İktisadi Gelişme ve Uluslararası İktisat GÜNCEL YAYIN KATALOĞU 6.06.2020
İktisadi Gelişme ve Uluslararası İktisat \ 1-3
Hayriye Atik Bu kitap, Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nın uygulandığı 2000'li yıllarda Türk ekonomisinde ortaya çıkan yapısal dönüşümleri incelemektedir. Kitabın amacı, 2001 krizi sonrasında başlatılan reform süreci sonucunda Türk ekonomisinde gerçekleşen yapısal değişmeleri detaylı bir şekilde ortaya koymaktır. Kitapta yer alan makalelerin bir kısmında konular ekonometrik ve istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiş, bir kısmında ise istatistik verilerden yararlanılarak dinamik analizler yapılmıştır. Kitap, Türk ekonomisinde önemli yapısal reformların yapıldığı bir döneme ışık tutması bakımından önem arz etmektedir.
Kitap altı bölümden oluşmaktadır: İlk bölüm “Üretim, İstihdam, Yatırım ve Fiyatlar” başlığını taşımaktadır. İkinci bölüm “Ekonomik Büyüme ve Ekonomik Gelişme” konusuna ayrılmaktadır. Bu bölümde, ilk olarak, ekonomik büyümede etkili olan faktörler ekonometrik yöntemler kullanılarak Türkiye üzerinde sınanmaktadır. Bölümde ikinci olarak, “Ekonomik Gelişme” olgusu Türkiye açısından incelenmektedir. Türkiye'nin 2000'li yıllarda gösterdiği göreli gelişme performansı, başta AB olmak üzere çeşitli ülkeler ve ülke grupları ile karşılaştırmalı olarak ortaya konmaya çalışılmaktadır. Üçüncü bölümde “Sektörel Gelişmeler ve Politikalar” ele alınmaktadır. Bankacılık sektöründeki gelişmeler, enerji, sanayi ve teknoloji politikaları ile özelleştirme uygulamaları bu bölümün başlıca konuları arasındadır. Dördüncü bölümde Türkiye'nin dış ticaretindeki gelişmelerin analizi yer almaktadır. Beşinci bölüm, “Kamu Maliyesi ve Kamu Yönetiminde Gelişmeler” başlığını taşımaktadır. “Mali saydamlık” ve “2000'li yıllarda Kamu Mali Yönetiminde Sağlanan Gelişmeler” bu bölümün ana konusudur. Altıncı bölüm, “Avrupa Birliği, Küreselleşme ve Kriz” konusuna ayrılmıştır. Kitabımız “Prof. Dr. Cihan Dura'nın Eserleri Üzerine Bir Bibliyografya Denemesi” çalışmasıyla tamamlanmaktadır.
Işın Çelebi 50 Soruda Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri kitabını hazırlarken, 17 temel başlığı uzman arkadaşlarımla incelediğimde bu başlıkların Dünya'nın temel problemleri olduğunu ve gün geçtikçe büyüdüklerini gördüm.
Birleşmiş Milletler’in belirlediği bu 17 başlığın her biri, aynı zamanda globalleşmenin yarattığı derin problemlerdir.
Son zamanlarda yaşanan iklim olayları, karbon salınımın dönüşü olmayan düzeylere ulaşması, sıcaklık seviyesinin değişimi, küresel ısı artışı ve buzulların erimesi konuları, çözüm ve önerileri ile birlikte ele alınmıştır.
Küresel ısınma ve iklim değişiklikleri yeni hastalıklara yol açıyor.
İklim değişikliği ve küresel ısınma sorunu çözülemiyor. Tam tersine gittikçe büyüyor.
Küresel ısınma nedeniyle tarımda üretimin azalması sonucu kişi başına düşen yerel üretim miktarı ve gelir, hızla düşüyor. Bu nedenle büyük göçler, bölgesel savaşlar yaşanıyor.
Sürdürülebilir Kalkınma konusundaki düşünce ve çözüm önerilerimizi, görüşlerinize sunuyoruz.
Beyza Gültekin, Cuma Ercan, Ertuğrul Mıhçıoğlu, Hatice Doğukanlı, İbrahim Halil Ekşi, Levent Şahin, Osman Sesliokuyucu, Yavuz Akçi, Zekayi Kaya Ülkeler, diğer ülkelerle gerek siyasî gerek ticarî ve gerekse ekonomik ilişkiler içinde bulunmaktadır. Bu bağlamda dış ticaret, mal ve hizmet ticaretini kapsamaktadır. Daha ucuz, daha hızlı ve daha kaliteli üretimin gerçekleşmesi rekabeti artırmış; yeni üreticilerin, yeni iş alanlarının yaratılmasına imkân vermiş ve bu durum ekonominin küreselleşmesine zemin hazırlamıştır. Küreselleşen ekonomi sayesinde; piyasalara, müşterilere ve tedarikçilere ulaşmak daha da kolaylaşmıştır. Tüm bu gelişmeler, dış ticaretin öneminin de artmasına neden olmuştur.
Dış ticaret esnasında bir ürünün nasıl pazarlanabileceğinden başlayıp, bu ticaretin muhasebeleştirilmesine kadar yaşanan süreci inceleyen bu çalışma, öğrencilerin ve eğitimcilerin yararlanabileceği teorik bir ders kitabı özelliği taşımasının yanı sıra, dış ticareti “meslek” edinmeyi planlayan ya da bu konuda faaliyet gösteren firmaların daha etkin yöntemleri keşfedebilmeleri açısından da faydanabilecekleri pratik bir kaynaktır.
Ali Altuğ Biçer, Ali Kürşat Sak, Arifenur Güngör, Ayfer Genç, Yılmaz Ayşegül, Elif Çaycı, Berk Çaycı, Duygu Celayir, Faruk Yazar, Huzeyfe Zahit Atan, Lütfü Çakır, Mahmut Sami Güngör, Mahmut Esad Ergin, Mehmet Sağlam, Murat Can Gökdemir, Neslihan Arıcı Özcan, Mustafa Ilıcalı, Nihan Yavuz, Oğuz Demir, Şükrü Mete Tepegöz, Tolga Ala Ümmügülsüm Zor, Vildan Merve Yılmaz, Yunus Özcan, Yusuf Artar, Yusuf Tuna, Didem Zeynep Beyazı, Zeynep Çelik Gülseven Gelişen ve değişen sosyal, iktisadi, siyasi şartlar, doğru kararlar almayı ve stratejik hamleler yapabilmeyi elzem hâle getirmiştir. Karar vericilerin doğru ve tutarlı kararlar verebilmesi için elinde doğru bilginin bulunması gerekmektedir. Doğru bilgiye ulaşılabilmesi anlık bir durum değildir. Doğru bilgi tedariki için bir süreç gerekmektedir. “Katma değer” motivasyonun giderek arttığı günümüz şartlarında, bunun en önemli kaynağının bilgi olduğu tecrübe edilmiştir. Bilgi unsurunun ihmal edildiği dönemlerde yaşanan acı tecrübeler, doğru bilgiye zamanında, ekonomik ve tutarlı şekilde ulaşabilmenin önemini gözler önüne sermiştir.
İlgili çalışmada yaklaşık 20 farklı disiplinden katkı sağlayan öğretim üyeleri ve alanında uzman profesyoneller ile bilgi kavramına çok yönlü ve disiplinler arası bir bakış kazandırılmaya çalışılmıştır. Bu yolla bilginin tüm bilim dallarının temel ve en önemli girdisi olduğu tekrar göz önüne çıkartılmaya çalışılmıştır. Bu özelliği sayesinde başta akademisyenler olmak üzere, tüm ilgililerin kendi alanlarının yanı sıra farklı disiplinlerin bilgi kavramına olan yaklaşımlarını da inceleme ve irdeleme fırsatı bulunacaktır. Bu yönüyle alanında bir boşluğu dolduracağı düşünülmektedir.
A. Cenap Yoloğlu, Adem Üzümcü, Adnan Kalkan, Ahmet Melih Öksüz, Ahmet Şimşek, Alpay Filiztekin, Ayşe Nur Ökten, Berna Sezen Özen, Büşra Gezer, Cenap Sancar, Cengiz Yücedağ, Cenk Kızılgedik, Cerem I. Cenker-Özek, Ceren Demir, Cihan Yalçın, Demet Kutgi, Deniz Şahin Cinoğlu, E. Yaprak Gülcan, Emin Başar Baylan, Fikriye Dilara Güneş, Gökhan Kalağan, Gülhan Duran, Güzin Balcı, Hale Çokyiğit, Hatice Hale Aru, İhsan Pençe, Kurtuluş Kaymaz, Latif Gürkan Kaya, Levent Sabah, Mehmet Emin Erçakar, Mehmet Fatih Demiral, Melike Şişeci Çeşmeli, Meltem Barut, Murat Artuç, Murat Çokgezen, Mustafa Ali Özay, Necmettin Çelik, Neşe Kumral, Saliha E. Aydemir, Seda Duman, Sedef Akgüngör, Selen Işık Maden, Senay Oğuztimur, Serdar Yetişen, Serhat Şen, Sinem Dedeoğlu Özkan, Suna Senem Özdemir, Tuğba Deniz, Tuğba Töre, Tülin Altun, Tüzin Baycan, Uğur Doğan, Ümmühan Kaygısız, Yaprak Gülcan, Yeşim Kuştepeli, Yiğit Evren “Bölge Bilimi”, aralarında coğrafyacı mimar, şehir ve bölge plancıları, iktisatçı, işletmeci, siyaset bilimci ile sosyologların yer aldığı, disiplinler arası çalışılan geniş bilim alanıdır.
Türkiye, bölgesel dengesizlik ve gelişme farklılıklarının önemli boyutlarda olduğu bir ülkedir. Dolayısıyla ülkemiz açısından, bölge bilimi ve bölge planlaması üzerine çalışan akademisyenleri bir araya getiren Bölge Bilimi Türk Milli Komitesi (BBTMK) tarafından düzenlenen Bölge Bilimi ve Bölge Planlama Kongreleri büyük önem arz etmektedir.
Bu kitap, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ev sahipliğinde 2017 yılında Burdur'da tertip edilen 17. Ulusal Bölge Bilimi ve Bölgesel Kalkınma Kongresi'nde sunulan seçilmiş çalışmalardan oluşmaktadır. Kitapta; “Kümelenmeler ve Bölgesel İnovasyon Sistemleri”, “Bölgesel Esneklik, Dayanıklılık ve Yakınsama”, “Sosyal Ağlar ve Sosyal Sermaye”, “Sanayileşme, Kuruluş Yeri Seçimi, Girişimcilik ve KOBİ'ler”, “Bölgesel Göç, Hareketlilik ve İstihdam”, “Bölgesel Kalkınma Teori ve Politikaları” ve “Kentsel Çalışmalar” olmak üzere yedi başlıkta toplam 28 çalışma bulunmaktadır. Çalışmanın, alanında önemli bir eksikliği dolduracağı kanaatindeyiz.
Nigar Çağla Mutlucan The book draws attention to the growing importance of clusters today and examines academic studies on clusters. The purpose of the book is to find out the benefits of clusters, whether they catalyze for local, regional and even national development as claimed in theory, in short, whether they are a panacea. First, a thorough literature review is offered and then successful examples of clusters in the world are examined: the Baden-Württemberg automotive cluster in Germany, the Hollywood film cluster in the USA, the Hamburg aviation cluster in Germany, the automotive cluster in Japan, the Castellon ceramic cluster in Spain, and the Sassuolo ceramic cluster in Italy. Afterward, clusters in Turkey are briefly analyzed. Finally, the author's answer to the question of whether clusters are a panacea is presented and the conditions required for clusters to be successful are discussed.
