Travma ve Strese Bağlı Bozukluklar \ 1-2
Kahraman Güler, Mahmut Yılmaz “Durdukça Büyüyen Yara” Çocuk ve Ergenlerde Travma adlı bu kitap, çocuk ve ergenler ile çalışan uzmanlar için olduğu kadar öğretmenler ve aileler için de başvuru kitabı olarak yazılmıştır. Evlat edinme, ölüm, ebeveyn ayrılığı/boşanma, doğal afetler, cinsel istismar, aile içi şiddet, terörizm ve çocuk ve ergenler üzerindeki etkileri, hastalık ve hastaneler, taşınma, sünnet, kazalar gibi birçok konu bölümler hâlinde ele alınmıştır. Çocuk ve Ergenlerde Travma, araştırma bulgularına ve etkili psikoterapi modellerine ve müdahale programlarına dayalı bir çalışmadır. Her bölümde yer alan etkili müdahaleler ve pratik beceriler setleri kurama dayalıdır ve sorunları ele almak için özel stratejilere yer verilmiştir. Çocuk ve Ergenlerde Travma, klinik müdahale yanında çalışmalarda tam olarak ele alınmayan okul ve aile gibi diğer ortamlara özgü müdahaleleri de içermektedir.
“Durdukça Büyüyen Yara” Çocuk ve Ergenlerde Travma, çocuklar ve ergenlerle çalışan uzmanlar ve diğer profesyoneller için pratik bir rehber ve önemli konular ve teknikler dâhil olmak üzere travmatik olayların değerlendirilmesine dair kapsamlı bir yaklaşım sunan kitap ayrıca travmatik olayların üstesinden gelmek için bir sistem yaklaşımıyla öneriler de getirmektedir.
Asiye Dursun, Betül Ulukol, Elif Çimşir, Emine Tunç, F. Zehra Ünlü Kaynakçı, Gökhan Kabacaoğlu, Merve Çıkılı Uytun , Muharrem Koç, Nilüfer Koçtürk, Nurten Karacan Özdemir, Osman Zorbaz, Özlem Haskan Avcı, Öznur Bayar, Serdar Körük, Seval Kızıldağ Şahin, Tolga Zencir Aile içi şiddet, sadece mağdurlarını ilgilendiren bireysel bir sorun değil toplumsal bir sorundur. Oluşumunda toplumsal faktörlerin yer aldığı aile içi şiddetin; topluma hem psikolojik etkisi hem de toplumun kaynaklarını tüketerek ekonomik etkisi olmaktadır. Bu bağlamda Aile İçi Şiddet adlı bu eser; şiddeti “aile içinde çözülmesi gereken bir sorun” olarak değil “toplumsal düzeyde ele alınması ve önlenmesi gereken bir sorun” olarak görmekte ve kitap boyunca bu bakış açısının kazandırılmasını ve sorunun çözümünde ve soruna müdahale edilmesinde neler yapılabileceğinin aktarılmasını hedeflemektedir. Kitapta; “Merak Edilen Soru”, “Kendini Değerlendirme Sorusu”, “Araştırma Kutucuğu”, “Tartışma Kutucuğu” gibi oluşturulan farklı tasarımla da okuyucunun sadece bilgi edinmemesi, aynı zamanda soruna farklı bir bakış açısıyla bakabilmesi, kendi yaşamıyla bağ kurarak öz değerlendirme yapabilmesi, içgörü kazanabilmesi ve bilimsel bilgiler ve ilkeler doğrultusunda kendisinde tutum değişikliğinin oluşması amaçlanmaktadır. Böylece eser, başta Eğitim Fakültesi öğrencileri olmak üzere tüm okuyucular için okuması zevkli, düşündürücü ve farkındalık yaratıcı bir hâl aldığı gibi aile içi şiddete dair teorik ve uygulamaya dönük bilgilerle bütüncül bir bakış açısı da sunmaktadır.
Zeynep Turhan Aile içi şiddetin son bulması için pek çok kurumun bir arada ve koordineli bir şekilde çalışması gerektiği literatürde sürekli vurgulanan bir noktadır. Buna rağmen uygulamalardaki yetersizlikler ve başarısızlıklar karşımıza çıkmaktadır. Bu kitap, muhtemel yetersizlikleri ve zorlukları göz önünde bulundurarak aile içi şiddet fail müdahale programlarını uygulamaya koymanın aile bireyleri ve toplum için faydalı olacağını hatta hayati bir önem taşıdığını vurgulamaktadır. Bunun ötesinde bu eser kapsamında sunulan Sağlıklı ve Saygılı Davranış Geliştirme Programı ile aile içi şiddet failleri için müdahale çalışmalarının başlatılması önerilmektedir. Böylece aile içi şiddetin temel sorunu olan şiddete başvurmuş kişilere sorumluluk verilmiş olacaktır. Özellikle bu kişilerin müdahale programına katılması zorunlu tutularak davranış değişimine davet edilmesiyle kendi içlerinde ruhsal olarak iyileşmeleri ve yakın ilişkilerinde sağlıklı ve saygılı davranışlar geliştirmeleri hedeflenmektedir.
Rukiye Yenibaş Ailede Çocuğun İstismarı ve Umutsuzluk kitabı, aile içinde istismar ile umutsuzluk düzeyi arasındaki ilişkiyi göstererek, ergenlerdeki depresyon ve intiharın nedenlerinin sorgulanmasına katkıda bulunacak, bunların önlenmesine ve sağaltımına ışık tutacak bilgileri ortaya koymayı amaçlamaktadır. Kitapta çocukistismarı kavramı; Aile içi çocuk istismarı, Çocuk istismarı türleri, Aile içi şiddet ve çocuk istismarı, çocuk istismarını açıklamaya yönelik modeller, Çocuk istismarının göstergeleri, Dünyada ve Türkiye’de istismar, umutsuzluk, Ergenlik döneminde istismar ve umutsuzluk, Önleme ve tedavi başlıkları altında incelenmiştir. Çalışma; halkı bilinçlendirilerek farkında olunan ya da olunmayan istismarın önüne geçmek, istismarın hiç oluşmamasını sağlamak isteyen herkese yol gösterici olacaktır.
Bessel A. van der Kolk Ne yazık ki şimdiki psikiyatri anlayışı, yakınmalarınızı anlatmanız ve hekimin de bu yakınmaları düzeltecek bir ilaç önermesi üzerine kurulu. Ancak “Hiçbir ilaç, kötü geçmiş bir çocukluğu düzeltmiyor”. Anne babanızın veya eşinizin size nasıl davrandığı, nasıl bir ailede büyüdüğünüz, anne babanızın birbirlerine sevgi dolu ya da düşmanca davranışları, bireysel, ailesel, hatta toplumsal travmaların üzerinizdeki izleri ne yazık ki hiç konuşulmuyor.
Artık biliyoruz ki beynimiz ve bedenimiz karşılıklı etkileşimler üzerinde şekilleniyor. Bu etkileşimlerin değerlendirilmediği bir tanı ve tedavi anlayışı her zaman eksik kalacaktır. Sıklıkla, “Öyle düşünmemelisin… Düşünce şeklin yanlış!” diyen terapistlerle karşılaşıyorum. “Oltaya yakalanmış bir balığın davranışlarını gören arkadaşları, onun çıldırdığını düşünebilir”. Ama balığın yaptığı sadece hayatını kurtarmaya çalışmaktır. İnsanları yaşadıkları ya da yetiştikleri ortamlardan ayrı değerlendiremeyiz, oltayı göremezseniz bu davranışları anlamak ve anlamlandırmak da mümkün olmayacaktır.
Hekimlik, çaresizliğe tahammül etmenizi gerektirir. İnsanlar hastalanır, yaşlanır ve ölürler. Henüz çözümünü bilmiyoruz. Yapabildiğimiz çoğu zaman acıları azaltmak, acı çeken insanların yanında olmak, ölümü geciktirmeye çalışmak, çoğu zaman da çaresizce beklemek… Acı kaçınılmazdır. Yaşam hepimiz için neşe sağlık ve mutluluk kadar, az ya da çok ıstırap ve kayıpla dolu. Kimimiz bunlarla çok erken, çok savunmasızken ve üst üste karşılaşırız, kimimiz daha geç. Bunca yıl sonra psikiyatrinin en önemli görevlerinden birinin bu acı ve kayıplarla baş etmede insanlara yardımcı olmak, yeniden toparlanıp geçmişlerinin etkisinden kurtulup mümkünse daha güçlü bir şekilde yaşamlarına devam etmelerini sağlamak olduğunu düşünüyoruz.
“Beden Kayıt Tutar” var olan psikiyatri anlayışının tıkanmışlığına bir umut ışığı yakıyor, nörobilimdeki gelişmeler sayesinde ruhsal ve hatta bedensel hastalıklarımızın kökeninin daha farklı anlaşılmasını, taşların yerine oturmasını açık, kanıta dayalı ve anlaşılır bir şekilde sunuyor. Yirmi birinci yüzyılın getirdiği yeni terapi yöntemlerini tanıtarak etkili başa çıkmanın nasıl olabileceğinin yollarını gösteriyor. Bunu yaparken, gerçek öykülerle insanın zekâsına, dayanıklılığına, baş etme ve iyileşme gücüne bir kez daha hayran bırakıyor. Büyük zaferlerin büyük yıkımlardan doğması gibi, en çok acıyan yerimizi korumamız gibi travmadan iyileşmenin muhteşem sonuçlarını gösteriyor. Pek çok kez yaşadıkları travmaları, hayatlarının kaynağı yapan hatta bunun ötesine geçip başkaları aynı acıyı yaşamasın diye mücadele eden insanlar tanıdık. Bu kitapta da okuyacağınız yaşamlar gibi…
Zorlayıcı yaşam olaylarında duygudaşlık yaptığımız danışanlara, anılarıyla yaptıkları savaşlarda ateşkes sağlama çabalarımızda, zihinlerindeki olumsuz inançlarıyla, bedenlerindeki rahatsızlık veren duyumlarıyla kavgalarında uzlaştırıcılık yaparken, travmaya tanıklık yapmanın etkileriyle boğuşurken travma çalışanları için bir pusula olduğunu düşünüyoruz. Tekrar tekrar okunmayı hak eden bir başeser.
“Beden Kayıt Tutar” dan en az bizim kadar faydalanmanızı dileriz.
