Şehir ve Bölge Planlama \ 1-1
Nevin Turgut Gültekin 19. yüzyıl ortasından itibaren ilgili yazında Batılılaşma olarak da tanımlanan dönemde Anadolu kentlerinde, çok sayıda ve farklı boyutlardaki iç ve dış etmenlerle, bu döneme değin durağan olduğu bilinen kentsel mekân yeniden biçimlenmeye başlamıştır. Bu süreçte, kentte yer almaya başlayan yeni işlev alanları, kentin strüktürünü, mekânsal kurgusunu değiştirmiştir. Ancak, Anadolu'da ikincil demir yolu hatları kurulamadığı için kervan yollarıyla demir yolu vazgeçilmez bir biçimde birbirlerini tamamlamış ve eski ticaret yolu üzerindeki yerleşimler, yerel ya da bölgesel pazar niteliğini genellikle korumuşlar hatta ticaret kapasiteleri artmıştır. Bu gelişmede, nüfus artışıyla birlikte sosyal tabakalaşmada farklılaşma ortaya çıkmışsa da konut ve dokusunun önceki dönemdeki niteliklerine belirgin bir biçimde yansımamıştır. Ayaş ve Beypazarı'ndaki geleneksel doku, bu konuda belirgin örnekler olarak bu kitapta incelenmektedir. Bu ele kapsamda Ayaş ve Beypazarı'nda günümüzde var olan geleneksel konut ve dokusunun yerleşim özellikleri ile özgün fiziksel, mekânsal nitelikleri de belirlenmiştir.
Rahmi Erdem, H. Filiz Alkan Meşhur, Fatih Eren, Hale Öncel Ankara’nın tarihi, kültürel, ekonomik, fiziksel ve sosyal yapısına ilişkin sorunları ortaya koyarak derinlemesine inceleme fırsatı bulmuşlardır. Bu bağlamda çalışmalarının devamında seçtikleri sorun özelinde gerçekleştirdikleri kapsamlı saha ve literatür araştırmalarını akademik kurallara uygun olarak hazırlanmış bir kitap bölümüne dönüştür- me becerisi kazanmışlardır. Kitapta Ankara’nın ulaşım politikaları, konut alanları, kamusal alanları, çöküntü bölgeleri, kırsal alanları, yeşil alanları ve alışveriş merkezleri gibi şehir ve bölge planlama disiplinin ilgi alanına giren konulara ilişkin sorunların ele alındığı, stratejik çözüm önerilerinin geliştirildiği, öğrencilerimiz ve proje yürütücüleri tarafından hazırlanan özgün ve ilgi çekici bölümler yer almaktadır.
Yıldız Aksoy Pandemi, şehirlerin geleneksel yapı taşlarını yeniden düşünmek için mükemmel bir fırsat sunmuştur. Önümüzdeki dönemlerde pandeminin bize gönderdiği mesajı toplumun gerçekten alıp almadığı görülecektir. Kentsel mekânların mevcut durumda nasıl algılandığı ve kullanıldığı, COVID-19 salgınına karşı kentlerde alınacak önlemlere bağlı olarak oldukça önemlidir. Bu kitapta, pandeminin şehirler üzerindeki etkilerini anlamak ve COVID-19 sonrası kentsel alanları yeniden düşünmemiz gerektiği konusu vurgulanmaya çalışılmıştır. Bugün düşündüklerimiz ve hepsinden önemlisi yaptıklarımız, yarının şehirlerini değiştirebilir, onları gelecekteki krizlerle yüzleşmede daha güvenli, daha kapsayıcı ve daha dirençli hâle getirebilir. Hem bireysel hem planlama ve tasarım meslek grupları olarak hem de karar vericiler olarak kentsel alanları planlama, iklim değişikliği, ulaşım ve sosyal mesafe açısından düşünmek ve mevcut alanları yeni normalimize göre planlamak ve tasarlamak zorundayız.
Abi Aghayere, Jason Vigil Çelik Yapıların Tasarım, Hesap ve Yapım Esasları (ÇYTHYE) Yönetmeliği ve Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği - Deprem Etkisi Altında Çelik Bina Taşıyıcı Sistemlerinin Tasarımı İçin Özel Kurallar Bölümü ile uyumlu
Yük ve Dayanım Katsayıları ile Tasarım (YDKT) yöntemine uygun örnekler
İnşaat Mühendisliği ve Mimarlık bölümleri için lisans ve lisansüstü seviyesindeki tüm Çelik Yapılar dersleri için ideal bir kaynak
Gerçekçi taşıyıcı sistem çizimleri, konu sonu problemleri ve çelik bina tasarımı projesi
Pan American Health Organization İnsanlar için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplara yol açan afetler; doğal, teknolojik veya insan yapısı kökenli olaylardır. Çağlar boyunca toplumların en önemli problemlerinden birisi olarak normal yaşamı ve insan faaliyetlerini durdurarak veya kesintiye uğratarak toplulukları etkilemiştir.
Ülkemizin jeolojik, topografik yapısı ve iklim özellikleri doğal afetlerin çok sık yaşanmasına neden olmaktadır. Özellikle, önemli bir deprem kuşağı üzerinde bulunmamız, gelişen bilim ve teknolojiye rağmen birçok tahribat ve zarara yol açmaktadır.
Afetler önemli bir halk sağlığı sorunudur çünkü sadece yiyecek, su, ilaç yokluğuna değil; sıcak, soğuk, kanserojen kimyasal maddelere, ruhsal etkilere maruz kalmaya neden olabildikleri için insan sağlığını olumsuz olarak etkilemektedir.
Bu kitabın afet konusunda çalışanlara yararlı bir kaynak kitap olması dileği ile herkese afetsiz bir yaşam diliyorum.
Eda Can, Göksenin İnalhan, Hülya Soydaş Çakır, Özlem Belir, Özlem Belir, Rana Kutlu Mimarlık, yapım faaliyetlerinin ötesinde aslında bir tasarlama teknikleri bütünü ve kendi özelinde sanat dalı olarak tanımlanmalıdır. Kullanıcıların temel gereksinimlerinin karşılanmasının yanı sıra insan hakları bağlamında her bireyin her hizmetten eşit koşullarla yararlanma hakkının kabulü ve bu koşullara erişimin temel noktasında mimarlığın dolayısıyla mimarın sorumluluğunun önemi yadsınamamaktadır. Bireyler her yaşam koşulunda, içinde bulundukları ve bulunmak isteyecekleri mekânlarda refah içinde, sağlıklı ve bağımsız olarak korkmadan, güven içinde yaşamak ihtiyacı duymaktadır. Evrensel Tasarım, mimarlık kavramı içinde insan çeşitliliğinin tasarım süreci boyunca ele alınması ve bu çeşitliliğin göz ardı edilmemesi ile sağlanabilecek bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu kitapta, mimarlık eğitimi içinde farklı alanlarda uzmanlaşmış akademisyenler tasarım kavramının içini doldurmak üzere somut veri ile Evrensel Tasarım ana teması altında mimari erişilebilirlik konusunu ele almışlardır. Kitap, Evrensel Tasarım alanında çalışan ve eğitim gören mimarların, şehir plancıların ve diğer tasarımcıların konuya daha geniş bir perspektiften bakmalarını sağlamak amacıyla atılan önemli bir adımdır.
Ahmet Ali Artun, Ali Kuru, Bilge Kağan Şakacı, Cenay Babaoğlu, Erkan Çakır, Esra Banu Sipahi, Hasan Alpay Karasoy, Hayriye Şengün, İhsan Korhan Başer, Levent Memiş, Mohamadan Abdulkasan, Murat Küçükşen, Murat Yaman, Nesrin Açıkgöz, Oğuzhan Erdoğan, Onur Kulaç, Ozan Yetkin, Özgür Vural, Recep Fedai, Tekin Avaner, Türken Çağlar, Yunus Düger, Zeliha Erol Bu kitabın kaleme alındığı günlerde ülkemizin dört bir yanında meydana gelen doğal felaketler, Türkiye’nin coğrafi açıdan taşımış olduğu afet risklerini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Elazığ merkezli 6,8 büyüklüğündeki depremde ve Van’ın Bahçesaray ilçesinde yaşanan çığ felaketinde toplam 82 vatandaşımızın hayatını kaybetmesi, kamu politikaları açısından afet ve acil durum yönetiminin yanı sıra afetlere dirençli bir toplum oluşturabilmek için vatandaşlara verilmesi gereken afet eğitimlerinin önemine dair de kamuoyundaki farkındalığı arttırmıştır. Bu amaçla gerçekleştirilmesi elzem olan faaliyetlerden bir tanesi de bu çalışmanın odak noktasını oluşturan, afetlere bütüncül ve interdisipliner bir bakış açısıyla yaklaşılmasıdır. Bu kapsamda, özellikle afet ve acil durum yönetimi ile ilgili çeşitli disiplinlerin ortak yönleri çalışma içerisinde derinlemesine ele alınmıştır.
“Bizler, bilim insanları olarak afetlerde hiçbir vatandaşımızın zarar görmemesi için akademik katkı bağlamında kazanımlarımızı paylaşarak sunmaya çalışmaktayız. Kitabımızı, Elazığ depreminde ve Van’ın Bahçesaray ilçesindeki çığ felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlarımızın aziz anılarına armağan ediyoruz. Milletimizin başı sağ olsun.”
Derya Çakır Aydın, Berivan Özbudak Akça, Aysun Aydın Öksüz, Bahar Aras Baylan, Berfin Eren Modern dünyanın var olma sebeplerinden biri de geleceğin merak edilip gelecek hakkında soru sorulmasıdır. Gelecek hakkındaki her soru manipülatif bir üretim süreci içermekte ve geleceğin zihinsel tasarımına yön vermektedir. Bugünün oluşmasını sağlayan şey; var olana getirilen eleştiriler, var olanı değiştirmek ya da geliştirmek için hayal edilenler ve bu hayalleri gerçeğe dönüştürmek için bulunan yollardır. Bugün kurulan düşler ve yapılan eleştiriler ise geleceği şekillendirecektir.
Bu bağlamda “GELECEK VE KENT” başlıklı kitapta asıl ele alınan konu, gelecek kavramını ve gelecekteki kentleri farklı bakış açılarıyla düşündürecek olan görüş ve değerlendirmeleri birleştirerek bir altlık oluşturmaktır. Bunu yaparken tabi ki günümüz kentlerinin içinde bulunduğu mekânsal koşullar ve problemler göz önünde bulundurulmuştur. Bu amaçla Dicle Üniversitesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümlerine mensup öğretim elemanları ile öğrencileri tarafından “Diyarbakır & Trabzon Kentlerinde Gelecek İçin (Fütüristik) Yaşam Alanları Tasarlama ve Mekân İhtiyaçlarını Belirleme Atölye Çalışması” gerçekleştirilmiştir. Kitapta detaylarıyla anlatılan atölye sürecinde, tasarlama aşamasında farklı kültür ve bölgelerde yaşayan öğrencilerin çalışma alanlarında yaptıkları ortak çalışmalarla bir araya gelmeleri sağlanmıştır. Atölye konusu, günümüz kentlerinin içinde ya da sınırında bulunduğu mekânsal problemlerin 100 yıl sonraki biçiminin ne olabileceği sorusu üzerine kurgulanmıştır. Keyifle ve sabırla yaşanan bu deneyimi tüm tasarım camiasının görmesi dileği ile…
Murat Yakar, Atilla Karabacak, Şafak Fidan Harita harita türleri yeraltı ölçmeleri tünel ölçmeleri hidroğrafik ölçmeler deformasyonel ölçmeler endüstriyel ölçmeler küresel konumlama sistemleri içermektedir.
Ferruh Yıldız Bugünün şehirlerindeki birçok problem; fakirlik, eşitsizlik, kirlilik, işsizlik, işe, mallara ve hizmetlere erişim zorlukları, toplumsal bağlılığın azlığı, konut ve diğer alanlardaki düşük kalite ile ilişkilidir. Öte yandan şehir planlamasının sosyal, ekonomik ve fiziksel çevreler ile şehirlerin işleyiş şekilleri üzerinde de etkisi bulunmaktadır.
Ülkemizde imar faaliyetlerini doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilendiren 200'den fazla yasa, tüzük, yönetmelik mevcuttur. Dolayısıyla bu kadar fazla mevzuatın uygulayıcısı ve denetleyicisi olarak da ulusal ve bölgesel düzeyde 20'den fazla kuruluşun yetkisi vardır. İşte ülkemizde etkin bir planlama ve uygulama yapılamamasının temel nedenlerinden biri; mevcut planlama sisteminin, planlama ve uygulama kademeleri arasındaki yapısının oluşturduğu kurumsallaşamama, koordinasyon ve etkin denetimsizlik sorunudur.
Bu eserde; ülkemizdeki şehirleşme politikalarına paralel olarak nüfusun ihtiyaç duyduğu yeterli kalitede konut ve konut çevresinin üretilebilmesi için gerekli olan planlama, uygulama ve yasal dayanaklar verilmeye çalışılmıştır.
