Türkçe Öğretmenliği \ 1-2
Hülya Koz Öğrencilerimizin ortaokulu bitirip liseye geçeceği bu dönemde, Türkçe dersinin önemi ve diğer derslere etkisi kaçınılmazdır. Yapılan sınavlar, öğrencilerin edindikleri bilgileri çok daha iyi ve hızlı bir şekilde kavrayıp transfer edebilmelerini gerektirmektedir. Hızlı okuma ve kavrama becerisi bir bilgisayar işlemcisinin hızı gibidir. Geliştirilmesi ile zihnimizin işlem yapma hızı ve kapasitesi artar.
Başarıya ulaşmak için üç kural vardır: Dersi çok iyi dinlemek, planlama yapıp zaman yönetimi yapabilmek ve tekrar çalışmaları ile konuları pekiştirip eksiklerini giderebilmek. İşte tam da burada öğrencinin işini kolaylaştıracak kaynak çok önemlidir.
Bu amaca hizmet etme düşüncesiyle yazılmış olan bu deneme testleri, sizin bilgileri tekrar etmenizi, eksiklerinizi bulup pekiştirmenizi ve daha da önemlisi bir üst basamağa geçip bilgiyi hızlı transfer etmenizi sağlayacaktır.
Bir öğrencinin verimli bir çalışma için neler yapması ve hangi teknikleri kullanması gerektiğini en iyi öğretmenler bilir. İşte bu kitap, bir öğretmen tarafından öğrencilere bu yolda rehberlik etmesi için tasarlanmıştır.
Başarı yolunda emin adımlarla ilerlemeniz dileğiyle…
İbrahim Demirci Ahmet Hâşim’in Nesirleri
İBRAHİM DEMİRCİ