Barbara A. Wilson, Jill Winegardner, Fiona Ashworth Bu kitapta, hem beyin hasarından kurtulan kişilerin hem de profesyonellerin gözünden hastalık ve iyileşme süreçlerinin öykülerini bulabilirsiniz. Kurtulanların hasardan önceki hayatları, rehabilitasyon yolculukları ve bu yolculukta karşılaştıkları ile bu alanda çalışan uzmanların pratiğe yönelik uygulamaları ve teorik tartışmalarını birleştiren kitap, sürecin etkileşime ne kadar dayalı olduğunu bir kez daha vurguluyor. Tüm bunların yanı sıra beyin hasarından kurtulanların anlamlı hedeflere ulaşmalarına yardımcı olmak için pratik yaklaşımlar sunarken; rehabilitasyonda çalışan herkesin, bütünsel beyin hasarı rehabilitasyonunda yer alan ilkeleri ve bu ilkelerin teori ve modellerle nasıl birleştiğini anlamalarına yardımcı olmayı hedefliyor. Kitap, beyin hasarı sonrası hayatta kalan insanlar için hayatı daha yönetilebilir kılmakla ilgili en son teoriler ve uygulamalar hakkındaki bilgileri genişletiyor. “Beyin Hasarı Sonrası Yaşam: Kurtulanların Öyküleri”; klinik psikologlar, nöropsikologlar, beyin hasarından kurtulanlar, akrabalar, arkadaşlar veya bakım verenler ve beyin hasarıyla ilgilenen herkes için güzel bir kaynak olacaktır.
Ali Çayköylü, Aslı Güller Çelik, Aslıhan Gürbüz, Ayşe Canatan, Ayten Er, Burcu Pınar Bulut, Burçin Çolak, Bülent Şam, Dursun Ayan, Ece Bekaroğlu, Emrah Emiral, Esra Zıvralı Yarar, F. Eray Dökü, Görkem Karakaş Uğurlu, Güven Mengü, Hatice Demirbaş, İ. Hamit Hancı, İlhan Tomanbay, Melek Pala Akdoğan, Metin Özarslan, Mustafa Yakar, Necati Sümer, Neslihan Gürbüz, Nesrin Karaca, Nurten Gökalp, Nurullah Ulutaş, Rüya Kılıç, Selçuk Kırlı, Selma Elyıldırım, Sertaç Ak, Sezer Oduncuoğlu, Songül Demir, Şenkal Kileci, Uğur Ersoy, Vesile Şentürk Cankorur, Yücel Dener, Zeynep Tezel Bir insanın ölümüyle kalmıyor intihar, bir halk sağlığı sorunu olarak da kabul ediliyor; çok boyutlu ve sadece intihar edenin yakınlarını değil toplumun ruh sağlığı başta olmak üzere pek çok şeyi etkiliyor. İntiharın farklı boyutları var, bir iki mesleğin işi değil; psikolog, psikiyatrist veya sosyologların ilgi alanını aşmış durumda. Adli tıp uzmanları, hukukçular, edebiyatçılar, tarihçiler ve farklı sosyal bilimcileri de ilgilendiriyor; onlar da bir dizi araştırma ile anlamaya, anlatmaya gayret ediyor.
Bu kitap aracılığı ile aslında önlenebilir bir olgu olan intiharı anlamak ve ona müdahale etmek isteyenlerin çalışmalarını bir araya getirmeye çalıştık. Sınırlı olsa da konuyu geniş bir yelpazede ortaya koymak için çok emek sarf edildi.
Kitapta; Tıp Bilimleri ve İntihar - Beşerî Bilimler ve İntihar - Hukuk ve İntihar - Tarih Aynasında İntihar - Dil, Edebiyat ve Sanatta İntihar - İntihar ve Gündelik Hayat - Sosyal Hizmetler ve İntihar - Türkiye’de İntihar olarak sekiz ana başlıkta toplanan çalışmalar bulunuyor. Bu çalışmalar toplumsal olarak tabu sayılan intihar literatürüne katkı sağlayabildiğince amacına ulaşmış sayılacak.
Esra Kılıç Ceyhan, Çiçek Nilsu Varlıklar Demirkazık, Şükran Kolay Çepni “Doğacak iki bebek için hayaller kurulan dokuz ayın ardından kucağında tek bebekle kalmak. Ruhunda ise bir yandan şaşkınlık, hayal kırıklığı, üzüntü, keder; diğer yandan yaşayan bebeğinin umudu, sevinci, tebessümü. Belki de bu duygulardan çok daha ötesi, tarifi ve deneyimi her annede farklı olan bir yaşantı...
Yaşam doğumla başlar, ölümle son bulur. İnsanlar, doğumun ve ölümün birçok şekline tanık olmuşlardır. Peki, ikiz gebeliklerde doğum esnasında veya sonrasında bebeklerinden birini kaybeden annenin, doğum ve ölüm kavramlarına tanıklığı nasıl bir deneyimdir? Bir tarafta yeni başlayan bir hayat, diğer tarafta başlarken son bulan bir hayat. Doğum ve ölümün kişide uyandırdığı birbirine zıt duyguları aynı anda yaşamak… Bir tarafta küçük bir bebeğe en birincil bakım verme sorumluluğuna sahip olmak, diğer tarafta bebeği vefat eden anne olmak... Çevredeki insanların temennilerinden hangisini kabul edeceğini bilememek… ‘Gözün aydın.’ mı yoksa ‘Başın sağ olsun.’ mu?”
Yazarlardan Esra'nın kendi deneyimi üzerinden şekillenen ve benzer deneyime sahip annelere ulaşılarak çoğalan bu araştırma, Çiçek ve Şükran'ın yaşanan sevince ve acıya ortak oluşuyla gelişiyor ve paylaşmanın doğasında var olan huzuru ve farkındalığı sağlaması dileğiyle sizlerle buluşuyor.
Necmettin Gürsoy 6 Şubat 2023 saat 04:17'de
Adıyaman’da büyük bir felaket yaşandı.
Bu felaketin her yaş grubuna etkilerini ifade eden bir çalışma hazırlandı.
Çalışmada yer alan görseller yıkım sonrası il genelinde çekildi.
Rita Budrionis, Arthur E. Jongsma Cinsel İstismar Mağdurunun ve Failinin Tedavi Planlayıcısı, gerekli psikoterapi hizmetinin sağlanması için cinsel istismar/saldırı mağduru veya faili ile çalışan uzmanlara yönelik hazırlanmıştır. Uygulama Planlayıcıları® serisinin diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitapta da amacımız; sizin, danışanlarınızla daha fazla, kâğıt işleriyle de daha az zaman harcamanız için tedavi planlama sürecini hızlandırmak, basitleştirmek ve netleştirmektir. Bu kitap;
Saatler alan bürokratik işlerden zaman kazanmanızı sağlar ve cinsel istismar mağduru ve/veya faili için kişiselleştirilmiş tedavi planlarını geliştirme özgürlüğü sunar.
Kaygı, panik ve depresyon, yeme bozuklukları, madde kötüye kullanımı ve sosyal geri çekilme gibi cinsel istismar mağduru ve/veya faili ile ilgili 27 sorunu ele alır.
İlişkili her bir problemin davranışsal belirtilerini, uzun vadeli hedeflerini, kısa vadeli hedeflerini ve klinik olarak test edilmiş tedavi seçeneklerini tanımlayan 1.000’in üzerinde net açıklamayı içerir.
Davranışsal problemlerle tedavi planının bileşenlerini uygun bir şekilde eşleştirmenize yardım eden, kullanımı kolay bir kaynakça formatına sahiptir.
Adem Peker, Banu Yıldız, Erol Uğur, İbrahim Demirci, Mahmut Almbaıdheen, Mehmet Emin Turan, Mustafa Ercengiz, Mustafa Savcı, Özge Metin Aslan, Rıfat Bilgin, Serkan Altuntaş, Taner Algan, Tuğba Seda Çolak Duygusal istismar, ne yazık ki günlük yaşantının bir parçası ve kanıksanan bir gerçeklik olarak insanlığın bilinen tarihinden beri varlığını sürdürüyor. Örneğin, deyimlerde, atasözlerinde, günlük dilde, parkta, televizyonda, sosyal medyada, okulda, evde kısacası aklınıza gelebilecek her alanda, çocuğun duygusal istismarı ile karşılaşabilirsiniz. Karşılaşıldığında ya da maruz kalındığında bile bu durumun bir istismar olduğu ne yazık ki fark edilmiyor. Artık çoğumuz için normal sayılan aslında, normal olmayan, suç sayılabilecek davranışlar ile yaşıyoruz.
Ya mağduruz ya da mağdur ediyoruz. Her hâlükârda sağduyu ile yaklaşıldığında duygusal istismarın yıkıcı sonuçlarının görülmesi oldukça olasıdır. Bir çocuk, bir yetişkin tarafından fiziksel olarak hırpalandığında her birimiz üzülüyoruz. Ancak verilen ruhsal zararlar neden göz ardı ediliyor?
Kısacası biz çocuğa söylenen "Senden bir şey olmaz." ifadesinin oluşturduğu yıkıcı etkilerin toplumsal farkındalığının gelişmesi ya da geliştirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Evet, fiziksel olarak bir zararı olmayabilir ancak çocuğun duygu dünyasında açmış olduğu yaralar çok daha kalıcı izler bırakıyor.
Bu kitap, çocuk istismarının en yaygın türü olan duygusal istismarı tüm yönleriyle ele alıyor.
İnsan ırkının akciğerleri olan çocukların, o “çocuk dünyaları”nın temiz kalması dileğiyle…
Betül Orhan Kılıç, Betül Ulukol, Çisem Yıldız Yıldırım, Dilek Çelik, Döndü Nilay Yıldırım, Fadime Şen, Gamze Münüklü, Gamze Ülker Tümlü, Gülçin Orhan, Hüsnünur Aslantürk, Muharrem Koç, Nigar Şenalp, Nilüfer Koçtürk, Nurten Karacan Özdemir, Öznur Bayar, Serdar Orhan , Sibel Maral, Şenay Mevlitoğlu, Tuğba Ayçiçek Dinçer Bu kitap, insanlığın en büyük utanç kaynağı olan çocuk istismarı ve ihmali sorununun anlaşılmasını sağlamak ve bu soruna çözüm önerileri sunmak için hazırlanmıştır. Kitapta, istismara uğrayan ya da ihmal edilen çocuklar için neler yapılması gerektiği ile ilgili temel ve güncel bilgiler yer almakta olup eğitim fakültesi öğrencileri, öğretmenler ve çocuklarla çalışan diğer uzmanların yanı sıra konu ile ilgili okuyucuların yararlanabileceği temel bir kaynaktır.
