İktisat Politikası \ 1-1
Adem Doğan, Adnan Oduncu, Alkan Soyak, Alper Aslan, Belgin Akçay, Bilge Köksel, Ertuğrul Yıldırım, Esra Siverekli, Ferhan Aydemir, Ferit Kula, Gökçe Maraş, H. Mahir Fisunoğlu, Hatice Erkekoğlu, Hayriye Atik, Jale Yalınpala Çokgezen, Kıvanç Halil Arıç, Levent Gökdemir, Lütfü Öztürk, Mahir Fisunoğlu, Mehmet Ali Bilginoğlu, Mehmet Şişman, Melike Atay Polat, Melike Kum, Metin Aydoğan, Metin Özdemir, Mevlüdiye Şimşek, Mine Yılmazer, Münevver Soyak, Nadir Eroğlu, Oğuz Öcal, Özge Buzdağlı, Pelin Gençoğlu, Seda Şengül, Suzan Ergün, Tayfur Bayat, Tuncay Çelik, Türkan Büyüknalban, Zeynep Öztürk Bu kitap, Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nın uygulandığı 2000'li yıllarda Türkiye ekonomisinde ortaya çıkan yapısal dönüşümleri incelemektedir. Kitabın amacı, 2001 Krizi sonrasında başlatılan reform süreci sonucunda Türkiye ekonomisinde gerçekleşen yapısal değişmeleri detaylı bir şekilde ortaya koymaktır. Kitapta yer alan makalelerin bir kısmında konular ekonometrik ve istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiş, bir kısmında ise istatistik verilerden yararlanılarak dinamik analizler yapılmıştır. Kitap, Türkiye ekonomisinde önemli yapısal reformların yapıldığı bir döneme ışık tutması bakımından önem arz etmektedir.
Kitap, altı bölümden oluşmaktadır: İlk bölüm, “Üretim, İstihdam, Yatırım ve Fiyatlar” başlığını taşımaktadır. İkinci bölüm, “Ekonomik Büyüme ve Ekonomik Gelişme” konusuna ayrılmaktadır. Bu bölümde, ilk olarak ekonomik büyümede etkili olan faktörler ekonometrik yöntemler kullanılarak Türkiye üzerinde sınanmaktadır. Bölümde ikinci olarak, “Ekonomik Gelişme” olgusu Türkiye açısından incelenmektedir. Türkiye'nin 2000'li yıllarda gösterdiği göreli gelişme performansı, başta AB olmak üzere çeşitli ülkeler ve ülke grupları ile karşılaştırmalı olarak ortaya konmaya çalışılmaktadır. Üçüncü bölümde, “Sektörel Gelişmeler ve Politikalar” ele alınmaktadır. Bankacılık sektöründeki gelişmeler, enerji, sanayi ve teknoloji politikaları ile özelleştirme uygulamaları, bu bölümün başlıca konuları arasındadır. Dördüncü bölümde, Türkiye'nin dış ticaretindeki gelişmelerin analizi yer almaktadır. Beşinci bölüm, “Kamu Maliyesi ve Kamu Yönetiminde Gelişmeler” başlığını taşımaktadır. Mali saydamlık ve 2000'li yıllarda kamu mali yönetiminde sağlanan gelişmeler, bu bölümün ana konularıdır. Altıncı bölüm ise “Avrupa Birliği, Küreselleşme ve Kriz” konusuna ayrılmıştır. Kitabımız “Prof. Dr. Cihan Dura'nın Eserleri Üzerine Bir Bibliyografya Denemesi” çalışmasıyla tamamlanmaktadır.
Cengiz Samur Asıl mesele finansal alanda tamahkâr, muhteris, kazanma uğruna her yolu kendine mübah gören fert tipidir. Başarılı olduğunda elde edeceği kazanç kendisinin hakkı mıdır? Hiç düşünmez. Bu fert Makyavelist tipin finansal alandaki resminden başkası değildir. Kâh yatırımcı kâh fon talep eden kılığındadır. Kabarcık ve çöküşe giden yolun yapı taşlarını döşer. Ponziler suçlu da bir koyup beş alma zihniyetiyle hareket edenler suçsuz mudur?
Finansal kabarcık “aktif fiyatının büyük bir değişme sergilemesi ve kendi içsel (temel) değerinden önemli derecede sapması”dır. Pozitif-negatif kabarcık olarak ikiye ayrılabilir. Fiyat yükselmiş, aktifin içsel değerini muayyen derecede aşmış ise “pozitif kabarcık"tan, eğer fiyat hızla düşmüş, bir aktif fiyatı çöküşü yaşanmış ise “negatif kabarcık”tan söz edilir. Pozitif kabarcık, kabarcığın teşekkülüne; negatif kabarcık, kabarcığın patlamasına işaret eder.
Ampirik olarak kabarcık aktif fiyatının kendi içsel değerinden en az %25 sapması, kabarcık patlaması (negatif kabarcık) ise cari fiyatın aktifin içsel değerinin en az %20 altına düşmesi olarak kabul edilebilir.
A5 ülkeleri 1997 Asya Krizi'nin kalbindeki ülkelerdir. 1929 Çöküşü gelişmiş ülkeler açısından ne ise 1997 Asya Krizi gelişmekte olan ülkeler açısından odur.
Eser bir sacayağı üzerine oturuyor: Kabarcık teorileri, A5 ülkelerinde kabarcık tecrübeleri ve politika teklifleri. Kabarcık teorileri çerçevesinde Etkin Piyasa Hipotezinden Davranışsal Finans Kabarcık perspektifine kadar yapı taşı durumundaki teoriler ele alınıp tartışılıyor.
İkinci ayağını A5 ülkelerinde kabarcık tecrübeleri oluşturuyor: 1990-2016 dönemi ve yıllar açısından kabarcık patlaması vakaları, bu vakaların makroekonomik zeminde büyüme, ekonomik daralma ve kümülatif reel maliyet üzerine tesirleri ele alınıyor. Ayrıca kabarcıkların teşekkülü, sebepleri üzerinde duruluyor. Kabarcıklara makro yaklaşım penceresinden bakılıyor.
Üçüncü ayağını hem kabarcık patlaması hem de kabarcık teşekkülü karşısında politikalar meydana getiriyor. Esas pozitif kabarcık ile karşı karşıya iken ne yapılması gerektiği üzerinde durulup tartışılıyor.
Cevabı aranan bazı sorular: Realitede finansal kabarcık var mı? Negatif kabarcık büyük bir makroekonomik maliyet doğurmakta mı? Pozitif kabarcık ülke ekonomisinde tahribat meydana getirir mi? Kabarcık patladığında ne yapmalı? Pozitif kabarcığa seyirci mi kalmalı?
