Yerel Yönetimler, Kent ve Çevre Politikaları \ 1-2
A. Murat Köseoğlu Afetler dünyada her yıl binlerce insan hayatının sonlanmasına, ciddi şekilde yaralanmalarına ve önemli oranlarda ekonomik hasarlara yol açmaktadır. İnsanoğlu elindeki teknolojik gelişmelere rağmen afetler konusunda hala çaresiz ve zor durumlarda kalabilmektedir. Bu nedenle afetler önemli oranda fiziki ve psikolojik zararlara yol açmaya devam etmektedir. Afetlerin kayıpsız veya en az seviyede kayıpla atlatılması için afete hazırlık, afet yönetimi ve afete müdahale çok büyük önem taşımaktadır. Afetler ister doğal isterse insan kaynaklı olsun, ulusal veya uluslararası yardım faaliyetlerinin hedefi felaketler yüzünden oluşan acıları dindirmek, kayıpları azaltmak ve her felaketzedeye insani değerlere uygun bir yaşam düzeyi sağlamaktır.
Bu kitabın öncelikle afet yönetimi ve insani yardıma ilgi duyan her kesimden okuyucunun, kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarında çalışan planlamacı, uygulayıcı ve yöneticilerin, bu alanlarda topluma yardımcı olmak isteyen gönüllülerin ve söz konusu alanlara ilgi duyan araştırmacı ile öğrencilerin başvuru kaynağı olarak ilgisini çekeceği değerlendirilmektedir. Ayrıca jeolojik yapısı, topografyası ve iklim özellikleri nedeniyle doğal afetlerle, siyasi coğrafyası nedeniyle de uluslararası siyasi krizlerle sık sık karşılaşan ülkemizin afet yönetimi ve insani yardım faaliyetleri gelişimine katkıda bulunacağını düşünülmektedir.
Onur Kemal Yılmaz "Akıllı Şehir" kavramı gelecekte önemli bir konu olarak tartışılmaya devam edecektir. Bu süreçte sayısız bilimsel çalışma yapılacak ve uygulamalar hayata geçirilecektir. Konuyla ilgili olarak bu kitap ile dünyanın önde gelen akıllı şehri Amsterdam'dan seksen adet akıllı şehir uygulaması derlenmiştir. Belediyeler için faydalı olması düşünülen bu çalışmanın amacına ulaşmasını dilerim.
Belediyelerin yanı sıra akademik çalışma yapanların, araştırmacıların ve girişimcilerin de bu çalışmadan yararlanabileceklerini umuyorum.
Abdulkerim Diler, Ali Nazmi Can Doğan, Aziz Gül, Bekir Deniz, Canan Tun İnan, Cemalettin Ayvazoğlu, Deniz Özyakışır, Ebru Subaşı, Ertan Doğan, Gülçin Çelikbıçak, Gülnara Goca Memmedli, Hürriyet Çimen, İhsan Kurtbaş, Kemal Yazıcı, Leman Albayrak, Mahir Murat Cengiz, Murat Demirel, Murat Şeker, Mustafa Caner Timur, Onur Akçakaya, Pınar Ayvazoğlu Demir, Servet Arslan, Sevgi Coşkun, Sibel Selda Barak, Sümeyye Kara, Şevket Kaan Gündoğdu, Yaşar Erdoğan Jacques Ellul, “Söz, bizi zamana yerleştirir.” der. Bu çıkarsama, modern zamanlarda, epistemolojiyi, ontolojik açıdan varoluş sorununa karşı keskin bir reçete olarak sunma eylemidir. Zira günümüz dünyasının en önemli sorunlarından biri, rutinin kıskacında yer yer alışkanlıklara dönüşen davranışların içindeki nice değer kodlarının ve güzelliklerin yitip-giden zenginliğidir. Ardahan ili, modernleşme ve küreselleşmenin farksızlaştırdığı özgün değerlerin, zamanın ruhuna direnç gösterdiği güzide bir Anadolu toprağıdır. Endüstriyel kapitalizmin risklerle donattığı yerkürede, bozulmamış, bereketli ve güvenilir bir sığınaktır.
Ne var ki, buradaki tespitimiz, bıçak sırtı bir tespittir. Nitekim Ardahan’ın kirlenmemiş/el değmemiş doğa güzellikleri, yer altı ve yer üstü zenginlikleri, güçlü birtakım gizil potansiyelleri ve sahip olduğu somut/soyut değerleri ile bir yandan işlenmeyi/değerlendirilmeyi beklerken; öte yandan titizlikle korunmayı ve muhafaza edilmeyi gerektirmektedir. Diyebilirim ki; Ardahan Değerlemeleri serisi; topyekûn bir söz olarak, bu hassasiyetlerle Ardahan’ı zaman(d)a yerleştirme gayretiyle ortaya çıkan bir şehir monografisidir.
Bu düşüncelerle, geçen yıl ilki hazırlanan Ardahan Değerlemeleri -I- kitabından sonra serinin 2. kitabı olan bu çalışmada, Ülkemizin farklı üniversitelerinden 34 yazarın daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış 21 bilimsel makalesi yer almaktadır. Ardahan ili, pek çok zenginlik, varlık ve potansiyeli ile hemen tüketilemeyecek ölçüde geniş bir değerler spektrumuna sahip olduğundan; sizler, Ardahan Değerlemeleri -2- kitabını okuduğunuz dönemde, serinin sonraki sayısı için bizler yolda olacağız. Kitabın ilgilisine fayda getirmesini ümit ediyor; keyifli okumalar diliyoruz.
Ali Erbaşı İlk ve ortaöğrenimini Ankara'da tamamlayan Erbaşı, lisans ve yüksek lisansını Kırıkkale Üniversitesi İşletme bölümünde tamamlamıştır. Halen Selçuk Üniversitesi İşletme A.B.D.'nda TÜBİTAK burslu doktora eğitimine devam etmektedir. 2005-2007 yılları arasında Kırşehir Belediyesi Mali Danışmanı görevini üstlenmiş ve aynı yıllarda Ahi Evran Üniversitesi Çiçekdağı MYO'nda Öğretim Elemanı olarak görev yapmıştır. 2007 yılında Selçuk Üniversitesi Seydişehir MYO İşletme bölümünde Öğretim Görevlisi olarak göreve başlamış ve halen burada görevine devam etmektedir. Uluslararası projelerde Koordinatör, Koordinatör Yardımcısı ve Danışman gibi görevler üstlenmiş ve 6 AB projesi hazırlamıştır. Hakemli dergilerde yayınlanmış yirminin üzerinde akademik çalışmaya sahip olan Erbaşı, İçişleri Bakanlığı ve AB onaylı Yerel Yönetimler Mali Danışmanı sertifikasına sahip olup İngilizce bilmektedir ve evlidir.
Büşra Buran, Füsun Esenkal Çözeli, Gizem Özgürel, Hakkı Çılgınoğlu, Hasan Özçelik, İpek Yaylalı, İsmet Türker Cedimağar, Oğuz Çam, Sabri Öz, Şükrü Mete Tepegöz, Yasemin Oğuzlar Tekin, Yasin Cemal Galata, Yunus Özcan Türk kamu idare sistemi sürekli bir gelişim ve dönüşüm hâlindedir. Bu süreçten yerel yönetimler de doğrudan etkilenmektedirler. Yerel yönetimler içinde baş aktör olarak belediyeler, sahip oldukları bütçeleri, personel kapasiteleri ve yetkileri ile ön plana çıkmaktadırlar. Konuyla ilgili olarak bu çalışma ile amaçlanan; belediyelerin her geçen gün artan önemlerine disiplinlerarası bir yaklaşımla dikkat çekmektir. Kitap içerisinde öğretim üyeleri, kamu bürokratları ve özel sektör temsilcileri kendi uzmanlık alanlarına göre belediyelerin genişleyen ekosistemleri üzerine çalışmalar sunmuşlardır. Pandemi (Covid-19), turizm, göç, finans, toplum 5.0 ve akıllı şehir, halkla iletişim, iç denetim, destinasyon markalaşması ve ekonomi konuları bu kitapta ele alınan çalışmalardır. Kitapta İngilizce ve Türkçe olarak 10 çalışmaya yer verilmiştir.
Abdullah Metin, B. Mert Demir, Erdem Ayçiçek, Fatih Kocaoğlu, Fatih Şahin, Fatma Gül Gedikkaya, İbrahim İrdem, Kenan Polat, M. İlker Haktankaçmaz, Merve Suna Özel Özcan, Metin Özkaral, Nail Öztaş, Ömer Gündüz, Selman S. Kesgin, Süleyman Sıdal, Tuğçe Gür Türkdoğan, Turgay Altun, Vildan Armağan, Yalçın Murgul, Yıldırım İbişoğlu Bürokrasi, sanılanın aksine, çok yaygın bir olgudur; bir örgütlenme, iş yapış biçimidir ve yeryüzünde bürokratik olarak örgütlenmemiş bir devlet örneği yoktur. Devletler dışında, özellikle Sanayi Devrimi sonrası büyüyen ve özellikle kitle üretimi yapan fabrikaların, hizmet örgütlerinin, finansal kuruluşların, üniversitelerin neredeyse tamamı az ya da çok bürokratik örgütlenme biçimini ve işleyişini uygulamış ve günümüzde uygulamaya da devam etmektedir.
Bürokrasi gibi hakkında pek çok şey yazılmış ve yapılmış bir konuda literatürü derleyen ve eldeki klasik malzemeyi işleyerek üzerine az da olsa bir şeyler ekleyen kaynak bulmak oldukça zordur. Bürokrasi hakkında pek çok şeyi tespit ve tasnif ederek okurlarına derli toplu bir başvuru eseri takdim etmek ve alandaki boşluğu doldurmak bu kitabın ortaya çıkış amacıdır.
Kamu yönetimi, siyaset bilimi, kamu politikası ve örgüt ve yönetim alanı başta olmak üzere pek çok disiplinin ilgi alanına giren bürokrasinin çok farklı tanımları ve açıklamaları yapılmıştır. Farklı tarih dönemlerinin özellikleri, yazarların benimsedikleri değer ve ideoloji setleri, tanımların ve açıklamaların üzerine inşa edildikleri varsayımları ve dolayısıyla tanımları ve açıklamaları kökten etkileyebilmektedir. Bu durum elinizdeki kitabın neredeyse her bir bölümünde görülebilmektedir: Bürokrasi kimi bakış açılarında en üstün ve en etkin bir örgütlenme, yönetim ve üretim biçimiyken, diğerlerinde hantallığın, israfın beceriksizliğin sebebi olarak görülmektedir; yine bazılarında kamu hizmetlerinde eşitlik ve adaleti ve hatta kalkınmayı sağlamanın kestirme ve başarılı yolu olarak görülürken, diğer bazılarında egemen sınıfların toplumu sömürme aracı olarak takdim edilmektedir. Kitap, bu farklılıklara birincil kaynaklardan hareketle eşit muamele etmeyi gözeten bir başvuru kaynağı olma niyetiyle yazılmıştır.