Ahmet Hulusi Akkaş, Çağlar Özdemir, Ebru Davulcu, Fikret Yazıcı, Hakan Aydın, Haşim Asil, Hülya Öztekin, Mustafa Öztürk, Mustafa Temel, Sümeyye Derin, Vahit İlhan Çocuk istismarı, multidisipliner yaklaşımla ele alınması ve çocukların yüksek yararının gözetilmesi için titizlikle çalışılması gereken bir konudur. Çocuk istismarı sorununa ilişkin çözüm çabalarına kuşkusuz en önemli katkıyı, bu alanla ilgili bilimsel ve yönetimsel bilgiyi artırma girişimleri sağlayacaktır. Bu girişimlerin multidisipliner bir yaklaşım içermesi, bu konuda son derece sınırlı üretim göz önüne alındığında stratejik bir önem arz etmekte ve çözüm arayışlarını güçlendirecek bir potansiyel taşımaktadır. Belirtilen amaç ve öneme bağlı olarak ProChild Projesi, çocuk istismarı sorununun multidisipliner yaklaşımla ele alındığı editörlü bir kitap üretimini, temel çıktılarından biri olarak belirlemiştir. Bu kitap; çocuk istismarı sorunsalını, tıp, eğitim, hukuk ve iletişim birikimiyle ele almakta, internet gazetelerinde yayımlanan çocuk istismarı haberleri üzerinden temsil sorununa odaklanmakta ve çocuk istismarının dijital bileşenlerini ayrıntılı olarak tartışmaya açmaktadır.
Ayten Kaya Kılıç, Canan Çalağan, Derya Kayma, Dilek Akça Koca, Eda Ermağan Çağlar, Gülçin Orhan, Güneş Gülaydın, Hale Ögel Balaban, Hande Kaynak, Hüsnünur Aslantürk, Kübra Kaplaner, Meşküre Hülya Ünal Karagüven, Müge Akbağ, Özge Erduran Tekin, Şeyma Güldal, Tuğba Türk Kurtça, Yasemin Sanal Özcan Çocuk istismarı konusunun alanyazında önemli bir yere sahip olduğu açıkça görülmektedir. Ancak özellikle son yıllarda yapılan çalışma ve araştırmalar, konuya ilişkin yaklaşımların genel bir bakış açısından çıkmasının ve çocuk istismarı sorununun disiplinlerarası bir bağlamda ele alınmasının gereklilik arz ettiğini göstermektedir. Benzer şekilde, aile ve okul ortamından başlayan saptama ve müdahale sürecinin adli sistemde karara bağlanmasına kadar geçen sürede farklı disiplinlerden farklı uzmanlar tarafından ele alınan çocuk istismarı olgusunda ortak bir anlayışta buluşulması da ayrıca önemli görülmektedir. Çocuk istismarı ve ihmalinin önlenebilmesi ve/veya uygun müdahalelerin sağlanabilmesi, adli sürecin beklendik şekilde yürütülebilmesi için bu durumun sağlanması gerekmektedir. Bu bağlamda, söz konusu kitap çalışması ile bu ihtiyaca cevap verilmesi amaçlanmıştır.
Kitapta, çocuk istismarı konusu psikoloji, sosyoloji, hukuk ve adli bilimler olmak üzere farklı disiplinlerden bakış açıları çerçevesinde ele alınmış; konuya ilişkin güncel bilgiler, etkili bir şekilde faydalanılabilmesi için tanılama, yaklaşım ve uygulama basamakları göz önünde bulundurularak sunulmuştur.
Clemens Bartollas, Frank Schmalleger Yaşı yasal limitlerin altındaki bireylerin suçlu davranışları olarak en geniş şekilde tanımlanabilecek “çocuk suçluluğu fenomeni”, ülkemiz açısından oldukça dikkate değer bir noktaya gelmektedir. Suça karışan çocuklardaki artış kadar, hakkında yasal takibata başlanan ve mahkeme süreçlerine geçiş yapan çocukların oranları ise önümüzdeki yıllara bağlı olarak korkutucu boyutlara doğru ilerlemektedir. Bu durum çocuk suçluluğunu çok boyutlu olarak ele almayı gerektirmektedir ve bu sorunu yaklaşım, müdahale ve en önemlisi de önleme açılarından en rasyonel şekilde ele almayı kaçınılmaz kılmaktadır.
Ülkemizin geleceği olan çocukları her türlü suçlu ortamlardan uzak tutmak ve suçluluğa adım atmalarına neden olan faktörleri tespit ederek müdahale etmek başta devlet mekanizması olmak üzere her kesimin temel görevlerinden biridir. Ülkemizdeki çocuk suçluluğuna bakış konusunda belli bir duyarlılığın olduğu söylenebilir; ancak çocuk suçluluğu literatürü ve çalışmaları ne yazık ki istenen boyutlarda değildir. Bu anlamda elinizdeki bu kitabın, özellikle çocuk suçluluğu literatürü açısından önemli bir boşluğu dolduracağı düşünülmektedir. Bu kitabın diğer önemli bir katkısı ise çocuk suçluluğunu pek çok alandan ele alan çalışma ve araştırmalara ek olarak bu fenomeni kriminolojik boyutu ile de değerlendirme fırsatını sağlayacak olmasıdır. Kriminolojik teori ve yaklaşımları kapsamlı bir şekilde ele alan bu kitabın, çocuğun suçlu davranışının daha iyi anlaşılmasında katkılar sunacağı aşikârdır. Bunun yanı sıra sadece çocuk suçluluğunun anlaşılmasını değil aynı zamanda çocuk adalet sürecini, ıslah, rehabilitasyon ve topluma kazandırma gibi çok önemli konuları da ele almaktadır. Ayrıca, suç ve sapma ile ilgili literatürde oldukça eksikliğini gördüğümüz ampirik çalışmalara da teorik bir alt yapı oluşturacaktır. Böylece kendi toplumumuz ve sosyal dinamiklerimizi içeren teorik çalışmalara ihtiyacımız olduğu gerçeğine de bir başlangıç noktası olarak hizmet edeceği düşünülmektedir.
Yayınlandığı ülkede 9. Baskıya ulaşmış olan ve alanında uzman akademisyenler tarafından dilimize çevrilerek “Çocuk Suçluluğu” adı verilen bu kitabın, çocuk suçluluğu alanına hem akademik hem de pratik boyutta katkı sunacağı kanaatindeyiz. Ayrıca bu kitap; hukuk, adli bilimler, sosyal hizmet, psikoloji, sosyoloji, eğitim bilimleri, çocuk gelişimi, psikolojik danışmanlık ve rehberlik gibi alanların lisans ve lisans üstü eğitimlerinde kullanılabilecek ve çocuk suçluluğu ile ilgili çalışan her kesim için bir başucu kitabı olacaktır.
Adem İnce, Ebru Sağlam, Elif Akçay, Esin Okman, Gökay Canberk Buluş, Gökçen İlçioğlu Ekici, Hasan Batmaz, İbrahim Bakırtaş, Mehmet Semih Demirtaş, Merve Küçükoğlu, Meryem Kaşak, Muhammed Mustafa Güneylioğlu, Nihal Yaman Artunç, Pınar Aydoğan Avşar, Raziye Merve Yaradılmış, Şermin Bilgen Ulgar Çocuk ve İstismar kitabı, günümüz dünyasının çözümü beklenen önemli sorunlarından birisi olan çocuk istismarı konusunu farklı bilimsel bakış açılarıyla derinlemesine ele almaktadır. Bu doğrultuda istismar meselesini konuyla ilgilenen farklı bilim dallarının perspektifinden değerlendirerek, sorunların doğru şekilde anlaşılmasına katkı sağlarken aynı zamanda istismar ile ilgili problemlerin teşhis ve çözümlerine dikkat çekmeyi hedeflemektedir. Alanında uzman farklı bilim dallarından yazarların katkı sağladığı kitabımız, her geçen gün daha da büyüyen ve toplumda farkındalığının arttığı bir sorun olan çocuk istismarı konusunda yalnızca bu konu ile ilgilenen profesyonellerin değil ebeveynler başta olmak üzere herkesin bilgi edinmek için başvuracağı bir başucu kitabı olarak öne çıkmaktadır.
Neslihan Kuloğlu Türker, Sema Yüce Bu kitap 0-18 yaş aralığında yer alan tüm çocukların anne-babaları, bakım verenler ve profesyonel olarak çocuklarla çalışan kişiler için yazılmıştır. Ölüm nedenli bir kayıp yaşantısı için hazırlık, başa çıkabilmek ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmek hedeflenen temel amaçtır. Çocuk ve çevresinde bulunan diğer bireylerle etkileşimleri arasındaki farklılıklar göz önünde bulundurulmuş ve içerik her bir konu ayrı ayrı ele alınarak yazılmıştır.
Çocuklarımıza yardım edebilmenin ilk adımı, ölüm hakkında konuşmanın normal olduğunu göstermektir. İkinci adım, ölüm karşısında yaşadığımız acı duygusunun normal olduğunu anlamalarını sağlamaktır. Üçüncü adım, duygularımızı en uygun biçimde dışa vurup, bu duygularla başa çıkabilmeyi becermektir. Dördüncü ve son adım ise kendi yaşamımıza en sağlıklı biçimde devam edebilmektir. Kaçınılmaz olan bu süreçte yetişkinlerin işini, çocukların ise yaşamlarını kolaylaştırmış olmayı diliyoruz.
Nancy Davis Hepimizin yaşamı bir öykü…
Doğumumuzdan önce başlayan ve adımız unutulana dek anlatılan bir öykünün kahramanlarıyız hepimiz. Her kahramanın zor zamanları olur. Bazen o zor zamanlardan birinin veya bir şeyin desteğiyle çıkarız. Dinlediğimiz öyküler de o öykülerdeki kahramanlar da bizim yolumuzu açan, görmediğimiz çıkışı gösteren, zor zamanlarımızı kolay eden desteklerdir.
Ruh sağlığı alanında çalışıyorsanız bu kitabı, terapi materyallerinizden biri olarak düşünmenizi ve danışanlarınızdan esirgememenizi diliyoruz.
Her öykünün ihtiyacı olan kalbe; her kalbin de ihtiyacı olan mutlu sona ulaşması dileğiyle…
İyi okumalar!
Alagün Belce Bahşi, Nilüfer Özkan, Nur İnci, Neslihan Zabcı, Pelinsu Bulut, Gülgün Uzunoğlu Azman, Sevim Berin İnci İzmir, Eda Yardımcı Çocukluk çağı travması neydi? Erken dönemde yaşanan travmalar yaşam boyu etkilerini sürdürebilir miydi? Peki, bir çocuk hayatının tüm renklerini kaybetmesine sebep olacak ne yaşamış olabilirdi?
Tüm bu soruların acı karanlığına ışık tutmayı hedefleyen bu kitapta sekiz küçük çocuğun hikâyesiyle karşılaşacaksınız. Kiminin sığındığı güvenli limanında, kiminin koca bir yıl heyecanla beklediği doğum gününde, kiminin hiç beklemediği sarsıntılı bir gecenin karanlığında ve kiminin sevgi ve güvenle sarıldığı bir kucakta tüm renklerini nasıl kaybettiğine şahit olacaksınız. Sonra kaybolan o renklerin birbirine karışarak nasıl bir karanlığa dönüştüğüne...