“Semadaki cisimlerin hareketlerini hesaplayabilirim,
ancak insanların deliliklerini hesaplayamam!...”
Isaac Newton
(Güney Denizi Kabarcığında (1720) büyük bir servet kaybettiğinde)
Abdullah Özdemir, Armağan Aydın, Aslı Yenipazarlı, Aziz Bostan, Begüm Didar Mutioğlu, Ece Aksu Armağan, Elvan Çokişler, Funda Çondur, Funda Kıran, Gönül Tezcan, Halil Mutioğlu, Hatice Erol, Kerim Eser Afşar, M. Metin Dam, Mehmet Özyiğit, Mümin Eser, Özlem Çetinkaya Bozkurt, Tuncay Ercan Sepetcioğlu, Mustafa Doğaner, Zahide Melis Özün Çöllüoğlu Sizler bu kitabı okumaya başladığınızda dünyanın birçok yerinde binlerce insan Covid-19 virüsü nedeniyle hâlen hayatını kaybediyor olacak. Covid-19, bazıları için sıradan bir virüs bazıları için ise ölümü beraberinde getiren bir salgın anlamına gelmekte. Adına ne dersek diyelim insanlık, tarihsel sürece etki edecek biçimde ortaya çıkan bu virüsle 2020 yılında çetin bir savaşa girdi. Görülen o ki bu savaş bundan sonraki yıllarda da devam edecek. Sağlığımıza dikkat ederken, "Evde kal; evde hayat var." derken, beynimizi kemiren bir düşünce de virüsün bu çetin savaş sürecinde hayatın diğer alanlarında neleri değiştirdiği ve değiştireceği düşüncesiydi. Zamanın değerini bu süreçte hayatta kalan ve yapacak işi olan bilir, diyerek bu kitabı yazma fikri ortaya çıktı. Temel olarak şu sorulara yanıt bulmaya çalıştık:
• Salgınlar, tarihsel süreçte nasıl ve nerelerde ortaya çıktı?
• Toplum üzerinde ne gibi değişikliğe neden olacak?
• Acaba uluslararası ilişkilerimizi nasıl etkileyecek?
• Ekonomi politikaları nasıl değişiklik gösterecek?
• Virüsün özellikle sağlık, tarım, turizm, işgücü, finansal piyasalar, dış ticaret, enerji, işletme yönetimi, pazarlama ve girişimcilik üzerinde etkileri nasıl ortaya çıkacak?
Tüm bu konuları ayrı ayrı ele alan çalışmaları “Covid-19 Pandemi Sürecinin Sosyo-Ekonomik ve Politik Etkileri” adı altında bir araya getirdik ve siz değerli okuyucularımızın beğenisine sunuyoruz. Kitabın, akademiye ve insanlığa katkı sağlaması ve faydalı olması dileğimizle...
Alican Umut Bu kitap, 27-29 Nisan 2023 tarihleri arasında, Eskişehir'de düzenlenen Uluslararası Katılımlı Ekonomi Araştırmaları ve Finansal Piyasalar Kongresi'nde (IERFM) sunulan ve editör incelemesi sonrası yayınlanması uygun görülen çalışmalardan oluşmaktadır. Cumhuriyet'in 100. yılına ithaf edilen bu eser, sekiz bölümden oluşmaktadır. Söz konusu bölümler, Osmanlı'dan günümüze dek ekonomi ve finans alanında yaşanan gelişmeleri ve gelenekselden dijitale evrilen ekonomiyi inceleyen akademisyenler tarafından kaleme alınmıştır. Her bir bölümde, ele alınan konuya ilişkin son gelişmeler, paylaşılmış, tartışılmış, yeni çalışmalara motivasyon kaynağı olacak değerlendirmeler yapılmıştır. Böylelikle her çalışmanın ilgili literatüre katkı sunması amaçlanmıştır.
Özetle bu kitapta, ekonomi ve finans alanındaki güncel gelişmelerin bilimsel bir arka plan ile analiz edilmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda kitabın, bilime ve tüm araştırmacılara katkı sağlaması ümit edilmektedir.


Esengül Salihoğlu Esengül Salihoğlu tarafından 2018 yılında yayınlanan “Merkez Bankası Para Politikaları ve Elektronik Para İlişkisi: Türkiye Uygulaması” başlıklı doktora tezi, bilişim teknolojilerindeki gelişmeler ve internetin yaygınlaşması ışığında para kavramını ele alıyor ve bu çerçevede zengin bir içerik sunuyor.
FINTECH İstanbul, 01 Mayıs 2019 tarihli haberi
Kitabın ilk bölümünde; geniş perspektifte para kavramı, paranın özellikleri, fonksiyonları, tarihsel gelişimi ve elektronik para türleri hakkında bilgi verilmiştir. Elektronik para türleri dar kapsamlı elektronik para ve dijital para alt başlıklarında gruplandırılmıştır. Dijital para ise merkez bankaları dijital para birimleri ile bağımsız dijital para birimleri şeklinde ayrışmaktadır.
İkinci bölümde; bağımsız dijital para birimlerinin ilki olan Bitcoin'in ekosistemi, BlokZincir ile Dağıtık Defter-i Kebir teknolojilerinin tarihsel arka planındaki teknolojik ve ekonomik gelişmeler hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca bağımsız dijital para birimleri için merkezi otoritelerin düzenleme ve denetleme konusunda attığı adımlar incelenmiştir.
Üçüncü bölümde; para arzı ve para talebi analizi ile para politikasındaki teorik düzlem hakkında genel bilgilendirme yapılmıştır. Bağımsız dijital para birimlerinin cari para sistemine olası etkileri, senyoraj geliri ve finansal istikrar boyutunda incelenmiş ve bu etkiler gerek para politikası duyuruları gerek yasal otoritelerin yaptıkları açıklamalar düzeyinde tartışılmıştır. Makroekonomik göstergelerin bağımsız dijital para birimlerine etkileri de ayrı bir başlıkta değerlendirilmiştir. Bölümde son olarak merkez bankalarının kendi dijital paralarını üretmek yolundaki girişimleri incelenmiştir.
