Söyleşi \ 1-1
Hüseyin Akın Yazdığım anların tespitini yapabilmem için yazmadığım süreçleri hatırlamam gerekiyor. İlkokul, ortaokul, lise ve fakülte yıllarımdan hafızamda kalan şeyler yaşadıklarımdan çok okuyup yazdıklarım oldu. Hep içerden dışarıya doğru süzülen bir hayattı benimkisi. Arsızlık yapıp hayattan bir şeyler isteyecek cesarete sahip olmadığımdan sürekli hayata bir şeyler vermeye çalıştım. Kitaplarda göz ucuyla süzdüğüm dünya ile kâğıt üzerine kurgulayıp düşlediğim dünyanın dışında hayatla çok sıkı bir ilişkim olmadı. Yaşadıklarımla yazdıklarımı örmedim, yazdıklarımla bir yaşam dokudum kendime. Şiire ve hikâyeye aynı anda başladım. Ama büyük sözü dinleyip daha sonra hikâyeyi kendine yeni hayatlar edinsin diye uzak diyarlara gönderdim. Hikâyeye konu olacak müstesna yaşamlara belli mesafeden imrenerek baktım. Onları şiirime çağırdığımda bazen geldiler, bazen gelmediler.
Bilal Dursun Yılmaz Küreselleşme ulusal temelleri çürütmekte ve tek tip insan oluşturulmasına sebebiyet vermektedir. Bu kaçınılmaz bir süreç. Küreselleşmeyi durdurmak imkânsızdır. Ama tam da bu durumda çok daha büyük zorunluluk, ulusal değerleri korumak için üzerimize düşen büyük sorumluluğumuzdur. Her ulusal kültürün kendi benzersizliğini koruması gerekmektedir. Küreselleşme vahşi bir canavar ve biz hele küçük ulus devletler bu canavar için çok lezzetli bir yiyeceğiz. O sebepten bu vahşi canavara karşı ayakta kalabilmek için mücadele etmeliyiz.
Osman Özbahçe Günümüz şiiri karşıtını kaybetti. Karşıtlık, şiirde, değişim süreçlerini tetikleyen temel dinamiktir. Literatür önemli ölçüde bu karşıtlıklar etrafında üretilmiştir. Divan, karşıtı Tanzimat; aruz, karşıtı hece; hece içinde (Beş Hececiler) hecenin karşıtı Necip Fazıl; hecenin karşıtı Orhan Veli; karşıtı İkinci Yeni; karşıtı sosyalist ve İslâmcı toplumcu şiir; toplumculuğun karşıtı 80'li yıllar şiiri; 80'nin karşıtı, yok! 80, karşıtıyla ayakta kalmaya alışık şiirimizin yere düşmesine sebep oldu. Bizim kuşak Cahit Zarifoğlu ve İsmet Özel üzerinden İkinci Yeniye giderken kimseye çarpmadı. Bir engele takılmadı.
Hayriye Ünal Her şair bir poetikadır. Kendine özgü bir üslûp geliştirmeyi başarmış, belirli bir şiir anlayışını savunan her şair, şiire dair bir inşadır. Hayriye Ünal'ın ifadesiyle tahlil, tahrip ve inşadır. Şiiriyle, eleştirisiyle, teorisiyle özel bir dünyadır. Hayriye Ünal her kitabıyla bu dünyayı geliştiren bir şair.
Sanat eseri bilinçli bir yapıdır. Amaca dönüktür. Sanatçı belirli bir amacı gerçekleştirmeye çalışır eseriyle uğraşırken. Eser gerçekleştikçe ortaya çıkan dünya çoğu zaman sanatçıdan daha çok bizim dünyamızdır. Hayriye Ünal her eseriyle bizim dünyamızı biraz daha genişleten bir şair. İlk kitabından itibaren kuşağıyla eşit şartlarda masaya oturdu, yazdığı her kitapla ortamdan farklılaşıp Türk şiirinde kendine bir yer açtı. Ortama, klişeye, günü kurtaran işlere tenezzül etmedi. Her zaman daha yeninin peşinden koştu.
Hep Tabu, modern şiir kavrayışımızı etkileyecek bir kitap. Şairlerin söyleşileri edebiyat eleştirisinin, teorisinin vazgeçilmez kaynakları arasındadır. Ebabil Yayınları günümüz şiirinin en sağlam kaynaklarından biriyle söyleşi dizisini başlatıyor.
