Türkçe Öğretmenliği GÜNCEL YAYIN KATALOĞU 2.06.2020
Türkçe Öğretmenliği \ 1-2
Hülya Koz, Çiğdem Bektaş 6. Sınıf Türkçe Konu Anlatımlı Test Kitabı

* Özet Konu Anlatımları
* Anlatımları Destekleyen Eğlenceli Etkinlikler
* Kazanımlarla Uyumlu Bilginizi Değerlendiren Testler
* Sonuca Ulaştıran Deneme Testleri
Hülya Koz, Handan Soy, Çiğdem Bektaş 7. Sınıf Türkçe Konu Anlatımlı Test Kitabı

* Özet Konu Anlatımları
* Anlatımları Destekleyen Eğlenceli Etkinlikler
* Kazanımlarla Uyumlu Bilginizi Değerlendiren Testler
* Sonuca Ulaştıran Deneme Testleri
Hülya Koz Öğrencilerimizin ortaokulu bitirip liseye geçeceği bu dönemde, Türkçe dersinin önemi ve diğer derslere etkisi kaçınılmazdır. Yapılan sınavlar, öğrencilerin edindikleri bilgileri çok daha iyi ve hızlı bir şekilde kavrayıp transfer edebilmelerini gerektirmektedir. Hızlı okuma ve kavrama becerisi bir bilgisayar işlemcisinin hızı gibidir. Geliştirilmesi ile zihnimizin işlem yapma hızı ve kapasitesi artar.
Başarıya ulaşmak için üç kural vardır: Dersi çok iyi dinlemek, planlama yapıp zaman yönetimi yapabilmek ve tekrar çalışmaları ile konuları pekiştirip eksiklerini giderebilmek. İşte tam da burada öğrencinin işini kolaylaştıracak kaynak çok önemlidir.
Bu amaca hizmet etme düşüncesiyle yazılmış olan bu deneme testleri, sizin bilgileri tekrar etmenizi, eksiklerinizi bulup pekiştirmenizi ve daha da önemlisi bir üst basamağa geçip bilgiyi hızlı transfer etmenizi sağlayacaktır.
Bir öğrencinin verimli bir çalışma için neler yapması ve hangi teknikleri kullanması gerektiğini en iyi öğretmenler bilir. İşte bu kitap, bir öğretmen tarafından öğrencilere bu yolda rehberlik etmesi için tasarlanmıştır.
Başarı yolunda emin adımlarla ilerlemeniz dileğiyle…
İbrahim Demirci Ahmet Hâşim’in Nesirleri
İBRAHİM DEMİRCİ