Ayda Yörükan, Turhan Yörükan Bu kitap, “Atina Anlaşması” denen şehircilik esasları ile aile ve konut konusunda Fransız mimarların ve konut yapımcıların görüşlerini bir araya getiren, insani açıdan şehirlerimize çeki düzen vermekte faydalı olacak olan iki önemli kısımdan oluşmaktadır. İlk kısım Atina Anlaşması olarak bilinen Milletlerarası Modern Mimari Kongresi’nde alınan 95 şehircilik kararını açıklamalarıyla birlikte sunmaktadır. Aile ve Konut konusunda Fransız mimarların bugünkü eğilimleri adını taşıyan ikinci kısım ise ünlü bir şehir sosyologu olan Chombart de Lauwe ve arkadaşlarının bir dizi mülakat ile çeşitli öneri ve değerlendirmelerden oluşmaktadır. Şehirlerde yaşamak isteyen her insanın arayacağı olumlu şartları veciz ifadelerle vermekte olan bir bu kitap her meslekten şehirciye, mimarlara, sosyologlara, psikologlara, sağlık elemanlarına ve şehirleri yaşanılır bir hale getirmek isteyen Belediyelere sağlam bir görüş açısı kazandırmada yardımcı olacaktır.
Nail Ünsal İnşaat Mühendisleri İçin Jeoloji kitabı, 1991 yılından bu yana Gazi Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okuttuğum dersleri kapsamaktadır.
Jeolojinin uygulama alanında hızlı bir gelişme göstermesi, kita­bımızın bu dördüncü basımında yeni konuları işleme ve öğretme imkânı vermiştir. Jeoloji verilerinin İnşaat Mühendisliğinin Geoteknik, Deprem Mühendisliği ve Hidrolik anabilim dallarının farklı alanlarında kullanımının yaygınlaşması, jeolojinin önceki yıllara göre daha da hızlı gelişmesini sağlamıştır. Çağımızda gelişmiş ülkeler jeoloji bilimine gerekli önemi vermekte, buna bağlı olarak her türlü petrol, maden ve yeraltı suyu gibi servetlerini en iyi şekilde kullanmakta, bunun yanında üzerinde yaşadığı yeryüzeyini çok iyi tanıması sayesinde deprem, heyelan ve volkanlar gibi doğal afetlerden de en az zararla kurtulmayı başarmaktadır. Ülkemizin aktif bir fay hattında olmasından dolayı jeoloji biliminin çok daha iyi şekilde öğretilmesi gerekmektedir. Bu baskının son bölümlerinde özellikle mühendislik işlerine, jeolojik olayların etkisi açısından değerlendirilmesine yer verilmiştir.
Kitabımızın inşaat ve jeoloji mühendisliğinde araştırıcı, uygulayıcı olarak çalışan elemanlara ve özellikle geoteknik anabilim dalında yetişmek isteyen öğrencilere yararlı olduğunu görmek, bize zevk ve mutluluk verecektir.
Gürol Banger e-Kent, tüm yerel yönetim hizmet ve faaliyetlerinde bilgi iletişim teknolojilerinin kullanımı, vatandaş ve işletmelere internet üzerinden etkin bir biçimde hizmet sunumu, kurum içi birimlerin bilgisayar ağları ile entegrasyonu ve ilgili dış birimlerle iletişimin sağlanmasıdır.
e-Kent sistemini oluşturan her ayrı proje, özel uzmanlık gerektiren projelerdir. Bu tür projelerde eksik bilgi ile yaklaşımlar yanlış tercihlere neden olacaklardır. Bu yüzden yöneticilerin en azından konu hakkında genel bir ön bilgiye sahip bulunmaları projenin başarısını doğrudan etkileyecektir. Elinizdeki kitap bu maksatla hazırlanmıştır.
Kitapta, kente yönelik projeleri planlayacak kent yöneticilerine doğru bir ön bilgi verebilmek maksadıyla temel bilgiler aktarılmakta, bu konuda bir ufkun oluşmasına yardımcı olma hedefi izlenmektedir. Bir taraftan kamu yönetimi ve sosyal bilimci, diğer taraftan bilgi ve iletişim teknolojisini içeren iki ayrı görev disiplininin aynı bir konunun içinde yer alması ve bu farklılığın esasen birbirine benzememesi konunun önemini göstermektedir. Kitap iki ana bölümden oluşmaktadır.
a. Kent ve Yönetim: Bu bölümde kent ve kent yönetimi, sosyal bilimci ve kamu yönetimi tanımlarıyla açıklanmış, yaşanan sorunlar üzerinde durularak gereken temel bilgiler aktarılmıştır.
b. Kent Bilgi Sisteminin Esasları ve Uygulamalar: Yerel nitelikli kamu hizmetlerinin görülmesinde belediye birimleri ile eşgüdümlü olarak çalışan diğer kamu kuruluşları arasında, coğrafi bilgi sisteminin kurulması ile bütünleşmenin sağlanması ve hizmetlerin daha sağlıklı yöntemlerle ve kısa sürede verilmesi fonksiyonları bilgi iletişim teknolojisi esaslarına göre açıklanmış, temel bilgiler verilmiş ve bazı alanlarda sistem tasarım örnekleri verilmiştir.
Aynur Erdoğan Coşkun, Ayşen Şatıroğlu, Betül Kızıltepe, Büşra Turan Tüylüoğlu, Elif Altundere, Mehmet Ali Akyurt, Melek Kırtıl, Merve Ayar Yılmaz, Murat Şentürk, Nursen Tekgöz, Salih Ünüvar, Şefika Aydın, Yusuf Adıgüzel "Antik kentler, orta çağ kentleri ve modern kentler, kapitalist ülkelerdeki kentler, sosyalist ülkelerdeki kentler ve Üçüncü Dünya ülkelerindeki kentler; işte bunların hepsi geniş entelektüel çerçevemizde yer alıyordu. Bunların sonucunda ortaya çıkan kentsel sosyoloji aklınıza gelen her şey olabilirdi; eğer bunun kentlerde meydana geldiğini görebildiyseniz, o zaman kentsel sosyoloji literatürünün herhangi bir yerinde tartışıldığını da görebilirdiniz." Saunders, R (2013). Sosyal teori: Kentsel sosyoloji (S. Doğru Getir, Çev.). ideal Kültür Yayıncılık.
Kentin inşası ve kentlerin neredeyse dünyanın her köşesine yayılması tüm zamanların en başarılı insan yaratımlarından biri olmuştur. Bugüne
kadar pek çok açıdan tartışılmış, farklı disiplinlerle ilişkilendirilmiş ve üzerine yazılmış zengin bir literatür bulunan kent ve kent çalışmaları hakkında bir sınıflandırma yapmak oldukça zor olsa da bu kitabın çerçevesi nüfus biliminden kentleşme olgusuna, kır pratiklerinden gecekondulaşma sürecine, toplumsal hareketlilikten göç çalışmalarına kadar geniş bir perspektifle ve aşamalı olarak geliştirildi.
Kent Çalışmalarına Giriş, bugün hâlâ önemini koruyan ve gündemden düşmeyen kent, kirve göç konularına adım adım yaklaşarak geçmişin ve
günümüzün dinamiklerini aydınlatmayı amaçlıyor. Hem kent çalışmalarına ilgi duyanların hem de uzmanların başvurabileceği bu eser, bir
başlangıç kitabı olması ve akademik bağlamda bütünlük oluşturması açısından önem arz ediyor.
Fatma Ökde Gelişen ve değişen dünya düzeni ile birlikte şekillenen kent hayatı, beraberinde yeni ihtiyaçlar ve beklentiler getirmektedir. Yaşanan gelişmelere ve sürece ayak uydurmak durumunda kalan kentlerin ve toplumun beklentilerini karşılamak için kentsel dönüşüm uygulamaları yaygınlaşmakta ve bugün tüm dünya kentlerinde güncelliği koruyan konular arasında yer almaktadır. Kentsel alanlarda yaygınlaşan yenileme ve dönüşüm uygulamalarının temel amaçları arasında kentsel yaşam kalitesinin artırılması yer almaktadır. Bu kapsamda, kitapta kentsel dönüşüm ve kentsel yaşam kalitesi kavramlarına ilişkin tanımlamaların ardından, bu kavramlara ilişkin tüm boyutlar (ekonomik, fiziksel, sosyal, çevresel) ele alınarak kentsel yaşam kalitesine ilişkin göstergeler belirlenmiştir. Belirlenen bu göstergeler, alan araştırması için seçilen Yeni Mamak Kentsel Dönüşüm Proje Alanını kapsayan altı mahallede yaşayanlar üzerinde incelenerek sosyal hayatlarında ve yaşam alanlarında meydana gelen farklılıklar, dönüşüm öncesi ve sonrası karşılaştırılmasıyla tespit edilmiştir. Araştırma ile kentsel dönüşümle değişen yaşam çevresinin alan kullanıcıları olan kiracı ve hak sahiplerinin memnuniyeti, kentsel dönüşüm uygulamalarından neler bekledikleri, yapılan dönüşümün yaşadıkları alanı ve yaşam kalitelerini nasıl etkilediği ayrıntılı şekilde değerlendirilerek toplumsal algı ölçülmüştür.
Ahmet Faik Oktay KENTSEL DÖNÜŞÜM VE ARABULUCULUK
“Kazanmak İçin İki Büyük Fırsat”
“Avukat ve Arabulucu Ahmet Faik Oktay’ın bu kitabı sayesinde Kentsel Dönüşüm ve
Arabuluculuk hakkında aradığınız bilgilere ulaşmak için yüzlerce sayfa arasında kaybolmayacak, sizin için önemli olmayan bilgileri okumakla zaman kaybetmeyeceksiniz. Tecrübeli bir hukukçu olan Oktay, en önemli ve kritik bilgilerin özünü bu eserde sizin için bir araya getirdi.”
1-Kentsel Dönüşüm
• Daha sağlıklı, daha huzurlu, daha mutlu bir yaşam alanına kavuşmak istiyormusunuz?
• Kentsel dönüşüm kapsamında bunlara nasıl ulaşabileceğinizi merak ediyormusunuz?
• Eviniz veya işyeriniz kentsel dönüşüm kapsamına girdiğinde ne yapacaksınız?
• Kentsel dönüşüm sürecinin önünü açabilecek veya sürecin önünü tıkayabilecek hak ve imkânlar konusunda ne kadar bilgi sahibisiniz?
• Kentsel dönüşüm kapsamında ne gibi maddi destek ve avantajlardan yararlanabileceğinizi biliyor musunuz?
2-Arabuluculuk
• Hukuki uyuşmazlıklarınızı çok kısa sürede kolayca sona erdirmek ve kendi çözümünüzü kendiniz üretmek mi istiyorsunuz?
• Hukuki uyuşmazlığınız çözülürken, ortaya koyduğunuz tüm bilgilerin gizli kalmasını mı istiyorsunuz?
• Davalarınızın yıllarca sürmesinden ve sürekli masraf yapmaktan sıkıldınız mı? Zamandan ve masraftan tasarruf etmek mi istiyorsunuz?
• Hukuki uyuşmazlıkları, karşı taraf ile dostane ve yaratıcı çözümler üretmek suretiyle anlaşarak çözmek, ilişkiyi sürdürmek ve hatta kuvvetlendirmek mi istiyorsunuz?
• Tüm bunları Arabuluculuk yoluyla sağlayabileceğinizi ve hukuki uyuşmazlığınızın anlaşma ile sonuçlanması durumunda, mahkeme kararı niteliğinde bir belgeye sahip olabileceğinizi biliyor musunuz?
Bu kitap her iki konuda da sizler için pratik bir kılavuz olacak. Akıcı üslubu ve konuları anlamayı kolaylaştıran sistematiği ile aklınızdaki birçok soruya cevap bulabileceğiniz bu eseri, keyifle okuyacaksınız.
Dilek Özdemir Kentsel dönüşüm olgusu 2000'li yılların başında ülkemizdeki akademisyenler, plancılar, mimarlar, diğer ilgili meslek grupları ile merkezi ve yerel yönetimlerin gündeminde en üst sıralarda yer almaktayken, bugün kentlerimize getireceği fiziksel, sosyal ve ekonomik etkiler nedeniyle çetin eleştirilere hedef olmaktadır. Yıkılan, sosyal dokusu hiçe sayılan mahalleler, korunamayan tarihi ve çevresel değerler karşısında oluşan toplumsal direnç, sivil toplum kuruluşları ve akademik çevrelerden gelen tepkiler, Türkiye'de kentsel dönüşüm konusunun gerçek anlamda içinin doldurulamadığını ve Batılı ülkelerin deneyimlerinden gerekli çıkarımların yapılmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Bu kitabın amacı kentsel dönüşüm konusunu kuramsal boyutu ile tartışmak, Avrupa'da uygulanmış kentsel dönüşüm projelerini inceleyerek bu deneyimlerden Türkiye için dersler çıkarmak ve ülkemize özgü sorunları yeni oluşturulan yasal ve yönetsel düzenlemeler çerçevesinde eleştirel bir bakış açısıyla incelemektir.
Kitapta, Türkiye ve İngiltere'den akademisyenler bir araya gelerek konuyu hem kuramsal, hem de uygulama boyutu ile ele almaktadırlar.