D. Mehmet Doğan İdeoloji seviyesinde söyleneni değil; gerçek ve tabiî kimliği kavramak, böylece kendimiz olmak, yerlilikten millîliğe ve evrenselliğe doğru yürümek. Belki bazen bunun tersini yapmak; yani evrenselliğin, yerli ve millî olunmadan imkânsızlığını derk etmek. Bir geçiş döneminde zihnimizin sabitelerini keşfederek istikamet belirlemek... Dilin dehasına nüfuz etmeden, edebiyat birikiminin eserler yığını olmaktan öte anlam ifade etmeyeceğini kavramadan, bu dünyada doğru bir yer tayini mümkün değil. İslâm medeniyetinin son hamlesi Osmanlı mirası 20. yüzyıla şöyle veya böyle devredildi. Peki 20. yüzyılda ne oldu? Siyaseten Osmanlı devleti yıkıldı; fakat siyaseti aşar şekilde Osmanlı mirası yok sayılmakla kalınmadı, barbarca tahrip edildi. Zihin dünyamıza yapılan şiddetli saldırı, ağır hasarlar meydana getirdi. Binlerce yıllık mirasın taşıyıcısı alfabemize, büyük şaheserleriyle ifade gücünü ortaya koymuş dilimize müdahale edildi; bu, inancımızın tahrifini, düşüncemizin duraklatılmasını ve idrakimizin karartılmasını hedefleyen bir yıkımdı. Şiddetli saldırılara maruz bırakılan zihnimizde meydana gelen ağır hasarları onarmak, gelecek nesillerin doğru zeminde, milletimizin birikiminin farkında olarak dünyayı kavrayabilmesi yönünde çalışmak... Bugüne kadar sarf ettiğim bütün emeklerimi, gayretlerimi bu cümle ile özetleyebilirim. En hasarlı alanlarda doğru bildiğimi söylemek, tarih idrakini mihverine oturtmak, dili bir medeniyet bilinci ile kavramak, edebiyat ve sanat alanını bir bütün olarak görerek köklerimizden kopmadan yeni olmak...
Bülent Keçeli, Murat Üstübal Sorgusual’siz, Ücra şiir dergisinde Bülent Keçeli ve Murat Üstübal’ın günümüz şairleriyle yapmış oldukları söyleşileri içeriyor. Dergide çeşitli aralıklarla şiir söyleşilerine yer verildi. Ücra’nın atölye dergisi olarak yayın hayatına başladığı 2002-2005 yılları arasındaki ilk döneminde şairlerle yaptığı söyleşiler daha çok bu şairlerin şiir teoriğine ilişkin bilgi ve deneyimlerinden yararlanmak içindir. Atölye döneminde söyleşileri yayımlanan şairlerin çoğu yalnızca şiir yazmıyorlar, aynı zamanda şiir düşüncesi üzerine de önemli yazılar yazıyorlardı. “Sorgusual’siz” başlığı altında soruşturma ve söyleşi arası bir formatta gidip gelen ilk dönemdeki sorularda amaçlanan Ücra’nın yenilikçi arayışlarında önlerine dikilen meseleleri günümüz şairleriyle tartışmaktı. Yapılan soruşturma / söyleşiler Ücra’nın atölye ruhuna uygun, arayışlarına dayanak oluşturan söyleşilerdi. İkinci dönem ise (2009-2015) daha çok arayışların ortaya koyduğu verilerin değerlendirildiği, şiir teorisine ilişkin düşüncelerin iyiden iyiye olgunlaştığı ve otantik şiirsel pratiklerin yoğun bir biçimde yayımlandığı dönemdir. İkinci dönemde yayımlanan “Sorgusual’siz” metinleri soruşturma anlayışından uzak, daha çok bazı şairlerin dikkat çeken şiir kitapları üzerine yapılmış söyleşilerdi. Söyleşilerdeki ilgi ve arayışların merak edilen güncel şairlerin özgün şiir kitaplarının çözümlenmesine doğru evrildiği görülecektir.