Peter Diamond - Hannu Vartiainen Editörlüğünü Nobel ekonomi ödüllü iktisatçı Peter Diamond’ın Hannu Vartiailen ile yaptığı davranışsal iktisat alanında temel yapı taşı olan bu kitabın Türkçeye çevrilmesiyle birlikte Türkçe davranışsal iktisat literatürüne önemli bir katkı sağlanmıştır. Davranışsal iktisat alanında uzmanların araştırmaları sonucunda oluşturulmuş bu çalışma, davranışsal iktisadı hem kapsamlı bir şekilde açıklamakta hem de davranışsal kamu ekonomisinden, kalkınma iktisadına, davranışsal hukuktan, ücretlerin belirlenmesine, karşılıklılığa ve adalete, sağlık ekonomisinden, örgütlerin iktisadi davranışlarıyla olan ilişkisine kadar geniş bir yelpazede sunmaktadır.


Kitaplar ve Bir TV Dizisi
4 Şubat 2017 Cumartesi
Mahfi Eğilmez
Davranışsal İktisat ve Davranışsal İktisadın Uygulamaları, editörler: Peter Diamond, Hannu Vartinian, çeviri editörü: Hatime Kamilçelebi, Nobel Yayınları, 2016
Son dönemin öne çıkan yaklaşımlarından birisi psikolojiyi ekonomi alanına daha fazla uygulamak. İnsan odaklı bütün bilimlerde psikoloji önemli bir yer tutuyor. Ekonomide psikoloji öteden beri belirli bir yer tutmakla birlikte bu konu son yıllarda iyice öne çıktı ve davranışsal ekonomi diye ayrı bir yaklaşım yaratıldı. Kitap, bu alanda öne çıkmış bazı akademisyenlerin makalelerini derliyor. Makaleler arasında davranışsal kamu ekonomisi, psikoloji ve kalkınma iktisadı, örgütlerin davranışsal iktisadı benim en çok ilgimi çekenleri oldu. Bu alanda önemli bir yazın oluştuğuna dikkatinizi çekmek isterim. Özellikle ekonomi ve finansla ilgilenenlerin, insanların ekonomik ve finansal olaylar karşısında verdiği tepkileri daha kolay anlayıp analiz edebilmeleri için bu alandaki yazını izlemelerinde yarar var. Bu kitap bu açıdan iyi bir fırsat sunuyor.

Ali Altuğ Biçer, Ali Çınar, Betül Çelikkaleli, Didem Zeynep Bayazıt, Pelin Sönmez, Selahattin Armağan Vurdu, Selçuk Mutlu, Sinem Sefil Tansever, Uğur Yasin Asal Tüm dünyada özellikle teknoloji ve küreselleşme, rekabetçiliğin boyutunu ve tanımını da hızlı bir şekilde değiştirmektedir. Ülkelerin bu değişime adapte olmaları, bu değişim sürecini iyi yönetmeleri ise ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır. Bu kitap da bu noktadan hareketle akademik bir perspektiften rekabetçilik konusundaki değişimi analiz etmekte, bu değişime ilişkin mikro ve makro analizler ve farklı bakış açıları sunarak konuyu ele almaktadır.
Martin Stopford Deniz ticareti, dünya ekonomisinde son 60 yılda yaşanan küreselleşmeden sorumlu başlıca sanayi kollarından biridir. Sektörün en önemli başarısı, çok uzun mesafelerde oldukça emniyetli ve güvenli ulaşım imkânı sağlaması ve bunu dünya ekonomisinde olağan fiyat artışlarından farklı olarak oldukça yavaş bir şekilde artan rakamlarla gerçekleştirmiş olmasıdır. Ton başına birkaç dolar gibi bir ücretle yüklerin dünya çapında taşınabiliyor olması hayret vericidir. Beni Denizcilik Ekonomisi kitabını yazmaya sürükleyen temel motivasyon, bu yenilenme ve inovasyon dalgasının ardında yatan temel iktisadi faktörleri basitçe açıklayacak bir kaynak meydana getirme tutkusudur. Deniz ticaretinin 5.000 yıllık tarihinin bize sunduğu mesaj, her yeni nesille birlikte yeni durumlar ve problemlerle karşı karşıya kaldığımızdır. Yeni nesillerin, dünyanın değişen beklentilerine bağlı olarak sektörü yeni durumlara göre inşa etmesi ve adaptasyonunu sağlaması gerekir. Gerçekçi konuşmak gerekirse, bugün denizcilerin (ve tabii tersanelerin) kendi geleceklerini inşa etmeleri gerekiyor ve bunun için anlamaya ve sürekliliğe ihtiyaç var. Bugün karşı karşıya kaldığımız sorunlar, her zamankinden daha zorlu. Denizcilik Ekonomisi kitabının üçüncü baskısının Türkçeye tercüme edilmesi ve düşüncelerimin daha geniş bir kitleye ulaşabilmesi ile son derece mutluyum ve bundan şeref duydum. Bu çevirinin hazırlanmasında görev alan herkese teşekkürlerimi sunuyor ve bu kitabı en iyi dileklerimle yeni nesil Türk denizcilerine ithaf ettiğimi belirtmek istiyorum. Daha iyi kavrayabilmeniz, sürekliliği muhafaza edebilmeniz ve başarılı olmanız dileğiyle.
Martin Stopford
Uğur Özgöker, Yusuf İnamoğlu Türkiye ekonomisinde 1980'lerin başından itibaren ihracatın arttırılması için birçok teşvik unsuru uygulanmaktadır. İhracatın teşvik edilmesi, artan küresel rekabet ortamında ihraç pazarlarının genişletilmesi için büyük önem taşımaktadır. Global pazarlardaki ülke ve sektör payının arttırılabilmesi için uluslararası piyasalara açılan ihracatçı firmaların rekabet güçlerinin de arttırılmaları için desteklenmeleri gerekmektedir.
Bu kitabın temel amacı, 1980'den günümüze uygulanan devlet yardımlarının yani teşvikler ve devlet desteklerinin Türkiye'nin dış ticaret hacmine, dış ticaret dengesine ve genel olarak Türkiye ekonomisine olan etkilerini ortaya koymaktır. Bu çerçevede, Türkiye ihracatının yaklaşık yarısının Dahilde İşleme Rejimi (DİR) desteği çerçevesinde yapılması sebebiyle de DİR kapsamında gerçekleşen ihracat ve ithalat hacminin Türkiye ekonomisinin büyümesine, uluslararası rekabet gücüne ve dış ticaret dengesine olan etkileri araştırılmıştır.
Mehmet Karagül - Berfu İlter Dış ticaret işlemleri; kişiler açısından kariyerli bir meslek edinme, firmalar açısından ulusal ve uluslararası pazarlarda rekabet edebilme, devletler için ise dinamik bir dış ticaret yapısına sahip olabilmek için son derece önemli bir faaliyet alanıdır.
Özellikle küreselleşmenin yoğun olarak yaşandığı günümüz koşullarında dış ticaret işlemlerinin önemi çok daha ön plana çıkmış durumdadır. Dış ticaret işlemleri hakkında, millî, milletlerarası ve karşı ülke hukuku olmak üzere birçok bilgiye sahip olmak günümüz şartlarında önemli bir ayrıcalıktır.
Bu kitap çalışmasının ilk bölümünde, dış ticaret konusunun teorik düzeyde ne olduğu, ikinci bölümde dış ticaret işlemlerinin uygulama kısmı, üçüncü bölümde de Türkiye’deki dış ticaret mevzuatı, son bölümde ise dış ticaret işlemlerinin muhasebeleştirilmesi konuları ele alınmış ve değişik dış ticaret uygulamalarına göre farklı muhasebe kayıtları örneklerle incelenmiştir.
Sema Yaşar, Mehmet Okan Taşar Dünya ticaretinin serbestleşmesi ve küreselleşmenin etkisiyle dış ticaret; milli gelir ve dolayısıyla ekonomik büyüme üzerinde oldukça önemli bir etkiye sahip olmuştur. Özellikle de dış ticarete konu olan ürünlerin teknoloji yoğunlukları bu önemi bir kat daha artırmıştır. Teknolojiyi üreten, etkin bir şekilde kullanan ve ihraç eden ülkelerin daha fazla refah seviyesine ulaştığı bilinmektedir. Bilhassa yüksek teknoloji yoğunluklu ürün ihraç eden ülkelerin hızla büyüdüğü ve gelişmiş ülkelerden olduğu kabul edilmektedir. Dolayısıyla teknolojinin dış ticaret üzerinden ekonomik büyümeyi ve refah seviyesini etkilediği kabul gören bir gerçektir. Bu sebeple bu çalışmada da dış ticaret ve büyüme ilişkisi teknoloji kavramı üzerinden ele alınmıştır.
Erdem Bağcı Yirmi birinci yüzyılın ekonomik zorluklarının başında, teknoloji, iletişim ve ulaşım imkânlarının geldiği düzeye bağlı olarak rekabetin yoğunlaşması ve ülkelerin birbirine olan bağımlılığının artması gelmektedir. Doğal olarak, ülkelerin ulusal ekonomik sorunları uluslararası ekonomik sorunlardan bağımsız düşünülememektedir.
Bu kitap, Türkiye örneği üzerinden dışa bağımlılığın makroekonomik sonuçlarını ele almaktadır. Öncelikle, dışa bağımlılık teorik açıdan işlenmeye çalışılmış, ardından Türkiye ekonomisinin dışa olan bağımlılık durumu, dış ticaret ve üretim verileri üzerinden yapılan hesaplamalarla incelenmiştir. Bununla birlikte, literatür incelemesiyle dışa olan bağımlılığın istihdam, gelir dağılımı adaletsizliği, cari işlemler dengesi, ekonomik büyüme ve kalkınma üzerindeki etkileri sunulmuştur.
Bu kitap, bir ekonomide dışa bağımlılık azaltılmadan uygulanmak üzere hazırlanan ekonomik politikaların hedeflenen makroekonomik sonuçları sağlamasının mümkün olmayacağını belirtmekte ve dışa bağımlılığın azaltılmasına yönelik öneriler sunmaktadır.
Erdem Bağcı Yirmi birinci yüzyılın ekonomik zorluklarının başında, teknoloji, iletişim ve ulaşım imkânlarının geldiği düzeye bağlı olarak rekabetin yoğunlaşması ve ülkelerin birbirine olan bağımlılığının artması gelmektedir. Doğal olarak, ülkelerin ulusal ekonomik sorunları uluslararası ekonomik sorunlardan bağımsız düşünülememektedir.
Bu kitap, Türkiye örneği üzerinden dışa bağımlılığın makroekonomik sonuçlarını ele almaktadır. Öncelikle, dışa bağımlılık teorik açıdan işlenmeye çalışılmış, ardından Türkiye ekonomisinin dışa olan bağımlılık durumu, dış ticaret ve üretim verileri üzerinden yapılan hesaplamalarla incelenmiştir. Bununla birlikte, literatür incelemesiyle dışa olan bağımlılığın istihdam, gelir dağılımı adaletsizliği, cari işlemler dengesi, ekonomik büyüme ve kalkınma üzerindeki etkileri sunulmuştur.
