışına tekabül eden bu sözlerin pratikte karşılık bulduğunu söylemek oldukça güçtür. Son yıllarda, “Yandaş Medya”, “Yoldaş Medya” ya da “Laik/çi Medya”, “Dinci Medya” nitelemelerinin dolaşıma girdiği bir medya düzenine evrilen Türkiye koşullarında bunu söyleyebilmek daha da güçleşmiştir.
17 Mayıs 2006'da yaşanan Danıştay saldırısı, Türk medyası açısından bu anlamda önemli bir kırılma noktası oluşturmuş, deyim yerindeyse Türk toplumu, “birinin ak dediğine, diğerinin kara dediği” bir medya gerçekliğiyle karşı karşıya kalmıştır.
Bu kitapta, Türkiye'de bazı olaylar üzerinden yapılan rejim tartışmalarının Danıştay saldırısı haberleri üzerinden ne tür söylemlerle tekrar dolaşıma sokulduğu, egemen güçler arasındaki mücadelenin bir terör olayının haberleştirilmesinde ne kadar görünür hâle geldiği, başka bir deyişle ideolojik farklılıkların haber sunumlarında ne denli etkili olduğu gibi hususlar tartışılmaya çalışılmıştır.


Nihat AYTÜRK İş ortamında ve sosyal yaşamda insan ilişkilerinin ve sosyal etkinliklerin temeli her ülkede örf ve âdet, âdâb-ı muâşeret; saygı, görgü ve nezaket denilen davranış kurallarıdır. Bu kurallar ailede, toplumda ve iş hayatında sevgi, saygı, anlayış ve hoşgörü içinde birlikte yaşamanın ve çalışmanın hukuksal, sosyal, kültürel ve etik normlarıdır. Bu kuralları bilen, yaşadığı toplumda ve iş hayatında bu kurallara uyan kişiler daima fark edilir; takdir edilir; sevilir, sayılır; başarılı ve saygın bir insan olurlar.
Türkiye'de; iş ortamında ve sosyal yaşamda uygulanan davranış kuralları ve sosyal etkinlikler (kutlamalar, merasimler, ziyaretler, davet ve ziyafetler) ile insan ilişkilerinin temeli olan saygı, görgü, nezaket ve giyim kuralları bu kitapta ”Davranış Sanatı” olarak ele alınmış; Türk toplumunun sosyal ve kültürel yapısına uygun olarak örneklerle açıklanmıştır.
Lütfi Sunar Toplumsal değişme nedir?
Toplumlar nasıl değişirler?
Değişimi açıklayan temel teoriler hangileridir?
Türkiye'de değişimin temel dinamikleri nelerdir?

Toplumsal değişim sosyolojinin tüm konu, kavram ve kuramlarını ilgilendiren temel bir alandır. Başlangıcından günümüze değin sosyoloji literatüründe değişimle ilgili çok sayıda açıklama ortaya çıkmıştır. Bu açıklamaların oluşturduğu birikimin kavranması bir sosyoloji öğrencisi için çok önemlidir. Değişimin anlaşılması toplumun işleyişini çözümlemek bakımından zorunludur.
Türkiye'nin toplumsal yapısı hızlı ve daimi bir değişim içerisindedir. Bu değişimin anlaşılması ve açıklanması için kapsamlı ve sürekliliği olan araştırmalara ve yeni perspektiflere ihtiyaç bulunmaktadır. Ancak ne var ki, toplumsal değişim, Türkiye'de sosyolojinin ilgisini çok fazla çekmemiştir. Alandaki kuramsal çalışmalar, kavramsal incelemeler ve ampirik araştırmaların sayısı çok azdır. Elinizdeki bu eser böylesi bir boşluğu doldurmak üzere Toplumsal Yapı Araştırmaları Programı kapsamında kaleme alınmıştır.
16 bölümden oluşan bu kitap, sosyolojide değişim ile ilgili kavram, kuram ve yaklaşımları incelemektedir. Aynı zamanda bir ders kitabı olarak da tasarlanan bu kitapta ele alınan konular yalın bir biçimde ele alınmış ve örnekler ile genişletilmiştir. Bölümlere eklenen kavram açıklamaları, biyografi yazıları ve okuma parçaları ile kitabın akışı rahatlatılmaya ve okuyucunun zihninde farklı pencereler açmaya çalışılmaktadır.
Müge Bekman Bu kitapta, dijital medya sadece kendi ekseni içerisinde ele alınmamakta aynı zamanda iletişim alanı içerisinde bütüncül bir biçimde ne gibi teorik farklılaşmaların yaşandığı da incelenmektedir. İletişimin zaman içerisinde teknolojiyle birlikte değişen yüzü, iletişimin anlamını ve etki gücünü de radikal biçimlerde dönüştürmüştür. İletişimin hem bireysel hem de toplumsal sonuçları, meselenin dijital medyayla ilgili yanını ön plana çıkartmaktadır. Dijital mecralar ile inşa edilen iletişim kanalları, iletişim biçimlerinin farklılaşmasına, devamlılıklara ve kırılmalara neden olduğu için bu yapının içerisinde yeni kavramlar ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda gelişmeleri kaçırma korkusu olarak tanımlanan FoMO, bir bağımlılık problemi olmakla birlikte genel olarak tüketim pratikleriyle ilişkili bir biçimde okunmaktadır. Dijitalleşme ekseninde gerçekleştirilen tüm tartışmalar, sosyal medya bağımlılığı ve gelişmeleri kaçırma korkusuyla birlikte ele alındığında kompülsif çevrim içi satın almaya katkı sağladığı görülmektedir.
