İktisadi ve İdari Bilimler \ 1-37
Şenol Korkut This book, subjects the basic dynamics of the Muslims of Bosnia and Herzegovina to a new reading through the memories of Alija Izetbegović (1925-2003), one of the most important Muslim intellectuals of the twentieth century. Izetbegović's pursuit of truth in his childhood and youth and his attitude towards the ideologies around him are taken in terms of the way a Muslim intellectual was brought up in the modern world. In the second part of the study, the importance of the Islamic Declaration for the current Islamic world, how to keep the Muslim identity alive under all conditions and the Islamic method to be developed for the policies of dimming the Muslim identity are examined. In the third part of the study, the importance of a Muslim party on the basis of the SDA and the principles to be derived from the struggle for existence during the Bosnia-Herzegovina war were examined. In the last part of the study, the current situation in Bosnia and Herzegovina after Dayton is discussed. The book seeks to construct a modern Siyāsatnāmeh based on the memories of Izetbegović
Asiye Şimşek Ademi “Taliban kocamın sakalını ölçmüş ve kısa olduğu için kafasına vurmuş. Göz damarları yırtılmış, dedi doktor. Kulakları da sağır oldu. Çok korktuk. Yolda ölsek de gidelim buradan dedik. Tüm paramızı kaçakçılara verdik. Geldik İran'a” (Afganistan).
“Babam, abim, ailenin erkeklerinin hepsi bahçede otururken bir patlama olmuş. Herkes parçalanmış. Tam bir hafta boyunca ağaçlardan ailemin etlerini topladım. Bazılarının etleri, saçları ağaçların üstüne kadar gitmişti”. (Suriye).
“Cenazeyi getirtemedik, çok pahalıydı. Nereye gömmüşler bilmiyorum. Biz çok geç gönderdik, o yüzden iyileşmedi. Doktorlarla konuştuk. Birleşmiş Milletlere gittim hiçbir şey yapmadılar. Kaçakçılarla gönderdik” (Afganistan).
“Bir kadın terlik giymişti, Taliban askerleri ayağına ateş etti. Bence kadın hak etti. Terlik İslam'a uygun değil. Benim mesela nişanlım başımı kapattı. Çok şükür hep kapalı giyinirim o günden beri” (Afganistan).

Bu kitap; İran’da yaşayan Afganistan uyruklu kadınlarla, Türkiye’de yaşayan Suriye uyruklu kadınların göç hakkındaki izlenimlerinin araştırılması amacıyla yazılmıştır. İki ülkede gerçekleştirilen alan araştırmalarıyla, bu ülkelerdeki göçmen kadınların hayatına yakından şahit olunmuş ve göçle ilgili düşünceleri sorgulanmıştır. Bugüne kadar göçten en çok etkilenen kesim olmalarına rağmen hep göz ardı edilen, savaşın da göçün de nesnesi konumunda olan kadınlara direkt hitap eden, onların düşüncelerini sorgulayan bu çalışma, kadınları göçün nesnesi olarak değil öznesi olarak ele almaktadır.
Meriç E. Bebitoğlu Mete Bey'in "go" tuşuna basmak yerine telefon ahizesine "Goo!" diye bağırması o yıllar için her ne kadar acayip ve komik olsa da aslında önemli bir ihtiyacı tanımlıyordu. Bugün sesli yanıt sistemiyle ortaya konan insan-makine birleşimi yapay zekâ tam da budur.
Akademi ile günlük yaşamdan kesitleri birleştiren bu kitap, bir teknoloji güzellemesi niteliği taşımıyor. Değişim, dijital dönüşüm ve sanallığın hayatımıza katacaklarını araştırırken gelecekte örgüt yapılarının nasıl olacağını, yönetim işlevlerinin nasıl değişeceğini ve sosyal medyada iletişim dâhil olmak üzere yeni dünya düzeninde sanal yönetimin işleyiş ve kurallarını ortaya koyuyor.
Sanal Yönetim ile başarılı olmanız dileğiyle...
Burak Düz, Burçin Boz, Bükre Aslan, Canan Tannsever, Çelebi, Çinuçen OKAT, Ercan Güler, Erkan Sezgin, Kürşad Sayın, Mehmet Emre Güler, Melih Özçalık, Nil Sonuç, Özge Çalhan, Özgür Sanbaş, Özlem Kışlalı, Pınar Işıldar, Piliz Dalkılıç Yılmaz, Selin İşevcan Ertamay, Serkan Çelik, Sevinç Güler Özçalık, Simge Kömürcü, Sonay Kaygalak, Uysal Yenipınar “Çok Gezenti “Şehirler ve İnsanlar” kitabımın ön sözünde de belirtmiştim; seyahat konusunda beni “uyandıran”; 2000'lerin başında St. Petersburg-Moskova arasında Volga üzerinde yol aldığım teknedeki, günlerce gördüklerinden şikâyet eden yaşlı hanımefendi olmuştu: “Volga'nın suyu çamurlu.” dedi, “Rus yemekleri fazla hamurlu.” dedi. Bunları dedi ama bir türlü gördüğünü “Zaten onlar orada var olanlar.” diye değerlendirip hanesine katmayı denemedi. Üzüldüm açıkçası. Seyahat için harcadığı zamanın ve parasının boşa gittiğini düşündüm. Seyahat denen şeyin amacının; gördüğüm ne varsa bilgilerime, benliğime, böylece karakterime katmak ve iyi-kötü ne görürsem göreyim onlardan farklı bir ben yaratmak olduğunu kavradım. O seyahati takip eden ve bugüne kadar gelen tüm seyahatlerimi böyle değerlendirmeye, yaşamaya ve bu bakış açısıyla anlatmaya başladım.
Bakmak bir saniye,
Görmek, hissettiklerin kadar sürer bence.”