Türk Şiirinin büyük şairlerinden Ahmet Hâşim hakkında en kapsamlı kitaplardan birini sunuyoruz: Ahmet Hâşim'in Nesirleri. O Belde'nin, Merdiven'in, Karanfil'in, Piyale'nin, Bülbül'ün, Bahçe'nin, Süvari'nin güçlü, ince ve yabanıl şairi Ahmet Hâşim, nesirleriyle de dilimizi ve edebiyatımızı zenginleştirmiştir. Çeşitli gazete ve dergilerde yayımladığı ve ancak üçte birini kitaplaştırdığı fıkra, söyleşi ve gezi yazılarının hemen hepsine “deneme” derinliği ve lezzeti katmış olan Ahmet Hâşim, kişiliğini ve mizacını edebi akımların ve siyasi ideolojilerin oyuncağı olmaktan sakınmış; dünyaya özgür, meraklı, zaman zaman çocuksu ve muzip gözlerle bakabilmiş; bütün insanlığın kültür birikiminden olabildiğince yararlanmış; estetiği gözeten bir yaklaşımla derinlikli metinler üretmiştir. İbrahim Demirci bir kuyumcu titizliğiyle bu çalışmada onun kitaplaşan ve kitaplaşmamış bütün nesirlerini ele almış; hem içerik, hem biçim bakımından değerlendirmiştir. Hâşim'in nesirleri bağlamında temel kaynak niteliğindeki bu çalışma, böylesi çalışmaları çoktan haketmiş Hâşim'e bir övgü değil, bir ödevdir.
“Fakat doğru düşünmüş olmak için neden filân veya falan gibi düşünmek elzem olmalı?” “Beni anlamanız için bir ruhunuz olmalıydı ve o ruh, hemşehrimiz Loti'nin ruhu gibi şifâ bulmayacak tarzda zehirlenmiş olmalıydı.” “Cami ve insan, cübbe ve sarık, mangal ve nargile şark denilen şey değildir; şark bunları görüp duymakta ve görürken benimsemektedir. / Edebiyat, hayatın havasında ve sinirlerin ağlarındadır. Ressamlarımız atölyelerinin terebentin kokan havasından çıkmağa râzı oldukları gün bunu bileceklerdir.” “Bütün mabetler içinde güneşten ilk ziya alan camidir. Bakır oklu minareler, güneşi en evvel görmek için havalarda yükselir.” “Hiçbir çehre hayâlde göründüğü kadar hakikatte güzel değildir.” “İstanbul'da hayatında ancak bir iki defa, o da haberi olmaksızın, kolunu siyasî bir mevzuun elektrik tellerine çarpmış bir şaire mukabil, Ankara'da bal çanağına düşen arılar gibi kanatlarını artık kullanmaktan âciz, ayaklarıyla tıpış tıpış yürüyen nice şair var.” “Hiçbir san'atkâr eserini yaratmadan evvel, ondan başkalarına bahsetmek istemez. Zira sırrı fâş olmuş bir eser, doğmadan ölmeğe mahkûmdur.” “Her devirde başka türlü tarif edilen sanatın son tariflerinden biri de şudur: 'Hakiki hayatın bizden esirgediği tahassüsatı telâfi etmek vasıtası.'” “Almanya pembe ve büyük bir elmadır. Fakat içi kurtludur.” “Seviliyor muyum, sevilmiyor muyum, diye mütemâdiyen endişe içinde olan bir millet beğenilmekten ümidini kesmiş olan bir millettir.”
Nail GÜNEY, Talat AYTAN Dil bilgisi, dilin mantık ve anlam dünyasını kurallar yoluyla öğreten bilim dalıdır. Ana dilinin inceliklerini, düşünce ve duygu evrenini, toplumun değerlerini öğretir. Öğrenme alanları arasındaki bütünlüğü ve işleyişi sağlar. Bu hedeflere ulaşılabilmesi, dil bilgisi öğretiminin yetkinliğine bağlıdır. Dil bilgisi öğretimi, çocuğun doğru olarak kullandığı ana dili kurallarına ad verme ve onları tanımlama süreci olarak düşünülebilir. O halde dil bilgisi öğretimi, çocuğun dünyası göz önünde tutularak yapılmalıdır. Aktif öğrenme bu konuda önemli bir yardımcıdır.
Bu kitapta, ilköğretim ikinci kademe müfredatında yer alan isim, sıfat, fiil, zarf, isim-fiil, sıfat-fîil ve zarf-fiil konuları aktif öğrenme yöntemiyle ele alınmıştır. Önerilen yöntem, bütün dil bilgisi konularının öğretiminde uygulanabilir. Bu şekilde gerçekleştirilen dil bilgisi öğretimi, ezberin ötesinde daha kalıcı ve eğlenceli olacaktır. Kitabın fakültelerin Türkçe öğretmenliği bölümü öğrencileri ile Türkçe öğretmenlerine faydalı olacağını ümit ediyor
Bilginer ONAN Bilimsel araştırmaların alanlar arası bir anlayışa doğru ilerlediği günümüzde, sosyal, bilişsel, psikolojik ve kültürel nitelikleriyle insanı her açıdan ilgilendiren dil olgusu da araştırma yöntemleri bakımından bu değişim sürecine dâhil olmuştur. Dil araştırmalarında izlenecek bu yöntemin, özellikle dil eğitimi alanı için gerekli olan yapı odaklı bilişsel zeminleri tespit etmede etkili olacağı düşünülmektedir.
Disiplinler arası bir çalışma anlayışının ürünü olan bu eser, dil çalışmalarının ve dil öğretiminin, dilin yapısal özelliklerinden hareketle yapılması gerektiği düşüncesiyle kaleme alınmıştır. Kitapta Türkçenin anlam, söz dizimi, şekil ve ses yapıları; okuma ve dinleme sürecindeki işlevleri yönünden analiz edilmiştir. Türkçe dil yapılarının anlama sürecindeki işlevlerine yönelik analizlerde disiplinler arası bir bakış açısı geliştirebilmek amacıyla dilin zihinsel boyutu ve anlama süreciyle ilgili olarak; dil düşünce ilişkisi, dil beyin ilişkisi, anlama, öğrenme, okuma, dinleme ve bellek kavramları üzerinde durulmuştur. Bu kavramlar, Türkçenin yapısal özellikleriyle sentezlenmiştir.
Türkçe dil yapılarının bilişsel işlevleri üzerine yazılmış bu eserin ilköğretim birinci kademede görev yapan sınıf öğretmenlerine, ikinci kademede görev yapan Türkçe öğretmenlerine, eğitim fakültelerinin Türkçe ve sınıf öğretmenliği bölümlerinde öğrenim gören öğretmen adaylarına, dil bilimi ve dil eğitimi alanında araştırma yapan akademisyenlere, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine katkı sağlayacağı düşüncesindeyim.
Tülay UĞUZMAN Her kesimden insanın az ya da çok bildiği, yeri geldikçe tekrarladığı, bazen savunduğu tezi desteklemek bazen de konuşmayı ya da tartışmayı bitirmek için bir son söz olarak kullandığı atasözleri ve deyimler; başka dil ve kültürlerde olduğu gibi Türk dilinde ve kültüründe de geniş yer tutmaktadır. Ait oldukları toplumun değerlerini, normlarını, o toplumu oluşturan insanların düşünce yapısını, dünyayı algılayışını, yaşam biçimini ve sosyal ilişkilerini yansıtan bu sözlü kültür ürünlerinden, toplumun yeni yetişen kuşaklarının sosyalleştirilmesinde de yararlanılır.
Türk atasözleri ve deyimleri; atalarımızın hayatın çeşitli kesitlerini nasıl algılayıp yorumladıklarını, bu alanlardaki yüzlerce yıllık yaşam deneyimlerinin sonuçlarını ne şekilde özetlediklerini, oluşturdukları bu özetler üzerine inşa ettikleri öğütlerini genç kuşaklarına hangi sözlerle aktardıklarını, son derece güzel anlatımlarla gözler önüne sermektedir.
Bu bilgi ve görüşlerden hareketle planlanan ve Türk atasözleri ile deyimlerine yansıyan Türk halk düşüncesini ortaya koymayı amaçlayan elinizdeki bu kitap; 1970'li yıllardan bu yana, sosyal bilimlerin, sosyoloji, sosyal antropoloji, halkbilim ve iletişim gibi çeşitli alanlarında araştırmalar yapan bir akademisyenin merakı ve bakış açısıyla kaleme alınmış, araştırmaya başlanmasından tamamlanıp yayımlanmasına kadar yirmi yılı aşkın bir zamana ihtiyaç duyulmuş olan bir çalışmadır.
Kitap bütününde; “Kadın-Erkek”, “Evlilik-Ayrılık”, “Zenginlik-Yoksulluk”, “Güzellik-Çirkinlik”, “İyilik-Kötülük”, “Dostluk-Düşmanlık”, “Gençlik-Yaşlılık”, “Sağlık-Hastalık”, “Hayat-Ölüm” konularına ilişkin olarak halk ağzında dolaşan atasözleri ve deyimler, bu konu kümeleri çevresinde sınıflandırılarak ilgili alanlardaki halk düşüncesi, karşıtı ya da bütünleyicisi ile birlikte anlaşılmaya, açıklanmaya ve yorumlanmaya çalışılmaktadır.
Kitabın zevkle okunması, okuyucusu tarafından kendi kültürümüze uygun bir kişisel gelişim kaynağı olarak değerlendirilmesi ve yararlanılması; yazarı için çok büyük bir mutluluk kaynağı olacaktır.
Erhan Şen Gerçek dünyada genellikle yetişkinin denetiminde olan çocuk, kurmaca yapıtlar aracılığıyla güvenli ve bağımsız bir deneyimleme alanı edinir. Ancak bu özneleşme sürecinin istendik bir biçimde gerçekleşmesi çocukla buluşturulacak kurgusal yapıtların özsel içerimine bağlıdır. Çocuklar için yazma, rastlantısallığa izin vermeyen, hedef kitle üzerinde otorite kurmayı reddeden, kendine özgü hem estetik hem de etik ilke ve değerleri koşullayan yazınsal bir üretim biçimidir. Bu yönden çocuk edebiyatı yapıtları “etik bir kozmos”tur.
Çocuk edebiyatı yapıtlarına somutluk kazandıran yazınsal ve etik katmanlar bu kitapta bilimsel bir yaklaşımla betimlenmiştir. Elinizdeki kitap, bu alanda gerçekleştirilecek estetik, akademik ve bilimsel tartışmalara farklı bir boyut kazandıran nitelik ve içeriğe sahiptir.
Hatice Yalçın
Bilginer ONAN Alanında ilk olma özelliğini taşıyan bu eser; dil öğretiminin bilimsel alanını belirleyen kavram ve terimleri tespit edip bir araya getirmek amacıyla kaleme alınmıştır. Kitapta, 500’e yakın terim ve kavram alfabetik sıra ile açıklanıp yorumlanmıştır. Yapılan açıklamalarda genel olarak ansiklopedik bir üslup takip edilmiştir. Birbiriyle ilgili terim ve kavramlar, yapılan açıklamaların sonunda özellikle belirtilmiştir. Kavram ve terimlerin belirlenmesinde ana dil eğitimi, yabancı dil öğretimi, dil bilimi, eğitim-öğretim ilke ve yöntemleri, özel öğretim yöntemleri, öğrenme psikolojisi, iki dillilik, iletişim, metin bilgisi, beyin, bellek, dil hastalıkları, okuma eğitimi, konuşma eğitimi, yazma eğitimi, dinleme eğitimi, ilk okuma yazma öğretimi vb. alanlarda yazılmış kaynaklar taranmış; tespit edilen terimler belirli bir elemeye tabi tutularak kitaba dâhil edilmiştir. Kavram ve terimlerin seçiminde; akademik çalışmalardaki yaygınlıkları, lisans ve lisansüstü düzeydeki kullanım sıklıkları göz önüne alınmıştır.
Türkçe öğretmenliği, sınıf öğretmenliği, yabancı dil öğretmenliği, özel eğitim ve eğitim bilimleri alanında öğrenim gören öğretmen adayları ve öğretmenler için hazırlanan bu kitap, filoloji bölümlerinden mezun olup dil eğitimi alanında lisansüstü eğitim görmek isteyen adaylara ve özellikle de bu alanda çalışma yapan değerli akademisyenlere yararlı olacaktır.
Ahmet Akkaya, Aslı Fişekcioğlu, Asuman Akay Ahmed, Bekir İnce, Celile Eren Ökten, Dursun Köse, Ece Pirim, Fatma Bölükbaş Kaya, Fatma Nur Kabay, Füsun Saraç, İbrahim Doyumğaç, Mehmet Yalçın Yılmaz, Mesut Gün, Mustafa Altun, Nuray Karakaya, Ömer Tuğrul Kara, Özlem Yılmaz, Şükran Dilidüzgün, Yasemin Bayyurt Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi alanında son dönemlerde yapılan çok sayıda araştırma, Türkçe öğrenme konusunda oldukça büyük bir ilgiden kaynaklanmaktadır. Bu konudaki ilgi ve merak; Türkiye açısından siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda olumlu sonuçlara katkı sağlamaktadır. Bu denli önemli ve olumlu işlevleri olan Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde bazı sorunlarla karşılaşılmaktadır. Bir dilin ana dili olarak öğretilmesi ile yabancı dil olarak öğretilmesi arasında bulunan yöntem, yaklaşım, strateji ve teknik bağlamdaki farklılıklar, süreçte yaşanan sıkıntıların en önemli sebepleri arasında sayılabilir.
Alanında uzman akademisyenler tarafından hazırlanan bu başvuru kitabının özelliği Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde Diller İçin Avrupa Ortak Öneriler Çerçevesi (2013) bağlamında öğrenciyi “dil kullanıcısı” olarak tanımlamasıdır. Kitap; öğretmenlerin Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen öğrencilerin dil kullanıcısı olma sürecinde ihtiyaçlarını belirleyebilmeleri, uygun yöntem, yaklaşım, strateji ve teknikleri kullanabilmeleri, bu bağlamda öğretim materyallerini hazırlayabilmeleri amacıyla yedi bölümden oluşmaktadır.
