Mimarlık ve Sanat \ 1-1
Nevin Turgut Gültekin 19. yüzyıl ortasından itibaren ilgili yazında Batılılaşma olarak da tanımlanan dönemde Anadolu kentlerinde, çok sayıda ve farklı boyutlardaki iç ve dış etmenlerle, bu döneme değin durağan olduğu bilinen kentsel mekân yeniden biçimlenmeye başlamıştır. Bu süreçte, kentte yer almaya başlayan yeni işlev alanları, kentin strüktürünü, mekânsal kurgusunu değiştirmiştir. Ancak, Anadolu'da ikincil demir yolu hatları kurulamadığı için kervan yollarıyla demir yolu vazgeçilmez bir biçimde birbirlerini tamamlamış ve eski ticaret yolu üzerindeki yerleşimler, yerel ya da bölgesel pazar niteliğini genellikle korumuşlar hatta ticaret kapasiteleri artmıştır. Bu gelişmede, nüfus artışıyla birlikte sosyal tabakalaşmada farklılaşma ortaya çıkmışsa da konut ve dokusunun önceki dönemdeki niteliklerine belirgin bir biçimde yansımamıştır. Ayaş ve Beypazarı'ndaki geleneksel doku, bu konuda belirgin örnekler olarak bu kitapta incelenmektedir. Bu ele kapsamda Ayaş ve Beypazarı'nda günümüzde var olan geleneksel konut ve dokusunun yerleşim özellikleri ile özgün fiziksel, mekânsal nitelikleri de belirlenmiştir.
Nazan KIRCI Mimarlık tarihi sıralı bir resmi geçit töreni değildir. Bir mimarlık hareketi, diğerinin sona ermesini beklemeksizin başlar. Başladığı yerde durmaz, yayılır, gelişir, değişir, dönüşür. Endüstri devriminden bu yana da, zaman ve mekanla ilişkisini özgürleştirmiştir. Bazan farklı kostümlere bürünse de, aslında iki temel düşüncenin, çekişmesi ve belli ölçülerde birleşmesinin göz alıcı sonuçları oluşmuştur. Bu sonuçlardan kuşkusuz öğrenilecek hala çok şey vardır. Ancak bunu özetlemek pek kolay değildir. Bu nedenle de yazar, bu kitabın “son” olabilecek sözünü söylemenin bir yolu bulamadığından, okuyucusunu sonsözü birlikte söylemek üzere “20. YÜZYIL MİMARLIĞI- NAZAN KIRCI” facebook grubuna davet etmektedir.
Nuray Bayraktar Ankara Yazıları kitabı özünde yazarın Ankara'ya ilişkin duygusal bağının bir ifadesidir. Kitapta yer alan makaleler, Ankara'da kentli olarak yaşamanın ötesinde, mimar olarak yaşamanın getirdiği çoklu kimlik ile, örtülü bir koruma yaklaşımını, dolayısı ile kentsel belleği oluşturan ipuçlarını ortaya çıkarma arzusunu kaçınılmaz olarak barındırmaktadır.
Bir kentte geçmişten günümüze var olan, kente ve kentliye dair süreklilik gösteren tüm değerler içinde yapılar ve mekânlar biriktirdikleri anılar ve yaşamsal tüm aktivitelere yer olma nitelikleri ile öne çıkarlar. Ankara Yazıları bu anlamda kimlik değeri taşıyan ve kentsel belleği oluşturan tüm yapıların ve mekânların izlerini sürer, alışkanlıkları ve yaşanmışlıkları göz ardı eden bir yaklaşımla hızla değiştirilen kentte, kentin tarihselliğinin vurgulanmasını önemser.
Ankara Yazıları içerdiği altı bölüm ve 10 makale ile aynı zamanda kenti yapılar ve mekânlar üzerinden keşfetmeye ve anlamaya yönelik bir arayışın ifadesidir. Sağlıklı bir kentte yaşama isteğinin bir sonucu olarak ele alınan kitabın yol gösterici olması ve en geniş kesimlerce okunması kentin geride kalan değerlerine sahip çıkılmasına yönelik bir çaba olarak anlaşılmalı ve önemsenmelidir.
Oğuzhan Uzun - Mehmet Sarıkahya - İhsan Küreli Bu kitapta gündelik hayatın monotonluğundan bizleri uzaklaştıracak, farklı tasarım ufukları açacak asimetrik mobilya tasarımlarına yer verilmiştir. Kitapta genel olarak asimetrik tasarımın, özelde de asimetrik mobilya tasarımının şifreleri çözülmekte ve bu tarz mobilyaların kullanılabilirlikleri ile tercih edilebilirlikleri yer almaktadır. Kitabın okunması neticesinde okuyucularda farklı tasarım ufukları açması, yapılacak yeni ve farklı tasarımlara katkı sağlanması hedeflenmektedir.
Hasan GÖKKAYA, Kıvılcım ALCA, Meltem ALTIN Hızla gelişen bilgisayar teknolojisine bağlı olarak her gün yeni yazılımlar ortaya çıkmakta ve bunların kullanımı yaygınlaşmaktadır. Günümüzde mühendislik, mimarlık, inşaat, mobilya, takı tasarımı, endüstriyel ürün tasarımı vb. alanlarda Bilgisayar Destekli Tasarım (Computer Aided Design, CAD) yazılımları her zamankinden daha sık kullanılmaktadır. Bu yazılımların içinde en yaygın olanı AutoCAD programıdır.
Bu kitap, AutoCAD programının en son sürümü olan AutoCAD 2015'e göre hazırlanmıştır. Kitapta tüm yenilikler ele alınmaya çalışılmıştır. Kitap, fakülte ve yüksekokullarda okutulan bilgisayar destekli çizim/tasarım derslerinin müfredat programına göre anlaşılır bir dille, basite indirgenerek ve çok sayıda örnek çalışmalar eklere konarak hazırlanmıştır.
Abdullah Ayaydın Sanat eğitimi bütününün önemli bir parçası da sanat tarihidir. Sanatın eğitimi ve öğretimi, sanatın tarihine dokunulmadan verimli olamaz. Sanatın tarihinde bilinmesi gereken en lüzumlu konulardan biri yakın tarihi ilgilendiren çağdaş sanat akımlarıdır.
Bu kitabın hazırlanmasındaki temel amaç; çağdaş sanat akımları ile birlikte sanatın çeşitliliğine, düşünme biçimlerine, tekniklerine ve konularına dikkat çekerek sanat kavramına geniş bir perspektiften bakılmasını sağlamaktır.
Jamie Combs - Brenda Hoddinott Çizim Teknikleri For Dummies “size sadece kendinizin resim yapmayı öğretebileceği” felsefesine sıkı sıkıya bağlı kalarak, çizim yapmanın temellerini keşfetmeniz ve daha gelişmiş tekniklere ilerlemeniz için ihtiyaç duyacağınız gereçleri sizlere sunmaktadır. İçinizdeki ressamı serbest bırakmak için asla geç kalmış sayılmazsınız… O yüzden hemen bir kalemle kâğıt alıp bu uygulamalı ve dost canlısı rehberin size kendinizi ifade etme yolunda eşlik etmesine izin verin.
• Çizim tekniklerine dair her şey... Resim yapmaya başlamak için çizim gereçlerinden ilham fikirlerine kadar ihtiyaç duyacağınız her şeyi burada bulabilirsiniz.
• Kaleminizi (ve becerilerinizi) keskinleştirin. Kâğıt parçası üzerinde boyut yaratmayı, ışık ve gölge oluşturmak için tonlama yapmayı, derinlik eklemeyi ve çok daha fazlasını öğrenin.
• Biraz dijitalleşelim. Dijital çizim dünyasını keşfedin; kişisel bilgisayarınızla eskizler ve katmanlar yaratmanıza imkân tanıyan araçlar ile yazılımlar hakkında rehberlik edecek kaynaklara ulaşın.
• Çiziminize canlılık katın. Natürmortlar, doğa manzaraları, insan ve hayvan çizimleri yapmak için resminizin konusu üzerinde çeşitli denemeler yapın.
Kitabı açın ve
• Birbirinden farklı türlerde çizimler yapabilmeniz için ihtiyacınız olan gereçler ve teknikleri
• Çizim projeleri ile baş etmek için fikirler ve stratejileri
• İndirilebilir ücretsiz dijital çizim araçlarını
• Şekilleri nasıl dengeleyeceğiniz konusundaki bilgileri
• Hat çizimleri yaratmak için ipuçlarını
• Ortaya üç boyutlu çizimler koymak için yardımcı olacak yönergeleri
• Çiziminizi güzelleştirebilecek dokular ve desenleri
• Resimlerinize perspektif eklemek için gerekli bilgileri öğrenin.
Abdullah AYAYDIN Çağımıza kadar sözel ve sayısal zekâ ile sınırlı kalmış eğitim- öğretim ortamlarında Çoklu Zekâ Kuramı ile çok daha geniş ufuklara yelken açılmıştır. Zekânın aslında yetenekten farklı bir şey olmadığı ve her öğrencinin dikkatini çekecek bir yöntemin olabileceği, eğitimcileri yeni arayışlara yönlendirmiştir.
Çoklu Zekâ anlayışının eğitim ortamına sunduğu yeniliklerden en çok etkilenen derslerden biri olarak görsel sanatlar dersi de öğrencilere çok çeşitli etkinliklerin sunulabileceği alanlardan biridir. Bu alanı renkli ve eğlenceli hâle getirmek ise öğretmenlerin hayal gücünün genişliği ile orantılıdır.
Bu kitabın amacı, Görsel Sanatlar öğretmenlerine hem Çoklu Zekâ Kuramı'nı tanıtmak hem de bu alanda yapılabilecek etkinlikler hakkında ön bilgi sunmaktır. Kitapta yer alan örnekler hem öğrencilere hem de öğretmenlere fikir vermek ve örnek oluşturmak düşüncesiyle hazırlanmıştır. Bu örnekler aynen uygulanabileceği gibi okulun sosyal ve fiziksel imkânlarına göre düzenlenebilir ve çeşitlendirilebilir niteliktedir.
Pan American Health Organization İnsanlar için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplara yol açan afetler; doğal, teknolojik veya insan yapısı kökenli olaylardır. Çağlar boyunca toplumların en önemli problemlerinden birisi olarak normal yaşamı ve insan faaliyetlerini durdurarak veya kesintiye uğratarak toplulukları etkilemiştir.
Ülkemizin jeolojik, topografik yapısı ve iklim özellikleri doğal afetlerin çok sık yaşanmasına neden olmaktadır. Özellikle, önemli bir deprem kuşağı üzerinde bulunmamız, gelişen bilim ve teknolojiye rağmen birçok tahribat ve zarara yol açmaktadır.
Afetler önemli bir halk sağlığı sorunudur çünkü sadece yiyecek, su, ilaç yokluğuna değil; sıcak, soğuk, kanserojen kimyasal maddelere, ruhsal etkilere maruz kalmaya neden olabildikleri için insan sağlığını olumsuz olarak etkilemektedir.
Bu kitabın afet konusunda çalışanlara yararlı bir kaynak kitap olması dileği ile herkese afetsiz bir yaşam diliyorum.
Merih TEKİN BENDER Nedir sanatsal yaratmanın özünde yatan ve onu bunca cazip kılan giz? Yaratmadan ve yaratılanları duyumsamadan yaşamak kuru ve tatsız ise, beynimiz nasıl bir yol göstericidir bütün sanatsal aktivitelerde? Hangi tür zekâ tanımlar sanata ilişkin eylemlerimizi? Duygularımız yaşamımıza değer kattığı kadar, sa¬natsal yaratmaya da değer katmakta mıdır? Duygularının izinden giden sanatçı sonuçta nereye varmaktadır?
Duyguların İzinde Sanatsal Yaratma bu soruların cevaplarını merak eden herkesin okuması gereken bir kitap, içeriğinde duygusal zekâ, yaratıcılık ve sanatsal yaratmaya dair bilimsel çalışmalar değerlendirilmekte, özve¬rili bir sentez ve özgün bir yorum sunulmaktadır. Sözü edilen alanlara ilgi duyan, bu alanlarda araştırma yapan ve sanata dair yeni keşiflerde bulunmayı uman kişiler için doyurucu olacağına ve okunacağına inanıyoruz.
S. Benan ÇELİKEL Endüstriyel tasarım disiplininin varlık koşullarının irdelenmesini amaçlayan bu çalışmada, disiplinin ne türden ön-kabullerin üzerinde temellendiği ortaya konulmaya çalışılmış ve bu ön-kabuller sorgulanarak, tasarım kavrayışımıza ilişkin yeni bir bakış açısının olanaklılığı 'paradigma kayması'kavramı üzerinden tartışmaya açılmıştır. Endüstriyel tasarım disiplininden özgün bir tarzda bahsedebilmenin yolunun, kendi uzmanlık alanımız dışındaki alanlarla girişeceğimiz düşünsel etkileşimlerden geçtiği yönündeki anlayış, amaçlanan yeni bakış açısının olanaklılığının, genelde bilim felsefesi, özelde ise Bruno Latour düşüncesi dolayanında aranması¬na neden olmuştur. Endüstriyel tasarım disiplinine, bu güne dek yapılan çalışmalarda söz konusu olduğu gibi 'epistemolojik' olarak değil, 'ontolojik' olarak yaklaşan bu çalışmada, endüstriyel tasarım alanına ilişkin modernist olmayan bir bakış açısının olanaklılığı tartışılmıştır.
Pınar Dinç Kalaycı Bu kitap, mimarlık eğitimi içinde gerçekleşen bir stüdyo uygulamasını anlatır. Yakın geçmişte yaşanan deneyim üzerine bir “yeniden-düşünme” denemesidir. Deneyimin unsurlarını tek tek ve olabildiğince detaylı olarak ele alırken, zamanın hızlı akışı içinde yeterince söze ve kavrama dökülememiş olanı da aydınlatmaya çalışır. Yaşanan stüdyo uygulamasını olası etkiler bağlamında inceler, deneyimin unsurlarını bu bağlamla ilişkilendirir.
Mimarlık eğitiminin her yarıyılında farklı ortamlarda farklı stüdyo deneyimleri yaşanadururken, bunlardan bir tanesi üzerinde anatomik bir inceleme yapma girişimi, bir stüdyonun çalışma ve ürünlerinin sergilenmesinden / betimlenmesinden fazlasını içerir. Tasarım stüdyoları, mimarlık eğitiminin en yoğun ve özgün ortamlarıdır. Bu ortamlar üzerine çok düşünülmüş, modeller geliştirilmiştir. Bugünün tasarım stüdyoları ise yoğun çeşitlilik gösterir. Stüdyo içerikleri birbirinden çok farklı denemelere sahne olurken, eğitimin diğer bölümüyle ilişkileri ve meslek eğitimine katkıları da sürekli olarak sorgulanır. Tasarım stüdyoları bir anlamda kilit taşıdır. Bu taşın tanımı, içeriği ve nerede durduğu, kendisine bağlı diğer taşlar için de belirleyicidir. Bu nedenledir ki, tasarım stüdyolarında yaşanan deneyimlerin, ürün sergilemesi ve takdir beklentisinden öte bir anlayışla tartışmaya açılmaları gerekir. Her stüdyo bir şekilde ürün verir. Gerekli olan, ürüne biçimini veren, çağa, mimarlığa ve eğitime bakışı yansıtan düşüncelerin açıklanması, bu düşüncelerin kavramsallaştırılması ve ürünle olan karşılıklı ilişkisinin izlenebilir kılınmasıdır. Bu tip ele alışlar çoğaldıkça tasarım stüdyolarının gerçek anlamı ve içeriği de aydınlanacaktır.
Bu çalışma, bir tasarım stüdyosu deneyiminin anlatılma biçimi ve bu anlatım üzerinden gündeme gelen eğitim ve mimarlık sorunları üzerine gönüllü bir denemedir. Deneme, kendini anatomik bakışla ortaya koyarak, ortaya çıkan resim üzerinden kendini geliştirmeyi hedefler, bu anlamıyla bir öz-değerlendirme çabasıdır. Okuyucunun tanıklığıyla tamamlanacak olan bu çalışmanın, günümüz mimarlık eğitiminin çeşitlilik gösteren alanlarında emek vermekte olan genç akademik kadrolarına, her kademedeki mimarlık öğrencilerine ve gönlünde mimarlık yatan tüm meraklılara ışık tutabileceği düşünülmüştür.
Kendi yapıp etmelerimizi usa vurmak, kendini değerlendirerek gelişmenin ilk adımıdır. Bu düşünüşten hareketle, mimarlık eğitimi içinde gerçekleşmekte olan stüdyo deneyimlerinin her birini kendi anatomik irdelemelerini ortama sunmaya davet ediyorum. Etkileşimden Bütünleşmeye kitabının ülke mimarlık kültürüne ve mimarlık eğitimine katkısı olması dileği ile …

