Davranış Bilimleri \ 1-5
Ahmet Günay, Ahmet Sait Özkul, Ali Murat Alparslan, Birsen Özalp, Dilruba İzgüden, Funda Kıran, Furkan Özkul, İnan Eryılmaz, Mehmet Ali Taş, Mehmet Özmen, Ömer Faruk Oktar, Özlem Çetinkaya Bozkurt, Ramazan Erdem, Rukiye Çelik, Seher Yastıoğlu, Sema Polatcı Günümüzün yitiği, herkesin aradığı, peşinden koştuğu, uzakta olduğunu varsayarak ona varmak için kendi kendine yapay engeller ürettiği, ertelediği, göremediği “mutluluk” artık nice akademik çalışmanın gündeminde. Mutlu insanların başarılı olduğu, mutlu insanların daha fazla çaba gösterdiği ve mutlu insanların mutlu ettiği üzerine nice kanıt birikti. İş dünyasının içeriği çok çeşitli ve detaylı kanıtları görmesi ve bilmesi gerekiyor. Bu yüzden Dünyanın en iyi dergilerinde yayınlanan en güncel araştırma bulgularını hikâye tadında sunduğumuz “İş'te Mutluluk Araştırmaları” kitabının iş dünyasına önemli bir çerçeve sunacağını düşünüyoruz.
Ayrıca Türkiye'deki örgütsel davranış alanı akademisyenlerinin, bu alanda eğitim gören yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin; mutluluk literatüründeki araştırma makalelerini güncel olarak takip etmeleri ve üzerine tartışmalar yapmaları için bir zemin hazırlamış oluyoruz. Yine çeşitli akademik düzlemlere, konferanslara, seminerlere, irticali konuşmalara ve sohbetlere entelektüel nitelik kazandırmak adına önemli bir kaynak ortaya koyuyoruz.
Araştırma konu tasarımlarında çok zorlanan öğrencilerin, hatta kimi zaman araştırma konusu-fikri bulma noktasında akademik kısırlık yaşayan akademisyenlerin yeni araştırma makaleleri inceleyerek ufuklarının uzayacağına inanıyoruz.
Mehmet Akif Özer Çalışma hazırlık aşamalarıyla birlikte yaklaşık 3 yıllık bir çalışma sonucu hazırlanmıştır.
Çalışma hazırlanırken temel hareket noktası, özelikle lisans ve yüksek lisans derslerinde ve tez çalışmalarında böyle bir çalışmaya ihtiyaç duyulması olmuştur. Çalışma Gazi Ün. İİBF’de Kamu Yönetimi, Uluslararası İlişkiler, ÇEKO ve İşletme bölümlerinde okutulan İnsan Kaynakları Yönetimi, Yönetim Bilimi (I-II), Mahalli İdareler, Kamu Yönetiminde Yeni Yaklaşımlar ve Örgüt Yönetim Teorileri derslerinde ders kitabı ve yardımcı ders kitabı olarak okutulabilecek niteliktedir. Çünkü Çalışma kapsamındaki modern yönetim konuları, söz konusu derslerde belli dönemlerde mutlaka incelenmesi gerekmektedir. Ayrıca seminer ödevleri, yüksek lisans derslerinde verilen ödevler ve tez çalışmaları hazırlanırken, söz konusu modern yönetim konularını ele alan, derli toplu ve teorik çalışmalara büyük ihtiyaç duyulmaktadır.
Çalışmada ele alınan konular, alanında öne çıkmış yerli ve yabancı literatüre çok sayıda atıf yapılarak tamamen teorik olarak hazırlanmış ve herhangi bir alan araştırmasına yer verilmemiştir.
Çalışma bölümleri doğrudan çalışma sahibi tarafından yazılmıştır. Çalışmada herhangi bir şekilde başka birinin çalışmasına yer verilmemiştir.
Çalışma ortalama 25 ile 45 sayfadan oluşan toplam 15 bölümden oluşmaktadır. Bölümler:
1. Algılama Yönetimi
2. Bilgi Yönetimi
3. Çatışma Yönetimi
4. Değişim Yönetimi
5. İmaj Yönetimi
6. Kalite Yönetimi
7. Kariyer Yönetimi
8. Kriz Yönetimi
9. Performans Yönetimi
10. Risk Yönetimi
11. Strateji Yönetimi
12. Stres Yönetimi
13. Süreç Yönetimi
14. Vizyon Yönetimi
15. Zaman Yönetimi
Çalışmanın ele aldığı konular özellikle son yıllarda gerek gelişmiş ülkelerde gerekse ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerde sıklıkla tartışılan popüler modern yönetim konulardan oluşmaktadır.
Bu durum çalışmanın ülkemizdeki üniversitelerde, meslek yüksek okullarında ders kitabı ve yardımcı kaynak olarak okutulabileceğini göstermektedir. Çünkü mevcut literatürde bu tür konuları böylesine ayrıntılı ele alan ve öğrencinin anlayabileceği şekilde ortaya koyan derli toplu ve kapsayıcı başka bir kaynak bulunmamaktadır.
Çalışmanın yaygın bir okuyucu kitlesine hitap edeceği öngörülmektedir. Bunlar arasında en önemli kısmı gerek merkezde gerekse taşrada lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri, konularla ilgili araştırmacılar ve akademisyenler, tez, alan araştırması hazırlamak isteyenler ve kamu/özel sektör yöneticilerinden bu konulara ilgi duyanlardır. Ülkemizde gerek özel sektörde gerekse kamu sektöründe klasik yönetim anlayışından modern ve daha etkili yeni yönetim anlayışına geçiş sürecinde bu tür eserlere büyük ihtiyaç duyulmaktadır.

Cihat Kartal, Demet Özcan, Derya Yayman, Dilek Eren, Esma Ebru Şentürk, Gönen İlkar Dündar, Mehmet Ali Akkaya, Mehmet Bağış, Mesut Öztırak, Münevver Bayar, Necmiye Tülin İrge, Okan Güray Bülbül, Özge Demirkale, Serdar Çakan, Sibel Aybar, Simge Selvitopu, Tülay Yel, Umut H. İnan, Vasfi Kahya Bugün bizler, insanlığın dönüşümünü içeren yeni bir teknolojik devrime tanıklık ediyoruz. Sanayileşmenin gelişim yolculuğunda dördüncü kırılımı yaşadığımız bu süreci; “Dijital Devrim” olarak tanımlıyoruz. Baş döndürücü bir hızla dijitalleştiğimiz bu dönemde işletmeler için hayatta kalma reçetesi olarak teknolojik rekabete uyum sağlamak gösterilmektedir. Özellikle geleneksel yapıda inşa edilen aile işletmelerinin bu adaptasyonu edinmeleri çok kritik bir önem taşıyor. Nitekim bir ülke ekonomisinin %80'inden fazlası aile işletmelerinden oluşmaktadır. Dijitalleşmenin kazandırdığı hız ve esneklik, aile işletmelerinin yenidünya düzeninde sürdürülebilir rekabet üstünlüğü elde etmelerine yardımcı olmaktadır.
Bu kitapta farklı üniversitelerden akademisyenlerin kendi uzmanlık alanlarına bağlı olarak aile işletmelerinin dijital dönüşümü irdelenmektedir. Bu dönüşüme tümüyle adapte olmak üzere işletmelerin insan kaynaklarından finansal yönetime tüm temel fonksiyonlarının dijitalleşme yolunda nasıl şekil değiştirdikleri ele alınmaktadır. Bu yönüyle kitap, aile işletmelerine yol gösterici bir nitelik taşıyor. Diğer taraftan aile işletmeleri yazınına katkı sağlanması, kitabı akademik olarak zenginleştirmektedir. Bu kitap, aile işletmeleri için dijitalleşmenin anlamı üzerine ve uygulamaya konmak üzere farklı düzey ve konularda pek çok stratejiyi tartışan, zengin bir içerik sunmaktadır. Önemli olan husus, bu işletmelerin dijitalleşme doğrultusunda yeni stratejiler geliştirerek dijital devrime uyum sağlamasıdır.
McGraw-Hill Psikoloji alanında en güncel bilimsel bilgileri okuyucuya sunmayı hedefleyen bu kitap, her biri kendi alanında ve çeviri konusunda uzman olan psikologlar tarafından Türkçeye kazandırılmıştır.
Aklımın Aklı: PSİKOLOJİ kitabı; psikoloji biliminin temel konularını yalın, açık, net ve kolay anlaşılır şekilde okuyucuya aktarmasının yanı sıra renkli içeriği ile de son derece ilgi çekicidir. Okuyucu, kitabı ilk incelediği andan itibaren kitabın gerçek dünyadan örneklerle zenginleştirildiğini ve baştan sona etkileşimsel ve dinamik öğrenme yöntemlerinin etkin şekilde kullanıldığını fark edecektir. Kitapta içerik ve biçim dengesinin korunmasına özel bir duyarlılık gösterilmiştir.
Öğrenme alışkanlıklarının günümüzde değişmiş olması nedeniyle Aklımın Aklı: PSİKOLOJİ kitabında, "Ne?", "Neden?" "Nasıl?" ve "Ne zaman?" sorularına etkileyici şekilde yanıt verme hedeflenmiştir. Aynı zamanda, merakı, düşünmeyi ve yaratıcılığı destekleyen yeni öğretim yöntemlerinin kullanılmış olması özellikle öğrenciler için yararlı olacaktır. Öğrencilerin derse hazırlanma, derse katılma ve ders sonrası gözden geçirme etkinliklerinde kendi akıllarına bu kitabı eşlikçi kılmaları kitabın yapısı gereği kaçınılmaz görünmektedir.
Okuyucunun merak düzeyini yüksek tutmasının ötesinde onun kendi iç dünyasında ve sosyal çevresinde olup bitenleri anlamlandırmasını hedefleyen Aklımın Aklı: PSİKOLOJİ kitabının, satışa çıktığı tüm ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de psikoloji alanının en temel kaynaklarından biri olacağına inanıyorum.
Doç. Dr. Mithat Durak
Serkan Deniz, Selva Staub, Mesut Çimen Altı sigma yaklaşımının 1980’li yıllara dayanan yakın bir geçmişi olmasına rağmen bugün farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük şirketlerce yaygın olarak kullanıldığı görülmektedir. Yaklaşımın sağlık sektörüne girişi yavaş ve geç olmuştur; ancak dünya örnekleri incelendiğinde sağlık kuruluşlarının yaklaşım ile önemli kazanımlar elde ettiği görülmektedir. Sağlık harcamalarında ve maliyetlerde yaşanan artış, sağlık sektörü için önemli bir sorun haline gelmiştir. Bu durum, sunulan hizmetlerin verimli hâle getirilmesi, kaynakların doğru kullanılması, değişkenliğin ve israfın önlenmesi gibi çalışmaları önemli hâle getirmiştir. Bu noktada sektörün başvurabileceği önemli araçlardan biri de altı sigma yaklaşımıdır.
Bu kitap, sağlık hizmetlerinde altı sigma örneklerine yer veren ülkemizdeki ilk kaynaklardan biri olma niteliğindedir. Kitapta; altı sigma yaklaşımı ile ilgili genel bilgilere, yararlarına, uygulanmasındaki kritik başarı faktörlerine, uygulanma aşamalarına, kullandığı araç ve tekniklere ve yaklaşım ile sağlık sektöründe sağlanan başarı örneklerine yer verilmiştir. Kitap; öğrencilere, araştırmacılara, akademisyenlere, uygulayıcılara, yöneticilere, girişimcilere, sağlık ve kalite konusuna ilgi duyanlara yararlı olacaktır.