Ferah ONAT Yazarlık, halkla ilişkiler mesleğinin görev tanımları arasında önemli bir yer tutar. Yazarlık görevinin içinde basın bültenlerinden kurumsal yayınlara, kurumsal web sitelerindeki metinlerden sosyal medya hesaplarına kadar pek çok yazıyı kaleme almak yer alır. Dijital Çağda Halkla İlişkiler Yazarlığı isimli kitap, halkla ilişkiler öğrencilerine ve mesleğe yeni başlayan halkla ilişkiler görevlilerine yazma konusunda kılavuzluk etmek için hazırlandı.
Kitapta pazarlama iletişimi perspektifinden halkla ilişkiler yazarlığı için tüyolar, kurumsal haber üretimi ve dijital çağdaki uygulamaları ele alındı.
Kitabın halkla ilişkiler yazarlarına yararlı olabilmesi için birçok örneğe yer verildi. Kitapta farklı türdeki basın bültenlerinden medya kitlerindeki metinlere, kurumsal dergilerdeki yazı türlerinden fotoğraf kullanımına, web sayfalarındaki sekmelerden sosyal ağlardaki hesaplara, kurumsal bloglardan e-bültenlere, yöneticilerin farklı mecralardaki yazılarından konuşmalarına kadar pek çok örnek, analiz edilerek sunuldu. Dijital Çağda Halkla İlişkiler Yazarlığı isimli kitap, Türkiye’deki halkla ilişkiler literatüründe önemli bir boşluğu dolduracak.
Aytuğ Mermer Üzümlü, Bekir Tuncer, Cemal Gümüş, Cihad Doğan, Elçin Bayraktar Köse, Erol Dönek, F. Nur Yorgancılar Atatoprak, Faruk Güven, Hale Çolakoğlu, Halil İbrahim Şengün, Hayriye Nur Başyazıcıoğlu, İbrahim Aydın, Meltem Canoğlu, Murat Mercan, Nurcan Yücel, Nuriye Güreş Fikir, ürün ya da hizmetleri paylaşmaya yönelik faaliyetleri kapsayan pazarlama iletişimi etkinlikleri tüm kolektif yapılanmaların, iletişim stratejilerinin bir yansımasıdır. Dijital çağda iletişim stratejileri doğru planlansa dahi eskimiş tekniklerle yürütülmeye çalışıldığında örgütleri hızla felakete sürüklemektedir. Çünkü dijitali özgün kılan, içinde bulunulan anda gerçekleşiyor olmasıdır. Günümüzde “an”ı yakalayamamak ise bir örgütün başına gelebilecek en kötü şeydir. Bu nedenle çağın ruhunu yakalayabilen, yarını öngörebilen ve hatta geleceğe yön veren pazarlama iletişimi uygulamaları örgütlere gelir, itibar ve kamu desteği kapılarını aralamaktadır.
Bu kitap, geleneksel pazarlama anlayışını temel alarak gelişen modern pazarlama iletişiminin serüvenini ortaya koyarken içinde bulunduğumuz dijital çağda bu serüvene dâhil olabilmek için yapılanları paylaşmakta ve gelecekte varılabilecek noktaları şimdiden öngörebilme imkânını okurlarına sunmaktadır.
Sinem Yeygel Çakır "Dijital Çağda Pazarlama İletişimi" isimli bu kitap, dijitalleşme ile pazarlama ve pazarlama iletişimi sürecinde yaşanan değişimleri ve bu alanlarda ortaya çıkan yeni eğilimlere yönelik kapsamlı bilgileri içermektedir. Dijitalleşmenin vazgeçilmez bir şekilde günlük yaşam pratikleri içinde bir dönüşüm yaratması, pazarlama sürecinde de bu dönüşümün göz ardı edilemez bir hâle gelmesine neden olmuştur. E-ticaret, e-pazarlama ve mobil ticaret uygulamalarının markalar açısından stratejik olarak önem kazanması ve bu alanlarda yeni eğilimlere her geçen gün yenilerinin eklenmesi, bu konulara yönelik çalışmaların yapılmasını da gerekli kılmaktadır.
