Felsefe \ 1-4
Ahmet AKYÜREK Darwincilik, yüz elli seneden beri dünyanın gündemleri arasından düşürülmedi. Çünkü Darwincilerin öne sürdüğü fikirler; ateistlerin, natüralistlerin, maddecilerin, evrimcilerin en büyük dayanağı oldu. Daha önce bu gruplar çeşitli fikirlerini temellendirmekte güçlük çekiyorlardı. Sadece onlar değil. Darwin'in “Hayatta sadece güçlüler yaşama hakkına sahiptir.” tezi; İngiltere ve diğer sömürgeci devletler bu tezi kendi sömürgeciliklerini haklılaştırma, meşrulaştırma aracı olarak kullanırken, “Biz güçlü olduğumuz için tabiat kanununun gereğini yerine getiriyoruz.” mesajını veriyordu. Bunun yanında K. Marx, bu hayat mücadelesi fikrini, sınıf mücadelesine dönüştürmüş dünyayı patron-işçi mücadelesinden ibaret gibi gösteriyordu. “Sosyal Darwincilik” denilen akım ise toplumların hayatını aynı esasa göre düzenleme iddiasındaydı. Diğer yandan Darwin'in iddialarına uymayan yeni bilimsel araştırmalar ve buluşlar, bu çıkar grupları tarafından çeşitli manipülasyonlarla derhal etkisiz hâle getiriliyordu. Benzer oyunlar ülkemizde de yüzyılı aşkın süredir devam etmektedir. İnançlar, bu teori olmaktan ileri gidemeyen Darwinci düşüncelerle sarsılıyor, onun tezleri, okullarda “değişmez ve en son bilimsel gelişme”, “karşı konulamaz gerçek” gibi sloganlarla zihinlere yerleştiriliyordu. Bütün bu baskıcı tutumlara rağmen, gerçek bilimsel araştırmalar da durmadı. Prof. Dr. Ahmet Akyürek’in işte bunlardan en yenisini ve bilimsel olarak Darwin'in fikirlerinin tutarsız taraflarını çürüten bu kitabı yazmakla bilimsel düşünceye büyük hizmet ettiğine inanmaktayım.
Prof. Dr. Süleyman Hayri BOLAY

Charles Darwin'in bir buçuk asır önceki varsayımlarıyla yakın zamana kadar oyalanmış olan bilim dünyası, CERN’de yapılan partikül fiziği çalışmalarıyla Higgs boson'u (God particle-Tanrı parçacığı) ile Stephen Hawking'i de düşündürecek duruma getirmiştir. Prof. Dr. Ahmet Akyürek'in bu değerli eseri, varsayımlarla oyalananlara güçlü bir yanıt oluşturacaktır.
Prof. Dr. Ender YURDAKULOL