Ferruh YILDIZ Bugünün şehirlerindeki birçok problem; fakirlik, eşitsizlik, kirlilik, işsizlik, işe, mallara ve hizmetlere erişim zorlukları, toplumsal bağlılığın azlığı, konut ve diğer alanlardaki düşük kalite ile ilişkilidir. Öte yandan şehir planlamasının sosyal, ekonomik ve fiziksel çevreler ile şehirlerin işleyiş şekilleri üzerinde de etkisi bulunmaktadır.
Ülkemizde imar faaliyetlerini doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilendiren 200'den fazla yasa, tüzük, yönetmelik mevcuttur. Dolayısıyla bu kadar fazla mevzuatın uygulayıcısı ve denetleyicisi olarak da ulusal ve bölgesel düzeyde 20'den fazla kuruluşun yetkisi vardır. İşte ülkemizde etkin bir planlama ve uygulama yapılamamasının temel nedenlerinden biri; mevcut planlama sisteminin, planlama ve uygulama kademeleri arasındaki yapısının oluşturduğu kurumsallaşamama, koordinasyon ve etkin denetimsizlik sorunudur.
Bu eserde; ülkemizdeki şehirleşme politikalarına paralel olarak nüfusun ihtiyaç duyduğu yeterli kalitede konut ve konut çevresinin üretilebilmesi için gerekli olan planlama, uygulama ve yasal dayanaklar verilmeye çalışılmıştır.
Ayda Yörükan, Turhan Yörükan Bu kitap, “Atina Anlaşması” denen şehircilik esasları ile aile ve konut konusunda Fransız mimarların ve konut yapımcıların görüşlerini bir araya getiren, insani açıdan şehirlerimize çeki düzen vermekte faydalı olacak olan iki önemli kısımdan oluşmaktadır. İlk kısım Atina Anlaşması olarak bilinen Milletlerarası Modern Mimari Kongresi’nde alınan 95 şehircilik kararını açıklamalarıyla birlikte sunmaktadır. Aile ve Konut konusunda Fransız mimarların bugünkü eğilimleri adını taşıyan ikinci kısım ise ünlü bir şehir sosyologu olan Chombart de Lauwe ve arkadaşlarının bir dizi mülakat ile çeşitli öneri ve değerlendirmelerden oluşmaktadır. Şehirlerde yaşamak isteyen her insanın arayacağı olumlu şartları veciz ifadelerle vermekte olan bir bu kitap her meslekten şehirciye, mimarlara, sosyologlara, psikologlara, sağlık elemanlarına ve şehirleri yaşanılır bir hale getirmek isteyen Belediyelere sağlam bir görüş açısı kazandırmada yardımcı olacaktır.
Nail Ünsal İnşaat Mühendisleri için Jeoloji kitabı, 1991 yılından bu yana Gazi Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okuttuğum dersleri kapsamaktadır.
Jeolojinin uygulama alanında hızlı bir gelişme göstermesi, kita­bımızın bu ikinci baskısında yeni konuları işleme ve öğretme imkanı vermiştir. Jeoloji verilerinin İnşaat Mühendisliğinin Geoteknik, Deprem Mühendisliği ve Hidrolik anabilim dallarının farklı alanlarında kulla­nılmasının yaygınlaşması, jeolojinin önceki yıllara göre daha da hızlı gelişmesini sağlamıştır. Çağımızda gelişmiş ülkeler jeoloji bilimine gerekli önemi vermekte, buna bağlı olarak her türlü petrol, maden ve yeraltı suyu gibi servetlerini en iyi şekilde kullanmakta, bunun yanında üzerinde yaşadığı yeryüzeyini çok iyi tanıması sayesinde deprem, heyelan ve volkanlar gibi doğal afetlerden de en az zararla kurtulmayı başarmaktadır. Ülkemizin aktif bir fay hattında olmasından dolayı, jeoloji biliminin çok daha iyi şekilde öğretilmesi gerekmektedir. Bu baskının son bölümlerinde özellikle mühendislik işlerine, jeolojik olayların etkisi açısından değerlendirilmesine yer verilmiştir.
Kitabımızın inşaat ve jeoloji mühendisliğinde araştırıcı, uygulayıcı olarak çalışan elemanlara ve özellikle geoteknik anabilim dalında yetişmek isteyen öğrencilere yararlı olduğunu görmek, bize ulaşılmaz zevk ve mutluluk verecektir.
Gürol Banger e-Kent, tüm yerel yönetim hizmet ve faaliyetlerinde bilgi iletişim teknolojilerinin kullanımı, vatandaş ve işletmelere internet üzerinden etkin bir biçimde hizmet sunumu, kurum içi birimlerin bilgisayar ağları ile entegrasyonu ve ilgili dış birimlerle iletişimin sağlanmasıdır.
e-Kent sistemini oluşturan her ayrı proje, özel uzmanlık gerektiren projelerdir. Bu tür projelerde eksik bilgi ile yaklaşımlar yanlış tercihlere neden olacaklardır. Bu yüzden yöneticilerin en azından konu hakkında genel bir ön bilgiye sahip bulunmaları projenin başarısını doğrudan etkileyecektir. Elinizdeki kitap bu maksatla hazırlanmıştır.
Kitapta, kente yönelik projeleri planlayacak kent yöneticilerine doğru bir ön bilgi verebilmek maksadıyla temel bilgiler aktarılmakta, bu konuda bir ufkun oluşmasına yardımcı olma hedefi izlenmektedir. Bir taraftan kamu yönetimi ve sosyal bilimci, diğer taraftan bilgi ve iletişim teknolojisini içeren iki ayrı görev disiplininin aynı bir konunun içinde yer alması ve bu farklılığın esasen birbirine benzememesi konunun önemini göstermektedir. Kitap iki ana bölümden oluşmaktadır.
a. Kent ve Yönetim: Bu bölümde kent ve kent yönetimi, sosyal bilimci ve kamu yönetimi tanımlarıyla açıklanmış, yaşanan sorunlar üzerinde durularak gereken temel bilgiler aktarılmıştır.
b. Kent Bilgi Sisteminin Esasları ve Uygulamalar: Yerel nitelikli kamu hizmetlerinin görülmesinde belediye birimleri ile eşgüdümlü olarak çalışan diğer kamu kuruluşları arasında, coğrafi bilgi sisteminin kurulması ile bütünleşmenin sağlanması ve hizmetlerin daha sağlıklı yöntemlerle ve kısa sürede verilmesi fonksiyonları bilgi iletişim teknolojisi esaslarına göre açıklanmış, temel bilgiler verilmiş ve bazı alanlarda sistem tasarım örnekleri verilmiştir.
Ahmet Faik Oktay KENTSEL DÖNÜŞÜM VE ARABULUCULUK
“Kazanmak İçin İki Büyük Fırsat”
“Avukat ve Arabulucu Ahmet Faik Oktay’ın bu kitabı sayesinde Kentsel Dönüşüm ve
Arabuluculuk hakkında aradığınız bilgilere ulaşmak için yüzlerce sayfa arasında kaybolmayacak, sizin için önemli olmayan bilgileri okumakla zaman kaybetmeyeceksiniz. Tecrübeli bir hukukçu olan Oktay, en önemli ve kritik bilgilerin özünü bu eserde sizin için bir araya getirdi.”
1-Kentsel Dönüşüm
• Daha sağlıklı, daha huzurlu, daha mutlu bir yaşam alanına kavuşmak istiyormusunuz?
• Kentsel dönüşüm kapsamında bunlara nasıl ulaşabileceğinizi merak ediyormusunuz?
• Eviniz veya işyeriniz kentsel dönüşüm kapsamına girdiğinde ne yapacaksınız?
• Kentsel dönüşüm sürecinin önünü açabilecek veya sürecin önünü tıkayabilecek hak ve imkânlar konusunda ne kadar bilgi sahibisiniz?
• Kentsel dönüşüm kapsamında ne gibi maddi destek ve avantajlardan yararlanabileceğinizi biliyor musunuz?
2-Arabuluculuk
• Hukuki uyuşmazlıklarınızı çok kısa sürede kolayca sona erdirmek ve kendi çözümünüzü kendiniz üretmek mi istiyorsunuz?
• Hukuki uyuşmazlığınız çözülürken, ortaya koyduğunuz tüm bilgilerin gizli kalmasını mı istiyorsunuz?
• Davalarınızın yıllarca sürmesinden ve sürekli masraf yapmaktan sıkıldınız mı? Zamandan ve masraftan tasarruf etmek mi istiyorsunuz?
• Hukuki uyuşmazlıkları, karşı taraf ile dostane ve yaratıcı çözümler üretmek suretiyle anlaşarak çözmek, ilişkiyi sürdürmek ve hatta kuvvetlendirmek mi istiyorsunuz?
• Tüm bunları Arabuluculuk yoluyla sağlayabileceğinizi ve hukuki uyuşmazlığınızın anlaşma ile sonuçlanması durumunda, mahkeme kararı niteliğinde bir belgeye sahip olabileceğinizi biliyor musunuz?
Bu kitap her iki konuda da sizler için pratik bir kılavuz olacak. Akıcı üslubu ve konuları anlamayı kolaylaştıran sistematiği ile aklınızdaki birçok soruya cevap bulabileceğiniz bu eseri, keyifle okuyacaksınız.
Dilek Özdemir Kentsel dönüşüm olgusu 2000'li yılların başında ülkemizdeki akademisyenler, plancılar, mimarlar, diğer ilgili meslek grupları ile merkezi ve yerel yönetimlerin gündeminde en üst sıralarda yer almaktayken, bugün kentlerimize getireceği fiziksel, sosyal ve ekonomik etkiler nedeniyle çetin eleştirilere hedef olmaktadır. Yıkılan, sosyal dokusu hiçe sayılan mahalleler, korunamayan tarihi ve çevresel değerler karşısında oluşan toplumsal direnç, sivil toplum kuruluşları ve akademik çevrelerden gelen tepkiler, Türkiye'de kentsel dönüşüm konusunun gerçek anlamda içinin doldurulamadığını ve Batılı ülkelerin deneyimlerinden gerekli çıkarımların yapılmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Bu kitabın amacı kentsel dönüşüm konusunu kuramsal boyutu ile tartışmak, Avrupa'da uygulanmış kentsel dönüşüm projelerini inceleyerek bu deneyimlerden Türkiye için dersler çıkarmak ve ülkemize özgü sorunları yeni oluşturulan yasal ve yönetsel düzenlemeler çerçevesinde eleştirel bir bakış açısıyla incelemektir.
Kitapta, Türkiye ve İngiltere'den akademisyenler bir araya gelerek konuyu hem kuramsal, hem de uygulama boyutu ile ele almaktadırlar.