İlk bölümde; dil kullanıcısı tanımlanarak, dil kullanıcısı çeşitliliği durumunun kullanılacak yöntem, strateji ve teknikleri de etkilediği belirtilmiştir. Ayrıca geçici koruma kapsamındaki Suriyeliler'e yönelik Türkçe öğretimi konusuna yer verilmiştir. İkinci bölümde; dört dil becerisi dil kullanıcısı bağlamında incelenmiştir. Aynı bölümde yazma etkinlikleriyle edimbilimsel yetkinliği geliştirmeye yönelik uygulamalar da yer almıştır. Üçüncü bölümde ise dil kullanıcısının eylem odaklı yaklaşım doğrultusunda desteklenmesi bağlamında drama, teknoloji ve kitle iletişim araçları aracılığıyla Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi konusu ele alınmıştır. Dördüncü bölümde ise metin türleri, bildirişim durumlarından hareketle kelime öğretimi konusu incelenmiştir. Beşinci bölümde; Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde yazınsal metinlerin taşıdığı kültürel içerik, dil-kültür-edebiyat bağlamında sefaretname örnekleri üzerinden değerlendirilmiştir. Öğretim sürecini oluşturan en önemli aşamalardan biri olan ölçme-değerlendirme ise dil kullanıcısı bağlamında altıncı bölümde araştırma konusu olarak ele alınmıştır. Ayrıca son bölümde yabancı dil olarak Türkçe öğretimi üzerine yeni yaklaşımlar incelenerek konuyla ilgili düşünce ve önerilere yer verilmiştir.
Diane Larsen Freeman, Marti Anderson İnsanlar, toplumlar ve ülkeler arasında ticaret, ekonomi, siyaset, askerlik, bilim, çalışma, kültür, haberleşme ve benzeri alanlarda her türlü ilişkinin kurulup yürütülebilmesi, anadilini kusursuz kullanma yanında uluslararası ortak dillerin öğrenilmesini de kaçınılmaz kılmaktadır. Bu durum, dil öğretiminin önemini vurgulayan açık bir göstergedir. Düşünen, araştıran ve sorgulayan her münevver, anadili yanında en az bir yabancı dil bilme ve onu etkili kullanma ihtiyacındadır.
Dil öğretimi doğru düşünme, doğru konuşma ve yazmaya yardımcı bir öğrenme alanı-dır. Bu alan, öğrenenlerin dilin imkânlarından yararlanarak muhataplarını tam ve doğru anlamaları yanında kendilerini etkili ve güzel bir şekilde anlatma becerilerini geliştirir. Çevirisi yapılan bu eserin bu amaca hizmet edeceğinde şüphe yoktur.
Abdurrahman Güzel, Ayşe Yücel Çetin, Halil Çeltik, İsmet Çetin, Musa Çifci, Abdulkerim Karadeniz, Aliye Uslu Üstten, Mustafa Türkyılmaz, Remzi Can, Salim Pilav, Ayşe Derya Eskimen, Halide Gamze İnce Yakar, Hilmi Demiral, Yasemin Uzun Yaratılan ve yaşanılan kültürel alanın ifade aracı olan dil, aynı zamanda kâinatın algılanması, yorumlanması ve şekillenmesi anlamlarına da gelir. Hayatı anlamlandıran dil, yaşanılanlardan aldığı unsurları kurmaca bir dünyaya taşır. Bu kurmaca dünyada hayattan kopuk olmayan bir âlem yaratılır ve bu âlemi ifade eden eserler ortaya çıkar. Bunlar kimi zaman şiir, kimi zaman hikâye biçiminde görülür. Bu da dilin anlaşma vasıtası olmasının yanında eser yaratmada bir araç olduğu anlamlarını taşır. Milletlerin ses ve söz dünyası olan dil ve dil ile yaratılan eserler, milletlerin varlığının teminatı olduğu gibi, tarihî bilgi ve tecrübelerinin de ifadesidir.
Kitap, dil ve edebiyat öğretiminde kullanılan veya kullanılması gerekli olan metot ve teknikleri içermektedir. Türkiye'de sık kullanılan yöntem ve tekniklerin yanı sıra Batı dünyasında kullanılan yöntem, yaklaşım ve teknikler de bu çalışmada yer almaktadır. Türkçe ve Türk edebiyatı öğretiminin tarihî akışı, günümüzdeki durumu; dil ve edebiyat öğretimiyle ilgili yaklaşımlar, uygulamalı konu anlatımı, planlama, ölçme ve değerlendirmeyle ilgili bilgilere yer verilmiştir.
İsmet Çetin Yaratılan ve yaşanılan kültürel alanın ifade aracı olan dil, aynı zamanda kâinatın algılanması, yorumlanması ve şekillenmesi anlamlarına da gelir. Hayatı anlamlandıran dil, yaşanılanlardan aldığı unsurları kurmaca bir dünyaya taşır. Bu kurmaca dünyada hayattan kopuk olmayan bir âlem yaratılır ve bu âlemi ifade eden eserler ortaya çıkar. Bunlar kimi zaman şiir, kimi zaman hikâye biçiminde görülür. Bu da dilin anlaşma vasıtası olmasının yanında eser yaratmada bir araç olduğu anlamlarını taşır. Milletlerin ses ve söz dünyası olan dil ve dil ile yaratılan eserler, milletlerin varlığının teminatı olduğu gibi, tarihî bilgi ve tecrübelerinin de ifadesidir. Kitap, dil ve edebiyat öğretiminde kullanılan veya kullanılması gerekli olan metot ve teknikleri içermektedir. Türkiye'de sık kullanılan yöntem ve tekniklerin yanı sıra Batı dünyasında kullanılan yöntem, yaklaşım ve teknikler de bu çalışmada yer almaktadır. Türkçe ve Türk edebiyatı öğretiminin tarihî akışı, günümüzdeki durumu; dil ve edebiyat öğretimiyle ilgili yaklaşımlar, uygulanan program ve hedeflenen davranışlar, bilginin davranışa dönüşmesi için öğrencinin elde etmesi gereken kazanımlar, kitapta toplu olarak yer almaktadır.
Şükrü ÜNALAN Türkçe dünyada en çok konuşulan dillerden biridir. Dünyada Türkçe konuşan insanlar yaklaşık 11 milyon kilometre karelik bir alana yayılmıştır. Doğuda Moğolistan ve Çin, batıda Sırbistan, kuzeyde Sibirya ve Kazan, güneyde Bağdat'a kadar geniş bir coğrafyada Türkçe konuşulmaktadır. Bu coğrafya içerisinde, yedi tanesi Türk devleti olan 23 ayrı devlet vardır. Günümüzde yaklaşık 300 milyon insan Türkçe ve onun lehçeleri, ağızlarıyla konuşmaktadır.
Türk yazı dilinin en önemli ve ilk örneklerinden olan Orhun Abideleri, MS 720-735 yılları arasında dikilmiştir. Orhun Abideleri okunduğunda Türkçenin ulaştığı seviye yüksekliği ve zenginliği karşısında bütün Avrupa hayretler içinde kalmıştır. 8. yüzyıla kadar Avrupa'da hâkim dil olan Latince, dünya düşünce tarihinde egemen tek dil olarak kabul ediliyordu. Latince dışında son derece etkin, zengin ve edebi bir Türk dilinin mevcudiyeti, düşünce ve kültür tarihi uzmanlarını da şaşırtmıştır. Fransızcanın en eski yazılı belgesinin
15. yüzyıla, Almancanın 14. yüzyıl, Rusçanın ise 13. yüzyıla ait olduğu göz önüne alınırsa, Türk dilinin köklü geçmişi çarpıcı bir biçimde ortaya çıkmaktadır.
“Öldükten sonra da yaşamak istiyorsanız geride ölmez bir eser bırakınız.” sözünün mucibince, milletimizin genç beyinlerinin millî kimlik ve benlikten uzaklaşmamasını temin için büyük gayret gösteren yazar, bu gayretlerini ebedîleştirmek için kaleme sarılmış ve yıllardır birçok üniversitede okutulan bir eser ortaya çıkarmıştır. Yazar bu eseri ile küreselleşme adı altında dil ve kültürü yozlaştırma ve böylece millî devletleri daha kolay sömürülebilir hâle getirme oyunlarına dikkat çekmiştir. Sadece eğitim çağındaki gençlerin değil her yaştan okurun ilgisini çeken bu eser “bâki kalan bu kubbede hoş bir seda” misali millî bilince sahip Türk insanının yüreğinde yankı bulacaktır.
Eserin yeni basımının yapılmasında teşviki olan başta üniversite öğrencilerimiz olmak üzere, meslektaşlarımıza ve rahmetli yazarın eşine ve çocuklarına şükran ve minnet duygularımızı ifade etmek istiyoruz. Özellikle de yazarın ruhunun şad olması duasıyla bütün okuyucularımıza selam ve hürmetlerimizi bildiririz.
Ahmet Akçay, Betül Keray Dinçel, Bünyamin Sarikaya, Erhan Akın, Ersoy Topuzkanamış, Fatih Can, Hatice Altunkaya, Mehmet Nuri Kardaş, Mesut Gün, Mustafa Sait Kıymaz, Oğuzhan Sevim, Serpil Özdemir Dil becerileri arasında ilk edinileni dinlemedir. Anne karnında dış dünyanın duyumu ile kullanılmaya başlanan dinleme, dili algılamanın ve iletişim kurmanın temelidir. Günlük yaşamda en sık kullanılan ve diğer dil becerilerinin kazanılmasında büyük rol oynayan dinleme yetisi, bu özellikleriyle diğerlerinden ayrılmaktadır. Ayrıca iyi bir yazar, iyi bir okuyucu ve iyi bir konuşmacı olmanın anahtarı, etkili dinleme becerisine sahip olmaktır.
Eğitim sistemimizin çıktılarından biri, öğrenenlerin aktif bir dinleyici niteliği kazanarak dinlediklerini/ izlediklerini anlayabilen bireyler olmalarıdır. Bu doğrultuda hazırlanan eser, dinleme becerisini tüm boyutlarıyla ele alarak hem kuramsal hem de uygulama bağlamında tanıtmayı hedeflemektedir. Aynı zamanda eser, ihmal edilen bir beceri olmasına karşın, dinlemenin geliştirilebilir olduğuna dair ipuçlarını yakalamanıza ve iyi bir dinleyici olmak için gereken özellikleri kazanmanıza yardımcı olacaktır.
Sedat Maden Ana dili kullanımı, bireyin toplum içinde yer edinmesi, sağlıklı iletişim kurup kendini geliştirebilmesi ve toplumun gelişimi için itici bir güç olarak yetişmesi bakımından önemlidir. Bu bağlamda dil eğitiminde; kendini yazılı ve sözlü olarak ifade edebilen, beden dilini etkili kullanabilen, yaratıcı, problem çözebilen, eleştiren, anlamlı öğrenen, neden-sonuç bağlantısı kurabilen, kendine güvenerek hareket eden ve katılımcı bireyler yetiştiren yöntemler kullanılmalıdır. İlgili çalışmalar incelendiğinde, ana dili kullanımı için gerekli olan bu becerileri sağlamada etkin bir yöntem olan dramanın temel dil becerilerinin ve dil bilgisi kurallarının öğretiminde kullanılmasının alan için katkı sağlayacağı görülmektedir.
Drama sürecinde birey, günlük hayatın hemen her anında ne şekilde iletişime geçebileceğini, örnek olay ve durumlarda yaşar ve öğrenir. Bu nedenle drama, bir iletişim sanatı olarak da değerlendirilmektedir.
Belirli araç-gereç, ortam ve bir metne bağlı kalınmaması ve yaşamdan kesitler içinde sunumların yapılması dramanın kalıcı ve tam öğrenmede, ayrıca beceri ve alışkanlıkların geliştirilmesinde etkili olmasını sağlamaktadır. Tüm bu gerekçeler dramanın dil öğretimi sürecinde etkili olacağını ve özel olarak da Türkçenin öğretiminde fayda sağlayabilecek bir yöntem olduğunu göstermektedir.
Ahmet Mermer, Kemal Timur, Şahmurat Arık, Ünsal Yılmaz Yeşildal, Yavuz Bayram Bu kitap, edebiyatı farklı alanlarla doğrudan veya dolaylı olarak ilişkili bir bilim alanı olarak değerlendiren bir anlayışla hazırlanmıştır. Kitapta edebiyatla ilgili temel kavramlar, edebî eserlerin temel özellikleri, edebiyat kuramları, edebî akımlar, edebî dönemler, edebî topluluklar, nazım şekilleri, nazım türleri, edebî sanatlar gibi konulara yer verilmiştir.
Ne kadar karmaşık olsalar da konuların hazırlanmasında olabildiğince sade ve anlaşılır bir üslubun tercih edilmesine özen gösterilmiştir. Bu yönüyle kitabın, içerdiği konular bağlamında, okuyucusunun ayrıntılara boğulmaksızın temel bilgileri edinmesine ciddi katkılar sağlayacağı ümit edilmektedir.
Mehrali Calp Edebiyat Bilgi ve Kuramları I adını taşıyan bu eserde, edebiyat ve sanatın tanımı, işlevleri; edebi eser, edebiyat akımları, poetikalar ve bazı eleştiri okulları ele alınmıştır. Edebi akımlar kronolojik bir sıra içinde tanıtılmaya çalışılmış; edebiyat ve şiir sanatı ile ilgili farklı görüşler incelenmiştir. Bunlar arasında yer alan edebi eserlerin nitelikleri, şiir sanatı, edebiyat kuramına ait hususlar üzerinde durulmuştur.
Üzerinde durulan konulardan biri de edebiyat tarihidir. Her toplumun bir tarihi olduğu gibi bir de edebiyat tarihi vardır. Edebiyat tarihi, bir toplumun edebi eserlerde yaşayan tarihidir. Bu tarih, yüzyıllar boyunca o toplumun içinden çıkmış sanatkârların ayna tuttuğu maşeri vicdanın bir yansımasıdır. İnsanın duygu, düşünce ve hayallerine, ümit ve heyecanlarına ayna tutan edebi eserler, ortaya çıktıkları toplum dokusunu da yansıtırlar.
Bu kitapta, XII kısımdan itibaren bir dizi eleştiri “okulu” tanımlanmaktadır. Edebiyat kuramları kapsamında yansıtmacılık, anlatımcılık, Rus Biçimciliği, yeni eleştiri, yapısalcılık, yapı sökücülüğü, feminizm, psikanaliz, Marksizm ve yeni tarihçilik gibi kuramlar ele alınmıştır. Bu kuramsal akımların pek çok ortak noktası bulunmasına karşılık birbirlerine alternatif oluşturan kuramlar da var.
Edebî eserlerin üstün kılan özelliklerini kavrayabilmek, değerlerini anlayabilmek üretildikleri dönem hakkında bilgilenmekle olur. Edebiyat kuramı, edebi eserleri analiz etmek için izlenen sistemli bir yol olarak tanımlanabilir.
