İnsan ve Toplum Bilimleri \ 1-19
Sami Baskın 2000'li yıllar dünya için bir göz açıp kapayana kadar her şeyin değiştiği zaman dilimi olarak hatırlanacaktır. Bilgiden teknolojiye, sağlıktan eğitime kadar hemen her alanda takibi güç bir hızda değişmeler yaşanmaktadır. Hızlı üretiyor, hızlı tüketiyor, hızlı yaşıyoruz. Bu hız içerisinde bazı ürünler bir anda parlıyor, moda haline gelip herkese ulaşıyor ve aynı hızla yok oluyorlar. Telefonlar, televizyonlar, arabalar ve diğer eşyalardaki değişime çoğu zaman yetişilemiyor. Edebiyat da bu hızdan nasibini almış görünüyor. Bir gün herkesin dilinde olanlar, kısa bir süre sonra neredeyse hatırlanamayacak kadar unutuluyor. Yani edebi eserleri de bilgisayarlar gibi, telefonlar gibi, otomobiller gibi tüketiyoruz. Eskidikçe beğenmiyor, unutuyoruz. İşte böylesi kısa bir kullanım ömrüne sahip eserler, çok yaygın bir okur kitlesine ulaştıkları halde bunu zamana yayamadıklarından ve kalıcı birer mirasa dönüşmediklerinden dolayı popüler olarak adlandırılmaktadır.
Bu eserler her ne kadar geçici olsalar da taşıdıkları bazı özellikler onları değerli kılmaktadır. Örneğin çok basılırlar, yurdun dört bir yanına hızlı bir şekilde dağıtılırlar, reklamları çok olur ve çok bilinirler, hatta televizyon dizileri veya sinema filmleri yapılır. Sadece yetişkinlerin değil, okul çağındaki bireylerin de dikkatini çekerler. Bu durum, onları birer okuma ve öğrenme aracı yapmak için elverişli bir ortam oluşturur. Bu yüzden kitap okumayı sevdirmek, okuma alışkanlığı kazandırmak isteyen öğretmenler veya aileler popüler kitaplardan yararlanabilirler. Hatta bu kitaplarda kelime sıklığı o kadar yüksek ki hedef kelime varlığını öğretmek için güzel birer egzersiz aracı olarak da kullanılabilirler. Özellikle yabancılara Türkçe öğretirken bir kelimenin çok tekrarı önem kazandığından sıklığı yüksek olan bu eserlerin önemi bir kat daha artacaktır.
Leman Pınar Tosun Dijital sosyal ağların kişiler arası iletişiminde giderek artan bir rolü var. Bu ortam sayesinde kendimizi ne zaman istersek kolaylıkla başkalarına açabiliyoruz, kendimizi onlara dilediğimiz yönlerimizle sunabiliyoruz. İzini kaybettiğimiz arkadaşlarımızla yeniden bağ kurabiliyoruz, sosyal destek ve acil bilgi istediğimizde bazen buna en kolay ve hızlı şekilde sosyal ağlardan ulaşabiliyoruz. Öte yandan, sosyal ağlarla ilgili göz ardı edilemeyecek pek çok şikayet vardır. İddia edilir ki sosyal ağlar mahremiyetimize zarar verir ve güvenlik problemleri yaratır, kendimizi başkalarına sahte benliklerimizle aslında olmadığımız biri gibi sunmamıza sebep olur, kişiler arasındaki güven ve samimiyetin gelişemeyeceği bir ortam yaratır, depresyon ve mutsuzluk getirir... Şikayet listesi böylece uzayıp gidiyor. Kısacası, gündelik hayatımızda "iyi ki varsın sosyal medya!" nidalarını da, "olmaz olsun sosyal medya" nidalarını da sık sık duyarız.
Bu kitap, sosyal ağların bize getirdikleri ve bizden götürdükleri ile ilgili tüm bu heyecanlı tartışmaları sakin ve soğukkanlı bir zemine çekebilecek bilgileri ve görüşleri sunmak için yazıldı. Sosyal psikoloji bilimi, sosyal ağlardaki insan davranışlarını anlamada bir rehber olarak seçildi. Bu bilim, yakın bir zamana kadar genellikle yüz yüze ortamlarda yeşeren ama artık dijital ortamlarda da yeşerip sürdürülmesi pekala mümkün olan insan ilişkilerini çözümlemek için çeşitli bakış açıları sunmaktadır. Sosyal ağlardaki insan davranışlarının sosyal psikolojik bir bakış açısıyla ele alındığı çalışmaların derlendiği bu kitap, umuyorum ki okuyucuların konuyla ilgili görüşlerinin genişlemesine, anlayışlarının derinleşmesine katkı sağlayacaktır.
Şeref İba, Rauf Bozkurt Bu kitabın kapsamı çerçevesinde belirlenen 100 soruya verilen 100 cevapta, bilimsel kurallara bağlı kalındı; ancak salt akademik bir yaklaşım sergilenmedi. Parlamentoyla ilgili herkese hitap etmesi planlanan bu kitabın, olabildiğince yalın ve akıcı bir dille kaleme alınması amaçlanmıştır. Bu yüzden, parlamento hukukuyla ilgili tarihsel, kuramsal ve kavramsal sorular açıklanırken bile, işleyiş ve uygulamalar göz önünde tutulmuştur. İlgili tüm kaynaklar, Anayasa Mahkemesi kararları ve uygulamalara ilişkin TBMM tutanakları kaynakçada ayrı ayrı gösterilmiştir.
Ahmet AKYÜREK Darwincilik, yüz elli seneden beri dünyanın gündemleri arasından düşürülmedi. Çünkü Darwincilerin öne sürdüğü fikirler; ateistlerin, natüralistlerin, maddecilerin, evrimcilerin en büyük dayanağı oldu. Daha önce bu gruplar çeşitli fikirlerini temellendirmekte güçlük çekiyorlardı. Sadece onlar değil. Darwin'in “Hayatta sadece güçlüler yaşama hakkına sahiptir.” tezi; İngiltere ve diğer sömürgeci devletler bu tezi kendi sömürgeciliklerini haklılaştırma, meşrulaştırma aracı olarak kullanırken, “Biz güçlü olduğumuz için tabiat kanununun gereğini yerine getiriyoruz.” mesajını veriyordu. Bunun yanında K. Marx, bu hayat mücadelesi fikrini, sınıf mücadelesine dönüştürmüş dünyayı patron-işçi mücadelesinden ibaret gibi gösteriyordu. “Sosyal Darwincilik” denilen akım ise toplumların hayatını aynı esasa göre düzenleme iddiasındaydı. Diğer yandan Darwin'in iddialarına uymayan yeni bilimsel araştırmalar ve buluşlar, bu çıkar grupları tarafından çeşitli manipülasyonlarla derhal etkisiz hâle getiriliyordu. Benzer oyunlar ülkemizde de yüzyılı aşkın süredir devam etmektedir. İnançlar, bu teori olmaktan ileri gidemeyen Darwinci düşüncelerle sarsılıyor, onun tezleri, okullarda “değişmez ve en son bilimsel gelişme”, “karşı konulamaz gerçek” gibi sloganlarla zihinlere yerleştiriliyordu. Bütün bu baskıcı tutumlara rağmen, gerçek bilimsel araştırmalar da durmadı. Prof. Dr. Ahmet Akyürek’in işte bunlardan en yenisini ve bilimsel olarak Darwin'in fikirlerinin tutarsız taraflarını çürüten bu kitabı yazmakla bilimsel düşünceye büyük hizmet ettiğine inanmaktayım.
Prof. Dr. Süleyman Hayri BOLAY

Charles Darwin'in bir buçuk asır önceki varsayımlarıyla yakın zamana kadar oyalanmış olan bilim dünyası, CERN’de yapılan partikül fiziği çalışmalarıyla Higgs boson'u (God particle-Tanrı parçacığı) ile Stephen Hawking'i de düşündürecek duruma getirmiştir. Prof. Dr. Ahmet Akyürek'in bu değerli eseri, varsayımlarla oyalananlara güçlü bir yanıt oluşturacaktır.
Prof. Dr. Ender YURDAKULOL

Darwin'in evrim konusunda söylediklerini ikiye ayırmak gerekir: Birincisi, kendinden önceki bilim adamlarının bulgu ve yorumları ki çoğu doğrudur; ikincisi, kendi teorisi ve yorumları ki çoğu diyemeyeceğim, tamamı yanlıştır.
Prof. Dr. Ahmet AKYÜREK
Ahmet Karakaya, Ahmet Köroğlu, Alev Erkilet, Alperen Gem Ennçosmanoğlu, Asım Öz, Ayşen Baylak, Ertuğrul Zengin, Fatih Kucur, İbrahies Aksu, İlhan Sadıkoğlu, Kâmil Yeşil, Mahmut Hakkı Akın, Mehmet Erken, Mustafa Aydın, Mustafa Oğuzhan Çolak,Necdet Subaşı, Nurettin Ürün, Serkan Yorgancılar, Şerife Nihal Zeybek, Tuba Aydın, Vahdettin Işık, Yunus Emre Özsaray, Yunus Emre Tapan Ulus devlet serüveninin çeperinde şekillenen içe kapanma dönemi¬nin düşünce dünyasında da ciddi bir sınır oluşturduğunu her ge¬çen gün daha iyi anlıyoruz. Gündemler, kavramlar ve meseleleri ele alıştaki öncelikler takip edildiğinde bu durum açıkça gözlemlene¬bilir. Bu sınırlılığı aşma işaretlerinin en somut şekilde görüldüğü dönemin, çok partili hayatın nispeten süreklileştiği 1960-1980 ara¬sı yıllar olduğunu söylemek mümkündür. Bir ölçüde, halkın farklı katmanlarının doğrudan sürece dâhil olduğu bu dönem, gerek Tür¬kiye’nin yakın tarihindeki özgül ağırlığı, gerekse de İslamcı düşünce ve yayıncılık tarihindeki yeni arayışlar, mecra tutuşlar, kurumlaş¬malar, çeşitlenmeler ve söylem farklılaşmaları bakımından günü¬müzde de canlı bir şekilde etkisini devam ettirmektedir.
Ayrıca dönemin faaliyetlerinde etkin rol üstlenmiş şahısların önemli bir kısmının hâlen hayatta bulunması bugünden yapılacak bir okumanın sınanmış bir gözle de murakabesine imkân vermek¬tedir. Bugünün Türkiyesini siyasette, bürokraside, sivil kurumlarda ve entelektüel alanda taşıyan kadroların çok önemli bir kısmının 1960-1980 döneminde yetişen kuşaklar olduğu dikkate alındığın¬da, o yılların önemi daha iyi anlaşılacaktır. Sonuç olarak, günümüzü daha iyi anlamak için, adeta bugünün ana rahmi olan 1960-80 yıl¬larını yakından incelemenin gerekliliği oldukça açıktır. Dolayısıyla gerek tanık olduğumuz sürecin anlaşılmasına katkıda bulunması gerek yaşayan bu tarihî tanıklarla yeni kuşaklar arasında bir köprü oluşturma imkânı vermesi bu çalışmanın hem niyetini hem de kıy¬metini ortaya koymaktadır.
