Uygulamalı Psikoloji \ 1-2
Dennis Howitt Adli Psikoloji ve Suç Psikolojisine Giriş adlı bu eserin altıncı basımı; bu konunun anlaşılır, kapsamlı ve merak uyandıran bir yorumunu sunuyor. Önemli deneysel bulgulara yapılan sürekli vurgular ve bu araştırmalara dayanan teorisi ile kitap, sizi, bu büyüleyici alanın derin ve içeriğe dayanan bir anlayışı ile donatacak.
Çok sayıdaki pedagojik özellik; temel kavramları hızlıca kavramanıza, tartışmalı konuları tanımanıza ve her geçen gün daha da gelişen bu konunun kapsamlı başlıkları için pratik bir anlayış geliştirmenize yardım edecek.
Tamamıyla güncel ve hem klasik hem de modern çalışmaları ele alan bu kitapta size sunulan bazı detaylar:
• Adli hafıza, suçluluk, hırsızlık ve soygunlar, cinsel suçluların tedavisi ve daha birçok konu hakkında baştan sona güncellenmiş ve tamamen yeni fikirler,
• Teoriye güçlü bir vurgu ve derinlemesine kavrayışı destekleyen önemli deneysel bulgular,
• Detaylı bir şekilde incelenmiş, Birleşik Krallık ve uluslararası perspektiften konuyla ilgili önemli araştırmalar,
• Öğrencilere konu hakkında geniş bir kavrayış sağlayacak olan “Temel Kavramlar”, “Uygulamada Adli Psikoloji” ve “Tartışmalar”,
• Kolayca ulaşılan Temel Terimler Sözlüğü,
• Öğrencilerin dersin ötesine geçmeleri ve önemli araştırmaları keşfetmelerine yardımcı olmak için her bölüm sonunda kitap önerileri.
Bu kitap; psikoloji, uygulamalı psikoloji ve suç bilimi derslerini alan öğrenciler için, ayrıca öğrencilerin psikolojinin ceza adaleti ve kanunlarla nasıl bağlantısı olduğunu kavramalarını gerektiren birçok farklı konu için temel bir kaynaktır…

“Konunun; pek çok kritik analizle desteklenmiş güncel, açık ve kapsamlı yorumu.
Hâlâ piyasadaki en iyi kitap.”
Dr. Amanda D. L. Roberts, Lincoln Üniversitesi

“Bu ders kitabı, alanın bütün önemli başlıklarını içeriyor, üstelik Howitt'in öğrencilere güncel araştırma sonuçları üzerinden kurnazca yol gösterme becerisi olağanüstü.”
Prof. Leif Strömwall, Gothenburg Üniversitesi

“Oldukça kapsamlı bir çalışma, öğrencilere adli psikolojinin temeli olan önemli teorik kavramları tanıtan genel bir eser… Lisans öğrencileri için değerli bir kaynak.”
Dr. Jill Taylor, Teesside Üniversitesi

“Howitt'in bu kitabında konuların kapsamı mükemmel, ayrıca genel adli tıp müfredatı ile oldukça uyumlu. Piyasadaki birçok adli/suç psikolojisi kitabına nazaran bu kitap, başvurulacak yararlı bir kaynak. Kitapta önemli bütün noktalara yer verilmiş… Son revizyonlar her zaman güncel olduğunu ve son zamanlardaki dikkat çeken çalışmaları ve bu hızla gelişen alanda tartışılan önemli konuları içerdiğini gösteriyor.”
Dr. Gareth Norris, Aberystwyth Üniversitesi
Asiye Dursun, Betül Ulukol, Elif Çimşir, Emine Tunç, F. Zehra Ünlü Kaynakçı, Gökhan Kabacaoğlu, Merve Çıkılı Uytun , Muharrem Koç, Nilüfer Koçtürk, Nurten Karacan Özdemir, Osman Zorbaz, Özlem Haskan Avcı, Öznur Bayar, Serdar Körük, Seval Kızıldağ Şahin, Tolga Zencir Aile içi şiddet, sadece mağdurlarını ilgilendiren bireysel bir sorun değil toplumsal bir sorundur. Oluşumunda toplumsal faktörlerin yer aldığı aile içi şiddetin; topluma hem psikolojik etkisi hem de toplumun kaynaklarını tüketerek ekonomik etkisi olmaktadır. Bu bağlamda Aile İçi Şiddet adlı bu eser; şiddeti “aile içinde çözülmesi gereken bir sorun” olarak değil “toplumsal düzeyde ele alınması ve önlenmesi gereken bir sorun” olarak görmekte ve kitap boyunca bu bakış açısının kazandırılmasını ve sorunun çözümünde ve soruna müdahale edilmesinde neler yapılabileceğinin aktarılmasını hedeflemektedir. Kitapta; “Merak Edilen Soru”, “Kendini Değerlendirme Sorusu”, “Araştırma Kutucuğu”, “Tartışma Kutucuğu” gibi oluşturulan farklı tasarımla da okuyucunun sadece bilgi edinmemesi, aynı zamanda soruna farklı bir bakış açısıyla bakabilmesi, kendi yaşamıyla bağ kurarak öz değerlendirme yapabilmesi, içgörü kazanabilmesi ve bilimsel bilgiler ve ilkeler doğrultusunda kendisinde tutum değişikliğinin oluşması amaçlanmaktadır. Böylece eser, başta Eğitim Fakültesi öğrencileri olmak üzere tüm okuyucular için okuması zevkli, düşündürücü ve farkındalık yaratıcı bir hâl aldığı gibi aile içi şiddete dair teorik ve uygulamaya dönük bilgilerle bütüncül bir bakış açısı da sunmaktadır.
Zeynep Turhan Aile içi şiddetin son bulması için pek çok kurumun bir arada ve koordineli bir şekilde çalışması gerektiği literatürde sürekli vurgulanan bir noktadır. Buna rağmen uygulamalardaki yetersizlikler ve başarısızlıklar karşımıza çıkmaktadır. Bu kitap, muhtemel yetersizlikleri ve zorlukları göz önünde bulundurarak aile içi şiddet fail müdahale programlarını uygulamaya koymanın aile bireyleri ve toplum için faydalı olacağını hatta hayati bir önem taşıdığını vurgulamaktadır. Bunun ötesinde bu eser kapsamında sunulan Sağlıklı ve Saygılı Davranış Geliştirme Programı ile aile içi şiddet failleri için müdahale çalışmalarının başlatılması önerilmektedir. Böylece aile içi şiddetin temel sorunu olan şiddete başvurmuş kişilere sorumluluk verilmiş olacaktır. Özellikle bu kişilerin müdahale programına katılması zorunlu tutularak davranış değişimine davet edilmesiyle kendi içlerinde ruhsal olarak iyileşmeleri ve yakın ilişkilerinde sağlıklı ve saygılı davranışlar geliştirmeleri hedeflenmektedir.
Halil Ekşi İnsan yaşamında, ailevi özellikler, sosyal çevre, kültürel bağlam gibi pek çok faktörle birlikte manevi veya dinî yönelim; bireylerin kendilerini, çevresindeki olayları ve dünyayı nasıl algıladığını ve anlamlandırdığını etkilemekte ayrıca bireylerin düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını şekillendirmektedir. Manevi/dinî inançlar ve uygulamalar; aileleri ve toplulukları beslemekte, birbirlerine bağlamakta, kriz zamanlarında iyileşmeyi sağlamakta ve uzun süreli sıkıntılarda dayanıklılığı teşvik etmektedir. Bu doğrultuda manevi yönelimin danışanların önemli bir parçasını oluşturduğu, terapi sürecinde de üzerinde durulması gereken önemli bir bileşen olduğu gerçeği yadsınamayacak bir potansiyele sahiptir. Manevi yönelim, bireysel psikolojik danışma yaklaşımlarına entegre edilmekle birlikte aile terapileri sürecinde de oldukça destekleyici bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanların dünyaya geldiği ilk ortamın aile olması, aile özelliklerinin, yetiştirme stillerinin, geleneksel olarak aktarılan değerlerin, aile içerisindeki iletişim ve etkileşimlerin bireylerin gelişiminde ve psikolojik anlamda sağlıklı bireyler olmalarındaki hayati rolü ve önemi dikkate alındığında aile terapilerinin gerekliliği ön plana çıkmaktadır. Aile bireylerinde ve aile sisteminde yer alan problemleri ele alırken manevi yönelimli uygulamalar oldukça işlevsel görünmektedir. Bu anlamda dinî-manevi boyutlarını hayatında önemli bir noktada konumlandıran ve psikoterapi süreçlerinde ele alınmasını isteyen danışanlarla ve aile bireyleriyle gerçekleştirilecek aile terapisi süreçlerinde manevi yönelimli uygulamalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çerçevede bu kitap öncelikle temel aile terapisi kuramlarının manevi yönelimli bir perspektiften ele alınmasını sağlamakta ardından aile içerisinde yaşanabilecek birçok duruma ilişkin manevi yönelimli bir bakış açısı sağlayarak teori ve uygulama noktasında çeşitli katkılar sunmayı amaçlamaktadır. Başta PDR ve Psikoloji olmak üzere tüm ruh sağlığı alanında eğitim gören bireyler ve alanda çalışan uzmanlar için aile terapisinin manevi boyutuna ışık tutmayı amaçlayan kitap, uygulamalar ve vaka örnekleri ile zenginleştirilmiştir.

Marian Roberts Aile içi anlaşmazlıklar, evlilik yaşamının doğal ve kaçınılmaz bir parçasıdır. Eşler arasında yaşanan anlaşmazlıklar yapıcı ve barışçıl yollarla yönetilemediğinde yaşanan psikolojik, sözlü ve fiziksel şiddet, devamında da ailenin çöküşü kaçınılmaz hâle gelmektedir. Son yıllarda artan dağılmış aile ve boşanma sayısı, boşanma öncesinde, esnasında ve sonrasında, hem eşlerin hem de çocukların, bu yıkıcı süreçten daha az etkilenmeleri için “aile arabulucuğu”nu bir alternatif yöntem hâline getirmiştir.
Aile arabuluculuğu, boşanma sürecinden hem eşlerin hem de “çocuklar”ın daha az etkilenmesini sağlamak için ebeveynler arasında işbirliğine dayalı yapıcı ilişkilerin kurulmasında ve sürdürülmesinde hayati bir bileşen hâline gelmiştir. Aile arabuluculuğunun odak noktası, eşler arasında karşılıklı anlayışı ve iletişimi arttırarak, ayrılıktan ve boşanma sürecinden, çocukların en az etkilenmelerini sağlamaktır. Eşler, boşanma sonrasında yıllar boyunca çocukları üzerinden iletişimlerini devam ettirecekleri için boşanma sürecinin yapıcı diyaloglarla yönetilmesi bir gerekliliktir.
Aile arabuluculuğu, eşlerin kendi anlaşmazlıkları üzerinde kontrol ve sorumluluğunu ellerinde tutmalarını sağlayacaktır. Arabuluculuk sürecinde eşler arasında doğrudan iletişimin teşvik edilmesi, kararların işbirliğine dayalı alınması, yanlış anlaşılma ve çatışmaların azaltılması, kendi anlaşmaları üzerinde kontrol sahibi olmalarının sağlanması, boşanma sürecinden hem eşlerin hem de çocukların daha az etkilenmelerini sağlanması, arabuluculuğun temel faydaları arasında sayılabilir.
Son yıllarda artan boşanma ve ayrılıklarla ilgili olarak yasa yapıcılar ve araştırmacılar artık boşanmanın kendisine değil, boşanma sonrası sürece ve özellikle de boşanmadan kaynaklı zararlı sonuçların çocuklar üzerindeki etkilerinin azaltılması ve dönüştürülmesi üzerine odaklanmışlardır. Boşanma öncesinde, esnasında ve sonrasında eşler arasındaki yıkıcı iletişimlerin çocukları üzerindeki olumsuz etkilerinin önlenmesi, azaltılması ve dönüştürülmesinde “aile arabuluculuğu” bir alternatif yaklaşım olarak ortaya çıkmıştır. Aile arabuluculuğu sadece çocuğu olan ve boşanan eşler için değil aynı zamanda çocuğu olmayan ve boşanan eşlerin de uzlaşarak ayrılmalarının sağlanmasında alternatif bir yaklaşımdır.
