Organizasyon \ 1-4
Mehmet Akif Özer Çalışma hazırlık aşamalarıyla birlikte yaklaşık 3 yıllık bir çalışma sonucu hazırlanmıştır.
Çalışma hazırlanırken temel hareket noktası, özelikle lisans ve yüksek lisans derslerinde ve tez çalışmalarında böyle bir çalışmaya ihtiyaç duyulması olmuştur. Çalışma Gazi Ün. İİBF’de Kamu Yönetimi, Uluslararası İlişkiler, ÇEKO ve İşletme bölümlerinde okutulan İnsan Kaynakları Yönetimi, Yönetim Bilimi (I-II), Mahalli İdareler, Kamu Yönetiminde Yeni Yaklaşımlar ve Örgüt Yönetim Teorileri derslerinde ders kitabı ve yardımcı ders kitabı olarak okutulabilecek niteliktedir. Çünkü Çalışma kapsamındaki modern yönetim konuları, söz konusu derslerde belli dönemlerde mutlaka incelenmesi gerekmektedir. Ayrıca seminer ödevleri, yüksek lisans derslerinde verilen ödevler ve tez çalışmaları hazırlanırken, söz konusu modern yönetim konularını ele alan, derli toplu ve teorik çalışmalara büyük ihtiyaç duyulmaktadır.
Çalışmada ele alınan konular, alanında öne çıkmış yerli ve yabancı literatüre çok sayıda atıf yapılarak tamamen teorik olarak hazırlanmış ve herhangi bir alan araştırmasına yer verilmemiştir.
Çalışma bölümleri doğrudan çalışma sahibi tarafından yazılmıştır. Çalışmada herhangi bir şekilde başka birinin çalışmasına yer verilmemiştir.
Çalışma ortalama 25 ile 45 sayfadan oluşan toplam 15 bölümden oluşmaktadır. Bölümler:
1. Algılama Yönetimi
2. Bilgi Yönetimi
3. Çatışma Yönetimi
4. Değişim Yönetimi
5. İmaj Yönetimi
6. Kalite Yönetimi
7. Kariyer Yönetimi
8. Kriz Yönetimi
9. Performans Yönetimi
10. Risk Yönetimi
11. Strateji Yönetimi
12. Stres Yönetimi
13. Süreç Yönetimi
14. Vizyon Yönetimi
15. Zaman Yönetimi
Çalışmanın ele aldığı konular özellikle son yıllarda gerek gelişmiş ülkelerde gerekse ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerde sıklıkla tartışılan popüler modern yönetim konulardan oluşmaktadır.
Bu durum çalışmanın ülkemizdeki üniversitelerde, meslek yüksek okullarında ders kitabı ve yardımcı kaynak olarak okutulabileceğini göstermektedir. Çünkü mevcut literatürde bu tür konuları böylesine ayrıntılı ele alan ve öğrencinin anlayabileceği şekilde ortaya koyan derli toplu ve kapsayıcı başka bir kaynak bulunmamaktadır.
Çalışmanın yaygın bir okuyucu kitlesine hitap edeceği öngörülmektedir. Bunlar arasında en önemli kısmı gerek merkezde gerekse taşrada lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri, konularla ilgili araştırmacılar ve akademisyenler, tez, alan araştırması hazırlamak isteyenler ve kamu/özel sektör yöneticilerinden bu konulara ilgi duyanlardır. Ülkemizde gerek özel sektörde gerekse kamu sektöründe klasik yönetim anlayışından modern ve daha etkili yeni yönetim anlayışına geçiş sürecinde bu tür eserlere büyük ihtiyaç duyulmaktadır.

Fahri Erenel, Ebru Caymaz Afetlerle mücadelede, özellikle de ülkemizde afet denilince akla ilk gelen deprem sonrası arama ve kurtarma çalışmalarında ilk 72 saat “Altın Saatler” olarak adlandırılır. Araştırmalar, ilk 30 dakikada hayatta kalma oranı %93 iken, bu oranın 3. günde %33’e, 5. günde ise %7’ye kadar indiğini göstermektedir. İlk 72 saati çok iyi değerlendirebilmek için afet yönetiminin ilk iki aşaması olan “Risk ve Zarar Azaltma” ile “Hazırlık” aşamasını çok iyi değerlendirmek ve planlamak gerekmektedir.
Kitap, özellikle ilk iki aşamaya yönelik çalışmalara katkı sağlamak maksadıyla afet ve acil durum yönetimi konusunda akademik ve uygulama boyutunda tecrübe sahibi iki yazar tarafından kaleme alınmıştır. İçeriğinde güncel yaklaşımlara yer verilmek suretiyle kitabın; bu alanlarda yöneticilik ve eğiticilik yapanlara, uzmanlara, eğitim alanlara, planlama birimlerinde çalışanlara, kamu ve özel sektör ayrımı gözetilmeksizin farkındalık sağlaması hedeflenmiştir.
Beyza Gültekin, Cuma Ercan, Ertuğrul Mıhçıoğlu, Hatice Doğukanlı, İbrahim Halil Ekşi, Levent Şahin, Osman Sesliokuyucu, Yavuz Akçi, Zekayi Kaya Ülkeler, diğer ülkelerle gerek siyasi gerek ticari ve gerekse ekonomik ilişkiler içinde bulunmaktadır. Bu bağlamda dış ticaret, mal ve hizmet ticaretini kapsamaktadır. Daha ucuz, daha hızlı ve daha kaliteli üretimin gerçekleşmesi rekabeti artırmış; yeni üreticilerin, yeni iş alanlarının yaratılmasına imkân vermiş ve bu durum ekonominin küreselleşmesine zemin hazırlamıştır. Küreselleşen ekonomi sayesinde piyasalara, müşterilere ve tedarikçilere ulaşmak daha da kolaylaşmıştır. Tüm bu gelişmeler, dış ticaretin öneminin de artmasına neden olmuştur.
Dış ticaret esnasında bir ürünün nasıl pazarlanabileceğinden başlayıp bu ticaretin muhasebeleştirilmesine kadar yaşanan süreci inceleyen bu çalışma, öğrencilerin ve eğitimcilerin yararlanabileceği teorik bir ders kitabı özelliği taşımasının yanı sıra dış ticareti “meslek” edinmeyi planlayan ya da bu konuda faaliyet gösteren firmaların daha etkin yöntemleri keşfedebilmeleri açısından da faydanabilecekleri pratik bir kaynaktır.
Cihat Kartal, Demet Özcan, Derya Yayman, Dilek Eren, Esma Ebru Şentürk, Gönen İlkar Dündar, Mehmet Ali Akkaya, Mehmet Bağış, Mesut Öztırak, Münevver Bayar, Necmiye Tülin İrge, Okan Güray Bülbül, Özge Demirkale, Serdar Çakan, Sibel Aybar, Simge Selvitopu, Tülay Yel, Umut H. İnan, Vasfi Kahya Bugün bizler, insanlığın dönüşümünü içeren yeni bir teknolojik devrime tanıklık ediyoruz. Sanayileşmenin gelişim yolculuğunda dördüncü kırılımı yaşadığımız bu süreci; “Dijital Devrim” olarak tanımlıyoruz. Baş döndürücü bir hızla dijitalleştiğimiz bu dönemde işletmeler için hayatta kalma reçetesi olarak teknolojik rekabete uyum sağlamak gösterilmektedir. Özellikle geleneksel yapıda inşa edilen aile işletmelerinin bu adaptasyonu edinmeleri çok kritik bir önem taşıyor. Nitekim bir ülke ekonomisinin %80'inden fazlası aile işletmelerinden oluşmaktadır. Dijitalleşmenin kazandırdığı hız ve esneklik, aile işletmelerinin yenidünya düzeninde sürdürülebilir rekabet üstünlüğü elde etmelerine yardımcı olmaktadır.
Bu kitapta farklı üniversitelerden akademisyenlerin kendi uzmanlık alanlarına bağlı olarak aile işletmelerinin dijital dönüşümü irdelenmektedir. Bu dönüşüme tümüyle adapte olmak üzere işletmelerin insan kaynaklarından finansal yönetime tüm temel fonksiyonlarının dijitalleşme yolunda nasıl şekil değiştirdikleri ele alınmaktadır. Bu yönüyle kitap, aile işletmelerine yol gösterici bir nitelik taşıyor. Diğer taraftan aile işletmeleri yazınına katkı sağlanması, kitabı akademik olarak zenginleştirmektedir. Bu kitap, aile işletmeleri için dijitalleşmenin anlamı üzerine ve uygulamaya konmak üzere farklı düzey ve konularda pek çok stratejiyi tartışan, zengin bir içerik sunmaktadır. Önemli olan husus, bu işletmelerin dijitalleşme doğrultusunda yeni stratejiler geliştirerek dijital devrime uyum sağlamasıdır.
Ali Murat Alparslan, Arzu Yiğit, Aslı Metin, Ayşe İspirli, Dilek Kocabaş, Dilruba Uğurluoğlu, Durmuş Gökkaya, Elif Kaya, Erdal Eke, Hatice Güneş, Kevser Sezer Korucu, M. Hamdi Mücevher, Mehmet Özmen, Merve Kişi, Muazez Demir, Necla Yılmaz, Nezihe Tüfekci, Osman Şenol, Pınar Öke Karakaya, Ramazan Erdem, Ramazan Kaya, Rukiye Yorulmaz, Selin Eroymak, Selma Doğanalp Çoban, Seyhan Özdemir, Sümeyye Özmen Akademi denildiğinde diğer toplumsal kurumlara kıyasla elitist, saygın ve ayrıcalıklı bir örüntü, bu örüntünün içerisinde de somut bir yapı olarak üniversiteler akla gelmektedir. Üniversiteler, ortaya çıkışlarından bu yana bu “müstesna” vasfını korumakla birlikte son birkaç yüzyıldır etkili bir şekilde toplumsal gelişim ve değişimin merkezinde yer almışlardır. Günümüzde üniversitelere bu denli önem atfedilmesinin arkasında, bu kurumların insanın ilgili olduğu ve erişebileceği tüm alanlara dair bilgi üretme ve bu bilgiyi insanlar için kullanışlı hâle getirme potansiyeli bulunmaktadır. Bugünün üniversitelerinden; bilimsel araştırmalar yapması, öğrencilere eğitim ve öğretim aracılığıyla mesleki ve entelektüel beceriler kazandırması ve kendi sorumluluk alanıyla ilgili toplum yararına olacak faaliyetlerde bulunması beklenmektedir. Akademi için çizdiğimiz bu çerçeve, daha çok idealize edilmiş bir manzarayı yansıtmaktadır. Ancak bir de madalyonun diğer yüzü bulunmaktadır. Bu tarafta da yüzleşmemiz gereken gerçekler vardır.
Bu kitapta, yine ana caddelerden çıkarak Türkiye’de akademinin arka sokaklarında neler olup bittiğini anlamaya çalıştık.
Serkan Deniz, Selva Staub, Mesut Çimen Altı sigma yaklaşımının 1980’li yıllara dayanan yakın bir geçmişi olmasına rağmen bugün farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük şirketlerce yaygın olarak kullanıldığı görülmektedir. Yaklaşımın sağlık sektörüne girişi yavaş ve geç olmuştur; ancak dünya örnekleri incelendiğinde sağlık kuruluşlarının yaklaşım ile önemli kazanımlar elde ettiği görülmektedir. Sağlık harcamalarında ve maliyetlerde yaşanan artış, sağlık sektörü için önemli bir sorun haline gelmiştir. Bu durum, sunulan hizmetlerin verimli hâle getirilmesi, kaynakların doğru kullanılması, değişkenliğin ve israfın önlenmesi gibi çalışmaları önemli hâle getirmiştir. Bu noktada sektörün başvurabileceği önemli araçlardan biri de altı sigma yaklaşımıdır.