Feriştah Yılmaz Avrupa Birliği'nin Schengen sonrası sınırlarında artan sorunlara karşı bir önlem olarak geliştirdiği Bütünleşik Sınır Yönetimi modeli, Avrupa Birliği'nin Genişleme Politikası ile aday ülke konumunda olan ve Balkanlar sınırının en doğusunda bulunan Türkiye'yi de etkilemiştir. Kitapta Avrupa Birliği'nde değişen güvenlik yaklaşımının sınırlar üzerinde etkisi Avrupa Birliği'nin dış güvenliğe dair politikaları çerçevesinde değerlendirilerek bütünleşik sınır yönetimini hazırlayan süreç Avrupa Konseyi'nin anlaşmaları ve zirveleri çerçevesinde temellendirilmektedir. Küreselleşme sonrası güvenlik sorunlarının etki alanının genişlemesi, güvenli ve serbest dolaşımın Avrupa Birliği üye ülkelerinde yayılmasının sağlanması ve güvenlik konusunda tüm ülkelerin ortaklaşa bütünleşik bir model oluşturması amacıyla oluşturulan Bütünleşik sınır yönetiminin temeli, şartları ve kuralları detaylı bir şekilde açıklanmaktadır. Avrupa Birliği'nin dış güvenlik hakkındaki kararlarının transit ülke konumda bulunan Türkiye üzerindeki etkisi sınırla ilgili alınan kararlar, değişen kurumlar ve devam eden süreç çerçevesinde ele alınmaktadır. Özellikle Türkiye'nin mevcut mevzuatı sınır çerçevesinde ele alınmakta, sınırdaki aktörler, roller ve sorumluluklar belirlenerek ideal sınır yönetimine dair tespit ve öneriler belirlenerek bir çerçeve çizilmektedir. Bu kitabın Avrupa Birliği sınırları ve bir sınır yönetim modeli olarak Bütünleşik Sınır Yönetimi konusunda bilgi sahibi olmak isteyen ve bu konuda çalışmak isteyen kişiler için yol gösterici olacağı düşünülmektedir.

Yaşar Okur “İller Bankası, Türkiye'de yerel yönetimlerin tek bankası. Büyükşehirler, bu Banka'nın sermayesine en büyük katkıyı yapan sahipleri ve mevcut durumda Türkiye nüfusunun yaklaşık %80'inin yaşadığı ve hizmet beklediği yerleşim birimleri. Uzun zamandır büyükşehirlerin sayısının artırılmasına ve hizmet bütünleştirmeleri yapılarak işlerin optimal ölçekte gerçekleştirilmesine yönelik çalışmaların olduğu, dolayısıyla çok daha fazla nüfusun büyükşehirlerde yaşayacağı ve işlerin büyükşehir ölçeğinde gerçekleştirileceği beklentisi var. Büyükşehir ölçeğindeki ilişkilere göre kurumsal gelişim ve iş geliştirme, klasik yapılanmanın ötesinde bir yeniden yapılandırmayı gerektirmekte. Böylesi bir konuda güçlü bir saha ve literatür taraması ile alanında ilk akademik çalışma olması ve değerlendirmelerini doküman incelemesinin yanında Banka ile doğrudan iş ilişkisi içerisinde olan, farklı bölge, parti ve iş geçmişi bulunan çok sayıda büyükşehir belediyesi yöneticilerinin görüşleri ile uzun zamandır Banka'da çalışan yazarının gözlemlerine dayandırması, çalışmanın gücü ve özgünlüğünü oluşturmakta. Gelecekte bu alanda yapılacak çalışmalar için ilk olması ve doktora tezi düzeyinde kaynak teşkil etmesi, tespit ve önerileriyle Banka, büyükşehirler, yerel yönetimler, merkezi yönetim ve ilgililer için vizyon teşkiline önemli katkılar vermesi beklenmekte. Sizleri alanına değer katacak bir çalışma olan eser ile baş başa bırakıyorum. “
Prof. Dr. Hamza ATEŞ

“Bu eserde akademik çalışma alanları açısından oldukça yeni ve önemli olan bir konu işlenmiştir. Uzun yıllardır İller Bankası'nda çalışan yazarın güçlü bir saha araştırmasıyla desteklediği çalışmasında ortaya konulan tespit ve öneriler esere özgün bir nitelik vermiştir. Konuya ilgi duyan okuyuculara yararlı olması dileğiyle.”
Prof. Dr. Ramazan ŞENGÜL
Özer Çınar Gelişen teknoloji, endüstrileşme ve nüfus artışı ile birlikte bu denge sürekli bozularak çevre kirliliğinin önemli boyutlarda artmasına neden olmaktadır. Çevre kirliliğinin en büyük nedenlerinden bazıları ülkelerin gelişmelerine dayalı kalkınmanın temel unsurlarını oluşturan tarım, sanayi, ulaşım, turizm ve enerji sektörleridir. Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de çevre kirliliği sorunları, toplumun yeterli duyarlılık göstermemesi nedeniyle her geçen gün artmaktadır. Çevre kirliliğinden kaynaklanan sorunların çözümü yine dengeyi bozmada başrol oynayan insanların alacağı önlemler ile mümkün olacaktır. Bu sorunların tanımlanması ve sorunların kontrolü konusundaki çalışmalara mütevazı bir katkı sağlamak üzere hazırlanan bu eser 5 ana bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler; su kirliliği, toprak kirliliği, katı ve tehlikeli atıklar, hava kirliliği ve küresel ısınma ve iklim değişikliği olarak sıralanmıştır. Her bölümde, sorunlar hakkında detaylı bilgi verildikten sonra bu sorunların çözümüne yönelik metotlar tartışılmıştır.
P. Aarne VESILIND, Susan M. MORGAN, Lauren G. HEINE, Cengage Çevre kirlenmesi veya çevresel olaylar, halk sağlığını doğrudan veya dolaylı etkilemekte olup, etkisi çoğu zaman hemen görülmeyip uzun sürede akut veya kronik rahatsızlıklar şeklinde kendini göstermektedir. Kitap, halk sağlığını etkileyen farklı boyutlarda çok sayıda olay içermekte olup, bu olaylar, çevre mühendisliğinin hangi boyutlarda ve hangi konularda çalıştığını veya çalışması gerektiğini göstermektedir. Kitap, sadece çevre mühendislerinin çalışma sahalarını göstermekle kalmamakta, aynı zamanda sözü edilen olaylara yol açan tesisleri işleten farklı meslek mensupları ve kamu idaresinde karar verici konumda olanlar için de yol gösterici nitelikte önemli bilgiler içermektedir. Üretim teknolojileri ve ürünlerin, çevre dostu teknolojiler veya ürünlere dönüştürülmesinin daha iyi ifade edilebilir gerekçesi de bu kitapta çok açık bir şekilde yer almaktadır. Kitap, sadece çevre mühendislerini değil, hayatın her alanında faaliyet gösteren bütün bireyleri yakından ilgilendiren konuları yaşanmış örneklerle vermektedir.
Kitap, çevre problemlerini belirleme ve çözümleme konusunda karmaşık örnekler sunarak başlamakta, mühendislerin teknoloji, fayda/maliyet, risk ve etikle ilgili kararları verirken kullandıkları araçlar, etik üzerine irdeleme, boyutlar ve birimlere giriş, kütle dengesine giriş, reaksiyonların açıklanması, ideal reaktör teorisi, kütle dengesi yaklaşımının enerji akışına uygulanması, ekosistemlerde meydana gelen ilginç reaksiyonlar, kütle dengesi yaklaşımı ve reaksiyon kinetiği kullanılarak ekosistemlerin açıklanması, temiz su arayışı, su kalitesi özellikleri, su temini ve arıtımı, atık su arıtımına giriş, hava kirleticiler ve hava kirlenmesi kontrolü, evsel katı atıklar, tehlikeli atıkların yönetimi, gürültü kirliliğine giriş ve çevre dostu (yeşil) mühendislik etiği kapsamında faaliyetlerin sürdürülebilmesi için yapılabilecekler hakkında bir değerlendirme ile sonlanmaktadır.
Linda Steg - Agens E. Van Den Berg - Judith I. M. De Groot Yirmi birinci yüzyılın başında kirlilik, ormanların yok edilmesi ve iklim değişikliği gibi çevresel problemlerin dünya ekosistemlerini giderek daha fazla etkilediği aşikârdır. İnsan davranışının, bu problemlerin ana sorumlularından biri olduğu görüşü artık benimsenmektedir. Çevre psikolojisi bireylerle onların yapılı ve doğal çevreleri arasındaki ilişkiyi inceleyen bir disiplindir.
Çevre psikologları, bir yandan çevrenin insan deneyim, davranış ve sağlığına etkisini, diğer yandan da insanın çevreye etkisini (çevresel davranışı) etkileyen faktörleri incelerken çevreci davranışı artırmanın yollarını da araştırır. Çevre psikolojisinin süregelen ve giderek artan kaygısı ise, bir yandan insanların iyilik-hâlini ve yaşam kalitesini korurken, diğer yandan da çevresel problemleri geriye döndürecek şekilde insan davranışlarını değiştirmenin yollarını bulmaktır.
Kitabımızda bu konularla ilgili teori ve araştırmalar sunulmaktadır. Kitap ayrıca çevre psikolojisi alanının özellikleriyle ilgili tartışmaları ve araştırmalarda kullanılan başlıca metotları, çevresel ve çevreci davranışı etkileyen faktörleri, çevresel sürdürülebilirliği, disiplinler arası çevresel yaklaşımları, çevre politikalarının oluşturulmasını ve halkın çevre politikalarına karşı tutumlarını farklı yaklaşım açılarından irdelemektedir.
Kemal GÖRMEZ Bir bilgenin “Tabiatın insanoğlundan intikamı” diye tanımladığı ekolojik sorunlar, bugün insanoğlunun karşılaştığı temel sorunlar arasındadır.
20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren insanlığı tehdit eden sorunlardan biri hâline gelen çevre sorunları, kökü çok eskilere uzanmasına rağmen, genelde Sanayi Devrimi’nin sonucunda hissedilir hâle gelmiştir. O zamandan bu yana da sürekli artarak büyük boyutlara ulaşmıştır. Son yıllarda geliştirilen tedbirlere rağmen henüz pek çok insan gelecekten ümitli değildir. Önceleri sadece kirlenme olarak algılanan ve gün geçtikçe toplumsal hayatın bütün alanlarını kapsayan bu sorun üzerinde tartışma ve araştırmalar gittikçe yoğunlaşmaktadır.