İÇİNDEKİLER

GİRİŞ
Dilek Özdemir, Kentsel Dönüşüm Olgusunun Süreç İçinde Değişen Anlamları

1. Bölüm KURAMSAL BOYUT
Ivan Turok, Dönüşümün Mücadelesi: Yoksul Mahalleleri Kent-Bölgesindeki Büyümenin Parçası Haline Getirebilmek

Rob Atkinson, Kentsel Dönüşüm, Yerel Halk Katılımı ve Değişim

Andrew Tallon, İngiltere’de Kentsel Rönesans: Kentlerdeki Yansımaları ve Eleştirel Değerlendirmeler

Cliff Hague, Küresel Krizde Kentsel Dönüşümü Yeniden Düşünmek

2. Bölüm KENTSEL DÖNÜŞÜMDE AVRUPA DENEYİMİ
Şebnem Gökçen Dündar ve İpek Özbek Sönmez, Bingen’de Bir Peyzaj Fuarı ya da Asimetrik Bir Kıyı Alanı Dönüşüm Deneyimi

Dicle Kızıldere, Çin Mahallesinden Kültür Merkezine: El Raval’ın Dönüşümü

Şebnem Gökçen Dündar, Kentsel Gerileme’den Kentsel Rönesans’a Dönüşüm: Newcastle Upon Tyne, İngiltere

Dilek Özdemir, Kültür ve Turizm-eksenli Dönüşümde Süreç Yönetimi ve Katılım: Temple Bar, Dublin

3. Bölüm TÜRKİYE VE İSTANBUL’DAKİ DÖNÜŞÜM UYGULAMALARI
Pınar Özden, Türkiye’de Kentsel Dönüşüm Politikaları ve Mevzuatına Eleştirel Bir Bakış

İclal Dinçer, Türkiye’de Kent Ölçeğinde Koruma ve Kent Planlamanın Yollarının Kesişmesi ve Yeniden Ayrılması: Protokol Alanından Yenileme Alanına

Emel Göksu ve Eylem Bal, Türkiye’de Neoliberal Mekansal Gelişim Stratejisi Olarak Kentsel Dönüşüm Projeleri

Oya Akın ve Dilek Özdemir, Konut Üretim Sürecinde Türkiye ve Avrupa Birliği Üzerine Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme ve TOKİ Uygulamaları

Tolga İslam ve Zeynep Enlil, 5366 Sayılı Yasa Merkezli Dönüşüm ve Sulukule Örneği: Belediye’nin Hedefleri ve Yaşanan Gerçeklik

Sırma Turgut ve Eda Çaçtaş Ceylan, Bir Kentsel Dönüşüm Uygulaması Deneyimi: Küçükçekmece Ayazma-Tepeüstü

Burçin Altınsay Özgüner, Bir Kentsel İyileştirme Deneyiminin İçinden: Fener ve Balat Semtleri Rehabilitasyon Programı
Muzaffer Kahveci Global Konum Belirleme Sistemi (GPS) 20’nci yüzyılın, yaşantımızın her alanına girmiş en önemli teknolojik gelişmelerinden biri olarak düşünülebilir. Uydu sistemlerinin bilimsel, navigasyon ve askeri amaçlı kullanımlara getirdiği sınırsız olanaklar ve büyük ekonomik getirisi teknolojik olarak gelişmiş diğer ülkeleri de kendi uydu sistemlerini kurmaya yöneltmiştir. Bu bağlamda Rusya GLONASS, Avrupa Birliği (AB) Galileo, Çin Beidou/Compass, Hindistan GAGAN ve Japonya ise QZSS uydu programını gerçekleştirmiş ve geliştirmeye devam etmektedirler. Böylece, mevcut tüm uydu sistemleri ile diferansiyel sistemlerin (WAAS, EGNOS, SBAS vb.) tamamına Global Uydu Navigasyon Sistemleri (GNSS) adı verilmiştir. Uydularla konum belirleme sistemlerine ilave olarak diferansiyel sistemlerin (SBAS, CORS vb.) de faaliyete geçmesiyle kullanıcıların gerçek zamanlı kinematik uygulamalardan yararlanması olanağı önemli ölçüde artmıştır. Bu gelişmelerden en önemlisi ise artık nokta ve oturum bazlı ölçüm yapılan GNSS noktalarının yerini 7 gün 24 saat sürekli ve aktif şekilde en basit konfigürasyonda koordinat düzeltmeleri yayınlayabilen sabit GNSS ağlarının (CORS) almış olmasıdır. Günümüzde, LBS (Location Based Services), IoT (Internet of Things), Büyük Veri (Big Data), e-Sağlık, e-Ulaşım, Akıllı şehirler, AR (Augmented Reality) gibi gelecek vadeden teknolojilere bakıldığında hepsinin alt yapı teknolojisinin GNSS olduğu görülecektir. Kitapta SBAS uydu sistemleri ile CORS ağlarına yönelik son gelişmeler ayrıntılı bir şekilde anlatılmaktadır.