Mustafa Özseven, Akansel Yalçınkaya Bu eser, Türk sanayisinde hayata geçirilen yönetim uygulamalarının kökenlerini ve yayılımını kamu bursu ile yurt dışında eğitime gönderilen Promethe'lerin kariyer güzergâhlarını analiz ederek araştırmaktadır. Bu çalışma “bağlam” mefhumunun aktörlerin kariyer güzergâhlarındaki etkisini de konu almakta ve Türk sanayisindeki yönetim uygulamalarının yayılımını bu minvalde incelemektedir. Araştırmada yönetim uygulamalarının yayılımında bağlam ve aktörlerin etkileşiminin daha net ortaya konulabilmesi için 1930-1950 ve 1950-1970 olmak üzere iki ayrı dönemde eğitime gönderilen iki farklı nesil araştırmaya dâhil edilmiştir. Bu çalışmada, 1930-1950 döneminde Almanya ve Fransa başta olmak üzere daha çok Avrupa'daki ülkelere eğitime gönderilen nesil Promethe-1, 1950-1970 döneminde ABD ve İngiltere ağırlıklı olacak şekilde yurt dışında eğitime gönderilen nesil ise Promethe-2 olarak anılmaktadır. Bu doğrultuda Promethe-1 ve Promethe-2 nesillerinin kariyer güzergâhlarının kapsamlı bir karşılaştırması yapılarak araştırma bulgularına ulaşılmıştır. Bu boyutlarıyla çalışma, 1930-1980 yılları arasında Türk sanayisinde etkin olmuş yönetim uygulamalarının kökenlerini ve yayılımını bağlam ve aktörler özelinde ortaya koyabilmiştir.
Bernard Roth, HarperBusiness Stanford Üniversitesindeki d.school kurucularından olan Bernard Roth, gerçekleşeceği konusunda umudumuzun olmadığı hedeflerimize ulaşmamız için bize, tasarımcı düşünme gücünü tanıtarak başarma alışkanlığını nasıl edinebileceğimizi anlatıyor.
Tek kelime ile bu kitap muhteşem.
Başarma Alışkanlığı, çağın gerektirdiği değişimi sağlamak için son zamanlarda kaleme alınan en yalın kitaplardan biri. Kolaylıkla ve sistemli bir şekilde değişimi ve dönüşümü sağlayarak kişideki kararlılığın ortaya çıkmasını hedefliyor ve başarıya giden yolun haritasını veriyor.
Sorunları, farklı bir strateji izleyerek yeni fikirlere dönüştürüyor; başarının, mutluluğun ve huzurun sürdürülebilir olmasını sağlayacak önemli bilgiler ve uygulamalar sunuyor.
Roth, hayatımızda farklı bir deneyim yaratıyor; tasarlanmış bir dizi tartışmayla, hikâye, öneri ve egzersizle başarı alışkanlığı oluşturuyor. Değişime ihtiyacı olan her bir kişinin, kurumun, yatırımcının ve girişimcinin rahatlıkla uygulayabileceği tasarım kaynakları sunuyor. Hepimizin içinde var olan, olumlu değişim için gereken gücü farkına vardırıp, uyandırmaya ve harekete geçirmeye yardımcı oluyor.
Bernard Roth, kendi içimizde oluşturduğumuz engelleri kaldırıp, kendimize güvenmemizi sağlıyor. Dikkatsizliklerimizi ve kayıplarımızı ortadan kaldıran metotlar öneriyor.
Mazeretleri bir tarafa koy...
Artık senin zamanın... Denemelisin... Yapmalısın...
İstediğin ne varsa vakit kaybetmeden harekete geç...
Başarılı, mutlu ve huzurlu ol... Haydi! Ne duruyorsun...
Adem Öğüt 21. yüzyılda enformasyon ve yönetim teknolojilerinin insan kaynakları, organizasyon yapıları, yönetim sistemlerine yönelik dönüştürücü etkileri akademik ve pratik platformlarda tartışmaların ön sıralarında yer alıyor. Enformasyon teknolojilerinde yaşanan çarpıcı gelişmelerle birlikte, zihinsel etkinliklerin artık işletmelerde üst yönetimin tekelinden çıktığını ve aksine organizasyon çapında yaygınlaştırıldığını görüyoruz.
Kitapta bilgi yönetimi, küresel sistemde örgüt yapıları, yönetim modelleri, bilgi kalitesi, bilgi ekonomisi, hizmet kalitesi gibi yaygın başlıkların yanı sıra son yıllarda iş dünyasının ana gündem maddeleri arasında yer alan e-ticaret, veri madenciliği, inovasyon yönetimi, entelektüel sermaye, bilişimci girişimcilik, teknoloji yönetimi ve sanal yapılar konularına da derinlemesine yer verilmektedir.
Kitabın; yöneticilere, yönetici adayları olan öğrencilere ve akademisyenlere verinin bilgiye, bilginin yoruma, yorumun karara ve kararın eyleme dönüştürülmesi serüveninde faydalı olması umulmaktadır.
Güven Ordun İnsanlar, doğadaki pek çok canlıya göre oldukça çelimsiz olmalarına rağmen zekâları ve ortaklaşa hareket etme becerileri sayesinde dünyada hâkimiyet kurmuşlar, doğanın tehdit ve tehlikelerine karşı çözümler geliştirerek bu çözümleri diğer nesillere aktararak varlıklarını devam ettirmeyi başarmışlardır. Zekâ, kısaca farkındalık ve adaptasyon becerisi olarak tanımlanabilir. Varlığını devam ettirip bilgi ve tecrübelerini diğer nesillere aktarmak isteyen işletmelerin de zeki aynı zamanda değişen koşullara ve ihtiyaçlara hızlı uyum sağlayabilmesi için çevik olması beklenmektedir.
Etkili bir yönetici bilişsel, duygusal, sosyal ve kültürel zekâya sahip olmalıdır. Bilişsel zekâ iş süreçlerinin, duygusal zekâ insan ilişkilerinin, sosyal zekâ görev ekiplerinin, kültürel zekâ ise küresel farklılıkların yönetimi için gereklidir. Etkili yöneticiler, işletmelerinin başarılarında önemli rol oynayabilirler ancak işletmeden ayrıldıklarında genellikle bilgi ve uzmanlıklarını da beraberlerinde götürürler, dolayısı ile uzmanlığın sonraki nesillere aktarılması mümkün olmayabilir. Bu durum da işletmenin etkililik, verimlilik ve özellikle sürdürülebilirlik konusunda sorunlar yaşamasına neden olur. Bu sorunlar, işletmenin küçülmesine hatta yok olmasına neden olabilir. Bu nedenle bilginin, uzmanlığın, sorun çözme becerilerinin diğerlerine ve genel olarak sisteme aktarılması gerekmektedir.
Bu doğrultuda kitabın birinci bölümünde, tarih boyu yönetim yaklaşımları ve bu yaklaşımların içinde insanın yeri açıklanmaktadır. Gelişen tüm teknoloji ve imkânlara rağmen bilginin elde edilmesinde, kullanılmasında ve transfer edilmesinde insan önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle ikinci bölümde, insan davranışının temelleri incelenmektedir. Üçüncü bölümde, işletme içindeki ekipler ve ekipler içindeki insan davranışları tanımlanmaktadır. Son bölüm zeki ve çevik işletme yapılarına, sistem ve süreçlerine, bu kapsamda insanların temel rol ve yükümlülüklerine odaklanmaktadır.
Veli Denizhan Kalkan Varlıkları ve eylemleriyle yaşamımızı kuşatmış bulunan günümüz organizasyonları, rekabet ortamında hayatta kalabilmek ve etkilerini sürdürebilmek için bilgi üretmek zorundadırlar. Örgüt içinde ve dışında gerçekleşen karmaşık etkileşimler sonucunda açığa çıkan örgütsel bilgi, kuruluşlarda yeniliğe kaynaklık edebilmekte ve zaman zaman örgüt için âdeta bir can simidi işlevi görebilmektedir. Bu çalışmada örgütlerde bilginin nasıl üretildiği, yeni örgütsel bilginin nasıl yaratıldığı üzerinde durulmaktadır. Bilgi üretimi işletmecilik, kamu yönetimi, strateji, örgüt bilimi, teknoloji ve yenilik yönetimi gibi birçok alanın ilgi sahası içinde yer almaktadır. Bilgi üretiminin daha iyi kavranması; örgütlerin, örgütlerdeki insan davranışının, yönetim süreçlerinin, çalışma ilişkilerinin, kısacası çağdaş yaşamın pek çok boyutunun daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacaktır.
Adem Öğüt - Hasan Güleş - Ali Çetinkaya Çalışmada, turizm işletmelerinde yönetim süreci bağlamında stratejik, taktik ve operasyonel düzeyler enformatik bir bakış açısıyla analiz edilmektedir. Bunun yanında turizm işletmeleri kapsamında odaklanılan konaklama ve seyahat işletmelerinde yönetim süreci ve örgütlenme sorunları bilişim teknolojileri çerçevesinden irdelenmeye çalışılmaktadır. Dolayısıyla kitap, turizm sektörünün temelleri sayılan konaklama ve seyahat işletmelerinde yönetim sürecini sistem ve durumsallık yaklaşımları çerçevesinde enformatik bir bakış açısıyla inceleyen tümleşik bir araştırma niteliği taşımaktadır. Akademik çevre, sektör yöneticileri ve öğrenciler açısından yararlı bir başvuru eseri olması düşünülerek hazırlanmıştır.
Akyay Uygur Bu kitap, örgüt-işgören ilişkisini temel alan örgütsel bağlılık ve işe bağlılık konularını ayrıntılı ve kapsamlı olarak ele almaktadır. Örgütün rekabetçi koşullar altında başarıyla faaliyet göstermesinde örgütsel bağlılığı yüksek düzeyde işgörenlerin önemli katkısı bulunmaktadır. İşe bağlılık ise işgörenin, işine psikolojik olarak bağlanması olarak tanımlanabilir. İşgörenin örgütüne yönelik oluşturduğu duygusal bağ, inanç, özdeşleşme ve temel yaşam ilgisi oluşturma davranışı, her zaman geçerliliğini koruyan ve performans üzerinde önemli etkiye sahip olan bir durumdur.
Bu bağlamda örgütsel bağlılık kavramı, çeşitleri ve yaklaşımları ile işe bağlılık kavramını araştırma ile destekleyen bir içeriğe sahip olan kitap; başta akademisyenler ve öğrenciler olmak üzere ilgili kamuoyunun araştırma ve çalışmalarında fayda ve destek olacak şekilde ilgi ve bilimsel meraklarına sunulmuştur.
Asuman ÖZDEMİR Sosyal bir varlık olan insan, her şart ve koşulda toplanma ihtiyacı duymuştur. Bu iletişimin sağlandığı en iyi yoldur. Yönetimin en temel süreçlerinden biri olan toplantılar, belli sonuçlara ulaşmak için iki veya daha fazla insanın arasındaki bilgi, görüş ve fikir alışverişi olarak tanımlanır. Toplantılar, ortaya çıkan sorunu çözmek, ihtiyaç duyulan uzmanlık bilgisine ulaşmak, herhangi bir konuda ilgilileri bilgilendirmek, toplu karar almak, sorumluluğu anonimleştirmek veya çalışanların moralini yükseltmek gibi çeşitli nedenlerle düzenlenir. Ancak bir toplantıda yaşanan en yoğun duygular: huzursuzluk, aşırı can sıkıntısı, bıkkınlık ve "ben neden burdayım", "bir an önce bitse de gitsek" düşüncesidir. Ancak, örgütlerin belirleyecekleri ilkelere bağlı olarak oluşturdukları toplantı kültürleri, verimli toplantılar için ilk adım olacaktır.

Verimli, başarılı toplantılar için, bilgi ve deneyimlerin paylaşıldığı bu çalışma; yönetici, çalışan, öğretici, öğrenenler için önemli bir kaynak olacaktır.
Nuran ÖZTÜRK BAŞPINAR, Ünver ÜNLÜ BAYRAMLI Rekabet ortamındaki örgüt yöneticileri, yoğun veri / bilgi akışı ve gereksinimi ile karşı karşıyadırlar. Örgütlerin başarıları, zamanlı ve doğru bilgi üretmeye bağlıdır. Günümüzde iş dünyasının en değerli varlığı olan bilginin yönetiminde bürolar temel merkezlerdir. İyi tasarlanan bir büro sistemi, en iyi bilgiyi, doğru bir şekilde, doğru zamanda, doğru kişilere ve en düşük maliyetle ulaştırarak verilecek kararların kalitesini yükseltir. Örgütteki faaliyetlerin etkinlik ve verimliliğini artırır.
Bürolarda bilgi üretme işlevini yerine getirmek amacıyla çeşitli kaynaklardan bilgiler toplanır, depolanır, gözden geçirilir, diğer bilgilerle karşılaştırılarak kontrol edilir, kullanım amacına göre düzenlenir, ilgili birimlere dağıtılır ve ihtiyaç duyan kişilerin kullanımına sunulur. Bu süreç esnasında büroda yapılan kayıt işleri bilgi sağlama işlevine yardımcı olur.