Bağımsız dijital para birimlerinin ve özellikle Bitcoin'in küresel kullanıcı tabanı günden güne genişlemekte ve çevrilebildiği itibari para birimlerinin sayısı artış göstermektedir. Bununla birlikte Bitcoin ve altcoinlerin geleceğinin önünde ciddi engeller bulunmaktadır. Dijital paranın potansiyel geleceğini bahsedilen engelleri aşabilme kabiliyetleri, hükümetlerin alacağı düzenleyici ve denetleyici yöndeki kararlar, dijital para ekosistemindeki aktörlerin davranışları, hangi para türünün destekleneceği ve tüm bu etkenlerin bağımsız dijital para birimlerine etkileri şekillendirecektir.
Kitabın elektronik para, dijital para, Bitcoin, altcoin, merkez bankası para politikaları konularıyla ilgilenenlere yararlı olması dileğiyle.
Berna Hızarcı Beşer, Cansın Kemal Can, Didem Rodoplu Şahin, Figen Büyükakın, Fikriye Ceren Bostancı, Hamdi Emeç, Hilal Armağan Rufaioğlu, Hüseyin Doğan, Masoud Sheikhi, Mehmet Çağrı Gözen, Mustafa Kemal Beşer, Nilgün Acar Balaylar, Onur Pirinç, Ömer Diler, Sedanur Demir, Sena Dönmez, Sultan Gedik Göçer, Şenay Üçdoğruk Birecikli, Yüksel Bayraktar “Dünden Bugüne Ekonomi Yazıları” kitap serimizin beşinci kitabı ECOEI Yayınlarının kitabı olarak okuyucunun karşısına çıkmaktadır. Bu kitap nitelikli ve özgün çalışmaların bir araya getirilip derlenmesiyle oluşturulmuştur. Kitapta yer alan çalışmalar hakem kurulunun denetiminden geçtikten sonra kitapta yer almaya hak kazanmıştır. Akademisyenlerin ve araştırmacıların bilimsel çalışmalarını yaparken faydalanabilecekleri ve onlara yardımcı olabilecek ulusal bir kaynak olması amacıyla basılan kitabımıza www.ecoei.org sitesinde yer alan kütüphanemizden ulaşılabilmektedir. Dünden Bugüne İktisat Yazıları kitabımızın beşincisinin iktisat alanında araştırma yapan genç iktisatçılara, iktisat konularına meraklı olan okuyuculara faydalı olmasını ve yeni ufuklar açmasını diliyoruz. Kitabın teknik bir kitap olması okuyucunun ortalama iktisat bilgisine ihtiyaç hissedilmesine neden olacaktır. Ancak bu teknik boyut akademik çalışmalarını yapan okuyucularımız açısından değerli bir kaynak kitap olmasını ümit ediyoruz.
Tahsin Bakırtaş Tüm bireyler, anne karnından başlayıp ölümlerine kadar geçen tüm ömürlerinde sağlık hizmeti alırlar. Bu nedenle sağlık ekonomisi bireylerin yaşamında önemli bir olgudur. Bireyin yaşam süresi, yaşam kalitesi, sağlık ekonomisi odaklı oluşmaktadır.
Bireyler, uzun ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek için genellikle sağlık bağlamında kıt kaynak girdisine gereksinim duyarlar. Böylece uzun ve sağlıklı yaşam kısmen bir ekonomik sorun hâline gelir. Bu bağlamda sağlık ekonomisi, sağlık hizmetlerinin sunumu ve finansmanı ile kişisel sağlığa katkıda bulunan diğer kişisel kararlar ve bu tür hizmetlerin rolüne yönelik ilgili konularla ilgilenmektedir. Dünyadaki herkes, her anlamda kişisel sağlık hizmetleri ve sağlık tarafından etkilenir. Bugün dünyayı etkisine alan ve yaşam biçimimizi değiştiren Covid-19 olgusu da sağlık alanının ne kadar önemli olduğunu tüm insanlara öğretmiştir.
Geleneksel öğretide sağlık ekonomisi neo klasik iktisadın bir uygulama alanı olarak görülmektedir. Günümüz dünyasında bu bakış açısı oldukça sığ kalmaktadır. Bu sığ bakış açısından kurtulmak için kitap sağlık ekonomisine farklı bir perspektif sunma amacı taşımaktadır. Bu nedenle bu kitap; dünyada ve Türkiye'de sağlık ekonomisini incelerken geleneksel bakış açısının yaklaşımlarını sunmanın yanında, Marksist bakış açısını da ortaya koyarak sağlık ekonomisini refah devleti ve sağlık sistemleri odaklı olarak ele almaktadır.
Mehmet Gök Sanayileşme ile birlikte ortaya çıkan ve uygulanan ekonomik politikalarla uyumlu olarak hızla gelişen “içtimai siyaset”e dair konuların zaman içerisinde uygulandığı ülkelerin sosyoekonomik yapısıyla bağlantılı olarak geliştiği ve her dönemde kamuoyu nezdinde en önemli gündemi oluşturduğunu görüyoruz. Bu önemi ve kapsadığı konular nedeniyle siyaset, ekonomi vb. bütün alanların her zaman aktüel konularından olmuştur.
Ülkemizde ilk olarak İstanbul Üniversitesinde Alman akademisyen Ord. Prof. Dr. Gerhard Kessler tarafından kurulan ve daha sonra diğer üniversitelerde de açılan Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümlerinde toplumla ilgili sosyoekonomik konuların (hukuk, siyaset, ekonomi, sosyoloji, psikoloji, işletme, muhasebe vb.) çok geniş bir bakış açısıyla eğitiminin verildiği görülmektedir.
Bu kitapta, içtimai siyasete dair muhtelif konulara yer verilerek çok geniş ve kapsamlı olan bu alandaki bazı hususlara dikkat çekilmeye çalışılmıştır. Eğitim öğretim, yakın tarih, ahilik, sendikalar, Türk modernleşmesi, nüfus vb. konular temel kaynaklara başvurulmak suretiyle kısa kısa incelenerek özellikle sosyoekonomik önemlerine değinilmeye çalışılmıştır.
İçtimai siyasete dair konular, geçmişten bugüne olduğu gibi yarınlarda da önem ve güncelliğini arttırarak sürdürecektir. Bir başka ifade ile insana ve topluma dair konular her geçen gün daha etkin ve önemli olarak toplumun bütün kesimlerinde yerine almaya devam edecektir.
Mevlüt Tatlıyer İktisat bilimi, 1929 Buhranı ve akabinde Keynes'in Genel Teori'sinin yayınlanmasıyla birlikte tabiri caizse savaş alanına dönmüş ve bu süreçte makroekonomi disiplini doğmuştur. 1940'lı yıllarda ise Keynesçi iktisatçıların mihmandarlığında iktisat biliminde bir konsensüs (Neo-Klasik Sentez-NKS) ortaya çıkmıştır. Fakat NKS 1970'lerde yıkılmış ve yerini iktisatçılar arasında derin görüş ayrılıklarının yaşandığı bir iklim almıştır.