İÇİNDEKİLER

GİRİŞ
Dilek Özdemir, Kentsel Dönüşüm Olgusunun Süreç İçinde Değişen Anlamları

1. Bölüm KURAMSAL BOYUT
Ivan Turok, Dönüşümün Mücadelesi: Yoksul Mahalleleri Kent-Bölgesindeki Büyümenin Parçası Haline Getirebilmek

Rob Atkinson, Kentsel Dönüşüm, Yerel Halk Katılımı ve Değişim

Andrew Tallon, İngiltere’de Kentsel Rönesans: Kentlerdeki Yansımaları ve Eleştirel Değerlendirmeler

Cliff Hague, Küresel Krizde Kentsel Dönüşümü Yeniden Düşünmek

2. Bölüm KENTSEL DÖNÜŞÜMDE AVRUPA DENEYİMİ
Şebnem Gökçen Dündar ve İpek Özbek Sönmez, Bingen’de Bir Peyzaj Fuarı ya da Asimetrik Bir Kıyı Alanı Dönüşüm Deneyimi

Dicle Kızıldere, Çin Mahallesinden Kültür Merkezine: El Raval’ın Dönüşümü

Şebnem Gökçen Dündar, Kentsel Gerileme’den Kentsel Rönesans’a Dönüşüm: Newcastle Upon Tyne, İngiltere

Dilek Özdemir, Kültür ve Turizm-eksenli Dönüşümde Süreç Yönetimi ve Katılım: Temple Bar, Dublin

3. Bölüm TÜRKİYE VE İSTANBUL’DAKİ DÖNÜŞÜM UYGULAMALARI
Pınar Özden, Türkiye’de Kentsel Dönüşüm Politikaları ve Mevzuatına Eleştirel Bir Bakış

İclal Dinçer, Türkiye’de Kent Ölçeğinde Koruma ve Kent Planlamanın Yollarının Kesişmesi ve Yeniden Ayrılması: Protokol Alanından Yenileme Alanına

Emel Göksu ve Eylem Bal, Türkiye’de Neoliberal Mekansal Gelişim Stratejisi Olarak Kentsel Dönüşüm Projeleri

Oya Akın ve Dilek Özdemir, Konut Üretim Sürecinde Türkiye ve Avrupa Birliği Üzerine Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme ve TOKİ Uygulamaları

Tolga İslam ve Zeynep Enlil, 5366 Sayılı Yasa Merkezli Dönüşüm ve Sulukule Örneği: Belediye’nin Hedefleri ve Yaşanan Gerçeklik

Sırma Turgut ve Eda Çaçtaş Ceylan, Bir Kentsel Dönüşüm Uygulaması Deneyimi: Küçükçekmece Ayazma-Tepeüstü

Burçin Altınsay Özgüner, Bir Kentsel İyileştirme Deneyiminin İçinden: Fener ve Balat Semtleri Rehabilitasyon Programı
Zeynep Peker Bu kitap, Şehir ve Bölge Planlama bölümünde öğrenim gören lisans ve lisansüstü düzeydeki öğrenciler ve kentsel ekonomiye ilgi duyanlar için ders kitabı ve temel başvuru kaynağı olarak hazırlanmıştır. İktisat, Kamu Yönetimi, İşletme ve Coğrafya bölümü öğrencileri açısından yardımcı kaynak niteliği taşımaktadır.
2006 yılından günümüze değin Kentsel Ekonomik Analiz ve Şehir Ekonomisi I adlarıyla verilen lisans dersleri kapsamında hazırlanan ders notlarının geliştirilmesiyle ortaya çıkan bu kitapta; mikroekonomi kavramları ve ekonomik analize dayalı olarak “Kentler neden vardır? Kentler nasıl büyür? Kentler sistemi nasıl çalışır? Kentsel arazi nasıl dağıtılır? İşletmeler pazarı nasıl paylaşır? Hanehalkları nerede yer seçer? İşletmeler nerede yer seçer?” soruları yanıtlanmaktadır.
Kitabın yazımında konuların açık ve anlaşılır kılınması adına yer yer basit ders anlatım dili benimsenmiş olmakla birlikte yapılan aktarımlar grafik diliyle de desteklenmiştir.
Tüzin Baycan, Pınar Deniz, Fatma Doğruel, Mahmut Tekçe Bu kitap, farklı alanlarda çalışan araştırmacıların kentsel ve bölgesel gelişme ve mekân sorununu el aldıkları ortak bir çabayı yansıtmaktadır. Bu ortak çabanın, her bilim dalının kendi içinde kalma sorununu aşmaya küçük de olsa bir katkı sağlayabilmesi amaçlanmıştır.
Kitabın bölümleri, okumayı ilginç kılacak şekilde birbirini izleyen bir sıralama ile verildi ve okuyucunun odaklanarak okuyabilmesi için makaleler üç ayrı kısım altında gruplandırıldı. Birinci kısımda bölgesel kalkınma dinamiklerine ve bölgesel gelişmişlik farklılıkları ile ilgili konulara odaklanan bölümlere yer verildi. Kentsel sistemlerin değişim ve dönüşüm sorunları ikinci kısımda toplandı. Son kısımda yer alan bölümler ise sektörel gelişme ile çevresel ve mekânsal yansımalarını içeren konuları kapsadı. Kitabın; şehir ve bölge planlama, iktisat, sosyoloji, coğrafya, siyaset bilimi gibi farklı disiplinlerden araştırmacılar için değerli bir kaynak olacağı düşünülmektedir.
Muzaffer Kahveci Global Konum Belirleme Sistemi (GPS) 20’nci yüzyılın, yaşantımızın her alanına girmiş en önemli teknolojik gelişmelerinden biri olarak düşünülebilir. Uydu sistemlerinin bilimsel, navigasyon ve askeri amaçlı kullanımlara getirdiği sınırsız olanaklar ve büyük ekonomik getirisi teknolojik olarak gelişmiş diğer ülkeleri de kendi uydu sistemlerini kurmaya yöneltmiştir. Bu bağlamda Rusya GLONASS, Avrupa Birliği (AB) Galileo, Çin Beidou/Compass, Hindistan GAGAN ve Japonya ise QZSS uydu programını gerçekleştirmiş ve geliştirmeye devam etmektedirler. Böylece, mevcut tüm uydu sistemleri ile diferansiyel sistemlerin (WAAS, EGNOS, SBAS vb.) tamamına Global Uydu Navigasyon Sistemleri (GNSS) adı verilmiştir. Uydularla konum belirleme sistemlerine ilave olarak diferansiyel sistemlerin (SBAS, CORS vb.) de faaliyete geçmesiyle kullanıcıların gerçek zamanlı kinematik uygulamalardan yararlanması olanağı önemli ölçüde artmıştır. Bu gelişmelerden en önemlisi ise artık nokta ve oturum bazlı ölçüm yapılan GNSS noktalarının yerini 7 gün 24 saat sürekli ve aktif şekilde en basit konfigürasyonda koordinat düzeltmeleri yayınlayabilen sabit GNSS ağlarının (CORS) almış olmasıdır. Günümüzde, LBS (Location Based Services), IoT (Internet of Things), Büyük Veri (Big Data), e-Sağlık, e-Ulaşım, Akıllı şehirler, AR (Augmented Reality) gibi gelecek vadeden teknolojilere bakıldığında hepsinin alt yapı teknolojisinin GNSS olduğu görülecektir. Kitapta SBAS uydu sistemleri ile CORS ağlarına yönelik son gelişmeler ayrıntılı bir şekilde anlatılmaktadır.