“Aile Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk: Uygulama Esasları” adlı bu çeviri kitap, ülkemizde her sene yüz binin üzerinde gerçekleşen çekişmeli ve rekabetçi yollarla gerçekleşen boşanmaların hem eşler hem de onların çocukları üzerindeki olumsuz etkilerinin önlenmesi, azaltılması ve dönüştürülmesi sürecinde kullanılacak bir kaynak kitaptır. Hem kuramsal hem de uygulamalı yaklaşımları içeren bu kitap, aile içi uyuşmazlıkların hem eşlerin hem de çocukların yararına, yapıcı ve barışçıl yollarla nasıl yöneticiliğine ilişkin bilgi ve becerileri içermektedir.
Kitabın hedef kitlesi; arabulucu avukatlar, avukatlar, aile danışmanları ve aile hukuku ile ilgili yargı mensupları ve uzmanlardır.
McGraw-Hill Psikoloji alanında en güncel bilimsel bilgileri okuyucuya sunmayı hedefleyen bu kitap, her biri kendi alanında ve çeviri konusunda uzman olan psikologlar tarafından Türkçeye kazandırılmıştır.
Aklımın Aklı: PSİKOLOJİ kitabı; psikoloji biliminin temel konularını yalın, açık, net ve kolay anlaşılır şekilde okuyucuya aktarmasının yanı sıra renkli içeriği ile de son derece ilgi çekicidir. Okuyucu, kitabı ilk incelediği andan itibaren kitabın gerçek dünyadan örneklerle zenginleştirildiğini ve baştan sona etkileşimsel ve dinamik öğrenme yöntemlerinin etkin şekilde kullanıldığını fark edecektir. Kitapta içerik ve biçim dengesinin korunmasına özel bir duyarlılık gösterilmiştir.
Öğrenme alışkanlıklarının günümüzde değişmiş olması nedeniyle Aklımın Aklı: PSİKOLOJİ kitabında, "Ne?", "Neden?" "Nasıl?" ve "Ne zaman?" sorularına etkileyici şekilde yanıt verme hedeflenmiştir. Aynı zamanda, merakı, düşünmeyi ve yaratıcılığı destekleyen yeni öğretim yöntemlerinin kullanılmış olması özellikle öğrenciler için yararlı olacaktır. Öğrencilerin derse hazırlanma, derse katılma ve ders sonrası gözden geçirme etkinliklerinde kendi akıllarına bu kitabı eşlikçi kılmaları kitabın yapısı gereği kaçınılmaz görünmektedir.
Okuyucunun merak düzeyini yüksek tutmasının ötesinde onun kendi iç dünyasında ve sosyal çevresinde olup bitenleri anlamlandırmasını hedefleyen Aklımın Aklı: PSİKOLOJİ kitabının, satışa çıktığı tüm ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de psikoloji alanının en temel kaynaklarından biri olacağına inanıyorum.
Doç. Dr. Mithat Durak
Yıldırım B. Doğan Toplum, doğa gibi hareketli bir sürecin adıdır. Hareketlilik doğada canlı cansızı toplumda yalnızca insanları kapsar. Hareketlilik Doğada evrim toplumda kültür adını alır. Toplumsallaşanlar birbirini tamamlamayı öğrenmiş olanlardır. Toplumsal bütünlük böyle sağlanır. Toplum, tek bir insanından dahi vazgeçemez! Yoksa ne toplumsal bütünlük ne de bireyin varoluşu gerçekleşir. Madde bağımlısı, kendini toplum zararlısı gibi gördüğünden toplumun ondan vazgeçtiğine inanır. Toplum tek bir bireyinden bile vazgeçmez! Ondan vazgeçen aslında kendisidir. Sonuçta bağımlı toplumun inşasında tamamlayıcı rolünü göremez. Bağımlı ve bağımlıya göre toplum aynı ön yargıyı paylaşırlar.
Bağımlı ile karşılaşan hekimin arındırma işlemi sırasında başlayarak ön yargılarını yıkmak üzere bağımlıya yardım etmektir. Bağımlının öz saygı, öz sevgi ve öz değerini yeniden ve işlevsel biçimde ele almasını sağlar. Bağımlının toplumsal varoluşu yeniden yapılanacaktır.
Hekim, bağımlı ve toplum arasında köprü işlevselliğindedir. Bu köprü duyarlı bir dengeyi gerektirir. Kitabım bu dengeye süreklilik ve kararlılık sağlamak adına önemsediğim bir katkıdır.
Christopher W. Moore Güncelleştirilmiş, Arabuluculuk Yazın Klasiği
Neredeyse 30 yıldan bu yana anlaşmazlık çözümü uygulayıcıları, üniversite öğretim elemanları ve öğrenciler alandaki en kapsamlı rehber olarak Arabuluculuk Süreci'ne başvurmaktadır. Arabuluculuk üzerine yazılmış en kapsamlı kitap olarak bu metin, anlaşmazlık çözümünün herhangi bir alanında—aile, toplum, istihdam, iş dünyası, çevre, kamu politikaları, çok-kültürlü veya uluslararası—çalışan yeni ve deneyimli anlaşmazlık çözüm uygulayıcıları için biçilmiş kaftandır. Bu kitap, uzmanlar için bir rehberdir ve dördüncü basım, alandaki gelişmelere ayak uyduracak şekilde genişletilmiş ve yenilenmiştir. Bu basım, arabuluculukta mükemmelliği sağlayacak ve anlaşmazlık yaşayanların kalıcı anlaşmalara varmalarına ve ilişkilerini sürdürmelerine yardımcı olacak yeni kaynaklar içermektedir.
• Arabuluculuk hizmeti sunma konusunda daha fazla bilgi ve en güncel yaklaşımlar
• Hem yaygın hem de özgün sorunlar için doğru stratejiyi seçme konusunda kapsamlı rehberlik
• Her türlü anlaşmazlıkla ilgili güncellenmiş yeni vakalar
• Gelişmekte olan kültürler arası ve uluslararası arabuluculuk alanı ve uygulamaları hakkında daha fazla bilgi
Yıldırım B. Doğan Babaanne; merak eden, merak ettiğini kovalayan, öğrenen, öğrendiklerini bildikleri ile sınayan sonra bilgi dağarına yerleştiren birisi. Açık ve seçik, keskin, nezaketi eksik etmeyen biri. Torunu ise ruh hekimi bir psikoterapist. Babaanne 1965 yılında böbrek hastalığından ölmüş. Sene 2020'ler... Babaanne ve torun buluşuyorlar. Nerede? Torunun hiç boş kalmayan ve boş kalmayacak görünen zihninde. Öte zamandan bu zamana konuk olarak torununun zihnine yerleşen Fahriye Tomris, torununun mesleği ile yakından çok ilgili. Sanal kavuşmaları beraberinde hareketli bir söyleşmeyi getiriyor. Soran-yanıtlayan rollerinin hızla değiştiği bu söyleşmede neler konuşmuyorlar ki: Çökkünlük (depresyon) saplantılı-zorlantılı hâl (obsesif-kompulsif zorluk) bağımlılık, cinsellik, iletişim süreci… Kısaca çağcıl psikiyatrinin belli başlı konuları. Konuşmaları Türkçenin yetkinliğinin bir başka kanıtı değerinde. Tıbbi terimlerin uzak tutulması şeklindeki asal benimseme hem babaannenin hem de torunun özen gösterdikleri bir tutum.
Bu söyleşmede yeriniz hazır. Söyleşmeye tanık olurken kimi zaman Fahriye Tomris'in, kimi zaman torunun sandalyesini paylaşacaksınız. Ancak çoğu zaman kendi sandalyenizde kalmayı yeğ tutacaksınız. Hadi! Başlıyor!...
Jenny Svanberg Zararsız bir alışkanlık ne zaman bağımlılığa dönüşür?
Neden yalnızca bazılarımız bağımlı olur? İyileşmeyi mümkün kılan nedir?
Bağımlılık Psikolojisi, bağımlılığı çevreleyen psikolojik sorunlara etkileyici bir giriş niteliğindedir. Bu sorunların sosyal politika ve iyileşme ile ilişkisiyle birlikte bağımlılığın günlük yaşamdaki etkilerini inceler. Kitap, uyuşturucu ve alkol bağımlılığına odaklanır. Bunun yanında, iyileşmede sosyal çevrenin önemi gibi konuları ele alır. Kitap aynı zamanda insanların kumar, oyun ve seks gibi aktivitelere nasıl bağımlı hâle geldiğini araştırır.
Hâlâ bağımlılığı damgalayan bir toplumda, Bağımlılık Psikolojisi, şefkatin önemini vurgulamakla beraber, bağımlılık deneyimi olan herkese derin bir içe bakış sunar.
K. Bahar Aydın Bekâr Danışmanlığı kitabının iki temel hedef kitlesi bulunmaktadır. Birincisi, danışmanlığın merkez kitlesini oluşturan farklı bekârlık statülerinden 18 yaş ve üstü bekâr bireyler; ikincisi ise en az lisans düzeyinde temel danışmanlık ve psikoloji eğitimi almış olan profesyonellerdir.
Bilimsel araştırma bulguları ve teoriler temel alınarak bilimsel bir kavram olarak ilk defa Aydın (2017) tarafından tanımlanan Bekâr Danışmanlığı’nın bu kavramsallaştırmasında, ulusal ve uluslararası düzeyde güncel yaşama dair gözlemler ve bekâr bireylerle yapılan danışmanlık uygulamalarından elde edilen deneyimsel bilgiler etkili olmuştur. Kitabın kapsamında yer alan konular, gerek bilimsel literatürden bulgularla gerekse güncel yaşamdan örneklerle desteklenmiş olup kitap, bilim ve pratik yaşamın bir sentezi niteliğindedir. Bekâr Danışmanlığı, toplumun tamamına yönelik ve disiplinler arası bir doğaya sahip olduğundan özellikle üniversite eğitimine sahip insanlar başta olmak üzere evlilik ve aile danışmanları, sosyologlar, sosyal çalışmacılar, hukukçular, mimarlar, şehir planlamacıları ile tıp biliminin psikiyatri, halk sağlığı ve jinekoloji dallarında uzman kişilerin bu kitaptan faydalanabileceği öngörülmektedir.
Bekâr Danışmanlığı, bu kitapta genel olarak açıklanmış olup bir bilim dalı olarak geliştikçe özgün bir literatür de gelişebilecek ve konular daha incelikli olarak açıklanabilecektir. Bekâr Danışmanlığı’nın bir bilim dalı olarak gelişebilmesi için lisansüstü eğitim programlarının açılması ve bu programlar aracılığı ile danışman ve araştırmacıların yetiştirilmesi önerilmektedir. Tüm dünyada bekâr sayısının, boşanmaların ve yalnızlığın artması, yakın ilişki ve özerkliğin önemli ihtiyaçlar hâline gelmesi, eş seçiminin ve kariyerin önem kazanması ve özellikle, Türkiye’de kadın cinayetlerinde görülen artış, Bekâr Danışmanlığı’nı gerektiren önemli nedenler arasındadır.
Sonuç olarak, Bekâr Danışmanlığı olgusu ile bekâr yaşamının kalite standartlarının yükselmesi, daha sağlıklı ailelerin kurulması ve sürdürülmesi, nihayetinde ise sağlık, adalet ve refah standartları yüksek bir toplum oluşturmaya yönelik daha büyük bir vizyona ulaşılması hedeflenmektedir.
Shamash Alidina Hayatınızdaki dengeyi yeniden kurmak için bilinçli farkındalığı kullanın…
Anksiyete, depresyon veya elden ayaktan düşüren bir ağrıdan mı muzdaripsiniz? Bu kitabı elinize almanın nedeni her neyse doğru yolda olduğunuzdan emin olabilirsiniz! Bu kitapta bilinçli farkındalığın gergin sinirlerinizi yatıştırmanıza, stres ve acıyı azaltmanıza, zihninizi dikkat çelici düşüncelerden arındırmanıza nasıl yardımcı olabileceğini ve yaşam denen bu gizeme dair algınızı nasıl yeniden canlandırabildiğini göreceksiniz.
• Bilinçli farkındalığın mucizelerini izleyin! Bilinçli farkındalığın anlamını kavrayın, bilinçli farkındalık meditasyonuna bir göz atın ve bilinçli farkındalığın beden ve zihni nasıl iyileştirebileceğini görün.
• Derin bir nefes alın! Anksiyete, depresyon, bağımlılık, stres, öfke ve yorgunlukla mücadele etmek için bilinçli farkındalık meditasyonunu kullanın.
