Güzel Sanatlar \ 1-2
Oğuzhan Uzun, Mehmet Sarıkahya, İhsan Küreli Bu kitapta, gündelik hayatın monotonluğundan bizleri uzaklaştıracak, farklı tasarım ufukları açacak asimetrik mobilya tasarımlarına yer verilmiştir. Kitapta genel olarak asimetrik tasarımın, özel olarak da asimetrik mobilya tasarımının şifreleri çözülmekte ve bu tarz mobilyaların kullanılabilirlikleri ile tercih edilebilirlikleri yer almaktadır. Kitabın okunması neticesinde okuyucularda farklı tasarım ufukları açması, yapılacak yeni ve farklı tasarımlara katkı sağlaması hedeflenmektedir.
Aydan Tuncayengin “ABD kültürünün egemen felsefesinde Batı aklı Avrupa geleneği ile, imgelerin titrek ışığında sanatın ortak dilini bulmaya çalışıyoruz.”
“Birbirimizi yansıtan, tanımlayan, belirleyen ve böylece yeniden bir öyküsel devinimin içindeki sinemanın illüzyonist tavrında yine kendimiziz!”
Aydan Tuncayengin
Eurimages Türkiye Temsilcisi Mehmet Demirhan: Türkiye'deki en önemli sorunlardan bir tanesi, yapımlara ilişkin finansman kaynaklarının çok kısıtlı olması. Ne mutlu ki son zamanlarda büyük başarılara imza atan filmlerin hepsinde de bir şekilde Bakanlık ya da Eurimages desteği var. Bu da bir şeylerin düzgün yapıldığı anlamına geliyor.
Yapımcı/Yönetmen Semih Kaplanoğlu: Her projeye Eurimages'dan destek alacaksınız diye bir şey yok. Bazen kabul etmiyorlar, bazen çok büyük bir rekabet oluyor, büyük yönetmenler katılıyor, çok fazla proje geliyor ve sizin projeniz belli bir oranda sizden daha iyiler olduğu için tercih edilmeyebiliyor. O zaman o projeden vazgeçmek gibi bir şansınız olmamalı... Yani, o projeyi yapmak istiyorsanız her koşulda ve şartta yapmanız gerekiyor, kabul edilmedi diye vazgeçemezsiniz. Benim perspektifim böyle.
Yönetmen Ümit Ünal: Öyle bir Avrupa kimliği empozesi yok, bizim burada yapılan filmler üzerine kimse ideolojik şeyler kurmuyor. Batılı daha buradan kopuk bir şey empoze etmiyor sonuçta, olanı yansıtıyor.
Yapımcı/Yönetmen Yeşim Ustaoğlu: Eurimages, bütününde Avrupa kimliğinin veya endüstrisinin ayakta kalmasını sağlamaya çalışır öbür yandan da diğer ülkelerle kültürel bir alışveriş sağlamış olur. Türkiye'de hâlâ çok zayıf ve problemlidir. Türk sineması çok dağınık bir sektör, bütün meslek kuruluşlarıyla, bütün bu algıyla ve çabuk para kazanma zihniyetiyle, çok da kurumsallaşmış bir yapı yok.
Yapımcı Yamaç Okur: AB tarafından baktığınız zaman filmler fonlarla yapılıyor, Türkiye'de öyküler, yaratıcılık var ama destek mekanizmaları yok, bu yüzden de Eurimages gibi bir kurum çok önemli hâle geliyor ama Eurimages'a giderken de Eurimages'ın regulasyonları Türk sinemasıyla olan regulasyonlar değil, Avrupa sinemasına göre...
Arzu Guliyeva Karaman Azerbaycan Halk Müziği’nin öğrenilmesinde ilk adımlar XIX yüzyılda, dahi Azerbaycan bestecisi, Azerbaycan profesyonel müziğinin banisi Üzeyir Hacıbeyli tarafından atılmıştır. O, halk müziğini toplayarak notaya almış ve bütün yaşamı boyunca bu örnekleri araştırmıştır. Temeli, Üzeyir Hacıbeyli ile koyulan bu geleneği sonraki yıllarda birçok Azerbaycan bestecisi ve müzikoloğu devam ettirmiştir ve bu gelenek günümüzde de devam ettirilmektedir.
Sunulan bu kitap, 2011 yılında yayınladığım “Azərbaycan Xalq Rəqs Musiqisi” kitabımın devamı niteliğindedir. Bu kitaptan, 60 dans müziğinin ilk 20’sini piyano için (çift el) düzenleyerek Azerbaycan Halk Dansları Müziği kitabımı oluşturdum. Dansların ana melodisi (çeşitli süslemelerle beraber) orijinal çalgıdan dinleyerek olduğu gibi tarafımdan notaya yazılmıştır. Sol el (eşlik) partisi ise zor olmayan ritmik kümelerle düzenlenmiştir. Ayrıca dansların çift elle çalınmasında kolaylık olması için parmak numaraları da gösterilmiştir.
Türkiye’deki bazı devlet konservatuvarlarında Azerbaycan millî enstrümanları olan tar ve kamança eğitim öğretim müfredatına dâhil edilmiştir. Önümüzdeki yıllarda, Azerbaycan’ın sözlü ve geleneksel müzik örneklerinin (danslar, renkler, türküler vb.) de müfredata ilave edilmesi ümidiyle kitabımın, Azerbaycan Halk Müziği’nin tanınması açısından önemli olacağına, müzisyenlerin ve müzikseverlerin ilgisini çekeceğine inanıyorum.
Tuba Kınay Gör Baskı sanatı, binlerce yıl önce yapılmış olan mağara duvarlarındaki el baskılarına dayanır. Ancak her ne kadar baskıresim sanatı yüzyıllar öncesine dayanıyor olsa da bu sanatla ilgili terimler günden güne kendini yenilemekte, yeni teknik ve malzemeler terminolojiye eklenmektedir. Bu sanat oldukça eskiye dayanıyor olmasına karşın zaman içerisinde kullanılan toksik maddelerin sağlığa ne kadar zarar verdiği görülmüş ve bu da sanatçıları daha güvenilir ürün bulma arayışına itmiştir. Ayrıca kimi malzemelerin de hem maliyet hem de erişim bakımından sıkıntılar oluşturması bakımından sanatçılar eldeki malzemelerle denemeler yapmaya başlamıştır. Bu ve benzeri sebeplerden ötürü günden güne hem kalıp olarak hem de boya ve çözücü olarak daha organik olana yönelim görülmüş, böylelikle deneysel anlamda yeni teknik, yöntem ve malzemeler ortaya çıkmıştır.
Bu kitap da söz konusu bu yenilikleri aktarma ve akademik araştırmalarda terimlerin anlamlarına erişimi sağlamada büyük bir kolaylık sağlayacak bir başvuru kaynağıdır. Üniversitelerin başta ilgili bölümlerinde okuyan lisans öğrencileri olmak üzere lisansüstü eğitimi alan ve bu alan üzerine çalışan araştırmacı ve uzmanlar ile akademisyenlerin de kullanma gereği hissedeceği baskı resim odaklı kısaltılmış bir terminolojidir.
Kaan Öztutgan Klasik gitar; altı teli ve on dokuz perdesi olan, ahşaptan yapılmış bir çalgıdır. Birden fazla sesi ya da ezgiyi aynı anda çalabilmeye olanak sağlayan yapıdaki klasik gitar, bu özelliğiyle tek sesli çoğu müzikal enstrümandan ayrı bir kategoride değerlendirilebilir. Dolayısıyla çoğu çalgıdan farklı bir öğretim yolu izlenmesi gerekmektedir. Başlangıç Düzeyi Klasik Gitar Metodu isimli bu çalışma, klasik gitar eğitimine yeni başlayan bir öğrencinin heyecan ve öğrenme isteğini karşılamaya yönelik empatik bir yaklaşımla hazırlanmış, bu yaklaşım kitabın içerisindeki sistematik ve özgün alıştırmalar, çalışma parçaları ve görsellerle desteklenmiştir. Ayrıca bu metot içerisinde dünyaca tanınmış ezgilere ve Türk Müziğinden ögelere de yer verilmiştir. Başlangıç Düzeyi Klasik Gitar Metodu isimli bu kitap, düzenli ve sabırlı şekilde çalışıldığında sağlam bir temel oluşturulmasına katkı sağlayacaktır.
Nilüfer Pembecioğlu Belge ve belgeselcilik; bireysel, ulusal, bölgesel ve uluslararası alanlarda nesnellik, kesinlik ve yargı oluşumuna katkı bağlamlarında ele alındığında, 21. yüzyılın kendi iletişim ve algılama biçimleri ışığında bilgiyi yeniden yapılandırıp yargılama ve kendine katma biçimini sorguladığı ve yeniden ürettiği ifade edilebilir. Bu çerçevede, bireylerin, günümüzde ve gelecekte belgesel filme daha fazla önem vereceği ve gelecek nesillere daha iyi belgeler bırakabilmesi çabası ile hareket edeceği öngörülmektedir.
Bu öngörü doğrultusunda hazırlanan çalışma; birey ve belgesel film, küreselleşme sürecinde belgesel filmcinin kimliksizleşmesi, algılama estetiği ve belgesel sinema açılımları, anlatıda devinim kavramı, popüler kültür ve belgesel tüketimi, belgeselin sorunları ve geleceğin belgeselleri gibi başlıklar altında toplanan yirmi dört makaleden oluşmaktadır. Kitap; öğrenci, çalışan, araştırmacı, akademisyen tüm ilgililere faydalı olacaktır.
Ali Gürsan Saraç Eğitim Fakülteleri Temel Eğitim bölümleri Müzik Eğitimi dersleri için hazırladığımız “Belirli Gün ve Haftalar İle Temel Müzik Eğitiminde Oyun Merkezli Yaklaşımlarla MÜZİK EĞİTİMİ I” adlı kitabımız; belirli gün ve haftalar çerçevesinde İlköğretim Haftası, Gaziler Günü, Türk Dil Bayramı, Dünya Çocuk Günü, Hayvanları Koruma Günü, Uluslararası Öğretmenler Günü, Ahilik Kültür Haftası, Ankara'nın Başkent Oluşu, Birleşmiş Milletler Günü, Kızılay Haftası, Cumhuriyet Bayramı, Türk Harf Devrimi Haftası, Lösemili Çocuklar Haftası, Organ Bağışı ve Nakli Haftası, Atatürk Haftası, Afet Eğitimi Hazırlık Günü, UNESCO'nun Kuruluş Günü, Ağız ve Diş Sağlığı Haftası, Öğretmenler Günü, Dünya AİDS Günü, Kadın Hakları Günü, Mevlana Günü, Dünya Özürlüler Günü, İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası, Tutum Yatırım ve Türk Malları Haftası ve Veremle Savaş Eğitimi Haftası gibi yirmi altı konuyu Müzik Öğrenme Öğretme Etkinlikleri, Oyun Merkezli Etkinlikler, Ders İşleniş Süreci ve Bilgi Yaprakları işleniş sırasıyla sizlere sunmaktadır.