Türk Şiirinin büyük şairlerinden Ahmet Hâşim hakkında en kapsamlı kitaplardan birini sunuyoruz: Ahmet Hâşim'in Nesirleri. O Belde'nin, Merdiven'in, Karanfil'in, Piyale'nin, Bülbül'ün, Bahçe'nin, Süvari'nin güçlü, ince ve yabanıl şairi Ahmet Hâşim, nesirleriyle de dilimizi ve edebiyatımızı zenginleştirmiştir. Çeşitli gazete ve dergilerde yayımladığı ve ancak üçte birini kitaplaştırdığı fıkra, söyleşi ve gezi yazılarının hemen hepsine “deneme” derinliği ve lezzeti katmış olan Ahmet Hâşim, kişiliğini ve mizacını edebi akımların ve siyasi ideolojilerin oyuncağı olmaktan sakınmış; dünyaya özgür, meraklı, zaman zaman çocuksu ve muzip gözlerle bakabilmiş; bütün insanlığın kültür birikiminden olabildiğince yararlanmış; estetiği gözeten bir yaklaşımla derinlikli metinler üretmiştir. İbrahim Demirci bir kuyumcu titizliğiyle bu çalışmada onun kitaplaşan ve kitaplaşmamış bütün nesirlerini ele almış; hem içerik, hem biçim bakımından değerlendirmiştir. Hâşim'in nesirleri bağlamında temel kaynak niteliğindeki bu çalışma, böylesi çalışmaları çoktan haketmiş Hâşim'e bir övgü değil, bir ödevdir.
“Fakat doğru düşünmüş olmak için neden filân veya falan gibi düşünmek elzem olmalı?” “Beni anlamanız için bir ruhunuz olmalıydı ve o ruh, hemşehrimiz Loti'nin ruhu gibi şifâ bulmayacak tarzda zehirlenmiş olmalıydı.” “Cami ve insan, cübbe ve sarık, mangal ve nargile şark denilen şey değildir; şark bunları görüp duymakta ve görürken benimsemektedir. / Edebiyat, hayatın havasında ve sinirlerin ağlarındadır. Ressamlarımız atölyelerinin terebentin kokan havasından çıkmağa râzı oldukları gün bunu bileceklerdir.” “Bütün mabetler içinde güneşten ilk ziya alan camidir. Bakır oklu minareler, güneşi en evvel görmek için havalarda yükselir.” “Hiçbir çehre hayâlde göründüğü kadar hakikatte güzel değildir.” “İstanbul'da hayatında ancak bir iki defa, o da haberi olmaksızın, kolunu siyasî bir mevzuun elektrik tellerine çarpmış bir şaire mukabil, Ankara'da bal çanağına düşen arılar gibi kanatlarını artık kullanmaktan âciz, ayaklarıyla tıpış tıpış yürüyen nice şair var.” “Hiçbir san'atkâr eserini yaratmadan evvel, ondan başkalarına bahsetmek istemez. Zira sırrı fâş olmuş bir eser, doğmadan ölmeğe mahkûmdur.” “Her devirde başka türlü tarif edilen sanatın son tariflerinden biri de şudur: 'Hakiki hayatın bizden esirgediği tahassüsatı telâfi etmek vasıtası.'” “Almanya pembe ve büyük bir elmadır. Fakat içi kurtludur.” “Seviliyor muyum, sevilmiyor muyum, diye mütemâdiyen endişe içinde olan bir millet beğenilmekten ümidini kesmiş olan bir millettir.”
Nail GÜNEY, Talat AYTAN Dil bilgisi, dilin mantık ve anlam dünyasını kurallar yoluyla öğreten bilim dalıdır. Ana dilinin inceliklerini, düşünce ve duygu evrenini, toplumun değerlerini öğretir. Öğrenme alanları arasındaki bütünlüğü ve işleyişi sağlar. Bu hedeflere ulaşılabilmesi, dil bilgisi öğretiminin yetkinliğine bağlıdır. Dil bilgisi öğretimi, çocuğun doğru olarak kullandığı ana dili kurallarına ad verme ve onları tanımlama süreci olarak düşünülebilir. O halde dil bilgisi öğretimi, çocuğun dünyası göz önünde tutularak yapılmalıdır. Aktif öğrenme bu konuda önemli bir yardımcıdır.
Bu kitapta, ilköğretim ikinci kademe müfredatında yer alan isim, sıfat, fiil, zarf, isim-fiil, sıfat-fîil ve zarf-fiil konuları aktif öğrenme yöntemiyle ele alınmıştır. Önerilen yöntem, bütün dil bilgisi konularının öğretiminde uygulanabilir. Bu şekilde gerçekleştirilen dil bilgisi öğretimi, ezberin ötesinde daha kalıcı ve eğlenceli olacaktır. Kitabın fakültelerin Türkçe öğretmenliği bölümü öğrencileri ile Türkçe öğretmenlerine faydalı olacağını ümit ediyor
Bilginer ONAN Bilimsel araştırmaların alanlar arası bir anlayışa doğru ilerlediği günümüzde, sosyal, bilişsel, psikolojik ve kültürel nitelikleriyle insanı her açıdan ilgilendiren dil olgusu da araştırma yöntemleri bakımından bu değişim sürecine dâhil olmuştur. Dil araştırmalarında izlenecek bu yöntemin, özellikle dil eğitimi alanı için gerekli olan yapı odaklı bilişsel zeminleri tespit etmede etkili olacağı düşünülmektedir.
Disiplinler arası bir çalışma anlayışının ürünü olan bu eser, dil çalışmalarının ve dil öğretiminin dilin yapısal özelliklerinden hareketle yapılması gerektiği düşüncesiyle kaleme alınmıştır. Kitapta, Türkçenin anlam, söz dizimi, şekil ve ses yapıları; okuma ve dinleme sürecindeki işlevleri yönünden analiz edilmiştir. Türkçe dil yapılarının anlama sürecindeki işlevlerine yönelik analizlerde disiplinler arası bir bakış açısı geliştirebilmek amacıyla dilin zihinsel boyutu ve anlama süreciyle ilgili olarak; dil düşünce ilişkisi, dil beyin ilişkisi, anlama, öğrenme, okuma, dinleme ve bellek kavramları üzerinde durulmuştur. Bu kavramlar, Türkçenin yapısal özellikleriyle sentezlenmiştir.
Türkçe dil yapılarının bilişsel işlevleri üzerine yazılmış bu eserin ilköğretim birinci kademede görev yapan sınıf öğretmenlerine, ikinci kademede görev yapan Türkçe öğretmenlerine, eğitim fakültelerinin Türkçe ve sınıf öğretmenliği bölümlerinde öğrenim gören öğretmen adaylarına, dil bilimi ve dil eğitimi alanında araştırma yapan akademisyenlere, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine katkı sağlayacağı düşüncesindeyim.
Tülay UĞUZMAN Her kesimden insanın az ya da çok bildiği, yeri geldikçe tekrarladığı, bazen savunduğu tezi desteklemek bazen de konuşmayı ya da tartışmayı bitirmek için bir son söz olarak kullandığı atasözleri ve deyimler; başka dil ve kültürlerde olduğu gibi Türk dilinde ve kültüründe de geniş yer tutmaktadır. Ait oldukları toplumun değerlerini, normlarını, o toplumu oluşturan insanların düşünce yapısını, dünyayı algılayışını, yaşam biçimini ve sosyal ilişkilerini yansıtan bu sözlü kültür ürünlerinden, toplumun yeni yetişen kuşaklarının sosyalleştirilmesinde de yararlanılır.
Türk atasözleri ve deyimleri; atalarımızın hayatın çeşitli kesitlerini nasıl algılayıp yorumladıklarını, bu alanlardaki yüzlerce yıllık yaşam deneyimlerinin sonuçlarını ne şekilde özetlediklerini, oluşturdukları bu özetler üzerine inşa ettikleri öğütlerini genç kuşaklarına hangi sözlerle aktardıklarını, son derece güzel anlatımlarla gözler önüne sermektedir.
Bu bilgi ve görüşlerden hareketle planlanan ve Türk atasözleri ile deyimlerine yansıyan Türk halk düşüncesini ortaya koymayı amaçlayan elinizdeki bu kitap; 1970'li yıllardan bu yana, sosyal bilimlerin, sosyoloji, sosyal antropoloji, halkbilim ve iletişim gibi çeşitli alanlarında araştırmalar yapan bir akademisyenin merakı ve bakış açısıyla kaleme alınmış, araştırmaya başlanmasından tamamlanıp yayımlanmasına kadar yirmi yılı aşkın bir zamana ihtiyaç duyulmuş olan bir çalışmadır.
Kitap bütününde; “Kadın-Erkek”, “Evlilik-Ayrılık”, “Zenginlik-Yoksulluk”, “Güzellik-Çirkinlik”, “İyilik-Kötülük”, “Dostluk-Düşmanlık”, “Gençlik-Yaşlılık”, “Sağlık-Hastalık”, “Hayat-Ölüm” konularına ilişkin olarak halk ağzında dolaşan atasözleri ve deyimler, bu konu kümeleri çevresinde sınıflandırılarak ilgili alanlardaki halk düşüncesi, karşıtı ya da bütünleyicisi ile birlikte anlaşılmaya, açıklanmaya ve yorumlanmaya çalışılmaktadır.
Kitabın zevkle okunması, okuyucusu tarafından kendi kültürümüze uygun bir kişisel gelişim kaynağı olarak değerlendirilmesi ve yararlanılması; yazarı için çok büyük bir mutluluk kaynağı olacaktır.
Bilginer ONAN Alanında ilk olma özelliğini taşıyan bu eser; dil öğretiminin bilimsel alanını belirleyen kavram ve terimleri tespit edip bir araya getirmek amacıyla kaleme alınmıştır. Kitapta, 500’e yakın terim ve kavram alfabetik sıra ile açıklanıp yorumlanmıştır. Yapılan açıklamalarda genel olarak ansiklopedik bir üslûp takip edilmiştir. Birbiriyle ilgili terim ve kavramlar, yapılan açıklamaların sonunda özellikle belirtilmiştir. Kavram ve terimlerin belirlenmesinde ana dil eğitimi, yabancı dil öğretimi, dil bilimi, eğitim-öğretim ilke ve yöntemleri, özel öğretim yöntemleri, öğrenme psikolojisi, iki dillilik, iletişim, metin bilgisi, beyin, bellek, dil hastalıkları, okuma eğitimi, konuşma eğitimi, yazma eğitimi, dinleme eğitimi, ilk okuma yazma öğretimi vb. alanlarda yazılmış kaynaklar taranmış; tespit edilen terimler belirli bir elemeye tâbi tutularak kitaba dâhil edilmiştir. Kavram ve terimlerin seçiminde; akademik çalışmalardaki yaygınlıkları, lisans ve lisans üstü düzeydeki kullanım sıklıkları göz önüne alınmıştır.
Türkçe öğretmenliği, sınıf öğretmenliği, yabancı dil öğretmenliği, özel eğitim ve eğitim bilimleri alanında öğrenim gören öğretmen adayları ve öğretmenler için hazırlanan bu kitap, filoloji bölümlerinden mezun olup dil eğitimi alanında lisans üstü eğitim görmek isteyen adaylara ve özellikle de bu alanda çalışma yapan değerli akademisyenlere yararlı olacaktır.
Diane Larsen Freeman, Marti Anderson İnsanlar, toplumlar ve ülkeler arasında ticaret, ekonomi, siyaset, askerlik, bilim, çalışma, kültür, haberleşme ve benzeri alanlarda her türlü ilişkinin kurulup yürütülebilmesi, anadilini kusursuz kullanma yanında uluslararası ortak dillerin öğrenilmesini de kaçınılmaz kılmaktadır. Bu durum, dil öğretiminin önemini vurgulayan açık bir göstergedir. Düşünen, araştıran ve sorgulayan her münevver, anadili yanında en az bir yabancı dil bilme ve onu etkili kullanma ihtiyacındadır.
Dil öğretimi doğru düşünme, doğru konuşma ve yazmaya yardımcı bir öğrenme alanı-dır. Bu alan, öğrenenlerin dilin imkânlarından yararlanarak muhataplarını tam ve doğru anlamaları yanında kendilerini etkili ve güzel bir şekilde anlatma becerilerini geliştirir. Çevirisi yapılan bu eserin bu amaca hizmet edeceğinde şüphe yoktur.
Abdulkerim KARADENİZ, Abdurrahman GÜZEL, Aliye USLU ÜSTTEN, Ayşe Derya ESKİMEN, Ayşe YÜCEL ÇETİN, Halide Gamze İNCE YAKAR, Halil ÇELTİK, Hilmi DEMİRAL, İsmet ÇETİN, Musa ÇİFCİ, Mustafa TÜRKYILMAZ, Remzi CAN, Salim PİLAV, Yasemin UZUN TULGAR Yaratılan ve yaşanılan kültürel alanın ifade aracı olan dil, aynı zamanda kâinatın algılanması, yorumlanması ve şekillenmesi anlamlarına da gelir. Hayatı anlamlandıran dil, yaşanılanlardan aldığı unsurları kurmaca bir dünyaya taşır. Bu kurmaca dünyada hayattan kopuk olmayan bir âlem yaratılır ve bu âlemi ifade eden eserler ortaya çıkar. Bunlar kimi zaman şiir, kimi zaman hikâye biçiminde görülür. Bu da dilin anlaşma vasıtası olmasının yanında eser yaratmada bir araç olduğu anlamlarını taşır. Milletlerin ses ve söz dünyası olan dil ve dil ile yaratılan eserler, milletlerin varlığının teminatı olduğu gibi, tarihî bilgi ve tecrübelerinin de ifadesidir.
Kitap, dil ve edebiyat öğretiminde kullanılan veya kullanılması gerekli olan metot ve teknikleri içermektedir. Türkiye'de sık kullanılan yöntem ve tekniklerin yanı sıra Batı dünyasında kullanılan yöntem, yaklaşım ve teknikler de bu çalışmada yer almaktadır. Türkçe ve Türk edebiyatı öğretiminin tarihî akışı, günümüzdeki durumu; dil ve edebiyat öğretimiyle ilgili yaklaşımlar, uygulamalı konu anlatımı, planlama, ölçme ve değerlendirmeyle ilgili bilgilere yer verilmiştir.
İsmet Çetin Yaratılan ve yaşanılan kültürel alanın ifade aracı olan dil, aynı zamanda kâinatın algılanması, yorumlanması ve şekillenmesi anlamlarına da gelir. Hayatı anlamlandıran dil, yaşanılanlardan aldığı unsurları kurmaca bir dünyaya taşır. Bu kurmaca dünyada hayattan kopuk olmayan bir âlem yaratılır ve bu âlemi ifade eden eserler ortaya çıkar. Bunlar kimi zaman şiir, kimi zaman hikâye biçiminde görülür. Bu da dilin anlaşma vasıtası olmasının yanında eser yaratmada bir araç olduğu anlamlarını taşır. Milletlerin ses ve söz dünyası olan dil ve dil ile yaratılan eserler, milletlerin varlığının teminatı olduğu gibi, tarihî bilgi ve tecrübelerinin de ifadesidir. Kitap, dil ve edebiyat öğretiminde kullanılan veya kullanılması gerekli olan metot ve teknikleri içermektedir. Türkiye'de sık kullanılan yöntem ve tekniklerin yanı sıra Batı dünyasında kullanılan yöntem, yaklaşım ve teknikler de bu çalışmada yer almaktadır. Türkçe ve Türk edebiyatı öğretiminin tarihî akışı, günümüzdeki durumu; dil ve edebiyat öğretimiyle ilgili yaklaşımlar, uygulanan program ve hedeflenen davranışlar, bilginin davranışa dönüşmesi için öğrencinin elde etmesi gereken kazanımlar, kitapta toplu olarak yer almaktadır.