Bu kitap, bir ekonomide dışa bağımlılık azaltılmadan uygulanmak üzere hazırlanan ekonomik politikaların hedeflenen makroekonomik sonuçları sağlamasının mümkün olmayacağını belirtmekte ve dışa bağımlılığın azaltılmasına yönelik öneriler sunmaktadır.
Abdulkadir KAYA Finansal piyasaların hareketlerini tahmin etmekte kullanılan temel ve teknik analizlerin yetersiz kaldığı günümüz koşullarında, yatırımcı davranışlarının dolayasıyla davranışları ortaya çıkaran duyguların tahmin edilmesi, hisse senedi fiyatlarının öngörülmesinde daha etken bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle, bireysel yatırımcıların duygusal zekâ düzeyleri, yapacakları yatırımlar ve yatırım kararları üzerinde önemli bir etkendir. Finansal piyasalar açısından, insanların duygusal zekâ düzeylerini belirlemek, portföy yöneticilerinin ve brokerlerin müşteri isteklerini anlamalarında, piyasadaki genel yatırımcı tipi dikkate alınarak piyasanın yönünün belirlenmesinde, piyasa hareketlerine göre yatırımcıların verecekleri alım veya satım kararlarının ne yönde olabileceği hakkında önemli ipuçları verecektir.
Bu çalışma, duygusal zekânın yatırımcı kararları üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla yapılan ilk çalışma olması sebebiyle, daha sonra yapılacak olan çalışmalara önemli katkı sağlayacaktır.
Mehmet Karagül Küreselleşmenin yoğunlaştığı günümüz koşullarında millî ekonomik sorunları, küresel tehdit ve fırsatları dikkate almadan, küresel meseleleri de millî problemleri yerinde çözmeden, hâlledebilmek mümkün gözükmemektedir.
Ayrıca, ülkelerin kalkınması bağlamında iktisat teorisinin yeniden sorgulanması çerçevesinde sosyal bir disiplin olan iktisadın genel geçerliliğinin olmayışı, her milleti döneminin ve şartlarının gereği olan bağımsız iktisat politikalarını oluşturmaya zorlamaktadır.
Bu anlamda sermaye olgusunun, kapital temelli bir düşünce yerine, insan merkezli bir anlayışla yeniden yorumlanması zorunluluğu göz ardı edilmemelidir.
İlgili kaygılarla kaleme alınan bu kitapta, Dünya'nın kahir ekseriyetine hâkim olan azgelişmişlik ve yoksulluk problemlerinin çözümü için alışılmışın dışındaki iktisadi yaklaşımları ve çözüm önerilerini bulmanız mümkündür.
“İnsan kapitale değil, kapital insana hizmet ettiği vakit, Dünyada barış ve refah gerçekleşecektir.”
M.K.
Hasan Kazak, Bilge Afşar, Orhan Çeker, Osman Okka An integrated system, Islam consists of several subsystems. The economy has an important place in these sub-systems. In this respect, Islam also includes regulations on economic growth and development. Undoubtedly, the most important of these regulations is the zakat institution. Zakat was mentioned in many parts of Koran with the prayer, accepted as the pillar of religion in many places and an important message that zakat and prayer should not be separated was given.
The most known and prominent feature of the zakat institution is its contribution to the fair distribution of national income, which is an important indicator in terms of economic development. A lot of work has been written on this subject and this issue has been mentioned in almost every sermon of Islamic scholars. However, the zakat institution has much more significance and benefits in terms of economic growth and development process.
The main purpose of this study is to create a resource for the qualitative and quantitative studies that will be carried out, by revealing other contributions of zakat to economic growth and development, which are not in the foreground but are actually much more functional as well as its other well-known contribution to income distribution.
Arslan Zafer Gürler - Gülistan Erdal - H. Sibel Gülse Bal - Bekir Ayyıldız Ekonomi, aile yönetimini anlatan bir terim olmaktan çıkıp, bugün küçük büyük tüm ülkelerinin başlıca uğraşı konularından biri olmuştur. Kapsam ve etkinliği büyüyen ekonomik olguların baş döndürücü gelişmesinin yanında, doğa ve insan arasındaki ilişki giderek daha da açılmıştır. İnsanoğlu yanlışlığın farkına varmakta geç kalıp kalmadığını tartışmaktadır. Ekolojik ekonomi kitabı ise bu tartışmanın arenası görevi üstlenmiştir.
1972'de Smithsonian Castle'da Dennis Meadows liderliğindeki araştırmacılar, “Büyümenin Sınırları” isimli çığır açıcı bir rapor sundu. Bu çalışmadaki temel sav, nüfusun gezegenimizin doğal kaynaklarını ne zaman aşacağı sorunuydu. Sonuç; kaynak tükenmesindeki trendin devam etmesi durumunda gezegenimizin bize yetmeyeceği bu karanlık dönemin 100 yıl içinde gerçekleşeceği yönündeydi. 30'dan fazla dile çevrilen ve milyondan fazla satan bu kitaba karşın öngörülen felaket için hala çok az şey yapılmaktadır.
Bu kitap, Meadows’un deyimiyle, hiç kimsenin kazanamayacağı sıfır toplam teorisiyle sonuçlanacak bir süreci hazırlayan senaryonun, gerçeğe nasıl dönüşeceği ve felaketin nasıl önlenebileceği konusundaki kuramsal yaklaşımları ele almaktadır.
Ekolojik ekonomi kitabının hedef kitlesi, müfredatında ekonomi ve ekoloji olan tüm yükseköğrenim birimleridir. Ekolojik ekonomi kitabının içeriği ile Doğa Bilimleri ve Mühendislik Fakültelerinin bölümleri, Ziraat Fakülteleri, ekonomi eğitimi veren fakülte ve yüksekokullar için temel bir başvuru kaynağı olacağı düşünülmektedir.
Kurban Ünlüönen - Ahmet Tayfun Ekonomi kitabının hazırlık aşamasında; mesleki ve teknik eğitimin karakteristik özellikleri ile meslek yüksekokullarının öğrenci profili göz önüne alınarak planlama yapılmıştır. Bölüm başlıkları; ekonomi ile ilgili düşünceler ve temel kavramlar, bütün toplumların ortak ekonomik problemleri, talep, arz, piyasa ve piyasada fiyat oluşumu, devletin fiyatlara müdahalesi, tüketici dengesi, üretim ve üretici dengesi, firma dengesi, millî gelir, istihdam ve işsizlik, gelir dağılımı, para ve banka, dış ticaret, büyüme ve kalkınma konularını kapsamaktadır. Çalışma, meslek yüksekokulu öğrencilerinin yanı sıra fakültelerde de benzer derslerde kullanılabilecek içeriktedir.
H. Mustafa Paksoy - Sadettin Paksoy - Bülent Özkan - Mehmet Şentürk Avrupa Ekonomik Topluluğu’na müracaatımızın 52. yıldönümünü yaşadığımız şu günlerde Avrupa Birliği artık bir bakanlık çatısı altında toplanmış bulunmaktadır.
52 yıllık zorlu maratonun sonunda, geldiğimiz noktaya baktığımızda AB’nin oluşturduğu itici gücün önem ve hassasiyeti bir kez daha anlaşılmaktadır. Öyle ki, artık Türkiye Cumhuriyeti, AB üyelik sürecinin sonuna değil, sürecin kendisine odaklanmıştır. Nitekim; üyelik müzakerelerinin başarılı bir biçimde sürdürülmesi, Cumhuriyetimizin kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesine ulaşmamızı da beraberinde getirecektir.
Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden, 17.12.2004 tarihinde gerçekleşen Brüksel Zirvesi’nde, müzakere tarihi alma başarısını göstermesi ve 03.10.2005 tarihinde de üyelik müzakerelerine başlaması, hiç şüphesiz bu sürecin en önemli adımlarıdır. Türkiye 52 yıllık süreçte demokratik anlamda son derece olumlu gelişmeler göstermiş ve göstermeye de devam etmektedir. Bunun yanında güçlü bir ekonomik yapıya kavuşan ülkemiz, bugün AB’ye üye olan birçok ülkeyi geride bırakarak dünyanın en büyük ekonomileri sıralamasında 16. sıraya yükselmiştir.
Geride bıraktığımız 52 yıllık süreçte Türkiye ciddi bir pazar çeşitlendirmesi gerçekleştirmiş ve dünyanın dört bir yanına ihracat yapabilen bir ülke konumuna gelmiştir. Bu da Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığının güçlenmesine önemli katkı sağlamıştır. Elbette ki, tüm bu olumlu gelişmeler Türkiye’nin uluslararası arenadaki prestijini de güçlendirmiştir.
Bu çalışma, Türkiye’nin AB ile ekonomik bütünleşme yolunda geldiği noktayı bazı sosyo-ekonomik analizlere de yer vererek açıkça gözler önüne sermektedir. Bu bağlamda eserin, iktisadi ve idari bilimler fakültelerinde ve meslek yüksekokullarının ilgili bölümlerinde yararlı olacağı kanaatindeyiz.
Hasan Gürak Nobel Akademik Yayıncılık tarafından 2016 yılında yayınlanan ‘Ekonomik Büyüme ve Kalkınma’ başlıklı kitabın devamı niteliğinde olan bu kitap, ilkinde yer alan bilgileri daha kolay ve derinlemesine anlaşılır hâle getirebilmek amacıyla hazırlanmış ‘tamamlayıcı’ bilgiler içeren yazılardan oluşuyor.
Ekonomik Büyüme ve Kalkınma kitabında eksikliği hissedilen en önemli konulardan biri tarihsel süreçte büyüme ve kalkınmayla ilgili gelişmelerdi. İzlanda Biförs Üniversitesinden Francesco Macheda’nın Tarihsel Süreçte Ekonomik Gelişme başlıklı eseriyle bu eksiği giderebilmek amaçlanmıştır.
Diğer konular sırasıyla:
“Bilim-Kurgu” İktisat
'Emek-Emekçi' ve ‘Sermaye': İktisat Biliminde “Doğru Tanım” Sorunu-1
Sermaye (Kapital) Hakkında: İktisat Biliminde “Doğru Tanım” Sorunu-2
Tasarruf = Yatırım “Efsanesi”: İktisat Biliminde “Doğru Tanım” Sorunu-3
Orta Gelir Tuzağı (-mı?): “Tuzak” Varsa Bu Tuzağı Kuran Kim?
Doğrudan Yabancı Yatırımlar ve Küresel Beklentiler
Beyin Göçü
Keynes ve Büyüme
Hasan Gürak İktisat biliminde ana-akım büyüme kuramları genellikle Anglosakson kökenlidir. Ancak bu kuramlar “hayali” birtakım varsayımlarla gene, “hayali” birtakım iktisadi ilişkileri açıklamaktan öteye gitmemektedir. “Görünmez bir el” ve bu “görünmez sihirli elin arkasındaki ideolojik güç” söz konusu kuramların ve modellerin çağdaş ekonomik ilişkileri açıkladığına, iktisatçıların çoğunu ikna etmeyi başarmış görünüyor.