Burak Akkul

Bu kitap sizleri bulunduğunuz mekândan alıp dünyanın farklı coğrafyalarındaki kentlere doğru sanal bir yolculuğa çıkarmak için yazılmıştır. Bu yolculuk, Türkiye'ye yakın coğrafyaların yanı sıra Fas, Güney Kore, Mısır, Hindistan, Tayland, Japonya gibi egzotik olarak görülen ülkelere olacaktır. Bu amaçla yurtdışında ziyaret edilen üç kent, iki bölüm hâlinde, farklı yazarlar tarafından kaleme alınmıştır. İlk başlık altında kentlerin coğrafi konumu, siyasi tarihi ve turizmi gibi genel bilgilere yer verilirken ikinci başlık gezi noktalarına ve deneyimlere ayrılmıştır. Destinasyona yönelik kısa öneri ve uyarılarla yazılar tamamlanmıştır. Birer gezi yazısı olarak kaleme alınan yazılarda açıklayıcı, öyküleyici ve betimleyici anlatım yollarına başvurulmuştur. Bu kitapta; şehirlerin tarihini, mimarisini, meydanlarını, el sanatlarını, mutfağını keşfedecek ve insanlarıyla tanışacaksınız. Bu seyahatlerin hepsi tarihin farklı takvim yapraklarında gezilerini kaleme alan yazarlar tarafından gerçekleştirildi. Adımları geçmişte kaldı ama seyyahların zihinlerinde bu yolculuklar birer kare, ses, tat, anı olarak yaşamaya devam ediyor. Eminiz ki sizler de daha ilk satırlarda kentlerin büyüsüne kapılıp onları görmek isteyeceksiniz. Bakalım 68 rotadan en çok hangisini beğeneceksiniz?
Gopal K. Kanji Gopal K. Kanji'nin istatistiksel testlerle ilgili en çok satan eserinin genişletilmiş ve güncellenmiş bu üçüncü basımı, örnek veri kümeleriyle testlerin nasıl uygulanacağı ve ulaşılan bulguların nasıl yorumlanacağı konusunda bilgiler sunmakta olup; en yaygın kullanılan testleri kapsamaktadır.
Bu kitapta incelenen her bir test; amacı, kısıtları ve yönteme ilişkin ana hatlarıyla ele alınmış ve bir örnek üzerinden sayısal uygulaması yapılmıştır.
100 İstatistiksel Test kitabı, her düzeyde ve tüm disiplinlerde istatistiksel analiz yapanlar için vazgeçilmez bir rehberdir.
Sırrı Uyanık Bu kitap; enerji konusunda “zamanın ruhu”nu anlama ve anlamlandırmaya çalışan kapsayıcı, doyurucu ve merak uyandırıcı bir özetleme çabasının bir sonucudur. “Doğru soruyu sormak bilmenin yarısıdır.”
sözünden hareketle yöntem olarak soru‐cevap şeklinde düzenlendi.
Enerji, iklim ve çevre alanındaki akademik ve pratik çalışmalara katkıda bulunarak değer yaratması umuduyla...
Nazlı Yayıntaş İnsanlık var olduğundan bu yana temel gereksinimler arasında yer alan iletişim, tarihsel süreç içinde sürekli gelişim göstermiştir. İletişim teknolojilerinin gelişmesi medyanın toplumsal yaşamda merkezî bir konum elde etmesine yol açmıştır. Medya, böylelikle toplumsal yaşamda ve örgütlenmede aktif rol edinerek hayatın her alanında etki derecesini giderek arttırmıştır. Geleneksel medya araçlarıyla iletişimin tek taraflı işlevi, yeni medyayla birlikte karşılıklı etkileşime dönüşmüş ve zaman-mekân sınırlılıkları ortadan kalkmıştır. Bu kapsamda medyanın, hayatın her alanındaki işlevi, özellikle ülke yönetiminde yer alan erklerden dördüncüsü mü yoksa birincisi mi olduğu yönündeki tartışmaları da gündeme getirmiştir. Medyanın siyasetle ilişkisi ve ülke yönetimine kamuoyu oluşturma ve gündem belirleme işlevinden kaynaklı müdahil olması Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihinde gerçekleşen darbelerde de roller edinmesini sağlamıştır. Türkiye’de demokrasiye müdahale etmeye yönelik son kalkışma olan 15 Temmuz darbe girişiminin önlenmesinde ve demokrasinin savunulmasında medyanın rolü yadsınamaz. Medyanın o gece takındığı tutum ve yayınlar, halkın darbecilere karşı mücadelesini yönlendirmiş ve etkilemiştir. Halkın 15 Temmuz gecesinde yaşanan olaylardan anında bilgi edinmesi ve yöneticilerin halkla iletişiminin sağlanması, keza darbecilerin kisveleri ve amaçları hakkında bilgilendirici yayınlar yaparak önemli görevler üstlenen medya kuruluşları, darbenin başarısız olmasıyla toplumsal yaşam ve demokrasinin inşası ve korunması bakımından da etkin bir rol oynadığını ve oynayacağını ortaya koymuştur.
Abdullah Çakmak Müslüman, Hristiyan ve Yahudilerce kutsal kabul edilen Kudüs şehri, M.Ö. 4000'li yıllara kadar uzanan kadim bir tarihe sahiptir. Bu dinlere mensup devletlerin Kudüs'teki farklı dönemlere ait hâkimiyetleri, şehirde üç dine ait kutsal mekânların oluşmasına zemin hazırlamıştır.
1517'de Osmanlı hâkimiyetine giren Kudüs'te devlet tarafından gerçekleştirilen çeşitli imar faaliyetleri şehrin yaşam kalitesini yükseltmiştir. 1917'ye kadar süren bu hâkimiyet süreci içerisinde Kudüs için kırılma noktalarından biri Fransızların 1798 Mısır işgaliyle başlayan ve 1841'de Kavalalı Mehmed Ali Paşa isyanının sonlandırılmasına dek devam eden süreçtir. Vehhabi ve Yunan isyanları gibi devletin farklı bölgelerindeki sıkıntıların bu zaman diliminde ortaya çıkması, farklı milletleri bir arada barındırmasından dolayı Kudüs’ün bu olaylardan, dolaylı yoldan etkilenmesine sebep olmuştur.
Osmanlı Devleti’nin 1798-1841 yılları arasında Kudüs'te uyguladığı siyaseti konu edinen bu çalışmada; yaşanan siyasi olaylar ve idari değişiklikler, devletin Müslümanlara yaklaşımında öne çıkan faaliyetler, devletin gayrimüslimlere tanıdığı haklar ve halkın devletle olan irtibat yolları incelenmiştir.
Büşra Karataşer 1914-1923 Arası İstanbul'un İaşesi ve İhtikâr Sorunu isimli çalışma,1914-1923 dönemi İstanbul'un iaşesi ve ihtikâr sorununun arşiv kaynaklarına dayalı bir incelemesidir. İaşe sorunu insanlık için her zaman önemli bir konu olmuştur. Özellikle savaş dönemlerinde iaşe sorununu çözmek en önemli konulardan birini teşkil etmiştir.
Bu çalışmada; iaşe sorunu, ihtikâr meselesi ve geçim sıkıntısının Birinci Dünya Savaşı’nda ve Mütareke Dönemi'nde ülke halkını nasıl etkilediği ve bu sorunlara karşı alınan önlemleri üç bölüm hâlinde incelenirken Başbakanlık Osmanlı Arşivi kaynaklarından ve dönem gazetelerinden derinlikli olarak faydalanılmıştır.
Hüseyin Fidan Yöneticilerin, yönettikleri topluma daha iyi hizmet verebilmek için tarihin her devrinde ülkelerinde yaşayan ileri görüşlü, bilgili, deneyimli kişilerden yararlandıkları bir gerçektir. Bu yararlanmayı gerçekleştirmek için de kimi zaman kurallı kimi zaman kuralsız kimi zaman sık kimi zaman seyrek toplantılar yapmışlardır. Meclis geleneği Türk devlet geleneğine de yabancı değildir. Orta Asya Türk Devletlerinde hükümdarın yanında bulunan ve çeşitli ülke sorunlarının görüşülüp önemli kararların alınmasına yardımcı olan Meclisler olmuştur.
Bu çalışmada; Osmanlı Döneminde başlayan parlamento yolculuğuna kısaca değinilmiş, daha sonra Cumhuriyet dönemine ait Cumhurbaşkanları, Meclis Başkanları, Başbakanlar, Partiler, Hükümetler, Koalisyonlar vb. birçok bilgiye yorumsuz olarak yer verilmiştir.
Türk siyasi tarihine meraklı yurttaşlarımız ile siyasal bilgiler alanında eğitim alan gençlerimiz için kaynak kitap niteliğini taşıyan bu çalışmanın tüm okurlarımıza faydalı olacağını ümit ediyorum...
Ahmet Karakaya, Ahmet Köroğlu, Alev Erkilet, Alperen Gem Ennçosmanoğlu, Asım Öz, Ayşen Baylak, Ertuğrul Zengin, Fatih Kucur, İbrahies Aksu, İlhan Sadıkoğlu, Kâmil Yeşil, Mahmut Hakkı Akın, Mehmet Erken, Mustafa Aydın, Mustafa Oğuzhan Çolak,Necdet Subaşı, Nurettin Ürün, Serkan Yorgancılar, Şerife Nihal Zeybek, Tuba Aydın, Vahdettin Işık, Yunus Emre Özsaray, Yunus Emre Tapan Ulus devlet serüveninin çeperinde şekillenen içe kapanma dönemi¬nin düşünce dünyasında da ciddi bir sınır oluşturduğunu her ge¬çen gün daha iyi anlıyoruz. Gündemler, kavramlar ve meseleleri ele alıştaki öncelikler takip edildiğinde bu durum açıkça gözlemlene¬bilir. Bu sınırlılığı aşma işaretlerinin en somut şekilde görüldüğü dönemin, çok partili hayatın nispeten süreklileştiği 1960-1980 ara¬sı yıllar olduğunu söylemek mümkündür. Bir ölçüde, halkın farklı katmanlarının doğrudan sürece dâhil olduğu bu dönem, gerek Tür¬kiye’nin yakın tarihindeki özgül ağırlığı, gerekse de İslamcı düşünce ve yayıncılık tarihindeki yeni arayışlar, mecra tutuşlar, kurumlaş¬malar, çeşitlenmeler ve söylem farklılaşmaları bakımından günü¬müzde de canlı bir şekilde etkisini devam ettirmektedir.
Ayrıca dönemin faaliyetlerinde etkin rol üstlenmiş şahısların önemli bir kısmının hâlen hayatta bulunması bugünden yapılacak bir okumanın sınanmış bir gözle de murakabesine imkân vermek¬tedir. Bugünün Türkiyesini siyasette, bürokraside, sivil kurumlarda ve entelektüel alanda taşıyan kadroların çok önemli bir kısmının 1960-1980 döneminde yetişen kuşaklar olduğu dikkate alındığın¬da, o yılların önemi daha iyi anlaşılacaktır. Sonuç olarak, günümüzü daha iyi anlamak için, adeta bugünün ana rahmi olan 1960-80 yıl¬larını yakından incelemenin gerekliliği oldukça açıktır. Dolayısıyla gerek tanık olduğumuz sürecin anlaşılmasına katkıda bulunması gerek yaşayan bu tarihî tanıklarla yeni kuşaklar arasında bir köprü oluşturma imkânı vermesi bu çalışmanın hem niyetini hem de kıy¬metini ortaya koymaktadır.
Nevzat Balıkçıoğlu Bir toplumdaki en büyük tüzel kişilik devletin kendisidir. Tüzel kişilik olmanın bir sonucu olarak devletler de tıpkı gerçek şahsiyetler gibi haklara sahip olabilir, borç ve alacak edinebilirler. Devlet, tüm kurumları ile içini dolduran kişilerden bağımsız olarak, bu borç ve alacakları ödeme yükümlülüğüne ve alacakları isteme hakkına sahip olur. Yani özetle borçlar ve alacaklar gerçek kişilere değil devletin tüzel kişiliğine ait olur. Ancak bu borçların alınıp alınmayacağına veya tersine gerçek kişilere ya da başka devletlere borç verilip verilmeyeceğine yönetici konumundaki gerçek insanlardan oluşan siyasi otorite yani hükümet karar verecektir. Borçların alınması hâlinde ne kadar ve hangi şartlarda alınacağı, ne zaman ödeneceği faizin ne kadar olacağı, taksit sayısının ne kadar olacağı bu süreç içerisinde ortaya çıkacak temel sorunlardır. Ayrıca alınacak olan borcun devletin ödeme gücünü aşıp aşmayacağına pek çok istatistiki bilgi devletin mali organlarından edinilerek karar verilir. Bütün bu problemler, aslında borç alıp veren gerçek kişilerin de gündelik hayatlarında karşılaşabilecekleri sorunlara benzer nitelikler taşımaktadır. Ancak devletin alabileceği borçların ölçeği gerçek kişilere kıyasla çok büyük olabileceğinden ülke içerisindeki pek çok mali ve ekonomik denge üzerinde değişik boyutlarda etkileri olacaktır. Örneğin devlete borç veren kişiler son derece güvenilir bir biçimde getiri elde ettikleri için ellerindeki parayı üretime yönlendirmek veya başkaca alternatif yatırım araçlarına aktarmak yerine sürekli olarak devletin borçlanma araçlarına yönelmeyi tercih edebilmekte hatta bunu alışkanlık haline getirebilmektirler. Fakat devlet borçlanmasından en çok etkilenen unsurlardan birisi hatta belki de en önemlisi enflasyondur. Enflasyon en basit tanımıyla piyasadaki birim mal başına düşen para fazlalığıdır. Devlet borçlanması ve enflasyon arasındaki ilişki kısaca şu şekilde özetlenebilir: Devlet borç aldığında hazineye piyasadan para çekmektedir. Böylece geçici de olsa anti enflasyonist bir baskı oluşmaktadır. Fakat devlet borcu geri öderken ödemeyi faiziyle birlikte yaptığı için piyasada tekrar para artışı olacaktır. Dolayısıyla kısa vadede enflasyonu düşüren borçlanma uzun vadede tersi bir sonuca yol açacaktır.
Bütün bunlar dikkate alındığında devlet borçlanmasının ülke ekonomisine etkilerinin ne olduğu ve enflasyonla aralarındaki ilişkinin sonuçlarının doğru anlaşılabilmesi için en azından belirli bir dönem aralığının resmi veriler esas alınarak incelenmesi gerekmektedir. Devlet borçlanmasının ne olduğu ve hangi koşullar altında gerçekleştiği konusunda teorik bilgileri de içeren bu eser, bir yüksek lisans tezi olarak hazırlansa da aynı zamanda bir kaynak kitap niteliği taşımaktadır.
Eric Tyson İş finansal geleceğinizi korumaya geldiğinde yapabileceğiniz en mantıklı şey, buna bir an önce başlamaktır. Bu pratik rehber 20'li yaşlarınızda sağlam bir finansal temel atmanız ve sonraki yıllarda mali durumunuzu güvence altına almanız için ihtiyacınız olan finansal tavsiyeleri içermektedir. Nasıl finansal bir altyapı oluşturacağınızı, gerçek hayatta parasal sorunların üstesinden nasıl geleceğinizi ve kariyeriniz boyunca gelirinizi nasıl artırabileceğinizi keşfedin.

