İktisadi Gelişme ve Uluslararası İktisat \ 1-3
Adem Doğan, Adnan Oduncu, Alkan Soyak, Alper Aslan, Belgin Akçay, Bilge Köksel, Ertuğrul Yıldırım, Esra Siverekli, Ferhan Aydemir, Ferit Kula, Gökçe Maraş, H. Mahir Fisunoğlu, Hatice Erkekoğlu, Hayriye Atik, Jale Yalınpala Çokgezen, Kıvanç Halil Arıç, Levent Gökdemir, Lütfü Öztürk, Mahir Fisunoğlu, Mehmet Ali Bilginoğlu, Mehmet Şişman, Melike Atay Polat, Melike Kum, Metin Aydoğan, Metin Özdemir, Mevlüdiye Şimşek, Mine Yılmazer, Münevver Soyak, Nadir Eroğlu, Oğuz Öcal, Özge Buzdağlı, Pelin Gençoğlu, Seda Şengül, Suzan Ergün, Tayfur Bayat, Tuncay Çelik, Türkan Büyüknalban, Zeynep Öztürk Bu kitap, Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nın uygulandığı 2000'li yıllarda Türkiye ekonomisinde ortaya çıkan yapısal dönüşümleri incelemektedir. Kitabın amacı, 2001 Krizi sonrasında başlatılan reform süreci sonucunda Türkiye ekonomisinde gerçekleşen yapısal değişmeleri detaylı bir şekilde ortaya koymaktır. Kitapta yer alan makalelerin bir kısmında konular ekonometrik ve istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiş, bir kısmında ise istatistik verilerden yararlanılarak dinamik analizler yapılmıştır. Kitap, Türkiye ekonomisinde önemli yapısal reformların yapıldığı bir döneme ışık tutması bakımından önem arz etmektedir.
Kitap, altı bölümden oluşmaktadır: İlk bölüm, “Üretim, İstihdam, Yatırım ve Fiyatlar” başlığını taşımaktadır. İkinci bölüm, “Ekonomik Büyüme ve Ekonomik Gelişme” konusuna ayrılmaktadır. Bu bölümde, ilk olarak ekonomik büyümede etkili olan faktörler ekonometrik yöntemler kullanılarak Türkiye üzerinde sınanmaktadır. Bölümde ikinci olarak, “Ekonomik Gelişme” olgusu Türkiye açısından incelenmektedir. Türkiye'nin 2000'li yıllarda gösterdiği göreli gelişme performansı, başta AB olmak üzere çeşitli ülkeler ve ülke grupları ile karşılaştırmalı olarak ortaya konmaya çalışılmaktadır. Üçüncü bölümde, “Sektörel Gelişmeler ve Politikalar” ele alınmaktadır. Bankacılık sektöründeki gelişmeler, enerji, sanayi ve teknoloji politikaları ile özelleştirme uygulamaları, bu bölümün başlıca konuları arasındadır. Dördüncü bölümde, Türkiye'nin dış ticaretindeki gelişmelerin analizi yer almaktadır. Beşinci bölüm, “Kamu Maliyesi ve Kamu Yönetiminde Gelişmeler” başlığını taşımaktadır. Mali saydamlık ve 2000'li yıllarda kamu mali yönetiminde sağlanan gelişmeler, bu bölümün ana konularıdır. Altıncı bölüm ise “Avrupa Birliği, Küreselleşme ve Kriz” konusuna ayrılmıştır. Kitabımız “Prof. Dr. Cihan Dura'nın Eserleri Üzerine Bir Bibliyografya Denemesi” çalışmasıyla tamamlanmaktadır.
Işın Çelebi 50 Soruda Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri kitabını hazırlarken, 17 temel başlığı uzman arkadaşlarımla incelediğimde bu başlıkların Dünya'nın temel problemleri olduğunu ve gün geçtikçe büyüdüklerini gördüm.
Birleşmiş Milletler’in belirlediği bu 17 başlığın her biri, aynı zamanda globalleşmenin yarattığı derin problemlerdir.
Son zamanlarda yaşanan iklim olayları, karbon salınımın dönüşü olmayan düzeylere ulaşması, sıcaklık seviyesinin değişimi, küresel ısı artışı ve buzulların erimesi konuları, çözüm ve önerileri ile birlikte ele alınmıştır.
Küresel ısınma ve iklim değişiklikleri yeni hastalıklara yol açıyor.
İklim değişikliği ve küresel ısınma sorunu çözülemiyor. Tam tersine gittikçe büyüyor.
Küresel ısınma nedeniyle tarımda üretimin azalması sonucu kişi başına düşen yerel üretim miktarı ve gelir, hızla düşüyor. Bu nedenle büyük göçler, bölgesel savaşlar yaşanıyor.
Sürdürülebilir Kalkınma konusundaki düşünce ve çözüm önerilerimizi, görüşlerinize sunuyoruz.
Beyza Gültekin, Cuma Ercan, Ertuğrul Mıhçıoğlu, Hatice Doğukanlı, İbrahim Halil Ekşi, Levent Şahin, Osman Sesliokuyucu, Yavuz Akçi, Zekayi Kaya Ülkeler, diğer ülkelerle gerek siyasi gerek ticari ve gerekse ekonomik ilişkiler içinde bulunmaktadır. Bu bağlamda dış ticaret, mal ve hizmet ticaretini kapsamaktadır. Daha ucuz, daha hızlı ve daha kaliteli üretimin gerçekleşmesi rekabeti artırmış; yeni üreticilerin, yeni iş alanlarının yaratılmasına imkân vermiş ve bu durum ekonominin küreselleşmesine zemin hazırlamıştır. Küreselleşen ekonomi sayesinde piyasalara, müşterilere ve tedarikçilere ulaşmak daha da kolaylaşmıştır. Tüm bu gelişmeler, dış ticaretin öneminin de artmasına neden olmuştur.
Dış ticaret esnasında bir ürünün nasıl pazarlanabileceğinden başlayıp bu ticaretin muhasebeleştirilmesine kadar yaşanan süreci inceleyen bu çalışma, öğrencilerin ve eğitimcilerin yararlanabileceği teorik bir ders kitabı özelliği taşımasının yanı sıra dış ticareti “meslek” edinmeyi planlayan ya da bu konuda faaliyet gösteren firmaların daha etkin yöntemleri keşfedebilmeleri açısından da faydanabilecekleri pratik bir kaynaktır.
Ali Altuğ Biçer, Ali Kürşat Sak, Arifenur Güngör, Ayfer Genç, Yılmaz Ayşegül, Elif Çaycı, Berk Çaycı, Duygu Celayir, Faruk Yazar, Huzeyfe Zahit Atan, Lütfü Çakır, Mahmut Sami Güngör, Mahmut Esad Ergin, Mehmet Sağlam, Murat Can Gökdemir, Neslihan Arıcı Özcan, Mustafa Ilıcalı, Nihan Yavuz, Oğuz Demir, Şükrü Mete Tepegöz, Tolga Ala Ümmügülsüm Zor, Vildan Merve Yılmaz, Yunus Özcan, Yusuf Artar, Yusuf Tuna, Didem Zeynep Beyazı, Zeynep Çelik Gülseven Gelişen ve değişen sosyal, iktisadi, siyasi şartlar, doğru kararlar almayı ve stratejik hamleler yapabilmeyi elzem hâle getirmiştir. Karar vericilerin doğru ve tutarlı kararlar verebilmesi için ellerinde doğru bilginin bulunması gerekmektedir. Doğru bilgiye ulaşılabilmesi anlık bir durum değildir. Doğru bilgi tedariki için bir süreç gerekmektedir. “Katma değer” motivasyonunun giderek arttığı günümüz şartlarında, bunun en önemli kaynağının bilgi olduğu tecrübe edilmiştir. Bilgi unsurunun ihmal edildiği dönemlerde yaşanan acı tecrübeler, doğru bilgiye zamanında, ekonomik ve tutarlı şekilde ulaşabilmenin önemini gözler önüne sermiştir.
Bu kitapta; yaklaşık 20 farklı disiplinden katkı sağlayan öğretim üyeleri ve alanında uzman profesyoneller ile bilgi kavramına çok yönlü ve disiplinler arası bir bakış kazandırılmaya çalışılmıştır. Bu yolla bilginin tüm bilim dallarının temel ve en önemli girdisi olduğu tekrar göz önüne çıkartılmaya çalışılmıştır. Bu özelliği sayesinde başta akademisyenler olmak üzere tüm ilgililerin kendi alanlarının yanı sıra farklı disiplinlerin bilgi kavramına olan yaklaşımlarını da inceleme ve irdeleme fırsatı bulunacaktır. Bu yönüyle alanında bir boşluğu dolduracağı düşünülmektedir.
Yusuf Dinç Büyüme kapitalist model içerisinde hayatın her alanında karşımıza çıkan en temel olgudur. Çünkü arz üzerine kurulu model sürdürülebilirliğini büyümeye endekslemiştir. Sistemin kapitalist kodlarını yaymak ve yaşatmak için toplumlar da büyüme motivasyonu ile üstelik dönemine göre rasyonel veya irrasyonel kodlarla örgütlenir. Fakat kitlelerin ve toplumların peşinden sürüklendikleri bu ideal, ucuz bir kurgu ve yanılsamadır. Çünkü kapitalizm, esirgeme modelidir. Büyüme ancak ve sadece kapitalistin büyümesidir ve nimetleri diğerlerinden esirgenir. Fayda risalesi, fayda teorisini İslam iktisadı perspektifinden somut
(maddi) ve soyut (manevi) yönleriyle yeniden ele almaktadır. Yazar; üretim-tüketim bölünmezliği temelinde, kapitalizmin üretilen gelirin bölüşümü problemine gayret ilkesiyle çözüm teklif etmektedir. Eser, Hâce Yûsuf b. Eyyûb el-Hemedânfnin Rötbetü'l Hayat teorisi üzerine yerleştirdiği tahayyül ite kapitalizmin göz ardı ettiği fayda boyutlarının iktisadi yapısını matematik ilişkileriyle açıklamaktadır. Eserde fayda teorisini besleyen
felsefi arka plan tartışılırken, fıtratın ortak kümesinin detayları incelenmiştir. Aynı zamanda finansal aracılık paradigması sorgulanırken İslam iktisat kurumlarının kolektif rolü üzerine tespitlere yer verilmiştir.
Nigar Çağla Mutlucan The book draws attention to the growing importance of clusters today and examines academic studies on clusters. The purpose of the book is to find out the benefits of clusters, whether they catalyze for local, regional and even national development as claimed in theory, in short, whether they are a panacea. First, a thorough literature review is offered and then successful examples of clusters in the world are examined: the Baden-Württemberg automotive cluster in Germany, the Hollywood film cluster in the USA, the Hamburg aviation cluster in Germany, the automotive cluster in Japan, the Castellon ceramic cluster in Spain, and the Sassuolo ceramic cluster in Italy. Afterward, clusters in Turkey are briefly analyzed. Finally, the author's answer to the question of whether clusters are a panacea is presented and the conditions required for clusters to be successful are discussed.
Abdul Qahar Khatir, Bilal Özden, Caner Özdurak, Gülşah Alcan, Haci Ahmet Karadaş, Lecturer Ayşe Çoban, Murat Yılmaz, Necdet Sezal, Sadife Kınalı This book, titled Contemporary Approaches in the Field of Economics, Finance and Management, consists of the studies presented online at the International Participated Economic Research and Financial Markets Congress (IERFM) held in Konya between 15-17 October 2020 and deemed appropriate to be published after the editorial review.
The book consists of 7 chapters in total and the chapters have been prepared by scholars studying in the fields of economics, finance and management, market professionals and those working in the financial media. The latest developments regarding the subject addressed in each section have been shared, discussed, evaluations have been made to be a source of motivation for new studies. Thus, it was tried to contribute to the literature by filling knowledge gap on the subject.
Similarly, in the future IERFM Congresses, it has been planned that the studies deemed appropriate after the editorial reviews will be published as book chapters. In this book, it is aimed to analyze the current developments in the field of economics, finance and business management in a scientific level. In this context, it is expected that the book will provide added value to the academic studies and people dealing with science.