Büro Yönetimi kitabında; bilgi işleyen çağdaş bürolarda, büro yöneticilerinin ve büro elemanlarının verimliliğini ve performansını yükseltecek tüm konulara yer verilmektedir.
Arzu Girişken İn the current competitive environment, focuslng on the development of human Capital is increasingly becoming a competitive advantage for ali companies. Increasing the level of energy, motivation and passion of individuals vvithin an organization is key to increase productivity, decrease people turnover and improve the ability to cope with the increasingly frequent changes necessary to remain competitive in a hyper-competitive market.
İn this book, Dr. Arzu Girişken is clearly demonstrating how this approach, together with a relationship-oriented leadership, has a positive impact on the increase organisational emotional memory level, as well as, organizational innovation capacity ultimately leading to a superior performance of the vvhole organisation.
Massimiliano POGLIANI llly Global CEO
The pandemic due to the Corona Virüs has impacted corporations vvorldvvide, often forcing managementto choose betvveen bottom line and more humanistic considerations.
Inherent in these decisions is the concept of business emotional intelligence. İn Corporate EQ: Understanding and Managing Emotions, Dr. Girişken has given us some useful tools and insights to help navigate this new and difficult landscape.
Prof. Dr. Richard D. DE VEAUX
Vice President, American Statistical Association (ASA)
This book by Dr. Arzu Girişken takes an emotional look at businesses by these words: Emotions, Memory, Organization, İnnovation, Leadership, Performance, Employer, EQ.
This book is a must-have for anyone who is interested in these concepts. İt is bringing to life the state-of-the-art approaches which will be beneficial not only for students, but also for managers. İt is a work that blends ali these concepts and presents you with its fluent language and smooth flow.
Prof. Dr. A. Ercan GEGEZ
Dean, Altınbaş University Business School
Dr. Arzu Girişken’s fascinating book takes an intellectual dive into the Outlook of how companies are behaving during unprecedented times.
Dr. Girişken has insightfully brought together real-life innovate approaches connected to a relationship-oriented leadership, and with a perfectly blended fusion of the importance of increasing levels of motivation and passion among the vrorkforce of organizations.
Samer ABBOUD
Regional Managing Director, Ogilvy
Abdullah Altun, Adnan Erdal, Ahmet Uçar, Ali Çımat, Ali Rıza Gökbunar, Aslıhan Tüğen, Atakan Gerger, Ayhan Yatbaz, Bekir Pakdemirli, Berçim Berberoğlu, Berrin Güzel, Bülent Ergönül, C. Yenal Kesbiç, Ceren İşçi, Deniz Şimşek, Ebru Sürücü Balcı, Enis Yakut, Ferit Çağdaş Şahan, Füsun Küçükbay, Gökçay Balcı, Güneş Çetin Gerger, Hakan Boran, Hale Aksoy, Halit Yanıkkaya, Hatice Yurtsever, İsmail Metin, Kamil Topal, Mehmet Dikkaya, Mustafa Yıldıran, Nur Betül Gündüz, Onur Ertürk, Ökkeş Çelen, Ramazan Gökbunar, Rasim Akpınar, Shamsi Rzali, Tarık Duran, Tuna Can Güleç, Turan Gündüz, Uluç Çağatay, Umut Burak Geyikçi, Ümit Aksoy, Volkan Altıntaş, Yaşar Uysal Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgınının, bilim ve teknolojinin baş döndürücü bir hızla geliştiği bir dönemde ortaya çıkması, bu tip salgınların bilim ve teknolojinin bugüne kıyasla çok geride olduğu dönemlere ait bir hatıra olmadığını tüm insanlığa hatırlatmış, toplumlar üzerinde derin etkiler ve ağır maliyetler oluşturmuştur. Salgına karşı hazırlıksız olmanın belirsizliği beslediği bu süreçte, küresel sistemin direncinin ne kadar kırılgan olduğu da bu vesileyle anlaşılmıştır.
Küresel ve ulusal ölçekte etkileri artarak devam eden COVID-19 salgınının neden olduğu ekonomik ve sosyal dönüşümün bilimsel bir zeminde analiz edilmesi, bu çalışmanın gerekçesini oluşturmaktadır. Farklı üniversitelerden değerli akademisyenlerin ve her biri konusunda uzman yazarların katılımı ile hazırlanan bu kitap, bilinmezliğin arttığı, öngörülebilirliğin ise azaldığı pandemi sürecinde küresel salgını çok boyutlu olarak ele almak amacıyla kaleme alınmıştır.
Ali Guliyev, Güler Tozkoparan İçinde bulunduğumuz yüzyılın daha rekabetçi ve daha değişken çalışma ortamında, krizlerden kaçınmak her zamankinden daha önemli hâle gelmiştir. Bu noktada kriz yönetimi; yöneticilerin potansiyel krizleri belirlemesine, yönetmesine ve önlemesine yardımcı olan önemli bir yönetsel araç olarak değerlendirilebilir. Acil durum listesinin nasıl hazırlanacağından kriz öncesi kaynakların nasıl kullanılacağına kadar çeşitli ipuçları ve araçlarla ilgili bilgiler sunan bu kitap, yöneticilere, ekiplerini kriz durumundan başarıya nasıl yönlendirecekleri konusunda yol göstermektedir. Azerbaycanca, Türkçe, İngilizce ve Rusça olmak üzere dört farklı dile ait kaynaklar yoluyla zengin bir içerikte kaleme alınan bu kitap, her düzeyde deneyime sahip okuyucu için pratik bir kaynak sağlamak üzere özenle hazırlanmıştır.
Kriz ve kriz yönetimi konusunu detaylı olarak incelemeyi amaçlayan kitapta, aynı zamanda krize maruz kalma açısından daha fazla risk etmeniyle karşılaşıldığı düşünülen çok uluslu bir işletmede konuyla ilgili gerçekleştirilen bir araştırmaya da yer verilmiştir. Günümüzün en büyük krizi olarak COVID 19 pandemi krizi ve yönetimini de kapsayan kitapta, yeni dünya düzeninde çok uluslu işletmelerin bir yandan paydaşlarına hizmetlerini sürdürürken diğer yandan çalışanlarının sağlığını koruma ve iş süreçlerini devam ettirebilme kaygılarına da yer verilmiştir.
Asiye Ayben Çelik, Aysun Kapucugil İkiz, Bengü Sevil Oflaç, Canan Muter Şengül, Duygu Seçkin Halaç, Evrim Mayatürk Akyol, H. Şebnem Seçer, Hatice Özkoç, K. Övgü Çakmak Otluoğlu, Nazlı Ayşe Ayyıldız Ünnü, Olca Sürgevil Dalkılıç, Pelin Tuaç Çalışan anne olmak ne demek? Anne olmak ve annelik sorumluluklarını yerine getirmek, çalışan olmak ve çalışma yaşamının gerekliliklerini karşılamak… Bu iki kimlik boyutu birbirinden ayrı mı düşünülmeli, yoksa bütünleştirilebilir mi? Kimdir çalışan anneler? Nasıl çalışıyorlar? Nasıl annelik yapıyorlar? Nelere ihtiyaç duyuyorlar? Annelikleriyle çalışma yaşamını nasıl bütünleştiriyorlar, bir kimlik olarak anneliklerinden ve/veya çalışan rollerinden hangisine sahip çıkıyorlar? Çalışma yaşamında ayrımcılığa uğruyor mu anneler? İşletmelerde, kurumlarda çalışan anneler için destek mekanizmaları var mı? İnsan kaynakları politikaları aracılığıyla çalışan annelere neler sunulabilir, onların karşılaştıkları zorluklara nasıl destek olunabilir? Çalışan annelerin sahip oldukları yasal haklar neler? Türkiye ve dünya istatistikleri, çalışan annelerle ilgili hangi çarpıcı gerçekleri sunuyor ve hangi gerçekler rakamlara dökülmüyor? Yönetim bilimleri alanı kadınları ve/veya anneleri dikkate alıyor mu, yoksa onlarsız bir bilim mi inşa ediyor? Annelikleriyle birlikte, çalışma yaşamında yer almaktan vazgeçen anneler, potansiyellerini yeni girişimler kurma yolunda nasıl kullanıyor? Peki anneler yaratıcılık potansiyellerini hangi alanlarda, nasıl ve ne şekilde kullanıyor? Yeni nesillerin yaratıcılıklarına nasıl katkı veriyor?
Annelik aslında, inşa edilen bir olgu mu? Anneliğin doğasına ve gerektirdiklerine ilişkin sorgulamalar ve annelerden beklentiler sürekli değişirken ortaya çıkan annelik endüstrisi, sunduğu birçok ürün ve hizmet ile aslında anneleri bir kısır döngü içerisinde bırakıyor olabilir mi? Anneler bu kısır döngüyü kendilerini ifade ederek aşabilirler mi? Mükemmel anne var mı? Annelik savaşları da ne? Blogların dünyasında annelik nasıl bir hâle bürünüyor? Anneler kendilerini ifade edecekleri platformlarda annelikleriyle, toplumun anneliklerine ilişkin dayatmalarıyla, tüketim alışkanlıklarıyla, politik koşullarla ilgili seslerini nasıl duyuruyorlar? Annelerin mücadelesi kimlerle? Anneler çalışma yaşamında mobbinge uğruyor mu? Annelik ve hamileliğe en kutsal gözle baktığını iddia eden insanlar, çalışma yaşamı söz konusu olduğunda farklı kılıklara mı bürünüyorlar? Anneler kendi öykülerinde neler anlatıyor? Annelik ve çalışan anne kavramlarına ne gibi anlamlar atfediyorlar? Anneler özel ve çalışma yaşamlarında nelere ihtiyaç duyuyorlar? Kurumlarda ne gibi uygulamalar görmek istiyorlar? Peki neler farklı
olabilir? ...
…ve biz daha iyiye ulaşmak için neleri değiştirebiliriz?
Tüm bu sorular bizi bu kitapta buluşturdu. Değiştirmeye önce farkındalık yaratarak başlayabileceğimize inandık. Kitabın her sayfasında, bu sorulara bilimsel veri ve bilgiler ışığında anlayan, sorgulayan, açıklayan ve bazen de eleştiren tarzlarla cevaplar bulmaya çalıştık.
Kendisine benzer soruları ve daha fazlasını soran ve sorduklarına
yanıt arayan tüm okuyuculara faydalı olması dileklerimizle…
Asiye Ayben Çelik, Aysu Göçer, Bengü Sevil Oflaç, Burcu Şentürk, Canan Muter Şengül, Duygu Seçkin Halaç, Ebru Tolay, Evrim Mayatürk Akyol, Funda Gülyüksel, Hatice Hicret Özkoç, K. Övgü Çakmak Otluoğlu, Nazlı Ayşe Ayyıldız Ünnü, Olca Sürgevil Dalkılıç, Pelin Tuaç, Serap Özen, Şebnem Seçer Çalışan baba olmak ne demek? Baba olmak ve babalık sorumluluklarını yerine getirmek, çalışan olmak ve çalışma yaşamının gerekliliklerini karşılamak… Bu iki kimlik boyutu birbirinden ayrı mı düşünülmeli yoksa bütünleşik mi? Kimdir çalışan babalar? Nasıl çalışırlar veya neden çalışmazlar? Babaların çalışma veya çalışmama kararları neleri etkiler? Nasıl babalık yaparlar, yardıma ihtiyaç duyarlar mı? Babalıklarıyla çalışma yaşamını nasıl bütünleştirirler veya bütünleştirmelerine gerek yok mudur? Başka bir deyişle bu iki alan zaten hiç ayrı görülmemiş midir?
Çalışma yaşamında, sosyal yaşamda ve toplumun yargıları sebebiyle ayrımcılığa uğrar mı babalar? İşletmelerde, kurumlarda çalışan babalar için destek mekanizmaları var mı? Veya destek mekanizmalarına hiç gerek yok mu? İnsan kaynakları politikaları aracılığıyla çalışan babalara neler sunulabilir? Babaların çalışma yaşamında sahip oldukları yasal haklar nelerdir? Baba olmak, yönetim bilimiyle nasıl ilişkilendirilir? Babacan Yönetim nasıl bir yönetim tarzıdır, ülkemizde örnekleri var mıdır? Babalık ve girişimcilik alanı nasıl kesişir? Babaların yaratıcılık potansiyeli onlara neler yaptırabilir ve babalar yeni nesillerin yaratıcılıklarına nasıl katkı verir? Filmler babalıkla ilgili neler anlatır? Babaların da kendi aralarında güç farklılıkları var mıdır? Çocuklar, çocuk kitaplarından babaların çalışması veya çalışmaması hakkında neler okur, öğrenir ve hisseder?
