İktisat GÜNCEL YAYIN KATALOĞU 6.06.2020
İktisat \ 1-5
Büşra Karataşer 1914-1923 Arası İstanbul'un İaşesi ve İhtikâr Sorunu isimli çalışma,1914-1923 dönemi İstanbul'un iaşesi ve ihtikâr sorununun arşiv kaynaklarına dayalı bir incelemesidir. İaşe sorunu insanlık için her zaman önemli bir konu olmuştur. Özellikle savaş dönemlerinde iaşe sorununu çözmek en önemli konulardan birini teşkil etmiştir.
Bu çalışmada; iaşe sorunu, ihtikâr meselesi ve geçim sıkıntısının Birinci Dünya Savaşı’nda ve Mütareke Dönemi'nde ülke halkını nasıl etkilediği ve bu sorunlara karşı alınan önlemleri üç bölüm hâlinde incelenirken Başbakanlık Osmanlı Arşivi kaynaklarından ve dönem gazetelerinden derinlikli olarak faydalanılmıştır.
Eric Tyson İş finansal geleceğinizi korumaya geldiğinde yapabileceğiniz en mantıklı şey, buna bir an önce başlamaktır. Bu pratik rehber 20'li yaşlarınızda sağlam bir finansal temel atmanız ve sonraki yıllarda mali durumunuzu güvence altına almanız için ihtiyacınız olan finansal tavsiyeleri içermektedir. Nasıl finansal bir altyapı oluşturacağınızı, gerçek hayatta parasal sorunların üstesinden nasıl geleceğinizi ve kariyeriniz boyunca gelirinizi nasıl artırabileceğinizi keşfedin.