Ahmet Çetindaş, Cem Angın, Ceyda Tunç Yılancı, Çiğdem Görgün, Esengül Danışan, Faruk Dayı, Figen Tombak, Gizay Daver, İbrahim Doğan, Melike Atay Polat, Osman Gökhan Hatipoğlu, Serdar Sayan, Sevil Zengin, Süleyman Gürbüz, Sümeyra Gazel, Veli Yılancı “…Bu dönemde, işsizlik oranları, tanımlarından dolayı gidişata dair sinyal vermeyen, yol göstermeyen göstergeler durumuna geldi. Pandemiden sonra işsizliğin azaldığı yanılgısına yol açan tanıma göre işsizlik oranı işsiz sayısının iş gücüne oranlanması ile elde ediliyor. Bir kişinin işsiz sayıla­bilmesi için ise ankette sorulan “Hâlen çalışıyor musunuz?” sorusuna "Hayır." demesi yetmiyor. Hayır cevabını verenlerin, “Son dört haftada iş arama kanallarını aktif olarak kullandınız mı?” sorusuna da "Evet." cevabını vermesi gerekiyor… Diğer yandan işten çıkartma yasağı getirildiği için kâğıt üstünde işsiz olarak görünmeyen fakat kazancını kaybedenler hâlâ istihdamda sayıldı. Sonuçta fiilen işsiz olan yüz binlerce kişi ya istihdamda gözüktükleri için ya da iş arama ümitlerini kaybederek iş arama kanallarını kullanmayı bıraktıkları için hem işsizlik hem istihdam oranları bu büyüklükleri ölçemez hâle geldi...”
Bu sözler, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (TOBB ETÜ), Sosyal Politikalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (SPM) Direktörü Prof. Dr. Serdar Sayan ile COVID-19 ve iş gücü piyasaları üzerine gerçekleştirdiğimiz söyleşiden. Hocamızın da söylediği gibi COVID-19 pandemi döneminde ezberlerimiz bozuldu. Bildiğimiz tanımlar ve kalıplar artık bize eski doğrularımızı göstermemeye başladı. Bu kitapla, COVID-19 pandemi süresinde ve sonrasında ekonomik ve sosyal olarak meydana gelen ve gelebilecek muhtemel değişimleri ortaya koymak ve pandeminin getirdiklerini daha iyi anlamak amaçlanmıştır. Yeni gelişen varyantlarla da uzun ve yorucu bir dönemin tüm dünyayı beklediği aşikârdır. Bu yorucu dönemde bize eşlik edecek olan kitabımızı, akademiye katkı sağlaması ve faydalı olması temennisi ile siz değerli okuyucuların beğenisine sunuyoruz.
Abdullah Altun, Adnan Erdal, Ahmet Uçar, Ali Çımat, Ali Rıza Gökbunar, Aslıhan Tüğen, Atakan Gerger, Ayhan Yatbaz, Bekir Pakdemirli, Berçim Berberoğlu, Berrin Güzel, Bülent Ergönül, C. Yenal Kesbiç, Ceren İşçi, Deniz Şimşek, Ebru Sürücü Balcı, Enis Yakut, Ferit Çağdaş Şahan, Füsun Küçükbay, Gökçay Balcı, Güneş Çetin Gerger, Hakan Boran, Hale Aksoy, Halit Yanıkkaya, Hatice Yurtsever, İsmail Metin, Kamil Topal, Mehmet Dikkaya, Mustafa Yıldıran, Nur Betül Gündüz, Onur Ertürk, Ökkeş Çelen, Ramazan Gökbunar, Rasim Akpınar, Shamsi Rzali, Tarık Duran, Tuna Can Güleç, Turan Gündüz, Uluç Çağatay, Umut Burak Geyikçi, Ümit Aksoy, Volkan Altıntaş, Yaşar Uysal Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgınının, bilim ve teknolojinin baş döndürücü bir hızla geliştiği bir dönemde ortaya çıkması, bu tip salgınların bilim ve teknolojinin bugüne kıyasla çok geride olduğu dönemlere ait bir hatıra olmadığını tüm insanlığa hatırlatmış, toplumlar üzerinde derin etkiler ve ağır maliyetler oluşturmuştur. Salgına karşı hazırlıksız olmanın belirsizliği beslediği bu süreçte, küresel sistemin direncinin ne kadar kırılgan olduğu da bu vesileyle anlaşılmıştır.
Küresel ve ulusal ölçekte etkileri artarak devam eden COVID-19 salgınının neden olduğu ekonomik ve sosyal dönüşümün bilimsel bir zeminde analiz edilmesi, bu çalışmanın gerekçesini oluşturmaktadır. Farklı üniversitelerden değerli akademisyenlerin ve her biri konusunda uzman yazarların katılımı ile hazırlanan bu kitap, bilinmezliğin arttığı, öngörülebilirliğin ise azaldığı pandemi sürecinde küresel salgını çok boyutlu olarak ele almak amacıyla kaleme alınmıştır.
Abdullah Özdemir, Armağan Aydın, Aslı Yenipazarlı, Aziz Bostan, Begüm Didar Mutioğlu, Ece Aksu Armağan, Elvan Çokişler, Funda Çondur, Funda Kıran, Gönül Tezcan, Halil Mutioğlu, Hatice Erol, Kerim Eser Afşar, M. Metin Dam, Mehmet Özyiğit, Mümin Eser, Özlem Çetinkaya Bozkurt, Tuncay Ercan Sepetcioğlu, Mustafa Doğaner, Zahide Melis Özün Çöllüoğlu Sizler bu kitabı okumaya başladığınızda dünyanın birçok yerinde binlerce insan Covid-19 virüsü nedeniyle hâlen hayatını kaybediyor olacak. Covid-19, bazıları için sıradan bir virüs bazıları için ise ölümü beraberinde getiren bir salgın anlamına gelmekte. Adına ne dersek diyelim insanlık, tarihsel sürece etki edecek biçimde ortaya çıkan bu virüsle 2020 yılında çetin bir savaşa girdi. Görülen o ki bu savaş bundan sonraki yıllarda da devam edecek. Sağlığımıza dikkat ederken, "Evde kal; evde hayat var." derken, beynimizi kemiren bir düşünce de virüsün bu çetin savaş sürecinde hayatın diğer alanlarında neleri değiştirdiği ve değiştireceği düşüncesiydi. Zamanın değerini bu süreçte hayatta kalan ve yapacak işi olan bilir, diyerek bu kitabı yazma fikri ortaya çıktı. Temel olarak şu sorulara yanıt bulmaya çalıştık:
• Salgınlar, tarihsel süreçte nasıl ve nerelerde ortaya çıktı?
• Toplum üzerinde ne gibi değişikliğe neden olacak?
• Acaba uluslararası ilişkilerimizi nasıl etkileyecek?
• Ekonomi politikaları nasıl değişiklik gösterecek?
• Virüsün özellikle sağlık, tarım, turizm, işgücü, finansal piyasalar, dış ticaret, enerji, işletme yönetimi, pazarlama ve girişimcilik üzerinde etkileri nasıl ortaya çıkacak?
Tüm bu konuları ayrı ayrı ele alan çalışmaları “Covid-19 Pandemi Sürecinin Sosyo-Ekonomik ve Politik Etkileri” adı altında bir araya getirdik ve siz değerli okuyucularımızın beğenisine sunuyoruz. Kitabın, akademiye ve insanlığa katkı sağlaması ve faydalı olması dileğimizle...
Yunus Kutval, Özgür Kanbir İslam iktisadının temel kurum ve meselelerinin ele alındığı kitaplardan oluşan Cep Kitapları dizisinin yedinci kitabı olan bu eserde, çevre ve ekoloji konusu teorik bir derinlikten ziyade her seviyeden insanın kolaylıkla anlayacağı bir içerikte anlatılmaya çalışılmıştır. Günümüzde kapitalizm, büyük ölçüde ahlaki değerlerden soyutlanmıştır. Bunun zararlarını insanlık, küresel ısınma ve çevre felaketleri olarak görmektedir. İslam dininin esasları çerçevesinde şekillenen İslam iktisadı ise insanı ve tabiatı sömürme temelli bu yozlaşmış üretim ilişkilerine alternatif olarak yükselmektedir. İslam dinine göre Allah'ın yeryüzündeki halifesi insandır. İslâmî prensipler çerçevesinde şekillenen İslam iktisadının tanımladığı insan modeline göre tabiat, yaratıcının bir emaneti olarak görülmeli, canlı-cansız tüm varlığa saygı duyulmalı ve üretim-
tüketim odaklı değil de etik değerler taşıyan iktisadi faaliyetler yürütülmelidir. Kitap bu anlamda ekoloji ve çevre konusuna İslam iktisadı perspektifi ile yaklaşmakta ve konuya dair çözüm önerileri sunmaktadır.
Peter Diamond - Hannu Vartiainen Editörlüğünü Nobel ekonomi ödüllü iktisatçı Peter Diamond’ın Hannu Vartiailen ile yaptığı davranışsal iktisat alanında temel yapı taşı olan bu kitabın Türkçeye çevrilmesiyle birlikte Türkçe davranışsal iktisat literatürüne önemli bir katkı sağlanmıştır. Davranışsal iktisat alanında uzmanların araştırmaları sonucunda oluşturulmuş bu çalışma, davranışsal iktisadı hem kapsamlı bir şekilde açıklamakta hem de davranışsal kamu ekonomisinden, kalkınma iktisadına, davranışsal hukuktan, ücretlerin belirlenmesine, karşılıklılığa ve adalete, sağlık ekonomisinden, örgütlerin iktisadi davranışlarıyla olan ilişkisine kadar geniş bir yelpazede sunmaktadır.


Kitaplar ve Bir TV Dizisi
4 Şubat 2017 Cumartesi
Mahfi Eğilmez
Davranışsal İktisat ve Davranışsal İktisadın Uygulamaları, editörler: Peter Diamond, Hannu Vartinian, çeviri editörü: Hatime Kamilçelebi, Nobel Yayınları, 2016
Son dönemin öne çıkan yaklaşımlarından birisi psikolojiyi ekonomi alanına daha fazla uygulamak. İnsan odaklı bütün bilimlerde psikoloji önemli bir yer tutuyor. Ekonomide psikoloji öteden beri belirli bir yer tutmakla birlikte bu konu son yıllarda iyice öne çıktı ve davranışsal ekonomi diye ayrı bir yaklaşım yaratıldı. Kitap, bu alanda öne çıkmış bazı akademisyenlerin makalelerini derliyor. Makaleler arasında davranışsal kamu ekonomisi, psikoloji ve kalkınma iktisadı, örgütlerin davranışsal iktisadı benim en çok ilgimi çekenleri oldu. Bu alanda önemli bir yazın oluştuğuna dikkatinizi çekmek isterim. Özellikle ekonomi ve finansla ilgilenenlerin, insanların ekonomik ve finansal olaylar karşısında verdiği tepkileri daha kolay anlayıp analiz edebilmeleri için bu alandaki yazını izlemelerinde yarar var. Bu kitap bu açıdan iyi bir fırsat sunuyor.

Ali Altuğ Biçer, Ali Çınar, Betül Çelikkaleli, Didem Zeynep Bayazıt, Pelin Sönmez, Selahattin Armağan Vurdu, Selçuk Mutlu, Sinem Sefil Tansever, Uğur Yasin Asal Tüm dünyada özellikle teknoloji ve küreselleşme, rekabetçiliğin boyutunu ve tanımını da hızlı bir şekilde değiştirmektedir. Ülkelerin bu değişime adapte olmaları, bu değişim sürecini iyi yönetmeleri ise ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır. Bu kitap da bu noktadan hareketle akademik bir perspektiften rekabetçilik konusundaki değişimi analiz etmekte, bu değişime ilişkin mikro ve makro analizler ve farklı bakış açıları sunarak konuyu ele almaktadır.
Martin Stopford Deniz ticareti, dünya ekonomisinde son 60 yılda yaşanan küreselleşmeden sorumlu başlıca sanayi kollarından biridir. Sektörün en önemli başarısı, çok uzun mesafelerde oldukça emniyetli ve güvenli ulaşım imkânı sağlaması ve bunu dünya ekonomisinde olağan fiyat artışlarından farklı olarak oldukça yavaş bir şekilde artan rakamlarla gerçekleştirmiş olmasıdır. Ton başına birkaç dolar gibi bir ücretle yüklerin dünya çapında taşınabiliyor olması hayret vericidir. Beni Denizcilik Ekonomisi kitabını yazmaya sürükleyen temel motivasyon, bu yenilenme ve inovasyon dalgasının ardında yatan temel iktisadi faktörleri basitçe açıklayacak bir kaynak meydana getirme tutkusudur. Deniz ticaretinin 5.000 yıllık tarihinin bize sunduğu mesaj, her yeni nesille birlikte yeni durumlar ve problemlerle karşı karşıya kaldığımızdır. Yeni nesillerin, dünyanın değişen beklentilerine bağlı olarak sektörü yeni durumlara göre inşa etmesi ve adaptasyonunu sağlaması gerekir. Gerçekçi konuşmak gerekirse, bugün denizcilerin (ve tabii tersanelerin) kendi geleceklerini inşa etmeleri gerekiyor ve bunun için anlamaya ve sürekliliğe ihtiyaç var. Bugün karşı karşıya kaldığımız sorunlar, her zamankinden daha zorlu. Denizcilik Ekonomisi kitabının üçüncü baskısının Türkçeye tercüme edilmesi ve düşüncelerimin daha geniş bir kitleye ulaşabilmesi ile son derece mutluyum ve bundan şeref duydum. Bu çevirinin hazırlanmasında görev alan herkese teşekkürlerimi sunuyor ve bu kitabı en iyi dileklerimle yeni nesil Türk denizcilerine ithaf ettiğimi belirtmek istiyorum. Daha iyi kavrayabilmeniz, sürekliliği muhafaza edebilmeniz ve başarılı olmanız dileğiyle.