Özden Zeynep OKTAV, Helin SARI ERTEM 21. yüzyıl ile birlikte değişen yerel, bölgesel ve küresel şartlar, Türkiye'nin dünya siyasetindeki yerinin yeniden yorumlanmasını da beraberinde getirmiştir. 11 Eylül'den Afganistan ve Irak savaşlarına, “Arap Baharı”ndan Suriye'de yaşanan insanlık dramına kadar bir dizi zorlukla mücadele anlamına gelen 2000'ler, dünya tarihinde barışçıl bir dönemin başlangıcı olmaktan uzak görünmektedir. Bu nedenle değişim ve dönüşüm çağı olarak adlandırılan 21. yüzyıl, çatışma ve yıkım çağı olma potansiyelini de içinde barındırmaktadır. Yeni dönemin fırsatlar kadar, risk ve krizlerle de bezeli bu yapısı, Orta Doğu'nun hassas bölgesel dinamikleri nedeniyle, Türkiye'yi çok daha dikkatli olmaya itmekte ve duygusal refleksler yerine, akılcı politikalar üretmeye mecbur bırakmaktadır.
Bu kitap, Türkiye'nin 21. yüzyılın kendine has nitelikleriyle yüzleştiği, fırsatlar kadar risk ve krizlerle ilgili tutumunu da netleştirmeye çalıştığı bir dönemde hazırlanmıştır. İçerdiği makaleler, Türk dış politikasını kavramsal, teorik ve pratik yansımalarıyla ele almakta, 2000'lerle birlikte gündeme taşınan, ezber bozucu pek çok yeni meseleye ilaveten, geçmişten gelen kronik bazı sorunların aldığı son şekle de dikkat çekmektedir. Kitapta, 21. yüzyılda ortaya konulan Türk dış politikası anlayışını farklı perspektiflerden ele alan makalelerin yanı sıra, Türkiye'nin bu dönemde küresel ve bölgesel aktörlerle kurduğu ilişkilerden, hukuk, ekonomi ve çevre politikalarının dış politika ile etkileşimine varan, detaylı ve analitik çalışmalar bir arada bulunmaktadır. Çok boyutlu ve zengin içeriği ile bu kitap, Türkiye'nin 2000'li yıllardaki dış politikasıyla ilgilenenler için temel referans kaynaklarından biri olmaya adaydır.
Stjepan G. Mestrovic İlk olarak 1991 yılında yayınlanan bu kitap, Durkheim sosyolojisinin modernite ve postmodernizm tartışmaları ile ne derece ilişkili olduğunu gösterme gayretindedir. Bunu, Durkheim’ın fikirlerinin mevcut sosyal bilimlere nasıl uygulanabileceğini sorgulamak ve uygulamak yoluyla yapar. Yazara göre Durkheim’ın kitaplarını yayınlamaya başladığı 1890'ların toplumsal bağlamı ile bugün arasında oldukça çarpıcı benzerlikler vardır.
Bu kitap sosyoloji ile felsefenin, psikoloji ile kültürel çalışmaların ve tarih ile sosyolojinin bağlantılı alanlarında çalışma yapan okuyucular için önemli bir kaynaktır. Kitap, aynı zamanda, insanlık milenyum çağının problemleri ile yüzleşmekteyken ortaya çıkan soru ve sorunları anlamak kaygısı güden tüm okuyucular için iyi bir yol göstericidir.
Hicabi Kırlangıç
Hayri KOZANOĞLU Teknolojik gelişmeler baş döndürücü bir hızla gündelik yaşamımızı değiştiriyor. “Akıllı telefonların” bulunmadığı bir dünyayı düşleyemiyoruz bile. Hemen her gün önümüze “yapay zeka”, “Endüstri 4.0”, “blockchain”, “paylaşım ekonomisi” gibi yeni kavramlar çıkıyor. Bazen bunları anlamakta, anlamlandırmakta zorlanıyoruz. Çoğu zaman da göz açıp kapatana kadar teknoloji ile ilgili bilgilerimizin ve becerilerimizin günün gerisinde kaldığını şaşkınlıkla fark ediyoruz. “Teknolojik Gelişmeler ve Hayatımız” çalışması, teknolojinin gerek işleyişini gerekse de ekonomik ve toplumsal sonuçlarını 50 soruda yanıtlamaya çalışıyor. Böylelikle meraklı okuyucuya insanlığın geldiği teknolojik aşamayı güncel ve canlı örneklerle aktarmayı amaçlıyor.
Nevzat KALAY Bu kitap, akademik sözcükler üzerine yoğunlaşan bilgilendirici, öğretici ve test edici kapsamlı bir kaynaktır.
Kitap sistematik bir şekilde bilgilendirici ve arkasından da öğrettiğini test edici yüzlerce cümleden oluşan bölümlere ayrılmıştır. Temel bölümler, kendi içerisinde aşamalı olarak alt bölümlere ayrılmış ve kolaydan zora doğru sistemli bir yol takip edilmiştir. Ülkemizde yapılan KPDS, UDS, LYS gibi dil sınavlarına ve TOEFL gibi uluslararası nitelikli İngilizce yeterlik sınavlarına hazırlayan temel bir kaynak olmasının yanı sıra akademik anlamda sözcük bilgisi eksikliğinden dolayı akademik metinleri takip edemeyen yüzlerce akademisyen için de bir başucu kitabı niteliğindedir. Kitap ayrıca İngilizce ile uğraşan okurlara ve dil öğretmenlerine de kaynaklık edecektir. Özellikle ülkemiz okurunun sözcük gereksinimleri ön planda tutularak hazırlanmış olması bakımından da oldukça önem taşımaktadır. Bu açıdan da büyük bir boşluğu dolduracağı kanısındayız.

Words from the Academic Word List
Word Famillies
Vocabulary


Vocabulary activities for learners of English
Vocabulary from intermediate to advanced level
Muhammet Şevki Aydın Bugün küreselleşmenin etkisiyle daha da hızlanan değişim, tarihin hiçbir döneminde benzeri görülmemiş büyük toplumsal altüst oluşlara neden olmakta ve hiç bir şey artık eskisi gibi olmamaktadır. Böylesine her şeyin alabora olduğu günümüz dünyasında ister istemez dinî hayat ve din eğitimi alanı da alabildiğine etkilenmektedir. Ancak, bütün bu değişimlere rağmen, hâlâ dünün kapalı toplumunun dindarını yetiştirmeye yönelik oluşturulmuş bilgi ve beceriler kullanılarak günümüz çoğulcu/açık toplumunun dindarı yetiştirilmeye çalışılmaktadır. Ama hem din eğitimine muhatap olanlar hem de din eğitim-öğretimiyle uğraşanlar, yapılan din eğitimi faaliyetlerinin başarısızlığını her fırsatta dile getirmektedirler. Bu başarısızlık, din eğitim-öğretimi alanında yeni paradigma ihtiyacını açıkça ortaya koymaktadır. İşte bu kitap, somut sorunlar üzerinden yeni bir din eğitimi paradigmasının temel özelliklerine işaret etmektedir. Bu kitabın, anne babalardan din görevlilerine, Kur'an kursu öğreticilerinden İlahiyat Fakültelerindeki öğretim üyelerine kadar din eğitim-öğretimiyle şöyle veya böyle ilgilenen herkesin, yaptığı bu işin problemleri üzerine düşünmesini, gerekli sorgulamaları yapmasını, kendi din eğitim-öğretimi anlayışını/felsefesini yeniden inşa etmesini kılavuzlaması ve bu alanda soğukkanlı, sorgulayıcı bilimsel tartışmaların önünü açmaya katkı sağlaması umulmaktadır.
Nilgün Köklü Bu kitap, sosyal bilimler alanında çalışan öğretim görevlileri ile bu alanların lisans ve lisansüstü öğrencilerine, istatistik konularında yardımcı olmak üzere hazırlanmıştır. Geniş bir literatür taraması ile bu alanda yararlı olabilecek ve yaygın olarak kullanılan kavram ve terimler saptanmış, bunların açıklamaları, İngilizce karşılıkları ile birlikte alfabetik sırada verilmiştir. Bazı kavramlar, varsa formülleri ve grafiklerine yer verilerek, daha anlaşılır hale getirilmiştir. İngilizce literatürü takip edenlere kolaylık sağlamak üzere, kitabın sonunda Türkçe karışlıkları ile birlikte İngilizce dizin konulmuştur. Kitabın alanında bir boşluğu dolduğu ve faydalı olacağı düşünülmektedir.
Zafar Iqbal Bu kitap adaletle; denge, uyum ve barışın yeniden tesis edilmesine yönelik bir toplumsal düzenin taslak planıyla ilgilidir. Tarihsel olarak bu soruyu aydınlatan iki düşünce okulu, dini okul ve seküler okul kitaptaki tartışmanın zemini oluşturmaktadır. Kitapta dini okulun ana çerçevesi İslam tarafından çizilirken, seküler okul bu konudaki entelektüel tartışmanın yönünü belirlemede en etkili olduğu düşünülen adaletle ilgili eski ve çağdaş seçilmiş görüşlerle temsil edilmektedir.
Yazar, Batılı ve İslamî perspektifleri türetmek için kullanılan sezgisel yöntemleri atlayıp meselenin temeline, yani bu gibi düşünce akışlarındaki siyasi, iktisadi ve sosyal organizasyon için ileri sürülen ilkelere odaklanmıştır. Bu çeşitli ilkeler eleştirel bir biçimde incelendikten sonra dini ve seküler görüşler arasındaki bir karşılaştırma, İslamî konumun objektif bir değerlendirmesi için zemin hazırlanır. Bu değerlendirme ile yazar adalet konusundaki rakip perspektiflerin artıları ve eksileri üzerine derinlemesine, nüfuz edici ve zaman zaman nefes kesen argümanlarının zirvesini teşkil eder.