Babalık toplumsal olarak inşa edilen bir olgu olabilir mi? Baba olunca çevrenin erkeğe bakış açısı farklılaşır mı, ya erkeğin kendisine bakış açısı? Erkekler baba olunca, depresyon yaşar mı? Baba olunca tüketim alışkanlıkları değişir mi ve tüketimle geçirilen zamanlar çocuklarla geçirilen en kıymetli anlar sanılabilir mi? Peki baba olmanın doğasına ve gerektirdiklerine ilişkin sorgulamalar hep aynı mı kalır veya hiç sorgulanmaz mı? Dünyada geleneksel babalık rollerinden yeni ve modern babalık rollerine doğru dönüşen değerler, ülkemizde yaygın mıdır? Yoksa ülkemizde babalık yapmak ve çocuklarıyla ilgilenmek erkek için bir seçim, kadın için bir zorunluluk olarak mı görülmektedir? Peki babalar kendi öykülerinde neler anlatır, özel ve çalışma yaşamlarında nelere ihtiyaç duyar? Kurumlarda ne gibi uygulamalar görmek ister? Neler farklı olabilir?...
Ve biz; daha eşitlikçi, toplumsal olarak belirlenmiş ve dengeli olmayan annelik ve babalık rollerinden uzaklaşmak, çocuk sahibi olmakla beraber eşlere düşen sorumlulukların dengeli dağıldığı toplumsal bir anlayış ve tutum değişikliğine ulaşmak için neleri değiştirebiliriz?
İşte tüm bu sorular bizi bu kitapta buluşturdu. Kendisine benzer soruları ve daha fazlasını soran ve sorduklarına yanıt arayan tüm okuyuculara faydalı olması dileklerimizle…
Olca Sürgevil Dalkılıç Farklılık nedir?
Çalışma yaşamında farklılıklar neden önemlidir?
Farklılıklar yönetilebilir mi?
Farklılıkların yönetimi bir işletmecilik anlayışı olarak benimsenmeli midir?
Farklılıkların yönetimi; tüm çalışanları kapsamakla, herkese eşit fırsatlar yaratmakla birlikte çalışanların sahip oldukları farklılıklara (cinsiyet, yaş, etnik köken, din, dil, ırk, kültür vb.) saygı duymayı ve bu farklılıkları işletmeyİ rekabetçi üstünlük sağlayacak değerler olarak benimsemeyi gerektirmektedir.
Çalışma yaşamının yönetilmesi gereken önemli bir boyutu olarak farklılık kavramını ve farklılıkların yönetimi anlayışını tanıtmayı amaçlayan bu kitap, işgücü farklılıkları ve farklılıkların yönetimi ile ilgili soruların cevaplarını arıyor.
Aslı Ercan Önbıçak, Ebru Tolay, Evrim Mayatürk Akyol, Irmak Aksoy, Nurettin Gürcan, Olca Sürgevil Dalkılıç, Sinem Baysal, Umut Denizli Çalışma, insanların yaşamlarının merkezinde yer alır. Günümüzün ve hayatımızın önemli bir kısmını çalışarak geçiririz. Birçok kültürde çalışma, psikolojik iyi oluşa güçlü bir şekilde katkıda bulunan bir kimlik ve düzen duygusu sağlar. Emeğimizi, zamanımızı, sahip olduğumuz bilgi birikimini ve yeteneklerimizi, istihdam ilişkisi ile bağlandığımız bir işveren için kullanırız. Bir istihdam ilişkisinde, tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerini belirleyen en önemli unsur ise sözleşmelerdir. İstihdam ya da iş sözleşmeleri, bireyler ile örgütler arasındaki karşılıklı yükümlülükleri içeren yazılı sözleşmelerdir. Ancak özellikle "sınırlı rasyonellik" olgusu nedeniyle bir iş sözleşmesinin; tarafların birbirlerine yönelik beklentilerinin, taahhütlerinin, yükümlülüklerinin tümünü ayrıntılarıyla ortaya koyması mümkün değildir. Bunun da ötesinde, bazı bilim insanları, en resmî şekilde hazırlanmış ve detaylandırılmış olsa dahi tüm iş sözleşmelerinin aslında "psikolojik" temelli olduklarını savunmaktadır. Çünkü sözleşmeler, tarafların algılamasına ve öznel yorumlarına tabidir. Dolayısıyla, iş sözleşmesinde yer almayan bazı bilgilerin, çeşitli kaynaklara dayandırılan varsayımlar ile doldurulması veya yorumlanması söz konusu olabilir. Psikolojik sözleşme olarak adlandırılan bu olgu, yukarıda sayılan nedenlerle "bireyseldir" ve "algılara" dayanır.
Uzun yıllara dayanan kavramsallaştırma çalışmaları ve araştırmalar, psikolojik sözleşme konusunun giderek daha önemli hâle gelmeye başladığını ortaya koymaktadır. Öncelikle, çalışanlar, sahip oldukları psikolojik sözleşmelerin, örgüt tarafından yerine getirilmediğini ya da ihlal edildiğini algıladıklarında oldukça ciddi olumsuz tutumlar geliştirebilmektedir. Özellikle değişimin kaçınılmaz olduğu günümüz iş dünyasında her değişimin, çalışanın psikolojik sözleşmesini ihlal etme ya da çalışan tarafından bu şekilde algılanma olasılığı bulunmaktadır. Çünkü her sözleşme, taraflara birtakım faydalar sağlamak üzere oluşturulur. Bunu değiştirmeye yönelik her davranış ise bu faydanın tehdit altında olduğu algısını yaratabilir. Sonuç olarak, örgütlerin daha esnek çalışma biçimlerini benimsemeleri, kadrolu yerine sözleşmeli personel çalıştırma eğilimindeki artış, daha çevik organizasyon yapıları, İnsan Kaynakları Yönetimi uygulamalarındaki gelişmeler, Endüstri 4.0'a geçiş ve dijitalleşme, toplumsal ve küresel değişimler, psikolojik sözleşmelerin işverenler ve yöneticiler tarafından daha iyi anlaşılmasını ve yönetilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda, özellikle Türkiye'de, gerek akademide gerekse iş yaşamında pek fazla bilinmeyen ve üzerinde çalışılmayan bir konu olan "psikolojik sözleşmeler" hakkında yazdığımız bu kitabın, sözü edilen alanlarda önemli bir boşluğu kapatacağı düşünülmektedir. Genel İşletme, İnsan Kaynakları Yönetimi, Örgütsel Davranış, Endüstri ve Örgüt Psikolojisi, Psikoloji ve Sosyal Psikoloji gibi disiplinlerle ilişkili olan Psikolojik Sözleşme olgusu hakkında fikir sahibi olmak, her sektörden ve kademeden çalışana yarar sağlayacaktır. Kitabımızın konu ile ilgilenen akademisyenlere, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine faydalı olmasını dileriz.
Joseph P. FOLG ER, Marshall Scott POOL E, Randall K. STUTMAN Çatışma konusundaki çalışmaları güncelleyerek ve bugüne kadar yapılanları harmanlayarak sunan bu kitap, ayrıca uygulamaya giriş kitabı olarak da pratik bilgiler vermektedir. Elinizdeki kitabın yalnızca iletişim uzmanları için değil herkesin yararlanacağı bir kaynak olduğu görülmektedir. Belki de kitabın en genel ve temel mesajı; çatışma yaşanmasının kaçınılacak bir şey olmaması, üstelik problemlerin üstünün örtülmesinin sakıncalı olması, çatışmanın da bir çözüme doğru ilerlemek için gerekliliğidir. Yapıcı bir biçimde yönetildiği takdirde belki de çözülemeyecek bir sorun bile olmayacaktır. Bu mesajın bizim kültürümüz bakımından çarpıcı olması söz konusudur ama üzerinde düşünerek değerlendirmekte de yarar vardır. Bizler acaba hiçbir çatışma olmasın diye mi büyütüldük? Hiç çatışmadan yaşayabiliyor muyuz? Bu mümkün mü? Çatışıyorsak neden adını açıkça koyarak, oturup bunu birlikte çözmeye yönelmeyelim?
Tuğçe Ertem Eray Çatışmanın hem ortaya çıkışında hem de yönetimi ve çözümünde iletişimin önemi ve oynadığı rol, iletişim bilimlerinin de kavramı ele almasına neden olmaktadır. İletişim içerisinde bulunan hemen hemen herkesin çatışma süreci içerisinde bulunması söz konusu olabilmekte ve çatışmaların kaçınılmazlığı, yönetimini de zorunlu kılmaktadır. Çalışmada çatışma kavramından yola çıkılarak uluslararası literatürde çatışma ve halkla ilişkiler ilişkisine verilen önemin ulusal literatürde kendisine yer bulamaması ve Türkiye'de çatışmaların çözümünde halkla ilişkilerin önemine yeterince değinilmemesi sorunsalından hareket edilmektedir. Bu çerçevede, çatışma süreç modellerinden etkilenen kuramlardan bahsedilerek halkla ilişkiler alanında çatışmaların çözümüne yönelik çalışmalara yer verilmektedir. İlişki ve iletişim yönetimi bakışıyla kitapta, çatışma süreç modelleri içerisinde literatürde en fazla yer bulan Ortak Yönelim Teorisi, Oyun Teorisi, Olumsallık Teorisi ve Müzakere Yaklaşımları ile Karma Motifli Modellere değinilmektedir.
Mevlüt TÜRK Yeşil pazarlama uygulamalarında, “ürünlerin çevreci özelliklerini abartarak pazarlamak” yerine (yeşil boyama), çevreci bir anlayışın bütünüyle benimsenerek uygulanması; tüketicilerde çevre bilincini geliştirici çabalara önem verilmesi; orta ve uzun vadede yeşil ürün talebinin büyümesine katkı sağlayacak ve firmalar da bundan yarar sağlayacaklardır. Diğer taraftan, toplumda bu şekilde çevre bilincinin gelişmesiyle, toplum hem kamunun hem de özel sektörün uygulamalarının denetçisi olacaktır. Yani örgütlü ve tepkili bir toplum olma yolunda daha hızlı mesafe alınması mümkün olacaktır. Yasaların uygulanması, kamu görevlilerinin ve denetçilerinin tutumuna ve insafına bırakılmamış olacak, sorunu içselleştiren bireyler ve toplum bu konudaki tepkilerini hemen ortaya koyacaktır. Çevreyi koruma ve geliştirme düşüncesi bir hayat tarzı haline gelecek ve tüketicilerin çevreyi kirletici davranışları da azalacaktır. Öte yandan, kirletenler karşılarında, yasalardan ve kamu görevlilerinden önce toplumu göreceklerdir. Ayrıca, “kirleten öder” kuralı çerçevesinde yapılan bazı pervasızlıkların da önüne geçilebilecektir. Tüketicinin satın alma davranışı ve oy kullanma hakkı sebebiyle, genel ve yerel yönetimlere ve firmalara karşı kullanabileceği çok önemli bir yaptırım gücü vardır. Bu gücün farkına varan herkes, onun çevresini kirletmemeye özen gösterecektir.
Bu çalışmada; çevrenin korunması ve geliştirilmesinde, sadece yasal düzenlemelerin ve kamu gücüne dayalı bir koruma anlayışının yeterli olmadığının; bunların yanı sıra toplumda çevre bilincinin geliştirilmesinin ve bu bağlamda da işletmelerin çevreye karşı sosyal sorumluluk bilinci ile hareket etmelerinin; ayrıca, pazarlama faaliyet ve uygulamalarında çevreci pazarlama anlayışı yoluyla, tüketicilerde çevre bilincinin gelişmesine katkı sağlamalarının önemi ve gerekliliği vurgulanmıştır.
