Uluslararası Ticaret ve Lojistik GÜNCEL YAYIN KATALOĞU 5.06.2020
Uluslararası Ticaret ve Lojistik \ 1-2
Hayriye Atik Bu kitap, Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nın uygulandığı 2000'li yıllarda Türk ekonomisinde ortaya çıkan yapısal dönüşümleri incelemektedir. Kitabın amacı, 2001 krizi sonrasında başlatılan reform süreci sonucunda Türk ekonomisinde gerçekleşen yapısal değişmeleri detaylı bir şekilde ortaya koymaktır. Kitapta yer alan makalelerin bir kısmında konular ekonometrik ve istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiş, bir kısmında ise istatistik verilerden yararlanılarak dinamik analizler yapılmıştır. Kitap, Türk ekonomisinde önemli yapısal reformların yapıldığı bir döneme ışık tutması bakımından önem arz etmektedir.
Kitap altı bölümden oluşmaktadır: İlk bölüm “Üretim, İstihdam, Yatırım ve Fiyatlar” başlığını taşımaktadır. İkinci bölüm “Ekonomik Büyüme ve Ekonomik Gelişme” konusuna ayrılmaktadır. Bu bölümde, ilk olarak, ekonomik büyümede etkili olan faktörler ekonometrik yöntemler kullanılarak Türkiye üzerinde sınanmaktadır. Bölümde ikinci olarak, “Ekonomik Gelişme” olgusu Türkiye açısından incelenmektedir. Türkiye'nin 2000'li yıllarda gösterdiği göreli gelişme performansı, başta AB olmak üzere çeşitli ülkeler ve ülke grupları ile karşılaştırmalı olarak ortaya konmaya çalışılmaktadır. Üçüncü bölümde “Sektörel Gelişmeler ve Politikalar” ele alınmaktadır. Bankacılık sektöründeki gelişmeler, enerji, sanayi ve teknoloji politikaları ile özelleştirme uygulamaları bu bölümün başlıca konuları arasındadır. Dördüncü bölümde Türkiye'nin dış ticaretindeki gelişmelerin analizi yer almaktadır. Beşinci bölüm, “Kamu Maliyesi ve Kamu Yönetiminde Gelişmeler” başlığını taşımaktadır. “Mali saydamlık” ve “2000'li yıllarda Kamu Mali Yönetiminde Sağlanan Gelişmeler” bu bölümün ana konusudur. Altıncı bölüm, “Avrupa Birliği, Küreselleşme ve Kriz” konusuna ayrılmıştır. Kitabımız “Prof. Dr. Cihan Dura'nın Eserleri Üzerine Bir Bibliyografya Denemesi” çalışmasıyla tamamlanmaktadır.
Nil Kula 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu I. ve II. Kitap Hükümleri Uyarınca Ticaret Hukuku kitabında Türk Ticaret Hukuku'nun asıl kaynağı olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun I. ve II. Kitap hükümleri ile güncel Yargıtay kararları ve başlıca ticaret hukuku doktrini çerçevesinde; Ticari İşletme, Tacir, Ticaret Sicili, Ticaret Unvanı ve İşletme Adı, Haksız Rekabet, Ticari Defterler, Cari Hesap ve Acentelik konuları incelenmiş, ilgili kanunun Ticaret Şirketlerine ilişkin genel hükümleri ile Anonim, Limited, Komandit ve Kollektif şirketlere dair özel hükümleri, işbu şirketlerin; nitelikleri ve kuruluşları, ortakları arasındaki ilişkiler, organları, üçüncü kişilerle olan ilişkileri ve sona ermeleri gibi alt başlıklar altında değerlendirilmiştir.
Beyza Gültekin, Cuma Ercan, Ertuğrul Mıhçıoğlu, Hatice Doğukanlı, İbrahim Halil Ekşi, Levent Şahin, Osman Sesliokuyucu, Yavuz Akçi, Zekayi Kaya Ülkeler, diğer ülkelerle gerek siyasî gerek ticarî ve gerekse ekonomik ilişkiler içinde bulunmaktadır. Bu bağlamda dış ticaret, mal ve hizmet ticaretini kapsamaktadır. Daha ucuz, daha hızlı ve daha kaliteli üretimin gerçekleşmesi rekabeti artırmış; yeni üreticilerin, yeni iş alanlarının yaratılmasına imkân vermiş ve bu durum ekonominin küreselleşmesine zemin hazırlamıştır. Küreselleşen ekonomi sayesinde; piyasalara, müşterilere ve tedarikçilere ulaşmak daha da kolaylaşmıştır. Tüm bu gelişmeler, dış ticaretin öneminin de artmasına neden olmuştur.
Dış ticaret esnasında bir ürünün nasıl pazarlanabileceğinden başlayıp, bu ticaretin muhasebeleştirilmesine kadar yaşanan süreci inceleyen bu çalışma, öğrencilerin ve eğitimcilerin yararlanabileceği teorik bir ders kitabı özelliği taşımasının yanı sıra, dış ticareti “meslek” edinmeyi planlayan ya da bu konuda faaliyet gösteren firmaların daha etkin yöntemleri keşfedebilmeleri açısından da faydanabilecekleri pratik bir kaynaktır.
Ali Şükrü Çetinkaya Çok yönlü ve çok paydaşlı bir süreç olan uluslararası ticaret işlemlerinin başarılı yönetilmesi etkin bilgi yönetimini gerekli kılmaktadır. Uluslararası ticaret işlemleri yönetim yazılımı olan Bikosoft Exporter Systems; firma ve ürün veri tabanı oluşturma, müşteri ilişkileri yönetimi, pazar araştırması, teklif hazırlama, satış ve pazarlama, üretim ve stok süreci takibi, ihracat-ithalat belgelerinin hatasız ve otomatik hazırlanması, teslim ve ödeme süreçlerinin yönetilmesi, satış sonrası garanti ve servis hizmetlerinin takibi, ülke bazında istihbarat bilgilerinin yönetilmesi, çok yönlü raporlar alınması ve nihayetinde işletmelerin kurumsal hafızalarının hep canlı kalması olanaklarını sağlamaktadır. Günümüz bilgi çağında uluslararası ticaret yapan firmalar ve bu ticarete aracılık eden aracı işletmeler için bilgisayarlı sistemler kaçınılmaz bir gerekliliktir. Bu kitapta, bilgisayarlı uluslararası ticaret işlemleri, bu alanda öncü olan Bikosoft Exporter Systems yazılımının kullanımı ile anlatılmaktadır.
Ali Altuğ Biçer, Ali Çınar, Betül Çelikkaleli, Didem Zeynep Bayazıt, Pelin Sönmez, Selahattin Armağan Vurdu, Selçuk Mutlu, Sinem Sefil Tansever, Uğur Yasin Asal Tüm dünyada özellikle teknoloji ve küreselleşme, rekabetçiliğin boyutunu ve tanımını da hızlı bir şekilde değiştirmektedir. Ülkelerin bu değişime adapte olmaları, bu değişim sürecini iyi yönetmeleri ise ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır. Bu kitap da bu noktadan hareketle akademik bir perspektiften rekabetçilik konusundaki değişimi analiz etmekte, bu değişime ilişkin mikro ve makro analizler ve farklı bakış açıları sunarak konuyu ele almaktadır.
Selminaz Adıgüzel Ülkelerin gelişmişlik düzeyi; yer üstü, yer altı kaynakları ve taşıma modlarının en elverişli, en verimli kullanılması ile ölçülür. Bugün siyasette söz sahibi olmak isteyen ülkeler, uluslararası ticarette etkin rol almaktadır. Uluslararası ticaretin en önemli unsuru olan lojistik hizmetinin istenilen kalite standartlarında, en kısa sürede ve en kârlı şekilde verilebilmesi için çok modlu (multi modal, kombine) taşımacılığın yapılması gerekir.
Denizyolu ile limana getirilen bir emtianın, limandan teslim alınarak demiryolu ile alıcıya ulaştırılması; fabrikadan alınan bir ürünün, demiryolu ile limana teslim edilmesi gelişmiş ülkelerde uluslararası ticarette sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.
21. yüzyıl insansız araçların rol aldığı teknoloji çağıdır. Endüstri 4.0'dan, lojistik sektörü de payını alarak lojistik 4.0 devri yaşanmaktadır. Robotlarla, IoT, RFID, akıllı lojistik sistemleri, insansız araçlar, nihayetinde uzayda gezintiler yapılırken, demiryolu taşımacılığı kendini revize ederek bugünün şartlarında memleket meselesi olarak kabul edilmeli; uluslararası standartlara uygun olarak donatılmalı ve insan hayatını tehlikeye sokmayan, güvenilir, kârlı bir yatırım olarak görülmelidir.
“Dünyayı zaman zaman din adamları, bazen asker, bazen tüccar idare etti. Haçlılar döneminde papalık hüküm sürdü. Onların saltanatını büyük bir asker olan dedem Fatih Sultan Mehmet bitirdi. Osmanlı dört asır dünyaya hükmetti. Filhakika o dönemler artık geride kaldı. Bundan sonra dünyayı tüccar yönetecek. O sebeple bu demir yolu meselesi mühim.” Sultan Abdülhamit Han
“Demiryolları toptan ve tüfekten daha mühim bir emniyet silahıdır.” Mustafa Kemal Atatürk
Murat Yorulmaz Ulaştırma modlarından deniz ulaştırması, özellikleri gereği uluslararası pazarları birbirine bağlayan, ulaştırma maliyeti açısından en düşük ve büyük hacimli yükler ile sanayi hammaddesini oluşturan çok büyük miktarlardaki yüklerin tek seferde, bir yerden diğer bir yere taşınması olanağını sağlaması bakımından alternatifi olamayan bir ulaştırma türüdür. Bu kapsamda deniz ulaştırması, lojistiğin gelişmesinde önemli katkılar sağlamış ve sağlamaya devam etmektedir. Deniz ulaştırması, denizyoluyla yüklerin limanlar arasında taşınması ve elleçlenmesi sürecini kapsarken, deniz ulaştırma lojistiği, lojistik temel hedeflerine ulaşmaya yönelik olarak, düşük maliyet, akışkanlığı sağlama ve değişen müşteri ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, deniz ulaştırmasında yük ve buna ilişkin bilgi akışının kapıdan kapıya taşımacılık kapsamında planlanması, uygulanması ve yönetilmesidir. Lojistik sürece entegre olmuş deniz ulaştırması, etkin lojistik akışı sağlamakla birlikte deniz ulaştırma lojistiği kavramını ortaya çıkartmıştır. Deniz ulaştırma lojistiği, deniz ulaştırmasının ve lojistiğin hedeflerinin ortak noktada birleşmesiyle kavramsallaştırılmış ve özellikle küresel lojistik sektörü aktörlerinin dikkatini çeken bir konu haline gelmiştir.
