Eğitim Programları ve Öğretim \ 1-4
Şeyma Nur Didin Ala, Duygu Dinçer, Seffat Duman, Enver Ulaş, Mustafa Dervişoğulları, İsmail Karsantik, G. Seyra Çakır, Derya Eryiğit, Halim Güner, Akif Avcu, Münevver Başman, R. Şamil Tatık, A. Faruk Levent Çalışma, 4+4+4 kademelendirilmesinde ortaya çıkan yeni durumu ilgili tarafların (öğrenci, veli, okul yöneticisi, il-ilçe yöneticileri, müfettişler, branş öğretmeni ve sınıf öğretmeni) bakış açısıyla inceleyerek, çeşitli boyutlardan görmek ve değişim literatürüyle mevcut durumu tartışarak, durumun geliştirilmesi ve probleme bilimsel bulgular doğrultusunda çözüm önerileri getirilmesinin değerli bir çaba olacağı inancıyla yapılmıştır.
Wayne C. Booth - Gregory G. Colomb - Joseph M. Williams “…yanlış fikirler hatta tehlikeli olanlar yayılıyor çünkü çok fazla insan; çok fazla fikri, çok az kanıtla kabul ediyor.”
Nitelik göreceli bir kavram olmasına rağmen nitelikli bilimsel araştırmayı, kısaca yaşamın herhangi bir bölümünde toplum yararına kullanılacak öneme sahip bir bilgiyi üretmek şeklinde tanımlayabiliriz. Nitelikli toplumların, sayıca az olsalar bile, büyük kalabalıklardan çok daha büyük işler başardıklarını tarihten biliyoruz. Bu, aynı zamanda çokluğu yani niceliği, niteliğin önüne yerleştiren toplumların da her zaman geri kalmaya mahkûm olduğu anlamına gelmektedir.
Nitelikli araştırmanın temel felsefesinin anlatıldığı bu kitapta, başkalarının araştırmalarını nasıl değerlendireceğimiz, kendi araştırmamızı nasıl nitelikli hâle getireceğimiz ve kaliteli bir raporu/makaleyi nasıl hazırlayacağımız konularında bize yol gösterilmektedir. Bazen akademik unvanlara sahip kişilerin bile ulusal televizyon kanallarında oldukça rahat bir şekilde son derece zayıf iddialarda bulunabildiğini gördüğümüzde sağlam bir argümanın sahip olması gereken beş bileşen konusunda bu kitapta verilen tavsiyenin ne kadar gerekli olduğu fark edilmektedir:
“…okurlarınız adına kendi kendinize sormanız gereken sorular:
1. İddiam nedir?
2. Hangi nedenler iddiamı desteklemektedir?
3. Hangi kanıtlar nedenlerimi desteklemektedir?
4. Alternatifleri/yan etkileri/itirazları kabul ediyor muyum ve nasıl cevaplıyorum?
5. Nedenlerimin iddiamla ilgisini hangi prensip oluşturmaktadır?”
Ayşen BAKİOĞLU, Özlem KURNAZ İyi bir araştırmanın özellikleri:
İyi tanımlanmış bir araştırma sorusu; konuya ilişkin mevcut bilginin aktarılması; çeşitli bakış açılarının göz önünde bulundurulması; veri analizleriyle tekrarlanır olması; alternatif yorumların tartışılması; ulaşılan yargı ve sonuçların irdelenmesi; orijinal kaynaklar, yeterli referans, alternatif yaklaşım ve eleştiri içermesi.
Araştırmada kaliteye ilişkin 5'li derecelendirme ölçeğine göre kalite düzeyleri:
5. Orijinallik, önem ve güçlülük bakımından dünya çapında önde gelen kalite örneği;
4. Orijinallik, önem ve güçlülük bakımından uluslararası düzeyde mükemmellik sergileyen, ancak en yüksek mükemmellik standartlarını yakalayamamış kalite örneği;
3. Orijinallik, önem ve güçlülük bakımından uluslararası düzeyde tanınan kalite örneği;
2. Orijinallik, önem ve güçlülük bakımından ulusal düzeyde tanınan kalite örneği;
1. Değerlendirme dışı: Ulusal düzeyde tanınan standardın altında yer alan kalite örneği ya da değerlendirme amacına uygun araştırma tanımına uymayan çalışmalar.
Türkiye'de araştırma ve proje yapmanın önündeki temel sorunlar:
Mali yardım sağlanamaması, kütüphane imkânlarının kısıtlı olması, öğretim elemanlarının ders yükü fazlalığı, kurumlar arası iletişim yetersizliği, araştırma merkezi eksikliği, zaman kısıtlılığı, yurt dışı çalışma imkânsızlığı, araştırma görevlisi sayısı azlığı, öğrenci sayısı fazlalığı, idari kadronun yetersiz olması, İnternet altyapısının yetersizliği, öğretim üyesinin yetersizliği, yabancı dil hazırlık sınıflarının olmayışı, bürokratik engeller, dil sorunu, araştırmalarda psikolojik teşvikin olmaması, fakülte yönetiminin kaliteye odaklanmaması, iş birliği yetersizliği, hakemli uluslararası dergilere ulaşım sorunu. Türkiye'de, araştırmada orijinallik konusu, akademisyenlere göre dördüncü sırada önemli görülmektedir. Evrensel literatüre yukarıda beşinci, dördüncü, üçüncü sıradaki kalite düzeylerinde büyük ölçekte katkı yapılamamasının ana nedenlerinden en önemlisi; akademisyenlerin araştırmada orijinalliği dördüncü sırada önemli olarak değerlendirmesi olduğu düşünülebilir. Toplumda her düzeyde ve özellikle üniversitelerde araştırmada kalitenin gözetilmesi kültürü; akademisyen ve birim yöneticileri eli ile oluşturulmalıdır.
Niyazi KARASAR Araştırmaların izlenen süreçlerle değerlendirilebileceğine inanan ve bu nedenle geleneksel bilimsel yöntem algısına raporlaştırma basamağı ekleyen Yazar’ın yaklaşık elli yıllık bir AR-GE titizliği ile hazırladığı bu kitap, araştırma raporları ile ilgili temel kavram, ilke ve tekniklerin uygulamalı bir modelidir.
Kitap, yirminci basım ile birlikte, yazarın geliştirdiği “Bilimsel İrade Algı Çerçevesi” ışığında yeniden yazıldı. Bu ikinci yazımda (“2. edition”), birinci yazımdaki temel yapı korunmakla birlikte, yeni bir bölüm eklendi ve uygulamayı kolaylaştırıcı önlemlere yer verildi.
Yeni yazımda, kitaba eklenen “Araştırma ve Yayın Etiği” bölümünde, evrenselden ulusala ve kurumlara kadar farklı düzeylerde önemsenen etik kurallardan örnekler verildi; intihal (benzeşim) denetimleri işlev ve süreçleri açıklandı.
Bilgisayar teknolojisi ile gelen teknik kolaylıklar büyük ölçüde modele yansıtıldı. Bu bağlamda somut kılavuz ve şablonlar hazırlandı. Bölüm ve altbölüm başlık tanımlamaları, içindekiler sayfası, kaynak gösterme ve kaynakça oluşturma gibi konularda önemli yenilikler ve kolaylıklar örneklendirildi. Kaynak göstermelerde, Microsoft Word’a monte edilebilen özgün bir Karasar formatı geliştirilip kullanıma sunuldu. Kitaptaki örneklere ek olarak, önerilen uygulamaların kurgulandığı ve erişimin/indirimin ücretsiz olduğu internet site adresleri verildi.
Bilimsel yöntemin önceki basamakları, 2016 yılında, Bilimsel İrade Algı Çerçevesi ile 2. yazımı ve 30. basımı (2017’de 32. basımı) yapılan “BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMİ: Kavramlar İlkeler Teknikler” kitabında verildi. Böylece, birbirini tamamlayan bu iki kitap arasındaki uyum da korunmuş oldu.
Burak Erdeniz Yeni anlamlar öğrenmemiz söz konusu olduğunda çağrışımlar çeşitlilik gösterir. Zihinsel temsillerin çağrıştırdığı ödül ve cezaların çeşitliliği göz önüne alındığında, bu çağrışımlardan yararlanarak geleceği öngörme becerisi bizlere evrimsel olarak avantaj sağlar. Bu kitapta, beynin çağrışımları öğrenmeden sorumlu bölgeleri ve bu bölgelerin beyindeki ödül merkezleriyle olan karmaşık etkileşimleri anlatılmıştır. Bu etkileşimlere beynin, duygulardan ve bilişten sorumlu pek çok bölgesi de dâhildir. Ayrıca insanlar, maymunlar ve fareler üzerinde yapılan çalışmalardan elde edilen bilgilerin yanı sıra, koşullamadan sorumlu öğrenme mekanizmaları ve bu işlemleri gerçekleştiren farklı beyin bölgeleri tarafından yürütülen işlemlere dair tartışmalara yer verilmektedir. Bu kitap her ne kadar bir nörobilim kitabı gibi gözükse de felsefe, bilişsel bilimler, nörobiyoloji ve psikanalizi içeren disiplinlerarası bir araştırmanın okuyucu dostu bir sentezini içerir.
Robert Madigan “Belleğin işleyişine ilgi duyan, becerilerini geliştirme ve sınırlılıklarını aşma konusunda neler yapılabileceğini öğrenmek isteyenler hiç zaman kaybetmeden bu kitabı almalı. Dr. Madigan hem herkesin kolayca anlayıp keyif alabileceği hem de bilimsel bir altyapıya sahip olan bu kitabı yazmakla birbirinden çok farklı yönleri olan bir yapıta imza atmıştır.
Robert A. Bjork, PhD. Kaliforniya Üniversitesi, Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Araştırmacı

“Akıllı telefonlarla ve taşınabilir cihazlarla veri alışverişi yapılan bir çağda bellek konusunu önemsemeli miyiz? Evet, kesinlikle! Dr. Madigan kitap boyunca günümüz teknolojisini ele almakta ve hızla gelişen teknoloji karşısında neden zihinsel becerilerimizin gelişmesi gerektiğini bize göstermektedir. Yaşadığımız bellek yanılmalarından 'belleğim zayıf' diyerek belleğimizi sorumlu tutuyoruz; ama aslında bellek sorunları, belleğimizi doğru biçimde kullanmıyor olmamızdan kaynaklanıyor.”
Catherine Fritz, PhD. Northampton Üniversitesi, Psikoloji Bölümü, Birleşik Krallık

“Bu kitap, güncel bilimsel araştırmaları, bellek ustalarının kuşaktan kuşağa aktardıkları iç görüleri ve belleğinizi geliştirmenize yardımcı olacak son derece güçlü teknikleri eşsiz bir biçimde bir araya getirmiştir.”
Peter Morris, PhD. Lancaster Üniversitesi, Psikoloji Bölümü (Emeritus), Birleşik Krallık