1980'li ve 1990'lı yıllarda görüş ayrılıkları önemli ölçüde ortadan kalkmış ve iktisatçılar arasında yeni bir konsensüs (Yeni Neo-Klasik Sentez-YNS) hâsıl olmuştur. Öte yandan, bu süreçte yaşanan birçok ekonomik krizin yanı sıra, dünyayı kasıp kavuran 2008 Krizi dolayısıyla YNS'nin iktisat politikası ciddi eleştirilere uğramaya başlamıştır.
YNS'nin iktisat politikası önerilerinin; bir taraftan ekonomik krizlere kapı aralaması, diğer taraftan da bu krizlerden çıkma noktasında faydasız olduğunun görülmesi YNS'nin iktisat teorisi anlayışında ve temel iktisat politikası önerilerinde önemli bir dönüşüm yaşanması gerektiğini göstermiştir.
Bu kitap yaşanan dönüşümleri ve bu dönüşümlerin para ve maliye politikasına yansımalarını tarihsel bir perspektifle ortaya koyma hedefiyle ele alınmıştır. Kitap, özellikle iktisatçılar olmak üzere tüm sosyla bilimciler ve sosyal bilimlerle ilgilenen herkese hitap etmektedir.
Yusuf Bozgeyik Temel amacı toplumsal refah düzeyini artırmak olan iktisat politikaları, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin tamamında etkin bir şekilde uygulanmaktadır. Özellikle 1929 ekonomik buhran ile birlikte Keynesyen görüşün savunduğu genişletici maliye politikaları tüm dünyada popüler hâle gelmiştir. 1970 stagflasyon kriziyle birlikte Keynesyen politikalar etkinliğini bir miktar yitirmiş olsa da 2008 mortgage krizi ile birlikte başta ABD olmak üzere tüm dünyada tekrar uygulama alanı bulmuştur.
Ülkelerin bütçe açığı ve kamu borçlarının hızlı bir şekilde artmasıyla birlikte kurala dayalı maliye politikaları literatürde etkin bir şekilde uygulanmaya başlanmıştır. OECD ülkeleri incelendiğinde birçok ülkenin bu kuralları farklı şekilde uygulamaya koyduğu görülmektedir. Türkiye’de 2008 mortgage krizi sonrası uygulamaya konulması düşünülen kurallar, günümüzde ekonomi ve maliye bilim uzmanları tarafından tartışılmaya devam etmektedir. Bu kitapta mevcut durum değerlendirilmiş olup politika yapıcılara farklı iktisat politikaları çerçevesinde önerilerde bulunulmaktadır.
Adam Eva, Ali Osman Öztop, Aynur Yıldırım, Belgi Turan, Buket Alkan, Dilek Temiz Dinç, Ekrem Cunedioğlu, Fatma Pınar Erdem Küçükbıçakçı, Hülya Deniz Karakoyun, İbrahim Ünalmış, İdris Akkuzu, Mustafa Eray Yücel, Okan Yardımcı, Ozan Bahar, Serkan Çiçek, Umut Aydın, Umut Üzar, Yaşar Uysal İktisat politikası deyince kişilerin aklına daha çok talep yönlü politikalar -para, maliye ve dış ticaret politikaları- gelmektedir. Arz yönlü, düzenleyici ve destekleyici iktisat politikası türleri ise kendilerine pek fazla yer bulamamaktadır. Günümüz dünyasında istihdam, teknoloji, rekabet, gelir dağılımı, enerji, eğitim, çevre, sağlık ve göç gibi hususları dert edinmeyen bir iktisat politikası düzeninden bahsetmek pek mümkün değildir. Bu kitap, okuyucuya iktisadın ana amacını ve iktisat politikası türlerinin bir bütün olarak bu ana amaca nasıl hizmet ettiğini gösterme amacı gütmektedir. İktisat politikasının sadece talep yönlü politikalardan ibaret olmadığını, diğer iktisat politikası türlerinin de en az bu politikalar kadar önemli ve değerli olduğunu vurgulamak ve daha çok daralma ve resesyon dönemlerinde dillere pelesenk olan yapısal reform kavramının altını doldurmak ise kitabın önceliklerinden biridir. Kitabın nihai hedefi ise okuyucuya geniş ve bütünsel bir bakış açısı sunarak okuyucuların, iktisat politikalarının nasıl tasarlanması gerektiği hakkında fikir edinmelerini sağlamaktır.
Hüsniye Canbay Tatar, İsmail Kitapcı, İsmail Öz, Mevlüt Yılmaz, Musa Yavuz Alptekin, Neriman Açıkalın, Ömer Aytaç, Taner Tatar, Uğur Çağlak, Uğur Dolgun, Veysel Bozkurt, Yavuz Odabaşı, Yonca Altındal Bu kitap, iktisadi gelişmelere toplumbilimi perspektifiyle bakmak isteyen araştırmacı ve akademisyenlerin yazım faaliyetlerine destek olmak ve aynı zamanda ilgili öğrencilerin konuyu öğrenme ihtiyaçlarını karşılamak üzere hazırlanmıştır. Bu anlamda daha önceki sınırlı sayıdaki İktisat Sosyolojisi
ders kitabının kapsamına ilave olarak bu kitapta kapitalizm, girişimcilik ve
az gelişmişliğin sebepleri konusu kitabın gündemine ilave edilmiştir.
