Maliye - Vergi GÜNCEL YAYIN KATALOĞU 21.10.2019
Maliye - Vergi \ 1-1
Nevzat Balıkçıoğlu Bir toplumdaki en büyük tüzel kişilik devletin kendisidir. Tüzel kişilik olmanın bir sonucu olarak devletler de tıpkı gerçek şahsiyetler gibi haklara sahip olabilir, borç ve alacak edinebilirler. Devlet, tüm kurumları ile içini dolduran kişilerden bağımsız olarak, bu borç ve alacakları ödeme yükümlülüğüne ve alacakları isteme hakkına sahip olur. Yani özetle borçlar ve alacaklar gerçek kişilere değil devletin tüzel kişiliğine ait olur. Ancak bu borçların alınıp alınmayacağına veya tersine gerçek kişilere ya da başka devletlere borç verilip verilmeyeceğine yönetici konumundaki gerçek insanlardan oluşan siyasi otorite yani hükümet karar verecektir. Borçların alınması hâlinde ne kadar ve hangi şartlarda alınacağı, ne zaman ödeneceği faizin ne kadar olacağı, taksit sayısının ne kadar olacağı bu süreç içerisinde ortaya çıkacak temel sorunlardır. Ayrıca alınacak olan borcun devletin ödeme gücünü aşıp aşmayacağına pek çok istatistiki bilgi devletin mali organlarından edinilerek karar verilir. Bütün bu problemler, aslında borç alıp veren gerçek kişilerin de gündelik hayatlarında karşılaşabilecekleri sorunlara benzer nitelikler taşımaktadır. Ancak devletin alabileceği borçların ölçeği gerçek kişilere kıyasla çok büyük olabileceğinden ülke içerisindeki pek çok mali ve ekonomik denge üzerinde değişik boyutlarda etkileri olacaktır. Örneğin devlete borç veren kişiler son derece güvenilir bir biçimde getiri elde ettikleri için ellerindeki parayı üretime yönlendirmek veya başkaca alternatif yatırım araçlarına aktarmak yerine sürekli olarak devletin borçlanma araçlarına yönelmeyi tercih edebilmekte hatta bunu alışkanlık haline getirebilmektirler. Fakat devlet borçlanmasından en çok etkilenen unsurlardan birisi hatta belki de en önemlisi enflasyondur. Enflasyon en basit tanımıyla piyasadaki birim mal başına düşen para fazlalığıdır. Devlet borçlanması ve enflasyon arasındaki ilişki kısaca şu şekilde özetlenebilir: Devlet borç aldığında hazineye piyasadan para çekmektedir. Böylece geçici de olsa anti enflasyonist bir baskı oluşmaktadır. Fakat devlet borcu geri öderken ödemeyi faiziyle birlikte yaptığı için piyasada tekrar para artışı olacaktır. Dolayısıyla kısa vadede enflasyonu düşüren borçlanma uzun vadede tersi bir sonuca yol açacaktır.
Bütün bunlar dikkate alındığında devlet borçlanmasının ülke ekonomisine etkilerinin ne olduğu ve enflasyonla aralarındaki ilişkinin sonuçlarının doğru anlaşılabilmesi için en azından belirli bir dönem aralığının resmi veriler esas alınarak incelenmesi gerekmektedir. Devlet borçlanmasının ne olduğu ve hangi koşullar altında gerçekleştiği konusunda teorik bilgileri de içeren bu eser, bir yüksek lisans tezi olarak hazırlansa da aynı zamanda bir kaynak kitap niteliği taşımaktadır.
Atila Kılıçarslan Türk Ticaret Kanunu kapsamında faaliyet gösteren belediye şirketlerinin, ülkemizde günümüz finansal ve ekonomik yaşamındaki yeri yüksek boyutlara ulaşmıştır. Bu bağlamda belediye şirketlerinin dış denetimini yapan en üst denetim organı olan T.C. Sayıştay Başkanlığının bir mensubu olarak kaleme aldığım bu kitap; şirketlerin muhasebesine yönelik olarak temelden başlayan bir kurguyla tasarlanmıştır.