Konum belirleme uydu sistemlerindeki bu gelişmeleri yakından takip eden bir yazar olarak bütün temennim ve beklentim ülkemizin de bu hızlı gelişmelerin dışında kalmaması için Türkiye’de de en kısa sürede bir Ulusal Uzay Merkezinin kurularak faaliyete geçirilmesi ve en azından bölgesel konum belirleme uyduları konusundaki çalışmalara bir an önce başlanmasıdır.

Ahmet Yusuf Yüksek, Alev Erkilet, Elif Merve Gürer, Faruk Karaarslan, Gökçen Kılınç Ürkmez, Meryem Küçük, Ömür Nihal Karaarslan, Özlemnur Ataol-Akpınar, Rumeysa Çavuş, Yunus Çolak Kent, yalnızca mimarinin ya da planlama yaklaşımlarının ko­nusu olan bir gerçeklik değildir. Kentlere dönük her üretimi ya da mimar/plancı müdahalesini çeşitli toplumsal nedenler çerçevesinde anlamak ve toplumsal etki ve maliyetleri çerçe­vesinde değerlendirmek de gerekir. Bu açıdan bakıldığında, değerlerin analize katılması ayrı bir önem taşımaktadır. Ki­taptaki yazıların ana fikri, kentsel yaşamın kalitesinin yük­seltilmesi, toplumsal adalet, eşitlik ve katılımın artırılması, yoksulluğun azaltılması gibi pek çok konunun aynı zamanda insanca yaşamanın asgari gerekleri olduğu ve kentsel sorun­lara dair analizlerin eylemsel sonuçları bulunması gerektiği kabulüne yaslanmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, kitapta yer alan makaleler hem toplumsal politika yapıcıların hem de kentin sakinleri olarak bizlerin bu konularda ne yapma­mız gerektiğine dair ipuçlarını da içinde barındırmaktadır.
Katkıda Bulunanlar
Alev Erkilet, Ahmet Yusuf Yüksek, Ömür Nihal Karaarslan, Faruk Karaarslan, Gökçen Kılınç Ürkmez, Yunus Çolak, Meryem Kü­çük, Rumeysa Çavuş, Elif Merve Gürer, Özlemnur Ataol-Akpınar
Hikmet Kavruk Osmanlı'da kentsel yerleşimler, her biri sosyal ve idari bir bütün olarak gelişen mahallelerden oluşmaktaydı. Osmanlı mahallesi herkesin birbirini tanıyabileceği ve komşuluk hukukunu yaşayabileceği bir büyüklükte idi. Mahalle yerleşimi ve yönetimi, müteselsil kefalet sistemi ve müşterek sorumluluk esası üzerine kuruluydu. Bir mahalleye yerleşmek için iyi ahlak sahibi olmak yanında, o mahallede yerleşik bir ailenin kefilliği gerekmekteydi. Her bir mahalle kendi hizmetini kendisi görmek durumundaydı. Yönetsel olarak 1829 yılına kadar mahallenin dinî liderleri yetki sahibiyken, 1829 yılından itibaren yetki kurulan muhtarlık birimlerine geçmeye başlamıştır.
Cumhuriyet dönemi boyunca mahalle, kimlik sorunu yaşamaktaydı. Mahalle, yerel düzeyde bir yönetsel birim olsa da, bir yerel yönetim birimi değildir ve dolayısıyla tüzel kişiliği de yoktur. Muhtarlık, yetki ve statü olarak mahalleyi temsil etmekten uzaktır ve mahallenin hizmetinden ziyade, mahallede devletin işlerini görmektedir. Son dönemlerde mahalle yönetiminin zayıf bağlarla da olsa belediye ile ilişkilendirilmeye çalışıldığını görüyoruz. Büyükşehirlerde mahalleler aşırı büyümüştür. Mahalle içinde sosyal dayanışmayı, komşuluğu teşvik edecek mekanizmalar oldukça azalmıştır. Kiracılık ve sık taşınma yaygınlaşmıştır. Sayıları hızla artmakta olan ve sakinlerince yeterince sahiplenilemeyen mahallenin, muhtarlıklarınca da temsili ve yönetimi yetersiz kalmaktadır.
Bu kitapta, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde mahalle yerleşimi ve yönetiminin gelişimi işlenmekte, iki binli yıllarda mahallenin sorunları ve bu sorunlara karşı çözüm önerileri araştırılmaktadır.
Bilgehan Yılmaz Çakmak Zaman içinde biriken ve mekânla birlikte değişen insan hareketleri görünür ve hesaplanabilir veri haline gelebilir mi? Matematiksel bir değeri var mıdır? Ya da grafikle ifade edilebilir mi?
Bir mimari mekânı üretmeden o mekânda oluşacak tahmini yaya hareketlerini görebilir miyiz?
Eğer soyut bir kavramı somutlaştırıp sayısal bilgi haline dönüştürebilirsek, kıyaslayabilir, arttırabilir ya da azaltabiliriz… Bu değişimlerde nelerin etkili olduğunu test edip mekânda düzenlemeler yapabilir, bu sayede değişen insan hareketlerini gözlemleyebiliriz.
Eğer zaman içinde biriken insan hareketlerini görünür çizgisel grafiklere dönüştürebilirsek, tüm alternatifleri bir arada görebilir baskın ya da yoğun olan izi çıkarabiliriz.
Eğer önceden tahmin edebilirsek yoğunlukları görebilir, sıkışmaları önceden fark eder, öneriler getirebiliriz.
İşte bu sorular ve yanıtları, mekânın üretiminin tespit edilebilir anlamları olduğunu, mekânın dizimsel bir bakış açısına sahip olduğunu ve her biçimsel düzenlemenin ve eylemin altında yatan sosyal bir sebep olduğunu göstermiştir.
Biz mimarlara kalan ise bu göstergeleri okumak, mekân-insan ilişkisini karşılıklı bir süreç olarak yorumlamak ve elde ettiğimiz anlamsal verileri somut bilimsel verilere dönüştürerek tekrar kullanılmasını sağlamaktır.
Bu kitabı okurken ve hatta sadece grafiklere bakarken bile mekânlar içinde hareket edecek ve değişimi hissedeceksiniz. İki uç noktada yer alan, soyut ve yorumlanabilir bilgilerin nasıl somut ve hesaplanabilir bilgiler haline dönüştüğünü izleyebileceksiniz. Matematiği kullanarak yorum yapabilmenin keyfine varabilmeniz dileğiyle…
Nur Çamlıca Şendemir Tarihî yapılarını ve kültürel varlıklarını korumasındaki başarıları nedeniyle "Korumanın Başkenti", "Kendini Koruyan Kent", "Açık Hava Müzesi" gibi ünvanlarla anılan Safranbolu, UNESCO "Dünya Miras Listesi"nde yer almaktadır.
Türkiye'de ve dünyada tarihî kentlere bakıldığında, sahip oldukları farklı tarihî ve kültürel zenginlikleri korumak maksadıyla çevre sorunlarına karşı çözüm arayışı içerisinde oldukları görülmektedir.
Benzer sorunlarla karşı karşıya olan dünya miras kenti Safranbolu'nun, tarihî kent kimliğini sürdürebilmesi için yerel yönetimlerin, meslek sahiplerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve toplumun her kesimindeki insanların görüşlerinin alınmasına ve birlikte koordineli olarak çalışılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.
Bu kitap; Safranbolu'nun önemini geniş kitlelere yaymak, "yaşayarak korumanın" önemli örneklerinden biri olan Safranbolu ve diğer tarihî kentlerin daha iyi korunmalarına katkı sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.
Francis D.K. Ching Kırk yıldan uzun süredir, Mimarlık: Biçim, Mekân & Düzen hoş çizimleriyle temel mimari tasarım sözlüğüne klasik bir giriş olarak sunulmaktadır. Güncellenmiş ve gözden geçirilmiş Dördüncü Basım, mekân ve biçimin temel öğelerini ön plana çıkarmış ve bir mimari anlayışı tanıtmak için eleştirel düşünceyi teşvik etmek üzere tasarlanmıştır.
Mimarlık: Biçim, Mekân & Düzen karmaşık tasarım kavramlarını anlaşılır bir şekilde çözümler ve zorlu soyutlamaları yaşama geçirir. Kitap, biçim ve mekânın ışık, manzara, açıklıklar ve çevrelenme ile olan ilişkisini açıklar; mekân örgütlenmesi, dolaşım ilişkileri ve öğeleri ile orantı ve ölçeği keşfeder. Buna ek olarak metnin ayrıntılı çizimleri, kitapta sunulan kavramları sergiler ve kültürler ve çağlar boyunca mimarlığın temel öğeleri arasındaki ilişkileri ortaya çıkarır.
Adnan Kaplan, Arzu Altuntaş, Aslı Korkut, Aysel Yavuz, Cengiz Acar, Doğa Dinemiş Aman, Ebru Bingöl, Ebru Erbaş Gürler, Esra Şentürk, Feran Aşur, Gizem Cengiz Gökçe, Gülbin Çetinkale Demirkan, Gülden Sandal Erzurumlu, Gülşen Aytaç, H. Selma Çelikyay, Habibe Acar, İsmet Akıncı, Mehmet Tunçer, Meltem Erdem Kaya, Murat E. Yazgan, Murat Özyavuz, Nihan Canbakal Ataoğlu, Pınar Bollukcu, Reva Şermet, Sebahat Açıksöz, Sima Pouya, Şevket Alp, Tevfik Hakan Altınçekiç, Tuğba Kiper, Yıldız Aksoy Mimarların ve şehir plancılarının eğitimi için ne kadar peyzaj mimarlığı bilgisi gereklidir? Mimarlık, Şehir ve Bölge Planlama müfredatlarında Peyzaj Mimarlığı ve Peyzaj Tasarım programlarına yönelik derslere ya hiç yer verilmediği ya da çok az yer verildiği görülmektedir. Bu da mimarlar ve şehir plancıların binalar ve onların arazileri, peyzajları ve çevre arasındaki karmaşık ilişkileri anlama konusundaki yeterliliklerini sınırlandırmaktadır. Peyzaj tasarımı ağırlıklı dersler, mimarların ve şehir plancıların eğitimleri için çok önemlidir. Doğal ve kültürel dokuyu araştırmak, tasarım teorileri ve farklı ölçeklerdeki yapısal ve bitkisel tasarım ilkelerini incelemek, bir peyzaj tasarım projesi ortaya koyabilmek için konuyu farklı açılardan ele almak, mevcut doğal, algısal, sosyal ve kültürel verilerin analiz ve sentezini iyi yapmak ve farklı meslek disiplinlerinin de sürece dâhil olmasını sağlayarak disiplinler arası bir çalışma yapmak gerekmektedir. Mimarlık, Şehir ve Bölge Planlama müfredatlarında Peyzaj Mimarlığı ve Peyzaj Tasarım programlarına yönelik derslere eğitim süreci içinde yer verebilmek için altyapının oluşturulması gerekmektedir.
Çok kıymetli hocalarımızın destek ve katkılarıyla hazırlanmış olan Mimarlıkta Peyzaj Tasarımı kitabı; Mimarlık öğrencilerine peyzaj tasarım ilkelerini kullanabilme, peyzaj-mekân organizasyonu ve peyzaj tasarımı-mimari tasarım ilişkisini kurabilme, peyzaj tasarımını etkileyen faktörleri irdeleyebilme ve küçük ölçekli bir peyzaj projesi hazırlayabilme becerisi kazandıracaktır.
Murat Yakar, Fatma Bünyan Ünel, Lütfiye Kuşak Üçgen Şeklindeki Parsellerin Bölümü Bir Köşe Noktasından Bölüm Bir Kenar Üzerinden Verilen Bir Noktadan Doğru ile Bölüm Tabana Bağlı Doğru ile Bölüm Yüksekliğe Paralel Doğrularla Bölüm Dörtgen Şeklindeki Parsellerin Bölümü Verilen Bir Noktadan Geçen Doğru ile Bölüm Tabana Paralel Doğru ile Bölüm Çokgen Şeklindeki Parsellerin Bölümü Verilen Bir Noktadan Geçen Doğru ile Bölüm içermektedir.
Aslı Can Bu kitap; 1877-1956 yılları arasında yaşamış Alman mimar Paul Bonatz'ın Türkiye'de geçirdiği yıllara odaklanır. 1916, 1927 ve 1942 yıllarında muhtelif sebeplerle üç kez Türkiye'yi ziyaret eden olan mimar, 1943-1954 arasında ise ülkede yerleşik olarak yaşar. Bu metin, bir yandan Bonatz'ın Türkiye'deki ideolojik ve morfolojik üretimlerini ortaya koymaya çalışmak, diğer yandan söz konusu üretimlerin ülkenin mimarlık ortamında çarptığı yüzeyleri tespit edebilmek adına adı geçen yıllar ekseninde bir mimarlık tarihi okuması yapmayı dener. Bu iki paralel okuma, Bonatz'ın Türkiye ve Türkiye'deki mimarlık çevreleriyle kurduğu ilişkiyi doğru yorumlayabilmek adına oldukça kritiktir.
Bu çalışmanın ana fikri, Paul Bonatz'ın bir iktidar figürü olması üzerine kurulur. “Millî Mimari” söylemi bağlamında, Türkiye'ye geldiği andan itibaren muhtelif birçok yöntemle iktidarını pekiştiren Bonatz'ın kullandığı tüm mecralar yakından incelenir ve tüm detaylarıyla analiz edilir. Sürekli olarak birbirini üreten bir sarmal içerisinde kıvrılan söylem ve iktidar dahilinde Paul Bonatz'ın pozisyonu anlaşılmaya çalışılır.
