Dünya Dilleri \ 1-2
E. Zeynep Günal, Emine İnanır, Hüseyin Kandemir, Lada Aksüt, Leyla Çiğdem Dalkılıç, Mariya Sunar, Nazan Coşkun, Onur Şahin, Pelin Esen, Tuğba Günör Cezalar, idamlar, aflar ve sansürlerle geçen sancılı bir dönem olmasına rağmen 19. yüzyılın Rusya'nın edebiyatına çok cömert davrandığı bir gerçektir. Ülkenin ulusal kimliğinin son aşamasını tamamladığı bu çağda, dünya çapında tanınan, eserleriyle klasikleşen ve sanatsal zarafetin doruğuna ulaşan pek çok şair ve yazar doğar. 19.yüzyılın Rus edebiyatının “Altın Çağ”ı olarak adlandırılmasının nedenlerinden biri budur. “Altın Kalemler” başlığını taşıyan bu ortak çalışma bir edebiyat tarihi ya da eser analizi değil, başyapıtlarının kısmen gölgesinde kalan seçkin Rus yazarlarının yaşam öykülerini; 19. yüzyılın tarihsel, sosyolojik ve edebi arka planıyla birlikte aileleri, çocuklukları, yazarlığa ilk adımları hem sanat hem de kişilik bakımından olgunlaşma süreçleri, isyanları, tutkuları, aşkları ve hemen her alandaki mücadeleleri çerçevesinde anlatabilme çabasıdır. Çalışma içinde yer alan her bölüm, akademisyen yazarın kendi üslubu ve kendi seçtiği bilgilerle oluşturulmuştur.
Nevzat Kalay İletişim ve ulaşım teknolojilerinin insanları hem mekânsal hem de kültürel olarak birbirine yaklaştırdığı günümüzde ortak bir iletişim platformu eğiliminde olan İngiliz dilinde iletişim kurabilmek önemli bir bireysel beceri hâline gelmiştir. Bilim ve teknolojiyi yakalayarak ve üreterek refah düzeyine ulaşmaya çalışan ülkemizde bu beceri daha da önemli hâle gelmektedir.
Bir dilden başka bir dile çeviri yapmak zaman zaman zor olabilmektedir. Ancak doğru rehber ve yönlendirme ile bu süreç daha kolay ve anlaşılır hâle gelebilir.
İnsanların düşüncelerini İngilizce olarak yazılı ve sözlü bir şekilde ifade edebilmesini ya da İngilizce olarak yazılanları ve konuşulanları Türkçeye çevirebilmesini kolaylaştırmaya yönelik olarak hazırlanan bu kitap, konuya ilgi duyan herkese faydalı olacaktır.
Ahmet Hamdi Can, Esat Ayyıldız, Harun Özel, İhsan Doğru, Mesut Köksoy, Muhammed Mahmut Olçun, Serkut Mustafa Dabbagh, Turgay Gökgöz, Yakup Göçemen, Zafer Ceylan İnsanlık tarihiyle neredeyse eş zamanlı olarak ortaya çıkan vatan mefhumu, hayatın her alanında kendini hissettirirken bu alanların önemli bir parçası olan edebiyatın da her zaman ilgi odağında yer almıştır. Arap coğrafyası, tarih sayfalarında vatan işgali ve bağımsızlık sorunu yaşayanlar arasında adı en çok anılan topraklardandır. Sömürgecilik, işgal ve ihtilallerin uzun süre boy gösterdiği bu toprakların edebiyatları, hiç şüphesiz vatanla ilgili sorunlara kayıtsız kalmamış, edebiyatçılar mücadelelerini yazın sahasında kalemleriyle vermişlerdir. Bu kitapta; Mısır, Suriye, Lübnan, Libya, Filistin, Cezayir ve Irak gibi ülkelerin edebiyatlarına vatan işgali ve bağımsızlık sorununun ve istiklal uğruna verilmiş olan mücadelelerin nasıl yansıdığını, alanında uzman on araştırmacının kaleminden dokuz ayrı başlık altında farklı isim ve eserler örnekleminde göreceksiniz.
Nevzat Kalay Basic Vocabulary is a vocabulary book for elementary to intermediate level learners of English. It is designed for both classroom and self-study use.

Basic Vocabulary
• Includes words from the New General Service List.
• Systematically presents the most common and important basic words.
• Presents collocations in which the target words are used.
• Offers a variety of activities to build vocabulary.
Salim Razı - Nalan Razı - Gülay Erdem - Nalan Bayraktar Balkır - Mustafa Tekin

Campus Grammar üniversite öğrencileri ve gençlere Avrupa Konseyi Dil Projesi “Common Erupean Framework” (CEF) A1 seviyesinde dil eğitimi vermeyi amaçlayan Campus Life kitabını bütünleyen bir çalışmadır. Konu başlıkları üniversite müfredatıyla uyumlu olan kitaptaki konular,karakterler Socrates programıyla Türkiye’yi ziyarete gelen öğrencilerden oluşmaktadır. Ziyaret ortamı Türk örencilerininkine benzer bir biçimde hazırlanarak İngilizcenin yüksek bir motivasyon ile öğrenilmesini sağlamaktadır. 20 modülden oluşan kitapta Workbook ve Tape Scripts mevcuttur.

Dinçay Köksal Campus Life A1 üniversite öğrencileri ve gençlere Avrupa Konseyi Dil Projesi “Common Eropean Framework” (CEF) A1 seviyesinde dil eğitimi vermeyi amaçlamaktadır. Konu başlıkları üniversite müfredatıyla uyumludur. Kitaptaki karakterler Socrates programıyla Türkiye’yi ziyarete gelen öğrencilerden oluşmaktadır. Ziyaret ortamı Türk örencilerininkine benzer bir biçimde hazırlanarak İngilizce’nin yüksek bir motivasyon ile öğrenilmesini sağlamaktadır. 20 modülden oluşan kitapta Workbook ve Tape Scripts mevcuttur.
Müge Gündüz Since the 1980s, CLT, which is based on communicative competence theories, has had an enormous effect on the field of L2 teaching and learning. British language education in the 80s was substantially influenced by the emergence and promotion of the ‘communicative approach’. Educators and applied linguists all shared a commitment to ‘language in use’, and to a view of ‘communicative competence’ as the ultimate objective of FL teaching. This book explores the language teaching and learning cultures in English and Turkish secondary schools in order to compare the communicative orientations of language classrooms in both contexts. Investigating communicative language teaching in language classrooms in England might provide interesting results, especially for educators and professionals in Turkey, who have been concerned with developing students' communicative skills.
Gürsel Aytaç Alman dilinde eser veren edebiyatların; Federal Alman, Demokratik Alman, Avusturya ve İsviçre edebiyatlarının önemli temsilcileri ve eserleriyle ele alındığı çalışmada, pluralist edebiyat tarihi metoduyla akımları, yazarları ve eserleri, tarihi, felsefi, sosyolojik, kültürel etmenlerin bileşkesi halinde yorumlanarak tanıtılmaya çalışılmıştır. Üniversitelerimizin Alman dili ve edebiyatı öğrencilerinden başka edebiyat meraklılarına da faydalı olacaktır.
Dinçay Köksal Bu kitap, yabancı diller bölümlerinde okutulan Çeviri derslerinde öğrencilerimize ve öğretmenlerimize tarih boyunca çeviri kuramlarının gelişmesine katkıda bulunan bilgin , düşünür, yazar ve bilim adamlarının çeviri konusundaki görüşlerini aktarmak, çevirinin kuramsal sorunlarını eşdeğerlik kavramı altında tartışarak bu konuda çözümler önermek, çeviri sürecinde yer alan işlemleri ve çeviri ürünü değerlendirmede dikkat edilmesi gereken özellikleri vurgulamak amacı ile yazılmıştır. Kitabın, ülkemizde çeviri alanında çalışan akademisyen, öğrenci ve araştırmacılara kaynak olacağı inancıyla sizlere sunuyoruz.
İlhami Sığırcı Çevirinin doğuşu en az dillerin doğuşu ve farklılaşması kadar insanı büyülemiştir. İlk yazının bulunması, alfabenin nasıl oluştuğu insanlığın hep ilgisini çekmiştir. İlk dilin nasıl doğduğu, binlerce dilin nasıl çoğaldığı ve insanlığın tek bir dili kullanamaması sorusu ise hâlen önemini yitirmemiştir.
Bütün bunlar arasında insanın konuşması, yazmaya başlaması ve dillerin çoğalması beraberinde çeviri ve yorum sorunlarını getirmiştir. Bundan sonra artık çeviri nasıl yapılıyor, niçin yapılıyor, çevirmek olası mıdır, çeviride anlam nasıl oluşuyor, metnin anlamı nerede, çeviride neyi çeviriyoruz, çevirideki yoruma bilimsel bir yöntem sunulabilir mi soruları başlangıçtan itibaren hep sorulagelmiştir.
Bütün dünya dillerinden hareketle Âdem’in diline, kök dile ya da kusursuz dile yeniden çeviriler yoluyla erişilebilir mi, diller arasındaki farklılıklar aşılabilir mi, bütün dillerin dili olacak ortak bir dil, dillerin üst dili yaratılabilir mi, gelecekte insanlık Babil’de yaşanmış olan dillerin çoğalmasını tersinden yaşayabilir mi? Bütün bu sorulara verilen yanıtlar, bu çalışmanın ana eksenini oluşturmaktadır. Çeviri Felsefesi adlı bu çalışma hem çeviri yapmanın düşünsel arka planını anlamak isteyen okurlar için hem de çevirinin nasıl yapılması ve kusursuz çeviriye nasıl ulaşılacağı konusunda düşünenler için bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor.
Emrah Eriş, Esra Uluşahin, İhsan Doğru, Mustafa Dolmacı, Nesrin Şevik, Ümit Gedik, Yeşim (Sönmez) Dinçkan, Yonca Gül Uğurlu Çeviri olgusu, günümüz bilim dünyasında her disiplinin gelişim, iletişim, etkileşim adına çalışmalarında başvurduğu çok boyutlu bir alandır. Bu çok boyutluluk ise beraberinde kuramsal ve kavramsal bağlamda karmaşıklığı getirir. Çeviribilimsel çalışmalarda ele alınan kuramların birbirinden ayrıştığı ya da benzeştiği hususları, sorunsal ve çözümsel bağlamda ortaya konan pratikleri okurun mukayeseli okuma yaparak zihninde netleştirmesi amacıyla geliştirilen bu kitapta; kültürel kuramlardan feminist çeviri, çeviride metinlerarasılık, çevirmen görünürlüğü/görünmezliği, metin türleri, skopos kuramı, çeviride dilbilimsel kuram ve eşdeğerlik gibi çeviribilim çalışmalarında sıklıkla ele alınan temel kuramlardan yedi farklı kuram üzerine yedi farklı çalışma yer almaktadır. Uygulama alanlarıyla da somutlaştırılan bu çalışmalar, çeviribilim ile ilgilenenlere ve çevirmenlere hem kuramsal bağlamda bilgi vermekte hem kuramların uygulanmasına dönük örnekler içermekte hem de çevirmenlere yöntemsel açıdan fikir sunmaktadır.