Bu kitap, sağlık hizmetlerinde altı sigma örneklerine yer veren ülkemizdeki ilk kaynaklardan biri olma niteliğindedir. Kitapta; altı sigma yaklaşımı ile ilgili genel bilgilere, yararlarına, uygulanmasındaki kritik başarı faktörlerine, uygulanma aşamalarına, kullandığı araç ve tekniklere ve yaklaşım ile sağlık sektöründe sağlanan başarı örneklerine yer verilmiştir. Kitap; öğrencilere, araştırmacılara, akademisyenlere, uygulayıcılara, yöneticilere, girişimcilere, sağlık ve kalite konusuna ilgi duyanlara yararlı olacaktır.
Rauf Arıkan Araştırma soru sormakla başlar. Bilgiye erişmek ve bilginin doğru kullanımı araştırmacının temel uğraşlarından biridir. Araştırma yapma ve sonuçlarını doğru yorumlamanın önemi günümüzde daha da artmıştır. Sekiz milyona yakın öğrencisi bulunan üniversitelerimizin başlıca görevi, araştırma yapmak ve bilimsel yöntemi yaygınlaştırmaktır. Deney, gözlem, anket ve kütüphane çalışması, bilimsel araştırma yöntemlerinin en yaygın olanlarıdır. Üniversitelerin yanında bankalar, siyasi partiler, firmalar, elçilikler, yerli ve yabancı kuruluşlarla pazarlama uzmanları her alanda araştırma faaliyetinde bulunmaktadır.
Fen ve teknoloji alanında yapılan araştırmalar kadar, insanlar, toplumlar ve örgütlerle ilgili araştırmalar da yaygınlaşmaktadır. Günümüzün öne çıkan konularından araştırma geliştirme faaliyetleri ve inovasyon olgusunun temelinde de araştırmacılık kapasitesi yer almaktadır. Sayıları 200'ü aşan Üniversitelerimizde her yıl 75 bin kadar master ve doktora tezi tamamlanmaktadır.
Bilgi çağında yaşıyoruz. Bilginin üretimi, yayılması ve kullanımı hız ve yaygınlık kazandığı için çağımıza bilgi çağı diyoruz. Diğer yandan, bilgi çağının bir sonucu da bilgi kirliliğinin ortaya çıkmış olmasıdır. Bilgi bombardımanı altında doğru ile yanlış bilgiyi, iyi niyetli ile sömürme niyetli bilgiyi birbirinden ayırt etmek zorlaşmıştır. Bu zorlukların çaresi bilimsel araştırmacılık eğitimini yaygınlaştırmaktır.
Elinizdeki bu kitap, öğrenen ve inceleme yapan tüm öğrencilere, gerçek ve güvenilir bilgi peşinde olan araştırmacılara, özellikle de akademik tez hazırlayan adaylara yöneliktir. Araştırma yöntemlerini tanıtan, veri kaynaklarını, veri toplamayı, anket yapmayı, örnekleme tekniklerini açıklayan; veri analizinin tablolar, grafikler ve istatistiksel araçlarla nasıl yapıldığını uygulamalı olarak gösteren; bir araştırma raporunun nasıl yazılması gerektiğini ve buna ilişkin bilimsel ve etik kuralların neler olduğunu anlatan bir eserdir.
Adem Öğüt 21. yüzyılda enformasyon ve yönetim teknolojilerinin insan kaynakları, organizasyon yapıları, yönetim sistemlerine yönelik dönüştürücü etkileri akademik ve pratik platformlarda tartışmaların ön sıralarında yer alıyor. Enformasyon teknolojilerinde yaşanan çarpıcı gelişmelerle birlikte, zihinsel etkinliklerin artık işletmelerde üst yönetimin tekelinden çıktığını ve aksine organizasyon çapında yaygınlaştırıldığını görüyoruz.
Kitapta bilgi yönetimi, küresel sistemde örgüt yapıları, yönetim modelleri, bilgi kalitesi, bilgi ekonomisi, hizmet kalitesi gibi yaygın başlıkların yanı sıra son yıllarda iş dünyasının ana gündem maddeleri arasında yer alan e-ticaret, veri madenciliği, inovasyon yönetimi, entelektüel sermaye, bilişimci girişimcilik, teknoloji yönetimi ve sanal yapılar konularına da derinlemesine yer verilmektedir.
Kitabın; yöneticilere, yönetici adayları olan öğrencilere ve akademisyenlere verinin bilgiye, bilginin yoruma, yorumun karara ve kararın eyleme dönüştürülmesi serüveninde faydalı olması umulmaktadır.
Veli Denizhan Kalkan Varlıkları ve eylemleriyle yaşamımızı kuşatmış bulunan günümüz organizasyonları, rekabet ortamında hayatta kalabilmek ve etkilerini sürdürebilmek için bilgi üretmek zorundadırlar. Örgüt içinde ve dışında gerçekleşen karmaşık etkileşimler sonucunda açığa çıkan örgütsel bilgi, kuruluşlarda yeniliğe kaynaklık edebilmekte ve zaman zaman örgüt için âdeta bir can simidi işlevi görebilmektedir. Bu çalışmada örgütlerde bilginin nasıl üretildiği, yeni örgütsel bilginin nasıl yaratıldığı üzerinde durulmaktadır. Bilgi üretimi işletmecilik, kamu yönetimi, strateji, örgüt bilimi, teknoloji ve yenilik yönetimi gibi birçok alanın ilgi sahası içinde yer almaktadır. Bilgi üretiminin daha iyi kavranması; örgütlerin, örgütlerdeki insan davranışının, yönetim süreçlerinin, çalışma ilişkilerinin, kısacası çağdaş yaşamın pek çok boyutunun daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacaktır.
Ali Şükrü Çetinkaya Çok yönlü ve çok paydaşlı bir süreç olan uluslararası ticaret işlemlerinin başarılı yönetilmesi etkin bilgi yönetimini gerekli kılmaktadır. Uluslararası ticaret işlemleri yönetim yazılımı olan Bikosoft Exporter Systems; firma ve ürün veri tabanı oluşturma, müşteri ilişkileri yönetimi, pazar araştırması, teklif hazırlama, satış ve pazarlama, üretim ve stok süreci takibi, ihracat-ithalat belgelerinin hatasız ve otomatik hazırlanması, teslim ve ödeme süreçlerinin yönetilmesi, satış sonrası garanti ve servis hizmetlerinin takibi, ülke bazında istihbarat bilgilerinin yönetilmesi, çok yönlü raporlar alınması ve nihayetinde işletmelerin kurumsal hafızalarının hep canlı kalması olanaklarını sağlamaktadır. Günümüz bilgi çağında uluslararası ticaret yapan firmalar ve bu ticarete aracılık eden aracı işletmeler için bilgisayarlı sistemler kaçınılmaz bir gerekliliktir. Bu kitapta, bilgisayarlı uluslararası ticaret işlemleri, bu alanda öncü olan Bikosoft Exporter Systems yazılımının kullanımı ile anlatılmaktadır.
Ramazan Şengül Devlet/yönetim faaliyetleri kamu gücü icra edilerek toplum adına yerine getirildiğinden vatandaşların ilgi alanındadır. Yönetsel faaliyetler içinde bulunulan dönemin hakim felsefesinin etkisi altında yürütülürler. Demokrasinin gelişimine paralel olarak günümüz bilgiiletişim çağında geleneksel yönetimin gizlilik anlayışı güçlü şekilde eleştirilmektedir. Bu süreçte kamu yönetimlerinin şeffaflaşması gereği daha vurgulu şekilde dile getirilirken şeffaflık üzerine kurulu yeni yönetim kültürü yükselen değer olmaktadır. Bu kapsamda çalışmamız, kamu yönetiminde geleneksel yönetim kültüründen yeni yönetim kültürüne geçiş sürecini şeffaflık bağlamında inceleme konusu yapmaktadır.
Akyay Uygur Bu kitap, örgüt-işgören ilişkisini temel alan örgütsel bağlılık ve işe bağlılık konularını ayrıntılı ve kapsamlı olarak ele almaktadır. Örgütün rekabetçi koşullar altında başarıyla faaliyet göstermesinde örgütsel bağlılığı yüksek düzeyde işgörenlerin önemli katkısı bulunmaktadır. İşe bağlılık ise işgörenin, işine psikolojik olarak bağlanması olarak tanımlanabilir. İşgörenin örgütüne yönelik oluşturduğu duygusal bağ, inanç, özdeşleşme ve temel yaşam ilgisi oluşturma davranışı, her zaman geçerliliğini koruyan ve performans üzerinde önemli etkiye sahip olan bir durumdur.
Bu bağlamda örgütsel bağlılık kavramı, çeşitleri ve yaklaşımları ile işe bağlılık kavramını araştırma ile destekleyen bir içeriğe sahip olan kitap; başta akademisyenler ve öğrenciler olmak üzere ilgili kamuoyunun araştırma ve çalışmalarında fayda ve destek olacak şekilde ilgi ve bilimsel meraklarına sunulmuştur.
Onur Önel Bir sabah işe mutsuz gidilirken kaleme alınmaya başlanan bu kitap, o mutsuzluğun sebeplerinin gerçekçi bir yaklaşım ile incelenmesi neticesinde ortaya çıkmıştır.
Özel sektör işletmelerinde oluşan işleyiş sorunları incelendiğinde, sorunların kurumsallaşamamaktan ve işletmelerin kilit pozisyonlarında erdemsiz insanların istihdam edilmesinden kaynaklandığı görülecektir.
Sorunların içinden çıkılamaz bir hâl alacağı aşamaya göz göre göre gelindiği bu durumda artan verimsizlik durdurulamayacak ve işletme geri dönüşü mümkün olmayan tehlikeli bir noktaya doğru hızla ilerleyecektir. Bu, işletme için bir kırılma noktası olacak, işletme bu aşamadan sonra ne yaparsa yapsın kötüye gidişatı durduramayacaktır. Kısır döngüye ve ardından girdaba dönüşecek olan bu durum, nihayetinde kurumun işleyişini yutacaktır.
Tüm bunlar yaşanırken gerçeğin karşısında olan her unsur şüphesiz ki bu kötüye gidişatın destekçisi olacaktır. Bu sebeple işletmelerin çoğu 2. ve 3. nesilleri göremeden kepenk kapatmaktadır.
Bu kitap, ısrarla denenmiş ve başarısız olunmuş yöntemleri içermez. Konuları yaşanmışlıklarla ilişkilendirir ve örneklendirir.
Olayları, onlara ayna tutarak tarif etmesi ve farkındalık arttıran mesajlar vermesi bu kitabın farkıdır. Bu mesajlar aynı zamanda çalışanların söylemek isteyip de bir türlü ifade edemedikleri ya da ifade etmelerine olanak tanınmamış düşünce ve hislerini yansıtır. Verilen mesajların, sunulan çözüm yöntemlerinin istisnasız hepsinin gerçekçi, uygulanabilir ve hakkaniyete uygun sonuçlar içermesi hedeflenmiştir.
Günün sonunda ise kazanan; kurumların varlık sebebi olan “erdemli insanlar” ve “dünden daha doğru işler yapmak isteyen firma sahipleri” olacaktır.
Yaşanan gerçek durumlardan ve deneyimlerden esinlenilerek kaleme alınan bu kitap; mevcut çalışanlara destek, iş hayatına yeni başlayacaklara kaynakça, üst yönetimlere ise bir çıkış yolu olacaktır.