Kitabı açın ve
• Birikim, bütçe planlama ve harcamayı akıllıca yapmayı öğrenin.
• Kredi notunu yükseltmenin yollarını keşfedin.
• Sahip olduğunuz geliri değerlendirin.
• Maddi ortaklıklar üzerine tüyoları keşfedin.
• En iyi sigortayı edinme konusunda önerileri dikkate alın.
Hayriye Atik Bu kitap, Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nın uygulandığı 2000'li yıllarda Türk ekonomisinde ortaya çıkan yapısal dönüşümleri incelemektedir. Kitabın amacı, 2001 krizi sonrasında başlatılan reform süreci sonucunda Türk ekonomisinde gerçekleşen yapısal değişmeleri detaylı bir şekilde ortaya koymaktır. Kitapta yer alan makalelerin bir kısmında konular ekonometrik ve istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiş, bir kısmında ise istatistik verilerden yararlanılarak dinamik analizler yapılmıştır. Kitap, Türk ekonomisinde önemli yapısal reformların yapıldığı bir döneme ışık tutması bakımından önem arz etmektedir.
Kitap altı bölümden oluşmaktadır: İlk bölüm “Üretim, İstihdam, Yatırım ve Fiyatlar” başlığını taşımaktadır. İkinci bölüm “Ekonomik Büyüme ve Ekonomik Gelişme” konusuna ayrılmaktadır. Bu bölümde, ilk olarak, ekonomik büyümede etkili olan faktörler ekonometrik yöntemler kullanılarak Türkiye üzerinde sınanmaktadır. Bölümde ikinci olarak, “Ekonomik Gelişme” olgusu Türkiye açısından incelenmektedir. Türkiye'nin 2000'li yıllarda gösterdiği göreli gelişme performansı, başta AB olmak üzere çeşitli ülkeler ve ülke grupları ile karşılaştırmalı olarak ortaya konmaya çalışılmaktadır. Üçüncü bölümde “Sektörel Gelişmeler ve Politikalar” ele alınmaktadır. Bankacılık sektöründeki gelişmeler, enerji, sanayi ve teknoloji politikaları ile özelleştirme uygulamaları bu bölümün başlıca konuları arasındadır. Dördüncü bölümde Türkiye'nin dış ticaretindeki gelişmelerin analizi yer almaktadır. Beşinci bölüm, “Kamu Maliyesi ve Kamu Yönetiminde Gelişmeler” başlığını taşımaktadır. “Mali saydamlık” ve “2000'li yıllarda Kamu Mali Yönetiminde Sağlanan Gelişmeler” bu bölümün ana konusudur. Altıncı bölüm, “Avrupa Birliği, Küreselleşme ve Kriz” konusuna ayrılmıştır. Kitabımız “Prof. Dr. Cihan Dura'nın Eserleri Üzerine Bir Bibliyografya Denemesi” çalışmasıyla tamamlanmaktadır.
Işın Çelebi 50 Soruda Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri kitabını hazırlarken, 17 temel başlığı uzman arkadaşlarımla incelediğimde bu başlıkların Dünya'nın temel problemleri olduğunu ve gün geçtikçe büyüdüklerini gördüm.
Birleşmiş Milletler’in belirlediği bu 17 başlığın her biri, aynı zamanda globalleşmenin yarattığı derin problemlerdir.
Son zamanlarda yaşanan iklim olayları, karbon salınımın dönüşü olmayan düzeylere ulaşması, sıcaklık seviyesinin değişimi, küresel ısı artışı ve buzulların erimesi konuları, çözüm ve önerileri ile birlikte ele alınmıştır.
Küresel ısınma ve iklim değişiklikleri yeni hastalıklara yol açıyor.
İklim değişikliği ve küresel ısınma sorunu çözülemiyor. Tam tersine gittikçe büyüyor.
Küresel ısınma nedeniyle tarımda üretimin azalması sonucu kişi başına düşen yerel üretim miktarı ve gelir, hızla düşüyor. Bu nedenle büyük göçler, bölgesel savaşlar yaşanıyor.
Sürdürülebilir Kalkınma konusundaki düşünce ve çözüm önerilerimizi, görüşlerinize sunuyoruz.
Beyza Gültekin, Cuma Ercan, Ertuğrul Mıhçıoğlu, Hatice Doğukanlı, İbrahim Halil Ekşi, Levent Şahin, Osman Sesliokuyucu, Yavuz Akçi, Zekayi Kaya Ülkeler, diğer ülkelerle gerek siyasî gerek ticarî ve gerekse ekonomik ilişkiler içinde bulunmaktadır. Bu bağlamda dış ticaret, mal ve hizmet ticaretini kapsamaktadır. Daha ucuz, daha hızlı ve daha kaliteli üretimin gerçekleşmesi rekabeti artırmış; yeni üreticilerin, yeni iş alanlarının yaratılmasına imkân vermiş ve bu durum ekonominin küreselleşmesine zemin hazırlamıştır. Küreselleşen ekonomi sayesinde; piyasalara, müşterilere ve tedarikçilere ulaşmak daha da kolaylaşmıştır. Tüm bu gelişmeler, dış ticaretin öneminin de artmasına neden olmuştur.
Dış ticaret esnasında bir ürünün nasıl pazarlanabileceğinden başlayıp, bu ticaretin muhasebeleştirilmesine kadar yaşanan süreci inceleyen bu çalışma, öğrencilerin ve eğitimcilerin yararlanabileceği teorik bir ders kitabı özelliği taşımasının yanı sıra, dış ticareti “meslek” edinmeyi planlayan ya da bu konuda faaliyet gösteren firmaların daha etkin yöntemleri keşfedebilmeleri açısından da faydanabilecekleri pratik bir kaynaktır.
M. Umer Chapra Adil Bir Para Sistemine Doğru, İslamî para sisteminin hedefleri, doğası ve işlevlerinin ele alındığı kapsamlı ve bütünleyici bir eserdir. Müslümanlar da dahil olmak üzere çoğu insan için, faizsiz ekonomi bir sırdır. Bu nedenle bir dizi soru sorulur. İslam'da faiz gerçekten yasaklandı mı, eğer öyleyse, bunun ardında yatan amaç nedir? Bir ekonomi faizsiz çalışabilir mi? Kaynak tahsisi, tasarruf ve sermaye oluşumunun, ekonomik istikrar ve büyüme üzerinde ne gibi etkiler vardır? Chapra, konuyla ilgili gizemleri ve bu konudaki bazı soruları kapsamlı bir ekonomik analiz yoluyla cevaplandırmaktadır. Faiz yasağının ardındaki mantığı ve tamamıyla adalet temelli bir İslam iktisadının güçlü yanlarını göstererek sorunları ortaya koymakta ve bunları çözmek için gerçekçi bir teklif vermektedir. Chapra ayrıca, ticari ve merkez bankalarının doğası ve faaliyetlerinde yapılması gereken değişiklikleri de ortaya koymaktadır. Kurulacak olan yardımcı kurumlar ve İslamî para ve bankacılık sistemini mümkün kılmak için geliştirilmesi gereken yeni para politikası araçlarını etkili bir şekilde sunmaktadır. Ancak, faizin kaldırılmasının islam'ın tek değeri olmadığını ve Müslüman ülkelerin siyasi kurumları olmadıkça ekonomilerinin dönüştürülemeyeceği ve sosyo-ekonomik adalet ile İslam'ın diğer önemli hedeflerinin tamamının gerçekleştirilemeyeceği uyarısında bulunmaktadır.
Osman Okka Türkiye’de sözel finansal yönetim konusunda yayınlar olmasına karşılık sayısal finansal yönetim konusunda büyük bir eksiklik yaşanmaktadır. Bu eksikliği bir ölçüde gidermek için hazırlanan bu çalışma 1.300’den fazla çözümlü problemi içermekte ve finansın firmada canlı olarak yaşanmasını sağlamaya çalışmaktadır. Günümüzde üniversitelerimizdeki finansal yönetim eğitiminin, işin gereği, sözel değil sayısal olması gerekir. Pedagojik açıdan firma faaliyetleri içerisine giremeyen, finansal olayları analiz edip değerlendiremeyen, finansal politikaların belirlenmesinde etkin olamayan bir finans eğitiminin yeterli olmadığı da açıktır. Bu kitabın amacı; öğrenciye ve okuyucuya basite indirgenmiş finansal problemlerin nasıl çözüleceğini göstermek ve ilgili konuda yeterli finans bilgisini vermektir. Kitaptaki teorik bilgilerin temel seviyede olması amaçlanmışken, oldukça ileri seviyede olması düşünülmüş ve kitapta teorik bilgi yoğunlaştırılmıştır. Kitabın ikinci amacı Finansal Yönetim Örnek Olayları kitabına bir hazırlık yapmaktır. Kitabın sonunda problemlere ağırlık verilmiş ve sorular çözüldükten sonra öğrencinin kendisini test etmesi için farklı yönlendirme soruları da sorulmuştur.
Arslan Zafer Gürler Bilim insanları, çok fazla sözün, çok kısa kelimelerle ifadesinin zorluğunu bilirler.
Bu düşüncenin sonucu olarak tarım ekonomisinin özgün konularını içeren ilk “Tarım Ekonomisi” kitabı 2008 yılında Nobel Yayıncılıkta çıktı.
Baskının tükenmesi, güncel ve geniş perspektiften yeni bir kitap oluşturma gereksinimini gündeme getirdi. Bu kez özlü bilgileri daha hacimli bir eserde üretmek düşüncesi ile yola çıktım. Ülkemizde Türkçe basılmış benzer eserlerle beslenen ve bu anabilim dalına yakın, akademik ilerleme uğraşısı içindeki bireylerin, farklı disiplinlere dağılmış bilgileri tek tek harmanlayarak, bilimsel dağarcıklarını artırmak yolundaki çabalarını gözlemledim. Böylece, ampirik bir olguya dayalı olarak “Analitik Tarım Ekonomisi” kitabı doğdu. Analitik tarım ekonomisi, ilgilendiği alanlardaki konuların hangi bilimsel disiplindeki bir bilgi ile desteklendiğini pozitif ekonomi normlarından yola çıkarak analiz etmek görevini üstlenmiştir.
Bu amaçla, güncellenmiş kuramsal bilgiler yanında, benzer eserlerin içeriğinde yoğun olarak yer almamış konular, kantitatif açılımlarla desteklenerek 10 bölüm altında düzenlenmiştir.
Ziraat fakültelerinin tarım ekonomisi bölümlerinde olduğu gibi bu konuyu eğitim içeriklerine almış tüm akademik sujelerin Analitik Tarım Ekonomisi kitabından etkin şekilde yararlanacaklarına inanıyorum.
Kitap içeriğinde, geleneksel tarım ekonomisi konularına analitik bakış açısı ile yaklaşımın yanında; üretim ekonomisi, üretim fonksiyonlarının oluşumu ve yapısı, tarım politikası ve tarımsal pazarlamanın işlevsel ve analitik boyutları kimi örneklerle de desteklenerek kaleme alınmıştır. Grafikler aşama aşama çizimlenerek, teorik bilginin görsel hafıza yoluyla daha kalıcı ve anlaşılır biçime dönüşmesi amaçlanmıştır.
Ali Bayrakdaroğlu, Aysel Gündoğdu, Bora Selçuk, Cüneyt Dirican, Dina Çakmur Yıldırtan, Fatma Dilvin Taşkın, Gürcan Avcı, Halime Temel Nalın, Selin Sarılı, Serhat Yüksel, Yusuf Dinç Bankacılık sistemi, ülke ekonomilerinin lokomotifi durumuna gelmiştir. Bankalar, kredi kanalı ve finansal aracılık işlevleri ile ekonomiye yadsınamaz katkılar sunmaktadır. Bu nedenle bu derece önemli bir yere sahip olan bankaların denetimi hayati niteliktedir. Yasal düzenlemelerde yaşanabilecek bir boşluk ya da uygulamadaki uyumsuzluk, ekonomiye ciddi zararlar verebilir. Küreselleşme ile birlikte bankaların uluslararası işlevi artmakta, teknoloji ile faaliyet alanları sürekli gelişmektedir. Yeni faaliyet alanları ile birlikte karşılaştıkların riskler de değişmekte olup buna bağlı olarak bankaların risk ölçüm teknikleri de gelişmektedir. Özellikle küresel kriz sonrasında gündeme gelen Basel 3 kriterleri, bankacılık alanında yeni arayışların devam edeceğini göstermektedir. Risklere ek olarak bankaların her açıdan artan bir rekabet ortamında olduğu görülmektedir. Sıkı bir mevzuat kapsamında faaliyet gösteren bankalar, kâr odaklı finansal performans kaygısı ile çok hızlı gelişen teknolojiye ayak uydurmak durumunda kalmaktadır. Özellikle dijital ve mobil bankacılık tarafında yaşanan gelişmeler bankaların maliyetlerini de arttırmaktadır. Buna karşın bankaların yeni nesil ürünler ile faaliyet alanını genişlettiği ve kârını arttırdığı anlaşılmaktadır. Oldukça dinamik bir sistem olan bankacılık sistemi, sürekli bir değişim ve gelişim içerisindedir. Bu nedenle finansal piyasaların en önemli ayağı olarak kabul edilen bankacılık alanındaki çalışmaların sürekli güncellenmesi gerekmektedir.
Çalışmamız, ülkemizdeki ve dünyadaki gelişmelere göre bankacılığın temellerini incelemektedir. Çalışmamız on üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızda bankacılık sisteminin tüm temel konuları, tamamı akademisyen olan bankacılık alanında uzman bir ekip tarafından incelenmiştir. Bu anlamda eserin literatüre katkısının önemli düzeyde olacağı kanaatindeyim. “Küresel Kriz Sonrası Gelişmeler Işığında Bankacılığın Temelleri” ismini verdiğimiz kitabımız; üniversitelerde bankacılık, finans alanlarında lisans, yüksek lisans öğrencileri ile bu alanlardaki araştırmacıların bilgisine sunulmuştur.
Mehmet TAKAN, Melek ACAR BOYACIOĞLU Ekonominin işleyişi içerisinde önemli bir yere sahip olan bankacılık sektörü, tasarrufları mevduat olarak toplayıp bunları müşterilerine kredi şeklinde kullandırmak gibi iki temel fonksiyona sahiptir. Bu fonksiyonları hayata geçirirken bankalar, hem sermaye birikimi sürecinin hızlanmasına katkı sağlamakta hem de para ve kredi politikalarının uygulanmasına destek vermektedir. Bunun yanı sıra baş döndürücü bir hızla gelişimini sürdürmekte olan teknoloji, yer küreyi bilgisayar ve iletişim ağlarıyla örerken, bunların ticari işlemlerde kullanılmaya başlanması, bankacılık sektörünün iktisadi hayattaki yerini vazgeçilmez bir konuma taşımaktadır.
Bu kitapta bankacılık, tarihsel süreç içerisindeki gelişiminden, üstlendiği fonksiyonlara, ticari hayatta faaliyetlerine başlamasından, taşıdığı risklere ve yönetimine kadar oldukça geniş bir yelpazede ele alınmakta ve okuyucuya bankacılıkla ilgili pek çok konuda bilgi sunulmaktadır.
Füsun Küçükbay Globalleşmenin artık hemen her alanda kendini gösterdiği; rekabetin etkin olduğu piyasa ortamının makro boyutta ülkeleri, mikro boyutta firmaları kıyasıya zorladığı; tüketim toplumunun ekonomik büyümeyi zorunlu kıldığı günümüz dünyasında, rekabetçi olma iddiasında olan firmalar etkin bir finansal sistemin varlığına ihtiyaç duyarlar. Şüphesiz ki etkin bir finansal sistemi olmayan ülkelerde faaliyet gösteren firmaların her anlamda bütünleşmiş dünya ekonomisinde yer edinmeleri ve rekabet üstünlüklerini koruyabilmeleri mümkün değildir.
Etkin bir finansal sistemde sermayenin akışında ve kontrolünde kullanılan en önemli araç, hiç kuşkusuz bankalardır. Bankalar genellikle kısa vadelerle topladıkları paraların bir kısmını, daha uzun vadelerle kredi olarak yatırımcılara veya ihtiyaç sahiplerine kullandırmaktadırlar. Bu durum, bankaları risk yönetim birimlerine dönüştürmektedir. Bankacılıkta risk yönetiminin birçok alt başlığı olmakla birlikte, şurası bir gerçektir ki tanımlayamadığınız hiçbir süreci yönetemezsiniz.
Bu kitap da “Türkiye'de bankacılık sisteminin tarihçesi nasıldır?”, “Bankaların temel görevleri nelerdir?”, “Risk yönetiminde uluslararası yasal düzenlemelerin Türk bankacılık sektörüne etkisi nasıldır?”, “Bankaların maruz kaldığı risk türleri hangileridir?”, “Bankalarda risk yönetim sürecinin temel faaliyetleri nelerdir?”, “Bankalarda risk yönetiminin etkin olarak yapılmasından ve finansal istikrarın sağlanmasından sorumlu kurumlar hangileridir?”, “Türkiye bankacılık sektöründe faaliyet gösteren bankaların riskini etkileyen temel faktörler nelerdir?” sorularına cevap aranmıştır.
A. Kadir TUNA Kurumsal yönetim, şirketin yönetimi ile yönetim kurulu, hissedarlar ve diğer pay sahipleri arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi olarak tanımlanmaktadır. Özellikle son yıllarda artan şirket skandalları ve krizler, şirketlerin kurumsal yapılarına ilişkin sorunların daha fazla tartışılmaya başlanmasını sağlamıştır. Bu çerçevede İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Örgütü, 1999 yılında üye ülkelerdeki şirketlere yol göstermesi amacıyla, Kurumsal Yönetim İlkeleri rehberini yayımlamıştır. Temelde halka açık şirketlere yönelik ilkelerden oluşan rehber zamanla tüm şirketleri ilgilendiren unsurları içermiştir.
Söz konusu ilkeler; adillik, sorumluluk, hesap verebilirlik ve şeffaflık unsurlarını içine alan hissedar haklarının korunması, yönetim kurulunun yapısı, paydaşlarla ilişkiler ve şeffaflık unsurlarından oluşmaktadır. Diğer taraftan, Basel Bankacılık Komitesi tarafından OECD ilkeleri referans alınarak 1999 yılında “Bankalarda Kurumsal Yönetim İlkeleri” yayımlanmıştır.
Bankalarda kurumsal yönetim, bankaların ekonomik sistemde üstlendikleri rol ve mevduat toplama imtiyazına sahip olmaları nedeniyle ayrı bir önem arz etmektedir. Bu nedenle Türk Bankacılık Sisteminde etkin kurumsal yönetimin uygulanması büyük önem taşımaktadır.
Aykut Bedük Benchmarking, sürekli iyileşmeyi amaç edinen işletmelerin başvurabilecekleri bir yöntem tekniğidir. Bu çalışmada bu konudaki kavram ve uygulamalara ilgi duyan akademisyen ve öğrencilere, ayrıca bu alanda çalışmak isteyenlere bir ön bilgi sunmak için hazırlanmıştır.
Ali Altuğ Biçer, Ali Kürşat Sak, Arifenur Güngör, Ayfer Genç, Yılmaz Ayşegül, Elif Çaycı, Berk Çaycı, Duygu Celayir, Faruk Yazar, Huzeyfe Zahit Atan, Lütfü Çakır, Mahmut Sami Güngör, Mahmut Esad Ergin, Mehmet Sağlam, Murat Can Gökdemir, Neslihan Arıcı Özcan, Mustafa Ilıcalı, Nihan Yavuz, Oğuz Demir, Şükrü Mete Tepegöz, Tolga Ala Ümmügülsüm Zor, Vildan Merve Yılmaz, Yunus Özcan, Yusuf Artar, Yusuf Tuna, Didem Zeynep Beyazı, Zeynep Çelik Gülseven Gelişen ve değişen sosyal, iktisadi, siyasi şartlar, doğru kararlar almayı ve stratejik hamleler yapabilmeyi elzem hâle getirmiştir. Karar vericilerin doğru ve tutarlı kararlar verebilmesi için elinde doğru bilginin bulunması gerekmektedir. Doğru bilgiye ulaşılabilmesi anlık bir durum değildir. Doğru bilgi tedariki için bir süreç gerekmektedir. “Katma değer” motivasyonun giderek arttığı günümüz şartlarında, bunun en önemli kaynağının bilgi olduğu tecrübe edilmiştir. Bilgi unsurunun ihmal edildiği dönemlerde yaşanan acı tecrübeler, doğru bilgiye zamanında, ekonomik ve tutarlı şekilde ulaşabilmenin önemini gözler önüne sermiştir.
İlgili çalışmada yaklaşık 20 farklı disiplinden katkı sağlayan öğretim üyeleri ve alanında uzman profesyoneller ile bilgi kavramına çok yönlü ve disiplinler arası bir bakış kazandırılmaya çalışılmıştır. Bu yolla bilginin tüm bilim dallarının temel ve en önemli girdisi olduğu tekrar göz önüne çıkartılmaya çalışılmıştır. Bu özelliği sayesinde başta akademisyenler olmak üzere, tüm ilgililerin kendi alanlarının yanı sıra farklı disiplinlerin bilgi kavramına olan yaklaşımlarını da inceleme ve irdeleme fırsatı bulunacaktır. Bu yönüyle alanında bir boşluğu dolduracağı düşünülmektedir.
Prypto Bitcoin piyasası potansiyel ile doludur ancak nasıl çalıştığının nüansları ve riskleri kavramak biraz zor olabilir. Bu bilgilendirici rehber her şeyi açıklıyor, böylece kripto para birimine güvenerek ticarete başlayabilirsiniz. Paranızın nereye gittiğini öğrenin, riskleri yönetin ve bugün bitcoine güvenin!
• Bitcoin nedir? Bitcoinin ne, neden ve nasıl olduğunu keşfedin ve piyasalarda para kazanmaya başlayın.
• Ona güvenin. Bir bitcoin cüzdanına el atın, adres oluşturun, özel anahtarınızı anlayın ve güvenliğin nasıl çalıştığını öğrenin.
• Ticarete başlayın. Bitcoini mal ve hizmetleri satın almak için nasıl kullanacağınızı öğrenin, faturaları ödeyin, çalışanlara ödeme yapın ve stoğunuz için dijital para kabul edin.
• Dijital varlığınızı koruyun. Bitcoini bilgisayar korsanlarına karşı koruyun, saldırılara ve çift harcamaya karşı uyanık olun ve bitcoininizi güvende tutun.
Kitabı açın ve
• Bitcoinin tam olarak nasıl kullanıldığını
• Bitcoini güvenli bir şekilde nasıl saklayacağınızı
• Şifreleme hakkında ne bilmeniz gerektiğini
• Ticaret ve kitle fonlamasının iç yüzünü
• Nasıl düzenlendiğini
• Nerede yasaklandığını
• Vergiler konusunda size yardım eden hizmetleri
• Bitcoinin artılarını ve eksilerini
• Onu kullanmanın on harika yolunu öğrenin.
A. Cenap Yoloğlu, Adem Üzümcü, Adnan Kalkan, Ahmet Melih Öksüz, Ahmet Şimşek, Alpay Filiztekin, Ayşe Nur Ökten, Berna Sezen Özen, Büşra Gezer, Cenap Sancar, Cengiz Yücedağ, Cenk Kızılgedik, Cerem I. Cenker-Özek, Ceren Demir, Cihan Yalçın, Demet Kutgi, Deniz Şahin Cinoğlu, E. Yaprak Gülcan, Emin Başar Baylan, Fikriye Dilara Güneş, Gökhan Kalağan, Gülhan Duran, Güzin Balcı, Hale Çokyiğit, Hatice Hale Aru, İhsan Pençe, Kurtuluş Kaymaz, Latif Gürkan Kaya, Levent Sabah, Mehmet Emin Erçakar, Mehmet Fatih Demiral, Melike Şişeci Çeşmeli, Meltem Barut, Murat Artuç, Murat Çokgezen, Mustafa Ali Özay, Necmettin Çelik, Neşe Kumral, Saliha E. Aydemir, Seda Duman, Sedef Akgüngör, Selen Işık Maden, Senay Oğuztimur, Serdar Yetişen, Serhat Şen, Sinem Dedeoğlu Özkan, Suna Senem Özdemir, Tuğba Deniz, Tuğba Töre, Tülin Altun, Tüzin Baycan, Uğur Doğan, Ümmühan Kaygısız, Yaprak Gülcan, Yeşim Kuştepeli, Yiğit Evren “Bölge Bilimi”, aralarında coğrafyacı mimar, şehir ve bölge plancıları, iktisatçı, işletmeci, siyaset bilimci ile sosyologların yer aldığı, disiplinler arası çalışılan geniş bilim alanıdır.
Türkiye, bölgesel dengesizlik ve gelişme farklılıklarının önemli boyutlarda olduğu bir ülkedir. Dolayısıyla ülkemiz açısından, bölge bilimi ve bölge planlaması üzerine çalışan akademisyenleri bir araya getiren Bölge Bilimi Türk Milli Komitesi (BBTMK) tarafından düzenlenen Bölge Bilimi ve Bölge Planlama Kongreleri büyük önem arz etmektedir.
Bu kitap, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ev sahipliğinde 2017 yılında Burdur'da tertip edilen 17. Ulusal Bölge Bilimi ve Bölgesel Kalkınma Kongresi'nde sunulan seçilmiş çalışmalardan oluşmaktadır. Kitapta; “Kümelenmeler ve Bölgesel İnovasyon Sistemleri”, “Bölgesel Esneklik, Dayanıklılık ve Yakınsama”, “Sosyal Ağlar ve Sosyal Sermaye”, “Sanayileşme, Kuruluş Yeri Seçimi, Girişimcilik ve KOBİ'ler”, “Bölgesel Göç, Hareketlilik ve İstihdam”, “Bölgesel Kalkınma Teori ve Politikaları” ve “Kentsel Çalışmalar” olmak üzere yedi başlıkta toplam 28 çalışma bulunmaktadır. Çalışmanın, alanında önemli bir eksikliği dolduracağı kanaatindeyiz.
Nigar Çağla Mutlucan The book draws attention to the growing importance of clusters today and examines academic studies on clusters. The purpose of the book is to find out the benefits of clusters, whether they catalyze for local, regional and even national development as claimed in theory, in short, whether they are a panacea. First, a thorough literature review is offered and then successful examples of clusters in the world are examined: the Baden-Württemberg automotive cluster in Germany, the Hollywood film cluster in the USA, the Hamburg aviation cluster in Germany, the automotive cluster in Japan, the Castellon ceramic cluster in Spain, and the Sassuolo ceramic cluster in Italy. Afterward, clusters in Turkey are briefly analyzed. Finally, the author's answer to the question of whether clusters are a panacea is presented and the conditions required for clusters to be successful are discussed.
Peter Diamond - Hannu Vartiainen Editörlüğünü Nobel ekonomi ödüllü iktisatçı Peter Diamond’ın Hannu Vartiailen ile yaptığı davranışsal iktisat alanında temel yapı taşı olan bu kitabın Türkçeye çevrilmesiyle birlikte Türkçe davranışsal iktisat literatürüne önemli bir katkı sağlanmıştır. Davranışsal iktisat alanında uzmanların araştırmaları sonucunda oluşturulmuş bu çalışma, davranışsal iktisadı hem kapsamlı bir şekilde açıklamakta hem de davranışsal kamu ekonomisinden, kalkınma iktisadına, davranışsal hukuktan, ücretlerin belirlenmesine, karşılıklılığa ve adalete, sağlık ekonomisinden, örgütlerin iktisadi davranışlarıyla olan ilişkisine kadar geniş bir yelpazede sunmaktadır.