Max M. Houck - Jay A. Siegel, Elsevier Adli Bilimlerin Temeli, adli bilimlerin farklı alanları ile ilgili güncel bilgileri ve gelişmeleri kapsayacak şekilde hazırlanmıştır. Kitap adli bilimlerin temelini oluşturan biyoloji, kimya ve fizik bilimleri öncülüğündeki temel disiplinlere genel bir bakış sağlar. Adli Bilimlerin Temeli, gerçek olgulardan yola çıkarak, adli bilim akademisyenlerinin nasıl öğrettiklerinden çok, adli bilimcilerin nasıl çalıştıklarına odaklanır. Transfer deliller aracılığı ile insanlar, yerler ve cisimler arasındaki ilişkileri ve ele geçirilen fiziksel delillerin adalet sistemindeki yeri gibi adli bilimler için önemli ilkeleri açıklamaktadır. Suç, yakın tarihin bir parçasıdır – deliller bu hikâyeyi anlatır. Günümüzde adli bilimlerde önde gelen iki uzman tarafından yazılan Adli Bilimlerin Temeli, alana gerçekten eşsiz ve heyecan veren bir bakış açısı ile yaklaşır.
ANA ÖZELLİKLER
• Alanda karşılaşılan delilleri ve anahtar kavramları gösteren 250'den fazla canlı, renkli resim
• Anahtar terimleri içeren basit ünite organizasyonu, internet kaynaklarını, adli bilimlerdeki tarihi olay ve kişileri, laboratuvar analizlerindeki pratik sorunları ve “Meraklıları İçin” başlıklarını vurgulayan çok sayıda özellik kutusu
• Kitabın adli bilim eğitmen ve öğrencileri için paha biçilmez bir kaynak olmasını sağlayan net bir yazım tarzı ve bölüm sonrası sorular
Zuhal GERÇEK Son zamanlarda televizyon programlarında yer alan polisiye dizilerin etkisiyle, halkın adli bilimlere olan ilgisi artmıştır. Bilim insanlarının yetiştirilmesinde önemli bir görev üstlenen akademisyenlerin bu ilgiyi, geçici bir yönelim olarak değil, bilimin temel ilkelerinin ve kritik düşünme tekniklerinin kavratılması için bir avantaj olarak ele almaları gerekmektedir.
Adli bilimler kanuni sistem için gerekli olan soruların yanıtlanması amacıyla, bilimin geniş yelpazesinin uygulanmasıdır. Adli terimi, mahkemeden önce anlamına gelen Latince forēnsis kelimesinden türetilmiştir. Günümüzde adli bilimler terimi 'kanuni' ya da 'mahkemelerle ilgili' anlamında kullanılmaktadır.
Adli kimya, bilim ve kanunun kesişim noktasıdır. Bilim ve yargı sitemi, doğrunun peşindedir. Tüm davalar mahkemeye taşınmamakla beraber eğer mahkeme kararı alınırsa, yargı için adli kimyacının vereceği bilgi çok önemlidir.
Dünya genelindeki akademik programlardaki artış, adli bilime olan ilginin global olarak hızla yükseldiğini göstermektedir. Günümüzde adli bilimler, biyoterörizmden patlayıcılara, dünyadaki önemli olayların aydınlatılmasında hayati rol oynamaktadır.
Yapılan araştırmaların ışığında kimya lisans derecesine sahip kişilerin adli kimya alanındaki işlerde tercih edildikleri görülmektedir.
Bu kitap, adli kimya alanında çalışan kimyacıların kullandıkları temel tekniklerin teorisini ve pratik uygulama örneklerini içermektedir.
Salih Yaşar ÖZDEN Adli Psikiyatri, adli tıbbın alt dalıdır. Akıl hastalığı, zekâ geriliği veya geçici olarak alkol ve uyuşturucu madde etkisinde olanlar, çocuklar, sağır ve dilsizler, alkol ve narkotik maddeleri kullananların kanuni ehliyetleri ve ceza sorumlulukları adli psikiyatrinin meşgul olduğu konulardır.
Bu kitabın, Türk Medeni Kanunu'nun kabulünün dördüncü yılında, Türk Ceza Kanunu'nun kabulünün yaklaşık onsekizinci ayında yazılması da, ayrı bir özelliğini oluşturmaktadır. Bize göre temel özelliği ise, hem psikiyatri hem de adli tıp akademisyeni tarafından yazılan ilk, ülkemizde yazılan ikinci kaynak ve başvuru kitabı olmasıdır. Böyle bir kitabı yazmak benim için meslek hayatımın en büyük şerefi olmuştur. Adli psikiyatri yakın bir gelecekte bağımsız uzmanlık dalı olacak ve tıpkı adli tıpta olduğu gibi, büyük bir gelişim geçirecektir.
Kitapta hastalıkların teşhis kriterlerinde kullanılan Amerikan Psikiyatri Birliğinin teşhis kriterlerideğişmiş 2013 yılında DSM-4 TR yerine DSM-5 çıkmıştır.Kitabımızda da psikiyatrik hastalıkların teşhiskriterlerinde DSM-5 teşhis kriterleri kullanılarak psikiyatrik hastalıkların teşhis kriterleri güncellenmiştir.
Bu kitap, bir başvuru kitabı ve kaynak eser olarak, konu ile ilgili psikiyatrlar, asistanlar, tıp öğrencileri, adli tıp uzman ve asistanlarıyla, konu ile ilgili hukukçuların yararlanmama sunulmuştur. Faydalı olabildiysek ne mutlu bize.
Mazlum Çöpür “Adli Psikiyatri ve Hukuk” kitabının içeriğinde, adli psikiyatri ile ilgili önemli konular bulunmaktadır. Adli psikiyatri alanı tüm dünya ülkelerinde ve ülkemizde yeni gelişen bir alan olduğu için hukuk ve psikiyatri alanlarını entegre eden kaynaklarla ilgili eksikler bulunmaktadır. Bu kitap psikiyatrist ve psikologlar için meslek hayatlarında sıklıkla karşılaştıkları adli psikiyatri konuları ile ilgili bir başvuru kitabı olarak hazırlanmıştır.
Adli psikiyatri alanındaki tüm konular; suç mağdurlarının haklarının korunması, sanıkların yaptıkları fiillerin doğru değerlendirilmesi toplumun güvenliği açısından büyük önem arz etmektedir. Yasa gereği psikiyatrist ve psikologlar bilirkişi olarak tayin edilebilmekte sanık ve mağdurlarla ilgili değerlendirmeleri yapmakla yükümlü kılınmaktadır.
“Adli Psikiyatri ve Hukuk” kitabı bilirkişi olarak atanacak psikiyatrist, psikolog, asistan ve adli tıp uzmanlarının başvurabileceği temel bilgileri içermektedir.
David Lester, Ekin Emiral Coşkun, Emek Yüce Zeyrek Rios, Emre Şenol Durak, HATİCE Demir Baş, Hilal Eyüpoğlu, Mehmet Şakiroğlu, Mithat Durak, Öznur Öncül, Sevgi Güney, T. ASLI Akdaş Mitrani, Tuğba Tunç Ergin Adli psikologlar, adli sistemde bilirkişiliğine başvurulan uzmanlardandır. Psikolojinin ve hukukun kesişme noktasındaki adli psikoloji psiko-yasal sorunların çözümünde bilimsel veri üretmeyi, verileri genelgeçer kurallara dönüştürmeyi, geliştirilen kuramlar çerçevesinde yasal sistemi bilgilendirmeyi ve yasal süreçlerin bireyin ve toplumun yaşamını koruyacak şekilde dizayn edilmesi için politika geliştiricilere destek sağlamayı amaçlar. Bu bağlamda adli psikologlar, uygulamada yasal mercilerle işbirliği çerçevesinde uzmanlık görüşünü sunma ile kendilerini sorumlu görürler.
Bu kitap, Üç kitaptan oluşan bir serinin ilki olan “Adli Psikoloji” kitabı; Adli Psikoloji, Suç ve Psikoloji, Suçlu Profili, Adli Psikolojide Etik kısımlarından oluşmaktadır. Adli psikolojinin bir bilim olarak tarihsel süreçteki yolculuğu, dünyada ve Türkiye'de adli psikoloji uygulamaları, adli psikolojinin diğer disiplinlerle ilişkisi, suç ve suç türleri, suç ve psikopatoloji arasındaki ilişki, suçlu profilleme, intihar bombacılarının suç profili, adli psikologlar için etik ilkeler ve adli psikologların görev ve sorumlulukları gibi pek çok konuda adli psikoloji alanına ilişkin farklı boyutlara dikkat çekilmiştir. Adli psikologlara, psikologlara, adli alanla ilgilenen uzmanlara ve uygulayıcılara rehber olacak şekilde konular zengin vaka örnekleri ve etkileşimsel olarak aktarılmıştır.
Dilek Çelik, Erol Yıldırım, Gül Alpar, Gülsen Erden, Işıl Çoklar, Mehmet Bayhan Üge, Nilay Pekel Uludağlı, Sevgi Güney Psikoloji bilimi geliştirmiş olduğu kuramların uygulama alanındaki yansımalarını, özellikle klinik ve uygulamalı psikoloji alanlarında gözlem, görüşme ve psikolojik değerlendirmeler ile ortaya koyar. Adli-psikolojik süreçlerde bu uygulama araçlarının daha da önemli olduğunu söylemek doğru olacaktır. Bu kitapta; adli psikoloji uygulamalarının psikolojinin diğer alanlarındaki uygulamalar ile benzer ve farklı yönleri ele alınmakta, adli psikolojideki gözlem, görüşme ve değerlendirmede boyutları detaylandırılmakta, adli psikoloğun sahip olması gereken asgari beceriler ve bu becerilerin geliştirilmesi için fırsatlar ile adli psikolojik değerlendirmenin zorlu yolları, değerlendirmeye özgü beceriler ve vaka örnekleriyle beraber açıklanmaktadır.
Bu kitap adli psikoloji alanında üç serilik kitapların ikincisidir. Adli süreçlerde suçlu, mağdur, mahkum ve diğer taraflara ilişkin “Adli Psikolojide Gözlem Görüşme ve Psikolojik Değerlendirme” kitabında “Adli Süreçlerde Gözlem ve Görüşme” ve “Adli Süreçlerde Psikolojik Değerlendirme” şeklinde ayrı ayrı incelenmiştir. Adli psikologlara, psikologlara, adli alanla ilgilenen uzmanlara ve uygulayıcılara rehber olacak şekilde konular zengin vaka örnekleri ve etkileşimsel olarak aktarılmıştır.
Aygül Nalbant, Birgül Haznederoğlu, Çiğdem Ünlü Çeber, Duygu Altın, Ebru Tezcan, Emre Şenol Durak, Fulya Giray Sözen, Gül Alpar, Gülsen Erden, İsmail Altan Tülü, Mehmet Bayhan Üge, Mithat Durak, Nilüfer Koçtürk, T. Aslı Akdaş Mitrani, Tuğba Görgülü, Zeynep Deniz Yöndem Genelgeçer doğruları olan hukuk, suçun soruşturulmasında ve kovuşturulmasında ve suçlunun yeniden topluma kazandırılmasında psikoloji biliminin ışığından yaralanmak zorundadır. Adli psikoloji, hukuk alanına bilgi sunma ve gerçeğin tespitinde hukuka yardım etme ve suçlunun topluma yeniden kazandırılması bağlamında hem bilimsel hem de uygulamalı çalışmalar yürütmektedir. Suçlu, mağdur, tanık, hükümlü ve yasal sistemdeki diğer taraflar adli psikolojinin ilgi alanındadır. Suçun soruşturulması, kovuşturulması, onanması ve çekilmesi süreçlerinde adli psikolojinin ne kadar büyük bir çalışma zenginliğine sahip olduğunu düşünmeden edemeyiz. Bu zenginlik psiko-yasal uzmanlığın da kendi içinde dinamikleri olduğunu hatırlatır niteliktedir.