Alev Yemenici, Emrah Eriş, Esra Uluşahin, İhsan Doğru, Mustafa Dolmacı, Nursen Durdağı, Okan Arslan, Onur Duman, Serhan Dindar, Ümit Gedik, Yeşim (Sönmez) Dinçkan, Yonca Gül Uğurlu “Dil, gönlü yüzdüren gemidir. Toplumun da gönlü var; toplumun gönlünün adı da kültürdür.” diyen Oktay Sinanoğlu, kültürün toplumun temeli olduğunu vurgular. “Kültür her şeyi okuyup unuttuktan sonra aklınızda kalanlardır.” diyen André Gide, kültürün bir toplumun kimliği, yaşayış ve düşünme tarzı olduğunun altını çizer. “Güvendikleri bir şeyleri var. Bu güvendikleri şeyin adına ne diyorlardı? Ona kültür diyorlar; onları keçi çobanlarından ayırt eden şeymiş bu.” sözüyle Nietzsche, kültürün özgünlüğüne dem vurur. “Kültürün ilk basamağı, ana dilini iyi konuşmak ve iyi yazmaktır.” tümcesi ile Peyami Safa, kültür-dil ilişkisinin altını çizer. “İnsan için kültür, vücut için ekmek kadar lazımdır.” diyen Cicero da hem birey için hem toplum için kültürün hayati önem taşıdığını anlatır. “Memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefe, mutluluğa eriştirmek için iki orduya ihtiyaç vardır; biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri milletin geleceğini yoğuran kültür ordusu.” diyen ulu önderimiz Atatürk ise kültürün her çağda toplumsal gelişim için yapı taşı olduğunu öğütler.
Günümüz toplumunda kültür, gerek akademik gerek günlük yaşamda hemen hemen herkesin zikrettiği, başvurduğu bir olgudur. Bu çalışmanın amacı, çeviri-kültür ilişkisini, çevirmen kimliğini, yazılı ve sözlü çeviride kültürel boyutu, çeviride kültürel unsurların aktarımında yaşanan zorlukları, çevirinin kültürel benzerlikleri, farklılıkları ortaya koymada etkili bir kültür tanıtım aracı olduğunu göstermektir. Çeviride kültürün öneminden bahsedilen ve çevirinin kültürel boyutuna dikkat çekilerek kültürel perspektiften ele alınan bu kitabın; çeviribilime, yazılı ve sözlü çeviriyle ve çeviribilimle ilgilenen herkese katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Caner Çetiner, Mehmet Dudar Canlı, Mehtap Aral, Mustafa Dolmacı, Nazan Müge Uysal, Nazan Müge Uysal, Özgür Şen Bartan, Selim Ozan Çekçi, Sinem Sancaktaroğlu Bozkurt, Ulvican Yazar, Yonca Gül Uğurlu, Zekeriya Hamamcı, Zeynep Başer Günümüz çeviri sektörüne çevirmen adaylarının alanına hâkim profesyoneller olarak girebilmeleri için çevirmen edinçleri, çeviri teknolojileri, sözlü çeviri, yazılı çeviri ve çeviride kaliteyi arttırmanın yolları üzerine hem kuramsal hem uygulamalı çalışmaların yanı sıra süreç odaklı çeviriye ruhdilbilimin katkıları, yazın çevirisi, alt yazı çevirisi ve web sitesi yerelleştirmesindeki kültürel unsurların çevirileri için kullanılabilecek çeviri stratejilerini ele alan iki kısım ve on bölümden oluşan Çevirmen Eğitiminde Güncel Yaklaşımlar ve Uygulamalar başlıklı bu kitabın, çeviribilim araştırmacıları, sözlü ve yazılı çevirmenler, çeviri editörleri ve çevirmen adayları için çeviri edimine her düzeyde ışık tutan bir eser olmasını ve çeviribilim üzerine yeni çalışmalara ufuk açmasını umut ediyoruz.

In this book titled Current Approaches and Practices in Translator and Interpreter Training, theoretical and practical approaches to topics including translator and interpreter competences, translation technologies, ways to increase translation quality as well as contributions of psycholinguistics to process-oriented translation, strategies to be used for translation of cultural items in literary translation, subtitle translation, and website localization, and contributions of Translation Studies to Applied Linguistics are presented in 10 chapters divided into two main parts. We hope that this book will shed light on translation and interpreting competences for those dealing with the act of translation at any level besides paving the way for further research on Translation Studies.
Vedat M. İNCE Turizm dünyasında yaygın olarak kullanılan ortak yabancı dillerden birisi de Almancadır. Bu nedenle, ülkemizde turizm sektöründe Almanca bilmek bir ayrıcalık konumundadır. Bu kitap, turizm sektöründe çalışacak kişilerin Almancayı daha verimli kullanabilmesi amacıyla hazırlanmıştır. 12 üniteden oluşan bu kitap, A1 yani “Anfänger” düzeyinden başlamaktadır. Konular, sektörün beklentilerine hitap ettiği gibi İKMEP (İnsan Kaynaklarının Mesleki Eğitim Yoluyla Geliştirilmesi Projesi) içeriklerini de kapsamaktadır.
Muğla Üniversitesi Milas Sıtkı Koçman MYO'daki 10 yıllık ders deneyimlerimize göre şekillendirdiğimiz bu kitabın en önemli özellikleri şunlardır:
1. Ağırlık noktasını konuşma kalıpları, kelime hazinesi ve temel diyaloglar oluşturmaktadır.
2. Görselleri hem sınıf içinde hem sınıf dışındaki faaliyetlerde öğretim elemanına ve öğrencilere yardımcı olacak ve yükünü hafifletecek niteliktedir.
3. Konu anlatımları ve yönergeler Türkçe açıklamalarla birlikte verilmiştir.
4. Kelime hazinesi, Almanca konuşan bir turist karşısında ihtiyacı karşılayacak zenginliktedir.
5. Dil bilgisinin ağır konuları yerine daha temel konulara yer verilmiş, detaya girilmemiştir.
Turizm branşında eğitim veren fakülte, meslek okulu ve meslek yüksekokullarındaki Almanca derslerinde kullanılabilecek olan bu ders kitabıyla amacımız, öğrencilerimize ihtiyaç duyacakları konuşma kalıpları, kelime hazinesi ve dil bilgisi becerilerini kazandırmaktır.
Bir başka amacımız da yabancı dil öğrenmenin bir kabus değil, ehil eğitimciler, istekli öğrenciler ve uygun ders kitabıyla bir eğlence olabildiğini göstermektir.
Tolga Gündoğdu Es ist höchste Zeit, auch im Bereich der universitären Lehre auf das digitale Zeitalter zu reagieren und konkrete Änderungen ins Leben zu rufen, mit denen das angehende schulische und universitäre Lehrpersonal auf die Herausforderungen des 21. Jahrhunderts kompetenzorientiert vorbereitet werden kann. Am effektivsten ist es, wenn man bereits während der LehrerInnenausbildung an Hochschulen damit beginnt, bestimmte zukunftsorientierte Kompetenzen zu vermitteln.
Denn es ist inzwischen unumstritten, dass die neue Generation der Jugendlichen und Kinder anders liest, schreibt, spricht und lernt. Sie erwarten und bevorzugen eine besondere Art und Weise der Wissensdarbietung, die sich so nah wie möglich ihrer Lebenswelt anpasst. Je größer die Distanz zur nun überwiegend digital gestalteten Lebenswelt der jungen Generation ist, desto schwieriger scheint es, ihr neues Wissen zu unterbereiten.
Vor diesem Hintergrund beschreibt dieses Buch aufbauend auf dem ‚digital storytelling'-Ansatz, die Entwicklung einer methodischen Herangehensweise, mit der eine erfolgreiche und gewinnbringende Vermittlung digitaler und mediendidaktischer Kompetenzen erreicht werden kann. Gemäß dieser Zielsetzung werden praktische Hinweise zur Schulung notwendiger digitaler Kompetenzen des 21. Jahrhunderts präsentiert und situationsorientiert mit konkreten Beispielen bereichert, wobei der ‚digital storytelling'-Ansatz als roter Faden der Methodik fungiert.
Das Werk richtet sich insbesondere an Lehrbeauftragte, DozentInnen und TrainerInnen, die für die Ausbildung und Vorbereitung von FremdsprachenlehrerInnen verantwortlich sind.
Saman Hashemipour Discrimination is Evil: Essays on Literary Masterpieces is a collection of essays about gender and racial discrimination. A broad range of literary works helps to discuss the evilness of discrimination in every aspect. William Shakespeare, Mark Twain, Henry James, Harper Lee, Elif Shafak, Ahmet Ümit, Muriel Maufroy, and Saideh Ghods are British, American, Turkish, and Persian authors whose works are discussed. Othello, The Merchant of Venice, The Adventures of Huckleberry Finn, The Turn of the Screw, To Kill a Mockingbird, Forty Rules of Love, The Dervish Gate, Rumi's Daughter, and Kimya Khatoon are studied through different perspectives that transcend literary approaches to cite equality of rights among sexes and races.
Adnan Oflaz Yabancı dilin öğrenilmesinde kelime bilgisi kritik öneme sahiptir. Kelime bilgisinin yetersizliği, temel dil becerilerinin ve yabancı dilde iletişim yetisinin gelişimini olumsuz etkilemektedir. Yapılan araştırmalar yabancı dilde duyulan ve okunanların %95'ini anlayabilmek için asgari 3000 kelime bilmek gerektiğini ortaya koymuştur. Gerek yabancı dilde gerekse anadilde öğrenilen her kelime önce pasif daha sonra aktif kelime hazinesine aktarılmaktadır. Kelimelerin kullanım sıklıkları (frekansları) aktif veya pasif hâle geçmelerinde belirleyici olmaktadır. Günlük konuşma dilindeki kelimelerin %90'ı yüksek frekanslı (sık kullanılan) kelimelerden oluşmaktadır. Bu açıdan yabancı dil öğreniminde kelime bilgisinin genişlik ve derinlik boyutlarıyla artırılması ve aktif hâlde tutulması büyük önem taşımaktadır.
Bellek destekleyiciler, kelime hazinesini geliştirmede ve uzun süreli hatırlamada kullanılan etkili yollardan biridir. Dünya hafıza şampiyonları da bu yöntemleri kullanmaktadır. Bu kitapta kelime öğreniminde en etkili yöntemlerden biri olan “Anahtar Kelime Yöntemi”, 184 Almanca örneği ile sunulmaktadır. Her hedef kelime için bir anahtar kelime (ses benzerliği olan kelime) bulunmaktadır. Verilen görseller ve kurgulanmış cümlelerle hem görsel hem de sözel belleğin kodlamaya katılması sağlanmaktadır. Bu uygulamalar ile kişi kendi kendine farklı öğrenme araçları olmaksızın verilen kelimeleri öğrenebilecek ve kendisini test edebilecektir. Ayrıca, uygulama kısmında verilen bağlam örnekleri ve eş anlamlı kelimelerin de (1500 kelime) öğrencilerin kelime hazinelerine olumlu katkı yapacağı düşünülmektedir. Bu kitap sadece verilen 184 kelimenin değil bilinmeyen yeni Almanca kelimelerin nasıl öğrenilebileceği konusunda da yol gösterici konumdadır.
A. Deniz Bozer, A. Pelin Şahin Tekinalp, Aslı Değirmenci Altın, Aytül Özüm, Canan Koca, Emine Seda Çağlayan Mazanoğlu, Gonca Gökalp Alpaslan, Hande Seber, İmren Yelmiş, Merve Sarı, Metin Yüksel, Nazile Kalaycı, Nurten Birlik, Özge Özbek Akıman, Özlem Aydın Öztürk, Pınar Taşdelen Bu kitapta; Türkiye'nin çeşitli üniversitelerinin farklı disiplinlerinden araştırmacılar, yalnızlık konusunda düşünce ve incelemelerini paylaşmaktadırlar. Yalnızlık, kimileri için bir tercih kimileri içinse bir sorun olmuştur ve içinde bulunulan bu günlerde hem toplumsal hem de bireysel açıdan farklı zeminlerde dile getirilen bir durum olmaya devam etmektedir. Bu kitap; edebiyattan felsefeye, tarihten spor bilimlerine yalnızlık izleğinin ifade bulduğu konuları okura sunmaktadır. Yalnızlığın 16 hâliyle ilgili bu yazılar; yalnızlığın ne olduğu, nasıl yaşandığı gibi sorulara cevap arayan incelemelerdir. yalnızlık nedir, nasıl yaşanır sorularına cevap arayan incelemelerdir. Her yazıda yalnızlık tanımı ve yaşantısı konusunda okur, kendine ait veya yaşadığımız dünyaya ait bulgular ve sorular bulacaktır. Son iki yıldır salgın sebebiyle çoğu insan yalnızlığı olabilecek tüm boyutlarıyla yaşadı ve yaşamaktadır. Bu kitap, bu bağlamda okura güncel yaşantısı ile ilgili de pek çok fikir sunmaktadır. Yalnızlığınız sadece bu kitabı okurken gereken ve hissedeceğiniz yalnızlık olsun.
Vedat Martin İNCE Günümüzde, dünyada yaygın olarak kullanılan ortak yabancı dillerden birisi de Almancadır. Türkiye’ye her yıl milyonlarca Alman veya yabancı dili Almanca olan turist gelmektedir. Bu nedenle, ülkemizde Almanca bilmek bir ayrıcalık konumundadır; ancak buna rağmen bu ihtiyacın karşılanabileceği eğitim kurumlarında, yerli imkânlar ile üretilmiş eğitim malzemesi yok denecek kadar az ve olanlar da temel iletişim amacıyla kullanılmasını öğretmek açısından çok yetersizdir. İşte bu nedenle “Eisberg” adlı kitap hazırlanmıştır.
1. Kitabın ağırlık noktasını konuşma kalıpları, kelime hazinesi ve temel diyaloglar oluşturmaktadır. Bunların yanında dil bilgisi de ihmal edilmemiştir.
2. Görsel malzemeler hem sınıf içinde hem sınıf dışındaki faaliyetlerde öğretim elemanlarına ve öğrencilere yardımcı olacak ve onların yükünü hafifletecektir.
3. Konu anlatımları ve yönergeler, Türkçe açıklamalarla birlikte verilmiştir.
4. Kelime hazinesi, temel ihtiyacı karşılayacak kelimelerden oluşmaktadır.
5. Dil bilgisinin ağır konuları yerine, daha temel konulara yer verilmiş; detaya girilmemiştir.
Hakan Göçmen Serinin 2. kitabı olan
“SPactivities – Intermediate”, orta seviyedeki öğrencilerin İngilizce konuşma becerilerini geliştirmeye yönelik aktiviteleri içermektedir. Aktivitelerde işlenen konular öğrencilerin teorik olarak öğrendiği dil bilgisel konuları günlük hayatta uygulayabilmeleri amacıyla hazırlanmıştır. Bu yüzden seçilen konuların güncel ve ilgi uyandıran türden olmasına özen gösterilmiştir.
Kitapta yer alan aktivitelerin çoğunda “Sentence Openers” başlığı altında bölümler bulunmaktadır. Bu bölümlerin amacı, öğrencilerin karşılaşabileceği birçok farklı durumda kullanabilecekleri cümleleri ve sorulan sorulara karşı verecekleri olası yanıtları otomatikleştirmek, kısacası dili olabildiğince akıcı konuşmalarını sağlamaktır. Ayrıca konuşma İngilizcesinde çok büyük önemi olan “Phrasal Verbs” konusu aktivitelerde ağırlıklı olarak işlenmiş, açıklamalar ve örneklerle pekiştirilmiştir. Ayrıca kitapta yer alan aktiviteler birkaç küçük değişiklikle farklı yaş gruplarına uyarlanabilmekte, bu da kitabın kullanılışlılığını oldukça artırmaktadır.
Konuşma becerileri üzerine hiçbir kaynağın yazılmadığı ülkemizde tüm seviyeler üzerine hazırlanmış tek kaynak olan “SPactivities” serisinin her kitabı, sınıf içi motivasyonu yükseltmek ve İngilizce derslerini eğlenceli ve dinamik bir atmosfere dönüştürmek isteyen öğretmenlere kesinlikle önerilir.

SPactivities offers:
A simple well-organized format
Varied range of classroom activities for practising oral English

SPactivities includes:
Lots of fun topics focusing on everyday English and the use of a grammatical pattern
Sentence openers by themes which help students express what they are trying to say
More than 100 most common phrasal verbs with clear definitions and examples which are integrated in the activities
A list of 1000 most common verbs

SPactivities is recommended for:
Intermediate english language learners who want to develope conversation skills and improve fluency
English teachers who want to raise general learner motivation and make the English language classroom a fun and dynamic place
Hakan Göçmen Serinin 3. kitabı olan
“SPactivities – Advanced”, ileri seviyedeki öğrencilerin İngilizce konuşma becerilerini geliştirmeye yönelik aktiviteleri içermektedir. Bu kitapta ileri düzeye gelmiş öğrencilerin, dil bilgisel olarak zaten çok fazla eksiği olmadığı varsayılarak, konuların içeriğinde ilk iki kitabın aksine herhangi bir dil bilgisel odak noktası bulunmamaktadır. Bunun yerine aktiviteler tamamen “dilde akıcılığa” yöneliktir. Seçilen konu başlıkları müzik, sinema, internet, spor, eğlence, eğitim vb. üzerinde konuşulabilecek birçok konudan oluşmakta ve konuların herkese hitap etmesi sayesinde öğrencilerin ders içi katılımını oldukça artırmaktadır. Kitapta ayrıca “Idioms and Expressions” başlığı altında İngilizcede günlük hayatta sürekli kullanılan deyimler ve ifadeler açıklamalı ve örnekli olarak ayrı bir bölüm halinde yer almaktadır.
Konuşma becerileri üzerine hiçbir kaynağın yazılmadığı ülkemizde tüm seviyeler üzerine hazırlanmış tek kaynak olan “SPactivities” serisinin her kitabı, sınıf içi motivasyonu yükseltmek ve İngilizce derslerini eğlenceli ve dinamik bir atmosfere dönüştürmek isteyen öğretmenlere kesinlikle önerilir.

SPactivities offers:
A simple well-organized format
A varied range of classroom activities for practising oral English

SPactivities includes:
Lots of engaging and interesting topics which draw students into a variety of diverse subjects ranging from “Movies” to “Hobbies”, including “Social Issues”
A list of everyday idioms and expressions with clear definitions and examples

SPactivities is recommended for:
More advanced english language learners who want to develope conversation skills and improve fluency
English teachers who want to raise general learner motivation and make the English language classroom a fun and dynamic place
Emrah Atasoy “In this book, Emrah Atasoy traces the protagonists of three important but neglected twentieth century dystopias, as they move from innocence (ignorance) regarding the worlds in which they live to an awareness (knowledge) of how they are oppressed. In doing so he reveals the utopian potential of dystopian narratives, demonstrating that while knowledge and understanding are not enough to overcome oppression, they are necessary for hope.”
Lyman Tower Sargent, Professor Emeritus of Political Science, University of Missouri-St. Louis, USA.
“Emrah Atasoy’s study combines a thorough overview of the development of the dystopian genre with an original and impressive close reading of three significant novels. By examining the journey motif and certain binary oppositions that are characteristic of the genre and of its totalitarian societies, Atasoy demonstrates the protagonists’ understanding of the manipulative nature of the system. Such epistemological warfare allows them to move from institutionalized ignorance to ‘experience and the possibility of utopian hope.’”
Raffaella Baccolini, Professor of English Literature and Gender Studies, University of Bologna, Italy.
“Emrah Atasoy’s book makes an important contribution to the field of literary dystopian studies. Drawing on an impressive body of knowledge and research, this work offers a valuable overview of the subject. The chapter on Anthony Burgess is an exemplary piece of work, with a detailed discussion of the theology which underpins The Wanting Seed. Everyone who takes a serious interest in dystopian literature will want to read this book.”
Andrew Biswell, Professor of Modern Literature, Manchester Metropolitan University, UK.

This book focuses on the transition from innocence and ignorance to experience and knowledge in dystopian fiction, revealing that truth and knowledge in Katharine Burdekin's Swastika Night, Anthony Burgess's The Wanting Seed, and P. D. James's The Children of Men are fictional constructs. These critical dystopias show characters' journeys from ignorance to experience as a process of epistemological warfare. The protagonists' initial ignorance is shattered through various symbolic transformations, increasing the utopian undertone within these examples of critical dystopia. The open-ended structure of these texts reinforces the hope of the utopian impulses and of revisionary epistemologies that might lead to more just, meritocratic societies.
Fatma Kimsesiz This book serves as a guide for English teachers who teach at the pre-school and primary school levels, for preservice teachers who will teach English to young learners after graduation, and for bilingual parents who want to review pedagogical sources and practical samples, particularly for following an effective route in teaching English to young learners. The book introduces key concepts through definitions, explanations, and theoretical information with implementable and accessible activities and samples that can broaden the limits of classroom learning. Literally, the book presents general information about theoretical considerations relevant to the nature of language, syllabus design for English lessons and commonly used methods in teaching English to young learners with practical samples. Plus, techniques, principles, and materials needed to develop language skills in foreign language teaching and to improve vocabulary are focused. Exploring how to teach grammar in a comprehensible and remarkable way, classroom management, assessment techniques and the relationship between the language and culture in teaching English to young learners are also addressed. Last but not least, the book aims to encourage language teachers to consider interesting ways to make their classroom more colourful when teaching English as a foreign language to young learners.
Nevzat Kalay Focus on Phrasal Verbs is a reference and practice book for intermediate and advanced level learners of English who want to improve their knowledge of phrasal verbs in English. The book contains a large number of phrasal verbs essential for examinations such as YDS, YÖKDİL, YDT, TOEFL, and IELTS.
Key features:
• Comprehensive coverage of phrasal verbs
• Turkish translations of sample sentences
• Consolidation in numerous tests
• Ideal for self-study or classroom use
Mustafa Bulut

Bu kitap, her düzeye hitap edecek formatta hazırlanmıştır. Sınıfta veya kendi başına çalışmada kullanılabilir. Öğrencilerin dil öğreniminde karşılaşacakları temel konuları kapsamaktadır. Öğrencilerin İngilizce dil bilgisiyle ilgili karşılaştıkları sorunlara çözümler sunmaktadır. Üniversitelerin zorunlu hazırlık sınıfları dâhil, hemen her düzeydeki sınıfların dil bilgisi derslerinde okutulabilecek, KPDS, ÜDS, YDS, TOEFL ve diğer sınavlara hazırlananlara başvuru kaynağı olabilecek niteliktedir. Bu kitabın İngilizce alıştırma kitaplarıyla birlikte kullanılması tavsiye edilir.

Esra Şölentaş, Hakan Saraç, Kamile Sinem Küçük, Kübra Çağlıyan Şakar, Mehtap Yılmaz, Muhammed Taşkesenligil, Olga Nikolayevna Grigoryeva, Onur Aydın, Pınar Turan Özdemir, Reşat Şakar, Selin Tekeli, Svetlana Stomatova Gelenek, görenek, inanç ve kaideler kültür kavramının önemli ve vazgeçilmez unsurlarındandır. Kültürel bir miras olarak geleneklerin ait olduğu toplum üzerinde büyük bir etkisi vardır. Kadim bir millet olarak Rusların da, kökleri çok eskilere dayanan ve buna da sıkı bir şekilde bağlı oldukları güçlü bir gelenek yapısı bulunmaktadır.
Köklü Türk-Rus ilişkilerinin XXI. yüzyılda daha pozitif bir ivme kazandığı günümüzde, Rus milletini gelenekleriyle daha yakından tanımak amacıyla hazırlanan bu kitapta; Rusların doğum, ölüm, düğün, giyim-kuşam, yeme-içme vb. gibi gelenekleriyle Maslenitsa, Paskalya gibi dinî ve millî bayramlarına dair bilgiler ele alınmakta, ayrıca Rus mitolojisi, Rus aile yapısı, Ruslarda dostluk kavramı, selamlaşma gelenekleri, Rusların batıl inançları gibi gelenekle ilgili birçok kültürel ögeye de yer verilmektedir.
Bu kitap, ülkemizde Rus kültürü alanındaki büyük bir boşluğu doldurarak hem ders kitabı olarak hem de karşılaştırmalı kültürel çalışmalar yapan araştırmacıların yararlanabileceği bir kaynak niteliğindedir.
Nevzat Kalay Üniversite yabancı dil sınavlarına girecek adaylar için temelde üç alanın çok iyi pekiştirilmesi gerekir. Bunlar öncelikle dilbilgisi, sözcük bilgisi ve okuma bilgisidir. Öncelikle dil bilgisi pratiğinin çokça yapılması ve daha sonra diğer alanlara geçilmesi gerekir. Bu çerçevede Grammar Practice for YDS kitabı sınava girecek adaylara kapsamlı bir dilbilgisi vermenin yanı sıra sözcük bilgisi ve okuma bilgisi konularında da adayların ihtiyaç duyacakları derinlemesine konu anlatımını sunmaktadır. Kitapta konu anlatımıyla birlikte çokça test verilmiş, soru çözme pratiğini kolaylaştırıcı uyarılarda bulunulmuştur. Bu çalışma yabancı dil sınavına İngilizce girecekler için hazırlanmıştır. Çalışmada konular bütün İngilizce dilbilgisini kapsamaktadır.
Nevzat Kalay


Bilim ve teknolojinin baş döndürücü bir hızla geliştiği günümüzde çevirinin önemi gün geçtikçe daha da artmaktadır. Bu önemi yakalayabilecek yeterlilikte çeviri yapabilmek ise hem iş hem de eğitim hayatımızda gelişimimizin dinamosu olacaktır. Bu doğrultuda iyi çeviri yapabilmek için her şeyden önce iki dilin yapısının ve özellikle de kültürünün çok iyi bilinmesi gerekir. Buradan hareketle çeviriye bir kültür meselesi olarak bakmak sanırım yanlış olmayacaktır.


 


Bu çeviri sözlüğünde sosyal bilimlerde yaygın olarak kullanılan kelime ve özelliklede kelime gruplarına yer verilmiştir. Bu sözlük ile kullanıma sunulan kelime ve kelime grupları dilin yapısını yansıtmanın yanında dilin ait olduğu kültürü de yansıtmakta, kullanıcılara sağlıklı çevirilerin yapılabileceği uygun bir zemin hazırlamaktadır. Uzun yılların birikimi olan bu sözlükten sadece çeviri ile ilgilenenler değil İngilizceyle uğraşan herkes faydalanabilir.