Bu kitap, esas olarak öğrencilerin ekoloji ve çevre sorunları ile ilgili kaynak ihtiyacını karşılamak amacıyla yazılmıştır.
Seçil Mine Türk Çevresel güvenlik kavramı, Soğuk Savaş sonrası dönemde önemi giderek artan insan güvenliği, ortak güvenlik ve kaynak çatışması yaklaşımlarını da içine alan çok geniş bir kavramdır. Geleneksel güvenlik anlayışı dar bir bakış açısına sahiptir ve güvenlik politikaları geleneksel anlayışın yanısıra çevre ile ilgili politik yaklaşımları da içine alacak şekilde genişlemelidir. Bu doğrultuda, çevre konusu ve çevre ile ilgili temel sorunlar yüksek politika alanı olarak kabul edilmelidir. Çevre sorunları askeri yöntemlerle çözülememekte, devletler bu sorunların çözümünde yetersiz kalmaktadırlar. Çevresel güvenlik yaklaşımı bu sorunlar karşısında bir araç olarak görülmektedir.
Yeni güvenlik anlayışı çerçevesinde Marmara Denizi'nde gerek fiziki gerekse hukuki açılardan birçok çevresel güvenlik riski vardır. Bu riskler, deniz ekosistemini ve bölgede yaşayanları tehdit etmektedir. Marmara Denizi ve Bölgesi hem Türkiye'nin ulusal hakları hem de buradaki ortak değerler bağlamında korunması gereken bir alan olarak kabul edilmektedir.
Bu çalışma esas olarak çevresel güvenlik yaklaşımları ekseninde Marmara Denizi'nin çevresel güvenlik sorunsalını irdelemek ve bu bölgede ortaya çıkan çevre sorunlarının çözümü için bir çerçeve oluşturmak üzere yazılmıştır.
Pan American Health Organization İnsanlar için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplara yol açan afetler; doğal, teknolojik veya insan yapısı kökenli olaylardır. Çağlar boyunca toplumların en önemli problemlerinden birisi olarak normal yaşamı ve insan faaliyetlerini durdurarak veya kesintiye uğratarak toplulukları etkilemiştir.
Ülkemizin jeolojik, topografik yapısı ve iklim özellikleri doğal afetlerin çok sık yaşanmasına neden olmaktadır. Özellikle, önemli bir deprem kuşağı üzerinde bulunmamız, gelişen bilim ve teknolojiye rağmen birçok tahribat ve zarara yol açmaktadır.
Afetler önemli bir halk sağlığı sorunudur çünkü sadece yiyecek, su, ilaç yokluğuna değil; sıcak, soğuk, kanserojen kimyasal maddelere, ruhsal etkilere maruz kalmaya neden olabildikleri için insan sağlığını olumsuz olarak etkilemektedir.
Bu kitabın afet konusunda çalışanlara yararlı bir kaynak kitap olması dileği ile herkese afetsiz bir yaşam diliyorum.
Mehmet Altınöz Belge yönetimi geleneksel anlamda mekanik yöntemlerle yapılırken, günümüz otomasyon sistemlerinin gelişimi ve örgütlerin “sanallaşması” çağdaş örgütlerde evrak yönetiminin de sanal ortamlarda yürütülebilmesine olanak sağlamıştır. Sanal dosyalama ve arşivleme yöntemleri, bazı yasal yükümlülüklerin belge yönetiminin formel ve somut biçimde yürütülmesini zorunlu kılmasının dışında, çağdaş arşiv yönetimi anlamında yaygın olarak kullanılabilmektedir. Elinizdeki eser sanal veya somut olmak üzere, evrakın ortaya çıkmasından, dosyalama biçim ve arşivleme sistem seçimine kadar geçen aşamaları detaylıca ortaya koymaktadır.
Abdulvahap Akıncı, Ahmet Uçar, Ali Gökhan Gölçek, Alper Doğan, Altuğ Murat Köktaş, Bilal Göde, Burak Hamza Eryiğit, Ceyda Şataf, Çiğdem Akman, Deniz Abukan, Dilek Memişoğlu Gökbınar, Ekrem Karayılmazlar, Elif Ayşe Şahin İpek, Fatma Neval Genç, Gökhan Dökmen, H. Tuğba Eroğlu, Habip Demirhan, İbrahim Attila Acar, İsmail Ciğerci, İsmail Sadık Yavuz, Kamil Güngör, Levent Memiş, Mehmet Ali Yüksel, Melih Kabayel, Mine Biniş, Murat Albayrak, Mustafa Miynat, Neslihan Yılmaz, Oğuzhan Erdoğan, Özcan Sezer, Özgür Saraç, Recep Tekeli, Sefa Usta, Semih Köseoğlu, Timur Türgay, Ülkü Arıkboğa, Volkan Topçu, Volkan Yurdadoğ, Yakup Karaca, Zeynep Ağdemir Dünya örnekleri bakımından yerel yönetimlerin yönetim tercihleri, ülkelerin siyasi yapıları ile yakından ilgilidir. Bu bakımdan her ülkenin kendine has özellikler sergilemesi kaçınılmazdır. Bu yüzden yerel yönetim konusu tek başına bir siyasi tercih veya yönetim birimi olmaktan ibaret değildir. Kentleşme, kırsal kalkınma, çevre, yönetim ve yönetişim gibi pek çok alan bu süreçlerin bir parçasıdır.
Kitap kapağında bayrakları yer alan 26 ülke, dünyanın farklı bölgelerinden ve farklı yönetim şekillerine sahip ülkelerden seçilmiştir. Kitapta, bu ülkelerin siyasal ve yönetsel yapılanmaları ve yerel yönetimlerin idari ve mali yapıları yer almaktadır. Üniter ve federal yapılar birlikte incelendiği için çok farklı uygulamaları bir arada görmek mümkündür. Türkiye'nin AB süreci de göz önüne alınarak kitabın son bölümünde Avrupa Birliği'nde subsidiarite ilkesinin mali görünümüne yer verilmiş ve uygulamadaki farklılıklar ortaya konulmuştur. Ayrıca her bir ülke ele alınırken, bölüm sonlarında Türkiye ile karşılaştırması yapılarak değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Bu kadar farklı ülkenin bir arada yer alması aynı zamanda mukayese imkânı da sunmaktadır. Kitap içeriğinde bilindik ve alışageldik yerel yönetimler listesinde yer alan ülkeler dışında da ülke örnekleri yer bulmaktadır. Merkezî planlamadan piyasacı ekonomi anlayışına geçen ülkelerin bu kitap çalışmasında yer alması, uzak coğrafyalar ve literatürde az bilinen ülkelerin varlığı bu çalışmayı hem uzmanlar hem de araştırmacılar için değerli kılmaktadır. Unutulmamalıdır ki yerel halkın “toplam mutluluğu” iyi uygulamaların yaygınlaşması ile mümkün olacaktır.
Murat YILDIRIM e-devlet sürecinde, bilgi ve iletişim teknolojileri, basitçe yurttaşların internet üzerinden belli bilgilere erişimini sağlamak ve birtakım işlemleri yapmasını kolaylaştırmak için olduğu kadar, daha ileri düzeyde, kamu örgütlerini daha etkin ve verimli bir hale getirmek ve demokrasiyi güçlendirmek için de kullanılabilmektedir.
e-devlet girişimleri, özellikle, bilgi ve iletişim teknolojilerinin teknik kapasitesinden en üst düzeyde yararlanarak kamu yönetimini rasyonel bir işleyişe kavuşturmayı amaçlamıştır. Bu çalışmada e-devlet uygulamalarının siyasal sistemi ve kamu yönetimini daha şeffaf, demokratik, duyarlı ve etkin bir hale getirmesi için olanaklar sunması nedeniyle yurttaşlık bağını güçlendirici bir rol üstleneceği ileri sürülmüştür. Bu bakımdan yurttaş odaklı bir kamu yönetimine, ne bürokrasinin profesyonel ya da kurumsal çıkarları ne de yeni kamu yönetiminin müşteri olarak yurttaşı esas alınmıştır. Ayrıca yeni kamu hizmetinin yönetişim merkezli yurttaş anlayışına karşı ihtiyatlı bir biçimde yaklaşıldığının da altı çizilmelidir.
Ahmet Ali Artun, Ali Kuru, Bilge Kağan Şakacı, Cenay Babaoğlu, Erkan Çakır, Esra Banu Sipahi, Hasan Alpay Karasoy, Hayriye Şengün, İhsan Korhan Başer, Levent Memiş, Mohamadan Abdulkasan, Murat Küçükşen, Murat Yaman, Nesrin Açıkgöz, Oğuzhan Erdoğan, Onur Kulaç, Ozan Yetkin, Özgür Vural, Recep Fedai, Tekin Avaner, Türken Çağlar, Yunus Düger, Zeliha Erol Bu kitabın kaleme alındığı günlerde ülkemizin dört bir yanında meydana gelen doğal felaketler, Türkiye’nin coğrafi açıdan taşımış olduğu afet risklerini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Elazığ merkezli 6,8 büyüklüğündeki depremde ve Van’ın Bahçesaray ilçesinde yaşanan çığ felaketinde toplam 82 vatandaşımızın hayatını kaybetmesi, kamu politikaları açısından afet ve acil durum yönetiminin yanı sıra afetlere dirençli bir toplum oluşturabilmek için vatandaşlara verilmesi gereken afet eğitimlerinin önemine dair de kamuoyundaki farkındalığı arttırmıştır. Bu amaçla gerçekleştirilmesi elzem olan faaliyetlerden bir tanesi de bu çalışmanın odak noktasını oluşturan, afetlere bütüncül ve interdisipliner bir bakış açısıyla yaklaşılmasıdır. Bu kapsamda, özellikle afet ve acil durum yönetimi ile ilgili çeşitli disiplinlerin ortak yönleri çalışma içerisinde derinlemesine ele alınmıştır.
“Bizler, bilim insanları olarak afetlerde hiçbir vatandaşımızın zarar görmemesi için akademik katkı bağlamında kazanımlarımızı paylaşarak sunmaya çalışmaktayız. Kitabımızı, Elazığ depreminde ve Van’ın Bahçesaray ilçesindeki çığ felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlarımızın aziz anılarına armağan ediyoruz. Milletimizin başı sağ olsun.”
Ahmet Yatkın, Ümmühan Nazan Yatkın Bu kitapta, halkla ilişkiler ve genel olarak iletişim kavramları ve uygulama alanları üzerinde durulmuştur.