Bu kitapta denizde, iç sularda veya okyanusta yapılan tüm denizyolu taşımacılığı faaliyetlerini kapsaması, diğer ulaştırma modlarına entegre olabilmesi ve lojistik hedeflerle uyum sağlaması nedeniyle, bu kavramları içerisine alan deniz ulaştırma lojistiği, ulaştırmaya lojistik bakış açısıyla incelenmiştir. Kitapta deniz ulaştırma lojistiği kapsamında, lojistik faaliyetler, ulaştırma lojistiği, lojistik merkezler, lojistik entegrasyon, deniz ulaştırma lojistik hizmet yetenekleri ve detaylı literatür ele alınmıştır. Kitap, deniz ulaştırma lojistiği ile ilgili ülkemizde yayınlanan kapsamlı ilk Türkçe eser olması nedeniyle önemli bir yere sahiptir.
Martin Stopford Deniz ticareti, dünya ekonomisinde son 60 yılda yaşanan küreselleşmeden sorumlu başlıca sanayi kollarından biridir. Sektörün en önemli başarısı, çok uzun mesafelerde oldukça emniyetli ve güvenli ulaşım imkânı sağlaması ve bunu dünya ekonomisinde olağan fiyat artışlarından farklı olarak oldukça yavaş bir şekilde artan rakamlarla gerçekleştirmiş olmasıdır. Ton başına birkaç dolar gibi bir ücretle yüklerin dünya çapında taşınabiliyor olması hayret vericidir. Beni Denizcilik Ekonomisi kitabını yazmaya sürükleyen temel motivasyon, bu yenilenme ve inovasyon dalgasının ardında yatan temel iktisadi faktörleri basitçe açıklayacak bir kaynak meydana getirme tutkusudur. Deniz ticaretinin 5.000 yıllık tarihinin bize sunduğu mesaj, her yeni nesille birlikte yeni durumlar ve problemlerle karşı karşıya kaldığımızdır. Yeni nesillerin, dünyanın değişen beklentilerine bağlı olarak sektörü yeni durumlara göre inşa etmesi ve adaptasyonunu sağlaması gerekir. Gerçekçi konuşmak gerekirse, bugün denizcilerin (ve tabii tersanelerin) kendi geleceklerini inşa etmeleri gerekiyor ve bunun için anlamaya ve sürekliliğe ihtiyaç var. Bugün karşı karşıya kaldığımız sorunlar, her zamankinden daha zorlu. Denizcilik Ekonomisi kitabının üçüncü baskısının Türkçeye tercüme edilmesi ve düşüncelerimin daha geniş bir kitleye ulaşabilmesi ile son derece mutluyum ve bundan şeref duydum. Bu çevirinin hazırlanmasında görev alan herkese teşekkürlerimi sunuyor ve bu kitabı en iyi dileklerimle yeni nesil Türk denizcilerine ithaf ettiğimi belirtmek istiyorum. Daha iyi kavrayabilmeniz, sürekliliği muhafaza edebilmeniz ve başarılı olmanız dileğiyle.
Martin Stopford
Michael ten Hompel, Thorsten Schmidt, Springer 1958'de doğan Prof. Dr. Michael ten Hompel, Elektrik Mühendisliği Bölümünü tamamlayarak Aachen RWTH'de Teknik Enformatik konusuna yoğunlaştı ve daha sonra Witten/Herdecke Üniversitesinden Doktora derecesi alarak mezun oldu. Mesleki kariyerine Dortmund Üniversitesi Ulaştırma ve Depolama Kürsüsü ve Fraunhofer Enstitüsünde Ulaştırma Teknolojisi ve Ürün Dağıtımı alanında bilim adamı olarak başladı. 1989-1991'de bilgisayar sistemleri ve ağları geliştiren IGS GmbH & Co. KG'de (Aachen) Dortmund şube müdürü olarak çalıştı. Prof. Ten Hompel, aynı zamanda 1988'de bugün Almanya'nın lojistik alanında en başarılı şirketlerinden biri olup, üretim ve lojistik yönetimine yönelik yazılım geliştiren GamBit GmbH'yi kurdu. 2000'de yönetim kurulundan istifa ederek, Fraunhofer Enstitüsünde Malzeme Akışı ve Lojistik Müdürü oldu (2005'ten bu yana genel müdür). Ayrıca yine bu bölümde, Malzeme Akış Sistemleri Bölüm Müdürü olarak da görev yapmıştır. Bunun yanı sıra, Dortmund Üniversitesi Ulaştırma ve Depolama Komisyonunun da başkanıdır.
Dr. Thorsten Schmidt (M.S.) Dortmund Üniversitesi Makine Mühendisliği ve Georgia Teknoloji Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümünden mezun oldu. Hâlen malzeme akışı ve lojistik konusunda kurum içi malzeme akış sistemleri tasarımı ve teknolojisi alanına yoğunlaşarak, Fraunhofer Enstitüsünde Makine ve Sistemler Bölümüne başkanlık etmektedir.
Çağdaş depo ve dağıtım sistemleri, yoğun katma değerli olarak çalışan tedarik zincirleri boyunca son derece karmaşık ağlar oluşturarak zaman, maliyet ve kalite ile ilgili çeşitli gereksinimleri karşılamak zorundadır. Oysaki, bu sistemlerin verimli bir şekilde işletilmesinden sorumlu herkes için süreklilik arz eden birçok zorluklar mevcuttur. Bilgisayar ve kontrol teknolojilerindeki gelişmeler, bu alanda yeni yönetim ve kontrol sistemlerini (Depo Yönetim Sistemleri, WMS - Warehouse Management Systems) sunsa da, yüksek karmaşıklık seviyesi sebebiyle kullanıcılar tarafından bu tür sistemleri kullanmak çoğunlukla karışık ve zor bulunmaktadır. Çok çeşitli sistem gereksinimleri ve ilgili çözümleri nedeniyle WMS tasarımı, seçilmesi ve işletilmesi, kapsamlı teknik bilgiler ile birlikte deneyim gerektirir. Sistemin başarısını ya da başarısızlığını belirleyecek olan ölçütler göz önüne alındığında, uygulanması gerekli olan pek çok unsur vardır. Bu kitap, temel bilgileri içermekte olup hem potansiyeli hem de risk ve stratejilerini inceleyerek okuyucuya olası çözümlerle ilgili genel bir bakış açısı sağlar ve beraberinde okuyucunun doğru tercih yapmasına yardımcı olur. Böylece depo yönetim sistemlerinin seçilmesi ve belirlenmesinden sorumlu olan kişiler için detaylı bir karşılaştırma temeli oluşturmak oldukça kolaylaşacaktır. Ayrıca bu konuyla ilgili bilgi sahibi olmak isteyen lojistik bölümü öğrencileri ile konuya ilgi duyan başlangıç seviyesindeki kişiler için temel bir altyapı ilave olarak verilmektedir.

Kitabımız, temel bilgileri göz ardı etmeden, özel teknik bilgileri kapsayacak şekilde uygulama ile ilgilidir. Daha iyi bir anlama için gerekli temel süreç ve teknolojiler, ayrıntılı olarak tanımlanmaktadır. Bunların yanı sıra kitap, mevcut gelişmelerle ilgili sorunlara ve sınırlara işaret etmek ve WMS yapısı ve tasarımı ile ilgili güncel yaklaşımları sunmak suretiyle sistem geliştiricilerine yeni fikirler de vermektedir. Açık Kaynak Kodlu bir program olan “my WMS”den alınan, basit ama işlevsel ve iyi belgelendirilmiş bir yazılım, ek olarak sunulmuştur. Simülasyon ortamı sayesinde bu yazılım, platformdan bağımsız olarak ve herhangi bir şifre bilgisi koşulu olmaksızın standart kişisel bilgisayarlarda rahatlıkla çalıştırılabilir. Bu sayede, WMS'nin çalışma şekli, işlevlerini ve faydalarını da görselleştirmek mümkün olabilecektir.
A. Zafer ACAR, Emre ÇAKMAK Lojistik, işletmelere hız ve esneklik sağlamasının yanında önemli maliyet avantajları da yaratmaktadır. Coğrafi ve tarihi avantajlarına rağmen bu sektörden yeterince pay alamayan ülkemizde eksikliği hissedilen Türkçe kaynak ihtiyacına katkıda bulunmak amacını taşıyan bu eser; lojistiğin en bilinen operasyon alanlarından birisine parmak basarak depolama, malzeme elleçleme ve ambalajlama konularını incelemektedir. Eser, lojistik alanında yetişmekte olan gençler ve hâlihazırda lojistik sektöründe faaliyet gösteren tüm yönetici ve çalışanlar için faydalı bir el kitabı niteliğindedir.
Mehmet Karagül - Berfu İlter Dış ticaret işlemleri; kişiler açısından kariyerli bir meslek edinme, firmalar açısından ulusal ve uluslararası pazarlarda rekabet edebilme, devletler için ise dinamik bir dış ticaret yapısına sahip olabilmek için son derece önemli bir faaliyet alanıdır.
Özellikle küreselleşmenin yoğun olarak yaşandığı günümüz koşullarında dış ticaret işlemlerinin önemi çok daha ön plana çıkmış durumdadır. Dış ticaret işlemleri hakkında, millî, milletlerarası ve karşı ülke hukuku olmak üzere birçok bilgiye sahip olmak günümüz şartlarında önemli bir ayrıcalıktır.
Bu kitap çalışmasının ilk bölümünde, dış ticaret konusunun teorik düzeyde ne olduğu, ikinci bölümde dış ticaret işlemlerinin uygulama kısmı, üçüncü bölümde de Türkiye’deki dış ticaret mevzuatı, son bölümde ise dış ticaret işlemlerinin muhasebeleştirilmesi konuları ele alınmış ve değişik dış ticaret uygulamalarına göre farklı muhasebe kayıtları örneklerle incelenmiştir.
Sevgi Sezer Bu çalışma; ülkelerin birbirleriyle yaptığı dış ticaretin temelini, dış ticarette ülkelerin kazançlarını, dış ticaretin bileşenlerini, göreceli reel fiyat ilişkilerini ve tüm bunlara bağlı oluşan dış ticaret teorilerini makroekonomik açıdan analizini ele almaktadır.
Dış ticaret teorileri, ülkelerin dış ticaretten kazançlı çıkmaları için hangi mallar üzerinde uzmanlaşarak ihracat yapmaları gerektiğini açıklar. Makroekonomi bütün dünya ülkeleri için oldukça önemlidir. Makro açıdan dış ticaret teorileri; enflasyon, genel denge, döviz kuru vb. iktisadi yapıların şekillenmesinde oldukça önemli olagelmiştir. Bundan dolayı bu çalışma, özellikle bu alanda yapılan çalışmaların içinde dış ticaret teorilerine alternatif olarak sunulan yeni makro çalışmalara teorik anlamda yeni bir referans olması için hazırlanmıştır. Bu çalışmayla bilim insanları, kurumsal yöneticiler, ülkelerin rekabet gücünü arttırma da etkili olan faktörleri daha anlaşılır bir şekilde belirleyerek rekabet gücünü olumsuz olarak etkileyen unsurları da daha net bir şekilde anlayıp çözüm yolu geliştireceklerdir.