Paul Bonatz'ın Türkiye Yılları adlı bu çalışma, Paul Bonatz'ın Türkiye'de geçirdiği yıllar üzerine yapılmış en kapsamlı çalışmalardan biri olma iddiasındadır. Aynı zamanda bir mimarlık tarihi anlatısı ortaya koymak suretiyle Bonatz'ın üretimlerinin altını doldurmaya çalışarak literatüre kendi konusu dâhilinde önemli bir katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.
Hüseyin Kurt - Fetullah Arık Bilindiği gibi Jeoloji Bilimi; Fizik, Kimya, Matematik ve Biyoloji ile birlikte beş temel bilimden biri olup Jeoloji Mühendisliği Jeoloji biliminin temel uygulama alanıdır. Jeoloji Mühendisliği başta ülke çapında mekânsal strateji planlarından başlayarak her ölçekte planlama için yerleşime uygunluk değerlendirmelerinde, yerleşime uygun olan inşa edilecek bina ve bina türü yapıların zeminleri ile karayolu, köprü, geçit, baraj, tünel vb. mühendislik yapılarının yerleşeceği zeminlerin ve geçeceği güzergâhın fiziksel parametrelerini ortaya koymayı hedefleyen saha ve laboratuvar çalışmalarını yapmaktadır. Öte yandan yapıların imalinde kullanılacak doğal yapı malzemeleri ile sanayi ve enerjinin temel hammaddeleri olan metalik maden, endüstriyel hammadde, enerji hammaddeleri, değerli ve yarı değerli taşlar, su, jeotermal, petrol, doğal gaz, kömür, vb. doğal kaynakların aranması, bulunması ve potansiyelinin belirlenmesinin yanısıra bu kaynakların üretimi esnasında ve sonrasında çevre ile etkileşimini araştırmaktadır. Jeoloji biliminin yukarıda özetlenen bu temel prensipleri, günlük hayatımızın pek çok alanında yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak uygulamada bu gerçeklik bazen ihmal edilmekte ve jeoloji bilimi ne yazık ki sebebi yine jeolojik olan deprem, heyelan, sel, obruk, tsunami vb. felâketlerden sonra hatırlanmakta, bir süre yoğun tartışmalara konu olmakta ve yeni bir felâkete kadar da unutulup gitmektedir. Oysa felâketlerle başa çıkmanın en etkin yolu, onların nedenlerini iyi anlamak ve doğal jeolojik olaylar afete dönüşmeden gerekli önlemleri almaktır.
“Planlama, Yapı ve Çevre İçin Jeoloji” adı verilen bu eserde; planlama ve jeoloji ilişkisinin genel bir tanımından sonra, mekânsal planlama, yapı, çevre ve jeoloji ilişkisi, yerkabuğu hareketleri, yerkabuğunun yapıtaşları olan mineraller ve kayaçlarla onların kullanım alanları ve teknolojik özellikleri açıklanmıştır. Ülkemizin üzerinde bulunduğu coğrafyanın deprem kuşağında bulunması nedeniyle depremler, insan – tabiat kesişmesinde önleyemediğimiz doğa olaylarından volkanik faaliyetler ve heyelânlar ile hayatın en temel gereksinimlerinden biri olan sular ve neden oldukları afetler ayrı bölümler halinde verilmiştir. Ayrıca; doğal kaynaklar ve enerji kaynakları ile bunların kullanımı ve çevresel etkileri, hava ve çevre kirliliği, atıklar ve atık yönetimi konuları da aydınlatılmaya çalışılmıştır. Son bölümde ise planlama ve yapı üretim sürecinde jeolojik ve jeoteknik verilerin kullanılması ile ilgili temel prensipler verilmiş ve uygulama örnekleri anlatılmıştır.
K. Mert Çubukçu Bu kitabın yazılış nedeni, planlama disiplininde 1960'lı yıllardan itibaren geliştirilmeye başlanan ve artık klasikleşmiş sayısal yöntemlerin toplandığı bir kaynak yaratmaktır. Kitap yazılırken 100'e yakın yabancı kaynaktan yararlanılmış ve her teknik son derece sade bir dille anlatılmıştır. Uygulamada kullanılabilmesi için anlatılan her teknik için hiç bir basamak atlanmadan çözülmüş sayısal örnekler bulunmakta ve bu örneklerin çözümü için hiçbir özel bilgisayar yazılımı gerekmemektedir. Kitabın sade dili ve hiçbir basamak atlanmadan aktarılan sayısal örnekleri sayesinde bu kitap üniversiteden yıllar önce mezun olmuş ve planlama pratiği içindeki tüm şehir plancıları için aranan ve özlenen bir başvuru kitabı durumundadır. Beşinci basımı yapılan bu kitap; coğrafya, istatistik, ekonomi ve ekonometri dallarına ilgi duyan okuyucular tarafından ilgi ile karşılanmıştır.
K. Mert Çubukçu Bu kitabın yazılış nedeni; başta planlama ve coğrafya olmak üzere mekânsal bilimler olarak tanımlanabilecek alanlarda yaygınlıkla kullanılan klasik istatistik ve mekânsal istatistik yöntemlerinin yalın bir dil ve dört işlem ile sınırlı aritmetik bilgisi ile okuyucuya sunulmasıdır. Kitap yazılırken 80'i aşkın yabancı kaynaktan yararlanılmış ve her teknik son derece sade bir dille anlatılmıştır. Anlatılan tekniklerin uygulamada rahatlıkla kullanılabilmesine yönelik olarak kitap kapsamındaki her yöntem hiçbir basamak atlanmadan çözülmüş sayısal örneklerle desteklenmiştir. Bu örneklerin çözümü için hiçbir özel bilgisayar yazılımı gerekmemektedir.
Kitabın hedef kitlesinin bir bölümünü başta planlama ve coğrafya olmak üzere mekânsal bilimlerde öğrenim gören lisans ve lisansüstü düzeydeki öğrenciler oluşturmaktadır. Kitaptaki örneklerin tamamı “mekân” odaklıdır ve hedef kitlenin ilgi alanına uygun olarak kurgulanmıştır. Ayrıca, mekânsal analizlerin işlendiği sosyal, fen ve beşeri bilimlerde okutulan dersler için de bu kitap, potansiyel kaynak kitap niteliğindedir. Yazımında kullanılan sade dil ve hiçbir basamak atlanmadan aktarılan sayısal örnekler sayesinde bu kitap, üniversiteden yıllar önce mezun olmuş, kamu ve özel sektörde mekânsal ve istatistiksel analizler üreten uygulamacılar için de aranan ve özlenen bir başvuru kitabı olacaktır.
Kitap, klasik istatistik yöntemlerinin mekânsal analizlere yönelik olarak yeniden ele alındığı alan olan “mekânsal istatistik” açısından da Türkiye'de bir ilk olma özelliğini taşımaktadır. Kitapta aktarılan “mekânsal istatistik” yöntemlerinin tamamına yakını coğrafi bilgi sistemlerine yönelik yazılımların standart parçaları haline gelmişse de, bu yöntemlerin anlatıldığı Türkçe bir kitap yayımlanmamıştır. Dolayısıyla bu kitap, bu alanda sıklıkla kullanılan yöntemleri, kullanıcıları için bir “kara kutu” olmaktan çıkartma gayesini de taşımaktadır.
Tansel TÜRKDOĞAN Bu kitap, bir sanat tarihi kitabı değildir. Kitap, sanat tarihi disiplini metodolojisi ile oluşturulmadığı gibi, sanatın tarihinin “resmi” kronolojisinden çok sanatın “öteki” dinamikleri çerçevesinde algılama pratiği olarak okunmalıdır. Modernizm'in eksik bıraktığı veya ısrarla görmezden geldiği gölge alanlara bakmaya çalışan, sanatı yüzyıllar boyu sadece belirli toplumsal dinamiklerle ve ağırlıklı olarak artistik dinamiklerle okuma ve ifade etme pratiğinin yerine, yeni bir okuma pratiği önerisi niteliği de taşımaktadır. Girilmesi yasak olan, ihmal edilen veya görmezden gelinen alanların, politikanın, ekonominin, sosyolojinin metodolojilerini kullanan, roller çalan, sorgulayıcı bir anlamda zorlayıcı hatta yapısökümcü ve bazen yıkıcı bir tavır ile sanatın seyrini anlama ve anlamlandırma çabasıdır bu kitap.
Bu okumalar bizi nereye götürür? Acaba 'Yeni bir Sanat Tarihi' buradan yola çıkılarak oluşturulabilir mi? Elinizdeki bu kitap, bu tartışma alanlarının, sorularının yanıtları üzerine düşünen bir çalışmadır.
Meltem Özkan Altınöz Modernin sanayileşme ile hayata geçen uluslararası hikâyesinin en iyi takip edildiği alanlardan bir tanesi mimarlık ve şehircilik tarihidir. Sanayi toplumlarının ihtiyaçlarına cevap vermek zorunda kalan mimarlık pratiği sanayileşmeyle birlikte kendi estetik tabularını yıkar. Birçok örnekte gelenekselci tavırlar bir yana bırakılarak yeni malzemeler ve formların peşine düşülür. Kitapta sanayileşen dünya, mimarlık alanında deneyimlenen yenilikler, sanayi ve modern mimarlık kültürünün Türkiye’ye transferi ele alınmaktadır. Ağır sanayi yatırımının hayata geçirilmesinde alınan uluslararası yardımlar incelenmekte, özellikle İngiltere-Türkiye yakınlaşması değerlendirilmektedir. Böylelikle okuyucuya sanayileşmenin Türkiye’ye bütüncül modernist bir yaklaşımın sonucu olarak, Karabük kent örnekleminde deneyimlendiği üzere, modern kent argümanları ve mimari kültürüyle birlikte geldiği aktarılmaktadır.
Tomasz E. MALEC The addressees of Simple Introduction to Architecture are both early-years students from architectural faculties and people who have not previously been close to the work of architects but want to learn more about at least some aspects of this interesting profession.
Hüseyin Benli SolidWorks en yaygın olarak kullanılan üç boyutlu katı modelleme yazılımıdır. SolidWorks temel olarak bir bilgisayar destekli tasarım (3D CAD) olmasının yanında üzerinde barındırdığı test ve modül sistemleri sayesinde pek çok sektörde kullanılan bir programdır. AutoCAD kullanıcılarının çoğu, iki boyuttan üç boyuta geçiş için SolidWorks'ü tercih etmiştir. Bunun sebebi AutoCAD dosyaları ile en uyumlu 3D CAD yazılımının SolidWorks olmasıdır. SolidWorks makina, mobilya, plastik/sac kalıpçılığı, otomasyon, mekatronik, endüstriyel ürün tasarımı gibi birçok alanda kullanılmaktadır. SolidWorks ile katı parça tasarımı, yüzey modelleme, montaj, sac metal tasarımı, katı modelden teknik resim görünüşleri çıkarma, katı model montaj parçalara animasyon yaptırma ve kalıp tasarımı gibi işlemler başarı ile yapılmaktadır. Birçok üniversite, meslek yüksekokulu ve teknik lisede eğitimi verilmektedir. Hazırlanan bu kitapta SolidWorks ile tekli üç boyut ve çoklu (montaj) parçaların çizimi detaylı ve ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
Nusret ŞEKERDAĞ Öncelikle, su alma yerinden alınan su, bir şehre isale boru hattı ile götürülür. Bu isale hattı ile su götürülürken, bazı yerlerde basıncı kırmak için maslak bazı yerlerde ise suyu yüksek bir kota yükseltmek için pompa ve şehre giriş yerlerinde de hazne gibi elemanlar inşa edilir. Hazneye gelen su buradan şehir şebekesine verilir. Şehir şebekesinden evlere su verilir ve bu su atık su olarak kanalizasyon sistemine geri döner.
Bu kitapta; su alma sistemlerinin boyutlandırılması ve projelendirilmesi, isale hattının hidrolik hesapları ve bu hattın boy ve en kesitleri çizilerek hattın üzerinde meydana gelen basınçların ve pompaların yer ve gücünün hesaplanması, su haznelerinin suyu nasıl dengeledikleri, kotları ve hazne hacmi miktarının ne olması gerektiği, hazneden sonra şebekeye giren suyun şebekedeki basınçları, şebeke borularının hesaplanması yapılmaktadır.
Ayrıca su, kullanıldıktan sonra şehir kanalizasyon sistemine verilir. Kanalizasyon sistemi nasıl döşenir? Hidrolik hesabı nasıl yapılır? Yağmur suyu kanallarının hesabı nasıl yapılır? Bütün bu hesapları, bu kitapta bütün ayrıntısıyla bulmak mümkündür. Ayrıca kitaba, uygulamalı gerçek bir örnek konulmuştur.
Kitabın, inşaat ve çevre mühendisleri için faydalı olacağını düşünüyoruz.
Ufuk Fatih Küçükali, Hilal Türkdoğdu “İnsan demek, şehir demektir.” / W. Shakespeare