Kitaplar ve Bir TV Dizisi
4 Şubat 2017 Cumartesi
Mahfi Eğilmez
Davranışsal İktisat ve Davranışsal İktisadın Uygulamaları, editörler: Peter Diamond, Hannu Vartinian, çeviri editörü: Hatime Kamilçelebi, Nobel Yayınları, 2016
Son dönemin öne çıkan yaklaşımlarından birisi psikolojiyi ekonomi alanına daha fazla uygulamak. İnsan odaklı bütün bilimlerde psikoloji önemli bir yer tutuyor. Ekonomide psikoloji öteden beri belirli bir yer tutmakla birlikte bu konu son yıllarda iyice öne çıktı ve davranışsal ekonomi diye ayrı bir yaklaşım yaratıldı. Kitap, bu alanda öne çıkmış bazı akademisyenlerin makalelerini derliyor. Makaleler arasında davranışsal kamu ekonomisi, psikoloji ve kalkınma iktisadı, örgütlerin davranışsal iktisadı benim en çok ilgimi çekenleri oldu. Bu alanda önemli bir yazın oluştuğuna dikkatinizi çekmek isterim. Özellikle ekonomi ve finansla ilgilenenlerin, insanların ekonomik ve finansal olaylar karşısında verdiği tepkileri daha kolay anlayıp analiz edebilmeleri için bu alandaki yazını izlemelerinde yarar var. Bu kitap bu açıdan iyi bir fırsat sunuyor.

Ali Altuğ Biçer, Ali Çınar, Betül Çelikkaleli, Didem Zeynep Bayazıt, Pelin Sönmez, Selahattin Armağan Vurdu, Selçuk Mutlu, Sinem Sefil Tansever, Uğur Yasin Asal Tüm dünyada özellikle teknoloji ve küreselleşme, rekabetçiliğin boyutunu ve tanımını da hızlı bir şekilde değiştirmektedir. Ülkelerin bu değişime adapte olmaları, bu değişim sürecini iyi yönetmeleri ise ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır. Bu kitap da bu noktadan hareketle akademik bir perspektiften rekabetçilik konusundaki değişimi analiz etmekte, bu değişime ilişkin mikro ve makro analizler ve farklı bakış açıları sunarak konuyu ele almaktadır.
Martin Stopford Deniz ticareti, dünya ekonomisinde son 60 yılda yaşanan küreselleşmeden sorumlu başlıca sanayi kollarından biridir. Sektörün en önemli başarısı, çok uzun mesafelerde oldukça emniyetli ve güvenli ulaşım imkânı sağlaması ve bunu dünya ekonomisinde olağan fiyat artışlarından farklı olarak oldukça yavaş bir şekilde artan rakamlarla gerçekleştirmiş olmasıdır. Ton başına birkaç dolar gibi bir ücretle yüklerin dünya çapında taşınabiliyor olması hayret vericidir. Beni Denizcilik Ekonomisi kitabını yazmaya sürükleyen temel motivasyon, bu yenilenme ve inovasyon dalgasının ardında yatan temel iktisadi faktörleri basitçe açıklayacak bir kaynak meydana getirme tutkusudur. Deniz ticaretinin 5.000 yıllık tarihinin bize sunduğu mesaj, her yeni nesille birlikte yeni durumlar ve problemlerle karşı karşıya kaldığımızdır. Yeni nesillerin, dünyanın değişen beklentilerine bağlı olarak sektörü yeni durumlara göre inşa etmesi ve adaptasyonunu sağlaması gerekir. Gerçekçi konuşmak gerekirse, bugün denizcilerin (ve tabii tersanelerin) kendi geleceklerini inşa etmeleri gerekiyor ve bunun için anlamaya ve sürekliliğe ihtiyaç var. Bugün karşı karşıya kaldığımız sorunlar, her zamankinden daha zorlu. Denizcilik Ekonomisi kitabının üçüncü baskısının Türkçeye tercüme edilmesi ve düşüncelerimin daha geniş bir kitleye ulaşabilmesi ile son derece mutluyum ve bundan şeref duydum. Bu çevirinin hazırlanmasında görev alan herkese teşekkürlerimi sunuyor ve bu kitabı en iyi dileklerimle yeni nesil Türk denizcilerine ithaf ettiğimi belirtmek istiyorum. Daha iyi kavrayabilmeniz, sürekliliği muhafaza edebilmeniz ve başarılı olmanız dileğiyle.
Martin Stopford
İbrahim Halil Sugözü Türkiye’de iç ve dış borçlanmanını gelişimi oldukça önem taşımaktadır. Ekonomik istikrarsızlığın yoğun olarak yaşandığı ülkemizde devlet borçları ve onun sonucu olan faiz harcamaları, büyük bir kambur misali taşımak zorunda kalınan ve bir türlü azaltılmayan transfer harcaması biçimidir. Son dönemde faiz harcamaları azaltılamadığından dolayı bütçe açığı, bütçe açığından dolayı tekrar borçlanma meydana gelmektedir. Bu şekilde ortaya çıkan borç faiz kısır döngüsü bugüne kadar engellenememiştir.
Kitabın amacı Türkiye’de iç ve dış borçlanmanın nasıl bir gelişme gösterdiği, borçlanma araçlarının neler olduğu, hangi yöntemlerle borçlanmanın gerçekleştirildiği, borçlanma politikalarındaki sorunların ve borçlanmanın neler olduğunun incelenmesidir. Kitapta zaman zaman sorunların çözümüne katkıda bulunacak önermeler de yer almaktadır. Bunun yanında olağanüstü borç yönetim teknikerinden olan tahkim ve konversiyonun kavram ve çeşitleri ve Türkiye’deki uygulamaları gözden geçirilmektedir. Ayrıca uluslararası iktisadi kuruluşlardan olan IMF ve Dünya Bankası’nın amaçları, yapıları, işlevleri, işleyişleri ve Türkiye ile ilişkileri kronolojik olarak incelenmektedir.