• Daha mutlu hâlinize giden yol! Bilinçli farkındalığı olumlu duygular yaratmak üzere uygulamaya dair faydalı ipuçları sayesinde, mutluluğa giden kendinize ait yolu açın.
• Şükür tutumu geliştirin! Tutumların sonuçları nasıl etkilediğini keşfedin ve bilinçli farkındalığı hayatınıza dâhil etmek üzere kendinizi hazırlamak için problem çözmenin ötesine bakın.
• Bilinçli farkındalığa “ben”i katın! İş yerinde, hareket hâlinde veya gündelik stres kaynaklarıyla boğuşurken kendi bilinçli farkındalık rutininizi oluşturmanın pratik yollarını bulun.
Kitabı açın ve
• Bilinçli farkındalığın size gerçekten yardımcı olabileceği doğru ve denenmiş yolları,
• Engellerle baş etmek ve dikkat çelicilerden kurtulmak için tavsiyeleri,
• Fiziksel acıyla baş etmek için bilinçli farkındalığı kullanmanın yollarını,
• Bilinçli farkındalığın çocuklara nasıl öğretileceğini,
• Hoş olmayan duygulara yanıt vermenin yapıcı yollarını,
• Düşüncelerin gerçekler olmadığını hatırlamanın önemini,
• Bilinçli farkındalığın yaratıcılığı nasıl artırabileceğini inceleyin.
Gülsen Kozacıoğlu, Hülya Ekberzade Gördürür Ruh Sağlığı, psikolojik olarak iyi olma hâlini ya da zihinsel herhangi bir bozukluğun olmadığı durumu açıklar. Başka bir ifadeyle ruh sağlığı, uyum sağlayıcı düzeyde duygusal ve davranışsal işlevlerini sürdürebilen kişinin durumudur. Ruhsal sağlık, bireyin yaşamdan tat alabilmesini, mutlu olabilmesini ve yaşamsal faaliyetleri ile psikolojik dayanıklılığı arasında denge kurabilmesini içerir. Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) göre ruhsal sağlık, "diğer özelliklerin yanında öznel iyi oluş, algılanan öz yeterlik, özerklik, rekabet edebilirlik, nesiller arası bağımlılık, kişinin entelektüel ve duygusal potansiyellerini gerçekleştirebilmesini" içerir. DSÖ, ayrıca, bireyin iyilik hâlinin, kabiliyetlerini gerçekleştirebilmesinin, günlük stresle baş edebilmesinin, üretken ve topluma faydalı olabilmesinin de önemli olduğunu vurgular. Özetle, kültürel farklılıklar, öznel değerlendirmeler ve birbiri ile yarışan profesyonel kuramlar ruh sağlığının nasıl tanımlandığını etkiler. İşte, bu kitap, sayılan perspektiflere duyarlı bir bakış açısıyla kaleme alınmış olup ilgili alana katkı sunma amacını gütmektedir.
Mei whei Chen, Nan J. Giblin “Terapötik iletişim sanatını öğrenme veya geliştirmeye ilgi duyan bizler için olağanüstü bir rehber. Chen ve Giblin en değerli bilgileri basit ve kapsamlı bir şekilde ortaya koymuştur. Okuması kolay bir kitap olmakla birlikte bu kitap faydalı önerilerle dolu ve farklı konuları zengin bir şekilde ve adım adım ele alıyor.”
Sara Schwarzbaum, LMFT, LCPC, Kültür ve Kimlik: Psikolojik Danışmanlar ve Terapistler için Yaşam Hikâyeleri kitabının ortak yazarı
“Hem eğitimine devam eden hem de kıdemli psikolojik danışmanlar Chen ve Giblin'in kitabının bu yeni basımını oldukça değerli bulacaklardır. Yazarların uzun yıllara dayanan tecrübeleri ve uzmanlıkları, bir yandan okunması ve anlaşılması kolay bir metin oluşturmalarına imkân tanırken diğer yandan okuyucuları, danışanlarıyla yeni becerileri kullanırken desteklenmiş ve iyi hazırlanmış hissettirir. Okuyucular ayrıca birçok benzer metinde veya sınıfta yeterince yer verilmeyen psikolojik danışman danışan ilişkisinin önemli yönleri hakkında gerekli farkındalığa sahip olurlar.”
Suzanne Degges-White, PhD, LPC, NCC, Northern Ilinois Üniversitesi, Yetişkin Eğitimi ve Yüksek Öğretim, Psikolojik Danışma Bölüm Başkanı, Profesör
“Psikolojik danışman/terapist adaylarının danışanlarla terapötik bir ilişki geliştirmede neyle karşılaşabilecekleri konusunda birçok soru ve endişeleri vardır. Bireyle Psikolojik Danışma ve Terapi, psikolojik danışmanlara ve terapistlere zor danışanlara hitap etmek ve terapötik ilişkideki çeşitliliği anlamak gibi temel ve ileri düzey psikolojik danışma ve terapi becerileri konularında bir mihenk taşı oluşturur. Mesleğe yeni başlayan ve deneyimli psikolojik danışmanlara uygun çeşitlilikte içeriğe sahiptir. Bu kitabın etkisi bir psikolojik danışman/terapist olarak yaptığımız herşeyin hatırlatıcısı niteliğinde olmasındadır.”
Marty Jencius, PhD, Doçent Doktor, Psikolojik Danışman Eğitimi ve Süpervizyon Programı, Kent State Üniversitesi
Üçüncü basımı yapılan Bireyle Psikolojik Danışma ve Terapi, terapi dilini temel düzeyden ileri düzeye kadar öğretmede tipik psikolojik danışma kitaplarının ötesine geçmektedir. Akıcı bir dille yazılmış bu dikkat çekici kitap; psikolojik danışma sürecini açığa çıkaran, zengin anlatımlı, gerçek hayat örnekleri ve diyaloglarıyla teori ve pratiği bütünleştiriyor. Okuyucular, danışanlara yardım ederken danışanlar için uygun hâle getirilmiş işe yarar becerileri ve teknikleri, ön görüşmeden problem araştırma, farkındalığı arttırma, problem çözme ve sonlandırmaya kadar nasıl kullanacaklarını öğrenecekler. Bu kitapta, öğrencilerin; kitabın derinliğinden, anlayışından, içtenliğinden ve pratikliğinden kazanacakları çok şey, klinik pratik terapötik seslerini geliştirirken kafalarını karıştıracak az şey var.
Chiara Simeone DiFrancesco, Eckhard Roediger, Bruce A. Stevens “Çiftlerle Şema Terapi, insanların kendi gelişim süreçlerinde karşılaştıkları bireysel zorlukları, kendi bireysel zorluklarıyla yüzleşmekte olan bir başkasıyla ilişkilerini yönetme biçimleriyle birlikte ele alarak, klinik çift terapisi literatürüne önemli bir katkı sağlamaktadır. DiFrancesco, Roediger ve Stevens, her çift terapistinin yol almak durumunda olduğu bu zorlu ama gündelik arazide rehberlik etmekteler.”
Dr. John Gottman, Evliliği Sürdürmenin Yedi İlkesi kitabının yazarı
“Çiftlerle çalıştığım ve literatürü yakından takip ettiğim 25 yıl içinde, bu kitap şu ana kadar gördüğüm en önemli gelişme. Çiftlerle Şema Terapi, son derece gelişmiş, sistem-yönelimli kuramsal bir model sağlıyor. Şema terapi üzerine temellenen bu yaklaşım, kişilik sorunlarına, daha derindeki bilişsel-duygusal değişime ve etkili duygusal tekniklere odaklanarak, işlevsellikleri ciddi düzeyde bozulmuş olan çiftleri ustaca ele alabilir. Çiftlerle Şema Terapi, şekillerle, öğretici klinik örneklerle ve etkili klinik müdahalelerle dolu sıra dışı bir kitap. Bu yenilikçi çalışmanın, çiftlerle çalışmanıza kuşkusuz etkileri olacaktır.”
Dr. Lawrence P. Riso, Klinik Psikoloji Profesörü
Amerikan Profesyonel Psikoloji Okulu, Argosy Üniversitesi, Washington
“Çiftlerle çalışan şema terapistleri genellikle, duygu odaklı terapi (Johnson), Gottman çift terapisi (Gottman), İmago terapi (Hendrix) ve bilişsel-davranışçı yaklaşımlar gibi çift terapisi yaklaşımlarından gelen kavramlar ve anlayışla bütünleştirilen şema terapi yaklaşımı anlayışını çalışmalarına aktarırlar. Şema terapistlerinin ilgi alanı, eşlerden biri ya da her ikisinin de, önemli bir travma, çocukluk dönemindeki istismar ve tutarsızlıktan kaynaklı olarak uzun süreli psikolojik sorunlar (kişilik bozukluğu, duygudurum bozukluğu –bipolar bozukluk ya da süreğen depresyon–, bağımlılık vb.) yaşadığı daha zor vakalardır. Bu kitabın yazarları yıllardır, çiftler için şema terapi çalışma grubu içinde etkin olarak yer almışlardır ve şimdi de kendilerinin ve birlikte çalıştıkları meslektaşlarının birikim ve görüşlerini paylaşıyorlar. Şema terapideki temel kavramlar ile vaka formulasyonu ve müdahale yaklaşımının nasıl tutarlı bir çerçeve sağladığını ortaya koyuyor; ayrıca mod çatışma analizi, mod çatışma kartı, istekleri ihtiyaçlardan ayrıştırma ve imgeleme ve sandalye çalışması gibi özgül şema terapisi müdahalelerinin nasıl uygulanacağı ile ilgili pratik örneklerin yanı sıra yol gösterici ve uygulamayı kolaylaştırıcı bir dizi ilke sunuyorlar. Klinik örnekler açısından zengin olan bu kitap, okuyucuya şema terapisi yaklaşımının çift terapisine olan belirgin katkısını görme olanağı verecektir.”
Dr. David Edwards, Psikoloji Profesörü,
Rhodes Üniversitesi ve Güney Afrika Şema Terapi Enstitüsü
“Bu kitap, çatışma içinde olan çiftlere ilişkin temel bilgileri öğretmekte ve ilişkilerde yanlış giden durumlara yönelik daha derin, ihtiyaç temelli bir anlayış sağlamakta. Terapistlere, çiftlerle görüşme yapabilmeleri, onları anlamaları, değerlendirmeleri ve yaşadıkları tüm kişiler arası karmaşalara rağmen bir arada kalmaları konusunda onlara yardım edebilmeleri için araçlar sunmakta. Şema odaklı çift terapisi, yeni bir anlayış penceresi aralayarak, yardım etmenin yenilikçi yollarını ortaya koymakta.”
Dr. Gerhard Zarbock, Klinik Psikolog, IVAH (Devlet onaylı BDT Eğitim Merkezi, Hamburg, Almanya) Yöneticisi, Terapistler İçin Bilinçli Farkındalık kitabı ortak yazarı
Sondra Smith Adcock, Catherine Tucker Bu kitap, çocukluk ve ergenlik döneminde karşılaşılan sorunlarla başa çıkmada çocukları ve ergenleri güçlendirmeleri ve ebeveynlerle iş birliği ilkelerine vurgu yaparak uzmanların sürece profesyonel düzeyde müdahale etmeleri için bir rehber olarak hazırlanmıştır. Kitabın birinci kısmında, çocuk ve ergenlerle psikolojik danışmada tarihsel ve bağlamsal eğilimler konusuna yer verilmektedir. Ardından yasal ve etik konuların psikolojik danışma sürecindeki rolüne vurgu yapılmış ve uzmanların hangi yeterlilikler çerçevesinde kendini geliştirmesi gerektiği, uygulamalar sırasında karşılaşabileceği olası sorunlarda ve etik ikilemlerde hangi kurumlardan destek alacağı, nasıl davranacağı ve hangi mevzuatı takip edeceği gibi sorulara cevaplar aranmıştır. Ayrıca nörobiyoloji alanından psikolojik danışmaya ilişkin çıkarımların yapıldığı bu kitap, uzmanlara bebeklikten ergenliğe bağlanmaya, travmaya ve iyileşmeye dair rehber olma niteliği taşımaktadır. Kitabın ikinci kısmında ise, çocuk ve ergenlerle çalışan uzmanlara kuramsal bir çerçeve sunulmuştur. Bu bağlamda; psikodinamik yaklaşımlara, insancıl yaklaşımlara, bilişsel-davranışçı yaklaşımlara, aile ve örgütsel sistem yaklaşımlarına, yapılandırmacı yaklaşımlara yer verilmiştir. Her bir yaklaşım açıklanırken bu yaklaşımların temel kavramlarına, çocuk ve ergenlerle psikolojik danışma sürecinde uyarlama şekillerine ve bu terapötik süreçte kullanılabilecek tekniklere dair açıklamalar getirilmiştir. Kitabın en son kısmında ise bebeklik döneminden beliren yetişkinliğe kadar geçen zaman dilimi yaş aralıklarına bölünerek her bir yaş aralığındaki fiziksel, beyin, kimlik, bilişsel ve psikososyal gelişim özelliklerine ve bu gelişimlerde yaşanan sorunlara odaklanılmıştır. Her bir yaş aralığında karşılaşılan duygusal, davranışsal, sosyal ve uyum sorunlara dair örnekler verilmiş ve bu sorunlara özgü müdahale önerileri getirilmiştir. Kitapta yer alan her bir bölüm; terapötik süreçte dikkat edilmesi gereken noktalar, müdahale önerileri, alıştırmalar, vaka örnekleri ve öneri niteliğinde basılı ve çevrim içi kaynaklar ile zenginleştirilmiştir. Bu kitabın; çocuk ve ergenlerin dünyasını anlamayı, onları güçlendirmeyi ve onlara destek vermeyi hedefleyen ebeveynlere, öğretmenlere ve psikolojik danışmanlara yararlı olması beklenmektedir.