Martin Stopford
Uğur Özgöker, Yusuf İnamoğlu Türkiye ekonomisinde 1980'lerin başından itibaren ihracatın arttırılması için birçok teşvik unsuru uygulanmaktadır. İhracatın teşvik edilmesi, artan küresel rekabet ortamında ihraç pazarlarının genişletilmesi için büyük önem taşımaktadır. Global pazarlardaki ülke ve sektör payının arttırılabilmesi için uluslararası piyasalara açılan ihracatçı firmaların rekabet güçlerinin de arttırılmaları için desteklenmeleri gerekmektedir.
Bu kitabın temel amacı, 1980'den günümüze uygulanan devlet yardımlarının yani teşvikler ve devlet desteklerinin Türkiye'nin dış ticaret hacmine, dış ticaret dengesine ve genel olarak Türkiye ekonomisine olan etkilerini ortaya koymaktır. Bu çerçevede, Türkiye ihracatının yaklaşık yarısının Dahilde İşleme Rejimi (DİR) desteği çerçevesinde yapılması sebebiyle de DİR kapsamında gerçekleşen ihracat ve ithalat hacminin Türkiye ekonomisinin büyümesine, uluslararası rekabet gücüne ve dış ticaret dengesine olan etkileri araştırılmıştır.
Mehmet Aslan Uluslararası iktisat teorisinde önemli yeri olan dış ticaret hadleri, özellikle gelişmekte olan ülkelerin (GOÜ), dış ekonomik ilişkilerinin analizinde kullanılmaktadır. GOÜ'ler büyüme ve kalkınmalarının gerçekleşmesi için ihtiyaç duydukları finansman kaynağını daha çok dış ticaret yoluyla karşılamaktadırlar. GOÜ kategorisinde yer alan Türkiye'nin dış ticareti yıllar itibarıyla miktar olarak artırdığı hâlde yeterince döviz geliri elde edemediği görülmektedir. Bu durum “Türkiye, diğer ülkelerle yaptığı ticaretten kazançlı çıkmakta mıdır?” sorusunu gündeme getirmektedir. Bunu ölçen en önemli araç ise dış ticaret hadleridir. Bu kitapta, dış ticaret hadleri ile literatür göz önüne alınarak tespit edilen belirleyicileri (brent petrol fiyatları, GSYH, reel efektif döviz kuru, dış ticaret açığı, ara mallar ithalatının toplam ithalat içerisindeki payı, sanayi malları ihracatının toplam ihracat içerisindeki payı değişkenleri) arasındaki ilişkiler ekonometrik yöntemlerle incelenmiştir.
Mehmet Karagül - Berfu İlter Dış ticaret işlemleri; kişiler açısından kariyerli bir meslek edinme, firmalar açısından ulusal ve uluslararası pazarlarda rekabet edebilme, devletler için ise dinamik bir dış ticaret yapısına sahip olabilmek için son derece önemli bir faaliyet alanıdır.
Özellikle küreselleşmenin yoğun olarak yaşandığı günümüz koşullarında dış ticaret işlemlerinin önemi çok daha ön plana çıkmış durumdadır. Dış ticaret işlemleri hakkında, millî, milletlerarası ve karşı ülke hukuku olmak üzere birçok bilgiye sahip olmak günümüz şartlarında önemli bir ayrıcalıktır.
Bu kitap çalışmasının ilk bölümünde, dış ticaret konusunun teorik düzeyde ne olduğu, ikinci bölümde dış ticaret işlemlerinin uygulama kısmı, üçüncü bölümde de Türkiye’deki dış ticaret mevzuatı, son bölümde ise dış ticaret işlemlerinin muhasebeleştirilmesi konuları ele alınmış ve değişik dış ticaret uygulamalarına göre farklı muhasebe kayıtları örneklerle incelenmiştir.
Erdem Bağcı Yirmi birinci yüzyılın ekonomik zorluklarının başında, teknoloji, iletişim ve ulaşım imkânlarının geldiği düzeye bağlı olarak rekabetin yoğunlaşması ve ülkelerin birbirine olan bağımlılığının artması gelmektedir. Doğal olarak, ülkelerin ulusal ekonomik sorunları uluslararası ekonomik sorunlardan bağımsız düşünülememektedir.
Bu kitap, Türkiye örneği üzerinden dışa bağımlılığın makroekonomik sonuçlarını ele almaktadır. Öncelikle, dışa bağımlılık teorik açıdan işlenmeye çalışılmış, ardından Türkiye ekonomisinin dışa olan bağımlılık durumu, dış ticaret ve üretim verileri üzerinden yapılan hesaplamalarla incelenmiştir. Bununla birlikte, literatür incelemesiyle dışa olan bağımlılığın istihdam, gelir dağılımı adaletsizliği, cari işlemler dengesi, ekonomik büyüme ve kalkınma üzerindeki etkileri sunulmuştur.
Bu kitap, bir ekonomide dışa bağımlılık azaltılmadan uygulanmak üzere hazırlanan ekonomik politikaların hedeflenen makroekonomik sonuçları sağlamasının mümkün olmayacağını belirtmekte ve dışa bağımlılığın azaltılmasına yönelik öneriler sunmaktadır.
Abdülmecit Yıldırım, Aslı Özpolat, Burçak Gündal, Emin Efecan Aktaş, Ercan Yaşar, Ferda Nakıpoğlu Özsoy, Guray Akalin, Hikmet Gülçin Beken, İlyas Okumuş, Mehmet Akif Destek, Murat Tekbaş, Pınar Hayloğlu, Sercan Aydın, Sinan Erdoğan, Uğur Korkut Pata, Yunus Karaömer Economic development is a sophisticated process that covers economic, social, political, and cultural progress and focuses on raising human well-being. Therefore, it has many components such as economic growth, health, education, income distribution, institutional progress, financial development so forth. From this point of view, several contemporary issues in economic development have been investigated in this book. Within this regard, it aims to provide both empirical and theoretical contributions to the existing literature. Each chapter of the book has been written by scholars who are experts in their fields, and their findings provide significant information and empirical proofs for policymakers. Moreover, it may provide deep insights for graduate students and scholars studying economic development, and it contains information and analysis to be taught in postgraduate courses and to be used in postgraduate papers.
Ali Uğur Öztürk, Burak Hergüner, Burcu Gediz Oral, Burcu Güvenek, Ceyda Ünal, Dilan Çankal, Doğan Uysal, Erdal Şen, Ethem Duygulu, Faik Bilgili, Fatma Mesutgil, Ferhan Sayın, Gökhan Kaplan, Gülçin Güreşçi, Hüseyin Tuna, Kerim Özgün Bolak, Kumru Türköz, Mustafa Bilik, Mücahide Küçüksucu, Nour El Hoda Tarabah, Orkun Çelik, Oytun Boran Sezgin, Özge Erdölek Kozal, Özlem Güleryüz, Özlem Sayılır, R. Funda Barbaros, Ruhan Aşkın Uzel, Sevda Kuşkaya, Sevilay Konya, Sümeyra Evren, Tunç Soyer, Ufuk Serdar Akalın, Utku Utkulu, Yaşar Uysal, Yılmaz Gökşen, Zeynep Karaçor Bu kitap, gezegenimiz kaynaklarının ve atık sindirme kapasitesinin sınırlı olmasından kaynaklanan sorunlara yönelik karanlık tespitlerin yanı sıra aydınlık öneriler de içerdiğinden, gece ve gündüz gibi zıtlıklarıyla hayatı yaşatmaktadır. Gezegenimizin sınırlı kaynak potansiyeline sahip olması ve gün geçtikçe karşılayabileceğinden çok daha fazlasının talep edilmesi nedeniyle “Al-Yap-Tüket-At” (Take-Make-Consume-Dispose) şeklinde işleyen Doğrusal Ekonomi (Linear Economy) Modeli'nin artık günümüzde geçerliliğini yitirdiğine; sürdürülebilir üretim ve tüketim ile geri dönüşüm süreçleri temelinde yükselen Döngüsel Ekonomi (Circular Economy) Modeli'nin ise ivme kazandığına tanıklık etmekteyiz.
Makro düzeyde, ekonomik büyümenin tüketimden ayrıklaştırılması; mezo düzeyde doğal çevre ve bölgesel kalkınmanın teşviki; mikro düzeyde ise daha temiz üretim için kaynakların verimli kullanılmasının amaçlandığı çok boyutlu bir paradigma olan Döngüsel Ekonomi, disiplinlerarası araştırma ve iş birliklerini mümkün kılmakta ve gerektirmektedir. Üretim ve tüketim süreçlerinin çevre üzerindeki negatif dışsallıklarını mümkün olduğunca azaltmayı hedefleyen Döngüsel Ekonomi; üretim süreçlerinde kıt kaynakların verimli kullanılmasına, oluşan atıkların geri dönüşümüyle ham madde maliyetlerinde minimizasyona, yeniden üretimle ürünlerin yaşam dönemlerinin uzamasına ve paylaşılarak faydasının arttırılması gibi çok çeşitli esaslara dayanmaktadır. Her bir boyutun ayrıntılı bir şekilde incelenmesi sağlıklı, akılcı, kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınma için önem arz etmektedir. Bu bağlamda, Döngüsel Ekonomi alanında son yıllarda artan araştırmaların yanı sıra ulusal literatürde yokluğu hissedilen bir edit kitap boşluğunun doldurulmasının amaçlandığı eserimizde, konu akışına göre sıralanmış ve alanında uzman akademisyenler tarafından kaleme alınan yirmi iki bölüm bulunmaktadır. Eser; lisans ve lisansüstü öğrencilerinin yanı sıra disiplinlerarası bir yaklaşım olan Döngüsel Ekonomi konusuna ilgi duyan tüm araştırmacılar ve okuyucular için de faydalı bir referans kaynaktır.
Erdem Bulut Üretimi ve üreticiyi yönlendirme araçlarından biri tarımsal desteklerdir. Fakat üreticilerin piyasa sinyallerinden ziyade tarımsal destekleri referans alması, arz fazlasına neden olmaktadır. Bu durum, özellikle az gelişmiş ülkeler için dezavantaj oluşturmaktadır. Zira dış ticaret hadlerinin ülke aleyhine dönmesiyle birlikte üretici gelirleri ve ihracat kazançları önemli derece azalmaktadır. Bu nedenle, arz fazlasının neden olduğu olumsuz etkiden kaçınmak isteyen ülkeler ilk olarak korumacı politikalara yönelmektedir. Korumacı politikaların sonucu ise daha az dış ticaret ve küresel anlamda refah kaybıdır.
Tarımsal desteklerin küresel ticaret üzerindeki olumsuz etkilerini göz önünde bulunduran DTÖ, tarımsal desteklerin üretimden bağımsız olarak verilmesini talep etmektedir. Bu kapsamda, özellikle gelişmiş ülkeler tarımsal desteklerin niteliğinde önemli değişikliklere gitmiştir. Türkiye ise 2000'li yılların başından itibaren fark ödemesi destekleri ile alan bazlı doğrudan desteklere ağırlık vermiştir. Nihai amaç, tarımsal desteklerin üretim üzerindeki etkisinin sınırlandırılmasıdır.
Günümüzün önemli tartışma konularından biri tarımsal desteklerin üretimden bağımsız olup olmadığıdır. Nitekim bu kitabın odak noktasını da tarımsal desteklerin üretim etkisi oluşturmaktadır. Bu kapsamda ilk olarak tarımsal desteklerin kavramsal ve kuramsal çerçevesi ele alınmıştır. Bir sonraki aşamada, Türkiye'de verilen tarımsal desteklerin niteliğine ve niceliğine yönelik açıklamalar yapılmıştır. Son olarak ise Türkiye'nin vermekte olduğu tarımsal desteklerin bağımsızlık derecesi ekonometrik olarak analiz edilmiştir.
Mehmet Karagül Küreselleşmenin yoğunlaştığı günümüz koşullarında millî ekonomik sorunları, küresel tehdit ve fırsatları dikkate almadan; küresel meseleleri de millî problemleri yerinde çözmeden, hâlledebilmek mümkün gözükmemektedir.