Peki, bu derin karanlığa bir kibrit çakmak mümkün mü? Bu karanlık bir nebze de olsa aydınlanabilir mi? İçinde kaybolduğumuz bu derin karanlıkları aydınlatmanın bir zamanı var mı? Peki ya kaybedilen tüm renkleri yeniden kazanmanın bir yolu?
Bu kitabın bir diğer amacı da tüm bu soruları yanıtlarken erken dönemde gelişen travma sürecinde uygulanabilecek psikoterapi müdahalelerini okuyucuya tanıtmak ve söz konusu müdahalelerin travma sürecine nasıl katkı sağladığına dair farkındalığı arttırarak kaybedilen her bir rengin çocuk ruhuna yeniden işlenmesi sürecini okuyucuya aktarmaktır.
Ayşe Su Kocayörük, Betül Çetintulum Huyut, Gözde Gündoğdu Meydaneri, Leman Elif Aybay, Murathan Bekir Kiraz, Muzaffer Şahin, Nazan Ürkmez, Nilgün Onnar, Şeyma Tunçay Buluş, Tubanur Bayram Kuzgun Başka afetler, depremler, sosyal ve bireysel travmalar hiç olmasın ancak depremin, afetin, sosyal ve bireysel travmaların çok sık yaşandığı beşerî ve fiziki bir coğrafyada yaşıyoruz. Ortaya çıkabilecek olası durumlara da hazırlıklı olmalıyız. Afetlerden, sosyal ve bireysel travmalardan sağ kurtulan insanların bir kısmında ortaya çıkabilecek psikolojik sorunlara destek verilmesi büyük önem arz etmektedir. Afet ve travmalardan sonra psikolojik destek verecek klinisyenlerin sahada ilk göreve başladıkları andan itibaren çalışmalarının tamamında süpervizyon desteği almaları gereklidir. Deneyimli çalışanların, yeni başlayanlara teorik ve uygulamalı olarak eğitim vermesini sağlayan bir yapı oluşturulmalıdır. Bu sağlanmazsa yardım veren, yardım alan durumuna düşebilir. Bu kitapta var olan teorik ve uygulamaya dönük bilgilerin, hem travma yaşayan insanlara hem de onlara yardım eden kişilere yararlı olacağını umuyoruz.
Ali Serdar Yücel, Alpaslan Hamdi Kuzucuoğlu, Ayça Gürkan, Ayla Taşkıran, Bülent Kılıç, Demet Akarçay, Elif Karagün, Emine Demiray, Emre Yanıkkerem, Fatma Arpacı, Fatma Tezel Şahin, Gökşen Aras, Mihalis (Michael) Kuyucu, Murat Korkmaz, Nurhayat Çelebi, Nurullah Karta, Saliha Özpınar, Seda İnan, Sevgi Özkan, Sezer Er Güneri, Şadan Tokyürek, Şebnem Aslan, Şerife Güzel, Ümran Sevil, Yavuz Taşkıran, Zeynep Kurtulmuş Şiddet günümüzde gelişmiş ya da az gelişmiş bütün ülkelerin en önemli sorunları arasındadır. Kadına, çocuğa, yaşlıya ve doğaya yönelik yapılan şiddet engellenemez durumdadır. Şiddetin en önemli nedenleri arasında gösterilen eğitim, ekonomi, yönetim, algı, psikoloji, medya ve inanç kavramlarıyla ilgili sorunlar üzerine her gün yeni çalışmalar literatürde yer almakta ve yasal boyutta birçok düzenlemeler yapılmaktadır. Ancak teknoloji ve uzay çağını yaşadığımız bu dönemde hâlen insan­lığın çok uzun zaman önce geçmişte bırakması gereken şiddetle ilgili sorunlar artarak devam etmektedir.
Bu kitapta da, farklı açılardan şiddet boyutlarına, Türkiye ve Dünyada yaşanan şiddetin nedenlerine, geçmişten günümüze kadar olan gelişmeler ile her anlamda şiddetin yok edilmesinin nasıl sağlanacağı konularına yer verilerek, akademik çerçevede şiddet sorununa cevap aramayı amaçladık. Alanında uzmanlaşmış ve literatüre birçok eser kazandırmış akademisyenlerimizin kaleminden çıkan değerli çalışmaları siz okuyucularımızla paylaştık. Umudumuz ve hedefimiz şiddet ve şiddete neden olan faktörlerin ortadan kaldırılması, bu anlamda sorun yaşayan tüm dünya insanlarına bir nebze de olsa katkı sağlamak, önerilerde bulunmak, yapılması gerekenlerin neler olduğuna değinmek ve toplumsal fayda unsurunu ortaya çıkarmaktır.
M.Siyabend Kaya, Taşkın Yıldırım "Beni kimse anlamıyor!" mottosu, neredeyse her ergenin, üzerine basa basa vurguladığı bir mottodur. Peki ama gerçekte durum nedir? Bu bir ergen ben merkezciliğinin mi ifadesidir yoksa toplumsal bir gerçek midir? Ergenlik dönemi, stresli ve fırtınalı bir dönemdir. Bu fırtınalı dönemde ergenlere ihtiyaç duydukları desteği vermek, sağlıklı bir kişilik oluşumu için son derece önemlidir. İhtiyaç duyulan bu desteğin sağlanması ise en başından muhattabı olunan grubu ve bu grubun sorunlarını anlamaktan geçer. En temelde bu eser, ergenlerin bu süreci sağlıklı bir şekilde atlatabilmeleri için öncelikle anlaşılmaları gerektiği varsayımı üzerine kurulmuştur. Bu anlamda ergenlerin sorunlarının neler olduğu/olabileceği veliler, öğretmenler ve yine ergenlerin bakış açılarından incelenmiş, benzerlikler ve farklılıklar “doğrudan alıntılar” şeklinde verilmiştir.
Edward. S. Kubany, Mari A. Mccaig, Janet R. Laconsay Şiddet içeren bir ilişkiyi sonlandırmanıza rağmen hâlâ bunun etkileri ile başa çıkmaya çalışıyorsanız bu kitapta sunduğumuz Travmadan İyileşme Teknikleri Programı iç huzurunuzu yeniden elde etmenizi sağlayabilir. Bilişsel Travma Terapisi olarak isimlendirilen ve klinik olarak etkisi kanıtlanmış olan alıştırmalar size suçluluk, öfke, depresyon, endişe ve stres konularında yardımcı olacaktır. Zihninizde dolaşmakta olan olumsuz düşünceleri ortadan kaldırarak onların yerine olumlu ve yapıcı ifadeler koymayı öğreneceksiniz. Programın devamında yaşamınız boyunca kaçmak zorunda olduğunuzu düşündüğünüz korkularla yüzleşmeniz için şiddet anımsatıcılarına kontrollü bir şekilde maruz bırakılma konusunda rehberlik alacaksınız. Program, kendinizin en güçlü savunucusu olmanıza yönelik tekniklerle başlamakta ve aynı tekniklerle sonlanmaktadır. Programın sonunda, hak ettiğiniz güvenli ve tatmin edici hayatı inşa etmeniz için tüm güce sahip olan bilgili, kendine güvenen bir kişi olacaksınız.
• Kitaptaki çalışmaları tamamlayarak:
• Travmanın hayatınızdaki etkisini fark edebilirsiniz.
• Öfke, stres, utanç ve suçluluktan kurtulabilirsiniz.
• Şiddet içeren ilişkileri kurmanıza neden olan çekirdek inançlarınızı değiştirebilirsiniz.
• Korkularınızla yüzleşip üstesinden gelebilirsiniz.
• Çaresizlik duygusunu ortadan kaldırabilirsiniz.
• Potansiyel şiddet uygulayıcıları tanıyabilir ve bu kişilerle gelecekte bir ilişki kurmayı engelleyebilirsiniz.
Ev içi şiddetten kurtulmuş birçok kadın, fiziksel ve duygusal güvenliklerini elde ettikten çok sonra dahi Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) belirtilerini tecrübe etmektedir. Çalan bir telefon ya da kalabalık bir sokak, şiddet uygulayanla karşılaşma riskini taşımaktadır. Önem verdikleri kişiler, onlara çok uzak görünür ve önceden keyif aldıkları şeyler artık ne zevk ne de rahatlama sağlar. Uzun ve uykusuz geceler geçirirler.
Susan Quayle “Fare ve Fırtına” ile Susan bunu yine başardı. Refleksolojiyi herkes için erişilebilir kılıyor. Bu kitapta Fare ve arkadaşları geri döndüler ama bu sefer el refleksolojisini tanıtıyorlar. Ebeveynler, çocukları ve refleksoloji uygulayıcılar için oldukça faydalı bir hikâye. Bu kadar çok kişinin ilaçsız, kaygıyı azaltan refleksoloji ile kendilerine yardım etmesi ne kadar harika.”
Jane Sheehan,

“Let's Read Our Feet!,The Foot Reading Coach and Sole Trader:
The Holistic Therapy Business Handbook” Kitabının Yazarı

Büyük bir fırtına yüzünden Fare ve arkadaşları rahatsız olurlar. Hepsi kendilerini evlerinden çok uzakta bulurlar. Korkmuş ve kaybolmuş hissetmelerine rağmen hep birlikte eve dönüş yolunu bulmalıdır.
Fare ve Fırtına, takibi kolay diyagramlar ve talimatlarla birlikte kafiye ile yazılmıştır. Bu kitap ebeveynlerin çocuklarını, özellikle de kaygı yaşadıkları anlarda veya duyusal düzenleme güçlükleri yaşadıklarında ebeveynlere (daha öncesinde refleksoloji bilgileri olmasına gerek olmadan) yardımcı olacaktır.

Susan Quayle, deneyimli bir refleksolog ve tamamlayıcı terapisttir. Uzmanlık alanları annelik, bebekler ve çocuklardır. Exeter/Devon'da yaşamakta ve aynı şehirde kliniği bulunmaktadır.