Bu kitap serilerinden üçüncüsü olan “Adli Psikolojide Psikolojik Tedavi ve Rehabilitasyon” kitabında, yasal sistemle yolları kesişen yetişkin ve çocuklar birbirinden ayrı özellikler barındırdığı için “Adli Süreçlerdeki Yetişkinlerde Psikolojik Tedavi ve Rehabilitasyon”, “Adli Süreçlerdeki Çocuklarda Psikolojik Tedavi ve Rehabilitasyon” kısımlarında psikologlara, adli psikologlara, adli alanla ilgilenen uzmanlara ve uygulayıcılara rehber olacak şekilde konular zengin vaka örnekleri ve etkileşimsel olarak aktarılmıştır. Kitapta yetişkin ve çocuklarla psikolojik tedavi ve rehabilitasyon dışında ayrıca adli alanda görülen vakaların farklılığı üzerine düşünebilmemizi sağlamak için “Adli Psikolojide İlginç Vakalar” kısmı bulunmaktadır.
Marc J. Ackerman Adli Psikolojik Değerlendirmenin Temelleri adlı bu kitap, nöropsikolojik değerlendirme araçları da dâhil olmak üzere, adli psikolojik değerlendirmelerde psikologlar tarafından en sık kullanılan değerlendirme araçlarını güvenle uygulamak, puanlamak ve yorumlamak için ihtiyaç duyduğunuz tüm bilgi ve becerileri hızlı ve kolay anlaşılacak bir şekilde edinmenizi sağlayacak bir kaynaktır. Ayrıca, bu kaynak adli süreçlerde boşanma, çocukların velayeti, kişisel yaralanma, suça sürüklenen çocuklar, cinsel istismar, madde kötüye kullanımı ve risk değerlendirmesi konuları yanı sıra, rıza olmadan hastaneye yatış, cezai ehliyeti değerlendirme alanları üzerine bilgilerin yer aldığı bir rehber niteliğindedir.
Amerikan Psikologlar Derneği tarafından yayınlanan en yeni etik ilkeler ve standartlar da dâhil olmak üzere yeniden güncellenmiş şekli ile Türkçeye çevrilmiş olan bu kitap, hem adli süreçlerde görev alan psikologlar tarafından hem de psikoloji öğrencileri başvurulabilecek her zaman başvurulabilecek eşsiz bir Türkçe kaynaktır.
Aliye Mavili, Altay İltan Aktürk, Burak Doğangün, Cafer Fırat, Can Çalıcı, Cansu Abacı Yıldız, Cengiz Özbesler, Didem Yücel, Fulya Giray Sözen, Gül Alpar, Hakan Baydur, Hatice Nuhoğlu, Hüseyin Yıldız, İrem Akduman, İshak Aydemir, M. Burak Gönültaş, Meral Öztürk, Murat Yıldız, Neylan Ziyalar, Oğuzhan Zengin, Önder Beter, Özgür Altındağ, Sara Evli, Semra Saruç, Serap Daşbaş, Şeyda Yıldırım, Ural Nadir, Veda Bilican Gökkaya, Vehbi Ünal Adalet hizmeti gibi önemli bir gereksinimi yerine getirmeye/karşılamaya çalışan adalet mekanizması, muhteviyatı itibarı ile zor ve örseleyici süreçleri içermektedir. Bu nedenle bu hizmetin yerine getirilmesinin yanı sıra, aynı zamanda bu süreçte birtakım dezavantajlı durumları nedeni ile örselenen/incinen/savunmasız bireylerin güçlendirilmesi de bir o kadar önemli ve gereklidir. İşte burada bireyi merkeze alan ve güç koşullara karşı onu güçlendirmeyi amaç edinen Sosyal Hizmet, yaklaşımı ve müdahale disiplini ile belki de en önemli hizmetlerden birini yerine getirmektedir. Dünyada ve ülkemizde çocuk mahkemeleri ile gelişen ve her geçen gün önemini artıran adalet sisteminde sosyal hizmet, Adli Sosyal Hizmet, değişen ve evrilen ceza adalet anlayışı ile birlikte hizmet alanını da genişletmektedir. Bunlardan biri de çok çeşitli konularda (çocuk suçluluğu, boşanma davaları, evlat edinme, denetimli serbestlik, rehabilitasyon vs.) sosyal hizmet bakışını içeren bilirkişiliğe başvurulmasıdır. Bu kitabın çıkış noktası, Adli Sosyal Hizmet alanına bir nebze de olsa dikkati çekebilmektir. Ele aldığı konular, hem temel hem de güncel gereksinimler bazlıdır. Yani sadece adalet mekanizması süreci içerisinde sosyal hizmet yaklaşımını ele almamakta, aynı zamanda adli sürece doğru yönelen potansiyellere de değinmektedir. Ayrıca adli makamlara yardımcı roller üstlenebilecek psikoloji, çocuk gelişimi, hukuk, adli bilimler ve psikolojik danışmanlık ve rehberlik gibi disiplinlerin formasyonlarına adli süreçler ve yaklaşımlar konularında katkı sağlaması beklenmektedir.
“… Adli sosyal hizmet uzmanı; faili, hükümlüyü, suça sürüklenen çocuğu, mağduru, risk altındaki kişiyi adli makamlara en etkin şekilde (çevresi içinde birey anlayışı, bireyin özerkliği, içinde bulunduğu dezavantajlı durumların ortaya konması vs.) anlatan ve durumlarına göre en uygun tedbir ve yaklaşımı öneren rolü ile “bilirkişi”; aracı, ara bulucu, bilgilendirici, rehberlik edici, köprü kurucu, takip edici rolü ile adli mekanizmanın soğukluğuna karşı bireyi “güçlendirici”; risk altındaki kişi ve çocukların bir suçun faili ya da mağduru olmalarını engelleyecek tedbirlerin alınması ve uygulanmasında ise “önleyici” rol ve görevlere sahiptir diyebiliriz…”
Salim Razı Advanced Reading and Writing Skills in ELT: APA Style Handbook aims to offer two syllabi for Advanced Reading and Writing Skills Course in two semesters. Thus, this book mainly provides information on academic writing skills in English Language Teaching in relation with APA style. Following the introduction into academic writing, it introduces how to connect ideas with reference to unity and coherence and how to refer to other sources by employing in-text citations rules appropriately. Related information on reviewing literature, parts of an academic paper, headings, writing a list of references, and presenting tables and figures is also provided. Moreover, to familiarize readers with academic style of writing, it also presents information on the notion of reading process, reading strategies, models of reading, assessing reading, and background knowledge and nativization. In this respect, reading researchers may also benefit from this text.
Apart from undergraduate ELT students and lecturers of Advanced Reading and Writing Skills Course, postgraduate students and researchers will discover that Advanced Reading and Writing Skills in ELT: APA Style Handbook helps them in writing their assignments, theses, and manuscripts by providing examples on APA rules. Although APA Publication Manual lists rules on academic writing, many post graduate students, even experienced researchers, may experience difficulty in applying these rules in their studies. Therefore, the text provides samples on a variety of topics in relation with academic writing in ELT.
Nevzat Kalay İletişim ve ulaşım teknolojilerinin insanları hem mekânsal hem de kültürel olarak birbirine yaklaştırdığı günümüzde ortak bir iletişim platformu eğiliminde olan İngiliz dilinde iletişim kurabilmek önemli bir bireysel beceri hâline gelmiştir. Bilim ve teknolojiyi yakalayarak ve üreterek refah düzeyine ulaşmaya çalışan ülkemizde bu beceri daha da önemli hâle gelmektedir.
Bir dilden başka bir dile çeviri yapmak zaman zaman zor olabilmektedir. Ancak doğru rehber ve yönlendirme ile bu süreç daha kolay ve anlaşılır hâle gelebilir.
İnsanların düşüncelerini İngilizce olarak yazılı ve sözlü bir şekilde ifade edebilmesini ya da İngilizce olarak yazılanları ve konuşulanları Türkçeye çevirebilmesini kolaylaştırmaya yönelik olarak hazırlanan bu kitap, konuya ilgi duyan herkese faydalı olacaktır.
A. Murat Köseoğlu Afetler dünyada her yıl binlerce insan hayatının sonlanmasına, ciddi şekilde yaralanmalarına ve önemli oranlarda ekonomik hasarlara yol açmaktadır. İnsanoğlu elindeki teknolojik gelişmelere rağmen afetler konusunda hala çaresiz ve zor durumlarda kalabilmektedir. Bu nedenle afetler önemli oranda fiziki ve psikolojik zararlara yol açmaya devam etmektedir. Afetlerin kayıpsız veya en az seviyede kayıpla atlatılması için afete hazırlık, afet yönetimi ve afete müdahale çok büyük önem taşımaktadır. Afetler ister doğal isterse insan kaynaklı olsun, ulusal veya uluslararası yardım faaliyetlerinin hedefi felaketler yüzünden oluşan acıları dindirmek, kayıpları azaltmak ve her felaketzedeye insani değerlere uygun bir yaşam düzeyi sağlamaktır.
Bu kitabın öncelikle afet yönetimi ve insani yardıma ilgi duyan her kesimden okuyucunun, kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarında çalışan planlamacı, uygulayıcı ve yöneticilerin, bu alanlarda topluma yardımcı olmak isteyen gönüllülerin ve söz konusu alanlara ilgi duyan araştırmacı ile öğrencilerin başvuru kaynağı olarak ilgisini çekeceği değerlendirilmektedir. Ayrıca jeolojik yapısı, topografyası ve iklim özellikleri nedeniyle doğal afetlerle, siyasi coğrafyası nedeniyle de uluslararası siyasi krizlerle sık sık karşılaşan ülkemizin afet yönetimi ve insani yardım faaliyetleri gelişimine katkıda bulunacağını düşünülmektedir.
Ramazan KAZAN Her şeyden önce ahde vefâ, toplumun sulh ve selâmet içinde yaşamasının evrensel değerlerinden biridir. Hatta dünya barışının devamını birinci derecede ilgilendiren, en önemli esaslardandır. Zira toplum açısından bakıldığında çıkan bunalım ve sürtüşmelerin pek çoğunun temelinde ahde vefâsızlık yatmaktadır. Bu nedenle sebepsiz yere antlaşmalara uymamak veya antlaşmaları bozmak açık bir ihanet kabul edilmektedir.