“Kuram nedir? Kuram bir tahmin ya da varsayım mıdır? Bir düşünüşün kuram olarak kabul edilmesi için o düşüncenin herkesçe kavranacak ölçüde anlaşılır olması mı, olmaması mı gerekir? Kuram belirli bir karmaşıklık içerisinde olmalı mıdır? Farklı düşünüş ve alternatif düşüncelerin araştırılması olarak kuram, edebiyat incelemelerinin varsayımlarını sorgulamalı mıdır?”; Yazan, okuyan varlık kimdir? Metinler hangi etki ve şartlar altında üretilmişlerdir?” gibi sorulara bu kitapta cevap aranmaktadır.
Mehrali Calp Edebiyat Bilgi ve Kuramları I adını taşıyan bu eserde, edebiyat ve sanatın tanımı, işlevleri; edebi eser, edebiyat akımları, poetikalar ve bazı eleştiri okulları ele alınmıştır. Edebi akımlar kronolojik bir sıra içinde tanıtılmaya çalışılmış; edebiyat ve şiir sanatı ile ilgili farklı görüşler incelenmiştir. Bunlar arasında yer alan edebi eserlerin nitelikleri, şiir sanatı, edebiyat kuramına ait hususlar üzerinde durulmuştur.
Üzerinde durulan konulardan biri de edebiyat tarihidir. Her toplumun bir tarihi olduğu gibi bir de edebiyat tarihi vardır. Edebiyat tarihi, bir toplumun edebi eserlerde yaşayan tarihidir. Bu tarih, yüzyıllar boyunca o toplumun içinden çıkmış sanatkârların ayna tuttuğu maşeri vicdanın bir yansımasıdır. İnsanın duygu, düşünce ve hayallerine, ümit ve heyecanlarına ayna tutan edebi eserler, ortaya çıktıkları toplum dokusunu da yansıtırlar.
Bu kitapta, XII kısımdan itibaren bir dizi eleştiri “okulu” tanımlanmaktadır. Edebiyat kuramları kapsamında yansıtmacılık, anlatımcılık, Rus Biçimciliği, yeni eleştiri, yapısalcılık, yapı sökücülüğü, feminizm, psikanaliz, Marksizm ve yeni tarihçilik gibi kuramlar ele alınmıştır. Bu kuramsal akımların pek çok ortak noktası bulunmasına karşılık birbirlerine alternatif oluşturan kuramlar da var.
Edebî eserlerin üstün kılan özelliklerini kavrayabilmek, değerlerini anlayabilmek üretildikleri dönem hakkında bilgilenmekle olur. Edebiyat kuramı, edebi eserleri analiz etmek için izlenen sistemli bir yol olarak tanımlanabilir.
“Kuram nedir? Kuram bir tahmin ya da varsayım mıdır? Bir düşünüşün kuram olarak kabul edilmesi için o düşüncenin herkesçe kavranacak ölçüde anlaşılır olması mı, olmaması mı gerekir? Kuram belirli bir karmaşıklık içerisinde olmalı mıdır? Farklı düşünüş ve alternatif düşüncelerin araştırılması olarak kuram, edebiyat incelemelerinin varsayımlarını sorgulamalı mıdır?”; Yazan, okuyan varlık kimdir? Metinler hangi etki ve şartlar altında üretilmişlerdir?” gibi sorulara bu kitapta cevap aranmaktadır.
Ömer SOLAK Vicdanlı bir öğretmen, sürekli yeni şeyler öğrenir, onları kendi bilgi dağarcığının bir parçası hâline getirir, bilgilerini yenileriyle güncel ve taze tutar, metotlarını sürekli yeniler ve sınıfına bu yeni bilgiler ve yeni öğretme metotları ile gider. Hiçbir zaman mevcut bilgileriyle yetinmez, eski bilgilerle sınırlamaz kendini, daima yeni şeylerin susuzluğunu çeker.
Türkiye'de edebi metin çözümleme yöntemleri, pek çok üniversitede lisans ve lisansüstü düzeyde ders olarak okutulmasına rağmen, konuyu kapsayıcı bir bakışla ele alan oldukça az sayıda kaynak vardır. Elinizdeki kitabın farklı bölümlerinde edebiyat biliminin farklı çalışma alanları gruplandırılarak tanıtılmıştır. Bu tanıtımda daha çok alanın metodolojik cephesine hâkim olan yaklaşımlara odaklanılmıştır. Bu bölümler okura çok yönlü bir perspektif kazandırmak amacıyla, kendi konusunu farklı tartışmalar ve bakış açıları ışığında ele almaya çalışmıştır.
Salim Pilav, Şükrü Ünalan En gelişmiş iletişim aracı olan dil, her türlü kültür faaliyetinin temelini teşkil ettiği gibi medeniyetin de göstergesi olmuştur. Dil, düşüncenin oluşum ve gelişiminde yegâne araçtır. Yine duyguların çeşitlenmesinde ve etkili bir biçimde ifade edilmesinde vazgeçilmez bir unsurdur. Hem ferdî, hem de sosyal anlamda dilin bu derece hayatî bir öneme sahip olması, bütün ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de ana dili eğitiminin okul öncesi eğitim basamağından yükseköğretime kadar uzanmasını gerektirmiştir
Dil, insan şahsiyetinin vitrinidir. Kimi insanlar, içlerinde taşıdıkları değerli bilgileri dile getiremezler. Bunlar, dükkânında bulundurduğu malı vitrinlemesini bilmeyen iş bilmez esnafa benzerler. Kimi insanlar, içlerinde olmayan değerleri, söz söylemedeki ve yazı yazmadaki ustalıklarıyla varmış gibi dillerinde ve kalemlerinde taşırlar. Bunlar, dükkânda olmayan malı, müşteri çekmek maksadıyla vitrine koyan sahtekâr esnafa benzerler. Kimileri de, içlerinde taşıdıkları değerleri yerinde, zamanında ve uygun kişilere karşı sözlü veya yazılı olarak ifade etmesini iyi bilirler. Bunlar da işini bilen ve aynı zamanda dürüst bir esnaf gibidirler. Bunlar, olduğu gibi görünen, göründüğü gibi olan ve olmasını arzu ettiği doğrultuda kendilerini geliştiren kişilerdir. Bu çalışmanın maksadı, siz değerli okuyucuyu üçüncü grup insan seviyesine yükseltmektir. Yani sizin okuyarak, dinleyerek, izleyerek edindiğiniz bilgi ve birikimleri yazılı ve sözlü olarak muhataplarınıza etkili bir biçimde anlatabilmenizi sağlamaktır. Bu çalışma, sizin kendinizi doğru ifade etmenize bir katkısı olduğu zaman amacına ulaşmış olacaktır.
Kitap iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Yazılı Anlatımla ilgili kavramsal bilgilerin yanında uygulamaya yönelik örnekler yer almaktadır. Yazılı Anlatımda konu, plan, bakış açısı, yazıya başlama teknikleri, anlatımda kelime, cümle ve paragraf, yazılı anlatım türleri, anlatım bozuklukları, yazım kuralları ve noktalama işaretleri gibi konulardan oluşmaktadır. Kitabın ikinci bölümü Sözlü Anlatıma ayrılmıştır. Bu bölümde konuşma ve güzel konuşmaya yardımcı teknikler, sesin nitelikleri, söyleyiş ve boğumlanma kusurları, solunum ve ses şiddeti alıştırmaları, sözün ezgisi, sözlü anlatımda üslup, konuşma dilinin özellikleri, konuşmada kullanılacak söz sanatları, konuşma yanlışları, önemli günler için konuşma hazırlama, şiir okuma teknikleri, sözlü anlatım türleri, diksiyon ve önemi, gibi konular yer almaktadır.
Nurullah Çetin Eğitim Fakülteleri İçin Yeni Türk Edebiyatı –I adlı kitabımız, YÖK’ün Eğitim Fakültelerinde okutulmakta olan Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü / Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Ana Bilim Dalı / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Programı / Türkçe Eğitimi Ana Bilim Dalı / Türkçe Öğretmenliği Programı için belirlediği müfredata göre hazırlanmıştır. Buna göre bu kitapta Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatı, Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati Edebiyatları hakkında hem tarihî ve teknik bilgiler verilmiş hem de örnek metinler üzerinde uygulamalar yapılmıştır.
Nurullah Çetin, Kelime Erdal, Salim Durukoğlu Eğitim Fakülteleri İçin Yeni Türk Edebiyatı –II adlı kitabımız, YÖK’ün Eğitim Fakültelerinde okutulmakta olan Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü / Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Ana Bilim Dalı / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Programı / Türkçe Eğitimi Ana Bilim Dalı / Türkçe Öğretmenliği Programı için belirlediği müfredata göre hazırlanmıştır. Buna göre bu kitapta Millî Edebiyat ve Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı (1923-1950) hakkında hem tarihî ve teknik bilgiler verilmiş hem de örnek metinler üzerinde uygulamalar yapılmıştır.
Pelin Piştav Akmeşe Toplum içinde anlamlı ve başarılı bir hayat sürmede iletişim temel bir rol oynar. Nitekim kendimizi ifade ettiğimiz oranda anlaşılabilir, istek ve arzularımızı gerçekleştirebiliriz. Bireysel farklılıklar, gereksinimler ve kişiye ait özellikler iletişim sürecini şekillendirmektedir. Doğum öncesi, sırası ve/veya sonrasında oluşan bir nedene bağlı işitme kaybı ile doğan, büyüyen işitme engelli ve sağır bireylerin; toplum içinde mutlu ve üretken bir hayatı sürdürme sürecinde aşmaları gereken en önemli engel iletişim sorunudur.
Doğuştan ileri ve çok ileri derecede işitme kaybı olan çocuklara iletişim için gereken yolları öğretmek aileler, ilgili uzmanlar ve eğitimcilerin en temel önceliğidir. Erken dönemden itibaren işitsel-sözel eğitimle dili kazanamayacak olan grupta yer alan çocuklar ile erken tanı ve cihazlamayı takiben işitsel-sözel dil ile eğitim almaya başlayan çocuklara da ikinci bir dil olarak işaret dili öğretmek son derece önemli bir noktadır. Unutmamalıyız ki doğuştan ileri ve çok ileri derecede işitme kaybı olan çocukların ana dili işaret dilidir.
Türk İşaret Dili (TİD), Türkiye’deki sağır bireylerin kullandığı, görsel ve jestsel biçime dayalı olan en eski işaret dillerinden biridir. İşaret dilleri de konuşma dillerinin sunduğu benzer bilişsel ve sosyal işlevleri etkili bir biçimde yerine getirmektedir. Bu nedenle doğuştan ileri ve çok ileri derecede işitme kayıplı bebeklerin, yaşamın ilk yıllarında mevcut ihtiyaçlarını iletebilmesini ve daha fazla dil kavramı öğrenmeye devam edebilmesini sağlayan işaret dilinin, sözel dille birlikte sunulması çocuğun ana dilini temellerinin atılmasını sağlamaktadır.
İşitme engelli ya da sağır birey, hangi yaşta olursa olsun öncelik aile içi ve toplumsal yaşamdaki iletişim kurma sürecinin niteliğini desteklemektir. Elbette bu yolculuk, yalnız aile ve çocuğun katılımıyla değil, birçok paydaşın eşliğinde olacaktır. Unutmamalıyız ki işitme engelli ve sağır çocuklarımızın söyleyecek çok şeyi, anlatacak çok sözü vardır.
Üç milyona yakın sağır bireyin bulunduğu ülkemizde son yıllarda toplumda işaret dilini öğrenme çabası ve işaret dili üzerinde yapılan akademik çalışmaların sayısının hızla artması sevindirici bir ilerlemedir. Sağır ve işitme engelli bireylerin ulusal ve uluslararası her alanda akademiye ve hayata tam katılımlarının sağlanması açısından işaret dilinin doğru öğrenilmesi, öğretilmesi ve kullanımının yaygınlaştırılması önem arz etmektedir. Bu süreçte en önemli eksiklerden birisi materyal eksikliğidir. Türk İşaret Dili eğitimlerine destek sunmak amaçlı hazırlanan bu kitap, eğitim alanında bir ilk olma özelliği taşımaktadır. Kitabın özel eğitim öğretmenlerine, işitme engelliler öğretmenlerine, odyologlara, dil ve konuşma terapistlerine, odyoloji ve konuşma bozuklukları uzmanlarına, özel eğitim öğretmenliği, odyoloji, dil ve konuşma terapistliği lisans ve yüksek lisans öğrencilerine, TİD tercümanlarına, TİD öğrenmek isteyen ya da bu alanda akademik çalışma yapacak çok geniş bir kitleye, TİD’nin yaygınlaştırma çalışmalarına, işitme engelli ve sağırlar ile onların ailelerine katkıda bulunmasını umut ediyorum.
Susan B. Neuman, David K. Dickinson Yapılan çalışmalar, farklı öğrenme deneyimlerine sahip çocukların başarılarını artırmayı hedefleyen uygulamaların ve politikaların artan önemine işaret etmekte, bu uygulamalar arasında erken okuryazarlık becerileri önemli yer tutmaktadır. Bu konuyu farklı boyutları ile ele alan Erken Okuryazarlık Araştırmaları El Kitabı, erken okuryazarlık becerilerinin kazanımına ilişkin çok yönlü bir bakış açısı ortaya koymaktadır. Bu kitapta, alanın önde gelen araştırmacıları tarafından gerçekleştirilmiş olan temel araştırmalara yer verilmiş; erken okuryazarlığın kavramsallaştırılması, erken okuryazarlık gelişiminin ögeleri, ev ortamı ve toplumun etkileri, okullaşmanın etkileri, okul öncesi dönemde erken okuryazarlık, destekleyici öğretim materyalleri ve sınıf uygulamalarının yanı sıra özel eğitim çabaları araştırma bulguları eşliğinde kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır.