Ali Tanış Günümüzde işgörenlerin günlük yaşamlarının büyük bir bölümü iş ortamında geçmektedir. Sağlıklı ve güvenlikli çalışma ortamı, işgörenlerin motivasyonunu yükseltmekte ve işlerinden tatmin olmalarını sağlamaktadır.
İş yaşamı tekdüze parametrelerden ziyade çok boyutlu kriterlere göre dizayn edilmektedir. Ulusal ve uluslararası piyasalarda çok kültürlü örgütlerin oranı gittikçe artmakta ve işgörenler, farklı kültür ve anlayıştaki iş arkadaşları ile aynı örgüt iklimini paylaşmaktadırlar.
Örgütlerde farklılıkların yönetimi, işgörenlerin fiziksel/psikolojik özellikleri ile etnik/kültürel farklılıklarının dikkate alınmasını vurgulamakta ve onların işe/örgüte karşı tutum ve davranışlarının organize edilmesini ifade etmektedir.
İş yaşamında açık iletişim kanallarının oluşturulması, adil yönetim ve detaylandırılmış rol gerekleri çatışmayı azaltmakta, örgütsel uyuma katkı sağlamakta ve verimliliği arttırmaktadır.
Çiğdem Çakır, Metin Özkan Liderlik, “her insanın doğuştan var olan potansiyelini ortaya çıkarma” ve bunu kullanma süreciyle ilgilidir. Alan yazına göre iyi bir lider olabilme, “iyi bir insan olabilme süreci” olduğu kadar çalıştığı kurumu ve çalışanlarını belli bir amaç doğrultusunda yönlendirme kabiliyetine sahip insan tipolojisine göndermede bulunur. Dağıtılmış liderlik ise kurumlarda tek bir kişiyi aramak yerine bütün paydaşların hâlihazırda var olan potansiyelini birlikte kullanabilme, sinerji üretebilme ve geliştirme sürecini öne çıkarır. O bakımdan yeni okul liderlerinin, bütün okul paydaşlarının birlikte çalışabilme kapasitesini geliştirmeye odaklanması gerekmektedir. Bu kitap; dağıtılmış liderliğin ne olduğunu ve önemini, ayırt edici unsurlarını, öncülerini, boyutlarını, uygulanmasına etki eden değişkenleri farklı açılardan ele almaktadır.
Kitabın başta okul yöneticileri ve öğretmenler olmak üzere, eğitimde politika yapıcılar ve eğitimle ilgilenen herkese farklı ve yeni bakış açıları kazandırması beklenmektedir.
Salih Güney Davranış Bilimleri, kendilerini tanımak, sergilenen tutum ve davranışların nedenlerini anlamak, insan ilişkileri alanında kişisel gelişimlerini tamamlamak isteyen herkesin yararlanacağı bir kitaptır. Kitap, 19 üniteden oluşmaktadır. 1 ve 2. ünitelerde davranış bilimlerinin gelişimi ve temel kavramları, 3, 4, 5 ve 6. ünitelerde kültür, kültürel değişme, sosyal etki ve uyma davranışı, sosyal yapı, sosyal ilişki ve sosyal kurumlar üzerinde durulmuştur. 7 ve 8. ünitelerde öğrenme ve algılama, 9. ünitede sosyal gruplar, 10 ve 11. ünitelerde duygusal zekâ , kişilik ve benlik konuları detaylı olarak açıklanmıştır.
12. ünitede tutum ve ön yargı, 13, 14 ve 15. ünitelerde bireysel iletişim, uyum sorunları ve savunma mekanizmaları, davranış bozuklukları, 16, 17 ve 18. ünitelerde stresle başa çıkma yöntemleri, motivasyon ve liderlik, 19. ünitede ise zaman yönetimi konuları üzerinde detaylı bir şekilde durulmuştur.
Güncel örneklerle zenginleştirilmiş ünitelerde, okuyan herkesin kolayca anlayabileceği sade bir dil kullanılmıştır.

Salih GÜNEY, Birecik’te doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Birecik’te tamamladı. Birecik Lisesini birincilikle (Ed. Bölümünü) bitirdi. 1980 yılında Hacettepe Üniversitesi, Sosyoloji Bölümünden mezun oldu. Kuleli Askeri Lisesinde Sosyoloji ve Mantık dersleri veren Güney, 1986-1987’de İstanbul Üniversitesi, İşletme Fakültesi Davranış Bilimleri Anabilim Dalında yüksek lisans eğitimine başladı ve Ekim 1987’de bitirdi. Şubat 1988’de doktora programına başladı ve Kasım 1990’da doktor unvanını aldı. 1991 yılında Kara Harp Okuluna tayin oldu. 1995 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesinde Yabancı Dil Kursunu bitirdi. 2003 yılı atamalarında Eğitim Yöneticisi ve Öğretmen Yetiştirme Okulu Öğretim Başkanı oldu. 2005 atamalarında Kara Harp Okulu Temel Bilimler Bölümünde Sosyal Dersler Anabilim Dalı Başkanı oldu. 24/09/2007 tarihinden itibaren İstanbul Aydın Üniversitesi İşletme Bölümünde Yönetim ve Organizasyon Anabilim Dalında tam zamanlı öğretim üyesi olarak yeni görevine başladı. Kara Harp Okulunda Davranış Bilimleri ve İletişim Teorisi, Polis Akademisinde Adalet Psikolojisi, Şükrü Balcı Polis Meslek Yüksekokulunda Problem Çözme Teknikleri, Jandarma Eğitim Okulları Komutanlığında Davranış Bilimleri ve Halkla İlişkiler, GATA Hemşirelik Meslek Yüksekokulunda Sosyolojiye Giriş, GATA Sağlık Astsubay Meslek Yüksekokulunda Davranış Bilimleri, Hacettepe Üniversitesi Vakfında Motivasyon, Liderlik ve İletişim derslerini de vermiş olan GÜNEY, 1997 yılında doçent oldu. İş kazaları, motivasyon, liderlik, yönetim, örgüt kültürü, insan psikolojisi, stresle başa çıkma yöntemleri, iletişim, kişilik, iş tatmini, duygusal zekâ, yönetim psikolojisi, toplam kalite ve kriz yönetimi, girişimcilik alanlarında makaleleri yayımlandı.
Hâlen İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ’nde Davranış Bilimleri, Örgütsel Davranış ve Değişim Yönetimi, İşletmeye Giriş, Stratejik Yönetim, İnsan Kaynakları, Tüketici Davranışları, Müzakere Teknikleri derslerini vermeye devam etmektedir.

KİTAPLARI
1. Davranış Bilimleri ve Yönetim Psikolojisi Terimler Sözlüğü, Ankara, 1998.
2. Davranış Bilimleri Açısından Atatürk’ün Liderliği, Ocak Yayınevi, Ankara, 1999.
3. Davranış Bilimleri, Nobel Yayınevi, Ankara, 2000.
4. Yönetim ve Organizasyon El Kitabı, Nobel Yayınevi, Ankara, 2000.
5. Yönetim ve Organizasyon, Nobel Yayınevi, Ankara, 2001.
6. Yönetim Tarzımıza ve Davranışlarımıza Yön Veren Özlü Sözler, Siyasal Yayınevi, Ankara, 2002.
7. Açıklamalı Yönetim-Organizasyon ve Örgütsel Davranış Terimler Sözlüğü, Siyasal Yayınevi, Ankara, 2004.
8. Sosyal Psikoloji, Nobel Yayınevi, Ankara, 2009.
9. Örgütsel Davranış, Nobel Yayınevi, Ankara, 2011.
10. Liderlik, Nobel Yayınevi, Ankara, 2012.
11. İnsan Kaynakları Yönetimi, Nobel Yayınevi, Ankara, 2014.
12. Sosyal Psikoloji 2, Atatürk Üniversitesi Yayınları, Erzurum, 2015.
13. Temel ve Genel İşletme (Nobel Yayınevi, Ankara, 2020)
Nihat Aytürk İş ortamında ve sosyal yaşamda insan ilişkilerinin ve sosyal etkinliklerin temeli her ülkede örf ve âdet, âdâb-ı muâşeret; saygı, görgü ve nezaket denilen davranış kurallarıdır. Bu kurallar ailede, toplumda ve iş hayatında sevgi, saygı, anlayış ve hoşgörü içinde birlikte yaşamanın ve çalışmanın hukuksal, sosyal, kültürel ve etik normlarıdır. Bu kuralları bilen, yaşadığı toplumda ve iş hayatında bu kurallara uyan kişiler daima fark edilir; takdir edilir, sevilir, sayılır; başarılı ve saygın iyi bir insan olurlar.
Türkiye'de; iş ortamında ve sosyal yaşamda uygulanan davranış kuralları ve sosyal etkinlikler (kutlamalar, merasimler, ziyaretler, davet ve ziyafetler) ile insan ilişkilerinin temeli olan saygı, görgü, nezaket ve giyim kuralları bu kitapta ”Davranış Sanatı” olarak ele alınmış; Türk toplumunun sosyal ve kültürel yapısına uygun olarak örneklerle açıklanmıştır.
Suna Tevrüz - İnci Erdem - Tülay Bozkurt İnsanı konu alan, gerek birey olarak gerekse sosyal ve iş ortamında onun davranışlarını inceleyen bu kitabın temel amacı; çalışma yaşamına girmiş ve girecek olanlara insan davranışlarının çeşitli yönleri hakkında bilgi sunmaktır.
Yazarlara, kitabın içinde yer alan konuların seçiminde öğrencilerin sordukları sorular ve onların anlattıkları yönlendirici olmuş ve yazarları Türkçe literatürdeki bazı boşlukları doldurmaya sevketmiştir. Bu açıdan sınırlı konular içinde kalsa da temelinde insanın yer aldığı alanlarda bu kitap, öğrenciler için önemli bilgiler veren tamamlayıcı bir kaynaktır.
Bu kitap; konuların işlenişi ve davranışların bireysel, sosyal ve kurumsal düzeylerde ele alınışı açısından insan davranışıyla ilgilenen, onu ve kendini anlamak isteyen herkes için ilgi çekici ve katkı sağlayıcıdır.
Ahmet Karakiraz, Berivan Tatar, Büşra Müceldili, Duygu Terzi Çoban, Emine Şener, Emrah Özsoy, Emre Oruç, Gülay Tınmaz, Hilal Baran, Kadir Ardıç, Osman Uslu, Yusuf Akkoca Geçmişten günümüze, çoğu davranış bilimleri alanında olmak üzere yönetim ve örgütsel davranış alanını doğrudan veya dolaylı etkileyen ve sonuçları hâlen güncelliğini koruyan birçok deneysel nitelikli çalışma yürütülmüştür. Bu eserde, alanda en fazla tartışılan deneysel nitelikli çalışmalar detaylıca incelenmiş ve ilgili çalışmaların örgütsel davranış alanına yansımaları ve katkıları ortaya konulmuştur. İlgili çalışmaların tek bir eserde bulunması eserin özgünlüğünü oluşturmaktadır. Sekiz farklı üniversiteden on iki akademisyenin kıymetli katkıları ile ortaya konulan bu eserin, başta örgütsel davranış alanı olmak üzere davranış bilimleri, yönetim, örgütsel psikoloji, araştırma yöntemleri ve örgüt sosyolojisi gibi disiplinlere ve bu alanlarda ilgili konularda araştırma yapan tüm çevrelere katkı sağlaması ümidiyle...