Bu kitap; okuyucunun tek başına muhasebeyi öğrenmesine ve uygulamasına yardımcı olacak, karışık muhasebe kayıtlarının içinden çıkılabilir ve kolay olduğunu okuyucuya gösterecektir. Kitabın tasarımında okuyucunun aklından geçen soruları anında cevaplayan bir yol izlenmiş ve okuyucunun karşısında canlı bir anlatım varmış gibi hissetmesini sağlayan anlatım tarzı benimsenmiştir.
Ayrıca T.C. Sayıştay Başkanlığının Denetçileri eliyle yapmış olduğu belediye şirketlerinin mali denetimi sonucunda, mali denetim raporlarında yer alan mali denetim bulguları tasnifli bir şekilde kitabın içerisine yerleştirilmiş ve bu yönüyle kitabın uygulamaya yönelik olarak ilk kez ele alınan bir eser olması sağlanmıştır.
Şimdiden siz değerli okuyucularımıza çok faydalı olacağına inanıyor ve teşekkür ediyoruz.
1980 Yozgat doğumlu olan Atila KILIÇARSLAN; Yozgat Anadolu Lisesinden mezun olmuştur. 2003 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonometri Bölümünü bitirmiştir. 2004-2006 yılları arasında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Uzmanı, 2006-2009 yılları arasında T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Kontrolörlüğü (Gümrük ve Ticaret Müfettişi) görevlerinde bulunmuştur. 2009 yılında Sayıştay Denetçisi olarak T.C. Sayıştay Başkanlığında göreve başlamış ve hâlen Başdenetçi olarak görev yapmaktadır.
Seval Kardeş Selimoğlu - Cevdet Yiğit Özbek İşletmelerin ulusal ve uluslararası krizlerden ve krizlerin yarattığı risklerden daha az etkilenmesinin yolu kurumsallaşmadır. Kurumsallaşma bireyler arasındaki etkileşim ve iletişimin kurallarının önceden belirlenmesi olarak ifade edilebilir. Kurumsallaşma bağlamında kurulacak iç kontrol sistemi kurumsal risk yönetiminin bir aracıdır. Kurumsal risk yönetimi riskin tahmin edilerek olumsuz etkilerinden korunmak amacıyla önlemler alınması olarak ifade edilebilir. Önlemler tepeden inme kurallar topluluğu olmayıp işletmenin üst yönetiminden alt kademelere ve alt kademelerden başlayıp üst yönetime doğru yayılan bir anlayış içinde yürütülür. Başarı şansı ancak bu koşullarda mümkündür. İç denetim, iç kontrol sisteminin bir parçası olmakla birlikte, iç kontrol sistemini değerleyen, kurulmasına ve geliştirilmesine katkıda bulunan bir denetim türüdür. Bağımsız denetimin verimliliğini artıran bir unsur olarak iç denetim, faaliyetiyle hizmet ettiği işletmeye değer katan güvence ve danışmanlık verir.
Kitabımız, günümüzde önemi hem özel hem de kamu sektöründe giderek artan iç kontrol ve iç denetim konularına ilgi duyan öğrenci, meslek mensubu, yönetici ve iş insanlarına rehberlik görevi yapacak ve fayda sağlayacak içerikte düzenlenmiştir.
Engin ÖNER Çeşitli fakültelerde (özellikle İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinde) verilen kamu maliyesi, mali olayları inceleyen bilim dalı olup; kitapta mali olayların iktisadi, hukuki, siyasi ve iktisadi kalkınma, sosyopsikolojik ve idari yönleri ve etkileri, kamu harcamalarının finansmanı, kamu gelirleri, vergi teorisi, kamu harcamaları, kamu borçları, kamu bütçesi ve maliye politikası temel konularına yer verilmektedir.
KPSS, müfettişlikler, uzmanlık sınavları, mali müşavirlik vb. sınavlarda maliye grubu (kamu maliyesi, vergi hukuku, maliye politikası) alanında önemli bir yere sahip kamu maliyesi kitabının başta öğrenciler olmak üzere, maliye alanı ile ilgili tüm kişilere faydalı olması dileğiyle...