Bölümlerin işlenişinde müzik eğitiminde kuramdan uygulamaya bir yol izlenerek bütünleştirilmiş bir yaklaşım dikkate alınarak her bir konuda; 1- Müzik Öğrenme Öğretme Etkinlikleri; Müzik Teorisi, Ses Eğitimi, Şarkıyı Seslendirme, Okul Çalgısı Eğitimi, (Blokflüt&Melodika) 2- Oyun Merkezli Etkinlikler; Hikâye Oluşturma/Olay Canlandırma, Rol Oynama/Doğaçlama, Hareket Bulma/Dans Etme, 3- Ders İşleniş Süreci, 4- Belirli Gün ve Haftanın Bilgi Yaprağı başlıklarında en son öğretim programı içeriği ile siz değerli öğretmen adaylarımıza ve kıymetli öğretmenlerimizin kullanımına özenle sunulmuştur.
Birinci kitabımızda, Temel Eğitim 1. Kademede nota eğitiminin olmadığı göz önünde bulundurularak sınıf öğretmenlerimizin müzik eğitiminde temel bilgilere sahip olması planlanmış ve öğrencilere müzik eğitimi verirlerken Kodaly Müzik Öğretim Yöntemi ve Fonomimi Tekniği üzerinde durulmuştur.
Kitabımızın; sınıf öğretmenlerimize, müzik öğretmenlerimize ve öğretmenlik programlarında okuyan öğretmen adaylarımıza her zaman kolaylıkla kullanabilecekleri faydalı bir temel kaynak olması dileğiyle...
Ali Gürsan Saraç Eğitim Fakülteleri Temel Eğitim Bölümleri Müzik Öğretimi dersleri için hazırladığımız “Belirli Gün ve Haftalar ile Temel Müzik Eğitiminde Oyun Merkezli Yaklaşım/Portfolyo Uygulamalarıyla MÜZİK EĞİTİMİ II” adlı kitabımız; belirli gün ve haftalar çerçevesinde Enerji Tasarrufu Haftası, Sivil Savunma Günü, Vergi Haftası, Yeşilay Haftası, Girişimcilik Haftası, Bilim ve Teknoloji Haftası, İstiklal Marşı'nın Kabulü, Tüketiciyi Koruma Haftası, Çanakkale Şehitlerini Anma Günü, Türk Dünyası ve Toplulukları Haftası, Orman Haftası, Dünya Tiyatrolar Günü, Şehitler Haftası, Turizm Haftası, Kutlu Doğum Haftası, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Haftası, Dünya Kitap Günü ve Kütüphaneler Haftası, Bilişim Haftası, Trafik ve İlk Yardım Haftası, Vakıflar Haftası, Engelliler Haftası, Müzeler Haftası, Atatürk'ü Anma Haftası, Hava Şehitlerini Anma Günü, Çevre Koruma Haftası, Mahalli Kurtuluş Günleri ve Tarihi Günler gibi yirmi altı konuyu Portfolyo Uygulamalı Müzik Öğrenme-Öğretme Etkinlikleri, Oyun Merkezli Etkinlikler, Ders İşleniş Süreci ve Bilgi Yaprakları işleniş sırasıyla sizlere sunmaktadır.
Bölümlerin işlenişinde müzik eğitiminde kuramdan uygulamaya bir yol izlenerek bütünleştirilmiş bir yaklaşım dikkate alınarak her bir konuda; 1- Müzik Öğrenme-Öğretme Etkinlikleri; Müzik Teorisi, Ses Eğitimi, Şarkıyı Seslendirme, Okul Çalgısı Eğitimi, 2- Oyun Merkezli Etkinlikler; Hikaye Oluşturma/Olay Canlandırma, Rol Oynama/Doğaçlama, Hareket Bulma/Dans Etme, 3- Ders İşleniş Süreci, 4- Belirli Gün ve Haftanın Bilgi Yaprağı başlıklarında en son öğretim programı içeriği ile siz değerli öğretmen adaylarımıza ve kıymetli öğretmenlerimizin kullanımına özenle sunulmuştur.
İkinci kitabımızda temel eğitimde müzik dersleri, öğretmenlerimizin portfolyo uygulamalarının örnekleriyle “Temel Müzik Eğitiminde En İyi Kullanım için Rehber İlkeler ve Uygulamalar” başlıklarında örneklerle işlenmiştir.
Kitabımızın; sınıf öğretmenlerimize, müzik öğretmenlerimize ve öğretmenlik programlarında okuyan öğretmen adaylarımıza her zaman kolaylıkla kullanabilecekleri faydalı bir temel kaynak olması dileğiyle...
. Carl (Charles) Czerny 1791-1857 yılları arasında yaşamış Çek asıllı Avusturyalı besteci, öğretmen ve piyanisttir. Öğretmenlik kariyerine oldukça genç yaşlarında, kendi metodları ve Beethoven, Clementi gibi bestecilerin parçalarını öğrettiği Viyana asilzadelerine günde 12 saate varan derslerle başlamıştır. Bu meslekte çok başarılı olmuştur. En ünlü öğrencisi ünlü piyano virtüözü Franz Liszt’tir. Czerny piyano tekniğini geliştirmek için başlangıç seviyesinden en ileri seviyeye kadar çok sayıda egzersiz, etüt ve parçalar yazmıştır. Bestecinin üç bölümden oluşan bu kitapları ise metod niteliğinde, aynı zamanda öğrencilere ve öğretmenlere tavsiyeler içeren çok faydalı bir çalışmadır.
. Carl (Charles) Czerny 1791-1857 yılları arasında yaşamış Çek asıllı Avusturyalı besteci, öğretmen ve piyanisttir. Öğretmenlik kariyerine oldukça genç yaşlarında, kendi metodları ve Beethoven, Clementi gibi bestecilerin parçalarını öğrettiği Viyana asilzadelerine günde 12 saate varan derslerle başlamıştır. Bu meslekte çok başarılı olmuştur. En ünlü öğrencisi ünlü piyano virtüözü Franz Liszt’tir. Czerny piyano tekniğini geliştirmek için başlangıç seviyesinden en ileri seviyeye kadar çok sayıda egzersiz, etüt ve parçalar yazmıştır. Bestecinin üç bölümden oluşan bu kitapları ise metod niteliğinde, aynı zamanda öğrencilere ve öğretmenlere tavsiyeler içeren çok faydalı bir çalışmadır.
. Carl (Charles) Czerny 1791-1857 yılları arasında yaşamış Çek asıllı Avusturyalı besteci, öğretmen ve piyanisttir. Öğretmenlik kariyerine oldukça genç yaşlarında, kendi metodları ve Beethoven, Clementi gibi bestecilerin parçalarını öğrettiği Viyana asilzadelerine günde 12 saate varan derslerle başlamıştır. Bu meslekte çok başarılı olmuştur. En ünlü öğrencisi ünlü piyano virtüözü Franz Liszt’tir. Czerny piyano tekniğini geliştirmek için başlangıç seviyesinden en ileri seviyeye kadar çok sayıda egzersiz, etüt ve parçalar yazmıştır. Bestecinin üç bölümden oluşan bu kitapları ise metod niteliğinde, aynı zamanda öğrencilere ve öğretmenlere tavsiyeler içeren çok faydalı bir çalışmadır.
Esra Çetin Ünlü İngiliz tarihçi Eric Hobsbawm'ın deyimiyle Aşırılıklar Çağı olarak adlandırılan XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kültür ve kültür politikaları konuları tartışılmaya başlanmıştır. 1952 yılında, Amerikalı antropologlar, akademik çalışmalarında kültür kavramına odaklanmışlar ve "Kültür nedir?" sorusuna yanıt aramışlardır. Öte yandan UNESCO’nun 1960’lı yıllardan itibaren uluslararası düzeyde kültür politikaları konusunu gündeme getirmesi ve pek çok konferans düzenlemesiyle tüm dünyada ve elbette Türkiye’de de kültür politikalarına yönelik çalışmalar yapılmaya başlamıştır.
Bu kitapta da 1938’den başlayarak 1980’li yıllara kadar Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kültür politikaları içerisinde müziğin işlevi ve siyasi perspektiften müziğe atfedilen önem ele alınmıştır. Kültürel gelişmenin toplumun küresel ölçekli gelişmesinin en önemli parçası olması, bu gelişmenin yöntemsel olarak kültür politikalarından geçmesi bizi bu konuda çalışmaya iterken, kültür politikalarını besleyen en önemli kaynaklardan biri olan müzik politikaları ise bu çalışmanın çıkış noktasını oluşturmuştur. Çıkış noktasını müzik politikaları oluştursa da çalışmanın zaman aralığı içinde değinilen tüm konular, Cumhuriyet’in dayandığı tarihsel ve düşünsel altyapı ile birlikte incelenmiştir.
Cahit Aksu Bir öğretmenin mesleğini icra ederken sorumlu olduğu en önemli şey, kendisine sunulan programdaki kazanımları öğrencilerinde oluşturmaktır. Çünkü bir öğretmeni konumlandıran, betimleyen, değerlendiren, kısaca meşrulaştıran en önemli unsur; öğretim programı kazanımlarını oluşturmadaki başarısıdır. Diğer hiçbir unsur bu kadar öncelikli ve önemli değildir. Öğretim programı ile öğretmen arasındaki ilişki; bir hukukçu ile anayasa kitapçığı, bir denizci ile pusula, bir bilim insanı ile bilimsel yöntem arasındaki ilişkiye benzer.