Konum belirleme uydu sistemlerindeki bu gelişmeleri yakından takip eden bir yazar olarak bütün temennim ve beklentim ülkemizin de bu hızlı gelişmelerin dışında kalmaması için Türkiye’de de en kısa sürede bir Ulusal Uzay Merkezinin kurularak faaliyete geçirilmesi ve en azından bölgesel konum belirleme uyduları konusundaki çalışmalara bir an önce başlanmasıdır.

Cengiz Bektaş Neyi korumak isteriz?
Bizim için değerli olanı, anıları olanı, tarihsel olanı...

Bize dek yaşayarak gelebilmiş olanı, ön açmış, ön açan geleneği...

Böyle bir şeyin bozulmamasını, niteliklerini yitirmemesini, yıpranmamasını, yok olmamasını isteriz. Giderek bütün bu özellikleriyle bizden sonra da sürsün, yaşasın isteriz... Çocuklarımıza, torunlarımıza da aktarmak isteriz onu... Onlar da değerini bilsinler isteriz... Böylece onlar da kişiliklerini, geleceklerini daha sağlıklı, daha insana yakışacak biçimde kurabileceklerdir.
Ahmet Yusuf Yüksek, Alev Erkilet, Elif Merve Gürer, Faruk Karaarslan, Gökçen Kılınç Ürkmez, Meryem Küçük, Ömür Nihal Karaarslan, Özlemnur Ataol-Akpınar, Rumeysa Çavuş, Yunus Çolak Kent, yalnızca mimarinin ya da planlama yaklaşımlarının ko­nusu olan bir gerçeklik değildir. Kentlere dönük her üretimi ya da mimar/plancı müdahalesini çeşitli toplumsal nedenler çerçevesinde anlamak ve toplumsal etki ve maliyetleri çerçe­vesinde değerlendirmek de gerekir. Bu açıdan bakıldığında, değerlerin analize katılması ayrı bir önem taşımaktadır. Ki­taptaki yazıların ana fikri, kentsel yaşamın kalitesinin yük­seltilmesi, toplumsal adalet, eşitlik ve katılımın artırılması, yoksulluğun azaltılması gibi pek çok konunun aynı zamanda insanca yaşamanın asgari gerekleri olduğu ve kentsel sorun­lara dair analizlerin eylemsel sonuçları bulunması gerektiği kabulüne yaslanmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, kitapta yer alan makaleler hem toplumsal politika yapıcıların hem de kentin sakinleri olarak bizlerin bu konularda ne yapma­mız gerektiğine dair ipuçlarını da içinde barındırmaktadır.
Katkıda Bulunanlar
Alev Erkilet, Ahmet Yusuf Yüksek, Ömür Nihal Karaarslan, Faruk Karaarslan, Gökçen Kılınç Ürkmez, Yunus Çolak, Meryem Kü­çük, Rumeysa Çavuş, Elif Merve Gürer, Özlemnur Ataol-Akpınar
Hikmet Kavruk Osmanlı'da kentsel yerleşimler, her biri sosyal ve idari bir bütün olarak gelişen mahallelerden oluşmaktaydı. Osmanlı mahallesi herkesin birbirini tanıyabileceği ve komşuluk hukukunu yaşayabileceği bir büyüklükte idi. Mahalle yerleşimi ve yönetimi, müteselsil kefalet sistemi ve müşterek sorumluluk esası üzerine kuruluydu. Bir mahalleye yerleşmek için iyi ahlak sahibi olmak yanında, o mahallede yerleşik bir ailenin kefilliği gerekmekteydi. Her bir mahalle kendi hizmetini kendisi görmek durumundaydı. Yönetsel olarak 1829 yılına kadar mahallenin dinî liderleri yetki sahibiyken, 1829 yılından itibaren yetki kurulan muhtarlık birimlerine geçmeye başlamıştır.
Cumhuriyet dönemi boyunca mahalle, kimlik sorunu yaşamaktaydı. Mahalle, yerel düzeyde bir yönetsel birim olsa da, bir yerel yönetim birimi değildir ve dolayısıyla tüzel kişiliği de yoktur. Muhtarlık, yetki ve statü olarak mahalleyi temsil etmekten uzaktır ve mahallenin hizmetinden ziyade, mahallede devletin işlerini görmektedir. Son dönemlerde mahalle yönetiminin zayıf bağlarla da olsa belediye ile ilişkilendirilmeye çalışıldığını görüyoruz. Büyükşehirlerde mahalleler aşırı büyümüştür. Mahalle içinde sosyal dayanışmayı, komşuluğu teşvik edecek mekanizmalar oldukça azalmıştır. Kiracılık ve sık taşınma yaygınlaşmıştır. Sayıları hızla artmakta olan ve sakinlerince yeterince sahiplenilemeyen mahallenin, muhtarlıklarınca da temsili ve yönetimi yetersiz kalmaktadır.
Bu kitapta, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde mahalle yerleşimi ve yönetiminin gelişimi işlenmekte, iki binli yıllarda mahallenin sorunları ve bu sorunlara karşı çözüm önerileri araştırılmaktadır.
Katie Lloyd Thomas, Routledge Mimarlıkta malzeme, fonksiyon, form hep birlikte tartışılagelen üç kavramdır. Malzemenin, fonksiyonun, formun birbirleriyle ilişkisi, birinin diğeri üzerindeki etkisi, hangisinin daha önemli olduğu ya da hangisinin diğerleri için belirleyici unsur olduğu bu tartışmaların ortak temaları olmuştur ve mimarlık mesleği icra edildiği sürece de tartışılmaya devam edilecek konulardır.
Günümüz mimarlık uygulamalarına bakıldığında, yapıda seçilen fonksiyon ne olursa olsun malzemenin form üzerindeki belirleyici etkisini görmemek imkânsızdır. Özellikle Sanayi Devriminden sonra artan bir ivme ile gelişen yenilikçi malzeme teknolojisi, önce betonarme sonra çelik, cam, alüminyum, çok fazlı ve faz değiştiren malzemeler ile mimarların özellikle malzemeye bağımlı form arayışlarına sınırsız kolaylıklar sunmuştur. Hatta öyle ki, Salminen'in eleştirel bir yaklaşımla ifade ettiği gibi günümüzde birçok mimar önce bir form tasarlayıp sonra mühendise giderek onun nasıl ve hangi malzeme ile inşa edilebileceğini konuşmaktadır.
Bu kitap, mimarlıkta malzeme ve uygulamaları üzerine mimari, felsefi, politik, sosyal ve sanatsal açılardan ele alınmış, uzman kalemlerin yazdığı kapsamlı makalelerden oluşturulmuş bir eserdir. Okurken mimarlıkla ilgili çok farklı bakış açıları edinme imkânı bulacağınız sanatçı ve mimarlar ve eserleri ile tanışacaksınız. Bu sanatçı ve mimarlardan tanıdık isimler de karşınıza çıkacaktır, ilk kez duyacağınız isimler de. Bu isimler için internette kısa gezintiler yapmak, kitapta verilen siyah-beyaz ve sınırlı sayıdaki örneklerin üzerine ilave edeceğiniz yeni kazanımlarınız olacaktır.
Bu değerli kitabın, akademisyen, mimar, öğrenci, araştırmacı ya da sanatçı, mimarlıkla ilgilenen tüm paydaşlar için ufuk açıcı bir kaynak olarak kitaplığınızdaki yerini alması ümidi ile…
Şengül ÖYMEN GÜR, Kathryn BEDETTE, Semra AYDINLI, Jon LANG, Nilgün KULOĞLU, Gamze KAYMAK-HEİNZ, Mine HAŞHAŞ-DEĞERTEKİN, Mustafa Orkun ÖZÜER, Rabia KÖSE DOĞAN, Serap DURMUŞ, Asu BEŞGEN Elinizde tuttuğunuz rastlantısal gibi görünen bu seçki ben değişim üzerine düşünmeye başladığımda oluştu. Çarpışan, örtüşen, çevremizde çelişki ve tansiyonları arttıran değişim dalgaları üzerine düşünmeye başlamam öncelikle benim meslekî algımı gözden geçirmeme neden oldu. Her alanda yaşanan değişimler arasında kozmetik olanlar ve geçmişimizin uzantısı olanlar ile gerçek anlamda devrimsel olanlar arasında ayrım yapmanın önemli olduğunu düşünmeye başladım. Ama hiçbir mecaz tek başına tüm bu olan biteni açıklayamıyor, sadece gerçeğin bir parçasının üzerini aralıyor gibi göründü bana. Bu durumda, mimari değişimi genel olarak ele almak yerine onu çözümlemek ve değişimi anlamada önemli olan paradigmalarına öncelik vermek gerekiyordu. Ayrıca, yanlış sorulara doğru yanıtlar arayan yazılar yerine, bu derlemede doğru soruları soran, irdeleyen ve böylece yeni bir bakışla gündeme taşıyan yazılar olsun istedim. Sorular ve saptamalar taze, yerinde ve güncel olmalıydı.
Hiçbir bilginin tamamına ermiş, hiçbir mecazın tümden kapsayıcı olamayacağının bilincinde olarak belirlenimci bir fantezi de kurmadım. Bu zaten insanlığın evrimine de uymazdı. Toplumlarda yaşananlar ciddi bir kültürel dönüşümdür. Esnekliğini yitirmiş Modern kültürler uyumsuzluk ve çözülme içinde düşüşe geçmişken 1960'lı yıllarda başlayan ve yaklaşık on yıllık aralarla şiddetlenen sosyal hareketler yükselen, yeni, esnek, devamlı evrim halindeki günümüz kültürünün göstergeleridir. Bu farkındalık içinde kaleme alınmış buradaki mimari metinlerin hepsi düzelmeye ve yeniden kurulmaya açık, anlığı özgür bırakan ve bilişsel gelişmeyi teşvik eden yazılardır. İçinde devindiğimiz üçüncü dalganın mimarlıkta daha nice izdüşümleri belirlenip tartışma konusu yapılabilirdi pekâlâ. Belki en yararlılarını atlamış bile olabiliriz. Bunları yeniden düşünüp gelecek sefere başka bir yazı dizisiyle karşınıza çıkmayı planlıyoruz sevgili mimarlık okurları. Şimdilik keyifli okumalar diliyor eleştirilerinizi duymak için sabırsızlanıyoruz.
Betül Bakır Türk Sanatı, Avrupa Sanatı ve Mimarlık Tarihi konularında araştırma yapanlara ışık tutacağına inandığımız çalışmada; genel anlamda Rönesans ve Barok mimarileri incelenmiş ve bu sanat akımlarının Osmanlı başkenti İstanbul’daki etkileri ele alınmıştır. Çalışma aşamasında öncelikle Barok ve Rönesans gibi batı mimari “yerinde” incelenmiş, Barok etkisi görülen Osmanlı başkentindeki selâtin camilerinde analiz ve incelemeler yapılmış, ortaya İstanbul özelinde karşılaştırmalı bir çalışma çıkmıştır. 18. yüzyıl sonrası Osmanlı mimarisi, özellikle de dini mimari ile ilgili derinlemesine çalışmaların bulunmaması, hâlihazırdaki çalışmaların o dönemi yüzeysel olarak ele alması ve dönem üzerindeki batı etkisini tam olarak ortaya koymaması böyle bir çalışmanın yapılması gereğini doğurmuştur. Bu eksikliği gidermek adına hazırlanan çalışmada onlarca resim ve şekil kullanılmış, araştırmacı ve akademisyen, araştırmacı ve ilgililere hacimli ve görsel bir yazın sunulmuştur.
Pınar DİNÇ KALAYCI 21. yüzyıl mimarlığı çeşitlilik içerir, çokseslidir. Bu çokluk içinde her bir mimarlık ürünü, kendine özgü içerik ve dinamiklerle biçimlenir. Geçmiş yüzyılların mirası üzerine kurulu ve genellikle farklı disiplinlerden uyarlanan eleştiri yaklaşımları, birbirinden farklı özellikler taşıyan çağdaş ürünleri anlama ve anlamlandırmada ne derece yeterlidir? Genellikle mimarlık teorisi, görece daha az da olsa, mimarlık tarihiyle ilişkilenen geleneksel eleştiriler, mimarlığın eski yeni tüm dinamiklerini ve mimarlık ürününün bu dinamiklere bağlı gelişen özgün bileşenlerini anlamada ne derece etkin olabilir?
Mimarlığı Eleştirmek, söz konusu yeterlilik ve etkinlik konularında duyulan şüphe üzerine kaleme alındı. Kitap, mimarlığın çağdaş ürünlerini daha iyi anlamak ve anlamlandırmak için ürünlere nasıl bakılabileceğine ilişkin kendi yaklaşımını önerir; önerisi bağlamında üretilmiş eleştiri denemelerini (kısa filmler) örnekler ve çözümler. Eleştirinin geleneğinde önemli yer tutan teori ve tarihi dışlamaz; buna karşılık, mimarlığın ve tasarımın bileşenlerini (yer, düşünce, varoluş ve aktörler) önermenin merkezine yerleştirir. Çağdaş mimarlık ürünlerini biçimlendiren dinamikleri kavramanın, ürünlerin ardında olduğu iddia edilen teoriyi/kuramı bilmek ya da tekil ürünün devamlılık ilişkisi içinde olabileceği geçmiş ürünlerle bir arada yorumlanması kadar -ve hatta daha da fazla- gerekli olduğunu savunur. Teorinin ve(ya) tarihin izindeki yoğun terminoloji ve derin uzmanlık bilgisi üzerinden konuşan eleştirmen yerine, mimarlık ürününün kendisine ve bileşenlerine odaklanan eleştiren olmayı önemser. Eleştiren olmayı, eleştirmenliğin ön şartı olarak görür.
Mimarlık salt görsel algımızı değil, dünya üzerindeki varoluşumuzu zenginleştirme gücü yüksek olan bir sanattır. Uğraş alanı mekân olan her tasarımcı, onu deneyimleyecek olanların yaşayışında etkin rol oynar. Tasarımcının eleştiren olması, tarihin ve teorinin öğrettiklerinden fazla ve farklı olarak çağdaşlarının da neyi nasıl yapmakta olduğu üzerine yöntemli ve etkin düşünmesi, bu yolla kendisini de neyi nasıl yapması gerektiği konusunda sorgulaması/yenilemesi, salt kendi gelişimi için değil, yaratacağı mekânların varoluşumuza olumlu katkısı için de önemlidir. Çağdaş mimarlık ürünleri, teori ve tarih kadar öğreticidir; çağı ve insanı anlamanın araçlarıdır. Her biri kendi özgünlüğü ile ön plana çıkmaya aday bu ürünleri anlamak ve anlamlandırmak için önerdiğim yaklaşımı tüm mimarlık meraklılarının ilgisine sunuyor ve kendilerini bu yaklaşımı denemeye davet ediyorum.
Mimarlığı Eleştirmek kitabının ülkemiz mimarlık kültürüne katkısı olması dileği ile…
Murat ZENCİRKIRAN Peyzaj Bitkileri-I kitabı, süs bitkisi olarak yetiştirilen ve tasarım çalışmalarında tasarım bitkileri olarak kullanılan açık tohumlu bitkilerin tanıtılması, kullanım ilkelerinin değerlendirilmesi ve üretiminin doğru bir şekilde yaygınlaştırılmasına katkı sağlamak amacıyla üniversitelerin değişik fakültelerinde ve meslek yüksekokullarında konu ile ilgili eğitim alanlara (Peyzaj Mimarı, Ziraat Mühendisi, Orman Mühendisi, Mimar ve Teknikerler), doğa severlere, evlerinin bahçelerinde bu bitkiler ile uğraşanlara, aynı zamanda üreticilere uygun yalın bir yazım dili ve renkli resimlerle hazırlanmıştır. Kitap içerisinde 31 adet açık tohumlu bitki cinsi incelenmiş ve bu cinslerin yayılma alanları, tanıtımı, ekolojik istekleri, önemli türleri, peyzajda kullanımları ve üretim teknikleri ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır.
K. Mert Çubukçu Bu kitabın yazılış nedeni, planlama disiplininde 1960'lı yıllardan itibaren geliştirilmeye başlanan ve artık klasikleşmiş sayısal yöntemlerin toplandığı bir kaynak yaratmaktır. Kitap yazılırken 100'e yakın yabancı kaynaktan yararlanışmış ve her teknik son derece sade bir dille anlatılmıştır. Uygulamada kullanılabilmesi için anlatılan her teknik için hiç bir basamak atlanmadan çözülmüş sayısal örnekler bulunmakta ve bu örneklerin çözümü için hiçbir özel bilgisayar yazılımı gerekmemektedir. Kitabın sade dili ve hiçbir basamak atlanmadan aktarılan sayısal örnekleri sayesinde bu kitap üniversiteden yıllar önce mezun olmuş ve planlama pratiği içindeki tüm şehir plancıları için aranan ve özlenen bir başvuru kitabı durumundadır. İkinci baskısı yapılan kitabın ilk baskısı, coğrafya, istatistik, ekonomi ve ekonometri dallarına ilgi duyan okuyucular tarafından ilgi ile karşılanmıştır.
K. Mert ÇUBUKÇU Bu kitabın yazılış nedeni; başta planlama ve coğrafya olmak üzere mekansal bilimler olarak tanımlanabilecek alanlarda yaygınlıkla kullanılan klasik istatistik ve mekansal istatistik yöntemlerinin yalın bir dil ve dört işlem ile sınırlı aritmetik bilgisi ile okuyucuya sunulmasıdır. Kitap yazılırken 80'i aşkın yabancı kaynaktan yararlanılmış ve her teknik son derece sade bir dille anlatılmıştır. Anlatılan tekniklerin uygulamada rahatlıkla kullanılabilmesine yönelik olarak, kitap kapsamındaki her yöntem hiçbir basamak atlanmadan çözülmüş sayısal örneklerle desteklenmiştir. Bu örneklerin çözümü için hiçbir özel bilgisayar yazılımı gerekmemektedir.

Kitabın hedef kitlesinin bir bölümünü başta planlama ve coğrafya olmak üzere mekansal bilimlerde öğrenim gören lisans ve lisansüstü düzeydeki öğrenciler oluşturmaktadır. Kitaptaki örneklerin tamamı “mekan” odaklıdır ve hedef kitlenin ilgi alanına uygun olarak kurgulanmıştır. Ayrıca, mekansal analizlerin işlendiği sosyal, fen ve beşeri bilimlerde okutulan dersler için de bu kitap, potansiyel kaynak kitap niteliğindedir. Kitabın yazımında kullanılan sade dil ve hiçbir basamak atlanmadan aktarılan sayısal örnekler sayesinde bu kitap, üniversiten yıllar önce mezun olmuş, kamu ve özel sektörde mekânsal ve istatistiksel analizler üreten uygulamacılar için de aranan ve özlenen bir başvuru kitabı olacaktır.