Ana-akımdan “farklı” görüşlere sahip olan Prof. Gürak, temel amacının iktisatta özgün görüşlerden oluşan bir “Türk Okulu” oluşturulmasına katkıda bulunmak olduğunu belirttikten sonra, öncelikle büyüme ile ilgili verimlilik ve daha önemlisi verimlilik artışı gibi anahtar kavramları tartışıyor. Genellikle çağdaş büyüme kuramları arasında yer alan Solow modeline, “Tarihsel Perspektif” ile ilgili bölümde yer veriyor ve şöyle bir gerekçe sunuyor: Büyümede teknolojik yeniliklerin kaynağını ve gelişim sürecini açıklamada yetersiz kalan bir kuramın yeri “çağdaş büyüme kuramları” olmamalıdır.
Ekonomik Büyüme ve Kalkınma başlıklı bu eserde, “içsel” büyüme kuramları “yeni yaklaşımlar” başlığı altında inceleniyor. Ancak yazar, yapılan katkıları tatmin edici bulmadığı için Türkiye'de ilk kez özgün bir alternatif bir büyüme kuramı sunuyor. Hem alternatif büyüme modelinde hem de kitabın genelinde dile getirdiği ve yaratıcı zihinsel emek kaynaklı teknolojik gelişme temelli verimlilik artışı yaklaşımı ile Prof. Gürak, kanımca ekonomik büyümeyi daha gerçekçi bir perspektiften değerlendirmektedir.
Bütünsel bir yorum getirmek gerekirse, Ekonomik Büyüme ve Kalkınma başlıklı bu eser; alanında öncü, farklı, yeni ve güçlü bir özelliğe sahiptir. Zengin, çok yönlü ve yeni tartışma ve araştırmalara da kaynaklık edebilecek bir potansiyel içermektedir.
Dr. Halit Suiçmez
İktisatçı - Yazar

Ekonomik Büyüme ve Kalkınma, Prof. Dr. Hasan Gürak, Nobel Yayınları, 2016
Hasan Gürak, ekonomi bilimine, teorilerine farklı ve eleştirel yaklaşımlarıyla tanınan bir akademisyen. Bununla birlikte faklı yaklaşım yapacağı ya da eleştireceği konuya doğrudan girmek yerine önce ele aldığı konu ya da teoriyi mevcut haliyle ortaya koyup sonra kendi tezlerini ve yaklaşımlarını açıklıyor. Bence işin doğru yöntemi de budur. Gürak, kitabında önce büyüme ve kalkınma ile ilgili temel kavramları açıklıyor. Sonra tarihsel bir çerçevede konuyu ele alıyor ve başlıca büyüme teorilerini inceliyor. Gürak’ın tezlerinden birisi ekonomi bilimindeki ana akım büyüme teorilerinin gerçek yaşamdan çoğu kez kopuk modeller üzerine kurulmuş ilişkileri açıkladığı görüşüne dayanıyor. Ki burada iddiasının doğru olduğunu kabul etmek gerekiyor. Kitabının ilerleyen bölümlerinde bu eleştirilere dayalı bir alternatif büyüme modeli üzerinde tezlerini geliştiriyor Hasan Gürak. Öteden beri yaptığı çağrıyı da tekrarlıyor ve Türk iktisatçılarını ekonomi alanında bir Türk Okulu geliştirmeye davet ediyor. Hasan Gürak’ın kitabı, insanı bir yandan büyüme teorileri konusunda bilgi tazelemeye bir yandan da alternatifler üzerinde düşünmeye davet eden önemli bir çalışma.
4 Şubat 2017 Cumartesi
Mahfi Eğilmez

"Gürak’ın kitabı ekonomik büyüme ve kalkınma kuramına ilham veren, uyarıcı ve iyi kaleme alınmış bir katkıdır."
Dr. Thomas Domjahn - "European Journal of Development Research"
K. Batu TUNAY Ekonomik faaliyet hacmindeki dalgalanmalar, iktisatçıların en az yüz yıldır tartıştıkları ve üzerine sayısız araştırmalar yaptıkları başlıca konulardan bir tanesidir. Kimilerine göre de en önemlisidir. Makro ekonomik hedeflerin başında iktisadi büyümenin sağlanması ve sürdürülmesinin geldiği düşünülürse, bu yoğun ilginin nedeni daha kolay anlaşılacaktır. Ekonomik büyümenin belirli aralıklarla sekteye uğraması, uzun bir süreçte büyüme dönemlerinin zaman zaman ekonomik daralma dönemlerince bölünmesi ve işsizlik artışları, üretim düşüşleri gibi ciddi olumsuzlukların meydana çıkması gerek iktisatçıları gerekse politikacıları düşündürmektedir. Genellikle de olumsuz etkileri nedeniyle, durgunluklar bilimsel araştırmalara daha fazla konu olmaktadır. İktisat çevreleri durgunlukların önlenemeyeceğini, ama makul bir süre öncesinde öngörülebilirlerse, alınacak tedbirlerle etkilerinin yumuşatılabileceğini kabul etmektedir. Durgunlukları meydana gelmeden kesin olarak belirlemek ise çoğu zaman mümkün olmamaktadır.
Bu çalışma, ekonomik döngüler, durgunluklar, finansal krizler ve enflasyon arasındaki karşılıklı etkileşimleri hem teorik hem de uygulamalı olarak incelemektedir. Uluslararası teorik ve deneysel çalışmaların bulgularını kapsayan geniş bir yazın taraması yapılmış, ardından Türkiye verileriyle benzer ekonometrik analizler ve kestirimler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular, ilgili yazındaki bulgularla da karşılaştırılarak çeşitli tespit ve değerlendirmelere gidilmiştir. Çalışma özellikle son küresel kriz ve sonrası dönemi mercek altına almaktadır. Bununla birlikte, yer yer geçmişteki gelişmelere de değinen geri dönüşler söz konusudur. Yapılan tespit ve değerlendirmelerin, somut verilere ve özellikle deneysel bulgulara dayanmasına özel bir önem verilmiş, belki de bu kaygıyla (okurlar için sıkıcı da olsa) detaylı ekonometrik analizler yapılmıştır. Diğer yandan, bu analizlerin önemli bir bölümü ülkemizin saygın bilimsel yayın organlarında yayınlanarak bilim çevrelerinin tartışmasına açılmıştır. Böylece bilimsel bir süzgeçten geçirilerek ulaşılmış bulguların sunulmasına gayret edilmiştir.
Gülçin Güreşçi Pehlivan, Utku Utkulu Yirminci yüzyılın ikinci çeyreği hem küresel hem de bölgesel ekonomik entegrasyonlarda artışın gözlendiği yıllar olmuştur. 1960'lı yıllarda Avrupa Ekonomik Topluluğuna ve Avrupa Serbest Ticaret Bölgesine üye olan ülkeler yüksek düzeylerde büyüme hızlarına ulaşmışlardır. Bu durum, ekonomik entegrasyonların büyüme üzerinde önemli bir rolü olduğuna ilişkin bir inanca neden olmuş ve bu konu üzerinde iktisatçılar çalışmaya başlamışlardır.
Geleneksel Gümrük Birliği Teorisi'nde analizler tam rekabet varsayımı altında yapılmaktadır. 1980'li yıllarda ise ekonomik entegrasyonun dinamik etkileri eksik rekabet koşullarında analiz edilmeye başlanmıştır. Günümüzde ekonomik entegrasyonun büyüme etkilerinin analizi için İçsel Büyüme Teorilerinden yararlanılmaktadır. Ekonomik entegrasyonun büyüme etkisi fiziki sermaye, insan sermayesi ve bilgi teknolojisi üzerindeki etkileri nedeniyle önem taşımaktadır. Entegrasyon sonucunda aday ülkelerde kaynak dağılımında etkinliğin, sermayenin veriminin, bilgi birikiminin ve rekabetin artması gibi faktörler sayesinde uzun dönemde ekonomik büyüme üzerinde pozitif etkiler ortaya çıkmaktadır. Bu kitap, bu faktörler bağlamında entegrasyonun büyüme etkisini gerek teorik gerekse de ampirik açıdan incelemesi bakımından önem taşımaktadır. Avrupa Birliği ve Ekonomik Entegrasyon ve de büyüme derslerini alan lisans ve yüksek lisans öğrencileri açısından önemli bir yardımcı kitap niteliğindedir. Ayrıca ekonomik entegrasyonun büyüme etkisini inceleyen araştırmacılar açısından da geniş bir literatür taraması içermesi açısından çok faydalı olabilecek bir kitaptır.
Yelda Bugay Tekgül II. Dünya savaşı sonrası dünya ticaretinin gelişimi, faktör girdileri birbirine çok yakın ikame edilebilir malların aynı anda ihracat ve ithalatını kapsayan endüstri içi ticaret yönünde olmuştur. Ticaretteki engellerin azaltılması yoluyla ticaretin serbestleştirilmesine yönelik ikili ve çok taraflı anlaşmaların yaygınlaşması bir taraftan, üretimin küreselleşmesi diğer taraftan tek bir ülkede üretilen ürünlerden oluşan karşılıklı ticaretin niteliğini de değiştirmiştir. Bu gelişmelerin üçüncü bir eğilim ile eşzamanlı olarak gerçekleştiği söylenebilir; şimdi, ticaret yapılan mal türlerinde ve özellikle de ticaret ortakları arasında ticarete konu olan malların benzerliğinde daha fazla çeşitlilik görüyoruz. Teorik gelişmeler endüstriyel pazarlarda aksak rekabetin varlığının altını çizerken, özellikle ölçek ekonomilerini, ürün farklılaştırmasını ve tüketici tercihlerini göz önüne almaktadır.

Dünyada gözlenen gelişmeler, bölgesel ekonomik birleşmelere doğru bir eğilimin olduğu yönündedir. Avrupa Birliği (AB) ve Kuzey Amerika Serbest Ticaret Birliği (NAFTA) ekonomik entegrasyonun en iyi bilinen iki örneği konumundadır. Bu bölgesel ticaret birleşmelerinden dolayı, dünya ticareti artarak ticaret blokları halini almaktadır. Serbest ticaret anlaşmaları ya da diğer farklı ekonomik birleşme anlaşmalarının bu bölgedeki tüm ülkelere fayda sağlayacağı düşünülmektedir. Bu durumda Türkiye'nin bu oluşumun dışında kalması beklenemez. Bu eğilimi takiben, Türkiye'nin AB ülkeleri ile olan ticaretini izlemek henüz aday konumunda olan Türkiye için aydınlatıcı olacaktır.
Tahsin BAKIRTAŞ Bugün dünyada yaşayan insanlar birbirlerinden çok farklı koşullar altında yaşamaktadırlar. Dünyanın çok az insan kümesi geniş evlerde konforlu bir yaşam sürerken, dünyada yaşayan 7 milyar insanın çok önemli kısmı ise derme çatma evlerde karnını nasıl doyuracağının uğraşı içinde olup, beslenme, barınma, sağlık ve eğitim gibi temel gereksinmeleri bile yetersiz karşılanmakta, hatta bazılarının ise hiç karşılanmamaktadır. Bu nedenle dünyanın önemli bir nüfusu bugün bile okuma ya da yazmanın ne olduğunu bilmemekte, hastane yüzü görmeden ölebilmektedirler. Dünyanın önemli işsiz kümesi bu tür insanlardan oluşmaktadırlar.