Yeni tanıdığınız insanların adlarını anımsamak ister misiniz? Ya doğum günlerinin, yapılması gereken önemli işlerin, internetteki kullanıcı şifrelerinizin aklınızdan uçup gitmemesini? Bellek sanatları, bilginin bellekte tutularak kullanılmasını sağlayacak becerileri geliştirmek üzere uygulanabilir, kanıtlanmış yöntemler sunmaktadır. Dr. Robert Madigan, bellek sanatları alanında uzmanlaşmış bir psikologdur. Her gün kolayca uygulanabilecek yöntemler kullanarak belleğinizi çalıştırabilirsiniz; bu, tıpkı egzersiz yapmak amacıyla asansöre binmek yerine merdivenlerden çıkmaya benzer. Bu yöntemler belleğinizin güçlenmesi için oldukça önemlidir. İşte bu nedenle bilimsel bir temel üstüne kurulmuş olan bu kitap size yardımcı olabilir. Dr. Madigan okuyucularına belleğin işleyişi konusunda bilgi vermekte, utanç verici bellek yanılmaları yaşanmaması için zihinsel becerilerin geliştirilerek yüzlerin, randevuların, olguların, rakamların, listelerin ve daha birçok şeyin anımsanmasını sağlayacak yaratıcı anımsatıcılar ve gözde canlandırma teknikleri sunmaktadır. Beyninize sahip çıkın; bu kitap size yol gösterecektir.
BİLİMSEL STRATEJİLERİN ZİHİNSEL BECERİLERİNİZİ NASIL KESKİNLEŞTİRECEĞİNİ KEŞFEDİN
Kısa adlar, ilklemeler, öyküler ve uyaklar kullanarak her şeyi anımsayabilirsiniz.
Otomatik pilottan kurtulun, bir daha asla anahtarlarınızı, cüzdanınızı ya da telefonunuzu yanlış yere koymayın.
Dikkat dağınıklığının, konsantrasyon kaybının ve kaygıların belleğinizi olumsuz yönde etkilemesine izin vermeyin.
Yaşlanmanın unutkanlığa neden yol açması gerekmediğini öğrenin.
Partilerde, toplantılarda ve rastlantısal karşılaşmalarda sizi utandıracak unutkanlıkları önleyin.
Karel Lambert - Gordon G. Brıttan Bilim felsefesinde yer alan günümüz gelişmeleri, 19. Yüzyıl sonlarına doğru ve 20. Yüzyıl başında meydana gelen bilim ve matematikteki bir dizi devrimsel gelişme tarafından hızlandırılmış ve yönlendirilmiştir. Bunların içinde en çok dikkati çekenler, Newton'un fizik kuramının (Einstein'ın Görelik Kuramı ve Kuantum Kuramı ile farklı biçimlerde ve farklı boyutlarda) çöküşü ve yer değiştirmesi, matematik için yeni temellerin ileri sürülmesi, matematiksel mantığın doğal bir sonuç olarak ortaya çıkması, mekanik biyolojinin doğuşu ve davranış bilimleri ile sosyal bilimlerin ortaya çıkışıdır. İngiliz şair John Donne'un “her şey paramparça, tüm ahenk gitmiş, tek kalan araç-gereç ve ilişki” dediği 16. ve 17. Yüzyıllardaki devrimsel gelişmelerin hızlandırdığı entelektüel kriz kadar yıkıcı olmasa da, bu gelişmeler, dönemin kültürel yapısı üzerinde derin bir etki yaratmış ve filozofları bilimsel bilginin kuruluşunu, bilimsel açıklamanın doğasını ve dünyanın bilimsel tasvirinin yeterliliğini yeniden incelemeye zorlamışlardır.
Karel Lambert ve Gordon Brittan'ın hazırladığı Bilim Felsefesine Giriş başlıklı bu kitapta yukarıda sıralanan gelişmeler ışığında, bilim felsefesinin açıklama, kuram, indirgeme vb. kavramları irdelenmekte ve bilim felsefesinin çağın temel sorunlarıyla ne denli yakından ilişki olduğu tezini özlü bir biçimde okuyucuya aktarmaktadır.
Sevim Tekeli - Esin Kâhya - Melek Dosay - Remzi Demir - Hüseyin Topdemir - Yavuz Unat - Ayten Koç Aydın Bilim tarihi, bilimsel bilginin gelişim sürecini inceleyen bir araştırma etkinliğidir ve tarihî bilgilerden yararlanarak bilimsel kuramların çeşitli dönemlerde doğuşu ve yayılışını, bilginlerin düşünce biçimlerini ve toplumsal kurumların gelişim sürecine etkilerini, felsefe, din ve sanat gibi diğer düşünsel etkinliklerle karşılıklı ilişkilerini, teknik bilginin oluşumundaki yerini, bireylerin günlük yaşamlarındaki değerini ve önemini sorgulayarak bilimsel etkinliği bütün yönleriyle tanımaya ve tanıtmaya çalışır.
Niyazi KARASAR Doktorasını (PhD) “The Ohio State University – OSU” (ABD)’nden alan Karasar, daha önce Wisconsin “Stout” (MS) ve “Purdue” üniversiteleri ile Ankara “Teknik Yüksek Öğretmen Okulu” (Ls)’nda öğrenim gördü. Eğitim (felsefe, araştırma-geliştirme, yüksek eğitim, mesleki-teknik eğitim), ekonomi (insan gücü planlaması) ve teknik (elektrik) bilim dallarındaki akademik çalışmalarını “araştırma yöntembilimi” ve “stratejik planlama” alanlarında bütünleştirdi.
Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinde “araştırma teknikleri” ve “eğitim planlaması” öğretim görevlisi olarak 1971’de akademik çalışmalara başlayan Karasar, 1975’te doçent, 1983’te profesör oldu.
Lisans ve lisansüstü programlarda, Ankara, Anadolu, Hacettepe, ODTÜ, Bilkent, Gazi, Selçuk, Yüzüncü Yıl, Başkent Okan ve Maltepe üniversitelerinde; ayrıca, çeşitli kuruluşlara ait, çok sayıda hizmet içi eğitimde, “araştırma, istatistik, ölçme, proje yönetimi, stratejik planlama vb.” dersler verdi. AÜ EBF’de “Eğitim Araştırmaları Merkezi” kuruculuğu ve müdürlüklerinden sonra, Yüzüncü Yıl Üniversitesinin kuruluşunda bölüm başkanlığı, enstitü müdürlükleri, Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanlığı ve Rektör Yardımcılığı/Vekilliği görevlerinde bulundu.
Üniversite dışında, Devlet (T. Titiz; A. Kahveci) ve Millî Eğitim (A. Akyol) bakanlıkları bakan müşavirlikleri yaptı; SRI (Stanford Research Institute) International, Birleşmiş Milletler Kalkınma Teşkilatı (UNDP), ILO (International Labor Organization), Avrupa Birliği (EU), Dünya Bankası vb. kuruluşların projelerinde uzmanlık, ekip liderliği vb. görevler aldı. S. Arabistan, Kuveyt ve Pakistan (Kashmir)’da danışmanlıklarda bulundu. Ayrıca, ABD’de araştırma, istatistik ve veri işleme asistanlığı ile konuk araştırmacılık, MEB’de öğretmenlik, Talim ve Terbiye Dairesinde danışman üyelik, Uluslararası İstatistik Derneği İstatistik Eğitimi Türkiye Koordinatörlüğü görevlerinde bulundu. Eğitim Araştırmaları Derneğinin kuruluşunda üstlendiği başkanlığı devam etmektedir. Danışmanlık şirketi kurdu (3A Araştırma Eğitim Danışmanlık Ltd.) ve işletti.

Kitap, 2016 yılında yeniden yazıldı. İkinci yazımda, Yazar’ın, Araştırma Yöntembilimi alanında, yaklaşık elli yıllık araştırma, eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden edindiği birikim ile bilimsel araştırma algısı yeniden yapılandırıldı. Gerçek hayatın karar süreçlerinde etkili oldukları gözlenen bütün algısal iradeler bilimsel ilgi alanına dâhil edildi. Böylece, hayatı bir bütün olarak anlama, açıklama ve kontrolde yaşanan bilimsel araştırma sınırlıklarının kaldırılması ya da hafifletilmesi amaçlandı.
Kitap, iki kesimden oluşmaktadır. Birinci kesimde, Bilimsel İrade Algı Çerçevesi ile Araştırma Eğitimi; ikinci kesimde ise araştırma probleminin tanımlanmasından rapor yazımına kadar olan Araştırma Süreçleri, temel kavram, ilke ve teknikleri ile bir bütün hâlinde ve özgün bir yapı içinde sunuldu.
Rapor hazırlamanın ayrıntıları, buradaki algı çerçevesi ile, yazarın yirminci basım ile birlikte ikinci yazımı yapılan Araştırmalarda Rapor Hazırlama kitabında verildi.
Remzi KINCAL, Çavuş ŞAHİN, Erdoğan KÖSE, Rüştü YEŞİL, Salih Zeki GENÇ, Arif ÖZERBAŞ, Hasan Hüseyin ÖZKAN, Hüseyin Hüsnü BAHAR, Ramazan ÖZBEK Araştırmanın temel amacı; tanımlamak, açıklamak ve keşfetmektir. Günümüz toplumlarında bu konulardaki ihtiyaç giderek artmaktadır. Bilimsel araştırmaya daha çok kaynak ayıran toplumlar, daha fazla ön plandadır. Dolayısıyla, bilgi toplumunun insanını yetiştirecek olan öğretmen adaylarının da, bilimsel araştırmaya ilişkin gerekli yeterliliklere sahip olmaları bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede hazırlanan kitap, hem sosyal bilimler hem de fen bilimleri alanlarında öğrenim gören öğrencilere, bilimsel araştırma yeterliliklerini kazandırmayı amaçlamaktadır.
Bu kapsamda, aşağıdaki konular ayrıntılı bir biçimde irdelenmektedir:
• Bilim ve araştırma kavramları
• Sosyal bilimlerde ve fen bilimlerinde araştırmanın temel özellikleri
• Nicel ve nitel araştırma yöntemleri
• Bilimsel araştırma basamakları
• Araştırma modelleri
Salih Bardakcı - Hafize Keser Bilgi ve iletişim teknolojilerinin eğitime entegrasyonu başarılı olmakta mıdır? Zamanımızda eğitim teknolojisi alanının gündemini önemli biçimde meşgul etmekte olan bu soruya evet ya da hayır biçiminde tek bir yanıt vermek oldukça zordur. Zira aranan yanıt, entegrasyonun hangi felsefi yaklaşımlar ve amaçlarla ele alındığına ve başarıdan neyin anlaşıldığına bağlıdır. Entegrasyon etkinliklerinde ekonomik ya da politik güçler, eğitim çevreleri, toplum ya da bilim insanları farklı beklentilere sahiptir. Beklentilerdeki farklılaşmalar, bu sürecin eğitim sistemi içerisinde yarattığı dönüşümün, bağlı olarak öğrencide, öğretmende, okulda ya da toplumda meydana gelen değişimlerin farklı biçimlerde yorumlanmasına neden olmaktadır. BİT entegrasyonu ve yarattığı etkilerin iyi anlaşılabilmesi için tüm bu farklılıkların bütüncül biçimde ele alınması gerekmektedir. Elinizdeki kitap bu bakış açısıyla, eğitimde BİT entegrasyonu amaç, politika ve uygulamalarını, entegrasyon etkinliklerinin ortaya çıkardığı etkileri ve bu etkinliklere yöneltilen eleştirileri farklı kültürlerdeki örnekleriyle ortaya sermeye çalışmaktadır.
Altı bölümden oluşan kitabın birinci bölümünde eğitimde BİT entegrasyonu uygulama ve araştırmalarına genel bir giriş yapılmaktadır. İkinci bölümde farklı ülkelerde (İngiltere, Kanada, Singapur, Yeni Zelanda, Brezilya, Hindistan, Mısır, Türkiye) 1980'lerden 2010'lara değin geliştirilen eğitimde BİT entegrasyonu amaç ve politikaları incelenmektedir. Üçüncü bölümde ise, ikinci bölüme benzer biçimde, ilgili ülkelerde gerçekleştirilen entegrasyon uygulamaları ele alınmaktadır. Dördüncü bölümde, entegrasyon sürecinin etkileri çeşitli ülkeler ve Türkiye bağlamında incelenmektedir. Bu bölümde ayrıca Türkiye'de gerçekleştirilen özgün bir araştırmanın sonuçlarına detaylı biçimde yer verilmektedir. Beşinci bölümde, ne politika ve uygulamalar ne de bu alandaki bilimsel çalışmalarda yeterince dikkate alınmayan, bununla birlikte ortaya çıkan pek çok beklenmedik etkinin kaynağı ve çözümüne dönük fikirler barındıran, eğitimde BİT temelli dönüşüm çabalarına yöneltilen eleştiriler yine kültürel çeşitlilik gözetilerek betimlenmektedir. Altıncı bölümde ise, eğitimde BİT entegrasyonu süreçlerinin 1980-2010 dönemindeki seyrine ilişkin genel bir bakış geliştirilmeye çalışılmaktadır.
Roger H. BRUNING, Gregory J. SCHRAW, Monica M. NORBY, Pearson Bu kitap eğitim bilimleri, eğitim programları ve öğretimi ve eğitim psikolojisi alanlarında önemli bir yer tutan bilişsel ve öğretimsel yaklaşımlarla ilişkili birçok kavramı içine almaktadır. Lisans ve lisansüstü düzeyde kullanılabilecek bu kitap ile öğrenme, öğretme ve zihinsel süreçlerle ilgili yaklaşımların daha net bir şekilde anlaşılmasını beklemekteyiz. Bu kitap ayrıca öğretmenler için değerli bir kaynaktır. Sade ve kolay anlaşılır bir Türkçe ile ifade edilen bölümlerden en üst düzeyde istifade edilmesi düşünülmüştür. “Bilişsel Psikoloji ve Öğretim” kitabının gözden geçirilip, en son yapılan araştırma bulgularıyla desteklenmiş Beşinci Basımı’nın Türkçe'ye çevrilerek hem Türk diline hem de kültürüne uyarlanması ile alandaki çağdaş bakış açılarının anlaşılmasına büyük oranda katkı sağlaması planlanmıştır. Bu kitap, Amerika Birleşik Devletleri'nde en iyi satan akademik kitaplar listesinde ilk sıralarda bulunmaktadır. Birinci Kısım’da bilişsel psikolojinin temelleri, İkinci Kısım’da inançlar ve motivasyon kavramlarıyla ilişkili araştırmalar, Üçüncü Kısım’da öğretme, öğrenme süreçlerinde bilişsel süreçlere dayalı araştırmalar, Dördüncü Kısım’da ise sınıf içerisinde bilişsel gelişimin arttırılmasına yönelik araştırma bulguları ve sonuçlarına yer verilmiştir.
Biliş ve öğretime derinlemesine bir yolculuk yapmak isteyen herkese bu kitabı öneriyoruz.
Fahri TEMİZYÜREK, Ahmet BALCI Dil bilinci ve dil eğitiminin temeli ailede atılsa da geliştirilmesinde örgün öğretim kurumlarına önemli görevler düşmektedir. Okullarımızdaki Türkçe eğitimi ve öğretimi çalışmalarının temelini ise programlar oluşturmaktadır.
Bu kitapta, Türkçe programları yazarlar tarafından değerlendirilerek tarihsel süreç içerisinde cumhuriyet dönemi ilköğretim okullarında kullanılan Türkçe programlarına yer verilmiştir.
Cahit Aksu Bir öğretmenin mesleğini icra ederken sorumlu olduğu en önemli şey, kendisine sunulan programdaki kazanımları öğrencilerinde oluşturmaktır. Çünkü bir öğretmeni konumlandıran, betimleyen, değerlendiren, kısaca meşrulaştıran en önemli unsur; öğretim programı kazanımlarını oluşturmadaki başarısıdır. Diğer hiçbir unsur bu kadar öncelikli ve önemli değildir. Öğretim programı ile öğretmen arasındaki ilişki; bir hukukçu ile anayasa kitapçığı, bir denizci ile pusulası, bir bilim insanı ile bilimsel yöntem arasındaki ilişkiye benzer.
Hem müzik öğretmeninin hem de müzik dersi alan öğrencinin en önemli yardımcısı müzik öğretim programıdır. Müzik öğretmeni organize ettiği müzikal etkinlikleri ve diğer müzikal taleplerini en sağlıklı ve meşru biçimde öğretim programının gerekliliklerine ve içeriğine dayandırmalıdır. Bu nedenle öğretim programı, müzik öğretmeninin başucu kaynağı olduğu kadar en önemli silahı hâline de gelmiştir.
Bir öğretim yaklaşımını yargılayabilmek için öncelikle o yaklaşımın uygulamadaki görünümü ve uygulama sonuçlarına etki eden faktörlerin neler olduğu konusunda oldukça güçlü kontrollerimizin olması gerekir. Öğrenme süreçlerinde temele alınan yaklaşımın gerektirdiği her türlü eğitimsel uygulama, gereği gibi ifa edilirse planlanan kazanımlara ulaşılamamasında öğretim programına yüklenebilecek kusurlar hakkında kesin bir yargıya varılabilir.
Etkili bir müzik öğretmeni; öğrencilerinin müzikal düşünmelerini sağlayan, bu düşünceleri ifade edebilme olanağı ve özgürlüğü sunan ve ortaya çıkardığı fikir, beceri ve düşünce repertuvarını sınıf genelinde tartıştırabilen öğretmendir.
Müzik öğretmenleri olarak bizler, ‘Diğer Sorunlar’ın baskısı altında ‘Müzik Öğretim Programı’nı etkisizleştirecek yaklaşımlardan kaçınmalıyız. Türkiye’deki sınava odaklı eğitim sisteminin müzik, resim gibi dersleri önemsizleştirmesi bizlerin mücadele azmini kırmamalıdır. Gelecek günlerin; sanat içerikli derslerin önemini, gerekliliğini ve etkisini gözler önüne sereceği konusunda ümitsiz olunmamalıdır.
Ayşen BAKİOĞLU Eğitimcilerin, ülke kalkınmasında son derece önemli olan düşünen, oluşturan, çözüm üreten, dünya standartları ile daha fazla karşılaşacak ve rekabet edecek olan insanı yetiştirirken, çağdaş ölçütlerdeki sınıf yönetimi stratejilerini dikkate alması ve oluşturmak için imkânları seferber etmesi kaçınılmazdır. Bu çalışma, Eğitim Fakültelerinin lisans, tezli ve tezsiz yüksek lisans programlarında, öğretmenlerin hizmet içi eğitim programlarında, bireysel ve profesyonel gelişimlerinde kullanılmak üzere hazırlanmıştır. Kitabın, öğretmen adaylarına, üniversite öğretim elemanlarına, öğretmen lisesi öğrenci ve öğretmenlerine, rehber danışmanlara, hizmet içi eğitim öğretim elemanlarına, okul yöneticilerine ve politika belirleyicilere yararlı olacağını ümit etmekteyiz. Kitap, sınıf yönetiminde gerekli olan çağdaş ölçütler dikkate alınarak oluşturulmuştur.
Joseph P. FOLG ER, Marshall Scott POOL E, Randall K. STUTMAN Çatışma konusundaki çalışmaları güncelleyerek ve bugüne kadar yapılanları harmanlayarak sunan bu kitap, ayrıca uygulamaya giriş kitabı olarak da pratik bilgiler vermektedir. Elinizdeki kitabın yalnızca iletişim uzmanları için değil herkesin yararlanacağı bir kaynak olduğu görülmektedir. Belki de kitabın en genel ve temel mesajı; çatışma yaşanmasının kaçınılacak bir şey olmaması, üstelik problemlerin üstünün örtülmesinin sakıncalı olması, çatışmanın da bir çözüme doğru ilerlemek için gerekliliğidir. Yapıcı bir biçimde yönetildiği takdirde belki de çözülemeyecek bir sorun bile olmayacaktır. Bu mesajın bizim kültürümüz bakımından çarpıcı olması söz konusudur ama üzerinde düşünerek değerlendirmekte de yarar vardır. Bizler acaba hiçbir çatışma olmasın diye mi büyütüldük? Hiç çatışmadan yaşayabiliyor muyuz? Bu mümkün mü? Çatışıyorsak neden adını açıkça koyarak, oturup bunu birlikte çözmeye yönelmeyelim?
Ayşen Bakioğlu - Resul Baltacı Dünya nüfusunun beşte birini barındıran bir ülke olarak Çin, dünya eğitim kaynaklarının sadece %2'si ile tüm dünyadaki öğrencilerin %26'sına hizmet vermektedir. 1940'larda nüfusunun %80'i eğitimsiz, 1980'lerde 15 yaş üstü nüfusun ortalama eğitim yılı sadece 7.8 yıl iken, günümüzde okuryazarlık oranı %93'ün üstüne çıkmış, farklı kademelerdeki okullarda, yaklaşık 12 milyon öğretmen 250 milyon öğrenciye eğitim vermektedir. 23 milyonluk nüfusu ülkesinin %1'ine, yüzölçümü %0,06'sına denk gelen Şangay ise, tek başına Çin'in toplam gelirinin sekizde birini karşılamakta; ülkenin ihracat ve ithalat hacminin dörtte birini gerçekleştirmektedir. 15 yaşındaki öğrencilerin gerçek yaşam koşullarında bilgilerini ne ölçüde kullanabildiklerini sınayan PISA sınavlarında, ilk yıllarda Finlandiya üst sıralarda yer alırken, 2009 ve 2012 PISA sınavlarında ilk sıralarda Finlandiya'nın yanında tamamı Asyalı Şangay (Çin), Hong Kong (Çin), Güney Kore, Singapur, Tayvan (Çin), Makao (Çin) ve Japonya gibi ülkelerin/ekonomilerin yer alması, 21'inci yüzyıl için “Asya yüzyılı” nitelemesinin pekişmesine yol açmıştır. Alınan bu sonuçlar, özellikle eğitim politikaları ve uygulamaları konusunda dikkatleri bu bölgenin üzerine çekmiş, eğitimde geri kalmak istemeyen ülkelerin kendilerine yeni bir referans noktası oluşturmalarına yol açmıştır. Öte yandan, ülkemiz nüfusunun dörtte biri, 15 yaşının altındadır. Pek çok ülkenin nüfusu giderek yaşlanırken ülkemizdeki genç nüfusun dinamizminden yararlanabilmenin yolu nitelikli bir eğitim sisteminin oluşturulmasından geçmektedir. Bu nedenle, özellikle PISA sınavlarında başarılı olan ülkelerin eğitim sistemlerinden yararlı görünen politika ve uygulamaların tespit edilmesi ve eğitim sistemimizin yeniden yapılandırılması çalışmalarında göz önünde bulundurulması önem taşımaktadır.
A.Halim Ulaş, İmren Özgelen Ne mutlu sana, annesin & babasın. Ve ne mutlu sana, "Çocuğuma iyi bir anne veya baba olabilmem için neler yapmam gerekiyor?" arayışındasın. Öyle olduğuna inanıyorum, çünkü bu sebeple şimdi bu satırlara dokunuyor gözlerin; merakla, daha faydalı ve sağlıklı bir iletişim kurabilmenin yollarını arıyorsun.
Sorularının cevap bulacağı ümidiyle ve annelik & babalık yolunda bir meşale olması temennisiyle hazırlanmış olan bu kitap yüzünü güldürecek, zihnindeki karmaşıklığa çözüm olacaktır.
Altın kıymetinde 100 Altın Kural işte karşında, okunmaya hazır seni bekliyor.

A.Halim Ulaş, İmren Özgelen Sevgili öğretmenim, öğretmen adayı veya öğrenip öğretmeye gönül vermiş kardeşim!
Her biri ayrı birer dünya olan öğrencilere daha verimli ve daha kaliteli bir öğretmen olabilmek için başka neler yapmak gerektiği konusunda düşünüyor ve bu sorumluluğun altında eziliyor olabilirsin.
Sana hem uygulamada hem de öğretmenlik ruhunu rahata ulaştırmada rehberlik edebilecek bu kitap, test edilmiş tecrübelerin 100 Altın Kural adı altında derlenmiş hâlidir.
Keyifli ve verimli okumalar…

Roger A. Hart Günümüzde insanların doğa ile ilişkileri dünyanın karşılaştığı en büyük sorundur ve dünyanın her yerinde genç insanlar çevresel eyleme çok büyük ilgi göstermektedir. Birçok ülke hem yurttaşların çevreyi yönetmesindeki rolü üzerinde, hem de çocukların kendilerinin ve toplumlarının geleceklerini şekillendirmeyle ilgili hakları ve sorumlulukları üzerinde köklü bir yeniden değerlendirme yapmaktadır.
Çevre eğitimiyle ilgili dünyadaki en büyük otoritelerden biri tarafından yazılmış olan bu kitap, eğer katılımları ciddi bir biçimde ele alınır ve onların gelişen kapasiteleri ve biricik güçleri dikkate alınarak planlanırsa, çocukların sürdürülebilir kalkınmada çok değerli ve uzun süren bir rol oynayabileceklerini göstermektedir. Doğrudan katılım yoluyla çocuklar gerçek bir demokrasi anlayışı ve kendilerine ait bir yeterlik ve sorumluluk duygusu geliştirebilirler. Fiziksel çevrenin planlanması, tasarımı, izlenmesi ve yönetimi çocukların katılımı açısından ideal bir alandır çünkü çocukların çevreye olan bağlılıkları çok güçlüdür.
Kitap; eğitimciler, planlamacılar ve çevreciler için çocukların katılımıyla ilgili kuram ve uygulamaları ve bunun demokrasi ve sürdürülebilir toplumlar için önemini anlatmaktadır. Çocukların toplumlarını etkileyen konulardaki sorunları tanımladıkları ve aktif biçimde eleştirel ve düşünsel katılımcılar olarak yer aldıkları gerçek katılıma vurgu yapmaktadır. “Çevre” çok geniş biçimde yorumlanmaktadır; örneğin, konut planları yapma ya da oyun parklarını tasarımlama gibi konuları içermektedir. Ayrıntılı örnek olay incelemeleri hem Kuzey'den, hem de Güney'den kent ve kırsaldaki yoksul ve orta sınıf toplumlarından örnekler sunmaktadır. Öğretmenler, grup kolaylaştırıcıları ve toplum liderleri içinse çevre projelerinde genç insanları içermede örgütleme ilkeleri, başarılı modeller, pratik teknikler ile kaynakları sunmaktadır.
Ahmet Saban Çoklu zekâ kuramı, bütün çocukların sahip oldukları gizli güçleri, potansiyelleri veya yetenekleri keşfetmeyi ve onları geliştirmeyi vurgulayan çağdaş bir eğitim anlayışını öngörmektedir. Bu kitabın amacı; çoklu zekâ kuramını tanıtmak, çoklu zekâ kuramının eğitim sürecine nasıl uyarlanabileceğini tartışmak ve çoklu zekâ kuramının Türk eğitim sistemine yansımasını incelemektir. Bu kitabın içeriğini oluşturan beş bölüm, sırasıyla şu sorular çerçevesinde organize edilmiştir: Çoklu zekâ kuramı nedir? Çoklu zekâ kuramı eğitime nasıl uyarlanabilir? Çoklu zekâ kuramına dayalı öğretim stratejileri nelerdir? Çoklu zekâ kuramına dayalı bir okul yapısı nasıl oluşturulabilir? Çoklu zekâ kuramının Türk eğitim sistemine yansıması nasıldır?
Çoklu Zekâ Kuramı ve Türk Eğitim Sistemine Yansıması ismi ile 6. basımını gerçekleştirdiğimiz eserin eğitimcilere başlıca dört açıdan faydalı olacağı düşünülmektedir: 1. Öğrenme-öğretme sürecini iyileştirme çabasında olan öğretmenlere bir model sunmak. 2. Çoklu zekâ kuramına dayalı eğitim anlayışına ilgi duyan eğitimciler için bir kaynak oluşturmak. 3. Çoklu zekâ kuramını okullarında uygulamaya çalışan eğitimciler için bir rehber görevi görmek. 4. Çoklu zekâ kuramının Türk eğitimine yansımasını inceleyen araştırmacılara kılavuzluk yapmak.


İÇİNDEKİLER

Bölüm 1 ÇOKLU ZEKÂ KURAMI NEDİR?
Eğitimde Çoklu Zekâ Kuramına Neden İhtiyaç Vardır?
Geleneksel Zekâ Anlayışı Nasıldır?
Çoklu Zekâ Kuramına Göre Zekâ Anlayışı Nasıldır?
Çoklu Zekâ Kuramının Öne Sürdüğü Zekâ Alanları Nelerdir?
Çoklu Zekâ Alanlarının Gelişimini Etkileyen Faktörler Nelerdir?
Bölüm Sonu Etkinlikleri

Bölüm 2 ÇOKLU ZEKÂ KURAMI EĞİTİME NASIL UYARLANABİLİR?
ÇZK’na Dayalı Öğretim Anlayışı Nasıldır?
ÇZK’na Dayalı Ders Planları Nasıl Hazırlanır?
ÇZK’na Dayalı Sınıf Ortamı Nasıldır?
ÇZK’na Dayalı Sınıf Yönetimi Nasıldır?
ÇZK’na Dayalı Ölçme ve Değerlendirme Anlayışı Nasıldır?
Bölüm Sonu Etkinlikleri

Bölüm 3 ÇOKLU ZEKÂ KURAMINA DAYALI ÖĞRETİM STRATEJİLERİ NELERDİR?
Sözel-Dil Zekâ Alanı için Öğretim Stratejileri Nelerdir?
Mantıksal-Matematiksel Zekâ Alanı için Öğretim Stratejileri Nelerdir?
Görsel-Uzamsal Zekâ Alanı için Öğretim Stratejileri Nelerdir?
Müziksel-Ritmik Zekâ Alanı için Öğretim Stratejileri Nelerdir?
Bedensel-Kinestetik Zekâ Alanı için Öğretim Stratejileri Nelerdir?
Sosyal Zekâ Alanı için Öğretim Stratejileri Nelerdir?
İçsel-Özedönük Zekâ Alanı için Öğretim Stratejileri Nelerdir?
Doğacı Zekâ Alanı için Öğretim Stratejileri Nelerdir?
Bölüm Sonu Etkinlikleri

Bölüm 4 ÇOKLU ZEKÂ KURAMINA DAYALI BİR OKUL YAPISI NASIL OLUŞTURULABİLİR?
Çoklu Zekâ Kuramı bir Eğitim Felsefesi olarak Neden Benimsenmelidir?
Çoklu Zekâ Kuramı Öğrencilere Nasıl Öğretilebilir?
Çoklu Zekâ Kuramına Dayalı bir Okul Yapısının Oluşması Hangi Aşamalardan Oluşur?
Çoklu Zekâ Kuramının Uygulanmasında Karşılaşılan Güçlükler Nelerdir?
Çoklu Zekâ Kuramının Okullar İçin Öngördüğü Yeni Uzmanlıklar Nelerdir?
Değişimde İnsan Faktörünün Rolü ve Önemi Nedir?
Eğitimcilerdeki Çoklu Zekâ Alanları Nasıl Belirlenebilir?
Öğrencilerdeki Çoklu Zekâ Alanları Nasıl Belirlenebilir?
Sonsöz
Bölüm Sonu Etkinlikleri

Bölüm 5 ÇOKLU ZEKÂ KURAMININ TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNE YANSIMASI NASILDIR?
Öğrencilerin Çoklu Zekâ Profillerini İnceleyen Çalışmalar
ÇZK ile Öğrenme Stilleri/Stratejileri Arasındaki İlişkiyi İnceleyen Çalışmalar
Çoklu Zekâ Alanları ile Akademik Başarı Arasındaki İlişkiyi İnceleyen Çalışmalar
Çoklu Zekâ Alanlarının Geliştirilmesine Yönelik Çalışmalar
ÇZK ile Eğitim Programı Arasındaki İlişkiyi İnceleyen Çalışmalar
ÇZK ile Rehberlik Arasındaki İlişkiyi İnceleyen Çalışmalar
ÇZK ile Ders Kitapları Arasındaki İlişkiyi İnceleyen Çalışmalar
ÇZK’nın Uygulanmasına İlişkin Görüşleri İnceleyen Çalışmalar
ÇZK’nın Okulöncesi Öğrencilerinin Başarı ve Tutumlarına Etkisini İnceleyen Çalışmalar
ÇZK’nın İlköğretim Öğrencilerinin Başarı ve Tutumlarına Etkisini İnceleyen Çalışmalar
ÇZK’nın Ortaöğretim Öğrencilerinin Başarı ve Tutumlarına Etkisini İnceleyen Çalışmalar
ÇZK’nın Yükseköğretim Öğrencilerinin Başarı ve Tutumlarına Etkisini İnceleyen Çalışmalar
ÇZK ile ilgili İncelenen 97 adet Çalışmanın Kodlanması ve Analiz Edilmesi
ÇZK ile ilgili İncelenen 97 adet Çalışmadan Elde Edilen Bulgular
Sonuç
KAYNAKÇA

Caner Onay Bu çalışmada, beden eğitimi derslerinin temel taşlarından biri olduğuna inanılan ve uygulama alanında hala eksik kaldığı düşünülen oyun kavramı, çoklu zekâ kuramı ile bağdaştırılmaya çalışılmıştır. Kitapta, çoklu zekâ ve oyun kavramı, çoklu zekâ ve bireysel sportif uygulamalar, sınıf içi ve dar alan oyunları, sportif branşlara hazırlayıcı oyunlar ve konuyla ilgili daha pek çok bilgi yer almaktadır. Kitap, Çoklu Zekâ ve Oyun Kavramı, Sınıf İçi Dar Alan Oyunları ve Sportif Branşlara Hazırlayıcı Oyunlar başlıklı üç bölümden oluşmaktadır. Çoklu Zekâ ve Oyun Kavramı bölümü altında; çoklu zekâ, çoklu zekâ ve bireysel sportif uygulamalar konularını inceleyen çalışma, Sportif Branşlara Hazırlayıcı Oyunlar bölümünde de atletizm, basketbol, jimnastik ve koordinatif-yetilerin gelişimine yönelik oyunlar, futbol, hentbol ve voleybol konularını incelemektedir. Bu çalışmanın, oyunu eğitim sistemi içinde vazgeçilmez bir unsur olarak gören tüm eğitimciler için yararlı bir kaynak olacağına inanıyoruz.



İÇİNDEKİLER

I. BÖLÜM BEYİN, ZEKÂ, EĞİTİM-ÖĞRETİM
II. BÖLÜM ÇOKLU ZEKÂ KURAMI
III. BÖLÜM ÇOKLU ZEKÂ KURAMININ EĞİTİM–ÖĞRETİM SÜRECİNE YANSIMALARI
IV. BÖLÜM ÇOKLU ZEKÂ KURAMI YANSIMALI İLKÖĞRETİMDEN ÜNİVERSİTEYE .UYGULAMALI DERS PLANI ÖRNEKLERİ

Ahmet Saban Çoklu zekâ teorisi, bütün çocukların sahip oldukları doğal veya gizil güçleri, potansiyelleri ve yetenekleri bulmayı ve onları geliştirmeyi vurgulayan bir eğitim felsefesi ortaya atmaktadır. Bu yönüyle teori, insan zihninde açılan adeta bir pencere gibidir. Bu kitabın genel amacı, çoklu zekâ teorisini tanıtmak ve bu teorinin eğitim sürecine nasıl uygulanabileceğini örneklerle tartışmaktır. Bu genel amaç çerçevesinde kitapta yer alan konular başlıca şu sorular etrafında yoğunlaşmaktadır: Eğitimde çoklu zekâ teorisine neden ihtiyaç vardır? Zekâ nedir? Çoklu zekâ alanları nelerdir? Zekânın özellikleri nelerdir? Çoklu zekâ alanlarının gelişimini etkileyen faktörler nelerdir? Eğitimcilerdeki çoklu zekâ alanları nasıl belirlenebilir? Öğrencilerdeki çoklu zekâ alanları nasıl belirlenebilir? Çoklu zekâ teorisine dayalı öğretim anlayışı nasıldır? Çoklu zekâ teorisine dayalı ders planları nasıl hazırlanır? Çoklu zekâ teorisine dayalı öğretim stratejileri nelerdir? Çoklu zekâ teorisine dayalı sınıf ortamı nasıldır? Çoklu zekâ teorisine dayalı sınıf yönetimi nasıldır? Çoklu zekâ teorisine dayalı bir okul ortamı nasıl oluşturulur? Bu kitap eğitimcilere başlıca üç açıdan yardımcı olacaktır: İlki; öğretim sürecinde yeni fikir ve reform arayışları içinde olan öğretmenler için bir model ortaya koyarak. İkincisi; Çoklu zekâ teorisine dayalı eğitim anlayışına ilgi duyan eğitimciler için bir kaynak oluşturarak. Son olarak da çoklu zekâ teorisini okullarında uygulamaya çalışan eğitimciler için bir rehber sunarak.
Pelin DÜNDAR Kaliteli, zamanında ve uygun maliyetli sonuçlar elde edebilmenin yolu bütünün onu oluşturan parçalardan daha fazla anlam yüklü ve bir o kadar da değerli olduğunu idrak etmekten geçmektedir.
Bütünü temsil eden sinerji; nefes aldığımız her nokta da keza doğanın her kesitinde mevcuttur. Dikkatli yapılan gözlemlemeler, bileşenlerin, parçaların, unsurların hatta ve hatta canlıların birbirlerinden aldıkları güçle çok daha büyük oluşumlara zemin hazırlayabildikleri gerçeğini göstermektedir.
Çözümlerin Ortak Şifresi: Sinerji ismini verdiğim bu kitap; altı çizilen rasyonel gerçekliğe dikkatleri çekmek ve pek çok soruna çözüm getirme noktasında da sinerji olgusunun adeta ortak bir şifre vazifesi gördüğü gerçeğini, seçilen farklı konulara bağlı kavramlar ve örnekler paralelinde irdelemek gerekçesiyle yazılmıştır.
Belirlenen konuya ilişkin sinerji hususunda hassasiyet gösterilmesi gereken bazı noktalar da değişmekte hiç şüphesiz. Ancak bunları öğrenmek veya anımsamak için sayfaları çevirmek gerekmekte…
Mustafa Yılman

Onuncu baskısını yapmış ender kitaplar arasında yer alan Demokrasimizin Kültürel Temelleri kitabı, temelde eğitim fakültelerinde konuya ilişkin derslerde okutulmak üzere hazırlanmış olmasının yanında konuya ilgi duyan, konu üzerine çalışan öğrenci ve konuyu ders olarak okutan öğretim görevlilerine yardımcı olacak içeriğe sahiptir.


Kitabın içerisinde; Eğitim, Kültür ve Demokrasi temel kavramlarının açıklamalarının yapılmasının ardından kültür ve demokrasi ilişkileriyle demokrasi–insan ilişkileri; Özgürlük, sorumluluk, hak, eleştiri, hoşgörü vb. kavramlar çerçevesinde açıklanmıştır. Konunun devamında Demokratik Eğitim konusunun üzerinde durulmuş, kadın ve demokrasi ile eğitim ve demokrasi başlıkları altında konular sürükleyici bir biçimde verilmiştir. Bu ana konuların dışında; politika, bilim, aydınlar, laiklik, ahlak, anlatım, hukuk alanlarının demokrasiyle ilişkileri anlatılmış, bu baskıya özel olarak demokrasi ve çevre konusu da ele alınmıştır.

Michelle Stephan - David Pugalee - Julie Cline - Chris Cline STEM eğitimine bu denli itibar edilmesinin nedeni, öğrencileri problem çözücülere dönüştürmeye yardımcı olacak özgün bir ders planlama yaklaşımından ileri gelmektedir: Ders kurgulama. Bu yaklaşımda öğretmenler, belirlenen etkinliklerin gerçek zamanda
nasıl ortaya konulacağını, yani öğrencilerin ne gibi çözümlere,
sorulara ve yanlış kavramlara sahip olabileceğini ve öğretmenlerin derinlemesine muhakemeyi nasıl teşvik edebileceklerini ön görmektedirler. Dersten önce ders kurgulama yapıldığında, öğrenciler, ders kazanımlarını daha doğal ve daha güçlü bir şekilde edinirler.
Başarılı bir STEM ünitesi; etkinlikleri, soruları, teknolojiyi ve tutkuyu içerir. Ayrıca, her bir etkinliğin sınıfta nasıl gerçekleştirileceğinin dikkatli ve ayrıntılı bir şekilde kurgulamasını da içerir. Matematik ve Fen'de Ders Kurgulama, öğretmenlere,
Bir dersin yapısının ve uygulanmasının baştan sona düşünme sürecini,
Öğrencilerin düşüncelerini ortaya çıkarmanın ve onları iş birliğine teşvik etmenin yöntemlerini keşfetmenin bir yolunu,
Gerek “doğru” cevabı zamanından önce vererek, gerek onaylayarak, gerekse de “yanlış cevabı” görmezden gelerek tartışmanın sonlanmasından kaçınma tekniklerinde de beceri kazanma fırsatı sunar.
Sınıf içi örneklerle, ders kurgulama şablonlarıyla ve sürecin nasıl başlatılacağına dair ipuçlarıyla dolu olan bu kitap, öğretmenlere, öğrencilerin fikirlerini ve sorularını öngörmede ve fen, matematik, mühendislik ve teknolojide daha derinlemesine öğrenmeyi teşvik etmede yardımcı olacaktır.
Robert K. Yin Durum Çalışması Araştırması Uygulamaları, çeşitli konularda çok sayıda tanımlanmış durum çalışması uygulamalarını tartışmakta ve durum çalışması, teknik ve ilkeleri ile ilgili özel olarak seçilmiş örnekleri kapsamaktadır. Konu başlıkları; eğitim, yasal uygulamalar, halk sağlığı, ekonomik kalkınma ve mesleki eğitim gibi kurumsal ve örgütsel olguları öne çıkarmaktadır. Desenden raporlamaya uygulamalar, durum çalışması yaparken sıklıkla karşılaşılan sorunları ortaya koyarak bunlara çözümler sunmaktadır.
Durum Çalışması Araştırması Uygulamaları, durum çalışmasını kullanan farklı disiplin alanlarındaki öğrencilere ve araştırmacılara eşsiz bir kaynak sunmaktadır.
Hasan AYDIN Çokdilli ve çokkültürlü eğitim, son yıllardır eğitim dünyasında ön plana çıkan bir fenomen olup ve tüm öğrenciler için temel eğitimi hedefleyen kapsamlı bir okul reformu sürecidir. Bu eğitim türü, okullarda ve toplumda ırkçılık ve ayrımcılığın her türlü biçimini reddederken, toplumun üyelerinin çeşitliliğini destekler. Bu eğitim reformu ayrıca farklı din, dil, ırk, renk, yaş, cinsiyet, sosyal statü, ekonomik düzey, gelenek, görenek gibi kültürlere sahip olan öğrencilere eşit eğitim hakkı tanımaktadır. Çokkültürlü çokdilli eğitim sadece toplumun baskın kültüründen farklı kültüre sahip olan öğrenciler için değil, bütün öğrenciler içindir. Bu tür bir eğitimde hedef; eğitimde fırsat eşitliği sağlamak, kültürel çatışmalardan doğan sorunları çözmek, öğrencilerin birbirlerine karşı empati kurmalarını desteklemek, birbirlerinin kültürlerini tanımak ve içerisinde çalışarak akademik başarılarını artırmaktır. Bu kitapta, Türkiye'de gerçek anlamda etkili çok kültürlü ve çok dilli eğitim programlarının geliştirilmesi amacıyla, hedef olarak belirlenen 20 ülkede kullanılan çok kültürlü ve çok dilli eğitim programlarına odaklanılmış ve şu anda dünya genelinde yer alan tartışmaların bir sentezi sunulmuştur. Bu kitabın bir diğer özelliği ise ABD, Avrupa ve diğer bazı ülkelerde başarıyla uygulanan çokkültürlü ve çok dilli eğitim programlarının incelenmesi ve derlenmesi sonucunda, bu fikirlerin Türk Eğitim Sistemi için nasıl faydalı hâle getirilebileceği sorusunu yanıtlamaktır.
Catherine C. McCall Elinizdeki kitap, hem kişisel yaşantı dünyanızda hem de kamusal paylaşımlar gerçekleştirdiğiniz hayat akışınızda önemli bir değişimin başlangıcını oluşturabilir. Eleştirel ve yaratıcı düşünme, kavramlar ve problemler aracılığıyla sorgulayıcı bir düşünüm gerçekleştirme, tartışmacı diyalog yoluyla bireyin kendisini ifade etme ve başkalarını anlama süreçlerinde olgunlaşma aracılığıyla etkin ve etkili bir yurttaş olunabileceğini bizlere anlatan bu kitap, esasen çocuklarla felsefe yapma yöntemlerinden biri olan Felsefi Sorgulama Topluluğu (FST) yöntemini ayrıntılarıyla ele almaktadır.
Felsefi Sorgulama yöntemine göre çocuklar aslında çok küçük yaşlardan itibaren felsefi akıl yürütme yapısını kullanabilmekte, felsefi bulmacalar hakkında kendi görüşlerini gerekçelendirebilmekte ve yaşıtlarıyla felsefi bir diyalog süresince farklı görüşleri tartışabilmektedirler. Bu açıdan değerlendirildiğinde küçük yaşlardan itibaren çocukları felsefi diyalogla tanıştırmak, onların eleştirel ve sorgulayıcı nitelikte yargıda bulunma potansiyellerini geliştirmeleri ve bu sürecin bir sonucu olarak da demokratik bir politik hayatın özneleri olma yolunda köklü şekilde dönüşüme uğramaları anlamına gelmektedir.
Richard PRING, Continuum 'Teşvik edici ve okunabilir bir kitap… Pring, farklı felsefi yaklaşımların özlü bir açıklamasını vermekte ve onların güçlü ve zayıf yönlerinin dengeli bir değerlendirmesini yapmaktadır. … eğitim araştırmacılarını bir tarafa bırakın tüm öğretmen adayları için zorunlu okuma olmalıdır.'
Dr. Paul Martinez, Öğrenme ve Beceri Geliştirme Ajansı

'Bu cilt bir ders kitabı ve bir manifestodur ve araştırma öğrencileri, çeşitli kavramların, aletlerin ve yaklaşımların ana hatlarının verildiği açıklıkla buluşacaktır. Pek çok öğretmen bundan etkilenecektir.'
Times Educational Supplement

'Profesör Pring'in eseri, başlığının mütevazi biçimde olduğunu iddia ettiğinden çok daha fazlasını içeriyor. Eğitim Araştırmaları Felsefesi konusunda uzman bir çalışma olduğu kadar eğitim felsefesinde de bir öncü olan bu eser eğitimin amaçlarından bilginin doğasına kadar değişen konularda berrak ve özdür.'
Education Review

Profesör Pring, 2003 yılında emekliliğine kadar Oxford Üniversitesi Eğitim Çalışmaları Bölümünde Yöneticiydi. Hala hazırda 14-19 Education and Training Nuffield Review'ın Baş Direktörüdür.
Durmuş KILIÇ Öğretmen yetiştiren eğitim kurumlarında okutulan bu eser, öğretmen eğitiminin temel kavram ve konularını tanıtmak amacıyla hazırlanmıştır. Bu tanıtım ile öğretmen adayları, öğretmenler ve eğitimcilerin, eğitim bilimine daha fonksiyonel açıdan bakmaları sağlanmaya çalışılmıştır.
Konular, Yüksek Öğretim Kurulu tarafından belirlenen kur tanımına uygun olarak seçilmiştir. Bu tanımda; eğitimin temel kavramları, eğitimin diğer bilimlerle ilişkisi ve işlevleri (eğitimin felsefi, sosyal, hukuki, psikolojik, ekonomik, politik temelleri), eğitim biliminin tarihsel gelişimi yer almıştır. Bunun yanında, 21. yüzyılda eğitim biliminde yönelimler, eğitim biliminde araştırma yöntemleri, Türk milli eğitim sisteminin yapısı ve özellikleri, eğitim sisteminde öğretmenin rolü, öğretmenlik mesleğinin özellikleri, öğretmen yetiştirme alanındaki uygulamalar ve gelişmeleri de tanım kapsamaktadır.
Ayrıca bu eserle, öğretmenlik mesleğine yönelik örnek olaylar verilerek öğretmenlik mesleğinin duygusal yönü ön plana çıkarılmaya çalışılmıştır.
Mustafa Yılman

Eğitim Bilimine Giriş; mesleğini uygulama alanında deneyimli, kuramsal olarak yetkin ve genç bir öğretim üyesi ekip tarafından demokratik eğitim ve bilimsel özgürlüğün bir gereği olarak farklı bakış açılarıyla hazırlanmıştır. Eğitim kavramının mahiyetinden öğretmenlik mesleğine ve öğretmen yetiştirme uygulamalarına kadar geniş ve kapsayıcı bir konu dağılımı kitap içerisinde sentezlenmiştir. Kitap; Bilimsel Olarak Eğitimin Temelleri, Eğitimin Tarihsel Gelişimi, Eğitim Bilimlerinde Yöntem, Eğitimin İşlevleri, Eğitim Bilimleri Açısından Toplumsal Değişme ve Yenileşme, Bir Meslek olarak Öğretmenlik ve Öğretmen Yetiştirme Alanında Uygulamalar ve Gelişmeler başlıklı makaleleriyle eğitim bilimine detaylı bir bakış açısı getirmenin yanında bu alanda öğrenim gören ve çalışmalar yapan kişilere kaynak niteliği taşımaktadır.

Leyla KÜÇÜKAHMET, Şermin ÖNDER KÜLAHOĞLU, Temel ÇALIK, Nezahat GÜÇLÜ, Aydın ANKAY, Ayşe KORKMAZ, Ayşe Füsun ÖKSÜZOĞLU, Yücel KAYABAŞI, Gürsen TOPSES, Hüseyin ŞİRİN Bu kitapta eğitimin bir bilim olduğu, bu bilimin tarihsel gelişimi, temel kavramları, araştırma yöntemleri ve 21. yüzyılda bilimdeki yönelimler açıklanmaktadır.
Ayrıca, eğitim biliminin diğer bilimlerle (felsefe, sosyoloji, hukuk, psikoloji ve ekonomi) ilişkisi ve işlevleri anlatılmakta, eğitim politikaları tartışılmaktadır.
Öğretmen eğitimi ve öğretmenlik mesleğinin boyutlarının verildiği çalışmada, ülkemizdeki üniversitelere bağlı öğretmenlik ve eğitim uzmanlığı programları da yer almaktadır.
Kitap ayrıca Türk Millî Eğitim sistemini tanıtıcı ve özelliklerini değerlendirici bilgileri de içermektedir.
Servet Özdemir - Halil İbrahim Yalın - Ferudun Sezgin Kitap, temel kavramlar; Türk eğitim sistemi, yasal temelleri ve sorunları; öğretmenlik
mesleği; değişen toplum, eğitim ve öğretmen; öğretmen ve görevleri; etkili
öğretmenlerin özellikleri; zihinsel gelişim ve düşünme süreci; öğrenme stilleri ve
çağdaş öğrenme yaklaşımları; öğretme-öğrenme süreci; eğitim-öğretim etkinliklerinin
planlanması; eğitimde teknoloji kullanımı; ölçme ve değerlendirme; eğitimin felsefi
temelleri; eğitimin ekonomik temelleri olmak üzere on dört bölümden oluşmaktadır.
Bu çalışmanın öğrencilere öğretmenlik mesleği ile ilgili temel bilgi ve özelliklerin
kazandırılmasında yardımcı olacağına inanıyoruz.
Semra Ünal - Sefer Ada Günümüzde tüm ülkeler kalkınmanın anahtarının eğitim olduğu görüşünde birleşmektedirler. Zaten eğitimin hedeflerinden biri de toplumu geleceğe hazırlamaktır. Bu da çocuk ve gençleri yetiştirmek, şekillendirmekle mümkün olacaktır. Eskiden beri bireylerin yetiştirilmesi söz konusu olunca ilk akla gelen meslek, öğretmenlik olmaktadır. Çünkü eğitim sistemini işletecek bireyleri eğitecek olan öğretmendir.
Bu durumda eğitim sisteminin başarısı, büyük ölçüde öğretmenin başarısına bağlıdır. Öğretmen yetiştirme konusu bilgi isteyen, hassas ve çok önemli bir konudur. Bu nedenle öğretmenin toplumun ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yetiştirilmesi ve geliştirilmesi bir zorunluluktur.
Bu kitabın, öğretmenlik mesleğini seçenler ve bu alanla ilgilenen herkese eğitim bilimleri ve öğretmenlik mesleğini çeşitli yönleriyle tanıtmak amacıyla hazırlanmış bir kaynak kitap olacağı düşünülmektedir.
Ayşen BAKİOĞLU, Münevver ÇETİN, Orhan AKINOĞLU, Nurhayat ÇELEBİ, Seyfi KENAN, Süleyman AVCI, Seval ERDEN, Faruk LEVENT, Meral SERT AĞIR, Esra MOLU, Dilek PEKİNCE Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü öğretim elemanlarının iş birliği ile ortaya çıkan bu kitapta Ülkemizde ve Batıdaki güncel tartışmalar 2014 Türkiye'sinin ulaşmaya gayret ettiği hedefler, geçmişteki gelişmeleri de göz önüne alarak verilmeye çalışılmıştır. Kitap, bölümlerin konuları ve tasarımı olarak aynı başlığı taşıyan diğer çalışmalardan farklı olarak, araştırma ve güncel yerli, yabancı kaynaklardan yararlanılarak, geleceğin öğretmenlerine araştırmacı ve lider öğretmen olma misyonu vermek üzere tasarlanmıştır. Öğretmen adaylarına araştırmacılığın, ampirik çalışmanın doğruyu ve faydalıyı bulmakta en önemli nitelik olduğu, mesleğe başladıklarında eğitimdeki sorunların dışarıdan çözülmesini beklemek yerine, sınıflarındaki sorunlara buldukları çözümlere yönelik olarak kendilerinin aktif bir bilgi üreticisi konumuna gelmeleri için katkıda bulunulmaktadır. Kitapta öğretmen adayının öğretmenlik deneyiminde uygulamada yararlı olabilecek bilgiler de belirginleştirilerek verilmektedir. Ayrıca öğretmen adayının dikkatini uyanık tutmak için ve öğrenmeyi hatırlamaktan ibaret kalmayacak ve tartışma düzeyine getirecek bazı sorular sorulmuş, bölüm sonlarında çoktan seçmeli veya açık uçlu sorular yerleştirilmiştir.
Eğitim Bilimleri alanının çeşitli disiplinler ile etkileştiği çerçeveler ve farklı zamanlarda ve coğrafyalarda eğitime yüklenen anlamlar, kullanılan teknikler ve bu süreçlerin yansımaları, Türk Eğitim Düşüncesi ve Deneyimi’nin tarihi ve fikri anlamda önemli temelleri, günümüzde Türk Milli Eğitimi’nin amaçları, temel ilkeleri, Türk Eğitim Sistemi’nin teşkilat yapısı hakkında genel bilgiler, öğretmenlik mesleği ile ilgili uygulanan politikalar, mesleğin standartları, yeterlik alanları, hizmet öncesi ve hizmet içi öğretmen eğitimleri, öğretmenlerin görev ve sorumlulukları incelenmektedir. Psikolojinin davranış, öğrenme ve başarı boyutları için geliştirilen yaklaşımlar, yapılandırmacı yaklaşım; üstbiliş, öğrenme stratejileri, stilleri ve farklı zekâ kuramları sınıf içi etkileşimlerden makro sosyolojik etmenlere kadar değişebilen unsurlar, eğitim uygulamalarını ve politikalarını anlamak için çerçeve sağlayan sosyal üretim, dil, kültürel sermaye gibi kapsamlı unsurlar ile desteklenerek sunulmaktadır. Kitapta ayrıca, öğretmenlerin farklı özellikleri olan öğrencileri tanımaları ve uygulamalarını şekillendirmeleri, eğitim programlarının temel öğeleri, özellikleri, yararları, türleri ve çağdaş bir eğitim programı geliştirme süreçlerine yer verilerek, öğretmen adaylarının mesleğin temelini oluşturan Eğitim Bilimleri’nin ana kavramlarını öğrenmeye çalışmalarına yardımcı olunmaktadır.
İrfan ERDOĞAN “Her eğitim sisteminin, kendi kültürü ve koşulları olan bir toplumsal yapının ürünü olduğu gerçeğini göz ardı etmeyerek dış kaynaklı eğitim yaklaşımlarını transfer ederken dikkatli olmalıyız; başka ülkelerin eğitim modellerini aynen almaktan ziyade, Atatürk devrimlerinde olduğu gibi kendi koşullarımız içinde değerlendirerek bize özgü hâle getirmeliyiz.”, “Eğitimde yaşanan derslik sıkıntısı, öğretmen ve okul sayısı gibi kaynak yetersizliğine dayalı sorunları çözebilmek için de sadece sayıyı artırmaya ve oranları iyileştirmeye yönelik yöntemlere başvurmanın kalıcı bir çözüm getiremeyeceğini kabul etmeliyiz.”, “Eğitimde öğretmen mi, öğrenci mi, yerellik mi, merkezîlik mi, gibi ikilemler etrafında uç duruşlar sergilemeden, hem öğrencinin hem de öğretmenin aktifliğinin değerli olduğu, hem ulusal birlik ve beraberliğin gerektirdiği merkezîlik hem de durumsallığın gerektirdiği yerellik vurgusuna yeteri kadar yer veren esnek ve kapsayıcı bakış açılarına imkân vermeliyiz.”, “Eğitim sisteminin merkezî sınavlara endekslendiği ve uzun vadede bunların kaldırılmasının düşünülmediği dikkate alınırsa, tıkanan sistemin önü yükseköğretimdeki okullaşma oranının artırılmasıyla açılabilir.”, “Halkımızın eğitim ile ilgili isteklerini talep hâline getirmesi gerekmektedir.”“İkinci Meşrutiyet ile başlayan ve çok partili döneme kadar süren inanılmaz bir eğitim birikimi var. Bu birikime sırtımızı dönemeyiz. Aksi takdirde bugün yüz yüze kaldığımız kaosu yaşarız.”, “Eğitim sistemimizi tahrip eden, bize pahalıya mal olan bu merkezî sınavları masaya tekrar yatırmak durumundayız.”, “İlköğretimden ortaöğretime geçişi sağlıklı hâle getirmek istiyorsak, ortaöğretimden yüksek öğretime geçişi de masaya yatırmak zorundayız.”, “Ortaöğretim ilköğretimin kıskacında, yükseköğretimin baskısı altındadır. Girdisi ve çıktısı kendisine bağlı olmayan bir kademedir.”, “Sonu ve doğruluğu net olarak belli olmayan büyük adımları atma yerine etkisi anında hissedilecek olan küçük ve net adımları atmak daha yararlı olabilir.”, “Bugünden yarına doğru kendimizi ummadığımız bir yerde bulmak istemiyorsak eğitimde attığımız her adımı tarihe bakarak atmalıyız”.“Doğal seyri içinde geliştirilmiş olsaydı çok etkili olabilecek olan birçok ‘eğitim projesi‘ doğal olmayan süreçlerin ürünü olduğu için istenilen sonuçları verememiştir."
Gaston MIALARET Eğitim bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla, kasıtlı bir biçimde istendik değişiklikler meydana getirme süreci olarak tanımlanmaktadır. Bireyde eğitim yoluyla gerçekleştirilecek olan tüm değişikliklerin, bireyin içinde yaşadığı toplumun değerlerine uygun düşmesi, toplum tarafından istenilen ve beğenilen davranışlar olması gerekmektedir. Bu nedenledir ki eğitim, belli amaçlar doğrultusunda, bireyin davranışlarını planlı bir biçimde değiştirmeye yönelik yasaları, ilkeleri ve teknikleri bulmaya çalışan bir bilim dalı olarak gelişimini sürdürmek zorundadır. Her bilim dalı için olduğu gibi, eğitimin de işlevlerini etkili bir biçimde gerçekleştirebilmesi, bir başka deyişle bireylerin davranışlarında istendik davranışları yeterli bir düzeyde gerçekleştirilebilmesi, eğitim alanındaki bilimsel araştırma ve geliştirme çabalarına bağlı bulunmaktadır.
Hasan ÇELİKKAYA Öğretmenliğin meslek olarak kabul edilmesi ile birlikte öğretmenlik bilgisi dersleri önem kazandı. Eğitim derslerinin ortak amacı olaylara, bir eğitimci gibi bakabilme ve bir eğitimci gibi yorumlayabilme alışkanlığı kazandırmaktır. Kısa sürede 5. basımını yaptığımız bu eserde; eğitim, eğitim bilimleri ve eğitimin diğer bilimlerle ilişkileri hakkında ön bilgi verilmiş, konulara fonksiyonel açıdan yaklaşılmıştır. Konuların işlenişinde yaşanmış olaylardan faydalanılmıştır. Konular ağırlıklı olarak, öğretmen ve öğretmenliğe yönelik işlenmiştir. Bu hususta da “Öğretmenlik; öncelikle bir ruhtur, bir vasıftır, bir istatistik değildir.” prensibine bağlı kalınmaya özen gösterilerek okuyucuya (özellikle öğretmen adaylarına), rakama dayalı bilgi yüklemekten ziyade, eğitim görüş açısı ve niteliği kazandıracak bilgi ve konular verilmeye çalışılmıştır. Bazı konularda geniş bilgiye ihtiyaç duyabilecekler için, “ek” bölümünde metinler verilmiştir.

İrfan Çağlar - Sabiha Kılıç İletişim; sosyal evrende ilişkiler sisteminin temel bağlantı köprülerinden birisi ve belki de en önemlisidir. İletişim sayesinde insanlar kendi duygu ve düşüncelerini ifade edebildikleri gibi, öteki konumunda bulunanların da duygu ve düşüncelerini anlayabilmektedirler.
İnsanların ilişki dünyalarındaki ortak bağlantı aracı olan iletişimin etkinleştirilmesi, ortak yaşam alanını daha da anlamlı hâle getirecektir. Bağlantı işlevinin kuvveden fiile dönüşmesine katkı sağlamayı amaçlayan bu çalışma; kavramların tanımlanması, iletişim modellerinin anlaşılması, iletişim sürecinin daha iyi algılanması, iletişimde bilgi teknolojilerinin rolünün kavranması gibi değişik boyutları içermektedir.
İletişimin temel işlevleri; bilgilendirme, denetleme, yönlendirme, bilgi ve becerileri iletme, eğitme, duyguları dile getirme, toplumsal ilişki kurma, sorun çözüp kaygıları azaltma, eğlendirme, uyarma ve gerekli rolleri üstlenme olarak sıralanabilir.
İletişim, kişiler arası duygu ve düşünce alışverişine dayanan kültürel bir süreçtir.
İbrahim Arslanoğlu Kitabın bu baskısına, birinci baskıda olmayan İbn Haldun ve Ziya Gökalp konuları eklendi.
Türkiye’de yazılan eğitim felsefesi kitaplarında, hep Batıdaki filozoflar işlenip Türk Eğitim Sisteminin gelişmesine etki eden Türk eğitim düşünürleri ders konusu yapılmıyor. Oysa bu kitapta, Yusuf Has Hacip, Farabi, İbn Sina ve Şeyh Bedrettin gibi filozoflar ile Mevlana, Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre gibi mutasavvıflar da yer aldı.
Yine Türkiye’de yazılan eğitim felsefesi kitaplarında, sadece filozofların düşüncelerine yer verilmekte fakat Türkiye’nin eğitim problemlerine ve bunların çözümlerine pek değinilmemektedir. Bu kitapta eğitim sorunları, ele alınıp tartışılarak çözüm yolları gösterilmeye çalışıldı. Bu baskıda, bunlar, güncellenerek yenilendi. Bununla ilgili olarak, ilk baskıda, giriş kısmında yer alan Türk Eğitim Sistemine Felsefi Yaklaşım konusu, kitabın sonundaki ekler kısmına alındı.
Kitapta, filozoflara ait özlü sözler ile okuma parçaları ve filozoflar geçidi yer almaktadır. Bunlar hem öğrenmeyi kolaylaştıracak hem de öğrencilerin bunlardan zevk alarak eğitilmelerini sağlayacaktır.
Felsefe kitaplarında, güncel bilgiler ile tablo ve resim gibi görselleri kullanmak pek olanaklı değildir. Buna rağmen ekler kısmında yer alan Türk Eğitim Sistemine Felsefi Yaklaşım başlıklı kısımda güncel bilgiler ile tablolara yer verilmiştir. Ayrıca ilgili yerlere filozof resimleri de konulmuştur. Bunlar öğrencilerin ilgisini çekecektir.
Kitabın en önemli özelliklerinden biri, dilinin son derece sade ve anlaşılır olmasıdır. Bu durum, öğrenci başarısını büyük ölçüde etkiler. Nitekim pek çok okur, yazarın bir başka ders kitabını, zevkle okuduklarını ve dilini çok akıcı bulduklarını söylemişlerdir.
Nel Noddings Nel Noddings’in Eğitim Felsefesi, Teaching Philosophy tarafından “alandaki en iyi giriş eseri” olarak ilan edilmiştir ve Educational Theory tarafından “eğitim felsefesinde klasik bir metin” olarak değerlendirilmiştir. Felsefe ve eğitim tarihi içerisindeki en temel isimlerden günümüzdeki teorisyenlere kadar uzanan süreçte eğitimsel düşüncenin gelişim serüvenini felsefi tartışmalar içerisinde ele alan önemli bir kitaptır. Bununla beraber, alandaki en güncel konuların titiz bir felsefi tartışmasını sunmasıyla da oldukça önemlidir. Yalnızca eğitim öğrencileri için değil, ayni zamanda tüm eğitim araştırmacıları ve politikacıları açısından temel bir kaynak niteliğindedir.


“Nel Noddings hem klasik hem de çağdaş eğitim filozoflarının kompleks düşünceleri hakkında açık ve anlaşılır bir şekilde yazar… Eğitim felsefesinin zengin içeriği hakkında bundan daha ideal bir giriş kitabi düşünmek zordur.”
Richard J. Bernstein

“Kesinlikle mükemmel ve ihtiyaca cevap veren bir katkı.”
Lynda Stone

“Eğitim felsefesinin ne olduğuna dair canlı ve çekici bir analiz.”
Mary Anne Raywid
Jon Wiles, Corwin Press Eğitim programlarının etkinliğinin artırılması okullar, okul yöneticileri ve eğitim liderlerinin eğitim programı geliştirme sürecine katılımı ve liderlikleriyle mümkündür. Türkiye’de program geliştirme çalışmalarının önemli oranda merkezi yönetimce yapılıyor olması program geliştirme sürecine katılımı oldukça kısıtlamaktadır. Ancak son yıllarda hazırlanan eğitim programlarının daha az ayrıntı içeren çerçeve program şeklinde tasarlanması bu sorumluluğu daha çok yerele devretme arayışının bir parçasıdır. Bu durumda eğitim liderleri kendi eğitim programlarını tasarlama, uygulama, değerlendirme ve geliştirme için daha fazla sorumluluk almak durumda kalacaklardır.
Kitap, eğitim programının tasarlanması ve uygulanması süreçlerinde gerekli bilgi ve beceriler örnekler üzerinden uygulayıcılara hitap edecek şekilde hazırlanmış olup eğitim liderlerine veya program liderlerine gerekli bilgileri sunmanın yanında uygulama için pratik öneriler de sunmaktadır. Program felsefesini nasıl oluşturmaları gerektiğini açıklayan teorik destek sunmanın yanında toplantı tasarımı ve yönetimi için gerekli pratik tavsiyeler gibi bilgileri de sunması bakımından eğitim liderlerine katkı sağlayacak potansiyel içermektedir.
“Okul idareciliğini ve eğitim yöneticiliğini bürokratik bir iş olmanın ötesine taşıyarak daha nitelikli bir eğitim ile geleceğimizi kurgulayabileceğimizi hatırda tutarak, okul yönetiminde sınıfların kapı gıcırtısını gidermenin yanında öğrencilerin beyin çarklarının gıcırtısı önemseyen ve katkı getiren bir anlayışa doğru yol almamız gerektiği unutulmamalıdır.”
Abdullah Sürücü, Ali Eryılmaz, Binnaz Kıran Esen, Birol Alver, Cengiz Şahin, Davut Aydın, Ertuğrul Usta, Gökmen Arslan, Güldener Albayrak, Habib Hamurcu, Hacı Ömer Beydoğan, Halük Ünsal, Hatice Kumcağız, Hüseyin Şimşek, Kemal Baytemir, Kemal Öztemel, Mücahit Dilekmen, Özgen Korkmaz, Recep Çakır, Refik Balay, Remziye Ceylan, Rezzan Gündoğdu, Rüştü Yeşil, Zeynep Karataş Eğitim Psikolojisi eğitim ile psikolojinin birleştiği alanı ifade eden ve psikoloji bulgularının bireyin eğitiminde nasıl kullanılacağını araştıran bir psikoloji dalıdır. Bu bakımdan eğitim psikolojisi bulgularından öğretmenlerden anne-babalara kadar herkes yararlanmalıdır. Kitabımız, üniversitelerimizin eğitim fakültelerinde ders veren öğretim üyelerinin ortak çalışmasının bir ürünüdür. Yirmi iki bölüm hâlinde düzenlenen kitap, üniversitelerin farklı fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokulları ile pedagojik formasyon eğitimi sertifika programlarında öğrenim gören öğrencilerin teorik ve uygulamaya yönelik gereksinimlerini karşılamak amacıyla yalın ve anlaşılabilir bir dil ve uygulanabilir bir içerikle “ders kitabı” ve “kaynak kitap” olarak hazırlanmıştır. İnsan eğiten kim olursa olsun, bu kitabı okusun diyoruz.
Mehmet Devrim TOPSES Üniversitelerde okutulan eğitim sosyolojisi dersleri için en geçerli yol, kuramsal yaklaşımları pratikle desteklemektir. Pratik, kuramsal bir yaklaşımı destekler ya da onu yaşamın yeni gerçekleri doğrultusunda değiştirir. Kitabımızın temel özelliği, eğitimin diğer toplumsal kurumlarla olan ilişkisini içeren kuramsal değerlendirmelerin pratiklerle desteklenmiş olmasıdır. Her bir bölümün hazırlanması için konuyla ilgili çok sayıda bilimsel makale, doktora ve yüksek lisans tezi taranmıştır. Eğitim sosyolojisi alanındaki diğer kitaplar ve uzman görüşleri, kitabımızın genel gidişine katkı sağlamış, yön vermiştir.
Kitabımız, YÖK'ün kur tanımlarına bağlı kalınarak hazırlanmış ve eğitimin diğer toplumsal kurumlarla ilişkisini inceleyen sekiz temel bölüme ayrılmıştır. Her bölümün sonunda, ilgili konunun öğrenciler tarafından anlaşılmasını pekiştirecek özet, bölüm soruları ve okuma parçaları yer almaktadır. Ülkemizin aydınları olmaya aday öğrencilerimize iyi okumalar ve başarılar dileriz.
İsmail Doğan Bu çalışmada eğitim sosyolojisinin geleneksel ve güncel içeriği göz önünde bulundurulmuştur. Bu çerçevede dünyada ve Türkiye'de eğitim sosyolojisi çalışmaları, bizde “eğitim sosyolojisinin cumhuriyet öncesine giden serüveni, eğitimin felsefî ve toplumsal temelleri, toplumsal tabakalaşma ve eğitim, eğitim sosyolojisinin kuramsal temelleri, eğitim sosyolojisi paradigmaları, Türk eğitim sistemi ve sorunlar, toplumsal değişme ve eğitim, toplumsal hareketlilik ve eğitim” geleneksel eğitim sosyolojisi konularının bir bölümünü oluşturmuştur. “Kültür ve eğitim, çok kültürlülük ve eğitim, eğitimde fırsat eşitliği olgusu, küreselleşme ve eğitim, çocuk kültürü, gençlik kültürü, bilgisayar ve internet kültürü, tüketim kültürü ve eğitim, eğitimde kalite ve akreditasyon sorunu, bilgi toplumu ve eğitim vs.” konular da güncel eğitim sosyolojisi konuları olarak düşünülmüştür.
Eğitim sosyolojisinin kur tanımı dikkate alınarak oluşturulan bu içeriğiyle kitap, ayrıca yazarının eğitim sosyolojisi profesörü olarak uzun yıllardır lisans ve lisansüstü düzeydeki deneyim ve birikiminin bir ürünüdür. O nedenle bu çalışma, eğitim sosyolojisini lisans düzeyinde alan öğrencilerle birlikte eğitimin toplumsal önemine vurgu yapan geniş bir kesimin entelektüel beklentilerine uygun olarak düzenlenmiştir.
Abdullah Çetin, Betül Yanık, Birsen Bağçeci, Devrim Ertürk, Erol Çetin, Fahrettin Korkmaz, Mikail Aydemir, Musa Öztürk, Mustafa Gül, Serkan Ünsal, Zülfü Demirtaş Bu kitap, YÖK’ün 2018 yılında güncellediği öğretmen yetiştirme programında yer alan ders içeriği ve alanda öne çıkan konular göz önünde bulundurularak hazırlanmıştır. Kitapta hem öğretmen adaylarına hem de eğitim sosyolojisine ilgi duyanlara, sosyolojiyle ilgili temel kavramlar, eğitim sosyolojinin anlamı ve işlevi, eğitim sosyolojisindeki yaklaşımlar, eğitim-toplum ilişkisi, toplumsal değişim ve eğitim, ahlaki bir sistem olarak okul, yabancılaşma ve eğitim, küreselleşme ve eğitim, toplumsal tabakalaşma ve eğitim, eğitim sosyolojisinin Türkiye’deki gelişimi konularında temel bilgiler verilmektedir. Kitapta güncel konulara ve örneklere yer verilerek, eğitimin sosyal boyutu ön plan çıkartılmıştır.
Cavit Binbaşıoğlu Kitap, yazarın daha önce başka kitaplarda yayınlanmayan yazılarından ve mesleki konferanslarından oluşmuştur. İçerisinde Rehberlik, Ezbercilikle savaş, Proje yönetimi, Grup çalışmaları gibi konuları bulmanız münkündür.
Mehmet Koçyiğit, Esra Tekel, Engin Karadağ Okullar, insanlığın geleceğini geçici bir süre için misafir eden kurumlardır. Bu ev sahipliği esnasında okul yöneticilerinin aldığı kararlar ve öğretmenlerin davranışları, geleceğin şekillenmesinde oldukça etkili olmaktadır. Bir eğitim yöneticisinin kararları, etki bakımından öğrenci, öğretmen, veli ve diğer paydaşlar gibi birçok farklı kitleyi doğrudan ya da dolaylı biçimde etkilerken; bir yandan da yönetici üzerinde zaman zaman bir baskı oluşmasına sebep olmaktadır. Kendi kişisel değerlerini, makamının getirdiği sorumlulukları ve paydaşların tepkileri gibi bir sürü farklı değişkeni dikkate almak durumunda olan yönetici, çoğu zaman neyin daha iyi, daha doğru, daha adil, daha ahlâklı olabileceğine dair soruları kendine sormaktadır ve ahlâki ikilemlere çokça maruz kalmaktadır. Okul yöneticisinin durumu böyle iken okulun vazgeçilmezi olan öğretmenler de benzer bir durumla karşı karşıya kalabilmektedir. Mesleğini yaparken sergilemesi gereken davranışlar konusunda ahlâki ikilem yaşayabilen öğretmenler yeri geldiğinde bu konularda bir rehbere de ihtiyaç duyabilmektedirler. Bir öğretmen kimi zaman bir meslektaşla durumu paylaşmak, kimi zaman bir kitaptan yardım almaya çalışmak, kimi zaman da sezgilerine güvenerek nasıl davranacağına ilişkin tercihler yapmak durumunda kalabilmektedir. Bazı durumlarda ise sergilenen davranışın etik olup olmadığının farkında bile olunmayabilmektedir. Bu kitapta; eğitimde ahlâk, ahlâki ikilem, etik, meslek etiği ve öğretmenlik meslek etiği ele alınmıştır.