İÇİNDEKİLER

GİRİŞ

1. KISIM DEVLET BORÇLANMASI
GİRİŞ

Birinci Bölüm KAMU KESİMİ GENEL DENGESİ
A. KAMU KESİMİ GENEL DENGESİ
B. BÜTÇE
C. KAMU KESİMİ BORÇLANMA GEREĞİ
D. KAMU AÇIKLARI

İkinci Bölüm DEVLET BORÇLANMASININ NEDENLERİ VE TÜRLERİ
A. DEVLET BORÇLANMASI KAVRAMI
B. DEVLET BORÇLANMASININ NEDENLERİ
C. DEVLET BORÇLANMASININ TÜRLERİ

Üçüncü Bölüm DEVLET BORÇLANMASININ ETKİLERİ
A. DEVLET BORÇLANMASININ ETKİLERİ İLE İLGİLİ YAKLAŞIMLAR
B. DEVLET BORÇLANMASININ EKONOMİK ETKİLERİ
C. DEVLET BORÇLANMASININ SOSYAL ETKİLERİ 57

Dördüncü Bölüm DEVLET BORÇLARININ YÖNETİMİ
A. BORÇ YÖNETİMİ KAVRAMI VE OLAĞAN BORÇ YÖNETİMİ
B. OLAĞANÜSTÜ BORÇ YÖNETİMİ

Beşinci Bölüm DEVLET BORÇLARININ AZALTILMASI VEYA SONA ERMESİ
A. BORCUN DİREKT AZALTILMASI VEYA SONA ERDİRİLMESİ
B. ÖDEMENİN KAYNAĞI VE ÖDEME ŞEKİLLERİ
C. BORCUN DOLAYLI OLARAK AZALMASI

2. KISIM TÜRKİYE’DE İÇ VE DIŞ BORÇLANMA
GİRİŞ

Birinci Bölüm TÜRKİYE’DE İÇ BORÇLANMA SİSTEMİ
A. İÇ BORÇ KAYNAKLARI
B. İÇ BORÇLANMA ARAÇLARI
C. İÇ BORÇLANMA YÖNTEMLERİ
D. İÇ BORÇLANMA SENETLERİNİN İKİNCİL PİYASASI

İkinci Bölüm İÇ BORÇLANMANIN GELİŞİMİ
A. 1990 ÖNCESİ İÇ BORÇLANMANIN GELİŞİMİ
B. 1990-1999 DÖNEMİ İÇ BORÇLANMANIN GELİŞİMİ
C. 2000 SONRASI DÖNEMDE İÇ BORÇLANMANIN GELİŞİMİ

Üçüncü Bölüm DIŞ BORÇLANMA
A. DIŞ BORÇLANMA KAVRAMI
B. DIŞ BORÇLANMANIN ÇEŞİTLERİ
C. KALKINMA KREDİLERİ
D. DIŞ YARDIMLAR
E. DIŞ BORÇLANMANIN KAYNAKLARI

Dördüncü Bölüm GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE VE TÜRKİYE’DE DIŞ BORÇLANMANIN GELİŞİMİ VE BORÇ KRİZİ
A. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE DIŞ BORÇLANMANIN GELİŞİMİ
B. TÜRKİYE’DE DIŞ BORÇLANMANIN GELİŞİMİ
C. KÜRESEL FİNANSAL KRİZ BORÇ KRİZİ VE TÜRKİYE


3. KISIM IMF-DÜNYA BANKASI VE TÜRKİYE
GİRİŞ

Birinci Bölüm IMF (USLARARASI PARA FONU-INTERNATIONAL
MONETARY FUND)
A. IMF’NİN DOĞUŞU VE BRETTON WOODS SİSTEMİ
B. IMF’NİN AMAÇLARI
C. IMF’NİN ÖRGÜTSEL YAPISI
D. IMF’NİN FONKSİYONLARI

İkinci Bölüm TÜRKİYE IMF İLİŞKİLERİ
A. TÜRKİYE’NİN IMF’YE ÜYELİĞİ
B. IMF İLE FİNANSAL ANLAŞMALAR VE İLİŞKİLERİN GELİŞİMİ

Üçüncü Bölüm DÜNYA BANKASI (WORLD BANK)
A. DÜNYA BANKASI’NIN
B. DÜNYA BANKASI KURULUŞLARI

Dördüncü Bölüm TÜRKİYE DÜNYA BANKASI İLİŞKİLERİ
A. TÜRKİYE DÜNYA BANKASI İLİŞKİLERİ

Beşinci Bölüm IMF-DÜNYA BANKASI İLİŞKİLERİ
A. IMF-DÜNYA BANKASI KARŞILAŞTIRMASI
B. IMF-DÜNYA BANKASI İŞBİRLİĞİ
C. IMF VE DÜNYA BANKASI’NA YÖNELTİLEN ELEŞTİRİLER