Fatma Gül Cirhinlioğlu Bu kitap, din psikolojisine giriş niteliğindedir. Genel olarak din psikolojisi konularına ilişkin kuramsal yaklaşımlar, açıklamalar ve görgül çalışmalar doğrultusunda elde edilen bulgular sunulmaya çalışılmıştır. Kitapta, dinî kabuller ve değerler hakkında sayıltılar ileri sürülmeksizin psikolojinin bakış açısından dine yaklaşılmıştır.
Hiç şüphe yok ki din, insan yaşamının önemli bir parçasıdır. Din ve dinsel kurumlara ilişkin bilgi olmaksızın toplumların tam olarak anlaşılamayacağı genel kabul görmektedir. Bu bakımdan psikologların da dinin, insan duygu, düşünce ve davranışlarını nasıl etkilediğini öğrenmeleri bir zorunluluk olarak ortada durmaktadır. Kitap boyunca din taraftarlığına veya din karşıtlığına yönelik bir tutum içinde olmamaya özel bir önem gösterilmiştir. Dinî duygu, düşünce ve davranışlarımız, bilimsel bakış açısıyla anlaşılmaya ve anlatılmaya çalışılmıştır. Özellikle konunun uluslararası literatürde nasıl ele alındığı üzerinde durulmuş, sıkça kuramsal ve görgül araştırmalara atıflar yapılarak ayrıntılara inilmeye çalışılmıştır.
Din psikolojisi alanındaki uluslararası literatürü Türkçeye kazandırdığı göz önünde tutulduğunda bu kitaptan özellikle eğitim hizmeti verenlerin rahatlıkla yararlanabileceği söylenebilir. Kitap; psikologlar, din psikolojisi alanında çalışan ilahiyatçılar, din psikolojisi alanında ders alanlar ve konuyu öğrenmek isteyenler için değerli bilgiler içermektedir.
Jane Ogden Neden bazılarımız fazla kiloludur?
Neden kilo vermek çok zordur?
Sağlıklı beslenme alışkanlığını nasıl benimseyebiliriz?
Diyet Psikolojisi kilo alımı ve diyet yaparken karşılaşılan zorlukların nedenlerini, detaylı ve düzenli bir şekilde inceler. Kitap, yanlış beslenmemizi tetikleyen kavramsal, duygusal ve sosyal nedenleri incelerken aynı zamanda iyi beslenmenin ne anlama geldiğini değerlendirir. Ruh hâlimizi çözümlerken, sağlıksız alışkanlıklarımızı nasıl değiştirebileceğimizi ve nasıl kilo verebileceğimizi bize gösterir.
Aybeniz Civan Kahve, Belgin Üstün Güllü, Derya Gürcan Yıldırım, Duygu Cantekin, Ezgi Tuna, F. Elif Ergüney Okumuş, Gaye Z. Çenesiz, Gizem Sarısoy Aksüt, Halime Şenay Güzel, Itır Tarı Cömert, İlkiz Altınoğlu Dikmeer, Kerim Selvi, Muazzez Merve Avcıoğlu, Öznur Öncül Demir, Talat Demirsöz, Yeliz Şimşek Alphan DSM-5’e göre Anormal Psikoloji, insan davranışının anormal yönlerini ve psikolojik rahatsızlıkları inceleyen, Türkiye’de ruh sağlığı alanında çalışan uzmanların ve psikoloji ve psikolojik danışmanlık ve rehberlik bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerin gereksinimlerine yanıt verebilecek temel bir başvuru kitabıdır. Bu kitap, Mayıs 2013 tarihinde yayımlanan DSM-5 tanı kategorileri ve ölçütlerini temel alan, anormal psikoloji alanında Türkçe yazılmış ilk özgün kitaplardan biri olma niteliğini taşımaktadır.
Kitabın ilk bölümlerinde anormal psikolojinin tanımı ve bu tanımın tarihsel gelişimi, anormal psikolojik rahatsızlıkları anlamakta kullanılan güncel yaklaşımlar ve tanı, değerlendirme ve araştırma yöntemlerine değinilmektedir. Ardından gelen bölümlerde DSM-5’te yer alan psikolojik rahatsızlıklar ele alınarak bu rahatsızlıkların genel görünümü, tanı ölçütleri ve görülme sıklığına dair bilgiler sunulmaktadır. Ayrıca, psikolojik rahatsızlıkların oluşumu ile ilgili kalıtımsal ve çevresel etmenlere ve güncel modellere yer verilmektedir. Bölümler, psikolojik rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan yöntemler ile sona ermektedir. Son bölümde ise anormal psikoloji ile ilgili etik ve yasal konulara değinilmiştir.
Kitap hazırlanırken her bölümde anormal davranış ve ruhsal rahatsızlıklarla ilgili güncel bilgiler ve araştırma bulgularının yanı sıra Türkiye’de yürütülen çalışmalara ve kültüre özgü önemli konulara da yer veren kapsamlı ve güncel bilgiler derlenmiştir. Kitapta sunulan bu bilgiler vaka örnekleri ve güncel tartışmalar ile desteklenmektedir.
Anormal Psikoloji kitabının, alanda çalışan uzmanlar ve öğrenciler için anlaşılır ve zengin bir kaynak oluşturacağına ve Türkiye’de ruh sağlığı alanına önemli bir katkı sunacağına inanıyoruz.
Fatma Gül Cirhinlioğlu Deneyimlerimize renk katan duygular, yaşamımızda çok önemli rol oynar, çünkü çok önemli işlevleri vardır. Duyguların; minimum düşünme ile hızlı bir şekilde davranmamıza yardım etmek, acil eylemler için bedenimizi hazırlamak, düşüncelerimizi etkilemek ve bizi davranışa güdülemek gibi bireysel işlevleri vardır. Duygusal ifadelerin; algılayıcı için belirli davranışları kolaylaştırmak, kişilerarası ilişkilerin doğası hakkında bilgi sağlamak, sosyal etkileşimi düzenlemek gibi kişiler arası işlevleri de bulunmaktadır. Diğer taraftan kültürel olarak biçimlenmiş duygularımız, kültürümüz tarafından tanımlanmış olan sosyal olarak uygun davranışlara yönelmemize yardım etmektedir.
Nursel Telman, Fatma Çam Kahraman, Duygu İrem Çam Bu kitap, özellikle İnsan Kaynaklarında görev yapan psikologların eleman seçimleri için “uygun yere uygun adam” prensibini esas alarak, bu seçimlerde kullanılacak gerekli psikoteknik test uygulamalarındaki “zihinsel ve bedensel becerileri”nin nasıl kullanılacağı konusunda bilgiler içermektedir.
Endüstri ve örgüt alanında “doğru yere doğru adam” seçilmesi hem çalışanın uygun becerileri sayesinde işin gereği gibi yapılmasını sağladığından hem de zihinsel ve bedensel becerileri ile uyumlu olması nedeniyle çalışana iş memnuniyeti getirdiğinden dolayı bir nevî “koruyucu hekimlik” içerdiğinin altını önemle çizmek gerekir.
Türkiye’de endüstri psikolojisini çok fazla bilmeyen olduğu gibi bir o kadar da psikoteknik kullanımını ve insana getirdiği koruyucu özellikleri bilmeyen vardır.
Türkiye ekonomisinin gelişmesinin iş hayatını yürüten yöneticilerin elinde olduğu dikkate alındığında, bu kitabın bütün yöneticilerimiz tarafından okunması ve bellenmesi gerektiği düşünülmekte ve önerilmektedir.
Suna Tevrüz İşletmelerde insan faktörünün giderek önem kazandığı bugünlerde Endüstri/Örgüt Psikolojisinin çalışma hayatındaki önemi gün geçtikçe artmaktadır. Çalışma hayatını incelerken hem teorik hem de pratik bir yaklaşım benimsenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda 1996 yılında Türk Psikologlar Derneği ve KalDer’in işbirliği ile hazırlanan “Endüstri ve Örgüt Psikolojisi” kitabının uzantısı niteliğinde “Endüstri ve Örgüt Psikolojisi II” olarak bu kitap piyasaya sürülmüş ve çalışan veya bu alana yönelmek isteyen uzmanlara yol göstermesi amacıyla hazırlanmıştır. Kitap içeriğine bakıldığında önemli konu başlıklarına göre bölümlere ayrıldığını görmekteyiz. Her bölümün içinde hakim olduğu konu ile ilgili makaleler bulunmaktadır. Bölümler içerisinde dikkat çeken ve önemi gün geçtikçe artan Endüstri/Örgüt Psikolojisinin toplumsal kültürünün yeri üzerine değerli çalışmalar aktarılmıştır. Yine işletme içi ve işletmeler arası rekabet konusu incelenmiş, toplum kültürüne ve değerlerine uygun olacak şekilde bu rekabetten yararlanmak amacıyla yapılan çeşitli araştırmalara yer verilmiştir. İşletmeler ve örgütler içerisindeki en önemli unsur olma özelliğine sahip insan faktörünün öneminin kavranması hızla artmaktadır. Bu doğrultuda bazı kavramlar ortaya çıkmış ve bu kavram üzerinden dikkat edilmesi gereken konular ayrı bir bölüm olarak karşımıza çıkarılmaktadır. Geniş bir konu yelpazesine sahip bu kitap ile birlikte hem bu alanda çalışanlara hem de bu alana ilgi duyan ve gelecekte çalışmayı planlayanlara yararlanabilecekleri çok değerli bir kaynak sunulmaktadır.
Ronald E. Riggio, Pearson Geçtiğimiz yüzyıl, endüstrileşme sürecinin bir tarihini sunar. Üretim tarzındaki değişim, çalışan sınıfının doğuşu ve fabrikalarda yaşanan sorunlar bu yüzyılın ilk yarısına damga vurmuştur. Üretim örgütlerinde ve daha sonraları yaygınlaşan hizmet örgütlerinde, çalışanlar ve örgütlerin yönetimi arasında büyük bir mücadele sahnelenmiştir. Bir yanda örgütlerin amaçlarını başarmaları, çalışanların daha çok gayret göstermelerine bağlıyken öte yanda çalışanların kişisel amaçlarını başarmaları, gelirleri, fiziksel ve ruhsal sağlıkları örgütlerin sundukları koşullara bağlıdır. Her iki tarafın da amaçlarını başarmaları örgüt ve çalışan arasında uyum olmasını gerektirir.
Endüstri ve örgüt psikolojisi çalışanlar; bulma, seçme, yerleştirme, eğitme, performans değerlendirme gibi uygulamalarla örgütün beklentileriyle çalışanların özelliklerini uyumlaştırmaya destek sağlar. Örgüt yapısı; motivasyon, iletişim, gruplar ve liderlik gibi örgütsel süreçlerle çalışanların beklentileriyle örgütün yapı ve süreçlerini uyumlaştırmaya destek sağlar. Ayrıca örgütlerdeki ortak yaşamın bir sonucu olan olumlu ve olumsuz tutum ve davranışların anlaşılmasına katkıda bulunur. Bu kitap; örgütün insani unsuruna, emek faktörüne odaklanarak hem örgütlerin başarısı hem de çalışanların tatmini ile olumlu bir çalışma ortamı oluşturmak için gerekli bakış açısı ve yöntemleri sunmaktadır.