Burcu Pınar Bulut, Demet Can, Ece Özcan, Eylül Ceren Demir Hekimoğlu, Gizem Minçe, İrem Erten, Münevver Zuhal Bilik, Neli Gagua, Selin Uçar Özsoy, Sinem Baltacı, Su Polat, Sultan Berfin Uçurum, Tülin Gençöz, Yağmur Saklı Demirbaş “Freud'dan Lacan'a Vaka İncelemeleri” serisinin ilk cildi, Freud'un kaleme aldığı vakalara Lacan tarafından yapılan değerlendirmeleri içermektedir ve bu içeriğiyle Lacanyen kuramı geniş bir perspektiften ele alan ilk eser olarak okuyucuya sunulmuştur. Psikanalitik kuramı tanıtmayı amaçlayan Freud'dan Lacan'a Vaka İncelemeleri serisi, başlangıçta iki cilt olarak düşünülmüş olsa da eğitici vakaların kapsamlı bir şekilde incelendiği ilk cildin yayınlanması sonrasında gördüğü yoğun ilgi üzerine içeriği genişletilerek geldiğimiz noktada, daha çok sayıda ciltle okuyucuya ulaşmayı hedefleyen bir seri hâlini almıştır. Böylece Lacanyen kuramı, uygulamalarını, güncel temaları içeren bu seri, geniş bir yelpazede ele aldığı konular itibarıyla psikanaliz çalışmaları başta olmak üzere ilgili alanlar için de kapsamlı bir kavramsal derleme sunmaktadır.
Okuyucuya sunduğumuz bu ikinci ciltte, farklı vakalarla yürütülen psikanalitik çalışmaların incelenmesinin yanı sıra dünya klasiği olmuş edebiyat eserleri ile Lacanyen kuramın kavramlarını tanıtan eserler de ele alınmıştır. Bu kapsamda; arzu, aşk, kaygı, psikoz, mantıksal zaman gibi kavramlar, kuram temelinde detaylandırılarak bilinçdışının bu kavramlarla nasıl örtüştüğünün örneklerle tanıtılması amaçlanmıştır.
Bilinçdışının güncel hayatımızdaki yerini anlamayı amaçlayan bu kitap serisinin hem kendi yolcuğumuzu anlamlandırmada hem de yürüttüğümüz klinik çalışmalarda yol gösterici, perspektif genişletici olması dileklerimizle…
Ece Özcan, Eylül Ceren Demir Hekimoğlu, Fatma Girgin Kardeş, Fazilet Canbolat, Işıl Necef, Münevver Zuhal Bilik, Nurten Özüorçun Küçükertan, Selin Uçar Özsoy, Sema Yurduşen, Tülin Gençöz, Yağmur Saklı Demirbaş Psikanalitik kuramı tanıtmayı amaçlayan Freud'dan Lacan'a Vaka İncelemeleri ve Psikanalitik Değerlendirmeler serisi, ilk iki cildinin yayınlanmasından bu yana gördüğü yoğun ilgi nedeniyle, Lacanyen kuramı geniş bir perspektiften ele aldığı yeni ciltleriyle okuyucusuyla buluşmaya devam etmektedir. Lacanyen kuramı, uygulamalarını, güncel temaları içeren bu seri geniş bir yelpazede ele aldığı konular itibariyle, psikanaliz çalışmaları başta olmak üzere ilgili alanlar için de kapsamlı bir kavramsal derleme sunmaktadır.
Okuyucuya sunduğumuz bu üçüncü ciltte, ikinci ciltte olduğu gibi farklı vakalarla yürütülen psikanalitik çalışmaların incelenmesinin yanı sıra, dünya klasiği olmuş edebiyat eserleri ve güncel eserler ile Lacanyen kuramın kavramlarını tanıtan bölümlere yer verilmiştir. Bu kapsamda; annelik, ayna evresi, borromean düğümü, das Ding, kadınlık, otizm, rüya analizi, semptom, sinthome, süblimasyon gibi kavramlar kuram temelinde detaylandırılarak bilinçdışının bu kavramlarla nasıl örtüştüğünün örneklerle tanıtılması amaçlanmıştır.
Bilinçdışının güncel hayatımızdaki yerini anlamayı amaçlayan bu kitap serisinin hem kendi yolcuğumuzu anlamlandırmada hem de yürüttüğümüz klinik çalışmalarda yol gösterici ve perspektif genişletici olması dileklerimizle…
Berke Taş, Burcu Pınar Bulut, Demet Can, Derya Özbek Şimşek, Elif Emiroğlu Demirel, Eylül Ceren Demir Hekimoğlu, Kemal Özkul, Münevver Zuhal Baydar, Neli Gagua, S. Berfin Uçurum, Sinem Baltacı, Su Polat, Tülin Gençöz, Yağmur Saklı Demirbaş Psikanalitik kuramı tanıtmayı amaçlayan Freud'dan Lacan'a Vaka İncelemeleri ve Psikanalitik Değerlendirmeler serisi, gördüğü yoğun ilgi nedeniyle Lacanyen kuramı geniş bir perspektiften ele aldığı yeni ciltleriyle okuyucusuyla buluşmaya devam etmektedir. Lacanyen kuramı, uygulamalarını, güncel temalarını içeren bu seri, geniş bir yelpazede ele aldığı konular itibariyla psikanaliz çalışmaları başta olmak üzere ilgili alanlar için de kapsamlı bir derleme sunmaktadır.
Okuyucuya sunduğumuz bu dördüncü ciltte, diğer ciltlerde olduğu gibi vakalarla yürütülen psikanalitik çalışmaların incelenmesinin yanı sıra dünya klasiği olmuş edebiyat eserleri ve mitler ile Lacanyen kuramın kavramlarını tanıtan bölümlere yer verilmiştir. Bu kapsamda; anoreksiya nervoza, aşk, automaton, bakış, cinsiyetlenme, ensest yasası, fantezi, fobi, ilkel baba, intihar, kadınlık, kaygı, lalangue, melankoli, müzik, narsisizm, nesne ilişkileri, ölüm dürtüsü, süblimasyon, tekinsiz, travma, tukhe, yamyamlık, yas gibi kavramlar, kuram temelinde detaylandırılmış ve bilinçdışının bu kavramlarla nasıl örtüştüğünün örneklerle tanıtılması amaçlanmıştır.
Bilinçdışının güncel hayatımızdaki yerini anlamayı amaçlayan bu kitap serisinin hem kendi yolculuğumuzu anlamlandırmada hem de yürüttüğümüz klinik çalışmalarda yol gösterici ve perspektif genişletici olması dileklerimizle…
Ayca Korkmaz, Derya Ozbek Şimşek, Eylul Ceren Demir Hekimoğlu, Fatma Girgin Kardeş, Gizem Mince, Işıl Necef, Munevver Zuhal Bilik, Selin Ucar Ozsoy, Sezin Aydoğ, Sinem Baltacı, Tulin Gencoz, Yağmur Saklı Demirbaş “Freud'dan Lacan'a Vaka İncelemeleri” Freud'un kaleme aldığı vakalar için Lacan'ın yaptığı değerlendirmeleri ve Lacanyen kuramı geniş bir biçimde ele alan ilk eser niteliğindedir. İki ciltlik bu çalışma, psikanaliz çalışmaları başta olmak üzere, ilgili alanlar için de geniş bir kavramsal derleme sunmaktadır.
Lacan “Freud'a dönüş hareketi” olarak ilan ettiği çalışmalarında, arzu çalışmasının temel olarak alındığı psikanaliz pratiğinin amacını ve çerçevesini yeniden inşa etmiştir. “Bilinçdışı dil gibi yapılanmıştır” savıyla yola çıkan Lacan, Freud'un vakalarını dile verdiği önemle ve öznelliği merkeze koyan perspektifiyle bir kez daha yorumlamıştır.
Psikanaliz klinik tecrübelerin üzerine inşa edilmiştir, bu nedenle vaka incelemeleri psikanalizi çalışmanın önemli bir yoludur. Nitekim bu çalışmalar vasıtasıyla, bir özne olarak yaptığımız yolculukta bilinçdışına biraz daha yaklaşmanın yollarını keşfetmeye başlayabiliriz.
Servet Aşan Kurgusal yönü ve şaşırtıcı yorumlarıyla okuyucuyu düşündüren çarpıcı bir eser.
Prof. Dr. Cem Şafak Çukur

Şaşırtan ve heyecanlandıran, okuyucunun kendisini derinliklerine doğru yolculuğa sürükleyen harika bir eser.
Dr. Kln. Psk. Barkan Eskiili

Yazarın muazzam kitabı! Sürükleyici bir hikâyesi ve çarpıcı psikolojik derinliği ile okuyucuyu etkileyici bir romanın içine çekiyor.
Kln. Psk. Şehmus Eke

Psikolojik bir hastalığı başarılı bir kurguyla sunan, çarpıcı mesajlarla temel düşüncelerimizi sarsan, her sayfasında heyecan yaratan örnek bir eser.
Kln. Psk. Şiyar Parlak

Bilim ve edebiyat arasında mükemmel dokular dokuyan bu eser, psikolojik rahatsızlıkları kurgusal bir dil ile okuyuculara sunmuştur.
Psk. Mehmet Kızılarslan
Raychelle Cassada Lohmann, Sheela Raja Cinsel tacize veya tecavüze uğradıysan, şaşkın, kafası karışmış, öfkeli, utanmış ve yaşamına devam edemeyecekmiş gibi hissediyor olabilirsin. Yalnız olmadığını bilmen senin için önemli. Cinsel travma yaşamış pek çok genç, yaşadıkları şeyleri anlamakta veya bununla ilgili konuşmakta zorluk yaşar. Eğer hazırsan, bu kitap sana kendini bulmanda, hikâyeni anlatmanda ve iyileşmeye başlamanda yardımcı olacak.
Seni güçlendirecek bu kılavuzda, cinsel travmaya maruz kalmış kişilerin gerçek hikâyelerinin yanı sıra iyileşmene ve olumlu şekilde ilerlemene yardım edecek araçlar var. Aynı zamanda yardıma ve desteğe nasıl ulaşacağını öğrenmende, kendi güvenlik planını oluşturmanda ve korku, utanç veya çökkünlük gibi duygularınla çalışmanda sana yardımcı olacaktır. Başına gelenler geçmişinin bir parçası fakat şu an kim olduğunu veya kim olacağını belirlemez. Bu kitap, yaşadıklarının üstesinden gelmende ve elinden geleni yapmanda sana yardım edecek. “Bu muhteşem kitap baştan sona umut dolu, ilham verici ve eğitici… Bu kitabın ihtiyacım olduğunda ulaşılabilir olmasını isterdim.”
Coral Popowitz birini kaybetmek zordur;
bu kitap iyileşmeye
başlamanıza
yardımcı olacak.

Bir kayıp yaşadığınızda, bunun hem zihninizi hem de bedeninizi etkileyebileceğini biliyor muydunuz?
Sevdiğiniz veya yakın olduğunuz birini kaybettiyseniz üzüntü, öfke, yalnızlık ve korku hissedebilirsiniz. Baş veya mide ağrısı çekebilir, bitkin veya halsiz hissedebilir hatta zaman zaman kaygı nedeniyle nefes almakta zorluk yaşayabilirsiniz. Yas, bunaltıcı olabilir ama düşüncelerinizi kabul etmek ve bedeninizin nasıl hissettiğine dikkat etmek, iyileşmeye başlamak için atabileceğiniz önemli adımlardır.