Kitap, klasik istatistik yöntemlerinin mekânsal analizlere yönelik olarak yeniden ele alındığı alan olan “mekansal istatistik” açısından da Türkiye'de bir ilk olma özelliğini taşımaktadır. Kitapta aktarılan “mekansal istatistik” yöntemlerinin tamamına yakını coğrafi bilgi sistemlerine yönelik yazılımların standart parçaları haline gelmişse de, bu yöntemlerin anlatıldığı Türkçe bir kitap yayımlanmamıştır. Dolayısıyla, bu kitap bu alanda sıklıkla kullanılan yöntemleri, kullanıcıları için bir “kara kutu” olmaktan çıkartma gayesini de taşımaktadır.
Zeynep Uludağ, Gülşah Güleç Sanat ve mimarlık ilişkisi, bugün özellikle mimarlık, sanat ve tasarım okullarında ilgi çeken ve merak uyandıran bir konu olarak güncelliğini korumaktadır. Bu konuyu ele almak üzere Gazi Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde, 2013 ve 2014 yıllarında Uluslararası Kış Okulu Araştırma ve Eğitim [Winter School International Research and Education (WIRE)] programı gerçekleştirilmiş; ana teması “Sanat ve Mimarlık” (“Art and Architecture”) olan bu programın alt temaları, “Mimari Enstalasyon” (2013) (“Architectural Installation”) ve “Mimari Sahne” (2014) (“Archi-Stage/Scene”) olarak belirlenmiştir. Bu kitap, Kış Okulu’nun (WIRE) ürünüdür. Kitapta sanat ve mimarlık ilişkisi üzerine akademik tartışmaların yapıldığı yazılar yer almaktadır. Kitapta ayrıca WIRE programı kapsamında gerçekleştirilen söyleşiler, sunuşlar ve stüdyo çalışmalarını içeren yazılar bulunmaktadır. Kış Okulu’nun (WIRE) “Mimari Enstalasyon” ve “Mimari Sahne” olan alt temaları, mekanın yeni bir bakış açısıyla ele alınmasını sağlamıştır. Kış Okulu katılımcıları, sanatsal bir bakış açısıyla hem mekan hem de çevre üzerine yenilikçi ve yaratıcı yaklaşımlar geliştirmiştir. Kitapta katılımcıların daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış olan, sanat ve mimarlık arakesitinde duran tasarım projelerinin tamamına proje yürütücülerinin tasarım sürecini anlatan makaleleri eşliğinde yer verilmiştir. Bu nedenle editörleri olarak kitabın mimarlık, sanat ve tasarım okullarındaki öğrenciler ve öğretim üyeleri için bir başvuru kaynağı olacağını umuyoruz. 2 yıl süren Kış Okulu (WIRE) sayesinde bizler, mimarlığın sınırlarını ve potansiyellerini deneyimleme fırsatı bulduk. Kitap, bu deneyimi sizlerle paylaşmak ve sizlere de yaşatmak için hazırlandı. Umarız sizler de, kitabın okuyucuları olarak, bizim kadar keyif alır ve heyecan duyarsınız.
Sanat ve mimarlık ilişkisi, bugün özellikle mimarlık, sanat ve tasarım okullarında ilgi çeken ve merak uyandıran bir konu olarak güncelliğini korumaktadır. Bu konuyu ele almak üzere Gazi Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde, 2013 ve 2014 yıllarında Uluslararası Kış Okulu Araştırma ve Eğitim [Winter School International Research and Education (WIRE)] programı gerçekleştirilmiş; ana teması “Sanat ve Mimarlık” (“Art and Architecture”) olan bu programın alt temaları, “Mimari Enstalasyon” (2013) (“Architectural Installation”) ve “Mimari Sahne” (2014) (“Archi-Stage/Scene”) olarak belirlenmiştir. Bu kitap, Kış Okulu’nun (WIRE) ürünüdür. Kitapta sanat ve mimarlık ilişkisi üzerine akademik tartışmaların yapıldığı yazılar yer almaktadır. Kitapta ayrıca WIRE programı kapsamında gerçekleştirilen söyleşiler, sunuşlar ve stüdyo çalışmalarını içeren yazılar bulunmaktadır. Kış Okulu’nun (WIRE) “Mimari Enstalasyon” ve “Mimari Sahne” olan alt temaları, mekanın yeni bir bakış açısıyla ele alınmasını sağlamıştır. Kış Okulu katılımcıları, sanatsal bir bakış açısıyla hem mekan hem de çevre üzerine yenilikçi ve yaratıcı yaklaşımlar geliştirmiştir. Kitapta katılımcıların daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış olan, sanat ve mimarlık arakesitinde duran tasarım projelerinin tamamına proje yürütücülerinin tasarım sürecini anlatan makaleleri eşliğinde yer verilmiştir. Bu nedenle editörleri olarak kitabın mimarlık, sanat ve tasarım okullarındaki öğrenciler ve öğretim üyeleri için bir başvuru kaynağı olacağını umuyoruz. 2 yıl süren Kış Okulu (WIRE) sayesinde bizler, mimarlığın sınırlarını ve potansiyellerini deneyimleme fırsatı bulduk. Kitap, bu deneyimi sizlerle paylaşmak ve sizlere de yaşatmak için hazırlandı. Umarız sizler de, kitabın okuyucuları olarak, bizim kadar keyif alır ve heyecan duyarsınız.
---------------------------------------------------------------------------------------------
The relationship between art and architecture remains a challenging issue today, first and foremost in the domain of architecture, and particularly in art and design schools. To address this issue, the Winter School International Research and Education (WIRE) programme was run in the Gazi University Department of Architecture between 2013 and 2014, with the main theme being “Art and Architecture”, and the sub-themes determined as “Architectural Installation” (2013) and “Archi-Stage/Scene” (2014).
This book is a product of WIRE, including essays on the main theme of “Art and Architecture”, keynotes and the workshop studies conducted during the WIRE programme. The two subthemes, Architectural Installation and Archi-Stage/Scene, spurred new discussions on space, as well as critical assessments of the built environment, and this led the participants to attempt to develop different approaches to promoting their abilities and facing the challenges of modern society by analysing and understanding the changing environment.
We hope that the book will serve as a source of reference for both students and academicians alike in architecture, art and design schools. To discover the limits and potentials of architecture, WIRE has for two years presented a unique experience to the participants of the programme, and this book has been prepared to share this experience with its readers.
Tansel TÜRKDOĞAN Bu kitap, bir sanat tarihi kitabı değildir. Kitap, sanat tarihi disiplini metodolojisi ile oluşturulmadığı gibi, sanatın tarihinin “resmi” kronolojisinden çok sanatın “öteki” dinamikleri çerçevesinde algılama pratiği olarak okunmalıdır. Modernizm'in eksik bıraktığı veya ısrarla görmezden geldiği gölge alanlara bakmaya çalışan, sanatı yüzyıllar boyu sadece belirli toplumsal dinamiklerle ve ağırlıklı olarak artistik dinamiklerle okuma ve ifade etme pratiğinin yerine, yeni bir okuma pratiği önerisi niteliği de taşımaktadır. Girilmesi yasak olan, ihmal edilen veya görmezden gelinen alanların, politikanın, ekonominin, sosyolojinin metodolojilerini kullanan, roller çalan, sorgulayıcı bir anlamda zorlayıcı hatta yapısökümcü ve bazen yıkıcı bir tavır ile sanatın seyrini anlama ve anlamlandırma çabasıdır bu kitap.
Bu okumalar bizi nereye götürür? Acaba 'Yeni bir Sanat Tarihi' buradan yola çıkılarak oluşturulabilir mi? Elinizdeki bu kitap, bu tartışma alanlarının, sorularının yanıtları üzerine düşünen bir çalışmadır.
Muteber ERBAY, Tülay ZORLU, Betül AKGÜL, Dilara ONUR, Aylin ARAS Bu kitap Sanat ve Mimarlık arakesitinde, resim sanatı üzerinden Kandinsky'nin çalışmaları temel alınarak, tasarım stüdyolarında form yaratma ve iç mekan çözümüne yönelik, denenmiş olan bir yöntemi tanıtmaktadır.
Kitap temel olarak iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde; Tasarım ve Yaratıcılık, Mimarlık Eğitiminde Tasarım Stüdyoları, Resim Sanatı ve Mimarlık, Soyut Sanat ve Kandinsky, Soyutlama Kavramı ve Mimarlık İlişkisi irdelenmektedir. İkinci bölümde ise, İç Mimarlık I. sınıf tasarım stüdyosunda uygulanan bir yöntem önerisi tanıtılmakta ve sonuç ürünler okuyucu ile paylaşıl-maktadır.
Kemal Türker Resim sanatının temel elemanı çizgidir. Biçimi sınırlayan çizgi, sanatçının elinde daha anlamlı hâle gelir, aynı zamanda kişilik kazanır. Herkesin çizgisi farklı karakterdedir, adeta imzası gibidir. Çizginin olgunlaşması, sanatsal bir değer kazanması için bir süreç gerekmektedir. Bu süreçte değişik çizim tekniklerinin denenmesi, çalışmaları daha zevkli ve verimli kılacaktır.
Bu kitapta çok değişik çizim tekniklerine
yer verilmiştir. Bu teknikler bol örneklerle desteklenmiştir. Tanınmış sanatçıların çizimlerinden örnekler konulmuştur.
Mustafa Ayaz, Neşe Erdok, Hilmi Özbay, Asuman-Atanur Doğan, Şeref Akdik,
Nazmi Ziya, İlhami Atalay, Şakir Şeyhoğlu, Renoir, Wesley Burt, Sabir Mehdiyev,
Kemal Türker, Ahmet Çolakoğlu, Yaşar Serin, Hüseyin Aktaş, M. Albayrak gibi sanatçılarla resim bölümü öğrencilerinin desenleri yer almaktadır.
Eğitim ve Güzel Sanatlar Fakültelerinin Resim Bölümü öğrencilerinin ve Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinin yararlanabileceği bir kaynaktır.
Meltem Özkan Altınöz Modernin sanayileşme ile hayata geçen uluslararası hikâyesinin en iyi takip edildiği alanlardan bir tanesi mimarlık ve şehircilik tarihidir. Sanayi toplumlarının ihtiyaçlarına cevap vermek zorunda kalan mimarlık pratiği sanayileşmeyle birlikte kendi estetik tabularını yıkar. Birçok örnekte gelenekselci tavırlar bir yana bırakılarak yeni malzemeler ve formların peşine düşülür. Kitapta sanayileşen dünya, mimarlık alanında deneyimlenen yenilikler, sanayi ve modern mimarlık kültürünün Türkiye’ye transferi ele alınmaktadır. Ağır sanayi yatırımının hayata geçirilmesinde alınan uluslararası yardımlar incelenmekte, özellikle İngiltere-Türkiye yakınlaşması değerlendirilmektedir. Böylelikle okuyucuya sanayileşmenin Türkiye’ye bütüncül modernist bir yaklaşımın sonucu olarak, Karabük kent örnekleminde deneyimlendiği üzere, modern kent argümanları ve mimari kültürüyle birlikte geldiği aktarılmaktadır.
Tomasz E. MALEC The addressees of Simple Introduction to Architecture are both early-years students from architectural faculties and people who have not previously been close to the work of architects but want to learn more about at least some aspects of this interesting profession.