“Sürdürülebilir Kentsel Tasarım Kriterleri - İstanbul için Öneriler” isimli kitapta ilk olarak kentsel tasarım kavramı ve kentsel tasarım kriterleri ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Ardından İstanbul'da belirlenen dört çalışma bölgesi bu kriterlere göre analiz edilmiş ve söz konusu bölgeler için kapsamlı ve ayrıntılı kentsel tasarım öneri ve çözümleri getirilmiştir.
Bu kitabın; başta Mimarlık, Peyzaj Mimarlığı, Şehircilik ve Kentsel Tasarım bölümlerinde eğitim gören lisans ve lisansüstü öğrenciler ve alana ilgi duyanlar için faydalı bir kaynak olması ve ders kitabı olarak okutulması; ayrıca bir dünya markası olan İstanbul kentine ilgi duyanlar ve İstanbul ile ilgili araştırma yapanlar için de başvuru kaynağı olması amaçlanmıştır.
Sibel ECEMİŞ KILIÇ Şehir plancısı, basit bir bakış açısıyla yerin üstündeki kentsel gelişimi planlayan, yönlendiren kişidir. Ancak altyapısız bir kentin var olamayacağı gerçeği, plancının altyapı ile zorunlu ilişkisini kurar. Plancı; hem doğrudan kendisinin ürettiği kararlarla altyapıya ilişkin projelerinin biçimlenişini, maliyetlerini etkiler, hem de altyapıya ilişkin gelişimler planlamanın nesnesi olan kenti etkilediği için kenti kavramaya yönelik analizlerinde altyapının mevcut durumunu ve olası gelişim potansiyelini değerlendirmek zorundadır.
Kentsel altyapı tarihinin, kent tarihi kadar eski olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Çünkü altyapısız bir kentin varlığından söz etmek mümkün değildir. Bununla birlikte kentlerin gelişimden daha hızlı bir biçimde altyapı gelişmiş/çeşitlenmiştir ve bu gelişme eğilimi giderek hızını artırarak devam etmektedir. Bu gelişim eğilimi kentin mekânsal yapısı kadar kentte var olan sosyal-ekonomik yaşantıyı dönüştürmektedir. Bu durum kent plancılarının altyapı-kent ilişkisini daha doğru saptamaya/kavramaya yönelik bilgi birikimini artırmasını zorunlu kılmaktadır.
Diğer yandan kentleşmenin bugün ulaştığı boyutla, sadece yakın çevresinde değil küresel düzlemde çevreye etkileri önemli bir tartışma konusudur. Bu durum, kentsel teknik altyapıya ilişkin konuların sadece mühendislik boyutu ile değil ekolojik boyutu ile de ele alınması gerekliliğini gündeme taşımaktadır. Altyapı daha sürdürülebilir/yaşanabilir kentlerin planlanması ve tasarlanması hedefi içerisinde önemli bir parametre olarak ortaya çıkmaktadır. Bu kitap, özellikle kent plancılarının, altyapı ile kent, kentsel altyapı ile kent planlama ilişkisi üzerine bu paralelde düşünmesini sağlamaya yönelik olarak hazırlanmıştır.
Alpaslan Aliağaoğlu, Abdullah Uğur Şehirler, bünyelerinde barındırdıkları yoğun nüfusla birlikte merkezî konumları ile ürettikleri mal ve hizmetlerin çeşitli olması nedeniyle çevresindeki nüfusu da kendilerine bağlayarak, dünyadaki nüfusun çok büyük bir bölümünü doğrudan ya da dolaylı olarak etkilerler. Bu nedenle şehirler, doğası gereği kompleks ve hızla değişen bir yapıya sahiptirler. Bu yüzden şehirlerin planlanması zor, sorunları da fazla ve çeşitli olmaktadır. 1990’lardan itibaren gittikçe etkisini artıran küreselleşme de şehirlerin bu yapısını daha da karmaşık hâle getirmiştir.
Şehirlerin sorunlarının çözümü ve sağlıklı bir şehir gelişiminin sağlanması ancak şehirlerin çok yönlü olarak analiz edilmesiyle mümkündür. Eldeki bu çalışma, uzun bir geçmişe ve hızlı bir değişime sahip olan şehri ve bunu konu alan şehir coğrafyası konularını güncellemeyi ve şehirlerin çok yönlü olarak analiz edilmesine katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
Fahri APAYDIN Günümüz dünya ekonomi sisteminde şehirlerin üstlendiği misyon daha da gelişmekte ve ülkelerin kalkınmasında şehirlere önemli görevler yüklenmektedir. Buna bağlı olarak ülkelerin önde gelen şehirleri arasında, turizmden ve ulusal ve uluslararası yatırımlardan daha fazla pay alma konusunda yoğun bir rekabet yaşanmaktadır. Bu rekabet daha fazla kaynak elde etme, başka yerlerdeki iş yerlerinin şehirlere taşınması, daha fazla yatırım çekme, daha fazla ziyaretçi çekme ve hatta daha fazla yerleşimci çekme alanlarında yoğun olarak görülmektedir. Bu yoğun rekabet ve insanların, paranın ve ürünlerin ülkeler ve şehirler arasında serbestçe dolaşabilmesi, şehirleri daha cazip yerleşim birimleri haline getirerek yukarıda sayılan unsurların gerçekleştirilmesinin yanında, yerli halkın şehirden ayrılmaması için tatmin ve mutlu edilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda şehir yöneticilerinin, şehre değer katmada önemli rolü olan pazarlama ilke ve yöntemlerinden daha fazla yararlandıkları görülmektedir.
Bu kitap, pazarlama biliminin geliştirdiği ilkelerin ve yöntemlerin şehir pazarlamasında ve şehirlerin markalaştırılmasında nasıl uygulanabileceğini incelemektedir. Bu amaçlinsanların bir şehre yatırım, şehri ziyaret etme ya da yerleşme kararı alırken geçirdikleri karar verme süreçleri incelenmektedir. Kitapta ayrıca şehirlerin pazarlanmasında uygulanabilecek stratejik pazarlama planlamasına değinilmektedir. Buna ilave olarak şehrin stratejik imaj yönetiminin nasıl etkin bir şekilde yapılabileceği de analiz edilmektedir. Kitapta ayrıca, şehirlerin insanlarla kurdukları iletişim biçimleri, iletişimde kullandıkları araçlar ve bunların planlanması anlatılmaktadır. Dünya ekonomilerinde yaşanan değişiklikler şehirler için yeni fırsatlar doğururken bir taraftan da tehditler yaratmaktadır. Şehirlerin yönetiminde etkili olan kişilerin rekabetçi bir ortamda ortaya çıkan yeni fırsatları ve tehditleri nasıl yönetebilecekleri de kitapta analiz edilmektedir. Bir hizmet endüstrisi olan turizmin şehirlerin pazarlanmasında önemli bir yeri bulunmaktadır. Bu nedenle kitapta aynı zamanda turizmle ilgili gelişmekte olan bazı trendlere ve gelişmelere de değinilmektedir. Şehirlerin markalaşmasına ve pazarlanmasına şehirlerde düzenlenen kültürel faaliyetlerin nasıl katkıda bulunduğu ve bazı şehirlilik kavramları ve onların şehir pazarlamasındaki rolleri de kitapta incelenen konular arasındadır.
Ahmet Yazar, Anzavur Demirpolat, Elif Karakurt Tosun, Erdi Aksakal, Esra Işık, Gül Aktaş, Harun Biçakcı, Kadir Şahin, Kerem Özbey, Levent Taş, M. Yavuz Alptekin, Mustafa Poyraz, Nilüfer Öztürk Aykaç, Selin Bitirim Okmeydan, Yaşar Erjem Bu çalışma “şehir sosyolojisi” üzerine metodolojik olarak Türkiye'de yapılmış en kapsamlı çalışmalardan birisidir. Kitapta, on dört bölümde işlenmiş on altı başlık bulunmaktadır. Zira bölümlerden ikisi iki ayrı başlıktan oluşmaktadır. Bununla birlikte kitap Efradını cami, ağyarını mani bir tarzda titizlikle yazılmış olup kitabın hacmini ve sayfa sayısını artıracak gereksiz konu ve tartışmalara girilmeksizin, bir Şehir Sosyolojisi kitabında bulunması gereken konu ve hususlar her bir bölümün yazarı tarafından ustalıkla işlenmiş bir uzmanlık eseridir. Editörün yazdığı iki bölüm hariç, her bir bölüm, Türkiye'deki on beş farklı üniversiteden konunun uzmanı farklı bir akademisyen tarafından kaleme alınmıştır. Kitap, üniversitelerin Sosyoloji, Kamu Yönetimi ve Mimarlık gibi bölümlerinde ilgili derslerin eğitim materyalini sağlayabilecek metodolojiye sahip olduğu gibi Kent, Kentleşme ve Kent hayatının farklı boyutlarını araştıran çeşitli düzeylerden akademisyen ve araştırmacıların konu özelindeki bilimsel bilgi ihtiyacını karşılayabilecek derinlikte ve son olarak bu konuları bilimsel kitaplardan okuyarak nitelikli bir malumat edinmek isteyecek meraklı okuyucuların ihtiyacını da karşılayabilecek sadelikte komple bir kitaptır. Kitabın içerisinde yer alan ve on dört bölümde işlenen on altı ana başlığa göz atıldığında bu husus daha iyi anlaşılabilecektir.