Şükrü ÜNALAN Türkçe dünyada en çok konuşulan dillerden biridir. Dünyada Türkçe konuşan insanlar yaklaşık 11 milyon kilometre karelik bir alana yayılmıştır. Doğuda Moğolistan ve Çin, batıda Sırbistan, kuzeyde Sibirya ve Kazan, güneyde Bağdat'a kadar geniş bir coğrafyada Türkçe konuşulmaktadır. Bu coğrafya içerisinde, yedi tanesi Türk devleti olan 23 ayrı devlet vardır. Günümüzde yaklaşık 300 milyon insan Türkçe ve onun lehçeleri, ağızlarıyla konuşmaktadır.
Türk yazı dilinin en önemli ve ilk örneklerinden olan Orhun Abideleri, MS 720-735 yılları arasında dikilmiştir. Orhun Abideleri okunduğunda Türkçenin ulaştığı seviye yüksekliği ve zenginliği karşısında bütün Avrupa hayretler içinde kalmıştır. 8. yüzyıla kadar Avrupa'da hâkim dil olan Latince, dünya düşünce tarihinde egemen tek dil olarak kabul ediliyordu. Latince dışında son derece etkin, zengin ve edebi bir Türk dilinin mevcudiyeti, düşünce ve kültür tarihi uzmanlarını da şaşırtmıştır. Fransızcanın en eski yazılı belgesinin
15. yüzyıla, Almancanın 14. yüzyıl, Rusçanın ise 13. yüzyıla ait olduğu göz önüne alınırsa, Türk dilinin köklü geçmişi çarpıcı bir biçimde ortaya çıkmaktadır.
“Öldükten sonra da yaşamak istiyorsanız geride ölmez bir eser bırakınız.” sözünün mucibince, milletimizin genç beyinlerinin millî kimlik ve benlikten uzaklaşmamasını temin için büyük gayret gösteren yazar, bu gayretlerini ebedîleştirmek için kaleme sarılmış ve yıllardır birçok üniversitede okutulan bir eser ortaya çıkarmıştır. Yazar bu eseri ile küreselleşme adı altında dil ve kültürü yozlaştırma ve böylece millî devletleri daha kolay sömürülebilir hâle getirme oyunlarına dikkat çekmiştir. Sadece eğitim çağındaki gençlerin değil her yaştan okurun ilgisini çeken bu eser “bâki kalan bu kubbede hoş bir seda” misali millî bilince sahip Türk insanının yüreğinde yankı bulacaktır.
Eserin yeni basımının yapılmasında teşviki olan başta üniversite öğrencilerimiz olmak üzere, meslektaşlarımıza ve rahmetli yazarın eşine ve çocuklarına şükran ve minnet duygularımızı ifade etmek istiyoruz. Özellikle de yazarın ruhunun şad olması duasıyla bütün okuyucularımıza selam ve hürmetlerimizi bildiririz.
Sedat Maden Ana dili kullanımı, bireyin toplum içinde yer edinmesi, sağlıklı iletişim kurup kendini geliştirebilmesi ve toplumun gelişimi için itici bir güç olarak yetişmesi bakımından önemlidir. Bu bağlamda dil eğitiminde; kendini yazılı ve sözlü olarak ifade edebilen, beden dilini etkili kullanabilen, yaratıcı, problem çözebilen, eleştiren, anlamlı öğrenen, neden-sonuç bağlantısı kurabilen, kendine güvenerek hareket eden ve katılımcı bireyler yetiştiren yöntemler kullanılmalıdır. İlgili çalışmalar incelendiğinde, ana dili kullanımı için gerekli olan bu becerileri sağlamada etkin bir yöntem olan dramanın temel dil becerilerinin ve dil bilgisi kurallarının öğretiminde kullanılmasının alan için katkı sağlayacağı görülmektedir.
Drama sürecinde birey, günlük hayatın hemen her anında ne şekilde iletişime geçebileceğini, örnek olay ve durumlarda yaşar ve öğrenir. Bu nedenle drama, bir iletişim sanatı olarak da değerlendirilmektedir.
Belirli araç-gereç, ortam ve bir metne bağlı kalınmaması ve yaşamdan kesitler içinde sunumların yapılması dramanın kalıcı ve tam öğrenmede, ayrıca beceri ve alışkanlıkların geliştirilmesinde etkili olmasını sağlamaktadır. Tüm bu gerekçeler dramanın dil öğretimi sürecinde etkili olacağını ve özel olarak da Türkçenin öğretiminde fayda sağlayabilecek bir yöntem olduğunu göstermektedir.
Mehrali Calp Edebiyat Bilgi ve Kuramları I adını taşıyan bu eserde, edebiyat ve sanatın tanımı, işlevleri; edebi eser, edebiyat akımları, poetikalar ve bazı eleştiri okulları ele alınmıştır. Edebi akımlar kronolojik bir sıra içinde tanıtılmaya çalışılmış; edebiyat ve şiir sanatı ile ilgili farklı görüşler incelenmiştir. Bunlar arasında yer alan edebi eserlerin nitelikleri, şiir sanatı, edebiyat kuramına ait hususlar üzerinde durulmuştur.
Üzerinde durulan konulardan biri de edebiyat tarihidir. Her toplumun bir tarihi olduğu gibi bir de edebiyat tarihi vardır. Edebiyat tarihi, bir toplumun edebi eserlerde yaşayan tarihidir. Bu tarih, yüzyıllar boyunca o toplumun içinden çıkmış sanatkârların ayna tuttuğu maşeri vicdanın bir yansımasıdır. İnsanın duygu, düşünce ve hayallerine, ümit ve heyecanlarına ayna tutan edebi eserler, ortaya çıktıkları toplum dokusunu da yansıtırlar.
Bu kitapta, XII kısımdan itibaren bir dizi eleştiri “okulu” tanımlanmaktadır. Edebiyat kuramları kapsamında yansıtmacılık, anlatımcılık, Rus Biçimciliği, yeni eleştiri, yapısalcılık, yapı sökücülüğü, feminizm, psikanaliz, Marksizm ve yeni tarihçilik gibi kuramlar ele alınmıştır. Bu kuramsal akımların pek çok ortak noktası bulunmasına karşılık birbirlerine alternatif oluşturan kuramlar da var.
Edebî eserlerin üstün kılan özelliklerini kavrayabilmek, değerlerini anlayabilmek üretildikleri dönem hakkında bilgilenmekle olur. Edebiyat kuramı, edebi eserleri analiz etmek için izlenen sistemli bir yol olarak tanımlanabilir.
“Kuram nedir? Kuram bir tahmin ya da varsayım mıdır? Bir düşünüşün kuram olarak kabul edilmesi için o düşüncenin herkesçe kavranacak ölçüde anlaşılır olması mı, olmaması mı gerekir? Kuram belirli bir karmaşıklık içerisinde olmalı mıdır? Farklı düşünüş ve alternatif düşüncelerin araştırılması olarak kuram, edebiyat incelemelerinin varsayımlarını sorgulamalı mıdır?”; Yazan, okuyan varlık kimdir? Metinler hangi etki ve şartlar altında üretilmişlerdir?” gibi sorulara bu kitapta cevap aranmaktadır.
Ömer SOLAK Vicdanlı bir öğretmen, sürekli yeni şeyler öğrenir, onları kendi bilgi dağarcığının bir parçası hâline getirir, bilgilerini yenileriyle güncel ve taze tutar, metotlarını sürekli yeniler ve sınıfına bu yeni bilgiler ve yeni öğretme metotları ile gider. Hiçbir zaman mevcut bilgileriyle yetinmez, eski bilgilerle sınırlamaz kendini, daima yeni şeylerin susuzluğunu çeker.
Türkiye'de edebi metin çözümleme yöntemleri, pek çok üniversitede lisans ve lisansüstü düzeyde ders olarak okutulmasına rağmen, konuyu kapsayıcı bir bakışla ele alan oldukça az sayıda kaynak vardır. Elinizdeki kitabın farklı bölümlerinde edebiyat biliminin farklı çalışma alanları gruplandırılarak tanıtılmıştır. Bu tanıtımda daha çok alanın metodolojik cephesine hâkim olan yaklaşımlara odaklanılmıştır. Bu bölümler okura çok yönlü bir perspektif kazandırmak amacıyla, kendi konusunu farklı tartışmalar ve bakış açıları ışığında ele almaya çalışmıştır.
Ayşen BAKİOĞLU, Münevver ÇETİN, Orhan AKINOĞLU, Nurhayat ÇELEBİ, Seyfi KENAN, Süleyman AVCI, Seval ERDEN, Faruk LEVENT, Meral SERT AĞIR, Esra MOLU, Dilek PEKİNCE Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü öğretim elemanlarının iş birliği ile ortaya çıkan bu kitapta Ülkemizde ve Batıdaki güncel tartışmalar 2014 Türkiye'sinin ulaşmaya gayret ettiği hedefler, geçmişteki gelişmeleri de göz önüne alarak verilmeye çalışılmıştır. Kitap, bölümlerin konuları ve tasarımı olarak aynı başlığı taşıyan diğer çalışmalardan farklı olarak, araştırma ve güncel yerli, yabancı kaynaklardan yararlanılarak, geleceğin öğretmenlerine araştırmacı ve lider öğretmen olma misyonu vermek üzere tasarlanmıştır. Öğretmen adaylarına araştırmacılığın, ampirik çalışmanın doğruyu ve faydalıyı bulmakta en önemli nitelik olduğu, mesleğe başladıklarında eğitimdeki sorunların dışarıdan çözülmesini beklemek yerine, sınıflarındaki sorunlara buldukları çözümlere yönelik olarak kendilerinin aktif bir bilgi üreticisi konumuna gelmeleri için katkıda bulunulmaktadır. Kitapta öğretmen adayının öğretmenlik deneyiminde uygulamada yararlı olabilecek bilgiler de belirginleştirilerek verilmektedir. Ayrıca öğretmen adayının dikkatini uyanık tutmak için ve öğrenmeyi hatırlamaktan ibaret kalmayacak ve tartışma düzeyine getirecek bazı sorular sorulmuş, bölüm sonlarında çoktan seçmeli veya açık uçlu sorular yerleştirilmiştir.
Eğitim Bilimleri alanının çeşitli disiplinler ile etkileştiği çerçeveler ve farklı zamanlarda ve coğrafyalarda eğitime yüklenen anlamlar, kullanılan teknikler ve bu süreçlerin yansımaları, Türk Eğitim Düşüncesi ve Deneyimi’nin tarihi ve fikri anlamda önemli temelleri, günümüzde Türk Milli Eğitimi’nin amaçları, temel ilkeleri, Türk Eğitim Sistemi’nin teşkilat yapısı hakkında genel bilgiler, öğretmenlik mesleği ile ilgili uygulanan politikalar, mesleğin standartları, yeterlik alanları, hizmet öncesi ve hizmet içi öğretmen eğitimleri, öğretmenlerin görev ve sorumlulukları incelenmektedir. Psikolojinin davranış, öğrenme ve başarı boyutları için geliştirilen yaklaşımlar, yapılandırmacı yaklaşım; üstbiliş, öğrenme stratejileri, stilleri ve farklı zekâ kuramları sınıf içi etkileşimlerden makro sosyolojik etmenlere kadar değişebilen unsurlar, eğitim uygulamalarını ve politikalarını anlamak için çerçeve sağlayan sosyal üretim, dil, kültürel sermaye gibi kapsamlı unsurlar ile desteklenerek sunulmaktadır. Kitapta ayrıca, öğretmenlerin farklı özellikleri olan öğrencileri tanımaları ve uygulamalarını şekillendirmeleri, eğitim programlarının temel öğeleri, özellikleri, yararları, türleri ve çağdaş bir eğitim programı geliştirme süreçlerine yer verilerek, öğretmen adaylarının mesleğin temelini oluşturan Eğitim Bilimleri’nin ana kavramlarını öğrenmeye çalışmalarına yardımcı olunmaktadır.
Salim Pilav, Şükrü Ünalan En gelişmiş iletişim aracı olan dil, her türlü kültür faaliyetinin temelini teşkil ettiği gibi medeniyetin de göstergesi olmuştur. Dil, düşüncenin oluşum ve gelişiminde yegâne araçtır. Yine duyguların çeşitlenmesinde ve etkili bir biçimde ifade edilmesinde vazgeçilmez bir unsurdur. Hem ferdî, hem de sosyal anlamda dilin bu derece hayatî bir öneme sahip olması, bütün ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de ana dili eğitiminin okul öncesi eğitim basamağından yükseköğretime kadar uzanmasını gerektirmiştir
Dil, insan şahsiyetinin vitrinidir. Kimi insanlar, içlerinde taşıdıkları değerli bilgileri dile getiremezler. Bunlar, dükkânında bulundurduğu malı vitrinlemesini bilmeyen iş bilmez esnafa benzerler. Kimi insanlar, içlerinde olmayan değerleri, söz söylemedeki ve yazı yazmadaki ustalıklarıyla varmış gibi dillerinde ve kalemlerinde taşırlar. Bunlar, dükkânda olmayan malı, müşteri çekmek maksadıyla vitrine koyan sahtekâr esnafa benzerler. Kimileri de, içlerinde taşıdıkları değerleri yerinde, zamanında ve uygun kişilere karşı sözlü veya yazılı olarak ifade etmesini iyi bilirler. Bunlar da işini bilen ve aynı zamanda dürüst bir esnaf gibidirler. Bunlar, olduğu gibi görünen, göründüğü gibi olan ve olmasını arzu ettiği doğrultuda kendilerini geliştiren kişilerdir. Bu çalışmanın maksadı, siz değerli okuyucuyu üçüncü grup insan seviyesine yükseltmektir. Yani sizin okuyarak, dinleyerek, izleyerek edindiğiniz bilgi ve birikimleri yazılı ve sözlü olarak muhataplarınıza etkili bir biçimde anlatabilmenizi sağlamaktır. Bu çalışma, sizin kendinizi doğru ifade etmenize bir katkısı olduğu zaman amacına ulaşmış olacaktır.
Kitap iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Yazılı Anlatımla ilgili kavramsal bilgilerin yanında uygulamaya yönelik örnekler yer almaktadır. Yazılı Anlatımda konu, plan, bakış açısı, yazıya başlama teknikleri, anlatımda kelime, cümle ve paragraf, yazılı anlatım türleri, anlatım bozuklukları, yazım kuralları ve noktalama işaretleri gibi konulardan oluşmaktadır. Kitabın ikinci bölümü Sözlü Anlatıma ayrılmıştır. Bu bölümde konuşma ve güzel konuşmaya yardımcı teknikler, sesin nitelikleri, söyleyiş ve boğumlanma kusurları, solunum ve ses şiddeti alıştırmaları, sözün ezgisi, sözlü anlatımda üslup, konuşma dilinin özellikleri, konuşmada kullanılacak söz sanatları, konuşma yanlışları, önemli günler için konuşma hazırlama, şiir okuma teknikleri, sözlü anlatım türleri, diksiyon ve önemi, gibi konular yer almaktadır.