Duysal Aşkun Çelik, Nursel Telman Endüstri/Örgüt Psikolojisi Alanında Kullanılan Ölçekler El Kitabı, psikolojinin günümüzde popülaritesi oldukça yükselen alt dallarından biri olan “Endüstri/Örgüt Psikolojisi Ölçekleri”ni içeren bir başvuru kaynağı olarak Türkiye alanyazınında ilk ve tek örnek olarak yayın hayatına geçmiş ve 2. basımına ulaşmıştır.
Özellikle alandaki araştırmacıların ihtiyaçlarına cevap verebilmek için kaleme alınan bu kitap; Endüstri/Örgüt Psikolojisi, Örgütsel Davranış, Davranış Bilimleri, Yönetim Organizasyon ve ilgili diğer dallarda yüksek lisans, doktora ve ileri düzey akademik çalışmalar yapan meslektaşlarımızın ihtiyaç duyabileceği, alana ait önemli ve temel kavramları ölçen ölçek bilgileri, orijinal kaynakları ile birlikte Türkiye'de gerçekleştirilen geçerlilik ve güvenilirlik çalışmalarını içermektedir.
Kitaptaki ölçek bilgileri, her bir kavrama ait kuramsal bir giriş yapıldıktan sonra verilmekte, dolayısıyla tez yazma aşamasına geçmekte olan öğrenciler ya da araştırma konusu arayan akademisyenler için yararlı bir başvuru kaynağı olma özelliği taşımaktadır.
Kitabın ana bölümleri; Endüstri/Örgüt Psikolojisi Alanı, İş Yaşamında Birey, İş Yaşamında Birey ve İş, İş Yaşamında Birey ve Örgüt ve son olarak da İş Yaşamında Birey ve Lider olarak sıralanmaktadır. Söz konusu bölümler, ilgili ana başlıklara duyulan akademik ilgi doğrultusunda öğrenci ve akademisyenlere yararlı bir kılavuz olması amacıyla oluşturulmuştur.
İbrahim Ethem Özgüven Günümüzün değişen dünya ve toplum yaşamında evlilik ve aile sorunlarına olan yardım talebi önemli düzeyde artmıştır. Evlenecek gençler, evli çiftler ve aileler, bireyler, evlenme ve evlilik konusunda danışman ve terapistlere başvurmaktadırlar. Evlilik danışması, eş seçme ve nişanlılık danışması olarak gencin daha evliliği düşünmeye başladığı evlilik öncesi dönemden başlamaktadır. Batı ülkelerinde ve özellikle Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Almanya başta olmak üzere oldukça hızlı bir yayılma göstermiştir. Ülkemizde de gelişme aşamasında olduğu söylenebilir.
Ancak, ülkemizde, evlilik ve aile danışması ya da terapisi konusundaki kaynaklar oldukça sınırlıdır. "Evlilik ve Aile Terapisi" kitabı, konuya ilişkin olarak bütüncül bir yaklaşımla evlilik ve aile sorunlarının nedenlerini, sağlıklı bir aile ve evlilik yaşamının ilkelerini, evlilik ve aile terapisinin kuram, kavram, ilke, teknik ve uygulamalarını, izlenen farklı yaklaşımları genel çerçevede ele alan bir kaynak olarak düşünülmüş; konuların, standart bir dille anlaşılır olarak ifade edilmesine özen gösterilmiştir.
Abbas Türnüklü, Aysun Doğan, Demet Vural Yüzbaşı, Derya Göğebakan Yıldız, Dilek Yelda Kağnıcı, Ece Önder, F. Cansu Pala, Filiz Künüroğlu, Özlem Karaırmak, Sabahat Çiğdem Bağcı Bu kitabın amacı, çocuk ve ergenlerin göç deneyimlerini aile, akranlar ve okul gibi farklı bağlamlarda ele alarak özellikle kültüre duyarlı ve çokkültürlü eğitimi benimseyen okullardaki olumlu uygulamaları ve müdahaleleri incelemektir. Bu amaçla göçmen çocuk ve ergenlerin kültürleşme ve psiko-sosyal uyum sürecinde karşılaştıkları riskler ve koruyucu faktörler, yaşadıkları travmatik olayların etkileri, kültürleşmenin önemli yapı taşlarından birisi olan dil ve zihin gelişimi süreçleri, kültüre duyarlı okul iklimi ve çokkültürlü eğitim oluşturma konusunda öğretmenlerin ve psikolojik danışmanların rol ve sorumlulukları, okul ortamında gruplararası temasın arkadaşlık ilişkilerine olan etkisi ve göçmen çocukların yaşadıkları akademik, bilişsel, sosyal ve duygusal problemlerin önlenmesi için geliştirilen müdahale programları konuları detaylı olarak ele alınmıştır.
Kitabın ruh sağlığı uzmanlarından eğitimcilere, sosyal hizmet uzmanlarından sivil toplum kuruluşlarında çalışanlara ve akademisyenlerden öğrencilere kadar uzanan geniş bir okuyucu kitlesine hitap etmesini hedefliyoruz. Göç eden veya göç etmek zorunda kalan tüm çocuklara faydalı olabilmemiz ümidiyle…
Cem Malakcıoğlu Kişiler arası ilişkilerde sağlıklı bir devamlılık, karşılıklı gelişen güvene dayanır. Güven kazanmanın ve kazandırmanın başlıca yolu, karşı tarafa güven veren, diğer bir deyişle güvengen bir ilişki kurmaktır. Güvengenlik, karşısındakine üstünlük kurmaya kalkışmadan, kendisini ve diğerini zorlayan bir davranış içerisine girmeden, kişinin kendi duyguları, düşünceleri, davranışları arasındaki bağlantıyı kurması ve bunu doğrudan ifade etmesidir. Güvengenlik, kişiler arası ilişkilerde ve iletişimde önemli bir yeri olan İngilizce “assertiveness” kavramının karşılığıdır. Kavram, Türkçeye ilk olarak “atılganlık” şeklinde çevrilmiştir. Daha sonraları ise “girişkenlik” kavramı ile anılmaya başlanmıştır. Özellikle insana yardım eden meslek elemanı yetiştiren tıp, diş hekimliği, hemşirelik, psikolojik danışma ve rehberlik, öğretmenlik, psikoloji, sosyal hizmetler, beslenme ve diyetetik vb. alanların kariyer gelişim süreçlerinde güvengenlik eğitimine yer verilmesi, o alanda hizmet veren ile hizmet alan arasında daha etkili bir iletişim kurulmasına katkı sağlayacaktır.
Güven Kazanma Kılavuzu, bir ihtiyaçtan doğdu. Sağlık hizmetleri için iletişimde güvengenlik (assertiveness in health communication) son yıllarda gittikçe önem kazanan bir konu hâline geldi. Güvengenlik ile ilgili bir rehber kitaba, bir başucu kaynağına ihtiyaç duyuluyordu. Güvengenliğin temelini oluşturan güven ihtiyacı, güven duygusu, ilişkilerde güven, benlik saygısı ve kendine güven, kitabın içeriğini oluşturan konulardır. Kitapta 20 adet güvengenlik senaryosu da bulunuyor. Güvengenliği gerçek yaşam olayları aracılığıyla anlatmanın en etkili yöntem olduğuna inanıyorum. Bu yüzden, kitabın son bölümü güvengenlik ile ilgili yaşantıların paylaşıldığı senaryolara ayrılmıştır. Bu senaryoların oluşmasında, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünden değerli öğrencilerimin katkıları vardır. Hepsine teşekkür ederim.
Bu kitap, aslında güven duygusunu önemseyen herkese hitap ediyor. Daha güvengen olmak için kendini geliştirmeyi hedefleyen herkes bu kitaptan yararlanabilir. Kendisine ve başkalarına daha fazla güvenmek isteyen, güven kazanmak-kazandırmak ihtiyacı duyan herkese kitabın katkı sağlayacağına inanıyorum. Faydalı olmasını dilerim.
Muzaffer Çetingüç Havacılığı uçakların motor gücünden ve aerodinamik yapılarından ibaret sayıp, mühendislik ve tekniğe indirgemeyi kimse düşünmüyor. Ama uygulamada hep bu teknik konular öne çıkıyor; onları çalıştıran veya kullanan insan arka planda kalıyor… Havacılık psikolojisi ve kazalarda insan faktörünü irdeleyen kitaplar genellikle havacılıkta insanın sistemin neresinde durduğunu ve ne kadar önemli yeri olduğunu göstermeye çalışır. Bu kitapta da insanın fizyolojik sistemiyle ve psikolojik mekanizmalarıyla ‘olmazsa olmaz’ rolü vurgulanmaya çalışılmıştır.
Giderek insansız hava araçlarının yaygınlaştığı çağımızda sanki insan devre dışı kalıyor gibi görünse de; bütün otomasyon, bilgisayar ve uzaktan yönlendirme sistemlerinin arkasında, bir karar verici olarak en önemli pozisyonda insanın ve onun psikolojisinin bulunduğunu görmek gerekiyor. Türkçemizde ilk olan bu kitabın amaçlarından biri, havacılık psikolojisiyle ilgili dağınık bilgileri sistematize ederek derli toplu bir dosya hâline getirmek ise bir diğeri de; sadece uçuş doktoru, uçuş psikoloğu ve uçuş emniyet görevlilerine değil, bizzat uçuculara insan psikolojisinin uçuşu nerelere götürebileceği konusunda bir farkındalık kazandırmaktır. Ayrıca, kendi konusunda bir bilgi altyapısı sunmayı ve insanın bilinmezliklerine bir parça ışık tutmayı da amaçlamaktadır.
Zeynep Oktuğ İş yaşamı herkes için farklı anlamlar barındırsa da çalışanların birçoğu iş yerindeki stresli ortamdan, zorlayıcı koşullardan söz eder. İşin birey tarafından nasıl algılandığı çeşitli etkenlere bağlıdır. Yaş, kıdem, deneyim gibi unsurların yanı sıra bireysel özellikler de önemli roller üstlenir. İşe yüklenen anlam yıllar içinde değişse de iş yaşamının yıpratıcı yanlarıyla hiç karşılaşmamak pek mümkün görünmemektedir.
Bireyin yaşam olaylarını algılayış biçimi, düşünce ve duygularının ne yönde gelişeceğinin en önemli belirleyicisidir. İş yaşamının bazen stresli bazen de keyifli olarak algılanması son derece doğaldır. Stresli ya da keyifli olarak algılanmasını sağlayan unsurlar üzerinde çalışmak ise bireyin bakış açısının hangi koşullarda değişiklik gösterebileceğine ışık tutar. Zorlayıcı iş deneyimlerinin, geliştirici deneyimler olarak görülmesi mümkündür. Ancak bireylerin alıştıkları biçimde düşünmeleri otomatik olarak gerçekleşir. Çoğu zaman farkında dahi olmazlar. Bu yüzden düşünce alışkanlıklarını değiştirmek zordur.
Mizah, alışılagelmiş düşünme biçimlerini sorgulamak ve bireyin iyi oluşuna olumsuz yansıyanları değiştirmek için önemli bir kaynaktır. Mizahi bakış açısını yaşamın her anında ve her alanında sürdürmek mümkün olmaz. Ancak mizah, iş yeri gibi zorlayıcı koşulların var olabileceği ortamlarda, bireyin iyi oluşunu koruyucu ve geliştirici bir unsur olarak işlev gösterebilir. Bu kitap, mizahın çalışma yaşamında hangi koşullarda ve ne şekilde etkili olabileceğinin belirlenmesine katkı sağlamayı hedeflemekte, aynı zamanda mizahın çalışan tutumlarıyla ve örgütsel sonuçlarla ilişkisini ortaya koyarak, yapıcı yönde kullanıldığı takdirde iş yerinde verimliliği artıran bir unsur olabileceğinin altını çizmektedir.