Kitabı açın ve
• Birikim, bütçe planlama ve harcamayı akıllıca yapmayı öğrenin.
• Kredi notunu yükseltmenin yollarını keşfedin.
• Sahip olduğunuz geliri değerlendirin.
• Maddi ortaklıklar üzerine tüyoları keşfedin.
• En iyi sigortayı edinme konusunda önerileri dikkate alın.
Özden Zeynep OKTAV, Helin SARI ERTEM 21. yüzyıl ile birlikte değişen yerel, bölgesel ve küresel şartlar, Türkiye'nin dünya siyasetindeki yerinin yeniden yorumlanmasını da beraberinde getirmiştir. 11 Eylül'den Afganistan ve Irak savaşlarına, “Arap Baharı”ndan Suriye'de yaşanan insanlık dramına kadar bir dizi zorlukla mücadele anlamına gelen 2000'ler, dünya tarihinde barışçıl bir dönemin başlangıcı olmaktan uzak görünmektedir. Bu nedenle değişim ve dönüşüm çağı olarak adlandırılan 21. yüzyıl, çatışma ve yıkım çağı olma potansiyelini de içinde barındırmaktadır. Yeni dönemin fırsatlar kadar, risk ve krizlerle de bezeli bu yapısı, Orta Doğu'nun hassas bölgesel dinamikleri nedeniyle, Türkiye'yi çok daha dikkatli olmaya itmekte ve duygusal refleksler yerine, akılcı politikalar üretmeye mecbur bırakmaktadır.
Bu kitap, Türkiye'nin 21. yüzyılın kendine has nitelikleriyle yüzleştiği, fırsatlar kadar risk ve krizlerle ilgili tutumunu da netleştirmeye çalıştığı bir dönemde hazırlanmıştır. İçerdiği makaleler, Türk dış politikasını kavramsal, teorik ve pratik yansımalarıyla ele almakta, 2000'lerle birlikte gündeme taşınan, ezber bozucu pek çok yeni meseleye ilaveten, geçmişten gelen kronik bazı sorunların aldığı son şekle de dikkat çekmektedir. Kitapta, 21. yüzyılda ortaya konulan Türk dış politikası anlayışını farklı perspektiflerden ele alan makalelerin yanı sıra, Türkiye'nin bu dönemde küresel ve bölgesel aktörlerle kurduğu ilişkilerden, hukuk, ekonomi ve çevre politikalarının dış politika ile etkileşimine varan, detaylı ve analitik çalışmalar bir arada bulunmaktadır. Çok boyutlu ve zengin içeriği ile bu kitap, Türkiye'nin 2000'li yıllardaki dış politikasıyla ilgilenenler için temel referans kaynaklarından biri olmaya adaydır.
Adem Doğan, Adnan Oduncu, Alkan Soyak, Alper Aslan, Belgin Akçay, Bilge Köksel, Ertuğrul Yıldırım, Esra Siverekli, Ferhan Aydemir, Ferit Kula, Gökçe Maraş, H. Mahir Fisunoğlu, Hatice Erkekoğlu, Hayriye Atik, Jale Yalınpala Çokgezen, Kıvanç Halil Arıç, Levent Gökdemir, Lütfü Öztürk, Mahir Fisunoğlu, Mehmet Ali Bilginoğlu, Mehmet Şişman, Melike Atay Polat, Melike Kum, Metin Aydoğan, Metin Özdemir, Mevlüdiye Şimşek, Mine Yılmazer, Münevver Soyak, Nadir Eroğlu, Oğuz Öcal, Özge Buzdağlı, Pelin Gençoğlu, Seda Şengül, Suzan Ergün, Tayfur Bayat, Tuncay Çelik, Türkan Büyüknalban, Zeynep Öztürk Bu kitap, Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nın uygulandığı 2000'li yıllarda Türkiye ekonomisinde ortaya çıkan yapısal dönüşümleri incelemektedir. Kitabın amacı, 2001 Krizi sonrasında başlatılan reform süreci sonucunda Türkiye ekonomisinde gerçekleşen yapısal değişmeleri detaylı bir şekilde ortaya koymaktır. Kitapta yer alan makalelerin bir kısmında konular ekonometrik ve istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiş, bir kısmında ise istatistik verilerden yararlanılarak dinamik analizler yapılmıştır. Kitap, Türkiye ekonomisinde önemli yapısal reformların yapıldığı bir döneme ışık tutması bakımından önem arz etmektedir.
Kitap, altı bölümden oluşmaktadır: İlk bölüm, “Üretim, İstihdam, Yatırım ve Fiyatlar” başlığını taşımaktadır. İkinci bölüm, “Ekonomik Büyüme ve Ekonomik Gelişme” konusuna ayrılmaktadır. Bu bölümde, ilk olarak ekonomik büyümede etkili olan faktörler ekonometrik yöntemler kullanılarak Türkiye üzerinde sınanmaktadır. Bölümde ikinci olarak, “Ekonomik Gelişme” olgusu Türkiye açısından incelenmektedir. Türkiye'nin 2000'li yıllarda gösterdiği göreli gelişme performansı, başta AB olmak üzere çeşitli ülkeler ve ülke grupları ile karşılaştırmalı olarak ortaya konmaya çalışılmaktadır. Üçüncü bölümde, “Sektörel Gelişmeler ve Politikalar” ele alınmaktadır. Bankacılık sektöründeki gelişmeler, enerji, sanayi ve teknoloji politikaları ile özelleştirme uygulamaları, bu bölümün başlıca konuları arasındadır. Dördüncü bölümde, Türkiye'nin dış ticaretindeki gelişmelerin analizi yer almaktadır. Beşinci bölüm, “Kamu Maliyesi ve Kamu Yönetiminde Gelişmeler” başlığını taşımaktadır. Mali saydamlık ve 2000'li yıllarda kamu mali yönetiminde sağlanan gelişmeler, bu bölümün ana konularıdır. Altıncı bölüm ise “Avrupa Birliği, Küreselleşme ve Kriz” konusuna ayrılmıştır. Kitabımız “Prof. Dr. Cihan Dura'nın Eserleri Üzerine Bir Bibliyografya Denemesi” çalışmasıyla tamamlanmaktadır.
Salih Yılmaz Bu kitabımızda, 2018 yılında TRT Rusça kanalında Rusça yayımlanan 47 analiz bir araya getirilerek Türkçeleriyle birlikte sunulmuştur. Bu analizlerde 2018 yılı boyunca Türkiye-Rusya arasında gelişen siyasi olaylar başta olmak üzere ekonomik ve askeri gelişmeler yorumlanmıştır. Bu anlamda iki ülke ilişkilerine yön verecek fikir ve görüşler tartışılmıştır.
Bu eser, daha önce 2016-2017 yılları arasında Rusya-Türkiye temelli gelişen ilişkileri ele alan kitabın devamı niteliğindedir. Bu eserde de 2018 yılında iki ülke arasında gelişen olaylar, analizler şeklinde Türkçe ve Rusça yazılmıştır. Bu eserleri anlamak adına “Türkiye-Rusya Avrasya Paktı Mümkün mü?” adlı eserimizin de mutlaka okunmasını tavsiye ederiz.
Rusya-Türkiye arasında Suriye'de gelişen ekonomi dışında askerî-teknolojik işbirliği, NATO üyesi Türkiye açısından olduğu kadar diğer üyeler açısından da yeni bir dönemi işaret etmektedir. Bu hâliyle NATO müttefiklerinden yeterli desteği alamayan Türkiye'nin Rusya ile işbirliği hâlinde bölgesinde kendi güvenliği başta olmak üzere istikrar sağlama konusunda çaba gösterdiğini söylemeliyiz. ABD'nin Türkiye'ye karşı sert politikaları devam ettiği sürece bu işbirliği daha da gelişecek gibi duruyor. NATO'nun bu işbirliğine dair endişelerini de dikkate aldığımızda gelecekte Avrasya'da yeni bir güvenlik temelli blokun kurulması da mümkün olabilir. Bu süreç, bir taraftan NATO-ABD diğer taraftan da Türkiye'nin inisiyatifindedir.
Türkiye'nin S400 hava savunma sistemi alması sadece Türkiye açısından değil ABD'ye bağımlı hâle gelen tüm dünya açısından da önemli bir değişime ve karşı duruşa işaret etmektedir. Bu iki devlet ve toplumun birbirini daha iyi anlaması adına bu tür eserlerin faydalı olmasını dileriz.
William G. Castellano “Yeni Normal” olarak adlandırılan içinde bulunduğumuz yeni dönem, çalışma hayatını kökten değiştiren yapısal dönüşümlere neden olmuştur. Küreselleşme, teknolojideki hızlı gelişmeler ve değişen işgücü yapısı, geleneksel insan kaynakları uygulamalarını yetersiz kılmaktadır. İş dünyasında başarı ve sürdürebilirlik ancak yeni yöntemleri araştırmak, uygulamak ve işgücü adanmışlığını sağlamak ile mümkün olacaktır. Bu kitapta, 21. yüzyılda sürdürülebilir bir rekabet üstünlüğü yakalamak isteyen ve bunun için sahip oldukları işgücü adanmışlığı ve yetenek yönetimini önemseyen örgütler için birçok uygulamaya yer verilmiştir.
İnsan Kaynakları Yönetimi alanında çalışmalarına devam eden pek çok değerli öğretim üyesisinin katkılarıyla Türkçeye kazandırılan bu eserin, akademisyenler, öğrenciler ve uygulamacılar için önemli bir referans olacağına inanıyoruz.
Esra Çetinöz, Muhittin Imıl, Ramazan Aslan, Seda Öz Yıldız, Serkan Yenal, Y. Furkan Şen, Y. Zakir Baskın Siyasi tarih çalışmalarında, 19. yüzyıl Devrimler Çağı, 20. yüzyıl, Savaşlar Çağı olarak adlandırılırken henüz yirmi yılı tamamlanan 21. yüzyıl ise şimdiden literatüre Krizler Çağı olarak girmiş bulunmaktadır. 2001 yılındaki 11 Eylül saldırılarından bu yana hemen hemen her yıla damgasını vuran çeşitli politik, ekonomik, toplumsal ve küresel krizleri art arda yaşarken 21. yüzyılın 21. yılında da bu krizlerin neler olduğunu alışagelmiş dünya sistemini felce uğratan pandemi krizi içindeyken hatırlamaya çalışıyoruz.
Bu kitap; 21. yüzyılın çeşitli krizlerini bireysel, toplumsal, ulusal ve uluslararası eksende ele alarak her biri farklı güvenlik alanında uzmanlaşmış akademisyenlerin bu konulardaki analizlerini içermektedir. Kitapta; 11 Eylül 2001 ile başlayan asimetrik güvenlik tehditleri, 2008 ile başlayan küresel ekonomik krizi, dünya ticaret liderliği savaşlarının ekonomik sisteme etkileri, Covid-19 pandemi krizinin ulusal ve uluslararası boyuttaki yansımaları ele alınırken aynı zamanda krizler çağında bireylerin bu krizlere verdiği psikolojik, toplumların sosyolojik tepkileri de analiz edilmektedir. Tüm bunlara ek olarak, farklı gelecek projeksiyonları da sunan bu eserin siz değerli okuyucuların fikirlerine ışık tutmasını dileriz.
Adnan Dal, Ahmet Civanoğlu, Aslıhan Genç, Ayşegül İnginar Kemaloğlu, Berksan Gülsoy, Bora İyiat, Burak Yalım, Burcu Özsoy, Can Uyar, Cavit Emir Güngören, Cemile Arıkoğlu Ündücü, Dilek Kütük, Doğacan Başaran, Ebru Caymaz , Efe Can Müderrisoğlu, Elnur İsmayıl, Emrah Kaya, Emre Kalay, Enes Deşilmek, Gökhan Bata, Göktuğ Sönmez, Gözde Söğütlü, Henry A. Kissinger, Hüseyin Korkmaz, Joseph S. Nye, Klaus Dodds, Merve Kanmaz, Mustafa Burak Şener, Neriman Hocaoğlu Bahadır, Neslihan Topcu, Nusret Sinan Evcan, Onur Limon, Özgenur Çaputlu, Özgün Oktar, Özgür Demirayak, Pelin Aliyev, Saim Çelik, Salih Yılmaz, Seda Gürel, Selinay Ergenç, Servet Karagöz, Sinan Yirmibeşoğlu, Sohbet Karbuz, Şeyma Kızılay, Tajudeen Sannİ, Tarık Oğuzlu, Tolga Erdem, Tuba Yıldız, Ümran Güneş, Veli Özdemir, Y Barbaros Büyüksağnak, Yasin Özbey, Zabihullah Dashti, Zehra Ayvaz, Zeynep Duran “Bölgesel zorlukları ve sorunları anlamlandırmak, bölgelere ilişkin çok boyutlu unsurların farkında olan bir yaklaşımı beraberinde gerektirecektir. 21. yüzyıldaki çevresel, kültürel, ekonomik, politik ve teknolojik değişimler, bölgeyi ve bölgeseli sabit sonuçlardan ziyade süreç olarak nasıl kavramsallaştırdığımız ve analiz ettiğimiz konusunda zorluklar yaratmaya devam edecektir. Bölgenin bölgesel olarak sabitlenmiş ve açıkça tanımlanmış konteyner benzeri görünümü yeterli olmayacaktır. Bu kitap, bölgeye nasıl, nereden ve neden yaklaşabileceğimize dair hoş bir genel bakış sunmakta ve bunu entelektüel olarak cömert bir biçimde yapmaktadır.”
Klaus Dodds
Royal Holloway University of London
Stjepan G. Mestrovic İlk olarak 1991 yılında yayınlanan bu kitap, Durkheim sosyolojisinin modernite ve postmodernizm tartışmaları ile ne derece ilişkili olduğunu gösterme gayretindedir. Bunu, Durkheim’ın fikirlerinin mevcut sosyal bilimlere nasıl uygulanabileceğini sorgulamak ve uygulamak yoluyla yapar. Yazara göre Durkheim’ın kitaplarını yayınlamaya başladığı 1890'ların toplumsal bağlamı ile bugün arasında oldukça çarpıcı benzerlikler vardır.
Bu kitap sosyoloji ile felsefenin, psikoloji ile kültürel çalışmaların ve tarih ile sosyolojinin bağlantılı alanlarında çalışma yapan okuyucular için önemli bir kaynaktır. Kitap, aynı zamanda, insanlık milenyum çağının problemleri ile yüzleşmekteyken ortaya çıkan soru ve sorunları anlamak kaygısı güden tüm okuyucular için iyi bir yol göstericidir.
Ferhan Kuyucak Şengür Havaalanları, hava taşımacılığının kalbidir. 21. yüzyılın havaalanları, temel kamu işletmeciliği anlayışı ile yönetilen altyapı hizmeti sunucuları olmaktan çıkarak tüm paydaşları için emniyetli, güvenli, verimli ve düzenli hizmet sunan, 24 saat yaşayan, hareketli yaşam alanlarına ve intermodal ulaştırma merkezlerine dönüşmektedir. Bu dönüşüm, 21. yüzyılın dinamikleri ile hareket eden bir havaalanı işletmeciliğini gerektirmektedir. 21.Yüzyılda Havaalanı İşletmeciliği kitabı, havaalanını yönetsel açıdan ele alırken geçmişten günümüze ve geleceğe havaalanı işletmeciliğini irdelemektedir.
Kitap, akademiden ve havacılık sektöründen okuyucuların bilgi birikimine katkıda bulunmanın yanı sıra havacılığa ilgi duyan ve bu konuda bilgi biriktirmek isteyenlere de yol gösterici olmayı hedeflemektedir.
Kitabın gözden geçirilmiş bu ikinci basımının okuyucusuna, Türk havacılık sektörüne ve Türkçe alanyazına katkı sağlaması dileği ile…