Hüseyin BENLİ SolidWorks en yaygın olarak kullanılan üç boyutlu katı modelleme yazılımıdır. SolidWorks temel olarak bir bilgisayar destekli tasarım (3D CAD) olmasının yanında üzerinde barındırdığı test ve modül sistemleri sayesinde pek çok sektörde kullanılan bir programdır. AutoCAD kullanıcılarının çoğu, iki boyuttan üç boyuta geçiş için SolidWorks'ü tercih etmiştir. Bunun sebebi AutoCAD dosyaları ile en uyumlu 3D CAD yazılımının SolidWorks olmasıdır. SolidWorks makina, mobilya, plastik/sac kalıpçılığı, otomasyon, mekatronik, endüstriyel ürün tasarımı gibi birçok alanda kullanılmaktadır. SolidWorks ile katı parça tasarımı, yüzey modelleme, montaj, sac metal tasarımı, katı modelden teknik resim görünüşleri çıkarma, katı model montaj parçalara animasyon yaptırma ve kalıp tasarımı gibi işlemler başarı ile yapılmaktadır. Birçok üniversite, meslek yüksekokulu ve teknik lisede eğitimi verilmektedir. Hazırlanan bu kitapta SolidWorks ile tekli üç boyut ve çoklu (montaj) parçaların çizimi detaylı ve ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
Etimad BAYRAMOĞLU EYVAZOV, Sabir ALİOĞLU KULİYEV "Bu kitap, mühendislik eğitimi alan lisans ve lisansüstü öğrencilerinin yararlanabileceği bir kaynak olarak hazırlanmıştır. Yazarların Azerbaycan’ın Bakü kentinde 1994, 2003 ve 2009 yıllarında basılmış kitaplarının içeriği yeniden gözden geçirilerek basıma sunulmuştur. Kitapta konu anlatımı ve örnek çözümleri ile birlikte serbest çalışmaya yönelik ödev sorularına da yer verilmiştir. Türkçe olarak hazırlanan ilk basım olması dolayısıyla gözden kaçan hususlar ve eksikliklerin olabileceğini belirtir, akademik camianın değerli önerilerine açık olduğumuzu beyan ederiz."
Sibel ECEMİŞ KILIÇ Şehir plancısı, basit bir bakış açısıyla yerin üstündeki kentsel gelişimi planlayan, yönlendiren kişidir. Ancak altyapısız bir kentin var olamayacağı gerçeği, plancının altyapı ile zorunlu ilişkisini kurar. Plancı; hem doğrudan kendisinin ürettiği kararlarla altyapıya ilişkin projelerinin biçimlenişini, maliyetlerini etkiler, hem de altyapıya ilişkin gelişimler planlamanın nesnesi olan kenti etkilediği için kenti kavramaya yönelik analizlerinde altyapının mevcut durumunu ve olası gelişim potansiyelini değerlendirmek zorundadır.
Kentsel altyapı tarihinin, kent tarihi kadar eski olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Çünkü altyapısız bir kentin varlığından söz etmek mümkün değildir. Bununla birlikte kentlerin gelişimden daha hızlı bir biçimde altyapı gelişmiş/çeşitlenmiştir ve bu gelişme eğilimi giderek hızını artırarak devam etmektedir. Bu gelişim eğilimi kentin mekânsal yapısı kadar kentte var olan sosyal-ekonomik yaşantıyı dönüştürmektedir. Bu durum kent plancılarının altyapı-kent ilişkisini daha doğru saptamaya/kavramaya yönelik bilgi birikimini artırmasını zorunlu kılmaktadır.
Diğer yandan kentleşmenin bugün ulaştığı boyutla, sadece yakın çevresinde değil küresel düzlemde çevreye etkileri önemli bir tartışma konusudur. Bu durum, kentsel teknik altyapıya ilişkin konuların sadece mühendislik boyutu ile değil ekolojik boyutu ile de ele alınması gerekliliğini gündeme taşımaktadır. Altyapı daha sürdürülebilir/yaşanabilir kentlerin planlanması ve tasarlanması hedefi içerisinde önemli bir parametre olarak ortaya çıkmaktadır. Bu kitap, özellikle kent plancılarının, altyapı ile kent, kentsel altyapı ile kent planlama ilişkisi üzerine bu paralelde düşünmesini sağlamaya yönelik olarak hazırlanmıştır.
Abdullah UĞUR, Alpaslan ALİAĞAOĞLU Şehirler, bünyelerinde barındırdıkları yoğun nüfusla birlikte merkezi konumları ile ürettikleri mal ve hizmetlerin çeşitli olması nedeniyle çevresindeki nüfusu da kendilerine bağlayarak, dünyadaki nüfusun çok büyük bir bölümünü doğrudan ya da dolaylı olarak etkilerler. Bu nedenle şehirler, doğası gereği kompleks ve hızla değişen bir yapıya sahiptirler. Bu yüzden şehirlerin planlanması zor, sorunları da fazla ve çeşitli olmaktadır. 1990’lardan itibaren gittikçe etkisini artıran küreselleşme de şehirlerin bu yapısını daha da karmaşık hâle getirmiştir.
Şehirlerin sorunlarının çözümü ve sağlıklı bir şehir gelişiminin sağlanması ancak şehirlerin çok yönlü olarak analiz edilmesiyle mümkündür. Eldeki bu çalışma, uzun bir geçmişe ve hızlı bir değişime sahip olan şehri ve bunu konu alan şehir coğrafyası konularını güncellemeyi ve şehirlerin çok yönlü olarak analiz edilmesine katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
Fahri APAYDIN Günümüz dünya ekonomi sisteminde şehirlerin üstlendiği misyon daha da gelişmekte ve ülkelerin kalkınmasında şehirlere önemli görevler yüklenmektedir. Buna bağlı olarak ülkelerin önde gelen şehirleri arasında, turizmden ve ulusal ve uluslararası yatırımlardan daha fazla pay alma konusunda yoğun bir rekabet yaşanmaktadır. Bu rekabet daha fazla kaynak elde etme, başka yerlerdeki iş yerlerinin şehirlere taşınması, daha fazla yatırım çekme, daha fazla ziyaretçi çekme ve hatta daha fazla yerleşimci çekme alanlarında yoğun olarak görülmektedir. Bu yoğun rekabet ve insanların, paranın ve ürünlerin ülkeler ve şehirler arasında serbestçe dolaşabilmesi, şehirleri daha cazip yerleşim birimleri haline getirerek yukarıda sayılan unsurların gerçekleştirilmesinin yanında, yerli halkın şehirden ayrılmaması için tatmin ve mutlu edilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda şehir yöneticilerinin, şehre değer katmada önemli rolü olan pazarlama ilke ve yöntemlerinden daha fazla yararlandıkları görülmektedir.
Bu kitap, pazarlama biliminin geliştirdiği ilkelerin ve yöntemlerin şehir pazarlamasında ve şehirlerin markalaştırılmasında nasıl uygulanabileceğini incelemektedir. Bu amaçlinsanların bir şehre yatırım, şehri ziyaret etme ya da yerleşme kararı alırken geçirdikleri karar verme süreçleri incelenmektedir. Kitapta ayrıca şehirlerin pazarlanmasında uygulanabilecek stratejik pazarlama planlamasına değinilmektedir. Buna ilave olarak şehrin stratejik imaj yönetiminin nasıl etkin bir şekilde yapılabileceği de analiz edilmektedir. Kitapta ayrıca, şehirlerin insanlarla kurdukları iletişim biçimleri, iletişimde kullandıkları araçlar ve bunların planlanması anlatılmaktadır. Dünya ekonomilerinde yaşanan değişiklikler şehirler için yeni fırsatlar doğururken bir taraftan da tehditler yaratmaktadır. Şehirlerin yönetiminde etkili olan kişilerin rekabetçi bir ortamda ortaya çıkan yeni fırsatları ve tehditleri nasıl yönetebilecekleri de kitapta analiz edilmektedir. Bir hizmet endüstrisi olan turizmin şehirlerin pazarlanmasında önemli bir yeri bulunmaktadır. Bu nedenle kitapta aynı zamanda turizmle ilgili gelişmekte olan bazı trendlere ve gelişmelere de değinilmektedir. Şehirlerin markalaşmasına ve pazarlanmasına şehirlerde düzenlenen kültürel faaliyetlerin nasıl katkıda bulunduğu ve bazı şehirlilik kavramları ve onların şehir pazarlamasındaki rolleri de kitapta incelenen konular arasındadır.
Ayda Yörükan, Turhan Yörükan Değişik kültürlere veya tali-kültürlere mensup her türlü insanın bir arada ve sıkışık bir şekilde yaşadığı şehirlerde ortaya çıkan sosyo-kültürel yozlaşma, suç, intihar, ruhsal bozulma, aile çözülmesi, beden sağlığının yanında çevre kirliliği, trafik yoğunluğu, gecekondulaşma, işsizlik gibi problemler şehir sosyolojisini en kapsamlı sosyoloji dalı haline getirmektedir. Bu durum da problemlerin çözümünde şehir sosyologlarına önemli görevler yüklemektedir. Bu derleme çalışma da sosyoloji ve şehircilik eğitimi veren yükseköğrenim kurumlarının yanında, şehir sosyolojisine ve şehre ilgi duyan, onu yakından tanımak isteyen herkesin istifadesine sunulmuş bulunmaktadır. Kitabın, bugünün acil ihtiyacına en kapsamlı cevabı vereceğine ve şehrin dinamiklerinin kavranılmasına önemli katkılarda bulunacağına inanmaktayız.
Turhan Yörükan Bu kaynak kitap, şehir dokularının yenilenmesi ve yeniden geliştirilmesi faaliyetlerinin çeşitli yönlerine ve bu faaliyetlerin gerçekleştirilmesi sırasında insan bilimlerine mensup bilim adamları ile teknik konularda yetişmiş uzmanların, ortaya çıkacak olumsuzlukların en aza indirilmesinde önemli birtakım katkıları olabileceği konusuna ışık tutmak amacıyla hazırlanmıştır. Kitap, şehir yenilenmesinin veya şehirlerin yeniden geliştirilmesinin insanî ve sosyal yönleri, sosyal bilim adamları açısından üzerinde durulması gereken konular, dizayn açısından üzerinde durulması gereken konular ve yöneticiye yapılabilecek yardımlar başlıklarından oluşan dört bölüm altında on sekiz makaleden oluşmaktadır. Kitapta yer alan metinler, bu alanın şekillenmesinde ve bir bilim dalı olarak kurulmasında önemli katkıları bulunmuş olan araştırmacı ve akademisyenlerin yazılarıdır.
Gazi Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Gazi Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümünün 20. yılı anısına çıkarılan bu kitap; öğretim üyeleri ve yardımcılarının hazırlamış oldukları çalışmalardan oluşan bir derleme niteliğindedir. Kitapta yer alan çalışmalar yedi bölüm altında toplanmıştır. Bu bölümler; bölgesel gelişme, planlama, tasarım, mevzuat, ekoloji/çevre, kentsel koruma, yenileme, dönüşüm ve kentsel altyapı olarak sıralanmaktadır. Kitabın içeriği; yukarıda sayılan konu başlıkları altında şehir planlama disiplininde yirmi beş farklı çalışmadan oluşmaktadır. Kitabın, öncelikle Şehir Planlama alanında çalışma yapan araştırmacılara, kent yöneticilerine, sivil toplum kuruluşlarına ve özellikle Şehir Planlama öğrencilerine bir kaynak işlevi göreceği düşünülerek “Şehircilik Çalışmaları” başlığı altında toplanmıştır.

Anıl ERTOK ATMACA Sanatçı yetiştiren kurumlarda Temel Tasarım, bir diğer adıyla Temel Sanat Eğitimi dersi önemli bir özelliğe sahiptir. Tasarım ilkeleri ve ögeleri, sanatçı yetiştiren kurumlarda olduğu gibi aynı zamanda mimarlık, endüstriyel tasarım gibi birçok alanda da kullanılmaktadır. Tasarımın olduğu her alanda bu özellikler kullanıldığı ölçüde verimlilik alınabilir. Bu çerçeveden bakıldığında yaratıcı fikirlerin oluşturduğu eylemlerde çıkan ürünlerin başarısı bu dersin doğru algılanması ile orantılıdır.
“Temel Tasarım” adlı bu kitapta, tasarım sürecinde gerekli olan ilkeler ve elemanların tanımı ile ilgili kuramsal bilgilerin yanında öğrenciler tarafından farklı bakış açıları ile meydana getirilmiş olan bir çok tasarım örnekleri kullanılmıştır. Görsel açıdan çok zengin olan bu kitapta iki boyutlu ve üç boyutlu çalışmaların örnekleri ile temel tasarıma ait nitelikler ve yaklaşımlar arasındaki farklılıklar ele alınarak gösterilmeye çalışılmıştır. Kitabın temel amacı, eğitimcilere ve öğrencilere kılavuz görevi yapması ve tasarım sürecinde ortaya çıkan fikirlerin, tekniklerin ve uygulamaların geliştirmesinde yardımcı bir görev üstlenmesidir.
Nihat Enver Ülger Ülkemizde kentleşme sorunsalı içerisinde arsa düzenlemelerinde hukuksal ve teknik olarak yeni düzenlemelere ve imar uygulama araçlarına gereksinmeler vardır. Yoğun yapılaşmalar, arsa düzenlemelerindeki uygulamaya ilişkin sorunlar, imar düzenlemelerinde kentin planlı ya da plansız yoğun yapılaşmış alanlardaki donatı standartlarının yükseltilmesi, ülkemizin bir gerçeği olan deprem riskine karşın önlem amacıyla yapılacak yenileme ve tamamen yıkım alanlarındaki yapı üretimi gereksinmesi; kentlerin dönüştürülmesi sürecini gündeme getirmektedir.
Sorun, bunun nasıl yapılacağına ilişkin imar uygulama araçlarının yasa anlamda belirlenmesi, parasal kaynakların sağlanması, yapılabilir, edilebilir imar planının hazırlanması, hazırlanan imar planının uygulanabilirliği; oluşacak yeni mülkiyetlerin dağıtımı ve bunların tapuya tescil işleminin gerçekleştirilmesidir. Bu bir süreçtir ve adı Kentsel Dönüşümdür.
İşte bu kitabın hazırlanma nedeni; arsa düzenlemeleri ve kentsel dönüşüm uygulamaları için yasal dayanaklar ve uygulama örnekleri incelenerek ülkemize özgü, kabul edilebilir, yeni bir uygulama modeli önermek ve buna ilişkin ölçütler sunmaktır.