Ali Rıza GÖKBUNAR, Hamza KAHRİMAN “-Bir köylü kadın şehirde oturuyormuş. Hasat mevsimi olunca aç olan çocuklarına gıda temin etmek için köye gitmiş. Yollara, tarlaya dökülen başakları toplamış, dilenmiş, yirmi kilo kadar arpa tedarik etmiş, köyün su değirmeninde öğütmüş, sırtında taşımış. Evine giderken şehirde bekçi yakalamış, karakola getirmiş, oradan haydi “mevcuden” adliyeye. Kadın ağlıyor, sızlıyor, yalvarıyor “çocuklarım açtır” diyor.
Bir memur şu cevabı veriyor: “Hareketin kanunsuzdur, karne ile ekmek almalısın”.
Kadın şu cevabı veriyor: “Kilosu 75 kuruşa ekmeği nasıl alabilirim? Param mı var?”.
Neticede mahkeme, arpa ununun müsaderesine, kadından yirmi beş lira para alınmasına karar veriyor.”

1940'ların önemli bir gazetecisi olan Ahmet Emin Yalman 14 Temmuz 1943 tarihli Vatan Gazetesi'ndeki köşesinde 1940'lı yılların karne uygulamasında devletin nasıl sert önlemler aldığına ve uyguladığına yönelik bir olayı işte bu şekilde anlatır.

Türkiye, İkinci Dünya Savaşı'na doğrudan katılmamış olsa da, savaşın etkilerini yokluk, açlık, yaygınlaşan karaborsacılık, uzayıp giden kuyruklar gibi toplumsal sorunlar olarak yakından hissetmiş bir ülke olmuştur. Yetmiş yıla yaklaşan bir süre geçmiş olmasına rağmen, savaş yılları karne uygulaması hâlâ tartışmalı bir konu olmaya devam etmektedir. Bu kadar tartışmalı bir konu olmasına karşın, savaş yılları karne uygulaması bugüne kadar yeterli düzeyde ele alınıp başlı başına bir inceleme konusu yapılmamıştır. İkinci Dünya Savaşı yıllarında yaşanan özellikle ekmek ve gıda ürünlerinin dağıtılmasında uygulanan karne yönteminin incelenmeye çalışıldığı “Karneli Yıllar: Bir Savaş Maliyesi Uygulaması” adlı bu kitap alanında ilk detaylı inceleme olması bakımından, Türkiye'nin yakın tarih sosyo-ekonomik araştırma sahasına katkıda bulunabilme gayesi taşımaktadır.
Kamil Güngör 2007 sonlarından itibaren etkisini önce Amerika'da daha sonra da aşama aşama bütün dünyada gösteren ve 2009'da zirve noktasına ulaşan küresel kriz, 2010 verilerine bakıldığında dünyada ve Türkiye'de etkisini büyük ölçüde kaybetmiştir. Örneğin Türkiye 2010 yılında % 8.9 büyüyerek krizin etkilerini tamamen ortadan kaldırmış ve 739 milyar dolarlık GSMH büyüklüğü ile kriz öncesi son yıl olan 2007 rakamlarını yakalamıştır. Avrupa Birliği ülkeleri ve ABD'de de makro ekonomik dengeler büyük oranda pozitiftir.
Bu süreçte esasen anayasal iktisadın kurumsal olarak gündeme getirdiği “mali kural” krizin bir borç ve buna bağlı bütçe açıkları şekline dönüşmesi ile birlikte yeniden ve daha güçlü bir şekilde gündeme gelmiş, politikacıların sınırsız yetkilerinin siyasi konularda olduğu gibi yasal ya da anayasal kurallara bağlanması gerektiği akademik ve siyasi çevrelerde taraftar bulmuştur. Çalışma, mali kuralın teorik ve iktisadi düşünce okulları çerçevesinde incelenmesi yanında, uygulama örnekleri ile de desteklenmiş, Türkiye'nin kamusal mali sorunları tesbit edilerek, konu yasa tasarısı çerçevesinde analiz edilmiştir.