Akif Kemal Koç, Alper Uzun, Arman Zafer Yalçın, Aydın Aktay, Ayhan Koçkaya, Aysun Yılmaztürk, Barış Şentuna, Elif Gün, Fahri Çakı, Gökçe Bayrakçeken Tüzel, Hakkı Çetin, Hasan Hüseyin Akkaş, İpek Akpınar, Kaan Kapan, Kumru Türköz, Murat Erdem, Musa Gök, Mustafa Kemal Şan, Mürsel Sabancı, Oğuzhan Özkan, Osman Aydoğan, Osman Tekir, Ömer Faruk Biçen, Ruşen Keleş, Savaş Zafer Şahin, Selver Özözen Kahraman, Sema Çetinkaya, Suat Kolukırık, Şerif Öner, Tuğba Elçin Bozkurt, Yasemin Hayta, Yonca Altındal, Zeynep Ceylan Gezer, Ziynet Bahadır Kalkınma, ulus devletle birlikte önem kazanan ve bugüne kadar etkisi kesintisiz devam eden büyülü bir kavram olarak görülebilir. Tarihsel süreç içinde çeşitli eleştirilere maruz kalsa da Batı’nın entelektüel hokkabazlıkları kimsenin zıddıyla (gerikalmışlık) anılmak istemeyeceği kalkınma kavramını ilave başka kavramlarla daha da karmaşık hâle getirmiştir. Oyun devam etmektedir. Kendi isteği dışında gelişen alternatif yaklaşımlardan ürken Batı, bu ideoloji yüklü kavrama yönelik sorgulayıcı çabaların ürettiği alternatif kavramları kendi söyleminin içinde eriterek etkisizleştirme marifetini de gösterebilmektedir. Bu durum, yaklaşık bir asırdır tüm dünyanın en önemli hedefi hâline gelen kalkınma söyleminin mütemadiyen gözden geçirilmesini ve gerekirse kendi toplumsal çıkarlarımız çerçevesinde yeniden inşa edilmesini zorunlu kılmaktadır. Kuşkusuz amaç, toplum olarak kendimize mazeretler üretmek ya da günah keçileri icat ederek rahatlamak değildir. Aksine amaç, konuyu bütüncül, çok boyutlu, sorgulayıcı ama soğukkanlı bir şekilde tartışmak, düşünsel konfor alanımızın dışına çıkarak uyanık bir zihinle (ferasetle) kalkınma söyleminin ötesine geçmenin yollarını araştırmaktır.
Bu kitap, kalkınmaya “yeni bir bakış” değil “yeniden bir bakış” denemesidir. Her denemenin yenilikle sonuçlanmadığı ama yeniliklerin ancak denemelerle ortaya çıktığı kabulünden yola çıkan kitap, 6 kısım/ana başlık içinde toplam 29 bölümden oluşmaktadır. Türkiye’nin farklı üniversite ve kurumlarında görev alan ve farklı disiplinlere mensup 34 akademisyenin katkılarıyla oluşan kitabın kısa sürede araştırmacılar, eğitimciler ve genel okuyucu kitlesi için temel bir başvuru kaynağı olarak benimseneceği beklenmektedir.
Emine Akçadağ Alagöz 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Asya ülkelerinin ekonomik yükselişi, özellikle de 1970'lerden itibaren Çin'in gerçekleştirdiği ekonomik büyüme, dünyanın ekonomik ağırlık merkezinin Doğu'ya kaydığı ve 21. yüzyılın Asya yüzyılı olduğu değerlendirmelerini beraberinde getirmiştir. Uluslararası sistemdeki bu değişim kaçınılmaz olarak hem tüm uluslararası aktörlerin politikalarına yansımış hem de bu bölgeye ve bölge ülkelerine odaklanan akademik çalışmaları ciddi ölçüde artırmıştır. Fakat ülkemizde Uluslararası İlişkiler alanında Asya çalışmalarına ilişkin eserler yeterli olmaktan uzak bir görüntü sergilemektedir.
Bilhassa Asya'nın iki önemli gücü olan Rusya ve Çin'in ikili ilişkilerini ele alan kaynaklar oldukça sınırlıdır. Mevcut çalışmalar da ya siyasi tarih çalışması niteliğindedir ya da ilişkilerin tek bir boyutu veya konusuna odaklanmaktadır. Bu kitap, Soğuk Savaş'ın bitiminden günümüze kadar olan dönemde Rusya-Çin ilişkilerinde yaşanan değişim ve dönüşüm, birey, devlet ve sistem düzeylerini içerecek biçimde kapsamlı şekilde analiz etmeyi hedeflemektedir. Bu maksatla
gerek uluslararası sistemin dış politikaya etkisi, gerek diğer devletlerle ilişkiler, güç kapasitesi ve çıkar tanımlamaları, gerekse lider, siyasi elitler ve bürokratik yapı gibi unsurlar irdelenerek ikili ilişkilerin niteliği ortaya koyulmaya çalışılmaktadır.
Ali Ayata, Ali Ünsal, Alpaslan Hamdi Kuzucuoğlu, Aykut Ekinci, Ayşen Seymen Çakar, Büşra Çeliköz, Cemalettin Hatipoğlu, Giray Saynur Derman, Gülsüm Çalışır, Hakan Çelik, Harun Kılıçaslan, Hatice Nur Germir, Hayri Sağlam, Melih Coşgun, Murat Ercan, Murat Korkmaz, Murat Uzun, Özlem Çalkan Sağlam, Pınar Özden Cankara, Rıdvan Kocaman, S. Rıdvan Karluk, Selma Çetinkaya, Semin Hatipoğlu, Semra Altıngöz, Tarık Semiz Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik süreci, 1963 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu ile Ortaklık Anlaşması'nın imzalanmasıyla başlamış ve 1987 yılında tam üyeliğe başvurmasıyla ivme kazanmıştır. 1999 yılında AB üyeleri tarafından aday olarak kabul edilen Türkiye, 2005 yılında tam üyelik müzakerelerine başlamıştır. AB ile ilişkiler Türkiye için her zaman çok önemli, bir o kadar da zorlu bir süreci ifade eder. Ankara Anlaşması'nın imzalanmasıyla başlayan ve günümüze değin farklı evrelerden geçen ilişkileri şekillendiren gelişmeler, kimi zaman tarafların birbirlerinden beklentilerinde değişikliklere yol açsa da ne Türkiye tam üyelik kararından vazgeçebilmiş ne de Avrupa Türkiye'yi tamamen reddedebilmiştir.
Türkiye'nin farklı üniversitelerinden alanında uzman ve akademisyenleri bir araya getiren bu çalışmanın amacı; Türkiye - AB ilişkilerinin genel çerçevesini çizerek, Türkiye AB ilişkilerindeki genel sorunlarına değinip bu sorunlar çerçevesinde ilişkilerin gelecekteki perspektifini ortaya koymak olmuştur.
Ahmet Can Kevser, Ahmet Çağrı Azman, Aşkım Beste Özdoğan, Atakan Orğan, Aydın Güven, Başak Nur Bedir, Bawer Kazanççı, Bekir Yıldız, Beyza Nur Yıldız, Cansel Özel, Cemil Samet Polat, Dilara Edman, Doğukan Aktürk, Duygu Kutlu, Elif Yıldız, Erzan Aktar, Fatma Rabia Şen, Hasibe Talaş, Hilal Gizem Öztürk, İpek M. H. Şahin, Kübra Paydaş, Melih Tayyip Kırtay, Mustafa Şahan, Özlem Bilgin, Ruken Başduvar, Semih Erdoğdu, Sena Beyza İmat, Seren Önal, Sümeyye Melek Teke, Tolga Batkitar, Yonca Demir, Zeynel Abidin Binici, Zinnet Arıcı Bilgi Çağında Mekânın Sahibi Kim Olacak?
Uzun zamandır duyuyoruz: Türkiye dünyada ilk 10 ekonomi arasında olacak. Bu; meydan okuyan bir hedef! Nasıl olacak peki bu? Bu kitabın en temel savı şudur: Eğer bu ülke ilk 10’a girmek istiyorsa beşeri sermayesini (“human capital”) yükseltmelidir; İnsani Gelişim Endeksi (İGE) ve İyi Yönetişim kriterlerini gerçekleştirerek, eğitim, adalet, iş ahlakı, toplumsal barışma vb. hususlarda kendini tedavi ederek yükselmelidir.
Sizce İGE’de kaçıncıyız?
Biz İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nin genç yazarları olarak bir mücadeleye giriştik; bu projeyi, gençlere “sonuç odaklı-ezbere dayanmayan-fayda üreten” eğitim ve sorumluluk verilince, onların daha erkenden sisteme girerek, sisteme gençlik aşısı yapabileceğini göstermek için yaptık.
15-45 yaş aralığını ana hedef kitlesi seçen bu kitap; uzayı keşfetmiyor ama uzayın amansız önemini vurguluyor!
Uluslararası İlişkiler perspektifinden teknolojik dönüşüm, yumuşak güç çözümlemeleri, popüler kültür, küresel raporlar, dijital medya, ekonomik yansımalar ve mental sağlık konuları kitabın ana başlıklarını oluşturmaktadır.
Mehmet Akif Özer Çalışma hazırlık aşamalarıyla birlikte yaklaşık 3 yıllık bir çalışma sonucu hazırlanmıştır.
Çalışma hazırlanırken temel hareket noktası, özelikle lisans ve yüksek lisans derslerinde ve tez çalışmalarında böyle bir çalışmaya ihtiyaç duyulması olmuştur. Çalışma Gazi Ün. İİBF’de Kamu Yönetimi, Uluslararası İlişkiler, ÇEKO ve İşletme bölümlerinde okutulan İnsan Kaynakları Yönetimi, Yönetim Bilimi (I-II), Mahalli İdareler, Kamu Yönetiminde Yeni Yaklaşımlar ve Örgüt Yönetim Teorileri derslerinde ders kitabı ve yardımcı ders kitabı olarak okutulabilecek niteliktedir. Çünkü Çalışma kapsamındaki modern yönetim konuları, söz konusu derslerde belli dönemlerde mutlaka incelenmesi gerekmektedir. Ayrıca seminer ödevleri, yüksek lisans derslerinde verilen ödevler ve tez çalışmaları hazırlanırken, söz konusu modern yönetim konularını ele alan, derli toplu ve teorik çalışmalara büyük ihtiyaç duyulmaktadır.
Çalışmada ele alınan konular, alanında öne çıkmış yerli ve yabancı literatüre çok sayıda atıf yapılarak tamamen teorik olarak hazırlanmış ve herhangi bir alan araştırmasına yer verilmemiştir.
Çalışma bölümleri doğrudan çalışma sahibi tarafından yazılmıştır. Çalışmada herhangi bir şekilde başka birinin çalışmasına yer verilmemiştir.
Çalışma ortalama 25 ile 45 sayfadan oluşan toplam 15 bölümden oluşmaktadır. Bölümler:
1. Algılama Yönetimi
2. Bilgi Yönetimi
3. Çatışma Yönetimi
4. Değişim Yönetimi
5. İmaj Yönetimi
6. Kalite Yönetimi
7. Kariyer Yönetimi
8. Kriz Yönetimi
9. Performans Yönetimi
10. Risk Yönetimi
11. Strateji Yönetimi
12. Stres Yönetimi
13. Süreç Yönetimi
14. Vizyon Yönetimi
15. Zaman Yönetimi
Çalışmanın ele aldığı konular özellikle son yıllarda gerek gelişmiş ülkelerde gerekse ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerde sıklıkla tartışılan popüler modern yönetim konulardan oluşmaktadır.
Bu durum çalışmanın ülkemizdeki üniversitelerde, meslek yüksek okullarında ders kitabı ve yardımcı kaynak olarak okutulabileceğini göstermektedir. Çünkü mevcut literatürde bu tür konuları böylesine ayrıntılı ele alan ve öğrencinin anlayabileceği şekilde ortaya koyan derli toplu ve kapsayıcı başka bir kaynak bulunmamaktadır.
Çalışmanın yaygın bir okuyucu kitlesine hitap edeceği öngörülmektedir. Bunlar arasında en önemli kısmı gerek merkezde gerekse taşrada lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri, konularla ilgili araştırmacılar ve akademisyenler, tez, alan araştırması hazırlamak isteyenler ve kamu/özel sektör yöneticilerinden bu konulara ilgi duyanlardır. Ülkemizde gerek özel sektörde gerekse kamu sektöründe klasik yönetim anlayışından modern ve daha etkili yeni yönetim anlayışına geçiş sürecinde bu tür eserlere büyük ihtiyaç duyulmaktadır.