Küresel düzlemde gelişmiş merkez ülkelerde kişi başı gelir 30.000 $ civarında iken, birçok Afrika ve Asya Ülkesinde 1.000-1.500 $ hatta bazı Afrika ülkelerinde 500 $’ın altındadır. Bu gelir eşitsizliğini ortaya çıkaran temel nedenler nelerdir; dünyanın son 30 yılına egemen olan küresel boyutta büyüme olgusu çevre ülkelerin kalkınma süreçlerini nasıl etkilemiştir? Küresel kalkınma odaklı gelişme çevre ülkelerdeki; yoksunluğu, yoksulluğu, açlığı ve eşitsizliği ortadan kaldırabilir mi?
Dünyanın eşitsiz gelişimi bir kader midir? Özgürlük ve eşitlik temelinde, insancıl, çevreyi koruyan, saldırgan olmayan, yoksulluğu, eşitsizliği salt imaj bozukluğu olarak algılamayan ve paydaşlarının tümünü kollayan küresel bir ekonomik kalkınma modeli olası mıdır? Bu sorunun yanıtı elbette olasıdır. 2008 sonrası dönemdeki bu tür arayışlar; yeni dünya düzenini oluşturmada önemli mihenk taşlarıdır.
Yukarıdaki sorular ve soruların olası yanıtları küresel kalkınma odaklı analiz edilmelidir. Bu çerçevede bugünün ulus-ötesi üretim, tüketim, ticaret, finans ve emek hareketlerinin yapısını ortaya koyma durumundadır. 21. yy.’ın ekonomik olguları, yaşanan sorunları 20.yy anlayışı çerçevesince algılanamaz ve oluşmuş politika önermeleri ile de çözülemez. Bu nedenle, ne Neo-liberal eksende modernleşme okulunun kalkınmaya bakışı, ne de bağımlılık okulu ve yapısalcı bakış açısının olgu tanımlama odaklı yaklaşımları, 21. yy.’da yaşanan kalkınma sorunlarını tek pencereden bakarak çözebilirler. Bu bağlamda kalkınma olgusuna bakışta yeni düşün (ide)'lerin oluşturacağı kuramsal çatılara ve yeni politika önermelerine gereksinim vardır.
Bu kitap geleneksel ekonomik kalkınma ya da kalkınma ekonomisi yaklaşımlarını içinde barındırmakla birlikte; 21. yy. ekonomik kalkınma olgusuna yeni konular ve yeni perspektifler de kazandırma uğraşı içindedir. Bu çerçevede kitap, akademik dünyaya; lisans ve yüksek lisans ve doktora çalışmalarında yararlı olabileceği gibi, toplumun diğer kesimlerine de dünya ekonomisini biçimlendiren olgu ve olayların kavranmasında ve yorumlanmasında yol gösterici niteliktedir.
William Boyes, Michael Melvin Gündelik yaşamımızın her anında ve her alanında aldığımız kararlar ile bu kararların yansıması olan davranışlar, farkında olsak da olmasak da ekonomi biliminin temel ilkesini oluşturan fayda-maliyet analizine dayanmaktadır. Her birimiz birer ekonomik karar birimi olarak, ekonominin işleyişinden etkilenmekte ve davranışlarımızla ekonomiye aynı zamanda yön vermekteyiz. Dolayısıyla, yaşadığımız dünyayı algılayabilmemiz ve davranışlarımızı uygun biçimde güncelleyebilmemiz için, ekonominin işleyişini doğru biçimde anlamamız gerekmektedir. Günümüzde küreselleşme olgusunun hız kazanmasıyla birlikte, ekonomilerin işleyişi ulusal sınırların ötesine geçmiş ve makroekonomik politika analizlerinin uluslararası bağlantılar kurulmaksızın yapılması büyük ölçüde olanaksız hâle gelmiştir. Bu bağlamda, ekonomik karar birimlerinin (hanehalkları, firmalar, devlet ve dış dünya) mikro düzeyde aldıkları kararların makroekonomik büyüklükleri belirleme sürecinin de uluslararası etkiler dikkate alınarak, global bir anlayışla açıklanması gerçek yaşamı daha iyi anlamamız açısından bir zorunluluğa dönüşmüştür. William Boyes ile Michael Melvin'in Ekonominin Temelleri başlığıylaTürkçe iktisat yazınına kazandırılan Fundamentals of Economics isimli kitabı, bir bilim dalı olarak ekonomiyi veya iktisatı öğrenmeye yeni başlayan öğrencilere, global bir dünyada yaşanan güncel gelişmeleri algılamalarını sağlayacak temel bilgilerin ve analiz yöntemlerinin öğretilmesini amaçlamaktadır. Kitapta, karmaşık görünen teorik konular gerçek yaşamdan verilen güncel örnekler yardımıyla somutlaştırılmakta ve bu şekilde, öğrencilerin iktisatı gündelik yaşamlarının bir parçası olarak algılayabilme ve anlama yeteneklerinin geliştirilmesi sağlanmaktadır.
Kitap dört kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda, piyasa ekonomisinin temel kavramları tanıtılmakta ve etkin bir kaynak dağıtım mekanizması olarak piyasa ekonomisinin işleyişi, temel iki unsur olan, arz ve talep analizi çerçevesinde açıklanmaktadır. Kitabın ikinci kısmında, firma, tüketici ve devlet olmak üzere üç temel ekonomik karar biriminin davranışlarını belirleyen ve değiştiren faktörler açıklanarak, makroekonominin mikroekonomik temelleri ortaya konulmaktadır. Üçüncü kısımda, ilk olarak uluslararası (dış) ticarete açık bir ekonomide makroekonomik performansın temel göstergeleri olan üretim, fiyatların genel düzeyi ve ödemeler dengesine ilişkin ölçümler açıklanmakta; makroekonomik nihai hedeflerden sapma durumlarını ifade eden enflasyon ve işsizlik problemleri analiz edilmekte ve mikro iktisadi kararların bütüncül sonuçlarını temsil eden toplam arz-toplam talep analizi ayrıntılı olarak incelenmektedir. Bu kısımda ayrıca, maliye ve para politikalarının temel nitelikleri açıklanmaktadır. Dördüncü ve son kısımda, dışa açık bir ekonomide para politikası belirlenme ve uygulanma süreçleri, makroekonomik politikaların enflasyon-üretim ilişkisine etkileri ile uluslararası ticaret politikaları incelenmekte ve küreselleşme tartışmaları finansal krizler çerçevesinde ortaya konulmaktadır.
Makroekonominin mikro temellerinin kolaylaştırıcı yöntemlerle ve somut örneklerle açıklandığı Ekonominin Temelleri isimli kitabın ayırt edici bir diğer özelliği, her bölümde öğrencilerin öğrendiklerini sınama ve pekiştirme amacına yönelik olarak hazırlanmış küçük sınavların yer almasıdır. Bu şekilde, öğrencilerin bir sonraki konuya sağlam bilgilerle geçiş yapmaları amaçlanmaktadır.
Seif I. Tag el Din Son yıllarda İslam iktisadı literatüründe kayda değer bir artış gözlenmektedir. Buna rağmen İslam iktisadını, ekonomi öğrencilerine standart bir şekilde sunacak güvenilir bir ders kitabına yönelik ihtiyaç devam etmektedir. Yeni kurulan her disiplinde bu, aşılması gereken zorluklardan biri olmaktadır. Fakat metodoloji ile ilgili konuların hâlen göz korkutucu birer problem olarak görüldüğü İslam iktisadında, bu durum daha da zor bir iş olmaktadır. Ekonominin Temelleri: Ahlaki Bir Yaklaşım, bu ihtiyaca yönelik bir girişimdir.
Bu eser, İslam İktisadı alanına yaptığı katkılardan dolayı 2015 yılında İslam Kalkınma Bankası tarafından kendisine İslam İktisat Ödülü verilen, Seif İbrahim Tag el-Din'in 2001-2007 yılları arasında Loughborough Üniversitesi'ne bağlı Markfield Yüksek Öğretim Enstitüsü'ndeki (MI H E) İslam İktisadı dersininin geliştirilmesi ve öğretilmesi sürecinde elde edilen deneyimlerinin bir neticesidir. Eser, iktisat ile ahlak arasındaki mesafe büyüdükçe modern iktisadın yoksullaştığı tezi etrafında şekillenmektedir. Metin boyunca teknikten ziyade prensipler üzerinde durulmaktadır. Yazarın da belirttiği üzere "ahlaki politika", kitabın metodolojisini yakalayan ana terimdir. Kitap, İslam iktisadını, iktisat teorisinde salt bir heterodoksiden ziyade ekonomi politiğin ahlaki niteliği ile ilgili bir ekonomi bilimi olarak gündeme getiren türünün ilk kitabıdır.
Esra KABAKLARLI 2016 yılında, Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomi Forumu’nun ana teması olan Endüstri 4.0, “Dördüncü Sanayi Devrimi” anlamına gelmektedir. Endüstri 4.0, imalat sanayinde üretimin katma değer yaratılan her aşamasında ve tedarik zincirinde meydana gelen gelişmeleri tanımlamaktadır. Dünya’da yaygın olarak kullanılan terim ilk kez Almanya’nın yüksek teknolojili imalat sanayi stratejisi için kullanılmıştır. “Nesnelerin İnterneti” ya da “Endüstriyel İnternet” terimleri de Endüstri 4.0 tanımını ifade etmektedir. Geleneksel üretim metotları ve imalat yöntemleri zamanla farklı evreler izleyerek dijital dönüşümü gerçekleştirmiştir. Alman Ekonomi Profesörü Klaus Schwab’a göre son sanayi devrimi, önümüzdeki yıllarda iş yapış ve yaşama şekillerimizi temelden değiştirecektir. Yale Üniversitesi Ekonomi Profesörü, 2013 Nobel Ödüllü Robert J. Shiller “Yangın sigortası yaptırmak için evinizin yanmasını bekleyemezsiniz. Biz de Dördüncü Sanayi Devrimi’ne hazırlanmak için toplumumuzun kökten altüst olmasını bekleyemeyiz.” sözüyle ülkeler için Endüstri 4.0 treninin kaçırılmaması gereken bir fırsat olduğunu vurgulamıştır.
Aclan Omağ, Ali İhsan Karacan, Başak Tanınmış Yücememiş, Canan Dağıdır Çakan, Erişah Arıcan, Esra Erişir Karacan, Gökhan Işıl, Güçlü Okay, İdil Özlem Koç, Lamiha Öztürk, Levent Çinko, Mahmut Hayati Eriş, Murat Akbalık, Server Demirci, Ufuk Alkan, Ufuk Başoğlu, Vildan Serin Finansal piyasalar, para ve bankacılık günlük yaşamımızı doğrudan etkileyen, hatta içinde yer alan ve merak uyandıran konu başlıkları arasında bulunmaktadır. Çünkü bu alanda öğrenilenler politik arenada tartışmalara konu olan iktisat politikasının yürütülmesi ile ilgili farklı görüşlerin kavranmasına olanak sağlamasının yanında, medyada sık sık duyulan ekonomik ve finansal kavramların daha açık bir biçimde anlaşılabilmesine de yardımcı olmaktadır. Finansal piyasalar, para ve bankacılık ilişkisine yönelik hazırlanan bu kitapta yer alan tüm konu başlıkları, birleştirici bir yöntemle ele alınmış, okuyucular için ekonomik ve finansal perspektifte bir analiz sistematiği geliştirilmeye çalışılmıştır.