Susan B. Neuman, David K. Dickinson Yapılan çalışmalar, farklı öğrenme deneyimlerine sahip çocukların başarılarını artırmayı hedefleyen uygulamaların ve politikaların artan önemine işaret etmekte, bu uygulamalar arasında erken okuryazarlık becerileri önemli yer tutmaktadır. Bu konuyu farklı boyutları ile ele alan Erken Okuryazarlık Araştırmaları El Kitabı, erken okuryazarlık becerilerinin kazanımına ilişkin çok yönlü bir bakış açısı ortaya koymaktadır. Bu kitapta, alanın önde gelen araştırmacıları tarafından gerçekleştirilmiş olan temel araştırmalara yer verilmiş; erken okuryazarlığın kavramsallaştırılması, erken okuryazarlık gelişiminin ögeleri, ev ortamı ve toplumun etkileri, okullaşmanın etkileri, okul öncesi dönemde erken okuryazarlık, destekleyici öğretim materyalleri ve sınıf uygulamalarının yanı sıra özel eğitim çabaları araştırma bulguları eşliğinde kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır.
Adem İşcan, Ahmet Akçay, Beytullah Karagöz, İsa Yılmaz, Murat Şengül, Sami Baskın, Sezgin Demir Dil, insanoğlunun dünya ile kurduğu en önemli bağdır. Onunla düşüncesini, duygusunu, yaşadıklarını kendisi dışındakilerle paylaşır. Yemeğini ister, aşkını itiraf eder, başından geçenleri dile getirir… Bütün bunları istediği gibi yapabilmesi, ancak gelişmiş anlama ve anlatma becerileriyle mümkündür. Bu yüzden çağdaş eğitim sistemleri, bireylerinin iyi anlayan ve güzel anlatan kimseler olması için özel düzenlemeler yapar. Bu kitap, sözü edilen düzenlemelerden biri olarak kabul edilebilir. Zira, başta lisans seviyesindeki bireylerin, öğretmenlerin, eğitmenlerin yararlanabileceği nitelikte, onların ihtiyaçları göz önünde bulundurularak ve Yükseköğretim Kurumunun ders planlamasına dikkat edilerek hazırlanmıştır. Bu hazırlıkta emek harcayan tüm bilim insanları, kitabı alacak kişilerin sözlü anlatım becerilerinin ve sözlü anlatım türlerine ilişkin bilgilerinin aşama aşama geliştirilmesi için uğraş verdiler. Ancak her eser gibi elbette eksiklikleri bulunmaktadır. Bu yüzden kitabı okuyan, değerlendiren herkesin önerisi; tamamlayıcı bir adım olarak kabul edilecektir.
Adem İşcan, Ahmet Akçay, İsa Yılmaz, Mehmet Tok, Sami Baskın, Bekir Gökçe, Yaşar Şimşek Kişi duygularını, düşüncelerini, yaşadıklarını vb. sözlü veya yazılı anlatım yollarından biriyle dış dünyaya sunar. Bu sunuşun doğru ve tam da istenileni yansıtan bir durum olması, iletişim zincirinin sağlıklı işlemesi açısından önemlidir. Hepimiz için sıradan bir özellik olması gereken doğru konuşma ve kuralına göre yazabilme özelliği, ancak eğitimle mümkündür. Gün geçtikçe dilimize özen göstermeden konuşanların ve yazanların sayısının arttığı bir ortamda bu eğitimin önemi de artmaktadır. Bu öneme binaen, kitap yazılırken YÖK programında bir dönem için belirlenen süre göz önünde bulundurulmuş, her haftaya ayrı bir öğrenme alanı belirlenmiş ve bu alan ayrı bölüm olarak işlenmiştir. Böylelikle ders hocalarına kılavuzluk eden ve öğrencilere aşamalı bir öğrenme sürecini gösteren bir eser ortaya çıkmıştır.
Elinizdeki bu kitap, yazılı anlatım türlerini, yazma yöntemlerini örneklerle ve etkinliklerle tanıtmanın yanında, okurlarının okuma ve yazma zevkini geliştirmeyi amaçlamaktadır. Bu yüzden her bölüm 5E modeli göz önünde bulundurularak, ders öncesi hazırlık sorularından ders sonrası değerlendirme sorularına kadar bir bütün olarak tasarlanmıştır. Ayrıca her bölüm sonunda olası sınavlar için çeşitli sorular eklenerek bölümlerin işlevselliği arttırılmıştır.
Kendi alanında önemli bir boşluğu dolduracağına inandığımız bu kitabın, özellikle eğitim fakülteleri öğrencilerine ve yazılı anlatımla ilgilenen akademisyenlere daha iyi bir yol gösterici olması için her okurun katkısını beklemekteyiz.
Adem İşcan Küreselleşen dünyada bütün milletler kendi dillerini yayma veya kendilerinden olmayanı tanıma, onu öğrenme yarışına girdiler. Bu yarışta öğrenme/öğretme etkinliklerini çeşitlendirebilen ve teknolojinin nimetlerini olumlu olarak kullanabilenler bir adım öne geçmektedir. Bu yarış içerisinde Türkiye son çeyrek asırda önemli bir oyuncu hâline geldi. Türkçenin yabancılara öğretimi, yurt içinde hem de yurt dışında yaygınlaştı. Aynı zamanda alanda yapılan yayınlarda da benzer biçimde bir artış söz konusudur.
İşitsel ve görsel araçların yabancı dil öğretiminde etkin olarak kullanıldığı ve dil öğrenicilerine bütün temel dil becerilerinin geliştirilmesinde son derece faydalı olduğu bilinen bir gerçektir. Bu işitsel ve görsel araçların içinde filmler, dil öğretiminde kullanılan yardımcı araçların başında gelmektedir. Bu araçlar, öğrencilerin temel dil becerilerini geliştirmenin yanında Türkçenin kültürünü ve söz varlığını gösteren, öğreten bir yapıya sahiptir. Elinizdeki bu çalışma, konuyla ilgili hazırlanmış ilk kitap olma özelliğini taşıdığından elbette pek çok kusura sahiptir. Ancak konuya ilişkin kuramsal bilgileri, derslerde kullanılabilecek Türk filmlerini ve Türkçe öğretimi derslerinde filmlerle birlikte kullanabilecek etkinlikler içerdiği için yabancılara Türkçe öğreten öğretmenlerin ve Türkçeyi yabancı bir dil olarak öğrenenlerin öğretme/öğrenme süreçlerini kolaylaştıracaktır. Alanda çalışan ve Türkçeyi yabancı bir dil olarak öğrenen bireylerin fikirleri ise bu çalışmanın geliştirilmesine önemli katkı sağlayacaktır.
H. Pelin KARASU, Ümit GİRGİN, Yıldız UZUNER Okuma, yazar ve okuyucu arasındaki amaçlı ve dikkatli bir etkileşimi gerektiren aktif bir süreçtir. Bu nedenle öğrencilerin okuma becerilerini değerlendirmeye yönelik yapılan girişimlerin sadece bilgi toplamak değil, süreci incelemek amacına da hizmet etmesi gerekmektedir. Öğrencinin sözcük tanıma ve okuduğunu anlama düzeyi ile kullandığı stratejilere ilişkin bilgiye ulaşılmasına olanak sağlayan Formel Olmayan Okuma Envanteri, okumayı değerlendirmede birebir gözlem yapılabilmesine, yanıtların incelenmesine ve verilerin doğal ortamında toplanabilmesine hizmet eder. Öğrencilerin bağlam içindeki sözcükleri tanırken kullandıkları stratejileri, okuduğunu anlatma, sorulara cevap verme ve boşluk doldurma yoluyla kullandıkları anlama stratejilerini ve bu stratejilerin birbiriyle ilişkisini değerlendirmek, öğretimi destekleyecek etkinliklerin belirlenmesine, uygulamada öğretilecek ve pekiştirilecek stratejilere karar verilmesine olanak sağlamaktadır.
Sedat Maden Türkçe, dünyaya yayılımı göz önünde bulundurulduğunda milyonlarca insan tarafından ana dili ve yabancı dil olarak kullanılan, beş bin yılı aşkın tarihi boyunca yüz binlerce kıymetli esere hayat veren, zengin Türk kültürünün kuşaklar arasında taşınmasına öncülük eden, geçirdiği tüm sıkıntılara rağmen güçlenerek varlığını sürdüren, dünyanın en eski ve köklü dillerinden biridir. Bu özellikleriyle dünya dilleri arasındaki konumunu ve değerini gün geçtikçe hissettirmekte, kendini dünyaya daha çok kabullendirmektedir.
Geçmişten Günümüze Türkçeye Hizmet Edenler adlı eser, Türkçenin bir dünya dili olarak bugünlere ulaşmasında hizmetleri olan şahsiyetleri, Türkçe üzerine sahip oldukları düşünceleri ve eserlerini belirli bir düzen içerisinde okurlara sunmaktadır.
Türkçe anlayan, anlatan ve aynı zamanda Türkçeye hizmet edenlere faydalı olması temennisiyle…
Nurullah Çetin İkinci Abdülhamit Dönemi’nde başlıca 3 farklı edebiyat anlayışı vardır: 1. Servet-i Fünun akımı, 2. Mutavassitîn (Ilımlılar), 3. Divan edebiyatı anlayışını sürdürenler. Bunların içinde en önemli ve en kuvvetli olan edebiyat damarı Servet-i Fünun akımıdır. Bu eserde İkinci Abdülhamit Dönemi’nde ortaya konan Türk edebiyatı faaliyetleri bir bütünlük içinde tanıtıldı.
Hülya Koz Öğrencilerimizin ilkokulu bitirip ortaokula geçtiği ve TEOG sınavlarına hazırlandığı bu dönemde, Türkçe dersinin önemi ve diğer derslere etkisi kaçınılmazdır. Yapılan sınavlar, öğrencilerin edindikleri bilgileri çok daha iyi ve hızlı bir şekilde kavrayıp transfer edebilmesini gerektirmektedir. Hızlı okuma ve kavrama becerisi bir bilgisayar işlemcisinin hızı gibidir. Geliştirilmesi ile zihnimizin işlem yapma hızı ve kapasitesi artar.
Mutlak başarı için üç kural vardır: Dersi çok iyi dinlemek, planlama yapıp zaman yönetimi yapabilmek ve tekrar çalışmaları ile konuları pekiştirip eksiklerini giderebilmek. İşte tam da burada öğrencinin işini kolaylaştıracak kaynak çok önemlidir.
Bu amaca hizmet etme düşüncesiyle yazılmış olan bu test kitabı, sizin bilgileri tekrar etmenizi, pekiştirmenizi ve daha da önemlisi bir üst basamağa geçip bilgiyi hızlı transfer etmenizi sağlayacaktır.
Bir öğrencinin verimli bir çalışma için neler yapması ve hangi teknikleri kullanması gerektiğini en iyi öğretmenler bilir. İşte bu kitap, bir öğretmen tarafından öğrencilere bu yolda rehberlik etmesi için tasarlanmıştır.
Başarı yolunda emin adımlarla ilerlemeniz dileğiyle…
Cavit Binbaşıoğlu Çocuğun öğrenim yaşamının başlangıcında yer alan İlkokuma ve Yazma Öğretimi, onun bütün okul yaşamını, hatta daha sonraki yaşamını da etkileyen bir niteliğe sahiptir. Bu nedenle bu dersin çok iyi öğretilmesi gerekmektedir. Kitapta, bu konuyla ilgili, eğitim bilimlerinde ulaşılmış olan son araştırmalarla ortaya konan ilke ve yöntemler söz konusu edilmiştir. Bu çalışmanın, Eğitim fakültelerinin İlköğretim bölümlerinde bu dersi okuyacak öğrencilere ve ilköğretimde çalışan birinci sınıf öğretmenlerine yararlı olabileceğini düşünüyoruz.
Kadir Keskinkılıç İlkokuma Yazma Öğretimi’nde, ilkokuma-yazma öğretimi için gerekli; eğitimin temel kavramları, ilkokuma-yazma çocuğunun gelişim özellikleri, ilkokuma-yazma öğretiminde kullanılacak yeni yaklaşımlar, tam öğrenme, çoklu zekâ kuramı, yapılandırmacı öğrenme kuramı, drama, oyun-strateji, yöntem ve teknikleri sunulmuştur. Ayrıca kitapta, ses temelli cümle yöntemi ile ilkokuma-yazma öğretiminin teknikleri, planları ve uygulama örneklerine de yer verilmiştir. İlkokuma-yazma öğretiminde kullanılacak drama, oyun, bilmece ve tekerleme örneklerinden oluşan bir bölüm ise kitabın sonuna eklenmiştir. Kitaptan yararlanan herkesin, okumayı, yazmayı bir yaşam biçimine dönüştürebilen bireylerin yetişmesine çok boyutlu katkı sağlayacağına inanıyoruz.
Necati Cemaloğlu, Kamil Yıldırım Bu eser, öğretmen adaylarının meslek bilgisi gereksinimleri dikkate alınarak; öğretmenleri ilkokuma ve yazma öğretimi sürecinde nasıl daha az yorularak, daha kolay okuma-yazma öğretebilecekleri konusunda aydınlatmak amacıyla yayına hazırlanmıştır. İlkokuma-yazma öğretiminin önemi ve amacına dikkat çekilen kitapta, Cumhuriyet döneminde ilkokuma ve yazma öğretimi, birinci sınıf öğrencilerinin özellikleri ve gelişimleri, öğrenme ve öğretme kavramları üzerinde durulmuştur. Çözümleme yönteminin dayandığı kuramsal dayanaklardan Gestalt Kuramı’nın açıklandığı çalışmada, iletişim süreci de irdelenmiştir. Türkçe eğitimi etkinlikleri, Türkçenin yapısı, türetme gücü ve planlama, ilkokuma ve yazma öğretim yöntemleri, yetişkinlere okuma ve yazma öğretimi, Türkçenin iyi konuşulmadığı yörelerde ilkokuma ve yazma öğretimi ve birleştirilmiş sınıflarda ilkokuma ve yazma öğretiminin yer aldığı kitapta, ayrıca çocuk edebiyatından örnekler de bulunmaktadır.
Mehrali Calp lkokuma yazma alanında yazılmış birçok kitap bulunmaktadır. Bunlar arasında çok yararlı olanlarını görmek mümkün. Bu eserde de, son yıllarda sıkça tartışılan “ilkokuma yazma öğretiminde başvurulan çeşitli yöntemler ve bunların olumlu-olumsuz yanları” üzerinde durul-muştur. Bu bağlamda, okuyucular bu eserde özgün bazı görüş ve uygulamalarla karşılaşacaktır. Bu alanda yazılmış diğer birçok eserde bulunmayan “İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNDE ÖZEL DURUMLAR” başlığı altında “Yetişkinler Eğitimi ve Okuma Yazma Öğretimi”, “Birleştirilmiş Sınıflarda İlkokuma Yazma Öğretimi”, “Türkçenin Yeterince Konuşulmadığı Yörelerde İlkokuma Yazma Öğretimi” bunlar arasında sayılabilir. Bu eserde, öğretmenin amacının öğrencilere sadece “okuma ve yazma mekanizmasını kavratmak” olmaması gerektiği; bundan daha çok, “öğrencilerin okumaya karşı derin bir ilgi duymalarını, okuma ve yazmadan zevk almalarını sağlamak” olduğu sezdirilmeye, vurgulanmaya çalışılmıştır. Okuma yazmayı hızlı ve çabuk öğretmek değil; öğrencilerin gelecekteki öğrenim hayatına yön verecek, onların başarılarında etkili olacak bir okuma yazma becerisi kazandırmak esas olmalıdır. Bu beceri, seslendirmeden daha çok, anlamayı öne çıkaran bir okuma yazma anlayışı ile mümkündür. Bu eserde doğru, sürekli, hızlı ve anlamlı okuma becerisi ile işlek, okunabilir, yeteri kadar çabuk ve güzel bir yazma becerisi kazandırmak amaçlanmıştır. 