Asuman ÖZDEMİR Sosyal bir varlık olan insan, her şart ve koşulda toplanma ihtiyacı duymuştur. Bu iletişimin sağlandığı en iyi yoldur. Yönetimin en temel süreçlerinden biri olan toplantılar, belli sonuçlara ulaşmak için iki veya daha fazla insanın arasındaki bilgi, görüş ve fikir alışverişi olarak tanımlanır. Toplantılar, ortaya çıkan sorunu çözmek, ihtiyaç duyulan uzmanlık bilgisine ulaşmak, herhangi bir konuda ilgilileri bilgilendirmek, toplu karar almak, sorumluluğu anonimleştirmek veya çalışanların moralini yükseltmek gibi çeşitli nedenlerle düzenlenir. Ancak bir toplantıda yaşanan en yoğun duygular: huzursuzluk, aşırı can sıkıntısı, bıkkınlık ve "ben neden burdayım", "bir an önce bitse de gitsek" düşüncesidir. Ancak, örgütlerin belirleyecekleri ilkelere bağlı olarak oluşturdukları toplantı kültürleri, verimli toplantılar için ilk adım olacaktır.

Verimli, başarılı toplantılar için, bilgi ve deneyimlerin paylaşıldığı bu çalışma; yönetici, çalışan, öğretici, öğrenenler için önemli bir kaynak olacaktır.
Abdullah Ballı, Abdullah Mohammed, Abdullah Önden, Ahtesham Ali Baig, Ali Özarslan, Ali Tanış, Ali Uçucu, Anisa Mohammed, Arzu Uğurlu Kara, Ayça Avcı, Ayhan Aydoğdu, Ayşıl Zuhal Koç, Bahattin Gökhan Topal, Batuhan Cicikler, Bengisu Vural, Beste Alpaslan, Buket Atalay Aycan, Burcu Gökçe Yılmaz Akın, Büşra Ağan, Büşra Dündar, Cüneyt Dirican, Davut BoztaşÖğretim Üyesi, Ebru Sönmez Karapınar, Eda Nur Serçeoğlu, Egehan Özkan Alakaş, Elif Mutlu Erdoğan, Emre Savcı, Engin Yavuz, Erdem Erciyes, Ersin Sünbül, Esra Kumaş, Ethem Kılıç, Ezgi Gümüştekin, Fatih Canbaz, Fatih Kayhan, Gökhan Karabulut, Gülşen Kırpık, Hafso Mohamed Said, Hamide Özyürek, Hasibe Aysan, Huzeyfe Erkam Candan, Hülya Başeğmez, Hüseyin İkizler, Hüseyin Yurdakul, İhsan Erdem Kayral, İlayda Özkan, Mine Berra Doğaner, Muhammet Emin Dalmış, Murat Başal, Murat Fatih Tuna, Mustafa Kemal Topcu, Natalie Janti Fouad Khemesh, Nurgül İnan, Orçun Geçgel, Ozan Kaban, Özlem Aydın, Reyyan Rabia Deniz, Rıza Bayrak, Roberta Panzu Fako Diaka, Selin Çiftçi, Seray Kağıtçı, Sercan Edinsel, Serdar Çelik, Serkan Bürken, Sinan Babaçoğlu, Syed Ibrahim Bilal Majid, Şeyda Ok, Tolga Türköz, Tutku Tuncalı Yaman, Ünsal Sığrı, Yeşim Arslanoğlu, Yiğit Şener, Zehra Fırat, Zeynep Baysal, Zeynep Beyza Gül, Blok zincir teknolojisinin giderek artan etkisi ve önemi, dünya çapında büyük bir ilgi ve merak uyandırmaktadır. Bu ansiklopedi, blok zincirin derinliklerine inmenize yardımcı olacak kapsamlı bir kaynak sunarak, bu heyecan verici dijital inovasyonun temel kavramlarını ve uygulamalarını aydınlatmayı amaçlamaktadır.
Prof. Dr. Ünsal Sığrı
OSTİM Teknik Üniversitesi

Blok Zinciri Ansiklopedisi; daha akıllı, güvenli, şeffaf, ölçeklenebilir, merkeziyetçi olmayan ve akışkan iş örgütlenmesi ve işbirliklerinin kurulabildiği ağ toplumunu siber-fiziksel dijital ikizlerle inşa etmede kolaylaştırıcı role sahip blok zinciri teknolojilerini ve bu teknolojilere dayalı oluşturulan siber dünyayı anlamamızı kolaylaştıracak teknik, ekonomik, sosyal, örgütsel ve yönetsel kavramları Türkçe önerileriyle keşfetme yolculuğuna çıkarıyor. Alanında boşluk dolduracak bu esere emek veren tüm yazarları ve editörlerini kutluyorum.
Prof. Dr. Türksel Kaya Bensghir
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi

Blok zincir teknolojisine küresel ölçekte artan ilgi konunun her alanda uygulanabilmesi için artarak devam eden olağanüstü bir heves ile birlikte evrilmektedir. Küçücük bir köy haline gelen gezegenimizde her ölçekte gerçekleşen tüm işlemlerin güvenilir, şeffaf ve kişilik haklarını ihlal etmeden kayıt altına alınması çok genel geçer bir ihtiyaç olarak bu teknolojinin motivasyonunu oluşturmaktadır. Olumlu ve olumsuz taraflarıyla küresel bir ihtiyacın giderilmesi için ortaya atılmış bu çığır açan teknolojiyi Türkiye okurları için kolay öğrenilebilir bir konu haline getirmeyi amaçlayan bu ansiklopedinin okuyucu ile buluşmasını önemsiyor, editör ve yazarlara teşekkürü bir borç biliyorum.
Prof. Dr. Ufuk Türen
OSTİM Teknik Üniversitesi
Ahmet Fatih Karakaya, Arda Sezen, Arzu Uğurlu Kara, Ayça Avcı, Büşra Solmaz Dündar, Dicle Naz İnal, Egehan Özkan Alakaş, Engin Yavuz, Erdem Erciyes, Erdoğan Güneş, Gizem Kuçak Toprak, Gökhan Karabulut, Göksel Korkmaz, Hamide Özyürek, Harun Ergen, Hasibe Aysan, İlkay Dinç Uyaroğlu, Kemal Eroğluer, Kevser Çeltik Şahlan, Levent Özdemir, Memduh Aslan, Muhammet Fatih Şengüllendi, Murat Süslü, Nurgül İnan, Sercan Edinsel, Serkan Ağar, Şeyda Ok, Tuğçe Çelik, Ünsal Sığrı, Zehra Fırat, Zeliha Şahin Çağlı İnsanın, dünyayı, daha yaşanabilir hâle getirme ve daha merkeziyetsiz yapılarla yönetme arayışı neticesinde çözüm olarak ifade edilebilecek "ortak aklı"geliştirmeye yönelik ihtiyaç, “Blok Zincir Çözüm Kümesi”ni doğurmuştur. Bu çözüm kümesinin sınırlarının neler olabileceğine ilişkin çalışmalar ise baş döndürücü bir yoğunlukta devam etmektedir. İnsanın yeryüzü yolculuğunda, her dönemde olduğu gibi bu dönemde de “zamanın ruhu”na ilişkin çözümler ve çözümlemeler, yine insanın zihinsel değerlendirme sisteminde sağaltılacak ve ortak çözüm kümesine ulaşılacaktır. İnsanlığın dünyadaki serüveninin bu aşamasında, “pratik uygulamalardan teoriye gidiş”, yoğun olarak yaşanmakta ve “merkeziyetsizlik” ortak aklının, coğrafyadan bağımsız çözümler üretebileceği iddiasında bulunmaktadır. Öyle ki geleneksel ulusal kimliğin yerini “merkeziyetsiz düşün akımları”nın alması ve “çok kimlikli merkeziyetsiz yapılar”ın oluşması, tahmin edilebilir bir gelişme olacaktır. Blok Zincir Dünyası, işte bu izdüşümün tam ortasında, disiplinler arası bir bakış açısıyla ortaya konan, farklı disiplinlerdeki onlarca bilim insanının bir araya gelerek oluşturdukları “ortak aklın” bir ürünüdür...”
Prof. Dr. Mustafa Polat
Nuran ÖZTÜRK BAŞPINAR, Ünver ÜNLÜ BAYRAMLI Rekabet ortamındaki örgüt yöneticileri, yoğun veri / bilgi akışı ve gereksinimi ile karşı karşıyadırlar. Örgütlerin başarıları, zamanlı ve doğru bilgi üretmeye bağlıdır. Günümüzde iş dünyasının en değerli varlığı olan bilginin yönetiminde bürolar temel merkezlerdir. İyi tasarlanan bir büro sistemi, en iyi bilgiyi, doğru bir şekilde, doğru zamanda, doğru kişilere ve en düşük maliyetle ulaştırarak verilecek kararların kalitesini yükseltir. Örgütteki faaliyetlerin etkinlik ve verimliliğini artırır.
Bürolarda bilgi üretme işlevini yerine getirmek amacıyla çeşitli kaynaklardan bilgiler toplanır, depolanır, gözden geçirilir, diğer bilgilerle karşılaştırılarak kontrol edilir, kullanım amacına göre düzenlenir, ilgili birimlere dağıtılır ve ihtiyaç duyan kişilerin kullanımına sunulur. Bu süreç esnasında büroda yapılan kayıt işleri bilgi sağlama işlevine yardımcı olur.
Büro Yönetimi kitabında; bilgi işleyen çağdaş bürolarda, büro yöneticilerinin ve büro elemanlarının verimliliğini ve performansını yükseltecek tüm konulara yer verilmektedir.
Nilay Başok Yurdakul

Pazarlama ve pazarlama iletişimi kavramı tanımı ve özellikleri, tarihsel gelişim süreci, bütünleşik pazarlama iletişiminin gelişim nedenleri, planlama modelleri, bütünleşik pazarlama iletişiminde stratejik yönetim ve ölçümleme sürecinin değerlendirilmesi çalışmada ele alınan konulardandır. Bu çalışma, pazarlama iletişiminde ölçümleme konusuna gerek akademik ve gerekse profesyonel anlamda ilgi duyan araştırmacı ve kullanıcılar için temel bir başvuru kaynağı olabilecek niteliktedir.

Kenneth E. Clow, Donald Baack, Yolu bir üniversite kütüphanesine düşen, bütünleşik pazarlama iletişimi, reklam, satış ve tüketici davranışları konusunda eli bu alandaki yabancı kaynaklara giden tüm okurların bildikleri meşhur bir kitap vardır: Bu, Pearson yayınevi tarafından çıkarılmış Integrated Advertising, Promotion and Marketing Communications kitabıdır. Şimdi bu kitap, 7. Basımının Türkçe çevirisi ile siz değerli okurlar için raflardaki yerini alıyor. Bugüne kadarki alan kitaplarından en temel farkı; her konunun detaylı, bir o kadar kolay ve derli toplu anlatımı, örnek olay ve görsel zenginliği, eğitici ve öğretici kimliğini yaratıcı şekilde sunması olarak sıralanabilir.
Rengârenk görselleri, her bir konuyu açıklayan örnek olayları, değerlendirme soruları ve eşsiz terimler sözlüğü bu alana ilgi duyan herkesi kitabın sihirli etkisi altına alacak güçtedir. Bu sihri, kitabı okumaya başlayan her okurun anlaması zor olmayacaktır. Bütünleşik pazarlama iletişimi, reklam, tutundurma, satış, dijitalleşme, sosyal medya, tüketici davranışı, yeni trendler ve yasal düzenlemeler üzerine siz soru sorun, kitap cevap versin...