Sevgi Sezer Uluslararası dış ticaret teorileri, dünyada ticaretin yapılmaya başlanması ile birlikte kullanılmaya başlanmıştır. Karşılaştırmalı üstünlük ve mutlak üstünlük teorilerinde ülkeler ürettikleri malın ticaretinde avantajlı oldukları mallara dış ticarette girdi olarak yer vermektedirler. Bunu yapan ülkeler malların mikroekonomik özelliklerini de göz ardı etmemelidir. Şöyle ki bir ülkede eğer üretim faktörlerinden bir tanesi daha yoğunsa ve diğer üretim faktörü bilgi ve teknoloji ile de gerçekleşiyorsa, ülkenin dış ticarette söz sahibi olması kaçınılmaz olacaktır. Bundan dolayı bu çalışmada, ülkelerin mikroekonomik yapı ve özelliklerinin dış ticarete etkisini ortaya koymaya çalışmak birincil amaç olmuştur. Amaçlanan diğer şey ise, dış ticaret teorilerinin açıklanmasında ve analizinde mikroekonominin hayati önemine vurgu yaparak, ekonomi bilimi akademisyenlerinin, lisans ve lisansüstü öğrencilerinin, dış ticarette kariyer yapmak isteyenlerin dikkatini çekmektir.
Sema Yaşar, Mehmet Okan Taşar Dünya ticaretinin serbestleşmesi ve küreselleşmenin etkisiyle dış ticaret; milli gelir ve dolayısıyla ekonomik büyüme üzerinde oldukça önemli bir etkiye sahip olmuştur. Özellikle de dış ticarete konu olan ürünlerin teknoloji yoğunlukları bu önemi bir kat daha artırmıştır. Teknolojiyi üreten, etkin bir şekilde kullanan ve ihraç eden ülkelerin daha fazla refah seviyesine ulaştığı bilinmektedir. Bilhassa yüksek teknoloji yoğunluklu ürün ihraç eden ülkelerin hızla büyüdüğü ve gelişmiş ülkelerden olduğu kabul edilmektedir. Dolayısıyla teknolojinin dış ticaret üzerinden ekonomik büyümeyi ve refah seviyesini etkilediği kabul gören bir gerçektir. Bu sebeple bu çalışmada da dış ticaret ve büyüme ilişkisi teknoloji kavramı üzerinden ele alınmıştır.
Sevgi Sezer Bu çalışma, günümüz rekabet koşullarında, dış ticaret işlemleri ve girişimcilik ilişkisini, mevzuat ve uygulama çerçevesinde teorik olarak ele alarak, mevcut teorik çalışmalara yeni bir kaynak olmakta ve özgün bir çalışma olarak girişimcilik konusunda yeni bir bakış açısı geliştirmektedir.
Çalışmada, Türkiye ve dünyada girişimcilik ve dış ticaret kavramları arasındaki ilişkilerin iktisadi, sosyal ve kültürel özelliklerinin bütüncül bir şekilde ele alınması gerektiği vurgulanmaktadır. Böylece, dış ticaretin sosyokültürel yapı içerisinde ve yenilikçi girişimci bakışı açısından bilimsel verilere dayalı olarak algılanmasının önemine dikkat çekilmektedir.
Değerli okuyucumuza faydalı olması dileğiyle…
Mehmet Karagül Küreselleşmenin yoğunlaştığı günümüz koşullarında millî ekonomik sorunları, küresel tehdit ve fırsatları dikkate almadan, küresel meseleleri de millî problemleri yerinde çözmeden, hâlledebilmek mümkün gözükmemektedir.
Ayrıca, ülkelerin kalkınması bağlamında iktisat teorisinin yeniden sorgulanması çerçevesinde sosyal bir disiplin olan iktisadın genel geçerliliğinin olmayışı, her milleti döneminin ve şartlarının gereği olan bağımsız iktisat politikalarını oluşturmaya zorlamaktadır.
Bu anlamda sermaye olgusunun, kapital temelli bir düşünce yerine, insan merkezli bir anlayışla yeniden yorumlanması zorunluluğu göz ardı edilmemelidir.
İlgili kaygılarla kaleme alınan bu kitapta, Dünya'nın kahir ekseriyetine hâkim olan azgelişmişlik ve yoksulluk problemlerinin çözümü için alışılmışın dışındaki iktisadi yaklaşımları ve çözüm önerilerini bulmanız mümkündür.
“İnsan kapitale değil, kapital insana hizmet ettiği vakit, Dünyada barış ve refah gerçekleşecektir.”
M.K.
Kurban Ünlüönen - Ahmet Tayfun Ekonomi kitabının hazırlık aşamasında; mesleki ve teknik eğitimin karakteristik özellikleri ile meslek yüksekokullarının öğrenci profili göz önüne alınarak planlama yapılmıştır. Bölüm başlıkları; ekonomi ile ilgili düşünceler ve temel kavramlar, bütün toplumların ortak ekonomik problemleri, talep, arz, piyasa ve piyasada fiyat oluşumu, devletin fiyatlara müdahalesi, tüketici dengesi, üretim ve üretici dengesi, firma dengesi, millî gelir, istihdam ve işsizlik, gelir dağılımı, para ve banka, dış ticaret, büyüme ve kalkınma konularını kapsamaktadır. Çalışma, meslek yüksekokulu öğrencilerinin yanı sıra fakültelerde de benzer derslerde kullanılabilecek içeriktedir.
H. Mustafa Paksoy - Sadettin Paksoy - Bülent Özkan - Mehmet Şentürk Avrupa Ekonomik Topluluğu’na müracaatımızın 52. yıldönümünü yaşadığımız şu günlerde Avrupa Birliği artık bir bakanlık çatısı altında toplanmış bulunmaktadır.
52 yıllık zorlu maratonun sonunda, geldiğimiz noktaya baktığımızda AB’nin oluşturduğu itici gücün önem ve hassasiyeti bir kez daha anlaşılmaktadır. Öyle ki, artık Türkiye Cumhuriyeti, AB üyelik sürecinin sonuna değil, sürecin kendisine odaklanmıştır. Nitekim; üyelik müzakerelerinin başarılı bir biçimde sürdürülmesi, Cumhuriyetimizin kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesine ulaşmamızı da beraberinde getirecektir.
Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden, 17.12.2004 tarihinde gerçekleşen Brüksel Zirvesi’nde, müzakere tarihi alma başarısını göstermesi ve 03.10.2005 tarihinde de üyelik müzakerelerine başlaması, hiç şüphesiz bu sürecin en önemli adımlarıdır. Türkiye 52 yıllık süreçte demokratik anlamda son derece olumlu gelişmeler göstermiş ve göstermeye de devam etmektedir. Bunun yanında güçlü bir ekonomik yapıya kavuşan ülkemiz, bugün AB’ye üye olan birçok ülkeyi geride bırakarak dünyanın en büyük ekonomileri sıralamasında 16. sıraya yükselmiştir.
Geride bıraktığımız 52 yıllık süreçte Türkiye ciddi bir pazar çeşitlendirmesi gerçekleştirmiş ve dünyanın dört bir yanına ihracat yapabilen bir ülke konumuna gelmiştir. Bu da Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığının güçlenmesine önemli katkı sağlamıştır. Elbette ki, tüm bu olumlu gelişmeler Türkiye’nin uluslararası arenadaki prestijini de güçlendirmiştir.
Bu çalışma, Türkiye’nin AB ile ekonomik bütünleşme yolunda geldiği noktayı bazı sosyo-ekonomik analizlere de yer vererek açıkça gözler önüne sermektedir. Bu bağlamda eserin, iktisadi ve idari bilimler fakültelerinde ve meslek yüksekokullarının ilgili bölümlerinde yararlı olacağı kanaatindeyiz.
Gülçin Güreşçi Pehlivan, Utku Utkulu Yirminci yüzyılın ikinci çeyreği hem küresel hem de bölgesel ekonomik entegrasyonlarda artışın gözlendiği yıllar olmuştur. 1960'lı yıllarda Avrupa Ekonomik Topluluğuna ve Avrupa Serbest Ticaret Bölgesine üye olan ülkeler yüksek düzeylerde büyüme hızlarına ulaşmışlardır. Bu durum, ekonomik entegrasyonların büyüme üzerinde önemli bir rolü olduğuna ilişkin bir inanca neden olmuş ve bu konu üzerinde iktisatçılar çalışmaya başlamışlardır.
Geleneksel Gümrük Birliği Teorisi'nde analizler tam rekabet varsayımı altında yapılmaktadır. 1980'li yıllarda ise ekonomik entegrasyonun dinamik etkileri eksik rekabet koşullarında analiz edilmeye başlanmıştır. Günümüzde ekonomik entegrasyonun büyüme etkilerinin analizi için İçsel Büyüme Teorilerinden yararlanılmaktadır. Ekonomik entegrasyonun büyüme etkisi fiziki sermaye, insan sermayesi ve bilgi teknolojisi üzerindeki etkileri nedeniyle önem taşımaktadır. Entegrasyon sonucunda aday ülkelerde kaynak dağılımında etkinliğin, sermayenin veriminin, bilgi birikiminin ve rekabetin artması gibi faktörler sayesinde uzun dönemde ekonomik büyüme üzerinde pozitif etkiler ortaya çıkmaktadır. Bu kitap, bu faktörler bağlamında entegrasyonun büyüme etkisini gerek teorik gerekse de ampirik açıdan incelemesi bakımından önem taşımaktadır. Avrupa Birliği ve Ekonomik Entegrasyon ve de büyüme derslerini alan lisans ve yüksek lisans öğrencileri açısından önemli bir yardımcı kitap niteliğindedir. Ayrıca ekonomik entegrasyonun büyüme etkisini inceleyen araştırmacılar açısından da geniş bir literatür taraması içermesi açısından çok faydalı olabilecek bir kitaptır.
Yelda Bugay Tekgül II. Dünya savaşı sonrası dünya ticaretinin gelişimi, faktör girdileri birbirine çok yakın ikame edilebilir malların aynı anda ihracat ve ithalatını kapsayan endüstri içi ticaret yönünde olmuştur. Ticaretteki engellerin azaltılması yoluyla ticaretin serbestleştirilmesine yönelik ikili ve çok taraflı anlaşmaların yaygınlaşması bir taraftan, üretimin küreselleşmesi diğer taraftan tek bir ülkede üretilen ürünlerden oluşan karşılıklı ticaretin niteliğini de değiştirmiştir. Bu gelişmelerin üçüncü bir eğilim ile eşzamanlı olarak gerçekleştiği söylenebilir; şimdi, ticaret yapılan mal türlerinde ve özellikle de ticaret ortakları arasında ticarete konu olan malların benzerliğinde daha fazla çeşitlilik görüyoruz. Teorik gelişmeler endüstriyel pazarlarda aksak rekabetin varlığının altını çizerken, özellikle ölçek ekonomilerini, ürün farklılaştırmasını ve tüketici tercihlerini göz önüne almaktadır.

Dünyada gözlenen gelişmeler, bölgesel ekonomik birleşmelere doğru bir eğilimin olduğu yönündedir. Avrupa Birliği (AB) ve Kuzey Amerika Serbest Ticaret Birliği (NAFTA) ekonomik entegrasyonun en iyi bilinen iki örneği konumundadır. Bu bölgesel ticaret birleşmelerinden dolayı, dünya ticareti artarak ticaret blokları halini almaktadır. Serbest ticaret anlaşmaları ya da diğer farklı ekonomik birleşme anlaşmalarının bu bölgedeki tüm ülkelere fayda sağlayacağı düşünülmektedir. Bu durumda Türkiye'nin bu oluşumun dışında kalması beklenemez. Bu eğilimi takiben, Türkiye'nin AB ülkeleri ile olan ticaretini izlemek henüz aday konumunda olan Türkiye için aydınlatıcı olacaktır.