İÇİNDEKİLER
Giriş
1. Bölüm Kentsel Alan Kullanım Planlaması
Kentsel Alan Kullanım Planlaması Hazırlık Çalışmaları
Genel Anlamda Taşınmaz Mal Değerlemesi Ve Hukuksal Dayanak
İmar Planlama Sistemi
Taşınmaz Malları Edinme Yöntemleri
Türk İmar Tüzesini Ve İmar Uygulamalarını İyileştirici Önlemler Ve Öneriler
Dünyada Arsa Ve Arazi Uygulamaları
2. Bölüm Türkiye’de Kentsel Alan Düzenlemesi İmar Uygulamaları
Türkiye’de Arsa Ve Arazi Düzenlemesi
İmar Uygulamasının Değer Esaslı Yönteme Göre Yapılması
3. Bölüm Kentsel Dönüşüm; İmar Düzenlemelerinde Özel Uygulama
Kentsel Dönüşüm
4. Bölüm Bir Kentsel Dönüşüm Projesinin Hazırlık Çalışmaları
Bayrampaşa Uygulama Projesi Hakkında Genel Bilgi
Proje Hazırlık Çalışmaları
5. Bölüm Proje Uygulama Süreci
Taşınmaz Malların Mevcut Durumlarının Tespiti Ve Katılım Değerini Belirleme Süreci
Olası Dağıtım Senaryoları
Proje Alanına İlişkin Kentsel Tasarım Ve Dönüşüm Projelerinin Hazırlanma Süreci
Dağıtım Değerinin Belirlenmesi
6. Bölüm Değer Esaslı Yönteme Göre Yapılacak İmar – Kentsel Dönüşüm Uygulamalarında Katılım Ve Dağıtım Değerinin Belirlenmesine İlişkin Yeni Bir Model
Model Üzerine
Kentsel Dönüşüm Uygulaması Yapılacak Alanların Katılım Değerinin Belirlenmesi
İmar Planları Olan Alanlarda, Dağıtım Değerinin (Proje Değerlemesi) Belirlenmesi
18. Maddeye Göre Yapılacak İmar Uygulamalarında Katılım Değerinin Belirlenmesi İçin Geliştirilen Model
Kat Mülkiyeti Kanunu’na Göre Arsa Paylarının Değer Esaslı Yönteme Göre Belirlenmesi


Durmuş Ali Açıkel, Mustafa Altın, Atila Dorum İnsanlık var olduğu sürece, insanların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla inşa edilen tesislerin yapımına devam edilecektir. Bu inşa sürecinin her aşamasında da belli standartlarda ve kalitede yapı üretilebilmesi konusu yer alacaktır.
Günümüzde istenilen standartlarda ve kalitede yapı üretilebilmesi için gerekli teknik elemanların, üniversitelerin ilgili bölümlerinde yetiştirilerek yeterli teknik eğitimin verilebilmesi gerekmektedir. Ülkemizde, bu eğitimin sağlanmasında kullanılan eserlerin, akademik çalışmalar bütününde, çok değişik ve farklı alanlardan konuları içermesi; öğrencilerin ihtiyaç duydukları bilgileri tek bir kitapta bulabilme imkânını ortadan kaldırmaktadır. Elinizdeki eser, bu alanda ihtiyaç duyulan derli toplu kaynak kitap yetersizliğinden yola çıkılarak hazırlanmıştır.
Bu kapsamıyla kitap, Meslek Yüksekokulları İnşaat Programlarında okutulan Yapı Teknolojisi I ve II ders müfredatlarına ek olarak İnşaat Mühendisliği bölümlerinin yapı ve mimarlık bilgisi derslerinin müfredatına da uygundur. Bunun yanında kitap, piyasada inşaat işi ile uğraşan teknik elemanlara, yapı üretimi sırasında, teknik-şekilsel kılavuzluk yapabilecek niteliktedir.
Sabiha Kılınçarslan Bu kitabın temel amacı; görsel sanatlar eğitimi sürecinde etkin rol oynayan sanat eğitimcilerine, bilinen ve uygulananın dışında, farklı konu ve tekniklerin yanı sıra farklı malzemeleri de sürece dâhil ederek ders içeriğini zenginleştirmelerine katkı sağlamaktır. Bilinenin dışına çıkmak; bireylerin yaratıcılığını destekleyecek, uygulanan etkinlikler eğitimci ve öğrencilerin farklı bir bakış açısını yakalamalarını sağlayacaktır.
Sanat eğitiminde süreç, ağırlıklı olarak uygulamalardan oluşmaktadır. Uygulama bilgi, beceri ve tekniklerin kazandırılmasının yanı sıra; günlük hayatın çeşitli alanlarında kullanılan objeler, içinde yaşadığı çevrede bulunan doğal malzemeler ve çöp olarak gördüğü birçok nesnenin tasarım ve yaratım sürecinde kullanılması, öğrencilerin yaratıcılıklarını ve hayal güçlerini etkin bir biçimde kullanmalarına zemin oluşturacaktır.
M. Rifat Sağlam Bu kitabın ana teması ve bu konudaki diğer yayınlara göre özgün olan kısmı, 5. Bölüm'de verilen İstanbul'daki gökdelenlere ait bilgilerdir. Araştırma Projesi sonucunda ele alınan yüksek yapılara ait, her yapıda aynı derecede olmasa da, yeterince bilgi ve belge bir araya getirildi. Elimizdeki bütün bilgileri yayınlamamız yer ve hacim açısından imkansız olduğundan, her bina için, belirli bir düzen içerisinde özet bilgiler verilmiştir. Yükseklik sırasına göre 27 gökdelene ait bilgileri bulacaksınız. Proje 2008 yılında bittiği için, bu tarihten sonra İstanbul'da yapılan yüksek yapılar bu kitapta bulunmamaktadır.
Konu yüksek yapılar olunca, hem yüksek yapıları diğerlerinden ayıran özellikleri hem de okuyucuya bu alandaki temel bilgileri bu eserde vermek istedik.