İÇİNDEKİLER


BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ SINIFTA EĞİTİM VE ÖĞRETİM
BİRİNCİ SINIF EĞİTİM VE ÖĞRETİMİNİN ÖNEMİ
İLKOKUMA YAZMANIN ANLAM VE ÖNEMİ
BİRİNCİ SINIF EĞİTİM VE ÖĞRETİMİNDE ÖĞRETMENİN ROLÜ
BİRİNCİ SINIF EĞİTİM VE ÖĞRETİMİNDE GÖZETİLMESİ
GEREKEN ÖNEMLİ HUSUSLAR
EĞİTİM ÖĞRETİM ETKİNLİKLERİNDE GÖZ ÖNÜNDE
BULUNDURULACAK HUSUSLAR
BİRİNCİ SINIF ÖĞRETMENİNİ BAŞARILI KILAN
TEMEL ÖZELLİKLER

İKİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ SINIF ÖĞRENCİLERİNİ TANIMA
BİRİNCİ SINIF ÖĞRENCİLERİNİN ÖZELLİKLERİ
OKULA YENİ GELEN ÖĞRENCİLERİN TANINMASI

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM ÖĞRETİMDE PLANLAMA
PLANLI ÇALIŞMANIN YARARLARI
PLAN YAPMANIN İLKELERİ
ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLAN
ÜNİTE KAVRAMI
GÜNLÜK PLAN
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNDE HAZIRLIK VE PLANLAMA
ÖĞRENCİLER OKULA BAŞLAMADAN ÖNCE ÖĞRETMENİN İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNE HAZIRLANMASI
ÖĞRENCİLER OKULA BAŞLADIKTAN SONRA ÖĞRETMENİN İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNE HAZIRLANMASI

BEŞİNCİ BÖLÜM İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNDE YÖNTEMLER
GENEL OLARAK YÖNTEM KAVRAMI
STRATEJİ, YÖNTEM, TEKNİK
ANA DİLİ EĞİTİMİNDE KULLANILAN YÖNTEM VE TEKNİKLER
İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNDE KULLANILAN YÖNTEMLER
ÜLKEMİZDE OKUMA YAZMA ÖĞRETİM YÖNTEMLERİNİN
TARİHÎ GELİŞİMİ

ALTINCI BÖLÜM İLKOKUMA VE YAZMA ÖĞRETİM SÜRECİ
SES TEMELLİ CÜMLE YÖNTEMİ
SES TEMELLİ CÜMLE YÖNTEMİ UYGULAMALARI
CÜMLE YÖNTEMİ
YEDİNCİ BÖLÜM YAZI ÖĞRETİMİ
YAZMAYA HAZIRLIK
YAZI EĞİTİMİNDE ÖĞRETMENİN TUTUMU
YAZI ÖĞRETİMİNDE YÖNTEM
BÜYÜK-KÜÇÜK HARF KULLANIMI
KELİMELER VE HARFLER ARASINDA BOŞLUK BIRAKMA
YAZMA ÖĞRETİMİNDE KULLANILACAK CÜMLELERİN
NİTELİKLERİ
YAZMA ÖĞRETİMİNDE ALIŞTIRMANIN YERİ
YAZI ÖĞRETİMİNDE GÖZ ÖNÜNDE TUTULACAK
HUSUSLAR

SEKİZİNCİ BÖLÜM ARAÇ-GEREÇ VE MATERYALLER
İLKOKUMA YAZMA ÇALIŞMALARINDA ARAÇ VE
GEREÇLERİN ÖNEMİ

DOKUZUNCU BÖLÜM İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNDE OYUNLAR
ÖĞRETİMDE TEKRAR, ALIŞTIRMA VE OYUNLARIN YERİ
İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNDE OYNANAN OYUNLAR

ONUNCU BÖLÜM KURGULAMA
KURGULAMA
KURGULAMA ÖRNEKLERİ

ON BİRİNCİ BÖLÜM İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNDE ÖZEL DURUMLAR
YETİŞKİNLER EĞİTİMİ VE OKUMA YAZMA ÖĞRETİMİ
BİRLEŞTİRİLMİŞ SINIFLARDA İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİ
TÜRKÇENİN YETERİNCE KONUŞULMADIĞI YÖRELERDE
İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİ


ON İKİNCİ BÖLÜM ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME


ON ÜÇÜNCÜ BÖLÜM ÇOCUK EDEBİYATINDAN ÖRNEKLER
TEKERLEME VE SAYIŞMACALAR
MÂNİLER
BİLMECELER
MASALLAR, HİKÂYELER ve FABLLER
ŞİİRLER
ŞARKILAR ve TÜRKÜLER
FIKRALAR

Havva Yaman Dil öğrenimiyle, temel beceri alanları olan anlatım ve anlama etkinliklerini geliştirmeye yönelik uygulamalar gerçekleştirilir. Dil bilgisi öğretimi, çocuklara kullandıkları ana dilinin özelliklerini kazandırarak mevcut dil bilincini geliştirme amacına dönük uygulamaları içine alır. Bu açıdan bakıldığında dil bilgisi öğretimi, dil öğretiminin dört önemli beceri alanını geliştirmeye yönelik bir işlev üstlenir. Bireylerin sözlü ve yazılı anlatım etkinliklerini gerçekleştirmesinde, dil bilgisine ait kurallar ve kavramlar oldukça önemlidir. Dil bilgisi derslerinde dilin yapısında olan soyut birtakım kurallar ve kavramların öğretimi yer almaktadır. Ancak öğrencilerde görülen dil bilgisi kavramlarını ve tanımlarını ezberleme eğilimi, bilginin kalıcı olmasını engellemektedir. Bu kavram ve kuralların öğretiminde, kavramlar arası ilişkileri kazandırmada kullanılabilecek tekniklerden birisi de kavram haritasıdır. Kavram haritası, bir konu ile ilgili kavramları ve bunlar arasındaki ilişkileri bir bütünlük içinde görsel hâle getiren bir tekniktir. Kavram haritaları dil bilgisine ait soyut kural ve kavramların somutlaştırılmasına katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada İlköğretim Türkçe Dersi Programı'nın (2006) dil bilgisi alanındaki tüm kazanımlarına göre hazırlanmış kavram haritaları yer almaktadır. Ayrıca ilköğretim ikinci kademe Türkçe dil bilgisi kavramlarının öğretiminde kavram haritası tekniğinin başarıya etkisi incelenmiş ve ulaşılan sonuçlara yer verilmiştir. Kitabın Türkçe/Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği bölümü öğrencilerine ve tüm Türkçe/ Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerine yararlı olacağı düşünülmektedir.