Tahsin BAKIRTAŞ Bugün dünyada yaşayan insanlar birbirlerinden çok farklı koşullar altında yaşamaktadırlar. Dünyanın çok az insan kümesi geniş evlerde konforlu bir yaşam sürerken, dünyada yaşayan 7 milyar insanın çok önemli kısmı ise derme çatma evlerde karnını nasıl doyuracağının uğraşı içinde olup, beslenme, barınma, sağlık ve eğitim gibi temel gereksinmeleri bile yetersiz karşılanmakta, hatta bazılarının ise hiç karşılanmamaktadır. Bu nedenle dünyanın önemli bir nüfusu bugün bile okuma ya da yazmanın ne olduğunu bilmemekte, hastane yüzü görmeden ölebilmektedirler. Dünyanın önemli işsiz kümesi bu tür insanlardan oluşmaktadırlar.
Küresel düzlemde gelişmiş merkez ülkelerde kişi başı gelir 30.000 $ civarında iken, birçok Afrika ve Asya Ülkesinde 1.000-1.500 $ hatta bazı Afrika ülkelerinde 500 $’ın altındadır. Bu gelir eşitsizliğini ortaya çıkaran temel nedenler nelerdir; dünyanın son 30 yılına egemen olan küresel boyutta büyüme olgusu çevre ülkelerin kalkınma süreçlerini nasıl etkilemiştir? Küresel kalkınma odaklı gelişme çevre ülkelerdeki; yoksunluğu, yoksulluğu, açlığı ve eşitsizliği ortadan kaldırabilir mi?
Dünyanın eşitsiz gelişimi bir kader midir? Özgürlük ve eşitlik temelinde, insancıl, çevreyi koruyan, saldırgan olmayan, yoksulluğu, eşitsizliği salt imaj bozukluğu olarak algılamayan ve paydaşlarının tümünü kollayan küresel bir ekonomik kalkınma modeli olası mıdır? Bu sorunun yanıtı elbette olasıdır. 2008 sonrası dönemdeki bu tür arayışlar; yeni dünya düzenini oluşturmada önemli mihenk taşlarıdır.
Yukarıdaki sorular ve soruların olası yanıtları küresel kalkınma odaklı analiz edilmelidir. Bu çerçevede bugünün ulus-ötesi üretim, tüketim, ticaret, finans ve emek hareketlerinin yapısını ortaya koyma durumundadır. 21. yy.’ın ekonomik olguları, yaşanan sorunları 20.yy anlayışı çerçevesince algılanamaz ve oluşmuş politika önermeleri ile de çözülemez. Bu nedenle, ne Neo-liberal eksende modernleşme okulunun kalkınmaya bakışı, ne de bağımlılık okulu ve yapısalcı bakış açısının olgu tanımlama odaklı yaklaşımları, 21. yy.’da yaşanan kalkınma sorunlarını tek pencereden bakarak çözebilirler. Bu bağlamda kalkınma olgusuna bakışta yeni düşün (ide)'lerin oluşturacağı kuramsal çatılara ve yeni politika önermelerine gereksinim vardır.
Bu kitap geleneksel ekonomik kalkınma ya da kalkınma ekonomisi yaklaşımlarını içinde barındırmakla birlikte; 21. yy. ekonomik kalkınma olgusuna yeni konular ve yeni perspektifler de kazandırma uğraşı içindedir. Bu çerçevede kitap, akademik dünyaya; lisans ve yüksek lisans ve doktora çalışmalarında yararlı olabileceği gibi, toplumun diğer kesimlerine de dünya ekonomisini biçimlendiren olgu ve olayların kavranmasında ve yorumlanmasında yol gösterici niteliktedir.
Esra KABAKLARLI 2016 yılında, Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomi Forumu’nun ana teması olan Endüstri 4.0, “Dördüncü Sanayi Devrimi” anlamına gelmektedir. Endüstri 4.0, imalat sanayinde üretimin katma değer yaratılan her aşamasında ve tedarik zincirinde meydana gelen gelişmeleri tanımlamaktadır. Dünya’da yaygın olarak kullanılan terim ilk kez Almanya’nın yüksek teknolojili imalat sanayi stratejisi için kullanılmıştır. “Nesnelerin İnterneti” ya da “Endüstriyel İnternet” terimleri de Endüstri 4.0 tanımını ifade etmektedir. Geleneksel üretim metotları ve imalat yöntemleri zamanla farklı evreler izleyerek dijital dönüşümü gerçekleştirmiştir. Alman Ekonomi Profesörü Klaus Schwab’a göre son sanayi devrimi, önümüzdeki yıllarda iş yapış ve yaşama şekillerimizi temelden değiştirecektir. Yale Üniversitesi Ekonomi Profesörü, 2013 Nobel Ödüllü Robert J. Shiller “Yangın sigortası yaptırmak için evinizin yanmasını bekleyemezsiniz. Biz de Dördüncü Sanayi Devrimi’ne hazırlanmak için toplumumuzun kökten altüst olmasını bekleyemeyiz.” sözüyle ülkeler için Endüstri 4.0 treninin kaçırılmaması gereken bir fırsat olduğunu vurgulamıştır.
Nezihe Figen Balta Tüketim ürünleri pazarlarında olduğu gibi bu pazarlarda da işletmeler, hedeflerine ulaşmak, varlıklarını sürdürmek ve her şeyden önce karlılığa ulaşmak için etkin pazarlama yöntemlerini ve stratejilerini uygulamak zorundadırlar. Bu durum Endüstriyel ( örgütsel ) pazarların, gelişen teknoloji, rekabet, ekonomi ve bütünüyle düşünce sistemlerinin etkisi altında öneminin artmasına yol açmıştır. Bu çalışma da bu pazarları ve bu pazarlarda uygulanan pazarlama ilke, yöntem, strateji ve anlayışlarını tanımlamaya yöneliktir. Bu tanımlama sekiz bölüm altında; endüstriyel pazarlamanın yapısı, müşteri davranışı, pazarlama araştırması ve pazarlama bilgi sistemi, pazar bölümleme, pazarlarda ürün geliştirme, ürün ve fiyat yönetimi, dağıtım tedarik zinciri yönetimi ve endüstriyel tutundurma konuları kapsamı içerisinde değerlendirilmektedir.
Ali Erdoğan Doğrudan yabancı sermaye yatırımları, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için önemli bir sermaye kaynağıdır. Birçok ülke, doğrudan yatırımları teşvik ederek ekonomilerini geliştirme stratejisini izlemektedir. Küreselleşme sürecinin hız kazanmasıyla birlikte hem gelişmiş hem de tasarruf ve yatırım eksiği bulunan ülkeler, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını çekebilmek için çaba sarf etmektedir. Söz konusu yatırımları çekebilmek; ülke ekonomisine sermayenin yanı sıra teknoloji, istihdam, millî gelir artışı, üretim ve geniş dış pazar avantajları gibi birçok katkı sağladığı için ülkelerin kalkınmasında doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının etkin bir rol oynadığı kabul edilmektedir.
Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının Türkiye’ye bugüne kadar arzu edilen seviyelerde gelmemiş olması, araştırılması gereken önemli bir konudur. Bu çalışmadaki en önemli hedef; doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ekonomi üzerindeki önemli etkilerinin belirlenmesinin yanı sıra, Türkiye’ye yönelik doğrudan yatırımların bugüne kadar istenilen seviyede gerçekleşememesinin ve ülkeye gelen yatırımların istihdam, ekonomik büyüme ve millî gelir üzerindeki etkilerinin yetersiz düzeyde oluşunun nedenlerini belirlemek ve bu duruma çözüm önerileri getirmektir. Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının istihdam, millî gelir ve ekonomik büyümeyi optimal seviyede etkileyebilmesi için, gelen doğrudan yatırımların türü önem arz etmekte ve bu bağlamda ülkemiz, sabit sermaye yatırımlarına ihtiyaç duymaktadır. Bununla birlikte, gelen doğrudan yabancı sermaye yatırımları; büyük oranda Türkiye’nin iktisadi durumuyla ilgili, dolayısıyla ekonomisinin büyüklüğü, istikrarı ve dışa açıklık seviyesi ile doğrudan ilişkilidir.
Tülin Şendur Dünya ticareti insanlığın gereksinimleri, yaşam kalitesi ve refahı için vazgeçilmez bir unsurdur; dünya ticaretinin vazgeçilmezi ise lojistik sektörünün en önemli parçası olan ulaşım sistemleridir. Ulaşım sistemleri içinde, kıtalar arası mesafelerde, büyük hacimlerde, en ucuz yük taşımacılığı olarak deniz yolu taşımacılığı tek seçenektir. Günümüzde dünya ticaretinin değer olarak % 90' ı deniz yoluyla gerçekleştirilmektedir.
Kitabın birinci bölümünde; deniz yolu taşımacılığının genel özelikleri, dünyada ve Türkiye' de deniz yolu taşımacılığı, filo analizi, deniz yolu taşımacılık türleri, yük ve gemi türleri, navlun piyasası, uluslararası denizcilik örgütleri, ikinci bölümde; gemi kiralama ve ticari operasyonu, kira sözleşmeleri ve yük ile ilgili evraklar, üçüncü bölümde Türkiye'de kuru yük taşımacılığında, gemi işletmeciliği sorunlarının tespitine yönelik bir araştırma ve çözüm önerileri, dördüncü bölümde sorunsuz gemi işletmeciliği yapılabilmesi için, bir kuru yük gemisinin bağlantısının ve operasyonunun aşamalarını kurgulayan örnek olay analizi, beşinci bölümde ise demuraj-dispeç hesaplarına dair örnek uygulamalara yer verilmiştir.
Gemi işletmeciliğinin uluslararası ve spesifik bir iş olması nedeniyle, gemi bağlantısı olarak adlandırılan kiralama süreci ve gemi operasyonu sırasında, taraflar Türk firmaları dahi olsa, yazışma dili olarak İngilizce mesleki kısaltmalar; jargon kullanılmaktadır. 1900'lü yılların başından itibaren Londra'da üniversitelerde eğitimi verilen gemi işletmeciliği, brokerlık gibi konular, ülkemizde ancak son yıllarda, üniversitelerimizin lojistik bölümlerinde kısmen de olsa okutulmaya başlanmıştır. Gerek üniversite öğrencilerine gerekse sektöre yeni adım atmış çalışanlara masa üstü mesleki rehber kitap olarak iyi bir kaynak olabileceği düşünülerek, örnek olay analizinde taraflar arasındaki yazışmalarda, İngilizce mesleki kısaltmalar; jargon kullanılmış ve parantez içinde kısaltmaların İngilizce açılımı ile Türkçe tercümesine yer verilmiştir.