• KENTİN DOĞUŞU VE GELİŞİMİ
• KENT SOSYOLOJİSİNDE TEMEL KAVRAMLAR
• SELÇUKLU'DAN CUMHURİYET'E ANADOLU TÜRK KENTLEŞME DENEYİMİ VE KENTSEL MEDENİYETİMİZİN TEMEL KARAKTERİSTİKLERİ
• SELÇUKLU VE OSMANLIDA ZANAATKÂRLARIN KENTLEŞMEYE VE KENT KÜLTÜRÜNE KATKILARI
• KENT KURAMLARI
• KENTLEŞME VE MODERNİTE
• KENT HAYATI VE KENT KÜLTÜRÜ
• BİR KENTLEŞME DİNAMİĞİ OLARAK GÖÇ
• KENT, KAPİTALİZM VE İKTİSADİ HAYAT
• KENTSEL YOKSULLUK
• KENT(LEŞME) VE SİYASET
• KÜRESEL KENTLER
• MODERN KENT, SANAYİLEŞME VE GECEKONDU
• SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ÇEVRE VE KENT(LEŞME): SÜRDÜRÜLEBİLİR KENTLEŞME
• KENTSEL DÖNÜŞÜM VE SOSYAL ADALET
• YENİ KENTLEŞME TRENDLERİ VE GELECEĞİN KENTLERİ
Ayda Yörükan, Turhan Yörükan Değişik kültürlere veya tali-kültürlere mensup her türlü insanın bir arada ve sıkışık bir şekilde yaşadığı şehirlerde ortaya çıkan sosyo-kültürel yozlaşma, suç, intihar, ruhsal bozulma, aile çözülmesi, beden sağlığının yanında çevre kirliliği, trafik yoğunluğu, gecekondulaşma, işsizlik gibi problemler şehir sosyolojisini en kapsamlı sosyoloji dalı haline getirmektedir. Bu durum da problemlerin çözümünde şehir sosyologlarına önemli görevler yüklemektedir. Bu derleme çalışma da sosyoloji ve şehircilik eğitimi veren yükseköğrenim kurumlarının yanında, şehir sosyolojisine ve şehre ilgi duyan, onu yakından tanımak isteyen herkesin istifadesine sunulmuş bulunmaktadır. Kitabın, bugünün acil ihtiyacına en kapsamlı cevabı vereceğine ve şehrin dinamiklerinin kavranılmasına önemli katkılarda bulunacağına inanmaktayız.
Ahmet Uçar, Asmin Kavas, Azize Serap Tunçer, B. Hamza Eryiğit, Bilge Kağan Şakacı, Ece Ceylan Baba, Ekrem Türker Fidan, Elif Bayramoğlu, Elif Karakurt Tosun, Fatih Gökyurt, Gökçenur Sayın, Güzin Konuk, Harun Şahin, İsmail Başaran, Kamil Taşcı, Köksal Alver, Mehmet Emin Özsan, Mehmet Tahsin Şahin, Melda Açmaz Özden, Metin Erol, Mustafa Bakır, Mustafa Gül, Müge Akkar Ercan, Öner Demirel, Rasim Akpınar, Savaş Zafer Şahin, Saygın Can Oğuz, Sühal Şemşit, Volkan İdris Sarı Şehir; içinde barındırdığı insan sayısı, sosyoekonomik işlevleri ve idari kapasitesi ile sürekli yenilenen canlı bir organizmadır. Kalkınmanın zemini olarak görülen şehirler merkezî idareler tarafından uygun bir planlama ölçeği olarak düşünülmektedir. Bununla birlikte salgın hastalıklar, afet, göç, kriminal suçlar, kente karşı işlenen suçlar, iklim değişiklikleri, kentsel yoksulluk gibi çok katmanlı ve teknik birtakım sorunlarla da yüz yüze kalan şehirleri yönetmek ziyadesiyle zorlaşmaktadır. Bugün ülkemizde kentleşme oranının yüzde 92 seviyesinde olduğunu göz önüne aldığımızda şehir ve şehir yönetimi konusunun önemli bir politika alanı olduğunu söyleyebiliriz.
Şehir ve şehir yönetimi konusunun önemini hatırda tutarak hazırlanan bu eserde, aynı şehir mefhumunun en mümeyyiz vasfı olan heterojenlik vurgusunda olduğu gibi eserin yazarlarında da benzemezlik ön plana çıkmaktadır. Yazarları arasında şehir ve şehir yönetimi konusunu dert edinmiş bürokratlar da bulunmakta; iktisat, şehir ve bölge planlaması, siyaset bilimi, kamu yönetimi, mimarlık gibi disiplinlerden gelen akademisyenler de eserde yer almaktadır.
İnsan noksandır, elbette insan ürünü olan bu eser de nakıstır. Fakat biliyoruz ki ilim bu noksanlıklar tamamlanarak eleştirel düşünceyle olgunluğa erişiyor. Eserin şehir ve şehir yönetimi konusunda fikir yoranların, akademisyenlerin, öğrencilerimizin, politika yapıcıların bu konularda ortaya koyacaklarına mütevazı bir katkı sunmasını ümit ediyoruz.
Turhan Yörükan Bu kaynak kitap, şehir dokularının yenilenmesi ve yeniden geliştirilmesi faaliyetlerinin çeşitli yönlerine ve bu faaliyetlerin gerçekleştirilmesi sırasında insan bilimlerine mensup bilim adamları ile teknik konularda yetişmiş uzmanların, ortaya çıkacak olumsuzlukların en aza indirilmesinde önemli birtakım katkıları olabileceği konusuna ışık tutmak amacıyla hazırlanmıştır. Kitap, şehir yenilenmesinin veya şehirlerin yeniden geliştirilmesinin insanî ve sosyal yönleri, sosyal bilim adamları açısından üzerinde durulması gereken konular, dizayn açısından üzerinde durulması gereken konular ve yöneticiye yapılabilecek yardımlar başlıklarından oluşan dört bölüm altında on sekiz makaleden oluşmaktadır. Kitapta yer alan metinler, bu alanın şekillenmesinde ve bir bilim dalı olarak kurulmasında önemli katkıları bulunmuş olan araştırmacı ve akademisyenlerin yazılarıdır.
Gazi Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Gazi Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümünün 20. yılı anısına çıkarılan bu kitap; öğretim üyeleri ve yardımcılarının hazırlamış oldukları çalışmalardan oluşan bir derleme niteliğindedir. Kitapta yer alan çalışmalar yedi bölüm altında toplanmıştır. Bu bölümler; bölgesel gelişme, planlama, tasarım, mevzuat, ekoloji/çevre, kentsel koruma, yenileme, dönüşüm ve kentsel altyapı olarak sıralanmaktadır. Kitabın içeriği; yukarıda sayılan konu başlıkları altında şehir planlama disiplininde yirmi beş farklı çalışmadan oluşmaktadır. Kitabın, öncelikle Şehir Planlama alanında çalışma yapan araştırmacılara, kent yöneticilerine, sivil toplum kuruluşlarına ve özellikle Şehir Planlama öğrencilerine bir kaynak işlevi göreceği düşünülerek “Şehircilik Çalışmaları” başlığı altında toplanmıştır.