Ali Guliyev, Güler Tozkoparan İçinde bulunduğumuz yüzyılın daha rekabetçi ve daha değişken çalışma ortamında, krizlerden kaçınmak her zamankinden daha önemli hâle gelmiştir. Bu noktada kriz yönetimi; yöneticilerin potansiyel krizleri belirlemesine, yönetmesine ve önlemesine yardımcı olan önemli bir yönetsel araç olarak değerlendirilebilir. Acil durum listesinin nasıl hazırlanacağından kriz öncesi kaynakların nasıl kullanılacağına kadar çeşitli ipuçları ve araçlarla ilgili bilgiler sunan bu kitap, yöneticilere, ekiplerini kriz durumundan başarıya nasıl yönlendirecekleri konusunda yol göstermektedir. Azerbaycanca, Türkçe, İngilizce ve Rusça olmak üzere dört farklı dile ait kaynaklar yoluyla zengin bir içerikte kaleme alınan bu kitap, her düzeyde deneyime sahip okuyucu için pratik bir kaynak sağlamak üzere özenle hazırlanmıştır.
Kriz ve kriz yönetimi konusunu detaylı olarak incelemeyi amaçlayan kitapta, aynı zamanda krize maruz kalma açısından daha fazla risk etmeniyle karşılaşıldığı düşünülen çok uluslu bir işletmede konuyla ilgili gerçekleştirilen bir araştırmaya da yer verilmiştir. Günümüzün en büyük krizi olarak COVID 19 pandemi krizi ve yönetimini de kapsayan kitapta, yeni dünya düzeninde çok uluslu işletmelerin bir yandan paydaşlarına hizmetlerini sürdürürken diğer yandan çalışanlarının sağlığını koruma ve iş süreçlerini devam ettirebilme kaygılarına da yer verilmiştir.
Arzu Çotul, Berat Barulay, Dilan Kuruyer, Esen Durmuş, Fatih Daday, Ferit Uslu, İbrahim Atilla Karataş, İbrahim Enes Ünlü, İskender Dölek, Ozan Öztürk, Sahranur Güreşçioğlu, Satiye Merve Koç, Selva Staub, Zeliha Tekin COVID-19 ile lojistik sektörünün görünmezliği ortadan kalktı. Daha önceleri değeri ve kıymeti tam anlaşılmayan lojistik sektörü havaya benzerdi, varlığı gözle görülmezdi. Her yerde olmasına rağmen dikkat çekmez ve hiç bitmeyecekmiş gibi hor kullanıma açıktı. Ancak eve kapanmalar, çevrim içi alışverişe artan taleplere hayati anlam ifade eden, işlerin durma noktasına gelmesinde kritik rol oynayan lojistik sektörü karşılık verme zorlukları ile karşılaştı ve konteyner yetersizliklerinin yanı sıra gümrüklerdeki bekleme sürelerinin artması gibi faktörlerle ülkeler için hayati değerini bize hatırlattı. Bu kitap bize her yönü ile lojistik sektörünün ehemmiyetini ve özellikle pandemi dönemlerinde ne kadar önemli olduğunu açıklamaktadır.
Louis E. Boone & David E. Kurtz, Wıley Modern anlamda doğuşundan bugüne kadar işletmecilik alanında oldukça önemli değişimler yaşandı ve günümüzde de bu alan çok önemli bir bilim dalı hâline geldi. Önceki yıllarda yazılan kitapların içeriği ile bu kitabın içeriği karşılaştırıldığında aradaki fark daha net bir biçimde görülebilmektedir.
İşletmecilik, gelişen teknolojinin de yardımıyla oldukça farklı bir hâl almıştır. Artık işletmecilik yapabilmek için
bir binaya veya çok fazla personele sahip olmanız gerekmemektedir. Sanal ortamlar işletmecilere bu tip imkânları fazlasıyla sağlamaktadır. Kitapta, bu konuyla ilgili olarak pek çok örnek olay çalışması verilmiştir.
Kitap, günümüz işletmecilerine ve işletme öğrencilerine yol gösterici bir rehber niteliğinde olup pek çok güncel konuyu ele almaktadır.
Asiye Ayben Çelik, Aysun Kapucugil İkiz, Bengü Sevil Oflaç, Canan Muter Şengül, Duygu Seçkin Halaç, Evrim Mayatürk Akyol, H. Şebnem Seçer, Hatice Özkoç, K. Övgü Çakmak Otluoğlu, Nazlı Ayşe Ayyıldız Ünnü, Olca Sürgevil Dalkılıç, Pelin Tuaç Çalışan anne olmak ne demek? Anne olmak ve annelik sorumluluklarını yerine getirmek, çalışan olmak ve çalışma yaşamının gerekliliklerini karşılamak… Bu iki kimlik boyutu birbirinden ayrı mı düşünülmeli, yoksa bütünleştirilebilir mi? Kimdir çalışan anneler? Nasıl çalışıyorlar? Nasıl annelik yapıyorlar? Nelere ihtiyaç duyuyorlar? Annelikleriyle çalışma yaşamını nasıl bütünleştiriyorlar, bir kimlik olarak anneliklerinden ve/veya çalışan rollerinden hangisine sahip çıkıyorlar? Çalışma yaşamında ayrımcılığa uğruyor mu anneler? İşletmelerde, kurumlarda çalışan anneler için destek mekanizmaları var mı? İnsan kaynakları politikaları aracılığıyla çalışan annelere neler sunulabilir, onların karşılaştıkları zorluklara nasıl destek olunabilir? Çalışan annelerin sahip oldukları yasal haklar neler? Türkiye ve dünya istatistikleri, çalışan annelerle ilgili hangi çarpıcı gerçekleri sunuyor ve hangi gerçekler rakamlara dökülmüyor? Yönetim bilimleri alanı kadınları ve/veya anneleri dikkate alıyor mu, yoksa onlarsız bir bilim mi inşa ediyor? Annelikleriyle birlikte, çalışma yaşamında yer almaktan vazgeçen anneler, potansiyellerini yeni girişimler kurma yolunda nasıl kullanıyor? Peki anneler yaratıcılık potansiyellerini hangi alanlarda, nasıl ve ne şekilde kullanıyor? Yeni nesillerin yaratıcılıklarına nasıl katkı veriyor?
Annelik aslında, inşa edilen bir olgu mu? Anneliğin doğasına ve gerektirdiklerine ilişkin sorgulamalar ve annelerden beklentiler sürekli değişirken ortaya çıkan annelik endüstrisi, sunduğu birçok ürün ve hizmet ile aslında anneleri bir kısır döngü içerisinde bırakıyor olabilir mi? Anneler bu kısır döngüyü kendilerini ifade ederek aşabilirler mi? Mükemmel anne var mı? Annelik savaşları da ne? Blogların dünyasında annelik nasıl bir hâle bürünüyor? Anneler kendilerini ifade edecekleri platformlarda annelikleriyle, toplumun anneliklerine ilişkin dayatmalarıyla, tüketim alışkanlıklarıyla, politik koşullarla ilgili seslerini nasıl duyuruyorlar? Annelerin mücadelesi kimlerle? Anneler çalışma yaşamında mobbinge uğruyor mu? Annelik ve hamileliğe en kutsal gözle baktığını iddia eden insanlar, çalışma yaşamı söz konusu olduğunda farklı kılıklara mı bürünüyorlar? Anneler kendi öykülerinde neler anlatıyor? Annelik ve çalışan anne kavramlarına ne gibi anlamlar atfediyorlar? Anneler özel ve çalışma yaşamlarında nelere ihtiyaç duyuyorlar? Kurumlarda ne gibi uygulamalar görmek istiyorlar? Peki neler farklı
olabilir? ...
…ve biz daha iyiye ulaşmak için neleri değiştirebiliriz?
Tüm bu sorular bizi bu kitapta buluşturdu. Değiştirmeye önce farkındalık yaratarak başlayabileceğimize inandık. Kitabın her sayfasında, bu sorulara bilimsel veri ve bilgiler ışığında anlayan, sorgulayan, açıklayan ve bazen de eleştiren tarzlarla cevaplar bulmaya çalıştık.
Kendisine benzer soruları ve daha fazlasını soran ve sorduklarına
yanıt arayan tüm okuyuculara faydalı olması dileklerimizle…
Joseph P. FOLG ER, Marshall Scott POOL E, Randall K. STUTMAN Çatışma konusundaki çalışmaları güncelleyerek ve bugüne kadar yapılanları harmanlayarak sunan bu kitap, ayrıca uygulamaya giriş kitabı olarak da pratik bilgiler vermektedir. Elinizdeki kitabın yalnızca iletişim uzmanları için değil herkesin yararlanacağı bir kaynak olduğu görülmektedir. Belki de kitabın en genel ve temel mesajı; çatışma yaşanmasının kaçınılacak bir şey olmaması, üstelik problemlerin üstünün örtülmesinin sakıncalı olması, çatışmanın da bir çözüme doğru ilerlemek için gerekliliğidir. Yapıcı bir biçimde yönetildiği takdirde belki de çözülemeyecek bir sorun bile olmayacaktır. Bu mesajın bizim kültürümüz bakımından çarpıcı olması söz konusudur ama üzerinde düşünerek değerlendirmekte de yarar vardır. Bizler acaba hiçbir çatışma olmasın diye mi büyütüldük? Hiç çatışmadan yaşayabiliyor muyuz? Bu mümkün mü? Çatışıyorsak neden adını açıkça koyarak, oturup bunu birlikte çözmeye yönelmeyelim?
Merve Gerçek Teknolojik gelişmelerin yaşamlarımızın her alanını etkilediği bir çağda, sürekli değişen iş çevrelerinde hayatta kalmaya çalışan örgütler, yeni yaklaşımlara yönelmektedir. İlerleyen yıllarda değişimin hızının daha da artacağı, örgütlerin değişime uyum sağlama becerisinin her zamankinden daha önemli hâle geleceği bir dünyada belirsizliği aşmanın, değişimi kucaklamanın ve yenilikçiliği teşvik etmenin yolu çeviklikten geçmektedir. Dünyaca ünlü çok uluslu işletmelerden, küçük ölçekli yerel işletmelere kadar birçok örgüt, yoğun bir şekilde çevik yönetim anlayışı ve örgüt çevikliği hakkında bilgi sahibi olmaya çalışmaktadır. Bu nedenle, çevikliği anlamlandırabilmek için çeviklik ile ilişkili kavramları gözden geçirmek ve güncel araştırmaları derinlemesine inceleyebilmek önem taşımaktadır. Bu eserde, çevik yönetim anlayışı çerçevesinde çeviklik kavramının üretim, tedarik zinciri, proje yönetimi ve çevik yöntemlerden oluşan altyapısı hakkında temel bilgiler sunulmuştur. Ayrıca kuramsal temelleriyle iş gücü çevikliği ve çevik liderlik konularına yer verilmiş; örgütlerde çevik dönüşüm için yaklaşımlar ve uygulamalar farklı bakış açılarından ele alınmıştır. Bu eserin, değişimin hızlı olduğu iş çevrelerinde çalışanlar ile yöneticiler için olduğu gibi endüstri mühendisliği, işletme, iktisat, örgüt psikolojisi ve insan kaynakları yönetimi gibi alanlarda çalışan araştırmacılar, lisans ve lisansüstü öğrencileri için de faydalı olacağı düşünülmektedir.