Ayrıca, ülkelerin kalkınması bağlamında iktisat teorisinin yeniden sorgulanması çerçevesinde sosyal bir disiplin olan iktisadın genel geçerliliğinin olmayışı, her milleti döneminin ve şartlarının gereği olan bağımsız iktisat politikalarını oluşturmaya zorlamaktadır.
Bu anlamda sermaye olgusunun, kapital temelli bir düşünce yerine insan merkezli bir anlayışla yeniden yorumlanması zorunluluğu göz ardı edilmemelidir.
İlgili kaygılarla kaleme alınan bu kitapta, dünyanın kahir ekseriyetine hâkim
olan azgelişmişlik ve yoksulluk problemlerinin çözümü için alışılmışın dışındaki iktisadi yaklaşımları ve çözüm önerilerini bulmanız mümkündür.
“İnsan kapitale değil, kapital insana hizmet ettiği vakit, dünyada barış ve refah gerçekleşecektir.”
M.K.
Tahsin Bakırtaş Dünyada yaşayan insanların çok az kısmı geniş evlerde konforlu bir yaşam sürerken çok önemli bir kısmı ise derme çatma evlerde karnını nasıl doyuracağının uğraşı içinde olup beslenme, barınma, sağlık ve eğitim gibi temel gereksinimlerini bile yeterli düzeyde ya da hiç karşılayamamaktadır. Bu nedenle dünyanın önemli bir nüfusu bugün bile okuma ya da yazmanın ne olduğunu bilmemekte, hastane yüzü görmeden ölmektedir. Dünyanın önemli işsiz kümesi bu tür insanlardan oluşmaktadırlar.
Bu gelir eşitsizliğini ortaya çıkaran temel unsurlar nelerdir? Dünyanın son 40 yılına egemen olan küresel boyutta büyüme olgusu, çevre ülkelerin kalkınma süreçlerini nasıl etkilemiştir? Küresel kalkınma odaklı gelişme çevre ülkelerdeki yoksunluğu, yoksulluğu, açlığı ve eşitsizliği ortadan kaldırabilir mi? Dünyanın eşitsiz gelişimi bir kader midir? Özgürlük ve eşitlik temelinde, insancıl, çevreyi koruyan, saldırgan olmayan, yoksulluğu, eşitsizliği salt imaj bozukluğu olarak algılamayan ve paydaşlarının tümünü kollayan küresel bir ekonomik kalkınma modeli olası mıdır? Bu sorunun yanıtı elbette olasıdır. 2008 sonrası dönemdeki bu tür arayışlar, yeni dünya düzenini oluşturmada önemli mihenk taşlarıdır. Yukarıdaki sorular ve soruların olası yanıtları küresel kalkınma odaklı analiz edilmelidir. Bugünün ulusötesi üretim, tüketim, ticaret, finans ve emek hareketlerinin yapısı ortaya konmalıdır. 21. YY’ın ekonomik olguları, yaşanan sorunları; 20. YY anlayışı çerçevesince algılanamaz ve oluşmuş politika önermeleri ile çözülemez. Bu nedenle ne Neo-liberal eksende modernleşme okulunun kalkınmaya bakışı ne de bağımlılık okulu ve yapısalcı bakış açısının olgu tanımlama odaklı yaklaşımları, 21. YY’da yaşanan kalkınma sorunlarını tek pencereden bakarak çözebilirler. Bu bağlamda kalkınma olgusuna bakışta yeni düşünlerin (ide) oluşturacağı kuramsal çatılara ve yeni politika önermelerine gereksinim vardır.
Bu kitap, geleneksel ekonomik kalkınma ya da kalkınma ekonomisi yaklaşımlarını içinde barındırmakla birlikte 21. YY ekonomik kalkınma olgusuna yeni konular ve yeni perspektifler de kazandırma uğraşı içindedir. Gelişmekte olan ülkelerin ekonomik strateji ve gelişmelerinde 1945 sonrası süreçte oluşan ekonomik uluslararası kurumların rolü oldukça etkindir. Ekonomik kalkınma olgusu incelenirken bu kurumların mutlaka analize dâhil edilmesi gerekir. Bu nedenle kitapta, bu kurumların yapısı, işleyişi vb. unsurlar ele alınmıştır. BM’nin ortaya koyduğu 2030 kalkınma hedefleri; hedef ve gerçekleşme odaklı bir bölüm olarak ele alınmıştır. Kalkınmanın uluslararası finans yapısı ve gelişmekte olan ülkelerin “Original Sin” sorununa özel önem atfedilmiştir. Diğer yandan toplumun orta sınıfı kalkınma olgusu olarak kitapta ele alınmıştır.
Kitap, akademik dünyaya; lisans, yüksek lisans ve doktora eğitiminde yararlı olabileceği gibi toplumun diğer kesimlerine de dünya ekonomisini biçimlendiren olgu ve olayların kavranmasında ve yorumlanmasında yol gösterici niteliktedir. Uzun bir sürecin getirdiği birikimlerin bir bütünü olarak ilk basımı 2014 yılında gerçekleşen kitabın bu yeni basımı; geçen zamandaki ekonomik değişiklikler, anlayıştaki farklılıklar ve yeni verilerle güncellenmiştir. Ekonomik Kalkınma kitabı; hem alanyazına hem lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimine katkı ve yarar sağlayacak hem de genel okura dünya ekonomisini biçimlendiren olgu ve olayları kavrama ve yorumlamada yol gösterici olacak niteliktedir.
Hasan Kazak, Bilge Afşar, Orhan Çeker, Osman Okka An integrated system, Islam consists of several subsystems. The economy has an important place in these sub-systems. In this respect, Islam also includes regulations on economic growth and development. Undoubtedly, the most important of these regulations is the zakat institution. Zakat was mentioned in many parts of Koran with the prayer, accepted as the pillar of religion in many places and an important message that zakat and prayer should not be separated was given.
The most known and prominent feature of the zakat institution is its contribution to the fair distribution of national income, which is an important indicator in terms of economic development. A lot of work has been written on this subject and this issue has been mentioned in almost every sermon of Islamic scholars. However, the zakat institution has much more significance and benefits in terms of economic growth and development process.
The main purpose of this study is to create a resource for the qualitative and quantitative studies that will be carried out, by revealing other contributions of zakat to economic growth and development, which are not in the foreground but are actually much more functional as well as its other well-known contribution to income distribution.
Arslan Zafer Gürler - Gülistan Erdal - H. Sibel Gülse Bal - Bekir Ayyıldız Ekonomi, aile yönetimini anlatan bir terim olmaktan çıkıp, bugün küçük büyük tüm ülkelerinin başlıca uğraşı konularından biri olmuştur. Kapsam ve etkinliği büyüyen ekonomik olguların baş döndürücü gelişmesinin yanında, doğa ve insan arasındaki ilişki giderek daha da açılmıştır. İnsanoğlu yanlışlığın farkına varmakta geç kalıp kalmadığını tartışmaktadır. Ekolojik ekonomi kitabı ise bu tartışmanın arenası görevi üstlenmiştir.
1972'de Smithsonian Castle'da Dennis Meadows liderliğindeki araştırmacılar, “Büyümenin Sınırları” isimli çığır açıcı bir rapor sundu. Bu çalışmadaki temel sav, nüfusun gezegenimizin doğal kaynaklarını ne zaman aşacağı sorunuydu. Sonuç; kaynak tükenmesindeki trendin devam etmesi durumunda gezegenimizin bize yetmeyeceği bu karanlık dönemin 100 yıl içinde gerçekleşeceği yönündeydi. 30'dan fazla dile çevrilen ve milyondan fazla satan bu kitaba karşın öngörülen felaket için hala çok az şey yapılmaktadır.
Bu kitap, Meadows’un deyimiyle, hiç kimsenin kazanamayacağı sıfır toplam teorisiyle sonuçlanacak bir süreci hazırlayan senaryonun, gerçeğe nasıl dönüşeceği ve felaketin nasıl önlenebileceği konusundaki kuramsal yaklaşımları ele almaktadır.
Ekolojik ekonomi kitabının hedef kitlesi, müfredatında ekonomi ve ekoloji olan tüm yükseköğrenim birimleridir. Ekolojik ekonomi kitabının içeriği ile Doğa Bilimleri ve Mühendislik Fakültelerinin bölümleri, Ziraat Fakülteleri, ekonomi eğitimi veren fakülte ve yüksekokullar için temel bir başvuru kaynağı olacağı düşünülmektedir.
Kurban Ünlüönen - Ahmet Tayfun Ekonomi kitabının hazırlık aşamasında; mesleki ve teknik eğitimin karakteristik özellikleri ile meslek yüksekokullarının öğrenci profili göz önüne alınarak planlama yapılmıştır. Bölüm başlıkları; ekonomi ile ilgili düşünceler ve temel kavramlar, bütün toplumların ortak ekonomik problemleri, talep, arz, piyasa ve piyasada fiyat oluşumu, devletin fiyatlara müdahalesi, tüketici dengesi, üretim ve üretici dengesi, firma dengesi, millî gelir, istihdam ve işsizlik, gelir dağılımı, para ve banka, dış ticaret, büyüme ve kalkınma konularını kapsamaktadır. Çalışma, meslek yüksekokulu öğrencilerinin yanı sıra fakültelerde de benzer derslerde kullanılabilecek içeriktedir.
Ali Şimşek, Alibey Kudar, Aydın Gürbüz, Ayşe Çoban, Ayşe Güneş, Berna Turak Kaplan, Bilal Özden, Duygu Arslantürk Çöllü, Emine Nihan Cici Karaboğa, Emre Nalçacıgil, Emre Yardımcı, Ercan Küçükeşmen, Esra Kabaklarlı, Güven Çaprak, Hazal Tüküç, Koray Yıldırım, Mehmet Güven, Mehmet Kaplan, Murat Yılmaz, Orhan Çoban, Özgür Özdemir, Perihan Hazel Kaya, Pınar Erdoğan, Sevilay Konya, Sinem Demiroğlu, Suzan Urgan, Şükrü Sürücü, Ufuk Ünlü, Yasemin Telli Üçler, Yücel Ayrıçay, Zeynep Karaçor Ekonomi, Finans ve İşletme Yönetimi Alanında Güncel Gelişmeler-I başlığını taşıyan bu kitap, 15-17 Ekim 2020 tarihleri arasından online olarak Konya’da düzenlenen Uluslararası katılımlı Ekonomi Araştırmaları ve Finansal Piyasalar Kongresi’nde (IERFM) sunulan ve editör incelemesi sonrası yayınlanması uygun görülen çalışmalardan oluşmaktadır. Kitap, toplamda 22 bölümden oluşmaktadır. Söz konusu bölümler ekonomi, finans ve işletme yönetimi alanında çalışan akademisyenler, piyasa profesyonelleri ve finans medyasında görev yapanlar tarafından hazırlanmıştır. Her bir bölümde; ele alınan konuya ilişkin son gelişmeler paylaşılmış, tartışılmış, yeni çalışmalara motivasyon kaynağı olacak değerlendirmeler yapılmış ve böylelikle ilgili literatüre katkı sağlanmaya çalışılmıştır.
Gelecekte yapılması öngörülen IERFM kongrelerinde de benzer şekilde editör incelemeleri sonrası uygun görülen çalışmaların kitap bölümü olarak yayınlanması düşünülmektedir. Halihazırdaki bu kitap çalışmasında ekonomi, finans ve işletme yönetimi alanındaki güncel gelişmelerin bilimsel bir düzlemde analiz edilmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda kitabın bilime ve bilimle uğraşan insanların akademik çalışmalarına artı katma değer sağlaması ümit edilmektedir.
Hasan Gürak Nobel Akademik Yayıncılık tarafından 2016 yılında yayınlanan ‘Ekonomik Büyüme ve Kalkınma’ başlıklı kitabın devamı niteliğinde olan bu kitap, ilkinde yer alan bilgileri daha kolay ve derinlemesine anlaşılır hâle getirebilmek amacıyla hazırlanmış ‘tamamlayıcı’ bilgiler içeren yazılardan oluşuyor.
Ekonomik Büyüme ve Kalkınma kitabında eksikliği hissedilen en önemli konulardan biri tarihsel süreçte büyüme ve kalkınmayla ilgili gelişmelerdi. İzlanda Biförs Üniversitesinden Francesco Macheda’nın Tarihsel Süreçte Ekonomik Gelişme başlıklı eseriyle bu eksiği giderebilmek amaçlanmıştır.