Yönetici ve orta kademe yöneticilere, halkla ilişkiler faaliyetlerinde ve iletişimlerinde yararlı olacak konular kitapta ifade edilmeye çalışılmıştır. Halkla ilişkilerin gelişimi ve günümüzdeki önemi, bir yönetim işlevi olarak iletişim, iletişim engelleri, bu engellerin giderilmesi, örgütsel iletişim ve iletişimde kalite başlıkları altında konular detaylı ele alınmıştır.
Kitabın konuyla ilgili eğitim gören öğrencilere ve alanda çalışanlara yardımcı olacağına inanılmaktadır.
N.F. GRAY, Cambrıdge Bu kitapta, günümüz Dünya'sında içme suyu temini ile ilgili problemler hakkında detaylı bilgiler bulunmaktadır. Kitabın yayınlanan birinci baskısından bu yana, özellikle içme suyu algısı ve düzenlemeleri ile ilgili olarak su işletmelerinde büyük değişimler olmuştur. Su şirketleri ve düzenleyicileri yeni bazı sorunlar ile karşı karşıya kalmışlardır. Küresel ısınma hem su temininin sürdürülebilirliğini hem de suyun kalitesini ciddi bir ölçüde etkilemiştir; kimyasal ve mikrobiyal analizlerdeki gelişmeler daha önce suda tespit edilemeyen ve bilinmeyen bir çok yeni kirleticiyi ortaya çıkarmıştır; ve yakın zamanlarda gerçekleştirilen terörist saldırılar suların kirlenme ve bozulmaya ne kadar açık olduğunu göstermiştir. Kitabın yeni olan bu baskısı, genel olarak mevcut ve yeni ortaya çıkan problemleri ve onların nasıl çözülebileceğini anlatmaktadır. Kitap tamamıyla güncelleştirilmiş; WHO'nun revize edilen yeni İçme Suyu Standartları eklenmiştir.
İçme Suyu Kalitesi çevre bilimi, hidroloji, çevre sağlığı, ve çevre mühendisliği dersleri için ideal bir kitaptır. Kitap aynı zamanda su temini çalışmalarını gerçekleştiren uygulayıcılar için kaynak teşkil etmektedir.
İhsan Kurtbaş,Abdullah Topcuoğlu, Ali Çımat, Ayvaz Bartik, Bülent Yıldız, Can Sağlam, Ceyda Yerdelen Kaygın, Denizcan Tamer, Engin Dinç, Erkan Tokucu, Gökhan Kerse, Havvanur Feyza Kaya, Murat İnce, Mustafa Caner Timur, Nebiye Yamak, Nilcan Albayrak, Özlem Eştürk, Rahmi Yamak, Ramazan Taşçı, Serkan Samut, Seymur Ağazade, Tarık Duran, Tuncer Yılmaz, Yağmur Kerse, Zehra Güven Kılıç, Zekai Öztürk İktisadi ve idari bilimler; ulusal ve uluslararası düzeyde ekonomik, siyasi ve yönetsel konularda, analitik bir bakış açısıyla sorunları tespit ederek çözüm önerileri getiren ve böylelikle alınan kararlara, yapılan planlama, araştırma, yönetme, uygulama ve değerlendirmelere kaynak teşkil eden bir alandır. Bu açıdan modern toplumlarda, ekonomik ve yönetsel olmak üzere sosyal bilimler alanındaki iki elzem alanda değer üreten iktisadi ve idari bilimler, günümüzde önemi, her geçen gün, daha fazla artan bir disiplindir.
Ülkemizdeki farklı üniversitelerden 25 yazarın 11 makalesinin yer aldığı bu kitap, iktisadi ve idari bilimler alanında hakem değerlendirmesinden geçen güncel, ampirik eserlerden oluşan bir “seçki”dir.
Kitapta;
• Türkiye'nin enerji ihtiyacı ve bu ihtiyacın giderilmesinde yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi;
• OECD Ülkeleri örneğinde, Çevresel Kuznets Eğrisi'nin test edilmesi;
• Zaman serisi bileşenlerinin çarpımlı model kullanılarak belirlenmesi yoluyla 2018 yılı Türkiye turizm gelirleri üzerine bir tahminleme;
• Kalman Filtre Yöntemi ile Türkiye'deki sanayi sektörü öğrenme eğrilerinin tahmini;
• TOPSIS analiz yöntemi ile BIST KOBİ Sanayi Endeksi'nde yer alan işletmelerin finansal performanslarının karşılaştırılması;
• Bir model uyarlaması ile bağımsız denetim işletmelerinin sürekliliğinin değerlendirilmesinde diskriminant analizinin kullanımı;
• Bir meta analizi çalışması ile içsel pazarlama ve iş tatmini arasındaki ilişkinin incelenmesi;
• Telekomünikasyon işletmesi örneğinde işletmelerde güç mesafesi algısı;
• 21. Bölge örneğinde, hedonik konu fiyatları ile tüketici fiyatları arasındaki dinamik ilişki;
• Muğla ili örneğinde, asgari ücret algısı ile asgari ücret değişimlerine verilen tepkinin ölçülmesi;
• Şanlıurfa ili örneğinde, pamuk üretimi ile fiyat ilişkisinin Koyck Yaklaşımı ile analizi gibi konular ele alınmaktadır.
Uzun erimli çabalar sonucunda hazırlanan ve iktisattan, pazarlamaya; işletmeden, muhasebe ve finansmana kadar farklı alanlardan özgün çalışmalara yer veren bu kitabın, ilgilisine faydalar getireceğini ve alan-yazının gelişimine mütevazı da olsa bir katkı sunacağını umuyoruz.
Zekeriya Açıkgöz Kamunun yeniden yapılandırılması amacıyla başlatılan reform çalışmaları kapsamında yürürlüğe konulan 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ile Türkiye'nin yönetim yapısı içinde büyük bir öneme sahip olan il özel idarelerinde yerinden yönetim ilkesine uygun olarak köklü değişiklikler yapılmıştır.
Yürürlüğe konulan bu kanun ile il özel idarelerinin daha etkin ve verimli bir şekilde hizmet sunabilmeleri amacıyla görev, yetki ve sorumlulukları ile organlarının yapısında önemli değişiklikler gerçekleştirilerek daha demokratik, katılımcı ve saydam bir yapıya kavuşturulmaya çalışılmıştır.
Bu çalışmada kuruluşundan günümüze kadar il özel idarelerinin tarihsel gelişimi kapsamlı bir şekilde incelenerek, T.C. Anayasalarında il özel idarelerinin yeri, 3360 ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunlarının karşılaştırmalı analizi, yeni kanunla getirilen yenilikler ve bu yeniliklerin İstanbul İl Özel İdaresine yansımaları kapsamlı bir şekilde incelenmiştir.
Zülkif Dağlı Bu kitapta Türkiye'de yapısal reform çabaları ve kamu yönetimine yönelik yenileme ve değişim çabaları irdelenmekte, ayrıca 6360 sayılı Kanun ile oluşturulan “Genişletilmiş Büyükşehir Modeli”nin Türkiye'de yerel yönetim anlayışını ne derece değiştirdiğine ilişkin algı ölçülmekte ve uygulamanın sonuçları ortaya konulmaktadır.
Bu bağlamda 6360 sayılı Kanun sonrasında Mülki İdare birimleri ile Büyükşehir Belediyesi arasındaki hizmet sunumu, İl Özel İdarelerinin tüzel kişiliklerinin kaldırılmasının ardından eskiden köy olan mahallelerde hizmet sunumundaki kalite, İl Özel İdarelerinin tüzel kişiliklerinin kaldırılmasıyla oluşturulan ve tüzel kişiliğe kavuşturulan Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıklarının yeni işlevinin etkililiği, Büyükşehir Belediyesi ile İlçe Belediyeleri arasındaki görev ve yetki paylaşımının etkileri, Belde belediyelerinin mahalleye dönüşmeleri sonucunda hizmet sunumunda nasıl değişiklikler meydana geldiği, Köylerin mahalleye dönüşmesiyle kırsal kesimde hizmetlerin ne kadar etkin ve verimli verildiği, “Köylere Hizmet Götürme Birlikleri”nin tüzel kişiliklerinin kaldırılmasıyla köylere dönük yatırımlardaki değişim Kocaeli ve Sakarya örneği ele alınarak nicel araştırma yöntemi çerçevesinde incelenmektedir.
Demet Gürüz, Ayşen Temel Eğinli Anlamak için de anlatmak için de anlaşmak için de vazgeçemediğimiz bir şey iletişim… Anladıklarımızı, anlattıklarımızı, anlaşmalarımızı sürdüren ve yanıtlayan kaçamadığımız bir döngü… Bizden bize, bizden size, sizden bize, kısaca insandan insana sürekli giden ve gelen bir yürüyen merdiven… Yaşamın temel bir taşı iletişim…
İletişimsizlikten yakındığımız, iletişimin önemli olduğunu fark ettiğimiz bugünlerde toplumdaki tüm bireylere yol gösteren bir kitap… İletişim becerilerinin neler olduğunun öğrenilmesine katkıda bulunurken, aynı zamanda da kişilerin nerede hata yaptığını görebilmesine ışık tutuyor… Akıllara takılan şu sorulara yanıt oluyor:
Beni anlamıyorlar, kendimi anlatamıyorum, ne yapmalıyım?
Ben empati kurduğumu düşünüyorum, yoksa kurmuyor muyum?
Sürekli bir çatışma var aramızda, nasıl çözerim?
Grup çalışmalarında başarısızım, neden kendimi ifade edemiyorum?
Bir türlü ikna edemiyorum… Nasıl yapsam?
Ailede iletişim kopuk… Neden?
İş yerimde arkadaşlarımla iletişimim çok kötü, nasıl düzelir ki?
İyi bir dinleyici miyim?
Wendy Leeds-Hurwitz “Kişilerarası iletişimin entelektüel kaynaklarını ve ilgili sosyal yaklaşımları bir araya getiren ve ampirik araştırmaların sonuçlarındaki verimliliği ortaya koyan kapsamlı bir derleme… İletişim Bilimlerine Toplumsal Yaklaşımlar, sosyal bilimlerin yöntemleri ve amaçları üzerinde yapılan mevcut mütalaalara önemli bir katkı sağlamaktadır.”
Ian Angus, Simon Fraser Üniversitesi
“Bu kitap, bir mihenk noktasıdır. Bu kitaba destek veren mümtaz isimler, ortaya sosyal bilimler alanının yeniden ele alınmasını mümkün kılan bir eser çıkarmıştır… Bu kitap, kişilerarası ilişkiler araştırmalarında yol gösterici önemli bir çalışmadır.”