Cevat İnal, Ali Erdi, Ferruh Yıldız Ülkemizde değişik amaçlar için farklı ölçeklerde haritalar üretilmektedir. Bu haritalar yeryüzüne dayalı her türlü projelendirme ve uygulamalarda değişik meslek elemanları tarafından kullanılmaktadır. Harita sektörünün haricindeki teknik elemanların, kullandıkları bu haritaların üretilmesi ile ilgili teknik esasları ve uygulama projelerini kendilerinin yapabilmeleri için, konu ile basit ölçme tekniklerini bilmeleri ve uygulayabilmeleri gerekir. Bu eser, özellikle harita sektörünün dışındaki inşaat, mimarlık, şehir ve bölge planlama, jeoloji, maden, çevre, ziraat gibi sektörlerde çalışan teknik elemanların topografya ile ilgili problemlerinde bir başvuru kaynağı olabilecek nitelikte hazırlanmıştır. Bunun yanında, harita-kadastro sektörünün topografik ölçmelerle ilgili temel konularına da eserde yer verilmiştir.
Nihat Enver Ülger Ülkemizde kentleşme sorunsalı içerisinde arsa düzenlemelerinde hukuksal ve teknik olarak yeni düzenlemelere ve imar uygulama araçlarına gereksinmeler vardır. Yoğun yapılaşmalar, arsa düzenlemelerindeki uygulamaya ilişkin sorunlar, imar düzenlemelerinde kentin planlı ya da plansız yoğun yapılaşmış alanlardaki donatı standartlarının yükseltilmesi, ülkemizin bir gerçeği olan deprem riskine karşın önlem amacıyla yapılacak yenileme ve tamamen yıkım alanlarındaki yapı üretimi gereksinmesi; kentlerin dönüştürülmesi sürecini gündeme getirmektedir.
Sorun, bunun nasıl yapılacağına ilişkin imar uygulama araçlarının yasa anlamda belirlenmesi, parasal kaynakların sağlanması, yapılabilir, edilebilir imar planının hazırlanması, hazırlanan imar planının uygulanabilirliği; oluşacak yeni mülkiyetlerin dağıtımı ve bunların tapuya tescil işleminin gerçekleştirilmesidir. Bu bir süreçtir ve adı Kentsel Dönüşümdür.
İşte bu kitabın hazırlanma nedeni; arsa düzenlemeleri ve kentsel dönüşüm uygulamaları için yasal dayanaklar ve uygulama örnekleri incelenerek ülkemize özgü, kabul edilebilir, yeni bir uygulama modeli önermek ve buna ilişkin ölçütler sunmaktır.

İÇİNDEKİLER
Giriş
1. Bölüm Kentsel Alan Kullanım Planlaması
Kentsel Alan Kullanım Planlaması Hazırlık Çalışmaları
Genel Anlamda Taşınmaz Mal Değerlemesi Ve Hukuksal Dayanak
İmar Planlama Sistemi
Taşınmaz Malları Edinme Yöntemleri
Türk İmar Tüzesini Ve İmar Uygulamalarını İyileştirici Önlemler Ve Öneriler
Dünyada Arsa Ve Arazi Uygulamaları
2. Bölüm Türkiye’de Kentsel Alan Düzenlemesi İmar Uygulamaları
Türkiye’de Arsa Ve Arazi Düzenlemesi
İmar Uygulamasının Değer Esaslı Yönteme Göre Yapılması
3. Bölüm Kentsel Dönüşüm; İmar Düzenlemelerinde Özel Uygulama
Kentsel Dönüşüm
4. Bölüm Bir Kentsel Dönüşüm Projesinin Hazırlık Çalışmaları
Bayrampaşa Uygulama Projesi Hakkında Genel Bilgi
Proje Hazırlık Çalışmaları
5. Bölüm Proje Uygulama Süreci
Taşınmaz Malların Mevcut Durumlarının Tespiti Ve Katılım Değerini Belirleme Süreci
Olası Dağıtım Senaryoları
Proje Alanına İlişkin Kentsel Tasarım Ve Dönüşüm Projelerinin Hazırlanma Süreci
Dağıtım Değerinin Belirlenmesi
6. Bölüm Değer Esaslı Yönteme Göre Yapılacak İmar – Kentsel Dönüşüm Uygulamalarında Katılım Ve Dağıtım Değerinin Belirlenmesine İlişkin Yeni Bir Model
Model Üzerine
Kentsel Dönüşüm Uygulaması Yapılacak Alanların Katılım Değerinin Belirlenmesi
İmar Planları Olan Alanlarda, Dağıtım Değerinin (Proje Değerlemesi) Belirlenmesi
18. Maddeye Göre Yapılacak İmar Uygulamalarında Katılım Değerinin Belirlenmesi İçin Geliştirilen Model
Kat Mülkiyeti Kanunu’na Göre Arsa Paylarının Değer Esaslı Yönteme Göre Belirlenmesi


M. Rifat Sağlam Bu kitabın ana teması ve bu konudaki diğer yayınlara göre özgün olan kısmı, 5. Bölüm'de verilen İstanbul'daki gökdelenlere ait bilgilerdir. Araştırma Projesi sonucunda ele alınan yüksek yapılara ait, her yapıda aynı derecede olmasa da, yeterince bilgi ve belge bir araya getirildi. Elimizdeki bütün bilgileri yayınlamamız yer ve hacim açısından imkansız olduğundan, her bina için, belirli bir düzen içerisinde özet bilgiler verilmiştir. Yükseklik sırasına göre 27 gökdelene ait bilgileri bulacaksınız. Proje 2008 yılında bittiği için, bu tarihten sonra İstanbul'da yapılan yüksek yapılar bu kitapta bulunmamaktadır.
Konu yüksek yapılar olunca, hem yüksek yapıları diğerlerinden ayıran özellikleri hem de okuyucuya bu alandaki temel bilgileri bu eserde vermek istedik.
Tuba Sarı Bu eser; kentin dokusuna, altyapısına veya uzak yakın çevresine, silüetine etki eden yüksek yapı estetiği ve imge arayışlarına değinirken bütünsel bir bakış hedefler. Konut mimarisindeki yüksek yapı eğilimi; küreselleşme, ekonomide dışa açılım, kentleşme, konut ve yerleşim politikaları çerçevesinde irdelenir. İstanbul konut mimarisindeki düşey yoğun yapılaşmaya olan eğilimin sadece mimari parametrelerle değil; aynı zamanda ülkenin küresel ağ ilişkileri içinde takındığı tavır ve ekonomik kalkınma planlarıyla da oldukça ilişkilidir. İstanbul'da önceleri Şişli-Maslak aksında yoğunlaşan ve çoğunluğunu iş merkezleri ve otellerin oluşturduğu yüksek yapılar son yıllarda konut tipolojilerinde de baskın hâle gelerek başka kentsel odaklar yaratır. Özellikle, İstanbul çağdaş konut mimarlığında son dönemde egemen olan yüksek yapı gerçeğine değinilmesi bu açıdan önemli görülmekte ve yapılan uygulamaların hem yerleşim kararları hem de mimari tasarım kriterleriyle nasıl bir kentsel öge ya da model oluşturduğuna değinilmesi hedeflenir. 2000 sonrası dönem konut mimarlığı açısından biçim ve imge arayışları bağlamında tek bir mimari stilin aksine farklılaşma ve imge arayışlarının arttığı çoğulculuk dönemine işaret eder. İstanbul metropoliten alanındaki düşey yoğun yapılaşmanın en simgesel örnekleri bu dönemde görülmekle birlikte; yükseklik ve ölçek iddiası, farklı biçim ve imge arayışları ile küresel ikonik olarak nitelendiren yeni bir mimari anlayışın geliştiği görülür.