İÇİNDEKİLER
Giriş
Bölüm 1: Yürütmeye Getirilebilecek Sınırlamalar
Tarihi Arka Plan
Devlette Değişim İhtiyacı
Devletin Sınırları
Bütçe Açıkları Realitesi
Bütçe Denkliğine İlişkin Yaklaşımlar
Ekonomik Anayasa Ve Siyasi Anayasa
Ekonomide İnsan Faktörü
Bölüm 2: Başlıca İktisat Okullarının Devlet Ve Devletin Fonksiyonlarına İlişkin Yaklaşımları
Klasikler Öncesi
Klasikler Sonrası
Çağdaş İktisadi Düşünceler
Diğer Teoriler
Bölüm 3: Çeşitli Uygulama Örnekler
I. OECD Deneyimi
Avrupa Birliği Deneyimi
ABD Deneyimi
Kanada Deneyimi
Brezilya Deneyimi
Bölüm 4: Malî Kural Uygulaması Ve Türkiye
Osmanlı Devleti Dönemi Gelişmeleri
Türkiye Cumhuriyeti Dönemi
1982 Anayasası’nda Malî Kural
Değerlendirme
Türkiye İçin Malî Kural Önerisinin “Malî Kural Yasa Tasarısı” Çerçevesinde İncelenmesi
Tülin Altun Maliye politikalarının hem kısa vadede ekonomik sorunlara cevap verecek hem de uzun vadede mali disiplini sağlayacak şekilde oluşturulması gerekmektedir. Bununla birlikte hükümetler, politik gerekçelerle, kısa vadeli maliye politikalarına odaklanırken, uzun vadede mali disiplinsizliğe neden olabilmektedirler. Bu kitap kapsamında mali kuralların, mali konseylerin ve mali komitelerin ekonomik istikrara ve mali disipline katkısı incelenmektedir. Sağlam bir kamu mali yönetimi için politik olmayan bu tür kurumların üstlenebileceği önemli roller bulunmaktadır. Politika yapıcılar ve kamuoyu arasında uzlaşma sonucu oluşturulan, ülkeye özgü ekonomik sorunları ele alan politik olmayan mali kurumlar, şeffaflık ve hesap verebilirliği artırabilir. Mali kararların optimal şekilde tasarlanmasına yardımcı olabilir. Bununla birlikte bu kurumlar her derde deva değildir. Her bir kurumun kendine özgü handikapları vardır. Bu bağlamda, kurumların etkinlik koşulları, mali sorunların politik ekonomiği ve ülke deneyimleri ışığında ele alınmaktadır.
Mustafa SAKAL, Ahmet KESİK, Tekin AKDEMİR Son 30 yılda demokratikleşme ve ekonomik etkinliği sağlama çabaları çerçevesinde kamu mali yönetiminde reforma yönelik uygulamalar hayata geçirilmiştir. Gelişmiş ve gelişmekte olan bir çok ülke, bir taraftan yüksek kamu kesimi açıkları ve borç stoğunun neden olduğu sorunları gidermek için kamu harcamalarını kısmak ve bütçe açıklarını azaltmaya yönelik önlemleri hayata geçirirken, diğer taraftan kamu yönetiminde etkinliği ve etkililiği artırarak kamu hizmetlerinin kalitesini yükseltmeye çalışmıştır. Kamu hizmetleri talebindeki artışı geçmişe kıyasla daha sınırlı kaynaklarla gerçekleştirme zorunluluğu, kamu yönetiminin fonksiyonlarının daha etkin gerçekleştirilmesini zorunlu kılmıştır. Bu kapsamda yerinden yönetimi hedefleyen reformlar uygulamaya konulmuştur.

Yerinden yönetime yönelik reformlarla, kamu kesiminin zayıf performansı, etkinsizliği ve tüketici tercihlerini yeterince dikkate almayan hizmet arzı yapısından kaynaklanan sorunlar, kamu yönetiminde daha fazla katılımcılık, saydamlık ve hesap verebilirlik sağlanarak giderilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla bir çok ülkede yerel yönetimlerin görev ve gelirleri artırılırken, kamu görev ve gelirlerinin yönetimlerarası tahsisinde optimum bölüşümü sağlamaya yönelik arayışlara girişilmiştir.