Kitabın bölüm başlıkları şöyle sıralanmıştır:
1) İKTİSAT VE TOPLUM
2) İKTİSAT SOSYOLOJİSİNİN DOĞUŞU: İLK DÜŞÜNÜRLER, TEORİSYENLER VE TEMEL KAVRAMLAR
3) KARL MARX'TA VE MARKSİZMDE İKTİSAT VE TOPLUM
4) İKTİSAT, DİN VE TOPLUM İLİŞKİSİ: MAX WEBER VE WERNER SOMBART
5) KAPİTALİZM VE TOPLUM
6) GELİŞMENİN VE AZ GELİŞMİŞLİĞİN TOPLUMSAL VE KÜLTÜREL ANALİZİ
7) ÇALIŞMANIN TARİHİ, EVRİMİ VE ÇALIŞMA KÜLTÜRÜ
8) KÜLTÜR VE GİRİŞİMCİLİK
9) TÜKETİM İDEOLOJİSİ VE TÜKETİM TOPLUMU
10) MODERN TÜKETİM KÜLTÜRÜNDEN POSTMODERN TÜKETİM KÜLTÜRÜNE TÜRK TÜKETİM KÜLTÜRÜ
11) BİLGİ TOPLUMUNDA İKTİSADİ FAALİYET VE KÜLTÜR
Abdul Karim Bangura Bu kitap, Müslüman toplumların tarih boyunca işlemiş olan belli başlı eko¬nomi politik sistemlerini nasıl aşmış ve onlarla nasıl iştigal eylemiş olduğu hakkındadır. Bu bağlamda incelenen ekonomi politik sistemleri, merkan¬tilizm, kapitalizm, sosyalizm, sosyal demokrasi, ülkenin kendi kaynaklarına dayanması ve günümüzdeki küreselleşmeyi içermektedir. Bu sistemlere giriş olması ve bir arka plan bilgisi vermesi maksadıyla ekonomi politik, İslam Dini ve İslam ekonomi doktrini kavramlarını ele alan bir bölümün ardından diğer bölümler gelmektedir. Her bir bölüm, o bölümdeki temel kavramların tanımlarını ve bölümün özüne dair kısa bir açıklamayı içeren sentezleri kapsayan bir girişle başlamaktadır. Ardından söz konusu sisteme dair mevcut literatürün tematik bir taraması sunulmaktadır. Bunun da ar¬dından adı geçen sistem altında işlemiş olan üç Müslüman toplum ince¬lenmektedir. Ekonomi politik sistemlerin İslam ile ilişkisini kapsamlı şekilde ele alan kitap, araştırmacıların ve alanın meraklılarının ilgisini çekecektir.
K. Batu TUNAY Bu kitap, çeşitli dönemlere ait olabildiğince çok kaynağa dayalı bir literatür taramasının ürünüdür. Çağdaş makro ekonomik sorunların ve bunlara yönelik tartışmaların tüm yönleriyle açıklanabilmesinin geçmişin iyi irdelenmesine bağlı olduğunun bilinciyle, ekonomik yapı ve ilişkilerdeki gelişmelere paralel olarak konular tarihsel süreç temelinde aktarılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda, iktisadi düşünce okullarının söz konusu süreç içinde teorik ve politik görüşleri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Böyle bir yaklaşımın benimsenmiş olması, şuana dek hem genel kabul gören bir makro ekonomik teorinin geliştirilememiş, hem de makro ile mikro ekonomi alanlarını bütünleştirecek güçlü bir köprünün inşa edilememiş olmasından ileri gelmektedir. Kitap, orta düzeyde kaleme alınmıştır. Dolayısıyla temelde lisans düzeyinde, seçici bir yaklaşımla ön lisansta ve yardımcı ders kitabı olarak da yüksek lisansta rahatlıkla kullanılabilir.
Frederic S. Mishkin Frederic S. Mishkin’in Makroekonomi: Politika ve Uygulama adlı eserinin çevirisi olan bu kitap; 8 kısım, 22 bölüm ve 1 web bölümünden oluşmaktadır. Kitabın bölümleri şöyle sıralanmaktadır: “Makroekonomi Politikası ve Uygulaması”, “Makroiktisadi Verilerin Ölçülmesi”, “Toplam Üretim ve Verimlilik”, “Kapalı ve Açık Ekonomilerde Tasarruf ve Yatırım”, “Para ve Enflasyon”, “Büyümenin Kaynakları ve Solow Modeli”, “Büyüme Dinamikleri: Teknoloji, Politika ve Kurumlar”, “Konjonktür Dalgalanmaları: Giriş”, “IS Eğrisi”, “Para Politikası ve Toplam Talep”, “Toplam Arz ve Phillips Eğrisi”, “Toplam Talep ve Toplam Arz Modeli”, “Makroekonomik Politika ve Toplam Talep ve Toplam Arz Analizi”, “Finansal Sistem ve Ekonomik Büyüme”, “Finansal Krizler ve Ekonomi”, “Maliye Politikası ve Kamu Bütçesi”, “Döviz Kurları ve Uluslararası Ekonomi Politikası”, “Tüketim ve Tasarruf, Yatırım”, “Emek Piyasası, İstihdam ve İşsizlik”, “Makroiktisat Politikasında Beklentilerin Rolü”, “Konjonktür Dalgalanmaları Teorisi.” İktisat yazınına her geçen gün gelişen teknoloji ve finansal enstrümanların etkisiyle birçok yenilik eklenmektedir. Teori ve pratiğin son derece uyumlu bir biçimde harmanlandığı bu kitap, makroekonomi alanında eğitim gören lisans öğrencileri için büyük bir eksikliği tamamlayıcı nitelikte olup bazı bölümleri yüksek lisans ve doktora öğrencileri için oldukça faydalı içeriklere sahiptir. Ayrıca kitapta, konuya ilgi duyan uygulamacıların yararlanabileceği içerikler mevcuttur.
N. Gregory Mankiw. Bir ekonomide işlerin yolunda gidip gidilmediğini belirlemenin en sağlıklı yolu, o ekonomideki makroekonomik gelişmelere bakmaktır. Eğer makroekonomik gelişmeler iyiyse o ekonomi daha fazla üretir, işsizler iş bulur ve şirketler de daha fazla kâr eder. Aksine makroekonomik gelişmelerde sıkıntı varsa ekonomide üretim düşer, işsizlik artar ve şirket kârları da düşer. Makroekonomik gelişmeleri doğru okuyabilmek, sağlıklı bir biçimde değerlendirebilmek için iyi bir makroiktisat eğitimine; iyi bir makroiktisat eğitimi için de iyi bir makroiktisat kitabına gereksinim vardır. İşte Mankiw'in başyapıtlarından biri olan bu Makroiktisat isimli kitap, harika bir ders kitabı olması yanında her iktisat öğrencisi için okunması gereken bir kitap niteliğindedir.
Yazarın ABD'nin Harvard Üniversitesinde uzun yıllar verdiği ders deneyimlerine dayanan bu kitap, makroiktisat derslerinde yüksek not almak isteyen öğrenciler için biçilmiş bir kaftandır; bundan daha iyi öğrenci dostu bir başka kitap yoktur. Bu kitap sayesinde çok karmaşık olduğunu düşündüğünüz başta millî gelir, millî hasıla, gayrisafi yurt içi hasıla, gayrisafi millî hasıla, enflasyon, bütçe açığı, cari açık başta olmak üzere çok sayıda makroiktisadi konuyu sadece iyi bir şekilde öğrenmeyecek aynı zamanda gerçek iktisadi olayları da rahatlıkla analiz edebilecek düzeye geleceksiniz. Bu kitap sayesinde öğrencilerin örgün makroiktisat derslerini izleyememe kaygıları sona erecek, makroiktisadı kendi kendilerine de en iyi şekilde öğrenebileceklerdir.