John Shotter, New Hampshire Üniversitesi
Çok eskiden resmî kurumlar, yayın kuruluşları ve yüz yüze iletişim vardı; bunlar iletişim çalışmalarının çekirdeğini oluşturan uygulamalardı. Ancak son zamanlarda, kişilerarası iletişim alanındaki araştırmalar, deneysel sosyal psikoloji ile çok sıkı bir uyum içindeki davranış biliminin hâkimiyeti altına girmiştir. Tam vaktinde yapılan bu teşvik edici çalışma, iletişimin güncelleşmesine yardım eden “sosyal yaklaşımlar”ı geniş bir bakış açısıyla inceleyerek eski modellerin sınırlarını tenkit etmektedir.
Kişilerarası iletişim çalışmalarındaki mevcut teorik yeniliklere eşsiz bir bakış açısı sağlayan İletişim Bilimlerine Toplumsal Yaklaşımlar, iletişim konusundaki bütün profesyonellerin ve öğrencilerin raflarında bulunması gereken bir kitaptır. Bu çalışma, özellikle iletişim teorisi, kişilerarası iletişim ve sosyal etkileşim konularıyla ilgilenenler için çok değerli bir kaynaktır.
Ferruh Yıldız Bugünün şehirlerindeki birçok problem; fakirlik, eşitsizlik, kirlilik, işsizlik, işe, mallara ve hizmetlere erişim zorlukları, toplumsal bağlılığın azlığı, konut ve diğer alanlardaki düşük kalite ile ilişkilidir. Öte yandan şehir planlamasının sosyal, ekonomik ve fiziksel çevreler ile şehirlerin işleyiş şekilleri üzerinde de etkisi bulunmaktadır.
Ülkemizde imar faaliyetlerini doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilendiren 200'den fazla yasa, tüzük, yönetmelik mevcuttur. Dolayısıyla bu kadar fazla mevzuatın uygulayıcısı ve denetleyicisi olarak da ulusal ve bölgesel düzeyde 20'den fazla kuruluşun yetkisi vardır. İşte ülkemizde etkin bir planlama ve uygulama yapılamamasının temel nedenlerinden biri; mevcut planlama sisteminin, planlama ve uygulama kademeleri arasındaki yapısının oluşturduğu kurumsallaşamama, koordinasyon ve etkin denetimsizlik sorunudur.
Bu eserde; ülkemizdeki şehirleşme politikalarına paralel olarak nüfusun ihtiyaç duyduğu yeterli kalitede konut ve konut çevresinin üretilebilmesi için gerekli olan planlama, uygulama ve yasal dayanaklar verilmeye çalışılmıştır.
R. Wayne Mondy, Judy Bandy Mondy İnsan Kaynakları Yönetimi (İKY), işletmelerde; planlama, seçme ve yerleştirme, eğitim ve geliştirme, performans değerleme, ücret ve diğer ödemeler yönetimi, kariyer yönetimi, iş ve işveren ilişkileri, sendikalarla ilişkiler, sağlık ve güvenlik konuları, yasalara uygunluğun gözetilmesi, iş analizi, stratejik planlama, işgücü çeşitliliği gibi çeşitli konularda stratejiler oluşturan ve uygulayan bir işlevdir.
İKY, hızla değişen teknolojiye paralel olarak her geçen gün kendini yenilemektedir. Dolayısıyla İKY ile ilgili tüm konuları, güncel gelişmeleri, yasal gereklilikler ile uluslararası İKY’yi de ele alan, kavramsal bilgilerin yanında çeşitli araştırma sonuçları ve örnek olaylara da yer veren bu eser, akademik çalışmalara ve İKY alanındaki uygulamalara katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
Kitabı benzer kitaplardan ayıran özelliği, İKY ile ilgili konuları kuramsal, araştırma odaklı ve uygulamalı olarak ele almış olmasıdır. Bu doğrultuda, on dört bölümden oluşan kitapta, her bölüm sonrasında yer verilen bölüm özeti, konuyla ilgili anahtar kavramlar, tartışma soruları, okuyuculara bilgilerini ölçme olanağı sunan test soruları, örnek olaylar, bölüm kaynakçası ve İKY ile ilgili web sayfaları konuların özümsenmesine destek olmaktadır.
David A. DeCenzo, Stephen P. Robbins, Susan L. Verhulst Kapak resmindeki yelkenlinin kaptanı, tahmin edilemez bir iş ortamındaki herhangi bir örgütün yüz yüze geldiği hedeflerin ve zorlukların birçoğunun aynısıyla karşılaşmaktadır. Örgütler zorluklarla karşılaştıkları zaman, ortamdaki değişikliklere çabuk tepki veren ve başarı stratejileri geliştiren iyi eğitimli uzmanlara güvenirler. İnsan Kaynakları Yönetimi (İKY), stratejiyi etkili bir biçimde sürdürmek için gereken becerilere sahip kişileri seçmekten ve eğitmekten sorumludur. İnsan Kaynakları Yönetiminin Temelleri, örgütün her seviyesinden çalışan için işe alma, eğitim, motivasyon, çalışanları elde tutma, güvenlik ve yasal çevre gibi İnsan Kaynakları Yönetimi (İKY) unsurlarını anlamayı sağlamak amacıyla kaleme alınmıştır.
Sülün Evinç Torlak, Ali Ekşi Güvenliğin sağlanması, çağdaş toplumların olmazsa olmaz ilkeleri arasında yer alır. Devletlerin var olma nedenlerinin başında gelir. Devletin iç güvenlikle ilgili görevi, kişilerin yaşamını, can ve mallarından endişe duymadan sürdürmesini sağlamaktır. İnsanlar için kaza ya da başka bir tehdit olasılığını ortadan kaldırmak imkânsızdır. Devletler, böyle bir olasılığa karşı, gerekli yardım organizasyonunu yapmalıdır. Acil çağrı sisteminin önemi, burada ortaya çıkar. Birey, beklenmedik bir olayla karşılaştığında, kamu gücünü en kısa sürede yanında görmek ister. Devletler, kaynakları en iyi şekilde kullanarak, her vatandaş için ulaşılabilir, etkin, hızlı Acil Çağrı Hizmeti (AÇH) vermek zorundadır.
Acil Çağrı Hizmetinin talep aracı telefondur. Belirli bir telefon numarası ile bireyin harekete geçirdiği bir hizmettir. AB’de, tüm acil hizmetler için tek acil numarası kullanılmaktadır. Türkiye’de ise her hizmet için ayrı numara oluşturulmuştur. Tek Numara Uygulamasına Antalya ilinde başlanmıştır. Kitapta; kamu hizmeti olarak AÇH ele alınmıştır. Antalya Pilot Uygulaması ve mevcut sistemin sürdüğü İzmir ili kıyaslanarak hizmetin etkinliği saptanmıştır. Bu saptama ile kamu hizmeti ilkelerine uygunluk, hizmetten yararlanma düzeyi ve memnuniyet düzeyi tespit edilip AB uygulamaları ile karşılaştırılmıştır. Sorunlar, beklentiler ve etkinliğinin arttırılmasına yönelik öneriler ortaya konulmuştur. Mevcut sistemin ve yeni uygulamanın verilerinin değişim yaygınlaşmadan ortaya konması, yapılacak çalışmalar açısından önemli görülmektedir.
Engin ÖNER Çeşitli fakültelerde (özellikle İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinde) verilen kamu maliyesi, mali olayları inceleyen bilim dalı olup; kitapta mali olayların iktisadi, hukuki, siyasi ve iktisadi kalkınma, sosyopsikolojik ve idari yönleri ve etkileri, kamu harcamalarının finansmanı, kamu gelirleri, vergi teorisi, kamu harcamaları, kamu borçları, kamu bütçesi ve maliye politikası temel konularına yer verilmektedir.
KPSS, müfettişlikler, uzmanlık sınavları, mali müşavirlik vb. sınavlarda maliye grubu (kamu maliyesi, vergi hukuku, maliye politikası) alanında önemli bir yere sahip kamu maliyesi kitabının başta öğrenciler olmak üzere, maliye alanı ile ilgili tüm kişilere faydalı olması dileğiyle...
Abdullah Aydın, Ali Somel, Alican Kaptı, Aslı Yönten, Ayça Çekiç Akyol, Aziz Belli, Begüm İsbir, Belma Tokuroğlu, Bülent Akbaba, Cenk Temel, D. Alper Çamlıbel, Ecehan Somuncuoğlu, Elif Emmioğlu, Emine Erden Kaya, Ender Akyol, Eylem Şentürk Kara, F. Burak Yerlikaya, F. Zeynep Özkurt, Fahri Bakırcı, Fatih Demir , Fatih Sanoğlu, Fatih Tombul, Fatma Gül Gedikkaya, Gülçin Eroksal Ülger, H. Hüseyin Çevik, Hakan Olgun, Hamza Bahadır Eser, Hatice Altunok, Hikmet Kavruk, Hülya Ağcasulu, İlhan Aksoy, İrfan Neziroğlu, Jülide Gül Erdem, Kutay Karaca, Mehmet Barış Yılmaz, Mehmet Güneş, Merve Suna Özel, Muhammed T. Gedikkaya, Murat Duran, Mustafa Altunok, Mustafa Lamba, Nazlı Nalcı Arıbaş, Ömer Güler, Ömer Özkaya, Rahime Süleymanoğlu Kürüm, Sebahattin Gültekin, Sedat Karakaya, Selma Karatepe, Selman Kesgin, Sevcan Güleç Solak, Sezai Öztop, Süleyman Çelik, Süleyman Sıdal, Süleyman Tülüceoğlu, Şenol Durgun, Tuncay Durna, Turgut Göksu, Uysal Kerman, Veysel Eren, Yakup Altun, Yakup Bulut Kamu Politikaları Ansiklopedisi, kamusal meselelerin süreçler, aktörler ve siyasal sistem etkileşimi içeresinde ele alınmasında yardımcı bir kaynak niteliğini taşımaktadır. Ansiklopedinin kapsamında; kamu politikasına ilişkin temel kavramlar, çeşitli politika alan örnekleri, modeller ve teorisyenlerin alana katkıları incelenmiştir. Kamu politikası sürecine ilişkin kavramları, analiz modelleri, politika aktörleri (bürokrasi, siyasi partiler, yasama, yürütme, yargı..), politika oluşum süreçlerine etki eden düşünce kuruluşları, sivil toplum örgütleri, kamu-özel ortaklıkları, lobicilik faaliyetleri, medya bu bağlamda incelenmiştir. Siyaset bilimi, yönetim bilimi, hukuk, yerel yönetimler, kentleşme, maliye, spor, sosyal politika, iletişim, sosyoloji gibi farklı boyutlara yer verilerek kamu politikasının interdisipliner özelliği yansıtılmıştır. Eserde bulunan politika alanlarını; afet yönetim politikası, bölgesel kalkınma politikası, çevre politikası, dış politika, eğitim politikası, enerji politikası, göç politikası, güvenlik politikası, ilaç politikası, istihdam politikası, kentleşme politikası, konut politikası, koruyucu ve temel sağlık hizmetleri politikası, kriz yönetim politikası, kültür politikası, maliye politikası, orman politikası, personel politikası, sağlık politikası, sanayi politikası, savunma politikası, sosyal güvenlik politikası, spor politikası, su politikası, toplumsal cinsiyet politikası, vergi politikası ve yerel politika oluşturmaktadır.