Nihat Aytürk İş ortamında ve sosyal yaşamda insan ilişkilerinin ve sosyal etkinliklerin temeli her ülkede örf ve âdet, âdâb-ı muâşeret; saygı, görgü ve nezaket denilen davranış kurallarıdır. Bu kurallar ailede, toplumda ve iş hayatında sevgi, saygı, anlayış ve hoşgörü içinde birlikte yaşamanın ve çalışmanın hukuksal, sosyal, kültürel ve etik normlarıdır. Bu kuralları bilen, yaşadığı toplumda ve iş hayatında bu kurallara uyan kişiler daima fark edilir; takdir edilir, sevilir, sayılır; başarılı ve saygın iyi bir insan olurlar.
Türkiye'de; iş ortamında ve sosyal yaşamda uygulanan davranış kuralları ve sosyal etkinlikler (kutlamalar, merasimler, ziyaretler, davet ve ziyafetler) ile insan ilişkilerinin temeli olan saygı, görgü, nezaket ve giyim kuralları bu kitapta ”Davranış Sanatı” olarak ele alınmış; Türk toplumunun sosyal ve kültürel yapısına uygun olarak örneklerle açıklanmıştır.
Suna Tevrüz - İnci Erdem - Tülay Bozkurt İnsanı konu alan, gerek birey olarak gerekse sosyal ve iş ortamında onun davranışlarını inceleyen bu kitabın temel amacı; çalışma yaşamına girmiş ve girecek olanlara insan davranışlarının çeşitli yönleri hakkında bilgi sunmaktır.
Yazarlara, kitabın içinde yer alan konuların seçiminde öğrencilerin sordukları sorular ve onların anlattıkları yönlendirici olmuş ve yazarları Türkçe literatürdeki bazı boşlukları doldurmaya sevketmiştir. Bu açıdan sınırlı konular içinde kalsa da temelinde insanın yer aldığı alanlarda bu kitap, öğrenciler için önemli bilgiler veren tamamlayıcı bir kaynaktır.
Bu kitap; konuların işlenişi ve davranışların bireysel, sosyal ve kurumsal düzeylerde ele alınışı açısından insan davranışıyla ilgilenen, onu ve kendini anlamak isteyen herkes için ilgi çekici ve katkı sağlayıcıdır.
Ali Bayram, Arzu Uğurlu Kara, Berat Çiçek, Edip Doğan, Emine Karakaplan Özer, Erman Akıllıbaş, Erman Kılınç, Gökhan Kenek, İbrahim Yalçın, İnan Kaynak, Kadir Aktaş, Meral Çalış Duman, Neslihan Şimşek Ilkım, Osman Benk, Resul Güleç, Seda Bahadır, Seval Aksoy Kürü, Vedat Almalı Organizasyonların amaç ve hedeflerine ulaşmasında liderler ve davranışları hayati öneme sahiptir. Kendi çıkarlarını önceleyen ve ferdî hareket eden liderler, birçok olumsuzluğa sebep olabilirken, ortak yaşamın kazanımlarından olan kültürel değerleri benimsemiş ve birlikte hareket etmeyi ilke edinmiş liderler hem kendileri hem de organizasyonları için faydalı çıktılar sunabilmektedir. Buradan hareketle hayatın tüm alanları için önemli olan değer kavramı, bu kitapta liderlik kavramıyla birlikte araştırılmıştır. Alan yazınında liderlik çalışmalarına sıklıkla rastlanmaktadır fakat değer temelli liderliği konu alan çok az çalışma bulunmaktadır. Kitapta; demokratik, hizmetkâr, fedakâr, karmaşık, paylaşılan, ruhsal, otantik, etik, bilgi odaklı, babacan, ilham verici, yenilikçi, küresel, mizahi ve sorumlu liderlik kavramları değer temelli olarak ele alınmıştır.
Suna Tevrüz Bir yandan değer kuramlarının, öncü kuramcıların hayatlarından kesitlerle bütünleştirilerek ve diğer yandan yazarın akademik yaşamının ve Türkiye'de yapmış olduğu uzun soluklu değer çalışmalarının soru soran ve sorduran eleştirel bakış açısıyla sunulduğu bu kitap, derin bir kavrayış sağlıyor; öğretmen ve akademisyenler için sağlam bir rehberlik ile kapı açıyor. Esasen ve sahiden her daim öğrenci kalanı içine çeken hikâyesel anlatımıyla ilham, heves, coşku ve anlam uyandıran bir bilimsel kitap.
Mahmut Sami Öztürk Whistleblowing kavramı son yıllarda giderek önem kazanmaktadır. Whistleblowing, organizasyonlarda meydana gelen yanlış durumların veya suistimallerin yetkili kişilere aktarılması olarak ifade edilmektedir. Dolayısıyla hile ve suistimalin ortaya çıkarılmasında whistleblowing eyleminin önemli katkıları bulunmaktadır. Diğer birçok alanda yaygın olarak kullanılan whistleblowing, denetim alanında da sıklıkla tercih edilmekte ve otoriteler tarafından bu mekanizmanın oluşturulması teşvik edilmektedir. Denetim alanındaki etkisinden ötürü bu çalışmada, whistleblowing kavramının denetimdeki önemi araştırılmaktadır. Çalışmada denetçilerin whistleblowing konusundaki algı düzeylerinin ölçülmesi amaçlanmaktadır. Dolayısıyla bu çalışma, literatürde denetim ve whistleblowing konusunda yapılmış diğer çalışmalardan farklılaşmaktadır ve literatüre katkı sağlamaktadır. Yapılan çalışmada öncelikle, whistleblowing kavramı üzerinde durulmakta, sonrasında ise denetim ve whistleblowing ilişkisi açıklanmaktadır. Çalışmanın uygulama kısmında ise denetçilerin whistleblowing konusundaki algı düzeylerinin tespit edilmesi için yapılan araştırma hakkında bilgiler sunulmaktadır. Çalışmada elde edilen temel sonuçlar; denetim sisteminin whistleblowing mekanizmasına ihtiyaç duyduğunu, denetçilerin whistleblowing sistemini desteklemeleri ve ilgili hukuki altyapının geliştirilmesi gerekliliğini, ihbarcının statüsünün whistleblowing konusunda denetçilerin bakış açısını değiştirmediğini, ihbarcıların tam olarak korunmadığını ve denetimlerin genellikle ihbar üzerine yapılmadığını ortaya koymaktadır.
Ahmet Aknar, Ahmet Şit, Ali Bayram, Can Fidancan, Edip Doğan, Erman Kılınç, Faruk Temel, Hasan Güler, İnan Kaynak, İsmail Güçlü, Kadir Gülçin, Kürşad Erkal, Meral Çalış Duman, Neslihan Şimşek Ilkım, Ramazan Çoban, Vedat Almalı, Yusuf Emre Karakaş
Ahmet Melih Eyitmiş, Ahmet Uslu, Alper Doğan, Cem Şen, Ethem Merdan, Filiz Demir, Harika Özkan, Hüseyin Karagöz, İnci Fatma Doğan, Korhan Arun, Merve Paçacı, Murat Karaben, Olcay Okun, Özden İbrahimağaoğlu, Salih Yeşil, Saniye Yıldırım Özmutlu, Serkan Ada, Sibel Aydemir, Sümeyra Ceyhan, Yüksel Mavi “Dijital çağ” olarak ifade edilen içinde bulunulan çağla beraber yönetim alanında dijitalleşmenin nasıl gerçekleştirileceği ve yönetim stratejilerinin nasıl uygulanacağı merak uyandırmaktadır. Rekabet ortamının yoğun olduğu günümüzde rakiplerin gerisinde kalmamak ve başarıyı elde etmek için yönetim kademesinde yer alanların problemleri tespit edebilmesi ve çözüm sunabilmesi dijitalleşme ile daha hızlı ve etkin olmaktadır. Bu bağlamda “Dijital Çağda Yönetim Üzerine Güncel Konular ve Araştırmalar” kitabı, birçok alanda yaşanan ve hatta hızlanan dijitalleşmenin yönetim alanındaki yansımalarını ele alarak okurlarla paylaşmayı hedeflemektedir. Bu kitap kapsamında yönetimde güncel konular, dijitalleşme ekseninde birçok başlıkta ele alınmaktadır:

• Dijital Çağda Bilgi ve Bilgi Yönetimi
• Dijital Çağ, Dijital Kültür
• Dijitalleşme ve İş Tatmini
• Dijital Çağda Yönetimde Yeni Bir Anlayış: Dijital İkiz Entegrasyonu
• Dijital Girişimcilik
• Dijital Çağda Liderliğe Yeni Bir Bakış: Dijital Liderlik
• Metaverse ve İşletme Yönetiminin Geleceği
• Dijital Çağda Vergi Yönetimi
• Maliyet Liderliği Çöküyor mu?
• Dijitalleşmenin Karanlık Yüzü: Teknostres
• Sosyal Medya Yönetimi
• Dijitalleşen Örgütlerde Sanal Kaytarma
• Uzaktan Çalışma Uygulamalarının Avantaj ve Dezavantajlarının Belirlenmesinde Çağrı Merkezi Çalışanları Örneği
• İşletmelerde Dijital Dönüşümün Bir Yönetim Fonksiyonu Olan Lojistik Yeteneklere Etkisi
• İnsan Kaynakları Yönetiminde E-Öğrenme Sistemlerinin Kullanımı: Çok Uluslu Bir Firma Örneği
Ahmet Karkı, Arzu Özkanan, Aslı Öztürk, Emre Uysal, Esra Akay, Filiz Karpuz, Gökben Bayramoğlu, Havva Değirmenci Tarakcı, Hülya Ateşoğlu, İbrahim Yıkılmaz, Remziye Terkan, Ufuk Karadavut İşletmelerin yönetim süreçlerindeki değişim ve dönüşüm süreçlerine bakıldığında, temelde çalışanların verimliliğini ve performansını artırma amaçlarının öne çıktığı görülmektedir. Sorunlar karşısında çözüm üretebilme çabasıyla yürütülen bu değişim sürecinde, yönetim biliminin kurucuları olarak kabul edilen Taylor, Gantt, Follett, Fayol gibi önemli kişilerin yönetim normları hâlen geçerliliğini korumaktadır. Öte yandan I. Dünya Savaşı, Büyük Buhran, II. Dünya Savaşı gibi olaylar, insan gücünün önemini ortaya koyarak bu yönetim normlarının gelişimini teşvik etmiştir. İlerleyen dönemlerde dünya nüfusu hızla artmaya başlamış ve küreselleşen tüketim kültürü karşısında teknoloji ve ürün çeşitlilikleri hızlanarak artmıştır. Özellikle internetin keşfiyle birlikte iş yaşamı, farklı bir boyuta taşınmış; sosyal alışkanlıklar ve ihtiyaçlar, sanal ortamlara geçmiş; bilgiler ve veriler, hızla ve katlanarak artmaya başlamış; rekabet küreselleşmiş ve iş modelleri değişmeye başlamıştır. Bu kapsamda dijitalleşme yansımalarının yoğun şekilde yaşandığı iş yaşamında, değişen yönetim normlarına yönelik farkındalığı artırmak amacıyla bu kitabı, siz değerli okuyucularımıza sunmaktan gurur duyuyoruz. Kitapta, dijitalleşmenin etkisiyle yönetim süreçlerindeki değişim, dört temel çerçeve içerisinde incelenmiş olup bu çerçeveler, dijitalleşmenin iş yaşamındaki etkileri dikkate alınarak belirlenmiştir. Genelden özele olacak şekilde dijitalleşmenin; işletmelerin tamamı üzerindeki etkileri, iç işleyişi üzerindeki etkileri, kişi-iş anlayışı üzerindeki etkileri ve işletme teknolojileri üzerindeki etkileri bağlamında yönetim normları çerçevelendirilmiştir. Bu anlamda kitabın, konuyla ilgilenen öğrencilere, akademisyenlere ve iş dünyasına yol gösterici bir nitelik taşıdığını söyleyebilir ve yararlanılan kaynaklardan birisi olmasını temenni ederiz.