Ahmet Karkı, Arzu Özkanan, Aslı Öztürk, Emre Uysal, Esra Akay, Filiz Karpuz, Gökben Bayramoğlu, Havva Değirmenci Tarakcı, Hülya Ateşoğlu, İbrahim Yıkılmaz, Remziye Terkan, Ufuk Karadavut İşletmelerin yönetim süreçlerindeki değişim ve dönüşüm süreçlerine bakıldığında, temelde çalışanların verimliliğini ve performansını artırma amaçlarının öne çıktığı görülmektedir. Sorunlar karşısında çözüm üretebilme çabasıyla yürütülen bu değişim sürecinde, yönetim biliminin kurucuları olarak kabul edilen Taylor, Gantt, Follett, Fayol gibi önemli kişilerin yönetim normları hâlen geçerliliğini korumaktadır. Öte yandan I. Dünya Savaşı, Büyük Buhran, II. Dünya Savaşı gibi olaylar, insan gücünün önemini ortaya koyarak bu yönetim normlarının gelişimini teşvik etmiştir. İlerleyen dönemlerde dünya nüfusu hızla artmaya başlamış ve küreselleşen tüketim kültürü karşısında teknoloji ve ürün çeşitlilikleri hızlanarak artmıştır. Özellikle internetin keşfiyle birlikte iş yaşamı, farklı bir boyuta taşınmış; sosyal alışkanlıklar ve ihtiyaçlar, sanal ortamlara geçmiş; bilgiler ve veriler, hızla ve katlanarak artmaya başlamış; rekabet küreselleşmiş ve iş modelleri değişmeye başlamıştır. Bu kapsamda dijitalleşme yansımalarının yoğun şekilde yaşandığı iş yaşamında, değişen yönetim normlarına yönelik farkındalığı artırmak amacıyla bu kitabı, siz değerli okuyucularımıza sunmaktan gurur duyuyoruz. Kitapta, dijitalleşmenin etkisiyle yönetim süreçlerindeki değişim, dört temel çerçeve içerisinde incelenmiş olup bu çerçeveler, dijitalleşmenin iş yaşamındaki etkileri dikkate alınarak belirlenmiştir. Genelden özele olacak şekilde dijitalleşmenin; işletmelerin tamamı üzerindeki etkileri, iç işleyişi üzerindeki etkileri, kişi-iş anlayışı üzerindeki etkileri ve işletme teknolojileri üzerindeki etkileri bağlamında yönetim normları çerçevelendirilmiştir. Bu anlamda kitabın, konuyla ilgilenen öğrencilere, akademisyenlere ve iş dünyasına yol gösterici bir nitelik taşıdığını söyleyebilir ve yararlanılan kaynaklardan birisi olmasını temenni ederiz.
Tayfun Yıldız İnsanlığın varoluşundan beri içgüdüsel bir olgu olan hayatta kalma, kazanma ve rekabet etme güdüsü, işletmeler için de geçerli bir durumdur. Ancak günümüzde değişimin akıl almaz boyutlara ulaştığı göz önüne alınırsa, rekabet avantajı elde etmek ve bunu sürdürmek çok zor hâle gelmektedir. Bu doğrultuda işletmelerin, rakiplerine göre bir adım önde olabilmeleri ve sürekli değişen çevre şartlarına uyum gösterebilmeleri için dinamik yeteneklere sahip olmaları gerekmektedir. Ayrıca sahip olunan bu dinamik yetenekleri örgütsel bir yenilikçilik iklimi ile harmanlama çabası içinde oldukları görülmektedir. Küresel rekabetin işletmeleri sürekli değişmeye zorladığı günümüz iş dünyasında bu durumdan en çok etkilenen sektörlerin başında bankacılık sektörü gelmektedir. Dijitalleşmenin bir sonucu olarak müşterilerin değişen ihtiyaçlarına internet ve mobil tabanlı çözümler sunma yarışında olan bankalar bir yandan da bu talepler doğrultusunda şubelerini ve şubede sundukları hizmetlerini yenilemektedirler. Ülkemizde finans ve bankacılık sektörünün büyüyen bir pazar hâline dönüşmesi global ölçekli bankaları da bu cazibeli pazara çekmektedir. Dünya çapında yenilikçilikleri ile ön planda olan Türk bankacılık sektörü bu alanda dünyanın en iyi dijital bankalarına da ev sahipliği yapmaktadır. Böylesine bilgi yoğun bir alanda önemli ödüllere sahip bankaların bu rekabet avantajını sürdürülebilir kılmaları için dinamik yetenek algılarının ölçülebilmesi önemli bir unsurdur.
İnan Kaynak Yönetimin en önemli aktörü olan yönetici; örgüt işlerini planlayan ve uygulayan, örgütçe belirlenen kuralların dışında hareket etmeyen, örgüte hizmet eden, gücünü yasalar, yönetmelikler ve kuralardan alan, örgütsel hedeflere ulaşmak için bilimsel bulgular ışığında hareket eden kişidir. Yöneticiler görevlerini yerine getirirken bazı davranışlar sergiler ve aynı zamanda çalışanların davranışlarından etkilenirler. Davranışsal açıdan daha çok etkileyen konumunda olan yönetici, çalışanlar üzerinde önemli sonuçlar doğurabilir. Zor şartların olduğu ya da hayal edilebilecek en kötü yer olan distopya, hayali ya da gerçek bir yeri nitelerken distopik yönetim bu yerdeki yönetim şeklidir. Bu organizasyonların yöneticisi olan distopik yöneticiler amaçlarına ulaşmak için baskı kuran zorba, adaletsiz ve acımasız kişilerdir. Günümüz örgütlerinde de bu baskıcı yönetim tarzı farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Distopik yöneticiler kayırmacı, şiddete eğimli, kıskanç, bencil, işkolik, dalkavuk ve istismarcı olabilmekte ve bu davranışlarıyla hem kendilerine hem de örgütlerine zarar verebilmektedirler. Olumsuz liderlik davranışı veya negatif örgütsel davranışla ilgili çokça çalışma varken, kendisi de bir örgüt çalışanı olarak birçok olumsuz davranışın sebebi olan yöneticilerle ilgili az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu sebeple elinizde ki bu kitabın hem çalışanlar hem yöneticiler hem de araştırmacılar için faydalı olacağı düşünülmektedir.
Prof. Dr. Adem ÖĞÜT, Yrd. Doç. Dr. Ayşe KOCABACAK Kişilik yapınıza uygun bir meslek mi seçmek istiyorsunuz?
"İşte aradığım kişi!" diyerek işe aldığınız çalışanınız işe uygun çıkmadı mı?
Emek verdiğiniz personeliniz bir süre sonra işini terk mi etti?
Astronomik bedeller ödeyerek kullandığınız işe alım testleri beklentilerinizi karşılamadı mı?

Öyleyse bu kitabı okumalısınız!
Doğru İşe Doğru İnsan;

kişilik tipolojilerini ve iş yaşamına etkilerini,
psikometrik ölçüm ve testler hakkında çarpıcı bilgi ve örnekleri,
insan kaynakları seçim ve yerleştirme sürecinde psikometrik ölçümün önemli boyutlarını,
dünyaca ünlü Beş Faktör Kişilik Modeli'ne dayanan envanterlere ilişkin bilgileri,
adayların işe alım testlerine ilişkin bilmeleri gereken püf noktalarını,
başarılı şirketlerin işe alım süreçlerinden örnekleri

içermektedir.
Doğru İşe Doğru İnsan, işverenler, işe alım sürecini yöneten insan kaynakları profesyonelleri ve akademisyenleri ile kariyer seçiminde kararsız olan üniversite gençliğinin ilgiyle okuyacağı bir kitaptır.
Didem Sinem Altınel, Hürcan Kabakcı, Leyla Boy Akdağ, Nazime Ebru Özkul, Semra Güney, Uğur Güngör, Yasin Kartal Etkili liderlik uygulamalarının önemli sonuçlar ürettiği alanlardan birisi de örgütsel yaşam ve özellikle şirketlerdir.
Dünden Bugüne Liderlik adlı bu kitap; kuruluş, kurum ve işletmeleri yönetecek olan yönetici ve liderler ile toplum ve uluslarda değişim ve dönüşümü yaratacak liderlik özelliklerine sahip kişilerin yararlanacağı konuları içermektedir. Kitapta yer alan konuların başında liderlik kuramları ve tarzları gelmektedir. Ayrıca kitapta; fazlaca işlenmemiş olan kadın liderliği, öz liderlik, kültür ve liderlik, etik ve liderlik, adaptif liderlik ve girişimci liderlik konuları da ele alınmıştır. Eser, her zaman olumlu bir kavram olarak ele alınan liderlik olgusunun karanlık yüzünü de içermektedir.
Dünden Bugüne Liderlik kitabı; bitirme ödevi, projesi, yüksek lisans ve doktora tezi yazacakların yararlanacağı bir başvuru kaynağı niteliğindededir.
Abdulkadir Yeler, Adem Palabıyık, Adem Sağır, Celal İnce, Cumhur Arslan, Ebru Çetin, Esra Işık, Gökhan Göktürk, Göknur Ege, Gül Aktaş, Hasan Biçim, Işılay Göktürk, İlknur Beyaz Özbey, İsmail Öz, Kerem Özbey, M. Yavuz Alptekin, Mehmet Koca, Onur Uca, Özkan Aydar, Özkan Öztürk, Selim Karyelioğlu, Ümmet Erkan, Yaşar Erjem, Yunus Anter, Zeynep Hiçdurmaz Dünden Bugüne Sosyoloji başlıklı bu eser; hem çeviriden kaynaklı dilsel sorunlara hem de Türkiye’nin sosyolojik gerçekleriyle örtüşmeyen içeriksel sorunlara sahip olmalarına rağmen ders kitabı olarak okutulan birçok çeviri kitaba alternatif hazırlanmıştır.
Sosyoloji bölümlerinde verilen “Sosyolojiye Giriş” ders içeriğine sahip olan bu kitap; kapsamlı, ayrıntılı, örnek ve görsel açısından zengin olarak ve sade bir dille kaleme alınmıştır. Bu yönleriyle akademisyenlerin ve öğrencilerin yanı sıra sosyolojiye ilgi duyan tüm okurların da faydalanabileceği bir eserdir.
Özgür Demirtaş A good leader is someone who can recognize the talents of their employees and has a strong intuition for selecting the most appropriate employees for the job. A great leader can recognize greatness in others, not only in themselves. They look for employees who deserve to be promoted within their organization. For an organization, one payoff of hiring a suitable leader is that its business will continue to grow as there will be right individuals hired for the right positions.
Every department in an organization has its own leader. Yet, a larger organization is still in need of a highly recognizable figure that will be responsible for making sure that the leadership figure in each department of the business is on the same page and completely understands the short and long-term goals of the business.
Brent DAVIES, Barbara J. DAVIES, Sage 'Brent ve Barbara Davies okullarda personel geliştirilmesine yönelik bir yeni 21. yüzyıl paradigması sunmuştur. Onlar çeşitliliği, kişiselleştirmeyi, etik olmayı ve paylaşılan sorumluluğu desteklemektdir. Zor zamanlarımızda, ihtiyaç duyduğumuz büyük okulları tanımlayan yaratıcılık, yenilik ve okul personelinin uyumunu sağlamak için bu kitabı okumamız gerekecektir. Biz yeteneğin ve her çocuğun potansiyelinin geliştirilmesinin gerekli olduğunu biliyoruz. Şimdi ihtiyaçlarımızın okul personeliyle aynı olduğunu kabül etmeliyiz. Bu kitap, okullarımızın sürekli gelişimini sağlama kapasitesinin nasıl kurabileceğini göstermektedir.
LizReid, Başkan, Uzman Okullar ve Akademiler Tröstü
Yetenek yönetimi başarılı örgütlerin geliştirilmesinde önemli bir faktördür. Okullarımızın geleceğe yönlendirilmesi ve liderlik yapabilmesi için örgütler nitelikli personelden oluşan 'yetenek havuzları' geliştirme ihtiyacı duymaktadır.
Bu kitap, liderlere örgütlerinde yetenek yönetimi fikirlerini uygulayabilmelerine yönelik yapı ve kavramları açıklamaktadır. Yazarlar okullarda derinlemesine liderliği kurmak ve yüksek bir performansa sahip öğrenme ortamları oluşturmak gibi stratejik amaçların nasıl gerçekleştirileceği ve yetenek yönetimi üzerine odaklanmaktadır.
Yeniden şekillenen okulların ve liderlik rollerini ve sorumluluklarını yerine getirecek yetenekli bireylerin nasıl geliştirileceği gösterilirken yazarlar;
- Okulunuzdaki yetenekli bireylerin tanımlanması
- Okulunuzdaki yetenekli bireylerin ve liderlerin geliştirilmesi
- Okulda bir yetenek kültürü oluşturulması konularına odaklanmaktadır.
Bu kitap, okulun dönüşüm ihtiyaçlarını karşılayacak yenilikçi ve hayal gücü kuvvetli liderler geliştirilmesi güçlüğü ile karşılaşan okullar için çok önemlidir. Ayrıca bu kitap, İngiltere'de ve diğer ülkelerde eğitim örgütlerinde görev yapan okul müdürleri, uzman liderler, okul işletme yöneticileri ve lider olmaya aday öğretmenler için faydalı olacaktır.