Hem müzik öğretmeninin hem de müzik dersi alan öğrencinin en önemli yardımcısı müzik öğretim programıdır. Müzik öğretmeni organize ettiği müzikal etkinlikleri ve diğer müzikal taleplerini en sağlıklı ve meşru biçimde öğretim programının gerekliliklerine ve içeriğine dayandırmalıdır. Bu nedenle öğretim programı, müzik öğretmeninin başucu kaynağı olduğu kadar en önemli silahı hâline de gelmiştir.
Bir öğretim yaklaşımını yargılayabilmek için öncelikle o yaklaşımın uygulamadaki görünümü ve uygulama sonuçlarına etki eden faktörlerin neler olduğu konusunda oldukça güçlü kontrollerimizin olması gerekir. Öğrenme süreçlerinde temele alınan yaklaşımın gerektirdiği her türlü eğitimsel uygulama, gereği gibi ifa edilirse planlanan kazanımlara ulaşılamamasında öğretim programına yüklenebilecek kusurlar hakkında kesin bir yargıya varılabilir.
Etkili bir müzik öğretmeni; öğrencilerinin müzikal düşünmelerini sağlayan, bu düşünceleri ifade edebilme olanağı ve özgürlüğü sunan ve ortaya çıkardığı fikir, beceri ve düşünce repertuvarını sınıf genelinde tartıştırabilen öğretmendir.
Müzik öğretmenleri olarak bizler, “diğer sorunlar”ın baskısı altında “Müzik Öğretim Programı”nı etkisizleştirecek yaklaşımlardan kaçınmalıyız. Türkiye’deki sınava odaklı eğitim sisteminin müzik, resim gibi dersleri önemsizleştirmesi bizlerin mücadele azmini kırmamalıdır. Gelecek günlerin; sanat içerikli derslerin önemini, gerekliliğini ve etkisini gözler önüne sereceği konusunda ümitsiz olunmamalıdır.
Berna Coşkun Onan, Necla Coşkun Çağdaş sanat bilgi yapısı, sanatta klasik ve modern felsefelerden olabildiğince beslenen ve büyük ölçüde özne ve nesne ilişkileri bağlamında bu yapısal yaklaşımı reddeden bir değişimin bütüncül göstergelerini sunmaktadır. Özellikle 1945 sonrası dönemin felsefi çıkarsamalarını, yapıtlarda plastik yapıda oluşan değişimler, yapıtın ontolojisi ya da sergileme ortamları/bağlamlar, oluşumlar, performatif hareketler yoluyla hissedebildiğimiz bu grift yapı, eğitim ortamlarına taşınabildiği derecede, anlaşılabilir, çözümlenebilir ve tartışılabilir yaşamsal bir olguya dönüşecektir. Çağdaş sanat, bir yandan modernizmin avangardist, çizgisel ve ilerlemeci yapılarını barındırırken bir yandan da postmodernizmin özneye yaklaşımı, kültürlere yaklaşımı, süreç estetiği gibi yapıtın oluşumunu içeren başka felsefi söylemleri de kapsamaktadır. Çağdaş sanatın özsel karakteristik niteliklerinden hareketle tanımlamalarını gerçekleştirebilmek, öğretim süreçleri açısından faydalı olacaktır. Çağdaş sanatın,bu griftlik ve paradoksallık nedeniyle karmaşık bir yapıya sahip olduğu söylenebilir. Bu tür karmaşık içerik yapıları, benzer nitelikte karmaşık olguları bir arada görebileceğimiz, karmaşık sistemlere ihtiyacı da ortaya koymaktadır. Disiplinlerarası öğretim süreci, disiplinbirleştirici akademisyenlerin, karmaşık içeriklerden beslenen disiplinlerarası birleştirmeleri gerçekleştirdikleri bir süreçtir. Bu kitap, öncelikle bir öğretim elemanının disiplinbirleştirici rolüyle bu grift yapıyı nasıl çözümlediğini ve nasıl bir disiplinlerarası içerik olarak yapılandırdığını göstermektedir. Bununla birlikte öğretim elemanının çağdaş sanat bilgi yapısına farklı yaklaşımı ile uzmanları derse kattığı ve bu şekilde çeşitli gerçeklikleri de sürece katabilmeyi başardığı gözlemlenmiştir. İşte tam da bu noktada bu birleşmeleri ortaya koyabilmeyi sağlayacak felsefi bir yöntem olarak fenomenoloji, araştırmada tutarlı bir yol izleyebilmeye katkı sağlamıştır. Kitabın, öncelikle fenomenoloji araştırması yapmak isteyen araştırmacılara, sanat eğitimcilere, farklı alanlarda disiplinlerarası öğretim süreci planlayacak ve gerçekleştirecek öğretim elemanlarına ve ayrıca ilk ve ortaöğretim düzeylerinde öğretmenlik yapacak öğretmen adaylarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Nurtaç Ergün Atbaşı Empati, birbirinden farklı disiplinlerde farklı bakış açıları, değerlendirme ölçütleri ve dolayısıyla farklı tanımlarla kendine yer bulan bir kavramdır. Empatinin; edebiyatla, edebî metinle bağını kurabilmek, bir yandan empatinin tarihsel kökenine bakmayı diğer yandan yazınsal bir iletişim olan edebiyatın ve edebî metnin doğası üzerine düşünmeyi gerektirmektedir.
Çağdaş Türk Tiyatrosunda Empati başlığını taşıyan çalışma ile edebiyat ve empati arasında kurulan ortaklığın, yazınsal metinleri anlamlandırmada edebiyat araştırmacısına nasıl bir imkân sunabileceği üzerine bir değerlendirmede bulunulması amaçlanmıştır. Üretilen herhangi bir yazınsal metnin anlamlandırılmasında empati odağında getirilecek bir yorum; okurun, okuduğu kurgusal metin vasıtasıyla kendi dünyasının ve gerçeğinin dışında başka bir dünyayı ve gerçeği yani duyguyu, düşünceyi, eylemi deneyimleyebilecek oluşuyla ilişkilidir. Burada empatinin yazınsal metinlerin yorumlanmasında bir araç oluşunu göstermek adına tiyatro türü tercih edilmiş; çağdaş Türk tiyatrosunda, 1960-1980 yılları arasında yayımlanan oyunların arasından seçilen tiyatro metinleri empati kavramı odağında yorumlanmıştır.
Abdullah Ayaydın Sanat eğitimi bütününün önemli bir parçası da sanat tarihidir. Sanatın eğitimi ve öğretimi, sanatın tarihine dokunulmadan verimli olamaz. Sanatın tarihinde bilinmesi gereken en lüzumlu konulardan biri yakın tarihi ilgilendiren çağdaş sanat akımlarıdır.
Bu kitabın hazırlanmasındaki temel amaç; çağdaş sanat akımları ile birlikte sanatın çeşitliliğine, düşünme biçimlerine, tekniklerine ve konularına dikkat çekerek sanat kavramına geniş bir perspektiften bakılmasını sağlamaktır.
Jamie Combs - Brenda Hoddinott Çizim Teknikleri For Dummies “size sadece kendinizin resim yapmayı öğretebileceği” felsefesine sıkı sıkıya bağlı kalarak, çizim yapmanın temellerini keşfetmeniz ve daha gelişmiş tekniklere ilerlemeniz için ihtiyaç duyacağınız gereçleri sizlere sunmaktadır. İçinizdeki ressamı serbest bırakmak için asla geç kalmış sayılmazsınız… O yüzden hemen bir kalemle kâğıt alıp bu uygulamalı ve dost canlısı rehberin size kendinizi ifade etme yolunda eşlik etmesine izin verin.
• Çizim tekniklerine dair her şey... Resim yapmaya başlamak için çizim gereçlerinden ilham fikirlerine kadar ihtiyaç duyacağınız her şeyi burada bulabilirsiniz.
• Kaleminizi (ve becerilerinizi) keskinleştirin. Kâğıt parçası üzerinde boyut yaratmayı, ışık ve gölge oluşturmak için tonlama yapmayı, derinlik eklemeyi ve çok daha fazlasını öğrenin.
• Biraz dijitalleşelim. Dijital çizim dünyasını keşfedin; kişisel bilgisayarınızla eskizler ve katmanlar yaratmanıza imkân tanıyan araçlar ile yazılımlar hakkında rehberlik edecek kaynaklara ulaşın.
• Çiziminize canlılık katın. Natürmortlar, doğa manzaraları, insan ve hayvan çizimleri yapmak için resminizin konusu üzerinde çeşitli denemeler yapın.
Kitabı açın ve
• Birbirinden farklı türlerde çizimler yapabilmeniz için ihtiyacınız olan gereçler ve teknikleri
• Çizim projeleri ile baş etmek için fikirler ve stratejileri
• İndirilebilir ücretsiz dijital çizim araçlarını
• Şekilleri nasıl dengeleyeceğiniz konusundaki bilgileri
• Hat çizimleri yaratmak için ipuçlarını
• Ortaya üç boyutlu çizimler koymak için yardımcı olacak yönergeleri
• Çiziminizi güzelleştirebilecek dokular ve desenleri
• Resimlerinize perspektif eklemek için gerekli bilgileri öğrenin.
Aynur Şadiye Şahin Çocuğun ruhsal dünyasına kısa bir giriş yapılan “Çocuk Resimlerindeki Yaratıcılığın Plastik Açıdan Analizi” konusu araştırılırken, çocuğu anlamanın; ayrıca, çocuğun sevgi, güven ve hoşgörülü bir aile ortamında yetiştirilmesinin önemine değinilmiştir.
Yaratıcılık insana özgüdür ve her insana doğuştan gelen bir armağandır. Ancak bu yetinin geliştirilmesinde öğretmenlerin üzerine büyük bir görev düştüğü vurgulanmıştır. Çocuk yaratıcılıkla resim yaptığında, zaman içinde bunun etkileri kişiliğine de yansımaktadır.
Sanatsal açıdan bakıldığında yalınlık ve özgünlük ile dikkati çeken çocuk resmi, sıradan bir etkinlik gibi görülse de bazı durumlarda birtakım kavramsal karmaşıklıklar da gösterebilmektedir. Bu çalışmada, çocukların kendilerini fark ederek keşfetmeleriyle özgün bir birey olma yolculuklarına dikkat çekilmiştir. Çocukların resim aracılığı ile kişilik ve yaratıcılıkları gelişirken evrensel bir birey olma düşüncesinin de oluştuğunun önemine yer verilmiştir. Bu açıdan ele alındığında çocuk resimleri iyi analiz edilmelidir.