Şüphesiz ki, hem Allah Teâlâ hem de Hz. Peygamber ahde vefâlı olmayı istemiş ve teşviklerde bulunmuşlardır. Birçok ayette ahde vefâlı olmanın peygamberlerin ve müminlerin vasfı, İslâm kimliğinin en önemli unsurlarından olduğu vurgulanmaktadır.
Allah (cc) vefâsızlığı yasaklarken bu vasfı üzerinde bulunduranları nasipsizlik, fesatlık, bozgunculuk ve döneklikle nitelemiş, gadrin/vefâsızlığın çirkinliğine dikkat çekmiştir.
Hz. Peygamber de çocuklara dahi verilen sözlerin tutulmasını istemiştir. Vefâsız için kıyamette bayrak dikileceğini ifade eden hadislerden hareketle vatana, millete ve devlete karşı görev ve sorumluluklarını yerine getirmeyenlerin teşhiri/ilanının sosyal-psikoloji açısından caydırıcı bir tedbir olacağını söyleyebiliriz.
Hümeyra Özturan Ahlâk felsefesine dair kaleme alınmış eserleri yedi temel mesele üzerinden okuma girişimi olan bu çalışma, ahlâk felsefesini Problematik olarak gözler önüne sermeyi amaçlamaktadır. Problemleri ana hatlarıyla anlaşılır biçimde ortaya koymayı amaçlayan giriş yazılarının peşinden, konuya ilişkin farklı filozofların can alıcı pasajları seçilmiş ve tercüme edilmiştir. Çalışmada, Antik Yunan filozoflarından Batılı Ortaçağ düşünürlerine, İslâm filozoflarından çağdaş filozoflara kadar çok farklı düşünürlerin eserlerinden seçme metinler yer aldığı için; Aristotelesin, David Humeun, İbn Miskeveyhin ve hatta İbn Arabînin aynı probleme dair yazdıklarını beraberce okuyabilme imkânı sunulmuş olmaktadır. Dönemleri değil ahlâk felsefesi problemlerini esas alan ve felsefe tarihini bir bütün olarak bu problemler ışığında süzen bu kaynak, okuyucuları sadece bilgilendirmeyi değil, aynı zamanda ahlâk felsefesi problemleri üzerinde düşündürmeyi hedeflemektedir.
Ahmet Ayhan Çitil, Burhanettin Tatar, Kasim Küçükalp, Özkan Gözel, Selami Varlık, Lütfi Sunar, Ömer Türker, Cafer Sadık Yaran Bu kitap başkalığın dışlanmış ötekiliğe dönüşme biçimlerini ele almak ve bunu ahlâk düşüncesi içinde tartışmak üzere hazırlanmıştır. Zira başkasının varlığı ile ahlâki bir ilişki kurulmazsa ötekinin yabancılığı ortaya çıkmaktadır.
Günümüzde kürenin her tarafında başkalıklardan kaynaklanan sorunlar gün-demi meşgul ediyor. Yabancı düşmanlığı, etnosantirzm, ırkçılık, dini fanatizm, İslamofobi ve milliyetçilik çağımızın yükselen tehditleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Ulus devletler bir taraftan içine düştükleri meşruiyet krizlerini aşmak üze-re abartılmış güvenlik söylemleri ile kimlik pekiştirici siyasetlere başvururken
öte yandan yüzleşilen sosyo-kültürel krizler de kitleleri ötekileştirici dile doğru itiyor. Artan küresel çatışmalar ve neticesinde ortaya çıkan göç dalgaları başkası ile travmatik karşılaşmaları gündeme getiriyor. Bu bağlamda ahlâk ve başkasına yeni bir bakışa ihtiyaç duyuluyor. Eğer insani yaşamın temeline, özünde bir ahlâk fikri barındıran başkasının varlığı alınırsa, ötekileştirmeksizin bir tanıma gerçek-leşebilir ve bu tanıma bir ahlâki yükümlülüğü meydana çıkarabilir.
Kitapta bu perspektif çerçevesinde konuyu modern felsefede ve İslam düşünce-sinde başkası/öteki ile ilgili kavram ve tartışmaları ele alan yazılar yer almakta-
dır. Böylece genel ve karşılaştırmalı bir perspektifin yanı sıra, yeni bir yaklaşımın oluşturulması da hedeflenmektedir.
Katkıda Bulunanlar
Ahmet Ayhan Çitil • Burhanettin Tatar • Cafer Sadık Yaran • Kasım Küçükalp Lütfi Sunar • Ömer Türker • Özkan Gözel • Selami Varlık
Ömer Türker Klasik dünyada üretilmiş insan tasavvurlarının modern dönemdeki dönüşümünün en önemli sonuçlarından biri, insanın kendisine ilişkin beklenti ve umutlarını değiştirmesidir. Bu durum pek çok alanda olduğu gibi ahlâk alanında hem soru hiyerarşisini etkilemiş hem de yeni bir takım soruların sorulmasını gerektirmiştir. Bu bağlamda bilhassa son yarım yüzyılda insanın ahlâklı olmasının gerekçesi sorgulanır hâle gelmiş ve bir kısım akımlar, ahlâkı tamamen vicdanî bir durum olarak değerlendirmeye başlamıştır.
Ahlâk tamamıyla bireyin vicdanıyla alakalı bir olgu olarak anlaşıldığı sürece bireyler arasındaki ilişki veya ahlâkın dışa bakan yönü, ahlâktan ziyade siyasetin bir sorunu olarak ele alınmak durumundadır. Bu takdirde ahlâksızlık kapsamında değerlendirilecek durumlar, hukukun alanına girdiği sürece bir müeyyideden bahsedilebilir. Fakat bu sonuç, esas itibariyle belirli bir insan ve toplum tasavvurunun uzantısı veya kaçınılmaz neticesi olduğundan farklı insan ve toplum tasavvurları açısından ele alınmayı gerektirir. Elinizdeki kitapta ahlâk ve müeyyide ilişkisini sorgulamak amacıyla 2015 yılı içerisinde İslam Ahlâk Düşüncesi Projesi içerisinde gerçekleştirilen “Ahlâkî Müeyyide Üzerine Konuşmalar” serisinde yapılan konferansların metinlerini bulacaksınız.
Tahsin GÖRGÜN, İhsan FAZLIOĞLU, Hakan POYRAZ, Cafer Sadık YARAN, Zeynep DİREK, Hümeyra ÖZTURAN, Ömer TÜRKER, Ahmet Ayhan ÇİTİL Günlük hayattaki bir çok eylemimizde ahlâkî karar verme anlarıyla karşı karşıya kalırız. Böyle durumlar ahlâkı insan açısından kolaylıkla anlaşılır ve konuşulabilir hâle getirir. Bunun daha ötesinde yapılacak olan şey, ahlâkî eylemin altında yatan anlamın ve ilkenin araştırılmasıdır. Sözkonusu eylem ise ancak ahlâkı, felsefî olarak soruşturan bir çabanın sonucunda ortaya çıkabilir.
Ahlâkî tercihlerin kaynağını oluşturan ilkeleri, iyinin doğasını, değerlerin anlamını sorgulamak ise ahlâkın temeline dair yapılacak bir felsefî soruşturmayı zorunlu kılar. İLEM (İlmi Etüdler Derneği) ve İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği bünyesindeki “İslam Ahlâk Düşüncesi Projesi” içerisinde gerçekleştirilen “Ahlâkın Temeli Üzerine Konuşmalar” dizisi de böyle bir amaca yönelik olarak ortaya çıktı. Bu kitapta “Ahlâkın temeli nedir?” sorusuna cevap aramak amacıyla Eylül 2013- Mayıs 2014 içerisinde gerçekleştirilen konuşmaların ürünlerini bulacaksınız.
Mustafa Şengün İnsanlar, ahlaki düşünce ve yargıları toplumsallaşma süreci içinde kazanırlar. Bilim ve teknolojideki gelişmelerin yanı sıra, kitle iletişiminin daha etkin ve yaygın hâle gelmesi hem insanları ve toplumları değiştiriyor hem de çözülmesi gereken yeni ahlaki sorunlar ortaya çıkarıyor. Bu nedenle, zaman içinde insanların ahlaki düşünce ve yargıları da değişiyor. Değişimi takip edebilmek, ortaya çıkan yeni sorunları çözebilmek ve yeni toplumsal şartlara uyum sağlayabilmek, ahlak alanındaki araştırmaların devamlılığını gerektirmektedir. Dolayısıyla bu kitapta, ahlaki düşünce ve yargı gelişim süreci ve bu süreci etkileyen faktörler incelenmiştir. “Ahlaki Düşünce ve Yargı” adlı eser, içeriğinde yer alan etik, ahlak eğitimi ve değerler eğitimi konuları itibariyle ortaöğretim ve üniversite öğrencilerine, araştırmacılara, akademisyenlere, öğretmenlere ve ahlak eğitimi ile ilgilenen herkese hitap etmektedir.
Thomas J. Sergiovanni - Wiley Yeni liderlik, daha fazla liderlik olmadan okulları geliştirmede bir anahtardır.

Birçok insan liderliğin okulları geliştirmede önemli bir unsur olduğunu kabul eder, ancak şu an yürürlükte olan liderlik uygulamalarından çok az insan memnundur. Bu kitapta, Thomas J. Sergiovanni, amaçları, değerleri ve inançları çerçevesinde ahlâk boyutunu merkezine almış; okulu bir örgüt, bir topluluğa dönüştürebilen, sadakat ve bağlılık türlerini benimseyebilen ve okullarımızın daha iyi bir hâle gelmesine hizmet edebilen yeni liderlik uygulamasının nasıl oluşacağını göstermektedir.
"Ahlaki liderlik, ne olması konusunda bir vizyon ortaya koyar, anlam yüklüdür ve okuyucu daha fazla fikir edinmek için bazı bölümleri yeniden değerlendirmek
isteyebilir. "
--- Bir Eğitim Lideri
"Deneyimli yöneticiye çok şey sunan harika bir kitap ve yönetim derslerine giriş için okunması gerekenler listesinde olmalıdır."
----Ortaokul Müdürleri Ulusal Derneği Bülteni
"Bu kitap, kısa süreli (gündelik) şeyler ya da planlar olmaksızın gerçekten okul gelişimi ile ilgilenen birinin ilgisine layıktır. Ahlâki liderlik geniş bir topluluğa ulaşmalıdır."
---Bir Okul Yöneticisi
“Günümüzdeki en önemli iki mesele olan 'liderlik ve eğitim' üzerinde duran bir kitap. Derin bir anlayış, durum çalışmaları ve kavramsal bir parça ile zenginleştirilmiş. Ahlâki liderlik, etkileyici kitaplarından biri olabilir.”