Gökhan Arslantürk İyilik ve kötülük… Antikçağdan günümüze değin sanattan edebiyata, felsefeden gündelik dile pek çok alanda tezahür eden bu karşıtlık, nesnel gerçekliği ile gündemimizde pek az yer alır. “İyi” ve “kötü” kavramları çoğu zaman sosyal ilişkilerimizi değerlendirdiğimiz kullanışlı kategorilerdir. Bazen de hayatı anlamlandırırken müracaat ettiğimiz işlevsel kalıplardır. Filmlerin, romanların ya da diğer sanatsal kurguların tanıtım sloganlarında varoluşun “iyinin ve kötünün bitmek bilmez mücadelesi” olarak betimlendiği kulağımıza çalınmıştır. Bununla birlikte iyiliğin ve kötülüğün mahiyetini, nedenlerini ve sonuçlarını anlama çabası tüm bunların ötesinde konumlanır. İşte bu anlama çabasının izinde elinizdeki kitapta, iyilik ve kötülük olguları psikoloji bakış açısıyla irdelenmiştir.
İlk olarak felsefede iyiliğin ve kötülüğün nasıl ele alındığına değinilmiş, ikinci ve üçüncü bölümlerde ise iyilik ve kötülük olguları ayrı ayrı ele alınmıştır. İzleyen bölümlerde gelişim penceresinden iyilik ve kötülüğe bakılmış, akabinde din ile iyilik ve kötülük arasındaki ilişki sosyal psikoloji çalışmaları gözünden mercek altına alınmıştır. Böylelikle “İyilik nedir ya da ne iyiliktir?”; “İyilik nasıl ortaya çıkar?”; “Neler iyiliği kolaylaştırır, artırır, görünür kılar?”; “Kötülük nedir ya da neler kötülüktür?”; “Kötülük nasıl azaltılabilir, önlenebilir?” gibi sorulara karşılık olarak kuramsal açıklamalara ve psikoloji araştırmalarından elde edilen bulgulara yer verilmiştir. Bu kitap, özetle, iyiliği ve kötülüğü anlama gayreti içindeki herkes için bilimsel bir resim sunmaktadır.
Nicole M. Else-Quest, Janet Shibley Hyde Son derece açık, kapsayıcı ve güncellenmiş içeriğiyle Kadın Psikolojisi ve Toplumsal Cinsiyet: İnsan Deneyiminin Yarısı ve Daha Fazlası isimli bu eser, feminist ve psikolojik bakış açısıyla klasik ve yakın zamandaki araştırmalara yönelik oldukça doyurucu bir inceleme sunmaktadır. Yazarlar, Nicole M. Else-Quest ve Janet Shibley Hyde, (toplumsal) cinsiyetler arasında kültürel ve biyolojik benzerlikleri ve farklılıkları incelerken bunların çoğu zaman eşitsizliğin bir sonucu olduğunu belirtirler. Kendisini kanıtlamış bu kaynak toplumsal cinsiyetin, cinsel yönelimin, etnik kökenin kesişimselliğinin dinamik etkilerinin psikoloji ve toplum bağlamında anlaşılmasına yardımcı olmak için hazırlanmıştır. Aynı zamanda popüler kültürle ilgili eleştirel düşünceyi, psikoloji biliminin bireylerin yaşamını geliştirmesini ve toplumsal cinsiyet eşitliğini teşvik etmeyi amaçlar. Bu nedenlerle, psikolojinin yanı sıra psikoloji alanı dışındaki araştırma ve uygulama alanları için de güncel bir kaynak olmaya adaydır. Her biri kendi alanında uzman akademisyenlerin katkısıyla dilimize kazandırılan, bilimsel çalışmalara dayalı bu kitabın, açıklığı ve anlaşılırlığı sayesinde bu konularla ilgilenen tüm okuyucular için dikkate değer bir kaynak olacağını umuyoruz.
Öne çıkan konular:
• Kadın psikolojisi ve toplumsal cinsiyet üzerine güncel teorik yaklaşımlar
• Cinsiyetler arası farklılıklar, bu araştırmalara yönelik eleştiriler ve cinsiyet ayrımı içermeyen araştırma yaklaşımları
• Cinsiyet, etnik köken, sosyal sınıf ve cinsel yönelim gibi sosyal kategorilere dayalı kesişimsel yaklaşım
• İletişimde cinsiyetçi dil kullanımı
• Yaşam boyu cinsiyet gelişimi
• İş hayatında kadınlara yönelik ayrımcılık
• Davranış üzerindeki biyolojik etkiler ve ikili cinsiyet sistemine dâhil olmayan bireylerle ilgili araştırmalar
• Cinsiyetle ilişkili sağlık sorunları ve sağlık sistemi içinde trans bireylerin yaşadığı zorluklar
• Cinsellik ve cinsel yönelimle ilgili güncel yaklaşımlar
• Taciz, istismar ve bu kapsamda geliştirilen müdahale programları
• Feminist açıdan erkek psikolojisi ve erkeklik

Mehmet Ak, İsmet Kırpınar, Murad Atmaca, Arzu Erkan Yüce, Özkan Güler, Şahin Kesici, Neslihan Akkişi Kumsar Psikiyatrik bozukluklar yanında diğer tıbbi hastalık ve sosyal sorunlarda da en faydalı terapi yöntemi olduğu gösterilmiş olan Bilişsel Davranışçı Terapi'ye (BDT) ilgi her geçen gün artmaktadır. Ruh sağlığı çalışanlarının BDT'ye yönelik artan okuma ve öğrenme çabası bu alanda yazılan kitap sayısının artması ihtiyacını doğurmuştur. Bu kitap, BDT eğiticisi olarak görev alan ve aynı zamanda klinik uygulama yapan akademisyenler tarafından BDT'yi öğrenmek ve uygulamak isteyenler için kaynak kitap olması hedeflenerek yazılmıştır.
Yazarlar, BDT'nin uygulanmasına yönelik bilgileri aktarırken çeviri kitaplardan farklı olarak yaşadığımız toplumun değerleri ve kültürel yapısı gibi etkenleri de göz önünde bulundurmuşlardır. Kitapta BDT'nin temel kavramları ele alındıktan sonra klinik pratikte en çok karşılaşılan ruhsal bozukluklardan Depresyon, Yaygın Anksiyete Bozukluğu, Panik Bozukluk, Obsesif Kompulsif Bozukluk, Sosyal Anksiyete Bozukluğu ve Fobilerde BDT uygulamasına yönelik bilgiler sunulmuştur. Her bölümde yazarlar tarafından takip edilen olgulardan uyarlanan örnekler sunulmuştur. Teorik ve pratiğin harmanlanarak sade bir dille sunulduğu eserin ruhsal acılara dokunan sizlere yol göstermesi dileğiyle…
A. Selami Sargut, Cem Şafak Çukur, Deniz Börü, Deniz N. Şahin, Doruk Uysal Irak, Ebru Günlü, H. Canan Sümer, Ömer Aytaç, Ramazan Erdem, Tuncer Asunakutlu, Zehra Şahin, Zeynep Aycan Eser örgüt ve yönetim alanında yaygın olan kuramsal altyapıyı ve pratik çalışma alanlarını kültürel bakış açısıyla sunmaktadır. Kültürün kendine özgü dokusunun yansımaları tüm çalışmalarda olduğu gibi yönetsel ve örgütsel çalışmalar alanında da kendini göstermektedir. İşletme, psikoloji, sosyoloji gibi farklı alanlardan akademisyenlerin ortak çalışması sonucu ortaya çıkan kitap disiplinler arası bir eser olma özelliği taşımaktadır. Her biri kendi alanında uzman ve kültürel özgünlüğe hâkim akademisyenlerin ortak çalışması eser uzun zaman alan emekler sonunda okuyucusuyla buluşmuştur.
Derya Bayram, Didem Turgut Çönkü “Mindfulness-Bilinçli Farkındalık; bizim kültürümüze, Mevlana'nın hoşgörü, kabul ve açık olmaya dayalı felsefesiyle örtüşmesi nedeniyle de uyum sağlamaktadır. Bunun yanı sıra bilinçli farkındalık, bilişsel bir esnekliği barındıran duygusal bir denge ve içsel süreçleri kabullenme, duygu durumunu regüle edebilme yeteneği olarak da görülebilir.
Farkına varamadığımız duyguya sahip çıkamayız, bedenimizdeki etkisini hissetmeden dönüştüremeyiz. Ancak kendimizle ilişkimizi yeniden düzenleyerek ihtiyaçlarımızı anlamaya başlayabiliriz. Kendimize ve diğerlerine nazikçe yargılamadan bakabilmeyi öğrenebiliriz. Böylece, doğayla, insanlarla ve çevremizle olan ilişkimiz yeniden şekillenir.
Bu kitabın hedefi kısaca; Mindfulness-Bilinçli Farkındalık'ın ne olduğunu, faydalarını anlatabilmek, aynı zamanda basit pratik uygulamalarla, koruyucu ruh sağlığının temellerini çocukluk döneminde atabilmek, aileler ve eğitimcileri bu konularda bilinçlendirmek ve sadece çocukları değil yetişkinlerin de içindeki çocukları şifalandırabilmektir.
Ludy T. Benjamin İnsan olmanın koşullarını anlamak isteyenlere, psikoloji tarihi iyi bir başlangıçtır. Bu kitap, modern psikoloji tarihinin kısa ama etkili bir anlatımıdır. Geçmişten günümüzde psikoloji temelde üç biçimde var olmuştur. Birincisi, eğitim kurumlarında konumlanmış olan akademik psikoloji; ikincisi, bir mesleki uzmanlık alanı olarak psikoloji ve üçüncüsü ise halk psikolojisi veya popüler psikoloji olarak adlandırılabilir. Günümüzde psikologlar, popüler psikolojiyi olduğu gibi benimsemezler. Yine de popüler psikoloji, diğerleri gibi psikoloji tarihinin ayrılmaz bir parçasıdır ve insanlar dünya üzerinde ilk belirdiklerinden beri varlığını sürdürmektedir. Öte yandan, akademik ve mesleki psikolojiler ise kökenlerini ancak 19. yüzyılın son çeyreğinden almaktadır.

Bu kitap, bir bilim ve mesleki uzmanlık alanı olarak modern zamanlarda gelişen psikolojinin hikâyesidir ancak bunların popüler psikolojiyle ilişkisini de ele almaktadır. Günümüzde psikologların çok büyük bir çoğunluğu araştırma laboratuvarlarında veya akademik kurumlarda çalışmaz. Onun yerine, psikolojinin çeşitli uzmanlık alanlarında insanlara doğrudan hizmet verirler. Bu kitap, psikoloji biliminin ve mesleki uygulamalarının her ikisinin de hikâyesini, üstelik kökenlerini ve birlikte gelişimlerini göstererek ele almaktadır. Kitabın isminden anlaşıldığı üzere, bu kısa bir tarih anlatımıdır çünkü böyle olmasının geçerli nedenleri vardır: Bazı okurlar için ansiklopedik psikoloji tarihi kitaplarına bir seçenek olması; bazı okurlar için daha detaylı psikoloji tarihi anlatımlarına ulaşmayı heveslendirmesi amaçlanmıştır.
Peter Warr Mutluluk tamamen şansa mı bağlı?
Hayatımızdaki olaylar kendimizi ne kadar mutlu hissettiğimizi etkiliyor mu?
Çok fazla iyi şey daha az mutlu olmamıza mı neden olur?
Mutluluk Psikolojisi, mutlu hissetmenin, olumlu düşünme ve günlük yaşamdaki sosyalleşme ile bağlantılı olduğunu anlatmanın yanı sıra kişisel mutluluğumuzu sınırlayan şaşırtıcı faktörleri de ele almaktadır. Kişiliğimiz ve öz değer duygularımızdan tutun da fiziksel sağlığımız, istihdam durumumuz ve mutluluğumuza kadar hepsi yaşamlarımız boyunca değişebilen öznel deneyimlerdir.
Hepimiz mutlu yaşamak isteriz. İşte Mutluluk Psikolojisi bize, mutluluğu hem şans yoluyla hem de doğrudan kendi hareket ve etkilerimizin bir sonucu olarak elde edebileceğimizi göstermektedir.
Sharan B. MERRIAM, JOSSEY-BASS Son çeyrek yüzyılda, nitel araştırma yöntemlerini konu edinen birçok makale ve kitap yazılmıştır. Bir başka ifadeyle -güncel bir paradigma olarak- nitel araştırma akademik çevrelerde giderek önem kazanmaya başlamıştır. Yeniden gözden geçirilmiş ve yayıma hazırlanan bu klâsik kitap; nitel araştırmaların desenlenmesi, verilerin toplaması, analiz edilmesi ve raporlanması hususunda başta akademisyenler olmak üzere bütün araştırmacılar için bilgiler veren bir başucu kaynağı niteliğindedir. Diğer yandan nitel araştırma paradigmasının teorik ve felsefî temelleriyle ilgili okuyucuya farklı bakış açıları kazandırması bakımından dikkate değer bir çalışmadır.