Elvettin Akman Başta Amerika Birleşik Devletleri (ABD) olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinde yakın zamanda hızla gelişerek büyük önem kazanan Kamu Politikası, ismini taşıyan fakülte ve bölümler ortaya çıkararak ayrı bir disiplin hâline gelmiştir.
Kamu Politikası, Türkiye’de de yakın zamanda önem kazanmaya başlamıştır. Farklı disiplinlerde bulunan akademisyenler bu alana ilgi duymaya başlamış ve zamanla başta kamu yönetimi programları olmak üzere çeşitli programlar bünyesinde dersler açılmaya başlanmıştır. Bunun yanı sıra Türkiye’de birkaç üniversitede Kamu Yönetimi bölümlerinin altında kamu politikası ana bilim dalı açılmış ve açılma girişimleri de devam etmektedir. Farklı üniversitelerde tezli ve tezsiz yüksek lisans programları da faaliyete girmiştir.
Bu kitap, Türkiye’de kısa zaman zarfında oldukça fazla mesafe kat eden kamu politikasına olan ilgiyi arttırmayı amaçlamaktadır. Kitapta; kamu politikasına ilişkin kavramsal çerçeve, kamu politikasının önemi, doğuşu ve gelişimi, nitelikleri, kamu politikasında rol oynayan aktörler, kamu politikası oluşturma süreci ve kamu politikası uygulama modelleri ele alınmıştır.
Kitabın; kamu politikasına ilgi duyan öğrencilere, akademisyenlere ve araştırmacılara faydalı olması umulmaktadır.
Kadir BAYRAKTAR, Mehmet ALTINÖZ, Rabbani ÇAKIROĞLU Toplumumuzda yaşanan değişiklik ve anlayışlar sonucu yenileşen ve yenilenme ve değişmeye devam edecek olan Devlet ve Özel Sektör kurum ve kuruluşlarını tanımayı sağlamak amacıyla hazırlanan eser, on altı kapsayıcı başlık altında Sendikalardan Kamu İktisadi Teşebbüsleri ve Bankalara, Sanayi ve Ticari Özel İşletmelerden Bakanlıklar ve Bağlı Kurullara kadar Kamu Yönetiminin alt başlığını oluşturan konulara, kamu yönetimine özel sektör kurumları ve yöneticilerinin de katıldığı yeni yönetim anlayışları çerçevesinde yaklaşmakta, okuyuculara Kamu Yönetimi ile ilgili, çağı yakalayıcı ve doyurucu bilgiler sunmaktadır.
Fatih Demir Kamu yönetimi ve kamu politikası, birbiriyle çok yakından ilişkili iki kavramdır. Siyaset biliminin merkezinde yer alan bu iki kavram, karar verme ve uygulama süreçleri arasındaki ilişkiyi açıklama noktasında büyük bir önem taşımaktadır. Kamu yöneticileri ve kamu görevlileri, kamu politikalarıyla sürekli etkileşim hâlindedir. Kamu politikaları hükûmet kuruluşlarının çeşitli programlarını yürütmek ve eşgüdümlemek için kullandığı ilkeleri ifade eder; kamu yönetimi teşkilatı ise bu politikaların üretilmesi ve idaresinden sorumludur. Bu görevi yapanlar, toplumsal sorunların nasıl ele alınacağını bilen, politikaya dayalı çözümlerle ilgili fikir yürütebilen ve kamu politikalarının etkin, verimli ve kurallara uygun şekilde uygulanmasını sağlayan kamu görevlileridir. Bu bağlamda, kamu yönetimi ile ilgili temel kavramları tartışmak, kamu politikalarının aşamalarını ortaya koymak ve kamu yönetimi (bürokrasi) ile kamu politikaları arasındaki ilişkileri açıklamaya çalışmak, bu kitabın temel amacıdır.
Bilal Eryılmaz, Musa Eken, Mustafa Lütfi Şen Kitap, kamu yönetiminin küresel ölçekte gerek düşünce ve gerekse uygulama olarak yaşamış olduğu dönüşümü, ülkemizdeki uygulama ve etkilerini de ele alarak birlikte değerlendirmek ve genel kamu yönetimi literatürüne katkıda bulunmak amacıyla ortaya çıkmıştır. Toplamda yirmi beş makaleden oluşan kitapta; kamu yönetimi denetim yaklaşımlar, yerel yönetim isteminde reform ve yeni kamu yönetimi, belediye hizmet içi eğitimi, örgüt teorileri, kamu yönetimi etiği, kamu kesiminde stratejik insan kaynakları yönetimi, bilgi edinme hakkı açısından yerel yönetim mevzuatı, liberalizm ve kamu yönetiminde etkinlik gibi konular detaylıca ve tamamen bilimsel yaklaşımlarla ele alınmıştır. Kitabın teorik yönleri göz önüne alındığında kamu yönetimi disiplininin gelişimine katkı sağlaması beklenmektedir. Diğer yandan merkezi ve yerel yöneticilere, sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerine, genel olarak yönetim konusuna ilgi duyanlara vizyon kazandırıcı nitelik taşıyacağı düşünülmektedir. Son olarak kitabın lisans ve lisansüstü öğrencilerine kamu yönetimi ve yönetim alanında çeşitli konulardan oluşan bir bilgi demeti sunduğu söylenebilir.
Şinasi Aksoy, Yılmaz Üstüner Bu kitap, kamu yönetimi alanında çeşitli üniversitelerde görev yapan akademisyenlerin katkılarından oluşan bir derlemedir. Çalışmaların çoğu Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen Üçüncü Kamu Yönetimi Forumu (KAYFOR) sırasında sunulmuş ve tartışılmıştır. KAYFOR III, sonucunda yayımlanan bu kitap ile, kamu yönetimi alanında gereksinimi belirgin bir biçimde duyduğumuz çok yönlü zenginliği tüm boyutlarıyla ortaya koymuş akademik, ulusal bir çalışma bütünü oluşturmuştur. Kamu Yönetimi alanında hem kuram hem de uygulama ile ilgili çok sayıdaki katkılar; Kamu yönetimi disiplininde yöntem ve sorunlar, Kamu yönetimi ve reform, Kamu yönetimi ve eğitim, Avrupa Birliği ve Türk kamu yönetimi sistemi ve son olarak Kamu yönetiminde uygulama ve güncel sorunlar başlıkları altında toplanmıştır.
Kılıç Kaya 1970 yılında Erzurum'da doğdu. Ankara Merkez İmam hatip Lisesini bitirdi. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesine Lisans, Atılım Üniversitesinde Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Yüksek Lisansını yaptı. Bölgesel Kalkınma Ajansları Konulu Yüksek Lisans Tezini hazırladı. 17 yıllık kamu deneyimine 1996 yılında Niğde Ulukışla'da Sağlık memurluğu ile başladı. Uşak İl Sağlık Müdür Yardımcılığı, Artvin Ardanuç ve Borçka Devlet hastanelerinde Hastane Müdür Yardımcılığı, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Bingöl İl Müdürlüğü yaptı. Halen Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğünde Araştırmacı olarak görev yapmaktadır.
2000 - 2003 yıllarında aktif Kamu Sendikacılığı, 2004 - 2010 yılları arasında TBMM 22. VE 23. dönemde Milletvekili Danışmanlığı yaptı. Memur-Sen ve ABGS tarafından düzenlenen "AB Genişleme Sürecinde Türkiye-AB ilişkileri" sertifikası, Avrupa Birliği Eğitim Programı sertifikası, Genel Siyaset ve Avrupa Birliği Müzakere Başlıkları konulu eğitim sertifikası, Sağlık-Der Kamu Araştırmalar Vakfı 2008 Mart Antalya Kongresi, Sağlık İşletmeleri Federasyonu 2007 Aralık Antalya Kongresi, STGD 2008 Adana ve Ankara Sempozyumları, SAYED Kızılcahamam Kongresi, TOBB Eğitim Sektör Meclisi 2009 Çalıştayında Panelist, Gazi Üniversitesi Ekonomi Mayıs 2009 Konferans Panelist olmak üzere birçok sertifika programı, bilimsel toplantı, panel, sempozyuma katıldı, Meslek Kuruluşları ve üniversitelerde davetli panelist olarak katıldı. 2 adet yayınlanmış kitabı 1 yayın hazırlığı süren kitap çalışması mevcuttur.
Taylan Gülaslan İnsanlığın var oluşundan günümüze kadar yaşanan süreçte, uygulama biçimi farklılık göstermiş olsa da geçerliliğini hâlen korumakta olan en önemli konulardan birisi, bireyin iletişim kurma (mesajını iletme) ve bir topluluğa/gruba ait olma ihtiyacıdır. İnsanlar için vazgeçilmez olan iletişim kurma ihtiyacı kurumlar için de geçerli olup, kurumların bulundukları çevrede kendilerine yer edinebilmesi, gelişimini sürdürebilmesi ve gerek kurum içerisinde gerekse dışarıda bulunan paydaşları ile sağlıklı bir etkileşimin tesis edilmesinde iletişim önemli bir araç olarak görülmektedir.
Günümüzde kamu ve özel kesim ayrımı yapmaksızın tüm kurumlar iletişim şemsiyesi altında sosyal medya platformlarının gücünden yararlanmaya çalışmakta, bu gücü kurumsal hedeflerin gerçekleştirilmesi ve rakiplerine karşı avantaj sağlamak için kullanmaktadırlar. Ancak, yarattığı faydaların yanı sıra, kurumlar bu sürecin içerdiği risklerin gerçekten farkında mıdır? Yaşanabilecek krizlere karşı sosyal medya kullanım planlamaları var mıdır? Ülkemizin bilgi toplumuna dönüşüm yolculuğunda, sosyal medya mecrasında yer almamayı tercih etmek kabul edilebilecek bir yaklaşım değildir. Dolayısıyla, sosyal medya tarafından yeni iletişim dünyasının kurallarının adeta baştan yazıldığı bu oyunda ayakta kalabilmek için şimdi harekete geçme zamanıdır.