Melike Üzüm Batı Türkçesinin başlangıcı olarak kabul edilen Eski Anadolu Türkçesiyle yazılmış birçok eser bugün metin ve sözlük olarak yayımlanmış, incelenmeyi beklemektedir. Modern dilbilimin verilerini kullanarak Türk dilinin tarihi metinlerinin incelenmesi genel dilbilim ve Türkoloji için büyük önem taşımaktadır. Bu ihtiyaca yönelik, sunulan çalışmada kiplik kategorisi üzerine yapılan dillerarası teorik çalışmalar değerlendirilmiş, Eski Anadolu Türkçesinde kullanılan epistemik kiplik işaretleyicileri eserden hareketle ortaya konulmuştur.
Ayrıntılı bir inceleme yapılabilmesi için kiplik kategorisinin alt kategorisi epistemik kipliğe odaklanılmış ve incelenecek veri hacimli bir eser olan Kısas‑ı Enbiya ile sınırlandırılmıştır. Kısas‑ı Enbiya, Salebi'nin El‑keşf'ül beyan'an tefsiri'l‑kur'ân adlı eserinin 14. yüzyılda yapıldığı tahmin edilen çevirisidir. Epistemik kiplik incelemesi için bu eserin seçilmesinde 14. yüzyıl Türkçesini yansıtan dini bir metin olması, olayları sıkça kaynak kişilerin ağzından diyaloglarla aktarması, tüm şahıs çekimlerini içeren ifadelerin yer alması, Tanrı'nın konuşturulması, din çerçevesinde farklı konulara yer vermesi vb. özellikler etkili olmuştur. Bu çalışmayla, tarihi metinlerde kullanılan dilin farklı yaklaşımlarla ele alınmasının gerekliliğine dikkat çekilmek istenmiştir.
Atilla Batur, Muvaffak Eflatun, Ömer Özkan, Ümran Ay, Yavuz Bayram Bu kitap, eski Türk edebiyatı geleneğinin kuruluş döneminden olgunluk dönemine kadarki gelişimini örnek metinler eşliğinde ortaya koymaya odaklanmıştır. Bu amaçla eski Türk edebiyatıyla ilgili tarihsel süreç yanında, bu süreci temsil edecek örnek metinlere de yer verilmiştir. Tarihsel süreçle ilgili bölümleri; Doç. Dr. Muvaffak Eflatun, Prof. Dr. Atilla Batur ve Prof. Dr. Ömer Özkan hazırlamıştır. Örnek metinlerin şerhleri ise eski Türk edebiyatı geleneği çerçevesinde Doç. Dr. Ümran Ay, Prof. Dr. Yavuz Bayram ve Prof. Dr. Ömer Özkan tarafından yapılmıştır.
Kitap hazırlanırken, okuyucunun tarihsel sürecin karmaşasında boğulmamasına ve eski Türk edebiyatı metinlerinin anlaşılmaz gibi görünen dünyasında kaybolmamasına özen gösterilmiştir. Bunun için olabildiğince sade bir içerik, anlaşılır bir üslup ve gözlemlenebilir bir yöntem tercih edilmiştir. Nicelik telaşına düşmeksizin ve abartılı akademik değerlendirmelere kapılmaksızın eski Türk edebiyatının kuruluşundan olgunlaşma sürecine kadarki dönemi örnekleriyle ortaya koyan bu kitap okurlarının ilgisine sunulmuştur.
Kitapta şerhi yapılan gazeller, hem özgün alfabeleriyle eski harfli olarak hem de yeni harfli olarak verilmiştir. Ayrıca her beyitten sonra yaygın olarak bilinemeyeceği düşünülen kelimelerin anlamları verilmiş, ardından beytin günümüz Türkçesiyle düzyazıya dil içi aktarımı yapılmış ve nihayet beytin şerhine yer verilmiştir.
Abdullah Aydın, Ahmet Mermer, Ahmet Serdar Erkan, Atilla Batur, İsrafil Babacan, Lokman Turan, Muvaffak Eflatun, Neslihan Koç Keskin, Ömer Özkan, Şevkiye Kazan Nas Eski Türk Edebiyatı III (17.Yüzyıl) kitabı; giriş ve metin şerhleri olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. “17. Yüzyıl Osmanlı Devleti'nin Tarihî, Siyasi ve Edebî Görüntüsüne Genel Bir Bakış” başlığını taşıyan girişte; incelenen yüzyıl hakkında hem tarih hem de edebiyat tarihi bilgisi verilmiştir. Yüzyılın önemli edebî şahsiyetleri ve onları edebî açıdan temsil eden metinler kitabın ikinci kısmında yer almıştır. Burada öncelikle ele alınan şahsiyetin hayatı, edebî kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verilmiş, daha sonra seçilen metinlerin şerhlerine geçilmiştir. Şerhi yapılan metinler, hem özgün metnin doğru tespit edilebilmesi hem de örnek bir Osmanlı Türkçesi metni ortaya konulabilmesi bakımından özgün alfabeleriyle yani eski harfli olarak da verilmiştir. Eski harfli metnin hemen yanında yeni harfli metin de verilmiş, böylece her iki metin arasında bir karşılaştırma imkânı sağlanmıştır. Şerh yapılırken her beyitten sonra yaygın olarak bilinemeyeceği düşünülen kelimelerin anlamları verilmiş, ardından beytin günümüz Türkçesiyle düz yazıya dil içi aktarımı yapılmış ve nihayet beytin şerhine yer verilmiştir. Özel şahıs adlarından oluşan dizin de kitabın sonuna eklenmiştir.
Adem İşcan, Ahmet Akçay, Beytullah Karagöz, İsa Yılmaz, Murat Şengül, Sami Baskın, Sezgin Demir Dil, insanoğlunun dünya ile kurduğu en önemli bağdır. Onunla düşüncesini, duygusunu, yaşadıklarını kendisi dışındakilerle paylaşır. Yemeğini ister, aşkını itiraf eder, başından geçenleri dile getirir… Bütün bunları istediği gibi yapabilmesi, ancak gelişmiş anlama ve anlatma becerileriyle mümkündür. Bu yüzden çağdaş eğitim sistemleri, bireylerinin iyi anlayan ve güzel anlatan kimseler olması için özel düzenlemeler yapar. Bu kitap, sözü edilen düzenlemelerden biri olarak kabul edilebilir. Zira, başta lisans seviyesindeki bireylerin, öğretmenlerin, eğitmenlerin yararlanabileceği nitelikte, onların ihtiyaçları göz önünde bulundurularak ve Yükseköğretim Kurumunun ders planlamasına dikkat edilerek hazırlanmıştır. Bu hazırlıkta emek harcayan tüm bilim insanları, kitabı alacak kişilerin sözlü anlatım becerilerinin ve sözlü anlatım türlerine ilişkin bilgilerinin aşama aşama geliştirilmesi için uğraş verdiler. Ancak her eser gibi elbette eksiklikleri bulunmaktadır. Bu yüzden kitabı okuyan, değerlendiren herkesin önerisi; tamamlayıcı bir adım olarak kabul edilecektir.
Adem İşcan, Ahmet Akçay, İsa Yılmaz, Mehmet Tok, Sami Baskın, Bekir Gökçe, Yaşar Şimşek Kişi duygularını, düşüncelerini, yaşadıklarını vb. sözlü veya yazılı anlatım yollarından biriyle dış dünyaya sunar. Bu sunuşun doğru ve tam da istenileni yansıtan bir durum olması, iletişim zincirinin sağlıklı işlemesi açısından önemlidir. Hepimiz için sıradan bir özellik olması gereken doğru konuşma ve kuralına göre yazabilme özelliği, ancak eğitimle mümkündür. Gün geçtikçe dilimize özen göstermeden konuşanların ve yazanların sayısının arttığı bir ortamda bu eğitimin önemi de artmaktadır. Bu öneme binaen, kitap yazılırken YÖK programında bir dönem için belirlenen süre göz önünde bulundurulmuş, her haftaya ayrı bir öğrenme alanı belirlenmiş ve bu alan ayrı bölüm olarak işlenmiştir. Böylelikle ders hocalarına kılavuzluk eden ve öğrencilere aşamalı bir öğrenme sürecini gösteren bir eser ortaya çıkmıştır.
Elinizdeki bu kitap, yazılı anlatım türlerini, yazma yöntemlerini örneklerle ve etkinliklerle tanıtmanın yanında, okurlarının okuma ve yazma zevkini geliştirmeyi amaçlamaktadır. Bu yüzden her bölüm 5E modeli göz önünde bulundurularak, ders öncesi hazırlık sorularından ders sonrası değerlendirme sorularına kadar bir bütün olarak tasarlanmıştır. Ayrıca her bölüm sonunda olası sınavlar için çeşitli sorular eklenerek bölümlerin işlevselliği arttırılmıştır.
Kendi alanında önemli bir boşluğu dolduracağına inandığımız bu kitabın, özellikle eğitim fakülteleri öğrencilerine ve yazılı anlatımla ilgilenen akademisyenlere daha iyi bir yol gösterici olması için her okurun katkısını beklemekteyiz.
Adem İşcan Küreselleşen dünyada bütün milletler kendi dillerini yayma veya kendilerinden olmayanı tanıma, onu öğrenme yarışına girdiler. Bu yarışta öğrenme/öğretme etkinliklerini çeşitlendirebilen ve teknolojinin nimetlerini olumlu olarak kullanabilenler bir adım öne geçmektedir. Bu yarış içerisinde Türkiye son çeyrek asırda önemli bir oyuncu hâline geldi. Türkçenin yabancılara öğretimi, yurt içinde hem de yurt dışında yaygınlaştı. Aynı zamanda alanda yapılan yayınlarda da benzer biçimde bir artış söz konusudur.
İşitsel ve görsel araçların yabancı dil öğretiminde etkin olarak kullanıldığı ve dil öğrenicilerine bütün temel dil becerilerinin geliştirilmesinde son derece faydalı olduğu bilinen bir gerçektir. Bu işitsel ve görsel araçların içinde filmler, dil öğretiminde kullanılan yardımcı araçların başında gelmektedir. Bu araçlar, öğrencilerin temel dil becerilerini geliştirmenin yanında Türkçenin kültürünü ve söz varlığını gösteren, öğreten bir yapıya sahiptir. Elinizdeki bu çalışma, konuyla ilgili hazırlanmış ilk kitap olma özelliğini taşıdığından elbette pek çok kusura sahiptir. Ancak konuya ilişkin kuramsal bilgileri, derslerde kullanılabilecek Türk filmlerini ve Türkçe öğretimi derslerinde filmlerle birlikte kullanabilecek etkinlikler içerdiği için yabancılara Türkçe öğreten öğretmenlerin ve Türkçeyi yabancı bir dil olarak öğrenenlerin öğretme/öğrenme süreçlerini kolaylaştıracaktır. Alanda çalışan ve Türkçeyi yabancı bir dil olarak öğrenen bireylerin fikirleri ise bu çalışmanın geliştirilmesine önemli katkı sağlayacaktır.
H. Pelin KARASU, Ümit GİRGİN, Yıldız UZUNER Okuma, yazar ve okuyucu arasındaki amaçlı ve dikkatli bir etkileşimi gerektiren aktif bir süreçtir. Bu nedenle öğrencilerin okuma becerilerini değerlendirmeye yönelik yapılan girişimlerin sadece bilgi toplamak değil, süreci incelemek amacına da hizmet etmesi gerekmektedir. Öğrencinin sözcük tanıma ve okuduğunu anlama düzeyi ile kullandığı stratejilere ilişkin bilgiye ulaşılmasına olanak sağlayan Formel Olmayan Okuma Envanteri, okumayı değerlendirmede birebir gözlem yapılabilmesine, yanıtların incelenmesine ve verilerin doğal ortamında toplanabilmesine hizmet eder. Öğrencilerin bağlam içindeki sözcükleri tanırken kullandıkları stratejileri, okuduğunu anlatma, sorulara cevap verme ve boşluk doldurma yoluyla kullandıkları anlama stratejilerini ve bu stratejilerin birbiriyle ilişkisini değerlendirmek, öğretimi destekleyecek etkinliklerin belirlenmesine, uygulamada öğretilecek ve pekiştirilecek stratejilere karar verilmesine olanak sağlamaktadır.
Sedat Maden Türkçe, dünyaya yayılımı göz önünde bulundurulduğunda milyonlarca insan tarafından ana dili ve yabancı dil olarak kullanılan, beş bin yılı aşkın tarihi boyunca yüz binlerce kıymetli esere hayat veren, zengin Türk kültürünün kuşaklar arasında taşınmasına öncülük eden, geçirdiği tüm sıkıntılara rağmen güçlenerek varlığını sürdüren, dünyanın en eski ve köklü dillerinden biridir. Bu özellikleriyle dünya dilleri arasındaki konumunu ve değerini gün geçtikçe hissettirmekte, kendini dünyaya daha çok kabullendirmektedir.
Geçmişten Günümüze Türkçeye Hizmet Edenler adlı eser, Türkçenin bir dünya dili olarak bugünlere ulaşmasında hizmetleri olan şahsiyetleri, Türkçe üzerine sahip oldukları düşünceleri ve eserlerini belirli bir düzen içerisinde okurlara sunmaktadır.
Türkçe anlayan, anlatan ve aynı zamanda Türkçeye hizmet edenlere faydalı olması temennisiyle…
Firdevs Güneş Bilgiye ulaşmanın ve bilgileri güncellemenin çeşitli yolları vardır. Ancak en üstün bilgi alma okuma yoluyla olmaktadır. Okuma aynı zamanda bireyin dil, zihinsel ve sosyal becerilerini geliştirme aracıdır. Okuma yoluyla birey etkili iletişim kurma, bilinçli karar verme ve öğrenmeyi sürdürme becerilerini de geliştirmektedir. Bu nedenle hızlı okumanın önemi giderek artmaktadır. Orta düzeyde bir okuyucu saatte 27 000 kelime okurken hızlı okuyucu saatte 71 000 kelime okuyabilmektedir.
Hızlı okuma, görme çabukluğu (okuma hızı), anlama ve zihinde yapılandırma olarak üç alana ayrılır. Hız birinci adımdır. Hız, bir metnin sonuna ulaşma süresini değil, bir metinden bilgileri alma süresini anlatır. Anlama ikinci adımdır. Anlama, okuma sürecinde "toplanan bilgilerin işlenmesi" olarak alınmaktadır. Üçüncü adım ise anlamı yapılandırmadır. Kitapta okuma, anlama, anlamı yapılandırma hızı ile düzeyini geliştirmeye yönelik beceri, yöntem ve teknikler üzerinde durulmaktadır. Ayrıca tam okuma, seçmeli okuma ve ekran okumaya da yer verilmektedir