Jale Yalınpala Çokgezen Uzun yıllardır çeşitli bölümlerde ayrı dersler olarak verdiğim Para Teorisi ve Para Politikası derslerinin çeşitli kaynaklardan derlenerek bir bütün hâline getirilmesi ihtiyacı üzerine oluşturulmuş bu kitapta, ayrı ayrı anlatılan konuların bir araya toplanması hedeflenmiştir. Anlatılmak istenen tüm konuların bu genişlikte ele alınarak bir arada bulunması gerekliliğinden yola çıkarak oluşturulan kitabın bir bütün olarak sahip olduğu içeriği ile öğrencilere kolaylık sağlayacağı düşünülmüştür. Bu kitapla para teorisi ve politikasına ilişkin konuların özetlenerek bir ders kitabı olarak öğrencilere yardımcı olması hedeflenmiştir. Genel olarak Türkiye ekonomisinde yaşanan gelişmelerin daha iyi analiz edilebilmesi için gerekli teorik bilgilerin yer aldığı kitapta, ilk olarak paranın özelliklerinden ve işlevlerinden yola çıkılarak finansal piyasaların yapısı incelenmiştir. Bunun yanı sıra Merkez Bankasının işlevleri, para talep teorileri ve para politikası amaç ve araçları ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Açık ekonomilerde para ve maliye politikalarının ekonomideki etkinliği ortaya konulmuştur. İktisat okullarının para politikasına yaklaşımları ile Türkiye ekonomisinde para politikası uygulamalarına yer verilmiştir.
Bu kapsamlı eser, politik ekonomi disiplininin derinliklerine dalarken küresel ve yerel ekonomik sahnede gerçekleşen olayların arka planını inceliyor. Kitap, konuları Türkiye'nin ekonomik evriminden başlayıp dünyayı etkisi altına alan gıda krizlerine, uluslararası şirketlerin güç oyunlarından devlet kapitalizminin yükselişine kadar geniş bir yelpazede tartışıyor.
Ayrıca kitapta; Türkiye'nin ekonomik yapısının dönüşüm süreci, küresel piyasalarda yaşanan değişiklikler, çok uluslu şirketlerin etkileri ve devlet kapitalizminin artan önemi gibi konular hem teorik açıdan hem de pratik uygulamalarıyla ele alınıyor. Bu bölümler, okuyucuya ekonomik politikaların arkasındaki nedenleri ve bu politikaların toplumlar üzerindeki etkilerini anlamak için derinlemesine bir rehber sunuyor.
Arslan Zafer Gürler Tarım Ekonomisi ve Politikası, bir ders kitabı olmanın ötesinde, tarım ekonomisine ilgi duyan her okuyucunun yararlanabileceği bir başvuru kaynağıdır. Eser, genel yapısıyla, tarım ekonomisi ile ilgili konulara güncel ve geniş bir perspektiften bakmaktadır.
Ülkemizde, akademik ilerleme uğraşısı veren genç akademisyenler, genellikle tarım ekonomisinin çeşitli disiplinlere dağılmış bilgilerine ulaşmak için çok farklı literatür içinde çaresiz kalmaktadır. Özellikle yerli literatüre dayanan sınırlı kaynaktaki bilgiler ise genelde kalitatif yaklaşımlara yer vermektedir. “Tarım Ekonomisi ve Politikası” kitabı ile bu açığın ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. Eser, kısmen tarım ekonomisi derslerinde, bir öğretim dönemini içeren ders kitabı olarak kullanılabileceği gibi, akademik aşamalarda, hemen her konuyu kapsayan yapısıyla yönlendirici bir görev de üstlenmiştir.
Bilgi dünyası dinamik bir hızla ilerlerken, bilgi kaynaklarının durağanlığı genç araştırmacıları yeterince motive etmeyecektir. Dolayısıyla, kantitatif yönü ağır basan Tarım Ekonomisi ve Politikası, içeriğinde birçok konuya yer verilirken, aşama aşama gösterilen grafiklerle, anlatımlar daha etkin hâle getirilmeye çalışılmıştır.
Üretici toprağa tohum atarken “kurda, kuşa ve daha sonra aşa” deyişini kullanır. Yani tarımsal üretim, doğadaki tüm canlı unsurları kapsar. Bu nedenle, ekolojik ekonomi yaklaşımından başlayarak tarım ekonomisinin iktisadi doktrinler içindeki yeri, tarım ekonomisi ilkeleri, üretim ekonomisi, gıda güvenliği, tarıma dayalı-bağlı işletmeler, organik tarım, tarımsal pazarlama ve politika gibi konulara da kitap içeriğinde yer verilmiştir.
Ziraat fakültelerinin tarım ekonomisi bölümlerinde olduğu kadar, bu konuyu eğitim müfredatlarına almış tüm akademik süjelerin ve lisansüstü eğitim aşamasındaki bireylerin Tarım Ekonomisi ve Politikası kitabından etkin şekilde yararlanacaklarına inanıyorum.
Ahmet Safa Yıldırım, Armağan Gözkaman, Burak Öçlü, Ebru Caymaz, Elif Yıldırım, Fahri Erenel, Ferhan S. Çolak, İzzet Soner Ayhan, Muzaffer Ercan Yılmaz, Nevra Esentürk, Sinem Ünaldılar, Zelha Altınkaya This book revisits the concepts of political economy in the context of a new global order, where individual security has become as important as national and global security. In the 20th century, national security was the primary concern. However, in the 21st century, food security, supply chain security, and cybersecurity have emerged as major concerns at the individual level. In the face of these challenges, market liberalization has become the main argument for the market economy, which is the basis of globalization. The market mechanism is claimed to provide the most efficient use of resources. However, during the Covid-19 pandemic, people did not have timely or adequate access to healthcare or education services, and international organizations did not function effectively. The Covid-19 pandemic has brought all of these issues back to the forefront of the agenda for people, international organizations, and governments, particularly the European Union and scholars. This book also reexamines international relations in terms of the use of biological weapons, food security, and the prevalence of solidarity among countries during the extraordinary conditions of the Covid-19 pandemic.