Julie HAY, Sherwood Bu eserin çevirisine nasıl karar verdik? 24-26 Mayıs 2013'te İzmir'de katıldığımız çalıştayda Julie Hay'in özgün anlatımından, Transakiyonel Analiz (TA) alanındaki değerli bilgilerini yalın ve anlaşılır biçimde sunmasından çok etkilendik. Onun en önemli eserlerinden biri olan bu kitabı psikoloji, işletme, endüstri ve örgüt, insan kaynakları alanlarında çalışanlara, akademisyenlere, öğrencilere sunmanın çok yararlı olacağını düşündük.
Bu kitap, kendini tanımak ve anlamak isteyenlere; ego durumları ve yaşam örüntülerinin nasıl oluştuğunu, bugünkü yaşamlarımızı nasıl etkilediğini, nasıl psikolojik oyunlar oynadığımızı, oyunların avantaj ve dezavantajlarını açıklıyor. Özellikle iletişim sürecinde karşımızdakilere verdiğimiz ve aldığımız iletilerin, mesajların şifrelerini çözmemizde bizlere yardımcı oluyor.
Bu kitaptan, eğitim ortamlarında neler olduğunu, gruptan ve çalışma arkadaşlarımızdan nasıl etkilendiğimizi ve onları nasıl etkilediğimizi, yönetirken, yönetilirken, liderlik ederken neler yapıldığını, neler yaptığımızı ve iş ortamındaki çalışma sitillerimizi öğreniyoruz.
Ülkemizin insanlarının sağlık ve mutluluk içinde yaşamalarını; demokrasi ve barış ortamında hem kendilerini hem de diğer insanları mutlu edecek bilgilerle donanmalarını dileriz.
Ali Şimşek, Alibey Kudar, Aydın Gürbüz, Ayşe Çoban, Ayşe Güneş, Berna Turak Kaplan, Bilal Özden, Duygu Arslantürk Çöllü, Emine Nihan Cici Karaboğa, Emre Nalçacıgil, Emre Yardımcı, Ercan Küçükeşmen, Esra Kabaklarlı, Güven Çaprak, Hazal Tüküç, Koray Yıldırım, Mehmet Güven, Mehmet Kaplan, Murat Yılmaz, Orhan Çoban, Özgür Özdemir, Perihan Hazel Kaya, Pınar Erdoğan, Sevilay Konya, Sinem Demiroğlu, Suzan Urgan, Şükrü Sürücü, Ufuk Ünlü, Yasemin Telli Üçler, Yücel Ayrıçay, Zeynep Karaçor Ekonomi, Finans ve İşletme Yönetimi Alanında Güncel Gelişmeler-I başlığını taşıyan bu kitap, 15-17 Ekim 2020 tarihleri arasından online olarak Konya’da düzenlenen Uluslararası katılımlı Ekonomi Araştırmaları ve Finansal Piyasalar Kongresi’nde (IERFM) sunulan ve editör incelemesi sonrası yayınlanması uygun görülen çalışmalardan oluşmaktadır. Kitap, toplamda 22 bölümden oluşmaktadır. Söz konusu bölümler ekonomi, finans ve işletme yönetimi alanında çalışan akademisyenler, piyasa profesyonelleri ve finans medyasında görev yapanlar tarafından hazırlanmıştır. Her bir bölümde; ele alınan konuya ilişkin son gelişmeler paylaşılmış, tartışılmış, yeni çalışmalara motivasyon kaynağı olacak değerlendirmeler yapılmış ve böylelikle ilgili literatüre katkı sağlanmaya çalışılmıştır.
Gelecekte yapılması öngörülen IERFM kongrelerinde de benzer şekilde editör incelemeleri sonrası uygun görülen çalışmaların kitap bölümü olarak yayınlanması düşünülmektedir. Halihazırdaki bu kitap çalışmasında ekonomi, finans ve işletme yönetimi alanındaki güncel gelişmelerin bilimsel bir düzlemde analiz edilmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda kitabın bilime ve bilimle uğraşan insanların akademik çalışmalarına artı katma değer sağlaması ümit edilmektedir.
Ali Turan Barniç Bir işletmeyi, geleceğin markası yapan en önemli unsur insan kaynağıdır. Yani bir işletmenin en değerli varlığı çalışanlarıdır. İşletmeler, müşterilerin düşünce, duygu ve davranışlarına verdiği önemi, aynı şekilde çalışanlarına da göstermelidir. Böylece çalışanlar; olumlu düşünce, duygu ve davranışlarla müşterilere hizmet ederler.
Çalışanların yaptıkları işlerle ilgili düşünceleri, onların duygu ve davranışlarını da doğrudan etkilemektedir. Müşteriye olumlu düşüncelerle yaklaşan bir çalışan, olumlu davranışları da beraberinde getirmektedir. Ayrıca bu olumlu düşünceler, çalışanların olumlu duygularını da müşteriye yansıtmasını sağlar.
Müşterilerin bir işletmeden memnun bir şekilde ayrılması, çalışanların onlara hissettirdiği olumlu duygu ve davranışlara bağlıdır. Bu duygu ve davranışların kökeninde ise olumlu düşünceler vardır. Yani işletmeler, çalışanlarına olumlu düşünceler verebildiği sürece başarılı olabilmektedir. Çalışanların olumlu düşünceleri, onların duygu ve davranışlarını da bu yönde etkilemektedir.
Suna Tevrüz İşletmelerde insan faktörünün giderek önem kazandığı bugünlerde Endüstri/Örgüt Psikolojisinin çalışma hayatındaki önemi gün geçtikçe artmaktadır. Çalışma hayatını incelerken hem teorik hem de pratik bir yaklaşım benimsenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda 1996 yılında Türk Psikologlar Derneği ve KalDer’in işbirliği ile hazırlanan “Endüstri ve Örgüt Psikolojisi” kitabının uzantısı niteliğinde “Endüstri ve Örgüt Psikolojisi II” olarak bu kitap piyasaya sürülmüş ve çalışan veya bu alana yönelmek isteyen uzmanlara yol göstermesi amacıyla hazırlanmıştır. Kitap içeriğine bakıldığında önemli konu başlıklarına göre bölümlere ayrıldığını görmekteyiz. Her bölümün içinde hakim olduğu konu ile ilgili makaleler bulunmaktadır. Bölümler içerisinde dikkat çeken ve önemi gün geçtikçe artan Endüstri/Örgüt Psikolojisinin toplumsal kültürünün yeri üzerine değerli çalışmalar aktarılmıştır. Yine işletme içi ve işletmeler arası rekabet konusu incelenmiş, toplum kültürüne ve değerlerine uygun olacak şekilde bu rekabetten yararlanmak amacıyla yapılan çeşitli araştırmalara yer verilmiştir. İşletmeler ve örgütler içerisindeki en önemli unsur olma özelliğine sahip insan faktörünün öneminin kavranması hızla artmaktadır. Bu doğrultuda bazı kavramlar ortaya çıkmış ve bu kavram üzerinden dikkat edilmesi gereken konular ayrı bir bölüm olarak karşımıza çıkarılmaktadır. Geniş bir konu yelpazesine sahip bu kitap ile birlikte hem bu alanda çalışanlara hem de bu alana ilgi duyan ve gelecekte çalışmayı planlayanlara yararlanabilecekleri çok değerli bir kaynak sunulmaktadır.
Ronald E. Riggio Geçtiğimiz yüzyıl, endüstrileşme sürecinin bir tarihini sunar. Üretim tarzındaki değişim, çalışan sınıfının doğuşu ve fabrikalarda yaşanan sorunlar bu yüzyılın ilk yarısına damga vurmuştur. Üretim örgütlerinde ve daha sonraları yaygınlaşan hizmet örgütlerinde, çalışanlar ve örgütlerin yönetimi arasında büyük bir mücadele sahnelenmiştir. Bir yanda örgütlerin amaçlarını başarmaları, çalışanların daha çok gayret göstermelerine bağlıyken öte yanda çalışanların kişisel amaçlarını başarmaları, gelirleri, fiziksel ve ruhsal sağlıkları örgütlerin sundukları koşullara bağlıdır. Her iki tarafın da amaçlarını başarmaları örgüt ve çalışan arasında uyum olmasını gerektirir.
Endüstri ve örgüt psikolojisi çalışanlar; bulma, seçme, yerleştirme, eğitme, performans değerlendirme gibi uygulamalarla örgütün beklentileriyle çalışanların özelliklerini uyumlaştırmaya destek sağlar. Örgüt yapısı; motivasyon, iletişim, gruplar ve liderlik gibi örgütsel süreçlerle çalışanların beklentileriyle örgütün yapı ve süreçlerini uyumlaştırmaya destek sağlar. Ayrıca örgütlerdeki ortak yaşamın bir sonucu olan olumlu ve olumsuz tutum ve davranışların anlaşılmasına katkıda bulunur. Bu kitap; örgütün insani unsuruna, emek faktörüne odaklanarak hem örgütlerin başarısı hem de çalışanların tatmini ile olumlu bir çalışma ortamı oluşturmak için gerekli bakış açısı ve yöntemleri sunmaktadır.
Duysal Aşkun Çelik, Nursel Telman Endüstri/Örgüt Psikolojisi Alanında Kullanılan Ölçekler El Kitabı, psikolojinin günümüzde popülaritesi oldukça yükselen alt dallarından biri olan “Endüstri/Örgüt Psikolojisi Ölçekleri”ni içeren bir başvuru kaynağı olarak Türkiye alanyazınında ilk ve tek örnek olarak yayın hayatına geçmiş ve 2. basımına ulaşmıştır.
Özellikle alandaki araştırmacıların ihtiyaçlarına cevap verebilmek için kaleme alınan bu kitap; Endüstri/Örgüt Psikolojisi, Örgütsel Davranış, Davranış Bilimleri, Yönetim Organizasyon ve ilgili diğer dallarda yüksek lisans, doktora ve ileri düzey akademik çalışmalar yapan meslektaşlarımızın ihtiyaç duyabileceği, alana ait önemli ve temel kavramları ölçen ölçek bilgileri, orijinal kaynakları ile birlikte Türkiye'de gerçekleştirilen geçerlilik ve güvenilirlik çalışmalarını içermektedir.
Kitaptaki ölçek bilgileri, her bir kavrama ait kuramsal bir giriş yapıldıktan sonra verilmekte, dolayısıyla tez yazma aşamasına geçmekte olan öğrenciler ya da araştırma konusu arayan akademisyenler için yararlı bir başvuru kaynağı olma özelliği taşımaktadır.
Kitabın ana bölümleri; Endüstri/Örgüt Psikolojisi Alanı, İş Yaşamında Birey, İş Yaşamında Birey ve İş, İş Yaşamında Birey ve Örgüt ve son olarak da İş Yaşamında Birey ve Lider olarak sıralanmaktadır. Söz konusu bölümler, ilgili ana başlıklara duyulan akademik ilgi doğrultusunda öğrenci ve akademisyenlere yararlı bir kılavuz olması amacıyla oluşturulmuştur.
Perihan Abay Liderlik; toplumun unsurlarını birleştiren ekonomik, kültürel ve sosyal özellikler barındıran ortak bir algı dayanağı yaratan iletişim yeteneği olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanlık tarihi kadar liderlik de tarih itibariyla eski bir kavramdır.
Etik liderlik ise, bireysel gereksinimleri dikkate almaya çalışan, etik davranışlar gösteren, çalışanların haklarını müdafaa eden, tarafsız ve ön yargısız olan, çalışanlar üzerinde bu davranışlarıyla güven yaratan kişiler olarak bilinmektedir. Etik liderlik, daha çok geleneksel lider türlerinin de eksik yönlerini gidermekte ve modern bağlamda liderlik özellikleriyle donatılmaktadır. Örgütler etkin iletişim kurarak çalışanlarını ikna ve motive eden, değişime hazırlayan, örgütlerde etkinliği sağlayarak sinerji oluşturacak liderlerle çalışmak ister. Bu nedenle, günümüz ve geleceğin örgütlerinde daha fazla liderliğe ihtiyaç duyulacaktır. Örgütün değişim ortamında varlığını sürdürebilmesi lider ve liderlik olgularını taşıyan kişilerle mümkün görülmektedir.