Benan Kurt Yılmaz, Burak Özkan, Cansu Erol, Ceyda Ünal, Gülay Ekren, Hasan Ufuk Gökçe, İlkay Güleryüz, Merve Gizem Çömlekçi, Mustafa Sundu, Okan Yaşar, Pelin Erden Çevik, Pınar Aydemir, Şebnem Özdemir, Tuğba Koç, Yıldız Tenteriz Her geçen gün önemi daha da artan ve her alanda yaygınlaşan yönetim ve dijitalleşme kavramlarının entegrasyonu, organizasyonların başta verimlilik, etkili iletişim, şeffaflık, karar verme süreçlerinin iyileştirilmesi, işbirliğinin geliştirilmesi vb. konularında olmak üzere daha birçok konuda başarıyı yakalayabilmeleri için büyük önem taşımaktadır. Yönetim sürecine önemli ölçüde destek sağlayan dijitalleşme, çalışanların, yöneticilerin, iş süreçlerinin dolayısıyla organizasyonların gelişiminde etkili rol oynamaktadır. Ayrıca günümüz iş dünyasının önemli bir kazanımı konumunda olan sürdürülebilir rekabet avantajı sağlayabilmeleri için organizasyonların dijitalleşmeye yönelmeleri kaçınılmaz hatta zorunlu bir strateji haline gelmiştir.
Dijitalleşme ve yönetim süreçlerinin yakınlaşması ve bütünleşmesi ilk bakışta önemli finansal kaynaklar gerektirse de uzun dönemli (stratejik) bakış açısıyla organizasyonlara ciddi kazanımlar sağlamaktadır. Özellikle günümüzün en önemli kaynağı konumunda olan zamanın etkili kullanımı ve tasarrufu açısından organizasyonlar, dijitalleşmeye her alanda ilgi göstermektedir.
Bu çalışmada, dijitalleşme kavramı ile yönetim disiplini altında yer alan güncel konuların ilişkilerine yer verilmiştir. Ayrıca organizasyonların yönetsel süreçlerinde dijitalleşmeyi kullanmalarının öneminden ve iş süreçlerinde kullanılabilecek dijitalleşme araçlarından bahsedilerek akademik yazına ve iş dünyasına katkı sağlaması hedeflenmiştir.
Tayfun Yıldız İnsanlığın varoluşundan beri içgüdüsel bir olgu olan hayatta kalma, kazanma ve rekabet etme güdüsü, işletmeler için de geçerli bir durumdur. Ancak günümüzde değişimin akıl almaz boyutlara ulaştığı göz önüne alınırsa, rekabet avantajı elde etmek ve bunu sürdürmek çok zor hâle gelmektedir. Bu doğrultuda işletmelerin, rakiplerine göre bir adım önde olabilmeleri ve sürekli değişen çevre şartlarına uyum gösterebilmeleri için dinamik yeteneklere sahip olmaları gerekmektedir. Ayrıca sahip olunan bu dinamik yetenekleri örgütsel bir yenilikçilik iklimi ile harmanlama çabası içinde oldukları görülmektedir. Küresel rekabetin işletmeleri sürekli değişmeye zorladığı günümüz iş dünyasında bu durumdan en çok etkilenen sektörlerin başında bankacılık sektörü gelmektedir. Dijitalleşmenin bir sonucu olarak müşterilerin değişen ihtiyaçlarına internet ve mobil tabanlı çözümler sunma yarışında olan bankalar bir yandan da bu talepler doğrultusunda şubelerini ve şubede sundukları hizmetlerini yenilemektedirler. Ülkemizde finans ve bankacılık sektörünün büyüyen bir pazar hâline dönüşmesi global ölçekli bankaları da bu cazibeli pazara çekmektedir. Dünya çapında yenilikçilikleri ile ön planda olan Türk bankacılık sektörü bu alanda dünyanın en iyi dijital bankalarına da ev sahipliği yapmaktadır. Böylesine bilgi yoğun bir alanda önemli ödüllere sahip bankaların bu rekabet avantajını sürdürülebilir kılmaları için dinamik yetenek algılarının ölçülebilmesi önemli bir unsurdur.
Prof. Dr. Adem ÖĞÜT, Yrd. Doç. Dr. Ayşe KOCABACAK Kişilik yapınıza uygun bir meslek mi seçmek istiyorsunuz?
"İşte aradığım kişi!" diyerek işe aldığınız çalışanınız işe uygun çıkmadı mı?
Emek verdiğiniz personeliniz bir süre sonra işini terk mi etti?
Astronomik bedeller ödeyerek kullandığınız işe alım testleri beklentilerinizi karşılamadı mı?

Öyleyse bu kitabı okumalısınız!
Doğru İşe Doğru İnsan;

kişilik tipolojilerini ve iş yaşamına etkilerini,
psikometrik ölçüm ve testler hakkında çarpıcı bilgi ve örnekleri,
insan kaynakları seçim ve yerleştirme sürecinde psikometrik ölçümün önemli boyutlarını,
dünyaca ünlü Beş Faktör Kişilik Modeli'ne dayanan envanterlere ilişkin bilgileri,
adayların işe alım testlerine ilişkin bilmeleri gereken püf noktalarını,
başarılı şirketlerin işe alım süreçlerinden örnekleri

içermektedir.
Doğru İşe Doğru İnsan, işverenler, işe alım sürecini yöneten insan kaynakları profesyonelleri ve akademisyenleri ile kariyer seçiminde kararsız olan üniversite gençliğinin ilgiyle okuyacağı bir kitaptır.
Mehmet Altınöz Belge yönetimi geleneksel anlamda mekanik yöntemlerle yapılırken, günümüz otomasyon sistemlerinin gelişimi ve örgütlerin “sanallaşması” çağdaş örgütlerde evrak yönetiminin de sanal ortamlarda yürütülebilmesine olanak sağlamıştır. Sanal dosyalama ve arşivleme yöntemleri, bazı yasal yükümlülüklerin belge yönetiminin formel ve somut biçimde yürütülmesini zorunlu kılmasının dışında, çağdaş arşiv yönetimi anlamında yaygın olarak kullanılabilmektedir. Elinizdeki eser sanal veya somut olmak üzere, evrakın ortaya çıkmasından, dosyalama biçim ve arşivleme sistem seçimine kadar geçen aşamaları detaylıca ortaya koymaktadır.
İlker Karademir Günümüzde Endüstri 4.0'ın teknolojik etkisi; fütüristlerin ve bilim kurgu yönetmenlerinin en çok işledikleri hizmet veren robotların ve sürücüsüz araçların hâkim olduğu bir dünya imgelerinde karşımıza çıkmaktadır. Bu düşüncelere göre önümüzdeki yıllarda uçan arabalar, hyperloop'lar, biyoçipler, yapay organlar, nanorobotlar, akıllı ev ve şehirler ile günlük yaşantımız çok farklı olacak gibi görünmektedir. Ancak Dördüncü Sanayi Devrimi'nin ve bu devrimin getirdiği dijital dönüşümün örgütler ve liderliğe etkisi üzerine yeteri kadar çalışma bulunmamaktadır. Liderlik, bilinen tarih boyunca farklı tanım ve formlarda karşımıza çıksa da her zaman araştırma konusu olarak kafa yorulan bir konu olmaya devam edecektir. Bahsedilen bu eksikliğe katkı sağlamak için bu kitap yazılmıştır.
Yaklaşık yirmi yıllık organizasyonel ve yönetsel pratik tecrübeye ve akabinde yapılan akademik çalışmalara dayanan kitapta; Liderlik 4.0'ı karakterize etmek için liderlerin bu çağda ihtiyaç duyacağı yetkinlik ve becerilerinden bahsedilerek, ayrıca bunları belirten bir “Liderlik 4.0 Modeli” verilmektedir. Organizasyonların ise Endüstri 4.0'a uyum sağlamak için neler yapmaları gerektiğine dair bir "organizasyonel dönüşüm pusulası" da hazırlanmıştır.
Abdullah Kıray, Arzu Bulut, Arzu Özkanan, Ayşe Gündoğan, Bilâl Ezilmez, Burcu Tosun, Fulya Özdemir, Gamze Güner Kibaroğlu, Güngör Hacıoğlu, Mustafa Kaplan, Sibel Çalışkan, Vesile Çavuşoğlu, Yasemin Aslan “Bugünlerde çevrenizde çok yoğun çalışan birine 'Bu kadar çalışmana gerçekten gerek var mı?' diye sorduğunuzda alacağınız olası cevaplardan biri 'Mecburum.' olacaktır. Mecburum, diyen bir çalışanın gerçekten işini severek çalıştığından ne kadar emin olabiliriz?
Oysa bizler her an her karar ve yargımızda duyguların etkisi altındayız…. Hem evde hem işte… Öyleyse duygular ne işe yarar?
Duygular; bireylerin bulundukları durumda işlerin yolunda gidip gitmediğini anlamasını sağlıyor. Duygular var olan durumlara uyum sağlamamıza yardımcı oluyor ve ilişkilerimizde düğüm olmuş sorunların kaynağını bulmamız için bizi uyarıyor. Duygular bize diğerleriyle bağlantı kurmamız için yardımcı oluyor ve çalıştığımız işi neden yaptığımız ve nasıl yapacağımızla ilgili içgörü sağlıyor. Kısacası duygular her an her kararımızda bizi yönlendiriyor ve bize yol gösteriyor.
Yıllarca bize dayatılan 'Duygusal olma, mantıklı ol!' anlayışının artık 'Duygularınla barış ve onların rehberliğinden yararlan' mesajları ile yer değiştirmesi gerçekliğini de böyle bir geçişin gereğini de yapılan araştırmalar göstermektedir. Bu kitap da bu geçişi hızlandırabilecek niteliktedir. Liderlikten teknolojiye emekten maneviyata kadar birçok farklı açılardan ele alınmış bölümlerin olduğu bu kitabın genelde yönetim alanına özelde ise bireylerin esenlik ve refahlarına olumlu etkiler sağlayacağı düşünülmektedir.”
Prof. Dr. Ela Ünler
Nilay Başok Yurdakul


Küreselleşme ve bilgi teknolojilerinin gelişmesi ile birlikte yoğun rekabetin yaşandığı pazar ortamında kurumlar, rakiplerinden farklılaşmak ve her alanda yaşanan gelişmeleri takip ederek kurum stratejilerini güncel gelişmeler ışığında yapılandırmak durumundadır. Kurumsal başarıyı yakalamak ancak bu şekilde mümkün olabilecektir. Günümüzde özellikle iletişim, pazarlama ve halkla ilişkiler alanında yapılan çalışmalar ve yaşanan gelişmeler, dikkat çekmektedir. Son yıllarda, kurumsal başarıyı gerçekleştirecek bu konuların, uygulamaların ve bunu taşıyacak kurumsal iletişim tarzlarının kendiliğinden ortaya çıkan bir süreç olmadığı, rekabette farklılaştırıcı üstünlük sağlayan yönetilebilir bir süreç olduğu fikri kabul edilmiştir. Bu bağlamda kurumsal başarı, farklı olanın gelişebileceği bir ortamın yaratılması ve tüm hedef kitlelerin farklılığı yaratmaya, algılamaya ve sahiplenmeye odaklanmasıyla yakından ilgilidir. Farklılaşma çağında kurumsa başarıyı yakalamak için iletişim, pazarlama ve halkla ilişkiler alanında yaşanan gelişmelere ve uygulamalara ilişkin bilgileri içeren bu kitap; kurum yöneticileri, yönetici adayları, çalışanlar, akademisyenler ve öğrenciler için yol gösterici bir nitelik taşımaktadır.