Yusuf BAYRAKTUTAN Bölgeselleşme ya da Kürselleşme olgularının, ekonomik bütünleşme veya siyasi sınırların önemini yitirmesiyle ortak politikalara yönelimin tercih edilmesi ortak paydasında değerlendirildiği kitapta, 2. Dünya savaşının ardından kitlesel yıkımların yaşandığı bir dünyada, savaş durumunun Avrupa kıtasal alanına öğrettiği temel derslerden biri olarak şekillenirken, kapitalist üretim tarzının Dünya’yı tek piyasa haline getirme idealinin belirginleşmeye başlaması boyutu ortaya konulmaktadır.
Paul R. Murphy, Jr. - A. Michael Knemeyer 1980'lere kadar sadece taşımacılık olarak algılanan lojistik kavramı, 1990'lardan sonra hızla günümüzdeki anlamını kazanmaya başlamıştır. Hatta 2000'lerin başından itibaren çok daha geniş bir açıdan yaklaşılıp tedarik zinciri yönetimi bütüncül olarak ele alınmaya başlamıştır. Böylece lojistik ve tedarik zinciri yönetimi kavramı, daha karmaşık ve geniş kapsamlı bir şekilde pratikte ve literatürde yerini bulmuştur. Tedarik zincirleri, ürünlerin ve malların sadece bir aşamasındaki lojistik faaliyetlerle sınırlı kalmayıp herhangi bir ürünün üretilebilmesi için gerekli ham maddelerin çıktıkları noktalardan ya da malların bitmiş ürün hâline getirilebilmeleri için gerekli yarı mamul ürünlerin üretilme ve tedarik edilme aşamalarından, bu ürünlerin ve malların üretilip nihai tüketiciler tarafından kullanım noktalarına kadar ulaştırılması, sürecin en başındaki planlamadan tüketicilerin bu ürünleri tüketmek üzere satın almalarına kadar olan süreçleri, hatta bunlara ek olarak kullanıldıktan sonraki geri dönüşüm süreçlerini de bir bütün olarak kapsamaktadır. Bu işlemler sırasında ülke sınırı gözetmeksizin tedarik zinciri boyunca ileriye ve geriye ürün, hizmet, finans ve bilgi akışı sağlanmaktadır. Dolayısıyla artık sadece “lojistik” ifadesi bile kullanılsa aslında “tedarik zinciri yönetimi” bütüncül olarak anlaşılmaktadır.
Bu kitapta lojistik yönetimi açısından temel fonksiyonlar detaylı olarak incelenmiş, lojistik konusuyla ilgili olarak kapsamlı ancak fazla detaya inmeden, olması gerektiği kadar bilgi verilmiştir. Pearson, Prentice Hall Yayınevinin 2015 yılında 11. basımını gerçekleştirdiği, Paul R. Murphy, Jr. ve A. Michael Knemeyer tarafından yazılmış Contemporary Logistics -Güncel Lojistik kitabı, İzmir'de Gediz Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Funda Yercan ve Yrd. Doç. Dr. Şerife Demiroğlu'nun çeviri editörlüğü ile Gediz Üniversitesi ve ülkemizdeki çeşitli üniversitelerden öğretim üyeleri ve elemanlarının katkısıyla örnek bir takım çalışması olarak dilimize kazandırılmıştır.
Üniversitelerde gerek Türkçe eğitim verilen lojistik yönetimi, uluslararası lojistik yönetimi, lojistik ve taşımacılık, lojistik ve uluslararası ticaret gibi lojistikle ilgili bölümlerde bu kitabın ders kitabı olarak okutulması gerekse İngilizce eğitim verilip de derslere destek olması açısından sözü edilen bölümlerde destek kaynak olarak kullanılması mümkündür. Ayrıca, üniversitelerde eğitim dilinin Türkçe olduğu meslek yüksekokullarında lojistik, uluslararası ticaret, dış ticaret ve işletme gibi programlarda okuyan öğrencilerin bu kitaptan faydalanması da söz konusudur. Güncel Lojistik kitabında temel konular bulunduğundan Anadolu meslek liselerinde lojistik ile ilgili alanlarda okuyan ortaöğretim öğrencilerinin de anlayabileceği nitelikte bir kitaptır.
Ahmet Özken, Hakkı Gürcan Atay, İrfan Kalpalı, Mehmet Ağırbaş, Meltem Onay, Mine Yılmazer, Mustafa Tanyeri, Mutlu Yılmaz, O. Murat Koçtürk, Ömer Pesen, Özcan Güven, Özge Ayan, Serkan Çınar, Tuğçe Danacı “Dış ticaretin tarihsel evrimi ve güncel mevzuat uygulamalarından dış ticaret süreçlerine kadar geniş bir yelpazede sağladığı bilgilerle, Türkiye'nin dış ticaret yapısını modern bir bakış açısıyla derinlemesine analiz eden bu değerli yayın, bu alanda her seviyede görev yapanlar, akademisyenler ve özel sektörde faaliyet gösteren/gösterecek olan meslek mensupları için yol gösterici niteliktedir.
Kitapta, dış ticaret alanındaki birçok yayından farklı olarak iş dünyasının çeşitli sektörlerinde faaliyet gösteren temsilcilerin tecrübelerini paylaştığı röportajlara yer verilmiş. Başarı öykülerinin anlatıldığı bu röportajların iş dünyasına yeni adım atmış veya atacak olanlara büyük katkı sağlayacağına inanıyorum.
Kamu-özel sektör-üniversite üçgeninde oluşturulan bu yayın, dış ticaret alanındaki sorulara A'dan Z'ye yanıtlar sunan çok değerli bir çalışma olmuş. Emeği geçen herkesi tebrik eder, başarılarının devamını dilerim.”
Adnan Yıldırım (Ekonomi Bakan Yardımcısı)
•••
1980'li yıllarla birlikte, ihracata dayalı büyüme modelinden bugün 500 milyar dolarlık iddialı bir ihracat hacmine erişme hedefi olan ülkemizde gelinen nokta, kalkınmamız yönündeki en büyük çabalardan biridir.
Üreten, ürettiğini ihraç eden girişimcilerimizin sayılarının artması ve teknolojinin sunduğu nimetleri en etkin şekilde kullanarak ülkeye döviz kazandırması bugünkü rekabet ortamında dünden daha önemli bir hâle gelmiştir.
Bu nedenle, doğru bilgilendirme ve doğru kaynakları kullanma açısından farklı akademisyen ve uzmanlarca hazırlanmış söz konusu yayının bir rehber niteliğinde olduğu inancındayım.
Bu değerli yayının, stratejik hedeflerimizden biri olan dış ticaret hacmini artırmamızda dikkat çekici bir başarı elde etmesi temennisiyle, emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.
Ender Yorgancılar (EBSO Yönetim Kurulu Başkanı)
•••
Her geçen gün küreselleşen dünyamızda dış ticaretin önemi giderek artmaktadır. Başarılı örneklerin paylaşılmasını, geçmiş deneyimlerin genç girişimcilere aktarılmasını, bu sayede onların cesaretlendirilmesini çok önemli buluyorum.
Yarattığınız eser bu açıdan çok değerli bir kaynak niteliğindedir. Özellikle, Türkiye şartlarında başarıya ulaşmış kişilerle yapılan röportajlar yol gösterici.
Bu tür yayınlar; üretmeyi, ticareti ve kısacası hayatı desteklemektedir. Değerli katkılarınızdan dolayı sizi ve emeği geçen herkesi kutluyorum.
Sabri Ünlütürk (Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı)

İsmail Metin Küresel rekabet ortamında uluslararası pazarlarda daha etkin bir şekilde faaliyette bulunabilmek için, elektronik pazaryerlerini kullanarak ihracat ve ithalat yapmak zorunluluk haline gelmiştir. e-ticaretin ilk aşamalarında yüz yüze iletişim olmaması nedeniyle karşı tarafa olan güvenilirlikle ilgili problemler yaşanmaktadır. Bu kitapta, e-ortamda güvenilirlikle ilgili elektronik pazar yerlerinin uygulamalarına ve ihracatçı ve ithalatçıların alması gereken önlemlere yer verilmiştir. Ayrıca elinizdeki kitapta, dünyanın en önde gelen elektronik pazaryeri olarak kabul edilen alibaba.com'a üye olarak ihracat için müşteri bulma ve ithalat için uygun tedarikçi ve ürün bulma işlemleri detaylı bir şekilde anlatılmaktadır.
"İhracatçı ve İthalatçılar için Elektronik Ticaret" adlı eserin yazılmasındaki ana amaç; elektronik ortamda ihracat pazarlamasıyla ilgilenen veya ithalat yapmak isteyen girişimcilere, öğrencilere ve diğer ilgili bireylere elektronik ortamda dış ticaret işlemleri yapabilmeyi öğretmektir. Söz konusu eser, ihracat ya da ithalat yapmayı düşünen veya yeni başlamış küçük ve orta büyüklükteki işletmelerle, dış ticaret eğitimi veren çeşitli kuruluşlar, fakülteler ve yüksekokullar için temel bir kaynak kitap özelliği taşımaktadır.
O.C. Ferrell - Geoffrey A. Hirt - Linda Ferrell, McGrawHill Alanın temel kavramlarını verirken girişimcilikten, işletme yönetimine, iş etiğinden, yönetimin doğasına, örgüt kültürü ve yapısına, sosyal ağlardan, pazarlama ve finansal sistemlere kadar birçok konuya değinen bu kapsamlı kitap, 16 bölümden ve 6 ana kısımdan oluşuyor. İlk kısımda, 'değişen dünyada işletme' kapsamında okuyucular temel ekonomik bilgileri, iş etiğinin önemini ve küresel ticareti ilgilendiren üç önemli bölüm bulacaklar. İki bölümden oluşan ikinci kısım, iş kurmak ve büyütmek isteyenlerin yararlanacağı önemli bilgiler içeriyor. Yönetimin temelleri, örgüt teorisi temelleri, üretim ve işlemler yönetimi üçüncü kısımda yer alıyor. İnsan kaynakları ile ilgili iki bölüm ve pazarlama alanını irdeleyen üç bölüm dördüncü ve beşinci kısımların konularını oluşturuyor ve son olarak altıncı kısım; finans, muhasebe ve sermaye piyasaları konularına değinirken okuyuculara güncel bilgiler aktarıyor.
Her bölümün sonunda yer alan kariyer öğütleri ile öğrencileri ayrıca işletme alanında değişik kariyer imkânları ile de tanıştırmayı amaçlayan İŞLETME, özellikle 4. basımında çeşitli yenilikler eklenerek ve güncellemeler yapılarak örnekler ve yeni uygulamalar ile daha da zenginleştirilmiştir.
Ergül HAN - Ayten Ayşen KAYA Esas olarak İkinci Dünya Savaşı sonrası tüm insanlığın ekonomik, sosyal, kültürel ve hatta siyasal gündemine oturan Azgelişmişlik ve Kalkınma Sorunu, doğal olarak bir kalkınma yazınının doğmasına ve zaman içinde giderek çok hızlı biçimde gelişmesine yol açmıştır.