---Warren Bennis, tanınmış iş yönetimi profesörü (Güney Kaliforniya Üniversitesi), Bir Lider Olabilmek Üzerine (On Becoming a Leader) ve Neden Liderler Liderlik Yapamazlar (Why Leaders Can't Lead) adlı kitapların yazarı.
"Ahlaki liderlik, bizlerin kalp değerlerini -duygu, önsezi, toplum bağı ve ahlâki otorite- ve şimdilerde sadece yönetim düşüncesine hâkim olan mantıksal değerleri hesaba katmamız gerektiğini tartışmaktadır. Okul müdürleri ve bölge üyelerinden denetmenlere kadar tüm okul liderleri, Dr. Sergiovanni' nin tezini, minimum bir çabayla elde edilen gözle görünür ve uzun süre kalıcı gelişimlere öncülük yapan 'yüksek etki noktası' stratejileri için kışkırtıcı bir davet olarak göreceklerdir.”
---Samuel G. Sava, Uzman Yönetici, İlkokul Müdürleri Ulusal Derneği


THOMAS J. SERGIOVANNI, San Antonio, Teksas'taki Lillian Radford'da bulunan Trinity Üniversitesinde Eğitim Profesörü olarak görev yapmıştır. Eğitim Yöneticiliği Merkezi adlı bilim kurumunun üyeliğini ve Trinity Okul Yöneticileri Merkezinin yöneticiliğini yapmıştır.
Mustafa Şengün Günümüz küresel dünyasının bilim ve teknoloji alanlarında yaşanan hızlı gelişmeler, internet ve kitle iletişim araçlarının yaygın hâle gelmesi beraberinde ahlaki değerleri ve bireylerin sahip olduğu ahlaki nitelikleri de değiştirmektedir. Ayrıca, bilimsel ve teknolojik ilerlemelerin beraberinde getirdiği nükleer silah, ekolojik bozulma, genetik kopyalama, internet suçları, küresel savaş tehdidi gibi riskler, toplumların barış, huzur ve güvenliğini tehdit etmektedir. Ahlak ise, toplumdaki bireylerin barış, güven, huzur ve mutluluk içinde yaşamalarına yardımcı olmaktadır. Bu durum, ahlak konusunda araştırmalar yapmayı önemli ve bu alanda yapılan araştırmaların sürekliliğini gerekli kılmaktadır. Dolayısıyla elinizdeki bu kitapta, ahlaki olgunluk konusu teorik ve uygulamalı olarak incelenmiştir. “Ahlaki Olgunluk” adlı eser, içeriğinde yer alan etik, ahlak eğitimi ve değerler eğitimi konuları itibariyle ortaöğretim ve üniversite öğrencilerine, araştırmacılara, akademisyenlere, öğretmenlere ve ahlak eğitimi ile ilgilenen herkese hitap etmektedir.
2017 yılında, yurt dışında Lap Lambert Academic Publishing tarafından “Ahlaki Olgunluk” ismiyle yayınlanan bu kitap, ders kitabı formatında düzenlenerek elinizdeki hâliyle yurt içinde Nobel Akademik Yayıncılık tarafından yayınlanmıştır.
İbrahim Demirci Ahmet Hâşim’in Nesirleri
İBRAHİM DEMİRCİ

Türk Şiirinin büyük şairlerinden Ahmet Hâşim hakkında en kapsamlı kitaplardan birini sunuyoruz: Ahmet Hâşim'in Nesirleri. O Belde'nin, Merdiven'in, Karanfil'in, Piyale'nin, Bülbül'ün, Bahçe'nin, Süvari'nin güçlü, ince ve yabanıl şairi Ahmet Hâşim, nesirleriyle de dilimizi ve edebiyatımızı zenginleştirmiştir. Çeşitli gazete ve dergilerde yayımladığı ve ancak üçte birini kitaplaştırdığı fıkra, söyleşi ve gezi yazılarının hemen hepsine “deneme” derinliği ve lezzeti katmış olan Ahmet Hâşim, kişiliğini ve mizacını edebi akımların ve siyasi ideolojilerin oyuncağı olmaktan sakınmış; dünyaya özgür, meraklı, zaman zaman çocuksu ve muzip gözlerle bakabilmiş; bütün insanlığın kültür birikiminden olabildiğince yararlanmış; estetiği gözeten bir yaklaşımla derinlikli metinler üretmiştir. İbrahim Demirci bir kuyumcu titizliğiyle bu çalışmada onun kitaplaşan ve kitaplaşmamış bütün nesirlerini ele almış; hem içerik, hem biçim bakımından değerlendirmiştir. Hâşim'in nesirleri bağlamında temel kaynak niteliğindeki bu çalışma, böylesi çalışmaları çoktan haketmiş Hâşim'e bir övgü değil, bir ödevdir.
“Fakat doğru düşünmüş olmak için neden filân veya falan gibi düşünmek elzem olmalı?” “Beni anlamanız için bir ruhunuz olmalıydı ve o ruh, hemşehrimiz Loti'nin ruhu gibi şifâ bulmayacak tarzda zehirlenmiş olmalıydı.” “Cami ve insan, cübbe ve sarık, mangal ve nargile şark denilen şey değildir; şark bunları görüp duymakta ve görürken benimsemektedir. / Edebiyat, hayatın havasında ve sinirlerin ağlarındadır. Ressamlarımız atölyelerinin terebentin kokan havasından çıkmağa râzı oldukları gün bunu bileceklerdir.” “Bütün mabetler içinde güneşten ilk ziya alan camidir. Bakır oklu minareler, güneşi en evvel görmek için havalarda yükselir.” “Hiçbir çehre hayâlde göründüğü kadar hakikatte güzel değildir.” “İstanbul'da hayatında ancak bir iki defa, o da haberi olmaksızın, kolunu siyasî bir mevzuun elektrik tellerine çarpmış bir şaire mukabil, Ankara'da bal çanağına düşen arılar gibi kanatlarını artık kullanmaktan âciz, ayaklarıyla tıpış tıpış yürüyen nice şair var.” “Hiçbir san'atkâr eserini yaratmadan evvel, ondan başkalarına bahsetmek istemez. Zira sırrı fâş olmuş bir eser, doğmadan ölmeğe mahkûmdur.” “Her devirde başka türlü tarif edilen sanatın son tariflerinden biri de şudur: 'Hakiki hayatın bizden esirgediği tahassüsatı telâfi etmek vasıtası.'” “Almanya pembe ve büyük bir elmadır. Fakat içi kurtludur.” “Seviliyor muyum, sevilmiyor muyum, diye mütemâdiyen endişe içinde olan bir millet beğenilmekten ümidini kesmiş olan bir millettir.”
Mehmet Zeki AYDIN Sevgili Öğretmenler;
Değer Sandığı Okulda Değerler Eğitimi Materyalleri adını verdiğimiz seri çalışmamız, öğrencilerinize değerleri zevkle ve ilgiyle öğretebileceğiniz çeşitli uygulamalara sahiptir.
Bu set, eğitimcilerimize ilgi ve yeteneklerine göre etkinlik seçme imkânı sağlamaktadır. Ayrıca sette, eğitimcilerimizin, öğrencilerine fotokobi vererek uygulayabileceği birçok etkinlik yer almaktadır. Bu etkinlikleri; Drama, Yaşayarak Öğrenme, Klüp Etkinlikleri, Öykü, Kavram Açıklaması, Beyin Fırtınası, Röportaj Yapma, Gezi Gözlem, Materyal Üretme, Meslekler ve Değerler, Yaratıcı Yazma Etkinlikleri, Metafor, İstasyon, Jigsaw, Bilmece Bulmaca, Fıkra, Film Tavsiye / Yorumlama, Eğitsel Oyun, Örnek Olay, Şarkı, Şiir, Poster / Afiş, Proje Hazırlama, Resim Yorumlama, Karagöz ve Hacivat, Geleneklerimizde Değerlerimiz, Tekerleme, Mânilerde Atasözü ve Deyimlerde Değerler, Kitap Tavsiyeleri, Mevlana'dan, Nükte ve Örnek Kişilik olarak sıralayabiliriz.
Bu seri çalışma ile farkında olduğumuz ya da farkına varmadan uyguladığımız değer kalıplarını öğrencilerinize, size sunduğumuz materyal ve yöntemlerle öğrettiğinizde, onların farkındalıklarını arttıracak problem çözebilen, alternatif öneriler sunabilen, erdemli bireyler hâline gelmelerine yardımcı olacaksınız.
Çalışmamızda, öğrencilerin değer bilincini test etmelerine yardımcı olacak Ölçme Değerlendirme testleri yer almakta ayrıca eğitimde önemli bir payı olan ailelerin, eğitimin içine çekilmesini böylece öğrencilerin öğrendiği bilgileri evde de uygulayabilmesini amaçlayan Veli Mektubu ve Aile Katılımı bölümleri de bulunmaktadır.
Esra Cizmeci Hemen her toplumda bireyin sosyal ve psikolojik yaşamı üzerinde en büyük etkiye sahip olan kurum, ailedir. Aile kurumu geçmişten bugüne, gerek dünyada gerekse de Türkiye'de oluşan dönemsel koşullara paralel değişimler geçirmiştir ve geçirmeye de devam etmektedir. Bireyin neredeyse tüm serbest zamanını kuşatan medya teknolojileri, aile serbest zamanlarında da kendine önemli bir yer edinerek hem evleri hem de aile bireylerinin birbirleriyle olan iletişimlerini önemli ölçüde biçimlendirmektedir. Bugünün oturma odası, aile üyelerinin hep birlikte oturduğu ancak kiminin televizyondaki diziler içerisinde kaybolduğu, kiminin akıllı telefonu ile dış dünyaya bağlandığı, kiminin ise bilgisayarı aracılığı ile yapılması gereken işlerini yerine getirdiği bir ortama sahne olmaktadır.
Gerek eşler arasındaki gerekse de ebeveynler ile çocukları arasındaki ilişkiler de bu durumdan doğal olarak etkilenmekte; sonuç olarak modernleşmeden itibaren sosyal ve psikolojik anlamda ayakta kalma mücadelesi veren her bireyin, bu konuda en büyük desteği alabileceği aile kurumu zarar görmektedir. Günümüzde neredeyse tüm dünyada görülen bu sorun ile ilgili geniş kapsamlı bir eleştirel literatüre yer verilen bu kitapta, aynı zamanda ev içi aile serbest zamanlarında medya kullanımı ile ilgili Türkiye’den ailelerle yapılan ve konu ile ilgili birçok çarpıcı detaya dikkat çeken görüşmeler yer almaktadır.