İsmet Özel Türk şiirinin, düşünce hayatımızın büyük ustası İsmet Özel’in, Sorulunca Söylenen dışında kalan bütün söyleşileri, konferansları, konuşmaları Ebabil Yayınları tarafından Toparlanın Gitmiyoruz başlığı altında okuyucuya sunuldu. Toparlanın Gitmiyoruz, hem bir meseleyi gündeme taşıyabilme gücüne, hem gündemdeki bir meseleye kendi bakış açısını getirebilme gücüne sahip bir yazar olan İsmet Özel’in bugün tartışılan pek çok meseleye yaklaşımını doğrudan izleyebilme imkânı sunan bir eser. 1970’li yıllardan günümüze kadar birçok yayın organı taranmak suretiyle hazırlanan kitap, birinci dereceden Türkiye meselesine sahip bir şairin niçin belirli bir istikameti ısrarla savunduğunun en somut kanıtı. Üç ciltte toplanan metinler Türkiye kavrayışına köklü etkiler yapacak nitelikte Toparlanın Gitmiyoruz’la birlikte ilk defa bir İsmet Özel kitabı okuyucuya indeksiyle birlikte sunuluyor. Yaklaşık 2500 maddeden oluşan kişi, kavram, kitap, dergi, gazete, şehir, ülke… indeksi okuyucu için büyük bir kolaylık Türkiye’yi dert edinenler için, bugünümüz ve yarınımız için Toparlanın Gitmiyoruz!
Lütfi Sunar, Büşra Bulut Yayıncılık dünyası, içinde kültürel, sosyal taşıyıcıları barındırmasının yanı sıra iktisadi bir döngü ve düşünsel bir evredir. Türkiye'de yayıncılık, üzerinde düşünülen, farklı yönleriyle konuşulan bir alan olmasına rağmen yayın faaliyetlerinin düşünsel süreçlere etkisi üzerine pek çalışma yoktur. İlmi Etüdler Derneği (İLEM) tarafından 2019 yılında hayata geçirilen Türkiye'de Yayıncılığın Hafızası Projesi (TYH) ile Türkiye’de yayıncılık ağları içinde bulunmuş önemli isimlerle sözlü tarih görüşmeleri gerçekleştirilmiştir. Özellikle 1970 sonrasında yayıncılık yolu ile fikri zeminler kuran yayınevlerinin, yayıncıların, editörlerin ve çevirmenlerin bu havzaya katkıları kendi anlatımları üzerinden incelenmiştir. Elinizdeki bu kitap, proje kapsamında 22 kişi ile yapılan sözlü tarih görüşmelerini içermektedir. Türkiye’deki yayıncılık serüveni, dönüşümleri ve kırılmaları hakkında eşsiz bilgiler sunmaktadır. Bu anlatılar bildiklerimizi radikal şekilde değiştirmeyebilir, aksine dönem incelemesinde sahip olduğumuz ön kabulleri onaylayabilir, yeni bir bakış açısı kazandırabilir ya da her zaman söylenenin ardında söylenmeyen bir noktaya işaret edebilir. Bu kitapla yapmayı arzuladığımız şey, basılı kaynaklardaki bilgiyi ve olguyu onaylatmak değil, incelenen döneme farklı yollarla yaklaşmayı sağlamaktır.

Kitapta yer alan isimler: Mehmet Güleç, Fikret Başkaya, Ezel Erverdi, Haşan Başpehlivan, Ahmet İyioldu, Ömer Ziya Belviranlı, Fahri Aral, Abdullah Sert, Erdal Akalın, Sabri Koz, İlbay Kahraman, Mehmet Ali Uğur, Muharrem Balcı, İbrahim Çelik, Selahattin Özpalabıyıklar, Kenan Kocatürk, Erhan Erken, Mehmet Kahraman, Tanıl Bora, Müge Gürsoy Sökmen, Mustafa Kasadar, Elif Akkaya.
Enis Akın “Yarın konuşuruz” demek “bugün konuşamayız” demenin bir türüdür; yarın ütopyadır, yarın yoktur.
“Yarın konuşuruz” diye ertelemeyen, “bugün konuşalım” diyen şairlerle, edebiyatçılarla söyleşiler var bu sayfalarda.
Ece Ayhan, İlhan Berk, Hüseyin Cöntürk, küçük İskender, Ahmet Oktay, İsmet Özel, Necmiye Alpay, Orhan Koçak, Murat Belge ve Güven Turan’la şiir, edebiyat, şairler, Türkiye, yakın geçmiş gibi belirsizlikler üzerine konuştuk.
Burada okuduğunuz bir cümleyi belki alır cebinizde gezdirirsiniz, belki katlayıp hafızanızın bir kenarına kaldırırsınız, ama belki bir gün bir yerde aklınıza gelir, ertelenmiş bir etkisi olur.
Edebiyat ertelenmiş etkiden başka nedir ki?