KAYNAKLAR
Barış Sipahi - Serhat Yanık - Cevdet Topal Bu çalışmada, Devlet Muhasebesi uygulamalarında son dönemde meydana gelen değişimler ele alınmış ve kamu mali reformu çerçevesinde uygulamaya konulan muhasebe esasları, hesap planı, hesap tanımları ve hesaplara ilişkin örnek uygulamalar sunulmuştur. Çalışma süresince yapılan hesap açıklamalarında ve uygulama örneklerinde çoğunlukla 5018 sayılı Kanun Kamu Mali Yönetimi ve kontrol Kanununda yararlanılmıştır. Çalışmanın, genel bütçe kapsamında çalışan kamu idareleri, özel bütçeli idareler, düzenleyici ve dengeleyici kurumlar, sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idarelerde uygulanan devlet muhasebesi uygulamaları hususunda çalışanlara ve bu konuyla ilgilenenlere çalışmalarında faydalı olacağı düşünülmektedir.
Uğur Özgöker, Yusuf İnamoğlu Türkiye ekonomisinde 1980'lerin başından itibaren ihracatın arttırılması için birçok teşvik unsuru uygulanmaktadır. İhracatın teşvik edilmesi, artan küresel rekabet ortamında ihraç pazarlarının genişletilmesi için büyük önem taşımaktadır. Global pazarlardaki ülke ve sektör payının arttırılabilmesi için uluslararası piyasalara açılan ihracatçı firmaların rekabet güçlerinin de arttırılmaları için desteklenmeleri gerekmektedir.
Bu kitabın temel amacı, 1980'den günümüze uygulanan devlet yardımlarının yani teşvikler ve devlet desteklerinin Türkiye'nin dış ticaret hacmine, dış ticaret dengesine ve genel olarak Türkiye ekonomisine olan etkilerini ortaya koymaktır. Bu çerçevede, Türkiye ihracatının yaklaşık yarısının Dahilde İşleme Rejimi (DİR) desteği çerçevesinde yapılması sebebiyle de DİR kapsamında gerçekleşen ihracat ve ithalat hacminin Türkiye ekonomisinin büyümesine, uluslararası rekabet gücüne ve dış ticaret dengesine olan etkileri araştırılmıştır.
Mehmet Karagül - Berfu İlter Dış ticaret işlemleri; kişiler açısından kariyerli bir meslek edinme, firmalar açısından ulusal ve uluslararası pazarlarda rekabet edebilme, devletler için ise dinamik bir dış ticaret yapısına sahip olabilmek için son derece önemli bir faaliyet alanıdır.
Özellikle küreselleşmenin yoğun olarak yaşandığı günümüz koşullarında dış ticaret işlemlerinin önemi çok daha ön plana çıkmış durumdadır. Dış ticaret işlemleri hakkında, millî, milletlerarası ve karşı ülke hukuku olmak üzere birçok bilgiye sahip olmak günümüz şartlarında önemli bir ayrıcalıktır.
Bu kitap çalışmasının ilk bölümünde, dış ticaret konusunun teorik düzeyde ne olduğu, ikinci bölümde dış ticaret işlemlerinin uygulama kısmı, üçüncü bölümde de Türkiye’deki dış ticaret mevzuatı, son bölümde ise dış ticaret işlemlerinin muhasebeleştirilmesi konuları ele alınmış ve değişik dış ticaret uygulamalarına göre farklı muhasebe kayıtları örneklerle incelenmiştir.
Sevgi Sezer Uluslararası dış ticaret teorileri, dünyada ticaretin yapılmaya başlanması ile birlikte kullanılmaya başlanmıştır. Karşılaştırmalı üstünlük ve mutlak üstünlük teorilerinde ülkeler ürettikleri malın ticaretinde avantajlı oldukları mallara dış ticarette girdi olarak yer vermektedirler. Bunu yapan ülkeler malların mikroekonomik özelliklerini de göz ardı etmemelidir. Şöyle ki bir ülkede eğer üretim faktörlerinden bir tanesi daha yoğunsa ve diğer üretim faktörü bilgi ve teknoloji ile de gerçekleşiyorsa, ülkenin dış ticarette söz sahibi olması kaçınılmaz olacaktır. Bundan dolayı bu çalışmada, ülkelerin mikroekonomik yapı ve özelliklerinin dış ticarete etkisini ortaya koymaya çalışmak birincil amaç olmuştur. Amaçlanan diğer şey ise, dış ticaret teorilerinin açıklanmasında ve analizinde mikroekonominin hayati önemine vurgu yaparak, ekonomi bilimi akademisyenlerinin, lisans ve lisansüstü öğrencilerinin, dış ticarette kariyer yapmak isteyenlerin dikkatini çekmektir.
Sema Yaşar, Mehmet Okan Taşar Dünya ticaretinin serbestleşmesi ve küreselleşmenin etkisiyle dış ticaret; milli gelir ve dolayısıyla ekonomik büyüme üzerinde oldukça önemli bir etkiye sahip olmuştur. Özellikle de dış ticarete konu olan ürünlerin teknoloji yoğunlukları bu önemi bir kat daha artırmıştır. Teknolojiyi üreten, etkin bir şekilde kullanan ve ihraç eden ülkelerin daha fazla refah seviyesine ulaştığı bilinmektedir. Bilhassa yüksek teknoloji yoğunluklu ürün ihraç eden ülkelerin hızla büyüdüğü ve gelişmiş ülkelerden olduğu kabul edilmektedir. Dolayısıyla teknolojinin dış ticaret üzerinden ekonomik büyümeyi ve refah seviyesini etkilediği kabul gören bir gerçektir. Bu sebeple bu çalışmada da dış ticaret ve büyüme ilişkisi teknoloji kavramı üzerinden ele alınmıştır.
Erdem Bağcı Yirmi birinci yüzyılın ekonomik zorluklarının başında, teknoloji, iletişim ve ulaşım imkânlarının geldiği düzeye bağlı olarak rekabetin yoğunlaşması ve ülkelerin birbirine olan bağımlılığının artması gelmektedir. Doğal olarak, ülkelerin ulusal ekonomik sorunları uluslararası ekonomik sorunlardan bağımsız düşünülememektedir.
Bu kitap, Türkiye örneği üzerinden dışa bağımlılığın makroekonomik sonuçlarını ele almaktadır. Öncelikle, dışa bağımlılık teorik açıdan işlenmeye çalışılmış, ardından Türkiye ekonomisinin dışa olan bağımlılık durumu, dış ticaret ve üretim verileri üzerinden yapılan hesaplamalarla incelenmiştir. Bununla birlikte, literatür incelemesiyle dışa olan bağımlılığın istihdam, gelir dağılımı adaletsizliği, cari işlemler dengesi, ekonomik büyüme ve kalkınma üzerindeki etkileri sunulmuştur.
Bu kitap, bir ekonomide dışa bağımlılık azaltılmadan uygulanmak üzere hazırlanan ekonomik politikaların hedeflenen makroekonomik sonuçları sağlamasının mümkün olmayacağını belirtmekte ve dışa bağımlılığın azaltılmasına yönelik öneriler sunmaktadır.
Erdem Bağcı Yirmi birinci yüzyılın ekonomik zorluklarının başında, teknoloji, iletişim ve ulaşım imkânlarının geldiği düzeye bağlı olarak rekabetin yoğunlaşması ve ülkelerin birbirine olan bağımlılığının artması gelmektedir. Doğal olarak, ülkelerin ulusal ekonomik sorunları uluslararası ekonomik sorunlardan bağımsız düşünülememektedir.
Bu kitap, Türkiye örneği üzerinden dışa bağımlılığın makroekonomik sonuçlarını ele almaktadır. Öncelikle, dışa bağımlılık teorik açıdan işlenmeye çalışılmış, ardından Türkiye ekonomisinin dışa olan bağımlılık durumu, dış ticaret ve üretim verileri üzerinden yapılan hesaplamalarla incelenmiştir. Bununla birlikte, literatür incelemesiyle dışa olan bağımlılığın istihdam, gelir dağılımı adaletsizliği, cari işlemler dengesi, ekonomik büyüme ve kalkınma üzerindeki etkileri sunulmuştur.
Bu kitap, bir ekonomide dışa bağımlılık azaltılmadan uygulanmak üzere hazırlanan ekonomik politikaların hedeflenen makroekonomik sonuçları sağlamasının mümkün olmayacağını belirtmekte ve dışa bağımlılığın azaltılmasına yönelik öneriler sunmaktadır.
Esengül Salihoğlu Esengül Salihoğlu tarafından 2018 yılında yayınlanan “Merkez Bankası Para Politikaları ve Elektronik Para İlişkisi: Türkiye Uygulaması” başlıklı doktora tezi, bilişim teknolojilerindeki gelişmeler ve internetin yaygınlaşması ışığında para kavramını ele alıyor ve bu çerçevede zengin bir içerik sunuyor.
FINTECH İstanbul, 01 Mayıs 2019 tarihli haberi
Kitabın ilk bölümünde; geniş perspektifte para kavramı, paranın özellikleri, fonksiyonları, tarihsel gelişimi ve elektronik para türleri hakkında bilgi verilmiştir. Elektronik para türleri dar kapsamlı elektronik para ve dijital para alt başlıklarında gruplandırılmıştır. Dijital para ise merkez bankaları dijital para birimleri ile bağımsız dijital para birimleri şeklinde ayrışmaktadır.
İkinci bölümde; bağımsız dijital para birimlerinin ilki olan Bitcoin'in ekosistemi, BlokZincir ile Dağıtık Defter-i Kebir Teknolojilerinin tarihsel arka planındaki teknolojik ve ekonomik gelişmeler hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca bağımsız dijital para birimleri için merkezi otoritelerin düzenleme ve denetleme konusunda attığı adımlar incelenmiştir.
Üçüncü bölümde; para arzı ve para talebi analizi ile para politikasındaki teorik düzlem hakkında genel bilgilendirme yapılmıştır. Bağımsız dijital para birimlerinin cari para sistemine olası etkileri, senyoraj geliri ve finansal istikrar boyutunda incelenmiş ve bu etkiler gerek para politikası duyuruları, gerek yasal otoritelerin yaptıkları açıklamalar düzeyinde tartışılmıştır. Makroekonomik göstergelerin bağımsız dijital para birimlerine etkileri de ayrı bir başlıkta değerlendirilmiştir. Bölümde son olarak merkez bankalarının kendi dijital paralarını üretmek yolundaki girişimleri incelenmiştir.
Bağımsız dijital para birimlerinin ve özellikle Bitcoin'in küresel kullanıcı tabanı günden güne genişlemekte ve çevrilebildiği itibari para birimlerinin sayısı artış göstermektedir. Bununla birlikte Bitcoin ve altcoinlerin geleceğinin; önünde ciddi engeller bulunmaktadır. Dijital paranın potansiyel geleceğini bahsedilen engelleri aşabilme kabiliyetleri, hükümetlerin alacağı düzenleyici ve denetleyici yöndeki kararlar, dijital para ekosistemindeki aktörlerin davranışları, hangi para türünün destekleneceği ve tüm bu etkenlerin bağımsız dijital para birimlerine etkileri şekillendirecektir.
Kitabın elektronik para, dijital para, Bitcoin, altcoin, merkez bankası para politikaları konularıyla ilgilenenlere yararlı olması dileğiyle.
Miraç Çeven Elinizdeki bu kitap lonca tarihini bütüncül bir bakış açısı ile anlayıp kavrama arayışının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Konu incelenirken lonca kurumlarının ilk ortaya çıkışından modern çağa kadar olan dönemdeki ortak özellikleri ve ortaya çıkış nedenleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ticaret tarihi kadar eski olan bu kurumlar aileden devraldıkları vefakâr ruhu, özel ve belirli gayelere dönüştürmüşlerdir.
Sadece ticaret ile alakalı kurumların değil, aynı zamanda diplomatik kurumların, polis teşkilatının, hayır kurumlarının belediyelerin ve hatta eğitim kurumlarının ilk hali olan loncaların tarihinin izinden giderken uzun mesafeli ticaretin zorluklarını aşmaya antik dönem medeniyetlerin dehasına, antik dönemdeki ticaretin yaygınlığına şahit olurken; bir yandan da iklimin ekonomi üzerindeki etkilerini ve Roma'nın yıkılmasına olan etkisine; göçebe toplulukların yerleşik hayata geçerken kendi yönetim sistemlerini ve metotlarını nasıl Batı toplumlarına nakşettiklerine şahit olacaksınız. Ticaret yoluyla sadece mal ve hizmetlerin değil aynı zamanda kültürlerin de taşındığına dair malumat sahibi olacaksınız. Tarihsel bir arka plan olarak Sümer ile Mısır arasındaki uzun mesafeli ticaretten, Orta Asya göçebe kavimlerinden, İpek ve Baharat yolu ticaretinden, inançların yayılma serüvenine ve kültürel geçişkenliğe kadar birçok bilgi bu anlama serüveninde sizi beklemekte...
Abdulkadir KAYA Finansal piyasaların hareketlerini tahmin etmekte kullanılan temel ve teknik analizlerin yetersiz kaldığı günümüz koşullarında, yatırımcı davranışlarının dolayasıyla davranışları ortaya çıkaran duyguların tahmin edilmesi, hisse senedi fiyatlarının öngörülmesinde daha etken bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle, bireysel yatırımcıların duygusal zekâ düzeyleri, yapacakları yatırımlar ve yatırım kararları üzerinde önemli bir etkendir. Finansal piyasalar açısından, insanların duygusal zekâ düzeylerini belirlemek, portföy yöneticilerinin ve brokerlerin müşteri isteklerini anlamalarında, piyasadaki genel yatırımcı tipi dikkate alınarak piyasanın yönünün belirlenmesinde, piyasa hareketlerine göre yatırımcıların verecekleri alım veya satım kararlarının ne yönde olabileceği hakkında önemli ipuçları verecektir.
Bu çalışma, duygusal zekânın yatırımcı kararları üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla yapılan ilk çalışma olması sebebiyle, daha sonra yapılacak olan çalışmalara önemli katkı sağlayacaktır.
Mehmet Karagül Küreselleşmenin yoğunlaştığı günümüz koşullarında millî ekonomik sorunları, küresel tehdit ve fırsatları dikkate almadan, küresel meseleleri de millî problemleri yerinde çözmeden, hâlledebilmek mümkün gözükmemektedir.
Ayrıca, ülkelerin kalkınması bağlamında iktisat teorisinin yeniden sorgulanması çerçevesinde sosyal bir disiplin olan iktisadın genel geçerliliğinin olmayışı, her milleti döneminin ve şartlarının gereği olan bağımsız iktisat politikalarını oluşturmaya zorlamaktadır.
Bu anlamda sermaye olgusunun, kapital temelli bir düşünce yerine, insan merkezli bir anlayışla yeniden yorumlanması zorunluluğu göz ardı edilmemelidir.
İlgili kaygılarla kaleme alınan bu kitapta, Dünya'nın kahir ekseriyetine hâkim olan azgelişmişlik ve yoksulluk problemlerinin çözümü için alışılmışın dışındaki iktisadi yaklaşımları ve çözüm önerilerini bulmanız mümkündür.
“İnsan kapitale değil, kapital insana hizmet ettiği vakit, Dünyada barış ve refah gerçekleşecektir.”
M.K.
Hasan Kazak, Bilge Afşar, Orhan Çeker, Osman Okka An integrated system, Islam consists of several subsystems. The economy has an important place in these sub-systems. In this respect, Islam also includes regulations on economic growth and development. Undoubtedly, the most important of these regulations is the zakat institution. Zakat was mentioned in many parts of Koran with the prayer, accepted as the pillar of religion in many places and an important message that zakat and prayer should not be separated was given.
The most known and prominent feature of the zakat institution is its contribution to the fair distribution of national income, which is an important indicator in terms of economic development. A lot of work has been written on this subject and this issue has been mentioned in almost every sermon of Islamic scholars. However, the zakat institution has much more significance and benefits in terms of economic growth and development process.
The main purpose of this study is to create a resource for the qualitative and quantitative studies that will be carried out, by revealing other contributions of zakat to economic growth and development, which are not in the foreground but are actually much more functional as well as its other well-known contribution to income distribution.
Arslan Zafer Gürler - Gülistan Erdal - H. Sibel Gülse Bal - Bekir Ayyıldız Ekonomi, aile yönetimini anlatan bir terim olmaktan çıkıp, bugün küçük büyük tüm ülkelerinin başlıca uğraşı konularından biri olmuştur. Kapsam ve etkinliği büyüyen ekonomik olguların baş döndürücü gelişmesinin yanında, doğa ve insan arasındaki ilişki giderek daha da açılmıştır. İnsanoğlu yanlışlığın farkına varmakta geç kalıp kalmadığını tartışmaktadır. Ekolojik ekonomi kitabı ise bu tartışmanın arenası görevi üstlenmiştir.
1972'de Smithsonian Castle'da Dennis Meadows liderliğindeki araştırmacılar, “Büyümenin Sınırları” isimli çığır açıcı bir rapor sundu. Bu çalışmadaki temel sav, nüfusun gezegenimizin doğal kaynaklarını ne zaman aşacağı sorunuydu. Sonuç; kaynak tükenmesindeki trendin devam etmesi durumunda gezegenimizin bize yetmeyeceği bu karanlık dönemin 100 yıl içinde gerçekleşeceği yönündeydi. 30'dan fazla dile çevrilen ve milyondan fazla satan bu kitaba karşın öngörülen felaket için hala çok az şey yapılmaktadır.
Bu kitap, Meadows’un deyimiyle, hiç kimsenin kazanamayacağı sıfır toplam teorisiyle sonuçlanacak bir süreci hazırlayan senaryonun, gerçeğe nasıl dönüşeceği ve felaketin nasıl önlenebileceği konusundaki kuramsal yaklaşımları ele almaktadır.
Ekolojik ekonomi kitabının hedef kitlesi, müfredatında ekonomi ve ekoloji olan tüm yükseköğrenim birimleridir. Ekolojik ekonomi kitabının içeriği ile Doğa Bilimleri ve Mühendislik Fakültelerinin bölümleri, Ziraat Fakülteleri, ekonomi eğitimi veren fakülte ve yüksekokullar için temel bir başvuru kaynağı olacağı düşünülmektedir.
Kurban Ünlüönen - Ahmet Tayfun Ekonomi kitabının hazırlık aşamasında; mesleki ve teknik eğitimin karakteristik özellikleri ile meslek yüksekokullarının öğrenci profili göz önüne alınarak planlama yapılmıştır. Bölüm başlıkları; ekonomi ile ilgili düşünceler ve temel kavramlar, bütün toplumların ortak ekonomik problemleri, talep, arz, piyasa ve piyasada fiyat oluşumu, devletin fiyatlara müdahalesi, tüketici dengesi, üretim ve üretici dengesi, firma dengesi, millî gelir, istihdam ve işsizlik, gelir dağılımı, para ve banka, dış ticaret, büyüme ve kalkınma konularını kapsamaktadır. Çalışma, meslek yüksekokulu öğrencilerinin yanı sıra fakültelerde de benzer derslerde kullanılabilecek içeriktedir.
İsmet DAŞDEMİR Ekonomi bilimi, kıt kaynaklarla ihtiyaçlar arasındaki dengesizlikten doğmuştur. Ekonomi, insan davranışlarının iktisadi yönünü inceleyerek, kıt kaynaklarla ihtiyaçlar arasında dengeyi bulmaya ve böylece toplumsal refahı artırmaya yönelik kuralları ortaya koymaya çalışmaktadır. Hemen her alanda ve sektördeki faaliyetlerin bir ekonomik yönü bulunmaktadır. Toplum refahı doğrultusunda sağlıklı kararlar verilmesi ve kıt kaynakların etkili yönetilmesi için, geniş anlamda ekonomi bilmeye gerek vardır. Bu ihtiyaçtan hareketle ekonomi bilimi doğmuş ve gelişmiştir.
Yaklaşık 16 yıldır üniversite öğrencilerine yazar tarafından anlatılan genel ekonomi, mikroekonomi ve makroekonominin temel konularını içerecek şekilde hazırlanan bu kitap, pek çok üniversite öğrencisinin ekonomi alanındaki temel bilgi ihtiyacını önemli ölçüde karşılayan bir ders kitabı olmanın yanında, aynı zamanda genç araştırmacılara yararlı bir kaynak niteliğindedir. Bu amaçla kitapta ekonominin tanımı ve kapsamı, temel kavramları, ana sorunları, ekonomik sistemler, üretim faktörleri, ekonomik faaliyetleri etkileyen faktörler gibi ekonominin genel konularına; mikroekonomiye ilişkin tüketici dengesi, talep analizi, üretici teorisi, arz analizi, fiyat teorisi ve üretim faktörleri fiyat analizi konularına ve makroekonomiye ilişkin milli gelir, para, enflasyon, istihdam ve işsizlik, ekonomik büyüme ve kalkınma konularına yer verilmiştir. Böylece ekonomi bilimine ilişkin en önemli konular tek bir kitapta toplanarak okuyucunun hizmetine sunulmuştur. Konular sade ve anlaşılır bir dille, formüllerle, örneklerle, tablo ve grafiklerle anlatılmış ve açıklanmıştır.
H. Mustafa Paksoy - Sadettin Paksoy - Bülent Özkan - Mehmet Şentürk Avrupa Ekonomik Topluluğu’na müracaatımızın 52. yıldönümünü yaşadığımız şu günlerde Avrupa Birliği artık bir bakanlık çatısı altında toplanmış bulunmaktadır.
52 yıllık zorlu maratonun sonunda, geldiğimiz noktaya baktığımızda AB’nin oluşturduğu itici gücün önem ve hassasiyeti bir kez daha anlaşılmaktadır. Öyle ki, artık Türkiye Cumhuriyeti, AB üyelik sürecinin sonuna değil, sürecin kendisine odaklanmıştır. Nitekim; üyelik müzakerelerinin başarılı bir biçimde sürdürülmesi, Cumhuriyetimizin kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesine ulaşmamızı da beraberinde getirecektir.
Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden, 17.12.2004 tarihinde gerçekleşen Brüksel Zirvesi’nde, müzakere tarihi alma başarısını göstermesi ve 03.10.2005 tarihinde de üyelik müzakerelerine başlaması, hiç şüphesiz bu sürecin en önemli adımlarıdır. Türkiye 52 yıllık süreçte demokratik anlamda son derece olumlu gelişmeler göstermiş ve göstermeye de devam etmektedir. Bunun yanında güçlü bir ekonomik yapıya kavuşan ülkemiz, bugün AB’ye üye olan birçok ülkeyi geride bırakarak dünyanın en büyük ekonomileri sıralamasında 16. sıraya yükselmiştir.
Geride bıraktığımız 52 yıllık süreçte Türkiye ciddi bir pazar çeşitlendirmesi gerçekleştirmiş ve dünyanın dört bir yanına ihracat yapabilen bir ülke konumuna gelmiştir. Bu da Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığının güçlenmesine önemli katkı sağlamıştır. Elbette ki, tüm bu olumlu gelişmeler Türkiye’nin uluslararası arenadaki prestijini de güçlendirmiştir.
Bu çalışma, Türkiye’nin AB ile ekonomik bütünleşme yolunda geldiği noktayı bazı sosyo-ekonomik analizlere de yer vererek açıkça gözler önüne sermektedir. Bu bağlamda eserin, iktisadi ve idari bilimler fakültelerinde ve meslek yüksekokullarının ilgili bölümlerinde yararlı olacağı kanaatindeyiz.
Hasan Gürak Nobel Akademik Yayıncılık tarafından 2016 yılında yayınlanan ‘Ekonomik Büyüme ve Kalkınma’ başlıklı kitabın devamı niteliğinde olan bu kitap, ilkinde yer alan bilgileri daha kolay ve derinlemesine anlaşılır hâle getirebilmek amacıyla hazırlanmış ‘tamamlayıcı’ bilgiler içeren yazılardan oluşuyor.
Ekonomik Büyüme ve Kalkınma kitabında eksikliği hissedilen en önemli konulardan biri tarihsel süreçte büyüme ve kalkınmayla ilgili gelişmelerdi. İzlanda Biförs Üniversitesinden Francesco Macheda’nın Tarihsel Süreçte Ekonomik Gelişme başlıklı eseriyle bu eksiği giderebilmek amaçlanmıştır.
Diğer konular sırasıyla:
“Bilim-Kurgu” İktisat
'Emek-Emekçi' ve ‘Sermaye': İktisat Biliminde “Doğru Tanım” Sorunu-1
Sermaye (Kapital) Hakkında: İktisat Biliminde “Doğru Tanım” Sorunu-2
Tasarruf = Yatırım “Efsanesi”: İktisat Biliminde “Doğru Tanım” Sorunu-3
Orta Gelir Tuzağı (-mı?): “Tuzak” Varsa Bu Tuzağı Kuran Kim?
Doğrudan Yabancı Yatırımlar ve Küresel Beklentiler
Beyin Göçü
Keynes ve Büyüme
Hasan Gürak İktisat biliminde ana-akım büyüme kuramları genellikle Anglosakson kökenlidir. Ancak bu kuramlar “hayali” birtakım varsayımlarla gene, “hayali” birtakım iktisadi ilişkileri açıklamaktan öteye gitmemektedir. “Görünmez bir el” ve bu “görünmez sihirli elin arkasındaki ideolojik güç” söz konusu kuramların ve modellerin çağdaş ekonomik ilişkileri açıkladığına, iktisatçıların çoğunu ikna etmeyi başarmış görünüyor.
Ana-akımdan “farklı” görüşlere sahip olan Prof. Gürak, temel amacının iktisatta özgün görüşlerden oluşan bir “Türk Okulu” oluşturulmasına katkıda bulunmak olduğunu belirttikten sonra, öncelikle büyüme ile ilgili verimlilik ve daha önemlisi verimlilik artışı gibi anahtar kavramları tartışıyor. Genellikle çağdaş büyüme kuramları arasında yer alan Solow modeline, “Tarihsel Perspektif” ile ilgili bölümde yer veriyor ve şöyle bir gerekçe sunuyor: Büyümede teknolojik yeniliklerin kaynağını ve gelişim sürecini açıklamada yetersiz kalan bir kuramın yeri “çağdaş büyüme kuramları” olmamalıdır.
Ekonomik Büyüme ve Kalkınma başlıklı bu eserde, “içsel” büyüme kuramları “yeni yaklaşımlar” başlığı altında inceleniyor. Ancak yazar, yapılan katkıları tatmin edici bulmadığı için Türkiye'de ilk kez özgün bir alternatif bir büyüme kuramı sunuyor. Hem alternatif büyüme modelinde hem de kitabın genelinde dile getirdiği ve yaratıcı zihinsel emek kaynaklı teknolojik gelişme temelli verimlilik artışı yaklaşımı ile Prof. Gürak, kanımca ekonomik büyümeyi daha gerçekçi bir perspektiften değerlendirmektedir.
Bütünsel bir yorum getirmek gerekirse, Ekonomik Büyüme ve Kalkınma başlıklı bu eser; alanında öncü, farklı, yeni ve güçlü bir özelliğe sahiptir. Zengin, çok yönlü ve yeni tartışma ve araştırmalara da kaynaklık edebilecek bir potansiyel içermektedir.
Dr. Halit Suiçmez
İktisatçı - Yazar