 

Sedat Bostan It is possible, but rare, to transform the game of management into the art of wisdom and aesthetics, and to turn it into a human virtue.
Three pillars of management; It is a deep understanding, a strong will and a building power.
A good management team is a harmonious combination of reason, conscience and courage. Reason knows, conscience humanizes, courage builds.
Loyalty is the sign of friendship and merit is the sign of work.
Management can be a professional profession or a duty, in any case, it is a trust. Avoid 5 things if you want to maintain justice.
The manager should look from the opposite side wearing the moccasins of the parties to understand the reality, from above to see the integrity, and from the inside to know the details.
Necessity and incentive are essential for a work to come into being.
Arslan Zafer Gürler Bu kitap, ekonomi bilimine ilgi duyan ön lisans ve lisans düzeyindeki öğrenciler için hazırlanmıştır. Bir ara yılı kapsayacak ekonominin temel konuları, 14 ünitede en yalın anlatımla aktarılmaya çalışılmıştır. Konuların kuramsal yapılarının içine gerçek yaşamdan kısa örnekler ve görseller yerleştirilerek okuyucunun hafızasında kuramla gerçek yaşamın dinamiklerinin örtüştürülmesi sağlanmaya çalışılmıştır. Mikroekonominin içeriğinde olan mal ve faktör piyasaları ilk dokuz ünitede işlenmiştir. Diğer üniteler ise millî gelir, istihdam, para ve para olaylarına ayrılmıştır.
18. yüzyılda sanayi devrimiyle başlayıp hızla gelişen bilim dallarından birisi de İşletmeciliktir. Nüfus arttıkça ihtiyaçlar çoğaldı ve buna bağlı olarak artan talebi karşılayabilmek için girişimciler çeşitli çareler aradılar. Piyasadaki açıkları tespit eden ve risk üstlenen girişimciler üretim faktörlerini bir araya getirerek işletmeler kurdular. Her gün sabah kalktığımızda ihtiyaçlarımızı gidermeye çalışırken bir işletmenin üretip bize sunduğu ürün ve hizmetlerden yararlanırız. Ellerinizi yıkamak için musluğu açarken, üzerinde yattığınız yatak, yorganınız, kahvaltı yaptığınız masa, yediğiniz şeyler, giydiğiniz eşyalar, kolunuza taktığınız saat, işe gitmek için bindiğiniz araba… kullandığınız her türlü araç-gereç bir işletme tarafından üretilmiştir. İşletmeler olmasaydı insanlık bütün bunlardan mahrum kalırdı. İyi ki işletmeler var, iyi ki girişimciler var.
İşletmecilik bir bilim olarak öğrenilebilir-öğretilebilir.Ülkemizde Siyasal Bilgiler Fakültelerinde, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinde, Yüksekokul ve meslek yüksekokulları gibi diğer bir kısım fakültelerde işletme bilimi ile ilgili dersler verilmekte, insanların ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetleri üretip sunmak, geleceğin girişimcileri veya üreticiden tüketiciye devam eden süreçte yer almaları için çalışan öğrenciler yetiştirilmektedir. Bu kitap işletme öğrencilerine ve iş dünyasında bulunan iş insanımıza bir kaynak olarak katkı sunacaktır.
Genel işletme kitabı yazım çalışmalarına başlarken, mevcut yerli ve yabancı işletme kitapları taranmış, hepsinden yararlanılmış ve piyasanın gerektirdiği yeni bilgilere mutlaka yer verilerek, yeni bölümlerin ilavesi yoluna gidilmiştir. Bu süreçte işletmecilik bilgisini insanlığın hizmetine sunmak ve bir adım daha ileri gidebilmek için bu mütevazi çalışma ile katkıda bulunulmuştur. Yaşadığımız çağda hızlı değişime ayak uydurabilmek ve değişimi işletme bazında yakalayabilmek adına, Sanal işletmecilik ve E-Ticaret, İş Ahlakı, Tedarik Zinciri, Uluslararası İşletmecilik ve Çok Uluslu İşletmeler ile Yönetim Bilişim Sistemleri gibi yeni bölümlerle kitap zenginleştirilirken; diğer yandan rutin olarak işlenen diğer konuların çağdaş bir bakış açısıyla yeniden ele alınması sağlanmıştır. Genel İşletme Kitabı editörü olarak yazarları bu anlamdaki başarılı çalışmalarından dolayı tebrik ederim.
Genel İşletme kitabı dört ana kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda işletmenin temelleri başlığı altında iki bölüme yer verilmiş, birinci bölümde temel işletmecilik bilgisinden İşletmelerin Amaçları, İşletmenin Diğer Disiplinlerle İlişkisi, Tarihi Süreç İçinde İşletmecilik; ikinci bölümde ise, işletmenin Çevresi ve Türleri ve ülkemizde önemli sayıda olan Kooperatiflere genişçe yer verilmiştir.
ikinci kısımda işletmelerin kuruluş süreci ve büyümesi başlığı altında iki bölüme yer verilmiş; üçüncü bölümde işletmenin kuruluş çalışmaları, işletmenin kuruluş nedenleri, kuruluş yeri seçimi, kuruluş aşamaları, işletmenin tercih edeceği kapasite ile işletmelerde büyüme işletmeler arası birleşmelere yere verilmiştir. Dördüncü bölümde işletmenin gelirleri ve giderlerine yer verilerek firmanın kâr ve zararlarının hesaplanmasına yer verilmiştir.
Üçüncü kısım altında işletme fonksiyonlarına yer verilmiştir. On bir fonksiyonun yer aldığı bu kısımda sırasıyla, işletmelerde genel yönetim bölümünde yönetim ve organizasyon teorilerine yer verilmiş, yanı sıra yönetim fonksiyonları tartışılmış; tedarik zinciri yönetimi, üretim yönetimi, pazarlama, insan kaynakları, finansman, muhasebe, halkla ilişkiler, araştırma-geliştirme ve işletmelerde kullanılan karar verme teknikleri bölümlerine yer verilmiştir.
Dördüncü kısımda küresel işletmecilik başlığı altında uluslararası işletmecilik ve çok uluslu işletmeler, sanal işletmecilik ve E-ticaret, İşletmelerde İş Ahlakı ve bilişim teknolojisinden yararlanmayı önceleyen yönetim bilişim sistemlerine yer verilmiştir.
Celal Cahit AĞAR, Tahir AKGEMCİ, Enver AYDOĞAN, Nevzat AYPEK, Ruziye COP, Ali ELEREN, Selçuk Burak HAŞILOĞLU, Gökhan ÖZER, Kadir ÖZER, Alparslan ÖZMEN, İrfan SÜER, Famil ŞAMİLOĞLU, Arcan TUZCU Dünya ekonomisindeki küreselleşme ve artan uluslararası rekabet, tüm ülkeleri ve ülkelerdeki işletmeleri derinden etkilemektedir. Küresel rekabetin artmasıyla birlikte dünya ülkeleri arasındaki gelir dağılımı, gelişmekte olan ülkeler aleyhine bozulmaktadır. Bu nedenle, ekonomik ve sosyal gelişmesini hızlandırma çabasında olan ülkemiz ve işletmelerimizin dünyadaki değişimi iyi izlemesi, doğru teşhis koyması ve bunların ötesinde bu değişime uyum sağlaması zorunludur.
Küreselleşmenin getirdiği yeni ekonomik düzende devletin ulusal üretimi yönlendirme kapasitesi azalırken, özel girişimlerin etkinlik alanı artmaktadır. Küresel ekonomik sistemin gereğini yerine getirebilmek ve uyum sağlamak; hem küresel hem de yerel ölçekte faaliyette bulunan işletmeleri güçlendirmeyi, işletmenin küresel bir vizyona sahip olmasını ve modern işletmecilik yönetimi ve tekniklerini uygulamasını gerektirir. Bu noktada en büyük sorumluluk ve görev işletme sahiplerine ve yöneticilere düşmektedir.
Bu anlayışla ülkemizin sekiz farklı üniversitesinde görev yapan öğretim üyeleri tarafından yazılan bu kitap; modern işletmecilik kavram, ilke, kuram ve tekniklerini kapsayacak bir bütünlükte hazırlanmıştır.
Bernard A. Nijstad İnsanlar, yaşamın her alanında, grup ortamlarında etkileşime girmekte ve performans göstermektedir. Organizasyonlar ve işletmeler, gruplar ve takımlar etrafında giderek daha fazla yapılanmaktadır. Her gün aileler, arkadaşlık grupları, toplumlar ve spor takımı gibi gruplar hâlinde, kararlar almak ve planlar yapmak, problemleri çözmek, fiziksel işler yapmak, yaratıcı fikirler üretmek ve daha fazlası için çalışıyoruz.
Grup Performansı, grupların performansına ilişkin mevcut sosyal psikolojik kuramları ve bulguları özetlemektedir. Bu kitap, grup etkileşimini ve gelişimini çevreleyen temel kuramları incelemektedir ve grupların, üyelerini nasıl etkilediğini araştırmaktadır. Bernard Nijstad, bu konuları, fiziksel işler, düşünce üretimi ve beyin fırtınası, karar verme, problem çözme, muhakeme ve tahminde bulunma gibi grupların gerçekleştirebileceği pek çok farklı görevle ilgili olarak ele almaktadır. Son olarak kitap, takım çalışmasının derin bir tartışması ve grupların etkileşime girdiği ve performans gösterdiği bağlam ile tamamlanmaktadır.
Grup üyeleri, grup görevi, etkileşim süreçleri ve bağlam arasındaki karşılıklı ilişkilere vurgu yaparak bütüncül bir yaklaşım sunan; sosyal psikoloji kuram ve araştırmalarına modern bir bakış açışı getiren bu kitap; lisans, lisansüstü öğrencileri ve sosyal psikoloji, örgütsel davranış ve işletme alanlarında araştırma yapanlar için oldukça yararlı olacaktır.
Bernard Nijstad, bu alanın “genç aslanlarından” biridir ve kitabın kapsamı içinde yer alan birçok konuya çok önemli katkılarda bulunmuştur. Grup Performansı, kavramsal ve deneysel materyali iyi bir şekilde ele almakta ve grup içindeki ve gruplar arasındaki davranış psikolojisine ilişkin son zamanlarda bildiklerimizin neler olduğu konusunda okuyucuda çok iyi bir izlenim bırakmaktadır. Genel olarak, alana mükemmel bir giriş…
R. Scott Tindale, Loyola Üniversitesi, Chicago, ABD
Parlak ve hevesli bir araştırmacı olan Bernard Nijstad, sosyal psikolojinin heyecan verici bir alanında kapsayıcı ve modern bir yaklaşım sunmaktadır. Bu kitap, klasikler arasındaki yerini alacaktır. Son sayfasına kadar kitabı elimden düşüremedim. Kesinlikle tavsiye ederim.
Andreas Mojzisch, Göttingen Üniversitesi, Psikoloji Enstitüsü, Almanya
Profesör Nijstad, grup performansı konusundaki klasik ve güncel araştırmaları harmanlayarak harika bir iş yapmıştır. Ben, Nijstad'ın alanyazını, organize ve usta bir şekilde aktarma becerisinden özellikle etkilendim. Nijstad'ın bu çalışmaya yönelik hevesi, konuyu ilk defa okuyacak öğrencilerde yeni bir heyecan yaratmaya yardımcı olacaktır.
Robert B. Lount, Jr., Ohio State Üniversitesi, ABD
Paul R. Murphy, Jr., A. Michael Knemeyer 1980'lere kadar sadece taşımacılık olarak algılanan lojistik kavramı, 1990'lardan sonra hızla günümüzdeki anlamını kazanmaya başlamıştır. Hatta 2000'lerin başından itibaren çok daha geniş bir açıdan yaklaşılıp tedarik zinciri yönetimi bütüncül olarak ele alınmaya başlamıştır. Böylece lojistik ve tedarik zinciri yönetimi kavramı, daha karmaşık ve geniş kapsamlı bir şekilde pratikte ve literatürde yerini bulmuştur. Tedarik zincirleri, ürünlerin ve malların sadece bir aşamasındaki lojistik faaliyetlerle sınırlı kalmayıp herhangi bir ürünün üretilebilmesi için gerekli ham maddelerin çıktıkları noktalardan ya da malların bitmiş ürün hâline getirilebilmeleri için gerekli yarı mamul ürünlerin üretilme ve tedarik edilme aşamalarından, bu ürünlerin ve malların üretilip nihai tüketiciler tarafından kullanım noktalarına kadar ulaştırılması, sürecin en başındaki planlamadan tüketicilerin bu ürünleri tüketmek üzere satın almalarına kadar olan süreçleri, hatta bunlara ek olarak kullanıldıktan sonraki geri dönüşüm süreçlerini de bir bütün olarak kapsamaktadır. Bu işlemler sırasında ülke sınırı gözetmeksizin tedarik zinciri boyunca ileriye ve geriye ürün, hizmet, finans ve bilgi akışı sağlanmaktadır. Dolayısıyla artık sadece “lojistik” ifadesi bile kullanılsa aslında “tedarik zinciri yönetimi” bütüncül olarak anlaşılmaktadır.
Bu kitapta lojistik yönetimi açısından temel fonksiyonlar detaylı olarak incelenmiş, lojistik konusuyla ilgili olarak kapsamlı ancak fazla detaya inmeden, olması gerektiği kadar bilgi verilmiştir. Pearson, Prentice Hall Yayınevinin 2015 yılında 11. basımını gerçekleştirdiği, Paul R. Murphy, Jr. ve A. Michael Knemeyer tarafından yazılmış Contemporary Logistics -Güncel Lojistik kitabı, İzmir'de Gediz Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Funda Yercan ve Yrd. Doç. Dr. Şerife Demiroğlu'nun çeviri editörlüğü ile Gediz Üniversitesi ve ülkemizdeki çeşitli üniversitelerden öğretim üyeleri ve elemanlarının katkısıyla örnek bir takım çalışması olarak dilimize kazandırılmıştır.
Üniversitelerde gerek Türkçe eğitim verilen lojistik yönetimi, uluslararası lojistik yönetimi, lojistik ve taşımacılık, lojistik ve uluslararası ticaret gibi lojistikle ilgili bölümlerde bu kitabın ders kitabı olarak okutulması gerekse İngilizce eğitim verilip de derslere destek olması açısından sözü edilen bölümlerde destek kaynak olarak kullanılması mümkündür. Ayrıca, üniversitelerde eğitim dilinin Türkçe olduğu meslek yüksekokullarında lojistik, uluslararası ticaret, dış ticaret ve işletme gibi programlarda okuyan öğrencilerin bu kitaptan faydalanması da söz konusudur. Güncel Lojistik kitabında temel konular bulunduğundan Anadolu meslek liselerinde lojistik ile ilgili alanlarda okuyan ortaöğretim öğrencilerinin de anlayabileceği nitelikte bir kitaptır.
Hüseyin Zennun Beyatlı Hastane ve Sağlık İşletmeleri Yönetimi, hastane ve sağlık işletmeleri ile ilgili temel bilgiler kapsamında öncelikle Mezopotamya, Mısır, Hint, Çin, Helen, Roma ve Türklerde sağlık ve hastanelerin tarihçesi hakkında bilgiler içermektedir.
Sağlık ve hastane sistemleri açıklanırken Türkiye'nin sağlık ve hastane sistemi ele alınmıştır. Bu kapsamda sağlık ve hastane ile ilgili temel bilgiler yönetim, sağlık yönetimi, hastane yönetimi, sağlık idarecisinin meslek tanımı, hastane yöneticisinde bulunması gereken özellikler ve hastane yöneticisinin görev yetki ve sorumlulukları, hastane ve hastane işletmeciliği, sağlık hizmetlerinin özellikleri, hastanelerin sınıflandırılması, sağlık işletmelerinin fonksiyonları incelenmektedir.
Bu çalışmada, hasta yatağı, hasta yatırma, hasta günü, yatak işgal yüzdesi, poliklinik sayısı, ameliyat sayısı, enfeksiyon ölüm oranı gibi hastane işletmeciliğinde ana prensipleri açıklanırken poliklinikler, dâhilî ve haricî klinikler, acil servis, acil kodlar, ameliyathane, fizik tedavi ve rehabilitasyon, eczane, kan bankası, hemşirelik yani hasta bakım hizmetleri vb. tıbbi fonksiyonlar, tedaviye muvafakat, hasta ziyaretleri, hastanelerde hijyen kuralları, enfeksiyonun hastaneye giriş yolları, enfeksiyonun önlenmesi ve dezenfeksiyon, enfeksiyon kontrol komitesi, hastane konseyi, sağlık kurulları gibi hastane komiteleri hakkında açıklamalar yapılmıştır.
Mesleki tecrübe ve uygulamaların ışığında hastanelerde mali fonksiyonlar, idari ve mesleki teftiş, insan kaynakları ve performans yönetimi, nöbet işleri, hastane bilgi yönetim sistemleri, tıbbi arşiv yönetimi, ev idaresi hizmetleri ve temizlik işleri, mutfak hizmetleri, teknik hizmetler, çamaşırhane hizmetleri, ayniyat hizmetleri ve depolama, evrak işleri, iş ve iş yeri sağlığı, gasilhane ve otopsi hizmetleri hakkında bilgiler aktarılmıştır.
Hastanelerin inşasında idari esaslar ele alınırken, hastane istatistikleri, nüfus istatistikleri, morbidite, coğrafi ve jeolojik durumlar, sağlık politikaları vb. hastane ihtiyacına etki eden faktörler ele alınmıştır.
Bu çalışmanın literatüre ve mesleki tecrübeye dayalı bilgilerle sahasında oluşan bilgi birikimine katkı verici ve sağlık yönetimi öğrencilerine kaynak teşkil edeceği düşüncesindeyiz.
Ayşe Meriç Yazıcı, Begüm Maral, Duygu Uludağ, Emir Kaan Cengiz, Fulya Oduncu, Hilal Öztürk, Melis Soyer, Olcay Ölçen, Selçuk Gün, Sinem Sönmez, Yusuf Can Tunaboylu Uçmak, bir hikâyeden daha fazlasıdır. Uçmak, sadece fiziksel bir eylem değil aynı zamanda birçok anlam ve duygu yüklü bir deneyimdir. Nitekim uçmak, özgürlüğün, keşfin ve hayallerin sembolüdür. Bir hikâyeden çok daha fazlasıdır çünkü insanların içsel dünyasında derin etkiler bırakan bir serüvendir. Sizi bu muazzam serüvenin içine davet ediyoruz. "Havacılıkta Güncel Yaklaşımlar" adlı kitabımız, bu yönüyle havacılık sektörünün geleceğine yön verecek niteliğe sahiptir. Bilindiği üzere havacılık sektörü, sürekli olarak teknolojik gelişmeler, güvenlik standartları, çevresel sürdürülebilirlik ve ekonomik faktörlere bağlı olarak evrim geçirmektedir. Kitap, bu dinamik sektördeki en son gelişmeleri ve yenilikleri inceleyerek okurlarına derinlemesine bir bakış sunmaktadır.
Ayrıca kitap, havacılık endüstrisinin geniş yelpazesini kapsayarak okuyuculara sektördeki güncel trendler, teknolojik yenilikler ve stratejik konular hakkında kapsamlı bir anlayış sağlamayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda hem havacılık meraklıları, öğrenciler, endüstri profesyonelleri ve araştırmacılar hem de sektördeki güncel gelişmelere ilgili duyanlar bu kitap aracılığıyla havacılığın geleceği hakkında derin bir anlayışa sahip olacaktır.
Aziz Özkan Türkiye'de zaman zaman çeşitli teşvik paketleriyle gündeme gelen KOBİ'ler dün olduğu gibi bugün de önemini korumaktadır. Sadece Türkiye'de değil, diğer ülkelerde de KOBİ'lere yönelik adımlar atılmaktadır. Ne var ki meseleye daha çok maddiyat açısından bakılmaktadır. Oysaki yönetim kaynaklı sorunlar da KOBİ'lerin gelişmesinin önünde engel olarak durmaktadır. Bu çalışmada KOBİ'lerin yönetsel sorunları kapsamlı bir şekilde incelenerek çözüm önerileri sunulmuştur. Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu metnin akademi dünyasına ufak bir katkısı dahi yazarını amacına ulaştırmış olacaktır.
S. Kadri Mirze Current and Comprehensive Textbook
Introduction To Business is designed to be a comprehensive book for first year students of schools of business in Turkey. It discusses general topics and issues in business life and uses a descriptive manner. It is current and comprehensive and kept local within the global context.The book covers all current business related topics and issues. The new paradigms in business, new thoughts and techniques in doing business, the updated issues about the environment, functions and all other related topics are included in every chapter throughout the book.
Focus on the Local within the global context
The book includes cases, institutions and practices from Turkish business life. Almost all examples and cases are chosen from Turkish business life; the private, semi-private and public institutions which appear and operate in the Turkish business life have their places throughout the book. The readers will easily have access to information about the local and international issues and organizations of all kinds.Each chapter includes opening comments from academic and professional experts in their related field.
Understandable and easy to read
This innovative textbook is reader-friendly, appealing, understandable and easy-to-read, written in a spoken English format. The four-color format is full of more-than-enough exhibits, graphics, charts and displays.
Concise but focused
Introduction To Business is designed to be a concise companion for beginners and to be completed in a one-term course. It is lean and focused and covers almost all updated important facts of business in an adequate size and form.
Colorful, amusing but also educational
Throughout the book, readers will find some practices of business and management from the classics. Moreover, each chapter begins with commnets of academic and professional experts in that related field. An academic and a professional view on relevant topics enabls the students to get brief comments about both science and the art sides of business.
The Organization of the Book
The first part is comprised to three chapters; business in general, forming a business unit and business in global markets. These chapters discuss busines, its significant actors, its environment and global issues. The second part is nine chapters and covers the important business activities. The sequential presentation of the business activities is based on recognized management expert , Micheal Porter, and his placement of activities in his value chain analysis. The third part consists of 3 chapters covering new concerns of business and their related topics. Each chapter includes one or more "Business Life" boxes that focus on necessary additional information about the topics, practices and institutions relevant to the chapter contents. All chapters have "Learn from the Classics" boxes that serve the students with some business and management practices mentioned in the classics. Few "Interesting to Know" boxes and appendixes include both practical and amusing information and examples of real business practices relevant to the chapter contents.
Supplemantary Materials
The book has an Instructor�s Manual (text and drawings) located in a disk, Transparency Masters and Power Point Presentation