İÇİNDEKİLER

BÖLÜM I GÜNÜMÜZDEKİ GELİŞMELER
Kavramsal Gelişmeler
Uygulamadaki Gelişmeler

BÖLÜM II YAKLAŞIM VE MODELLER
Hızlı Okuma Yaklaşımları
Hızlı Okuma Modelleri

BÖLÜM III OKUMA ORTAMINI DÜZENLEME
Okuma Ortamını Hazırlama
Okumaya Hazırlanma

BÖLÜM IV OKUMA DÜZEYİNİ BELİRLEME
Okuma Hızını Belirleme
Anlama Düzeyini Belirleme
İlk Değerlendirme

BÖLÜM V GÖRME ÇABUKLUĞU
Gözün İşlevleri Ve Hareketleri
Gözü Etkili Ve Verimli Kullanma
Görme Çabukluğunu Geliştirme

BÖLÜM VI KELİME TANIMA VE ZİHİNSEL SÖZLÜK
Kelime Tanıma Ve Önemi
Kelime Tanıma Modelleri
Zihinsel Sözlük Geliştirme
Kelime Tanıma Becerilerini Geliştirme

BÖLÜM VII GÖRME YELPAZESİNİ GENİŞLETME
Görme Yelpazesi Ve Önemi
Görme Yelpazesini Genişletme
Yatay Görme Yelpazesini Genişletme
Dikey Görme Yelpazesini Genişletme

BÖLÜM VIII HIZ KAZANMA VE GERİ DÖNÜŞLERİ ÖNLEME
Hız Kazanma
Hız Kazanma Çalışmaları
Geri Dönüşleri Önleme

Bölüm Ix Anlama Becerilerini Geliştirme
Anlama Ve Öğretimi
Anlama Modelleri
Anlama Süreçleri Ve Teknikleri
Anlama Düzeyleri
Çeşitli Anlama Teknikleri

BÖLÜM X ANLAMI YAPILANDIRMA
Anlamı Yapılandırma
Anlamı Yapılandırma Aşamaları
Çeşitli Teknikler

BÖLÜM XI TAM OKUMA YÖNTEM VE TEKNİKLERİ
Tam Okuma Ve Önemi
Tam Okumada Göz Ve Zihin
Tam Okuma Yönteminin Aşamaları
Tam Okuma Teknikleri

BÖLÜM XII SEÇMELİ OKUMA YÖNTEM VE TEKNİKLERİ
Seçmeli Okuma
Seçmeli Okumada Göz Ve Zihin
Seçmeli Okuma Yöntemi
Seçmeli Okuma Teknikleri

BÖLÜM XIII KAYMAĞINI ALMA TEKNİĞİ
Kaymağını Alma Tekniği Ve Önemi
Kaymağını Alma Tekniğini Uygulama
Uygulama Önerileri

BÖLÜM XIV YERİNİ BULMA TEKNİĞİ
Yerini Bulma Tekniği Ve Önemi
Yerini Bulma Tekniğini Uygulama
Bilgilerin Yerini Arama Teknikleri

BÖLÜM XV EKRAN OKUMA
Ekran Okuma Ve Önemi
Ekran Okumanın Özellikleri
Ekranda Okunabilirlik
Uygulama Önerileri

BÖLÜM XVI SONUÇ VE ÖNERİLER
DEĞERLENDİRME
ÖNERİLER

Nurullah Çetin İkinci Abdülhamit Dönemi’nde başlıca 3 farklı edebiyat anlayışı vardır: 1. Servet-i Fünun akımı, 2. Mutavassitîn (Ilımlılar), 3. Divan edebiyatı anlayışını sürdürenler. Bunların içinde en önemli ve en kuvvetli olan edebiyat damarı Servet-i Fünun akımıdır. Bu eserde İkinci Abdülhamit Dönemi’nde ortaya konan Türk edebiyatı faaliyetleri bir bütünlük içinde tanıtıldı.
Bilginer Onan - Mustafa Onur Kan Yapılandırıcı yaklaşımla; bilgiye kendi başına ulaşabilen, sorgulayan, eleştiren, öğrendiği bilgileri hayatta karşılaştığı problemlerin çözümünde kullanabilen, bilim ve teknolojideki gelişmelere ayak uydurabilen, sosyal ilişkilerinde başarılı, duygusal zekâsı gelişmiş, öz güveni yüksek, kendi başına karar verebilen, yaratıcı düşünebilen, sorumluluk üstlenebilen bireylerin yetiştirilmesi amaçlanmıştır. Bu yaklaşım, ülkemizde 2005 yılından itibaren uygulanmaya başlanmıştır.
Yukarıda sıralanan temel ilkelerden hareketle hazırlanan bu kitap, 13 bölümden oluşmaktadır. Bölüm başlıklarının oluşturulmasında birinci sınıfın birinci dönemini kapsayan ilk okuma ve yazma çalışmaları ile birlikte, beşinci sınıfa kadar yapılan Türkçe öğretimi çalışmaları dikkate alınmıştır. Kitabın birinci bölümünde, Sümerlerden günümüze Doğu-Batı geleneğinde eğitimin tarihsel gelişimi üzerinde durulmuştur. İkinci bölüm, yine kronolojik bir nitelik taşımaktadır. Bu bölümde, Türkiye’de ilk okuma yazma öğretiminin tarihsel gelişimi ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, ilk okuma yazma öğretimi MEB programları çerçevesinde değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde, ilk okuma yazma öğretimi açısından son derece önemli olan dil ve kavram gelişimi üzerinde durulmuştur. Beşinci bölümde, çocukta dil ve kavram gelişimiyle bağlantılı olarak ilk okuma ve yazma sürecini etkileyen faktörler ve çocuğun gelişimsel özellikleri ele alınmıştır. Altıncı ve yedinci bölümler, ilk okuma yazma öğretiminin temel aşamalarını temsil eden okuma ve yazma eğitimine ayrılmıştır. Sekizinci bölümde, yazma eğitimiyle bağlantılı olarak temel ve bitişik el yazısı incelenmiştir. Dokuzuncu bölümde, 2000’li yılların başından itibaren ana dili öğretiminin önemli bir paydaşı hâline gelen görsel okuryazarlık kavramı üzerinde durulmuştur. Kelime öğretiminde kullanılan stratejilere onuncu bölümde değinilmiştir. Ses Esaslı İlk Okuma Yazma yaklaşımına ve uygulanma süreçlerine on birinci bölümde yer verilmiştir. Birinci sınıftan beşinci sınıfa kadar bütün sınıf düzeylerini ilgilendiren materyal geliştirme, on ikinci bölümde ele alınmıştır. Kitabın son bölümünde ise, ölçme ve değerlendirme ile ilgili kuramsal ve uygulamalı bilgiler yer almaktadır. Genel olarak bölümlerin yapılandırılmasında hedef kitlenin ve öğretmenlerin ihtiyaçları göz önüne alınmıştır.
Bu kitabın sınıf öğretmenliği, Türkçe öğretmenliği ve özel eğitim öğretmenliği alanlarında eğitim gören öğretmen adaylarına, bu alanlarda görev yapan öğretmenlere, ilk okuma yazma öğretimi alanında araştırma yapan yüksek lisans-doktora öğrencilerine ve değerli akademisyenlere yararlı olacağı düşünülmektedir.
Hülya Koz Öğrencilerimizin ilkokulu bitirip ortaokula geçtiği ve TEOG sınavlarına hazırlandığı bu dönemde, Türkçe dersinin önemi ve diğer derslere etkisi kaçınılmazdır. Yapılan sınavlar, öğrencilerin edindikleri bilgileri çok daha iyi ve hızlı bir şekilde kavrayıp transfer edebilmesini gerektirmektedir. Hızlı okuma ve kavrama becerisi bir bilgisayar işlemcisinin hızı gibidir. Geliştirilmesi ile zihnimizin işlem yapma hızı ve kapasitesi artar.
Mutlak başarı için üç kural vardır: Dersi çok iyi dinlemek, planlama yapıp zaman yönetimi yapabilmek ve tekrar çalışmaları ile konuları pekiştirip eksiklerini giderebilmek. İşte tam da burada öğrencinin işini kolaylaştıracak kaynak çok önemlidir.
Bu amaca hizmet etme düşüncesiyle yazılmış olan bu test kitabı, sizin bilgileri tekrar etmenizi, pekiştirmenizi ve daha da önemlisi bir üst basamağa geçip bilgiyi hızlı transfer etmenizi sağlayacaktır.
Bir öğrencinin verimli bir çalışma için neler yapması ve hangi teknikleri kullanması gerektiğini en iyi öğretmenler bilir. İşte bu kitap, bir öğretmen tarafından öğrencilere bu yolda rehberlik etmesi için tasarlanmıştır.
Başarı yolunda emin adımlarla ilerlemeniz dileğiyle…
Cavit Binbaşıoğlu Çocuğun öğrenim yaşamının başlangıcında yer alan İlkokuma ve Yazma Öğretimi, onun bütün okul yaşamını, hatta daha sonraki yaşamını da etkileyen bir niteliğe sahiptir. Bu nedenle bu dersin çok iyi öğretilmesi gerekmektedir. Kitapta, bu konuyla ilgili, eğitim bilimlerinde ulaşılmış olan son araştırmalarla ortaya konan ilke ve yöntemler söz konusu edilmiştir. Bu çalışmanın, Eğitim fakültelerinin İlköğretim bölümlerinde bu dersi okuyacak öğrencilere ve ilköğretimde çalışan birinci sınıf öğretmenlerine yararlı olabileceğini düşünüyoruz.
Kadir Keskinkılıç İlkokuma Yazma Öğretimi’nde, ilkokuma-yazma öğretimi için gerekli; eğitimin temel kavramları, ilkokuma-yazma çocuğunun gelişim özellikleri, ilkokuma-yazma öğretiminde kullanılacak yeni yaklaşımlar, tam öğrenme, çoklu zekâ kuramı, yapılandırmacı öğrenme kuramı, drama, oyun-strateji, yöntem ve teknikleri sunulmuştur. Ayrıca kitapta, ses temelli cümle yöntemi ile ilkokuma-yazma öğretiminin teknikleri, planları ve uygulama örneklerine de yer verilmiştir. İlkokuma-yazma öğretiminde kullanılacak drama, oyun, bilmece ve tekerleme örneklerinden oluşan bir bölüm ise kitabın sonuna eklenmiştir. Kitaptan yararlanan herkesin, okumayı, yazmayı bir yaşam biçimine dönüştürebilen bireylerin yetişmesine çok boyutlu katkı sağlayacağına inanıyoruz.
Necati Cemaloğlu, Kamil Yıldırım Bu eser, öğretmen adaylarının meslek bilgisi gereksinimleri dikkate alınarak; öğretmenleri ilkokuma ve yazma öğretimi sürecinde nasıl daha az yorularak, daha kolay okuma-yazma öğretebilecekleri konusunda aydınlatmak amacıyla yayına hazırlanmıştır. İlkokuma-yazma öğretiminin önemi ve amacına dikkat çekilen kitapta, Cumhuriyet döneminde ilkokuma ve yazma öğretimi, birinci sınıf öğrencilerinin özellikleri ve gelişimleri, öğrenme ve öğretme kavramları üzerinde durulmuştur. Çözümleme yönteminin dayandığı kuramsal dayanaklardan Gestalt Kuramı’nın açıklandığı çalışmada, iletişim süreci de irdelenmiştir. Türkçe eğitimi etkinlikleri, Türkçenin yapısı, türetme gücü ve planlama, ilkokuma ve yazma öğretim yöntemleri, yetişkinlere okuma ve yazma öğretimi, Türkçenin iyi konuşulmadığı yörelerde ilkokuma ve yazma öğretimi ve birleştirilmiş sınıflarda ilkokuma ve yazma öğretiminin yer aldığı kitapta, ayrıca çocuk edebiyatından örnekler de bulunmaktadır.
Mehrali Calp lkokuma yazma alanında yazılmış birçok kitap bulunmaktadır. Bunlar arasında çok yararlı olanlarını görmek mümkün. Bu eserde de, son yıllarda sıkça tartışılan “ilkokuma yazma öğretiminde başvurulan çeşitli yöntemler ve bunların olumlu-olumsuz yanları” üzerinde durul-muştur. Bu bağlamda, okuyucular bu eserde özgün bazı görüş ve uygulamalarla karşılaşacaktır. Bu alanda yazılmış diğer birçok eserde bulunmayan “İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNDE ÖZEL DURUMLAR” başlığı altında “Yetişkinler Eğitimi ve Okuma Yazma Öğretimi”, “Birleştirilmiş Sınıflarda İlkokuma Yazma Öğretimi”, “Türkçenin Yeterince Konuşulmadığı Yörelerde İlkokuma Yazma Öğretimi” bunlar arasında sayılabilir. Bu eserde, öğretmenin amacının öğrencilere sadece “okuma ve yazma mekanizmasını kavratmak” olmaması gerektiği; bundan daha çok, “öğrencilerin okumaya karşı derin bir ilgi duymalarını, okuma ve yazmadan zevk almalarını sağlamak” olduğu sezdirilmeye, vurgulanmaya çalışılmıştır. Okuma yazmayı hızlı ve çabuk öğretmek değil; öğrencilerin gelecekteki öğrenim hayatına yön verecek, onların başarılarında etkili olacak bir okuma yazma becerisi kazandırmak esas olmalıdır. Bu beceri, seslendirmeden daha çok, anlamayı öne çıkaran bir okuma yazma anlayışı ile mümkündür. Bu eserde doğru, sürekli, hızlı ve anlamlı okuma becerisi ile işlek, okunabilir, yeteri kadar çabuk ve güzel bir yazma becerisi kazandırmak amaçlanmıştır. 