Örgütsel sinizm kavramı da işletme için kritik neticeler oluşturan hususlara neden olan ve işletmenin inanılırlığına zararlar veren bir süreci tanımlamaktadır. Örgütsel sinizm; işletmeye karşı güvensizlik, adaletsizlik vb. davranışların çoğalmasıyla oluşan duyuşsal, bilişsel ve davranışsal yönler barındıran karmaşık tutumları ifade etmektedir.
Nermin Uyguç “Düşünce kalıplarımızı değiştirmeden geçerli düşünce kalıplarımız ile yarattığımız problemleri çözemeyiz”.
Albert Einstein
Hepimiz hızla değişen, dinamik ve karmaşık bir dünyada yaşamaktayız. Değişimin hızı baş döndürücüdür. Alvin Toffler'in de söylediği gibi artık “değişim bir gereklilik değil yaşamın ta kendisi” olmuştur. Değişmeyecek tek şey olan değişime uyum sağlamak ve benimsemek ise değişimin etkili yönetiminin öğrenilmesini gerektirmektedir. Değişimi etkili yönetebilmek örgütsel sağ kalımın anahtarıdır ve etkili değişim yeteneği her başarılı örgütün zaafıdır.
Ancak, “bütün insanlar ve örgütler tek'tir ve dolayısıyla da bütün değişim programları özgün olmalıdır”. Etkili değişim yönetimi örgütün özelliklerine ve değişim türüne göre değişim reçetelerinin hazırlanması ve uygulanması ile mümkündür. İyi bir reçetenin temelinde, bir yemek şefinin de belirttiği gibi “kullanılacak tüm malzemeler, un karışımları, renk kombinasyonları, temel pişirme süreçleri ve kişiyi mutlu edecek damak zevki tercihleri hakkında kapsamlı ve ayrıntılı bilgi sahibi olmak yatmaktadır”. Etkili Değişim Yönetimi'nin amacı da bir değişim reçetesi sunmak değil; okuyucuların etkili bir değişim reçetesi oluşturmalarına ve uygulamalarına yardımcı olacak, sistematik şekilde bir araya getirilmiş bilgilerden yararlanmalarını sağlamaktır.
Bu kitap;
Genelde, değişimin ne olduğunu, neden ve nasıl ortaya çıktığını anlamak, değişimi daha olumlu bir kavram olarak karşılamak, yönetmek ve yaşamını kolaylaştırmak isteyen “herkes” için yazılmıştır.
Hem iktisadi ve idari bilimler ve işletme fakültelerinin lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin değişim yönetimi, örgütsel değişim, örgüt geliştirme, örgütsel davranış, örgüt kuramı, yönetim kuramı, örgüt kültürü ve kültürel değişim, insan kaynakları yönetimi, işletme yönetimi ve stratejik yönetim derslerinde yararlanabilecekleri hem de bu alanlarda çalışan bilim insanları, akademisyenler, araştırmacılar ve uygulamacılar için Türkçe ideal bir kaynaktır.
Tüm işletmelerin yanı sıra, değişim yönetimi uygulamalarının örgüte özgü olması gerektiği görüşünden hareketle, özellikle kamu kuruluşları, hizmet işletmeleri ve KOBİ'lerin yöneticilerine, liderlerine, çalışanlarına, uzmanlarına ve değişim danışmanlarına değişim sürecinin farklı aşamalarında uygun seçimler yapabilmelerini sağlayacak farklı bakış açıları, değişim yaklaşım tarzları, değişim modelleri ve araçları sunmaktadır.
Esengül Salihoğlu, Hamdi Karakaş, Hamdi Karakaş, Mustafa Işkın, Nadira Seyıdova, Şebnem Özdemir, Şükran Karaca, Yavuz Acungil Sürdürülebilirlik, en genel anlamda, gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden bugünkü ihtiyaçların karşılanmasını ifade etmektedir. Sürdürülebilirlik kavramı, ekolojik, ekonomik ve toplumsal boyutları bir arada barındıran bütüncül bir bakış açısıyla hem bireylerin hem de toplumların en temel konularından biri olmaya devam edecektir. Günümüz dünyasında sivil toplumun, uluslararası kuruluşların, iş dünyasının ve hükûmetlerin gündeminde çok önemli bir yer kaplayan sürdürülebilirlik kavramı, hemen hemen gündelik hayatın her alanında karşımıza çıkmakta ve farklı disiplinler tarafından ele alınmaktadır. Bu kapsamda kitap; sürdürülebilirlik alanında çalışan akademisyenlerin, bu alanda önemli olduğunu düşündükleri noktaları net bir şekilde ifade etme gereksinimlerinden ortaya çıkmıştır. Bu kitapta, sürdürülebilirlik kavramı sekiz farklı disiplin bazında ele alınmıştır. Sürdürülebilir Kalkınma, Sürdürülebilirlik ve Yeşil Ekonominin Gelişimi, Sürdürülebilirlik ve Çevre, Sürdürülebilirlik ve Çevre Eğitimi Uygulamaları, Sürdürülebilir Pazarlama, Sürdürülebilirlik İletişimi, Sürdürülebilir Turizm, Sürdürülebilirlik ve Kentsel Gelişme bölümleri kitapta yer almaktadır. Farklı Disiplinlerde Sürdürülebilirlik kitabı farklı branşlarda olup; sürdürülebilirlik alanıyla ilgilenen akademisyenlerimize ve öğrencilerimize faydalı olmayı hedeflemektedir.
Candide Uludağ, Derya Güneşli, Elif Rabia Pişkin, Emine Seda Kıraç, Engin Sarı, Erçağ Yıldırım, Gonca Reyhan Akkartal, Gülşah Arıcı, Hazal Akçakara, Merve Yağmur Öğütlü, Nisa Turunç, Oğuzhan Karakaş, Saliha Ertan Günümüzde küreselleşme ve teknolojinin gelişmesi, insan hayatında olumlu bir takım etkiler yaratıp günlük hayatı kolaylaştırırken beraberinde bir çok sorunu da getirmektedir. Ülkeler, toplumlar, bireyler her türlü ürün ve hizmet hakkında anlık bilgi sahibi olmakta ve akabinde bunlara en kısa süre içinde ulaşabilmektedir. Bu süreç de insanlığı daha fazla tüketim yapma davranışına sevk etmektedir. Artan talebi karşılamak için şirketler daha fazla üretim yapmak, bunun için de daha fazla kaynak kullanmak durumunda kalmaktadır. İşte hızla artan bu kaynak tüketimi; dünya, toplumlar ve insanlık için tehlikeli boyutlara ulaşmamış, bu boyutları aşma noktasına gelmiştir. Bu tehlikenin geç de olsa farkına varılması, öncelikle sivil toplum kuruluşlarını, hükümetleri ve şirketleri harekete geçirmiştir. Toplumlar da söz konusu süreçten etkilenmiş, bireyler daha bilinçli ve çevreci tüketim eğilimleri göstermeye başlamışlardır. Bu hareket, mal ve hizmet üreten işletmelerin faaliyetlerinde sürdürülebilir, çevreci ve yeşil stratejiler uygulamaları gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Dünyada var olan sınırlı kaynakların etkin ve verimli kullanılması ve gelecek kuşaklara da aktarılabilmesi anlayışının küresel ölçüde yaygınlaşması ve bu konuda faaliyete geçilmesi tartışma gerektirmeyecek bir konudur. Umut vadeden faaliyetlerin olduğu bir gerçektir ancak bunlar yeterli değildir. Söz konusu çevreci ve sürdürülebilirlik anlayışının her alan ve sektörde uygulanabilir olması gerekli ve elzemdir.
Bu kitap, yukarda bahsi geçen çevreci anlayışın gerekliliğinden yola çıkarak, ürün ve hizmet üreten farklı sektörlerin sürdürülebilirlik, yeşil yönetim ve çevreci yaklaşımlarını incelemiştir. Elektronik ticaretten turizme kadar dokuz farklı sektörün çevreye en az zararı vermek için gerçekleştirdikleri faaliyetler ve stratejiler kitabın ana konularını oluşturmaktadır.
Her bir bölümü ayrı çaba ve özenle hazırlanan kitabımızın yazarlarına teşekkür ediyor, okuyucularımızın bu kitaptan en iyi şekilde yararlanmalarını temenni ediyorum.
Çevre bilincinin tohumlarının toplumun her kesimine ekilip gelecek nesillerce yeşertilmesi dileklerimle…
Nilay Başok Yurdakul


Küreselleşme ve bilgi teknolojilerinin gelişmesi ile birlikte yoğun rekabetin yaşandığı pazar ortamında kurumlar, rakiplerinden farklılaşmak ve her alanda yaşanan gelişmeleri takip ederek kurum stratejilerini güncel gelişmeler ışığında yapılandırmak durumundadır. Kurumsal başarıyı yakalamak ancak bu şekilde mümkün olabilecektir. Günümüzde özellikle iletişim, pazarlama ve halkla ilişkiler alanında yapılan çalışmalar ve yaşanan gelişmeler, dikkat çekmektedir. Son yıllarda, kurumsal başarıyı gerçekleştirecek bu konuların, uygulamaların ve bunu taşıyacak kurumsal iletişim tarzlarının kendiliğinden ortaya çıkan bir süreç olmadığı, rekabette farklılaştırıcı üstünlük sağlayan yönetilebilir bir süreç olduğu fikri kabul edilmiştir. Bu bağlamda kurumsal başarı, farklı olanın gelişebileceği bir ortamın yaratılması ve tüm hedef kitlelerin farklılığı yaratmaya, algılamaya ve sahiplenmeye odaklanmasıyla yakından ilgilidir. Farklılaşma çağında kurumsa başarıyı yakalamak için iletişim, pazarlama ve halkla ilişkiler alanında yaşanan gelişmelere ve uygulamalara ilişkin bilgileri içeren bu kitap; kurum yöneticileri, yönetici adayları, çalışanlar, akademisyenler ve öğrenciler için yol gösterici bir nitelik taşımaktadır.


 

Jawad Syed, Mustafa Özbilgin Bu kitap, farklı disiplinlerden ve kültürlerden akademik çalışmaları sayısız örgütsel örnekle birleştirerek farklılık ve kapsayıcılık üzerine birçok deneyim ve bakış açısını bir araya getiriyor. İlgili alanda oldukça ihtiyaç duyulan bu kitap, akademisyenlere ve uygulamacılara farklılıkları anlamaları ve daha öz güvenli, proaktif ve kapsayıcı bir yaklaşım benimsemeleri konusunda yeni bir bakış açısı sağlıyor.
Dianah Worma, FCIPD, Personel Geliştirme Enstitüsü Farklılık Yöneticisi, Birleşik Krallık.

Kitap, çağdaş örgütlerde ve toplumlarda farklılıklarla ilgili önemli eleştirel yansımaları içeriyor. farklılık konularına ilgi duyan ve bu konuyla ilgili çalışan herkesin okumasını hak ediyor.
Prof. Dr. Jean-François Chanlat, Paris-Dauphnie Üniversitesi, Farklılık Anabilim Dalı Başkanı, Fransa.

Hızla değişen iş gücü demografisi, haberlerde yer alan ayrımcılık olayları ve yürürlüğe giren yeni yasalarla birlikte yalnızca örgütsel sonuçlar için değil aynı zamanda iş yerinde sosyal sorumluluk bağlamında da yaratıcı ve kapsayıcı bir ortam yaratmak için örgütlerin farklılığı anlamaları ve etkin bir şekilde yönetmeleri her zamankinden daha önemli hâle geliyor.
Merakla beklenen bu yeni çalışma, uluslararası düzeyde alanında uzman kişilerden oluşan bir ekip tarafından yazılmıştır. çalışmada en güncel ve çağdaş teori ve yaklaşımlar derinlemesine incelenmiştir.
Kitap, uluslararası ve kültürler arası örnek olaylar ve ulusal bağlamların alanı nasıl şekillendirdiğine ilişkin açıklamalar ve küresel düzeyde incelemelerle birlikte Birleşik Krallık ve Avrupa politika ve uygulamalarını da özel olarak ele almaktadır.
Kitap, eleştirel analizi teşvik eden ve teoriyi gerçek dünya pratiğine bağlamaya yardımcı olan özelliklerle doludur. bununla birlikte çevrim içi destekleyici kaynaklara erişim olanağı sağlamaktadır.