Ekonomik Büyüme ve Kalkınma, Prof. Dr. Hasan Gürak, Nobel Yayınları, 2016
Hasan Gürak, ekonomi bilimine, teorilerine farklı ve eleştirel yaklaşımlarıyla tanınan bir akademisyen. Bununla birlikte faklı yaklaşım yapacağı ya da eleştireceği konuya doğrudan girmek yerine önce ele aldığı konu ya da teoriyi mevcut haliyle ortaya koyup sonra kendi tezlerini ve yaklaşımlarını açıklıyor. Bence işin doğru yöntemi de budur. Gürak, kitabında önce büyüme ve kalkınma ile ilgili temel kavramları açıklıyor. Sonra tarihsel bir çerçevede konuyu ele alıyor ve başlıca büyüme teorilerini inceliyor. Gürak’ın tezlerinden birisi ekonomi bilimindeki ana akım büyüme teorilerinin gerçek yaşamdan çoğu kez kopuk modeller üzerine kurulmuş ilişkileri açıkladığı görüşüne dayanıyor. Ki burada iddiasının doğru olduğunu kabul etmek gerekiyor. Kitabının ilerleyen bölümlerinde bu eleştirilere dayalı bir alternatif büyüme modeli üzerinde tezlerini geliştiriyor Hasan Gürak. Öteden beri yaptığı çağrıyı da tekrarlıyor ve Türk iktisatçılarını ekonomi alanında bir Türk Okulu geliştirmeye davet ediyor. Hasan Gürak’ın kitabı, insanı bir yandan büyüme teorileri konusunda bilgi tazelemeye bir yandan da alternatifler üzerinde düşünmeye davet eden önemli bir çalışma.
4 Şubat 2017 Cumartesi
Mahfi Eğilmez