Kitabın ilk bölümünde dijitalleşme süreci Web 1.0'dan Web 4.0'a giden süreçte tanımlandıktan sonra ikinci bölümünde dijitalleşme sürecinin ticaret ve pazarlamada ortaya koyduğu dönüşüm aktarılmaktadır. Bu kapsamda sanal pazar yeri olgusu ve bu bağlamda işletmelerin gerçekleştirdikleri e-ticaret iş modelleri aktarılmakta, beraberinde markaların müşterileri ile ilişkilerinin tanımlandığı müşteri ilişkileri yönetiminin Sosyal CRM ve Elektronik Müşteri İlişkileri Yönetimi boyutundaki yapısı ortaya konulmaktadır. Pazarlamada dijitalleşme kapsamında, e-pazarlama kavramının içeriği, e-pazarlama uygulama alanları olarak izinli ve sözlü pazarlama ve pazarlama iletişimi sürecindeki dijitalleşme vurgulanmaktadır. Kitabın üçüncü bölümünde ise dijital çağın pazarlama iletişimi kanalları olarak sosyal medya kanalları (bloglar, forumlar, arama motorları, sosyal ağ siteleri, içerik paylaşım siteleri, wikiler vb.) aktarılmaktadır. Son bölüm ise topluluk pazarlaması ve sosyal medya pazarlaması konularını içermektedir. Sosyal medyada içerik pazarlaması kapsamında içerik pazarlaması kampanya planlama süreçleri, kullanıcı merkezli içerik üretim süreci ve bu sürecin stratejik noktaları üzerinde durulmaktadır.
Alper Akyüz, Aysun Kaya Deniz, Ayşegül Akaydın Aydın, Başak Gezmen, Canan Arslan, Eser Levi, İlknur Doğu Öztürk, Kaya Tabanlı, Mesrure Melis Bilgin, Nihal Kocabay Şener, Ozan Günel, Selçuk Artut Dijital dönüşüm süreçleri kültür ve sanatın üretim, dağıtım ve tüketim biçimlerini dönüştürür. Dijital teknolojiler bir yandan kültür ve sanat tüketiminin daha etkileşimsel, daha dinamik ve daha demokratik bir hâl almasına katkıda bulunurken diğer yandan sanatçılara sanat yaratımı için yeni uzamlar ve yeni olanaklar sağlarlar.
Bu kitap, disiplinler arası bir yaklaşımla dijital dönüşümün kültür ve sanat üzerindeki etkilerine ışık tutmayı amaçlar. Kuramsal yaklaşımlar ve güncel örnekler aracılığı ile sanatçıların, kültür ve sanat kurumlarının, sanat tüketicilerinin perspektifinden dijital teknolojilerin yansımalarını ve neden olduğu dönüşümü inceler.
İhsan Eken, Başak Gezmen Çağımızın en hızlı gelişen alanı olarak görülen iletişim teknolojileri, toplumlar üzerinde yarattıkları değişim ve dönüşümleriyle birlikte farklı bir kültürün oluşumuna da zemin hazırlamaktadır. Günümüzde dijital değişim, gelişen yeni iletişim teknolojileri ekseninde bilginin çok kolay ve hızlı bir şekilde dağıtılabilmesini sağlamaktadır. Farklı ortamlarla bireylere teknoloji içinde aktif olabilme olanakları sunulmakta, bu doğrultuda çeşitli paylaşım alanları üretilmektedir. Baş döndürücü bir hızla gelişen teknoloji, radyo, televizyon, bilgisayar, akıllı telefonlar vb. cihazların internet ile kullanılmasına olanak sağlamıştır. Günümüzde internet ve mobil telefonların kullanım alanının yaygınlaşması ile bireylere birçok konuda kolaylıklar sağlanmaktadır. McLuhan'ın söylemindeki “Teknoloji insanın uzantısıdır.” savı, yaşam alanımızda sürekli karşılık bulmaktadır. Artık bireyler günün her anında akıllı telefonlarıyla iç içe bir yaşam sürdürmektedir. Teknoloji birey yaşantısının vazgeçilmez bir unsuru hâline gelmiştir. Bireyler akıllı telefonları olmadan kendilerini ıssız, yalnız ve soyutlanmış hissetmektedir. Dijital dünya ve teknolojik gelişmeler, sosyal bilimlerin birçok alanını etkilemektedir. Bu bağlamda kitabın daha sonraki birçok çalışmaya katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Berrin Aslan Öztezcan, Betül Özkaya, Cem S. Sütçü, Cenk Selçuk Ortaç, Ceren Bilgici Oğuz, Ceyda Deneçli, Ebru Özgen, Fevzi Rifat Ortaç, Gaye Aslı Sancar Demren, Hazar Dördüncü, Mehmet Emin Kahraman, Mevlüt Sedat Dönmez, Nurhan Babür Tosun, Öykü Ezgi Yıldız, Sevda Deneçli, Sezgi Turfanda İletişime değişik bir boyut kazandıran “Yeni Medya” kavramını 14 farklı tematik bölümde derleyen Dijital Evrenin Yeni İletişim Kodları kitabı kavramın iletişimden pazarlamaya, sanattan araştırma yöntem bilimine kadar birçok farklı disiplin çerçevesinde ele alınması aracılığıyla bu alanda çalışan tüm akademisyen ve öğrenciler açısından referans amacı taşımaktadır. Alanında uzman akademisyenler tarafından hazırlanan kitap, yeni medyaya ilgi duyan tüm okurlar için de bir başucu kitabı niteliğindedir.