İbrahim Dönmezer 1945 yılında Antakya’da doğan İbrahim Dönmezer, 1971 yılında Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Okul Psikoloğu ve Rehberlik Bölümünden mezun olmuştur. Aynı fakültede 1973 yılında Gelişim Psikolojisinde Yüksek Lisans yapmıştır. Altı yıl süreyle Balıkesir Necati Eğitim Enstitüsünde Meslek dersleri öğretmeni olarak görev yapan Dönmezer 1985 yılında Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Gelişim Psikolojisi Anabilim Dalında Doktor, 1992 yılında Eğitim Psikolojisi Dalında Doçent, 1999 yılında da Profesör ünvaı almıştır. 2000-2005 yıllarında aynı üniversitede Eğitim Fakültesinin kurucu dekanlığını yapan İbrahim Dönmezer halen aynı fakültede öğretim üyeliği görevini sürdürmektedir.
Güney Nair Genel olarak failleri ve mağdurları gençler olan şiddet eylemleri; hem olayların içinde yer alan gençleri hem de onların ailelerini, akrabalarını, öğretmenlerini, akranlarını kapsayan geniş bir kitleyi doğrudan etkilemekte, travmalara neden olmakta, toplumlarda ağır sosyo-ekonomik maliyetler yaratmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization)'ne göre gençlik şiddeti, en çok göze çarpan şiddet türlerinden birisidir.
Gençlerin aile, okul ve sosyal çevre üçgeninde oluşturdukları ilişkiler ve bu ilişkilerin seyri, ortaya çıkacak davranış kalıplarının da habercisidir. Gençlik döneminin en az sorunla atlatılması, sağlıklı yetişkinliğe olanak sağlayacaktır.
Elinizdeki çalışma, toplumların en önemli sosyal sorunları arasında yer alan gençlik şiddeti konusuna ışık tutarken, gençlere, anne-babalarına, öğretmenlerine, kendilerini ve sosyal ilişkilerini akademik boyutta anlama ve yorumlama olanağı sunmayı amaçlamaktadır.
Çağlar Özbek, Ferhat Değer, Gülçin Karadeniz, Güncel Önkal, H. Nermin Çelen, Halime Ünal Reşitoğlu, Mehmet Bozok, Nesteren Gazioğlu, Nihan Bozok, Nurgün Oktik, Nurşen Adak, Özgür Sarı, Petek Akman Özdemir, Serap Özen, Uğur Can Köşk, Zeynep Ekşi Aile, sevgi, saygı, şefkat, nezaket gibi olumlu; gerilim ve çatışma üretmesi, baskıcı yapısı, nefret ve şiddeti barındırabilmesi nedeniyle de olumsuz tüm özelliklerimizi içinde barındırır. Aile, hem birey hem de toplum bakımından vazgeçilmez öneme sahip evrensel bir olgudur. Bir toplumun yakından tanınmasında aile ilişkilerinin bilinmesi özel bir önem taşımaktadır. Bu kitap,sosyolojik, felsefi ve psikolojik olarak aileyi anlamaya yönelik çabayı bulacaksınız. Türkiye’de aile yapısı ve sorunları ne boyuttadır? Aile toplumsal cinsiyet eşitsizliğin yaratıldığı bir yer midir yoksa kadın ve erkekler uyum içinde mi bu birlikteliği sürdürmektedir? Düğün iki bireyin birlikteliğinin sembolü ve kutsanması iken nasıl olur da büyük bir tüketim endüstrisine dönüşebilir? Aşk için evlenenler niçin boşanır? Sosyal medyanın yaygınlaşması ile aldatan insanların artık aynı mekânı paylaşmalarına gerek kalmaz iken bu yeni aldatma biçimleri aile yapısını ve ilişkilerini nasıl etkilemektedir? Ebeveynler için çocuğun anlam ve değeri nedir? İş yaşamında aile üyelerinin yaşadığı sorunlar aile yaşantısını nasıl etkilemektedir? Aile üyelerinin yaşadığı evdeki sorunlar iş gücü pazarına nasıl yansımaktadır? Aile yapısı, üyelerinin sağlığını nasıl etkiler? Kamusal politikalar yetersiz kaldığında aile, sağlık sorunlarını çözmek için ne gibi stratejiler geliştirir? Koruyucu aile gibi biyolojik bağın dışındaki bağlarla oluşan aileler, aile yapısındaki dönüşümünün bir göstergesi midir? Heteroseksüel aile yapısı dışında bir hayat var mıdır? Eşcinsel birliktelikler, evlenmeden beraber yaşama, tek ebeveynli aileler baskın aile yapısının zayıfladığının bir göstergesi midir yoksa çoğulculuğa doğru dönüşüme mi işaret etmektedir?
Ailenin varlığını sorgulamak yerine ailenin birey için ve toplum için önemine yoğunlaşmak düşüncesinden yola çıkan bu kitap çalışması, disiplinler arası ortak bir çaba ve çok yönlü bakış açısının zorunluluğunun sonucudur. Bu kitabın içeriğinin ülkemizdeki aile yapısı ve sorunlarını anlayabilmek açısından yararlı olacağını ümit ediyoruz.
Nail GÜNEY, Talat AYTAN Dil bilgisi, dilin mantık ve anlam dünyasını kurallar yoluyla öğreten bilim dalıdır. Ana dilinin inceliklerini, düşünce ve duygu evrenini, toplumun değerlerini öğretir. Öğrenme alanları arasındaki bütünlüğü ve işleyişi sağlar. Bu hedeflere ulaşılabilmesi, dil bilgisi öğretiminin yetkinliğine bağlıdır. Dil bilgisi öğretimi, çocuğun doğru olarak kullandığı ana dili kurallarına ad verme ve onları tanımlama süreci olarak düşünülebilir. O halde dil bilgisi öğretimi, çocuğun dünyası göz önünde tutularak yapılmalıdır. Aktif öğrenme bu konuda önemli bir yardımcıdır.
Bu kitapta, ilköğretim ikinci kademe müfredatında yer alan isim, sıfat, fiil, zarf, isim-fiil, sıfat-fîil ve zarf-fiil konuları aktif öğrenme yöntemiyle ele alınmıştır. Önerilen yöntem, bütün dil bilgisi konularının öğretiminde uygulanabilir. Bu şekilde gerçekleştirilen dil bilgisi öğretimi, ezberin ötesinde daha kalıcı ve eğlenceli olacaktır. Kitabın fakültelerin Türkçe öğretmenliği bölümü öğrencileri ile Türkçe öğretmenlerine faydalı olacağını ümit ediyor
Necla Mora Yabancı düşmanlığı, kendinden olmayan, dili, dini, kültürü ve bazen de görüntüsü ile farklı olana gösterilen düşmanlıktır. Yabancı düşmanı, ait olduğu grubun daha iyi, daha üstün olduğunu göstermek için diğer grubu aşağılayarak, dışlayarak, biz ve onlar ayrımını yapar. Bu durum, özellikle biz grubunun kendini zayıf hissettiği dönemlerde artar.
Alman kültüründe düşman imgesi dönemsel olarak farklılık göstermiştir. I. Dünya Şavaşı sonrası yaşanan ekonomik bunalımla Yahudileri hedef almış ve II. Dünya Şavaşı sonuna kadar altı milyon Yahudi Naziler tarafından yok edilmişlerdir. 1970'li yıllarda başlayan ekonomik bunalım Federal Almanya'da yeniden yabancı düşmanlığının ortaya çıkmasına neden olmuş ve bu düşmanlık 1980'li yıllardan itibaren özellikle Türk düşmanlığına dönüşmüştür.
Yabancı düşmanlığının başlamasında, yayılmasında; medyanın etkisi büyük kitlelere ulaşması açısından çok önemlidir.
“Kültürel Kimlik”, “Kolektif Bellek”, “Düşman İmgesi” kavramlarını içeren bu kitap; üniversitelerde, Türkiye AB İlişkileri ve Medya, Uluslararası İletişim, Kültürlerarası İletişim dersleri için ders kitabı olarak hazırlanmıştır.
Özcan TAŞCI 18. ve 19. yüzyılda oryantalizm konusunda en fazla etkin olan ülkenin Almanya olduğu tespit edilmiştir. Ancak son dönemlerde Alman oryantalizm geleneğinin, özellikle de inanç ve düşünce (Kelam-İslam Felsefesi) bağlamında bilinmesinin zorunluluğu konusu daha da önemli hâle gelmiştir. Zira bu alanda detaylı çalışmalar mevcut değildir. Bunun için çalışmamız bu hususta bir ilk olma özelliği taşımaktadır. Almanya’nın kendi Müslüman din dersi öğretmenlerini ve din görevlilerini yetiştirmek üzere açmaya başladığı İslam İlahiyat Merkezlerinin (Zentrum für Islamische Theologie) varlığı, konunun önemini açıkça gözler önüne sermektedir. Şöyle ki, bilindiği üzere, büyük çoğunluğunu Almanya’da yaşayan Türklerin oluşturduğu Müslümanlara, şu anda Türkiye’den giden din dersi öğretmenleri ve din görevlileri hizmet vermektedirler. Ancak yakın gelecekte zikrettiğimiz İslam İlahiyat Merkezlerinden mezun olan ve Almanya’da doğup büyüyen, dolayısıyla da Türkiye’yle bağları çok sıkı olmayan Müslüman-Türk öğretmen ve din görevlileri Türklere hizmet vermeye başlayacaktır. Bu durum bu merkezlerde verilen eğitim-öğretimin niteliğine bağlı olarak gerek Almanya ve Türkiye arasındaki ilişkileri olumlu ya da olumsuz etkilemesinin yanı sıra Almanya’da yaşayan Türklerin ana vatanlarıyla olan bağlarını özellikle dini gelenek alanında oldukça etkileyecektir. Bu merkezlerde yetiştirilecek Din dersi öğretmenleri ve din görevlilerine verilecek ilahiyat eğitim-öğretiminde Kelam ve İslam Felsefesi oldukça belirleyici anahtar konumundadırlar. Zira bu iki alan, özellikle de Kelam, İslam'ın inanç ilkeleri ve düşüncesiyle, yani usul ile ilgilenmektedirler. Bundan dolayı da sunduğumuz araştırmanın amacı ve kapsamı, Alman müsteşriklerin Kelam ilmi ve İslam felsefesi konusunda tarihsel süreç içerisinde yaptıkları araştırmalar ve bu ilimlerin Alman üniversitelerinde geçirdiği evreler hakkında birtakım veriler elde etmektir.
Vakkas Altınbaş Nedir hayatınızdaki büyük taşlar? Çocuklarınız, eşiniz, sevdikleriniz, arkadaşlarınız, eğitiminiz, hayalleriniz, sağlığınız; bir eser yaratmak, başkalarına faydalı olmak, onlara bir şey öğretmek! Büyük taşlarınız belki bunlardan birisi, belki bir kaçı, belki hepsi. Bu akşam uykuya yatmadan önce iyice düşünün ve sizin büyük taşlarınız hangileridir iyi karar verin. Bilin ki büyük taşlarınızı kabınıza ilk olarak yerleştirmezseniz bir daha onları koyamazsınız, o zaman da ne kendinize, ne çalıştığınız kuruma, ne de ülkenize faydalı olursunuz. Bu da iyi bir iş insanı, gerçekte de iyi bir insan olamayacağınızı gösterir.