"Gürak’ın kitabı ekonomik büyüme ve kalkınma kuramına ilham veren, uyarıcı ve iyi kaleme alınmış bir katkıdır."
Dr. Thomas Domjahn - "European Journal of Development Research"
K. Batu TUNAY Ekonomik faaliyet hacmindeki dalgalanmalar, iktisatçıların en az yüz yıldır tartıştıkları ve üzerine sayısız araştırmalar yaptıkları başlıca konulardan bir tanesidir. Kimilerine göre de en önemlisidir. Makro ekonomik hedeflerin başında iktisadi büyümenin sağlanması ve sürdürülmesinin geldiği düşünülürse, bu yoğun ilginin nedeni daha kolay anlaşılacaktır. Ekonomik büyümenin belirli aralıklarla sekteye uğraması, uzun bir süreçte büyüme dönemlerinin zaman zaman ekonomik daralma dönemlerince bölünmesi ve işsizlik artışları, üretim düşüşleri gibi ciddi olumsuzlukların meydana çıkması gerek iktisatçıları gerekse politikacıları düşündürmektedir. Genellikle de olumsuz etkileri nedeniyle, durgunluklar bilimsel araştırmalara daha fazla konu olmaktadır. İktisat çevreleri durgunlukların önlenemeyeceğini, ama makul bir süre öncesinde öngörülebilirlerse, alınacak tedbirlerle etkilerinin yumuşatılabileceğini kabul etmektedir. Durgunlukları meydana gelmeden kesin olarak belirlemek ise çoğu zaman mümkün olmamaktadır.
Bu çalışma, ekonomik döngüler, durgunluklar, finansal krizler ve enflasyon arasındaki karşılıklı etkileşimleri hem teorik hem de uygulamalı olarak incelemektedir. Uluslararası teorik ve deneysel çalışmaların bulgularını kapsayan geniş bir yazın taraması yapılmış, ardından Türkiye verileriyle benzer ekonometrik analizler ve kestirimler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular, ilgili yazındaki bulgularla da karşılaştırılarak çeşitli tespit ve değerlendirmelere gidilmiştir. Çalışma özellikle son küresel kriz ve sonrası dönemi mercek altına almaktadır. Bununla birlikte, yer yer geçmişteki gelişmelere de değinen geri dönüşler söz konusudur. Yapılan tespit ve değerlendirmelerin, somut verilere ve özellikle deneysel bulgulara dayanmasına özel bir önem verilmiş, belki de bu kaygıyla (okurlar için sıkıcı da olsa) detaylı ekonometrik analizler yapılmıştır. Diğer yandan, bu analizlerin önemli bir bölümü ülkemizin saygın bilimsel yayın organlarında yayınlanarak bilim çevrelerinin tartışmasına açılmıştır. Böylece bilimsel bir süzgeçten geçirilerek ulaşılmış bulguların sunulmasına gayret edilmiştir.
Gülçin Güreşçi Pehlivan, Utku Utkulu Yirminci yüzyılın ikinci çeyreği hem küresel hem de bölgesel ekonomik entegrasyonlarda artışın gözlendiği yıllar olmuştur. 1960'lı yıllarda Avrupa Ekonomik Topluluğuna ve Avrupa Serbest Ticaret Bölgesine üye olan ülkeler yüksek düzeylerde büyüme hızlarına ulaşmışlardır. Bu durum, ekonomik entegrasyonların büyüme üzerinde önemli bir rolü olduğuna ilişkin bir inanca neden olmuş ve bu konu üzerinde iktisatçılar çalışmaya başlamışlardır.
Geleneksel Gümrük Birliği Teorisi'nde analizler tam rekabet varsayımı altında yapılmaktadır. 1980'li yıllarda ise ekonomik entegrasyonun dinamik etkileri eksik rekabet koşullarında analiz edilmeye başlanmıştır. Günümüzde ekonomik entegrasyonun büyüme etkilerinin analizi için İçsel Büyüme Teorilerinden yararlanılmaktadır. Ekonomik entegrasyonun büyüme etkisi fiziki sermaye, insan sermayesi ve bilgi teknolojisi üzerindeki etkileri nedeniyle önem taşımaktadır. Entegrasyon sonucunda aday ülkelerde kaynak dağılımında etkinliğin, sermayenin veriminin, bilgi birikiminin ve rekabetin artması gibi faktörler sayesinde uzun dönemde ekonomik büyüme üzerinde pozitif etkiler ortaya çıkmaktadır. Bu kitap, bu faktörler bağlamında entegrasyonun büyüme etkisini gerek teorik gerekse de ampirik açıdan incelemesi bakımından önem taşımaktadır. Avrupa Birliği ve Ekonomik Entegrasyon ve de büyüme derslerini alan lisans ve yüksek lisans öğrencileri açısından önemli bir yardımcı kitap niteliğindedir. Ayrıca ekonomik entegrasyonun büyüme etkisini inceleyen araştırmacılar açısından da geniş bir literatür taraması içermesi açısından çok faydalı olabilecek bir kitaptır.
Yelda Bugay Tekgül II. Dünya savaşı sonrası dünya ticaretinin gelişimi, faktör girdileri birbirine çok yakın ikame edilebilir malların aynı anda ihracat ve ithalatını kapsayan endüstri içi ticaret yönünde olmuştur. Ticaretteki engellerin azaltılması yoluyla ticaretin serbestleştirilmesine yönelik ikili ve çok taraflı anlaşmaların yaygınlaşması bir taraftan, üretimin küreselleşmesi diğer taraftan tek bir ülkede üretilen ürünlerden oluşan karşılıklı ticaretin niteliğini de değiştirmiştir. Bu gelişmelerin üçüncü bir eğilim ile eşzamanlı olarak gerçekleştiği söylenebilir; şimdi, ticaret yapılan mal türlerinde ve özellikle de ticaret ortakları arasında ticarete konu olan malların benzerliğinde daha fazla çeşitlilik görüyoruz. Teorik gelişmeler endüstriyel pazarlarda aksak rekabetin varlığının altını çizerken, özellikle ölçek ekonomilerini, ürün farklılaştırmasını ve tüketici tercihlerini göz önüne almaktadır.