Aslı İgit, Ayşe Gül Toprak, Barış Tolga Ekinci, Cansu Kösem Işık, Derya Ölçener, Dilan Çiftçi, Gökçen Cıvaş, Gürdal Ülger, M. Çağrı İnceoğlu, Murat Sağlam, Olcay Holat, Özge Sayılgan, Özlem Oğuzhan, Serkan Biçer, Sibel Kaba, Ürün Yıldıran Önk, Yeşim Şener Dijital dönüşümün sürmekte olduğu ve gün geçtikçe yaşamımızın daha derinlerine nüfuz etmeyi sürdürdüğü bir zamanda bildiğimiz ve bildiğimizi zannettiğimiz her şey, yeniden sorgulanmaya ve yeniden tanımlanmaya açık bir biçimde değişime uğramakta. Bugün ile sadece birkaç yıl öncesi arasında yapılan kişisel deneyime dayalı bir karşılaştırma bile pek çok şeyin kısacık sürelerde nasıl da dönüştüğünü ortaya koymaya yeterken öte yandan öyle kolay kolay değişmeyen eşitsizliklerin, insan hakları ihlallerinin ve toplumsal, sınıfsal, etnisiteye, ırka ve cinsiyete dayalı ayrımcılıkların da sürdüğünü görmek mümkün. Yeni medyanın sınırları ve tüm eşitsizlikleri ortadan kaldırma potansiyeline vurgu yapan pekçok yaklaşıma karşın bu iyimser bakışa şüphe ile yaklaşan eleştirel yaklaşımlar, iletişim araştırmalarının dijital döneminde de devam etmiş ve etmektedir. Bu kitapta; dijital medya kapsamında yapılan güncel araştırma ve kuramsal tartışmaları yeniden gündeme getirerek, dijitalin gündelik yaşam pratiklerimize uyarlanmayı geride bırakıp artık yön verdiği ve gündelik yaşamın sürdürülebilmesi için hava ve su kadar vazgeçilmez bir düzeye yükselmeye devam ettiği bir zamanda hergün yeniden sorgulanması, üzerine düşünülmesi ve araştırılması için bir olanak daha üretmek amaçlanmıştır.
Şakir Güler, Zekeriya Kaya, Emrah Arğın, Simge Ünlü, Lütfiye Yaşar, M. Nejat Özüpek, Ercan Aktan, Hasan Güllüpunar, Mutlu D. Güllüpunar, Metin Işık, Erdal Bilici, Abdülhakim Bahadır Darı, Celil Ünal, Funda Şehirli, İdris Şimşek 21. yüzyıl, iletişim normlarının hızlıca değiştiği bir dönem olarak belirmektedir. Sanayi toplumu ile ortaya çıkan makine destekli anlık iletişim pratiği, ağ toplumuyla birlikte dijital teknolojilerle entegreli bir görünüm kazanmıştır. Geleneksel öğreti, iletişimi kaynak ve alıcı arasında her türlü bilgi, mesaj transferi olarak tanımlasa da dijital teknolojilerin gündelik yaşama nüfuz etmesiyle beraber iletişimin öz tanımında da güncellemeye gidilmiştir. Uzay ve zamandaki farklı noktalar arasında standart bilgi formlarının aktarımı olarak tanımlanan yeni nesil iletişim anlayışı, dijital iletişim ya da e-iletişim başlığı altında kavramsallaşmaktadır. Dolayısıyla temel iletişim disiplinlerinin bu bakış açısıyla yeniden irdelenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda dijital formata evrilen iletişim alanlarını ve süreçlerini; kaynak, mesaj ve alıcı özelinde inceleyerek günümüzdeki iletişim anlayışına pratik ve teorik katkılar sunan çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Söz konusu ihtiyaçtan hareketle bu kitap, temel iletişim disiplinlerini e-iletişim başlığı altında belirginleştirerek dijital habercilik, e-kriz iletişimi, kurumsal iletişim, dijital halkla ilişkiler, blockchain teknolojisi, stratejik iletişim ve satın alma gibi alanlarda teorik ve pratik çıktılar sunmaktadır.
Alper Erçetingöz, Armağan Abanuz, Arzu Yavuz, Aslı İgit, Atacan Şimşek, Ayhan Küngerü, Barış Yetkin, Bilal Süslü, Burçe Akcan, Didem Narmanlı, Duygu Çeliker Saraç, Ekin Kadir Selçuk, Fatma Çakmak, Hasan Cem Çelik, Merve Gençyürek Erdoğan, Miray Beşbudak, Nimet Önür, Rıdvan Yücel, Selçuk Bazarcı, Seyhan Aksoy, Süleyman Kıvanç Türkgeldi, Tülin Sepetci, Umur Bedir, Yasemin Bilişli, Yunus Emre Ökmen, Zeyney Benan Dondurucu, Zuhal Akmeşe Dijital İletişime Kuramsal ve Kavramsal Yaklaşımlar adlı bu kitap, hem bir ihtiyaçtan hem de iletişim bilimleri alanında lisans ve lisansüstü eğitimlerinde okunan ve okutulan kültür kuramcılarını, günümüz dijital iletişim ortamına taşıma hevesinden ortaya çıkmıştır. Althusser'in devletin ideolojik aygıtları, Marx'ın yabancılaşması, Adorno ile Horkheimer'ın kültür endüstrisi anlatılırken öğrencilerin "Günümüzde ne işe yarayacak bunlar?" diye sormasının yol açtığı bir proje olarak bu kitabın temel amacı, günümüz dijital iletişim dünyasına kuramsal ve kavramsal çerçeveden bakmaktır. Teknolojik gelişmelerin önemli ivme kazandığı son birkaç on yıl boyunca iletişim ortamının değişimi, hem insanların günlük hayatlarında ilk elden tecrübe edilmiş hem de akademik çalışmalarda kendine yer bulmuştur. Ancak kültürel kurama önemli katkılar yapmış kuramcıların katkılarının, günümüz iletişim ortamı üzerinden değerlendirildiği bütünsel bir çalışmanın eksikliği hissedilir düzeydedir. Bu bağlamda kültürel kurama katkıda bulunmuş önemli kuramcıların fikirlerinin günümüz dijital iletişim ortamını aydınlatması hedeflenmektedir.