Darwin'in evrim konusunda söylediklerini ikiye ayırmak gerekir: Birincisi, kendinden önceki bilim adamlarının bulgu ve yorumları ki çoğu doğrudur; ikincisi, kendi teorisi ve yorumları ki çoğu diyemeyeceğim, tamamı yanlıştır.
Prof. Dr. Ahmet AKYÜREK
Ahmet Karakaya, Ahmet Köroğlu, Alev Erkilet, Alperen Gem Ennçosmanoğlu, Asım Öz, Ayşen Baylak, Ertuğrul Zengin, Fatih Kucur, İbrahies Aksu, İlhan Sadıkoğlu, Kâmil Yeşil, Mahmut Hakkı Akın, Mehmet Erken, Mustafa Aydın, Mustafa Oğuzhan Çolak,Necdet Subaşı, Nurettin Ürün, Serkan Yorgancılar, Şerife Nihal Zeybek, Tuba Aydın, Vahdettin Işık, Yunus Emre Özsaray, Yunus Emre Tapan Ulus devlet serüveninin çeperinde şekillenen içe kapanma dönemi¬nin düşünce dünyasında da ciddi bir sınır oluşturduğunu her ge¬çen gün daha iyi anlıyoruz. Gündemler, kavramlar ve meseleleri ele alıştaki öncelikler takip edildiğinde bu durum açıkça gözlemlene¬bilir. Bu sınırlılığı aşma işaretlerinin en somut şekilde görüldüğü dönemin, çok partili hayatın nispeten süreklileştiği 1960-1980 ara¬sı yıllar olduğunu söylemek mümkündür. Bir ölçüde, halkın farklı katmanlarının doğrudan sürece dâhil olduğu bu dönem, gerek Tür¬kiye’nin yakın tarihindeki özgül ağırlığı, gerekse de İslamcı düşünce ve yayıncılık tarihindeki yeni arayışlar, mecra tutuşlar, kurumlaş¬malar, çeşitlenmeler ve söylem farklılaşmaları bakımından günü¬müzde de canlı bir şekilde etkisini devam ettirmektedir.
Ayrıca dönemin faaliyetlerinde etkin rol üstlenmiş şahısların önemli bir kısmının hâlen hayatta bulunması bugünden yapılacak bir okumanın sınanmış bir gözle de murakabesine imkân vermek¬tedir. Bugünün Türkiyesini siyasette, bürokraside, sivil kurumlarda ve entelektüel alanda taşıyan kadroların çok önemli bir kısmının 1960-1980 döneminde yetişen kuşaklar olduğu dikkate alındığın¬da, o yılların önemi daha iyi anlaşılacaktır. Sonuç olarak, günümüzü daha iyi anlamak için, adeta bugünün ana rahmi olan 1960-80 yıl¬larını yakından incelemenin gerekliliği oldukça açıktır. Dolayısıyla gerek tanık olduğumuz sürecin anlaşılmasına katkıda bulunması gerek yaşayan bu tarihî tanıklarla yeni kuşaklar arasında bir köprü oluşturma imkânı vermesi bu çalışmanın hem niyetini hem de kıy¬metini ortaya koymaktadır.
Zafar Iqbal Bu kitap adaletle; denge, uyum ve barışın yeniden tesis edilmesine yönelik bir toplumsal düzenin taslak planıyla ilgilidir. Tarihsel olarak bu soruyu aydınlatan iki düşünce okulu, dini okul ve seküler okul kitaptaki tartışmanın zemini oluşturmaktadır. Kitapta dini okulun ana çerçevesi İslam tarafından çizilirken, seküler okul bu konudaki entelektüel tartışmanın yönünü belirlemede en etkili olduğu düşünülen adaletle ilgili eski ve çağdaş seçilmiş görüşlerle temsil edilmektedir.
Yazar, Batılı ve İslamî perspektifleri türetmek için kullanılan sezgisel yöntemleri atlayıp meselenin temeline, yani bu gibi düşünce akışlarındaki siyasi, iktisadi ve sosyal organizasyon için ileri sürülen ilkelere odaklanmıştır. Bu çeşitli ilkeler eleştirel bir biçimde incelendikten sonra dini ve seküler görüşler arasındaki bir karşılaştırma, İslamî konumun objektif bir değerlendirmesi için zemin hazırlanır. Bu değerlendirme ile yazar adalet konusundaki rakip perspektiflerin artıları ve eksileri üzerine derinlemesine, nüfuz edici ve zaman zaman nefes kesen argümanlarının zirvesini teşkil eder.
Hümeyra Özturan Ahlâk felsefesine dair kaleme alınmış eserleri yedi temel mesele üzerinden okuma girişimi olan bu çalışma, ahlâk felsefesini Problematik olarak gözler önüne sermeyi amaçlamaktadır. Problemleri ana hatlarıyla anlaşılır biçimde ortaya koymayı amaçlayan giriş yazılarının peşinden, konuya ilişkin farklı filozofların can alıcı pasajları seçilmiş ve tercüme edilmiştir. Çalışmada, Antik Yunan filozoflarından Batılı Ortaçağ düşünürlerine, İslâm filozoflarından çağdaş filozoflara kadar çok farklı düşünürlerin eserlerinden seçme metinler yer aldığı için; Aristotelesin, David Humeun, İbn Miskeveyhin ve hatta İbn Arabînin aynı probleme dair yazdıklarını beraberce okuyabilme imkânı sunulmuş olmaktadır. Dönemleri değil ahlâk felsefesi problemlerini esas alan ve felsefe tarihini bir bütün olarak bu problemler ışığında süzen bu kaynak, okuyucuları sadece bilgilendirmeyi değil, aynı zamanda ahlâk felsefesi problemleri üzerinde düşündürmeyi hedeflemektedir.
Ahmet Ayhan Çitil, Burhanettin Tatar, Kasim Küçükalp, Özkan Gözel, Selami Varlık, Lütfi Sunar, Ömer Türker, Cafer Sadık Yaran Bu kitap başkalığın dışlanmış ötekiliğe dönüşme biçimlerini ele almak ve bunu ahlâk düşüncesi içinde tartışmak üzere hazırlanmıştır. Zira başkasının varlığı ile ahlâki bir ilişki kurulmazsa ötekinin yabancılığı ortaya çıkmaktadır.
Günümüzde kürenin her tarafında başkalıklardan kaynaklanan sorunlar gün-demi meşgul ediyor. Yabancı düşmanlığı, etnosantirzm, ırkçılık, dini fanatizm, İslamofobi ve milliyetçilik çağımızın yükselen tehditleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Ulus devletler bir taraftan içine düştükleri meşruiyet krizlerini aşmak üze-re abartılmış güvenlik söylemleri ile kimlik pekiştirici siyasetlere başvururken
öte yandan yüzleşilen sosyo-kültürel krizler de kitleleri ötekileştirici dile doğru itiyor. Artan küresel çatışmalar ve neticesinde ortaya çıkan göç dalgaları başkası ile travmatik karşılaşmaları gündeme getiriyor. Bu bağlamda ahlâk ve başkasına yeni bir bakışa ihtiyaç duyuluyor. Eğer insani yaşamın temeline, özünde bir ahlâk fikri barındıran başkasının varlığı alınırsa, ötekileştirmeksizin bir tanıma gerçek-leşebilir ve bu tanıma bir ahlâki yükümlülüğü meydana çıkarabilir.
Kitapta bu perspektif çerçevesinde konuyu modern felsefede ve İslam düşünce-sinde başkası/öteki ile ilgili kavram ve tartışmaları ele alan yazılar yer almakta-
dır. Böylece genel ve karşılaştırmalı bir perspektifin yanı sıra, yeni bir yaklaşımın oluşturulması da hedeflenmektedir.
Katkıda Bulunanlar
Ahmet Ayhan Çitil • Burhanettin Tatar • Cafer Sadık Yaran • Kasım Küçükalp Lütfi Sunar • Ömer Türker • Özkan Gözel • Selami Varlık
Ömer Türker Klasik dünyada üretilmiş insan tasavvurlarının modern dönemdeki dönüşümünün en önemli sonuçlarından biri, insanın kendisine ilişkin beklenti ve umutlarını değiştirmesidir. Bu durum pek çok alanda olduğu gibi ahlâk alanında hem soru hiyerarşisini etkilemiş hem de yeni bir takım soruların sorulmasını gerektirmiştir. Bu bağlamda bilhassa son yarım yüzyılda insanın ahlâklı olmasının gerekçesi sorgulanır hâle gelmiş ve bir kısım akımlar, ahlâkı tamamen vicdanî bir durum olarak değerlendirmeye başlamıştır.
Ahlâk tamamıyla bireyin vicdanıyla alakalı bir olgu olarak anlaşıldığı sürece bireyler arasındaki ilişki veya ahlâkın dışa bakan yönü, ahlâktan ziyade siyasetin bir sorunu olarak ele alınmak durumundadır. Bu takdirde ahlâksızlık kapsamında değerlendirilecek durumlar, hukukun alanına girdiği sürece bir müeyyideden bahsedilebilir. Fakat bu sonuç, esas itibariyle belirli bir insan ve toplum tasavvurunun uzantısı veya kaçınılmaz neticesi olduğundan farklı insan ve toplum tasavvurları açısından ele alınmayı gerektirir. Elinizdeki kitapta ahlâk ve müeyyide ilişkisini sorgulamak amacıyla 2015 yılı içerisinde İslam Ahlâk Düşüncesi Projesi içerisinde gerçekleştirilen “Ahlâkî Müeyyide Üzerine Konuşmalar” serisinde yapılan konferansların metinlerini bulacaksınız.
Tahsin GÖRGÜN, İhsan FAZLIOĞLU, Hakan POYRAZ, Cafer Sadık YARAN, Zeynep DİREK, Hümeyra ÖZTURAN, Ömer TÜRKER, Ahmet Ayhan ÇİTİL Günlük hayattaki bir çok eylemimizde ahlâkî karar verme anlarıyla karşı karşıya kalırız. Böyle durumlar ahlâkı insan açısından kolaylıkla anlaşılır ve konuşulabilir hâle getirir. Bunun daha ötesinde yapılacak olan şey, ahlâkî eylemin altında yatan anlamın ve ilkenin araştırılmasıdır. Sözkonusu eylem ise ancak ahlâkı, felsefî olarak soruşturan bir çabanın sonucunda ortaya çıkabilir.
Ahlâkî tercihlerin kaynağını oluşturan ilkeleri, iyinin doğasını, değerlerin anlamını sorgulamak ise ahlâkın temeline dair yapılacak bir felsefî soruşturmayı zorunlu kılar. İLEM (İlmi Etüdler Derneği) ve İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği bünyesindeki “İslam Ahlâk Düşüncesi Projesi” içerisinde gerçekleştirilen “Ahlâkın Temeli Üzerine Konuşmalar” dizisi de böyle bir amaca yönelik olarak ortaya çıktı. Bu kitapta “Ahlâkın temeli nedir?” sorusuna cevap aramak amacıyla Eylül 2013- Mayıs 2014 içerisinde gerçekleştirilen konuşmaların ürünlerini bulacaksınız.
Mustafa Şengün İnsanlar, ahlaki düşünce ve yargıları toplumsallaşma süreci içinde kazanırlar. Bilim ve teknolojideki gelişmelerin yanı sıra, kitle iletişiminin daha etkin ve yaygın hâle gelmesi hem insanları ve toplumları değiştiriyor hem de çözülmesi gereken yeni ahlaki sorunlar ortaya çıkarıyor. Bu nedenle, zaman içinde insanların ahlaki düşünce ve yargıları da değişiyor. Değişimi takip edebilmek, ortaya çıkan yeni sorunları çözebilmek ve yeni toplumsal şartlara uyum sağlayabilmek, ahlak alanındaki araştırmaların devamlılığını gerektirmektedir. Dolayısıyla bu kitapta, ahlaki düşünce ve yargı gelişim süreci ve bu süreci etkileyen faktörler incelenmiştir. “Ahlaki Düşünce ve Yargı” adlı eser, içeriğinde yer alan etik, ahlak eğitimi ve değerler eğitimi konuları itibariyle ortaöğretim ve üniversite öğrencilerine, araştırmacılara, akademisyenlere, öğretmenlere ve ahlak eğitimi ile ilgilenen herkese hitap etmektedir.
Özcan TAŞCI 18. ve 19. yüzyılda oryantalizm konusunda en fazla etkin olan ülkenin Almanya olduğu tespit edilmiştir. Ancak son dönemlerde Alman oryantalizm geleneğinin, özellikle de inanç ve düşünce (Kelam-İslam Felsefesi) bağlamında bilinmesinin zorunluluğu konusu daha da önemli hâle gelmiştir. Zira bu alanda detaylı çalışmalar mevcut değildir. Bunun için çalışmamız bu hususta bir ilk olma özelliği taşımaktadır. Almanya’nın kendi Müslüman din dersi öğretmenlerini ve din görevlilerini yetiştirmek üzere açmaya başladığı İslam İlahiyat Merkezlerinin (Zentrum für Islamische Theologie) varlığı, konunun önemini açıkça gözler önüne sermektedir. Şöyle ki, bilindiği üzere, büyük çoğunluğunu Almanya’da yaşayan Türklerin oluşturduğu Müslümanlara, şu anda Türkiye’den giden din dersi öğretmenleri ve din görevlileri hizmet vermektedirler. Ancak yakın gelecekte zikrettiğimiz İslam İlahiyat Merkezlerinden mezun olan ve Almanya’da doğup büyüyen, dolayısıyla da Türkiye’yle bağları çok sıkı olmayan Müslüman-Türk öğretmen ve din görevlileri Türklere hizmet vermeye başlayacaktır. Bu durum bu merkezlerde verilen eğitim-öğretimin niteliğine bağlı olarak gerek Almanya ve Türkiye arasındaki ilişkileri olumlu ya da olumsuz etkilemesinin yanı sıra Almanya’da yaşayan Türklerin ana vatanlarıyla olan bağlarını özellikle dini gelenek alanında oldukça etkileyecektir. Bu merkezlerde yetiştirilecek Din dersi öğretmenleri ve din görevlilerine verilecek ilahiyat eğitim-öğretiminde Kelam ve İslam Felsefesi oldukça belirleyici anahtar konumundadırlar. Zira bu iki alan, özellikle de Kelam, İslam'ın inanç ilkeleri ve düşüncesiyle, yani usul ile ilgilenmektedirler. Bundan dolayı da sunduğumuz araştırmanın amacı ve kapsamı, Alman müsteşriklerin Kelam ilmi ve İslam felsefesi konusunda tarihsel süreç içerisinde yaptıkları araştırmalar ve bu ilimlerin Alman üniversitelerinde geçirdiği evreler hakkında birtakım veriler elde etmektir.
Harun Rızatepe Anglo-Sakson bilgi felsefesinin serüveni, önce Decartes’tan sonra da ondokuzuncu yüzyıl düşüncesinden, Boole ve Mili’den hareketle kusursuzca anlatılıyor. Bu haliyle kitap; Reichenbach, Hempel, Carnap, Popper ve Kuhn aracılığıyla çağdaş bilim felsefesinin özünü ve temel problemlerini, Brentano, Meinong, Russell ve Wittgenstein yoluyla günümüz dil felsefesini, Frege, Quine, Geach ve Zolta dolayımıyla çağdaş mantık ve zihin felsefesinin belli başlı sorunlarını, Peirce’tan hareketle de pragmatizmini öğrenmek isteyenler için açılmış büyük bir kapıdır.
Süleyman Hayri Bolay Yedinci basımına ulaşan bu eser, Türkiye’de bazı bakımlardan ilkleri gerçekleştirmiştir. Çünkü ülkemizde bu esere kadar, Doğu/İslâm ile Batı düşüncesinin büyük ve temel isimlerine ait felsefî görüşlerinin bu çapta derinlikli mukayesesi yapılmamıştır. Binaenaleyh bu çalışma, Aristo’nun ve Gazzalî’nin metafizik kavramlarının ve bu kavramların ihtiva ettiği ana fikirlerin karşılaştırmasını yaparak hem bir örnek teşkil etmiş hem de Gazzalî gibi bir büyük düşünürün Aristo’dan neler aldığını, neler almayıp, nerelerde onun görüşlerine karşı çıktığını açık bir şekilde ortaya koymuştur. Bunu yaparken Gazzalî’nin İslâm aleminde düşünceyi durdurduğu iddiasının temelsiz olduğunu açığa çıkardığı gibi onun ele aldığı problemleri nasıl sistematik bir biçimde tek tek çözdüğünü de ortaya koymuştur.
Türkiye’de felsefe ve düşünce dünyasının iki büyük zirvesinin karşılaştırılması, konuya ilgi duyan herkese ilginç gelmektedir. Böyle ağır konulu bir kitabın altıncı baskıya ulaşması, ona gösterilen alakanın bir göstergesidir. Çeyrek asra varmadan klasikleşen bu eser, umarız, bundan sonra da aynı alakaya mazhar olur. Nobel Akademik Yayıncılık böyle bir eseri tekrar basmakla düşünce tarihimize büyük bir katkıda bulunmaktadır.
Yıldız Karagöz Yeke