Özetle, bu kitapta, nitel araştırma hakkında aradığınız her şeyi öz ve anlaşılır bir şekilde bulabilirsiniz. Ayrıca, bu eser, yüksek lisans, doktora tez çalışmaları yapan öğrenciler ile araştırma projeleri hazırlayanlar için bir rehber niteliği taşımaktadır.
PETER SENGE, NELDA CAMBRON, McCABE, TIMOTHY LUCAS, BRAYAN SMITH, JANIS DUTTON, ART KLEINER Öğrenen okulun getirdiği teorik bilgiler ile karşı karşıya kalan eğitimciler, öğrenme disiplinlerini hayata geçirmek için kollarını sıvadıklarında şu sorular ile yüzleşmektedirler:
“İlk etapta ne yapmamız gerekir?
Kendi kadromuz içerisinde sistematik farkındalık veya kişisel ustalık anlayışını nasıl yaratırız?
Öğrenme disiplinleri deneyimi, öğrenciler için denemeye değer mi?
Bu beceri ve uygulamaları, mevcut müfredatımıza ve bize empoze edilen tüm değişikliklere nasıl entegre ederiz?
Ne tür bir öğrenen sınıf ya da okul yaratmak istediğimizi nasıl anlarız?
Dışarıdan gelen baskılara karşı ne yaparız?
Nasıl başlarız?
Nereden başlarız?”
Benzer sorulara cevap bulmak isteyenler için şunları söyleyebiliriz:
Hiçbir kitap bu soruları eksiksiz olarak yanıtlayamaz. Ancak elinizdeki bu kitap, uygulanabilir ve etkin yöntemler sunabilir. Çeşitli devlet okulları, özel okullar, eğitim bölgeleri, yüksekokullar ve üniversitelerdeki eğitimcilerin deneyimlerine ve araştırmalarına dayanan stratejiler bu kitapta bulunmaktadır. Ve size, kendi stratejinizi nasıl geliştireceğinizi gösterebilir. Ebeveynler, öğretmenler, eğitim yöneticileri, uzmanlar, politikacılar ve öğrenciler öğrenen bir okul oluşturmak için birlikte hareket edebilecekleri bir rehber olarak bu kitaptan yararlanabilirler.
Örgütsel öğrenmenin yöntem ve araçlarını benimseyen ve bunların altında yatan teorileri anlamaya çalışanlar, değişim için daha önceden fark edemedikleri kadar çok kaldıraca sahip olduklarını ve nasıl bir değişim istediklerini daha iyi anlıyorlar. Son derece zor; fakat çok önemli bir görevle karşı karşıyayız. Gitgide karmaşık hale gelen bir dünyada yaşayacak öğrencilere hizmet edecek okullar üzerinde yeniden düşünmek için bu kitap bir başlangıç olabilir.
Yararlı olması dileği ile…
İlknur Özalp Türetgen İş stresi, Örgütsel Psikolojinin temel konularından biri olmakla birlikte, bu alandaki araştırmaların bir kısmına dair pek çok eleştiri yöneltilmiştir. Söz konusu eleştirilerden biri de iş stresinin ölçümüne yönelik­tir; mevcut ölçüm araçlarının geçerlikleri, kapsamları ve ölçüm yöntemleri açısından sınırlılığa sahip olduğu vurgulanmıştır. İş Stresi Bataryası, Türkiye’de bu eksiklikleri gidermeyi hedeflemiş bir ölçüm aracıdır ve içinde stres kaynakları, bireysel, durumsal ve zorlanma değişkenlerinin yer aldığı 14 ölçeği barındırmaktadır. Bu kitabın amacı ise bu bataryadaki örgütsel tutum ve algıları ele alan 7 ölçeği tanıtmak ve uygulamacılara yönelik bir el kitabı sunmaktır.
Bu kitapta, bu ölçeklerin tanıtılmasının yanı sıra iş stresi alanındaki temel teorilerle stresin yol açtığı zorlanmalardan ve iş stresi sürecinde rol oynayan örgütsel bazı değişkenlerden söz edilerek alana dair güncel bilgilerin kısa bir derlemesi de yapılmıştır. Ardından İş Stresi Bataryası’nın geliştiril­mesi için yürütülen iki araştırmaya yer verilerek ölçeklerin geliştirilme süreci ve elde edilen psikometrik bulgular özetlenmiştir. Bu araçların araştırmacı ve uygulamacılar tarafından kullanılmasının iş stresi alanındaki araştırmaları zenginleştirmesi ve örgütsel müdahalelerin geliştirilmesi için fayda sağlaması umulmaktadır.
Neil Coulson Dünya genelinde milyarlarca kullanıcıya anlık iletişim olanağı veren internetin yaşamımız üzerinde büyük bir etkisi bulunmaktadır. Peki, psikolojik araştırma yürütmek için internetten nasıl yararlanabiliriz?
Neil Coulson, bu kısa ve kullanıcı dostu rehberde en yaygın kullanılan çevrimiçi araştırma yöntemlerini incelemektedir. Her bir yaklaşımı dikkatlice açıklamanın yanı sıra onlarla ilişkili potansiyel olanaklara, zorluklara ve etik meselelere ışık tutmaktadır. Araştırmalarında başarılı olmak isteyen öğrencileri desteklemek üzere tasarlanan bu kitap, çevrimiçi psikolojik araştırma yürütmede çok iyi bir yardım kaynağıdır.
Psikologlar İçin Çevrimiçi Araştırma Yöntemleri:
•En yaygın kullanılan çevrimiçi yöntemleri vazgeçilmez tek bir kitapta birleştirmiştir,
•Çevrimiçi görüşmeler, odak grupları, anketler, deneyler ve sosyal medyaya ilişkin konuları kapsamaktadır,
•Önceki çevrimiçi araştırmaların içgörü kazandırıcı analizlerini içermektedir.
Neil Coulson, Birleşik Krallıkta bulunan Nottingham Üniversitesinde Sağlık Psikolojisi doçentidir. Çevrimiçi kendi kendine yardım, akran desteği toplulukları ve internetin uzun süreli hastalıkları olan insanları desteklemedeki rolü konularında uluslararası bir uzmandır.
Aysun Devrim Yemenici, Beril Zeynep Hacıosman, Elif Çarpar, Elif Yöyen, Erkal Erzincan, Esra Akcan, Fatih Bal, Fatma Biçer, Filiz Tuna, Haydeh Faraji, Kahraman Güler, Kemal Er, Öznur Bozkurt, Yağmur Callak Olay ve durumların psikolojik fonksiyonlarının farklı yönlerinin test edilmesi çabası, çağdaş psikolojinin önemli bir konusudur. Bu fonksiyonun gerçekleştirilmesi sürecinde ilgili olay ve durumun gerektirdiği şekilde özel olarak yaratılmış, çeşitli, iyi bilinen standart testlerin yanı sıra psikometrik ve istatistiksel yöntemlerin kullanımı da yaygındır. Akademik alanda çalışmalar yapan psikologlar sadece belirli bir alanda daha fazla derinleşmeyi amaçlayan araştırma ve psikolojik teorilere odaklanabilirken diğer bazı psikologlar ise bu bilgileri anında ve pratik yarar sağlamak için uygulamalı psikoloji alanında kullanmaktadırlar. Bu yaklaşımlar bazı farklılıklar göstermekle birlikte birbirini dışlamaz ve birçok psikolog, başladığı kariyer yolculuğunun bir noktasında mutlaka bir araştırma sürecine dâhil olur. Mesleki kariyerinde başarılı olmak isteyen her psikoloğun nicel ve nitel araştırma yöntemlerine hâkim olması gerekir. Nicel psikolojik araştırmalar, istatistiksel analiz yöntemlerinin psikolojik araştırmalara uygulanmasını ve insan davranışlarının ölçülmesi ya da açıklanması için yeni istatistiksel yaklaşımların geliştirilmesini içermektedir.
Sosyal bilimlerde ve özellikle de davranış bilimlerinde en çok kullanılan istatistiksel analiz programı olan SPSS yazılım programını ise çoğu araştırmacı zor bir yöntem olarak görmektedir. Psikologlar İçin Spss Uygulamaları ve Araştırma Yöntemleri kitabı, bu konudaki zorlukları kolaylaştırmayı da amaçlayan yol gösterici bir kılavuz niteliğindedir. Bu kitap, araştırma yapmak isteyen psikologlara araştırma problemlerini istatistiksel olarak analiz edebilme yetisi kazandırarak psikoloji biliminin alanına giren olgu ve olayları bilimsel olarak analiz etme becerisi kazandıracaktır.
Osman İyilikci Nicel veri analizi, psikolojideki bilimsel araştırma yöntemlerinin önemli bir parçasıdır. Bu durumun doğurduğu sonuçlardan biri de psikolojideki bilimsel çalışmalar sırasında kullanılan araştırma deseninin, elde edilen verinin hangi teknik kullanılarak analiz edileceğini belirlemesidir. Buradan hareketle bu kitaptaki tüm istatistiksel analizler, ilgili oldukları araştırma deseni ve ölçme düzeyi ile birlikte ele alınmıştır.
Kitaptaki araştırma örnekleri ve değinilen konu başlıkları, psikologların aldıkları eğitim boyunca araştırma yöntemleri, istatistik ve deneysel psikoloji derslerinde karşılaştığı terminolojiye uygun olacak şekilde belirlenmiştir. Anlaşılırlığın arttırılması amacıyla kitaptaki istatistiksel analizler, okuyucunun ilgili web sayfasından indirebileceği örnek veri dosyaları üzerinden ele alınmıştır. Ayrıca her bir analiz, APA stilinde rapor örneği ile desteklenmiştir.
Değindiği konulara bakıldığında kitabın, hem SPSS kullanmaya yeni başlayacak olanlar için hem de SPSS deneyimi olan araştırmacılar için uygun olduğu düşünülmektedir. Bundan dolayı kitap, bilimsel araştırma projelerinde, araştırma yöntemleri derslerinde ve bilgisayar uygulamalı istatistik derslerinde hem öğrenciler için hem de araştırmacılar için yardımcı bir kaynak niteliği taşımaktadır.
Saundra K. Ciccarelli - J. Noland White Son yıllarda giderek daha da önemli hâle gelen psikoloji alanı hem bir temel bilim hem de uygulamalı bir bilim olarak; insanın duygu, düşünce ve davranışlarının altında yatan nedenleri bir yandan en gelişmiş sinir-bilimsel görüntüleme teknikleriyle irdelemeye çalışırken bir yandan da toplumsal cinsiyet ve kültürel farklılıklara da yer vererek anlamaya ve açıklamaya çalışmaktadır. Alanın son derece deneyimli iki hocası tarafından yazılan bu kitap; aktif, keyifli ve aynı zamanda sorgulayıcı bir öğrenme ortamı sağlayarak, öğrencilerin temel psikolojik süreçleri ve uygulama becerilerini kazanmalarına ve aynı zamanda çalışma ortamlarında ve toplumda olumlu sonuçlara katkıda bulunacak değerleri sahiplenmeye başlamalarına zemin hazırlamaktadır. Bu doğrultuda alandaki boşluğu doldurmaya aday olan Psikoloji - Bir Keşif Gezintisi; sadece psikoloji öğrencileri için değil, konuya ilgi duyan herkes için vazgeçilmez bir kaynak kitaptır.
Bu kitap; öğrencilerin katkılarını en iyi şekle getirmeye yardım edecek nitelikte önemli bilgiler sunan, kolayca anlaşılan özlü açıklamaların yer aldığı ve psikolojiyi daha kolay öğrenilebilir kılan özellikleriyle psikoloji alanına kazandırılmış önemli bir eserdir. Bu özelliklerinin yanında, etkileşimsel bir öğretim yöntemini benimsemekte ve eleştirel düşünmeyi sağlamaktadır. Bu nedenle hem psikoloji bölümü öğrencilerine hem de farklı bölümlere seçmeli olarak verilen psikolojiye giriş dersleri için uygun bir ders kitabıdır. Ayrıca alandaki son araştırma bulgularını aktararak ve bilgilerin günlük yaşama uygulanması için örnekler vererek öğrencileri öğrenmeye, araştırmaya ve uygulamaya da güdülemektedir.