Ali Kerem İngeç, Ayşe Gül Soncu, Büşra Turhan, Celil Ünal, Cengiz Anık, Emel Poyraz, Ezgi Büşra Çınar, İbrahim Hanavcı, İbrahim Kiçir, Mustafa Cankut Kurt, Sinem Güdüm, Sümeyra Tüzün, Tuğçe Aydoğan Kılıç, Ümmü Gülsüm Talipoğlu Geleneksel (mass) medya, insan bedeninin sınırlarını ortadan kaldırdığı için elbette tanrısal bir güç telkin ediyordu. Yaratıcının takdir ettiği sınırları aşma lütfunu bahşediyordu. Tanrı kadar görünmeyeni görmek, duyulmayanı duymak, bilinmeyeni bilmek ve doğal sınırları medyatik aygıtlar aracılığı ile aşmak, medyayı yaratıcıdan daha sevimli kılmış olmalı. Çünkü bu lütfun karşılığında mass medya, teslimiyet ve sadakat dışında tüketicisinden başka hiçbir ibadet beklemedi.
Dijital medya ise bedenin değil insan ruhunun uzantısı. Öteden beri “cogito” ve “geist” kavramlarıyla betimlenen insan ruhu, insani zaaflarından arındırılarak tüzel kişiliklere hamledilmişti. Tüzel kişilikler bu yolla tanrısal bir kudrete kavuşmuştu. İnsan ruhunun uzantısı olarak devreye sokulan ve tek tek insanlardan emilerek dijital medyaya aktarılan cogito ile geist, artık günümüzün en çok sevilen tanrısı. Bir zamanların helvadan tanrıları gibi. Canınız tapınmak istiyorsa tanrınız her an elinizin altında. Buyruklarını, bin bir çeşit enformasyonla iletiyor. Böyle bir fetişizme tapınmak demek; sıfır sorumluluk, sıfır risk ve sınırsız haz demek. Canınız çekerse ucundan azıcık tadına da bakabilirsiniz.
Ayşegül Sürücü, Barış Atiker, Bayram Armutcı, Begüm Negiz, Burak İli, Cansu Nur Şimşek, Deniz Özyurda Ergen, Doruk Balcı, Ertuğrul Süngü, Esin Selin Güregen, Hazal Yayalar, Levent Y. İnce, Murat Çalış, Murat Durusoy, Mustafa Uygur Çevik, Nazlı Özkan, Onur Sesigür, Zeynep Burcu Kaya Alpan Fiziksel ile başlayan ve zaman içerisinde giderek dijitalleşen video oyunu endüstrisi, küresel ölçekte film ve müzik endüstrilerini birçok anlamda geride bırakmayı başarmıştır. Covid-19 ile yaşanan karantina döneminde olumsuz etkilenen birçok sektörün aksine dijital oyunlara ilgi her geçen gün artmış, hem Türkiye’de hem de küresel anlamda oyun satışları muazzam bir ivme kazanmıştır.
Bugün birçok araştırmacı ve akademisyenin dâhil olduğu Oyun Çalışmaları alanında; sosyoloji, psikoloji, antropoloji, tarih, iletişim, yapay zekâ, kadın çalışmaları gibi birçok farklı disiplin ve araştırma başlığı altında yayınlar yapılmaktadır.
“Dijital Oyunlar 1.0 Oynanış ve Anlam” isimli kitap, farklı disiplinlerin kesişim noktası olması açısından önem arz etmektedir. Oyunlara eleştirel bir gözle bakmayı hedefleyen kitap, yakın okuma tekniği ile farklı çıktılar elde edilen bölümlerden oluşmaktadır.
Oyunların sadece eğlence araçları olmadıklarını, doğru analizlerle oyunlardan farklı çıktılar elde edilebileceğini göstermeyi hedefleyen kitap, oyunların farklı metodolojilerle farklı açılardan yaklaşılabilen bir iletişim ortamı olduğunu ortaya koymaktadır.