İÇİNDEKİLER


BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ SINIFTA EĞİTİM VE ÖĞRETİM
BİRİNCİ SINIF EĞİTİM VE ÖĞRETİMİNİN ÖNEMİ
İLKOKUMA YAZMANIN ANLAM VE ÖNEMİ
BİRİNCİ SINIF EĞİTİM VE ÖĞRETİMİNDE ÖĞRETMENİN ROLÜ
BİRİNCİ SINIF EĞİTİM VE ÖĞRETİMİNDE GÖZETİLMESİ
GEREKEN ÖNEMLİ HUSUSLAR
EĞİTİM ÖĞRETİM ETKİNLİKLERİNDE GÖZ ÖNÜNDE
BULUNDURULACAK HUSUSLAR
BİRİNCİ SINIF ÖĞRETMENİNİ BAŞARILI KILAN
TEMEL ÖZELLİKLER

İKİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ SINIF ÖĞRENCİLERİNİ TANIMA
BİRİNCİ SINIF ÖĞRENCİLERİNİN ÖZELLİKLERİ
OKULA YENİ GELEN ÖĞRENCİLERİN TANINMASI

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM ÖĞRETİMDE PLANLAMA
PLANLI ÇALIŞMANIN YARARLARI
PLAN YAPMANIN İLKELERİ
ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLAN
ÜNİTE KAVRAMI
GÜNLÜK PLAN
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNDE HAZIRLIK VE PLANLAMA
ÖĞRENCİLER OKULA BAŞLAMADAN ÖNCE ÖĞRETMENİN İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNE HAZIRLANMASI
ÖĞRENCİLER OKULA BAŞLADIKTAN SONRA ÖĞRETMENİN İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNE HAZIRLANMASI

BEŞİNCİ BÖLÜM İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNDE YÖNTEMLER
GENEL OLARAK YÖNTEM KAVRAMI
STRATEJİ, YÖNTEM, TEKNİK
ANA DİLİ EĞİTİMİNDE KULLANILAN YÖNTEM VE TEKNİKLER
İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNDE KULLANILAN YÖNTEMLER
ÜLKEMİZDE OKUMA YAZMA ÖĞRETİM YÖNTEMLERİNİN
TARİHÎ GELİŞİMİ

ALTINCI BÖLÜM İLKOKUMA VE YAZMA ÖĞRETİM SÜRECİ
SES TEMELLİ CÜMLE YÖNTEMİ
SES TEMELLİ CÜMLE YÖNTEMİ UYGULAMALARI
CÜMLE YÖNTEMİ
YEDİNCİ BÖLÜM YAZI ÖĞRETİMİ
YAZMAYA HAZIRLIK
YAZI EĞİTİMİNDE ÖĞRETMENİN TUTUMU
YAZI ÖĞRETİMİNDE YÖNTEM
BÜYÜK-KÜÇÜK HARF KULLANIMI
KELİMELER VE HARFLER ARASINDA BOŞLUK BIRAKMA
YAZMA ÖĞRETİMİNDE KULLANILACAK CÜMLELERİN
NİTELİKLERİ
YAZMA ÖĞRETİMİNDE ALIŞTIRMANIN YERİ
YAZI ÖĞRETİMİNDE GÖZ ÖNÜNDE TUTULACAK
HUSUSLAR

SEKİZİNCİ BÖLÜM ARAÇ-GEREÇ VE MATERYALLER
İLKOKUMA YAZMA ÇALIŞMALARINDA ARAÇ VE
GEREÇLERİN ÖNEMİ

DOKUZUNCU BÖLÜM İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNDE OYUNLAR
ÖĞRETİMDE TEKRAR, ALIŞTIRMA VE OYUNLARIN YERİ
İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNDE OYNANAN OYUNLAR

ONUNCU BÖLÜM KURGULAMA
KURGULAMA
KURGULAMA ÖRNEKLERİ

ON BİRİNCİ BÖLÜM İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNDE ÖZEL DURUMLAR
YETİŞKİNLER EĞİTİMİ VE OKUMA YAZMA ÖĞRETİMİ
BİRLEŞTİRİLMİŞ SINIFLARDA İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİ
TÜRKÇENİN YETERİNCE KONUŞULMADIĞI YÖRELERDE
İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİ


ON İKİNCİ BÖLÜM ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME


ON ÜÇÜNCÜ BÖLÜM ÇOCUK EDEBİYATINDAN ÖRNEKLER
TEKERLEME VE SAYIŞMACALAR
MÂNİLER
BİLMECELER
MASALLAR, HİKÂYELER ve FABLLER
ŞİİRLER
ŞARKILAR ve TÜRKÜLER
FIKRALAR

Havva Yaman Dil öğrenimiyle, temel beceri alanları olan anlatım ve anlama etkinliklerini geliştirmeye yönelik uygulamalar gerçekleştirilir. Dil bilgisi öğretimi, çocuklara kullandıkları ana dilinin özelliklerini kazandırarak mevcut dil bilincini geliştirme amacına dönük uygulamaları içine alır. Bu açıdan bakıldığında dil bilgisi öğretimi, dil öğretiminin dört önemli beceri alanını geliştirmeye yönelik bir işlev üstlenir. Bireylerin sözlü ve yazılı anlatım etkinliklerini gerçekleştirmesinde, dil bilgisine ait kurallar ve kavramlar oldukça önemlidir. Dil bilgisi derslerinde dilin yapısında olan soyut birtakım kurallar ve kavramların öğretimi yer almaktadır. Ancak öğrencilerde görülen dil bilgisi kavramlarını ve tanımlarını ezberleme eğilimi, bilginin kalıcı olmasını engellemektedir. Bu kavram ve kuralların öğretiminde, kavramlar arası ilişkileri kazandırmada kullanılabilecek tekniklerden birisi de kavram haritasıdır. Kavram haritası, bir konu ile ilgili kavramları ve bunlar arasındaki ilişkileri bir bütünlük içinde görsel hâle getiren bir tekniktir. Kavram haritaları dil bilgisine ait soyut kural ve kavramların somutlaştırılmasına katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada İlköğretim Türkçe Dersi Programı'nın (2006) dil bilgisi alanındaki tüm kazanımlarına göre hazırlanmış kavram haritaları yer almaktadır. Ayrıca ilköğretim ikinci kademe Türkçe dil bilgisi kavramlarının öğretiminde kavram haritası tekniğinin başarıya etkisi incelenmiş ve ulaşılan sonuçlara yer verilmiştir. Kitabın Türkçe/Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği bölümü öğrencilerine ve tüm Türkçe/ Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerine yararlı olacağı düşünülmektedir.