Dünyada gözlenen gelişmeler, bölgesel ekonomik birleşmelere doğru bir eğilimin olduğu yönündedir. Avrupa Birliği (AB) ve Kuzey Amerika Serbest Ticaret Birliği (NAFTA) ekonomik entegrasyonun en iyi bilinen iki örneği konumundadır. Bu bölgesel ticaret birleşmelerinden dolayı, dünya ticareti artarak ticaret blokları halini almaktadır. Serbest ticaret anlaşmaları ya da diğer farklı ekonomik birleşme anlaşmalarının bu bölgedeki tüm ülkelere fayda sağlayacağı düşünülmektedir. Bu durumda Türkiye'nin bu oluşumun dışında kalması beklenemez. Bu eğilimi takiben, Türkiye'nin AB ülkeleri ile olan ticaretini izlemek henüz aday konumunda olan Türkiye için aydınlatıcı olacaktır.
Tahsin BAKIRTAŞ Bugün dünyada yaşayan insanlar birbirlerinden çok farklı koşullar altında yaşamaktadırlar. Dünyanın çok az insan kümesi geniş evlerde konforlu bir yaşam sürerken, dünyada yaşayan 7 milyar insanın çok önemli kısmı ise derme çatma evlerde karnını nasıl doyuracağının uğraşı içinde olup, beslenme, barınma, sağlık ve eğitim gibi temel gereksinmeleri bile yetersiz karşılanmakta, hatta bazılarının ise hiç karşılanmamaktadır. Bu nedenle dünyanın önemli bir nüfusu bugün bile okuma ya da yazmanın ne olduğunu bilmemekte, hastane yüzü görmeden ölebilmektedirler. Dünyanın önemli işsiz kümesi bu tür insanlardan oluşmaktadırlar.
Küresel düzlemde gelişmiş merkez ülkelerde kişi başı gelir 30.000 $ civarında iken, birçok Afrika ve Asya Ülkesinde 1.000-1.500 $ hatta bazı Afrika ülkelerinde 500 $’ın altındadır. Bu gelir eşitsizliğini ortaya çıkaran temel nedenler nelerdir; dünyanın son 30 yılına egemen olan küresel boyutta büyüme olgusu çevre ülkelerin kalkınma süreçlerini nasıl etkilemiştir? Küresel kalkınma odaklı gelişme çevre ülkelerdeki; yoksunluğu, yoksulluğu, açlığı ve eşitsizliği ortadan kaldırabilir mi?
Dünyanın eşitsiz gelişimi bir kader midir? Özgürlük ve eşitlik temelinde, insancıl, çevreyi koruyan, saldırgan olmayan, yoksulluğu, eşitsizliği salt imaj bozukluğu olarak algılamayan ve paydaşlarının tümünü kollayan küresel bir ekonomik kalkınma modeli olası mıdır? Bu sorunun yanıtı elbette olasıdır. 2008 sonrası dönemdeki bu tür arayışlar; yeni dünya düzenini oluşturmada önemli mihenk taşlarıdır.
Yukarıdaki sorular ve soruların olası yanıtları küresel kalkınma odaklı analiz edilmelidir. Bu çerçevede bugünün ulus-ötesi üretim, tüketim, ticaret, finans ve emek hareketlerinin yapısını ortaya koyma durumundadır. 21. yy.’ın ekonomik olguları, yaşanan sorunları 20.yy anlayışı çerçevesince algılanamaz ve oluşmuş politika önermeleri ile de çözülemez. Bu nedenle, ne Neo-liberal eksende modernleşme okulunun kalkınmaya bakışı, ne de bağımlılık okulu ve yapısalcı bakış açısının olgu tanımlama odaklı yaklaşımları, 21. yy.’da yaşanan kalkınma sorunlarını tek pencereden bakarak çözebilirler. Bu bağlamda kalkınma olgusuna bakışta yeni düşün (ide)'lerin oluşturacağı kuramsal çatılara ve yeni politika önermelerine gereksinim vardır.
Bu kitap geleneksel ekonomik kalkınma ya da kalkınma ekonomisi yaklaşımlarını içinde barındırmakla birlikte; 21. yy. ekonomik kalkınma olgusuna yeni konular ve yeni perspektifler de kazandırma uğraşı içindedir. Bu çerçevede kitap, akademik dünyaya; lisans ve yüksek lisans ve doktora çalışmalarında yararlı olabileceği gibi, toplumun diğer kesimlerine de dünya ekonomisini biçimlendiren olgu ve olayların kavranmasında ve yorumlanmasında yol gösterici niteliktedir.
William Boyes, Michael Melvin Gündelik yaşamımızın her anında ve her alanında aldığımız kararlar ile bu kararların yansıması olan davranışlar, farkında olsak da olmasak da ekonomi biliminin temel ilkesini oluşturan fayda-maliyet analizine dayanmaktadır. Her birimiz birer ekonomik karar birimi olarak, ekonominin işleyişinden etkilenmekte ve davranışlarımızla ekonomiye aynı zamanda yön vermekteyiz. Dolayısıyla, yaşadığımız dünyayı algılayabilmemiz ve davranışlarımızı uygun biçimde güncelleyebilmemiz için, ekonominin işleyişini doğru biçimde anlamamız gerekmektedir. Günümüzde küreselleşme olgusunun hız kazanmasıyla birlikte, ekonomilerin işleyişi ulusal sınırların ötesine geçmiş ve makroekonomik politika analizlerinin uluslararası bağlantılar kurulmaksızın yapılması büyük ölçüde olanaksız hâle gelmiştir. Bu bağlamda, ekonomik karar birimlerinin (hanehalkları, firmalar, devlet ve dış dünya) mikro düzeyde aldıkları kararların makroekonomik büyüklükleri belirleme sürecinin de uluslararası etkiler dikkate alınarak, global bir anlayışla açıklanması gerçek yaşamı daha iyi anlamamız açısından bir zorunluluğa dönüşmüştür. William Boyes ile Michael Melvin'in Ekonominin Temelleri başlığıylaTürkçe iktisat yazınına kazandırılan Fundamentals of Economics isimli kitabı, bir bilim dalı olarak ekonomiyi veya iktisatı öğrenmeye yeni başlayan öğrencilere, global bir dünyada yaşanan güncel gelişmeleri algılamalarını sağlayacak temel bilgilerin ve analiz yöntemlerinin öğretilmesini amaçlamaktadır. Kitapta, karmaşık görünen teorik konular gerçek yaşamdan verilen güncel örnekler yardımıyla somutlaştırılmakta ve bu şekilde, öğrencilerin iktisatı gündelik yaşamlarının bir parçası olarak algılayabilme ve anlama yeteneklerinin geliştirilmesi sağlanmaktadır.
Kitap dört kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda, piyasa ekonomisinin temel kavramları tanıtılmakta ve etkin bir kaynak dağıtım mekanizması olarak piyasa ekonomisinin işleyişi, temel iki unsur olan, arz ve talep analizi çerçevesinde açıklanmaktadır. Kitabın ikinci kısmında, firma, tüketici ve devlet olmak üzere üç temel ekonomik karar biriminin davranışlarını belirleyen ve değiştiren faktörler açıklanarak, makroekonominin mikroekonomik temelleri ortaya konulmaktadır. Üçüncü kısımda, ilk olarak uluslararası (dış) ticarete açık bir ekonomide makroekonomik performansın temel göstergeleri olan üretim, fiyatların genel düzeyi ve ödemeler dengesine ilişkin ölçümler açıklanmakta; makroekonomik nihai hedeflerden sapma durumlarını ifade eden enflasyon ve işsizlik problemleri analiz edilmekte ve mikro iktisadi kararların bütüncül sonuçlarını temsil eden toplam arz-toplam talep analizi ayrıntılı olarak incelenmektedir. Bu kısımda ayrıca, maliye ve para politikalarının temel nitelikleri açıklanmaktadır. Dördüncü ve son kısımda, dışa açık bir ekonomide para politikası belirlenme ve uygulanma süreçleri, makroekonomik politikaların enflasyon-üretim ilişkisine etkileri ile uluslararası ticaret politikaları incelenmekte ve küreselleşme tartışmaları finansal krizler çerçevesinde ortaya konulmaktadır.
Makroekonominin mikro temellerinin kolaylaştırıcı yöntemlerle ve somut örneklerle açıklandığı Ekonominin Temelleri isimli kitabın ayırt edici bir diğer özelliği, her bölümde öğrencilerin öğrendiklerini sınama ve pekiştirme amacına yönelik olarak hazırlanmış küçük sınavların yer almasıdır. Bu şekilde, öğrencilerin bir sonraki konuya sağlam bilgilerle geçiş yapmaları amaçlanmaktadır.
Seif I. Tag el Din Son yıllarda İslam iktisadı literatüründe kayda değer bir artış gözlenmektedir. Buna rağmen İslam iktisadını, ekonomi öğrencilerine standart bir şekilde sunacak güvenilir bir ders kitabına yönelik ihtiyaç devam etmektedir. Yeni kurulan her disiplinde bu, aşılması gereken zorluklardan biri olmaktadır. Fakat metodoloji ile ilgili konuların hâlen göz korkutucu birer problem olarak görüldüğü İslam iktisadında, bu durum daha da zor bir iş olmaktadır. Ekonominin Temelleri: Ahlaki Bir Yaklaşım, bu ihtiyaca yönelik bir girişimdir.
Bu eser, İslam İktisadı alanına yaptığı katkılardan dolayı 2015 yılında İslam Kalkınma Bankası tarafından kendisine İslam İktisat Ödülü verilen, Seif İbrahim Tag el-Din'in 2001-2007 yılları arasında Loughborough Üniversitesi'ne bağlı Markfield Yüksek Öğretim Enstitüsü'ndeki (MI H E) İslam İktisadı dersininin geliştirilmesi ve öğretilmesi sürecinde elde edilen deneyimlerinin bir neticesidir. Eser, iktisat ile ahlak arasındaki mesafe büyüdükçe modern iktisadın yoksullaştığı tezi etrafında şekillenmektedir. Metin boyunca teknikten ziyade prensipler üzerinde durulmaktadır. Yazarın da belirttiği üzere "ahlaki politika", kitabın metodolojisini yakalayan ana terimdir. Kitap, İslam iktisadını, iktisat teorisinde salt bir heterodoksiden ziyade ekonomi politiğin ahlaki niteliği ile ilgili bir ekonomi bilimi olarak gündeme getiren türünün ilk kitabıdır.
Kurban Ünlüönen - Ahmet Tayfun Bu kitap iktisat bölümleri dışında okutulan genel ekonomi, ekonomiye giriş ve ekonomi gibi derslere kaynak olması amacıyla hazırlanmıştır. Öğrencilere ve ekonomiye ilgi duyanlara temel ekonomik kavramları sade bir dille anlatmayı amaçlayan kitap on dört bölümden oluşmaktadır. Bölümler, ekonomik düşüncelerin tarihi gelişimi ve ekonomi ile ilgili kavramlar, ekonominin temel sorunları, talep ve talep esnekliği, arz ve arz esnekliği, piyasa ve fiyat oluşumu, tüketici dengesi, üretim ve üretici dengesi, tam rekabet ve aksak rekabet piyasalarında firma dengesi, millî gelir, istihdam ve işsizlik, gelir dağılımı, para ve banka, dış ticaret, büyüme ve kalkınma konularını kapsamaktadır. Ayrıca her bölüm başında bölümün hedefleri verilmiş, bölüm sonlarında ise konuların anlaşılıp anlaşılmadığını ölçmek için değerlendirme sorularına ve çoktan seçmeli sorulara yer verilmiştir.
William H. Aitken Emeklilik Fonlama ve Değerlendirmesine Problem Çözümü Yaklaşımı öncelikle standart maliyetler ve aktüeryal yükümlülüklerin belirlenmesine odaklanarak emeklilik planlarının matematiğine bir giriş sunmaktadır. Kitap çok sayıda çözümlü örnek, tartışma sorusu ve sayısal bölüm sonu alıştırmaları içermektedir.
Esra KABAKLARLI 2016 yılında, Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomi Forumu’nun ana teması olan Endüstri 4.0, “Dördüncü Sanayi Devrimi” anlamına gelmektedir. Endüstri 4.0, imalat sanayinde üretimin katma değer yaratılan her aşamasında ve tedarik zincirinde meydana gelen gelişmeleri tanımlamaktadır. Dünya’da yaygın olarak kullanılan terim ilk kez Almanya’nın yüksek teknolojili imalat sanayi stratejisi için kullanılmıştır. “Nesnelerin İnterneti” ya da “Endüstriyel İnternet” terimleri de Endüstri 4.0 tanımını ifade etmektedir. Geleneksel üretim metotları ve imalat yöntemleri zamanla farklı evreler izleyerek dijital dönüşümü gerçekleştirmiştir. Alman Ekonomi Profesörü Klaus Schwab’a göre son sanayi devrimi, önümüzdeki yıllarda iş yapış ve yaşama şekillerimizi temelden değiştirecektir. Yale Üniversitesi Ekonomi Profesörü, 2013 Nobel Ödüllü Robert J. Shiller “Yangın sigortası yaptırmak için evinizin yanmasını bekleyemezsiniz. Biz de Dördüncü Sanayi Devrimi’ne hazırlanmak için toplumumuzun kökten altüst olmasını bekleyemeyiz.” sözüyle ülkeler için Endüstri 4.0 treninin kaçırılmaması gereken bir fırsat olduğunu vurgulamıştır.