Bekir Sefa Köksu , Cihat Kartal, Deniz Yıldız, Doğu Kayışkan, E. Ebru Şentürk, Ebru Genç, Emine Nihan Cici Karaboğa, Halil Pak, Kübra Müge Çakaröz , M. Ferit Aydın, Mehmet Akif Çakırer, Murat Ayar, N. Çiğdem Uluç, Remzi Reha Durucasu, Resul Çelik, Tuğçe Ezgi Soyaltın, Ufuk Karadavut, Zeki Yüksekbilgili Bilimsel yaklaşımla yer yer muteber kaynaklardan alınan bilgilerle zenginleştirilmiş olarak bu bilgilerin kaynaklarının paylaşıldığı ve doğru kategorize edildiği bir kitabın, meraklıları ile buluşması sevinç verici. Kitap içerisinde henüz hayatımıza yeni giren canlı yayın ile pazarlama ve artırılmış gerçeklik stratejilerine yer verilmesi çok değerli. Dijital pazarlamayı anlatırken yasal düzenlemeler ve etik değerlerin paylaşılması atlanmamış. Hiçbir satış hedefinin, evrensel insani değerlerin daha üzerinde olmaması gerektiği açıklanmış. Bölüm sonlarında okuyucunun bir özet ile karşılaşması ve okuduklarını kısa sürede toparlaması çok faydalı olmuş; bölüm sonundaki sorular ise okudukları ile yetinmeyenler için yol gösterici nitelikte.
Bu kitabın; dijital pazarlamayı tüm yönleri ile anlamak, aynı zamanda pazarlama bilgilerini de güçlendirmek isteyen okuyucular için değerli bir başucu kaynağı olacağı kanaatindeyim.
Ömer ARIKAN
CEO, Tekrom Teknoloji
Dünya, Sanayi Devrimi'nden bu yana pek çok devinim, değişim ve dönüşüm geçirdi. Üretim faaliyetleri farklılaştı, üretilen ürünler farklılaştı. Bugün geldiğimiz noktayı bir asır önce tahmin etmek neredeyse imkânsızdı. Dünya çok hızlı bir şekilde değişti. Aslında değişmeyen tek şey, değişimin kendisi oldu. İhtiyaçlar ve ihtiyaçlara cevap verebilme olanağı giderek farklılaştı. Kalabalık pazarların yerini önce ekranlarımızın akışında beliren reklamlar aldı. Sonra hayatımıza internet girdi. İlk kıvılcımın bu denli bir etki yaratacağını kim bilebilirdi? Bilgisayar teknolojisi artık cebimize sığacak hâle geldi. Bu denli değişen ve dönüşen bilgi ve teknoloji çağında, üretilen ürün kadar ürünün pazarlanması da çok önemli bir hâl aldı. Bu koca evrende sesiniz duyulmuyorsa kapladığınız alan bir yağmur damlası kadar. Ekranlarımızı kaplayan bildirimlerin içinde yer edinmek ve dikkatimizi çekmek bile artık çok çok büyük bir meziyet. Bu çalışma, sınırları olmayan sanal dünyada yerinizi alabilmeniz için bir başucu kitabı. Bu kolektif titiz çalışmanın mimarı Mehmet Akif Çakırer'in ve tüm ekibin eline, gönlüne, kalemine sağlık.
Tülin Akın
Sosyal Girişimci, TABİT Bilişim ve İletişim Teknolojileri
Aycan Erdenir, Cenap Coşkun, Erdem Tatlı, Gözde Öymen, Hilal Özden Özdemir Çakır, Kezban Saki Yaltırak, Nihal Kocabay Şener, Pınar Karaca, R. Gülay Öztür, Suzan Moç, Zeynep Mine Alptekin İstanbul Ticaret Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Doktora Programında ders vermekte olan öğretim üyeleri ve sektörde aktif çalışmakta olan doktora programındaki öğrenciler ile hazırlanan “Dijital Pazarlama İletişiminde Yeni Kavramlar: Akademi Ne Söyler, Sektör Nasıl Uygular?” başlıklı bu değerli kitapta; bireysel sosyal sorumluluk, paylaşım ekonomisi, içerik pazarlaması, dijital hikâye anlatıcılığı, transmedya hikâye anlatıcılığı, hiper hedefli kişiselleştirilmiş dijital reklamcılık, programatik reklamcılık, yeniden hedefleme (retargeting), ses teknolojileri, tüketici elektroniği şovu (CES), paralel gerçeklik, giyilebilir teknoloji, nesnelerin interneti, adreslenebilir TV reklamcılığı, yapay zekâ teknolojisi, reklam engelleyiciler (adblockers) ve mikro video reklamlar gibi dijital pazarlama iletişimi çalışmalarındaki yeni kavramların açılımını hem akademik hem de sektörel çalışmalar perspektifinden bulabilmeniz mümkün. Her bir kavramın detaylı şekilde örnek kampanyalarla somut hâle getirilerek incelendiği kitapta, fütüristik yaklaşımlar ve terimler sözlüğü de bulunmaktadır.
Bugün uygulamalarını gördüğümüz ve gelecekte daha yoğun kullanılacağı öngörülen bu kavramların akademik ve sektörel çalışmalar için önemli bir referans kaynağı olacağı düşünülmektedir. Dijital pazarlama iletişimindeki yenilikleri takip edenlerin ilgiyle okuyacağı bu kitabın tüm öğrencilere, akademisyenlere ve sektör temsilcilerine faydalı olması dileğimizle...