İçindekiler
Bölüm 1 ÖĞRENME VE ÖĞRETİM STRATEJİLERİ
Öğrenme ve Öğretme
Öğretim Stratejileri
Sunuş Yoluyla Öğretim Stratejisi
Buluş Yoluyla Öğretim Stratejisi
Tam Öğrenme Stratejisi
Araştırma İnceleme Yoluyla Öğretim Stratejisi
Bölüm 2 KAVRAM VE DİL BİLGİSİ ÖĞRETİMİ
Kavram
Dil Bilgisi Kavramları
Kavram Öğretimi
Dil Bilgisi Öğretimi
Dil Bilgisi Öğretiminde Dil Biliminin Yeri
Dil Edinimi Teorileri
Bölüm 3 TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE KULLANILAN YÖNTEM VE TEKNİKLER
Anlatım
Soru Cevap
Gözlem
Proje
Tartışma
Dramatizasyon
Gösteri
Problem Çözme.
Beyin Fırtınası
Örnek Olay İncelemesi
Bölüm 4 KAVRAM HARİTALARI
Kavram Haritalarının Kullanımı
Kavram Haritalarının Çizimi
Kavram Haritalarının Çeşitleri
Kavram Haritalarının Yararları
Bölüm 5KAVRAM HARİTASININ İLKÖĞRETİM İKİNCİ KADEME DİL BİLGİSİ ÖĞRETİMİNDE KULLANIMINA İLİŞKİN NİCEL VE NİTEL BİR ARAŞTIRMA
Problem
Araştırmanın Amacı
Araştırmanın Önemi
Araştırmanın Modeli
Evren ve Örneklem
Veri Toplama Araçları
Bilgi Testi
Mülakat Kayıtları
Video Kamera Kayıtları
Verilerin Çözümü ve Yorumlanması
Bulgular

Bölüm 6 İLKÖĞRETİM İKİNCİ KADEME DİL BİLGİSİ KONULARINA GÖRE ÇİZİLMİŞ KAVRAM HARİTALARI
6. Sınıf Dil Bilgisi Öğrenme Alanı ile İlgili Kazanımlar ve Kavram Haritaları
7. Sınıf Dil Bilgisi Öğrenme Alanı ile İlgili Kazanımlar ve Kavram Haritaları
8. Sınıf Dil Bilgisi Öğrenme Alanı ile İlgili Kazanımlar ve Kavram Haritaları
3. Anlatım bozukluklarını tespit etme ve giderme
Havva Yaman Ana dili öğretimiyle, bireylerin anlama ve anlatım becerilerinin geliştirilmesine yönelik uygulamalar gerçekleştirilir. 2005 yılında Türkiye'de öğretim programlarının yapılandırmacılık ekseninde değiştirilmesiyle ana dili öğretiminin anlama ve anlatmaya yönelik işlevi daha da belirginleşmiştir. Bu noktada dil bilgisi becerisi, diğer dört temel ana dili becerisini etkileyen bir beceri olarak değerlendirilmiştir. Yapılandırmacı yaklaşımın öğrenmede deneyimlerin ve çevrenin etkisine verdiği önem, eski bilgilerin ışığında yeni bilgilerin üretilmesini, bilginin yorumlanmasını ve iş birliğine dayalı öğretim uygulamalarını gerekli kılmıştır. Kitapta İlköğretim Türkçe Dersi Öğretim Programı'ndaki (6, 7, 8. Sınıflar) dil bilgisi alanına ilişkin kazanımlar esas alınarak oluşturulmuş çeşitli etkinliklere yer verilmiştir. Bu etkinliklerde öğrencilerin ikili ve grup çalışması, eğitsel oyunlar, beyin fırtınası ve drama gibi tekniklerle aktif olması hedeflenmiş, öğrencilerin düşünmeye, sorgulamaya, yorumlamaya yöneltilmesi ve bunların sonucunda bilgiyi kendilerinin oluşturmasının sağlanması amaçlanmıştır. Ayrıca konuşma ve yazma etkinlikleriyle bütünleştirilmiş, dil bilgisine ait kavram ve kuralların anlama ve anlatıma olan katkısı dikkate alınarak metin destekli hazırlanan bu etkinlikler, öğrencilerin görsel okuma ve yazma becerisini geliştirici özellikler taşımaktadır. Kitapta yer alan etkinliklerin, Türkçe/sınıf öğretmenliği bölümü öğrencilerine ve Türkçe/sınıf öğretmenlerine sınıf içi uygulamalarda katkı sağlayacağı beklenmektedir.
Esra Nur Tiryaki Gelişen dünyada teknolojinin ilerlemesiyle iletişim kurma, çok yönlü bir boyut kazanmıştır. İletişim, alıcı ile kaynak arasındaki mesaj alışverişidir. Bu alışverişi sağlayan unsur ise dildir. Doğuştan dil yetisi ile dünyaya gelen birey, çevreden gelen uyarıcılarla etkileşim sonucunda ana dilini edinir.
Ana dili edinimi sürecini kapsayan örgün eğitimde dil öğretiminin temel amacı, kişinin dili kullanmasıyla duygularını, düşüncelerini çeşitlendirmelerini ve kendilerini ifade edebilmelerini sağlamaktır. İşiten birey, dil becerilerinin gelişimiyle bu eylemi aşamalarıyla kazanırken işitme engelli kişi bu durumda gecikmeler yaşamaktadır.
Erken teşhisle bebeklik ve çocukluk döneminde uygulanan özel eğitim programları çocukların toplumdaki işlevselliğini önemli ölçüde arttırmaktadır. İşitme engelli bireylerin topluma kazandırılması ve akademik yönde başarılı olabilmelerinin koşulu için dil eğitiminden geçer. İşitme engelli öğrencilerin iletişim kurmada geliştirilmesi gereken dil becerileri, okuma ve yazmadır. Bu becerilerin geliştirilmesinde engelin yarattığı en büyük olumsuzluk, çocukların öğrendikleri bilgileri uzun süre hatırda tutamamalarıdır. Bu sorunların giderilmesi veya en aza indirilmesi için hedef kitlenin özellikleri hakkında eğitimcilerin bilgi sahibi olması gerekmektedir. Bu kitap bu amaçla kaleme alınmıştır. Siz sevgili okuyucularımıza ışık olabilmek dileğiyle…
Baskın Demirpehlivan …‘’Oyun eğlence olarak anlaşılmamalıdır; oyun her türlü acının buharlaşıp yok olacağı bir çalışma olarak ele alınmalıdır’’…
Roland BARTHES


Elinizdeki bu kitap bilimsel ve güncel geçerliliği olan pek çok kekemelik yöntemi, oyun terapisi teknikleri, oyun ve oyuncağın tarihi incelenerek hazırlanmıştır.
Dil ve konuşma terapisi alanına, kekemelik sorunu yaşayan okul çağı çocuklarıyla çalışan konuşma terapistlerine ve akıcılık sorunu yaşayan bireylerin ailelerine katkı sağlaması dileği ile…
Mualla MURAT NUHOĞLU Masal, anlayan için bir derya, anlamayan için bir damla abıhayattır. Halkın bilgelik kanıtı olan masallar, geçmiş ile gelecek arasındaki en sağlam köprülerden birisidir. Türk toplumunun kolektif şuurunu oluşturan Keloğlan Masalları, muhteşem bir hayat tecrübesi ile birlikte insana yaşam reçetesi sunar.
Masal çalışmalarının en yaygın analiz metotlarından; Motif Index of Folk Literature, Tip kataloğu ve Propp Analizi ile Keloğlan Masalları üzerinden Türk toplumunun yüzyıllar boyu birikimi çözümlenmeye çalışılmıştır.
Komisyon Devlet Memuru olmak isteyen Değerli Adaylar,
Kamu Personeli Seçme Sınavında “Genel Yetenek” başlığı altında 60 soru sorulmaktadır. Bu soruların 30’u Matematik ve Geometriden 30’u da Türkçeden gelmektedir.
Türkçedeki 30 sorunun konu dağılımı şöyledir:
• Sözcükte Anlam
• Cümlede Anlam
• Paragrafta Anlam
• Noktalama İşaretleri
• Yapı Bilgisi
• Ses Bilgisi
• Sözcük Bilgisi
• Cümle Bilgisi
• Yazım Kuralları
• Anlatım Bozuklukları
• Sözel Mantık ve Akıl Yürütme
Değerli Adaylar,
Konu anlatımı kitabımız KPSS alanında oldukça deneyimli bir ekip tarafından hazırlandı. Kitap hazırlanmadan önce geçmiş yıllarda çıkan sorular analiz edildi, ÖSYM’nin bu sınav formatı için belirlediği konular incelendi, yıllar içerisinde yaptığı değişiklikler not edildi ve sonuçta elinizdeki bu eser meydana geldi.
Kitabımızdaki sınav konuları kolay, anlaşılır ve sade bir şekilde anlatıldı. Çözümlü sorular, önemli ara notlar ve konu kavrama testleri ile konuların kolayca öğrenilmesi amaçlandı. Gerisi size kaldı…
Başarı dileklerimizle…
Komisyon Soru bankalarımız, KPSS alanında oldukça deneyimli bir ekip tarafından hazırlandı. Kitaplar hazırlanmadan önce geçmiş yıllarda çıkan sorular analiz edildi, ÖSYM’nin bu sınav formatı için belirlediği konular incelendi, yıllar içerisinde yaptığı değişiklikler not edildi ve sonuçta bu eserler meydana geldi.
Bireysel öğrenme tekniklerine uygun olarak hazırlanan kitaplarımızdaki sınav konuları kendi içerisinde ara başlıklara ayrıldı ve testler 15 ila 20’şer soru olarak hazırlandı.
Soruların kolaylık ve zorluk derecesi ise tamamen ÖSYM formatına göre belirlendi.
Mehmet Temizkan Günümüzde iletişim ve teknoloji alanında görülen baş döndürücü gelişme ve değişmeler bilginin üretilmesini, aktarılmasını, algılanıp yorumlanmasını daha önemli bir hâle getirmiştir. Bu bağlamda bilginin kaynakları da çeşitlenmiş ve zenginleşmiştir. Bunlara rağmen değişmeyen iki temel şey vardır. Birincisi bilginin yazılı ve görsel olarak sunulması zorunluluğu, ikincisi ise yazılı ve görsel olarak sunulan bilginin okunması, anlaşılması ve değerlendirilmesi durumudur. Buna göre okuma eylemi, insanın var oluşundan beri bilgiyi elde etmenin en önemli yollarından biri olmuştur ve öyle olmaya devam edecektir. Kişisel ve entelektüel gelişiminin temeli olan okuma, bu gelişim ve değişim süreci içerisinde toplumsal bir güç niteliğine bürünmüş; insanın kavrama ve düşünme becerilerini geliştiren, analiz ve sentez yapma gücünü, yorumlama ve yeni hükümler verme yeteneğini artıran bir olgu hâline dönüşmüştür. Uygarlığın kurulması ve geliştirilmesi açısından bu kadar önemli olan okuma eylemi üzerine özellikle son yıllarda sistemli bir şekilde düşünülmekte ve araştırmalar yapılmaktadır. Bu araştırmalar neticesinde okumanın psiko-motor ve bilişsel işlemleri gerektiren bir eylem olduğu düşüncesi genel kabul görmüştür. Buna göre okuma, öncelikle gözün uyaranları görmesi, sayfa üzerinde yer alan kelime ve semboller üzerinde sıçramalar yapması, geriye ve ileriye doğru hareket etmesiyle başlamakta ve gözle görülen uyaranların duyu organları tarafından algılanması, belleğe gönderilmesi, önceki bilgilerle bütünleştirilmesi ve anlamlandırılmasıyla tamamlanmaktadır. Özellikle psiko-motor ve bilişsel işlemlerin etkili olduğu okuma sürecinde temel malzeme olan "yazılı veya basılı metin" çok önemli bir yer tutmaktadır. Çünkü ana dili eğitimi metinler yoluyla yapılır. Ana dili etkinliklerini yerine getirirken metinlerden en üst düzeyde yararlanmak için farklı metin türleri üzerinde nasıl çalışılması gerektiğini bilmek gerekir. Okuma etkinliğinin doğası, unsurları, metin türlerine göre okuma, okunan metinlerin anlaşılması, çözümlenmesi, anlamlandırılması, değerlendirilmesi ve okumanın bir alışkanlık hâline dönüştürülmesine yönelik bilgi vermeyi ve yönlendirmeler yapmayı amaçlayan bu çalışma, geniş bir yelpazede okuyan, okuduklarını eleştirel bir bakış açısıyla inceleyen, okumayı seven ve ona değer veren bireylerin yetişmesine katkıda bulunacaktır.


İÇİNDEKİLER

Birinci Bölüm OKUMA VE TEMEL KAVRAMLAR
İkinci Bölüm ANLAMA
Üçüncü Bölüm TEMEL OKURYAZARLIK İŞLEVSEL OKURYAZARLIK VE OKUMA ALIŞKANLIĞI
Dördüncü Bölüm TÜRKÇE ÖĞRETİMİ PROGRAMLARINDA OKUMA EĞİTİMİ
Beşinci Bölüm OKUMA TÜR, YÖNTEM VE TEKNİKLERİ
Altıncı Bölüm METİN TÜRLERİNE GÖRE OKUMA EĞİTİMİ
Yedinci Bölüm OKUMA BECERİSİNDE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME