İktisadi Gelişme ve Uluslararası İktisat \ 1-2
Hayriye Atik Bu kitap, Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nın uygulandığı 2000'li yıllarda Türk ekonomisinde ortaya çıkan yapısal dönüşümleri incelemektedir. Kitabın amacı, 2001 krizi sonrasında başlatılan reform süreci sonucunda Türk ekonomisinde gerçekleşen yapısal değişmeleri detaylı bir şekilde ortaya koymaktır. Kitapta yer alan makalelerin bir kısmında konular ekonometrik ve istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiş, bir kısmında ise istatistik verilerden yararlanılarak dinamik analizler yapılmıştır. Kitap, Türk ekonomisinde önemli yapısal reformların yapıldığı bir döneme ışık tutması bakımından önem arz etmektedir.
Kitap altı bölümden oluşmaktadır: İlk bölüm “Üretim, İstihdam, Yatırım ve Fiyatlar” başlığını taşımaktadır. İkinci bölüm “Ekonomik Büyüme ve Ekonomik Gelişme” konusuna ayrılmaktadır. Bu bölümde, ilk olarak, ekonomik büyümede etkili olan faktörler ekonometrik yöntemler kullanılarak Türkiye üzerinde sınanmaktadır. Bölümde ikinci olarak, “Ekonomik Gelişme” olgusu Türkiye açısından incelenmektedir. Türkiye'nin 2000'li yıllarda gösterdiği göreli gelişme performansı, başta AB olmak üzere çeşitli ülkeler ve ülke grupları ile karşılaştırmalı olarak ortaya konmaya çalışılmaktadır. Üçüncü bölümde “Sektörel Gelişmeler ve Politikalar” ele alınmaktadır. Bankacılık sektöründeki gelişmeler, enerji, sanayi ve teknoloji politikaları ile özelleştirme uygulamaları bu bölümün başlıca konuları arasındadır. Dördüncü bölümde Türkiye'nin dış ticaretindeki gelişmelerin analizi yer almaktadır. Beşinci bölüm, “Kamu Maliyesi ve Kamu Yönetiminde Gelişmeler” başlığını taşımaktadır. “Mali saydamlık” ve “2000'li yıllarda Kamu Mali Yönetiminde Sağlanan Gelişmeler” bu bölümün ana konusudur. Altıncı bölüm, “Avrupa Birliği, Küreselleşme ve Kriz” konusuna ayrılmıştır. Kitabımız “Prof. Dr. Cihan Dura'nın Eserleri Üzerine Bir Bibliyografya Denemesi” çalışmasıyla tamamlanmaktadır.
Beyza Gültekin, Cuma Ercan, Ertuğrul Mıhçıoğlu, Hatice Doğukanlı, İbrahim Halil Ekşi, Levent Şahin, Osman Sesliokuyucu, Yavuz Akçi, Zekayi Kaya Ülkeler, diğer ülkelerle gerek siyasî gerek ticarî ve gerekse ekonomik ilişkiler içinde bulunmaktadır. Bu bağlamda dış ticaret, mal ve hizmet ticaretini kapsamaktadır. Daha ucuz, daha hızlı ve daha kaliteli üretimin gerçekleşmesi rekabeti artırmış; yeni üreticilerin, yeni iş alanlarının yaratılmasına imkân vermiş ve bu durum ekonominin küreselleşmesine zemin hazırlamıştır. Küreselleşen ekonomi sayesinde; piyasalara, müşterilere ve tedarikçilere ulaşmak daha da kolaylaşmıştır. Tüm bu gelişmeler, dış ticaretin öneminin de artmasına neden olmuştur.
Dış ticaret esnasında bir ürünün nasıl pazarlanabileceğinden başlayıp, bu ticaretin muhasebeleştirilmesine kadar yaşanan süreci inceleyen bu çalışma, öğrencilerin ve eğitimcilerin yararlanabileceği teorik bir ders kitabı özelliği taşımasının yanı sıra, dış ticareti “meslek” edinmeyi planlayan ya da bu konuda faaliyet gösteren firmaların daha etkin yöntemleri keşfedebilmeleri açısından da faydanabilecekleri pratik bir kaynaktır.
A. Cenap Yoloğlu, Adem Üzümcü, Adnan Kalkan, Ahmet Melih Öksüz, Ahmet Şimşek, Alpay Filiztekin, Ayşe Nur Ökten, Berna Sezen Özen, Büşra Gezer, Cenap Sancar, Cengiz Yücedağ, Cenk Kızılgedik, Cerem I. Cenker-Özek, Ceren Demir, Cihan Yalçın, Demet Kutgi, Deniz Şahin Cinoğlu, E. Yaprak Gülcan, Emin Başar Baylan, Fikriye Dilara Güneş, Gökhan Kalağan, Gülhan Duran, Güzin Balcı, Hale Çokyiğit, Hatice Hale Aru, İhsan Pençe, Kurtuluş Kaymaz, Latif Gürkan Kaya, Levent Sabah, Mehmet Emin Erçakar, Mehmet Fatih Demiral, Melike Şişeci Çeşmeli, Meltem Barut, Murat Artuç, Murat Çokgezen, Mustafa Ali Özay, Necmettin Çelik, Neşe Kumral, Saliha E. Aydemir, Seda Duman, Sedef Akgüngör, Selen Işık Maden, Senay Oğuztimur, Serdar Yetişen, Serhat Şen, Sinem Dedeoğlu Özkan, Suna Senem Özdemir, Tuğba Deniz, Tuğba Töre, Tülin Altun, Tüzin Baycan, Uğur Doğan, Ümmühan Kaygısız, Yaprak Gülcan, Yeşim Kuştepeli, Yiğit Evren “Bölge Bilimi”, aralarında coğrafyacı mimar, şehir ve bölge plancıları, iktisatçı, işletmeci, siyaset bilimci ile sosyologların yer aldığı, disiplinler arası çalışılan geniş bilim alanıdır.
Türkiye, bölgesel dengesizlik ve gelişme farklılıklarının önemli boyutlarda olduğu bir ülkedir. Dolayısıyla ülkemiz açısından, bölge bilimi ve bölge planlaması üzerine çalışan akademisyenleri bir araya getiren Bölge Bilimi Türk Milli Komitesi (BBTMK) tarafından düzenlenen Bölge Bilimi ve Bölge Planlama Kongreleri büyük önem arz etmektedir.
Bu kitap, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ev sahipliğinde 2017 yılında Burdur'da tertip edilen 17. Ulusal Bölge Bilimi ve Bölgesel Kalkınma Kongresi'nde sunulan seçilmiş çalışmalardan oluşmaktadır. Kitapta; “Kümelenmeler ve Bölgesel İnovasyon Sistemleri”, “Bölgesel Esneklik, Dayanıklılık ve Yakınsama”, “Sosyal Ağlar ve Sosyal Sermaye”, “Sanayileşme, Kuruluş Yeri Seçimi, Girişimcilik ve KOBİ'ler”, “Bölgesel Göç, Hareketlilik ve İstihdam”, “Bölgesel Kalkınma Teori ve Politikaları” ve “Kentsel Çalışmalar” olmak üzere yedi başlıkta toplam 28 çalışma bulunmaktadır. Çalışmanın, alanında önemli bir eksikliği dolduracağı kanaatindeyiz.
Peter Diamond - Hannu Vartiainen Editörlüğünü Nobel ekonomi ödüllü iktisatçı Peter Diamond’ın Hannu Vartiailen ile yaptığı davranışsal iktisat alanında temel yapı taşı olan bu kitabın Türkçeye çevrilmesiyle birlikte Türkçe davranışsal iktisat literatürüne önemli bir katkı sağlanmıştır. Davranışsal iktisat alanında uzmanların araştırmaları sonucunda oluşturulmuş bu çalışma, davranışsal iktisadı hem kapsamlı bir şekilde açıklamakta hem de davranışsal kamu ekonomisinden, kalkınma iktisadına, davranışsal hukuktan, ücretlerin belirlenmesine, karşılıklılığa ve adalete, sağlık ekonomisinden, örgütlerin iktisadi davranışlarıyla olan ilişkisine kadar geniş bir yelpazede sunmaktadır.


Kitaplar ve Bir TV Dizisi
4 Şubat 2017 Cumartesi
Mahfi Eğilmez
Davranışsal İktisat ve Davranışsal İktisadın Uygulamaları, editörler: Peter Diamond, Hannu Vartinian, çeviri editörü: Hatime Kamilçelebi, Nobel Yayınları, 2016
Son dönemin öne çıkan yaklaşımlarından birisi psikolojiyi ekonomi alanına daha fazla uygulamak. İnsan odaklı bütün bilimlerde psikoloji önemli bir yer tutuyor. Ekonomide psikoloji öteden beri belirli bir yer tutmakla birlikte bu konu son yıllarda iyice öne çıktı ve davranışsal ekonomi diye ayrı bir yaklaşım yaratıldı. Kitap, bu alanda öne çıkmış bazı akademisyenlerin makalelerini derliyor. Makaleler arasında davranışsal kamu ekonomisi, psikoloji ve kalkınma iktisadı, örgütlerin davranışsal iktisadı benim en çok ilgimi çekenleri oldu. Bu alanda önemli bir yazın oluştuğuna dikkatinizi çekmek isterim. Özellikle ekonomi ve finansla ilgilenenlerin, insanların ekonomik ve finansal olaylar karşısında verdiği tepkileri daha kolay anlayıp analiz edebilmeleri için bu alandaki yazını izlemelerinde yarar var. Bu kitap bu açıdan iyi bir fırsat sunuyor.

Martin Stopford Deniz ticareti, dünya ekonomisinde son 60 yılda yaşanan küreselleşmeden sorumlu başlıca sanayi kollarından biridir. Sektörün en önemli başarısı, çok uzun mesafelerde oldukça emniyetli ve güvenli ulaşım imkânı sağlaması ve bunu dünya ekonomisinde olağan fiyat artışlarından farklı olarak oldukça yavaş bir şekilde artan rakamlarla gerçekleştirmiş olmasıdır. Ton başına birkaç dolar gibi bir ücretle yüklerin dünya çapında taşınabiliyor olması hayret vericidir. Beni Denizcilik Ekonomisi kitabını yazmaya sürükleyen temel motivasyon, bu yenilenme ve inovasyon dalgasının ardında yatan temel iktisadi faktörleri basitçe açıklayacak bir kaynak meydana getirme tutkusudur. Deniz ticaretinin 5.000 yıllık tarihinin bize sunduğu mesaj, her yeni nesille birlikte yeni durumlar ve problemlerle karşı karşıya kaldığımızdır. Yeni nesillerin, dünyanın değişen beklentilerine bağlı olarak sektörü yeni durumlara göre inşa etmesi ve adaptasyonunu sağlaması gerekir. Gerçekçi konuşmak gerekirse, bugün denizcilerin (ve tabii tersanelerin) kendi geleceklerini inşa etmeleri gerekiyor ve bunun için anlamaya ve sürekliliğe ihtiyaç var. Bugün karşı karşıya kaldığımız sorunlar, her zamankinden daha zorlu. Denizcilik Ekonomisi kitabının üçüncü baskısının Türkçeye tercüme edilmesi ve düşüncelerimin daha geniş bir kitleye ulaşabilmesi ile son derece mutluyum ve bundan şeref duydum. Bu çevirinin hazırlanmasında görev alan herkese teşekkürlerimi sunuyor ve bu kitabı en iyi dileklerimle yeni nesil Türk denizcilerine ithaf ettiğimi belirtmek istiyorum. Daha iyi kavrayabilmeniz, sürekliliği muhafaza edebilmeniz ve başarılı olmanız dileğiyle.
Martin Stopford
Mehmet Karagül - Berfu İlter Dış ticaret işlemleri; kişiler açısından kariyerli bir meslek edinme, firmalar açısından ulusal ve uluslararası pazarlarda rekabet edebilme, devletler için ise dinamik bir dış ticaret yapısına sahip olabilmek için son derece önemli bir faaliyet alanıdır.
Özellikle küreselleşmenin yoğun olarak yaşandığı günümüz koşullarında dış ticaret işlemlerinin önemi çok daha ön plana çıkmış durumdadır. Dış ticaret işlemleri hakkında, millî, milletlerarası ve karşı ülke hukuku olmak üzere birçok bilgiye sahip olmak günümüz şartlarında önemli bir ayrıcalıktır.
Bu kitap çalışmasının ilk bölümünde, dış ticaret konusunun teorik düzeyde ne olduğu, ikinci bölümde dış ticaret işlemlerinin uygulama kısmı, üçüncü bölümde de Türkiye’deki dış ticaret mevzuatı, son bölümde ise dış ticaret işlemlerinin muhasebeleştirilmesi konuları ele alınmış ve değişik dış ticaret uygulamalarına göre farklı muhasebe kayıtları örneklerle incelenmiştir.
Mehmet Karagül Küreselleşmenin yoğunlaştığı günümüz koşullarında millî ekonomik sorunları, küresel tehdit ve fırsatları dikkate almadan, küresel meseleleri de millî problemleri yerinde çözmeden, hâlledebilmek mümkün gözükmemektedir.
Ayrıca, ülkelerin kalkınması bağlamında iktisat teorisinin yeniden sorgulanması çerçevesinde sosyal bir disiplin olan iktisadın genel geçerliliğinin olmayışı, her milleti döneminin ve şartlarının gereği olan bağımsız iktisat politikalarını oluşturmaya zorlamaktadır.
Bu anlamda sermaye olgusunun, kapital temelli bir düşünce yerine, insan merkezli bir anlayışla yeniden yorumlanması zorunluluğu göz ardı edilmemelidir.
İlgili kaygılarla kaleme alınan bu kitapta, Dünya'nın kahir ekseriyetine hâkim olan azgelişmişlik ve yoksulluk problemlerinin çözümü için alışılmışın dışındaki iktisadi yaklaşımları ve çözüm önerilerini bulmanız mümkündür.
“İnsan kapitale değil, kapital insana hizmet ettiği vakit, Dünyada barış ve refah gerçekleşecektir.”
M.K.
Arslan Zafer Gürler - Gülistan Erdal - H. Sibel Gülse Bal - Bekir Ayyıldız Ekonomi, aile yönetimini anlatan bir terim olmaktan çıkıp, bugün küçük büyük tüm ülkelerinin başlıca uğraşı konularından biri olmuştur. Kapsam ve etkinliği büyüyen ekonomik olguların baş döndürücü gelişmesinin yanında, doğa ve insan arasındaki ilişki giderek daha da açılmıştır. İnsanoğlu yanlışlığın farkına varmakta geç kalıp kalmadığını tartışmaktadır. Ekolojik ekonomi kitabı ise bu tartışmanın arenası görevi üstlenmiştir.
1972'de Smithsonian Castle'da Dennis Meadows liderliğindeki araştırmacılar, “Büyümenin Sınırları” isimli çığır açıcı bir rapor sundu. Bu çalışmadaki temel sav, nüfusun gezegenimizin doğal kaynaklarını ne zaman aşacağı sorunuydu. Sonuç; kaynak tükenmesindeki trendin devam etmesi durumunda gezegenimizin bize yetmeyeceği bu karanlık dönemin 100 yıl içinde gerçekleşeceği yönündeydi. 30'dan fazla dile çevrilen ve milyondan fazla satan bu kitaba karşın öngörülen felaket için hala çok az şey yapılmaktadır.
Bu kitap, Meadows’un deyimiyle, hiç kimsenin kazanamayacağı sıfır toplam teorisiyle sonuçlanacak bir süreci hazırlayan senaryonun, gerçeğe nasıl dönüşeceği ve felaketin nasıl önlenebileceği konusundaki kuramsal yaklaşımları ele almaktadır.
Ekolojik ekonomi kitabının hedef kitlesi, müfredatında ekonomi ve ekoloji olan tüm yükseköğrenim birimleridir. Ekolojik ekonomi kitabının içeriği ile Doğa Bilimleri ve Mühendislik Fakültelerinin bölümleri, Ziraat Fakülteleri, ekonomi eğitimi veren fakülte ve yüksekokullar için temel bir başvuru kaynağı olacağı düşünülmektedir.
Kurban Ünlüönen - Ahmet Tayfun Ekonomi kitabının hazırlık aşamasında; mesleki ve teknik eğitimin karakteristik özellikleri ile meslek yüksekokullarının öğrenci profili göz önüne alınarak planlama yapılmıştır. Bölüm başlıkları; ekonomi ile ilgili düşünceler ve temel kavramlar, bütün toplumların ortak ekonomik problemleri, talep, arz, piyasa ve piyasada fiyat oluşumu, devletin fiyatlara müdahalesi, tüketici dengesi, üretim ve üretici dengesi, firma dengesi, millî gelir, istihdam ve işsizlik, gelir dağılımı, para ve banka, dış ticaret, büyüme ve kalkınma konularını kapsamaktadır. Çalışma, meslek yüksekokulu öğrencilerinin yanı sıra fakültelerde de benzer derslerde kullanılabilecek içeriktedir.
Hakkı Akgün Ekonomi ve ekonomiye ilişkin bilgi tarih boyunca insanların en temel gereksinimleri arasında yer almıştır. Nitekim Batı’da basının ilk ortaya çıkışında iktisadi bilgilerin aktarılma gereksinimi etkili olmuştur. Basın türleri arasında yer alan ekonomi basını, ekonomik aktivitelere ilişkin kitlelere bilgi sağlaması bakımından önemli bir konumda yer almaktadır. Özellikle 1980’li yıllarla birlikte ülkemizde artan neo-liberal politikaların ekonomi basınına duyulan ihtiyacı daha da arttırdığı görülmektedir. Basında tekelleşmenin giderek yaygınlaştığı, ekonomi konularının basındaki ağırlığını arttırdığı bir dönemde gerçekleşen bu dönüşüm medyanın sahiplik yapısıyla bağlantılı olarak ekonomi basınının ürettiği haber söylemlerinde de varlığını hissettirmektedir. Bu kitapta Türkiye’de ekonomi içerikli yayın yapan haftalık dergilerin ekonomi politik yapısı ve bu ekonomi politik yapının üretilen haber söylemlerine yansıması ortaya konulmuştur. Bireylerin doğrudan ekonomik aktivitelerini ilgilendiren ve yönlendiren ekonomi haberlerinin ekonomi politik bağlamda incelenmesi literatürde benzer bir çalışmanın bulunmaması açısından önem taşımaktadır. Medya aracılığıyla edindiğiniz bilgilerle yatırım ya da tüketim kararınızı vermeden önce kitabı okumanızın ekonomik tercihlerinizde siz değerli okuyuculara faydalı olmasını temenni ederim.
Hasan Gürak Nobel Akademik Yayıncılık tarafından 2016 yılında yayınlanan ‘Ekonomik Büyüme ve Kalkınma’ başlıklı kitabın devamı niteliğinde olan bu kitap, ilkinde yer alan bilgileri daha kolay ve derinlemesine anlaşılır hâle getirebilmek amacıyla hazırlanmış ‘tamamlayıcı’ bilgiler içeren yazılardan oluşuyor.
Ekonomik Büyüme ve Kalkınma kitabında eksikliği hissedilen en önemli konulardan biri tarihsel süreçte büyüme ve kalkınmayla ilgili gelişmelerdi. İzlanda Biförs Üniversitesinden Francesco Macheda’nın Tarihsel Süreçte Ekonomik Gelişme başlıklı eseriyle bu eksiği giderebilmek amaçlanmıştır.
Diğer konular sırasıyla:
“Bilim-Kurgu” İktisat
'Emek-Emekçi' ve ‘Sermaye': İktisat Biliminde “Doğru Tanım” Sorunu-1
Sermaye (Kapital) Hakkında: İktisat Biliminde “Doğru Tanım” Sorunu-2
Tasarruf = Yatırım “Efsanesi”: İktisat Biliminde “Doğru Tanım” Sorunu-3
Orta Gelir Tuzağı (-mı?): “Tuzak” Varsa Bu Tuzağı Kuran Kim?
Doğrudan Yabancı Yatırımlar ve Küresel Beklentiler
Beyin Göçü
Keynes ve Büyüme
Hasan Gürak İktisat biliminde ana-akım büyüme kuramları genellikle Anglosakson kökenlidir. Ancak bu kuramlar “hayali” birtakım varsayımlarla gene, “hayali” birtakım iktisadi ilişkileri açıklamaktan öteye gitmemektedir. “Görünmez bir el” ve bu “görünmez sihirli elin arkasındaki ideolojik güç” söz konusu kuramların ve modellerin çağdaş ekonomik ilişkileri açıkladığına, iktisatçıların çoğunu ikna etmeyi başarmış görünüyor.
Ana-akımdan “farklı” görüşlere sahip olan Prof. Gürak, temel amacının iktisatta özgün görüşlerden oluşan bir “Türk Okulu” oluşturulmasına katkıda bulunmak olduğunu belirttikten sonra, öncelikle büyüme ile ilgili verimlilik ve daha önemlisi verimlilik artışı gibi anahtar kavramları tartışıyor. Genellikle çağdaş büyüme kuramları arasında yer alan Solow modeline, “Tarihsel Perspektif” ile ilgili bölümde yer veriyor ve şöyle bir gerekçe sunuyor: Büyümede teknolojik yeniliklerin kaynağını ve gelişim sürecini açıklamada yetersiz kalan bir kuramın yeri “çağdaş büyüme kuramları” olmamalıdır.
Ekonomik Büyüme ve Kalkınma başlıklı bu eserde, “içsel” büyüme kuramları “yeni yaklaşımlar” başlığı altında inceleniyor. Ancak yazar, yapılan katkıları tatmin edici bulmadığı için Türkiye'de ilk kez özgün bir alternatif bir büyüme kuramı sunuyor. Hem alternatif büyüme modelinde hem de kitabın genelinde dile getirdiği ve yaratıcı zihinsel emek kaynaklı teknolojik gelişme temelli verimlilik artışı yaklaşımı ile Prof. Gürak, kanımca ekonomik büyümeyi daha gerçekçi bir perspektiften değerlendirmektedir.
Bütünsel bir yorum getirmek gerekirse, Ekonomik Büyüme ve Kalkınma başlıklı bu eser; alanında öncü, farklı, yeni ve güçlü bir özelliğe sahiptir. Zengin, çok yönlü ve yeni tartışma ve araştırmalara da kaynaklık edebilecek bir potansiyel içermektedir.
Dr. Halit Suiçmez
İktisatçı - Yazar

Ekonomik Büyüme ve Kalkınma, Prof. Dr. Hasan Gürak, Nobel Yayınları, 2016
Hasan Gürak, ekonomi bilimine, teorilerine farklı ve eleştirel yaklaşımlarıyla tanınan bir akademisyen. Bununla birlikte faklı yaklaşım yapacağı ya da eleştireceği konuya doğrudan girmek yerine önce ele aldığı konu ya da teoriyi mevcut haliyle ortaya koyup sonra kendi tezlerini ve yaklaşımlarını açıklıyor. Bence işin doğru yöntemi de budur. Gürak, kitabında önce büyüme ve kalkınma ile ilgili temel kavramları açıklıyor. Sonra tarihsel bir çerçevede konuyu ele alıyor ve başlıca büyüme teorilerini inceliyor. Gürak’ın tezlerinden birisi ekonomi bilimindeki ana akım büyüme teorilerinin gerçek yaşamdan çoğu kez kopuk modeller üzerine kurulmuş ilişkileri açıkladığı görüşüne dayanıyor. Ki burada iddiasının doğru olduğunu kabul etmek gerekiyor. Kitabının ilerleyen bölümlerinde bu eleştirilere dayalı bir alternatif büyüme modeli üzerinde tezlerini geliştiriyor Hasan Gürak. Öteden beri yaptığı çağrıyı da tekrarlıyor ve Türk iktisatçılarını ekonomi alanında bir Türk Okulu geliştirmeye davet ediyor. Hasan Gürak’ın kitabı, insanı bir yandan büyüme teorileri konusunda bilgi tazelemeye bir yandan da alternatifler üzerinde düşünmeye davet eden önemli bir çalışma.
4 Şubat 2017 Cumartesi
Mahfi Eğilmez

"Gürak’ın kitabı ekonomik büyüme ve kalkınma kuramına ilham veren, uyarıcı ve iyi kaleme alınmış bir katkıdır."
Dr. Thomas Domjahn - "European Journal of Development Research"
K. Batu TUNAY Ekonomik faaliyet hacmindeki dalgalanmalar, iktisatçıların en az yüz yıldır tartıştıkları ve üzerine sayısız araştırmalar yaptıkları başlıca konulardan bir tanesidir. Kimilerine göre de en önemlisidir. Makro ekonomik hedeflerin başında iktisadi büyümenin sağlanması ve sürdürülmesinin geldiği düşünülürse, bu yoğun ilginin nedeni daha kolay anlaşılacaktır. Ekonomik büyümenin belirli aralıklarla sekteye uğraması, uzun bir süreçte büyüme dönemlerinin zaman zaman ekonomik daralma dönemlerince bölünmesi ve işsizlik artışları, üretim düşüşleri gibi ciddi olumsuzlukların meydana çıkması gerek iktisatçıları gerekse politikacıları düşündürmektedir. Genellikle de olumsuz etkileri nedeniyle, durgunluklar bilimsel araştırmalara daha fazla konu olmaktadır. İktisat çevreleri durgunlukların önlenemeyeceğini, ama makul bir süre öncesinde öngörülebilirlerse, alınacak tedbirlerle etkilerinin yumuşatılabileceğini kabul etmektedir. Durgunlukları meydana gelmeden kesin olarak belirlemek ise çoğu zaman mümkün olmamaktadır.
Bu çalışma, ekonomik döngüler, durgunluklar, finansal krizler ve enflasyon arasındaki karşılıklı etkileşimleri hem teorik hem de uygulamalı olarak incelemektedir. Uluslararası teorik ve deneysel çalışmaların bulgularını kapsayan geniş bir yazın taraması yapılmış, ardından Türkiye verileriyle benzer ekonometrik analizler ve kestirimler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular, ilgili yazındaki bulgularla da karşılaştırılarak çeşitli tespit ve değerlendirmelere gidilmiştir. Çalışma özellikle son küresel kriz ve sonrası dönemi mercek altına almaktadır. Bununla birlikte, yer yer geçmişteki gelişmelere de değinen geri dönüşler söz konusudur. Yapılan tespit ve değerlendirmelerin, somut verilere ve özellikle deneysel bulgulara dayanmasına özel bir önem verilmiş, belki de bu kaygıyla (okurlar için sıkıcı da olsa) detaylı ekonometrik analizler yapılmıştır. Diğer yandan, bu analizlerin önemli bir bölümü ülkemizin saygın bilimsel yayın organlarında yayınlanarak bilim çevrelerinin tartışmasına açılmıştır. Böylece bilimsel bir süzgeçten geçirilerek ulaşılmış bulguların sunulmasına gayret edilmiştir.
Gülçin Güreşçi Pehlivan, Utku Utkulu Yirminci yüzyılın ikinci çeyreği hem küresel hem de bölgesel ekonomik entegrasyonlarda artışın gözlendiği yıllar olmuştur. 1960'lı yıllarda Avrupa Ekonomik Topluluğuna ve Avrupa Serbest Ticaret Bölgesine üye olan ülkeler yüksek düzeylerde büyüme hızlarına ulaşmışlardır. Bu durum, ekonomik entegrasyonların büyüme üzerinde önemli bir rolü olduğuna ilişkin bir inanca neden olmuş ve bu konu üzerinde iktisatçılar çalışmaya başlamışlardır.
Geleneksel Gümrük Birliği Teorisi'nde analizler tam rekabet varsayımı altında yapılmaktadır. 1980'li yıllarda ise ekonomik entegrasyonun dinamik etkileri eksik rekabet koşullarında analiz edilmeye başlanmıştır. Günümüzde ekonomik entegrasyonun büyüme etkilerinin analizi için İçsel Büyüme Teorilerinden yararlanılmaktadır. Ekonomik entegrasyonun büyüme etkisi fiziki sermaye, insan sermayesi ve bilgi teknolojisi üzerindeki etkileri nedeniyle önem taşımaktadır. Entegrasyon sonucunda aday ülkelerde kaynak dağılımında etkinliğin, sermayenin veriminin, bilgi birikiminin ve rekabetin artması gibi faktörler sayesinde uzun dönemde ekonomik büyüme üzerinde pozitif etkiler ortaya çıkmaktadır. Bu kitap, bu faktörler bağlamında entegrasyonun büyüme etkisini gerek teorik gerekse de ampirik açıdan incelemesi bakımından önem taşımaktadır. Avrupa Birliği ve Ekonomik Entegrasyon ve de büyüme derslerini alan lisans ve yüksek lisans öğrencileri açısından önemli bir yardımcı kitap niteliğindedir. Ayrıca ekonomik entegrasyonun büyüme etkisini inceleyen araştırmacılar açısından da geniş bir literatür taraması içermesi açısından çok faydalı olabilecek bir kitaptır.
Tahsin BAKIRTAŞ Bugün dünyada yaşayan insanlar birbirlerinden çok farklı koşullar altında yaşamaktadırlar. Dünyanın çok az insan kümesi geniş evlerde konforlu bir yaşam sürerken, dünyada yaşayan 7 milyar insanın çok önemli kısmı ise derme çatma evlerde karnını nasıl doyuracağının uğraşı içinde olup, beslenme, barınma, sağlık ve eğitim gibi temel gereksinmeleri bile yetersiz karşılanmakta, hatta bazılarının ise hiç karşılanmamaktadır. Bu nedenle dünyanın önemli bir nüfusu bugün bile okuma ya da yazmanın ne olduğunu bilmemekte, hastane yüzü görmeden ölebilmektedirler. Dünyanın önemli işsiz kümesi bu tür insanlardan oluşmaktadırlar.
Küresel düzlemde gelişmiş merkez ülkelerde kişi başı gelir 30.000 $ civarında iken, birçok Afrika ve Asya Ülkesinde 1.000-1.500 $ hatta bazı Afrika ülkelerinde 500 $’ın altındadır. Bu gelir eşitsizliğini ortaya çıkaran temel nedenler nelerdir; dünyanın son 30 yılına egemen olan küresel boyutta büyüme olgusu çevre ülkelerin kalkınma süreçlerini nasıl etkilemiştir? Küresel kalkınma odaklı gelişme çevre ülkelerdeki; yoksunluğu, yoksulluğu, açlığı ve eşitsizliği ortadan kaldırabilir mi?
Dünyanın eşitsiz gelişimi bir kader midir? Özgürlük ve eşitlik temelinde, insancıl, çevreyi koruyan, saldırgan olmayan, yoksulluğu, eşitsizliği salt imaj bozukluğu olarak algılamayan ve paydaşlarının tümünü kollayan küresel bir ekonomik kalkınma modeli olası mıdır? Bu sorunun yanıtı elbette olasıdır. 2008 sonrası dönemdeki bu tür arayışlar; yeni dünya düzenini oluşturmada önemli mihenk taşlarıdır.
Yukarıdaki sorular ve soruların olası yanıtları küresel kalkınma odaklı analiz edilmelidir. Bu çerçevede bugünün ulus-ötesi üretim, tüketim, ticaret, finans ve emek hareketlerinin yapısını ortaya koyma durumundadır. 21. yy.’ın ekonomik olguları, yaşanan sorunları 20.yy anlayışı çerçevesince algılanamaz ve oluşmuş politika önermeleri ile de çözülemez. Bu nedenle, ne Neo-liberal eksende modernleşme okulunun kalkınmaya bakışı, ne de bağımlılık okulu ve yapısalcı bakış açısının olgu tanımlama odaklı yaklaşımları, 21. yy.’da yaşanan kalkınma sorunlarını tek pencereden bakarak çözebilirler. Bu bağlamda kalkınma olgusuna bakışta yeni düşün (ide)'lerin oluşturacağı kuramsal çatılara ve yeni politika önermelerine gereksinim vardır.
Bu kitap geleneksel ekonomik kalkınma ya da kalkınma ekonomisi yaklaşımlarını içinde barındırmakla birlikte; 21. yy. ekonomik kalkınma olgusuna yeni konular ve yeni perspektifler de kazandırma uğraşı içindedir. Bu çerçevede kitap, akademik dünyaya; lisans ve yüksek lisans ve doktora çalışmalarında yararlı olabileceği gibi, toplumun diğer kesimlerine de dünya ekonomisini biçimlendiren olgu ve olayların kavranmasında ve yorumlanmasında yol gösterici niteliktedir.
William Boyes, Michael Melvin Gündelik yaşamımızın her anında ve her alanında aldığımız kararlar ile bu kararların yansıması olan davranışlar, farkında olsak da olmasak da ekonomi biliminin temel ilkesini oluşturan fayda-maliyet analizine dayanmaktadır. Her birimiz birer ekonomik karar birimi olarak, ekonominin işleyişinden etkilenmekte ve davranışlarımızla ekonomiye aynı zamanda yön vermekteyiz. Dolayısıyla, yaşadığımız dünyayı algılayabilmemiz ve davranışlarımızı uygun biçimde güncelleyebilmemiz için, ekonominin işleyişini doğru biçimde anlamamız gerekmektedir. Günümüzde küreselleşme olgusunun hız kazanmasıyla birlikte, ekonomilerin işleyişi ulusal sınırların ötesine geçmiş ve makroekonomik politika analizlerinin uluslararası bağlantılar kurulmaksızın yapılması büyük ölçüde olanaksız hâle gelmiştir. Bu bağlamda, ekonomik karar birimlerinin (hanehalkları, firmalar, devlet ve dış dünya) mikro düzeyde aldıkları kararların makroekonomik büyüklükleri belirleme sürecinin de uluslararası etkiler dikkate alınarak, global bir anlayışla açıklanması gerçek yaşamı daha iyi anlamamız açısından bir zorunluluğa dönüşmüştür. William Boyes ile Michael Melvin'in Ekonominin Temelleri başlığıylaTürkçe iktisat yazınına kazandırılan Fundamentals of Economics isimli kitabı, bir bilim dalı olarak ekonomiyi veya iktisatı öğrenmeye yeni başlayan öğrencilere, global bir dünyada yaşanan güncel gelişmeleri algılamalarını sağlayacak temel bilgilerin ve analiz yöntemlerinin öğretilmesini amaçlamaktadır. Kitapta, karmaşık görünen teorik konular gerçek yaşamdan verilen güncel örnekler yardımıyla somutlaştırılmakta ve bu şekilde, öğrencilerin iktisatı gündelik yaşamlarının bir parçası olarak algılayabilme ve anlama yeteneklerinin geliştirilmesi sağlanmaktadır.
Kitap dört kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda, piyasa ekonomisinin temel kavramları tanıtılmakta ve etkin bir kaynak dağıtım mekanizması olarak piyasa ekonomisinin işleyişi, temel iki unsur olan, arz ve talep analizi çerçevesinde açıklanmaktadır. Kitabın ikinci kısmında, firma, tüketici ve devlet olmak üzere üç temel ekonomik karar biriminin davranışlarını belirleyen ve değiştiren faktörler açıklanarak, makroekonominin mikroekonomik temelleri ortaya konulmaktadır. Üçüncü kısımda, ilk olarak uluslararası (dış) ticarete açık bir ekonomide makroekonomik performansın temel göstergeleri olan üretim, fiyatların genel düzeyi ve ödemeler dengesine ilişkin ölçümler açıklanmakta; makroekonomik nihai hedeflerden sapma durumlarını ifade eden enflasyon ve işsizlik problemleri analiz edilmekte ve mikro iktisadi kararların bütüncül sonuçlarını temsil eden toplam arz-toplam talep analizi ayrıntılı olarak incelenmektedir. Bu kısımda ayrıca, maliye ve para politikalarının temel nitelikleri açıklanmaktadır. Dördüncü ve son kısımda, dışa açık bir ekonomide para politikası belirlenme ve uygulanma süreçleri, makroekonomik politikaların enflasyon-üretim ilişkisine etkileri ile uluslararası ticaret politikaları incelenmekte ve küreselleşme tartışmaları finansal krizler çerçevesinde ortaya konulmaktadır.
Makroekonominin mikro temellerinin kolaylaştırıcı yöntemlerle ve somut örneklerle açıklandığı Ekonominin Temelleri isimli kitabın ayırt edici bir diğer özelliği, her bölümde öğrencilerin öğrendiklerini sınama ve pekiştirme amacına yönelik olarak hazırlanmış küçük sınavların yer almasıdır. Bu şekilde, öğrencilerin bir sonraki konuya sağlam bilgilerle geçiş yapmaları amaçlanmaktadır.
Esra KABAKLARLI Bu yıl Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomi Forumu’nun ana teması olan Endüstri 4.0, dördüncü sanayi devrimi anlamına gelmektedir. Endüstri 4.0, imalat sanayinde üretimin katma değer yaratılan her aşamasında ve tedarik zincirinde meydana gelen gelişmeleri tanımlamaktadır. Dünya’da yaygın olarak kullanılan terim ilk kez Almanya’nın yüksek teknolojili imalat sanayi stratejisi için kullanılmıştır. “Nesnelerin İnterneti”ya da “Endüstriyel İnternet ” terimleride endüstri 4.0 tanımını ifade etmektedir. Geleneksel üretim metotları ve imalat yöntemleri zamanla farklı evreler izleyerek dijital dönüşümü gerçekleştirmiştir. Alman Ekonomi Profesörü Klaus Schwab’a göre son sanayi devrimi önümüz-deki yıllarda iş yapış ve yaşama şekillerimizi temelden değiştirecektir. Yale Üniversitesi Ekonomi Profesörü, 2013 Nobel Ödüllü Robert J. Shiller “Yangın sigortası yaptırmak için evinizin yanmasını bekleyemezsiniz. Biz de Dördüncü Endüstri Devrimi’ne hazırlanmak için toplumumuzun kökten altüst olmasını bekleyemeyiz” sözüyle ülkeler için Endüstri 4.0 treninin kaçırılmaması gereken bir fırsat olduğunu vurgulamıştır.
Ali Erdoğan Doğrudan yabancı sermaye yatırımları, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için önemli bir sermaye kaynağıdır. Birçok ülke, doğrudan yatırımları teşvik ederek ekonomilerini geliştirme stratejisini izlemektedir. Küreselleşme sürecinin hız kazanmasıyla birlikte hem gelişmiş hem de tasarruf ve yatırım eksiği bulunan ülkeler, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını çekebilmek için çaba sarf etmektedir. Söz konusu yatırımları çekebilmek; ülke ekonomisine sermayenin yanı sıra teknoloji, istihdam, millî gelir artışı, üretim ve geniş dış pazar avantajları gibi birçok katkı sağladığı için ülkelerin kalkınmasında doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının etkin bir rol oynadığı kabul edilmektedir.
Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının Türkiye’ye bugüne kadar arzu edilen seviyelerde gelmemiş olması, araştırılması gereken önemli bir konudur. Bu çalışmadaki en önemli hedef; doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ekonomi üzerindeki önemli etkilerinin belirlenmesinin yanı sıra, Türkiye’ye yönelik doğrudan yatırımların bugüne kadar istenilen seviyede gerçekleşememesinin ve ülkeye gelen yatırımların istihdam, ekonomik büyüme ve millî gelir üzerindeki etkilerinin yetersiz düzeyde oluşunun nedenlerini belirlemek ve bu duruma çözüm önerileri getirmektir. Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının istihdam, millî gelir ve ekonomik büyümeyi optimal seviyede etkileyebilmesi için, gelen doğrudan yatırımların türü önem arz etmekte ve bu bağlamda ülkemiz, sabit sermaye yatırımlarına ihtiyaç duymaktadır. Bununla birlikte, gelen doğrudan yabancı sermaye yatırımları; büyük oranda Türkiye’nin iktisadi durumuyla ilgili, dolayısıyla ekonomisinin büyüklüğü, istikrarı ve dışa açıklık seviyesi ile doğrudan ilişkilidir.
Yusuf BAYRAKTUTAN Bölgeselleşme ya da Kürselleşme olgularının, ekonomik bütünleşme veya siyasi sınırların önemini yitirmesiyle ortak politikalara yönelimin tercih edilmesi ortak paydasında değerlendirildiği kitapta, 2. Dünya savaşının ardından kitlesel yıkımların yaşandığı bir dünyada, savaş durumunun Avrupa kıtasal alanına öğrettiği temel derslerden biri olarak şekillenirken, kapitalist üretim tarzının Dünya’yı tek piyasa haline getirme idealinin belirginleşmeye başlaması boyutu ortaya konulmaktadır.
Ahmet Özken, Hakkı Gürcan Atay, İrfan Kalpalı, Mehmet Ağırbaş, Meltem Onay, Mine Yılmazer, Mustafa Tanyeri, Mutlu Yılmaz, O. Murat Koçtürk, Ömer Pesen, Özcan Güven, Özge Ayan, Serkan Çınar, Tuğçe Danacı “Dış ticaretin tarihsel evrimi ve güncel mevzuat uygulamalarından dış ticaret süreçlerine kadar geniş bir yelpazede sağladığı bilgilerle, Türkiye'nin dış ticaret yapısını modern bir bakış açısıyla derinlemesine analiz eden bu değerli yayın, bu alanda her seviyede görev yapanlar, akademisyenler ve özel sektörde faaliyet gösteren/gösterecek olan meslek mensupları için yol gösterici niteliktedir.
Kitapta, dış ticaret alanındaki birçok yayından farklı olarak iş dünyasının çeşitli sektörlerinde faaliyet gösteren temsilcilerin tecrübelerini paylaştığı röportajlara yer verilmiş. Başarı öykülerinin anlatıldığı bu röportajların iş dünyasına yeni adım atmış veya atacak olanlara büyük katkı sağlayacağına inanıyorum.
Kamu-özel sektör-üniversite üçgeninde oluşturulan bu yayın, dış ticaret alanındaki sorulara A'dan Z'ye yanıtlar sunan çok değerli bir çalışma olmuş. Emeği geçen herkesi tebrik eder, başarılarının devamını dilerim.”
Adnan Yıldırım (Ekonomi Bakan Yardımcısı)
•••
1980'li yıllarla birlikte, ihracata dayalı büyüme modelinden bugün 500 milyar dolarlık iddialı bir ihracat hacmine erişme hedefi olan ülkemizde gelinen nokta, kalkınmamız yönündeki en büyük çabalardan biridir.
Üreten, ürettiğini ihraç eden girişimcilerimizin sayılarının artması ve teknolojinin sunduğu nimetleri en etkin şekilde kullanarak ülkeye döviz kazandırması bugünkü rekabet ortamında dünden daha önemli bir hâle gelmiştir.
Bu nedenle, doğru bilgilendirme ve doğru kaynakları kullanma açısından farklı akademisyen ve uzmanlarca hazırlanmış söz konusu yayının bir rehber niteliğinde olduğu inancındayım.
Bu değerli yayının, stratejik hedeflerimizden biri olan dış ticaret hacmini artırmamızda dikkat çekici bir başarı elde etmesi temennisiyle, emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.
Ender Yorgancılar (EBSO Yönetim Kurulu Başkanı)
•••
Her geçen gün küreselleşen dünyamızda dış ticaretin önemi giderek artmaktadır. Başarılı örneklerin paylaşılmasını, geçmiş deneyimlerin genç girişimcilere aktarılmasını, bu sayede onların cesaretlendirilmesini çok önemli buluyorum.
Yarattığınız eser bu açıdan çok değerli bir kaynak niteliğindedir. Özellikle, Türkiye şartlarında başarıya ulaşmış kişilerle yapılan röportajlar yol gösterici.
Bu tür yayınlar; üretmeyi, ticareti ve kısacası hayatı desteklemektedir. Değerli katkılarınızdan dolayı sizi ve emeği geçen herkesi kutluyorum.
Sabri Ünlütürk (Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı)

İsmail Metin Küresel rekabet ortamında uluslararası pazarlarda daha etkin bir şekilde faaliyette bulunabilmek için, elektronik pazaryerlerini kullanarak ihracat ve ithalat yapmak zorunluluk haline gelmiştir. e-ticaretin ilk aşamalarında yüz yüze iletişim olmaması nedeniyle karşı tarafa olan güvenilirlikle ilgili problemler yaşanmaktadır. Bu kitapta, e-ortamda güvenilirlikle ilgili elektronik pazar yerlerinin uygulamalarına ve ihracatçı ve ithalatçıların alması gereken önlemlere yer verilmiştir. Ayrıca elinizdeki kitapta, dünyanın en önde gelen elektronik pazaryeri olarak kabul edilen alibaba.com'a üye olarak ihracat için müşteri bulma ve ithalat için uygun tedarikçi ve ürün bulma işlemleri detaylı bir şekilde anlatılmaktadır.
"İhracatçı ve İthalatçılar için Elektronik Ticaret" adlı eserin yazılmasındaki ana amaç; elektronik ortamda ihracat pazarlamasıyla ilgilenen veya ithalat yapmak isteyen girişimcilere, öğrencilere ve diğer ilgili bireylere elektronik ortamda dış ticaret işlemleri yapabilmeyi öğretmektir. Söz konusu eser, ihracat ya da ithalat yapmayı düşünen veya yeni başlamış küçük ve orta büyüklükteki işletmelerle, dış ticaret eğitimi veren çeşitli kuruluşlar, fakülteler ve yüksekokullar için temel bir kaynak kitap özelliği taşımaktadır.
Sami TABAN İktisadi büyüme, iktisat biliminde en ileri düzeyde teorik araştırmaların yürütüldüğü bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüz dünyasında zengin ülkelerle fakir ülkeler arasındaki gelişmişlik farkının giderek açılması, büyüme ve kalkınma konularına olan ilgiyi de giderek artırmaktadır. İktisadi büyümenin sonucunda ülke vatandaşlarının daha fazla üretim ve daha fazla tüketim yaparak daha yüksek refah düzeyine ulaşabilmeleri olanaklı hâle gelmektedir. Bu bağlamda, ülkelerin iktisadi büyümelerinin altında yatan etmenlerin neler olduğu ve bu etmenlerin büyüme ile olan ilişkileri, geçmişten günümüze çeşitli iktisatçılar tarafından geliştirilmiş olan büyüme modelleri tarafından açıklanmaya çalışılmaktadır. Bu çerçevede, tarihsel gelişim süreci dikkate alınarak temel büyüme modellerinin özlü bir şekilde öğrencilere ve ilgilenenlere sunulması, bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Kitap; iktisadi büyüme kavramı, geleneksel büyüme modelleri ve çağdaş büyüme modellerinin yer aldığı üç bölümden oluşmaktadır.
Ömer Yılmaz - Merter Akıncı İktisadi büyüme, iktisat biliminde uzun yıllar güncelliğini koruyan ve teorik temelleri üzerine yeni düşünce akımlarının ortaya konulabileceği bir alandır. Özellikle 19. yüzyıldan itibaren ülkelerin zengin ve fakir olmaları biçiminde bir ayırıma gidilmesi ve her iki grup ülke arasındaki gelişmişlik farkının giderek açılması, büyüme ve kalkınma konularına olan ilgiyi de artırmıştır. Temelde iktisadi büyüme ile birlikte ülkelerin üretim ve tüketim yönünden refahlarını yükseltmelerine bağlı olarak, iktisadi büyüme dinamiklerinin neler olduğunun ve bu dinamiklerin büyüme üzerindeki etkilerinin belirlenebilmesi, farklı sistematik fikirler yardımıyla ortaya konan büyüme modelleri çerçevesinde açıklanmaya çalışılmıştır.
Temel olarak iktisadi büyüme ve bununla ilgili olan kavramlar ile geçmişten günümüze kadar ortaya atılan büyüme teorilerinin ayrıntılı olarak incelenmesine dayanan bu eserde; Cumhuriyet döneminden itibaren Türkiye ekonomisindeki büyüme dinamikleri ele alınmakta ve büyüme süreci üzerinde etkili olan makroekonomik faktörler uygulamalı olarak analiz edilmektedir. Geniş kapsamından dolayı bu çalışmanın, lisans ve lisansüstü düzeyde eğitim gören öğrencilere faydalı olabileceği açıktır.
M. Umer Chapra İslam’ın neredeyse tüm Müslüman ülkelerde yaşamakta olduğu diriliş, İslam’ın öngördüğü türde bir refahı gerçekleştirebilmek ve insanların karşılaştığı çeşitli problemleri özellikle de iktisat alanındakileri çözebilmekiçin sunması gereken programın açık ve bütüncül bir resmine duyulan bir ihtiyaç yaratmıştır. Özellikle ilgi odağı olan nokta ise, dünya genelinde çoğu ülkenin karşı karşıya olduğu makroekonomik ve dış dengesizlikleri üstesinden gelinebilecek sınırlara çekecek aynı zamanda tam istihdamı mümkün kılacak, yoksulluğu ortadan kaldıracak, ihtiyaçları karşılayacak ve gelir ve servet eşitsizliklerini en aza indirecek bir stratejidir. Müslüman ülkeler kapitalizmin, sosyalizmin ve refah devletinin seküler dünya görüşleri çerçevesinde bu tür strateji üretebilirler mi? İslam hedeflerine ulaşmalarında onlara yardımcı olabilir mi? Eğer olabilirse, İslamî öğretiler nasıl bir politika paketi sunmaktadır? Bu kitap, bu ve diğer ilişkili sorulara cevap aramaktadır.
Kitap seküler temelli tasarımlar olan kapitalizm, sosyalizm ve refah devletine ilişkin eleştirilerine ilaveten busistemlerin başarısızlıklarına dair İslamî bir perspektif oluşturması açısından özgün bir eserdir. Kur’an’ın öğretilerini modern ekonomi ile bir araya getirerek İslam iktisadının İslam’ın öngördüğü iyilik halini gerçekleştirmek için ne sunması gerektiğine dair net ve entegre bir çerçeve sunmaktadır.
Mabid Ali Al-Jarhi, Osamah Al Rawashdeh, Muhammed Iqbal Anjum, Toseef Azid, Servet Bayındır, Muhammet Fatih Canbaz, M. Kemalettin Çonkar, Abdullah Durmuş, Ekrem Erdem, H. Mehmet Günay, Hichem Hamza, Khoutem Ben Jedidia, M. Fahim Khan, Kadir Kızıltepe, Muhammad Azeem Qureshi, Fatih Yardımcıoğlu Kur’an’da ve hadis literatüründe ribâ olarak adlandırılan şey(ler)in katiyetle yasaklanmış olduğu konusunda Müslümanlar aksi yönde görüşlerine pek rastlanmamıştır. Tartışmaların ana eksenini ; ribânın tanımı, türleri, yasağın hikmeti ve kapsamı, günümüzdeki modern finans uygulamalarının ribâ yasağı açısından değerlendirilmesi, mevcut İslamî finansta ribânın yeri ve ribâ içermeyen alternatif finansal ürünlerin nasıl geliştirileceği gibi konular oluşturmaktadır.
Elinizdeki bu kitap temelde günümüz iktisadi problemlerinde yer aldığı düşünülen pek çok sosyal, siyasal ve iktisadi soruna yol açan faiz konusunu odağa almaktadır. Bu bağlamda kitapta, kavramdan uygulamaya faizin birçok açıdan incelendiği makaleler yer almaktadır. Söz konusu metinler genelden özele ; Kur’an-ı Kerim’de ribâ ayetlerinin kademeli nüzulü, faizin eylemsel ve sonuç odaklı tanımlanması önerisi, literatürdeki faiz teorilerinin mukayesesi, literatürde faizle ilintili olarak en sık anılan teori olan paranın zaman değerinin İslamî açıdan değerlendirilmesi, alternatif bir bakış açısıyla faizi bir piyasa aksaklığı olarak açıklayan bir görüş ortaya konması, günümüz İslam finansındaki murâbaha ve faiz ilişkisi, kitle fonlamasından hareketle faizsiz yatırım ürünleri geliştirme önerisi gibi konularla ilgilidir.
Ergül HAN - Ayten Ayşen KAYA Esas olarak İkinci Dünya Savaşı sonrası tüm insanlığın ekonomik, sosyal, kültürel ve hatta siyasal gündemine oturan Azgelişmişlik ve Kalkınma Sorunu, doğal olarak bir kalkınma yazınının doğmasına ve zaman içinde giderek çok hızlı biçimde gelişmesine yol açmıştır.
Elinizdeki bu kitap, kalkınma ekonomisi ile ilgili geleneksel ve çağdaş teorik yaklaşımları ve uygulamada izlenmesi söz konusu olabilen politikaları kapsamaktadır. Bu bağlamda kitapta kalkınma ve azgelişmişlikle ilgili tanımsal ve ölçümsel konular; azgelişmişlik teorileri; sermaye birikimi ve teknoloji sorunları; kalkınmanın finansmanı; nüfus, beşeri sermaye ve istihdam sorunları; kalkınma ve dış ticaret; kaynak dağılımı sorunu; kalkınma ve sanayileşme stratejileri ve son olarak sürdürülebilir kalkınma konuları ele alınmıştır. Kitabımızın öğrencilerimiz yanında konuya ilişkin temel bilgiler edinmek isteyenlere de yararlı olacağı kanısındayız.
Fahri Seker Bu kitap Russel Kirk’in genel olarak sosyal bilimlerde özel de ise siyaset biliminde kullandığı araştırma programı çerçevesinde yazılmıştır. Kirk (2008)’e göre “…. modern siyaset biliminde çizilmesi gerekli sınır çizgisi, Eric Voegelin’in de işaret ettiği gibi, ‘bir tarafta liberaller, diğer taraftaysa totaliteryenler’ şeklindeki bir ayırım değildir. Kanaatimize göre şöyle bir ayırım vardır: Sınırın bir tarafındaki maddi düzenin var olan tek düzen olduğuna, maddi ihtiyaçların tek ihtiyaçlar olduğuna ve geçmişten bugüne uzanan insanlık mirasını istedikleri gibi kullanabileceklerine inanan insanlar var. Sınırın diğer tarafındaysa, evrende süreklilik arz eden ahlaki bir düzenin var olduğuna; insan doğasının değişmezliğine ve maddi ve manevi düzenlere karşı büyük ödevlerimizin olduğuna inanan insanlar var”. Bu bağlamda kitabın temel amacı kalkınma kavramını etik temellere dayalı olarak yeniden tanımlama ve geliştirme çabalarını ve ekonomik büyümeyi en geniş anlamda insanla buluşturma girişimi olarak kapsayıcı büyümenin temel bileşenlerini incelemektir.
Merter Mert Bu çalışmada, gerek kalkınma ve büyüme iktisadına gerekse modern kalkınma teorisinin yapıtaşı olan iktisadi tasarıma ilişkin olarak temel bilgilerin açıklanması hedeflenmiştir. Çalışmada yer alan, özellikle ilk iki bölümdeki bilgilerin, Yeni Kalkınma’nın daha iyi anlaşılmasına imkân verecek bir çerçeve çizmesi bakımından önemli olduğu düşünülmektedir. Ayrıca, bir kavram olarak iktisadın içeriğine ilişkin bir takım önemli görülen bilgiler de, Alfred Marshall ve John Maynard Keynes’in düşünceleri ışığında, çalışmada yer almaktadır.
Çalışmanın içeriği kısaca şöyledir: Birinci bölümde, kalkınma kavramı ve kalkınma iktisadının geçmişteki ile günümüzdeki anlamları arasındaki farklılıklar açıklanmıştır. Bu bölümün sonunda, Yeni Kalkın-ma’nın iktisadi tasarım anlamına geldiği özellikle vurgulanmıştır. İkinci bölümde ise iktisadi tasarıma ilişkin temel bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde, iktisadın ve kalkınma tasarımının Marshallgil, Keynesgil ve etik kökenleri sunulmuştur. Dördüncü bölümde, iktisadi büyümenin temel kavramları izah edildikten sonra beşinci bölümde, iktisadi büyü-mede talep kısıtı açıklanmıştır. Altıncı bölümde, büyüme ile yakalama kavramları arasındaki fark sunulduktan sonra yakalama sürecinde talep kısıtı, orta-gelir tuzağı bağlamında açıklanmıştır. Yedinci bölümde ise yakalama sürecinde doğrudan yabancı yatırımların rolü Findlay’in modeli kullanılarak gösterilmiştir. Son bölümde, kalkınma ve büyüme tasarımında altyapı sorununa, ulaştırma çerçevesinde değinilmiştir.
Fevzi Akgün Çöp ve çöp tenekesi olmayan, gıda ve katı atıkta israfa sıfır tolerans olan güzel bir yaşam olur mu?
Olur!
Sonsuz gökyüzü, okyanuslar, denizler ve karadan oluşan üç mekanda ölçülemeyen milyarlarca canlının bir çöpü var mı?
Yok!
İlahi sistem böyle kurulmuş, birinin çöpü diğerinin gıdası oluyor.

Yazar bu sistemi örnek alıp herkesin uygulayabileceği ve sürdürülebilir, sıfır israf projesi yaparak çöpsüz, nezih bir yaşam modeli oluşturmuş ve yıllarca canlı biçimde uygulanmıştır.
Şimdilik uzaya gidemeyen, nükleer çalışmalar yapamayan, petrol çıkaramayan güzel ülkemizin şeker tadındaki bu projelerle maddi ve manevi yönden kalkınabileceğini göstermiştir.
“Haydi oradan canım sen de!” diyorsanız halebi oradaysa arşın burada; buyurunuz.
Nurhan Papatya Kitap, 2003 yılı ilk ayında Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde savunulmuş “ Sürdürülebilir Rekabetçi Üstünlük Sağlamada Kaynak Tabanlı Stratejik Pazarlama Yaklaşımı: Isparta Sanayi Sektörü İşletmelerinde Uygulama” adlı ilk doktora tezinin gözden geçirilmiş ve düzenlenmiş Türkiye’de yayınlanan ilk hacimli çalışmadır.
Burhan KABADAYI Ekonomik değişkenlerde zamana bağlı ve uzun dönemli dalgalanmalar meydana geldiği gibi anlık şokların etkisinden kaynaklanan kısa dönemli dalgalanmalar da meydana gelebilir. İktisat alanında uzun dönemli dalgalanmalar konjonktür teorileri başlığı altından incelenirken, kısa dönemli ve şok etkisine neden olan dalgalanmalar ekonomik krizler başlığı altında analiz edilmektedir. Bu kitapta konjonktür dalgalanmaları ve ekonomik kriz kavramları birlikte incelenmiştir. Ekonomik krizlerin dünya ekonomileri ve Türkiye özelindeki etkileri araştırılmıştır. Kitabın son bölümünde ise konjonktür dalgalanmaları teorileri ışığında Türkiye ekonomisi zaman serisi analizleriyle tetkik edilmiştir. Krizler ise rejim değişimi analizleriyle incelenmiştir.

Kitabın lisans düzeyinde üniversitelerde okutulan İktisada Giriş, Makro İktisat, Uluslararası İktisat ve Ekonometri dersleri için yardımcı kitap olarak kullanılabileceği gibi ilgili alanda akademik çalışma yürüten yüksek lisans, doktora öğrencileri ve akademisyenler için yardımcı bir kaynak olacağı düşünülmektedir.
Sabiha Kılıç Global rekabet ortamında gelişmekte olan ülkelerin en önemli güçlerinden bir tanesi, küçük ve orta ölçekli işletmelerdir. KOBİ'ler Türkiye'deki toplam işletmelerin %99.89'unu, istihdamın %76.7'sini, sermaye yatırımının %38'ini, yaratılan katma değerin %27'sini ve ihracatın ise yaklaşık olarak %11'ini oluşturmaktadır. Ülkemizdeki küçük ve orta ölçekli işletmeler arasında makine imalat sanayiinde faaliyet gösteren işletmelerin son yıllarda ihracat içindeki paylarının dikkate değer oranda arttığı görülmektedir. Makine imalat sanayii, iç ve dış rekabetin yoğun olarak yaşandığı bir sektördür. Bu sektördeki işletmelerin; uluslararası pazarlarda başarılı olabilmeleri, rekabet gücü elde edebilmeleri ve ihracat pazar paylarını artırabilmeleri, yabancı pazarlardaki müşterilerini, rekabet, teknoloji ve pazarın gelişmesine yön veren diğer ekonomik, sosyal, kültürel ve yasal güçlerle birlikte değerlendirebilmelerine bağlıdır. Bu anlamda uluslararası pazarlara açılmayı planlayan küçük ve orta ölçekli işletmeler, yeni pazarlama stratejilerini geliştirerek ürün ve hizmetlerini, fiyat, tutundurma ve dağıtım sistemlerini, müşteri istek ve ihtiyaçları çerçevesinde oluşturabilmek amacıyla öncelikle ihracatta satış yerine pazarlama anlayışını benimseyebilmelidirler.
Küçük ve orta ölçekli işletmelerde ihracat pazarlaması davranışı, işletmelerin uluslararası pazarlarda göstermiş oldukları ihracat performans düzeylerine bağlı olarak gerçekleşmektedir. İhracatta gösterilen yüksek performans hem ulusal ekonomiler hem de işletmeler açısından büyük önem taşımaktadır. Bu kitap, ihracat pazarlamasının sadece bir satış olmadığına vurgu yaparken, ihracat pazarlaması stratejileri ile hem ulusal hem de uluslararası pazarlarda, işletmelerin performans düzeylerinin artırılarak rekabet üstünlüğünün sağlanmasında işletme yöneticileri ve diğer profesyoneller için yol gösterici bir kaynak özelliği taşımaktadır.
Onur SUNGUR, Hidayet KESKİN, Hakan DEMİRGİL, Canan ŞENTÜRK, Murat Ali DULUPÇU “Kümelenme günümüzde tam bir modaya dönüşmüştür.” demek abartı olmayacaktır. Gelişmiş ülkelerde kendi özel koşullarında ve çoğunlukla kendiliğinden ortaya çıkan kümelenme, ülkemizde özellikle 2000'li yıllardan sonra hem merkezi hükümet hem de yerel aktörler tarafından benimsenerek kabul görmüştür. Ancak benimseme daha çok biçimsel olmuştur. Başarılı bir bölgesel kalkınma modeli olduğuna dair inanç, yerel ve ulusal politikalarda sıkça zikredilmesine ve yöneticiler ile bürokratların bu hususu dillerinden düşürmemesine yol açmıştır. Kalkınma ajanslarının aşamalı kuruluş sürecini tamamlaması ile kümelenme furyası daha da hız kazanmıştır. Hâlbuki Türkiye'nin bölgesel kalkınma deneyimi azdır ve politika araçları tasarlamada ve uygulamada başarılı bir sicile sahip değildir. Bu nedenle kümelenme kurtarıcı ve kolay uygulanır gibi algılanmıştır. Tıpkı bir komut gibi: “Kümelenin!” Ne var ki Batılı gelişmiş ülkelere ait kümelenme deneyimi çoğu zaman yeniden türetilebilir veya kopyalanabilir değildir. Tüm bunlar kümelenmenin Türkiye için uygun bir bölgesel politika aracı olmadığını değil, üzerinde düşünülmesi ve teknik analizlerle desteklenerek kaynakların tahsis edilmesi gereken bir araç olduğunu hatırlatmaktadır. Elinizdeki bu kitap kümelenme konusunda farklı teknik analizlerden birini yöneticilere ve akademik camiaya uygulamalı olarak göstermek amacı ile hazırlanmıştır.
Muhittin Ataman Ülkemizde siyasetle uğraşanlar iktisat, iktisatla uğraşanlar ise siyaset alanını genellikle ihmal etmektedirler. Doğal olarak ülkemizde, bu iki alanın karşılıklı etkileşimini ele alan çalışmaların sayısı yok denecek kadar azdır. Bu kapsamda kavram ve kuramların doğru bir şekilde anlaşılması, hayatın doğru bir şekilde anlaşılması ve yaşanması açısından önemlidir. Bu eksiklikleri gidermek amacıyla hem informatif hem de analitik bir çalışma olan bu derleme eser hazırlanmıştır. Bu kitap, sosyal bilimlere ilgi duyan akademisyenlere ve öğrencilere uluslararası ekonomi politik konusundaki temel kavramları, kuramları ve tarihsel gelişmeleri, hem ekonomi hem de siyaset bilimi kurgusuyla öğrenme imkânı tanımaktadır. Farklı teorik yaklaşımları savunan ve farklı konuları ele alan makaleler, okuyucuya değişik bakış açılarını öğrenme imkânı verecektir.
Ahmet Aysu, Ayten Ayşen Kaya, Cüneyt Dumrul, Efdal Polat, Esra Siverekli, Eyyup Ecevit, Fatma Ünlü, Halil İbrahim Aydın, Masreka Khan, Mehmet Vahit Eren, Melike Atay Polat, Melike Dedeoğlu, Mine Yılmazer, Nejat Erk, Oğuzhan Türker, Özge Erdölek Kozal, Pelin Gençoğlu, Rıfat Yıldız, Serkan Çınar, Sevgi Elverdi, Yasemin Dumrul Bu kitabın konusunu küresel ısınma, iklim değişikliği ve sosyo-ekonomik etkileri oluşturmaktadır. Kitabın amacı; küresel ısınmaya yol açan nedenleri, küresel ısınmaya bağlı olarak gerçekleşen iklim değişikliğini ve etkilerini detaylı bir şekilde ortaya koymaktır. Kitapta yer alan makalelerin önemli bir bölümünde, konular, ekonometrik ve istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiş, bir kısmında ise istatistiksel verilerden yararlanılarak dinamik analizler yapılmıştır. Kitap, iki açıdan önem arz edebilir. Bunlardan birincisi, olumsuz etkilerini yoğun olarak yaşamaya başladığımız, dünyanın geleceğini tehdit eden küresel ısınma ve iklim değişikliği konularına ışık tutmasıdır. İkincisi ise, makalelerde yapılan analizlerin, henüz çok fazla gelişmemiş olan küresel ısınma ve iklim değişikliği literatürüne ciddi katkılar sağlaması ve yol gösterici olmasıdır.
Kitap üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm, “İklim Değişikliğinin Nedenleri: İnsani Gelişme, Sanayileşme ve Sera Gazları” başlığını taşımaktadır. “Küreselleşme, İnsani Gelişme ve İklim Değişikliği İlişkisi”, “Gelişmekte Olan Ülkelerde Küresel Isınma ve Sanayileşme Olgusu”, “CO2 Emisyonu ile Yenilenebilir ve Yenilenemeyen Elektrik Tüketimi ve Büyüme Arasındaki İlişki”, “Türkiye’de Kükürt dioksit Emisyonu Yakınsamasının Analizi” ile “Küresel Isınmaya Yol Açan Sera Gazları Bakımından Avrupa Birliği Ülkelerinin Durumunun Değerlendirilmesi” bu bölümde ele alınan konulardır.
İkinci bölümde “İklim Değişikliğinin Sosyo-ekonomik Etkileri” ele alınmıştır. “İklim Değişikliği ve Tarımsal Üretim Üzerine Etkileri”, “İklim Değişikliğinin Sağlık Üzerindeki Etkisi”, “İklim Değişikliğinin Su Kaynakları Üzerindeki Etkisi” ile “İklim Değişikliği ve Göç” bu bölümde ele alınan ana başlıklardır.
Üçüncü bölümde, “Ülkelerin İklim Değişikliğine Uyum Performansları ve İklim Değişikliğinin Önlenmesine Dönük Politikalar” değerlendirilmektedir. “Avrupa Birliği Ülkelerinin Eko-İnovasyon Performanslarının Değerlendirilmesi”, “Ülkelerin İklim Değişikliği Performanslarının Endekslerle Ölçümü”, “Karbon Vergilerinin İklim Değişikliği ve Ekonomi Üzerindeki Etkileri” ve “Küresel Isınma Sürecinde Yerel Yönetimlerin Çevre Politikaları Üzerindeki Rolü” üçüncü bölümde yer alan makalelerdir.
Warren J. Keegan, Mark C. Green, Pearson Küresel Pazarlama, küreselleşme olgusunun günümüzdeki boyutlarıyla oluşturduğu yoğun rekabet ortamında, firmaların küresel pazarlarda uygulayabilecekleri pazarlama karmasını belirleme ve pazarlama politika ve stratejilerini küresel pazarlara uyarlayabilme yaklaşımıyla yazılmış bir kitaptır. Kitap; akademisyenlerin, lisans ve lisansüstü öğrencilerin ve iş dünyasında küresel pazarlama alanında çalışanların bilgilenmesini sağlamayı ve değişen küresel çevre koşullarına göre esnek karar verebilme becerilerini geliştirmeyi amaçlamıştır. Bu amaçla, çok sayıda küresel firma örnek olarak ele alınmış ve uyguladıkları küresel politika ve stratejiler tartışılmıştır. Ayrıca, ''Örnek Olay'' çalışmaları ile de öğrenilen bilgilerin uygulamaya aktarılabilmesi konusunda alıştırmalar verilmiştir.
Kitap, 17 bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerde ana hatlarıyla 'Küresel düşün, yerel hareket et.' yaklaşımı; küresel pazarlama çevresini oluşturan ekonomik, ticari, sosyal, kültürel, politik, yasal, yönetsel çevre unsurları; küresel bilgi sistemleri ve pazar araştırması, pazar bölümlemesi ve konumlandırma, ithalat-ihracat ve kaynak yaratma, küresel pazarlara giriş stratejileri; küresel pazarlama karması, küresel pazarlarda marka, ürün, fiyat, dağıtım, reklam, satış tutundurma kararları, dijital devrim; stratejik rekabet avantajı, liderlik, küresel firmalarda örgütlenme ve firmanın sosyal sorumluluğu ile ilgili konular yer almaktadır.
Her bölüme iş dünyasından küresel bir firma örneği ile başlanmakta ve ''Öğrenme Amaçları'' başlığı altında o bölümün ne öğretmeyi amaçladığı net bir biçimde verilmektedir. Bölüm sonlarında da ''Örnek Olay'' adı altında firma uygulamaları verilerek firmaların karşılaştıkları sorunların o bölümde öğrenilen bilgiler çerçevesinde çözümlenmesi istenmektedir.
Ayrıca bölümlerde, ''Pazarlama Ölçümleri ve Analizleri'' başlığı altında pazarlamada yatırımın geri dönüşü gibi nicel ölçütlere ve analizlere yer verilmektedir.
Küresel Pazarlama kitabı, Türkçe çevirisi ile eğitim ve iş dünya-sında küresel pazarlama alanında çalışanlara zengin içeriği saye-sinde temel kaynak kitap olarak önerilebilecek niteliktedir.
Mine Yılmazer Ülkeler arasındaki küresel rekabette aktörler, satranç tahtasının etrafındaki bireyler gibi hep bir sonraki hamleyi planlamak zorunda kalmaktadır. Bu süreçte geleceği şekillendirebilenler ya da gelecekte nelerle karşılaşabileceğini öngörüp ona göre strateji belirleyenler başarıya ulaşabilmektedir. Günümüzde ülkeler arasındaki adaletsizliklerin giderek arttığı gerçeğini kabullenmeliyiz. Birçok olumsuz faktör nedeniyle yoksulluk bazı ülkelerin kaderleri haline gelirken, bazı ülkeler zengin, hatta çok daha zengin olmaya devam edecek midir? Acaba gelişmekte olan ülkelerin ekonomik büyüme ve sanayileşme çabaları sonuçsuz mu kalacaktır? Tabii ki böyle olmak zorunda değil. Küresel rekabette, ülke ekonomisindeki ve dünya piyasalarındaki fırsatları değerlendirebilen ülkeler başarılarını artırabilmektedir. Bir ülkenin sahip olduğu demografik yapı, sermaye birikimi, dış ticaret ve ekonominin sektörel dağılımı gibi büyüme dinamikleri, o ülkenin geleceğine yön veren fırsatları yaratmaktadır. Bu bağlamda uluslararası pazarlarda belli ölçülerde pay sahibi olabilmiş gelişen piyasa ekonomileri, diğer gelişmekte olan ülkelere göre daha avantajlıdır. Çünkü bu ülkeler yurt içi tasarruf açığını yabancı yatırımlarla kapatabilen, dış ticaret hacmini yükselten, üretimde ve ihracatta teknolojik yenilikleri kullanabilen ülkelerdir. Bu kitapta ekonomik büyüme teorisindeki yaklaşımlar ele alınarak, Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişen piyasa ekonomilerinin günümüz küresel rekabet ortamındaki seçenekleri incelenmeye çalışılmıştır.Yrd. Doç. Dr. Mine YILMAZER, Celal Bayar Üniversitesi, Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu öğretim üyesidir.
Oya Aytemiz Seymen, Tamer Bolat Eser, uluslararası işletmecilik konusunu küresel bakış açısıyla incelemekte, bu konudaki yeni eğilim ve yaklaşımları içermektedir. Böylece işletme fonksiyonlarının genelde yapıldığı gibi birbirinden kopuk ayrı konular olarak ele alınması yerine belirli bir çıkış noktası etrafında odaklanmasına; konular arasında bağın daha iyi kurulması, yardımcı olmaktadır. Bu çerçevede çokuluslu işletmelerde yönetsel uygulamalar ve örgütsel davranış, insan kaynakları yönetimi, pazarlama ve halkla ilişkiler uygulamaları ve finansal küreselleşme konularındaki farklı bakış açıları ile çok uluslu işletmecilik ve küreselleşme alanına katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
Rudiger Dornbusch, Stanley Fischer
Cafer Unay İktisat, birey ve topluma en az uğraşla en çok tatmini sağlamayı gösteren yöntemler teorisidir. Bu nedenle iktisat ilminin amacı; birey ve toplum düzeyindeki ekonomik olayları açıklamak, ekonomik kanunları saptamak ve gerekli durumlarda uygulama için önerilerde bulunmaktır. Makro ekonominin amacı ise; bir bütün olan ekonominin nasıl işlediğini göstermektir. Kitapta; makro ekonomiye giriş, milli gelirlerle ilgili kavramlar ve hesaplar, milli geliri oluşturan ögeler, milli gelirin denge düzeyi, konjonktürel dalgalanmalar, devletin ekonomideki yeri, açık ekonomide milli gelir, para ve ekonomideki yeri, faiz oranı ve para politikası, genel denge analizi, fiyatlar genel düzeyi, istihdam analizi ve büyüme analizi bölümleri yer almaktadır.
Arslan Zafer GÜRLER, Ebru ONURLUBAŞ, Ergün ŞİMŞEK İlk baskısı 2000 yılında yapılan makroekonomi kitabı 2013 yılında düzeltip güncelleştirerek yeniden yayınlama gereği duyuldu. Bunun en önemli nedeni, makroekonominin dinamik bir karakter taşımasıdır.

Kitap içeriği önemli ölçüde, Pennsylvania Üniversitesinden Andrew B. Abel ve Priceton Üniversitenden Ben S. Ernanke tarafından kaleme alınan makroekonomi ders notlarından derlenmiştir.

Makroekonominin başlıca konularının ele alınışı yanında, Türkiye ekonomisindeki temel makroekonomik göstergelerden de yararlanılarak günceli yakalayan bir eser oluşturulmaya çalışılmıştır. Benzerlerden çok farklı bir yapı ve analitik karaktere sahip olan bu kitabın her düzeyden okuyucu için yararlı olacağı beklenmektedir.
K. Batu TUNAY Bu kitap, çeşitli dönemlere ait olabildiğince çok kaynağa dayalı bir literatür taramasının ürünüdür. Çağdaş makro ekonomik sorunların ve bunlara yönelik tartışmaların tüm yönleriyle açıklanabilmesinin geçmişin iyi irdelenmesine bağlı olduğunun bilinciyle, ekonomik yapı ve ilişkilerdeki gelişmelere paralel olarak konular tarihsel süreç temelinde aktarılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda, iktisadi düşünce okullarının söz konusu süreç içinde teorik ve politik görüşleri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Böyle bir yaklaşımın benimsenmiş olması, şuana dek hem genel kabul gören bir makro ekonomik teorinin geliştirilememiş, hem de makro ile mikro ekonomi alanlarını bütünleştirecek güçlü bir köprünün inşa edilememiş olmasından ileri gelmektedir. Kitap, orta düzeyde kaleme alınmıştır. Dolayısıyla temelde lisans düzeyinde, seçici bir yaklaşımla ön lisansta ve yardımcı ders kitabı olarak da yüksek lisansta rahatlıkla kullanılabilir.
Frederic S. Mishkin Frederic S. Mishkin’in Makroekonomi: Politika ve Uygulama adlı eserinin çevirisi olan bu kitap; 8 kısım, 22 bölüm ve 1 web bölümünden oluşmaktadır. Kitabın bölümleri şöyle sıralanmaktadır: “Makroekonomi Politikası ve Uygulaması”, “Makroiktisadi Verilerin Ölçülmesi”, “Toplam Üretim ve Verimlilik”, “Kapalı ve Açık Ekonomilerde Tasarruf ve Yatırım”, “Para ve Enflasyon”, “Büyümenin Kaynakları ve Solow Modeli”, “Büyüme Dinamikleri: Teknoloji, Politika ve Kurumlar”, “Konjonktür Dalgalanmaları: Giriş”, “IS Eğrisi”, “Para Politikası ve Toplam Talep”, “Toplam Arz ve Phillips Eğrisi”, “Toplam Talep ve Toplam Arz Modeli”, “Makroekonomik Politika ve Toplam Talep ve Toplam Arz Analizi”, “Finansal Sistem ve Ekonomik Büyüme”, “Finansal Krizler ve Ekonomi”, “Maliye Politikası ve Kamu Bütçesi”, “Döviz Kurları ve Uluslararası Ekonomi Politikası”, “Tüketim ve Tasarruf, Yatırım”, “Emek Piyasası, İstihdam ve İşsizlik”, “Makroiktisat Politikasında Beklentilerin Rolü”, “Konjonktür Dalgalanmaları Teorisi.” İktisat yazınına her geçen gün gelişen teknoloji ve finansal enstrümanların etkisiyle birçok yenilik eklenmektedir. Teori ve pratiğin son derece uyumlu bir biçimde harmanlandığı bu kitap, makroekonomi alanında eğitim gören lisans öğrencileri için büyük bir eksikliği tamamlayıcı nitelikte olup bazı bölümleri yüksek lisans ve doktora öğrencileri için oldukça faydalı içeriklere sahiptir. Ayrıca kitapta, konuya ilgi duyan uygulamacıların yararlanabileceği içerikler mevcuttur.
Arthur O'Sullivan, Steven M. Sheffrin, Stephen J. Perez, Pearson İktisat, Adam Smith'in 1776'da yazdığı Ulusların Zenginliği adlı eseriyle bilimsel bir hüviyet kazanmıştır. Ancak o tarihten günümüze kadar, diğer bilim alanlarında da olduğu gibi, üzerinde düşünülen, tartışılan ve yeni katkılar yapılan bir bilim dalı olagelmiştir. 1929'a kadar “merkezi planlı ekonomik model”i uygulayan ülkeler dışındaki ülkelerde “serbest piyasa ekonomisi” uygulanmıştır. Ancak 1929'da yaşanan “dünya ekonomik bunalımı” John Maynard Keynes'in İstihdam, Faiz ve Paranın Genel Teorisi adlı eserinin yazılmasını ve kabul görmesini sağlamıştır. Böylece makroiktisadi analizler, tartışmalar ve yorumlamalar da önemli hâle gelmiştir.
Günümüzde, ülkelerin iktisadi yapısını ve gelişimini takip etmek için makroiktisat bilgisine ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak farklı etkileşimleri ve bağlantıları içeren değişkenlerin çokluğu nedeniyle makroiktisadi analizlerin anlaşılması kolay olmamaktadır. Makroekonomi kitabı, kolay anlaşılır bir dille yazılması ve kapsamının genişliği ile bu zorluğu gidermeyi amaçlamaktadır. Kitap, 19 bölümden oluşmaktadır. Basit bir anlatımla verilen mikroiktisadi temeller ve somut örneklerle desteklenen konular, Makroekonomi kitabını alanı için değerli kılmaktadır. Kitapta, ayrıca temel ekonomik modellerin bağlantıları ve tarihsel süreçleri anlaşılır bir dil kullanılarak her bölümde okuyucuya sunulmaktadır.
Taha Eğri “Ekmek, Özgürlük, Sosyal Adalet” sloganı etrafında vücut bulan Arap ayaklanmaları, iktisadi ve sosyal meselelerin kitleleri harekete geçirmedeki rolünün somut bir örneğidir. Bu sloganda ağırlıklı temanın, iktisadi meselelerle ilgili olması, Mısır örneğinde olduğu gibi halkın iktisadi sorunlar karşısındaki duyarlılığının ve talebinin ne kadar önemli olduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu bağlamda çalışmada, meselenin çok yönlü olduğu göz önünde bulundurulmakla birlikte Mısır tecrübesi, ekonomi-politik bir perspektifle sınırlandırılarak ele alınmaktadır. Çalışmanın bulguları, çok yönlü olarak incelenmesi gereken toplumsal meseleleri iktisadi bir bakış açısı ile ele alması ve diğer alanlarda yapılan çalışmalara ışık tutması açısından önemlidir.
Kitapta, Mısır’ın siyasal sisteminde dalgalanmalara yol açan ayaklanmaların arkasında yatan iktisadi nedenler ve ordunun iktisadi sistem içerisindeki rolü bağlamında Hüsnü Mübarek’in istifasından, Abdel Fettah Al-Sisi’nin darbesine kadar geçen süredeki demokrasiye geçiş denemesi inceleniyor. Mübarek’in devrilmesine yol açan olaylar, neden ve sonuç ilişkisi bağlamında değerlendirilerek monarşi sistemini sonlandıran 1952 darbesi sonrasında Mısır ordusunun ekonomi ve siyaset içerisindeki rolü ve siyasal sistemin dönüş(eme)mesindeki etkinliği ele alınıyor. Çeyrek asırdan uzun bir süre iktidarını sürdüren askerî-otoriter bir rejimin yıkılmasına rağmen kısa bir sürede, iktisadi ayrıcalıklarını korumak için ordunun yönetimi yeniden ele geçirmesi, analiz açısından önem arz etmektedir. Kitap, ayaklanmaya varan olayların gelişiminde iktisadi faktörlerin etkisini ve boyutlarını Mısır pratiği üzerinden ele alarak toplumsal olaylara yol açan iktisadi faktörleri ortaya koyması açısından anlamlıdır.
Seymur Ağazade Bu kitap lisans düzeyinde Mikro İktisat dersini alan öğrencilerin ve mezuniyet sonrası çeşitli sınavlara hazırlananların bu dersle ilgili konulara ilişkin sağlam bir bilgiye sahip olabilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Kitap temelde tüketici teorisi, üretici teorisi, tam ve aksak rekabet piyasaları, emek piyasası, dışsallıklar ve genel denge konularını içeren 13 bölümden ve bazı bölümlerle ilgili matematiksel eklerden oluşmaktadır. Mikro İktisat kitaplarında genellikle rasyonalite, marjinalizm ve optimize etme prensiplerinin de etkisi ile kuramsal düzeyle sınırlı tutulan soyut ve mekanik bir anlatım tarzının hâkim olduğu düşünülmektedir. Bu kitapta ilgili konulara ilişkin kuramsal bilgi sunmakla birlikte, anlatımın sırf bununla sınırlı kalmamasına özen gösterilmekte ve bu bilgiyi mümkün olduğunca iktisadi hayatın örnekleri ile ilişkilendirerek sağlam bir şekilde özümsenebilmesine çalışılmaktadır.
Ali Yılmaz GÜNDÜZ Mikro İktisat alanında çok sayıda yayın olmasına rağmen akademik kitapların en önemli özelliklerinden biri özgün nitelikte hazırlanıyor olmasıdır. Bu kitabı hazırlamaktaki amacım Mikro İktisat dersi bilgilerini ve uzun yıllara dayanan tecrübelerimi öğrencilere aktarmaktır. Ders içeriği yönünden Mikro İktisat kitapları, benzer nitelikte olmasına rağmen eserlerin sunuluş biçimi birbirlerinden tamamen farklıdır.
Mikro İktisat kitabı, birbirini tamamlayıcı nitelikte 14 bölümden oluşmuştur. Gerçek hayatta karşılaştığımız üretici-tüketici dengesi, firma dengesi ve emek arzı-emek talebi dengesinin nasıl oluştuğuna dair bilgiler kitapta en dikkat çekici konular arasında yer almaktadır.
Kitabın sonunda yer alan örnek sorular, öğrencilere girecekleri sınavlarda yardımcı olacağı düşünülerek hazırlanmıştır. Öğrencilerin anlamalarını kolaylaştırmak ve Mikro İktisat dersini sevmeleri için sade bir dil kullanılmıştır.
İnsanca yaşamak ve özellikle herkesin mutlu olduğu bir dünyada yaşamak güzeldir. Bu kitabın öğrencilere ve okuyuculara yararlı olacağını ümit ediyorum.
Hayriye Atik - Oğuzhan Türker Bu çalışma günümüzde gittikçe karmaşıklaşan ve genişleyen dış ticaret olgusunu açıklamak amacıyla geliştirilen yeni dış ticaret (modern dış ticaret) kuramlarını teorik ve uygulamalı analizler çerçevesinde ele almayı amaçlamaktadır.
Hem gelişmekte olan ülkelerin büyüme ve kalkınmasında hem de gelişmiş ekonomilerin küreselleşmeyi kendi lehlerine çevirmelerinde dış ticaret önemli bir araçtır. Dolayısıyla, günümüzde dış ticareti açıklamak amacıyla geliştirilen modern kuramların incelenmesi ve anlaşılması önem taşımaktadır. Ne var ki, Türkçe literatürde modern dış ticaret kuramları, uluslararası iktisat kitapları içinde bir bölüm ya da alt bölüm şeklinde ele alınmış, kuramlarla ilgili detaylı açıklamaların yer aldığı kitaplar sayıca yetersiz kalmıştır. Oysa, Türkiye gibi sanayileşmesini ve gelişmesini henüz tamamlayamamış bir ülkede, dış ticaretin büyüme ve kalkınma sürecinde rol oynayabilmesi için dış ticaret kuramlarının yeterli düzeyde açıklanması ve anlaşılması gerekmektedir.
Bu anlayış çerçevesinde hazırladığımız bu kitabın hem lisans hem de lisans üstü eğitim düzeylerinde okutulan dış ticaret ve uluslararası iktisat derslerinde önemli bir başvuru kitabı olması beklenmektedir. Kitaptan ikinci beklentimiz, dış ticaretle ilgilenen sanayici ve iş adamlarının dış ticaret kuramları ile ilgili bilgilerini genişletmelerine yardımcı olmaktır.
Abdul Azim Islahi Bu kitap, iktisat alanında medeniyetler arası diyalog için ortak bir zemin arayışına binaen hazırlanmıştır. Bu nedenle, özellikle iktisadi düşünce alanında, İslam medeniyeti ve Orta Çağ Avrupa kültürünün çok boyutlu bağlarına ve birbirleriyle olan etkileşimlerine delil niteliğindedir. Müslüman ilim adamlarının felsefe, bilim, matematik, tıp, coğrafya, tarih, sanat ve kültür alanında Orta Çağ Avrupası üzerindeki etkileri ayrıntılı bir şekilde belgelenmiş ve ilgili konuların çevrelerinde bilinmektedir. Ancak, iktisadi düşünce ve kurumlar üzerindeki etkisi henüz tam olarak araştırılmamış ve kabul de görmemiştir.
Islahi’nin eseri bu bağlamda önemli bir girişimdir. Abdul Azim Islahi, Batılı bilim adamlarının son yıllarda Müslümanların iktisada katkıda bulunduğu yönündeki değişen eğilimlerini ve Avrupa Rönesansı’ndaki Müslüman entelektüel mirasa borçluluk hissinin arttığını gözler önüne sermektedir. Bu eğilim yalnızca iktisadi düşünce tarihinde daha önceki yazarlar tarafından oluşturulan boşluğu kapatmakla kalmayıp, aynı zamanda Doğu ile Batı arasındaki anlayışı artıracak, akademik ve entelektüel düzeyde etkileşimi kolaylaştıracaktır.
K.Tayfun Güldaval İnsan olmanın doğasından kaynaklanan özgürlükleri kullanabilme yetkisinin, öncelikle içinde yaşanılan toplumun gelişmişlik düzeyiyle doğru orantılı olarak değiştiği inancındayım.
Bu nedenle, “Orta Gelir Tuzağı” ve “Kadın Girişimciliği” fenomenlerine, farklılıkların yönetimi vizyonundan bakarak, sürdürülebilir ekonomik kalkınmayla ilişkileri konusunda zihinlerde bir kıvılcım yaratmak amacıyla bu kitabı yazdım.
Şüphesiz bu kitabın orta gelir tuzağı ve kadın girişimciliğinin tamamen anlaşılmasına yeterli olacağı iddiasında değilim. Okuyucularıma konu ile ilgili çok şeyi öğrendikleri izlenimini vermek yerine, onların daha ileri araştırma isteğini körükleyerek, konuyu derinlemesine araştırmaya yöneltebilmek en büyük dileğim.