Çocuk resimleri, onların gelişim ve becerilerinin genel bir göstergesidir. Çocuğun iç dünyasını bize ayrıntılarıyla anlatır.
Jill Englebright FOX, Robert SCHIRRMACHER, Wadsworth Çocuklarda Sanat ve Yaratıcılığın Gelişimi kitabı, alanında uzman olan üniversite öğretim elemanları tarafından çevrilmiştir. Kitabımız çocuklarda sanat ve yaratıcılık alanında görülen boşluğun doldurulması ve doğru uygulamaları göstermesi açısından titizlikle hazırlanmıştır.
Kitap Yaratıcılık, Sanatçı Olarak Küçük Çocuklar: Gelişimsel Bir Bakış, Sanat ve Estetik, Sanat Deneyimleri Sağlamak, Rol ve Stratejiler olmak üzere beş üniteden ve 16 bölümden oluşmaktadır. Her bölüm eleştirel düşünmeyi teşvik eden, grup tartışmalarını destekleyen, okuyucuyu motive eden fotoğraflarla birlikte, farklı düşünceleri açığa çıkaran sorular içerir. Bölümlerin sonunda yer alan özet, anahtar sözcükler, önerilen etkinlikler ve gözden geçirme çalışmalarıyla okuyucunun öğrendiklerini uygulaması ve sorgulaması hedeflenmiştir.
Kitabın hedef kitlesi sadece öğrenci, öğretmen ya da akademisyenler değil, çocukları ile yaratıcı sanata ilgi duyan tüm yetişkinlerdir. Çocuklarda Sanat ve Yaratıcılığın Gelişimi kitabının ülkemiz çocuklarına, ailelerine ve eğitimcilerine faydalı olması en büyük dileğimizdir.
Abdullah AYAYDIN Çağımıza kadar sözel ve sayısal zekâ ile sınırlı kalmış eğitim- öğretim ortamlarında Çoklu Zekâ Kuramı ile çok daha geniş ufuklara yelken açılmıştır. Zekânın aslında yetenekten farklı bir şey olmadığı ve her öğrencinin dikkatini çekecek bir yöntemin olabileceği, eğitimcileri yeni arayışlara yönlendirmiştir.
Çoklu Zekâ anlayışının eğitim ortamına sunduğu yeniliklerden en çok etkilenen derslerden biri olarak görsel sanatlar dersi de öğrencilere çok çeşitli etkinliklerin sunulabileceği alanlardan biridir. Bu alanı renkli ve eğlenceli hâle getirmek ise öğretmenlerin hayal gücünün genişliği ile orantılıdır.
Bu kitabın amacı, Görsel Sanatlar öğretmenlerine hem Çoklu Zekâ Kuramı'nı tanıtmak hem de bu alanda yapılabilecek etkinlikler hakkında ön bilgi sunmaktır. Kitapta yer alan örnekler hem öğrencilere hem de öğretmenlere fikir vermek ve örnek oluşturmak düşüncesiyle hazırlanmıştır. Bu örnekler aynen uygulanabileceği gibi okulun sosyal ve fiziksel imkânlarına göre düzenlenebilir ve çeşitlendirilebilir niteliktedir.
Sevan Nart Kdz. Ereğli’de doğdu. İlkokulu Kdz. Ereğli TED Kolejinde, ortaokul ve liseyi Kdz. Ereğli Anadolu Lisesinde tamamladı. 1989-1993 yılları arasında Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi, Müzik Eğitimi Bölümünde lisans eğitimi aldı ve Şan Anasanat Dalında Prof. Dr. Gülşen Şimşek ile çalıştı. Eğitimi süresince yurt içi ve yurt dışında birçok etkinlikte korist ve solist olarak yer aldı. 1995’te Süleyman Demirel Üniversitesi, Burdur Eğitim Fakültesi, Müzik Eğitimi Bölümünün açmış olduğu sınavı kazanarak, burada bir buçuk yıl süresince “Ses Eğitimi Araştırma Görevlisi” olarak görev yaptı.
1995-1999 yılları arasında Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Müzik Eğitimi Bölümünde yapmış olduğu Yüksek Lisans (Master) Eğitimini “6-9 Yaş Çocuklarında Bireysel Ses Eğitimi” konulu tez; 2004 yılında Gazi Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsünde başladığı doktora programını Kasım 2010’da “Deşifre Şarkı Söyleme Eğitimine Yönelik Deneysel Bir Öğretim Metodu” başlıklı tez ile tamamladı.
1993’ten 2006’ya dek özel çocuk yuvaları ve liselerde müzik öğretmenliği yapmış, 2003’ten beri “müzik ve çocuk müzik eğitimi”ne yönelik pek çok seminere de katılmıştır. 1991'den bu yana bestecilik, stüdyo müzisyenliği, reklam, jingle seslendirme çalışmalarının yanı sıra müzik eğitimi alanındaki akademisyenliğini de sürdürmektedir. Solo ve koro için çok sayıda beste ve düzenlemesi; çocuk şarkıları, müzikli çocuk oyunları ve çeşitli yarışmalardan kazandığı dereceleri bulunmaktadır. “Güneş’e Şarkılar” adlı piyano ve karaoke CD eşlikli çocuk şarkıları kitabı; şan için seçme düetlerden derlediği üç kitabı; Türkçe ve İngilizce olarak yayınlanmış makale ve bildirileri de bulunan Sevan Nart, 2011-2013 yılları arasında Gazi Üniversitesi GSEB Müzik Eğitimi ABD’de “Bireysel Ses Eğitimi Öğretim Görevlisi” olarak çalışmıştır. 2014’te Bartın Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, GSEB, Müzik Eğitimi ABD’de başladığı öğretim üyeliği ve ABD Başkanlığı görevini sürdürmektedir. Evli ve iki çocuk annesidir.
Ajda Aylin Can, Alaattin Canbay, Behzat Cem Günenç, Cihan Tabak, Gonca Ece Geniş, Hüseyin Cevahir Ünal, İsmet Arıcı, Kutbettin Kuyumcu, Mehmet Serkan Çakır, Özgül Gök, Özgün Gülhan, Sadık Yöndem, Sezer Dinçer, Sonat Başpınar, Uğur Doğan, Ümit Kubilay Can, Yavuz Durak Küreselleşen dünyamızın şekillendirdiği yeni yaşam biçimini bu noktaya getiren en önemli etmen hiç şüphesiz ki dijitalleşmedir. Farklı disiplinleri etkileyen bu süreç, yaşamın her alanında toplumlara hız kazandırarak bu büyük dünyada yaşayan insanları birbirine yakınlaştırmayı sağlamıştır. Bu süreçten en çok etkilenen alanlardan birisi de Sanat'ın en önemli dallarından olan müzik olmuştur. Bu bağlamda sanat eğitimcileri olarak bizlere düşen görev de bu konuyu ele almak ve irdelemek olduğunu düşünerek, yazarlarımızla bir araya gelip uzmanlık alanlarımız doğrultusunda çeşitli konuları paylaşıp görüşlerimizi ve dünyada olan gelişmeleri siz okurlarımızla paylaşmak istedik.
Dijitalleşmenin Müzik sanatına etkileri, Müzik teknolojilerinin gelişimi, enstrüman gelişimine katkıları, Eğitim teknolojilerinin etkin kullanımı, bestecilik dinamiklerinin değişimi gibi birçok konuda görüşlerimizi kalıcı hale getirmek ve bu kitapta toplamak, bilgi paylaşımı açısından bizler için çok önemliydi. Analog taş plaktan dijital ses teknolojisine kadar uzanan bu baş döndürücü gelişimi farklı bakış açılarıyla irdelemek, hem çok yorucu hem de bir o kadar keyifliydi. Kitap, müzikle mesleki ya da hobi olarak uğraşan, müzikteki değişim, dönüşüm ve yeni gelişmeler hakkında bilgilenmek ve bu alanda araştırma yapmak isteyen araştırmacı ve okurlar için kaynak olarak tasarlanmıştır.
Ortaya çıkan bu ürünümüzü beğenmeniz ve faydalı olması dileklerimizle.
Aylin Aras, Özge Sever İslamoğlu, Saffet Lüleci, Serap Faiz Büyükçam, Tülay Zorlu, Zeynep Sadıklar Turizm, günümüzün en büyük ekonomik etkinliklerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda kırsal turizm de o bölge için tarımsal faaliyetlere ek olarak farklı ekonomik girdiler oluşturmaktadır.
Köyden kente göçün giderek ıssızlaştırdığı kırsal bölgelerde hem kırsal kalkınmanın gerçekleşebilmesinde hem de kırsal mimari mirasın korunarak yaşatılmasında kırsal turizmin önemli bir araç olacağı savı üzerine temellenen bu çalışmanın ilk bölümünde, Doğu Karadeniz Bölgesi’nin eşsiz güzellikteki yörelerinden biri olan Çamlıhemşin yöresi hakkında bilgiler yer alıyor. İkinci bölümde ise Çamlıhemşin yöresinin kırsal mimari mirasının çok önemli bir bileşeni olan geleneksel Çamlıhemşin konutları hakkında ayrıntılı bilgiler aktarılıyor. Üçüncü bölümde, genel olarak kırsal turizm kavramı ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nin kırsal turizm potansiyeline ilişkin bilgiler verildikten sonra son bölümde Çamlıhemşin yöresi konutlarının kırsal turizm odaklı yeniden kullanımında yaklaşım ve proje önerileri yer alıyor.
Merih TEKİN BENDER Nedir sanatsal yaratmanın özünde yatan ve onu bunca cazip kılan giz? Yaratmadan ve yaratılanları duyumsamadan yaşamak kuru ve tatsız ise, beynimiz nasıl bir yol göstericidir bütün sanatsal aktivitelerde? Hangi tür zekâ tanımlar sanata ilişkin eylemlerimizi? Duygularımız yaşamımıza değer kattığı kadar, sa¬natsal yaratmaya da değer katmakta mıdır? Duygularının izinden giden sanatçı sonuçta nereye varmaktadır?
Duyguların İzinde Sanatsal Yaratma bu soruların cevaplarını merak eden herkesin okuması gereken bir kitap, içeriğinde duygusal zekâ, yaratıcılık ve sanatsal yaratmaya dair bilimsel çalışmalar değerlendirilmekte, özve¬rili bir sentez ve özgün bir yorum sunulmaktadır. Sözü edilen alanlara ilgi duyan, bu alanlarda araştırma yapan ve sanata dair yeni keşiflerde bulunmayı uman kişiler için doyurucu olacağına ve okunacağına inanıyoruz.