Bu kitap sayesinde; kurum içerisinde başarılı bir sosyal medya yönetiminin tesisinde ve sosyal medyayı çevreleyen risk labirentinde yolunuzu bulmanızda, içerisinde pratik bilgilere ve örneklere de yer verilen önemli bir rehber edinmiş olacaksınız.
Jay M. Shafritz, E. W. Russell, Christopher P. Borick Shafritz, Russell ve Borick’in kamu yönetimine giriş amacıyla yazılmış kitabı çeşitli açılardan ilgi çekici. Öncelikle ihtiva ettiği başlıklarla kamu yönetiminin nesne arayışına bir cevap. İkinci olarak kuramsal anlatımın yanında, uygulamayı ele alışı, örnek olayları, tartışma soruları, sözlüğü, takdim ettiği internet siteleri, tavsiye ettiği okumalarıyla zengin bir materyal. Eserin bir diğer dikkate şayan yanı, Amerikan kamu yönetimini anlatan bu eserin Anglo-sakson geleneği içerisinde yer almasına rağmen şaşırtıcı düzeyde yasama süreçlerine, hukuk kurallarına ve yüksek mahkeme kararlarına atıfta bulunmasıdır. Bir başka ilginç yanı ise birörnek olmayan çok katmanlı Amerikan idari yapısına etkinlik bakış açısıyla olduğu kadar, özgürlükler, insan hakları, etik kaideler, otoriteryenleşme temayülleri, denge ve denetleme mekanizmalarının aksaklıkları, siyasi popülizm, yolsuzluk ve yozlaşma pencerelerinden bilim adamında bulunması gereken ilkelilik ve entelektüel derinlikle yaklaşmasıdır. Her ne kadar Amerikan kamu yönetimini öncelikle Amerikalılar için anlatan bir eser olsa da akademik olarak istifade edilebilecek bir çalışma olduğuna şüphe yoktur.
Ahmet YATKIN Bu çalışmada, bilimsel ve işlevsel olarak Kamu Yönetimi ve Etik ile ilgili temel değerler analiz edilerek, daha hızlı hareket edebilen, doğru kararlar alıp doğru uygulamalar ortaya koyabilen, dinamik ve esnek bir yapıya sahip, ihtiyaç ve beklentileri karşılayabilen, etik merkezli bir yönetim anlayışı ortaya koymak hedeflenmiştir.
Kamu Yönetiminde ahlaklı ve dürüst davranışları egemen kılabilmek, her tür kişisel ve toplumsal ilişkilerde olduğu gibi temelde insana, onun haklarına, kutsallığına, onuruna ve tüm ana değerlerine yönelmekle ve bunları sürekli olarak geliştirmekle mümkündür. Bu düzenlemeler, görevlilerin niteliklerini ve görevlerini yerine getirme koşullarını geliştirmeyi, kamu hizmetlerinin demokratiklik ve etkinlik ilkelerine göre yürütülmesini ve halkın kamu yönetimine karşı duyduğu güven ve bağlılığı arttırmayı amaçlamaktadır.
Çalışmanın, araştırma yapan uzmanlara, her kademe yöneticilerimize ve bu alanda eğitim alan öğrencilerimize yardımcı ve kaynak olması temennilerimle...
Ahmet Yurtseven, Ali Samir Merdan, Burçin Demirbilek, Çağlar Ezikoğlu, Emine Çeliksoy, F. Şeyda Türkay Kahraman, Gürbüz Özdemir, H. Şirin Ak, Halil İbrahim Gül, Hilal Zorba, İsmet Akbaş, Mehmet Özgüden, Osman Gümüşçü, Özge Çelebi, Serkan Ünal Millî egemenliğimizin kurumsallaşması sürecinde çok önemli bir yere sahip olan TBMM’nin açılışının 100. yıl dönümü vesilesiyle Çankırı Karatekin Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim elemanlarının katkılarıyla hazırlanan KARATEKİN ARMAĞANI başlıklı bu çalışma, ana teması itibarıyla “TBMM ve millî egemenlik”le ilgili konuları içermektedir. Toplam 15 bölümden oluşan bu kitap; “egemenlik” düşüncesinin kavramsal, tarihsel, siyaset felsefesi ve düşüncesi boyutuyla gelişiminin incelenmesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş süreci, öncesi ve sonrası yaşanan gelişmeler, TBMM’nin açılış sürecinde rol oynayan şartlar ve olaylar, konuyla ilgili hukuki, iktisadi ve sosyal perspektifler ve nihayetinde TBMM ile ilgili bazı “güncel” tematik konuları içermektedir. Bu içerik ve muhtevasıyla kitap; siyasi tarih, cumhuriyet tarihi, siyaset bilimi, siyaset felsefesi, siyaset sosyolojisi, kamu hukuku ve benzeri alanlarda çalışan ya da söz konusu alanlara ilgi duyan okuyucu için güncel ve kapsamlı bir kaynak teşkil etmektedir.
Gürol Banger e-Kent, tüm yerel yönetim hizmet ve faaliyetlerinde bilgi iletişim teknolojilerinin kullanımı, vatandaş ve işletmelere internet üzerinden etkin bir biçimde hizmet sunumu, kurum içi birimlerin bilgisayar ağları ile entegrasyonu ve ilgili dış birimlerle iletişimin sağlanmasıdır.
e-Kent sistemini oluşturan her ayrı proje, özel uzmanlık gerektiren projelerdir. Bu tür projelerde eksik bilgi ile yaklaşımlar yanlış tercihlere neden olacaklardır. Bu yüzden yöneticilerin en azından konu hakkında genel bir ön bilgiye sahip bulunmaları projenin başarısını doğrudan etkileyecektir. Elinizdeki kitap bu maksatla hazırlanmıştır.
Kitapta, kente yönelik projeleri planlayacak kent yöneticilerine doğru bir ön bilgi verebilmek maksadıyla temel bilgiler aktarılmakta, bu konuda bir ufkun oluşmasına yardımcı olma hedefi izlenmektedir. Bir taraftan kamu yönetimi ve sosyal bilimci, diğer taraftan bilgi ve iletişim teknolojisini içeren iki ayrı görev disiplininin aynı bir konunun içinde yer alması ve bu farklılığın esasen birbirine benzememesi konunun önemini göstermektedir. Kitap iki ana bölümden oluşmaktadır.
a. Kent ve Yönetim: Bu bölümde kent ve kent yönetimi, sosyal bilimci ve kamu yönetimi tanımlarıyla açıklanmış, yaşanan sorunlar üzerinde durularak gereken temel bilgiler aktarılmıştır.
b. Kent Bilgi Sisteminin Esasları ve Uygulamalar: Yerel nitelikli kamu hizmetlerinin görülmesinde belediye birimleri ile eşgüdümlü olarak çalışan diğer kamu kuruluşları arasında, coğrafi bilgi sisteminin kurulması ile bütünleşmenin sağlanması ve hizmetlerin daha sağlıklı yöntemlerle ve kısa sürede verilmesi fonksiyonları bilgi iletişim teknolojisi esaslarına göre açıklanmış, temel bilgiler verilmiş ve bazı alanlarda sistem tasarım örnekleri verilmiştir.
Aynur Erdoğan Coşkun, Ayşen Şatıroğlu, Betül Kızıltepe, Büşra Turan Tüylüoğlu, Elif Altundere, Mehmet Ali Akyurt, Melek Kırtıl, Merve Ayar Yılmaz, Murat Şentürk, Nursen Tekgöz, Salih Ünüvar, Şefika Aydın, Yusuf Adıgüzel "Antik kentler, orta çağ kentleri ve modern kentler, kapitalist ülkelerdeki kentler, sosyalist ülkelerdeki kentler ve Üçüncü Dünya ülkelerindeki kentler; işte bunların hepsi geniş entelektüel çerçevemizde yer alıyordu. Bunların sonucunda ortaya çıkan kentsel sosyoloji aklınıza gelen her şey olabilirdi; eğer bunun kentlerde meydana geldiğini görebildiyseniz, o zaman kentsel sosyoloji literatürünün herhangi bir yerinde tartışıldığını da görebilirdiniz." Saunders, R (2013). Sosyal teori: Kentsel sosyoloji (S. Doğru Getir, Çev.). ideal Kültür Yayıncılık.
Kentin inşası ve kentlerin neredeyse dünyanın her köşesine yayılması tüm zamanların en başarılı insan yaratımlarından biri olmuştur. Bugüne
kadar pek çok açıdan tartışılmış, farklı disiplinlerle ilişkilendirilmiş ve üzerine yazılmış zengin bir literatür bulunan kent ve kent çalışmaları hakkında bir sınıflandırma yapmak oldukça zor olsa da bu kitabın çerçevesi nüfus biliminden kentleşme olgusuna, kır pratiklerinden gecekondulaşma sürecine, toplumsal hareketlilikten göç çalışmalarına kadar geniş bir perspektifle ve aşamalı olarak geliştirildi.
Kent Çalışmalarına Giriş, bugün hâlâ önemini koruyan ve gündemden düşmeyen kent, kirve göç konularına adım adım yaklaşarak geçmişin ve
günümüzün dinamiklerini aydınlatmayı amaçlıyor. Hem kent çalışmalarına ilgi duyanların hem de uzmanların başvurabileceği bu eser, bir
başlangıç kitabı olması ve akademik bağlamda bütünlük oluşturması açısından önem arz ediyor.
Zeynep Peker Bu kitap, Şehir ve Bölge Planlama bölümünde öğrenim gören lisans ve lisansüstü düzeydeki öğrenciler ve kentsel ekonomiye ilgi duyanlar için ders kitabı ve temel başvuru kaynağı olarak hazırlanmıştır. İktisat, Kamu Yönetimi, İşletme ve Coğrafya bölümü öğrencileri açısından yardımcı kaynak niteliği taşımaktadır.
2006 yılından günümüze değin Kentsel Ekonomik Analiz ve Şehir Ekonomisi I adlarıyla verilen lisans dersleri kapsamında hazırlanan ders notlarının geliştirilmesiyle ortaya çıkan bu kitapta; mikroekonomi kavramları ve ekonomik analize dayalı olarak “Kentler neden vardır? Kentler nasıl büyür? Kentler sistemi nasıl çalışır? Kentsel arazi nasıl dağıtılır? İşletmeler pazarı nasıl paylaşır? Hanehalkları nerede yer seçer? İşletmeler nerede yer seçer?” soruları yanıtlanmaktadır.