Bu şefkatli rehberde, yas ve kaybın fiziksel yönleriyle başa çıkmanıza yardımcı olacak güçlü, beden odaklı uygulamalar keşfedeceksiniz. Ayrıca fiziksel belirtilerinizi daha da kötüleştirebilecek kaygıları yatıştırmanın yollarını da bulacaksınız. Son olarak günlük yaşamınızda stresin üstesinden nasıl geleceğinizi ve sağlıklı seçimleri nasıl yapabileceğinizi öğreneceksiniz. Bir kayıp yaşadıktan sonra hayatınıza devam edebilirsiniz; bu kitap, başlayabilmeniz için gerekli araçları geliştirmenize yardımcı olacak.
“Yaşımız veya geçmişimiz ne olursa olsun, her birimiz yaşamımız boyunca yası deneyimleyeceğiz. ‘Gençler İçin Yastan Kurtulmak’ kitabında Coral Popowitz, gençlerin rahatlık, huzur ve yenilenmiş bir umut bulmak için yapabilecekleri düzinelerce şeyi paylaşıyor.”
—NEIL WILLENSON
One Heartland'ın kurucusu ve Camp Hometown Heroes'un kurucu ortağı
Raychelle Cassada Lohmann, Julia V. Taylor Ergen olmak, zorbalarla uğraşmak zorunda kalmadan da yeterince zordur. Okulda zorbalığa ya da çevrim içiyken siber zorbalığa maruz kaldıysanız yalnız değilsiniz. Zorbalığın etkileri; iyi notlar almak, flört etmek ve yetişkinliğe geçiş yapmak gibi büyük streslerle boğuşan gençler için yıpratıcı olabilir.
Gençler İçin Zorbalık Çalışma Kitabı, zorbalığa maruz kalmaktan kaynaklanan kaygı, depresyon ve diğer duygularınızı hafifletmeye yardımcı olmak için kullanımı kolay sağlam tavsiyeler sunar. Bu kitaptaki aktiviteler adım adım başkalarıyla olan etkileşimlerinizde güven oluşturmanıza da yardımcı olacaktır. Zorbalık herkesin başına gelebilir ancak küçük bir rehberlikle gerçek, olumlu değişiklikler yapabilir ve hayatınızı sonsuza dek geri kazanabilirsiniz. Bu çalışma kitabı ile şunları öğreneceksiniz:
• Etkili zorbalık karşıtı ipuçları ve stratejiler
• Duygularınızı nasıl yönetirsiniz?
• Duygularınızı ifade etmenize yardımcı olacak iletişim becerileri nelerdir?
• Zehirli arkadaşlıklar nasıl belirlenir ve önlenir?
• Yardımı kimden ve ne zaman isteyeceksiniz?
"Bu kitap ufuk açıcı bilgiler sunuyor ve zorbaların kurbanı olmuş her genç için faydalı olacaktır." - Rosalind Wiseman, sinema filmi Mean Girls'e ilham veren Queen Bees & Wannabees kitabının yazarı.
Bahar Akoğlu, Ekin Sönmez Güngör, Elif Kurtuluş, Emel Aner Aktan,Kader Bahayi, Mune Aktay, Volkan Demir Anne… Bir çocuğun yaşamına dokunan en önemli varlık. Yaşama gözlerimizi açtığımız ilk andan itibaren anneyle kurulan ilişkinin izlerini hayatın her döneminde görebilmek mümkün. Anne veya birincil bakımı sağlayan kişi ile çocuk arasında kurulan bağ diğer tüm ilişkilerin temelini oluşturmaktadır. Sağlıklı bir anne-çocuk ilişkisinin varlığı, bir çocuğun sahip olabileceği en büyük şanstır. Annenin sesi, kokusu, ilgisi, sevgisi ve çocukla kurduğu temas çocuğun anneye olan bağlanmasını etkiler. Annenin bebekle kurduğu ilişkinin niteliği, kişinin yaşam sürecini etkileyerek yetişkinlikte kurulan ilişkilerde nasıl davranacağını belirler.
Yaşam sürecinde karşılaşılan psikolojik veya duygusal problemlerin çocukluk dönemindeki olumsuz deneyimlerle ilişkili olduğunu söylemek mümkündür. Erken dönemde anne yoksunluğunun varlığı veya bakım sağlayan kişinin çocuğun ihtiyaçlarına duyarsız kalması, bağlanmanın gelişimine zarar vererek farklı psikolojik problemlere zemin hazırlayabilmektedir. Bu yüzden anne ve çocuk arasındaki ilişki, incelenmesi ve değerlendirilmesi gereken en özel ilişkidir. Anne ve çocuk arasındaki bağın sosyal ve duygusal gelişim sürecinde önemli bir etken olduğu düşünülerek bu eserde bağlanmaya dair tüm süreçler değerlendirilmiştir.
Her çocuğun annesi ile kurduğu ilişki benzersizdir ve en özel ilişkidir.
Gizem Özkunduracı, Muhammed Serhat Semercioğlu, Taşkın Kılıç “İnsanlar başaklara benzerler, içleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler.” der Montaigne.
Hepimizin ruhunun, iç dünyasının, duygularının veya bedeninin bilgiyle ama istendik, kullanılan, doğru ve anlaşılır bilgiyle dolması hepimizin yegâne amacıdır. Bu amaçla yazılan kitapta STRES kavramına dair iç dünyanıza dokunacak ve size yol gösterecek bilgiler ve uygulamalar bulmanız umut edilmektedir.
Mehmet Eskin İntihar var olan tüm toplumlar için giderek ciddi bir halk sağlığı sorunu halini almaktadır. Dünya Sağlık Örgütü hemen her toplumda ilk on ölüm arasında intihar vakalarının olduğunu ifade etmiştir. Bu oran 15-35 yaş aralığında ilk üç ölüm nedeni sıralamasına çıkmaktadır. İntihar sonucunda yaşanan kayıplar hem bireysel hem de toplumsal kayıplar olarak değerlendirilmelidir. İntiharın sebep olduğu kayıpların başında bireyin yakınları için sevdikleri birinin kaybı yer almaktadır. Sevdiği birinin intihar yoluyla kaybı kişinin üzerinde daha derin bir kedere sebep olmaktadır. Bu durum yaşadığımız toplumda da farklı değildir. Kendini yetiştirmiş ve değerli birçok insan kendini öldürmeyi düşünecek düzeye gelmekte hatta bu girişimde bulunacak kadar mutsuzluk ve çaresizlik hissetmektedir. Medya da karşılaştığımız intihar vakaları buz dağının yalnızca görünen kısmını oluşturmakta, görmediğimiz kısımlarda ise daha da derinleşmektedir. Ülkemizde intihar konusunu bilimsel olarak değerlendirip ele alan kaynak sayısı oldukça azdır. Konunun önemi ve alandaki eksikliğin fark edilmesi sebebiyle bu kitap ortaya çıkmıştır. Kitabın iki temel amacı vardır. Birincisi içerik olarak hala belli başlı bilgi eksikliklerine sahip olduğumuz intihar konusunu daha anlaşılır kılmak, ikincisi klinik ve sosyal uygulamalardaki yaklaşımları incelemektedir. İkinci kısım tedavi kurumlarında çalışan meslek gruplarına yönelik klinik uygulamalarda kullanabilecekleri yöntem ve ilkeleri içermektedir.
Ahmet Keskin, Bengü Sare Sevda Pelin Kılıç Özer, Büşra Bahar Balcı, Deniz Şarlak, Dilara Kuru, Esra Oras, Fatih Ordu, H. Deniz Özdemir, Mehmet Yıldırım, Merve Ergüney, Mustafa Kemal Yöntem, Mücahit Yıldırım, Nagihan Tepe, Nur Yılmaztürk Dağaslanı, Özge Bektaş, Özgür Kıran, Peyami Safa Gülay, Tuğçe Elif Taşdan Doğan, Zeynep Anaforoğlu Bıkmaz İntihar, tüm toplumlar için giderek daha da ciddiye alınması gereken bir sorun hâline gelmektedir. Hem akademik anlamda hem de müdahale çalışmaları çerçevesinde intiharın anlaşılması büyük önem taşımaktadır. Günümüzde intihar, ölüm nedenleri sıralamasında ilk onda yer alıyor. Özellikle genç bireylerin ölümleri mercek altına alındığında oran üçte bire kadar çıkmaktadır. İntiharın neden olduğu kayıplar, kaybedilen hayatlarla da sınırlı kalmaz. İntihar, ardında bıraktığı enkaz sebebiyle ölen kişinin yakınlarını da dalga etkisi altına alır. Bu yanıyla bakıldığında intihar, bireyden topluma doğru yayılan bir kayıp, acı ve ümitsizlik kaynağıdır. Üstelik tüm zorlayıcılığıyla intihar, daha gizli ve konuşulmayan bir boyutun ortaya çıkmasına da neden olur. Bu çalışma, çok katmanlı ve derinden anlaşılması gereken intiharın, farklı bakış açısı ve disiplinler çerçevesinde incelenmesi gerektiğine olan inançtan doğmuştur. Ayrıca bu çalışma ile söz konusu alana katkı sağlanması hedeflenmektedir.
Bu doğrultuda hazırlanan ve yirmi farklı başlıktan oluşan bu kitabın üç temel önermesi vardır: intihar anlaşılabilir, intihar önlenebilir, gerçekleşmesi durumunda intihara müdahale edilebilir. Kitabın ilk on bir bölümü klinik yaklaşımları, psikolojik müdahale ve önleme tekniklerini içermektedir. Sonraki dokuz bölüm ise intiharı farklı disiplinler bağlamında okuma ve anlama amacını taşır. İntihara dair bu çok disiplinli kitabın, farklı alandan kişilerin ihtiyaçlarına cevap vereceği düşüncesindeyiz. Alana ilgi duyan tüm okuyucular, lisans ve lisansüstü öğrencileri, akademisyenler, konu ile ilgili kavramsal ve kuramsal araştırma yapan tüm meslek mensupları (sağlık bilimleri, sosyal hizmet, sosyoloji, iletişim ve medya çalışanları vb.) kitabın yarar sağlayacağı gruplar içerisinde sayılabilir.