Akın Alkan Karadeniz'in bir iç denizden uluslararası sulara dönüşmesi büyük güçlerin ‘zayıf’ durumda olan devletlerin jeopolitiğini kullanarak bölgede hâkimiyet kurma savaşımına dönüşmüştür. Buna yüzyıllardır Karadeniz ülkeleri arasında süregelen gizli güvensizlik de eklenince günümüzde Karadeniz’in güvenliği çok daha kompleks bir durumda anılmaktadır. Bu çalışma Karadeniz ve çevresinde bugün var olan ve gelecekte var olma potansiyeline sahip problemlere kısa ve orta vadeli çözüm sunma arayışındadır. Bu çerçevede kitap; değişen güvenlik algılaması ve Karadeniz, Bölge ülkelerinin ve bölge dışı güçlerin Karadeniz politikaları, Karadeniz ve Karadeniz çevresindeki mevcut kriz kaynakları ve son olarak da önümüzdeki on yıl içerisinde Karadeniz ve çevresinde gerçekleşebilecek olası kriz kaynakları ve çözüm önerileri bölümleri altında konuyu derinlemesine incelenmiş, okuyuculara gelecekte Karadeniz ile ilgili muhtemel senaryoları sunmuştur. Kitap, uluslararası ilişkiler bölümlerinin yanı sıra dış politikaya ilgi duyan herkesin faydalanabileceği bir çalışma niteliğindedir.
Duygu Hıdıroğlu Yenilikçi girişim başlatma oranları incelendiğinde, kadın ile erkek girişimciler arasında belirgin bir farkın olduğu gözlenmektedir. Bu farkı ortaya çıkaran en büyük etkenlerden birinin ise fırsat eşitsizliği olduğunu söylemek mümkündür. Dolayısıyla kadınlar ile erkekler arasında fırsat eşitliği sağlandığında kadınların yenilikçi girişimde bulunma oranlarının ciddi şekilde artması beklenmektedir. Bu çalışmanın amacı, finansal gelişmişliğin fırsat eşitliği sağlamada etkin olup olmadığını anlamaktır. Dolayısıyla bu amaç doğrultusunda, çalışmada, yenilikçi girişimcilik faaliyetlerini etkileyen birçok mikro ve makro düzeyde dinamik arasında bir girişimcinin harekete geçmesinde etkili olduğu düşünülen finansal gelişmişlik dinamikleri üzerinde durulmuştur. Böylelikle bu finansal gelişmişlik göstergelerinin cinsiyet ile yenilikçi girişimcilik arasındaki ilişkide düzenleyicilik rolleri test edilmektedir. Bu çalışmanın kapsamında, finansal gelişmişliğin fırsat eşitliği sağlamak suretiyle yenilikçi girişimciler arasında kadınların oranını arttıracağı öngörülmektedir. Küresel Girişimcilik Monitörü 'nün (GEM) anketine katılan Toplam Erken Aşama Girişim Aktivitesi (TEA) sınıfına giren girişimler, çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Örneklem, 2007-2013 yıllarını kapsamakta ve 87 ülkeden 92.947 birey düzeyinde veri içermektedir. Bu çerçevede geliştirilen hipotezler, karışık etkili lojistik regresyon yöntemiyle test edilmiştir. Analizler neticesinde beklenenle paralel sonuçlara ulaşılmıştır. Regresyon sonuçları, finansal gelişmişliğin ve gelişmişliği belirlediği düşünülen finansal etkinlik ve finansal güvenilirlik dinamiklerinin kadınların yenilikçi girişimcilik başlatmalarına katkılarının önemli derecede etkili olduğu neticesini ortaya koymuştur.
Özetle çalışma, ekonomilerin büyümesinde engel teşkil eden yenilikçi girişimcilik oranlarının az olması durumu ve kadın erkek arasındaki fırsat eşitsizliğinden kaynaklı kadınların yenilikçi girişimciliğinin erkeklerden düşük olması probleminin çözümü için gerek okuyuculara gerekse politika yapıcılara yol gösterebilecek önemli bulgulara yer veren önemli bir bilimsel kaynak niteliğindedir.
Hasan Hüseyin Aygül - Erdal Eke Türkiye, insanlık tarihinin temel bir karakteristiği olan göç hadisesinin ayrıca küresel ve bölgesel krizlerin kalbinde yer alan bir ülkedir. Tarihine, kültürüne ve toplumsal dokusuna uygun olarak dünyanın en büyük göçmen/mülteci/sığınmacı nüfusuna ev sahipliği yapmaktadır. Ülke nüfusunun yaklaşık %5'ini oluşturan söz konusu göçmen gruplara yönelik gerçekleştirilen insani yardımlar ise Türkiye'yi en büyük donör ülkesi hâline getirmektedir.
Türkiye özelinde göç, sadece tanımlama ve sınıflama yapılması gereken bir mesele değil aynı zamanda anlama ilişkisi çerçevesinde ele alınması gereken çoklu ve disiplinlerarası bir olgudur. Bu eser, 6 üniversiteden toplam 16 akademisyen tarafından farklı alanlarda üretilmiş teorik ve uygulamalı çalışmaları (tarih, kamu yönetimi, hukuk, uluslararası ilişkiler, eğitim, ekonomi, sosyoloji, sağlık hizmetleri, coğrafya ve iletişim) bir araya getirerek Türkiye'deki göç olgusunun tarihsel ve güncel görünümlerini enine boyuna tartışmaktadır. 21. yüzyılın penceresinden, göç olgusunu çok boyutlu olarak irdeleyen bu kitap, bilimsel üretimdeki kolektif gücün vermiş olduğu dinamizm ile birlikte hem ilgili literatüre katkı sağlamakta hem de Türkiye'nin tarihsel misyonunu gözler önüne sermektedir.
Ayşe Çolpan Yaldız, Fırat Purtaş, Güljanat Kurmangaliyeva Ercilasun, İsmail Yasin Kılıncarslan, Konuralp Ercilasun, Murat Çemrek, Mustafa Aydın, Necdet Pamir, Ömer Faruk Ateş, Ömer Faruk Kocatepe, Ömer Kocaman, Yakup Ömeroğlu, Yelda Ongun Bağımsızlıklarının 30. Yılında Türk Cumhuriyetleri kitap serisi, alanında uzman yazarların değerli emekleri sonucunda ortaya çıktı. Üç kitaplık bu seride Türk Cumhuriyetleri’nin 30 yıllık yolculuğu, devletler üzerinden değil konular üzerinden, tematik ve bütüncül olarak çözümlendi. Nitekim Türkiye’de ve Türkçede, Türk Cumhuriyetleri’nin zamansal ve mekânsal bağlam üzerinden ulusal, bölgesel ve küresel ölçekte incelenmesine gereksinim vardı. Bölgesel Politika başlıklı, Bağımsızlıklarının 30. Yılında Türk Cumhuriyetleri kitap serisinin ikinci kitabında; “Türk Cumhuriyetleri Arasında Bölgesel İş Birliği”, “Çok Taraflı İş Birliğinin Karşılaştığı Zorluklar ve Bölgesel Uluslararası Kuruluşların Artan Önemi: Türk Konseyi Örneği”, “Türk Cumhuriyetleri’nde Bölgesel Güvenlik”, “Bağımsızlıklarının 30. Yılında Türk Cumhuriyetleri ve Enerji”, “Türk Cumhuriyetleri’nde Çevre Sorunlarının Dünü Bugünü”, “Türk Cumhuriyetleri’nde Dil ve Alfabe”, “Türk Cumhuriyetleri'nde Ortak Tarih Arayışı”, “Bağımsızlık Dönemi Türk Cumhuriyetleri Edebiyatlarına Genel Bir Bakış” bölümleri yer alıyor. Kitabın Giriş ve Sonuç bölümleri ile Bölgesel Politika bütüncül bir çerçeveye kavuşuyor.
Bağımsızlıklarının 30. Yılında Türk Cumhuriyetleri kitap serisinin, Türk Cumhuriyetleri'ne yönelik yazına güncel bir katkı olması… Genç araştırmacılarda merak ve heyecan uyandırması, yeni çalışmalara özendirmesi… Türk Cumhuriyetleri'nin geleceğine, küresel sistemdeki rolüne, 50. yılına, 100. yılına katkı sağlaması umuduyla…
Anar Somuncuoğlu, Ayşe Çolpan Yaldız, Çınar Özen, Erel Tellal, Erkin Ekrem, Fırat Yaldız, Hatice Yazgan, Işık Kuşçu Bonnenfant, Mustafa Aydın, Sabir Askeroğlu Bağımsızlıklarının 30. Yılında Türk Cumhuriyetleri kitap serisi, alanında uzman yazarların değerli emekleri sonucunda ortaya çıktı. Üç kitaplık bu seride Türk Cumhuriyetleri’nin 30 yıllık yolculuğu, devletler üzerinden değil konular üzerinden, tematik ve bütüncül olarak çözümlendi. Nitekim Türkiye’de ve Türkçede, Türk Cumhuriyetleri’nin zamansal ve mekânsal bağlam üzerinden ulusal, bölgesel ve küresel ölçekte incelenmesine gereksinim vardı. Ulusal Politika başlıklı, Bağımsızlıklarının 30. Yılında Türk Cumhuriyetleri kitap serisinin bu ilk kitabında; “Ulusal Kimlikler ve Toplumsal Yapı”, “Türk Cumhuriyetleri’nin Geçiş, Değişim ve Dönüşüm Süreçlerini Anlamak ve Açıklamak”, “Türk Cumhuriyetleri’nin Makro İktisadi Yapısı ve Sektörel Analizi”, “Türkiye ve Türk Cumhuriyetleri İlişkilerinde Geçmişten Günümüze Göç”, “Türk Cumhuriyetleri’nde Din”, “Türk Cumhuriyetleri’nde Medya”, “Türk Cumhuriyetleri’nde Turizm” bölümleri yer alıyor. Kitabın Giriş ve Sonuç bölümleri ile Ulusal Politika bütüncül bir çerçeveye kavuşuyor.
Bağımsızlıklarının 30. Yılında Türk Cumhuriyetleri kitap serisinin, Türk Cumhuriyetleri'ne yönelik yazına güncel bir katkı olması… Genç araştırmacılarda merak ve heyecan uyandırması, yeni çalışmalara özendirmesi… Türk Cumhuriyetleri'nin geleceğine, küresel sistemdeki rolüne, 50. yılına, 100. yılına katkı sağlaması umuduyla…
Ayça Ergun, Ayşe Ayata, Çağla Gül Yesevi, Erkam Temir, Gökhan Alper Ataşer, Guzel Sadykova, Kutay Oktay, Mustafa Aydın, Pınar Köksal, Sedef Şen, Suat Beylur Bağımsızlıklarının 30. Yılında Türk Cumhuriyetleri kitap serisi, alanında uzman yazarların değerli emekleri sonucunda ortaya çıktı. Üç kitaplık bu seride Türk Cumhuriyetleri’nin 30 yıllık yolculuğu, devletler üzerinden değil konular üzerinden, tematik ve bütüncül olarak çözümlendi. Nitekim Türkiye’de ve Türkçede, Türk Cumhuriyetleri’nin zamansal ve mekânsal bağlam üzerinden ulusal, bölgesel ve küresel ölçekte incelenmesine gereksinim vardı. Küresel Politika başlıklı, Bağımsızlıklarının 30. Yılında Türk Cumhuriyetleri kitap serisinin üçüncü kitabında; “Türk Cumhuriyetleri ve Türkiye”, “Rusya'nın BDT Politikası ve Türk Cumhuriyetleri”, “Türk Cumhuriyetleri - Çin Halk Cumhuriyeti İlişkileri”, “İran'ın Türk Cumhuriyetleri Politikaları”, “Türk Cumhuriyetleri ve Amerikan Dış Politikası”, “Avrupa Birliği’nin Doğu Ortaklığı ve Orta Asya Politikaları Çerçevesinde Türk Cumhuriyetleri ile İlişkileri” bölümleri yer alıyor. Kitabın Giriş ve Sonuç bölümleri ile Küresel Politika bütüncül bir çerçeveye kavuşuyor.
Bağımsızlıklarının 30. Yılında Türk Cumhuriyetleri kitap serisinin, Türk Cumhuriyetleri'ne yönelik yazına güncel bir katkı olması… Genç araştırmacılarda merak ve heyecan uyandırması, yeni çalışmalara özendirmesi… Türk Cumhuriyetleri'nin geleceğine, küresel sistemdeki rolüne, 50. yılına, 100. yılına katkı sağlaması umuduyla…
Abdullah Kahraman İslam iktisadı ile ilişkili uygulama ya da kurumlarla ilgili okuyucunun sorularına kısa, pratik ve nitelikli cevapların verildiği kitaplardan oluşan 40 Soruda Bilinmesi Gerekenler dizisinin sekizinci kitabı olan bu eserde faiz konusu çeşitli yönleriyle 40 soru etrafında ele alınıyor. Allah'ın (c.c.) insanlığa gönderdiği evrensel mesajın temel konularından biri faiz/ribâ yasağıdır. Zira faiz, dinî, ahlâki, toplumsal, ekonomik açılardan pek çok zararı, mefsedeti ve kötülüğü beraberinde getiren bir uygulamadır. Kitap böylesine önemli bir konuyu bir bütün olarak ele almış; tarihinden uygulanışına ve etrafında oluşan sistem ve söylemlere kadar geniş bir alanı kapsamıştır.
Zeyneb Hafsa Orhan İslam iktisadındaki uygulama ve kurumlarla ilgili olarak okuyucunun sorularına pratik, kısa ve nitelikli cevapların verildiği kitaplardan oluşan 40 Soruda Bilinmesi Gerekenler dizisinin ilk kitabı olan bu eserde; dünyada İslami bankacılık, ülkemizde katılım bankacılığı olarak bilinen sistemin temellerine dair bilgiler genelden özele olacak şekilde 40 soru etrafında teorik bir derinlikten ziyade her seviyeden insanın kolaylıkla anlayacağı bir formatta verilmiştir.
Bu kitaptaki 40 soru belirlenirken hem katılım bankacılığını anlamaya dair olası tüm veçhelerin dâhil edilmesi hem de bu zamana kadar konuya dair yöneltilen sorularla kişisel ve toplumsal tecrübelerin dikkate alınmasına önem verilmiştir. Sorulara verilen cevapların hazırlanması sırasında ise hocalardan ve yazılı materyallerden edinilen bilgilerin yanı ura sektörde çalışanlarla, katılım bankacılığıyla irtibatı olan özellikle bireysel müşterilerin tecrübe, düşünce ve kaygıları dikkate alınmıştır. Okuyucuyu yormamak adına her bir cevap için en fazla 400-500 kelimelik bir açıklama yapılmıştır. Açıklamaların daha iyi anlaşılabilmesi için de uygun görülen yerlerde şekil ve figürlerden yararlanılmıştır. Kitabı mevcut literatürden ayıran temel özelliği ise hitap ettiği kesimin daha geniş olmasıdır.
İsmail Cebeci İslam iktisadı ile ilişkili uygulama ya da kurumlarla ilgili okuyucunun sorularına kısa, pratik ve nitelikli cevapların verildiği kitaplardan oluşan 40 Soruda Bilinmesi Gerekenler dizisinin yedinci kitabı olan bu eserde murabaha konusu çeşitli yönleriyle 40 soru etrafında ele alınıyor.