İçindekiler
Bölüm 1 ÖĞRENME VE ÖĞRETİM STRATEJİLERİ
Öğrenme ve Öğretme
Öğretim Stratejileri
Sunuş Yoluyla Öğretim Stratejisi
Buluş Yoluyla Öğretim Stratejisi
Tam Öğrenme Stratejisi
Araştırma İnceleme Yoluyla Öğretim Stratejisi
Bölüm 2 KAVRAM VE DİL BİLGİSİ ÖĞRETİMİ
Kavram
Dil Bilgisi Kavramları
Kavram Öğretimi
Dil Bilgisi Öğretimi
Dil Bilgisi Öğretiminde Dil Biliminin Yeri
Dil Edinimi Teorileri
Bölüm 3 TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE KULLANILAN YÖNTEM VE TEKNİKLER
Anlatım
Soru Cevap
Gözlem
Proje
Tartışma
Dramatizasyon
Gösteri
Problem Çözme.
Beyin Fırtınası
Örnek Olay İncelemesi
Bölüm 4 KAVRAM HARİTALARI
Kavram Haritalarının Kullanımı
Kavram Haritalarının Çizimi
Kavram Haritalarının Çeşitleri
Kavram Haritalarının Yararları
Bölüm 5KAVRAM HARİTASININ İLKÖĞRETİM İKİNCİ KADEME DİL BİLGİSİ ÖĞRETİMİNDE KULLANIMINA İLİŞKİN NİCEL VE NİTEL BİR ARAŞTIRMA
Problem
Araştırmanın Amacı
Araştırmanın Önemi
Araştırmanın Modeli
Evren ve Örneklem
Veri Toplama Araçları
Bilgi Testi
Mülakat Kayıtları
Video Kamera Kayıtları
Verilerin Çözümü ve Yorumlanması
Bulgular

Bölüm 6 İLKÖĞRETİM İKİNCİ KADEME DİL BİLGİSİ KONULARINA GÖRE ÇİZİLMİŞ KAVRAM HARİTALARI
6. Sınıf Dil Bilgisi Öğrenme Alanı ile İlgili Kazanımlar ve Kavram Haritaları
7. Sınıf Dil Bilgisi Öğrenme Alanı ile İlgili Kazanımlar ve Kavram Haritaları
8. Sınıf Dil Bilgisi Öğrenme Alanı ile İlgili Kazanımlar ve Kavram Haritaları
3. Anlatım bozukluklarını tespit etme ve giderme
Havva Yaman Ana dili öğretimiyle, bireylerin anlama ve anlatım becerilerinin geliştirilmesine yönelik uygulamalar gerçekleştirilir. 2005 yılında Türkiye'de öğretim programlarının yapılandırmacılık ekseninde değiştirilmesiyle ana dili öğretiminin anlama ve anlatmaya yönelik işlevi daha da belirginleşmiştir. Bu noktada dil bilgisi becerisi, diğer dört temel ana dili becerisini etkileyen bir beceri olarak değerlendirilmiştir. Yapılandırmacı yaklaşımın öğrenmede deneyimlerin ve çevrenin etkisine verdiği önem, eski bilgilerin ışığında yeni bilgilerin üretilmesini, bilginin yorumlanmasını ve iş birliğine dayalı öğretim uygulamalarını gerekli kılmıştır. Kitapta İlköğretim Türkçe Dersi Öğretim Programı'ndaki (6, 7, 8. Sınıflar) dil bilgisi alanına ilişkin kazanımlar esas alınarak oluşturulmuş çeşitli etkinliklere yer verilmiştir. Bu etkinliklerde öğrencilerin ikili ve grup çalışması, eğitsel oyunlar, beyin fırtınası ve drama gibi tekniklerle aktif olması hedeflenmiş, öğrencilerin düşünmeye, sorgulamaya, yorumlamaya yöneltilmesi ve bunların sonucunda bilgiyi kendilerinin oluşturmasının sağlanması amaçlanmıştır. Ayrıca konuşma ve yazma etkinlikleriyle bütünleştirilmiş, dil bilgisine ait kavram ve kuralların anlama ve anlatıma olan katkısı dikkate alınarak metin destekli hazırlanan bu etkinlikler, öğrencilerin görsel okuma ve yazma becerisini geliştirici özellikler taşımaktadır. Kitapta yer alan etkinliklerin, Türkçe/sınıf öğretmenliği bölümü öğrencilerine ve Türkçe/sınıf öğretmenlerine sınıf içi uygulamalarda katkı sağlayacağı beklenmektedir.
Esra Nur Tiryaki Gelişen dünyada teknolojinin ilerlemesiyle iletişim kurma, çok yönlü bir boyut kazanmıştır. İletişim, alıcı ile kaynak arasındaki mesaj alışverişidir. Bu alışverişi sağlayan unsur ise dildir. Doğuştan dil yetisi ile dünyaya gelen birey, çevreden gelen uyarıcılarla etkileşim sonucunda ana dilini edinir.
Ana dili edinimi sürecini kapsayan örgün eğitimde dil öğretiminin temel amacı, kişinin dili kullanmasıyla duygularını, düşüncelerini çeşitlendirmelerini ve kendilerini ifade edebilmelerini sağlamaktır. İşiten birey, dil becerilerinin gelişimiyle bu eylemi aşamalarıyla kazanırken işitme engelli kişi bu durumda gecikmeler yaşamaktadır.
Erken teşhisle bebeklik ve çocukluk döneminde uygulanan özel eğitim programları çocukların toplumdaki işlevselliğini önemli ölçüde arttırmaktadır. İşitme engelli bireylerin topluma kazandırılması ve akademik yönde başarılı olabilmelerinin koşulu için dil eğitiminden geçer. İşitme engelli öğrencilerin iletişim kurmada geliştirilmesi gereken dil becerileri, okuma ve yazmadır. Bu becerilerin geliştirilmesinde engelin yarattığı en büyük olumsuzluk, çocukların öğrendikleri bilgileri uzun süre hatırda tutamamalarıdır. Bu sorunların giderilmesi veya en aza indirilmesi için hedef kitlenin özellikleri hakkında eğitimcilerin bilgi sahibi olması gerekmektedir. Bu kitap bu amaçla kaleme alınmıştır. Siz sevgili okuyucularımıza ışık olabilmek dileğiyle…
Baskın Demirpehlivan …‘’Oyun eğlence olarak anlaşılmamalıdır; oyun her türlü acının buharlaşıp yok olacağı bir çalışma olarak ele alınmalıdır’’…
Roland BARTHES


Elinizdeki bu kitap bilimsel ve güncel geçerliliği olan pek çok kekemelik yöntemi, oyun terapisi teknikleri, oyun ve oyuncağın tarihi incelenerek hazırlanmıştır.
Dil ve konuşma terapisi alanına, kekemelik sorunu yaşayan okul çağı çocuklarıyla çalışan konuşma terapistlerine ve akıcılık sorunu yaşayan bireylerin ailelerine katkı sağlaması dileği ile…
Mualla MURAT NUHOĞLU Masal, anlayan için bir derya, anlamayan için bir damla abıhayattır. Halkın bilgelik kanıtı olan masallar, geçmiş ile gelecek arasındaki en sağlam köprülerden birisidir. Türk toplumunun kolektif şuurunu oluşturan Keloğlan Masalları, muhteşem bir hayat tecrübesi ile birlikte insana yaşam reçetesi sunar.
Masal çalışmalarının en yaygın analiz metotlarından; Motif Index of Folk Literature, Tip kataloğu ve Propp Analizi ile Keloğlan Masalları üzerinden Türk toplumunun yüzyıllar boyu birikimi çözümlenmeye çalışılmıştır.
Komisyon Soru bankamız, KPSS alanında oldukça deneyimli bir ekip tarafından hazırlandı. Kitap hazırlanmadan önce; geçmiş yıllarda çıkan sorular analiz edildi, ÖSYM’nin bu sınav formatı için belirlediği konular incelendi, yıllar içerisinde yaptığı değişiklikler not edildi ve sonuçta elinizdeki eser meydana geldi.
Bireysel öğrenme tekniklerine uygun olarak hazırlanan kitabımızdaki sınav konuları kendi içerisinde ara başlıklara ayrıldı ve testler 15 ila 20’şer soru olarak hazırlandı.
Soruların kolaylık ve zorluk derecesi ise tamamen ÖSYM formatına göre belirlendi.
Mehmet Temizkan Günümüzde iletişim ve teknoloji alanında görülen baş döndürücü gelişme ve değişmeler bilginin üretilmesini, aktarılmasını, algılanıp yorumlanmasını daha önemli bir hâle getirmiştir. Bu bağlamda bilginin kaynakları da çeşitlenmiş ve zenginleşmiştir. Bunlara rağmen değişmeyen iki temel şey vardır. Birincisi bilginin yazılı ve görsel olarak sunulması zorunluluğu, ikincisi ise yazılı ve görsel olarak sunulan bilginin okunması, anlaşılması ve değerlendirilmesi durumudur. Buna göre okuma eylemi, insanın var oluşundan beri bilgiyi elde etmenin en önemli yollarından biri olmuştur ve öyle olmaya devam edecektir. Kişisel ve entelektüel gelişiminin temeli olan okuma, bu gelişim ve değişim süreci içerisinde toplumsal bir güç niteliğine bürünmüş; insanın kavrama ve düşünme becerilerini geliştiren, analiz ve sentez yapma gücünü, yorumlama ve yeni hükümler verme yeteneğini artıran bir olgu hâline dönüşmüştür. Uygarlığın kurulması ve geliştirilmesi açısından bu kadar önemli olan okuma eylemi üzerine özellikle son yıllarda sistemli bir şekilde düşünülmekte ve araştırmalar yapılmaktadır. Bu araştırmalar neticesinde okumanın psiko-motor ve bilişsel işlemleri gerektiren bir eylem olduğu düşüncesi genel kabul görmüştür. Buna göre okuma, öncelikle gözün uyaranları görmesi, sayfa üzerinde yer alan kelime ve semboller üzerinde sıçramalar yapması, geriye ve ileriye doğru hareket etmesiyle başlamakta ve gözle görülen uyaranların duyu organları tarafından algılanması, belleğe gönderilmesi, önceki bilgilerle bütünleştirilmesi ve anlamlandırılmasıyla tamamlanmaktadır. Özellikle psiko-motor ve bilişsel işlemlerin etkili olduğu okuma sürecinde temel malzeme olan "yazılı veya basılı metin" çok önemli bir yer tutmaktadır. Çünkü ana dili eğitimi metinler yoluyla yapılır. Ana dili etkinliklerini yerine getirirken metinlerden en üst düzeyde yararlanmak için farklı metin türleri üzerinde nasıl çalışılması gerektiğini bilmek gerekir. Okuma etkinliğinin doğası, unsurları, metin türlerine göre okuma, okunan metinlerin anlaşılması, çözümlenmesi, anlamlandırılması, değerlendirilmesi ve okumanın bir alışkanlık hâline dönüştürülmesine yönelik bilgi vermeyi ve yönlendirmeler yapmayı amaçlayan bu çalışma, geniş bir yelpazede okuyan, okuduklarını eleştirel bir bakış açısıyla inceleyen, okumayı seven ve ona değer veren bireylerin yetişmesine katkıda bulunacaktır.


İÇİNDEKİLER

Birinci Bölüm OKUMA VE TEMEL KAVRAMLAR
İkinci Bölüm ANLAMA
Üçüncü Bölüm TEMEL OKURYAZARLIK İŞLEVSEL OKURYAZARLIK VE OKUMA ALIŞKANLIĞI
Dördüncü Bölüm TÜRKÇE ÖĞRETİMİ PROGRAMLARINDA OKUMA EĞİTİMİ
Beşinci Bölüm OKUMA TÜR, YÖNTEM VE TEKNİKLERİ
Altıncı Bölüm METİN TÜRLERİNE GÖRE OKUMA EĞİTİMİ
Yedinci Bölüm OKUMA BECERİSİNDE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME

Ayten Öztürk Okul öncesi eğitim kurumlarında ana dili etkinlikleri isimli bu kitapta; edebiyat bilgisi, sevgisi ve kültürünün, ana dili etkinlikleriyle okul öncesi çocuklara nasıl kazandırılacağı konusu ele alınmıştır. Kitapta, çocuklarda dilin kazanılması, ana dili etkinliklerinin çocuğun gelişimine olan etkileri, okul öncesi eğitim kurumlarında ana dili etkinlikleri, planlanması, etkinliklerde kullanılacak araçlar başlıkları altında konular ele alınmıştır. Aynı zamanda, okuma-yazmaya hazırlıkta da önemli yer tutan ana dili etkinliklerini içeren bu çalışmanın; öğretmen, öğretmen adayı ve anne-babalara yararlı olacağına inanıyoruz.
Hakan Ülper Okuma becerisi, salt sözcükleri oluşturan ses ve seslemlerin, daha ileri aşamada tümceleri oluşturan sözcüklerin ve son aşamada metni oluşturan tümcelerin tanınmasına değil, aynı zamanda okurun etkin katılımıyla yazılı metnin anlamlandırılmasına da gönderimde bulunur. Bu bağlamda bir yazılı metni anlamlandırabilmek, kişilerin okumaya ilişkin sahip oldukları donanımlarla ilgilidir. Bu bakımdan okuma becerisi, okuma sürecinde gerçekleşenlerin ayrımında olarak, bilişsel açıdan okunanların işlemlenmesine katkı sağlayacak birtakım stratejiden yararlanarak ve okunan ürün metnin dilsel ve biçimsel özelliklerini öğrenerek geliştirilebilir. Dolayısıyla ilk okuma becerisini kazanan bir öğrencinin, bu aşamadan sonra da okuma becerisini geliştirebilmek için kazanması gereken birçok donanım vardır. Eğitim ortamlarında öğrencilerin bu donanımları kazanabilmelerini sağlamak olanaklıdır. Bu kitabın hazırlanmasına kaynaklık eden gerekçe de okumanın, doğuştan getirilen bir yetenek değil, öğretim ortamlarında kazanılabilen ve geliştirilebilen bir beceri alanı olmasıdır. O nedenle kitabın hazırlanma sürecinde öğretim ilkelerine uygun bir biçimde öğretim amaçlı dizgesel bir çizgi izlenmiştir. Bu bağlamda ilk aşamada okuma ve okuma türlerine değinilmiş; ikinci aşamada okuma süreci açıklanmıştır. Üçüncü aşamada okuma sürecinde etkili olan etmenler tanıtılmıştır. Dördüncü aşamada ise okuma becerisine ilişkin durum saptamasına dönük donanım kazandırılması hedeflenmiştir. Son aşamada ise okuma becerisinin kazandırılmasına dönük özel öğretim etkinliklerinden örnekler sunulmuştur. Böylelikle okuma/okuma süreci, durum saptama ve etkinliklerden oluşan bir sacayağı kurularak okurlara tüm yönleriyle okuma eğitimi bağlamında katkı sağlanması amaçlanmıştır.

İÇİNDEKİLER

I. Bölüm OKUMA
II. Bölüm OKUMA SÜRECİNİ AÇIKLAYAN YAKLAŞIMLAR
Bölüm III OKUMA ANLAMLANDIRMA SÜRECİ
Bölüm IV OKUMA BECERİSİNE İLİŞKİN DURUM SAPTAMA YOLLARI
Bölüm V ÖZEL ÖĞRETİM ETKİNLİKLERİ