Sema Koçlu Teknolojinin hızla yol kat etmesi küreselleşmeyi beraberinde getirerek dünyadaki gelişmelerden haberdar olabilmeyi ön plana çıkarmıştır. Haber ajansları ve uluslararası medya kuruluşları (çok dilli kanallar) bu noktada önemli rol oynamaktadır. Farklı dillerin konuşulduğu dünyamızda, haber üretiminde haber çevirileri karşımıza çıkmaktadır. Her çeviri türünde olduğu gibi haber çevirilerinde de birtakım etkenler metin içeriklerinin değişmesine sebep olabilmektedir. Bu çalışmada, uluslararası medya organlarında çeviri sürecini ve rolünü anlayabilmek için birkaç aşamadan oluşan bir yol izlenmiştir. Önce medya kavramına tarihsel bir bakış atılmıştır. Ardından önemli birkaç uluslararası medya organı tanıtılmıştır ve bunların ikisiyle mülakat gerçekleştirilmiştir. Bunlara ek olarak sonraki aşamalarda haber analizinde yardımcı olacağı düşünülen medya ve iletişim kuramları ve çeviribilim kuramları tanıtılmış ve karşılaştırılmıştır. Bunlardan elde edilen sorular ise çeviri alanında eğitim almış, almaya devam eden ve çeviri eğitimi verilen üniversitelerde görev alan Y ve Z kuşağı haber tüketicilerine bir anket çalışması ile yöneltilmiştir. Bunların hepsinden elde edilen sonuçlar ise belli bir haberin farklı dillerdeki sunuluşlarının betimsel analizinde kullanılmıştır.
Bu çalışmada nitel ve nicel araştırma yöntemleri içeren bütünsel bir yaklaşım benimsenmiştir. Yarı yapılandırılmış mülakat tekniğinin kullanılması, betimsel bir analizin gerçekleştirilmesi ve anket sonuçlarının analizi için SPSS programından faydalanılması, çalışmanın karma bir yöntemle ele alındığının bir göstergesidir.
Victoria Bilge Yılmaz In the world swarming with such issues like wars, ecological disasters, and lack of fresh water, famine, child labour and death, gender hierarchies, and serial murderer viruses, maybe the only thing that helps people endure and survive is humour. Humour is an indispensable element of a human life. It is, indeed, some kind of a cure for human beings' survival in a desolate world replete with grand issues that harm people psychologically and spiritually.
Being aware of humour's potential strength to change people's mood, ancient Greek philosophers, literary critics, poets and writers from all ages conceptualised and employed humour in their works. The aim of this study is to provide a brief overview of the concept of humour throughout ages from ancient eras to the modern day. Furthermore, it provides some examples of literary works from English and Russian literature and scrutinises various tools and functions of humour in these works.
A versatile poet of the Restoration period and an heir to Milton's talents, John Dryden (1631-1700) exhibits his confidence in an employment of humour in his works. Dryden draws political portraits through his refined technique and supreme control of verses.
Russian literature cannot be defined without Anton Chekhov (1860-1904), an unfortunate doctor with a great talent to produce short stories and plays. Although Chekhov's plays have become milestones in realist theatre in the West, his most memorable contribution to Russian literature was his prose fiction. Despite the framework of social issues in his short stories, Chekhov appears to entertain readers by his unprecedented ability to convey his sense of humour.
Goaded by the restricted condition of denigrated women in her community and throughout the world, Virginia Woolf (1882-1941) addresses the whole world by aspiring to represent women's voices. Despite the pervading hue of feminism and depression in her works, Woolf sometimes includes a breath of humour in some of her works.
Arzu Özyön Introduction to Comparative Literature: A Guide for Literature Students, written having considered the difficulties and the needs of literature students in this relatively new field in Turkey, focuses on a variety of topics ranging from the History of Comparative Literature in Turkey, Europe and America, and its schools to the fields of study of Comparative Literature including source and influence studies, intertextuality, imagology, and translation studies. In the light of Goethe's idea of Weltliteratur, and adopting a holistic approach in accordance with the all-embracing nature of Comparative Literature itself, this book aims to deal with Comparative Literature studies not only in Europe and America, but also in Turkey. With the hope that it will contribute to the Academic World.
Gamze Öksüz Kökleri Çarlık Rusyası'na dayanan bir ceza sistemi olsa da zamanla Sovyet Ceza Hukuku'nun ayrılmaz bir parçası hâline gelen, aynı zamanda Stalin'in sanayileşme politikalarına bedava iş gücü sağlayan ve o dönemde Gulag adını alan zorunlu çalışma kampları, sıra dışı hayatların yaşandığı yerlerdir. Ağır fiziksel çalışma şartlarının yanı sıra yetersiz beslenme, Sibirya soğuğuna dayanıksız iş kıyafetleri, dayak, aşağılanma, fiziksel ve psikolojik şiddet, sonu gelmez hastalıklar ve kurşuna dizilme tehditlerinin arasından sağ ve hâlâ “insan” olarak kurtulmayı başaran sanatçıların anı, deneyim ve görgü tanıklıklarından oluşan kamp edebiyatının en büyük temsilcilerinden biri de Şalamov'dur. Yazar, Kolıma Öyküleri'nde insanlık dışı kamp yaşamının gerçeklerini gereksiz detaylara girmeden, psikolojik çözümlemeler yapmadan, tıpkı kamp yaşamının kendisi gibi acımasız ve ölümcül darbelerle anlatır okuyucuya. Öykülerden birinde de ifade ettiği gibi;
“Kamp, duygusallıktan hoşlanmaz, uzun ve gereksiz ön söz ve açıklamalardan hoşlanmaz, hiçbir yaklaşımdan hoşlanmaz”.
Orçun Alpay Postmodernizm, hem kavram hem de sanat açısından “tam söylenmemişlik” durumunu yansıtır. Bu duruma eşlik eden biçim ve biçemdeki yıkıcı dönüşümle yaratılan kaos, postmodernizmin değişmez yaşam ve ifade alanını oluşturur. Bu kitap, çokça tartışılan bu meseleyi ele almaya çalışırken öncelikle bu yumağın ilk ilmeğine yani kavramsal karmaşaya ve tarihsel-felsefi açıdan Aydınlanma Çağı'na uzanan köklerine yöneliyor.
Kitapta; postyapısalcılardan kültürbilimcilere, sosyologlardan göstergebilimcilere kadar onlarca bilim insanı ve düşünürün görüşleriyle şekillenen kuramsal tartışmalar ışığında postmodernizmi mimari, tiyatro, sinema gibi alanlardan Pop-Art ve anti-Sovyet versiyonu Sots-Art'a vardırarak daha ziyade belirgin bir şekilde varlığının hissedildiği edebiyat üzerinde yoğunlaşılıyor. Beat Kuşağı ve Tel Quel gibi postmodernist toplulukların yükseldiği Batı edebiyatının yanı sıra 1980 sonrası Türk edebiyatında da akımın izlerinin görülmeye başlanması ve ardından postmodernizmin Rus edebiyatındaki yansımaları noktasında Venedikt Yerofeyev, Andrey Bitov, Saşa Sokolov, Vladimir Sorokin ve Viktor Pelevin gibi kült Rus yazarların yaşamları, sanatları ve seçilmiş eserlerinin analizleri postmodernizme özgü teknikler aracılığıyla ortaya konularak aynı zamanda kaosun nasıl yaratıma dönüşeceği sorusunun da yanıtı aranıyor.
Hasan Sebuktekin Alanında en kapsamcı çalışma denilebilecek bu eser, Almanca ve Türkçe’deki gerçek ve rivayet zamanları, edebi metinler içinde güncel biçimleriyle, tümden gelim yöntem, bilimsel veri ve kaynaklara, gözlem, bilgi ve deneyimlere dayalı olarak, özellikle bu konudaki zıtlıkları ortaya çıkarmak üzere incelemek ve sistematik bir düzene sokmak amacındadır. Bunun yanında kiplerin üslup ve felsefi boyutları da titizlikle ele alınmıştır.
Müjdat Kayayerli YÖKDİL, YDS, YKS, yurtdışı eğitim, banka ve yeterlilik sınavlarına (Almanca) girecek adaylar ile Almanca Öğretmenliği ve Alman Dili ve Edebiyatı bölümü öğrencileri için hazırlanmış gramer ve çeviri kaynağı olan bu kitapta;
• Türkçe açıklamalı Almanca gramer kuralları,
• Çeviri yapmaya yönelik Almanca cümle çeşitleri,
• Almancadaki fiiller ve zamanların kullanılışı,
• Örneklerle açıklanmış Almanca gramer yapısı,
• Almanca-Türkçe, Türkçe-Almanca cümle alıştırmaları,
• Testler, sınavlar ve alıştırmalarla Türkçe-Almanca karşılaştırmalı cümle yapıları,
• Cümlelerin sıralanışı ile sistematik cümle öğretimi,
• Bağlaçların Türkçe karşılıkları ve yan cümleler,
• Almanca-Türkçe sözlük kullanımı ile dilbilim ve dilbilgisi terimler sözlüğü yer almaktadır.
Ayşegül Angı, Ebru Ak, Caner Çetiner, Seda Taş İlmek, Burak Özsöz, Nazan Müge Uysal, Burcu Yaman, Sevcan Yılmaz Kutlay Farklı sözlü ve yazılı söylem türleri, barındırdıkları farklı özellikler ve şifrelerle çözümlenmeyi bekleyen birer kara kutu gibidir âdeta. Ancak uygun çözümlemeleri bilimsel bir perspektiften yapabilmek için belirli ilke ve yöntemlerin bizlere yol göstermesi gerekir. Çeşitli söylem türlerini ve farklı kuramsal bakış açılarını bir araya getiren birleştirici yönüyle bu eser, çeviri odaklı söylem / metin çözümlemesi konusunda bilgi sahibi olmak isteyenler için kuram ve uygulamayı bir araya getiren faydalı bir kaynak olma amacını taşımaktadır.
“Kuramdan Uygulamaya Çeviri Odaklı Çözümlemeler” başlıklı bu kitapta, sekiz yazar tarafından kaleme alınmış çeviri odaklı çözümleme örnekleri yer almaktadır. Kitabımız; roman, masal, şiir ve sinema gibi türlerin yanı sıra şirket kuruluş sözleşmeleri, popüler bilim metinleri ve diyalog çevirisi söylemi gibi çeviri odaklı çözümleme açısından daha az irdelenmiş söylem türlerini de kapsamaktadır.
Different discourse types are like black boxes waiting to be deciphered with different features and signs they involve. However, in order to make appropriate analyses from a scientific perspective, we need the guidance of certain principles and methods. This book, with its unifying aspect bringing different theoretical perspectives together, aims to serve as a useful resource that bridges the gap between theory and practice for those wishing to read up on translation-oriented analysis of different discourse / text types.
“Translation-Oriented Analyses from Theory to Practice” covers examples of translation-oriented analyses penned by eight authors. In addition to examining genres such as novel, fairy tale, poetry, and cinema, the book also presents chapters discussing how to explore some of the discourse types that have been less examined in translation-oriented analysis, like association of articles, popular science texts, and dialogue interpreting discourse based on different theoretical principles and methods.
Mustafa Yılmaz, İlker Işık Yrd. Doç. Dr. Mustafa Yılmaz
1951 yılında Konya’nın Bozkır İlçesinde dünyaya geldi. İlkokulu Yolören’de (Fart), orta öğrenimini Bozkır’da, liseyi ise Beyşehir’de bitirdi. 1977 yılında Ankara Üniversitesi D.T.C.F Latin Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Selçuk Üniversitesi Arkeoloji bölümünde 1990 yılında yüksek lisansı, 1995 yılında ise doktora eğitimini tamamladı. Özellikle Konya ili ve çevresi ile ilgili birçok bilimsel araştırması bulunan Mustafa YILMAZ, 2016 yılında Selçuk Üniversitesi, Arkeoloji bölümünden emekli olmuş ve burada uzun yıllar sürdürdüğü Latince derslerinin yanı sıra Yunan Edebiyat Tarihi ve Roma Edebiyat Tarihi derslerini vermiştir. Emekliliği sonrasında da derslerini yürütmeye devam eden Yrd. Doç. Dr. Mustafa Yılmaz, üniversite bünyesinde Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi öğrenci işleri müdürlüğü, Fen-Edebiyat Fakültesi sekreterliği, Konservatuar müdür yardımcılığı, Fen-Edebiyat Fakültesi dekan yardımcılığı, Bozkır M.Y.O müdürlüğü, S.Ü senato üyeliği, gibi birçok birimde de idarecilik görevleri üstlenmiştir.