Arif Özaydın Türkiye 4.0, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılında geldiği aşamayı simgelemektedir. Cumhuriyetimizin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk'ün hedef gösterdiği muasır medeniyetler seviyesi, dönüştürücü lider sayesinde Türkiye 4.0 düzeyine gelmiş, 5.0 (Türkiye yüzyılı) hedefine emin adımlarla ilerlemektedir. Bu çalışma, bir taraftan istikrar ve kalkınma ekseninde değişen ve dönüşen Türkiye'yi anlatırken, diğer taraftan değişimi ve dönüşümü yöneten ve yönlendiren liderlik anlayışını bilimsel yaklaşımla ele almaktadır. Anlatacak hikâyesi olmayan milletler, başka milletlerin aldatıcı hikâyelerine öykünürler. Bu hikâye, yükselen Türkiye'nin hikâyesidir.
Oktay Kızılkaya, Emrah Sofuoğlu Cari işlemler dengesi ülkelerin ekonomik performans göstergeleri arasında sayılan bir konu olması nedeniyle iktisat literatüründe çok fazla tartışılmaktadır. Yüksek miktarda ve sürekli artış halinde olan cari açıklar ekonomiler için ciddi sorunlar doğurabilmektedir. Cari açık sorunu 1980’li yıllara kadar genellikle gelişmekte olan ülkelerin gündeminde olan bir konu iken 1980 sonrasında özellikle liberalizasyon hareketleri ile beraber artık dünya ülkelerinin bir sorunu olmaya başlamıştır. Türkiye ekonomisi için cari işlemler dengesi, özellikle son yıllarda cari açık oranın artmasıyla beraber en çok konuşulan ekonomik olaylar arasında yerini almıştır.
Son yıllarda Türkiye’de enerji açığı ile cari açık arasındaki ilişki “ekonomik büyüme → enerji talebi → enerji açığı → dış ticaret açığı→ cari açık” biçiminde ortaya çıkmıştır. Cari açığın finansmanı ise daha çok dış tasarruflarla sağlanmakta ve bu durum Türkiye’nin dış yükümlülüklerini artırmaktadır.
Bir ülkenin düşük karbonlu bir ekonomiye geçmesi durumunda o ülkede: yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımında ve enerji verimliliğinde artış, teknolojik gelişme anlamında pozitif bir dönüşüm ve ülke vatandaşlarının refahlarında artış gibi gelişmelerin görülmesi muhtemeldir. Unutulmamalıdır ki, düşük karbonlu bir ekonomiye geçiş demek sürdürülebilir bir kalkınmanın anahtarını cebine koymak demektir.
Almanya, Güney Kore, Japonya gibi ülkeler de enerjide dışa bağımlı, dolayısıyla enerji ithalatı yüksek ülkelerdir. Ancak bu ülkeler, katma değeri yüksek ürünler üretmeyi başarabilmiştir. Teknolojiye yaptıkları yatırım sayesine yüksek teknolojili ürün ihracatı yapmaktadırlar. Dolayısıyla birim başına ihracat değeri miktarı Türkiye’den çok daha yüksek ülkelerdir. Türkiye, gelişen teknolojiye ayak uyduracak reformları yapmalı, Ar&Ge ve patent faaliyetlerini arttırarak katma değeri yüksek ürün üreterek ileri teknoloji ihracatına odaklanmalıdır. Bu anlamda ihracatımızın birim başına değerinde meydana gelecek artış da enerji ithalatı harcamalarımızı telafi ederek söz konusu sorunun çözümünde önemli bir katkı niteliğinde olacaktır.
İbrahim Atilla ACAR, Filiz ALSAÇ, Mine Nur BOZDOĞAN, İsmail ÇİLOĞLU, Habip DEMİRHAN, Taylan KIYMAZ, Şaban KÜÇÜK, Mustafa SAKAL, Burcu KILINÇ SAVRUL, Elif Ayşe ŞAHİN, Özge UYSAL ŞAHİN, Mehmet TARAKCIOĞLU, Mustafa TEZEL Dünyanın ve Türkiye'nin hızla değişen dinamikleri çerçevesinde, bölgesel kalkınma politikaları ekseninde de bir dönüşüm süreci yaşanmakta; her geçen gün yeni teoriler, doktrinler, yaklaşımlar ortaya konulmakta ve alan giderek derinlik kazanmaktadır.
Günümüzde küresel ekonominin önemli aktörü konumundaki bölgelerin kavramsal boyutta içeriği de gelişmekte ve bölgeler, "yeni bölgeselcilik yaklaşımı" çerçevesinde bölgesel kalkınmanın itici gücü olarak önemli fonksiyonlar üstlenmektedir. "Sürdürülebilir bölgesel kalkınma" yönündeki eğilimle, bu alanda izlenen politikalar, politikaların amaçları ve araçları yeniden şekillendirilmekte ve alanın sosyal, kültürel ve çevresel boyutları da en az ekonomik boyutu kadar ön plana çıkmaktadır.
Farklı kesimlerden yazarları buluşturan bu çalışmanın amacı; iktisattan siyaset bilimine, maliyeden sosyolojiye, işletmeden bölge planlamaya kadar birçok disiplinin inceleme alanı kapsamında yer alan bu alanın teorik ve uygulama boyutlarıyla analiz edilebilmesini ve tartışılabilmesini sağlayabilecek yazınsal ortamı oluşturabilmek ve bölgesel kalkınmanın taşıdığı önemin büyüklüğü çerçevesinde, Türkiye'nin kalkınması açısından katkı sağlayabilecek noktalara dikkat çekerek bölgesel kalkınma politikalarının, özellikle kamu ve teşvik politikaları bağlamında etkinleştirilmesine yönelik öneriler geliştirebilmektir.
Dilek SÜREKÇİ YAMAÇLI Parasal istikrar, paranın değerinin istikrarlı olması, alım gücünün değişmemesidir. Bir ekonomide para değer kaybettiği zaman, o ülke vatandaşlarının veya ilgili para birimi ile yatırım yapan kişilerin reel geliri azalır, refah düzeyi geriler. Günümüzde pek çok para otoritesi gibi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) da temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır.
Türkiye'de 2002 yılına kadarki süreçte, kamu açıklarının kronikleşmesi enflasyonun oluşmasında ve devam etmesinde önemli rol oynamıştır. Bununla birlikte, tarımsal destekleme politikaları, ithal ikameci sanayileşme politikaları ve yüksek girdi maliyetleri gibi nedenler enflasyonun diğer nedenleri olmuştur. Bu süreçte, fiyat istikrarı kalıcı olarak sağlanamamış, Türk Lirası büyük değer kayıplarına uğramıştır.