Elinizdeki bu kitap, kalkınma ekonomisi ile ilgili geleneksel ve çağdaş teorik yaklaşımları ve uygulamada izlenmesi söz konusu olabilen politikaları kapsamaktadır. Bu bağlamda kitapta kalkınma ve azgelişmişlikle ilgili tanımsal ve ölçümsel konular; azgelişmişlik teorileri; sermaye birikimi ve teknoloji sorunları; kalkınmanın finansmanı; nüfus, beşeri sermaye ve istihdam sorunları; kalkınma ve dış ticaret; kaynak dağılımı sorunu; kalkınma ve sanayileşme stratejileri ve son olarak sürdürülebilir kalkınma konuları ele alınmıştır. Kitabımızın öğrencilerimiz yanında konuya ilişkin temel bilgiler edinmek isteyenlere de yararlı olacağı kanısındayız.
Fahri Seker Bu kitap Russel Kirk’in genel olarak sosyal bilimlerde özel de ise siyaset biliminde kullandığı araştırma programı çerçevesinde yazılmıştır. Kirk (2008)’e göre “…. modern siyaset biliminde çizilmesi gerekli sınır çizgisi, Eric Voegelin’in de işaret ettiği gibi, ‘bir tarafta liberaller, diğer taraftaysa totaliteryenler’ şeklindeki bir ayırım değildir. Kanaatimize göre şöyle bir ayırım vardır: Sınırın bir tarafındaki maddi düzenin var olan tek düzen olduğuna, maddi ihtiyaçların tek ihtiyaçlar olduğuna ve geçmişten bugüne uzanan insanlık mirasını istedikleri gibi kullanabileceklerine inanan insanlar var. Sınırın diğer tarafındaysa, evrende süreklilik arz eden ahlaki bir düzenin var olduğuna; insan doğasının değişmezliğine ve maddi ve manevi düzenlere karşı büyük ödevlerimizin olduğuna inanan insanlar var”. Bu bağlamda kitabın temel amacı kalkınma kavramını etik temellere dayalı olarak yeniden tanımlama ve geliştirme çabalarını ve ekonomik büyümeyi en geniş anlamda insanla buluşturma girişimi olarak kapsayıcı büyümenin temel bileşenlerini incelemektir.
Alpaslan Doğan Taşımacılık, toplumların yaşamsal fonksiyonlarından birisidir. Yolcu taşımacılığı, olabilecek en büyük sorumluğu üstlenmeyi gerektirir çünkü en kutsal olgu olan “can” taşımaktadır. Böylesine büyük bir sorumluluğun yerine getirilmesi ancak yüksek düzeyde liyakat ve mesleki bilgi ile mümkün olabilir ki bu gereklilik kitabın amacını teşkil etmekte, meslek erbapları ve ilgililerin bilgi, liyakat ve mesleki becerilerinin gelişimine katkı sağlamaya yönelik temel bir kaynak olmayı hedeflemektedir.
Bu kitap, kara yolu yolcu taşımacılığı faaliyetlerine ilişkin yasal düzenlemeler, operasyon, maliyet analizleri, fiyatlandırma, müşteri ilişkileri, yönetim gibi önemli tüm hususları etraflıca konu edinmiştir. Kara yolu yolcu taşımacılık faaliyetleri olan tarifeli yolcu taşımacılığı, turizm taşımacılığı, acente işletmeciliği, terminal işletmeciliği, uluslararası ve ulusal alanlarda ayrı ayrı olmak üzere ele alınmıştır.
Yolcu taşımacılığı faaliyetlerinde bulunan yönetici ve çalışanların, akademisyen ve öğrencilerin, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı yönetici mesleki yeterli­lik (ÜDY ve ODY) sınavlarına hazırlanan adayların ihtiyaç duyabilecekleri detayda, güncel mevzuat hükümlerine göre hazırlanmış olan kitap; kara yolu yolcu taşımacılığı ile ilgili tüm faaliyetleri ayrı ayrı olmak üzere; Yurt içi ve uluslararası mecralarda yapılan bütün kara yolu yolcu taşımacılığı faaliyetleri için, mevzuat ve teknik hususları, uygulama ve cezaları, sektörel ve akademik bilgileri bir araya getirmiştir.
Nurhan Papatya Kitap, 2003 yılı ilk ayında Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde savunulmuş “ Sürdürülebilir Rekabetçi Üstünlük Sağlamada Kaynak Tabanlı Stratejik Pazarlama Yaklaşımı: Isparta Sanayi Sektörü İşletmelerinde Uygulama” adlı ilk doktora tezinin gözden geçirilmiş ve düzenlenmiş Türkiye’de yayınlanan ilk hacimli çalışmadır.
Burhan KABADAYI Ekonomik değişkenlerde zamana bağlı ve uzun dönemli dalgalanmalar meydana geldiği gibi anlık şokların etkisinden kaynaklanan kısa dönemli dalgalanmalar da meydana gelebilir. İktisat alanında uzun dönemli dalgalanmalar konjonktür teorileri başlığı altından incelenirken, kısa dönemli ve şok etkisine neden olan dalgalanmalar ekonomik krizler başlığı altında analiz edilmektedir. Bu kitapta konjonktür dalgalanmaları ve ekonomik kriz kavramları birlikte incelenmiştir. Ekonomik krizlerin dünya ekonomileri ve Türkiye özelindeki etkileri araştırılmıştır. Kitabın son bölümünde ise konjonktür dalgalanmaları teorileri ışığında Türkiye ekonomisi zaman serisi analizleriyle tetkik edilmiştir. Krizler ise rejim değişimi analizleriyle incelenmiştir.

Kitabın lisans düzeyinde üniversitelerde okutulan İktisada Giriş, Makro İktisat, Uluslararası İktisat ve Ekonometri dersleri için yardımcı kitap olarak kullanılabileceği gibi ilgili alanda akademik çalışma yürüten yüksek lisans, doktora öğrencileri ve akademisyenler için yardımcı bir kaynak olacağı düşünülmektedir.
Sabiha Kılıç Global rekabet ortamında gelişmekte olan ülkelerin en önemli güçlerinden bir tanesi, küçük ve orta ölçekli işletmelerdir. KOBİ'ler Türkiye'deki toplam işletmelerin %99.89'unu, istihdamın %76.7'sini, sermaye yatırımının %38'ini, yaratılan katma değerin %27'sini ve ihracatın ise yaklaşık olarak %11'ini oluşturmaktadır. Ülkemizdeki küçük ve orta ölçekli işletmeler arasında makine imalat sanayiinde faaliyet gösteren işletmelerin son yıllarda ihracat içindeki paylarının dikkate değer oranda arttığı görülmektedir. Makine imalat sanayii, iç ve dış rekabetin yoğun olarak yaşandığı bir sektördür. Bu sektördeki işletmelerin; uluslararası pazarlarda başarılı olabilmeleri, rekabet gücü elde edebilmeleri ve ihracat pazar paylarını artırabilmeleri, yabancı pazarlardaki müşterilerini, rekabet, teknoloji ve pazarın gelişmesine yön veren diğer ekonomik, sosyal, kültürel ve yasal güçlerle birlikte değerlendirebilmelerine bağlıdır. Bu anlamda uluslararası pazarlara açılmayı planlayan küçük ve orta ölçekli işletmeler, yeni pazarlama stratejilerini geliştirerek ürün ve hizmetlerini, fiyat, tutundurma ve dağıtım sistemlerini, müşteri istek ve ihtiyaçları çerçevesinde oluşturabilmek amacıyla öncelikle ihracatta satış yerine pazarlama anlayışını benimseyebilmelidirler.
Küçük ve orta ölçekli işletmelerde ihracat pazarlaması davranışı, işletmelerin uluslararası pazarlarda göstermiş oldukları ihracat performans düzeylerine bağlı olarak gerçekleşmektedir. İhracatta gösterilen yüksek performans hem ulusal ekonomiler hem de işletmeler açısından büyük önem taşımaktadır. Bu kitap, ihracat pazarlamasının sadece bir satış olmadığına vurgu yaparken, ihracat pazarlaması stratejileri ile hem ulusal hem de uluslararası pazarlarda, işletmelerin performans düzeylerinin artırılarak rekabet üstünlüğünün sağlanmasında işletme yöneticileri ve diğer profesyoneller için yol gösterici bir kaynak özelliği taşımaktadır.
Onur SUNGUR, Hidayet KESKİN, Hakan DEMİRGİL, Canan ŞENTÜRK, Murat Ali DULUPÇU “Kümelenme günümüzde tam bir modaya dönüşmüştür.” demek abartı olmayacaktır. Gelişmiş ülkelerde kendi özel koşullarında ve çoğunlukla kendiliğinden ortaya çıkan kümelenme, ülkemizde özellikle 2000'li yıllardan sonra hem merkezi hükümet hem de yerel aktörler tarafından benimsenerek kabul görmüştür. Ancak benimseme daha çok biçimsel olmuştur. Başarılı bir bölgesel kalkınma modeli olduğuna dair inanç, yerel ve ulusal politikalarda sıkça zikredilmesine ve yöneticiler ile bürokratların bu hususu dillerinden düşürmemesine yol açmıştır. Kalkınma ajanslarının aşamalı kuruluş sürecini tamamlaması ile kümelenme furyası daha da hız kazanmıştır. Hâlbuki Türkiye'nin bölgesel kalkınma deneyimi azdır ve politika araçları tasarlamada ve uygulamada başarılı bir sicile sahip değildir. Bu nedenle kümelenme kurtarıcı ve kolay uygulanır gibi algılanmıştır. Tıpkı bir komut gibi: “Kümelenin!” Ne var ki Batılı gelişmiş ülkelere ait kümelenme deneyimi çoğu zaman yeniden türetilebilir veya kopyalanabilir değildir. Tüm bunlar kümelenmenin Türkiye için uygun bir bölgesel politika aracı olmadığını değil, üzerinde düşünülmesi ve teknik analizlerle desteklenerek kaynakların tahsis edilmesi gereken bir araç olduğunu hatırlatmaktadır. Elinizdeki bu kitap kümelenme konusunda farklı teknik analizlerden birini yöneticilere ve akademik camiaya uygulamalı olarak göstermek amacı ile hazırlanmıştır.
Muhittin Ataman Ülkemizde siyasetle uğraşanlar iktisat, iktisatla uğraşanlar ise siyaset alanını genellikle ihmal etmektedirler. Doğal olarak ülkemizde, bu iki alanın karşılıklı etkileşimini ele alan çalışmaların sayısı yok denecek kadar azdır. Bu kapsamda kavram ve kuramların doğru bir şekilde anlaşılması, hayatın doğru bir şekilde anlaşılması ve yaşanması açısından önemlidir. Bu eksiklikleri gidermek amacıyla hem informatif hem de analitik bir çalışma olan bu derleme eser hazırlanmıştır. Bu kitap, sosyal bilimlere ilgi duyan akademisyenlere ve öğrencilere uluslararası ekonomi politik konusundaki temel kavramları, kuramları ve tarihsel gelişmeleri, hem ekonomi hem de siyaset bilimi kurgusuyla öğrenme imkânı tanımaktadır. Farklı teorik yaklaşımları savunan ve farklı konuları ele alan makaleler, okuyucuya değişik bakış açılarını öğrenme imkânı verecektir.