Mali yerinden yönetim kavramının teorik boyutlarının yanı sıra, uygulamadan örneklerle ele alındığı bu çalışmada; yerinden yönetimin kavramsal boyutu ortaya konularak, yönetimlerarası ilişkilerin dört ayağını oluşturan gelir paylaşımı, görev paylaşımı, yönetimlerarası transferler ve borçlanma konuları alanında önde gelen akademisyen ve bürokratların katkılarıyla detaylı bir analize tabi tutulmuştur. Mali yerinden yönetimin teorik altyapısını ülke uygulamaları ile ilişkilendiren bu açıklamaların yanı sıra, bütçeleme, saydamlık, hesap verebilirlik, performans ölçümü ve mali denetim konuları ağırlıklı olarak Türkiye’deki mevcut yerel yönetim uygulamaları ışığında ele alınmıştır. Mali yerinden yönetimle ilgili teorik çalışmalar ve uygulamalara önemli ölçüde rehberlik etmesi beklenen bu çalışmanın yerel yönetimler maliyesi literatürüne önemli ölçüde katkı yapması beklenmektedir.
Engin Öner Çeşitli fakültelerde (özellikle İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinde) verilen Kamu Maliyesi derslerine referans kaynak olma özelliği de taşıyan Maliye Teorisi ve Politikası kitabında; mali olayların iktisadi, hukuki, siyasi ve iktisadi kalkınma, sosyo- psikolojik ve idari yönleri ve etkileri, kamu harcamalarının finansmanı -kamu gelirleri, vergi teorisi, kamu harcamaları, kamu borçları, Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine göre kamu bütçesi ve maliye politikası- temel konularına yer verilmektedir.
KPSS, müfettişlikler, uzmanlık sınavları, mali müşavirlik vb. sınavlarda maliye grubu (kamu maliyesi, vergi hukuku, maliye politikası) alanında önemli bir yere sahip Maliye Teorisi ve Politikası kitabının başta öğrenciler olmak üzere, maliye alanı ile ilgili tüm kişilere faydalı olması dileğiyle...
Başak Tanınmış Yücememiş, Handan Yolsal, İ. Özlem Koç, Ufuk Alkan-Dr. Canan Dağıdır, Sevan Kutlu, Sevim Şahin, Aclan Omağ, Güçlü Okay, M. Hayati Eriş Nakit kâr payı, yatırımcılar ve şirketler tarafından farklı bakış açılarıyla değerlendirilmektedir. Şirketler, pay senetlerinin piyasa değerini arttırmak veya en azından korumak amacıyla ortakların beklentilerini karşılamaya çalışır. Ortakların beklentileri; kâr payı elde etmek olabileceği gibi, pay senetlerini elinde tutarak piyasa değeri yükseldiğinde satıp sermaye kazancı elde etmek de olabilir.
Bu durumda hangi karar doğrudur?
Nakit kâr payı dağıtımı kararı mı kâr payının dağıtılmayarak şirket tarafından yatırımlarda kullanılma kararı mı?
Sonuçta nakit kâr payı dağıtılsa da dağıtılmasa da her iki taraf için, şirketin değerinin artması esastır. Kâr payının şirketin değerine yaptığı katkı, piyasadan piyasaya, şirketten şirkete, zamandan zamana, koşuldan koşula değişmektedir. Bu konuda tam anlamıyla tek bir fikir hem teorik hem de uygulama açısından bulunmamaktadır. Ayrıca şirketlerin kâr payı dağıtımında önemsedikleri faktörler yine her yapıya göre değişiklik göstermektedir.
Bu nedenle kâr payı dağıtımı hem yatırımcılar hem de şirketler için hâlâ belirsizliklerle ve henüz ortak bir çözüme ulaşmamış sonuçlarla doludur.
Kitapta yazarlar tarafından, kâr payına dair tüm konulardan söz edilerek kâr payı hem şirketler hem de bireysel yatırımcılar açısından geniş bir perspektiften araştırmalarla ortaya konmuştur.