Diğer konular sırasıyla:
“Bilim-Kurgu” İktisat
'Emek-Emekçi' ve ‘Sermaye': İktisat Biliminde “Doğru Tanım” Sorunu-1
Sermaye (Kapital) Hakkında: İktisat Biliminde “Doğru Tanım” Sorunu-2
Tasarruf = Yatırım “Efsanesi”: İktisat Biliminde “Doğru Tanım” Sorunu-3
Orta Gelir Tuzağı (-mı?): “Tuzak” Varsa Bu Tuzağı Kuran Kim?
Doğrudan Yabancı Yatırımlar ve Küresel Beklentiler
Beyin Göçü
Keynes ve Büyüme
Hasan Gürak İktisat biliminde ana-akım büyüme kuramları genellikle Anglosakson kökenlidir. Ancak bu kuramlar “hayali” birtakım varsayımlarla gene, “hayali” birtakım iktisadi ilişkileri açıklamaktan öteye gitmemektedir. “Görünmez bir el” ve bu “görünmez sihirli elin arkasındaki ideolojik güç” söz konusu kuramların ve modellerin çağdaş ekonomik ilişkileri açıkladığına, iktisatçıların çoğunu ikna etmeyi başarmış görünüyor.
Ana-akımdan “farklı” görüşlere sahip olan Prof. Gürak, temel amacının iktisatta özgün görüşlerden oluşan bir “Türk Okulu” oluşturulmasına katkıda bulunmak olduğunu belirttikten sonra, öncelikle büyüme ile ilgili verimlilik ve daha önemlisi verimlilik artışı gibi anahtar kavramları tartışıyor. Genellikle çağdaş büyüme kuramları arasında yer alan Solow modeline, “Tarihsel Perspektif” ile ilgili bölümde yer veriyor ve şöyle bir gerekçe sunuyor: Büyümede teknolojik yeniliklerin kaynağını ve gelişim sürecini açıklamada yetersiz kalan bir kuramın yeri “çağdaş büyüme kuramları” olmamalıdır.
Ekonomik Büyüme ve Kalkınma başlıklı bu eserde, “içsel” büyüme kuramları “yeni yaklaşımlar” başlığı altında inceleniyor. Ancak yazar, yapılan katkıları tatmin edici bulmadığı için Türkiye'de ilk kez özgün bir alternatif bir büyüme kuramı sunuyor. Hem alternatif büyüme modelinde hem de kitabın genelinde dile getirdiği ve yaratıcı zihinsel emek kaynaklı teknolojik gelişme temelli verimlilik artışı yaklaşımı ile Prof. Gürak, kanımca ekonomik büyümeyi daha gerçekçi bir perspektiften değerlendirmektedir.
Bütünsel bir yorum getirmek gerekirse, Ekonomik Büyüme ve Kalkınma başlıklı bu eser; alanında öncü, farklı, yeni ve güçlü bir özelliğe sahiptir. Zengin, çok yönlü ve yeni tartışma ve araştırmalara da kaynaklık edebilecek bir potansiyel içermektedir.
Dr. Halit Suiçmez
İktisatçı - Yazar

Ekonomik Büyüme ve Kalkınma, Prof. Dr. Hasan Gürak, Nobel Yayınları, 2016
Hasan Gürak, ekonomi bilimine, teorilerine farklı ve eleştirel yaklaşımlarıyla tanınan bir akademisyen. Bununla birlikte faklı yaklaşım yapacağı ya da eleştireceği konuya doğrudan girmek yerine önce ele aldığı konu ya da teoriyi mevcut haliyle ortaya koyup sonra kendi tezlerini ve yaklaşımlarını açıklıyor. Bence işin doğru yöntemi de budur. Gürak, kitabında önce büyüme ve kalkınma ile ilgili temel kavramları açıklıyor. Sonra tarihsel bir çerçevede konuyu ele alıyor ve başlıca büyüme teorilerini inceliyor. Gürak’ın tezlerinden birisi ekonomi bilimindeki ana akım büyüme teorilerinin gerçek yaşamdan çoğu kez kopuk modeller üzerine kurulmuş ilişkileri açıkladığı görüşüne dayanıyor. Ki burada iddiasının doğru olduğunu kabul etmek gerekiyor. Kitabının ilerleyen bölümlerinde bu eleştirilere dayalı bir alternatif büyüme modeli üzerinde tezlerini geliştiriyor Hasan Gürak. Öteden beri yaptığı çağrıyı da tekrarlıyor ve Türk iktisatçılarını ekonomi alanında bir Türk Okulu geliştirmeye davet ediyor. Hasan Gürak’ın kitabı, insanı bir yandan büyüme teorileri konusunda bilgi tazelemeye bir yandan da alternatifler üzerinde düşünmeye davet eden önemli bir çalışma.
4 Şubat 2017 Cumartesi
Mahfi Eğilmez

"Gürak’ın kitabı ekonomik büyüme ve kalkınma kuramına ilham veren, uyarıcı ve iyi kaleme alınmış bir katkıdır."
Dr. Thomas Domjahn - "European Journal of Development Research"
Gülçin Güreşçi Pehlivan, Utku Utkulu Yirminci yüzyılın ikinci çeyreği hem küresel hem de bölgesel ekonomik entegrasyonlarda artışın gözlendiği yıllar olmuştur. 1960'lı yıllarda Avrupa Ekonomik Topluluğuna ve Avrupa Serbest Ticaret Bölgesine üye olan ülkeler yüksek düzeylerde büyüme hızlarına ulaşmışlardır. Bu durum, ekonomik entegrasyonların büyüme üzerinde önemli bir rolü olduğuna ilişkin bir inanca neden olmuş ve bu konu üzerinde iktisatçılar çalışmaya başlamışlardır.
Geleneksel Gümrük Birliği Teorisi'nde analizler tam rekabet varsayımı altında yapılmaktadır. 1980'li yıllarda ise ekonomik entegrasyonun dinamik etkileri eksik rekabet koşullarında analiz edilmeye başlanmıştır. Günümüzde ekonomik entegrasyonun büyüme etkilerinin analizi için İçsel Büyüme Teorilerinden yararlanılmaktadır. Ekonomik entegrasyonun büyüme etkisi fiziki sermaye, insan sermayesi ve bilgi teknolojisi üzerindeki etkileri nedeniyle önem taşımaktadır. Entegrasyon sonucunda aday ülkelerde kaynak dağılımında etkinliğin, sermayenin veriminin, bilgi birikiminin ve rekabetin artması gibi faktörler sayesinde uzun dönemde ekonomik büyüme üzerinde pozitif etkiler ortaya çıkmaktadır. Bu kitap, bu faktörler bağlamında entegrasyonun büyüme etkisini gerek teorik gerekse de ampirik açıdan incelemesi bakımından önem taşımaktadır. Avrupa Birliği ve Ekonomik Entegrasyon ve de büyüme derslerini alan lisans ve yüksek lisans öğrencileri açısından önemli bir yardımcı kitap niteliğindedir. Ayrıca ekonomik entegrasyonun büyüme etkisini inceleyen araştırmacılar açısından da geniş bir literatür taraması içermesi açısından çok faydalı olabilecek bir kitaptır.
Yelda Bugay Tekgül II. Dünya savaşı sonrası dünya ticaretinin gelişimi, faktör girdileri birbirine çok yakın ikame edilebilir malların aynı anda ihracat ve ithalatını kapsayan endüstri içi ticaret yönünde olmuştur. Ticaretteki engellerin azaltılması yoluyla ticaretin serbestleştirilmesine yönelik ikili ve çok taraflı anlaşmaların yaygınlaşması bir taraftan, üretimin küreselleşmesi diğer taraftan tek bir ülkede üretilen ürünlerden oluşan karşılıklı ticaretin niteliğini de değiştirmiştir. Bu gelişmelerin üçüncü bir eğilim ile eşzamanlı olarak gerçekleştiği söylenebilir; şimdi, ticaret yapılan mal türlerinde ve özellikle de ticaret ortakları arasında ticarete konu olan malların benzerliğinde daha fazla çeşitlilik görüyoruz. Teorik gelişmeler endüstriyel pazarlarda aksak rekabetin varlığının altını çizerken, özellikle ölçek ekonomilerini, ürün farklılaştırmasını ve tüketici tercihlerini göz önüne almaktadır.

Dünyada gözlenen gelişmeler, bölgesel ekonomik birleşmelere doğru bir eğilimin olduğu yönündedir. Avrupa Birliği (AB) ve Kuzey Amerika Serbest Ticaret Birliği (NAFTA) ekonomik entegrasyonun en iyi bilinen iki örneği konumundadır. Bu bölgesel ticaret birleşmelerinden dolayı, dünya ticareti artarak ticaret blokları halini almaktadır. Serbest ticaret anlaşmaları ya da diğer farklı ekonomik birleşme anlaşmalarının bu bölgedeki tüm ülkelere fayda sağlayacağı düşünülmektedir. Bu durumda Türkiye'nin bu oluşumun dışında kalması beklenemez. Bu eğilimi takiben, Türkiye'nin AB ülkeleri ile olan ticaretini izlemek henüz aday konumunda olan Türkiye için aydınlatıcı olacaktır.
William Boyes, Michael Melvin Gündelik yaşamımızın her anında ve her alanında aldığımız kararlar ile bu kararların yansıması olan davranışlar, farkında olsak da olmasak da ekonomi biliminin temel ilkesini oluşturan fayda-maliyet analizine dayanmaktadır. Her birimiz birer ekonomik karar birimi olarak, ekonominin işleyişinden etkilenmekte ve davranışlarımızla ekonomiye aynı zamanda yön vermekteyiz. Dolayısıyla, yaşadığımız dünyayı algılayabilmemiz ve davranışlarımızı uygun biçimde güncelleyebilmemiz için, ekonominin işleyişini doğru biçimde anlamamız gerekmektedir. Günümüzde küreselleşme olgusunun hız kazanmasıyla birlikte, ekonomilerin işleyişi ulusal sınırların ötesine geçmiş ve makroekonomik politika analizlerinin uluslararası bağlantılar kurulmaksızın yapılması büyük ölçüde olanaksız hâle gelmiştir. Bu bağlamda, ekonomik karar birimlerinin (hanehalkları, firmalar, devlet ve dış dünya) mikro düzeyde aldıkları kararların makroekonomik büyüklükleri belirleme sürecinin de uluslararası etkiler dikkate alınarak, global bir anlayışla açıklanması gerçek yaşamı daha iyi anlamamız açısından bir zorunluluğa dönüşmüştür. William Boyes ile Michael Melvin'in Ekonominin Temelleri başlığıylaTürkçe iktisat yazınına kazandırılan Fundamentals of Economics isimli kitabı, bir bilim dalı olarak ekonomiyi veya iktisatı öğrenmeye yeni başlayan öğrencilere, global bir dünyada yaşanan güncel gelişmeleri algılamalarını sağlayacak temel bilgilerin ve analiz yöntemlerinin öğretilmesini amaçlamaktadır. Kitapta, karmaşık görünen teorik konular gerçek yaşamdan verilen güncel örnekler yardımıyla somutlaştırılmakta ve bu şekilde, öğrencilerin iktisatı gündelik yaşamlarının bir parçası olarak algılayabilme ve anlama yeteneklerinin geliştirilmesi sağlanmaktadır.
Kitap dört kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda, piyasa ekonomisinin temel kavramları tanıtılmakta ve etkin bir kaynak dağıtım mekanizması olarak piyasa ekonomisinin işleyişi, temel iki unsur olan, arz ve talep analizi çerçevesinde açıklanmaktadır. Kitabın ikinci kısmında, firma, tüketici ve devlet olmak üzere üç temel ekonomik karar biriminin davranışlarını belirleyen ve değiştiren faktörler açıklanarak, makroekonominin mikroekonomik temelleri ortaya konulmaktadır. Üçüncü kısımda, ilk olarak uluslararası (dış) ticarete açık bir ekonomide makroekonomik performansın temel göstergeleri olan üretim, fiyatların genel düzeyi ve ödemeler dengesine ilişkin ölçümler açıklanmakta; makroekonomik nihai hedeflerden sapma durumlarını ifade eden enflasyon ve işsizlik problemleri analiz edilmekte ve mikro iktisadi kararların bütüncül sonuçlarını temsil eden toplam arz-toplam talep analizi ayrıntılı olarak incelenmektedir. Bu kısımda ayrıca, maliye ve para politikalarının temel nitelikleri açıklanmaktadır. Dördüncü ve son kısımda, dışa açık bir ekonomide para politikası belirlenme ve uygulanma süreçleri, makroekonomik politikaların enflasyon-üretim ilişkisine etkileri ile uluslararası ticaret politikaları incelenmekte ve küreselleşme tartışmaları finansal krizler çerçevesinde ortaya konulmaktadır.