Bugün modern siyaset içerisinde kolektif çıkarılan bireysel çıkarlar ile nasıl uzlaştırılacağına ilişkin soru önemli bir yer tutmaktadır. “Halkın egemen olduğu” düşünülen demokrasinin kamusal iyiyi sağlayacağı konusundaki iddialar da tümüyle gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü bu rejimin, en son aşamada, kamu yararını tahrip edecek şekilde bireysel çıkarları toplumun çıkarlarının önüne geçirme ihtimali vardır. Hem günümüzde hem de demokrasinin olanaklarını ve yetersizliklerini kendi döneminde gerek problematik gerek tarihsel olarak çok iyi analiz ederek açıkça ortaya koyan Aristoteles için demokrasi rejimi en çok erdemli olması beklenen bir rejimdir. Aristoteles için demokrasi rejimi en çok erdemli olması beklenen bir rejimdir. Aristoteles’e göre, sitenin ortak iyiliği sözkonusu olduğunda hem yurttaşların hem de yöneticilerin bu erdemleri özümsemesi için eğitilmesi gerekir. Ancak yoksul, cahil ve dezavantajlıların yönetimi olan, görevleri toplumun bütününün ihtiyaçlarını karşılamak için hizmet etmek olan gerçek halk önderleri yerine halk avcıları demogogların ortaya çıkmasına zemin hazırlayan demokrasi; kamusal iyiyi, ortak iyiliği sağlamaktan uzaktır. Bencil çıkarların toplum çıkarlarının önüne geçtiği, yurttaşların çıkar peşine düştüğü ve halkı etkilemek için her şeyi yapan halk avcılarının bulunduğu bir rejimde kamusal iyiden söz edilemez. O halde ideal bir yönetimde toplumun tümünün iyilği ve mutluluğu için yurttaşlar yasalara uymalı, devlet yönetimi de eğitimli insanlara bırakılmalıdır. İşte o zaman Platon’un deyişiyle, “Hükümdarlar filozof, filozoflar hükümdar olsaydı, kentlerin yüzü ışırdı.”

Salih Zeki - Remzi Demir - Yavuz Unat Türk bilim tarihi ve bilim felsefesi araştırmalarının kurucusu olan Salih Zeki, 1913 yılımda yayımlamaya başladığı Asar-ı Bakiye adlı bu yapıtında Ortaçağ İslam Dünyası’nda yapılan matematik ve astronomi çalışmalarını bütün boyutlarıyla sergilemiş ve batılı oryantalistlerin bilerek veya bilmeyerek tarihi hakikatleri çarpıtmalarını engellemeye çalışmıştır. Salih Zeki Bey Asar-ı Bakiye adlı mükemmel yapıtını dört cilt olarak tasarlamış ve Birinci cildinde Trigonometri tarihini, İkinci cildinde hesap ve cebir tarihini, Üçüncü cildinde Astronomi Tarihini ve Dördüncü cildinde de geometri tarihini konu edinmiştir. Aradan geçen doksan yıldan sonra Asar-ı Bakiye’nin günümüz Türkçesine dönüştürülerek yeniden basılmıştır.
Salih Zeki - Remzi Demir - Yavuz Unat Türk bilim tarihi ve bilim felsefesi araştırmalarının kurucusu olan Salih Zeki, 1913 yılımda yayımlamaya başladığı Asar-ı Bakiye adlı bu yapıtında Ortaçağ İslam Dünyası’nda yapılan matematik ve astronomi çalışmalarını bütün boyutlarıyla sergilemiş ve batılı oryantalistlerin bilerek veya bilmeyerek tarihi hakikatleri çarpıtmalarını engellemeye çalışmıştır. Salih Zeki Bey Asar-ı Bakiye adlı mükemmel yapıtını dört cilt olarak tasarlamış ve Birinci cildi Trigonometri tarihini, İkinci cildinde hesap ve cebir tarihini, Üçüncü cildinde Astronomi Tarihini ve Dördüncü cildinde de geometri tarihini konu edinmiştir. Aradan geçen doksan yıldan sonra Asar-ı Bakiye’nin günümüz Türkçe’sine dönüştürülerek yeniden basılmıştır.
Salih Zeki - Remzi Demir - Yavuz Unat

Türk bilim tarihi ve bilim felsefesi araştırmalarının kurucusu olan Salih Zeki, 1913 yılımda yayımlamaya başladığı Asar-ı Bakiye adlı bu yapıtında Ortaçağ İslam Dünyası’nda yapılan matematik ve astronomi çalışmalarını bütün boyutlarıyla sergilemiş ve batılı oryantalistlerin bilerek veya bilmeyerek tarihi hakikatleri çarpıtmalarını engellemeye çalışmıştır. Salih Zeki Bey Asar-ı Bakiye adlı mükemmel yapıtını dört cilt olarak tasarlamış ve Birinci cildinde Trigonometri tarihini, İkinci cildinde hesap ve cebir tarihini, Üçüncü cildinde Astronomi Tarihini ve Dördüncü cildinde de geometri tarihini konu edinmiştir. Aradan geçen doksan yıldan sonra Asar-ı Bakiye’nin günümüz Türkçe’sine dönüştürülerek yeniden basılmıştır.