Aykut Günlü, Bülent Dilmaç, Durmuş Ümmet, Esat Şanlı, Esra Teke, Hasan Kütük, Hatice İrem Özteke Kozan, İsmail Kuşci, Sinan Okur, Tuncay Oral, Vedat Bakır, Yakup İme Sevilen birinin kaybı ile başlayan yas süreci tıpkı ölüm gibi her insan için kaçınılmaz bir gerçektir. Yas süreci evrensel bir olgu olmasına rağmen etkileri her birey için farklı olabilmektedir. Bu süreçteki tepkiler, bireyin kişisel özellikleri başta olmak üzere birçok faktöre bağlı olarak değişebilmektedir. Bu kitap; kayıp ve yas kavramlarını, yas sürecini etkileyen faktörleri, yas sürecini ele alan kuram ve modelleri, uyum sürecini, yurt dışında uygulanan yas destek programlarını, kültürümüzdeki yas ritüellerini, alanda çalışan uzmanların kendi yaslarını, çocuklar özelinde bu sürecin dinamiklerini ve yas danışmanlığında uygulama örneklerini ele almaktadır. Bu anlamda yas süreçlerine ilişkin birçok konuyu ele almasıyla, yas tutan veya yas sürecini yaşayan yakınları olan bireyler, alanda çalışan uzman ve uygulayıcılar başta olmak üzere farklı okuyucu kitlesine seslenebilen bir başucu eser olma özelliği taşımaktadır.
Keren M. Humphrey Yas, duygusal olarak bağlandığımız, bizim için önemli bir şeyi (gençlik, iş vb.) ya da özellikle birini kaybetmemiz (ölüm) öncesinde ya da sonrasında gösterdiğimiz çok yönlü bir tepkidir. Kayıp sonrasında duygusal tepkiler öne çıksa da yas fiziksel, bilişsel, davranışsal, sosyal, kültürel ve felsefi boyutları da içeren çok yönlü bir süreçtir. Kayıplara bağlı olarak yaşanan kederin bir göstergesi olarak kaybettiklerimize ağlamak, kayıplarımız hakkında konuşmak yas tutmanın normal ve doğal bir parçasıdır. Buna karşın, ağlamanın olmaması, aynı zamanda koruyucu doğal ve sağlıklı bir reaksiyon da olabilir veya esneklik belirtisi olarak da görülebilir. Ağlamak ya da kültürel herhangi bir davranış için içsel veya dışsal bir baskıya maruz kalmak yas sürecini karmaşıklaştırır ya da yası erteleyebilir.
Kayıp yaşayan biriyle konuşmak; söylenmesi veya yapılması gerekeni belirlemek çoğumuza zor gelir. Ne yapacağımızı, ne söyleyeceğimizi bilemeyiz. Söylenecek ya da yapılacak her şeyin kayıp karşısında anlamını yitirdiğini, kişiye bir yardımı olmayacağını düşünürüz. Yas tepkilerinin kültürel ve kişiye özgü olması da verilecek tepkileri belirlemede önemli zorluklar sunmaktadır. Özellikle psikolojik destek sunmada uzmanlaşmış profesyonellerin, kayıp yaşayan bireylere yardım etmede özel becerilere sahip olmaları gerekmektedir. Elinizdeki bu kitap, kayıplarına uyum göstermeleri konusunda danışanlara yardım edebilmeleri için danışmanlara kayıp ve yas danışmanlığı alanına yönelik çok özel beceri ve stratejiler sunmaktadır.
Bahar Gökler, Banu Yılmaz, Deniz Okay, Emrah Keser, Esra Güven, Fatma Mahperi Uluyol, Gizem Cesur Soysal, Gün Pakyürek, Ilgın Gökler Danışman, Mübeccel Yeniada Kırseven, Tuğba Faden Yiğit, Özge Şahin, Özge Yüksel, Özlem Kahraman Erkuş, Samet Baş, Yasemin Kahya, Zuhal Yeniçeri Var olmak; hayatımızda yer tutan insanların, ilişkilerin, anıların ve mekânların günbegün yitimine tanık olmak demektir. Anne karnının kaybedilmesiyle başlayan yitimler silsilesi; anne memesinin, çocuk olmanın, gençliğin, aile evinin, okulun, akrabaların, ebeveynlerin ve en nihayetinde de kişinin kendi yaşamının kaybıyla son bulur. Yaşam, bir bakıma, kayıplar karşısında yapıp ettiklerimizden ibarettir. Kayıpların hayatın her anına bu denli sinmiş olması, onların sükûnetle karşılanacağı veya kolayca atlatılacağı anlamına gelmez. İnsan zihni, her türlü kaybı önlemeye yönelik dirence, önleyemediği zaman ise yas tutmaya ilişkin doğal bir donanıma sahiptir.
Bu kitap, kayıp yaşantısının çeşitlerini, insanların neden ve nasıl yas tuttuğunu ve yas tutmanın ne zaman bir psikolojik sorun hâline geldiğini ele almaktadır. Kitap, yalnızca alanda çalışan uzmanların bilgi birikimine katkı sunmak için değil, aynı zamanda, kendisi veya bir yakını yas tutmakta olan ve bu yası anlamlandırmak isteyen herkes için hazırlanmıştır.
Ayşe Bahar Duyar Akca, Beria Nur Gurkan, Ceren Katip, Deniz Sinanoğlu, Ecem Duydu Altunpala, Elif Guneri Yoyen, Emre Gurkan, Fatih Bal, Feyza Oz, Mehmet Emin Sağan, Rahime Gokboğa, Rana Şan Bizi diğerlerinden ayıran, bize özgü ve tutarlı bir bütün oluşturan, duygularımızda, düşüncelerimizde ve davranışlarımızda ortaya çıkan en özel ve biricik özelliğimiz olan kişiliğimiz aynı zamanda bizim çevreye özgü uyumumuzu belirleyen, diğer insanlar ile ilişkilerimizde rehberlik eden, yapılaşmış ilişki biçimimizdir. Kişiliğimiz; bizim kendimizden kaynaklanan, her zaman ve her durumda olan tutarlı davranış kalıpları ile kişilik içi süreçler dediğimiz nasıl davranacağımızı ve hissedeceğimizi etkileyen ve içimizde gelişen bütün duygusal, güdüsel ve bilişsel süreçleri kapsar.
Bu süreçler, genetik ve çevresel bazı nedenlerle sekteye uğrayabilir ve bir kişilik bozukluğu gelişebilir. Kişilik bozuklukları; uzun süren, kronik, tedavisi zor psikolojik problemleri içermektedir. Kişilik bozukluğuna sahip bireyler; sosyal hayat içerisinde anlaşılamama, diğer bireylerle çatışmaya sebep olacak düşmanca tavırlar, çevreye uyum sağlamakta zorluklar, sosyal ve mesleki işlev kaybı, duygu ve düşüncelerini ifade etmede güçlükler, kişiler arası ilişkilerde bozulmalar ve dürtü kontrol kayıpları gibi birçok sorun yaşarlar. Bu sorunlar gerek birey ve gerekse çevresi için yıkıcı sonuçlar doğurabilir.
Ben ve meslektaşlarım bu kitapta; on kişilik bozukluğunun semptomlarını, etyolojisini, prognozunu, komobiditesini ve tedavi yaklaşımlarını güncel bilimsel çalışmalar ile birleştirip meslektaşlarımız, öğrencilerimiz ve danışanlarımız için bir başucu kitabı hâline getirdik. Bu kitapta amacımız, kişilik bozukluklarına dair bilimsel verileri sade bir dille okuyucularımıza aktarmak ve kişilik bozukluğunun tanınmasına ve tedavi süreçlerine katkı sunmaktır.
Tammi D. Kolski ,Arthur E. Jongsma, Jr. Rick A. Myer Kriz Danışması ve Travmatik Olaylarda Tedavi Planlayıcı, ulusal ya da yerel sağlık kurumlarının, sağlık şirketlerinin, bakım merkezlerinin ve sağlık örgütlerinin taleplerini yeterli bir şekilde karşılayacak somut tedavi planlarının hızlı bir şekilde ve kolayca geliştirilmesi için gerekli bütün özellikleri taşımaktadır. Kitap;
Ampirik/görgül olarak desteklenmiş, kanıta dayalı tedavi müdahalelerini içermekte,
Çocuk istismarı ve ihmali, yetişkin ve çocuk intiharı, iş kaybı, felaket, TSSB, cinsel istismar, zorbalığı da kapsayan okulda travma, ani ya da kazara ölüm ve iş yeri şiddeti gibi yaklaşık 27 davranış temelli problem içermekte,
Önceden belirlenmiş 1.000'den fazla tedavi amacı, hedefi ve müdahalesi sıralamakta, ek olarak uygulayıcının kendi tedavi planı seçeneklerini yazabileceği boş alanlar içermekte,
Kullanımı kolay referans formatı ile uygulayıcının tedavi planındaki bileşenleri, ilgili davranışsal problemle eşleştirebilmesini sağlamakta,
Psikolojik yardım hizmeti için ödeme yapan ve akreditasyon/denklik sağlayan kurumların gerekliliklerini karşılayacak örnek bir tedavi planı
Mustafa Şahin - Sırrı Akbaba Çocukluk ve ergenlik döneminde travmatik etki yaratan yaşantılardan biri "zorba" davranışlardır. Okulda ve sanal ortamlarda görülen ve değişik türleri (sözel, fiziksel, duygusal, ırkçı, saklama, davranış bozucu, başkasına ait bir şeyi alma/bozma ve cinsel) olan zorba davranışlar, çocuk ve ergenlerin sosyal, duygusal ve psikolojik gelişimlerini olumsuz yönde etkilemekte, etik ve yasal sorunlara yol açmaktadır.
Zorba davranışların bu olumsuz etkileri çocukluk ve ergenlik dönemiyle sınırlı kalmayıp bireylerin öz-saygı, öz-güven, psikolojik sağlamlık, psikolojik iyi olma gibi önemli kişilik özelliklerini ve ikili insan ilişkilerinde sevgi, saygı, hoşgörü ve güven duygularını olumsuz yönde etkilediği görülmektedir.
Bu eserde, bireysel gelişim ve olumlu ikili insan ilişkilerinin önünde önemli bir engel olan zorba davranışın türleri, nedenleri ve sonuçları ayrıntılı bir şekilde ele alınıp, empatik beceri ile bu davranışların önlenmesine ilişkin bir model sunulmuştur. Bu kitap ile, zorba davranışlar konusunda çalışacak akademisyen ve uygulayıcıların (okul psikolojik danışmanı, çocuk ve ergen psikoloğu, sınıf rehber öğretmeni) yanında; okul yöneticilerinin, branş öğretmenlerinin ve ebeveynlerin zorba davranışın türleri, nedenleri ve sonuçları hakkında farkındalık geliştirmelerine yardımcı olmak amaçlanmıştır.
Maggie Kline Travma döngüsünü durdurun, yıkıcı davranışları ele alın ve sınıfınızda nörobilim temelli bir yaklaşımla güvenli ve besleyici bir okul ortamı yaratın.