Bu kitapta; finansal sistemi oluşturan finansal piyasaların yapısı ve işleyişinin yanı sıra finansal kurumlar ve araçlar ele alınmış, para kavramı ve politikaları teorik temellere dayandırılmış, yine paranın ve politikalarının finansal sistemdeki yeri incelenerek merkez bankası para politikası uygulamalarına değinilmiş ve finansal sistemin istikrarı üzerinde durulmuştur. Bunlarla birlikte finansal sistemde bankacılığa ilişkin teorik altyapı incelenmiş, sistemin en önemli aktörü olan bankaların gelişimi, işlevleri, uluslararası faaliyetleri ele alınmış ve sistemin düzenlenmesi ve denetimine yönelik faaliyetler irdelenmiştir. Kitapta yer bulan bu konular hem dünya ülkelerinde hem de Türkiye'de yaşanan gelişim ve değişimi gözler önüne sermektedir.
Okuyucular bu kitapta edinecekleri bilgilerle farklı bakış açısı ve düşünce tarzıyla konuya yaklaşıp irdeleme fırsatı bulabilecektir.
Aylin Koç Konu, Ayşe Nur Mercan, Emre Gedikoğlu, Funda Mermertaş, İbrahim Halil Nergiz, İlker İbrahim Avşar, Mehmet Pekmezci, Mustafa Mete, Mustafa Mete, Sinan Çınar, Tuğba İncenacar, Veysi Evis Gelişen Piyasalar Ekonomisi başlığıyla hazırlanan bu kitap, iktisadi ve idari bilimler fakültelerinde okutulan birçok derste yardımcı kaynak olma özelliği taşımaktadır. Derslerde ihtiyaç duyulan ilgili ülkelerin verilerine hızlı ve pratik bir şekilde bu çalışmada ulaşılabilecektir. Çalışmada; dikkatleri üzerine çeken, gelişme potansiyeli hayli yüksek olan, gelişen piyasa ekonomilerine sahip ülkeler incelenmiştir. Gelişen piyasa ekonomilerine sahip ülkelerin, son 30 yılda küresel ekonomide oldukça önem kazandığı görülmektedir. Bu ülkeler, dünya nüfusunun yaklaşık %84'ünü oluşturmaları ve dünya ticaretindeki rolleri ile dikkatleri üzerlerine çekmektedir. Yine bu ülkelerin önümüzdeki yıllarda da küresel ekonominin büyüme motoru olmaya devam edecekleri düşünülmektedir. Bu çalışmada Morgan Stanley Capital International (MSCI) ve Focus Economics'e göre gelişen piyasa ekonomilerine dâhil olan 27 ülkenin 2000-2018 dönemine ait Demografik ve Makro ekonomik verileri incelenmiştir. Bu incelemeler ışığında her bir ülke verileri yorumlanarak değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Ali Erdoğan Doğrudan yabancı sermaye yatırımları, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için önemli bir sermaye kaynağıdır. Birçok ülke, doğrudan yatırımları teşvik ederek ekonomilerini geliştirme stratejisini izlemektedir. Küreselleşme sürecinin hız kazanmasıyla birlikte hem gelişmiş hem de tasarruf ve yatırım eksiği bulunan ülkeler, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını çekebilmek için çaba sarf etmektedir. Söz konusu yatırımları çekebilmek; ülke ekonomisine sermayenin yanı sıra teknoloji, istihdam, millî gelir artışı, üretim ve geniş dış pazar avantajları gibi birçok katkı sağladığı için ülkelerin kalkınmasında doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının etkin bir rol oynadığı kabul edilmektedir.
Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının Türkiye’ye bugüne kadar arzu edilen seviyelerde gelmemiş olması, araştırılması gereken önemli bir konudur. Bu çalışmadaki en önemli hedef; doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ekonomi üzerindeki önemli etkilerinin belirlenmesinin yanı sıra, Türkiye’ye yönelik doğrudan yatırımların bugüne kadar istenilen seviyede gerçekleşememesinin ve ülkeye gelen yatırımların istihdam, ekonomik büyüme ve millî gelir üzerindeki etkilerinin yetersiz düzeyde oluşunun nedenlerini belirlemek ve bu duruma çözüm önerileri getirmektir. Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının istihdam, millî gelir ve ekonomik büyümeyi optimal seviyede etkileyebilmesi için, gelen doğrudan yatırımların türü önem arz etmekte ve bu bağlamda ülkemiz, sabit sermaye yatırımlarına ihtiyaç duymaktadır. Bununla birlikte, gelen doğrudan yabancı sermaye yatırımları; büyük oranda Türkiye’nin iktisadi durumuyla ilgili, dolayısıyla ekonomisinin büyüklüğü, istikrarı ve dışa açıklık seviyesi ile doğrudan ilişkilidir.
Özlem Durgun Çocuk yoksulluğu dünyanın en büyük sorunu olarak kabul edilmelidir. Sanılanın aksine çocuk yoksulluğu gelişmiş ülkeler için de önemli bir sorundur. Zengin ülkelerdeki her beş çocuktan biri göreli yoksulluk içinde yaşamaktadır. Hatta teorik ve güncel araştırmalara dayanılarak yapılan bu çalışmada varılan bilimsel parametreler, çocukların yeterli veya doğru besine ulaşamayarak aç kaldığını ortaya koymaktadır.
Araştırılan ülkelerin yüksek gelirlerinin çocukların yaşamlarını iyileştiremediği, en zengin ülkelerde bile çocuklarda beslenme, sağlık, eğitim gibi sorunların devam ettiği hatta az gelişmiş ülkelerde rastlanılan çocuk ölümlerinin, çocuk hak ve istismarlarının, erken evliliklerin bu söz konusu zengin ülkelerde de var olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yoksulluk ne ülke içinde ne de hane halkı içinde eşit dağılmaktadır. Sadece gelir arttırıcı politikaların uygulandığı ülkelerde, zenginleşmenin bedelini çocuklar ödemektedir.
Çocuk yoksulluğu konusunda farkındalık yaratmayı amaçlayan bu çalışmada; gelişmiş ülkelerde çocuk yoksulluğunun nedenleri, sonuçları ve çocuk yoksulluğunu önlemeye yönelik uygulanan politikalar tartışılmıştır. Aslında zengin ülkeler, hiçbir çocuğun yoksulluk çekmeyeceği imkânlara ve çocuk yoksulluğunu bertaraf edecek kaynaklara sahiptir. Önemli olan bu amaca uygun irade yaratmak ve politikalar uygulamaktır. Zengin ülkelerdeki başarı, gelişmekte olan ülkelerin de önceliklerini değiştirerek gelecek nesillerde çocuk yoksulluğunu önlemede ivme sağlayacaktır. Bu nedenle yoksulluk önleyici politikalarda çocuklara öncelik verilmesi için konu sürekli gündemde tutulmalıdır.
Yusuf BAYRAKTUTAN Bölgeselleşme ya da Kürselleşme olgularının, ekonomik bütünleşme veya siyasi sınırların önemini yitirmesiyle ortak politikalara yönelimin tercih edilmesi ortak paydasında değerlendirildiği kitapta, 2. Dünya savaşının ardından kitlesel yıkımların yaşandığı bir dünyada, savaş durumunun Avrupa kıtasal alanına öğrettiği temel derslerden biri olarak şekillenirken, kapitalist üretim tarzının Dünya’yı tek piyasa haline getirme idealinin belirginleşmeye başlaması boyutu ortaya konulmaktadır.
Ahmet Özken, Hakkı Gürcan Atay, İrfan Kalpalı, Mehmet Ağırbaş, Meltem Onay, Mine Yılmazer, Mustafa Tanyeri, Mutlu Yılmaz, O. Murat Koçtürk, Ömer Pesen, Özcan Güven, Özge Ayan, Serkan Çınar, Tuğçe Danacı “Dış ticaretin tarihsel evrimi ve güncel mevzuat uygulamalarından dış ticaret süreçlerine kadar geniş bir yelpazede sağladığı bilgilerle, Türkiye'nin dış ticaret yapısını modern bir bakış açısıyla derinlemesine analiz eden bu değerli yayın, bu alanda her seviyede görev yapanlar, akademisyenler ve özel sektörde faaliyet gösteren/gösterecek olan meslek mensupları için yol gösterici niteliktedir.
Kitapta, dış ticaret alanındaki birçok yayından farklı olarak iş dünyasının çeşitli sektörlerinde faaliyet gösteren temsilcilerin tecrübelerini paylaştığı röportajlara yer verilmiş. Başarı öykülerinin anlatıldığı bu röportajların iş dünyasına yeni adım atmış veya atacak olanlara büyük katkı sağlayacağına inanıyorum.
Kamu-özel sektör-üniversite üçgeninde oluşturulan bu yayın, dış ticaret alanındaki sorulara A'dan Z'ye yanıtlar sunan çok değerli bir çalışma olmuş. Emeği geçen herkesi tebrik eder, başarılarının devamını dilerim.”
Adnan Yıldırım (Ekonomi Bakan Yardımcısı)
•••
1980'li yıllarla birlikte, ihracata dayalı büyüme modelinden bugün 500 milyar dolarlık iddialı bir ihracat hacmine erişme hedefi olan ülkemizde gelinen nokta, kalkınmamız yönündeki en büyük çabalardan biridir.
Üreten, ürettiğini ihraç eden girişimcilerimizin sayılarının artması ve teknolojinin sunduğu nimetleri en etkin şekilde kullanarak ülkeye döviz kazandırması bugünkü rekabet ortamında dünden daha önemli bir hâle gelmiştir.
Bu nedenle, doğru bilgilendirme ve doğru kaynakları kullanma açısından farklı akademisyen ve uzmanlarca hazırlanmış söz konusu yayının bir rehber niteliğinde olduğu inancındayım.
Bu değerli yayının, stratejik hedeflerimizden biri olan dış ticaret hacmini artırmamızda dikkat çekici bir başarı elde etmesi temennisiyle, emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.
Ender Yorgancılar (EBSO Yönetim Kurulu Başkanı)
•••
Her geçen gün küreselleşen dünyamızda dış ticaretin önemi giderek artmaktadır. Başarılı örneklerin paylaşılmasını, geçmiş deneyimlerin genç girişimcilere aktarılmasını, bu sayede onların cesaretlendirilmesini çok önemli buluyorum.
Yarattığınız eser bu açıdan çok değerli bir kaynak niteliğindedir. Özellikle, Türkiye şartlarında başarıya ulaşmış kişilerle yapılan röportajlar yol gösterici.
Bu tür yayınlar; üretmeyi, ticareti ve kısacası hayatı desteklemektedir. Değerli katkılarınızdan dolayı sizi ve emeği geçen herkesi kutluyorum.
Sabri Ünlütürk (Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı)

İsmail Metin Küresel rekabet ortamında uluslararası pazarlarda daha etkin bir şekilde faaliyette bulunabilmek için, elektronik pazaryerlerini kullanarak ihracat ve ithalat yapmak zorunluluk haline gelmiştir. e-ticaretin ilk aşamalarında yüz yüze iletişim olmaması nedeniyle karşı tarafa olan güvenilirlikle ilgili problemler yaşanmaktadır. Bu kitapta, e-ortamda güvenilirlikle ilgili elektronik pazar yerlerinin uygulamalarına ve ihracatçı ve ithalatçıların alması gereken önlemlere yer verilmiştir. Ayrıca elinizdeki kitapta, dünyanın en önde gelen elektronik pazaryeri olarak kabul edilen alibaba.com'a üye olarak ihracat için müşteri bulma ve ithalat için uygun tedarikçi ve ürün bulma işlemleri detaylı bir şekilde anlatılmaktadır.