H. Turgay Ünalan İnsan, yazının keşfinden sonra bilgi birikimini; yaşadığı coğrafyalarda bulunan kemik, taş, kil tablet, metal, papirüs, parşömen gibi malzemeler üzerine aktarmıştır. Yaklaşık 2000 sene önce Çin'de diğer malzemelere göre daha kolay üretilip çoğaltılabilen bir malzeme olan kâğıt keşfedilmiş, böylece kâğıdın günümüze kadar süregelen serüveni başlamıştır. Günümüzde kâğıt, yazma çizme aracı olmasının ötesinde yaşamın her alanında kullanılmaktadır. Sosyal yaşamdaki kullanımının yanı sıra kâğıt, sanatsal etkinliklerde tasarım elemanı ve sanat ürünü olarak da karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle el yapımı kâğıt, dünyanın her yerinde önemli bir zanaat ve sanat malzemesi olarak kabul edilmektedir. Kâğıt hamuru ile istenilen dokuda, büyüklükte ve renkte, iki ya da üç boyutlu çalışmalar yapılabilir. Bu kitapta; evde, okulda, iş atölyesinde kolaylıkla bulunabilecek malzeme ve ekipmanlar ile her yaş seviyesinde uygulacek etkinlikler ve teknikler anlatılmaktadır.
Ali Gürsan Saraç Okul Öncesi Programlarında Plandan Uygulamaya Genel Yaklaşımlar ile hazırladığımız ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE MÜZİK EĞİTİMİ adlı kitabımız; Belirli Gün ve Haftalar çerçevesinde, Ben Kimim?, Atlı Arabaya Binelim, Günde Üç Öğün Yerim, Cumhuriyet Ben Demek, Kırmızıdır Ayımız, Kutlu Olsun Doğum Günün, Canımsın Öğretmenim, Haydi Uçurtma Yapalım, SaklaMbaç ve Körebe, Tutumlu Olmak Gerekli, Beslenme Türküsü, Evim Evim Her Şeyim, Arkadaşım Kitap, Bugün Benim Bayramım, Bisiklete Binerken, Bugün Anneler Günü, Temizlik Görgü Düzenimiz, Şimdi Heykel Olalım, Yaz Tatili Başlıyor, Canımsın Babacığım gibi yirmi bir konuyu yarım günlük eğitim akışıyla sizlere sunmaktadır.
Çocuğun eğitiminde müziğin kullanımını konu alan genel bir bakış açısıyla giriş yapılmış, belirli gün ve haftalara göre de yirmi bir bölüm oluşturulmuştur. Her bir konuda öğrenme merkezleri kapsamında; Matematik Etkinliği, Drama Etkinliği, Okuma Yazmaya Hazırlık Etkinliği, Sanat Etkinliği, Türkçe Etkinliği, Oyun Etkinliği, Müzik Etkinliği, Fen Etkinliği, Hareket Etkinliği ve Alan Gezisi etkinlik çeşitleri örneklerinden yola çıkarak Kazanımlar ve Göstergeleri ile Materyaller, Sözcükler, Kavramlar, Öğrenme Süreci, Aile Katılımı, Uyarlama ve Değerlendirme işlenişleri aşamalarında çalışma yapraklarıyla düzenlenmiştir. 36-48, 48-60 ve 60-72 aylık çocukların; bilişsel, dil, motor, sosyal ve duyuşsal gelişim kazanımlarına göre konular belirlenerek şarkılar günün anlamına göre bestelenmiştir.
Kitabımızın dağarcık bölümünde, yirmi şarkımızın bulunduğu CD’ye yabancı dilde ve dilimizde söylenmesi için beş şarkı playback olarak ilave edilmiştir. Kitabımız ayrıca erken çocukluk dönemi müzik eğitimi kapsamında en son öğretim programına göre eğitim fakülteleri müzik öğretmenliği programlarına, okul öncesi öğretmenliği programlarına, meslek yüksek okulları çocuk gelişimi programları ve kız meslek liseleri müzik derslerine göre hazırlanmıştır.
“Erken Çocukluk Dönemi Müzik Eğitimi” adlı çalışmamızın okul öncesi ile ilgili tüm birimlerde öğretmenlerimize yararlı ve faydalı olabilmesi umudumla sevgili meslektaşlarımız ve öğrencilerimize, meslek yaşamlarında her zaman kullanabilecekleri konserlere ve gösterilere dönüştürebilecekleri bir kaynak olarak armağan ediyorum.
Geleceğin umut çiçekleri çocuklarımıza sevgilerle…
Dr. Ali Gürsan Saraç
Prof. Dr. Sedat CERECİ İmgelemindeki sınırsız dünyayı çekici ve etkileyici biçimde görsel tekniklerle somutlaştıran insan, yaşanmış ve imgesel öyküleri filmle gerçeğe dönüştürmüş, filmlerin görkemli atmosferinde kendi öyküsünü anlatmış ve filmlerin görüntüsüyle sonsuzluğa ulaşmanın yolunu seçmiştir. Kendine özgü bir teknik ve çaba gerektiren film yapımı; teknik bilgileri ve sanatsal mahareti bir araya toplayan, insanların düşünce ve duygu dünyalarına bir arada seslenen kapsamlı bir uğraştır. Film yapımını ciddiye alan toplumlarda yüksek getiri sağlayan bir endüstriye dönüşen film yapımı, eğitimin her düzeyinde yer alırken kültürel oluşum ve gelişim için de sayısız materyal sağlamaktadır. Gelecekte uluslararası alanda söz sahibi olmak isteyen toplumlar, stratejilerinde mutlaka film yapımına yer vermekte, uluslararası alana aktarmak istedikleri iletileri filmlerle tasarlamaktadır. Film yapımının tekniği ve içeriği de bu bağlamda gündeme gelmektedir.
Serdar Toka Hiç(lik) her(liğ)e dalgalanır; her(lik) de hiç(liğ)e. Her(lik)sonsuzca hiç(lik)ten; hiç(lik) de sonsuzca her(lik)den olur. Hiç(lik) her(lik), her(lik) de hiç(lik) olma eğilimindedir. Hiç(lik) parçasal, her(lik) yapısaldır. İç içe birbirlerine dönüşüp dış dışa ayrışırlar. Aralıkta sonsuzca çoğullaşırlar. Dalgalanmaya yayılırlar.
Aslı Yılmaz D. Ülkemizde konuşma eğitimi sunan okul ve kursların sayısında çarpıcı bir artış var. Buna karşılık konuşma ile ilgili her tür eğitimin zorunlu altyapısı olarak nitelenen Fonetik alanında kapsamlı çalışmalar çok sınırlı. Bu durum, eğitimlerin bilimsel ve nesnel zeminden uzaklaşması riskini de beraberinde getiriyor. Ders içeriklerinin bireysel ifade becerisini beslemekten ziyade iyi sosyal izlenimler uyandırmak üzere tasarlanan subjektif önerilerle sınırlı kalmasına neden olabiliyor.
Bu bakımdan fonetik alanındaki temel bilgileri anlaşılır bir dille sunacak yayınlara ihtiyaç var. Bu ihtiyacı karşılamak üzere hazırlanan Fonetiğe Giriş, başta konservatuarlardaki oyunculuk bölümleri olmak üzere mesleki ve genel amaçlı konuşma okulları için temel ve pratik bir kaynak niteliği taşıyor.
Oyuncu ve akademisyen Aslı Yılmaz, Fonetik disiplinini eğitmen perspektifinden ele alarak tanıtıyor. Kitapta, eğitmenlerin ve öğrencilerin fonetikle ilgili olarak bilmek istedikleri her şey ve daha fazlası, bilimsel verilerle ve mesleki deneyimlerle güçlendirilerek sunuluyor. Okuyucu, konuşma seslerini yeniden dinlemeye davet ediliyor.
Müzik: Ali Gürsan Saraç - Piyano Eşlik Düzenleme: Selçuk Bilgin Birinci kitabımız “Geçmişten Günümüze Türk Halk Ozanları ve Şairleri Müzikali” başlığında Kültür ve Turizm Bakanlığımızın GENÇ-DES Projesi kapsamında 19-29 yaş gurubuna yönelik olarak yazılmış olup 8 büyük şair ve ozanın güftelerinin Türk Müziği Makamlarımızla bestelenmesi ve senfonik altyapılı CD'si ile ülkemizde bir ilke daha imza atmaktadır. Bu proje ile gençlerimize kendi kültürümüzü tanıyabilecekleri uygulama imkânları vererek onların yaşamlarında, okul yaşantıları ve çevrelerinde sergileyebilecekleri bir müzikal hazırlamış bulunuyoruz. Böylece kültürümüzün temel taşı olan halk şairi ve ozanlarımızın şiirleri ve güfteleri müzikli bir oyunla okullarımızda Kültür ve Edebiyat Kulübü ile Tiyatro Kulüpleri ve ülkemiz tiyatrolarımızda kolaylıkla sahnelenebilecektir.
“CANEVİ” adlı müzikalimizde halk şairi ve ozanlarının ortak noktasından yola çıkılarak gönül gözüyle görme esası işlenmiştir. Gönülden akla yolculuk yapan hikâyelerde insan sevgisi, abdallarımızın diliyle temel alınmıştır. Müzikalimiz ünlü ozanların sözleri ve deyişlerinden yola çıkmış bir orta oyunu gibidir. Farklılıkları bir bilen, dili ve gönlü sevgi olanda birleşmiştir.
Yazılan sahneleme metinleri okullarımızda eğitim-öğretim programlarında temel bir kaynak olabilecek nitelikte olup seçilen Türk Müziği Makamlarını içeren yepyeni besteler, gençlerimiz tarafından başta Kültür Bakanlığımız ve tiyatrolarımız olmak üzere ülkemizde gençlik korolarında kolaylıkla sahnelenebilecektir.
1.Kitap+CD olarak hazırlanan Müzikalimiz ülkemiz sanat kurumlarında, Devlet Opera Bale ve Tiyatroların programlarında da kullanılacak içerikte olup, Bakanlığımızın arşivlerinde her daim seslendirilebilecek yepyeni bir repertuvar gelişimine de katkı sağlamıştır.