Amerika Birleşik Devletleri'nde 32 milyondan fazla çocuk, travma semptomlarından muzdariptir. Bazıları, ihmal, istismar, kayıp gibi olumsuz çocukluk çağı deneyimleri (ACE) yaşarken bazıları, tıbbi travma ya da sosyal adaletsizlik gibi durumlarla karşı karşıya kalmaktadır. Toksik travmatik stres, hem beynin hem de bedenin yapısını ve işlevlerini şekillendirmekte ve bu da kaygı, hiperaktivite, agresyon, kapanma, dışa vurma gibi duygu ve davranışlar ile öğrenmeyi engellemekte ve sınıfta kaos ortamı oluşmasına neden olmaktadır.
Aile terapisti, travma uzmanı, okul psikoloğu ve eski bir öğretmen olan Maggie Kline, travma kaynaklı davranışları tanımanızı ve bu davranışları tersine çevirmeniz için bütün beyin ve kalp merkezli araçlar sunarak öğrencilerinizin desteklenmiş ve güvende hissetmelerini sağlıyor. Kendine özgü yol haritası, aşağıda yer alan konuları öğrendikçe tüm okulu saran olumlu sonuçlar elde etmenize yardımcı olacaktır:
• Travmanın bilişsel, duygusal ve davranışsal zorluklara yol açarak çocukların beynini nasıl etkilediği,
• Tepkiselliği yeniden düzenlemek için kanıta dayalı somatik, ilişkisel ve bilinçli farkındalık müdahaleleri,
• Empati, iş birliği ve ait olmayı destekleyecek şekilde K-12 sınıflarının nasıl düzenleneceği,
• Farklı geçmişlere sahip çocukların kendilerini güvende, değerli ve iyi hissetmeleri için sosyal eşitlik uygulamaları,
• Doğal ve insan kaynaklı felaketlerin ardından esnek dayanıklılığı geri kazanmaya yönelik somut adımlar.
Adem Sağır, Büşra Esra Aydoğan, Caner Yeşiloğlu, Emel Koç, Gökçe Baykuzu Gündüz, Lut Tamam, Mehmet Emin Demirkol, Mehmet Kanak, Meryem Berrin Bulut, Osman Melih Koç, Ramazan Adıbelli, Sibel Temiz, Zeynep Namlı Ölüm, hayatımızda kaçınamayacağımız ve her bireyin tecrübe edeceği bir gerçekliktir. Bunun yanında bazı durumlarda da intihar ile bireylerin bilinçli bir şekilde hayatlarına son verdikleri aşikardır.
Bu kitap, ölüm ve intihar konularını çok yönlü bir bakış açısıyla akademik anlamda ele almaktadır. Farklı disiplinlerden farklı bakış açılarıyla ölüm ve intiharın geniş kapsamlı olarak ele alınması literatüre önemli katkı sağlayacaktır. Kitaba felsefe, psikiyatri, dinler tarihi, sosyoloji, okul öncesi eğitimi, psikoloji ve sosyal hizmet alanlarından araştırmacılar katkı sağlamıştır.
Kitap, farklı eğitim düzeyleri ve ilgi alanlarına sahip bireylerin beğeniyle okuyacakları ve yararlanacakları bir kaynak niteliği taşımaktadır.
Ayşe Handan Özkan Selim, Betül Gülcan Çakmak, Büşra Ünverdi Demir, Elif Bestenigâr Mert, Esra Altınışık, Ferah Çekici, Khalil Center, Neslihan Arıcı Özcan, Neslihan Yaman, Özgür Tönbül, Özlem Haskan Avcı, Selin Nur Önel, Sevde Kurt Akkoyun, Zeynep Aydın Sünbül, Zeynep Pınar Cohen İnsanoğlu yaşadığı sürece birçok deneyim elde etmektedir. Bu deneyimlerin bazılarını birey kolaylıkla ele alırken bazılarını ele alırken zorlanmaktadır. Bireyi zorlayan yaşam deneyimleri, bireyin biyolojik işletim sistemi olan sinir sisteminin dengesini bozan yaşam olaylarıdır. Bu olaylara travmatik yaşantılar denilmektedir. Travmatik yaşantılar bireyin yaşamını ve anlamını doğrudan etkileyen deneyimlerdir.
Travmatik yaşantıların birçok türü bulunmaktadır. Bu türler kendi aralarında belli özellikler doğrultusunda kategorileştirilmektedir (Süre, maruz kalma şekli, kim tarafından yapıldığı ve olayın içeriği). Bu kategoriler altında yer alan her bir travma türü, bireylerde farklı etkiler oluşturmaktadır. Bu yüzden ruh sağlığı çalışanları her bir travma türüne göre özgü müdahale şekli belirlemektedir.
Yazarlar, bu kitapta siz ruh sağlığı alanında çalışan uzmanlara; farklı türdeki travmatik yaşam olaylarını, bu olayların etkilerini ve olaylara müdahale etme şekillerini ele alan kuramları, teknik ve ilkelerini sunmaktadır.
Erika Leeuwenburgh, Ellen Goldring Her yıl binlerce çocuk 18 yaşına gelmeden sevdikleri birini kaybetmekte ve bu çocukların yaklaşık yüzde 10 ila 15'i bunun sonucunda depresyon gibi ruh sağlığı sorunları yaşamaktadır. Araştırmalar, çocuklukta yaşanan yasın; düşük notlar, uyku sorunları, huysuzluk, davranış sorunları ve konsantre olamama ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Sevdikleri biri öldüğünde çocuklar; duygular, düşünceler, mitler ve sorulardan oluşan bir kaleydoskopla karşı karşıya kalırlar. Bu çalışma kitabı, hayatınızdaki kederli bir çocuğun duygularıyla başa çıkmasına yardımcı olmak için kullanabileceğiniz araçlar sunmaktadır.
Sen Neden Öldün? kitabının ilk bölümü yetişkinler içindir. Bir çocuğun yas tutma sürecini ve bu süreçte nelerin beklenebileceğini açıklar. İkinci bölümde ise yas tutan bir çocukla birlikte yapabileceğiniz aktiviteler yer almaktadır. Aktiviteler, sanat terapisi yaklaşımını kullanarak çocuğa eninde sonunda yüzleşmesi gereken konularda rehberlik eder. Farklı aktiviteler çocuğun zor duygularını ifade etmesine, efsaneleri gerçeklerden ayırmasına ve ölümün kesinliğini anlamasına yardımcı olur. Doğrudan ama tehditkâr olmayan bu seküler yaklaşım, çocukların; öğrenmesine, büyümesine ve gelişmesine yardımcı olacaktır.
Halime Şenay Güzel Sıradan bir günde, sabah yataktan çıkar çıkmaz, sizi bekleyen işlerin arasında kaybolup gittiğiniz olmuştur. İşe gidenler için hazırlanma telaşı, çalışmayanlar için çocuğu okula götürme sorumluluğu, öğrenciyseniz eğer, derse yetişme telaşı şeklinde bu liste uzayıp gider. Hayat akıp giderken yapılması gerekenler, işler, sorumluluklar, ödevler derken günün sonunda yorgun, bazen keyifsiz ve büyük ihtimalle stres düzeyi yükselmiş bir şekilde eve vardığınızda bu kitap sizlere iyi gelecektir. Bunun yanı sıra eğer ruh sağlığı alanında çalışıyorsanız, danışanlarınıza yardımcı olabilmek adına stres ve stres yönetimi konusunda yeterince bilgi sahibi olmanız gerekmektedir. Dolayısıyla stresin psikolojisini farklı açılardan anlatan bu kitap, size rehber olacaktır.
Alişan Burak Yaşar Bu kitapta, en temel insani özelliğimiz olan yas süreci üzerinden insanı anlama yolculuğumuzdan bazı kesitleri göreceksiniz. İnsanı insan yapan, kimi zaman yok saydığımız veya çoğu kez görmezden geldiğimiz varoluşsal temel gerçekliğimizle ufak bir teması, şairlerin ve psikoterapistlerin gözünden irdelemeye çalıştık. Bu kitapta, yalnızca bir terk veya kayıp ile ilgili değil, hayatımızdaki olumlu değişimlerin bile temelde bir yas süreci olduğunu, yas süreci gerektirebildiğini göreceksiniz. Nörobilim ve ayna nöronlar ile hayvanların yas sürecinin de irdelendiği bu kitapta, yas ile ilgili tüm süreçleri biraz psikanalizden biraz Lacan'dan biraz Şükrü Erbaş, Borges, Lablo Neruda, Turgut Uyar ve tabii ki Nazım Hikmet’ten anlatmaya çalışacağız.
Tarık Solmuş Bu kitap yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olan travmalara ışık tutmak için kaleme alınmıştır. Bebeklikten hatta doğum öncesinden yetişkinliğe ve doğal felaketlerden işkenceye, cinsel tacizden terörizme, mobbingden Koronavirüs’e kadar pek çok travmatik yaşantıyı aydınlatmayı, bir farkındalık kazandırmayı amaçlamıştır.
Ayrıca, her gün dizilerde, filmlerde izlediğimiz ünlü oyuncuların, şarkılarını dinlediğimiz müzisyenlerin, siyasi figürlerin, sporcuların ya da kitaplarını hayranlıkla okuduğumuz yazarların hayatları incelenmiştir. Her biri türlü yoksunluklar, çaresizlikler, hayal kırıklıkları, tacizler, istismarlar, tecavüzler yaşamış bu insanların hayata nasıl da tutunduklarına, mücadele ettiklerine, sıfırdan zirveye nasıl ulaştıklarına yer verilmiştir. Bütün bu hayatların örneğin zorlu bir çocukluk geçirmiş olup kendine güvenmeyen, kendini yetersiz hisseden, başarısızlık korkusu yaşayan, “Acaba olur mu! Bir gün ben de yapabilir miyim! Başarabilir miyim ki!” diye düşünen herkes için öğretici, motive edici, cesaretlendirici olması dileğiyle.
Richard G. Tedeschi, Jane Shakespeare-Finch, Kanako Taku, and Lawrence G. Calhoun Psikolojik travma konusunun farklı bir yüzü olan “travma sonrası gelişim”, ülkemizde ve dünyada, araştırmaların hızla artmakta olduğu bir alandır. Konunun öncüleri olan bilim insanları tarafından yazılan bu kitap, travma sonrası gelişim kavramını tüm yönleri ile ele alarak okuyucuya yeni bakış açıları kazandıracak niteliktedir. Travma Sonrası Gelişim kitabı; psikoloji, psikolojik danışmanlık ve rehberlik, sosyoloji, tıp, hemşirelik, sosyal hizmet gibi sosyal bilimlerin ve sağlık bilimlerinin birçok alanındaki öğrenciler, araştırmacılar ve uygulamacılar için önemli bir kaynak olacaktır.