Mehmet Arslan Devletin, ekonomik ve sosyal yapı içerisindeki görevine bağlı olarak izlenen vergi politikaları değişen ve gelişen zaman seyri içerisinde farklı görünümler ortaya koymaktadır. Devlet, asli fonksiyonlarını yerine getirebilmek için önemli harcamalar yapmak, harcamalarını finanse edebilmek için de yeterli gelir kaynaklarını sağlamak durumundadır.
Çalışma, bu yapı içerisindeki duruma göre şekillenmiş olan vergi sistemimizi ve bu sistemi oluşturan bütçe yapımızı esas alan temel nitelikteki vergiler üzerinde durmuştur.
Bu kapsamda vergiler; gelir, mülkiyet ve harcamalar üzerinden alınan üç ana bölümde ele alınmış, kanuni düzenlemeler ile uygulamadaki vergileme süreci ve işleyişi hakkında açıklamalara yer verilmiştir.
Ceyda Kükrer Günümüzde küreselleşme ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak birçok ülkede mükellef hakları konusunda yeni bir süreç başlamıştır. Bu gelişmeler kısa zamanda birçok ülkede, vergi idaresi ile mükellef arasındaki ilişkilere yansımıştır. Bu doğrultuda Türkiye'de mükellef hakları konusu, Gelir İdaresi Başkanlığının “Mükellef Hakları Bildirgesi” nin yayınlamasından bu yana hızlı bir gelişim içinde olmuştur. Bu doğrultuda vergi mevzuatında yeni düzenlemeler yapılmış ve bu konuda yönetmelik, genel tebliğ, genelge, yönergeler yayınlanmıştır.
Çalışmanın ikinci baskısında; Çalışmada yer alan konuların daha belirgin hale gelmesi ve genişletilmesi amacıyla, kitabın birinci baskısı başlığında yer alan Türk Vergi Sisteminde “Mükellef Hakları” kavramı yerine “Mükellefin Hakları” kavramı kullanılmış ve çalışma konuları genişletilmiştir. Dolayısıyla mükelleflerin vergiyle ilgili haklarının ne olduğuna kolayca ulaşması sağlanmıştır.
Bu nedenle çalışmada Türk Vergi Sisteminde yer alan “mükellefin hakları” ele alınmıştır. Bu doğrultuda mükellefin hakları; Mükellef Hakkı, Mükellefin Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Hakkı, Mükellefin Kanunlardan Doğan Hakları, Mükellefin Tercihlerine Bırakılan Hakları, Mükellefin Vergi Ödevlerinde Hakları ve Mükellefin İdari İşlemlerde Hakları olarak bölümlere ayrılmıştır.
Söz konusu bölümlerde ise, mükellefin hakları, başta vergi mevzuatında yapılan değişiklikler olmak üzere, bu konuda yayınlanan yönetmelik, genel tebliğ, genelge, Danıştay ve mahkeme kararları dikkate alınarak ele alınmıştır.
Revize edilerek konuları daha belirginleştirilen ve genişletilen ikinci baskı, mükelleflere kolaylık sağlamak, kamu kurumlarındaki ilgili personele ve bu konuda araştırma yapan kişilere yararlı olacak şekilde hazırlanmıştır.
Mustafa Göktuğ Kaya, Hüseyin Kamil İlik, Hakan Türkmen Vergi Müfettişleri Dr. Mustafa Göktuğ Kaya ve Hüseyin Kamil İlik'in bu kitabı, başta ABD; İngiltere, Almanya gibi çeşitli ülkelerdeki vergi sistemini, uygulamasını ve denetimini Türk vergi sistemiyle karşılaştırarak değerlendirmek gibi zor bir misyonla yola çıkıyor. Yazarlar bu ülkelerdeki vergi yapısını, idare ve denetim yönünden örgütlenmeyi, vergi denetim sis- temini, uygulama farklılıklarını, vergi cezalarını ve uygulanma biçimlerini, ortaya koydukları için kitap, tam anlamıyla adına yakışır bir Uluslararası Vergi Sistemi ve Denetim kitabı olarak karşımıza çıkıyor.