Bu projede Hacı Bektaş-i Veli, Yunus Emre, Mevlana Celaleddin Rumi, Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan, Hammamizade İsmail Dede Efendi, Âşık Veysel Şatıroğlu ve Neşet Ertaş gibi tarihi şahsiyetlerin öz geçmiş ve eserleri de özetlenerek sözleri kendilerine ait olan güfteleri yeniden bestelenerek eğitim amaçlı kullanımla ülkemiz gençlerine sunulmaktadır.
“Geçmişten Günümüze Türk Halk Ozanları ve Şairleri Müzikali” adlı Birinci Kitabımız GENÇ-DES Projesi kapsamında 2017 yılında 10 aylık sürede hazırlanmış ve TC. Kültür ve Turizm Bakanlığımızca maddi olarak desteklenmiştir.
Projemizin yaşama geçmesinde bizlere imkân veren başta TC. Kültür ve Turizm Bakanımıza, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğümüze ve Genç-Des Projesi destekçilerine ve tüm emeği geçenlere teşekkürlerimizle…



İkinci kitabımız “GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK HALK OZANLARI ve ŞAİRLERİ MÜZİKALİ PİYANO EŞLİKLİ GENÇLİK ŞARKILARI ” başlığında Kültür ve Turizm Bakanlığımızın GENÇ-DES Projesi kapsamında 19-29 yaş gurubuna yönelik olarak yazılmıştır. Bu proje tarihimizde büyük şair ve ozanlarımızın seçilen güftelerinin Türk Müziği Makamlarımızla bestelenmesi ve piyano eşlikli altyapılı CD’si ile ülkemizde bir ilke daha imza atmaktadır. Bu proje ile gençlerimize kendi kültürümüzü tanıyabilecekleri, uygulama imkânları vererek onların yaşamlarında, okul yaşantıları ve çevrelerinde seslendirebilecekleri yepyeni şarkılar hazırlamış bulunuyoruz. Böylece kültürümüzün temel taşı alan halk şairi ve ozanlarımız şiirleri ve güfteleriyle okullarımızda Hoş Sada Musıki Kulüplerinde ve ülkemiz korolarında kolaylıkla seslendirilebilecektir.
Yazılan piyano eşlik düzenlemeleri okullarımızda eğitim-öğretim programlarında temel bir kaynak olabilecek nitelikte olup seçilen Türk Müziği Makamlarını içeren yepyeni besteler, gençlerimiz tarafından başta Kültür Bakanlığımız ve TRT korolarımız olmak üzere ülkemizdeki gençlik korolarında kolaylıkla seslendirilebilecektir.
2.Kitap + CD olarak hazırlanan Piyano Eşlikli Albümümüz Ülkemiz sanat kurumlarında, konserlerde, koroların ve orkestraların programlarında da kullanılacak içerikte olup, Bakanlığımızın ve Devlet Koro ve Topluluklarının arşivlerinde her daim seslendirebilecekleri yepyeni bir repertuar gelişimine de katkı sağlamıştır.
Bu projede Hacı Bektaş-i VELİ, Yunus EMRE, Mevlana Celalettin RUMİ, Pir Sultan ABDAL, Karacaoğlan, Hammami Zade İsmail DEDE EFENDİ, Âşık Veysel ŞATIROĞLU ve Neşet ERTAŞ gibi tarihi şahsiyetlerin özgeçmiş ve eserleri de özetlenerek sözleri kendilerine ait olan güfteleri yeniden bestelenerek eğitim amaçlı kullanımla ülkemiz gençlerine sunulmaktadır.
“GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK HALK OZANLARI ve ŞAİRLERİ PİYANO EŞLİKLİ GENÇLİK ŞARKILARI” adlı İkinci Kitabımız GENÇ-DES Projesi kapsamında 2017 yılında 10 aylık sürede hazırlanmış ve TC. Kültür ve Turizm Bakanlığımızca maddi olarak desteklenmiştir.
Projemizin yaşama geçmesinde bizlere imkân veren başta TC. Kültür ve Turizm Bakanımıza, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğümüze ve Genç-Des Projesi destekçileri ve tüm emeği geçenlere teşekkürlerimizle…
Oğuzhan Uzun, Emine Ketencioğlu, Derya Nil Karadağlı, Ahmet Şen Bu kitapta geleneksel motiflerin yeniden yorumlanarak, günümüz mobilya tasarımlarında kullanılması ile geçmiş ve gelecek arasında olumlu bir bağın mobilya ve ahşap ürün tasarımları aracılığıyla kurulması hedeflenmiştir.
Belli bir birikim ve yaşanmışlıkla ortaya çıkan geleneksel motiflerimizin mobilya ve ürün tasarımlarında sıkça kullanılması ve kullanıcıların hayatlarında belli oranlarda yer almasıyla; orta yaşlarda olup, geleneksel evlerde yaşayıp büyüyenler, eski günlerin sıcaklığını yeniden evlerinde hissedebileceklerdir. Yeni nesil ise, geçmişte atalarının kullanmış oldukları geleneksel motifleri evlerinde görerek dijital dünyanın soğuk motiflerinden biraz uzaklaşacaklardır.
Bu kitapta yer alan tasarımlarda kültüre dair bu yaşamsal unsurların mobilya ve ahşap ürünler üzerinde bir anlatı unsuru olarak kullanılması ile geleneksel motiflerin yeni tasarım biçimlerine dönüştürülmesine bir nebze de olsa katkı sağlayacaktır. Kültürel açıdan sorgulanan yeni form ve biçimlerle günümüzde “Z” kuşağı olarak nitelendirilen gençlere geçmiş ile günümüz arasında köprü kurma bilinci ve farklı öneriler-alternatifler sunularak geçmişle tasarım yönünden kuvvetli bir bağ kurulabilecektir.
Ayrıca kitapla birlikte özgün kimlik arayışı içerisinde olan mobilya sektörü, tasarımlarına farklılık kazandırabilme açılarından geleneksel motiflerle tasarlanacak yeni mobilyalarla bu estetik yaklaşımları kendi ürünlerine aktarırken, çoğu zaman popüler kullanımlardan uzaklaşarak orjinallik, yenilik ve yaratıcılık değerleri yüksek olan koleksiyonlar oluşturabileceklerdir.
Serdar Okur Ud çalgısı ritmik icra özelliği ve bas seslerinin varlığıyla geçmişte ve günümüzde Türk Müziğinin önde gelen çalgısı olma özelliğine sahiptir. Bu özelliğinden dolayı toplu icralarda öncelikle aranan bir çalgı olma durumunu her daim korumuştur. Perdesiz oluşu sebebiyle Türk Müziği ses sistemini kullanmaya çok müsait olmasının yanı sıra Türk Müziğinin diğer bir kolu olan Halk Müziği ve ülkemiz dışındaki tonal müzik başta olmak üzere diğer müzik türlerini de ud ile seslendirmek mümkündür. Udun genellikle gitar, piyano gibi bazı çalgılarda sıkça rastladığımız arpej ve akor icrasına uygunluğu, solo ve eşlik çalgısı olarak kullanılabilme özelliği, gelişmeye ne kadar müsait bir çalgı olduğunu bize göstermektedir. Dolayısıyla bu çalgıyı dinlemek ve çalmak bana her zaman ayrı bir keyif vermiş, aynı zamanda ilham kaynağı olmuştur.
Gelenekten geleceğe odaklı geleneksel tarzın öğrenilmesinden sonra geleneksel yapıyı bozmadan yeni arayışların nasıl olması gerektiği felsefesini hedef alan metodumuz; eğitim fakülteleri müzik öğretmenliği bölümlerinde, konservatuvarlarda ud derslerinde kullanılmak ve ud çalmak isteyen gençlerimize ışık tutmak amacıyla geleneksel ve modern teknikler içerikli hazırlanmıştır.
Müziğin birleştirici özelliğini kullanarak, müziğin estetik değerlere sağladığı katkıyı bilerek duygu yüklü, insan merkezli yetişmeniz ve insan merkezli nesiller yetiştirmeniz dileğiyle…
Zülüf Öztutgan Klasik gitar icrası, birçok farklı tekniğin kullanımını içermektedir. Bu teknikler arasında apoyando, tirando, arpej, tremolo, rasgueado, harmonik, bare, pizzicato, legato, trill, golpe, tambora vb. sayılabilir. Anılan teknikler; müzikal anlatımı daha etkili hâle getirmek, bazı unsurları vurgulamak, eserin yazıldığı dönemin özeliklerini yansıtmak, farklı üsluplara göndermeler yapmak ve çeşitli enstrümanları taklit etmek gibi amaçlarla kullanılmaktadır.
Bu çalışmada; gitar eğitiminin önemli bir boyutu olan ve kaynaklarda dağınık şekilde yer alan klasik gitar tekniklerinin bir araya toplanması, klasik gitara ilgi duyan ya da klasik gitar eğitimi alan kişilere tanıtılması hedeflenmiştir. Bu bağlamda klasik gitar teknikleri ayrı ayrı tanımlanmış ve uygulamaya yönelik ipuçlarıyla belirtilen tekniklerin daha kolay anlaşılması sağlanmaya çalışılmıştır. Ayrıca ilgili tekniklere yönelik olarak verilen etütlerle bu tekniklerin pekiştirilmesi, geliştirilmesi ve eserler içerisinde uygulanması amaçlanmıştır.
Bu kitap içerisinde yer verilen tekniklerin; gitar eğitmenleri, besteciler ve gitaristler tarafından bilinmesinin klasik gitar müziğine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Ayrıca kitap içerisindeki tekniklere yönelik olarak verilen özgün etütler, gitar eğitimi dağarcığına yeni eserler kazandırılması yönünden dikkat çekicidir.
Nuray Bayraktar Nilgün Görer Tamer Ayşe Tekel Nilüfer Gürer Aybike Ceylan Kızıltaş Nihan Oya Memlük Çobanoğlu Bilge Armatlı Köroğlu Temel tasarım; görsel sanatlar alanından mimarlık, kentsel tasarım ve şehir planlama alanlarına kadar tasarımla ilgili tüm disiplinlerde geçerli ve ortak bir eğitimdir. Temel tasarım eğitimi, tasarımın altyapısını oluşturan görsel alfabenin teknik olarak öğrenilmesini zorunlu kılar. Görsel alfabe; tasarlama ve soyutlama becerilerinin, temel tasarım elemanlarının, araçlarının ve ilkelerinin, temel tasarım eğitimi sürecinde içselleştirilmesiyle öğrenilir. Bu çerçevede temel tasarım eğitimi, tasarımın amacına uygun olarak görsel algının geliştirilmesinin yanı sıra tasarımda ortak bir değer yargısı oluşturulmasına da hizmet eder. Temel tasarım eğitiminde ortaya çıkan sonuç ürün yaratıcı eğilimlerin somut ifadesidir. Bu nedenle, yaratıcı düşüncenin geliştirilmesine yönelik arayışlar, temel tasarım eğitiminin öncelikli konusunu oluşturmaktadır.