Murâbaha akdi, 1970'li yıllardan bu yana dünyanın farklı ülkelerinde faaliyet göstermekte olan faizsiz bankacılık sektöründe en çok uygulanan ve faizsiz işleyişin yönünü büyük oranda belirleyen sözleşme türüdür. Bu bağlamda, bu tür bir işlemin tarihsel gelişimini, geçirdiği merhaleleri,
taşıdığı problemli noktaları ve tartışmaları incelemek İslam iktisadı ve özellikle modern akitler alanında okuyucuya önemli bir altyapı kazandıracaktır. Ele alınan sorular sadece murabahanın pratik yönlerine odaklanmaktan ziyade, işlemin arka planını da çok yönlü olarak ortaya koymayı hedeflemektedir. Bu itibarla kitabın muhtevası konunun teknik, fıkhi, hukuki, iktisadi ve fikrî yönlerini de içermektedir.
Servet Bayındır İslam iktisadı ile ilişkili uygulama ya da kurumlarla ilgili okuyucunun sorularına kısa, pratik ve nitelikli cevapların verildiği kitaplardan oluşan 40 Soruda Bilinmesi Gerekenler dizisinin altıncı kitabı olan bu eserde, sukök ve borsa konusu çeşitli yönleriyle 40 soru etrafında ele alınıyor.
Geleneksel menkul kıymetleştirmenin özel bir yöntemi olan sukûk ve borsa işlemleri, çağımızın en önemli finansal mühendislik konularındandır. Mesele güncel olduğu gibi oldukça da girift, kapsamlı ve değişkendir. Bu nedenle kitap, akıcı ve sade dili ile bu iki konuyu her seviyeden insanın anlayabileceği güncel bir çerçevede sunmaktadır. Kitabın benzerlerine göre en önemli özelliği, konuyu sadece tasvirî
ve teknik açıdan incelemeyip bunlara ilaveten fıkhî açıdan eleştiriye tabi tutmasıdır.
Şükran Şıpka 50 Soruda Aile Hukukunda Kadının Yasal Hakları kitabı, haklarını bilmeyen birçok kadına ışık tutacak niteliktedir. Gerek ülkemizde bir türlü yerleşemeyen kadın-erkek eşitliği gerek kadına karşı şiddet gerekse de kadının diğer yasal hakları ve çocuk ile olan ilişkisi ülkemizin uzun yıllardır kanayan bir yarasıdır. Bu sebeple öncelikle vatandaşlarımızın eğitilmesi gerekse de buna ulaşana kadar bizzat kadınların kendi haklarını bilmesi önemlidir.
50 Soruda Aile Hukukunda Kadının Yasal Hakları kitabını okuyan bir kadın, başına gelen bir olayda ne yapması gerektiğini görebilecek ve yasal haklarını arayabilecektir.
Işın Çelebi Ekonomide ve işletme sürecinde özellikle sorunlu dönemlerde ve zor zamanlarda stratejik yönetim ve değişim anlayışı içinde sistematik düşünmek, etkin ve verimli bir yönetim sağlamak önemlidir.
Bu ilkeler çerçevesinde çalışmalarınızı yürütürken üç insan tipi ile karşılaşırsınız:
1. Düşünen, yeni fikirler üreten ve çalışmayı sevenler. Karınca gibi çalışan, sorumluluk sahibi insanlardır.
Bu gruptakiler er ya da geç başarılı olurlar.
2. Yapılan işten, projeden kendilerine pay çıkaranlar ve bununla övünenler.
Bu gruba dahil olanlar; hayatı kolay yaşayan, kopya çeken ve benmerkezci insanlardır.
3. La Fontaine'in “Ağustos Böceği ile Karınca” örneğinde olduğu gibi hazıra konmaya alışmış, çok laf, az iş yapan kulisçilerdir.
Bu gruptakiler; iş yapmadan, yapılan çalışmaların kendilerine ait olduğunu, ne kadar vazgeçilmez ve önemli olduklarını sık sık anlatan kişilerdir.
Ben, kitabımı birinci gruba dahil insanların görüşüne sunmak için hazırladım. Diğer gruptakiler de çalışmamdan yararlanırlarsa memnun olurum.
Işın Çelebi 50 Soruda Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri kitabını hazırlarken, 17 temel başlığı uzman arkadaşlarımla incelediğimde bu başlıkların Dünya'nın temel problemleri olduğunu ve gün geçtikçe büyüdüklerini gördüm.
Birleşmiş Milletler’in belirlediği bu 17 başlığın her biri, aynı zamanda globalleşmenin yarattığı derin problemlerdir.
Son zamanlarda yaşanan iklim olayları, karbon salınımın dönüşü olmayan düzeylere ulaşması, sıcaklık seviyesinin değişimi, küresel ısı artışı ve buzulların erimesi konuları, çözüm ve önerileri ile birlikte ele alınmıştır.
Küresel ısınma ve iklim değişiklikleri yeni hastalıklara yol açıyor.
İklim değişikliği ve küresel ısınma sorunu çözülemiyor. Tam tersine gittikçe büyüyor.
Küresel ısınma nedeniyle tarımda üretimin azalması sonucu kişi başına düşen yerel üretim miktarı ve gelir, hızla düşüyor. Bu nedenle büyük göçler, bölgesel savaşlar yaşanıyor.
Sürdürülebilir Kalkınma konusundaki düşünce ve çözüm önerilerimizi, görüşlerinize sunuyoruz.
Hayri KOZANOĞLU Teknolojik gelişmeler baş döndürücü bir hızla gündelik yaşamımızı değiştiriyor. “Akıllı telefonların” bulunmadığı bir dünyayı düşleyemiyoruz bile. Hemen her gün önümüze “yapay zeka”, “Endüstri 4.0”, “blockchain”, “paylaşım ekonomisi” gibi yeni kavramlar çıkıyor. Bazen bunları anlamakta, anlamlandırmakta zorlanıyoruz. Çoğu zaman da göz açıp kapatana kadar teknoloji ile ilgili bilgilerimizin ve becerilerimizin günün gerisinde kaldığını şaşkınlıkla fark ediyoruz. “Teknolojik Gelişmeler ve Hayatımız” çalışması, teknolojinin gerek işleyişini gerekse de ekonomik ve toplumsal sonuçlarını 50 soruda yanıtlamaya çalışıyor. Böylelikle meraklı okuyucuya insanlığın geldiği teknolojik aşamayı güncel ve canlı örneklerle aktarmayı amaçlıyor.
Nil Kula 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu I. ve II. Kitap Hükümleri Uyarınca Ticaret Hukuku kitabında Türk Ticaret Hukuku'nun asıl kaynağı olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun I. ve II. Kitap hükümleri ile güncel Yargıtay kararları ve başlıca ticaret hukuku doktrini çerçevesinde; Ticari İşletme, Tacir, Ticaret Sicili, Ticaret Unvanı ve İşletme Adı, Haksız Rekabet, Ticari Defterler, Cari Hesap ve Acentelik konuları incelenmiş, ilgili kanunun Ticaret Şirketlerine ilişkin genel hükümleri ile Anonim, Limited, Komandit ve Kollektif şirketlere dair özel hükümleri, işbu şirketlerin; nitelikleri ve kuruluşları, ortakları arasındaki ilişkiler, organları, üçüncü kişilerle olan ilişkileri ve sona ermeleri gibi alt başlıklar altında değerlendirilmiştir.
Cengiz Samur Asıl mesele finansal alanda tamahkâr, muhteris, kazanma uğruna her yolu kendine mübah gören fert tipidir. Başarılı olduğunda elde edeceği kazanç kendisinin hakkı mıdır? Hiç düşünmez. Bu fert Makyavelist tipin finansal alandaki resminden başkası değildir. Kâh yatırımcı kâh fon talep eden kılığındadır. Kabarcık ve çöküşe giden yolun yapı taşlarını döşer. Ponziler suçlu da bir koyup beş alma zihniyetiyle hareket edenler suçsuz mudur?
Finansal kabarcık “aktif fiyatının büyük bir değişme sergilemesi ve kendi içsel (temel) değerinden önemli derecede sapması”dır. Pozitif-negatif kabarcık olarak ikiye ayrılabilir. Fiyat yükselmiş, aktifin içsel değerini muayyen derecede aşmış ise “pozitif kabarcık"tan, eğer fiyat hızla düşmüş, bir aktif fiyatı çöküşü yaşanmış ise “negatif kabarcık”tan söz edilir. Pozitif kabarcık, kabarcığın teşekkülüne; negatif kabarcık, kabarcığın patlamasına işaret eder.
Ampirik olarak kabarcık aktif fiyatının kendi içsel değerinden en az %25 sapması, kabarcık patlaması (negatif kabarcık) ise cari fiyatın aktifin içsel değerinin en az %20 altına düşmesi olarak kabul edilebilir.
A5 ülkeleri 1997 Asya Krizi'nin kalbindeki ülkelerdir. 1929 Çöküşü gelişmiş ülkeler açısından ne ise 1997 Asya Krizi gelişmekte olan ülkeler açısından odur.
Eser bir sacayağı üzerine oturuyor: Kabarcık teorileri, A5 ülkelerinde kabarcık tecrübeleri ve politika teklifleri. Kabarcık teorileri çerçevesinde Etkin Piyasa Hipotezinden Davranışsal Finans Kabarcık perspektifine kadar yapı taşı durumundaki teoriler ele alınıp tartışılıyor.
İkinci ayağını A5 ülkelerinde kabarcık tecrübeleri oluşturuyor: 1990-2016 dönemi ve yıllar açısından kabarcık patlaması vakaları, bu vakaların makroekonomik zeminde büyüme, ekonomik daralma ve kümülatif reel maliyet üzerine tesirleri ele alınıyor. Ayrıca kabarcıkların teşekkülü, sebepleri üzerinde duruluyor. Kabarcıklara makro yaklaşım penceresinden bakılıyor.
Üçüncü ayağını hem kabarcık patlaması hem de kabarcık teşekkülü karşısında politikalar meydana getiriyor. Esas pozitif kabarcık ile karşı karşıya iken ne yapılması gerektiği üzerinde durulup tartışılıyor.
Cevabı aranan bazı sorular: Realitede finansal kabarcık var mı? Negatif kabarcık büyük bir makroekonomik maliyet doğurmakta mı? Pozitif kabarcık ülke ekonomisinde tahribat meydana getirir mi? Kabarcık patladığında ne yapmalı? Pozitif kabarcığa seyirci mi kalmalı?
“Semadaki cisimlerin hareketlerini hesaplayabilirim,
ancak insanların deliliklerini hesaplayamam!...”
Isaac Newton
(Güney Denizi Kabarcığında (1720) büyük bir servet kaybettiğinde)
Süleyman Orhun Altıparmak Bu eser, ABD petrol tedariği çeşitlendirme motivasyonlarının paternlerini açıklamak ve anlamak için Neo-Cox'çu analizi geliştiriyor ve uyguluyor. Ana akım uluslararası ilişkiler yaklaşımları, tarihsel bir perspektiften ziyade rasyonalist analize sahip olmalarından dolayı refleksiviteyi dikkate almazlar; fakat bu araştırmada ABD petrol çeşitlendirmesi motivasyonlarını ortaya çıkarmak için refleksivist bilme çatısında tarihselci yöntem kullanılıyor. Bu kitapta: uluslararası ilişkilerde holistik bakışa öncelik veren Eleştirel Teori, Robert Cox'un yorumunu içinde bulunduğumuz milenyuma uyarlayan bir formda, petrol çeşitlendirme süreçlerinin analizinde bu motivasyonları ortaya çıkarmaya ve “diakronik” zaman dilimi ile “senkronik” anlık görüntüyü içeren süre merkezli algıyla bakıldığında nasıl değiştiklerini anlamaya yardım ediyor. Bu yöntemle yapılan analizde, ABD petrol çeşitlendirme motivasyonlarını incelemek için Keystone XL boru hattı, Irak Savaşı ve Enerji Devrimi bağlamında Arktik Sondajı olmak üzere üç vaka tercih edildi. Hepsi anahtar vaka olarak kabul edilmeli, çünkü petrol politikası-dış politika-iç politika irtibatında gerçekleşen sürecin analizini farklı katman ve dinamiklerle gösterimine yardımcı oluyorlar.
Ömer Lütfi Taşcıoğlu SSCB’nin parçalanmasını müteakip tek kutuplu hale gelen dünyada eski sömürgeci ülkelerin tek başına yerini alan ABD, 21. asrın tarihini yazmaya soyunmuştur.
Bu hedefi gerçekleştirmek üzere medya, şirketler ve sivil toplum kuruluşlarını da kullanarak küreselleşmenin tüm imkânlarından yararlanan ABD, ulusal hedeflerine ulaşmada hiçbir engel tanımamakta ve gerektiğinde işgale bile başvurmaktadır.
Geçmişte stratejik ortak olarak algılanan ABD, tek süper güç olmanın verdiği rahatlıkla Ortadoğu ve Kafkaslar üzerindeki niyetlerini artık saklama gereği bile duymamakta, BOP kapsamında parçalamayı düşündüğü ülkeleri bölünmüş gösteren haritaları ABD Silahlı Kuvvetler dergisinde yayınlamak suretiyle oyunun kalan kısmını açık olarak sahneye koyacağını ilan etmektedir.
Son dönemde tehlikeli bir mecraya doğru sürüklenen Türkiye bir yandan Avrupa Birliği’ne üyelik hevesi istismar edilerek ulusal bütünlüğünü tehlikeye sokan dayatmalarla karşı karşıya bırakılmakta, diğer yandan ABD tarafından Irak’ın kuzeyinde oluşturulan Güney Kürdistan üzerinden Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki ayrılıkçı unsurların kışkırtılması suretiyle zayıflatılmaya ve BOP kapsamında parçalanmaya çalışılmaktadır.
Kitapta ABD ve İsrail’in Ortadoğu, Kıbrıs ve Türkiye üzerindeki hedefleri, Irak’ta kurulan Güney Kürdistan’ın Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile birleştirilerek konfederal yapıda Türkiye’ye bağlanması suretiyle Türkiye ve Irak’tan kopartılacak topraklar üzerinde Büyük Kürdistan’ın (2. İsrail’in) kurulması planları, bu kapsamda Anayasa değişikliği ile Türkiye’nin parçalanmasının hukuki alt yapısının hazırlanması çabaları ve bölünmeye karşı direnen TSK’nin yıpratılması suretiyle direncinin kırılması için sürdürülen faaliyetler belgeleriyle ele alınmak suretiyle bu tehlikeli senaryolara karşı alınması gereken önlemler konusunda Türk halkına ve yönetim kademelerine ışık tutulmaya çalışılmaktadır.