Fulya BAYRAKTAR Batının, muhtelif pozitivizm tarzları, materyalizm ve analitik felsefenin etkisi altında olduğu bir dönemde Marcel; aşk, sadâkat, îman ve umutla varlık sırrı'na ulaştıran yolu hatırlattı. İnsanın bireysellikten ziyade birliktelikte hür olduğunu vurguladı. Varolmak bağlanmaktır derken, bizi bir Aşk Etiği'ne davet etti.
Marcel'de “bağlanma”; “ben”in, “sen” ile olan aracısız, dolaysız, içten ve sırlı ilişkisidir. “Mutlak Sen” konumundaki Tanrı'ya yükselişin başlangıç yeridir. Bir taraftan kişi için, “oluş” anlamı taşır; diğer taraftan ise, etik anlamda “güven”, “umut” ve bir “biz” oluşturma süreci, ancak onun açısından bir mânâ kazanır. Dinin varoluşsal olarak algılanıp yaşanabileceği temel tecrübe, bu “bağlanma” ediminde gizlidir. Îman kavramı ancak onunla anlaşılabilir. Aile, kardeşlik, toplum ve insaniyetin, “sır”lı bütünlüğüdür bağlanma. Bu edimin ifade ettiği varoluşsal vaad edişlerin artık yaşanamıyor olması ise, modern dünyanın bunalımını izah ederken karşılaştığımız başlıca etkendir.
A. Teyfur ERDOĞDU, İrvin Cemil SCHICK, Kadir CANATAN, Murat BEYAZYÜZ, Murat Dinçer ÇEKİN, Mustafa TEKİN, Nazife ŞİŞMAN, Süheyb ÖĞÜT Bireylerin bedeni mülkleştirdiği, kişilerin kendilerini beden üzerinde sınırsız hak sahibi olarak gördüğü modern dönem bu anlayışla birlikte ölümün kaçınılmazlığı ve bedenin yaşlanması, hastalanması veya sınırlılıkları gibi meselelerin tartışıldığı zamanlar olmuştur. Devletin beden üzerindeki tahakkümü ve bireylerin bedenleri üzerindeki sahiplik duygusu ilahi anlayıştan uzaklaşan ve metafizik olguları dışlayan seküler bakış bedenin anlamını ve sınırlarını farklı noktalara taşımıştır.
Elinizdeki kitap günümüzde medikal alanların ve sosyal bilimlerin de konusu olan beden meselesine farklı alanlardan bakmayı hedefleyen bir dizi seminerin kitaplaştırılmış hali. Bilimlerin nesnesi haline dönüşen beden’i farklı duruş ve bakış açısıyla ele alan metinler beden üzerine kurulan dilin anlamı ve sınırları üzerine yeniden düşünmeye kapı aralıyor.
Levent Bayraktar Henri Bergson, 20. Asırda Felsefe Tarihini kökten etkilemiş büyük bir filozoftur. Felsefeye yeni kavramlar, problemler ve problematikler kazandırmıştır. Elinizdeki bu kitap, bir yandan Bergson felsefesi ile yeni tanışan okuyucular için bir giriş ve başlangıç işlevi görmekte, bir yandan da ileri okumalara ve temel problematiklere doğru yönlendirmektedir. Filozofu ilkin, hayatı eserleri ve felsefesi bağlamında irdeleyen eser, daha sonra onu hem kendi çağı, hem de felsefe tarihi içerisindeki yeri itibariyle de kavramak isteyen okuyuculara rehberlik etmektedir. Bu yönüyle telif ve tercüme olmak üzere Türkçe literatürde sınırlı sayıda olan Bergson incelemeleri arasındaki yerini almaktadır.
Bergson isimli bu kitap, yazarının konu ile ilgili, yirmi yılı aşkın çalışmalarının bir neticesidir. Daha önce “Bergson'da Ruh-Beden İlişkisi”, “Bergson'dan Mustafa Şekib'e Gülme” eserlerinden tanıdığımız yazar; Türkçe'de Bergson hakkında kaleme alınmış ilk kitap olan Suphi Ethem'in “Bergson ve Felsefesi” adlı eserini de neşretmiş bulunmaktadır. Ayrıca Türkçe Felsefe Ansiklopedileri ve kolektif bazı Filozoflar Antolojilerinde de Bergson maddelerini kaleme almıştır.
Levent Bayraktar - Zeynep Tek Elinizdeki kitap, Mustafa Şekip Tunç'un 1921'de Henri Bergson'dan adapte etmek suretiyle tercüme ettiği Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? adlı eseri merkeze alarak, bir dönem tahlili niteliğinde hazırlanmıştır. Eserin Latinize edilmiş hâli de bu çalışma ile yaklaşık yüz yıl aradan sonra ilk defa okuyucu ile buluşmaktadır. Mustafa Şekip'in konuyla ilgili olarak yazmış olduğu makaleler dizisinin de yer aldığı bu çalışmada; Mehmet Emin Erişirgil ve Abdülhak Şinasi Hisar'ın eser tanıtımları da bulunmaktadır. Ayrıca; Bergson felsefesini, Bergson'un felsefe tarihindeki yerini, Türk düşüncesine etkisini, Türkiye'deki Bergsoncu denebilecek düşünürleri ve genel hatlarıyla Cumhuriyet Dönemi Türk düşüncesini, Gülme adlı eserin Bergson felsefesi içindeki yerini irdeleyen bir mülakat ile Mustafa Şekip Tunç'un düşüncesini tanıtan bir bölüm de yer almaktadır.
***
Filozof ve ruhiyatçılar arasında gülme vadisinde bilhassa komik şeylerden gelen gülme meselesini aydınlatmak alanında Bergson'un aldığı vaziyet, onun orijinal olan dünya görüşünden bir parça, bu görüşle hemahenk olan bir nazariyedir.
Mustafa Şekip Tunç
***
Hande ve komikliğin bu güzel izah ve tefsiri, doğrudan doğruya mihanikiyette, cümle-i hayatiyenin, hayatın ve zekânın tersini ve aksini gören Bergson felsefesinin tatbikatından neşet ediyor ve bu nazariyenin psikolojik ve edebî neticelerinin harikulade müsmir olduğunda şüphe yoktur.
Abdülhak Şinasi Hisar
***
Böyle kıymetli bir esere elbette muhtaç idik. Şekip Beyefendi'nin meşkûr mesaisi bu ihtiyacımızı tatmin ediyor. Muharrir,Bergson'un eserini sadece telhis etmekle iktifa eylemiyor; “gülme” hakkında muhtelif fikirleri de nakletmek suretiyle bir “medhal” vücuda getiriyor. Eser, kim güler, kim gülünç olur, ne şartlarla gülebiliyoruz bu cihetleri tetkik eyliyor. Bu bahislerde yalnız gülmenin değil, umumiyetle ihtisaslarımızın mühim kanunlarına da temas ediyor. En nihayet Bergson'un sanat hakkındaki nazariyesine muttali oluyoruz.
Mehmet Emin Erişirgil
Karel Lambert - Gordon G. Brıttan Bilim felsefesinde yer alan günümüz gelişmeleri, 19. Yüzyıl sonlarına doğru ve 20. Yüzyıl başında meydana gelen bilim ve matematikteki bir dizi devrimsel gelişme tarafından hızlandırılmış ve yönlendirilmiştir. Bunların içinde en çok dikkati çekenler, Newton'un fizik kuramının (Einstein'ın Görelik Kuramı ve Kuantum Kuramı ile farklı biçimlerde ve farklı boyutlarda) çöküşü ve yer değiştirmesi, matematik için yeni temellerin ileri sürülmesi, matematiksel mantığın doğal bir sonuç olarak ortaya çıkması, mekanik biyolojinin doğuşu ve davranış bilimleri ile sosyal bilimlerin ortaya çıkışıdır. İngiliz şair John Donne'un “her şey paramparça, tüm ahenk gitmiş, tek kalan araç-gereç ve ilişki” dediği 16. ve 17. Yüzyıllardaki devrimsel gelişmelerin hızlandırdığı entelektüel kriz kadar yıkıcı olmasa da, bu gelişmeler, dönemin kültürel yapısı üzerinde derin bir etki yaratmış ve filozofları bilimsel bilginin kuruluşunu, bilimsel açıklamanın doğasını ve dünyanın bilimsel tasvirinin yeterliliğini yeniden incelemeye zorlamışlardır.
Karel Lambert ve Gordon Brittan'ın hazırladığı Bilim Felsefesine Giriş başlıklı bu kitapta yukarıda sıralanan gelişmeler ışığında, bilim felsefesinin açıklama, kuram, indirgeme vb. kavramları irdelenmekte ve bilim felsefesinin çağın temel sorunlarıyla ne denli yakından ilişki olduğu tezini özlü bir biçimde okuyucuya aktarmaktadır.
Melek Dosay Gökdoğan - Remzi Demir - Gazi Topdemir - Yavuz Unat - İnan Kalaycıoğlu - Yasemin Emlü Bu çalışma, bilim ve teknolojinin gelişim süreci hakkında genel bir fikir vermek ve bilim tarihi araştırmalarını kolaylaştırmak amacıyla hazırlanmıştır. Kitap iki bölümden oluşmaktadır. Bilim ve Teknoloji tarihi zaman dizini başlığını taşıyan birinci bölüm genel zamandizini ve karşılaştırmalı zaman dizini konularını ele almaktadır. Bu bölümde detaylı bir buluş tarih dizine yer verilmiş ve doğu ve batı buluşlarının karşılaştırması yapılmıştır. Bilginler ve yapıtlar başlıklı ikinci bölümde de bilim ve teknolojiye katkıda bulunmuş olan önemli bilginlerin ve mucitlerle ilgili bilgilere yer verilmiştir. Konuyla ilgilenenler ve lisans öğrencilerine yararlı olacak bir kaynaktır.
Sevim Tekeli - Esin Kâhya - Melek Dosay - Remzi Demir - Hüseyin Topdemir - Yavuz Unat - Ayten Koç Aydın Bilim tarihi, bilimsel bilginin gelişim sürecini inceleyen bir araştırma etkinliğidir ve tarihî bilgilerden yararlanarak bilimsel kuramların çeşitli dönemlerde doğuşu ve yayılışını, bilginlerin düşünce biçimlerini ve toplumsal kurumların gelişim sürecine etkilerini, felsefe, din ve sanat gibi diğer düşünsel etkinliklerle karşılıklı ilişkilerini, teknik bilginin oluşumundaki yerini, bireylerin günlük yaşamlarındaki değerini ve önemini sorgulayarak bilimsel etkinliği bütün yönleriyle tanımaya ve tanıtmaya çalışır.
Zeki Tez Bu kitapta, Orta Çağ İslam dünyasında bilim ve tekniğin durumu, her bir bilimsel ve teknik uğraşı alanı ayrı ayrı ele alınarak sergilenmeye, bu konularda bütünsel bir bakış açısı oluşturulmaya çalışılmıştır. Kitaptaki konular genelde İslamiyet’in doğuşundan 16. yüzyılın başlarına dek ele alınmakla birlikte, yer yer daha önceki ve sonraki dönemlerle de bağlantılar kurulmuştur. Bu döneme kısmen girebilecek olan Osmanlı bilim ve tekniğine ise yer verilmemiştir. Daha çok fen bilimleri ve teknik konular ele alınmıştır. Kitabın yazılmasında yerli yabancı çeşitli kaynaklardan yararlanılmış, çeşitli bilim adamlarının adları Arapça ya da batı dillerindeki yazımından ziyade Türkçeye uygun olarak ifade edilmişlerdir.
Yüksel ÖZDEMİR Fikir, düşünce ve merak; teknolojinin gelişebilmesi için insanoğlunun olmazsa olmazlarındandır. Bilimsel çalışmanın sonucu olarak ortaya çıkan teknoloji ve sanayi, hayatımızın her alanında hayatı daha kolay hale getirmiştir. Bilim, teknoloji ve sanayi arasında önemli döngüsel bir ilişki vardır. Bilimsel çalışmalar uygulamaya elverişli bilgi üreterek teknolojik gelişmelerin önünü açarken teknolojik gelişmeler de sanayi ve bilimsel araştırmaların daha uygun şartlarda yapılmasını sağlamaktadır.
İnsanoğlu fikir ve düşüncelerle doludur. Fikirler insanoğluna bir anda gelebilir fakat bu fikirlerin teknolojiye ve sanayiye adaptasyonu zaman alır. Bilim adamlarını keşiflere yönelten en büyük etkenin merak olduğunu unutmamak gerekir. Merak bizleri bir yola sokabilir ve bir sonraki dönemeçte neler olduğunu araştırmaya yöneltebilir. Fakat bazen problemlerle karşılaşılabilir ve bu problemlere meydan okunabilir. Bazen de merak ettiğimiz konunun dışında başka konularla tesadüfen karşılaşılabilir. Dünyada her tür buluş; yetenek, merak ve cesaretin ürünüdür.
Öğrencilerime, dersin konusu içerisinde ismi geçen bilim adamlarının hayatlarını ve yaptıkları çalışmaları anlattığımda, konuya son derece ilgi duyduklarını fark ettim. Bu durum beni, bilim adamlarının hayat hikâyeleri ve bilim dünyasında yaptıkları çalışmaları kaleme almam konusunda büyük ölçüde teşvik etmiştir. Bu kitap genellikle pozitif bilimlerle alakalı çalışmaları içermektedir. Bunları ifade ederken kitabımızın bütün kesimler tarafından okunmasını sağlama adına bilim adamlarının hayat hikâyelerini de anlatmayı seçmek benim için kolay bir tercihti ancak onların eserlerini ve yaptığı çalışmalarını kelimelerle ifade edebilmek çok da kolay olmadı.
Bu kitabın pozitif bilimlere merakı olan çocuklarımıza ve gençlerimize faydalı olacağını ve onlara ilham vereceğini düşünmekteyim. Bu kitabı oluştururken bilim adamlarının hayatları ve çalışmaları hakkındaki bilgileri hep aynı kalitede tutmaya çalışsam da bazı eksikliklerin olacağı kesindir. Bu kitapta takdim edilmiş olan bilim adamları sayesinde bilimsel çalışmalara hevesle yönelecek olan yetenekli gençlerimizin bilimin temelinin ne şekilde oluşturulacağını anlamalarına bir nebze de olsa yardımcı olmak temel hedefimdir.
Süleyman Hayri Bolay Uylaşımcılığın hareket noktası bilimde daha yüksek uylaşımların mümkün olacağı düşüncesidir. Bu anlayışa göre, bilimsel bilgiye, özneler arası bir uylaşımı sağlamadan ulaşmak mümkün değildir. Uylaşımcı anlayış, genellikle, bilimsel kuramların kurulmuş birer inşa (construction) oldukları iddiasındadır. Bu anlayış, kuramların olgulara dayandığını iddia eden tecrübeci görüşten faklı olarak deneysel alanın birden fazla kuramla açıklandığı görüşüne sahiptir.Ülkemizin yetiştirdiği önemli felsefecilerden birisi olan Süleyman Hayri Bolay'ın bu eserinde Emile Boutroux'dan konuya açıklık getirecek iki tercümeyle, kuantum fiziğinin kurucusu Max Planck'ın Modern Fizikte Âlem Tasavvuru'nda dile getirdiği başlıca fikirlerden Bilimin (Oto)kritiği (Auto Critique de la Science) adlı esere uzanan bir bağlamda meselenin tartışılmasıyla, Korkut Tuna'nın yazdığı ve Batılı bilginin ülkemizde tek eleştirisi olan Batılı Bilginin Eleştirisi Üzerine adlı kitap gözetilerek, ve kendi bütünlüğü içinde bilimin sonu iddialarına karşı çıkan Deniz Belen'in konuya dair bir yazısıyla geniş ve kuşatıcı bir bütünlük kurulmaktadır. Büyük devletler adına dünyayı sömüren ekonomik tetikçilerin bilim adına; ama bilimi yaymak kılıfı altında nasıl cinayetler işlediklerinin, milletleri nasıl sömürdüklerinin anlatıldığı Bilimin Değeri hem uylaşımcı akımı yakından tanıtmak, hem de bu vesile ile “Bilimin Değeri Meselesi” etrafında ülkemizde bilim adamları ve felsefeciler arasında yeni tartışmaların açılmasına katkıda bulunmak amacındadır.
Ercan Salgar Bilimsel devrim, Greklerden beri insan aklının başarmış olduğu en köklü değişimlerden birisidir. (Alexandre Koyre)
Bilimsel devrim, Hristiyanlığın yükselişinden beri her şeyi gölgede bıraktığı gibi, Rönesans ve Reform gibi olayları da Ortaçağ Hristiyan sistemindeki salt olaylar dizisine indirgemiştir. (Herbert Butterfield)
Bilimsel devrim, Batı tarihinde gerçekleşmiş en önemli olaydır. (Richard S.Westfall)

Modern bilim, teorik yönü ile düşünme biçimimizi, dünya görüşümüzü ve inançlarımızı etkilerken, pratik yönü (teknolojik uygulamalar) ile de yaşam biçimimizi, bireysel ve toplumsal ilişkilerimizi değiştirmekte, yönlendirmekte ve biçimlendirmektedir. Modern bilimin sonuçları, teorik açıdan geçmişte sahip olduğumuz birçok düşünce, inanç ve değer yargısının değişmesine hatta geçerliliğini yitirmesine yol açtığı gibi, pratik yaşam açısından da insan yaşamını çevreleyen birçok araç ve gerecin değişmesine yol açmıştır. Modern bilimin insan yaşamı üzerindeki bütün bu olumlu ya da olumsuz etkileri dikkate alındığında, sağduyulu bir bireyin, “Modern bilim nedir ve nasıl oluşmuştur?” türünden soruları göz ardı edemeyeceği açıktır.
Bu eserde, söz konusu soruları merkeze alarak ve ayrıca bu hususta ileri sürülen tezleri de dikkate alarak, bir araştırma yürütmüştür. Buna göre modern bilim, fikir bazında Grek atomcu felsefeden beslenen devrimsel nitelikte değişim olmakla birlikte, “devrim” terimi, A. Koyre ve T. S. Kuhn terminolojisinde ele alındığı şekliyle, aniden veya birden bire bir değişim olarak değil de tarihsel süreç içerisinde belirli bir birikimin radikal yorumu olarak kullanılmıştır. Bu anlamda I. Newton’a gelene kadar, Grek felsefesinde, Ortaçağ İslam ve Hristiyan düşüncesinde ve Rönesans düşüncesinde birçok filozof ve bilim adamının hakkı da teslim edilmiştir.
Kenan GÜRSOY Medeniyet, ayırıcı olmaktan çok birleştirici ve bütünleştirici bir kavramdır. Kültürü âdeta gerçekleştirilmesi söz konusu olan bir insan anlayışı etrafında toparlar. Sadece kendine dönük olmaksızın, bütün bir cihan için teklif edebileceği toplu bir görüşü, bir vaadi, kendisi ve diğerleri için tasavvur ettiği bir projesi vardır. Bu proje; kendi değerlerinden, onları gerçekleştirme azminden ve temelde bulunan bir kendilik bilincinden kaynaklanır. Fakat yöneliş itibariyle evrensel bir ufku hedefler.
Acaba bizim kendi medeniyet tasavvurumuzdan kaynaklanan evrensel bir projemiz var mıdır? Bu kitaptaki söyleşilerde ve bildiri metinlerinde, böyle bir soru, felsefî anlamda değerlendiriliyor. Zira felsefe, kültürel alanı sadece nesnel yapısıyla değil; fakat onu var kılan insanın, değer bilinciyle gerçekleştirmeye çabaladığı projeleriyle de anlamaya çalışır.
Kenan GÜRSOY Sevgiyle değerlendirmemiz gereken bir kültürümüz, bir dilimiz, bir edebiyatımız var. Dahası tam da irfan kültürümüz işte budur diyebileceğimiz, bugün özgürce ve evrensel kucaklayıcılığı ile işleyebileceğimiz bir tasavvuf geleneğimiz söz konusu. Bu fikirden hareketle, felsefenin neden bir “gelenek işi” olduğunu gösteren yazı, bildiri ve mülâkatlardan oluşan ve tasavvuf geleneğimizin felsefî bir yaklaşımla tahlil edildiği “Bir Felsefe Geleneğimiz Var mı?”, Türkiye'de düşünme çabasını ciddiye alan herkesin cevaplaması gereken bir soruya dikkat çekiyor.
Kenan GÜRSOY Prof. Dr. Kenan Gürsoy ile yapılmış olan bir dizi sohbetten oluşan bu eser, on iki başlık altında çağın problemlerini, kültürel, entelektüel, manevi buhranları, insanın özne olmaklığına dair sıkıntıları ele almakta ve bunlar karşısında kendi düşünce geleneklerimizden hareketle çözüme yönelik imkânlar bulunabileceğine işaret etmektedir.
Bu bağlamda tasavvufla bütünleşen bir tefekkürün ufukları, tasavvufa ilişkin olduğu düşünülen kavramların felsefî bir dikkatle yeniden işlenebileceği ve böylece oluşabilecek bir dilin anlamı ve değeri de ele alınmıştır. Bu çabada felsefe ve tasavvufun kavramları, yaklaşımları ve çoğu zaman da sohbet içerisinde açılan insanî ve etik alanın hususiyetleri yol gösterici olmuştur.
“Bir bilmek, bir görmek ve bir sevmek” ifadesi ile özetlenebilecek olan bu tefekkürün temelleri “birlik” ideası (fikri) üzerine inşa edilmiştir.
Levent Bayraktar Felsefe en genel ifadesiyle; bir kültürün bilinci olarak betimlenir. Cumhuriyet Döneminde Türkiye'de Felsefe adlı bu eser, okuyucusunu Türkiye'de felsefenin kuruluşuna tanıklık etmeye ve bunun üzerine bir bilinç geliştirmeye davet ediyor. Esrede, felsefenin ilişkili olduğu disiplinler, düşünce mahfilleri, dergiler, kurumlar ve örnek düşünürler inceleniyor. Felsefenin Türkiye'de kurumsallaşması; çeşitli tema ve problemlerinin ön plana alınarak algılanmasıyla ve farklı felsefi ekoller üzerinden oluşmuştur. Bu eserden hareketle, Meşrutiyet ve Cumhuriyet döneminin zengin ve çok sesli felsefi yaklaşımlarının izleri sürülebilmektedir. Bu çalışma, felsefenin Türkiye'deki seyri üzerinden; Cumhuriyeti, çağımızı, entelektüel maceramızı, eğitim tarihimizi, ülkemizde felsefe ve sosyal bilimlerin dinamiklerini anlamak için ufuk açıcı bir imkân sunuyor.
M. Coşkun DEĞİRMENCİOĞLU Çağdaş Türk Düşüncesinden Tanıklıklar Prof. Dr. Mahmut Coşkun Değirmencioğlu'nun bir felsefeci ve eğitimci olarak kültür ve düşünce hayatımıza dair hatıralarını, tespit ve önerilerini içermektedir. Yazarın Anadolu'dan çıkıp Paris'te tamamlanan eğitim hayatı ve bir Türk düşünürü (Mehmet İzzet) hakkında Fransa'da yaptığı doktora çalışması; eğitim, kültür ve düşünce alanlarındaki karşılaşmalar ve etkileşimler günümüz için de ufuk açıcı mahiyettedir.
Eser, bir yandan Türk düşüncesi alanında birinci elden hatıralara ve gözlemlere yer verirken bir yandan da düşünce hayatımızı şekillendiren simaları unutulan veya dikkatlerden kaçan boyutlarıyla yeniden entelektüel gündemimize davet ediyor.
Çalışma bu hâliyle Çağdaş Türk Düşüncesi alanında önemli bir boşluğu dolduracaktır. Zira daha önce kurulmamış ve gösterilmemiş olan ilişkileri hatıralar yardımıyla sergilemekte ve bugün akademik hayatta giderek zayıflayan usta-çırak ilişkisinin önemini vurgulamakta ve somut örnekler üzerinden betimlemektedir. Bu bağlamda yazarın Hilmi Ziya Ülken'in talebesi olması, onunla istişare ederek Mehmet İzzet'e yönelmesi, bu örnek düşünürümüzü yurt dışında tanıtması; Samiha Ayverdi ile tanışarak hayatına ve çalışmalarına yeni bir anlam yüklemesi ve Türk düşüncesinin kurumsallaşma çabaları, Türk Felsefe Cemiyeti, Ziya Gökalp ve Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu üzerinden okuyucunun ilgisine ve beğenisine sunulmaktadır.
Aslı Yazıcı, Hacı Bayram Başer, M. Nedim Tan, Mehmet Erdoğan, Mehmet Günenç, Muhammed Muhdi Gündüz, Nail Okuyucu, Ömer Türker, Sedat Yazıcı, Yunus Cengiz Niyet, davranışın meydana gelme sürecinin kilit aşamalarından biri olarak ahlâkın en temel kavramlarından biridir. Gerek dinî gerekse felsefî düşüncede niyet, eyleme değer katan ve onu an¬lamlı kılan unsur olarak değerlendirilir. Bu yönüyle niyet ve ni¬yetin çeşitli durumları, hem dindarlığın hem ahlâklı olmanın an¬lamı konusunda belirleyici öneme sahiptir. Buna rağmen niyet konusunun nazarî boyutları yeterli derinlikte incelemeye konu olmamıştır. Bu çerçevede elinizdeki kitap, niyetin fiilin oluşu¬mundaki rolü hakkında İslam düşünce geleneklerinde ortaya çı¬kan görüş ve teorileri belirlemeyi; fiilin hukukî, dinî ve bilhassa ahlâkî değerinin takdirinde niyetin katkısının ne ve hangi ölçü¬de olduğunu ortaya koymayı ve bir fiilin fâiline verdiği isim ve tanımda niyetin rolünü açıklığa kavuşturmayı amaçlamaktadır.
İslam Ahlâk Düşüncesi Projesi kapsamında 30 Eylül-1 Ekim 2016 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen Dinî ve Felsefî Dü¬şüncede Niyet Çalıştayı’nda sunulan çalışmalardan teşekkül eden bu kitap, fıkıh, kelam ve tasavvuf gibi dinî ilimlerin yanı sıra İslam felsefesi ve Batı felsefesinde niyet konusunun nasıl ele alındığını inceleyen toplam dokuz makaleden oluşmaktadır.
Carl HEMPEL “Fizik dünyanın olgularını açıklamak doğa biliminin temel amaçlarından birisini oluşturur.” diyen Carl Gustav Hempel (1905-1997) bilimsel açıklamanın doğasıyla ilgili “kapsayıcı yasa” teorisini ve “Kuzgun paradoksu” olarak bilinen doğrulama paradoksunu ilk olarak ileri sürerek bilim metodolojisine ilişkin tümevarım, açıklama ve rasyonalite hakkındaki çalışmalarıyla bilim felsefesinde uzun süreli bir etki yaratmıştır.

“Bilimin bugün istifade ettiği yüksek saygınlık, büyük ölçüde hiç şüphesiz bilimsel uygulamaların çarpıcı başarılarına ve hızla genişleyen kapsama alanına bağlıdır. Deneysel bilimin pek çok dalı, bilimsel sorgulamanın sonuçlarını kullanıma geçiren ve sonrasında sıklıkla kuramsal ya da temel araştırmaları yeni verilerle, yeni meselelerle ve araştırmaya yönelik yeni araç gereçle besleyen ortak teknolojiler için bir temel hazırlamıştır.” diyen Hempel bu yapıtında bilim felsefesinin temel kavramlarından “sınama”, “doğrulanabilirlik”, “basitlik” ve “indirgeme” gibi kavramları incelemektedir.
Gerard Delanty Elinizdeki bu eser Doğu ve Batı’nın değişen paradigmaları bağlamında Avrupa’nın temel soru ve sorunlarına eğilmektedir. Kitabın içindeki makalelerin sosyologlar, antropologlar, felsefeciler ve tarihçilerden oluşan yazarları; Avrupa’nın Batı ile eş tutulması geleneğinin artık sorgulanması gerektiğini farklı bakış açılarından ele almaktadırlar. Bu kitap, dört tematik bölümden oluşmaktadır ve ilgilendiği temel konular Batı sonrası bir dünya, Avrupa’daki Doğu algıları ve tarihteki karşılaşmalar, Avrupa ve Asya arasında bir dünya ve Batı ve Doğu’da ötekiliktir.
Bu kitap, Avrupalılık kavramının yeni ifade ediliş biçimlerini son dönemin ‘medeniyetler çatışması’ ideolojik kavramlarına meydan okur bir biçimde inceleyerek, analizlerini Avrupa ve Asya’nın hem tarihte hem de çağdaş perspektiflerde birbirlerine nasıl karşılıklı bir şekilde bağlı olduklarına dikkat çeken en son ilmi çalışmalar üzerinden yapmaktadır. Kitapta son gelişmelerin ve değişen jeopolitik bağlamın bir sonucu olarak hem Avrupa hem de Asya’nın birçok ortak noktası olduğuna ve çatışmalardan değil, kozmopolit bağlantılardan bahsetmenin artık daha mümkün olduğuna dikkat çekilmektedir.
Bu kitap sosyoloji, Avrupa siyaseti, tarihi ve kültürel teorisi alanında çalışan öğrenciler ve araştırmacılar için çok değerli bir kaynaktır.
. Nobel Akademik Yayıncılık tarafından yayımlanacak olan dergimizde felsefe ve bilim tarihine ilişkin sorunları inceleyen Türkçe, İngilizce ve diğer dillerde özgün bilimsel yazılara, metin çalışmalarına, çeviri yazılara, okuyucu mektuplarına, haberlere ve kitap tanıtım ve değerlendirmelerine yer verilecektir.
Kaynakça düzenlenmesinde Amerikan Psikoloji Derneğinin (AmericanPsychologicalAssociation/APA stili; http://www.academicexperts.us/dl/APA_Style.pdf) kurallarının esas alındığı dergimize yazılarınızı bekliyoruz.
. Nobel Akademik Yayıncılık tarafından yayımlanacak olan dergimizde felsefe ve bilim tarihine ilişkin sorunları inceleyen Türkçe, İngilizce ve diğer dillerde özgün bilimsel yazılara, metin çalışmalarına, çeviri yazılara, okuyucu mektuplarına, haberlere ve kitap tanıtım ve değerlendirmelerine yer verilecektir.
Kaynakça düzenlenmesinde Amerikan Psikoloji Derneğinin (AmericanPsychologicalAssociation/APA stili; http://www.academicexperts.us/dl/APA_Style.pdf) kurallarının esas alındığı dergimize yazılarınızı bekliyoruz.
. Editörler / Editors
Prof. Dr. Yavuz UNAT
Kastamonu Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. Hüseyin Gazi TOPDEMİR
Ankara Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Yayın Kurulu / Editorial Boards
Prof. Dr. Kenan GÜRSOY
Galatasaray Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. İlber ORTAYLI
Galatasaray Üniversitesi
Prof. Dr. F. Jamil RAGEP
McGill University, Canada, Director Institute of Islamic Studies
Canada Research Chair in the History of Science in Islamic Societies
Prof. Dr. Yasin CEYLAN
ODTÜ, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. Şafak URAL
İstanbul Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. Melek DOSAY GÖKDOĞAN
Ankara Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. Feza GÜNERGUN
İstanbul Üniversitesi, Bilim Tarihi Bölümü
Prof. Dr. Hüseyin Gazi TOPDEMİR
Ankara Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. Hasan Sacit KESEROĞLU
Kastamonu Üniversitesi, Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü
Prof. Dr. Yavuz UNAT
Kastamonu Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Hakem Kurulu / Referees Board
Prof. Dr. F. Jamil Ragep
McGill University, Institute of Islamic Studies
Prof. Dr. Kenan Gürsoy
Galatasaray Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. İlber Ortaylı
Galatasaray Üniversitesi
Prof. Dr. Melek Dosay Gökdoğan
Ankara Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. Feza Günergun
İstanbul Üniversitesi, Bilim Tarihi Bölümü
Prof. Dr. Sabri Büyükdüvenci
Ankara Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. Hüseyin Gazi Topdemir
Ankara Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. Remzi Demir
Ankara Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. Yasin Ceylan
ODTÜ, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. Atilla Bir
İstanbul Teknik Üniversitesi, Kontrol Mühendisliği Bölümü
Prof. Dr. Mustafa Kaçar
İstanbul Üniversitesi, Bilim Tarihi Bölümü
Prof. Dr. Ahmet Cevizci
Uludağ Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. İsmail Köz
Ankara Üniversitesi, Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü
Prof. Dr. Hasan Sacit Keseroğlu
Kastamonu Üniversitesi, Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü
Prof. Dr. Yavuz Unat
Kastamonu Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. Kubilay Aysevener
Dokuz Eylül Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. Erdal Cengiz
Ankara Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Doç. Dr. Mehmet Seyfettin Erol
Gazi Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü
Doç. Dr. Ramazan Acun
Hacettepe Üniversitesi, Tarih Bölümü
Doç. Dr. Sevtap Kadıoğlu
İstanbul Üniversitesi, Bilim Tarihi Bölümü
Doç. Dr. Ertuğrul Turan
Ankara Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Yard. Doç. Dr. Hasan Aydın
Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Bölümü


ISSN: 2146-7064
Yerel Süreli Yayın
Yıl: 1 Sayı: 2 Ekim 2012
Hakemli dergidir altı ayda bir yayınlanır.
Kuruluş Tarihi: 01.01.2012
İmtiyaz Sahibi:
Nobel Akademik Yayıncılık Eğitim Danışmanlık Tic. Ltd. Şti. Adına
Nevzat ARGUN
Yayın Editörü:
Prof. Dr. Yavuz UNAT
Yazı İşleri Müdürü:
Hilal SÜSLÜ ARGUN
Görsel Tasarım ve Mizanpaj:
Mehtap YÜRÜMEZ - Şerikan KARA
Baskı - Cilt: Atalay Matbaacılık Sertifi ka Nu: 15689
© DÖRT ÖGE, Nobel Akademik Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. tarafından
yayınlanmaktadır. DÖRT ÖGE dergisinin isim ve yayın hakkı Nobel
Akademik Yayıncılık Tic. Ltd. Şti.'ye aittir. Dergide yayınlanan yazı,
fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. Kaynak
gösterilerek alıntı yapılabilir. Makalelerdeki görüşlerin sorumluluğu
yazarına aittir. Yazıların yayın hakkı DÖRT ÖGE dergisine
devredilmiş sayılır. Bu devir sanal ortamda yayımlanmayı da kapsar.
Dergiye gönderilen yazılar basılsın ya da basılmasın, iade edilmez.
Sekreterler
Araş. Gör. Ercan SALĞAR
Kastamonu Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Uzman Deniz KUNDAKÇI
Kastamonu Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Sibel ÖZSAVAŞ
Kastamonu Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Uzmanı
İletişim:
Prof. Dr. Yavuz UNAT
Kastamonu Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi,
Felsefe Bölümü, Kuzeykent, 36100, Kastamonu
Gsm: 0542 454 12 24
e-posta: dortogedergisi@gmail.com
yunat@kastamonu.edu.tr – hilalargun@nobelyayin.com
Yazışma Adresi:
Abdulkadir Geylani Cad. No: 2-A Yenimahalle Ankara
Tel: 0312 418 20 10 - Faks: 0312 418 30 20
www.nobelyayin.com/dortoge e-posta: dortoge@nobelyayin.com
Abonelik: Nobel Akademik Yayıncılık'ın aşağıda belirtilen
hesaplarına abonelik ücretini yatırdıktan sonra, havale, ad-soyad ve
adres bilgilerinizi faks numaramıza veya dortoge@nobelyayin.com
adresimize yolladığınızda aboneliğiniz gerçekleşecektir.
Yıllık abonelik: 30 TL
Öğrenci abonelik: 20 TL
Kurumsal abonelik: 40 TL
Nobel Akademik Yayıncılık Tic. Ltd. Şti.
İş Bankası Meşrutiyet Ankara Şubesi Hesap No: 4213 0977915
IBAN: TR49 0006 4000 0014 2130 9779 15
Posta Çeki Hesabı: 6358768
. Editörler / Editors
Prof. Dr. Yavuz UNAT
Kastamonu Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. Hüseyin Gazi TOPDEMİR
Ankara Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Yayın Kurulu / Editorial Boards
Prof. Dr. Kenan GÜRSOY
Galatasaray Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. İlber ORTAYLI
Galatasaray Üniversitesi
Prof. Dr. F. Jamil RAGEP
McGill University, Canada, Director Institute of Islamic Studies
Canada Research Chair in the History of Science in Islamic Societies
Prof. Dr. Yasin CEYLAN
ODTÜ, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. Şafak URAL
İstanbul Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. Melek DOSAY GÖKDOĞAN
Ankara Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. Feza GÜNERGUN
İstanbul Üniversitesi, Bilim Tarihi Bölümü
Prof. Dr. Hüseyin Gazi TOPDEMİR
Ankara Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. Hasan Sacit KESEROĞLU
Kastamonu Üniversitesi, Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü
Prof. Dr. Yavuz UNAT
Kastamonu Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Hakem Kurulu / Referees Board
Prof. Dr. F. Jamil Ragep
McGill University, Institute of Islamic Studies
Prof. Dr. Kenan Gürsoy
Galatasaray Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. İlber Ortaylı
Galatasaray Üniversitesi
Prof. Dr. Melek Dosay Gökdoğan
Ankara Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. Feza Günergun
İstanbul Üniversitesi, Bilim Tarihi Bölümü
Prof. Dr. Sabri Büyükdüvenci
Ankara Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. Hüseyin Gazi Topdemir
Ankara Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. Remzi Demir
Ankara Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. Yasin Ceylan
ODTÜ, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. Atilla Bir
İstanbul Teknik Üniversitesi, Kontrol Mühendisliği Bölümü
Prof. Dr. Mustafa Kaçar
İstanbul Üniversitesi, Bilim Tarihi Bölümü
Prof. Dr. Ahmet Cevizci
Uludağ Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. İsmail Köz
Ankara Üniversitesi, Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü
Prof. Dr. Hasan Sacit Keseroğlu
Kastamonu Üniversitesi, Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü
Prof. Dr. Yavuz Unat
Kastamonu Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. Kubilay Aysevener
Dokuz Eylül Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Prof. Dr. Erdal Cengiz
Ankara Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Doç. Dr. Mehmet Seyfettin Erol
Gazi Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü
Doç. Dr. Ramazan Acun
Hacettepe Üniversitesi, Tarih Bölümü
Doç. Dr. Sevtap Kadıoğlu
İstanbul Üniversitesi, Bilim Tarihi Bölümü
Doç. Dr. Ertuğrul Turan
Ankara Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Yard. Doç. Dr. Hasan Aydın
Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Bölümü


ISSN: 2146-7064
Yerel Süreli Yayın
Yıl: 1 Sayı: 2 Ekim 2012
Hakemli dergidir altı ayda bir yayınlanır.
Kuruluş Tarihi: 01.01.2012
İmtiyaz Sahibi:
Nobel Akademik Yayıncılık Eğitim Danışmanlık Tic. Ltd. Şti. Adına
Nevzat ARGUN
Yayın Editörü:
Prof. Dr. Yavuz UNAT
Yazı İşleri Müdürü:
Hilal SÜSLÜ ARGUN
Görsel Tasarım ve Mizanpaj:
Mehtap YÜRÜMEZ - Şerikan KARA
Baskı - Cilt: Atalay Matbaacılık Sertifi ka Nu: 15689
© DÖRT ÖGE, Nobel Akademik Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. tarafından
yayınlanmaktadır. DÖRT ÖGE dergisinin isim ve yayın hakkı Nobel
Akademik Yayıncılık Tic. Ltd. Şti.'ye aittir. Dergide yayınlanan yazı,
fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. Kaynak
gösterilerek alıntı yapılabilir. Makalelerdeki görüşlerin sorumluluğu
yazarına aittir. Yazıların yayın hakkı DÖRT ÖGE dergisine
devredilmiş sayılır. Bu devir sanal ortamda yayımlanmayı da kapsar.
Dergiye gönderilen yazılar basılsın ya da basılmasın, iade edilmez.
Sekreterler
Araş. Gör. Ercan SALĞAR
Kastamonu Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Uzman Deniz KUNDAKÇI
Kastamonu Üniversitesi, Felsefe Bölümü
Sibel ÖZSAVAŞ
Kastamonu Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Uzmanı
İletişim:
Prof. Dr. Yavuz UNAT
Kastamonu Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi,
Felsefe Bölümü, Kuzeykent, 36100, Kastamonu
Gsm: 0542 454 12 24
e-posta: dortogedergisi@gmail.com
yunat@kastamonu.edu.tr – hilalargun@nobelyayin.com
Yazışma Adresi:
Abdulkadir Geylani Cad. No: 2-A Yenimahalle Ankara
Tel: 0312 418 20 10 - Faks: 0312 418 30 20
www.nobelyayin.com/dortoge e-posta: dortoge@nobelyayin.com
Abonelik: Nobel Akademik Yayıncılık'ın aşağıda belirtilen
hesaplarına abonelik ücretini yatırdıktan sonra, havale, ad-soyad ve
adres bilgilerinizi faks numaramıza veya dortoge@nobelyayin.com
adresimize yolladığınızda aboneliğiniz gerçekleşecektir.
Yıllık abonelik: 30 TL
Öğrenci abonelik: 20 TL
Kurumsal abonelik: 40 TL
Nobel Akademik Yayıncılık Tic. Ltd. Şti.
İş Bankası Meşrutiyet Ankara Şubesi Hesap No: 4213 0977915
IBAN: TR49 0006 4000 0014 2130 9779 15
Posta Çeki Hesabı: 6358768
. HAKEMLİ YAZILAR
ORD. PROF. DR. AYDIN SAYILI
Yavuz UNAT


AYDIN SAYILI’NIN BİLİM ANLAYIŞI
Ercan SALGAR

BİLİM SOSYOLOJİSİ VE AYDIN SAYILI’DA BİLİM
TARİHİNİN SOSYOLOJİK BOYUTU
Ömer Faik ANLI

ÖKLİT DIŞI GEOMETRİYE GİDEN YOLDA
İSLAM DÜNYASI MATEMATİKÇİLERİ
İrem ASLAN

BİLİM TARİHİNİN TEMEL PROBLEMLERİNDEN
BİRİ OLARAK YÖNTEM VE NEWTON’UN
KONUYA YAKLAŞIMI
Seda ÖZSOY

OSMANLI DEVLETİ’NİN YENİLİKLERE YAKLAŞIMI
ÜZERİNE BİR DENEME: BİRGİVİ VE BİD’AT
Seda ÖZSOY

CUMHURİYET DÖNEMİ’NDE İLAÇ TEKNOLOJİLERİ,
PETROL TEKNOLOJİLERİ VE KİMYEVÎ GÜBRE
TEKNOLOJİLERİ’NE KISA BİR BAKIŞ
İrfan ELMACI

CUMHURİYET DÖNEMİ’NDE TARIM ALET VE
MAKİNELERİ TEKNOLOJİLERİ, DEMİR ÇELİK
ÜRETİM TEKNOLOJİLERİ VE DEMİR YOLU
TEKNOLOJİLERİNE KISA BİR BAKIŞ
Mete CANKAYA



ÇEVİRİLER
BİLİM TARİHİ VE BUGÜNÜN PROBLEMLERİ
Yavuz UNAT

DOĞRULUK VE ONAYLAMA
Ercan SALGAR





KİTAP TANITMALAR
DONALD R. HILL, GÖKYÜZÜ VE BİLİM
TARİHİ, İSLAM BİLİM VE TEKNOLOJİSİ
Deniz KUNDAKÇI

İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ VE
MÜHENDİSLİK TARİHİMİZ
Tuba UYMAZ

BRUCE STEPHENSON, MARVIN BOLT, ANNA
FELICITY FRİEDMAN, “THE UNİVERS UNVEİLED,
INSTRUMENTS AND IMAGES THROUGH HİSTORY”
(GÖKYÜZÜ TARİHİ, TARİH BOYUNCA ARAÇLAR VE İMGELER)
Ercan SALGAR
. Felsefe ve bilim tarihi alanında araştırmaların yayımlanacağı ve ilki Nisan ayında, ikincisi Ekim ayında olmak üzere yılda iki sayı çıkacak olan hakemli Dört Öge dergisi yayın hayatına başlamıştır.
Nobel Akademik Yayıncılık tarafından yayımlanacak olan dergimizde felsefe ve bilim tarihine ilişkin sorunları inceleyen Türkçe, İngilizce ve diğer dillerde özgün bilimsel yazılara, metin çalışmalarına, çeviri yazılara, okuyucu mektuplarına, haberlere ve kitap tanıtım ve değerlendirmelerine yer verilecektir.
Kaynakça düzenlenmesinde Amerikan Psikoloji Derneğinin (AmericanPsychologicalAssociation/APA stili; http://www.academicexperts.us/dl/APA_Style.pdf) kurallarının esas alındığı dergimize yazılarınızı bekliyoruz.
. Nobel Akademik Yayıncılık tarafından yayımlanacak olan dergimizde felsefe ve bilim tarihine ilişkin sorunları inceleyen Türkçe, İngilizce ve diğer dillerde özgün bilimsel yazılara, metin çalışmalarına, çeviri yazılara, okuyucu mektuplarına, haberlere ve kitap tanıtım ve değerlendirmelerine yer verilecektir.
Kaynakça düzenlenmesinde Amerikan Psikoloji Derneğinin (AmericanPsychologicalAssociation/APA stili; http://www.academicexperts.us/dl/APA_Style.pdf) kurallarının esas alındığı dergimize yazılarınızı bekliyoruz.
. Nobel Akademik Yayıncılık tarafından yayımlanacak olan dergimizde felsefe ve bilim tarihine ilişkin sorunları inceleyen Türkçe, İngilizce ve diğer dillerde özgün bilimsel yazılara, metin çalışmalarına, çeviri yazılara, okuyucu mektuplarına, haberlere ve kitap tanıtım ve değerlendirmelerine yer verilecektir.
Kaynakça düzenlenmesinde Amerikan Psikoloji Derneğinin (AmericanPsychologicalAssociation/APA stili; http://www.academicexperts.us/dl/APA_Style.pdf) kurallarının esas alındığı dergimize yazılarınızı bekliyoruz.
. Nobel Akademik Yayıncılık tarafından yayımlanacak olan dergimizde felsefe ve bilim tarihine ilişkin sorunları inceleyen Türkçe, İngilizce ve diğer dillerde özgün bilimsel yazılara, metin çalışmalarına, çeviri yazılara, okuyucu mektuplarına, haberlere ve kitap tanıtım ve değerlendirmelerine yer verilecektir.
Kaynakça düzenlenmesinde Amerikan Psikoloji Derneğinin (AmericanPsychologicalAssociation/APA stili; http://www.academicexperts.us/dl/APA_Style.pdf) kurallarının esas alındığı dergimize yazılarınızı bekliyoruz.
. Nobel Akademik Yayıncılık tarafından yayımlanacak olan dergimizde felsefe ve bilim tarihine ilişkin sorunları inceleyen Türkçe, İngilizce ve diğer dillerde özgün bilimsel yazılara, metin çalışmalarına, çeviri yazılara, okuyucu mektuplarına, haberlere ve kitap tanıtım ve değerlendirmelerine yer verilecektir.
Kaynakça düzenlenmesinde Amerikan Psikoloji Derneğinin (AmericanPsychologicalAssociation/APA stili; http://www.academicexperts.us/dl/APA_Style.pdf) kurallarının esas alındığı dergimize yazılarınızı bekliyoruz.
. Nobel Akademik Yayıncılık tarafından yayımlanacak olan dergimizde felsefe ve bilim tarihine ilişkin sorunları inceleyen Türkçe, İngilizce ve diğer dillerde özgün bilimsel yazılara, metin çalışmalarına, çeviri yazılara, okuyucu mektuplarına, haberlere ve kitap tanıtım ve değerlendirmelerine yer verilecektir.
Kaynakça düzenlenmesinde Amerikan Psikoloji Derneğinin (AmericanPsychologicalAssociation/APA stili; http://www.academicexperts.us/dl/APA_Style.pdf) kurallarının esas alındığı dergimize yazılarınızı bekliyoruz.
. Nobel Akademik Yayıncılık tarafından yayımlanacak olan dergimizde felsefe ve bilim tarihine ilişkin sorunları inceleyen Türkçe, İngilizce ve diğer dillerde özgün bilimsel yazılara, metin çalışmalarına, çeviri yazılara, okuyucu mektuplarına, haberlere ve kitap tanıtım ve değerlendirmelerine yer verilecektir.
Kaynakça düzenlenmesinde Amerikan Psikoloji Derneğinin (AmericanPsychologicalAssociation/APA stili; http://www.academicexperts.us/dl/APA_Style.pdf) kurallarının esas alındığı dergimize yazılarınızı bekliyoruz.
Nurten Gökalp İnsan hayatının önemli bir kısmını oluşturan ahlâk ve onun temelleri hakkındaki felsefi düşünüş insanlık tarihi kadar eskidir. Felsefedeki ahlâk teorileri insan ilişkilerinin düzenlenmesinde etkili olan ahlâkı değişik açılardan değerlendirmektedir. İnsanların birbirlerinin davranışlarına yönelik olarak oluşturduğu ahlâk yargıları ahlâk ilkelerinin uygulanması ve yaygınlaşmasındaki en etkili araç olmaktadır. Ahlâk yargılarının sahip olduğu duygusal etkiyi çözümlemeye çalışan bir eğilim olan duygucu etik teorisi üzerine odaklanan bu kitapta duygu-ahlâk ve dil ilişkisi ele alınmaktadır. Duygusal bir varlık olan insanın ahlâki yaşantısına da yansıyan bu özelliğini felsefi bir gözle değerlendirmeye çalışan bu yaklaşımı derinlemesine incelemeye yönelik olarak kaleme alınan bu kitap ile ülkemizdeki felsefe çalışmalarına bir katkı sağlamak amacı güdülmektedir.
Catherine C. McCall Elinizdeki kitap, hem kişisel yaşantı dünyanızda hem de kamusal paylaşımlar gerçekleştirdiğiniz hayat akışınızda önemli bir değişimin başlangıcını oluşturabilir. Eleştirel ve yaratıcı düşünme, kavramlar ve problemler aracılığıyla sorgulayıcı bir düşünüm gerçekleştirme, tartışmacı diyalog yoluyla bireyin kendisini ifade etme ve başkalarını anlama süreçlerinde olgunlaşma aracılığıyla etkin ve etkili bir yurttaş olunabileceğini bizlere anlatan bu kitap, esasen çocuklarla felsefe yapma yöntemlerinden biri olan Felsefi Sorgulama Topluluğu (FST) yöntemini ayrıntılarıyla ele almaktadır.
Felsefi Sorgulama yöntemine göre çocuklar aslında çok küçük yaşlardan itibaren felsefi akıl yürütme yapısını kullanabilmekte, felsefi bulmacalar hakkında kendi görüşlerini gerekçelendirebilmekte ve yaşıtlarıyla felsefi bir diyalog süresince farklı görüşleri tartışabilmektedirler. Bu açıdan değerlendirildiğinde küçük yaşlardan itibaren çocukları felsefi diyalogla tanıştırmak, onların eleştirel ve sorgulayıcı nitelikte yargıda bulunma potansiyellerini geliştirmeleri ve bu sürecin bir sonucu olarak da demokratik bir politik hayatın özneleri olma yolunda köklü şekilde dönüşüme uğramaları anlamına gelmektedir.
Richard PRING, Continuum 'Teşvik edici ve okunabilir bir kitap… Pring, farklı felsefi yaklaşımların özlü bir açıklamasını vermekte ve onların güçlü ve zayıf yönlerinin dengeli bir değerlendirmesini yapmaktadır. … eğitim araştırmacılarını bir tarafa bırakın tüm öğretmen adayları için zorunlu okuma olmalıdır.'
Dr. Paul Martinez, Öğrenme ve Beceri Geliştirme Ajansı

'Bu cilt bir ders kitabı ve bir manifestodur ve araştırma öğrencileri, çeşitli kavramların, aletlerin ve yaklaşımların ana hatlarının verildiği açıklıkla buluşacaktır. Pek çok öğretmen bundan etkilenecektir.'
Times Educational Supplement

'Profesör Pring'in eseri, başlığının mütevazi biçimde olduğunu iddia ettiğinden çok daha fazlasını içeriyor. Eğitim Araştırmaları Felsefesi konusunda uzman bir çalışma olduğu kadar eğitim felsefesinde de bir öncü olan bu eser eğitimin amaçlarından bilginin doğasına kadar değişen konularda berrak ve özdür.'
Education Review

Profesör Pring, 2003 yılında emekliliğine kadar Oxford Üniversitesi Eğitim Çalışmaları Bölümünde Yöneticiydi. Hala hazırda 14-19 Education and Training Nuffield Review'ın Baş Direktörüdür.
İbrahim Arslanoğlu Kitabın bu baskısına, birinci baskıda olmayan İbn Haldun ve Ziya Gökalp konuları eklendi.
Türkiye’de yazılan eğitim felsefesi kitaplarında, hep Batıdaki filozoflar işlenip Türk Eğitim Sisteminin gelişmesine etki eden Türk eğitim düşünürleri ders konusu yapılmıyor. Oysa bu kitapta, Yusuf Has Hacip, Farabi, İbn Sina ve Şeyh Bedrettin gibi filozoflar ile Mevlana, Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre gibi mutasavvıflar da yer aldı.
Yine Türkiye’de yazılan eğitim felsefesi kitaplarında, sadece filozofların düşüncelerine yer verilmekte fakat Türkiye’nin eğitim problemlerine ve bunların çözümlerine pek değinilmemektedir. Bu kitapta eğitim sorunları, ele alınıp tartışılarak çözüm yolları gösterilmeye çalışıldı. Bu baskıda, bunlar, güncellenerek yenilendi. Bununla ilgili olarak, ilk baskıda, giriş kısmında yer alan Türk Eğitim Sistemine Felsefi Yaklaşım konusu, kitabın sonundaki ekler kısmına alındı.
Kitapta, filozoflara ait özlü sözler ile okuma parçaları ve filozoflar geçidi yer almaktadır. Bunlar hem öğrenmeyi kolaylaştıracak hem de öğrencilerin bunlardan zevk alarak eğitilmelerini sağlayacaktır.
Felsefe kitaplarında, güncel bilgiler ile tablo ve resim gibi görselleri kullanmak pek olanaklı değildir. Buna rağmen ekler kısmında yer alan Türk Eğitim Sistemine Felsefi Yaklaşım başlıklı kısımda güncel bilgiler ile tablolara yer verilmiştir. Ayrıca ilgili yerlere filozof resimleri de konulmuştur. Bunlar öğrencilerin ilgisini çekecektir.
Kitabın en önemli özelliklerinden biri, dilinin son derece sade ve anlaşılır olmasıdır. Bu durum, öğrenci başarısını büyük ölçüde etkiler. Nitekim pek çok okur, yazarın bir başka ders kitabını, zevkle okuduklarını ve dilini çok akıcı bulduklarını söylemişlerdir.