"İhracatçı ve İthalatçılar için Elektronik Ticaret" adlı eserin yazılmasındaki ana amaç; elektronik ortamda ihracat pazarlamasıyla ilgilenen veya ithalat yapmak isteyen girişimcilere, öğrencilere ve diğer ilgili bireylere elektronik ortamda dış ticaret işlemleri yapabilmeyi öğretmektir. Söz konusu eser, ihracat ya da ithalat yapmayı düşünen veya yeni başlamış küçük ve orta büyüklükteki işletmelerle, dış ticaret eğitimi veren çeşitli kuruluşlar, fakülteler ve yüksekokullar için temel bir kaynak kitap özelliği taşımaktadır.
M. Umer Chapra İktisadın Geleceği: İslamî Bir Bakış hem iktisadi hem de ahlâki açıdan ana akım iktisadın bilimsel ve samimi bir eleştirisidir. Chapra, yararının olduğu kadar Batı merkezli kapitalist iktisadın limitlerinin de farkındadır. İktisadi analizin gerçek değerinin ve dünyadaki insanlığın daha iyiye gitmesine katkı yapabileceğinin bilincinde olarak, zayıf taraflarının bu disiplinin gerçek rolünü oynamasına gölge düşürdüğünü belirtmektedir. Nelerin yanlış olduğunu belirterek aynı zamanda doğrusu için çözüm önerileri de sunmaktadır. Çalışma ayrıca iktisadın etkinliğini göz ardı etmeyecek şekilde eşitlik ve adalet meselesine odaklanılmasını sağlayan sistematik bir çaba sarf etmektedir. Eğer iktisat, insanın refahına yönelik bir bilim ise ve sadece "zenginliğin kasvetli bir bilimi" değilse denge ve etkinliğin ortak hedefleri birlikte ilerlemesi gerekmektedir. Chapra, ahlâki filtrelerin kavramlarını açıklarken ve ana akım iktisadın matrisleri içerisinde adalet boyutunu yeniden oluşturmaya çalışmaktadır.
İslam iktisadını titizlikle iktisadın kendi alanına yerleştiren Chapra, İslam iktisadına ayrı bir tür olarak bakmamaktadır. İktisadi problemleri İslamî bir bakış açısı ile değerlendirmekte bu da iktisadı, İslamî bir toplumsal düzen ve tasavvurla uyumlu hâle getiren yenilikçi bir çabadır. İslam ve iktisat öyle birbirine geçmiştir ki iktisat yeni bir gidişat geliştirmekte ve katedilecek yeni bir dünya keşfetmektedir. Bütün bunlarla birlikte Chapra, iktisadın, adil düzen arayışında insanlık için gerçekten yararlı olması için islamî bir bakış açısı ile ahlâki zenginleşmeye ihtiyacı varken ümmetin de iktisadın tarihini ve kendi noksanlarını farketmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Sami TABAN İktisadi büyüme, iktisat biliminde en ileri düzeyde teorik araştırmaların yürütüldüğü bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüz dünyasında zengin ülkelerle fakir ülkeler arasındaki gelişmişlik farkının giderek açılması, büyüme ve kalkınma konularına olan ilgiyi de giderek artırmaktadır. İktisadi büyümenin sonucunda ülke vatandaşlarının daha fazla üretim ve daha fazla tüketim yaparak daha yüksek refah düzeyine ulaşabilmeleri olanaklı hâle gelmektedir. Bu bağlamda, ülkelerin iktisadi büyümelerinin altında yatan etmenlerin neler olduğu ve bu etmenlerin büyüme ile olan ilişkileri, geçmişten günümüze çeşitli iktisatçılar tarafından geliştirilmiş olan büyüme modelleri tarafından açıklanmaya çalışılmaktadır. Bu çerçevede, tarihsel gelişim süreci dikkate alınarak temel büyüme modellerinin özlü bir şekilde öğrencilere ve ilgilenenlere sunulması, bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Kitap; iktisadi büyüme kavramı, geleneksel büyüme modelleri ve çağdaş büyüme modellerinin yer aldığı üç bölümden oluşmaktadır.
Ömer Yılmaz - Merter Akıncı İktisadi büyüme, iktisat biliminde uzun yıllar güncelliğini koruyan ve teorik temelleri üzerine yeni düşünce akımlarının ortaya konulabileceği bir alandır. Özellikle 19. yüzyıldan itibaren ülkelerin zengin ve fakir olmaları biçiminde bir ayırıma gidilmesi ve her iki grup ülke arasındaki gelişmişlik farkının giderek açılması, büyüme ve kalkınma konularına olan ilgiyi de artırmıştır. Temelde iktisadi büyüme ile birlikte ülkelerin üretim ve tüketim yönünden refahlarını yükseltmelerine bağlı olarak, iktisadi büyüme dinamiklerinin neler olduğunun ve bu dinamiklerin büyüme üzerindeki etkilerinin belirlenebilmesi, farklı sistematik fikirler yardımıyla ortaya konan büyüme modelleri çerçevesinde açıklanmaya çalışılmıştır.
Temel olarak iktisadi büyüme ve bununla ilgili olan kavramlar ile geçmişten günümüze kadar ortaya atılan büyüme teorilerinin ayrıntılı olarak incelenmesine dayanan bu eserde; Cumhuriyet döneminden itibaren Türkiye ekonomisindeki büyüme dinamikleri ele alınmakta ve büyüme süreci üzerinde etkili olan makroekonomik faktörler uygulamalı olarak analiz edilmektedir. Geniş kapsamından dolayı bu çalışmanın, lisans ve lisansüstü düzeyde eğitim gören öğrencilere faydalı olabileceği açıktır.
M. Umer Chapra İslam’ın neredeyse tüm Müslüman ülkelerde yaşamakta olduğu diriliş, İslam’ın öngördüğü türde bir refahı gerçekleştirebilmek ve insanların karşılaştığı çeşitli problemleri özellikle de iktisat alanındakileri çözebilmekiçin sunması gereken programın açık ve bütüncül bir resmine duyulan bir ihtiyaç yaratmıştır. Özellikle ilgi odağı olan nokta ise, dünya genelinde çoğu ülkenin karşı karşıya olduğu makroekonomik ve dış dengesizlikleri üstesinden gelinebilecek sınırlara çekecek aynı zamanda tam istihdamı mümkün kılacak, yoksulluğu ortadan kaldıracak, ihtiyaçları karşılayacak ve gelir ve servet eşitsizliklerini en aza indirecek bir stratejidir. Müslüman ülkeler kapitalizmin, sosyalizmin ve refah devletinin seküler dünya görüşleri çerçevesinde bu tür strateji üretebilirler mi? İslam hedeflerine ulaşmalarında onlara yardımcı olabilir mi? Eğer olabilirse, İslamî öğretiler nasıl bir politika paketi sunmaktadır? Bu kitap, bu ve diğer ilişkili sorulara cevap aramaktadır.
Kitap seküler temelli tasarımlar olan kapitalizm, sosyalizm ve refah devletine ilişkin eleştirilerine ilaveten busistemlerin başarısızlıklarına dair İslamî bir perspektif oluşturması açısından özgün bir eserdir. Kur’an’ın öğretilerini modern ekonomi ile bir araya getirerek İslam iktisadının İslam’ın öngördüğü iyilik halini gerçekleştirmek için ne sunması gerektiğine dair net ve entegre bir çerçeve sunmaktadır.
Mabid Ali Al-Jarhi, Osamah Al Rawashdeh, Muhammed Iqbal Anjum, Toseef Azid, Servet Bayındır, Muhammet Fatih Canbaz, M. Kemalettin Çonkar, Abdullah Durmuş, Ekrem Erdem, H. Mehmet Günay, Hichem Hamza, Khoutem Ben Jedidia, M. Fahim Khan, Kadir Kızıltepe, Muhammad Azeem Qureshi, Fatih Yardımcıoğlu Kur’an’da ve hadis literatüründe ribâ olarak adlandırılan şey(ler)in katiyetle yasaklanmış olduğu konusunda Müslümanlar aksi yönde görüşlerine pek rastlanmamıştır. Tartışmaların ana eksenini ; ribânın tanımı, türleri, yasağın hikmeti ve kapsamı, günümüzdeki modern finans uygulamalarının ribâ yasağı açısından değerlendirilmesi, mevcut İslamî finansta ribânın yeri ve ribâ içermeyen alternatif finansal ürünlerin nasıl geliştirileceği gibi konular oluşturmaktadır.
Elinizdeki bu kitap temelde günümüz iktisadi problemlerinde yer aldığı düşünülen pek çok sosyal, siyasal ve iktisadi soruna yol açan faiz konusunu odağa almaktadır. Bu bağlamda kitapta, kavramdan uygulamaya faizin birçok açıdan incelendiği makaleler yer almaktadır. Söz konusu metinler genelden özele ; Kur’an-ı Kerim’de ribâ ayetlerinin kademeli nüzulü, faizin eylemsel ve sonuç odaklı tanımlanması önerisi, literatürdeki faiz teorilerinin mukayesesi, literatürde faizle ilintili olarak en sık anılan teori olan paranın zaman değerinin İslamî açıdan değerlendirilmesi, alternatif bir bakış açısıyla faizi bir piyasa aksaklığı olarak açıklayan bir görüş ortaya konması, günümüz İslam finansındaki murâbaha ve faiz ilişkisi, kitle fonlamasından hareketle faizsiz yatırım ürünleri geliştirme önerisi gibi konularla ilgilidir.
Asad Zaman Asad Zaman, İslam iktisadım Müslümanların karşılaştıkları meydan okumalara verilen bir cevap olarak konumlandırmama ve İslam iktisadının tarihsel köklerine bir yolculuk yapmaktadır. Zaman'ın çalışmaları özelde ana akım iktisat, genelde ise Batı düşüncesi eleştirisine odaklanmaktadır. Bu çerçevede daha çok Aydınlanma sonrası Batılı düşünürlerin insan ve onun ekonomik aktivitelerine yönelik yaklaşımlarını merkeze alarak ciddi kritikler yöneltilmektedir. Bilhassa günümüz üniversitelerinde okutulan ve piyasada uygulama alanı bulan ana akım iktisadın temel varsayımlarını ve bunların genel geçerliğini sorgulayan Zaman, tıpkı modern İslam iktisadının kurucu isimleri gibi alternatif bir sistem tasavvuruna sahiptir. Dolayısıyla yaptığı diğer çalışmalarda olduğu gibi elinizdeki bu kitapta da benzer eleştiriler mevcuttur.
Zaman, bu çalışmasında, iktisat biliminin durduğu noktaya ve İslam iktisadının ana akım iktisattan ayrıştığı yönlere ışık tutmakta ve okuyucuyu meselenin kökenlerine götürmektedir. Bunun devamında, İslam iktisadını, Müslümanların karşılaştıkları meydan okumalara verilen bir cevap olarak konumlandırmakta ve İslam iktisadının tarihsel köklerine bir yolculuk yapmaktadır. Kökenlere doğru yaptığı bu yolculuğun yönünü, Avrupa sömürgeciliği ve buna bağlı olarak ortaya çıkan yeni sorunların Müslümanları sevk ettiği arayışlara çevirmekte ve bu noktada Müslümanların kendi gelenekleriyle uyumlu, oradan beslenen çözümler bulma arayışı üzerinde durmaktadır.