Kitabın yazımında konuların açık ve anlaşılır kılınması adına yer yer basit ders anlatım dili benimsenmiş olmakla birlikte yapılan aktarımlar grafik diliyle de desteklenmiştir.
Hamza Kurtkapan 20. yüzyılın ortalarından itibaren gelişen yaşlılık sosyolojisi literatüründe, yaşlılık, sosyoekonomik değişkenler bağlamında çeşitli özelliklere göre çalışılmaktadır. Bunlar arasında kırsal ve kentsel alanlarda yaşlanmaya dair çalışmalar da yer almaktadır. Yaşlılık sosyolojisi literatür okumalarında özellikle kentsel ortamdaki yaşlılarla ilgili çalışmaların yetersizliği, kentli yaşlılar üzerine çalışmayı motive edici bir unsur olmuştur.
Kentleşme, başta aile olmak üzere bütün toplumsal kurumları derinden etkilemektedir. Bu süreçten en çok etkilenen bireylerin başında ise yaşlılar gelmektedir. Kentleşme ve yaşlılık ilişkisinin ele alındığı bu araştırmada, kentsel yaşamın ortaya çıkardığı yoğunluk, karmaşa ve hız faktörlerinin yaşlının hayatını nasıl şekillendirdiğine odaklanılmaktadır. Kentin sunduğu hayat şartlarının yaşlıların kendileri için öngördüğü hayat tarzı ile örtüşmediği rahatlıkla söylenebilir. Zira yaşlılar genel olarak kendileri için dingin ve sakin bir hayat isterlerken, kent, yaşlıların bu taleplerini karşılamaktan büyük ölçüde uzaktır. Bundan dolayı kentin yaşlılar için ne derece uygun olduğunun tartışılması, aslında kentsel yaşamın kendisini eleştiriye açması anlamına gelmektedir.
M. Cengiz YILDIZ, Mustafa GÜNDÜZ Komşuluk, sosyal etkileşimin farklı boyutlarıyla yoğun bir şekilde yaşandığı toplumsal bir olgudur. Bu olgu, sosyal bilimlerin pek çoğunun inceleme alanına girmesine rağmen, daha çok sosyolojiyi ilgilendiren boyutlara sahiptir. Bu toplumsal gerçekliğe karşın, komşuluk Türkiye'de, sosyologlardan gerekli düzeyde ilgi görmemiştir. Bunun en önemli nedenlerinden biri, Türkiye'deki sosyoloji anlayışının, Batı'nın etkisinde olmasıdır. Geleneksel komşuluk ilişki biçimlerinin izleri, modern Batı toplumlarında büyük oranda kaybolmaya yüz tutmuş olmasından dolayı, komşuluk konusu, Batı sosyolojisinde göz ardı edilmiştir. Buna karşılık, geleneksel komşuluk ilişkilerinin, Türkiye'de hâlâ canlı bir şekilde varlığını sürdürdüğü gözlenmektedir.
Komşuluğun ele alındığı bu eser, sözü edilen alandaki boşluğu doldurmak amacına yönelik olarak hazırlanmıştır. Eser, TÜBİTAK tarafından desteklenen bir proje çalışmasının sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bir yönüyle; akademisyenlerin, bağımsız araştırmacıların ve sosyal bilimlerin farklı alanlarında öğrenim gören öğrencilerin istifade edebilecekleri veriler içermektedir. Bunun yanında, bir “araştırma projesi örneği” olarak da araştırmacıların ilgisini çekebilecek özelliklere sahiptir.
Amina Saliha Yavuz, Ebru Caymaz, Ece Baban, Fahri Erenel, Gökhan İbrahim Öğünç, Güngör Şahin, Güray Alpar, M. Kani Hacıpaşaoğlu, Mehmet Cem Oğultürk, Mesut Hakkı Caşın, Özlem Salı, Salim Kurnaz, Sina Kısacık, Tarık Ak Eylül 2019 ayı içerisinde Suudi Arabistan'ın ARAMCO petrol tesislerine yapılan saldırılar, 11 Eylül sonrası kritik altyapı ve tesis güvenliğinin, yeni asimetrik saldırılar karşısında ne ölçüde yetersiz olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu saldırının güvenlik bağlamında devletleri ciddi arayışlara sevk ettiği, devlet dışı aktörlere ise cesaret verdiği ve motivasyon sağladığı değerlendirilmektedir.
Dünya petrol tüketim talebinin %10'unu karşılayan Suudi Arabistan'da %50'ye varan üretim düşüşüne yol açan saldırı, 2018 yılında yaptığı 67.8 milyar dolarlık askerî harcama ile bu konuda dünyada 3. sırada olan Suudi Arabistan'ın ileri teknoloji ürünü sistemleri ile önlenememiştir.
Her güvenlik yapılanması, zaman içinde kendi kurguladığı güvenlik planlama anlayışının kısır döngüsüne girmekte, standartların dışına çıkamamaktadır. Teknoloji bir yere kadar güvenlik açığını kapatabilir. Unutulmamalıdır ki esas güvenliği sağlayacak olan “aklın akılla savaşı”dır.
Ahmet Yusuf Yüksek, Alev Erkilet, Elif Merve Gürer, Faruk Karaarslan, Gökçen Kılınç Ürkmez, Meryem Küçük, Ömür Nihal Karaarslan, Özlemnur Ataol-Akpınar, Rumeysa Çavuş, Yunus Çolak Kent, yalnızca mimarinin ya da planlama yaklaşımlarının ko­nusu olan bir gerçeklik değildir. Kentlere dönük her üretimi ya da mimar/plancı müdahalesini çeşitli toplumsal nedenler çerçevesinde anlamak ve toplumsal etki ve maliyetleri çerçe­vesinde değerlendirmek de gerekir. Bu açıdan bakıldığında, değerlerin analize katılması ayrı bir önem taşımaktadır. Ki­taptaki yazıların ana fikri, kentsel yaşamın kalitesinin yük­seltilmesi, toplumsal adalet, eşitlik ve katılımın artırılması, yoksulluğun azaltılması gibi pek çok konunun aynı zamanda insanca yaşamanın asgari gerekleri olduğu ve kentsel sorun­lara dair analizlerin eylemsel sonuçları bulunması gerektiği kabulüne yaslanmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, kitapta yer alan makaleler hem toplumsal politika yapıcıların hem de kentin sakinleri olarak bizlerin bu konularda ne yapma­mız gerektiğine dair ipuçlarını da içinde barındırmaktadır.
Katkıda Bulunanlar
Alev Erkilet, Ahmet Yusuf Yüksek, Ömür Nihal Karaarslan, Faruk Karaarslan, Gökçen Kılınç Ürkmez, Yunus Çolak, Meryem Kü­çük, Rumeysa Çavuş, Elif Merve Gürer, Özlemnur Ataol-Akpınar
Hikmet Kavruk Osmanlı'da kentsel yerleşimler, her biri sosyal ve idari bir bütün olarak gelişen mahallelerden oluşmaktaydı. Osmanlı mahallesi herkesin birbirini tanıyabileceği ve komşuluk hukukunu yaşayabileceği bir büyüklükte idi. Mahalle yerleşimi ve yönetimi, müteselsil kefalet sistemi ve müşterek sorumluluk esası üzerine kuruluydu. Bir mahalleye yerleşmek için iyi ahlak sahibi olmak yanında, o mahallede yerleşik bir ailenin kefilliği gerekmekteydi. Her bir mahalle kendi hizmetini kendisi görmek durumundaydı. Yönetsel olarak 1829 yılına kadar mahallenin dinî liderleri yetki sahibiyken, 1829 yılından itibaren yetki kurulan muhtarlık birimlerine geçmeye başlamıştır.
Cumhuriyet dönemi boyunca mahalle, kimlik sorunu yaşamaktaydı. Mahalle, yerel düzeyde bir yönetsel birim olsa da, bir yerel yönetim birimi değildir ve dolayısıyla tüzel kişiliği de yoktur. Muhtarlık, yetki ve statü olarak mahalleyi temsil etmekten uzaktır ve mahallenin hizmetinden ziyade, mahallede devletin işlerini görmektedir. Son dönemlerde mahalle yönetiminin zayıf bağlarla da olsa belediye ile ilişkilendirilmeye çalışıldığını görüyoruz. Büyükşehirlerde mahalleler aşırı büyümüştür. Mahalle içinde sosyal dayanışmayı, komşuluğu teşvik edecek mekanizmalar oldukça azalmıştır. Kiracılık ve sık taşınma yaygınlaşmıştır. Sayıları hızla artmakta olan ve sakinlerince yeterince sahiplenilemeyen mahallenin, muhtarlıklarınca da temsili ve yönetimi yetersiz kalmaktadır.
Bu kitapta, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde mahalle yerleşimi ve yönetiminin gelişimi işlenmekte, iki binli yıllarda mahallenin sorunları ve bu sorunlara karşı çözüm önerileri araştırılmaktadır.
Nuri TORTOP - Burhan AYKAÇ - Hüseyin YAYMAN - Akif ÖZER Son dönemde yaşanan küreselleşme, yerelleşme, bölgeselleşme, hizmette halka yakınlık, yönetişim gibi teorik tartışmalar ülke yönetimlerini etkilemekte ve devletleri topyekûn yeniden yapılanmaya zorlamaktadır. Kamu ve özel sektör örgütleri arasındaki farklar azalırken, bu örgütlerin amaçlarına ulaşmaları, etkili, verimli ve başarılı sonuç almaları, örgütlerin görev ve yetki paylaşımı dengesinin yeniden düzenlenmesi ve insan unsurunun doğru ve rasyonel bir biçimde kullanabilmesi ile mümkün olabilmektedir. Sayılan bu gerçekler, hepimizi yaşanan hızlı değişime uyum sağlamaya zorlamaktadır. Bu kapsamda, kısa sürede tükenen Mahalli İdareler kitabımızın ikinci baskısının yenilenmesi bir zorunluluk oldu. Çünkü dünyada yaşanan hızlı değişimden ülkemiz de büyük oranda etkilenmekte ve kitabın omurgasını oluşturan mevzuat sürekli olarak yenilenmektedir. Bu sürece uyum sağlayabilmek için kitabımızın bu yeni baskısında oldukça yeni sayılabilecek düzenlemeler yaptık. Her bölüm sonuna; bölüm kaynakçası, okuma parçaları ve değişen mevzuata yönelik ekler koyduk. Bu yeni şekliyle oldukça kapsamlı sayılabilecek çalışma Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde okutulan Mahalli İdareler dersinin içeriğine bağlı kalınarak hazırlanmıştır. Çalışmanın öğrencilerimize ve konu ile ilgilenen herkese yararlı olmasını diliyoruz.