Simon Kingsnorth Modern pazarlamacının ölçülebilir ve hesap verilebilir işletme başarısı için dijital medya ile stratejik düşünmeyi nasıl uygulayacağını öğrenmesi gerekir. Dijital Pazarlama Stratejisi kitabı mükemmel dijital pazarlama stratejinizi oluşturmanın her aşamasında size yön göstererek tam olarak bunları gerçekleştirmenizi sağlayacak temel unsurları kapsamakta. Kitap dijital pazarlamanın temel tekniklerinin ve platformlarının analizini içermektedir. Kitabın içerdiği konular: sosyal medya, içerik pazarlaması, arama motoru optimizasyonu, kullanıcı deneyimi, kişiselleştirme, görüntülü reklam ve müşteri ilişkileri yönetimidir. Planlama, işletmenin ana hedefleriyle bütünleştirme ve yöneticilere sunum da dahil olmak üzere uygulama boyutuna da kitapta değinilmektedir.
Simon Kingsnorth dijital pazarlama stratejisini en iyi örnek olaylarıyla, grafiklerle, kontrol listeleriyle ve özetlerle canlandırmaktadır. Kitap ayrıca:
• dijital pazarlama tekniklerinin genel işletme stratejisine nasıl bütünleştirileceğini ve karar vericilerden onay almak için stratejinizi onlara nasıl sunacağınızı göstermekte
• gerçek dünyadan Nestle, Hertz, Adidas, Google, Amazon ve çok sayıda diğer işletmelerden örnek olayları ve analizleri içermektedir. Bunları inceleyerek en iyi uygulamaları görebilir ve kendi dijital stratejinizi geliştirebilirsiniz.
• vizyon temelli ve gerçek zamanlı planlama, içerik pazarlama planlaması, sunum biçimleri ve daha başka modelleri ve ipuçlarını da içermekte ki bunlar işletmelerin belirli işletme ihtiyaçlarına uyacak strateji ve teknikleri uygulayabilmesini mümkün kılacaktır.
Sınırlandırıcı her duruma uyan bir model sunmaktansa kitap, farklı işletme ihtiyaçlarına göre kendi stratejinizi geliştirebilmek için uyarlayabileceğiniz araçları size vermekte ve pazarlamaya bütünleşik ve bütüncül bir yaklaşımın nasıl daha büyük başarıya ulaştırdığını sergilemektedir.
Selva Ersöz Karakulakoğlu Bu kitap sosyal bilimler alanında, özellikle dijital ile bağlantılı sıklıkla kullanılan kavram, kuram ve yöntemleri tek bir kaynak içinde okuyucuya sunmak amacıyla yazılmıştır. Kitabın içeriği dijital kavram ve kuramların gelişimi, dijital araştırma yöntemleri ve dijital yurttaşlık, dijital aktivizm, mobil kültür gibi farklı dijital konulara değinen üç bölümden oluşmaktadır. Dijital süreçte karşımıza çıkan pek çok kavram, tarihsel bütünlüğü içerisinde incelenerek okuyuculara sunulmuştur. Dijital konulara ilgi duyan, özellikle iletişim alanında dijital çalışmalar yapanlar için alana giriş niteliği taşıyan bu eser, iletişim bilimleri araştırmalarındaki yöntemlerin, kavramların ve kuramların etik, yöntemsel ve kuramsal sorgulamaları hakkında tartışmaları içermektedir. Prof. Dr. Selva Ersöz, Maltepe Üniversitesi iletişim Fakültesinde çalışmaktadır. Yazar bu kitapta, dijital topluma ilişkin kavramları, iletişim çalışmaları perspektifinden okuyuculara sunmaktadır.
Ali Karaman, Bilge Turp Gölbaşı, Canan Tiftik, Çağla Kaya İlhan, Hande Ayhan Gökcek, Mehmet Emin Begtimur, Onur Türker, Özge Turhan, Parisa Alizadehfanaeloo, Sema Mercanoğlu Erin 2000'li yıllarda hızla gelişim gösteren, 2020 yılının beraberinde getirdiği pandemi nedeniyle de işletmelerin sürdürülebilirliği açısından neredeyse şart olan dijitalleşme, bu kitabın ana fikrini ve temelini oluşturmaktadır. Pandemi sebebiyle dijitalleşmenin önemi, yadsınamayacak derecede artmıştır. İşletmelerin değişen bu sürece hızla adapte olmaları büyük önem arz etmektedir.
Bu eser, dijitalleşme ortak başlığı altında yönetim, pazarlama ve medya konularında uzman akademisyenler tarafından kaleme alınmıştır. Kitap, 10 bölümden oluşmakta olup dijitalleşme konusunda 3 alanı aynı anda kapsayan ilk bilimsel kitaptır. Bu anlamda, bu alanlara ilgi duyan herkese hitap etmektedir.