Makroekonominin mikro temellerinin kolaylaştırıcı yöntemlerle ve somut örneklerle açıklandığı Ekonominin Temelleri isimli kitabın ayırt edici bir diğer özelliği, her bölümde öğrencilerin öğrendiklerini sınama ve pekiştirme amacına yönelik olarak hazırlanmış küçük sınavların yer almasıdır. Bu şekilde, öğrencilerin bir sonraki konuya sağlam bilgilerle geçiş yapmaları amaçlanmaktadır.
Seif I. Tag el Din Son yıllarda İslam iktisadı literatüründe kayda değer bir artış gözlenmektedir. Buna rağmen İslam iktisadını, ekonomi öğrencilerine standart bir şekilde sunacak güvenilir bir ders kitabına yönelik ihtiyaç devam etmektedir. Yeni kurulan her disiplinde bu, aşılması gereken zorluklardan biri olmaktadır. Fakat metodoloji ile ilgili konuların hâlen göz korkutucu birer problem olarak görüldüğü İslam iktisadında, bu durum daha da zor bir iş olmaktadır. Ekonominin Temelleri: Ahlaki Bir Yaklaşım, bu ihtiyaca yönelik bir girişimdir.
Bu eser, İslam İktisadı alanına yaptığı katkılardan dolayı 2015 yılında İslam Kalkınma Bankası tarafından kendisine İslam İktisat Ödülü verilen, Seif İbrahim Tag el-Din'in 2001-2007 yılları arasında Loughborough Üniversitesi'ne bağlı Markfield Yüksek Öğretim Enstitüsü'ndeki (MI H E) İslam İktisadı dersininin geliştirilmesi ve öğretilmesi sürecinde elde edilen deneyimlerinin bir neticesidir. Eser, iktisat ile ahlak arasındaki mesafe büyüdükçe modern iktisadın yoksullaştığı tezi etrafında şekillenmektedir. Metin boyunca teknikten ziyade prensipler üzerinde durulmaktadır. Yazarın da belirttiği üzere "ahlaki politika", kitabın metodolojisini yakalayan ana terimdir. Kitap, İslam iktisadını, iktisat teorisinde salt bir heterodoksiden ziyade ekonomi politiğin ahlaki niteliği ile ilgili bir ekonomi bilimi olarak gündeme getiren türünün ilk kitabıdır.
Esra KABAKLARLI 2016 yılında, Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomi Forumu’nun ana teması olan Endüstri 4.0, “Dördüncü Sanayi Devrimi” anlamına gelmektedir. Endüstri 4.0, imalat sanayinde üretimin katma değer yaratılan her aşamasında ve tedarik zincirinde meydana gelen gelişmeleri tanımlamaktadır. Dünya’da yaygın olarak kullanılan terim ilk kez Almanya’nın yüksek teknolojili imalat sanayi stratejisi için kullanılmıştır. “Nesnelerin İnterneti” ya da “Endüstriyel İnternet” terimleri de Endüstri 4.0 tanımını ifade etmektedir. Geleneksel üretim metotları ve imalat yöntemleri zamanla farklı evreler izleyerek dijital dönüşümü gerçekleştirmiştir. Alman Ekonomi Profesörü Klaus Schwab’a göre son sanayi devrimi, önümüzdeki yıllarda iş yapış ve yaşama şekillerimizi temelden değiştirecektir. Yale Üniversitesi Ekonomi Profesörü, 2013 Nobel Ödüllü Robert J. Shiller “Yangın sigortası yaptırmak için evinizin yanmasını bekleyemezsiniz. Biz de Dördüncü Sanayi Devrimi’ne hazırlanmak için toplumumuzun kökten altüst olmasını bekleyemeyiz.” sözüyle ülkeler için Endüstri 4.0 treninin kaçırılmaması gereken bir fırsat olduğunu vurgulamıştır.
Arslan Zafer Gürler, Dilek Bostan Budak, Bekir Ayyıldız, Esra Kaplan Enerji, evrende birçok farklı formlar alarak sürekli var olmuştur. Bu çok boyutlu ve oldukça karmaşık olguyu ekonomik bir bakış açısından analiz etmenin zorluğu ise yadsınamaz. Son elli yılda, insanlığın daha çok gereksinim duyduğu enerji giderek önemi artırmış, ekolojik ve ekonomik araştırmaların da kapsamına giren disiplinlerarası bir nitelik kazanmıştır. Buna karşın Türkiye'de bu kapsamda yazılmış akademik eserler çok sayıda değildir.
Bu kitap, ekonominin arz ve talep kuvvetlerinden yola çıkarak teknik ve bilimsel koşullar paralelinde enerji kaynaklarının analizini içermektedir. Bu bağlamda çağdaş enerji konuları dünya ve Türkiye örneklerinden yola çıkarak gerek çevresel gerekse politik etkiler ele alarak incelenmeye çalışılmıştır.
Kitap, lisans ve lisansüstü düzeydeki enerji ekonomisi ile ilgili öğrenci ve öğreticiler için disiplinlerarası bir bakış açısı ile hazırlanmış, güncel bilgilerle desteklenmiş bir başvuru kaynağıdır. Okuyucularımıza, enerjinin çok boyutlu labirentinde ekonominin feneriyle yol göstermek amacıyla hazırladığımız bu eserin yararlı olmasını dileriz.
Ali Cem Öztürk, Aybala Ertekin, Ayşe Nur Balcılar, B. Tunga Yılmaz, Begüm Erçevik Sönmez, Bengi Yanık İlhan, Binali Kılıç, Burcu Berke, Burcu Yavuz Tiftikçigil, Ela Özkan, Erdal Alancıoğlu, Esra Yüksel Acı, Ferhat Pehlivanoğlu, Funda H. Sezgin, Gülseren Aydın, Hilal Kuvvetli Yavaş, Kerem Alkin, Nihal Kalaycı Oflaz, Nursel Aydıner Avşar, Rana Atabay Kuşçu, Selma Kocakuşak, Sevcan Çağlayan, Tuba Bozaykut, Yasemin Çiçekçisoy Kaya, Yusuf Bayraktutan, Zeynep Narman, Ayşen Altun Ada, Nilüfer Dalkılıç, Özgür Kızıltoprak , Gökhan Özer Birleşmiş Milletler, sürdürülebilir kalkınmayı, “bugünün ihtiyaçlarını, gelecek kuşakların ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılayan kalkınma süreci” olarak tanımlamaktadır. Fakat uzun zamandır gelecek kuşakların ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden büyük ödünler vermekteyiz. Çevreyi ön plana almayan, salt ekonomik büyüme odaklı üretim anlayışının sonuçlarını ağır bir şekilde ödemeye başladık bile.
2020 yılı başında insanlık kendini büyük bir sağlık krizinin içinde buldu. Salgının 2020'de insani gelişme üzerinde oldukça önemli sonuçları oldu. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın 1990'da İnsani Gelişme Raporu'nu başlatmasından bu yana ilk kez 2020'de, insani gelişme endeksi düştü ve son otuz yılda elde edilen bazı kazanımlar önemli ölçüde aşındı. İnsani Gelişme Endeksi'nde salgının neden olduğu düşüş, büyük ölçüde endeksin temel bileşenleri olan sağlık, eğitim ve gelir üzerindeki olumsuz etkilerden kaynaklanmaktadır. 2020 Sürdürülebilir Kalkınma Raporu'na göre Covid-19'un özellikle Amaç 1- Yoksulluğa son, Amaç 2- Açlığa son, Amaç 3- Sağlık ve kaliteli yaşam, Amaç 8- İnsan onuruna yakışır iş ve ekonomik büyüme ve Amaç 10- Eşitsizliklerin azaltılması üzerinde son derece olumsuz etkileri olmuştur.
2,7 milyondan fazla insan, Covid-19 ile ilişkili sağlık sorunlarından hayatını kaybetti. Virüsün yayılmasını engellemek için okulların kapatılması nedeniyle eğitimin kalitesi düştü. Özellikle az gelişmiş ülkelerde okula gidemeyen çocuklar, temel besin maddelerinden mahrum kaldılar. Dahası, salgının bir sonucu olarak dünya, 1929 Büyük Buhranı'ndan bu yana küresel ölçekte en geniş üretim daralmasını yaşadı. Salgın, gelir grupları arasındaki fırsat eşitsizliğini daha da derinleştirdi.
Günümüzde insanlık, tüm dünyayı etkisi altına alan üç önemli dalganın etkisi altındadır: Birinci dalga, içinde bulunduğumuz sağlık krizi, onun arkasında bizleri bekleyen ekonomik durgunluk ve onun da arkasında en büyük sorunu teşkil eden iklim krizi. Yaşanılan bu çok boyutlu krizin en büyük sebeplerinden biri, çevreyi ön plana almayan ekonomik büyüme odaklı doğrusal üretim ve tüketim anlayışımızdır.
Tüm bu süreç2015 yılında kabul edilen ve 2016 yılında uygulamaya konulan Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nın (SKA) önemini gözler önüne sermiştir. Yaşanan bölgesel ve küresel ölçekli krizlerin sıklığının artmasıyla birlikte ülkeler, kapsayıcı kalkınma, sürdürülebilir kalkınma, yeşil toparlanma, yeşil düzen ve döngüsel ekonomiye yönelik politika uygulamalarını hızlandırmışlardır. Yeşil ekonomik dönüşüm olarak adlandırabileceğimiz bu süreç, birçok ülkenin en önemli gündem maddesi hâline gelmiştir. Özellikle Avrupa Birliği, 2019 yılında kamuoyuna açıkladığı Avrupa Yeşil Mutabakatı ile yeni bir küresel büyüme ve kalkınma stratejisinin de başlangıcını yapmıştır.
Bu çerçevede kalkınma iktisadı alanında çalışan bir grup akademisyen ve uzman ile bir araya gelerek evrensel bir çağrı niteliğinde olan SKA’lara yönelik bir katkı vermek istedik. Çalışmaya 19 kurumdan 34 araştırmacı katıldı. Çalışmada, her bölümde SKA’lar farklı açılardan ele alındı. Kitapta bir bütünlük elde edebilmek amacıyla SKA ve hedefleri, araştırmacılar tarafından tek tek tanıtıldı ve bu hedeflere ilişkin tablolar konuyla ilgili resmî internet sitelerinden elde edildi.
Zeyneb Hafsa Orhan Hacimli finansal yönetim kitaplarının ilk kısmında işlenen konuların ayrı bir şekilde Finansa Giriş adı altında toplandığı bu kitapta, finansa dair temel teorik bilgiler sade bir dille aktarılmaya çalışılmıştır. Bunun yanı sıra teorilerden hareketle uygulama örnekleri, konularla ilgili olarak dünyadan ve Türkiye'den güncel bilgiler ile katılım finansı ve davranışsal finans gibi alternatif bakış açılarından ilave bilgiler de paylaşılmaktadır. Bu hâliyle bu kitap, bir dönemlik bir ders kitabı gibi okutulmaya münasip olduğu gibi finansa dair giriş niteliğinde bilgi edinmek isteyen her seviyeden insana hitap edebilecek bir şekilde hazırlanmıştır.