Mustafa ULUSOY, Hatice DEĞİRMENCİ, Mustafa KUŞAK, Ülkü ULUÇ, Bengisu KAYA, Birgül ZELZELE, Nergiz KARDAŞ, Hakan DEDEOĞLU Bilgi çağında hızlı değişim, okuryazarlığın yeniden tanımlanmasını zorunlu kıldı. Yeni teknolojiler, okuma yazma eğitiminin biçim ve işlevini temelden değiştirirken karşı karşıya bulunduğumuz güçlükler daha da karmaşık hâle geldi. Öğrencileri gelecekteki okuryazarlığa en iyi şekilde nasıl hazırlayabiliriz? Dünkü okuryazarlık ile bugünkü okuryazarlık aynı değil ve yarınki ile aynı olmayacak…
Neriman Gökçegöz Karatekin - Alpaslan Durmuş Hatice Durmuş Klasik eğitim anlayışları terk edilip yapılandırmacılık, çoklu zekâ, çoklu okuryazarlık, çok kültürlülük, beyin temelli öğrenme gibi yaklaşımlar ön plana çıkarken roller ve işlevler de değişiyor. Öğretmenler artık öğretmiyor, rehber ve kolaylaştırıcı oluyorlar; öğrenciler öğreniyorlar; okullar da hayatın taklidi değil bizatihi hayat oluyorlar. Özgün bir eğitim düşüncesi ve pratiği geliştirme, eğitim alanında ülkemizde yaşanan sorunların çözümüne katkı sağlama” misyonuyla yola çıkan EDAM’ın elinizdeki bu yeni eseri, Türkçe öğrenme öğretme sürecinde değerli öğretmenlerimizin kullanabilecekleri yüzden fazla oyun ve etkinlik içeriyor. Çalışma ilköğretim Türkçe öğretmenlerinin fazlaca faydalanacağı bir eserdir.
Komisyon 2013 yılı itibarıyla Millî Eğitim Bakanlığı öğretmen adayları için Öğretmenlik Alan Bilgisi Testi'ni de KPSS'ye eklemiştir. Bu yeni sınav sistemi, geleceğimize ışık tutan değerli öğretmenlerimiz için yeni bir heyecan olmuştur.
Uzman yayın ekibimizin katkılarıyla ÖABT'de sorulan soruların içeriğine dayanılarak hazırlanan bu kitabın, Türkçe Öğretmeni adaylarına iyi bir destek olacağına inanıyoruz.
Kitabımızda ayrıntılı konu anlatımlarına, çözümlü testlere, konu testlerine ve deneme sınavlarına yer verilmiştir.
Dil, Ses Bilgisi, Şekil Bilgisi, Sözcük Bilgisi, Cümle Bilgisi,
Yazım Kuralları, Söz Varlığı ve Kelime Öğretimi
Yazılı Anlatım, Sözlü Anlatım
Yazı Yazma Teknikleri
Halk Edebiyatı, Eski Türk Edebiyatı
Yeni Türk Edebiyatı, Edebiyat Bilgi ve Kuramları
Çocuk Edebiyatı, Özel Öğretim Yöntemleri
Tiyatro ve Drama
Dil Bilimi
Dinleme Eğitimi, Konuşma Eğitimi, Okuma Eğitimi, Yazma Eğitimi
Dil Bilgisi Öğretimi
Yahya Çıkılı, Aydın Alegöz, Murat Bala Bu kitap, okumada güçlük yaşayan öğrencilerin sesli okumayla ilgili hatalarını belirlemeyi, yapılan hataların değerlendirilmesini ve belirlenen hata türüne uygun olarak kullanılacak düzeltme stratejilerini basit örneklerle öğretmenlere ve ailelere göstermeyi hedefleyen bir rehber niteligi tasimaktadir.
Kitap 4 bölümden oluşmaktadır: 1. Bölümde okuma ve temel okuma güçlükleri üzerinde durulmustur. 2. Bölümde okuma hataları örneklerle açıklanmış, 3. bölümde bu okuma hatalarının dogru sekilde değerlendirilmesi, 4. Bölümde ise degerlendirilen okuma hatalarının düzeltilmesi icin gerekli strateji ve teknikler üzerinde durulmuştur.
Ülkemizde, okuma ile ilgili mevcut kaynakların okuma eğitimleri sırasında karşılaşılan sorunları çözmek konusunda yetersizliği ortadadır. Bu ihtiyacı karşılamak amacıyla hazırlanan bu kitabın, özel eğitim literatürüne katkı saglamasi, en cok da bu alanda calışan eğitimcilere ve okuma güçlüğü yaşayan bireylerin ailelerine rehber olmasi dilegiyle...
Oğuzhan SEVİM, Yusuf SÖYLEMEZ, Esengül HATUN, Yasemin KURTLU, Hatice ÇELİK, Bayram ARICI, Zülal ŞENOL EBREN, Canan Nimet MERT, Esra METİN, Esra İNAN, Alper TOK Edebiyat, estetik var oluşu öne çıkaran kurmaca bir yapıdır.İnsanlar edebî dil vasıtasıyla sanatsal bir doyuma ulaşmak isterler. Bu kurmaca yapıdaki en temel özellik ise estetik var oluştur. Bu ihtiyacı karşılamak için estetik ürünler ortaya koyan milletler kendilerini unutulmazlar arasına sokabilme imkânını elde edebilmiştir.
Farklı diller oluşturarak birbirinden ayrılan milletler dünya edebiyatı olgusunun doğmasına zemin hazırlamıştır. Dünya edebiyatı, farklı toplumlar tarafından sanatsal doyumu sağlamak amacıyla dilin estetik unsurları üzerinde durularak ortaya konulan edebî birikim olarak tanımlanabilir. İnsanlık, bu sayede derin ve zengin bir edebî kültür birikimine sahip olabilmiştir. Farklı toplumlara ait bu edebî zenginlikten azami derecede yararlanmak, estetik bir haz algısı oluşturacağı gibi toplumların birbirlerini daha yakından tanımaları, birbirlerine karşı saygı, sevgi ve güven duymalarına vesile olacaktır.
Türk ve dünya edebiyatlarının geçmişten günümüze kadar geçirmiş oldukları tarihî dönüşüm ve gelişimini, ilgili toplumun önemli yazar ve eserleri bağlamında ele alan bu kitap, okuyucuları dünya edebiyatı örnekleriyle tanıştırmayı ve onlara dünya edebiyatı hakkında genel hatlarıyla bilgi vermeyi amaçlamaktadır.
Bu kitapta Türk ve dünya edebiyatlarının tarihî dönem içerisindeki önemli gelişmeleri dikkate alınarak bu gelişmelere yön veren edebî şahsiyetler üzerinde durulmuş ve onların eserlerinden bazı örnekler dikkatlere sunulmuştur. Kitap, bu yönüyle kendi alanında kapsamlı bir çalışma olma özelliğine haizdir. Eserin son bölümünde yine bu çalışmaya özgü olarak geçmişten günümüze kadar Nobel Ödülü alan edebiyatçılar hakkında bilgi verilmiş, bu edebiyatçılardan bazılarının eserleri tahlil edilmiş, böylece dünya edebiyatının Nobel Ödüllü edebiyatçıları siz değerli okuyucularımıza tanıtılmaya çalışılmıştır.
Özverili bir çalışmanın ürünü olan bu kitabın Türk edebiyatı ile ilgili bilim dallarının Batı edebiyatı derslerinde; Türkçe eğitimi anabilim dallarının dünya edebiyatı derslerinde öğrencilere ve öğretim elemanlarına yardımcı olacağı ayrıca konuya ilgi duyanlar için vazgeçilmez bir kaynak teşkil edeceği düşüncesindeyiz.
Mehrali Calp - Şükran Calp İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli nitelik, dil ve düşüncedir. Dil ile düşünce arasında çok sıkı bir ilişki vardır. Bu iki kavram, birbirini destekler ve geliştirir. Dil düşüncenin aynasıdır.
Şayet dil olmasaydı, insanoğlu şahsî duyumlarıyla sınırlı kalacak; insanlık, ulaştığı bugünkü medenî seviyeye erişemeyecekti. Bu bakımdan dil, düşüncenin hem kabıdır, hem de onu besleyip geliştiren bir işleve sahiptir.
Dil olmaksızın düşüncenin somutlaştırılması ve gelişmesi mümkün değildir. Bunun tersi de doğrudur. Dil sayesinde insan zekâsı, dış dünyadaki kaba, hoyrat ve düzensiz bir sürü eşya ve varlığı bir düzene sokarak soyutlaştırır.
Dil, bir yandan yaşanılan zamanın duygu, düşünce ve tasavvurları ile geleceğe dair hülyaları içinde barındırırken öte yandan da geçmişin birikimini geleceğe aktarır. Dış dünyadan alınan duyumları anlık olmaktan çıkarıp ebedîleştirerek sonraki çağlara dil ulaştırır.
Dil, insanoğlunun varoluşuyla birlikte ortaya çıkmıştır. Dil, fıtrîdir ve insan doğuştan getirdiği bu yeteneğin doğasına uymak zorundadır. Dil, fertlerin üzerinde ve onlara hükmeden bir özelliğe sahiptir.
İnsanlar arasında anlaşmayı sağlayan dil, acaba milleti meydana getiren diğer unsurlar içinde niçin özel bir öneme sahiptir? Görme, işitme, düşünme gibi doğuştan getirdiğimiz gizil bir yetenek olan dil, ruh ve gönül dünyamızın tercümanıdır. Dil sayesinde bizler, en mistik, en mukaddes duygularımızı ifade eder; en ince ve çapraşık ilmî meseleleri açıklama imkânını buluruz.
Bütün bunlar dikkate alındığında, bir ana dili eğitim alanı olarak Türkçe eğitim ve öğretiminin önemi ortaya çıkar.
Alev Önder, Duygu Şallı, Güner Vatansever Okul öncesi eğitimin en önemli amaçlarından biri, çocuğun yaratıcılığının geliştirilmesidir. Yaratıcılığın geliştirilmesinde sanat eğitimi çalışmalarının önemli bir yeri vardır. Diğer yandan çocukların özellikle bilişsel, duygusal ve estetik yönden gelişmesinde etkin bir rol oynayan sanat çalışmaları, diğer gelişim alanlarını da destekleyerek çocuklar için faydalı bir eğitim aracı olarak öne çıkar. Örneğin çocuğun küçük hareket becerileri olumlu yönde desteklenirken çok yönlü düşünme becerileri de geliştirilebilir ve bunun yanı sıra bilişsel becerilerinin gelişiminde önemli bir yeri olan kavramların öğrenilmesi de gerçekleştirilebilir. Böylece çok yönlü ve etkili bir eğitim aracına sahip olduğumuzu söyleyebiliriz; çünkü çocuk, sanat etkinliklerini her an keyifle ve istekle yapmaya hazırdır. Başka bir deyişle sanat çalışmalarına motivasyonu yüksektir. Buna dayanarak sanat çalışmalarının çocuk için oldukça etkili bir eğitim süreci sunduğunu söyleyebiliriz.
Söz konusu eğitim sürecini gerçekleştirmek için sanat etkinlikleriyle kavram eğitimi kitabı hazırlanmıştır. Kitabın amacı; okul öncesi dönem çocuklarının yaratıcı sanat etkinliklerini eğlenerek yaparken belli başlı kavramları öğrenmelerinin desteklenmesidir. Kitabın başka bir özelliği de çocuklara doğal çevrelerini tanıma, inceleme konusunda olanaklar sunarak çevreyi tanıma ve koruma yönünde farkındalık kazanmalarını sağlamak ve özellikle doğadan malzemeleri kullanarak doğayla ilgili öğrenmelerinin gerçekleştirilmesidir.
Çocuklar doğaları gereği bu keyifli yolculuğa çıkmaya çoktan hazır. Tek yapmanız gereken, onlara kitabın sayfalarında özgürce dolaşma fırsatı vermek.
Gerisini onlara bırakın….
Filiz GÜRER YÜCEL Ses bilgisi ve akustik, hem fizik hem de müzik disiplinlerinin ortak konusudur.
Müzik disiplininde ses bilgisi ve akustik başlığı altında ele alınan
doğuşkan, doppler etkisi, akustik rezonans ya da vuru gibi birçok konu,
aynı zamanda fiziğin de konuları arasında yer alır. Biraz daha ileri gidersek,
müziğin tüm konularının fiziğin içinde yer aldığını ve hatta müziğin, fizik
biliminin bir dalı olduğunu söyleyebiliriz.
Müzik ile fizik arasındaki bu sıkı ilişkinin müzik disiplini açısından
önemi, ülkemizde maalesef yeterince anlaşılamamıştır. Müzik eğitimi alan
öğrencilerin, müzik ile fizik arasındaki bu ilişkinin farkında olmalarının ve
temel düzeyde de olsa fiziği kavramalarının, müziğe daha farklı bir açıdan
bakmaları konusunda onlara oldukça yararlı olacağı düşünülmektedir. Örneğin;
bu sayede enstrümanları yapısal olarak daha iyi tanıyabilirler, yeni
bir enstrüman alırken nelere dikkat edilmesi gerektiğini daha iyi bilirler,
salonları akustik açıdan birbirleriyle kıyaslayabilirler ya da enstrümanların
frekans aralıklarını dikkate alarak konserde müzisyenlerin yerleşim planını
daha doğru yapabilirler.
Zeynep Aydın Yılmaz Türkiye’de Program geliştirme alanındaki son gelişmeler, uygulamalarla kaynak gereksinimini zorunlu kılmıştır. 2005 Türkçe Öğretim Programı da toplumun gereksinimlerine göre yeniden düzenlenmiş ve Eğitim Bilimleri alanındaki dünyada kabul görmüş yeni kuramlar programa yansıtılmıştır. Çalışmanın amacı, İlköğretim okulları Birinci Kademe Türkçe Öğretimi uygulamalarında sınıf öğretmenlerine ve Eğitim fakültelerinin Sınıf Öğretmenliği ABD öğrencilerine yardımcı olmak; 2005 MEB Türkçe Öğretimi Programında yer alan yeni kuramları açıklamak, programın daha iyi anlaşılması için uygulamayı kolaylaştıracak örneklerle alana katkı sağlamaktır.
Saadettin Yıldız Edebiyat tarihimizde, sosyal ve siyasal şartları en fazla dikkate alınması gereken dönem, Tanzimat Dönemi’dir. Aydınların Avrupa’ya gösterdikleri bağlılık da, muhalefet de bu edebiyatın şekillenmesinde pay sahibidir. O devrin şiirini, romanını, tiyatrosunu doğru anlamak için yaklaşık iki yüz yıllık tarihimizi, özellikle de sosyal tarihimizi irdelemek gerekir. Bu kitapta, işte bu ihtiyaca, ders kitabının sınırlarını zorlamadan cevap verilmeye çalışılmıştır. Öğrencilerin örnek metinleri okuyup anlamada güçlük çektikleri gözlendiğinden, kitabın sonuna küçük bir sözlük de eklenmiştir. Çalışma, Tanzimat Dönemi Edebiyatı konusunda araştırma yapan araştırmacı, akademisyen ve okullarında bu ders öğrencilere faydalı olacaktır.
Nurullah Çetin Tanzimat Dönemi Türk edebiyatı, kabaca 1860-1896 yılları arasında ortaya konan Türk edebiyatının genel adıdır. 1860 yılında ilk özel Türk gazetesi olan Tercüman-ı Ahval yayın hayatına atıldı. Yeni Türk edebiyatı ürünleri bu gazetede görünmeye başladı. 1896 yılında Servet-i Fünun dergisinde bazı yazar ve şairlerin farklı tarzda bir edebiyat yapmaya başlamasıyla Tanzimat Dönemi Türk edebiyatı sona ermiştir. Bu eserde Tanzimat Dönemi’nde ortaya konan Türk edebiyatı faaliyetleri bir bütünlük içinde tanıtıldı.
Mustafa Uluçay Edebiyat tarihimizde manzumeleri, nesirleri ve fikirleriyle önemli bir yere sahip olan Mehmet Âkif, aynı zamanda dil ve üslûp yönüyle de dikkat çeken bir şair ve nâsirdir. Servetifünun edebiyatının doğurduğu sunî ve çetrefil bir dilden yeni edebiyatımızın gerçek ve yaşayan Türkçesine geçiş süreci içinde önemli bir yeri bulunan Âkif, eserleriyle en temiz ve en tabii Türkçenin güzel örneklerini vermiştir
Âkif “Ne tasannu bilirim, çünkü ne sanatkârım” der. Bu hem bir hakikatin, hem de tevazunun ifadesidir. Hakikatin ifadesidir, çünkü Âkif'in şiirlerinde tasannu yoktur; şiirlerini sanat yapmak için de söylememiştir. Tevazunun ifadesidir, çünkü sehl-i mümteni örneği olan öyle mısraları vardır ki onları söyleyebilmek için gerçek bir sanatkâr olmak gerektir.
Bu kitap, Mehmet Âkif'in eserlerindeki dil ve üslûp özelliklerini kapsamlı bir şekilde ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Bu gayeyle, Âkif'in Safahat'ı başta olmak üzere, Sıratımüstakim ve Sebilürreşat dergilerindeki makaleleri, tefsir yazıları, hitabeleri, tercümeleri ve bir kısmı neşredilen Kuran Meali, yani manzum ve mensur bütün eserleri gözden geçirilmiş; onun dil ve üslûp özelliklerini en iyi yansıtan metinler tespit ve tahlil edilmiştir.
Denilebilir ki Âkif; zevk inceliği, gönül hassasiyeti, fikir derinliği ve hayal yüksekliği bakımından Türk edebiyatında harikulade denecek derecede edebî bir kudreti haizdir. Lisanı sade, ifadesi selis, üslûbu canlı bir şair ve nâsirdir.
Coşkun Ak Atatürk’ün Türkçeyi tabii yola koyma uğrundaki direktifleri ve hayatının son üç yılında geceli gündüzlü çalışıp çalıştırarak, Türkçeyi, söylediği çıkmazdan kurtarmak için sarf ettiği çaba, ayrı bir milli destandır. Hemen her alanda olduğu gibi dil konusunda da büyük hedefler koyan Ata’nın çizdiği yolda emin adımlarla hedefe yürümek, ilkelerinin bekçiliğini yapmak, her türlü engeli aşarak onun bu ülküsünü de en ideal seviyesine taşımak hepimizin görevi olmalıdır. Türkçenin bilim dili olarak sadeleşmesi, millileşmesi ve zenginleşmesi durdurulamaz. Milletimizin çağdaş medeniyet dilleri seviyesinde bir kültür ve düşünüş diline sahip olması ve bu dilin her an daha milli bir lisan karakteriyle zenginleşip güzelleşmesi, ulusal kazançların en büyüğü olacaktır.
Arthur Lumley DAVIDS Türkçe ile ilgili yabancıların yazdığı gramer kitapları, araştırmacıların sürekli ilgi odağı olmuştur: Grammaire Turque, Elemens de la Langue Turque, Gramatica Turca gibi. Bunların dışında yazılmış olanlar da vardır elbette. Çevirisini yaptığımız 1832 tarihli A Grammar of the Turkish Language (Türk Dili Grameri) benzer kitaplardan biridir. Arthur Lumley Davids'in A Grammar of the Turkish Language (Türk Dili Grameri), “Giriş, Türk Dili Grameri, Söz Varlığı, Diyaloglar ve Ekler” olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde; Türk tarihi ile ilgili önemli, ancak doğruluğu tartışılır bilgiler mevcuttur. Bu bölümde, Türkoloji'yle (dil, edebiyat, tarih, eğitim gibi) ilgili tarihi bilgilerin yoğun olarak bulunduğu açıklamalar vardır. Giriş bölümünün sonunda ise Arthur Lumley Davids, eserinin “diplomatların ülkesine karşı sorumluluğunu yerine getirmede, gezginlerin merakını gidermede ya da tüccarlara yardımcı olacağını” ifade etmiştir. Bu düşünce, Türk Dili Grameri'nin genel bir Türkoloji kitabı olma özelliğinin yanında, yabancılara Türkçe öğretimi alanında da yazılan tarihi bir çalışma olduğunu gösterir.