Dr. Oğr. Üyesi İlker IŞIK
1984 yılında Kocaeli’nin Körfez İlçesinde dünyaya geldi. İlk ve orta, öğrenimini Kocaeli’de, lise eğtimini ise Eskişehir’de bitirdi. 2002 yılında girdiği Selçuk Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü’nden 2006 yılında mezun oldu. Lisans eğitiminin son dönemini bursiyer olarak Albert-Ludwing Freiburg Üniversitesi’nde tamamladı. Selçuk Üniversitesi Arkeoloji bölümünde 2009 yılında yüksek lisansı, 2015 yılında ise doktora eğitimini tamamladı. 2008 yılından beri Selçuk Üniversitesi Varlıklarını Koruma ve Onarım bölümünde akademik görevini üstlenmiş olup 2107 yılından beri de Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım bölüm başkanı olarak yürütmektedir.
Derya Oruç In Memory and Dissonance in Shakespeares Selected Plays Derya Oruç draws on Endel Tulving’s episodic memory and Leon Festinger’s cognitive dissonance theories to apply a new perspective on Shakespeare’s most renowned plays Othello and Hamlet. She argues that several moments of indecisiveness through the process of decision-making are connected to the individual experiences of memory that are either from the past or concerned with future thinking.
Shakespeare’s protagonists Hamlet and Othello’s hesitant nature reveal inconsistencies that contrast with their accepted personas in the plays. While Hamlet’s constant conflict of ‘taking action’ and ‘ceasing to take action’ forms the basis of cognitive dissonance instances that are connected to his episodic memories, Othello’s cognitive dissonance
in connection to the racist ideology that was imposed upon him since childhood, surfaces with his marriage to Desdemona.. a Venetian senator’s daughter.
Nevzat Kalay Bu kitap, Türk öğrencilerin İngilizce Dil bilgisiyle ilgili karşılaştıkları problemlere pratik, bilgilendirici ve geniş kapsamlı çözümler sunan bir çalışmadır. Bu kitap, KPDS, ÜDS, YDSY ve TOEFL sınavlarına hazırlanan öğrenciler için hazırlanmıştır. Ayrıca bu kitaptan orta ve üst düzey ingilizce bilgisine sahip öğrenciler ve İngilizce öğretmenleri faydalanabilirler.
Saman Hashemipour National Notion Lives Out World Literature is a collection of essays on literature. Discussing genres of fiction and must-to-know literary terms with examples help literary fans to understand the core of literature. Discussing the history of novels in Turkish and drama plays in Persian helps the reader to have a conscious view of fiction in Turkey and Iran. Besides, comparative literature in Eastern universities and the value of literary works in world literature are discussed. A comparative method of investigation and psychological stance is applied to evaluate literary and critical works to realize the concept of national literature in the realm of world literature.
Olena Kozan Onomasyoloji (Yunanca: óνομασία (adlandırma, isimlendirme) ve λογος (söz, konuşma) ya da adlandırma bilimi, dilbilim çerçevesinde oluşan ve günümüzde bilimin bilişsel paradigmasının doğrultusunda gelişen araştırma alanlarından biridir. Adlandırma biliminin çıkış noktası gerçeklik- insan zihni - dil arasındaki etkileşimdir. Adlandırma bilimi gerek nesnel gerekse öznel gerçeklikteki nesnelerin, olguların ve olayların adlarının oluşum sürecinin yanı sıra adların nesne/olgu/olaylarla ilişkilendirme süreci üzerine de odaklanmaktadır.
Adlandırma kuramı çerçevesinde geliştirilen yaklaşım, dile yönelik bütünlükçü bir bakış açısını hedeflemektedir. Bu bağlamda hem art zamanlı hem de eş zamanlı bir inceleme yöntemi öngörülmektedir. Adlandırma kuramı çerçevesinde gerçeklik ile ilgili bilgilerin dil dizgesinde nasıl biçimlendirildiği sorusu ön plana çıkmaktadır. Bu bağlamda dil dizgesindeki adlandırma modellerinin araştırılması dile yönelik farklı bir bakış açısı sunmaktadır. Adlandırma kuramına dayanılarak bir dil dizgesindeki adlandırma modellerinin araştırılması, bu dilin “bilişsel yapısı”nın ortaya çıkarılmasını sağlayacaktır. Bu bilişsel yapı, başta dil tipolojisi olmak üzere dil araştırmalarındaki yaklaşımların bütünlük içinde ele alınması için bir çıkış noktası olabilir.
Bu kitapta, Rusya'da geliştirilen adlandırma kuramı Türkçede ilk kez tanıtılmıştır. Kitapta tanıtılan kuramsal bilgilerin Türkiye'de adlandırma biliminin gelişmesine katkıda bulunacağını, kitaptaki uygulamanın ise başta Rus dili olmak üzere diğer diller ile çalışan araştırmacıların ilgisini çekip farklı dillerdeki adlandırma modellerinin araştırılması için bir başlangıç noktası olacağını umuyoruz.
Gülrû Bayraktar Edebiyat tarihi boyunca kaleme alınmış eserleri bütün incelikleriyle anlama isteği, edebiyatseverlerin ortak emelidir. Anlamanın yolu, eldeki eserin ilk örneğini (arketipini) bilmekten, tanımaktan geçer. Edebiyat tarihi içerisinde zamanda ne kadar geriye gidebilirsek günümüz eserlerinin ilk örnekleriyle karşılaşmamız o kadar mümkündür. Çoğu zaman dünya klasiği olarak kabul görmüş olan edebî eserlerin, bu ilk örneklerin mükemmel birer sanatsal harmanı olduğunu görebiliriz. Eğer Alman Edebiyatının klasiklerini yani Goethe, Schiller, Hesse, Brecht veya Schneider gibi isimlerin eserlerini, doğru çözümlemek veya idrak etmek istiyorsak beslendikleri öz kaynağa yolculuk etmeliyiz. Beslendikleri öz kaynak çoğunlukla Alman Orta Çağ Edebiyatının ilk yazılı örneklerine dayanmaktadır. Arzumuz o ki bu kitapla Alman Orta Çağ Edebiyatının bazı öncüleri, ortaya koydukları edebî eserlerle tanınsın ve çözümlenebilsin.
Ali Şükrü Özbay, Zehra Gürsoy, Senem Doğan, Merve Aslankılıç The main audience for this book is expected to be language teaching professionals and EFL learners at different levels, although educators at all levels may find it useful. Over the last three decades, phraseology and the supremacy of multi-word combinations in various forms and labels have enjoyed a crucial role in understanding how the English language functions in terms of lexicality. The necessity of studying multi-word combinations has been advocated, and the inclusion of computational methods has been favoured by many leading linguistic specialists. Thus, this book is intended to introduce the lexical features of the English language to language teaching professionals and EFL learners worldwide through contextual examples. After a short introduction, the scope of the book is further extended to include English verbs with their most frequent complements. Each chapter offers literature connections related to phraseology, formulaic sequence, and lexical approach. Finally, a comprehensive list of multi-word combinations was added in the form of tables to support language teaching professionals and EFL learners inside and outside the classroom in their attempts to increase phraseological awareness.
Muhammed Fatih Gökmen Foreign (English) language teacher education has heretofore produced a plethora of theories, methods, procedures, and techniques, most of which are virtually based on a specific philosophical paradigm. In this vein, this book outlines and expatiates the cutting-edge pedagogy named as post-method pedagogy on the grounds of post-modern educational philosophy, the critiques imposed on the ‘method’ concept and the conventional teaching methods, complexity of the ELT profession, and the subjective role of ELT professionals - specifically language teachers. By virtue of the author’s three discretional rationales, the post-modern educational philosophy, theoretical postulations in post-method pedagogy, and the conducted pertinent research, the author orchestrated his own personal and professional ELT small-scale theory under the framework of four continuous teacher development, three post-method parameters, and the personal and professional qualities that ELT professionals might adopt.
Fatih Tekin Bu kitap, İngilizce kelime hazinesini geliştirmek için hazırlanmış bir çalışmadır.
Selin Küçükali This study focuses on contemporary issues to examine the subjective perceptions of the contemporary individuals regarding the American Dream through postmodern and post-postmodern lenses in American writer David Foster Wallace’s books. The selected novels provide divergent portrayals of the American nation, culture, and individuals. They present the paradoxical experience of postmodernism as their starting point and focus on the Americans’ emotional responsiveness to how it feels to live in modern times in America while still trying to pursue their national dream as well. The specific reasons and symptoms burdening the self in the contemporary world are analyzed according to the accounts of postmodern approaches of the period. To re-humanize the subject, the self is reconsidered in combination with viewpoints of the recent movement post-postmodernism. The influences of the new era and the American Dream are traced to gain a better insight and manage a deeper investigation. This research takes a closer look at the ideology behind the American Dream and the way it is reflected in contemporary times. The scope of the study covers David Foster Wallace’s three novels and situates his stance as an author in postmodern and post-postmodern literature. The nation and its citizens are analyzed from the perspective of Wallace through his three influential novels, and his essays will also provide insight to the study.
Adnan YAŞAR İşte Kitabınız; Rus Dili Grameri, Cümle Yapısı, Konuşma Kılavuzu ve Rusça Sözlük kitaplarından oluşan bir seridir. Rus Dili Grameri kitabı, Rusçanın tüm konularını kapsayacak şekilde detaylı olarak hazırlanmıştır. Bu kitap, Rusça öğrenmek isteyen her seviyedeki öğrenciye ve öğretim elemanına faydalı olabilecek niteliktedir. Bu kitabın en büyük özelliği, herhangi bir Rusça sözlüğe ihtiyaç duymaksızın kolay çalışma imkânı sağlamasıdır. Bu yönüyle de eser, kendi kendine Rusça öğrenenler için çok yararlı ve öğretici bir kaynak olacaktır. Esasen kitabın içinde Rusçayı kolay öğrenmeyi sağlayacak şekilde harften heceye, heceden kelimeye ve sonuçta cümleye doğru giden bir yapı izlenmiştir. Özellikle okunması ve incelenmesi kolay cümle yapıları seçilerek Rusça düşünce sistemi tanıtılmaya çalışılmıştır.
Ayla Kaşoğlu, Emine Karabacak, Esra Şölentaş, Gamze Öksüz, Gülhanım Bihter Yetkin, Meliha Oskay Gökalp, Mesude Sağıroğlu, Nurgül Özdemir, Onur Aydın, Selin Tekeli, Sevgi Ilıca Çocuk olmak pek çoğumuz için masumiyetle, mutlu geçmişle, kaygısız günlerle ve saf bir dünyayla bağdaştırılır. Oysa kimilerinin çocukluk dönemi; hatırlanmak istenmeyen acılarla, ıztıraplarla, trajedilerle dolu olabilir. Gerçek hayatın kurgusal bir yansıması olan edebiyat, toplumsal ve kültürel değişimlere sımsıkı bağlı olarak çocuk dünyasını yüzyıllardan beri farklı yönleriyle ele alan disiplinlerden biridir. Rus edebiyatında çeşitli dönemlerden çocuk kahramanlar ya da kahramanların çocukluk çağından örneklerin sergilendiği Rus Edebiyatında Çocuk Olmak adlı bu kitap, yüzyıllara göre edebiyatta çocuk algısının ne şekilde evrildiğini keşfetmeye yönelik ipuçları sunmaktadır.
Ceylan Özdemir, Eda H. Tan Metreş, Emine Karabacak Kündem, Esra Elmacıoğlu, Gamze Öksüz, Gülhanım Bihter Yetkin, İmge Alpay, Mehmet Özberk, Nuray Dönmez, Nurgül Özdemir, Orçun Alpay, Sevgi Ilıca, Yasemin Gürsoy Çoğu sosyal bilimci tarafından mikro toplum olarak kabul edilen aile, kendi içinde bir bütün ve bütün içinde bir parça olarak sosyal yapının en küçük birimidir. Bireyin tüm ihtiyaçlarını giderdiği, ahlaki ve kültürel değerler kazanıp kişiliğini oluşturduğu ilk eğitim kurumudur ve bu kurumda aile bütünlüğünü bir arada tutmada en etkili güç şüphesiz kadındır. Kadın; evi yuvaya dönüştüren, aile bireylerinin sorunlarına çözüm arayan, derleyip toplayan, besleyen ve çocukların yalnızca fiziksel gereksinimlerini giderip büyütmekle kalmayıp aynı zamanda kendi annesinden/ailesinden öğrenmiş olduğu kültürel değerleri ve davranış kodlarını çocuklarına, yeni nesle aktaran kişidir.
Rus düşünce yapısını ve manevi değerleri en iyi şekilde yansıtan aforizmalarda da kadının aile ve annelikle özdeşleştirilmesi, kutsanması ve yüceltilmesi göze çarpar. İyi bir anne iyilik öğretir; toprağın insanları beslediği gibi anne çocuklarını besler; anne çalışkan ise çocukları tembel olmaz; babasız yarı öksüz, annesiz ise tamamen öksüz olunması gibi özlü sözler kadın-anne statüsünün Rus toplumundaki konumunu gösteren örneklerdir. Bu bağlamda kitabımızda Rusya'daki aile yapısı ve bu yapıda ailenin, kadının süreç içerisinde geçirdiği değişim, farklılık ve farkındalıklar yazar ve eserleri aracılığıyla ele alınmaktadır.
Ayla Kaşoğlu, Ceylan Özdemir, Emine Karabacak Kündem, Funda Temur, Gülhanım Bihter Yetkin, İmge Alpay, Jale Kartal, Meliha Oskay Gökalp, Merve Ay Karakuş, Mesude Sağıroğlu, Nurgül Özdemir, Onur Şahin, Orçun Alpay, Sevgi Ilıca Cinsiyetin kültürel maskesi de diyebileceğimiz toplumsal cinsiyet kavramından hareketle XX. yüzyılın 60’lı yıllarından itibaren yaygınlık kazanmaya başlayan alana olan ilginin artma nedeni, pek çok toplumun ataerkil özelliklerinin hâlâ baskın olmaya devam ediyor olmasıdır. Bu bağlamda dünyanın farklı yerlerinde olduğu gibi Rusya’da da toplumsal cinsiyet eşitliği stratejisinin uygulanmasının önündeki en önemli engellerden biri, kuşkusuz toplumda var olagelen toplumsal cinsiyet klişeleridir. Nitekim kitabımızdaki örnekler arasında yer alan eşitlik adı altındaki SSCB’de bile bu kez Sovyet ataerkilliğinin kendini göstermesine ve kadının eşi yerine devlete tabi kılınmasına tanık oluruz.
Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine ve eşitsizliğe eşlik edenin ve üretenin farklı sosyal, ekonomik ve siyasi koşullar ve hatta tarihsel özellikler olmayıp aslında toplumların zihinlerinde yaratılmak istenen ve yaratılan düzende kadını geri planda tutmanın bir parça da “işe geldiği gibi davranmak” olduğunu söylemek mümkündür. Bu noktada dünyamızı daha insancıl ve yaşanılır kılacak toplumsal cinsiyet eşitliği ilkelerinin uygulanıp uygulanmaması bireylere/
toplumlara bağlıdır, denilebilir. Günümüzde ise daha yaşanabilir bir dünya için toplumların yeni bir tür toplumsal cinsiyet sistemi inşa etme vakitlerinin çoktan geldiği somut gerçeğiyle karşı karşıyayız. Belki de artık bizlere düşen, konunun önemini daha sık ve daha yüksek sesle dillendirebilmektir.