İÇİNDEKİLER

1.ABD’NİN YÖNETİM YAPISI VE DIŞ POLİTİKA KARAR SÜRECİNİN UNSURLARI
1.1.ABD’nin Yönetim Yapısı 1
1.2. Dış Politikayı Oluşturan ve Oluşumunda Etki Yapan Kuruluş ve Gruplar

2.ABD'NİN EMPERYAL POLİTİKALARI VE KÜRESELLEŞME
2.1.ABD Anayasası’nın Emperyalizm ve Küreselleşmeye Katkıları
2.2.ABD’nin Enerji İhtiyaçlarının Emperyalizm ve Küreselleşmeye Katkıları
2.3. Militarizm, Para ve Medyanın Emperyalizm ve Küreselleşmeye Katkıları
2.4.Amerika Birleşik Devletleri’nin Milli Güvenlik Strateji Dokümanı
2.5. Bush'un Politikalarının Emperyalizm ve Küreselleşmeye Katkıları

3. TÜRK-AMERİKAN İLİŞKİLERİNİN ÖZETİ
3.1. Osmanlı Döneminde Türk Amerikan İlişkileri
3.2. Cumhuriyet Döneminde Türk-Amerikan İlişkileri

4. TÜRKİYE-ABD İLİŞKİLERİNDE İSRAİL’İN ETKİSİ VE ROLÜ VE TÜRKLERİN TARİH HAFIZASI
4.1. Yahudilere Vatan Arayış Çabaları
4.2.Wilson Prensipleri ve Filistin’de Manda Rejimi Kurulması
4.3. İsrail Devleti’nin Kuruluşu ve Deir Yasin Olayı
4.4. Türkiye-İsrail İlişkileri

5. ABD VE İSRAİL’İN KIBRIS ÜZERİNDEKİ HEDEFLERİ VE TÜRKİYE’YE ETKİLERİ
5.1. Kıbrıs’ın Stratejik Konumu ve ABD ile İngiltere’nin Üs ve Dinleme İstasyonları
5.2. İsrail’in Kıbrıs Üzerindeki Hedefleri
5.3.Büyük Ortadoğu Projesi-Kıbrıs Bağlantısı

6. ABD VE İSRAİL’İN IRAK’TA VE ORTADOĞU'DAKİ HEDEFLERİ VE BU HEDEFLERİN TÜRKİYE’YE ETKİLERİ
6.1.Büyük Ortadoğu Projesi
6.2.ABD ve İsrail’in Kürtlerle Olan İlişkileri
6.3.İsrail’in Su Politikası ve Türkiye-ABD ve Türkiye-AB İlişkilerine Etkisi
6.4. İsrail ve ABD’nin Orta Asya’daki Farklı İlgi Alanları
6.5. İsrail’in Gazze Saldırıları
6.6. Türkiye’nin Gazze Politikası

7. ABD-SURİYE, ABD-İRAN KRİZİ VE ORTADOĞU’DA YENİDEN KUTUPLAŞMA
7.1. Ortadoğu’daki Tarihi Sürece Kısa Bir Göz Atış
7.2.ABD’nin Suriye, İran ve Türkiye Üzerindeki Yeni Hedefleri
7.3.Refik Hariri’nin Öldürülmesi ve Suriye Üzerinde Artan Baskılar
7.4. Lübnan Krizinde Ülkelerin Tutumları
7.5. İran’ın Durumu ve Nükleer Kriz

8. BİRLEŞMİŞ MİLLETLER VE SİLAHSIZLANMA FAALİYETLERİ
8.1. Konunun Önemi
8.2. Silahsızlanma Faaliyetlerinde Tarihi Süreç ve Hukuki Alt Yapı
8.3. BM Silahsızlanma İşleri Başkanlığı (Department Disarmament Affairs)
8.4. Birleşmiş Milletler Silahsızlanma Araştırma Enstitüsü (UNIDIR)
8.5. Kitle İmha Silahları ve Silahsızlanma
8.6. Konvansiyonel Silahların Kontrolü
8.7. Bölgesel Silahsızlanma Faaliyetleri
8.8. BM Silahsızlanma Faaliyetlerinin Değerlendirilmesi