Abdulkadir Barut, Ahmet Gökhan Sökmen, Ahmet Oğuz Akgüneş, Ahmet Şit, Alper Karavardar, Arif Saldanlı, Aslı Afşar, Aslı Gezen, Batuhan Medetoğlu, Burcu Başkurt, Cebrail Telek, Deniz Erer, Emrah Doğan, Erkan Sarsıcı, Ersin Kanat, Eyyüp Ensari Şahin, Fahrettin Pala, Gökhan Özkul, Gözde Elbir, H. Serdar Yalçınkaya, Hasan Ayaydın, Haşim Bağcı, Hilal Ok Ergün, İhsan Erdem Kayral, Mehmet Zeki Ak, Muhammed Kasım, Mustafa Kırca, Mustafa Özyücel, Naci Yılmaz, Nevzat Tetik, Nurullah Altıntaş, Onur Şeyranlıoğlu, Pınar Avcı, Rıfat Karakuş, Sare Sancak, Suzan Ergün, Şaban Çelik, Tolga Ergün, Yavuz Demirdöğen, Zehra Yoloğlu Küreselleşme sürecinde iletişim, ulaşım ve bilişim alanlarında yaşanan baş döndürücü gelişmeler neticesinde her geçen gün yeni bir dünya oluşmaktadır. Eski kabullerin yeniden sorgulandığı ve yeni normallerin hızla yaygınlaştığı bu yeni dünyada ekonomi, finans ve bunlar arasında etkileşim birey, toplum ve devletler açısından gittikçe daha da kritik hâle gelmektedir. Bu değişim-dönüşüm-başkalaşım sürecinde Türkiye, ekonomik anlamda Kuzey ile Güney, sosyo-politik anlamda da Doğu ile Batı arasında yer alan, tarihi birikimi ve sahip olduğu potansiyeliyle öne çıkan bir ülkedir. Tarihin en önemli değişim ve dönüşümlerine tanık olduğumuz bugünlerde Türkiye'nin sahip olduğu potansiyeli harekete geçirmesi oldukça önemlidir. Bu noktada kaynakların etkin yönetimi öne çıkmaktadır ki bu finansal alanın önemini işaret etmektedir. Bu öneme binaen kitapta finansal dinamikler çok boyutlu olarak ele alınmış ve ülke ekonomisine etkileri incelenmiştir. Kitap, finansal dinamiklerin ekonomik büyüme, faiz oranları, yatırım, gelir dağılımı, AR-GE, inovasyon ve istihdam gibi makroekonomik değişkenlerle olan ilişkilerini inceleyen çalışmalarla başlamaktadır. Ardından finansal değişkenler arasındaki etkileşimi sorgulayan; parite koşulları, BİST100, finansal balonlar, anomaliler, BES ve performans değerlendirmeleri konularını içeren çalışmalar yer almaktadır. Son kısımda da güncel finansal dinamiklerinin zemini ve yönü hakkında fikir vermek üzere; finansal küreselleşme, finansal krizler, reformlar, alternatif yöntemler, varantlar, türev ürünler, blokzincir, finansal okuryazarlık, sosyal sorumluluk, finansal teknolojiler ve robo danışmanlık kapsamındaki bölümler sıralanmaktadır. Böylece Türkiye merkezli olarak küreselleşme sürecinde finansal gelişmelerin ekonomik ve finansal açıdan etkileri incelenmiş ve finansal yeniliklere yer verilmiş olmaktadır.
Aclan Omağ, Ali İhsan Karacan, Başak Tanınmış Yücememiş, Canan Dağıdır Çakan, Erişah Arıcan, Esra Erişir Karacan, Gökhan Işıl, Güçlü Okay, İdil Özlem Koç, Lamiha Öztürk, Levent Çinko, Mahmut Hayati Eriş, Murat Akbalık, Server Demirci, Ufuk Alkan, Ufuk Başoğlu, Vildan Serin Finansal piyasalar, para ve bankacılık günlük yaşamımızı doğrudan etkileyen, hatta içinde yer alan ve merak uyandıran konu başlıkları arasında bulunmaktadır. Çünkü bu alanda öğrenilenler politik arenada tartışmalara konu olan iktisat politikasının yürütülmesi ile ilgili farklı görüşlerin kavranmasına olanak sağlamasının yanında, medyada sık sık duyulan ekonomik ve finansal kavramların daha açık bir biçimde anlaşılabilmesine de yardımcı olmaktadır. Finansal piyasalar, para ve bankacılık ilişkisine yönelik hazırlanan bu kitapta yer alan tüm konu başlıkları, birleştirici bir yöntemle ele alınmış, okuyucular için ekonomik ve finansal perspektifte bir analiz sistematiği geliştirilmeye çalışılmıştır.
Bu kitapta; finansal sistemi oluşturan finansal piyasaların yapısı ve işleyişinin yanı sıra finansal kurumlar ve araçlar ele alınmış, para kavramı ve politikaları teorik temellere dayandırılmış, yine paranın ve politikalarının finansal sistemdeki yeri incelenerek merkez bankası para politikası uygulamalarına değinilmiş ve finansal sistemin istikrarı üzerinde durulmuştur. Bunlarla birlikte finansal sistemde bankacılığa ilişkin teorik altyapı incelenmiş, sistemin en önemli aktörü olan bankaların gelişimi, işlevleri, uluslararası faaliyetleri ele alınmış ve sistemin düzenlenmesi ve denetimine yönelik faaliyetler irdelenmiştir. Kitapta yer bulan bu konular hem dünya ülkelerinde hem de Türkiye'de yaşanan gelişim ve değişimi gözler önüne sermektedir.
Okuyucular bu kitapta edinecekleri bilgilerle farklı bakış açısı ve düşünce tarzıyla konuya yaklaşıp irdeleme fırsatı bulabilecektir.
Remzi Bulut Geçiş ekonomilerini benimseyen ülkeler, Doğu Bloku’nun dağılmasıyla ortaya çıkmıştır. Geçiş ekonomileri olarak adlandırılan bu ülkeler, dünyanın farklı bölgelerinde bulunmaktadır. Bundan dolayı da farklı gruplar hâlinde ele alınarak incelenmektedir. İnceleme ve araştırma yapılırken IMF’nin yapmış olduğu gruplandırma temel alınmaktadır. Bu ülkeler coğrafi olarak ele alındığında; Merkezi ve Doğu Avrupa (MDA) ülkeleri, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkeleri, Bağımsız Devletler Topluluğu kapsamı dışında kalan eski SSCB ülkeleri ve Asya’da yer alan 4 ülkeden (Çin Halk Cumhuriyeti, Vietnam, Laos Demokratik Halk Cumhuriyeti ve Kamboçya) oluşmaktadır.
1990’lı yıllardan önce merkezi planlı sistemden serbest piyasa ekonomisine geçiş yaşanmadığından bu ülkeler piyasa ekonomisine geçiş sürecinde bir takım sosyal ve ekonomik problemlerle karşı karşıya kalmışlardır. Avrupa’ya yakın olan ülkeler kısa sürede geçiş reformlarını tamamlamış olup Avrupa Birliği standartlarına uyum sağlamıştır. SSCB’den ayrılan ülkelerde piyasa ekonomisine geçiş reformları yavaş ilerlemektedir. Asya’da yer alan ülkelerde ise tam anlamıyla piyasa ekonomisine geçiş söz konusu değildir. Bu ülkeler sosyalist piyasa ülkeleri olarak da adlandırılmaktadır.
Türkiye’de 1990'lı yıllara kadar yeterince tanınmayan bu ülkelerin piyasa ekonomisine geçişleri Türkiye ile iktisadi, siyasi ve kültürel olarak daha fazla yakınlaşma ve kaynaşma imkânı sağlamıştır.
Levent Aydın, İzzet Arı 20. Yüzyılın başından itibaren kalkınma iktisadında, ülkelerin gelişmişlik seviyesinin iyileştirilmesi, kaynakların daha etkin kullanılması, değişen teknoloji ile artan nüfus ve farklılaşan talebe göre ekonomilerin dönüşümü gibi konularda planlamaya ihtiyaç duyulmuştur. İktisadi planlama, makro ölçekte ülkelerin belirlediği vizyon, strateji, amaç ve hedeflere uygun olarak planlama araçlarını kullanarak ölçülebilir, raporlanabilir ve doğrulanabilir göstergelerle kalkınmayı sağlayan ana unsurlardandır. Aynı zamanda iktisadi planlama ve ekonomi programları bir zaman perspektifinde ekonomideki kararların rasyonel olarak verilmesini sağlayan önemli bir yaklaşımdır.
Kitap, iktisadi planlamanın gerekliliğini, temel özelliklerini, kavramsal çerçevesini ve örneklerle iktisadi planlama tekniklerini ortaya koymaktadır. Araştırmacıların, akademisyenlerin, iktisadi konularda politika yapıcıların ve karar vericilerin, uzmanların ve öğrencilerin iktisadi planlama ile ilgili temel bilgilere ulaşabileceği bu kitap, alanında uzman iki akademisyen tarafından kaleme alınmıştır. Kitapta, Türkiye özelinde Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren sanayi planları ve kalkınma planlarının bugüne kadar olan gelişimi sektörel bir bakış açısıyla ortaya konmaktadır. Bununla birlikte ekonomide Genel Denge Modellerinin çekirdeğini oluşturan Girdi-Çıktı Yöntemi de planlama teknikleri kısmında detaylı bir şekilde yer almaktadır. Ayrıca, Plan-Program-Proje hiyerarşisinin tamamlayıcısı olan proje değerlendirmede karar verme araçları detaylı bir biçimde örneklerle sunulmaktadır.
Aylin Koç Konu, Ayşe Nur Mercan, Emre Gedikoğlu, Funda Mermertaş, İbrahim Halil Nergiz, İlker İbrahim Avşar, Mehmet Pekmezci, Mustafa Mete, Mustafa Mete, Sinan Çınar, Tuğba İncenacar, Veysi Evis Gelişen Piyasalar Ekonomisi başlığıyla hazırlanan bu kitap, iktisadi ve idari bilimler fakültelerinde okutulan birçok derste yardımcı kaynak olma özelliği taşımaktadır. Derslerde ihtiyaç duyulan ilgili ülkelerin verilerine hızlı ve pratik bir şekilde bu çalışmada ulaşılabilecektir. Çalışmada; dikkatleri üzerine çeken, gelişme potansiyeli hayli yüksek olan, gelişen piyasa ekonomilerine sahip ülkeler incelenmiştir. Gelişen piyasa ekonomilerine sahip ülkelerin, son 30 yılda küresel ekonomide oldukça önem kazandığı görülmektedir. Bu ülkeler, dünya nüfusunun yaklaşık %84'ünü oluşturmaları ve dünya ticaretindeki rolleri ile dikkatleri üzerlerine çekmektedir. Yine bu ülkelerin önümüzdeki yıllarda da küresel ekonominin büyüme motoru olmaya devam edecekleri düşünülmektedir. Bu çalışmada Morgan Stanley Capital International (MSCI) ve Focus Economics'e göre gelişen piyasa ekonomilerine dâhil olan 27 ülkenin 2000-2018 dönemine ait Demografik ve Makro ekonomik verileri incelenmiştir. Bu incelemeler ışığında her bir ülke verileri yorumlanarak değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Ali Erdoğan Doğrudan yabancı sermaye yatırımları, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için önemli bir sermaye kaynağıdır. Birçok ülke, doğrudan yatırımları teşvik ederek ekonomilerini geliştirme stratejisini izlemektedir. Küreselleşme sürecinin hız kazanmasıyla birlikte hem gelişmiş hem de tasarruf ve yatırım eksiği bulunan ülkeler, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını çekebilmek için çaba sarf etmektedir. Söz konusu yatırımları çekebilmek; ülke ekonomisine sermayenin yanı sıra teknoloji, istihdam, millî gelir artışı, üretim ve geniş dış pazar avantajları gibi birçok katkı sağladığı için ülkelerin kalkınmasında doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının etkin bir rol oynadığı kabul edilmektedir.
Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının Türkiye’ye bugüne kadar arzu edilen seviyelerde gelmemiş olması, araştırılması gereken önemli bir konudur. Bu çalışmadaki en önemli hedef; doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ekonomi üzerindeki önemli etkilerinin belirlenmesinin yanı sıra, Türkiye’ye yönelik doğrudan yatırımların bugüne kadar istenilen seviyede gerçekleşememesinin ve ülkeye gelen yatırımların istihdam, ekonomik büyüme ve millî gelir üzerindeki etkilerinin yetersiz düzeyde oluşunun nedenlerini belirlemek ve bu duruma çözüm önerileri getirmektir. Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının istihdam, millî gelir ve ekonomik büyümeyi optimal seviyede etkileyebilmesi için, gelen doğrudan yatırımların türü önem arz etmekte ve bu bağlamda ülkemiz, sabit sermaye yatırımlarına ihtiyaç duymaktadır. Bununla birlikte, gelen doğrudan yabancı sermaye yatırımları; büyük oranda Türkiye’nin iktisadi durumuyla ilgili, dolayısıyla ekonomisinin büyüklüğü, istikrarı ve dışa açıklık seviyesi ile doğrudan ilişkilidir.
Özlem Durgun Çocuk yoksulluğu dünyanın en büyük sorunu olarak kabul edilmelidir. Sanılanın aksine çocuk yoksulluğu gelişmiş ülkeler için de önemli bir sorundur. Zengin ülkelerdeki her beş çocuktan biri göreli yoksulluk içinde yaşamaktadır. Hatta teorik ve güncel araştırmalara dayanılarak yapılan bu çalışmada varılan bilimsel parametreler, çocukların yeterli veya doğru besine ulaşamayarak aç kaldığını ortaya koymaktadır.
Araştırılan ülkelerin yüksek gelirlerinin çocukların yaşamlarını iyileştiremediği, en zengin ülkelerde bile çocuklarda beslenme, sağlık, eğitim gibi sorunların devam ettiği hatta az gelişmiş ülkelerde rastlanılan çocuk ölümlerinin, çocuk hak ve istismarlarının, erken evliliklerin bu söz konusu zengin ülkelerde de var olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yoksulluk ne ülke içinde ne de hane halkı içinde eşit dağılmaktadır. Sadece gelir arttırıcı politikaların uygulandığı ülkelerde, zenginleşmenin bedelini çocuklar ödemektedir.