Türkiye’de 2002 yılından itibaren, denk bütçe politikasının uygulanması ve özelleştirmelerin artması, kamunun TCMB kaynaklarını kullanımını sınırlandırmıştır. Bununla birlikte, esnek döviz kuru rejimine geçilmesi uygulanan para politikalarında enflasyona odaklanılmasına olanak sağlamış, enflasyon hedeflemesi programı ile ekonomideki tüm birimlerin para politikasına olan güvenini artırmıştır. Yaşanan bu gelişmeler, 2002 yılı sonrasında uygulanan para politikalarının enflasyonu düşürmede başarısını artırmıştır.
Kitapta; fiyat istikrarsızlığı, nedenleri, ölçümü, iktisadi okulların enflasyon hakkındaki görüşleri, para politikası, parasal aktarım süreci, para politikasında yaşanan sorunlar gibi temel bilgiler yanında, 1923 yılından günümüze Türkiye'de uygulanan para politikaları ve enflasyonist süreç hakkında ayrıntılı bilgiler sunulmuştur. Kitabın, fiyat istikrarı, enflasyon ve Türkiye'de uygulanan para politikaları alanlarında çalışmalar yapan araştırmacılara katkı sağlaması amaçlanmıştır.
Elif Asoy Ana akım iktisat teorileri cinsiyete dayalı ücret eşitsizliği konusunu irdelerken son derece yanlı ve yüzeysel bir tavır sergilemektedirler. Kadın emeğinin marjinalleştirilmesini ve buna bağlı gelişen sosyal ve ekonomik eşitsizlikleri, piyasanın buyruklarına ters düşer endişesiyle sorgulamak şöyle dursun, âdeta sümen altı etmektedirler. Ücretler belirlenirken cinsiyetin “görünmeyen değişken” olarak denkleme dâhil edilmesinden rahatsızlık duymamaktadırlar. Oysa sürdürülebilir bir dünya ve ekonomik kalkınma için her alanda eşitliğin vazgeçilemez olduğu açıktır.
Ücretin Haksız Belirleyeni: Cinsiyet'in çıkış noktası, daha az fayda getirme maliyetine rağmen iktisaden irrasyonel tutumlara gösterilen zafiyettir. Bu bağlamda öncelikle kadın emeğinin statüsünün tarihsel izdüşümünü ana hatları ile ortaya koyma, sergilenen söz konusu haksız tavrı belli başlı iktisat teorileri ışığında eleştirme, alternatif bakış açılarına ve beraberinde literatürün hâlen eksik kalan kısımlarına değinme gayreti ile kaleme alınmıştır. Yazım esnasında Simone de Beauvoir'ın The Second Sex kitabında belirttiği ümidi ilham olmuştur:
“Umarım bir gün bu kitabın modası geçecektir.”
Umulur ki bir gün şu an elinizde tuttuğunuz bu kitabın içerisinde yer alan tüm konular ve sorunlar tarih olur. Toplumsal cinsiyet algılarının kökten değiştiği, kadın emeğinin istediği rol ve istediği kılık ile toplumda ve emek piyasasında var olduğu, cinsiyet nötr sosyoekonomik yapıların ve politikaların hâkim olduğu bir dünya, gelecek kuşaklara miras bırakılabilir.
Mete Gündoğan Yirmi birinci yüzyılı daha doğru bir şekilde yorumlayabilmemiz için öncelikle içinden çıktığımız yüzyılda meydana gelen olayları iyi analiz etmemiz gerekmektedir.
En genel hatları ile baktığımızda yirminci yüzyılda Batılı zihniyetler uygulamaya koydukları politikalarla, hem sanayi devrimi sonucu elde ettikleri büyük imkânlar ve teknolojik yenilenmenin verdiği maddi üstünlüklerini kullanarak hem de söz konusu politikaları uygulamada kendilerine en büyük engeli oluşturan Osmanlı'nın içyapısında çıkardıkları kargaşalarla, Osmanlı'yı temel zihniyetiyle beraber tümden bertaraf etmek ve bunun sonucunda kendilerine yeni pazarlar ve sömürgeler açmak için insanoğlunu dünya savaşlarına sürüklemekten çekinmediler. Savaş sonrası, kendi menfaatlerine uygun olarak kurdukları küresel ekonomi-politik yapılandırmayı her şeye rağmen bugün hâlâ korumaya çalışmaktadırlar. 1990'lı yıllarla birlikte, “Doğu Bloğu”nun dağılması sonucunda ortaya tek kutuplu bir dünya çıktı. Bütün dünya, “Batı Bloğu”nun zaferle çıktığı bu Soğuk Savaş döneminden sonra, dünyanın çok daha güvenli, barışçıl ve huzur içerisinde olacağını düşünüyordu. Ancak, çok kısa sürede, bu beklentileri boşa çıkaracak gelişmeleri hep birlikte yaşadık. Batı zihniyeti, “Yeni Dünya Düzeni” sloganı ile dünyayı kendi çıkarlarına göre yeniden şekillendirme projesini yaklaşık yüzyıl sonra bir kez daha uygulamaya koydu. Hâlbuki bizler, “ya bizimlesin ya da karşımızdasın” şeklinde özetlenen ve bize empoze edilen bu Yeni Dünya Düzeni projesini kabullenmek mecburiyetinde değiliz.
Ülkemiz ve insanlarımız tarihte olduğu gibi bugün de emperyalizme karşı topyekûn mücadele edebilecek güce ve müktesebata sahip bir ülkedir. Yer altı ve yer üstü zenginlikleri, genç insan potansiyeli, bilgi, hikmet ve tecrübe birikimiyle, kısaca sahip olduğu maddi ve manevi gücüyle bu mücadeleyi kazanabilecek bir ülkedir.
Bölgeye yönelik olarak ortaya koyabileceğimiz projeler, ilkeler ve değerler ile ülkemizi ve bölgemizi yeniden cazibe merkezi hâline getirebiliriz. Bölgemizde kurulacak ve uygulamalarıyla tüm dünyaya örnek olacak yeni bir ekonomi-politik düzen, bütün dünyayı baştan aşağı değiştirebilecek potansiyeli de beraberinde taşır. Herkes için adalet temeli üzerine Yeni Bir Dünya kurmak mümkündür. Savaşın yerine barışın, çatışmanın yerine diyaloğun, sömürünün yerine adil bölüşümün, çifte standardın yerine adaletin, tekebbürün yerine eşitliğin, baskı ve işgallerin yerine insan haklarının esas alınacağı Yeni Bir Dünya'nın tüm insanlığa refah ve mutluluk getireceği muhakkaktır.


İÇİNDEKİLER

Birinci Bölüm GEÇMİŞİN MUHASEBESİ
İkinci Bölüm GELECEĞİN İNŞAASI