Warren J. Keegan, Mark C. Green, Pearson Küresel Pazarlama, küreselleşme olgusunun günümüzdeki boyutlarıyla oluşturduğu yoğun rekabet ortamında, firmaların küresel pazarlarda uygulayabilecekleri pazarlama karmasını belirleme ve pazarlama politika ve stratejilerini küresel pazarlara uyarlayabilme yaklaşımıyla yazılmış bir kitaptır. Kitap; akademisyenlerin, lisans ve lisansüstü öğrencilerin ve iş dünyasında küresel pazarlama alanında çalışanların bilgilenmesini sağlamayı ve değişen küresel çevre koşullarına göre esnek karar verebilme becerilerini geliştirmeyi amaçlamıştır. Bu amaçla, çok sayıda küresel firma örnek olarak ele alınmış ve uyguladıkları küresel politika ve stratejiler tartışılmıştır. Ayrıca, ''Örnek Olay'' çalışmaları ile de öğrenilen bilgilerin uygulamaya aktarılabilmesi konusunda alıştırmalar verilmiştir.
Kitap, 17 bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerde ana hatlarıyla 'Küresel düşün, yerel hareket et.' yaklaşımı; küresel pazarlama çevresini oluşturan ekonomik, ticari, sosyal, kültürel, politik, yasal, yönetsel çevre unsurları; küresel bilgi sistemleri ve pazar araştırması, pazar bölümlemesi ve konumlandırma, ithalat-ihracat ve kaynak yaratma, küresel pazarlara giriş stratejileri; küresel pazarlama karması, küresel pazarlarda marka, ürün, fiyat, dağıtım, reklam, satış tutundurma kararları, dijital devrim; stratejik rekabet avantajı, liderlik, küresel firmalarda örgütlenme ve firmanın sosyal sorumluluğu ile ilgili konular yer almaktadır.
Her bölüme iş dünyasından küresel bir firma örneği ile başlanmakta ve ''Öğrenme Amaçları'' başlığı altında o bölümün ne öğretmeyi amaçladığı net bir biçimde verilmektedir. Bölüm sonlarında da ''Örnek Olay'' adı altında firma uygulamaları verilerek firmaların karşılaştıkları sorunların o bölümde öğrenilen bilgiler çerçevesinde çözümlenmesi istenmektedir.
Ayrıca bölümlerde, ''Pazarlama Ölçümleri ve Analizleri'' başlığı altında pazarlamada yatırımın geri dönüşü gibi nicel ölçütlere ve analizlere yer verilmektedir.
Küresel Pazarlama kitabı, Türkçe çevirisi ile eğitim ve iş dünya-sında küresel pazarlama alanında çalışanlara zengin içeriği saye-sinde temel kaynak kitap olarak önerilebilecek niteliktedir.
Mine Yılmazer Ülkeler arasındaki küresel rekabette aktörler, satranç tahtasının etrafındaki bireyler gibi hep bir sonraki hamleyi planlamak zorunda kalmaktadır. Bu süreçte geleceği şekillendirebilenler ya da gelecekte nelerle karşılaşabileceğini öngörüp ona göre strateji belirleyenler başarıya ulaşabilmektedir. Günümüzde ülkeler arasındaki adaletsizliklerin giderek arttığı gerçeğini kabullenmeliyiz. Birçok olumsuz faktör nedeniyle yoksulluk bazı ülkelerin kaderleri haline gelirken, bazı ülkeler zengin, hatta çok daha zengin olmaya devam edecek midir? Acaba gelişmekte olan ülkelerin ekonomik büyüme ve sanayileşme çabaları sonuçsuz mu kalacaktır? Tabii ki böyle olmak zorunda değil. Küresel rekabette, ülke ekonomisindeki ve dünya piyasalarındaki fırsatları değerlendirebilen ülkeler başarılarını artırabilmektedir. Bir ülkenin sahip olduğu demografik yapı, sermaye birikimi, dış ticaret ve ekonominin sektörel dağılımı gibi büyüme dinamikleri, o ülkenin geleceğine yön veren fırsatları yaratmaktadır. Bu bağlamda uluslararası pazarlarda belli ölçülerde pay sahibi olabilmiş gelişen piyasa ekonomileri, diğer gelişmekte olan ülkelere göre daha avantajlıdır. Çünkü bu ülkeler yurt içi tasarruf açığını yabancı yatırımlarla kapatabilen, dış ticaret hacmini yükselten, üretimde ve ihracatta teknolojik yenilikleri kullanabilen ülkelerdir. Bu kitapta ekonomik büyüme teorisindeki yaklaşımlar ele alınarak, Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişen piyasa ekonomilerinin günümüz küresel rekabet ortamındaki seçenekleri incelenmeye çalışılmıştır.Yrd. Doç. Dr. Mine YILMAZER, Celal Bayar Üniversitesi, Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu öğretim üyesidir.
Oya Aytemiz Seymen, Tamer Bolat Eser, uluslararası işletmecilik konusunu küresel bakış açısıyla incelemekte, bu konudaki yeni eğilim ve yaklaşımları içermektedir. Böylece işletme fonksiyonlarının genelde yapıldığı gibi birbirinden kopuk ayrı konular olarak ele alınması yerine belirli bir çıkış noktası etrafında odaklanmasına; konular arasında bağın daha iyi kurulması, yardımcı olmaktadır. Bu çerçevede çokuluslu işletmelerde yönetsel uygulamalar ve örgütsel davranış, insan kaynakları yönetimi, pazarlama ve halkla ilişkiler uygulamaları ve finansal küreselleşme konularındaki farklı bakış açıları ile çok uluslu işletmecilik ve küreselleşme alanına katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
Selminaz Adıgüzel İnsanların sınırsız ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışan teknoloji ve buluşlar hep bir ihtiyacın ürünüdür. Lojistik süreçlerin dijitalleşmesi, optimizasyonu, lojistik 4.0 (dijital lojistik) ismiyle bugün anılsa da insan ihtiyaçları bitmediği sürece, yenilikler insan yaşamını kolaylaştırmaya devam edecek, yeni teknolojiler yeni isimlerle yer alacak.
Lojistik 4.0; erişim kolaylığı, hızlı bilgi işleme ve güvenlik gibi içinde yaşadığımız çağda, gittikçe önemli hâle gelen konuları tek bir çatı altında gerçekleştiriyor. Dijital teknoloji, şirketlerin yeni ağlarla birbirine bağlanmasını, tedarik zincirlerini otomatikleştirmeyi ve ulaşımın daha seri hâle gelmesini sağlıyor. Oluşturulan bu yeni ağların temel bileşenleri ise akıllı paletler, RFİD teknolojisi, barkod sistemi, konteynerler, depo yönetim sistemleri ve sürücüsüz taşıma sistemleridir.
Lojistik 4.0, teknoloji donanımlı bir işyerinde daha verimli ve güvenilir şekilde malzeme akışını hızlandırıp şirketlerin müşteriyle ve tedarikçiler, üreticiler ve toptancılar, ortakla, iç ve dış paydaşları ile hızlı bir şekilde çalışmasına imkân sağlıyor. Optik sensörler vasıtasıyla hangi rotanın kullanılacağı ve şartlara göre hangi görevlerin öncelikli olarak yapılması gerektiğini belirleyen akıllı ulaşım sistemlerine olanak tanıyor.
Lojistik 4.0; sürücüsüz araçlar, akıllı limanlar, akıllı kamyonlar, vb gibi ulaşımla ilgili teknolojileri, nesnelerin interneti ile insan faktörüne duyulan ihtiyacı azaltıyor gibi görünse de nitelikli iş gücüne ihtiyaç, her geçen gün artıyor. Çağın meslekleri, yetenekleri, teknoloji ile birlikte değişiyor. Sensörler ve IoT sayesinde; sıcaklık, eğim, ışık yoğunluğu gibi çeşitli değerler hakkında raporlar oluşturulabiliyor ve böylece bu veriler doğrultusunda tedarik zincirindeki süreç ve ürünlerin durumu net bir şekilde gözlemleniyor. Bu sayede, hangi yollarda, hangi ürünlerde kalite sorunları yaşandığı tespit edilip elde edilen veriler sonucunda tedarik sürecinin daha verimli işlemesi, ışık yoğunluğu tekrar ayarlanabiliyor. 21. yüzyılın teknolojisi, “Lojistik 4.0”, akıllı telefonlarla, tabletlerle, bilgisayarlarla, hayatımızı daha hızlı hâle getirerek, küresel dünyayı küçük bir köy hâline getiriyor.
M. Hakan KESKİN ‘LOJİSTİK EL KİTABI’ isimli bu çalışma, beş kitaptan oluşan [Türkçe ve İngilizce] olarak tasarlanmış bir projenin, Türkçe versiyonunun ikinci basımıdır.
Elinizdeki bu çalışma, sırası ile lojistiğin akademik boyutunun ele alındığı ‘Lojistiğin Yapısökümü’, lojistiğin tarihsel boyutunun verildiği ‘Lojistiğin Arka Planı’, küresel pazarın dikte ettiği çetin rekabet koşullarında var olabilmek ve para kazanabilmek için bilinmesi gereken işletme lojistiğinin detaylarından bahseden ‘Kazandıran Lojistik: TZY’, var olduklarından beri sıra dışı başarılara imza atmalarına rağmen, yabancı kaynaklarda yer bulamayan Türklerin lojistik operasyonlarının ele alındığı ‘Türklerde ve Türkiye’de Lojistik’, her geçen gün artan bir ivmeyle küreselleşen ve ulus sınırlarını aşan lojistiğin detaylarını veren ‘Uluslararası Lojistik’ olmak üzere beş Türkçe kitaptan oluşmaktadır.
Bu basımın hazırlanması sürecinde, diğer dördüne göre daha kapsamlı olan ‘Kazandıran Lojistik: TZY’ isimli üçüncü kitabın hacminin bu çalışmanın içine alınamayacak kadar artması nedeniyle, söz konusu kitap, NOBEL AKADEMİK YAYINCILIK tarafından ‘TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ’ başlığı ile ayrı bir kitap olarak yayınlanmıştır. El Kitabı ismi taşıyan çalışmada, lojistiğin en önemli bileşenlerinden birisi olan tedarik zincirinden bir şekilde bahsedilmesi gerektiği düşünülerek, söz konusu kitaptaki bilgiler bu çalışmanın Üçüncü Bölümünde özetlenerek verilmiştir.
Kısaca ifade etmek gerekirse, ‘LOJİSTİK EL KİTABI’ isimli bu çalışma, ‘TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ’ ile birbirini tamamlayan iki kitaptan oluşan, Türkiye özelinde, Türkçe ve İngilizce kaleme alınmış ders kitabı (textbook) ve temel kaynak niteliği taşıyan bir lojistik seti oluşturma projesinin bir parçasıdır.
Tüm kitaplara, lojistik programlarında kullanılmak üzere [Bologna sürecine uygun 14 haftalık] bir ‘Ders İzlencesi’ (syllabus), her bölüm için hazırlanmış ‘Öğrenme Hedefleri’, ‘Araştırma ve Tartışma Konuları’ ile ‘Değerlendirme Soruları’ eklenmiştir. Ayrıca öğretim üyelerinin, ders anlatımlarında kolaylık sağlamak üzere hazırlanmış [PPT] yansılara ulaşmalarına imkân sağlanmıştır.