Görsel Eğitimde Yaratıcılık ve Temel Tasarım kitabı, temel tasarım eğitiminin tüm tasarım disiplinleri için geçerli ve ortak ipuçlarını barındıran bir içerikle hazırlanmıştır. Kitap, eğitimcilere ve öğrencilere yönelik bir başvuru kaynağı olmasının yanı sıra görsel okuryazarlığın toplumda yaygınlaştırılması açısından da önemli bir araç olarak görülmektedir.
Oğuz Dilmaç 21. yüzyıl, bilgi temelli toplum yapısında köklü dönüşümlerin ve değişimlerin meydana geldiği bir dönemdir. Toplumsal hayatın temel dinamiklerinden biri olan eğitim olgusu da bu değişim ve dönüşüm sürecinden etkilenmiş ve geleneksel eğitim pratiklerinin yerine yapılandırmacı, çoklu zekâ, proje tabanlı öğrenme ile problem çözme, eleştirel düşünme, etkili iletişim gibi becerileri ön plana çıkartan kuram ve uygulamalara dayanan bir anlayışa kavuşmuştur. Dolayısıyla benimsenen bu öğrenme teorilerinin doğasına uygun yeni ölçme ve değerlendirme yaklaşımları geliştirilip uygulanmaya başlanması bir zorunluluk hâline gelmiştir. Oysa geleneksel değerlendirme, öğrencilerin sahip oldukları farklı bilgi, beceri ve gelişmeye açık yönlerini yeterince dikkate almayarak sadece öğrencilerin öğrenme sonunda hangi davranışları hangi düzeyde kazandıklarını tespit etmeye çalışan bir anlayışa sahiptir. Bu nedenle 21. y.y. bireylerinin yetiştirilmesinde gerekli olan estetik duyarlılık, empati yapabilme, yaratıcılık, eleştirel düşünme, problem çözme, iletişim teknolojileri becerileri, esneklik ve uyum, girişimcilik ve öz yönetim gibi becerileri değerlendirebilecek araç ve yöntemlerin işe koşulması gerekmektedir. Sanat eğitimi doğası gereği bireyin kendini duygu ve düşüncelerini yorumlayarak ortaya koyması yönünde yapılan uygulamaları içeren bir eğitim sürecini kapsar. Elbette bu süreç içinde standart birtakım
ölçme değerlendirme yöntemlerinin kullanılması, sanat eğitiminde belirlenen amaçlara ulaşma düzeyi hakkında doğru dönütler veremeyebilir. Dolayısıyla sanat eğitimcilerinin, öğrencileri öğretim programlarında belirlenen ölçütlere göre doğru ve güvenilir bir şekilde değerlendirebilmeleri için tamamlayıcı değerlendirme yöntem ve araçlarına ihtiyaçları vardır.
Bu kitapta sanat eğitiminde geleneksel değerlendirme yöntem ve uygulamalarının dışında tamamlayıcı değerlendirme yöntemlerinin kullanımına ilişkin örnekler verilerek farklı bakış açıları sunulmaya çalışılmıştır. Okul öncesinden üniversiteye kadar olan geniş bir süreci kapsayan eğitim dönemlerinde verilen sanat eğitimi derslerinde öğrencilerin değerlendirilmesinde kullanılabilecek yardımcı bir kaynak olması ümit edilmektedir.

Meltem Demirci Katırancı Görsel Sanatlar Öğretimi kitabı, güncellenen öğretmenlik programları doğrultusunda lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimi almakta olan görsel sanatlar öğrencilerinin, öğretmen adaylarının ve görsel sanatlar öğretmenlerinin, alanda detaylı bilimsel verilere ulaşmalarını sağlayabilmek, mesleki gelişimlerine katkıda bulunabilmek ve eğitimin her kademesine yönelik yaratıcı fikirler üretmelerine farklı olanaklar sunabilmek amacıyla bir ders kitabı niteliğinde hazırlanmıştır.
Bu kitap, içeriği ile, çocuğun doğal gelişimine özen göstererek dışa vurumlarında onun cesaretini arttırmak ve onu bir sonraki evreye hazırlayarak daha yüksek bir yorumlamaya doğru cesaretlendirmek için gereken temel bilgilere, Türk kültürüne ve değerlerine sahip olma bilincinin ve Türk toplumuna ait olma hissinin yaşatılabileceği konulara yer vermekte; Görsel sanatlar alanına dâhil edilen farklı sanat türlerinin, teorik ve uygulamalı alanlarını bütünleştirerek, sanatın “Nerede? Ne zaman? Neden? Nasıl? Ne kadar? Ne ile?” öğretilebileceğini, “Nasıl?” değerlendirilebileceğine, sanatın öğretiminde baş vurulan yaklaşım, yöntem, teknik ve yaratıcı etkinlikleri kullanarak yol göstermektedir.
Görsel sanatlar öğretiminde; görünen gerçeğin çizilip boyanmasından ve bilgiyi olduğu gbi kullanmaktan ziyade önemli olan, görünenden hareketle keşfetme isteğinin başlatılması ve ulaşılan sonuçları görsel bir dille ifade edebilme hazzının çocuklara yaşatılmasıdır. Öğretmeyi seven ve öğrencilerini hissedebilen öğretmen, bu mutluluğu yaşatabilmenin arayışı içerisine girebilir.
Anıl Ertok Atmaca, Armağan Konak, Ayşe Çakır İlhan, Burçin Türkcan, Enver Yolcu, Merih Tekin Bender, Meryem Deveci, Serdar Tuna, Suzan Duygu Bedir Erişti “Görsel Sanatlar Öğretimi” kitabı, zengin içeriği ile öncelikle eğitim fakültelerinin temel eğitim bölümü sınıf öğretmenliği lisans programlarında yer alan ilgili dersler dikkate alınarak hazırlanmıştır. Bununla birlikte kitabın bölümleri, eğitim fakültelerinin resim-iş eğitimi programları başta olmak üzere, üniversitelerin tüm sanat ve sanat eğitimi ile ilgili programlarını da kapsayacak şekilde tasarlanmıştır. Sanat, Düşünce Dünyası İçinde Sanat, Tarihsel Süreç İçinde Sanat, Türkiye’de Sanat, Sanat Eğitiminin Gerekliliği ve İşlevi, Yaratıcılık, Görsel Kültür ve Sanat Eğitimi, Disipline Dayalı Sanat Eğitimi Yöntemi, Çocuğun Sanatsal Gelişim Aşamaları, Resimlerine Göre Çocuk Tipleri, Çocuk Resimlerinin Ortak Özellikleri, Sanatsal Yetenekli Çocuklar, Sanatsal Etkinliklerin Sergilenmesi, Müze Eğitimi, Görsel Sanatlar Eğitiminde Ölçme ve Değerlendirme kitabı oluşturan bölümlerdir.
Bu kitabın, öncelikle eğitim fakültelerinin ilgili programlarında öğrenim gören öğretmen adaylarının ve günümüz öğretmenlerinin, öğrencilerini sanatla ilgili, özgür ve yaratıcı anlatım biçimleri oluşturabilen, nitelikli bireyler olarak geleceğe hazırlamalarında yararlı olacağı düşünülmektedir.
Hasan Hakan Okay Beraber müzik yapma eylemi, olasılıkla müziğin en eski uygulanma şekillerinden biridir. Yapılandırmacı programın eğitim yaşantımıza girmesiyle, okul ortamlarında beraber müzik yapmak daha önemli ve farklı bir anlam kazanmıştır. Bu anlam, yapılandırmadığın öğreneni ve rehber göreviyle öğretmeni, müzik yapmaya daha fazla yönlendirmesi ya da bu beklentiyi doğurmasından kaynaklanır.
Bu çalışma, okul müziğinde yoğun olarak kullanılan blokflüt, melodika, Orff çalgıları ve öğretmenin kendi çalgısını, oda müziği yapma anlayışıyla bir araya getirmeyi amaçlamaktadır. Öne konan fikir, çoksesli müziğin önemli figürlerine ait güzel, yalın müzik cümlelerinin, dile getirilen okul müziği çalgılarıyla çalınması; bu sırada öğretmenin de solist kimliğiyle, oluşan bu orkestrayı yönlendirmesine dayanmaktadır.
Çalışmada görülen orkestrasyon anlayışında, armonik temel yapıyı melodika ve/veya blokflüt; ritmik eşliği Orff çalgıları kapsamında değerlendirilen perküsyon çalgıları ve solistik görevi de müzik öğretmeni üstlenmiştir. Aynı zamanda kitap içerdiği 15 eser ile birlikte, okul ortamlarında beraberce nitelikli müzik yapmaya yönelik bir fikri taşımakta ve müzik eğitimcilerine bu yönde bir öneri sunmaktadır.
Oğuz Han Öztay İnsanın özünde her daim “iletişim” vardır aslında. Bir şeyleri “iletmek” veya “iletileni” almak durumunda bulunan insan için vazgeçilmez bir etkileşimdir. Roma döneminde duvarlara asılan ve taş bloklardan oluşan Acta Diurna'dan günümüze değişen haber alma usulleri, “iletişiminin” şeklini değiştirse de esasını değiştirmemiştir.
Haberi veya bilgiyi iletmek-almak kısacası insanın doğasındaki “merak” unsurunu tetikleyen iletişim isteği, zamanla propaganda aracı olarak kullanılmış, yararının ötesinde kimi zaman da telafisi mümkün olmayan zararlar meydana getirmiştir. Propaganda ve propagandanın kötü amaçlarla kullanımı denilince ilk akla gelen Nazi Almanya'sı olduğunda, ideoloji ve iletişimin tehlikeli amaçlarla da kullanılabileceği unutulmamalıdır.