Çocuk yoksulluğu konusunda farkındalık yaratmayı amaçlayan bu çalışmada; gelişmiş ülkelerde çocuk yoksulluğunun nedenleri, sonuçları ve çocuk yoksulluğunu önlemeye yönelik uygulanan politikalar tartışılmıştır. Aslında zengin ülkeler, hiçbir çocuğun yoksulluk çekmeyeceği imkânlara ve çocuk yoksulluğunu bertaraf edecek kaynaklara sahiptir. Önemli olan bu amaca uygun irade yaratmak ve politikalar uygulamaktır. Zengin ülkelerdeki başarı, gelişmekte olan ülkelerin de önceliklerini değiştirerek gelecek nesillerde çocuk yoksulluğunu önlemede ivme sağlayacaktır. Bu nedenle yoksulluk önleyici politikalarda çocuklara öncelik verilmesi için konu sürekli gündemde tutulmalıdır.
Sadık Karaoğlan Bu kitap, üç ana bileşenden oluşmaktadır. Birinci bileşen, ilk halka arzlarda hisse senetlerinin anormal getirilerini ve bunun belirleyicilerini ortaya koyan teorik ve ampirik katkıları özetlemektedir. İkinci bileşen, halka arz edilen hisse senetlerinin kısa ve uzun dönem fiyat performanslarının ölçülmesine yönelik yöntemleri tanıtmakta ve uygulamaktadır. Üçüncü bileşen ise, halka arz edilen hisse senetlerinin, yine kısa ve uzun dönemli anormal ve kümülatif anormal getiri performanslarının belirleyicilerini tespit etmeye yönelik ampirik analizleri içermektedir.
Bu kitabın taşıdığı güncel ampirik ruh nedeniyle, pay piyasalarıyla ilgili çalışma yapan akademisyenler ve tez hazırlayan lisansüstü öğrencileri tarafından ilgi göreceği düşüncesindeyim. Neden? Çünkü, bu kitapta halka arz konusu pek çok alternatif yatırım araçları göz önüne alınarak incelenmiş ve halka arzlarda fiyatlama davranışları ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Bu bakımdan, konuyla ilgili halka arz planlaması yapan firmalar ve uluslararası yatırımcılar açısından da piyasa iklimine ışık tutması dolayısıyla bu kitabın yararlı olacağı değerlendirilmektedir.
Ahmet Özken, Hakkı Gürcan Atay, İrfan Kalpalı, Mehmet Ağırbaş, Meltem Onay, Mine Yılmazer, Mustafa Tanyeri, Mutlu Yılmaz, O. Murat Koçtürk, Ömer Pesen, Özcan Güven, Özge Ayan, Serkan Çınar, Tuğçe Danacı “Dış ticaretin tarihsel evrimi ve güncel mevzuat uygulamalarından dış ticaret süreçlerine kadar geniş bir yelpazede sağladığı bilgilerle, Türkiye'nin dış ticaret yapısını modern bir bakış açısıyla derinlemesine analiz eden bu değerli yayın, bu alanda her seviyede görev yapanlar, akademisyenler ve özel sektörde faaliyet gösteren/gösterecek olan meslek mensupları için yol gösterici niteliktedir.
Kitapta, dış ticaret alanındaki birçok yayından farklı olarak iş dünyasının çeşitli sektörlerinde faaliyet gösteren temsilcilerin tecrübelerini paylaştığı röportajlara yer verilmiş. Başarı öykülerinin anlatıldığı bu röportajların iş dünyasına yeni adım atmış veya atacak olanlara büyük katkı sağlayacağına inanıyorum.
Kamu-özel sektör-üniversite üçgeninde oluşturulan bu yayın, dış ticaret alanındaki sorulara A'dan Z'ye yanıtlar sunan çok değerli bir çalışma olmuş. Emeği geçen herkesi tebrik eder, başarılarının devamını dilerim.”
Adnan Yıldırım (Ekonomi Bakan Yardımcısı)
•••
1980'li yıllarla birlikte, ihracata dayalı büyüme modelinden bugün 500 milyar dolarlık iddialı bir ihracat hacmine erişme hedefi olan ülkemizde gelinen nokta, kalkınmamız yönündeki en büyük çabalardan biridir.
Üreten, ürettiğini ihraç eden girişimcilerimizin sayılarının artması ve teknolojinin sunduğu nimetleri en etkin şekilde kullanarak ülkeye döviz kazandırması bugünkü rekabet ortamında dünden daha önemli bir hâle gelmiştir.
Bu nedenle, doğru bilgilendirme ve doğru kaynakları kullanma açısından farklı akademisyen ve uzmanlarca hazırlanmış söz konusu yayının bir rehber niteliğinde olduğu inancındayım.
Bu değerli yayının, stratejik hedeflerimizden biri olan dış ticaret hacmini artırmamızda dikkat çekici bir başarı elde etmesi temennisiyle, emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.
Ender Yorgancılar (EBSO Yönetim Kurulu Başkanı)
•••
Her geçen gün küreselleşen dünyamızda dış ticaretin önemi giderek artmaktadır. Başarılı örneklerin paylaşılmasını, geçmiş deneyimlerin genç girişimcilere aktarılmasını, bu sayede onların cesaretlendirilmesini çok önemli buluyorum.
Yarattığınız eser bu açıdan çok değerli bir kaynak niteliğindedir. Özellikle, Türkiye şartlarında başarıya ulaşmış kişilerle yapılan röportajlar yol gösterici.
Bu tür yayınlar; üretmeyi, ticareti ve kısacası hayatı desteklemektedir. Değerli katkılarınızdan dolayı sizi ve emeği geçen herkesi kutluyorum.
Sabri Ünlütürk (Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı)

İsmail Metin Küresel rekabet ortamında uluslararası pazarlarda daha etkin bir şekilde faaliyette bulunabilmek için, elektronik pazaryerlerini kullanarak ihracat ve ithalat yapmak zorunluluk haline gelmiştir. e-ticaretin ilk aşamalarında yüz yüze iletişim olmaması nedeniyle karşı tarafa olan güvenilirlikle ilgili problemler yaşanmaktadır. Bu kitapta, e-ortamda güvenilirlikle ilgili elektronik pazar yerlerinin uygulamalarına ve ihracatçı ve ithalatçıların alması gereken önlemlere yer verilmiştir. Ayrıca elinizdeki kitapta, dünyanın en önde gelen elektronik pazaryeri olarak kabul edilen alibaba.com'a üye olarak ihracat için müşteri bulma ve ithalat için uygun tedarikçi ve ürün bulma işlemleri detaylı bir şekilde anlatılmaktadır.
"İhracatçı ve İthalatçılar için Elektronik Ticaret" adlı eserin yazılmasındaki ana amaç; elektronik ortamda ihracat pazarlamasıyla ilgilenen veya ithalat yapmak isteyen girişimcilere, öğrencilere ve diğer ilgili bireylere elektronik ortamda dış ticaret işlemleri yapabilmeyi öğretmektir. Söz konusu eser, ihracat ya da ithalat yapmayı düşünen veya yeni başlamış küçük ve orta büyüklükteki işletmelerle, dış ticaret eğitimi veren çeşitli kuruluşlar, fakülteler ve yüksekokullar için temel bir kaynak kitap özelliği taşımaktadır.
M. Umer Chapra İktisadın Geleceği: İslamî Bir Bakış hem iktisadi hem de ahlâki açıdan ana akım iktisadın bilimsel ve samimi bir eleştirisidir. Chapra, yararının olduğu kadar Batı merkezli kapitalist iktisadın limitlerinin de farkındadır. İktisadi analizin gerçek değerinin ve dünyadaki insanlığın daha iyiye gitmesine katkı yapabileceğinin bilincinde olarak, zayıf taraflarının bu disiplinin gerçek rolünü oynamasına gölge düşürdüğünü belirtmektedir. Nelerin yanlış olduğunu belirterek aynı zamanda doğrusu için çözüm önerileri de sunmaktadır. Çalışma ayrıca iktisadın etkinliğini göz ardı etmeyecek şekilde eşitlik ve adalet meselesine odaklanılmasını sağlayan sistematik bir çaba sarf etmektedir. Eğer iktisat, insanın refahına yönelik bir bilim ise ve sadece "zenginliğin kasvetli bir bilimi" değilse denge ve etkinliğin ortak hedefleri birlikte ilerlemesi gerekmektedir. Chapra, ahlâki filtrelerin kavramlarını açıklarken ve ana akım iktisadın matrisleri içerisinde adalet boyutunu yeniden oluşturmaya çalışmaktadır.
İslam iktisadını titizlikle iktisadın kendi alanına yerleştiren Chapra, İslam iktisadına ayrı bir tür olarak bakmamaktadır. İktisadi problemleri İslamî bir bakış açısı ile değerlendirmekte bu da iktisadı, İslamî bir toplumsal düzen ve tasavvurla uyumlu hâle getiren yenilikçi bir çabadır. İslam ve iktisat öyle birbirine geçmiştir ki iktisat yeni bir gidişat geliştirmekte ve katedilecek yeni bir dünya keşfetmektedir. Bütün bunlarla birlikte Chapra, iktisadın, adil düzen arayışında insanlık için gerçekten yararlı olması için islamî bir bakış açısı ile ahlâki zenginleşmeye ihtiyacı varken ümmetin de iktisadın tarihini ve kendi noksanlarını farketmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Ömer Yılmaz - Merter Akıncı İktisadi büyüme, iktisat biliminde uzun yıllar güncelliğini koruyan ve teorik temelleri üzerine yeni düşünce akımlarının ortaya konulabileceği bir alandır. Özellikle 19. yüzyıldan itibaren ülkelerin zengin ve fakir olmaları biçiminde bir ayırıma gidilmesi ve her iki grup ülke arasındaki gelişmişlik farkının giderek açılması, büyüme ve kalkınma konularına olan ilgiyi de artırmıştır. Temelde iktisadi büyüme ile birlikte ülkelerin üretim ve tüketim yönünden refahlarını yükseltmelerine bağlı olarak, iktisadi büyüme dinamiklerinin neler olduğunun ve bu dinamiklerin büyüme üzerindeki etkilerinin belirlenebilmesi, farklı sistematik fikirler yardımıyla ortaya konan büyüme modelleri çerçevesinde açıklanmaya çalışılmıştır.
Temel olarak iktisadi büyüme ve bununla ilgili olan kavramlar ile geçmişten günümüze kadar ortaya atılan büyüme teorilerinin ayrıntılı olarak incelenmesine dayanan bu eserde; Cumhuriyet döneminden itibaren Türkiye ekonomisindeki büyüme dinamikleri ele alınmakta ve büyüme süreci üzerinde etkili olan makroekonomik faktörler uygulamalı olarak analiz edilmektedir. Geniş kapsamından dolayı bu çalışmanın, lisans ve lisansüstü düzeyde eğitim gören öğrencilere faydalı olabileceği açıktır.
M. Umer Chapra İslam’ın neredeyse tüm Müslüman ülkelerde yaşamakta olduğu diriliş, İslam’ın öngördüğü türde bir refahı gerçekleştirebilmek ve insanların karşılaştığı çeşitli problemleri özellikle de iktisat alanındakileri çözebilmekiçin sunması gereken programın açık ve bütüncül bir resmine duyulan bir ihtiyaç yaratmıştır. Özellikle ilgi odağı olan nokta ise, dünya genelinde çoğu ülkenin karşı karşıya olduğu makroekonomik ve dış dengesizlikleri üstesinden gelinebilecek sınırlara çekecek aynı zamanda tam istihdamı mümkün kılacak, yoksulluğu ortadan kaldıracak, ihtiyaçları karşılayacak ve gelir ve servet eşitsizliklerini en aza indirecek bir stratejidir. Müslüman ülkeler kapitalizmin, sosyalizmin ve refah devletinin seküler dünya görüşleri çerçevesinde bu tür strateji üretebilirler mi? İslam hedeflerine ulaşmalarında onlara yardımcı olabilir mi? Eğer olabilirse, İslamî öğretiler nasıl bir politika paketi sunmaktadır? Bu kitap, bu ve diğer ilişkili sorulara cevap aramaktadır.
Kitap seküler temelli tasarımlar olan kapitalizm, sosyalizm ve refah devletine ilişkin eleştirilerine ilaveten busistemlerin başarısızlıklarına dair İslamî bir perspektif oluşturması açısından özgün bir eserdir. Kur’an’ın öğretilerini modern ekonomi ile bir araya getirerek İslam iktisadının İslam’ın öngördüğü iyilik halini gerçekleştirmek için ne sunması gerektiğine dair net ve entegre bir çerçeve sunmaktadır.