Tamara Talbot RICE, Thameshudson Türkiye'de de Mehmet Fuat Köprülü ve öğrencileri DTCF'de 1940'lı yıllarda başlattıkları lisansüstü çalışmalarıyla Anadolu'daki Türk varlığı ve Selçuklu tarihi üzerine ciddi yayınlar yapmışlardır. Türk tarih tezini ilk olarak Selçuklu tarihi üzerinden savunmuşlardır. Onlara göre Türk tarihçiliğinin anahtarı Selçuklulardır. Bu yönden başlangıçtan günümüze kadarki büyük süreci Selçukluları bir mihenk taşı olarak görmek gerektiğini savundular ve başarılı da oldular. Osman Turan, Mehmet Altay Köymen gibi tarihçiler uluslararası düzeyde kabul edilen bir başarı yakaladılar. Bu pencereden bakıldığında Tamara Talbot Rice'ın bu eseri, Selçuklu tarihine yönelik yeni bir ivme noktasıdır. Eser Batı tarihçiliği geleneği ve metodolojisi çerçevesinde iyi bir hazırlık neticesinde ve konuya hâkim bir noktadan hazırlanmıştır. Öncelikle Selçukluların kim olduğu, nereden geldikleri, tarihsel süreçleri, Anadolu'da niçin bulundukları ve mücadeleleri nesnel bir gözle ele alınıp değerlendirilmiştir. Bunların dışında Talbot Rice, birçok Batılı araştırmacıda görülen temel ön yargılardan uzak, komplekssiz bir biçimde Selçukluları bir uygarlık projesi olarak ele almıştır. Bu uygarlığı oluşturan parçaları sanat, edebiyat günlük hayat, kurumsal hayat, mimari, endüstri ve eğitim anlayışını dönemine göre oldukça ileri bir teknik ve yaklaşım ile değerlendirmiş ve bana göre müthiş bir başarı yakalamıştır. Bu açıdan baktığımızda eser gerçekten okumaya değerdir.
Osman ÖZBAHÇE Türk şiirinde yenilik fikri kurucu bir karakter taşır. Modernleşme sürecindeki şiirimizde yapılan yenilikler günümüze birbiri üstüne katlanarak gelir. Zincir yenilikle çekilir, gelenek yenilikle kurulur. Şair, devraldığı yeniliğe yenilik katarak kendi şiirini kurar. Şiirimizin önemli değişim noktalarının temel özelliği budur. Osman Özbahçe, modern şiirimizin temellenişi, yaşadığı değişim ve dönüşümler ışığında süreçleri işleyen yazılarını Analiz başlığı altında bir araya getirdi. Ebabil Eleştirinin 12. kitabı olarak çıkan Analiz’de neredeyse her yazının konusu yenilik fikri üzerinde yoğunlaşan yazılar manifestolardan akım yaratma çabalarına, şiirde millet bağından tabulara, edebiyat ortamımıza, teknolojinin şiirle ilişkisine varıncaya değin geniş bir yelpaze sunuyor. Analiz her yaklaşımıyla modern şiirimizi canlı tutan bir kitap.
Harun Rızatepe Anglo-Sakson bilgi felsefesinin serüveni, önce Decartes’tan sonra da ondokuzuncu yüzyıl düşüncesinden, Boole ve Mili’den hareketle kusursuzca anlatılıyor. Bu haliyle kitap; Reichenbach, Hempel, Carnap, Popper ve Kuhn aracılığıyla çağdaş bilim felsefesinin özünü ve temel problemlerini, Brentano, Meinong, Russell ve Wittgenstein yoluyla günümüz dil felsefesini, Frege, Quine, Geach ve Zolta dolayımıyla çağdaş mantık ve zihin felsefesinin belli başlı sorunlarını, Peirce’tan hareketle de pragmatizmini öğrenmek isteyenler için açılmış büyük bir kapıdır.
Rauf ARIKAN Anketler, sosyal konularda bilgi toplamak için yapılır. Konu ne olursa olsun, bilginin kaynağı ve anketin muhatabı bireylerdir. Bilgi toplamanın anketler dışında da başka yolları mevcuttur: Deney, gözlem, kütüphane çalışması, örnek olay incelemesi vb. gibi. Ancak, kısa zamanda, güncel, az masraflı ve amaca uygun veriler toplayabilmek için çoğu zaman anket yöntemine başvurmaktan başka çare olmayabilir. Geleneksel anketlerde çok sayıda denek adı verilen bireyle görüşülür ve sınırlı sayıda soru sorulur. Derinlemesine anketkerde denek az sayıda olur, fakat daha çok zaman alan ayrıntılı sorular sorulur ve görüşler alınır. Sorulan sorular bazen tamamen test şeklinde olur. Bazen de hem test, hem de yorum soruları bir arada sorulur.
Anket yoluyla elde edilen bilgiler, fen bilimlerindeki ölçmeler gibi doğru olmaz, az veya çok hata içerir. Çünkü, algıları, tutumları, davranışları veya becerileri tam olarak ölçecek araçlarımız yoktur. Sayılan bu hususlar, bireylere, zamana ve mekana göre değişkendir. Öğrencinin başarı ve yeteneğini, fertlerin beğeni ve tepkilerini, beklentilerini, toplumun hoşgörü düzeyini veya nefretini, insan haklarının düzeyini, adil rekabeti, piyasanın şeffaflığını, fakirliğin derecesini, hastadaki ağrının şiddetini, depremin derecesini ölçmek terazide domates tartmak gibi değildir.
Anket yoluyla hatası az olan veriler elde etmek için , geçerli ve güvenirli bilgiler toplamak gerekir. Bunun için de iyi ölçme araçları geliştirmek ve çok sayıda denekle anket yapmak ve en uygun anket tekniğini; yüz yüze görüşme, posta yoluyla bilgi isteme, telefonla bilgi alma, internet ortamından yararlanma gibi tekniklerden birini seçmek gerekir. Bulguları genelliyebilmek için de işe olasılık (probabilite) dahil edilmelidir. Yani, denekleri olasılıklı olarak örnekleme yoluyla seçmelidir. Araştırdığımız topluluğa tam sayım yapılabilecekse, örneklemeye gerek kalmaz.
Günümüzde kamu kurumları, üniversiteler, firmalar, bankalar, siyasi partiler, elçilikler, dernekler, ulusal ve uluslararası araştırma şirketleri çeşitli amaçlarla tekrar tekrar anket yapmaktadırlar. Hatası en az ve başarılı bir anket gerçekleştirebilmenin belki de ilk şartı, en uygun bir anket formu düzenleyebilmektir: Anket formunun tasarımı, soru sayısı, soru sırası ve soru tipi uygun anket formunun temel göstergeleridir. Bu kitapçığın amacı da bu göstergeleri inşa etmektir. Toplanan verileri, tablolar, grafikler, betimsel veya nedensel istatistiklerle analiz ederek, anket çalışmamızı başarılı bir rapora, makaleye veya teze dönüştürerek amacımıza ulaşmış oluruz. Halen, Gazi Üniversitesi İİBF Uluslararası Ticaret Bölümü Başkanı olan Prof. Dr. Rauf Arıkan, yurt içi ve yurt dışı değişik Üniversiteler ve kurumlardaki deneyim ve birikimini ANKETLER VE ANKET SORULARI adlı bu yeni kitapçıkta değerli öğrencilerin ve araştırıcıların dikkatine sunmaktadır.
Bilginer ONAN Bilimsel araştırmaların alanlar arası bir anlayışa doğru ilerlediği günümüzde, sosyal, bilişsel, psikolojik ve kültürel nitelikleriyle insanı her açıdan ilgilendiren dil olgusu da araştırma yöntemleri bakımından bu değişim sürecine dâhil olmuştur. Dil araştırmalarında izlenecek bu yöntemin, özellikle dil eğitimi alanı için gerekli olan yapı odaklı bilişsel zeminleri tespit etmede etkili olacağı düşünülmektedir.
Disiplinler arası bir çalışma anlayışının ürünü olan bu eser, dil çalışmalarının ve dil öğretiminin dilin yapısal özelliklerinden hareketle yapılması gerektiği düşüncesiyle kaleme alınmıştır. Kitapta, Türkçenin anlam, söz dizimi, şekil ve ses yapıları; okuma ve dinleme sürecindeki işlevleri yönünden analiz edilmiştir. Türkçe dil yapılarının anlama sürecindeki işlevlerine yönelik analizlerde disiplinler arası bir bakış açısı geliştirebilmek amacıyla dilin zihinsel boyutu ve anlama süreciyle ilgili olarak; dil düşünce ilişkisi, dil beyin ilişkisi, anlama, öğrenme, okuma, dinleme ve bellek kavramları üzerinde durulmuştur. Bu kavramlar, Türkçenin yapısal özellikleriyle sentezlenmiştir.
Türkçe dil yapılarının bilişsel işlevleri üzerine yazılmış bu eserin ilköğretim birinci kademede görev yapan sınıf öğretmenlerine, ikinci kademede görev yapan Türkçe öğretmenlerine, eğitim fakültelerinin Türkçe ve sınıf öğretmenliği bölümlerinde öğrenim gören öğretmen adaylarına, dil bilimi ve dil eğitimi alanında araştırma yapan akademisyenlere, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine katkı sağlayacağı düşüncesindeyim.
İsmail Tufan İnsan antik çağ'dan beri yaşlanmasına ve yaşlılığına ilgi duymuştur. İlgisini tutumlarına, düşüncelerine ve davranışlarına yansıtmış, atasözlerinde, felsefelerinde, edebiyatında yaşlanma ve yaşlılıkla ilgili duygu ve düşüncelerini dile getirmiştir. Değişik kültürlerin yaşlanma ve yaşlılık hakkında eskiden olduğu gibi bugün de duygu, düşünce ve davranışları arasında farklılıklar vardır. Fakat modern toplumun insanı bunların farkında olmayıp, yaşlanma ve yaşlılık hakkında kendi düşüncelerinin en geçerli ve en doğru olduğuna inanmaktadır. Ancak yaşam süresinin uzaması yaşlanma ve yaşlılığı daha iyi tanıma ihtiyacını beraberinde getirmiştir. Prof. Dr. İsmail tufan, bu kitabında geçmişten, güncel ve değişik farklı kültürlerden verdiği örneklerle yaşlanma ve yaşlılığın değişik simalarını tanıtmaktadır.