9.İSRAİL’İN KİTLE İMHA SİLAHLARI VE KULLANMA KARARLILIĞI
9.1. Tarihi Süreç ve Konunun Önemi
9.2. İsrail'in Kitle İmha Silahları ile İlgili Çalışmaları
9.3. İsrail’in Atom Bombası İmali
9.4. İsrail'in Nükleer Silahları ve Atma Vasıtaları
9.5. İsrail’in Kimyasal ve Biyolojik Silah Çalışmaları
9.6. İsrail’in Füze İmkân ve Kaabiliyeti ve Diğer Atma Vasıtaları
9.7. İsrail'in Nükleer, Biyolojik ve Kimyasal Silahlarını Kullanma Kararlılığı
9.8. İsrail’in Kitle İmha Silahlarının Değerlendirilmesi

10.ABD’NİN TÜRKİYE’NİN YÖNETİM KADROLARINA EL ATMASI VE SİYASİ OLUŞUMLAR
10.1. Özal Dönemi, Sığınmacılar ve Çekiç Güç
10.2. İkinci Cumhuriyet Tartışmalarının ABD’ye Rapor Edilişi
10.3. Abdullah Gül-Collin Powell Gizli Anlaşması
10.4. ABD’nin 21 nci Yüzyıl Hedefinin Aracı Ilımlı İslam Projesi

11.TÜRKİYE’NİN İZLEMESİ GEREKEN POLİTİKALAR

12.ABD’NİN VE AB’NİN TERÖRE VERDİĞİ DESTEK VE TERÖRLE MÜCADELEDE YAPILAN HATALAR

Sayim Türkman Ora Doğu bölgesi dünya tarihinde en eski medeniyetlerin yaşadığı bölge olması ve zengin petrol yataklarına sahip olması nedeniyle sanayileşmiş ülkelerin cazibe merkezi haline gelmiştir. Jeostratejik ve jeoekonomik öneme sahip olan Orta Doğu, I. Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devleti’nin bölgeden çekilmesinden sonra istikrarsızlığa sürüklenmiş ve günümüze kadar siyasi, askeri ve ekonomik istikrar bir türlü sağlanamamış ve çatışmalar sürekli hale gelmiştir. Bu kitapta başta Türkiye, İran, Irak, Mısır, İsrail gibi bölge ülkeleri olmak üzere İngiltere, Fransa, ABD, SSCB gibi küresel güçlerin çıkar çatışmaları ve amaçlarına ulaşmada uyguladıkları taktik ve stratejiler siyasi tarih çerçevesinde bilimsel yöntemlerle araştırılmış incelenmiş ve yorumlanmıştır. Özellikle Orta Doğu'ya Türkiye ve Amerika açısından zengin bir bakış katılmış ve Amerika'nın Orta Doğu politikaları ve bunun Türkiye’ye yansımaları araştırmanın temelini oluşturmuştur. Çalışma başta araştırmacılar ve öğrenciler olmak üzere dış politikaya meraklı ve gündemi takip eden herkese faydalı olacaktır.
Özdemir Akbal Suriye Hafız Esad'ın ölümünün ardından iktidara gelen oğlu Beşar Esad'ın idaresinde bir müddet liberal politikalar yürütme çabası göstererek uluslararası alana entegre olmayı amaçlamıştır. Hatta Amerikalı politika yapıcılar Suriye'de olaylar başladığında Esad'ın artık bir reformist olmadığı görüşüne dayanarak ilk müdahale girişiminin kapılarını aralamıştır. Suriye, Arap Ayaklanmalarının da etkisiyle başlayan ve uluslararası politika alanının iki büyük gücü olan ABD ile Rusya Federasyonu'nun müdahalesiyle bir iç savaşa dönüşen süreçte iktidarı bir devletin tüm kurumsal ve ekonomik yapısının çöküşü pahasına elinde tutma çabası gösteren bir idareye sahip olmuştur. Suriye iktidarının bu yapısı uluslararası politika alanında güç mücadelesinin incelenebilmesi için de önemli bir inceleme alanı oluşturmaktadır. Elinizdeki bu çalışma yaklaşık on yıllık bir çabanın neticesinde uluslararası politika teorileri bağlamında güç mücadelesi ve güç kavramı tanımlaması çerçevesinde Suriye olayı ölçeğinde nasıl işlediğini ele almaktadır.
Özdemir Akbal “Uzunca bir süredir ABD'den İran'a yönelik olumsuz mesajları duyarız ama Irak ya da Suriye örneklerinde olduğu gibi ABD'nin İran'a karşı askeri bir operasyonunu görmeyiz. ABD ile Suudi Arabistan arasında bambaşka niteliklere sahip bir devlet kurumsallaşması ve rejim tipi görürüz ama iki ülke arasında pek de çatışmadan bahsedemeyiz. Diğer taraftan, uluslararası alanda nüfuz yaratmaya çalışan devletlerin mücadelesini izler, nihayetinde güçleri oranınca amaçlarına ulaştıklarını görürüz. Hatta yeri gelir uluslararası alanda kısıtlanmış devletlerin vekâlet savaşlarına, istihbarat operasyonlarına veya buna benzer girişimlere yönelerek kısıtları aşmaya çalıştıklarını fark ederiz. Siyaset biliminde ve uluslararası ilişkilerde temel araştırma sorularından biri devletlerin uluslararası sistemde nasıl ve hangi şekilde eyleme geçip politika belirlediğidir. Değerli meslektaşım Özdemir Akbal, bu kitabıyla, çok temel bir bilimsel araştırma sorusunu büyük bir titizlikle derinleştirip, okuyucuya uluslararası sistemin önemini hatırlatıyor. Bunu yaparken de devletle uluslararası sistem arasında irtibatı analiz etmenin önemini vurguluyor.
Günümüzde, realizme atıfla açıklayabileceğimiz birçok uluslararası gelişme olmaya başladı. Bu gelişmeleri yine ağırlıklı olarak devletlerin belirlemesiyle de onu temel alan yaklaşımlar bir çekim alanı yarattı. 1990'ların normatif hassasiyetler sergileyen dünyası 2000'lerle adeta yeniden rasyonel hassasiyetlere ağırlık vermeye başladı. Akbal, bu çalışmasında devleti merkeze alan bir yaklaşımla realist perspektifin önemine işaret ediyor. Bunu, yıllardır gizemini koruyan ve uluslararası politika açısından şekillendirici olan ABD ile Suudi Arabistan ilişkileri üzerinden sınıyor. Aynı zamanda Akbal, kuramsal incelemesiyle, uluslararası sistemin mi bir krizle karşı karşıya olduğunu, yoksa krizin uluslararası sistem içinde mi yaşandığını cevaplamaya çalışıyor. Uzun araştırma yolculuğunda özenli, azimli ve disiplinli çalışmasına yakından tanık olduğum Akbal, belirlediği sınırlarla, referans aldığı orijinal metinlerle ve atıf yaptığı örnek olaylarla bilimsel bir çalışmadan beklenen yöntem ve kuramsal çerçevenin önemini güçlü bir şekilde okuyucuya gösteriyor. Bu kitap, bilim ve bilimsel rasyonalite zemininden uzaklaşıp örnek olay incelemeleriyle savrulan bazı popüler çalışmalara da meydan okurcasına kuramsal çalışmanın öneminin altını güncel gelişmelere de ışık tutarak çiziyor.”
Fahri Erenel, Ebru Caymaz Afetlerle mücadelede, özellikle de ülkemizde afet denilince akla ilk gelen deprem sonrası arama ve kurtarma çalışmalarında ilk 72 saat “Altın Saatler” olarak adlandırılır. Araştırmalar, ilk 30 dakikada hayatta kalma oranı %93 iken, bu oranın 3. günde %33’e, 5. günde ise %7’ye kadar indiğini göstermektedir. İlk 72 saati çok iyi değerlendirebilmek için afet yönetiminin ilk iki aşaması olan “Risk ve Zarar Azaltma” ile “Hazırlık” aşamasını çok iyi değerlendirmek ve planlamak gerekmektedir.
Kitap, özellikle ilk iki aşamaya yönelik çalışmalara katkı sağlamak maksadıyla afet ve acil durum yönetimi konusunda akademik ve uygulama boyutunda tecrübe sahibi iki yazar tarafından kaleme alınmıştır. İçeriğinde güncel yaklaşımlara yer verilmek suretiyle kitabın; bu alanlarda yöneticilik ve eğiticilik yapanlara, uzmanlara, eğitim alanlara, planlama birimlerinde çalışanlara, kamu ve özel sektör ayrımı gözetilmeksizin farkındalık sağlaması hedeflenmiştir.
Ruknettin Kumkale Elinizdeki sözlük; vergi, ekonomi ve muhasebe konularının birbirleri ile iç içe yaşamasına karşın, sadece muhasebeyi ilgilendiren terimlerin toplandığı ilk ve tek yayındır. Bu ilk yayının ilk basımı 2000 yılında Muhasebe Sözlüğü adıyla yayınlanmıştı.

Sözlüğü hazırlarken şu düşüncelerle yola çıktık:

XXI. yüzyılın başlarında artık; ekonomi, muhasebe, hukuk, sigorta konularındaki çalışmalar birbirinin içine girmiştir. Ayrıca muhasebe; iş dünyasının, sosyal güvenlik konularının, Avrupa Topluluğu ile münasebetlerin, gümrük, dış ticaret, kambiyo, sigorta, para piyasaları, sermaye piyasaları gibi yelpazedeki çalışmaların konuşulduğu bir bilim dalı haline gelmiştir. Günümüzde artık muhasebe ile ilgili bir kavramı dile getirmeyen kişi hemen hemen kalmamıştır. Bu açıdan, sözlüğü hazırlamaya başladığımız zamanki düşüncemiz, sözlükten herkesin yararlanmasına olanak sağlamak şeklindeydi. Konuya bu açıdan yaklaşarak muhasebe faaliyetleri içinde geçen terimleri sözlük kapsamına almaya çaba gösterdik.

Terimlerin açıklanmasında Türk Dil Kurumu sözlüğünden; kavram eski dilden kaynaklanarak geliyorsa Osmanlıca Lügat'ten yararlandık. Ayrıca günlük konuşma dilimizde anlamını bilerek veya bilmeyerek sürekli kullandığımız kelimelerin sözlük, yasa ve kullanım anlamlarını da açıklamaya çalıştık.

Zafar Iqbal Bu kitap adaletle; denge, uyum ve barışın yeniden tesis edilmesine yönelik bir toplumsal düzenin taslak planıyla ilgilidir. Tarihsel olarak bu soruyu aydınlatan iki düşünce okulu, dinî okul ve seküler okul, kitaptaki tartışmanın zeminini oluşturmaktadır. Kitapta, dinî okulun ana çerçevesi İslam tarafından çizilirken seküler okul, bu konudaki entelektüel tartışmanın yönünü belirlemede en etkili
olduğu düşünülen adaletle ilgili eski ve çağdaş seçilmiş görüşlerle temsil edilmektedir.
Yazar, Batılı ve İslâmî perspektifleri türetmek için kullanılan sezgisel yöntemleri atlayıp meselenin temeline yani bu gibi düşünce akışlarındaki siyasi, iktisadi ve sosyal organizasyon için ileri sürülen ilkelere odaklanmıştır. Bu çeşitli ilkeler eleştirel bir biçimde incelendikten sonra dinî ve seküler görüşler arasındaki bir karşılaştırma, İslâmî konumun objektif bir değerlendirmesi için zemin hazırlar. Bu değerlendirme ile yazar, adalet konusundaki rakip perspektiflerin artıları ve eksileri üzerine derinlemesine, nüfuz edici ve zaman zaman nefes kesen argümanlarının zirvesini teşkil eder.