İç ve dış müşterilerin değerinin her zamankinden daha fazla olduğu pandemi döneminde dijitalleşme, bütün sektörlerde kaçınılmaz bir gereklilik olarak hız kazanmıştır. Bu bağlamda bu eser, dijitalleşme penceresinden, İstanbul Gelişim Üniversitesi ve Bingöl Üniversitesinin uzmanlık dalı Yönetim, Pazarlama ve Medya olan öğretim üyeleri tarafından kaleme alınmıştır. Kitapta, DİJİTAL YÖNETİM bölümü altında, dijital işletme yönetimi geniş bir açıdan ele alınmış, tedarik zincirinin dijitalleşmesine değinilmiş ve dijitalleşmenin birçok dönüşümü beraberinde getirmesi ile beraber bireylerin örgütsel yaşamdaki yalnızlığı incelenmiştir. Eserde, DİJİTAL PAZARLAMA başlığı altında öncelikle dijital pazarlamanın geçmişten günümüze kadar uzanan tarihi hakkında geniş kapsamlı bilgilendirme yapılmış, dijital markalaşma, dijital ve geleneksel marka güveni karşılaştırması, dijital pazarlamanın 2020 yılında en etkili stratejilerinden biri olan etkileyici (influencer) pazarlama ve dijital ticarette güncel inovasyonlar, konuları detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Kitabın son bölümü olan DİJİTAL MEDYA başlığı altında medyanın geçmişten günümüze değişen yapısı hakkında detaylı bilgiler verilmiş ve dijital dünyada, itibarın nasıl elde edileceği ve yönetimi üzerinde durulmuştur.
İstanbul Gelişim Üniversitesi ve Bingöl Üniversitesinin alanında uzman akademisyenlerinin deneyim ve bilgilerini kaleme aldıkları bu çalışmayı, bilim dünyası ve değerli okurlarla buluşturmanın mutluluğunu paylaşıyor ve devamlı gelişen dijital dünyada yer edinmeyi temenni ediyoruz.
Fatma Serab Onursal Hızla dijital bir dünyanın içinde bulduk kendimizi. Küresel boyutta her işletmenin dijitalleşmek zorunda olduğu bir evredeyiz. Artık ticaret, finans, eğitim başta olmak üzere tüm sektörler faaliyetlerini dijital ortamda gerçekleştirmekte. Tam da bu noktada herkesin bu dijital dünyayı biraz daha iyi anlayabilmek için bilgilenmek zorunluluğu var. Aksi hâlde yönetsel zaafiyetler ortaya çıkar ve rekabet ortamında olumsuz neticelenir.
Kitap, dijital döneme geçişte faydalı süreç haritaları ve iş akış şemaları uygulamalarından örnekler içermektedir. İşletmeciler kolaylıkla bu uygulamalardan yararlanarak kendi iş yapış modellerini tasarlayabilir ve dijital ortama aktarılmasında katkı sunabilirler. Kısa sürede hayal ettiklerini çizerek kolaylıkla karşı tarafa anlatabilmek ve yeri gelince kendilerini de doğrulamak amacıyla uygulamalardan yararlanabilirler.
Kitapta yer alan bilgiler ve örnek uygulamaların; sektörün etkinlik ve verimliliğini artırma konusunda çalıșan araștırmacılara, öğrencilere ve uygulamada çalıșanlara yararlı olması, örnek teşkil etmesi umulmaktadır.
Süleyman Gümrükçüoğlu İletişim teknolojilerinin gelişimine bağlı olarak gelişen ve yaygınlaşan internet ve sosyal medya kullanımı, insanların hayatlarında önemli bir yer işgal etmektedir. Birçok sosyal medya mecrasının bulunması, bunlara ulaşma ve kullanımındaki kolaylık, bireylerin bu platformlara yönelimini arttırmıştır.
Sosyal medyanın iletişim işlevi, birey ve toplum hayatını ilgilendiren her alana etki ederek değiştirebilmektedir. Öyle ki enformasyon çağının ortaya çıkardığı bu imkânlar, kimi zaman hayatı kolaylaştıran, hızlandıran ve insanları daha mutlu kılan faydalı etkiler yarattığı gibi kimi zaman da dönüştüren, zarar veren ve sosyal düzeni bozan etkiler yaratabilmektedir. Bu yönüyle sosyal medya; insanların davranışlarını, iletişim şeklini, algısını, düşünme biçimini, zaman yönetimini hatta kültürlerini ve değerlerini de etkileyebilmektedir.
Sosyal medyanın değer odaklı ve bilinçli kullanımı, olumsuzlukları en aza indirerek, onu bireylerin faydalanabileceği bir araç hâline dönüştürecektir. Bu alandaki ahlâki olgunlukla, zararlı olabilecek kullanım arasındaki negatif ilişki dikkate alınarak, eğitim programlarının, bireyin ahlâki gelişimine katkı sağlayacak din ve değer eğitimi gibi alanlarla desteklenmesi önemlidir.
İşte bu kitap, sosyal medya kullanımındaki değer yoksunluğunun bireysel ve toplumsal hayattaki yansımalarını göz önünde bulundurarak din eğitiminin sosyal medya kullanımına etkisini hem teorik hem pratik yönüyle ele almayı amaçlamıştır. Bu eser sadece örgün ve yaygın eğitim kurumlarında görev yapan akademisyenler, öğretmenler ve din görevlileri için değil sosyal hayat için yer alan tüm bireylerin faydalanacağı bir eserdir.