Kitap yalnızca teorik bir kitap olmakla sınırlı kalmayıp uygulamayı ele alıp değerlendirmesi açısından büyük önem taşıyor. İşin teorik yanından kopmamış olsam da uzun zamandır vergi uygulamasından uzak kaldığım için bu kitabın bana bilgilerimi tazeleme ve genişletme imkânı yarattığını ifade etmek isterim.
Kitabın bence en önemli ve ayırt edici özelliği hem bir ders kitabı hem de uygulamayı anlatan bir uygulama kitabı olması. Ben de bu yaklaşımı sürekli denediğim için böyle bir harmanlamayı yapmanın ne kadar zor olduğunu biliyorum. Kaya ve İlik, bu zor görevi başararak son derecede yararlı bir esere imza atmışlar.
Kitabı vergiyle ilgilenen ve konuyu merak eden herkese öneriyorum.
Dr. Mahfi EĞİLMEZ
Funda Karakoyun Vergi gelirlerine verilen önem ve duyulan ihtiyaç kadar vergi alacağının güveliğini sağlamaya yönelik çalışmalarda önem arz etmektedir. Muhasebe meslek mensupları vergi güvenliğinin sağlanmasında aktif bir şekilde yer almaktadır. Bununla birlikte meslek mensupları mükelleflerin taleplerini karşılamak suretiyle kamusal alanda da bir hizmet vermektedirler.
Çalışmanın düşünsel arka planındaki amacı mesleğin katma değerinin var olandan çok daha fazla mevcut olduğuna dikkat çekmektir. Mükellef, idare ve yargı boyutuyla uzmanlık alanlarına duyulan ihtiyaç noktasında meslek mensuplarının bu alanlarda istihdam edilmesi ve mesleki sorunların giderilerek hizmet kalitesinin arttırılması beklenmektedir.
Kapsamı, uygulama alanı ve önerileriyle kitabın mali konulara ve meslek mensuplarının hizmet alanlarına ilgi duyanlara faydalı olması amaçlanmıştır. Kitabın güncel içeriği ile tartışmaya açık konularının akademisyen ve uzmanlar tarafından uzun bir süre inceleme konusu yapılması beklenmektedir.
Engin Öner Çeşitli fakültelerde (özellikle İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinde) verilen vergi hukuku “vergi ile ilgili tüm kuralları” inceleyen bilim dalı olup; kitapta vergi hukukunun kapsamı, kaynakları, vergi kanunlarının uygulanması, yorumu, mükellef ve vergi sorumlusu, amortisman ve değerleme, verginin asli ve şekli şartları, vergi icra hukuku, vergi ceza hukuku ve vergi yargı hukuku ile örnek olay çözümleri gibi temel konulara yer verilmektedir.
KPSS, müfettişlikler, uzmanlık sınavları, mali müşavirlik vb. sınavlarda maliye grubu (kamu maliyesi, vergi hukuku, maliye politikası) alanında önemli bir yere sahip Vergi Hukuku kitabının başta öğrenciler olmak üzere, maliye alanı ile ilgili tüm kişilere faydalı olması dileğiyle...
Hilmi Uysal Kitap, meslek yüksekokullarında okutulan Vergi Hukuku ve Türk Vergi Sistemi dersleri müfredatına göre hazırlanmıştır. Bu dersler iki ayrı dönemde okutulmaktadır. Ancak birbirinin tamamlayıcısı niteliğinde olan bu iki ders, öğrencilere kolaylık olması açısından tek kitapta toplanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde vergi hukuku, ikinci bölümünde ise Türk Vergi Sistemi yer almaktadır. Anlatılan konular tanıtıcı ve açıklayıcı bilgiler ve verilen uygulama başlıklarıyla konular anlaşılır kılınmaya çalışılmış, anlatım güncel olaylarla desteklenerek öğrencinin ilgisini artırmak hedeflenmiştir. Çalışmanın meslek yüksek okullarında bu dersi alan öğrencilere ve çalışma hayatında konunun uygulayıcılarına faydalı olacağına inanıyoruz.