Zaman'ın güçlü argümanlar ile ele aldığı konuları sunmadaki ustalığı ve kitaptaki her bölümü ana akım iktisat ile mukayeseli bir şekilde incelemesi, bu çalışmayı ayrıcalıklı kılmaktadır. İncelediği meseleleri derin bir felsefi bakış açısıyla ele alması, kitabın Türkçe literatürde önemli bir boşluğu dolduracağını göstermektedir.
Mehmet Fatih Buğan İslam ekonomisi ve finansı alanına olan ilgi hem İslam ülkelerinde hem de diğer coğrafyalarda gün geçtikçe artmaktadır. Güncel akademik tartışmalar, sistemin gerekliliği üzerinde hemfikir olmakla beraber zamanla sisteme olan güvenin azaldığı yönündedir. İslami bankaların kâr payı oranları ile konvansiyonel bankaların mevduat faiz oranları arasındaki benzerlik, bazı sukuk türlerinin şer'i uygunluğu yönündeki fikir ayrılıkları, gri alan olan türev ürünlerin kullanımı ve benzeri nedenler, bu güvensizliğin başlıca sebeplerindendir. İslami hisse senedi piyasalarına olan güvensizliğin nedeni de İslami hisse senedi tarama metodolojileri arasındaki ciddi farklılıklardan kaynaklanmaktadır.
Bu kitapta, farklılıkların nerden kaynaklandığı ve bu farklılıkların çözümü üzerinde durulmuş ve bir model önerisi geliştirilmiştir. Ayrıca
-İslami finans sisteminin temel prensipleri,
-Finansal araç ve kurumları,
-Sermaye piyasaları (sukuk, hisse senetleri, yatırım fonları) ve
-Sigortacılık (tekafül)
konularına da yer verilmiş, güncel veriler ışığında günümüzdeki mevcut durumu irdelenmiştir.
Ergül HAN - Ayten Ayşen KAYA Esas olarak İkinci Dünya Savaşı sonrası tüm insanlığın ekonomik, sosyal, kültürel ve hatta siyasal gündemine oturan Azgelişmişlik ve Kalkınma Sorunu, doğal olarak bir kalkınma yazınının doğmasına ve zaman içinde giderek çok hızlı biçimde gelişmesine yol açmıştır.
Elinizdeki bu kitap, kalkınma ekonomisi ile ilgili geleneksel ve çağdaş teorik yaklaşımları ve uygulamada izlenmesi söz konusu olabilen politikaları kapsamaktadır. Bu bağlamda kitapta kalkınma ve azgelişmişlikle ilgili tanımsal ve ölçümsel konular; azgelişmişlik teorileri; sermaye birikimi ve teknoloji sorunları; kalkınmanın finansmanı; nüfus, beşeri sermaye ve istihdam sorunları; kalkınma ve dış ticaret; kaynak dağılımı sorunu; kalkınma ve sanayileşme stratejileri ve son olarak sürdürülebilir kalkınma konuları ele alınmıştır. Kitabımızın öğrencilerimiz yanında konuya ilişkin temel bilgiler edinmek isteyenlere de yararlı olacağı kanısındayız.
Fahri Seker Bu kitap Russel Kirk’in genel olarak sosyal bilimlerde özel de ise siyaset biliminde kullandığı araştırma programı çerçevesinde yazılmıştır. Kirk (2008)’e göre “…. modern siyaset biliminde çizilmesi gerekli sınır çizgisi, Eric Voegelin’in de işaret ettiği gibi, ‘bir tarafta liberaller, diğer taraftaysa totaliteryenler’ şeklindeki bir ayırım değildir. Kanaatimize göre şöyle bir ayırım vardır: Sınırın bir tarafındaki maddi düzenin var olan tek düzen olduğuna, maddi ihtiyaçların tek ihtiyaçlar olduğuna ve geçmişten bugüne uzanan insanlık mirasını istedikleri gibi kullanabileceklerine inanan insanlar var. Sınırın diğer tarafındaysa, evrende süreklilik arz eden ahlaki bir düzenin var olduğuna; insan doğasının değişmezliğine ve maddi ve manevi düzenlere karşı büyük ödevlerimizin olduğuna inanan insanlar var”. Bu bağlamda kitabın temel amacı kalkınma kavramını etik temellere dayalı olarak yeniden tanımlama ve geliştirme çabalarını ve ekonomik büyümeyi en geniş anlamda insanla buluşturma girişimi olarak kapsayıcı büyümenin temel bileşenlerini incelemektir.
Merter Mert Bu çalışmada, gerek kalkınma ve büyüme iktisadına gerekse modern kalkınma teorisinin yapıtaşı olan iktisadi tasarıma ilişkin olarak temel bilgilerin açıklanması hedeflenmiştir. Çalışmada yer alan kimi bilgilerin, Yeni Kalkınma'nın daha iyi anlaşılmasına imkân verecek bir çerçeve çizmesi bakımından önemli olduğu düşünülmektedir. Ayrıca, bir kavram olarak iktisadın içeriğine ilişkin bir takım önemli görülen bilgiler de Alfred Marshall ve John Maynard Keynes'in düşünceleri ışığında, çalışmada yer almaktadır.
İkinci basımın içeriği kısaca şöyledir: Birinci bölümde, kavramsal bir giriş yapılmıştır. İkinci bölümde, azgelişmiş ülkelerin kimi özellileri güncel veriler kullanılarak açıklanmıştır. Üçüncü bölüm, azgelişmiş ülkelerin kolonyal geçmişlerini anlatmaktadır. Dördüncü bölümde, kalkınma iktisadının geçmişteki ile günümüzdeki anlamları arasındaki farklılıklar açıklanmıştır. Bu bölümün sonunda, Yeni Kalkınma'nın iktisadi tasarım anlamına geldiği bir kez daha vurgulanmıştır. Beşinci bölümde kalkınma teorileri ve altıncı bölümde ise iktisadi tasarıma ilişkin temel bilgiler verilmiştir. Yedinci bölüm, iktisadi tasarımın önemli bir unsuru olarak amaç fonksiyonu üzerinedir. Bu bölümde mikroiktisadi amaçlar kalkınma amaçları ile eşleştirilerek açıklanmıştır. Sekizinci bölümde, iktisadın ve kalkınma tasarımının Marshallgil, Keynesgil ve etik kökenleri sunulmuştur. Dokuzuncu bölümde, iktisadi büyümenin temel kavramları verildikten sonra onuncu bölümde, iktisadi büyümede talep kısıtı açıklanmıştır. Onbirinci bölümde, büyüme ile yakalama kavramlarının farkı sunulduktan sonra yakalama sürecinde talep kısıtı, orta-gelir tuzağı bağlamında açıklanmıştır. Onikinci bölümde ise yakalama sürecinde doğrudan yabancı yatırımların rolü Findlay'in modeli kullanılarak gösterilmiştir. Son bölümde, kalkınma ve büyüme tasarımında altyapı sorununa, ulaştırma çerçevesinde değinilmiştir.
Fevzi Akgün Çöp ve çöp tenekesi olmayan, gıda ve katı atıkta israfa sıfır tolerans olan güzel bir yaşam olur mu?
Olur!
Sonsuz gökyüzü, okyanuslar, denizler ve karadan oluşan üç mekanda ölçülemeyen milyarlarca canlının bir çöpü var mı?
Yok!
İlahi sistem böyle kurulmuş, birinin çöpü diğerinin gıdası oluyor.

Yazar bu sistemi örnek alıp herkesin uygulayabileceği ve sürdürülebilir, sıfır israf projesi yaparak çöpsüz, nezih bir yaşam modeli oluşturmuş ve yıllarca canlı biçimde uygulanmıştır.
Şimdilik uzaya gidemeyen, nükleer çalışmalar yapamayan, petrol çıkaramayan güzel ülkemizin şeker tadındaki bu projelerle maddi ve manevi yönden kalkınabileceğini göstermiştir.
“Haydi oradan canım sen de!” diyorsanız halebi oradaysa arşın burada; buyurunuz.
Zeyneb Hafsa Orhan İslâmî bankacılık fikri, faizsiz yapı ve kâr-zarar ortaklığı mekanizması olmak üzere iki temele dayanmaktadır. 196Cflı yıllardan beri mevcudiyetini sürdüren İslâmî bankalar, günümüz küresel finans piyasasının aktörlerinden biridir. Son 50 yılda, pek çok gelişme yaşanmıştır. Bunlardan biri, kâr-zarar ortaklığı enstrümanlarının yetersiz kullanımı ve kullanılsa bile sorgulanabilir uygulamalarının varlığıdır. Bu kitap; her şeyden önce mezkûr gelişmelerin, mudârebe ve müşâreke olan kâr-zarar ortaklığı enstrümanlarına mahsus oluşan ekstra risklerin bir sonucu olduğu varsayımı üzerine kurulmuştur. Kitabın amacı mudârebe ve müşâreke ile ilgili her türlü ekstra risk için analiz yapmaktır. Bu amacı gütmek üzere öncelikle mudârebe ve müşâreke enstrümanlarına yönelik mufassal bir bilgi verilecek akabinde İslâmî bankaların mevcut kâr-zarar ortaklığı uygulamaları analiz edilecek ve son olarak da asimetrik bilgi, kredi riski, getiri oranı riski ve geri çekme riski, risk tanıtımı, hesabı ve hafifletimi olan risk yönetim süreçleri yoluyla analiz edilmiştir. Bu kapsamda her risk türü (yeniden) tanımlanmış, risk faktörleri belirlenmiş, yeni hesaplama yaklaşımları sunulmuş, mudârebe ve müşâreke enstrümanları için risk hafifletim teknikleri ileri sürülmüştür.
Nurhan Papatya Kitap, 2003 yılı ilk ayında Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde savunulmuş “ Sürdürülebilir Rekabetçi Üstünlük Sağlamada Kaynak Tabanlı Stratejik Pazarlama Yaklaşımı: Isparta Sanayi Sektörü İşletmelerinde Uygulama” adlı ilk doktora tezinin gözden geçirilmiş ve düzenlenmiş Türkiye’de yayınlanan ilk hacimli çalışmadır.
Burhan KABADAYI Ekonomik değişkenlerde zamana bağlı ve uzun dönemli dalgalanmalar meydana geldiği gibi anlık şokların etkisinden kaynaklanan kısa dönemli dalgalanmalar da meydana gelebilir. İktisat alanında uzun dönemli dalgalanmalar konjonktür teorileri başlığı altından incelenirken, kısa dönemli ve şok etkisine neden olan dalgalanmalar ekonomik krizler başlığı altında analiz edilmektedir. Bu kitapta konjonktür dalgalanmaları ve ekonomik kriz kavramları birlikte incelenmiştir. Ekonomik krizlerin dünya ekonomileri ve Türkiye özelindeki etkileri araştırılmıştır. Kitabın son bölümünde ise konjonktür dalgalanmaları teorileri ışığında Türkiye ekonomisi zaman serisi analizleriyle tetkik edilmiştir. Krizler ise rejim değişimi analizleriyle incelenmiştir.

Kitabın lisans düzeyinde üniversitelerde okutulan İktisada Giriş, Makro İktisat, Uluslararası İktisat ve Ekonometri dersleri için yardımcı kitap olarak kullanılabileceği gibi ilgili alanda akademik çalışma yürüten yüksek lisans, doktora öğrencileri ve akademisyenler için yardımcı bir kaynak olacağı düşünülmektedir.