M. Hakan KESKİN Elinizdeki kitap lojistikle ilgili tüm argümanlara değinen bir el kitabı olmayı hedeflemiştir.
Lojistik kavramının, geçmişi, değişimi ve bugün geldiği nokta ele alınmıştır.
Geçmişteki ve günümüzdeki önemli lojistik operasyonlardan seçilen örneklerle zenginleştirilmiştir.
Küreselleşme sürecinde belirleyici aktörlerin lojistik ile ilgili istatistikleri dikkate alınarak, lojistiğin geleceği ile ilgili bölgesel ve küresel değerlendirmeler ve öneriler yapılmıştır.
M. Oktay Alnıak Güvenli, hızlı, dakik, ucuz ve dengeli bir ulaştırma sisteminin oluşturulması ve sürdürülmesi ulaştırma politikalarının önceliğidir. Ulaştırma ve lojistik politikaları bu ihtiyaçlara göre şekillenmektedir. Ayrıca, serbestleştirme (liberalization), uyumlaştırma (harmonization), yasal-kurumsal serbestleştirme (deregulation) ve özelleştirme (privatization) kavramlarıyla özetlenebilecek birbiriyle ilişkili uygulamalar yeni politikaların kapsamındadır. Bu konularda dünyada uyum birliğine gidildiği görülmektedir.
Lojistik hizmetlerde taktik, teknik, idari konularda çağın gereği tedbirlerin alınması; Cumhuriyetin sağladığı güven ile alt yapı ve sinyalizasyon hizmetlerinin esaslı bir şekilde geliştirilmesi, karayolu, demir yolu, deniz yolu, hava yolu ulaştırma hizmetlerinin, filolarının ve ulaşım ağlarının hız, kalite ve güvenlik bağlamında modernizasyonu önem kazanmıştır. Bu konularda yazılım, donanım ve yetişmiş insan gücü ile başarı sağlanabilir.
Lojistik uygulamaların yasal çerçevesini belirleyen ulusal ve uluslararası sözleşmelerin (konvansiyon), kanunların, yönetmeliklerin, örnek olayların ve makalelerin yer aldığı bu kitabın; lojistik sektöründe çalışanlara, akademisyenlere ve öğrencilere faydalı olacağı değerlendirilmektedir. Bu kitabın hazırlanmasına katkı sağlayanların, ülkemizin lojistik sektöründe başarılı bir ekip oluşturduğu düşünülmektedir. Bu duygularımızla kitabın hazırlanmasına emeği geçenlere ve kitaba ilgi gösteren okurlarımıza teşekkür ederiz.
Ramazan Erturgut Bu eser, yazarın Lojistik alanda yaklaşık 21 yıllık çalışma deneyimi yanında, yurtdışında bulunduğu süre zarfında yaptığı araştırmalar sonucu ortaya çıkan, kıvamlı bir bilgi birikimini ortaya koymayı amaçlamıştır. Kitapta Lojistik ve Tedarik Zinciri Yönetimi ile ilgili kavram, ilke ve karakteristikler, sistematik bir akışla sunulmuştur. Bununla birlikte, Lojistik ve Tedarik Zinciri Yönetiminin yol alımını etkileyen güncel konular ile, araştırmalara yön veren yeni eğilimlerin sınıflandırılmasına ilgi duyulmuştur. Bu kitap ayrıca, bilimsel bir disiplin olarak Lojistik ve Tedarik Zinciri Yönetiminin diğer disiplinler ile ilişkilerini, çoğunluğu bu alanda önde gelen bilimsel dergilerden yapılan atıflar ile destekleyerek sınıflandırmakta, bu suretle ulusal yazında eksikliği hissedilen bir boşluğu doldurmaya katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
Kitap muhteviyatında, işletme ve kurum ölçeğindeki lojistik faaliyetler, kapsamlı bir içerik ile sunulmuş, ayrıca; global normlu lojistik yönetimi, lojistik strateji, lojistik performans yönetimi, lojistik eğitimi, lojistik ve tedarik zincirinin yapısal problemleri ile, Türkiye'de Lojistik Yönetimi konuları ayrı birer bölüm olarak ele alınmıştır. Çalışmada ayrıca, konu ile ilgilenenlerin istifadesine sunulmak üzere, her iki alanda da temel terimleri içeren, “Açıklamalı Lojistik ve Uluslararası Ticaret Terimleri Sözlüğü” ile “Incoterms 2010” eklentilerine yer verilmiştir. Bu yönüyle eserin, Lojistik ve Tedarik Zinciri Yönetimi ile ilişkili, eğiten ve eğitilenler ile, alandaki bilimci ve uygulamacılar için de kaynak bir eser olabileceği değerlendirilmektedir.
Bu kitabın yazımı sırasında yazar, TÜBİTAK tarafından BİDEP 2219 Programı kapsamında desteklenmiştir.
A. Zafer ACAR, A. Murat KÖSEOĞLU Tedarik zinciri içindeki ürün hareketleri günümüzde hem işletmeler açısından hem de ülkelerin ticaret hacmi açısından oldukça hayati bir öneme sahiptir. Bu öneminin yanında tedarik zinciri kavramını kavrayabilmek ve akademik açıdan inceleyebilmek için çok disiplinli bir bakış açısına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çok yönlülük şüphesiz literatürdeki yayınlara da yansımaktadır. Ancak zaman zaman özellikle lojistik kavramları ile birbirine karıştırıldığı görülmektedir.
Elinizdeki kitap ise lojistiği tedarik zincirinin bir parçası olarak ele almaktadır. Bu çerçevede konular lojistik yönetiminden tedarik zincirine doğru hem lojistik hem de tedarik zinciri yönetimi sürecinin temel fonksiyonlarını içermektedir. Kitabın planı birçok yazar ve akademisyen tarafından büyük bir kabul görmüş olan Tedarik Zincir Operasyonları Referans Modeli'ne (SCOR) dayanmaktadır. SCOR modeline bağlı olarak kitap temel olarak altı kısıma ayrılmıştır. Birinci kısım, lojistik ve tedarik zinciri yönetimi kavramlarını ve birbirleriyle olan ilişkilerini içermektedir. İkinci kısım, planlama; üçüncü kısım, tedarik ve satın alma; dördüncü kısım, üretim operasyonları; beşinci kısım, dağıtım konularına ayrılmıştır. Son bölüm ise alanda gündemde bulunan diğer önemli konulara ayrılmıştır.
Volkan Demir İşletmelerin lojistik hizmetlere talepleri gün geçtikçe artmakta, bu da işletmeleri lojistik faaliyetlerin maliyetlerinin hesaplanması ve yönetimi konusunda girişimlerde bulunmaya itmektedir. Girişimler uyarınca gerçekleşen lojistik yönetim sistemi uygulamalarında mamul aşamasından tüketim noktasına kadar planlama, yönetim, uygulama ve etkinlik kontrolü süreçlerinde bütünlük sağlanmaya çalışılmaktadır. Faaliyet tabanlı maliyetleme ile de bütünleştirici lojistik süreçlerinin performansı ve maliyetleri daha sağlıklı ölçülerek yönetimin karar verme fonksiyonuna katkıda bulunulmaktadır.


Lojistik Yönetim Sisteminde Maliyet Hesaplaması kitabı da bu kapsamda, lojistik yönetim sisteminin faaliyetlerini esas alarak faaliyet tabanlı maliyetleme modeli kurmaya çalışmaktadır. Bu doğrultuda çalışma; lojistik ile ilgili kavramsal açıklamalar, lojistik sistemi, tam zamanında üretim-yönetim felsefesi-kurumsal kaynak planlaması ve lojistik bağıntısı, lojistik yönetim sistemi maliyetlerinin hesaplanmasında faaliyet tabanlı maliyetleme ve son olarak da lojistik maliyetlerinin hesaplanmasına ilişkin uygulama başlıklarından oluşmaktadır. Konu ile ilgilenen herkese yarar sağlayacaktır.
Hayriye Atik - Oğuzhan Türker Bu çalışma günümüzde gittikçe karmaşıklaşan ve genişleyen dış ticaret olgusunu açıklamak amacıyla geliştirilen yeni dış ticaret (modern dış ticaret) kuramlarını teorik ve uygulamalı analizler çerçevesinde ele almayı amaçlamaktadır.
Hem gelişmekte olan ülkelerin büyüme ve kalkınmasında hem de gelişmiş ekonomilerin küreselleşmeyi kendi lehlerine çevirmelerinde dış ticaret önemli bir araçtır. Dolayısıyla, günümüzde dış ticareti açıklamak amacıyla geliştirilen modern kuramların incelenmesi ve anlaşılması önem taşımaktadır. Ne var ki, Türkçe literatürde modern dış ticaret kuramları, uluslararası iktisat kitapları içinde bir bölüm ya da alt bölüm şeklinde ele alınmış, kuramlarla ilgili detaylı açıklamaların yer aldığı kitaplar sayıca yetersiz kalmıştır. Oysa, Türkiye gibi sanayileşmesini ve gelişmesini henüz tamamlayamamış bir ülkede, dış ticaretin büyüme ve kalkınma sürecinde rol oynayabilmesi için dış ticaret kuramlarının yeterli düzeyde açıklanması ve anlaşılması gerekmektedir.
Bu anlayış çerçevesinde hazırladığımız bu kitabın hem lisans hem de lisans üstü eğitim düzeylerinde okutulan dış ticaret ve uluslararası iktisat derslerinde önemli bir başvuru kitabı olması beklenmektedir. Kitaptan ikinci beklentimiz, dış ticaretle ilgilenen sanayici ve iş adamlarının dış ticaret kuramları ile ilgili bilgilerini genişletmelerine yardımcı olmaktır.
Mehmet BAKİOĞLU, Mecit ÇELİK ABET kurallarından biri de derslerde bilgisayar kullanımının teşvik edilmesidir. Bu nedenle birçok ders kitabının sonuna, bilhassa yabancı ülkelerde, sayısal analiz ile ilgili konular eklendi ve çözümü öğrenciye bırakılan problemlerin bir kısmının bilgisayar ile yapılması istendi. Dolayısıyla sayısal analizin ve bilgisayar kullanımı ile ilgili derslerin önemi arttı ve gün geçtikçe de artmaktadır.
Ofis programlarının içinde Excel'in Mühendislik bakımından önemli bir yeri vardır. Bilgisayarların taşınır hâle gelmesiyle Elektronik tablolar artık el hesap makinalarının yerini almış olup öğrencilerin ev ödevlerini hazırlamasında çok faydalı bir araç hâline gelmiştir.
Elektronik tabloların diğer bilgisayar programlarından farkı, bütün ara işlemler göz önünde bulunduğundan hata kolay bulunmakta ve hesaba hakimiyet sağlanmaktadır. Bunlara ek olarak, tablo mantığı mühendislerin birçok hesaplarında kullandığı mantıktır.
Kitapta konular temel elemanlara öncelik verilerek incelendi. Ayrıca incelemede önce Excel bilgilerinin hepsi verilip sonra uygulamalara geçilmedi; Excel bilgileri ile uygulamaya ait örnekler iç içe verildi. Dolayısıyla anlatım tekdüzelikten kurtarıldı.