Siz öğrenmek isteyin, Psikoloji - Bir Keşif Gezintisi size yol göstersin…
Güncel Masaroğulları - Muhammet Koçakgöl Psikolojideki ana kavramların yer aldığı sözlük; akademisyenlerin, öğrencilerin ve de genel psikoloji okurlarının faydalanabilecekleri temel bir başvuru kaynağı niteliğindedir. Yakın bilim dalları ile ilişkili terimlerin de yer alması sözlüğe zengin bir içerik katmaktadır. Ayrıca terimlerin ayrıntılı bir şekilde açıklandığı ana bölüme ek olarak aşağıda belirtilen kısımlar sözlüğe özgün ve eşsiz bir nitelik kazandırmaktadır:
Fobilere konu olan nesne ve durumların yer aldığı Türkçe-İngilizce ve İngilizce-Türkçe Fobiler Sözlüğü
Terimlerin İngilizce karşılıklarını öğrenmek isteyenler için parantez içlerinde İngilizce karşılıkları
İngilizce eğitim görenlerin faydalanabilmeleri için İngilizce-Türkçe terimler sözlüğü
Psikoloji biliminin tarih içerisinde nasıl bir seyir izlediğini görmek isteyenler için Tarihte Psikoloji bölümü
Richard J. GERRIG, Philip G. ZIMBARDO, Pearson “Psikoloji, insan yaşamı için temel bilgi kaynaklarından biridir. Sağlıklı ve doyumlu bir yaşam için mesleği ve eğitimi ne olursa olsun hemen her insan, psikoloji bilgisine ihtiyaç duymaktadır. Gerrig ve Zimbardo bu alandaki güncel ve teorik bilgiyi iyi bir sentezleme ile bu kitapta sunmaktadır. Kitap, lisans düzeyinde temel başvuru kaynağı olabileceği gibi günlük hayattaki psikoloji konuları için de ihtiyacı giderecek niteliktedir. Öğrenmeyi kolaylaştıran bir düzenlemesi sayesinde okuyucu için iyi bir eğitim materyali niteliğinde bir kaynaktır. Gerek orijinal kopyanın yazımı gerekse Türkçeye kazandırılması aşamasında emeği geçenleri tebrik ederim.”
Prof. Dr. A. Esra Aslan

“Psikoloji ve Yaşam isimli Psikolojiye Giriş kitabı, klasik psikoloji kuramlarını içeren temel bilginin yanı sıra modern psikolojiyi günümüze uyarlayan ve sunduğu terapi teknikleriyle, uygulamaya dönük bir el kitabı niteliğindedir.
Kitap, psikolojide uzmanlaşmanın öneminin yanı sıra, farklı konulara hangi uzmanların yanıt vermesi gerektiğini ortaya koymakta, böylelikle psikologların çalışma alanlarını da net bir şekilde belirlemektedir.
Günümüzün popüler bilim dallarının başında sayılan psikolojiyle ilgilenen her okurun bu kaynak kitaptan yararlanabileceği inancındayım.”
Prof. Dr. Haluk Yavuzer

“Gerrig ve Zimbardo’nun Psikoloji ve Yaşam kitabı öğrencilere hem psikolojiye hem de yaşamı anlamaya bir giriş niteliğindedir. Psikolojiyi yaşamla bağdaştıran çalışmalarıyla ünlü psikolog Zimbardo burada da ustalığını konuşturuyor. Hem psikolojiye giriş dersi alan öğrenciler hem de psikolojiyi yaşamla ilişkisi içinde öğrenmek isteyen herkes için vazgeçilmez bir psikoloji kitabı.”
Prof. Dr. Hasan Bacanlı

“Psikoloji ile tanışanların ilişkilerini derinleştirme fırsatını bulacakları bir kitap. Ana akım psikoloji anlayışının son dönem tüm yaklaşım ve bilgilerini profesyonel bir dille aktaran güzel bir kitap, yazarlarından birinin sosyal psikolojinin efsane isimlerinden Philip Zimbardo olması ayrıca heyecan verici...”
Prof. Dr. Sibel A. Arkonaç
John J. Shaughnessy, Eugene B. Zechmeister, Jeanne S. Zechmeister Bildiğimiz kadarıyla, Türkçe’de sadece psikoloji alanına özgü ve tüm araştırma yöntemlerini içeren kapsamlı bir kitap yoktur. Aslında Bilimsel Araştırma Yöntemleri tüm bilim alanları için aynı temel prensipleri, doğru (geçerli ve güvenilir) bilgiye ulaşmanın yöntemlerini içerir. Bu nitelikteki bir bilgi kontrollü koşullar altında elde edilir ve denetlenmeye, yani test edilmeye ve değişmeye açıktır. Bilimsel bilginin bu özelliği, özellikle lisans öğrencilerinin (ve elbette bu yöntemlerin formel bir eğitimini almamış olan insanların) anlamakta zorlandıkları bir özelliktir, çünkü bilimsel bilginin 'kesin' olduğuna dair yaygın bir yanlış anlama vardır. Yine aynı nedenle, kendi alanında çok başarılı bir hukukçu, işadamı, mühendis, politikacı veya hekimin, geçerliği olmayan bir bilgiye değer vermesi mümkündür. İşte elinizdeki kitabın temel amacı, karşılaşılan herhangi bir bilginin geçerliğini denetlemeyi mümkün kılacak yöntemleri, prensipleri ve kavramları kazandırmaktır. Psikolojide Araştırma Yöntemleri kitabının diğer araştırma yöntemleri kitaplarından farkı şudur ki söz konusu yöntemleri ve temel prensipleri açıklamak için psikoloji alanında yapılmış olan araştırmaları ve örnekleri kullanmıştır. Dolayısıyla, araştırma yöntemlerini öğrenmek isteyen psikoloji öğrencileri, rehberlik ve psikolojik danışma öğrencileri ile sosyal hizmet uzmanlığı öğrencileri için özel bir kolaylık sağlamaktadır; soyut prensiplerin ve kavramların anlaşılması, psikoloji alanındaki örneklerle kolaylaşmaktadır. Aynı nedenle mevcut kitap, psikoloji ve psikolojiye yakın alanlarda öğrenim gören lisansüstü öğrenciler ile araştırmacılar için de özel bir destek sağlamaktadır. Nihayet, Psikolojide Araştırma Yöntemleri kitabının endüstri ve örgüt psikolojisi ve sayıları çok olduğu için (yaklaşık, tüm psikologların % 40'ı) özellikle klinik psikoloji alanındaki uygulamacılar için önemine de değinmek uygun olur. Elinizdeki kitabın 15’inci sayfasındaki KUTU 1.2, şu soruyla başlamaktadır: “Klinik psikologlar, hastalarını tedavi ederken psikoloji araştırmalarının en son bulgularını uygularlar mı?” Önde gelen klinik psikologlar olan Dr. Timoty Baker, Richard McFall ve Varda Shoham yaptıkları geniş analizde (2008) bu soruya sert ve rahatsız edici bir “Hayır!” cevabı vermişlerdir. Araştırmacılara göre, klinik psikologların büyük kısmı bir araştırmanın yöntemini ve bulgularını anlayabilmek için gerekli olan yöntem bilgisinden yoksundur.
Ahmet Akın, Fatih Usta, Mehmet Emin Turan, Neslihan Arıcı, Recep Uysal, Nihan Çitemel, İbrahim Taş Güncel psikolojik kavramlar kitabını oluştururken son yıllarda ortaya çıkmış ve daha önceki kaynak kitaplarda yer almamış yeni kavramları keyifli bir anlatımla tanımlamaya çalıştık. Güncel kavramları tanımlarken bu kavramların tarihsel gelişimine, hangi kavramlarla ilişkili olduğuna, daha önceden yapılan araştırmalara değinerek teorik altyapısını inceledik. Ayrıca kitapta yer alan kavramların ölçülebilir olmasına dikkat ettik. Daha önceden yayınladığımız Psikolojide Kullanılan Güncel Ölçme Araçları: 1-2-3 adlı kitabımızı inceleyerek bu kitapta yer alan kavramların ölçme araçlarını bulabilirsiniz. Sonuç olarak yaklaşık beş senelik bir çalışmanın ve azimli bir ekibin ürünü olan bu kitabın, güncel psikolojik kavramların anlaşılmasına yardımcı olacağını, yeni araştırmalar hakkında fikir vereceğini ve yapılacak araştırmaların teorik altyapısının tasarlanmasına katkı sağlayacağını umuyoruz.
Ahmet Akın, Ümran Akın, Adem Peker, Safiye Yılmaz, Esra Yıldız, İbrahim Demirci, Hakan Sarıçam, Yüksel Eroğlu Güncel psikolojik kavramlar kitabını oluştururken son yıllarda ortaya çıkmış ve daha önceki kaynak kitaplarda yer almamış yeni kavramları keyifli bir anlatımla tanımlamaya çalıştık. Güncel kavramları tanımlarken bu kavramların tarihsel gelişimine, hangi kavramlarla ilişkili olduğuna, daha önceden yapılan araştırmalara değinerek teorik altyapısını inceledik. Ayrıca kitapta yer alan kavramların ölçülebilir olmasına dikkat ettik. Daha önceden yayınladığımız Psikolojide Kullanılan Güncel Ölçme Araçları: 1-2-3 adlı kitabımızı inceleyerek bu kitapta yer alan kavramların ölçme araçlarını bulabilirsiniz. Sonuç olarak yaklaşık beş senelik bir çalışmanın ve azimli bir ekibin ürünü olan bu kitabın, güncel psikolojik kavramların anlaşılmasına yardımcı olacağını, yeni araştırmalar hakkında fikir vereceğini ve yapılacak araştırmaların teorik altyapısının tasarlanmasına katkı sağlayacağını umuyoruz.
Eyüp Çelik, Mehmet Kaya, Neslihan Arıcı, Tuğba Yılmaz Bingöl, Hakan Sarıçam, İbrahim Demirci, Banu Yıldız, Fatih Usta, Işıl Tekin, Halime Güngör, Zeynep Akkuş Güncel psikolojik kavramlar kitabını oluştururken son yıllarda ortaya çıkmış ve daha önceki kaynak kitaplarda yer almamış yeni kavramları keyifli bir anlatımla tanımlamaya çalıştık. Güncel kavramları tanımlarken bu kavramların tarihsel gelişimine, hangi kavramlarla ilişkili olduğuna, daha önceden yapılan araştırmalara değinerek teorik altyapısını inceledik. Ayrıca kitapta yer alan kavramların ölçülebilir olmasına dikkat ettik. Daha önceden yayınladığımız Psikolojide Kullanılan Güncel Ölçme Araçları: 1-2-3 adlı kitabımızı inceleyerek bu kitapta yer alan kavramların ölçme araçlarını bulabilirsiniz. Sonuç olarak yaklaşık beş senelik bir çalışmanın ve azimli bir ekibin ürünü olan bu kitabın, güncel psikolojik kavramların anlaşılmasına yardımcı olacağını, yeni araştırmalar hakkında fikir vereceğini ve yapılacak araştırmaların teorik altyapısının tasarlanmasına katkı sağlayacağını umuyoruz.
Ahmet Akın, Ümran Akın, Banu Yıldız, Fatih Usta, Taner Demir, Nihan Çitemel, Eyüp Çelik, Serhat Arslan, Mehmet Emin Turan, Recep Uysal, İbrahim Demirci, Halime Güngör Güncel psikolojik kavramlar kitabını oluştururken son yıllarda ortaya çıkmış ve daha önceki kaynak kitaplarda yer almamış yeni kavramları keyifli bir anlatımla tanımlamaya çalıştık. Güncel kavramları tanımlarken bu kavramların tarihsel gelişimine, hangi kavramlarla ilişkili olduğuna, daha önceden yapılan araştırmalara değinerek teorik altyapısını inceledik. Ayrıca kitapta yer alan kavramların ölçülebilir olmasına dikkat ettik. Daha önceden yayınladığımız Psikolojide Kullanılan Güncel Ölçme Araçları: 1-2-3 adlı kitabımızı inceleyerek bu kitapta yer alan kavramların ölçme araçlarını bulabilirsiniz. Sonuç olarak yaklaşık beş senelik bir çalışmanın ve azimli bir ekibin ürünü olan bu kitabın, güncel psikolojik kavramların anlaşılmasına yardımcı olacağını, yeni araştırmalar hakkında fikir vereceğini ve yapılacak araştırmaların teorik altyapısının tasarlanmasına katkı sağlayacağını umuyoruz.