İdeolojinin birçok alanda kullanıldığı görmek ve hatta normalleştirmek, ideolojinin (politik anlamda) girmemesi gereken alanlarda da normal karşılanmasına neden olmuştur. Bu durum en çok sanat ve sanatçıyı etkilemiş, özgür olması gereken bu alanın bağnaz ve bağımlı olmasına yol açmıştır.
Bu eserde, ülkemizde muhafazakâr kesimin içinden çıkarak kendi ideolojik duruşu kapsamında var olmaya çalışmış olan Hasan Nail Canat ekseninde muhafazakâr sanat, ideoloji ve iletişim kavramları ilişkilendirilmeye çalışılmıştır.
Erhan Yıldırım Toplum Politika Sinema, İdeolojik ve Estetik Boyutu ile Sinema,Türkiye'de Politik Sinema, Politik Film Çözümleri
İlkay Uyar Bu kitap,“ İyi öğretmen sadece öğretmez, sevdirir; bilgiyi kullanmayı kolaylaştırır.” sözünden hareketle ve yeni eğitim anlayışı esas alınarak hazırlanmıştır. Kitapta, öğrencinin yaparak, yaşayarak öğrenmesini sağlamak için; yaratıcılığı ön plana çıkaran, proje yaklaşımı ile derslerin işlenmesini kolaylaştırıcı etkinlik ve örneklere yer verilmiştir. İş eğitimi dersi verecek olan öğretmenler için bulunmaz yardımcı bir eser olan çalışmada konular yaratıcılık, atık malzeme (rekreasyon) çalışması, çocukların gözüyle iş eğitimi, iş eğitimi 6. sınıf 1. yarıyıl ortak ünitelerle ilgili uygulama örnekleri, iş eğitimi (ev ekonomisi, iş teknik, ticaret, tarım) dersi paket üniteler ile ilgili uygulama örnekleri, proje uygulamaları, ölçme- değerlendirme başlıkları altında ele alınmıştır.
Zeynep Çetin - Binhan Koyuncuoğlu Kitabımıza, birinci basımında, Rollo May'in “Yaratma Cesareti”nden yola çıkarak, “Sanatçı ya da yaratıcı bilim adamının hissettikleri kaygı veya korku değil, coşkudur!” diyerek başlamıştık.
Gözden geçirilmiş bu ikinci basımında da yine aynı coşkuyla, güzel değişikliklerle, çok kapsamlı ama bir o kadar da artık daha yakın hâle gelen yaratıcılık kavramını önce çeşitli boyutlarda ele aldık. Devamında yaratıcılığı kendisinden ayrı düşünülemeyecek sanat boyutunda inceleyip, konuya bu alanın vazgeçilmez önemdeki bileşeni duyularımızı da katarak ve çocuklarımızın çevrelerindeki yetişkinlere yönelik bazı fikirleriyle tamamladık.
Umarız bu kitapla, hâlihazırda çok eğlenceli ve kritik bir konu olan yaratıcılığı sizlere bir adım daha yakına getirebilmişizdir. Çünkü…
Bizler de çocukları çok seviyoruz! Tıpkı sizler gibi…
O zaman bırakalım “İz bıraksınlar”!
Aydın Uğurlu, Feyzan Göher, H. Nurgül Begiç, Hava Selçuk, Onur Köksal, Recep Özkan, Selcen Gültekin, Servet Senem Uğurlu, Yahya Akyüz, Yonca Gül Uğurlu Toplumu oluşturan insan unsuru, bir taraftan coğrafya ve kültürü etkilerken diğer taraftan da coğrafya ve kültürden etkilenmektedir. Kadından ve erkekten oluşan toplumsal yapının insan unsuru, bu iki cinsin yapı içerisindeki konumuna göre de toplumdan topluma farklılık göstermektedir. Toplum içerisindeki kadının ve erkeğin konumu, o toplumun diğer toplumlar içerisindeki yerini belirlemede en önemli faktörlerdendir.
Toplumun kadına ve erkeğe yüklediği anlamlar, cinslerin toplumsal hayata sağladıkları katkıları farklılaştırmakta, ayrıştırmakta hatta keskin sınırlar çizerek bazen görünür bazen de görünmez engeller/yasaklar koymaktadır. Bu durum; cinsiyete göre düzenlenmiş aile hayatından bireysel ilişkilere, iş yaşamından eğitim durumuna kadar toplumsal yapının her alanına etki etmektedir.
Biri olmadan diğerinin varlığının mümkün olmadığı bu iki cinsin, zaman içerisinde ortaya çıkan toplumsal rollerindeki farklılıkların temel kaynağını oluşturan kültürel ritüeller, bazen kadını bazen de erkeği öne çıkararak diğerine hükmetme hatta onu her türlü haklardan yoksun bırakma durumuna kadar getirmiştir. Bu yoksunluk ve hükmetme insanlık tarihinde daha çok erkek lehine olmuş, kadın hemen her devirde ve toplumda erkeğin gölgesinde kalarak ikincil plana itilmiştir.
Bu kitap; “Türklerde Kadın”, “Anadolu'da Kadın”, “Göçebe Kültüründe Kadın”, “Bacıyan-ı Rum ve Anadolu'da Kadın Zanaatkârlar”, Batı'da Kadın”, “II-IX. Yüzyıllarda- Türklerde Kadın ve Müzik”, “Kadına Yönelik Şiddet”, “İstatistiklerle Kadın”, “Osmanlı'da Kadın Öğretmenli Ev Sıbyan Mektepleri", “Osmanlı Son Döneminde Kızların Eğitimi ve Öğretmen Faika Ünlüer'in Yetişmesi ve Meslek Hayatı” konularını içermektedir.
İnci Yakut Bu kitabın öncelikli amacı, Osmanlı Dönemi'ni konu alan dönem filmi ve epik fantastik filim tasarımcılarının (senarist, storyboard tasarımcısı, sanat yönetmeni, kostüm tasarımcısı, mekân tasarımcısı, yönetmen vs.) ve sinema tasarımı ile kostüm tasarımı konularında eğitim alan öğrencilerin sinema anlatısı için karakter tasarımları oluştururken sanatlar arası etkileşim anlayışına sahip olarak hareket etmelerine ve buna göre tarihte geçmiş dönemlerin toplumsal gerçekliğini çeşitli düzeylerde irdeleme gereksinimi içinde olarak sinemaya döneme özgü sanat, tasarım ve toplumsal yaşantı anlayışları bakımından veri sağlayıp kaynaklık yapabilecek toplumu görsel olarak bir şekilde yansıtmaya çalışan döneme özgü sanat alanlarına (19. yy. ve öncesi minyatür, tezhip ve diğer Geleneksel Türk Sanat alanları ) ilgi duymalarına katkıda bulunmaktır. Sanatlar arasında kurulacak ilişki ile günümüz sinema sanatı tasarımcıları Osmanlı Dönemi’ne özgü görsel sanat eserlerinin karakter, mekan, nesne, öykü, kompozisyon, renk, desen ve biçim gibi pek çok unsurlarının toplumsal gerçekliği kurgulama özelliklerinden esinlenerek günümüz bakış açısıyla gerçekliğin yeniden inşasını oluşturabileceklerdir.

Bu kitapta tarafımdan üretilmiş olan kostüm illüstrasyonu (kostüm ve kostümle bağlantılı mekân ve desen) uygulamaları, Osmanlı Dönemi gerçekliğini çeşitli düzeylerde konu alan epik nitelik taşıyan dönem filmi ve epik fantastik film anlatıları için senarist, sanat yönetmeni, kostüm ve dekor tasarımcısı, storyboard tasarımcısı, yönetmen gibi sinema tasarım grubunun üyeleri ve bu alanlarda eğitim alan öğrenciler tarafından yapılacak geçmiş döneme özgü karakter tasarımı çalışmalarında önemli bir yere sahip olan kostüm tasarımı uygulamalarına katkıda bulunmak ve örnek oluşturmak üzere, bu tür uygulamaların hangi anlayış ve ilkeler içinde gerçekleştirilmesi gerektiği hakkında açıklamalar yapan illüstrasyon örneklerini sunmak amacıyla yapılmıştır.

Kitabın hedef kitlesini sinema tasarımcıları, kostüm ve moda tasarımcıları, diğer sanat ve tasarım alanlarında çalışmalar yapanlar ve tüm bu alanlarda eğitim alan öğrenciler ile konuya ilgi duyan başka çalışma alanlarında bulunanlar oluşturmaktadır.
Aytekin Can İletişim Fakültelerinde Ders Kitabi Olarak Okutulan Kısa Film, Kısa Film Türleri, Kısa Film Yapımı Türkiye’de Kısa Film Türlerini içermektedir.
Vahap Candan Spor ya da kültür amaçlı gezilerim sırasında mimarlık alanında daha önce duymadığım Türkçe ifadeler, köy yapılarına daha dikkatle bakmama neden oldu. Yapı sanatına ilişkin zengin bir söz varlığına sahip olduğumuzu seziyordum. Eski kaynaklara bakınca o sözcüklerin, zaman tünelinde bizi geziye götüren birer rehber olduklarını fark etmeye başladım.
Eski kaynaklarda doğrudan doğruya köy yapı sanatına ilişkin bir çalışmaya rastlayamadım. Köye ilgi, İkinci Meşrutiyet Devri'nde Türkçü aydınlar tarafından başladı; Cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk'ün Türk dili, tarihi ve kültür tarihi araştırmalarını özellikle teşvik etmesiyle hızlandı. Ben de Atatürk'ün buyruk ve teşvikleriyle dönemin aydınlarınca halkın ağzından, arının bal topladığı gibi derlenen derleme sözlüklerini taradım. Merakım derinleşti ve tarama sözlüklerini de taradım. Karşılaştırma yapılması faydalı olur, düşüncesiyle Göktürk, Uygur ve Karahanlı devirlerinin konuya ilişkin başvuru kaynaklarını da inceledim. Söz konusu sözcüklerin sadece bir yapıyı ya da yapı ögesini temsil etmediğini; bir kısmının kültür şifrelerimizin izlerini taşıdığını anladığımda ise not almaya başladım. Bu notların Yapı Sanatı Sözlüğü’ne dönüşmesi ise beş yıl süren bir araştırma ve inceleme emeğinin sonucudur.
Sözlüğün, kültür şifrelerimizin anlaşılmasına katkı sağlaması ve faydalı olması dileğimle...
Ebru Güller, Ayça Tokuç, Gülden Köktürk, Kutluğ Savaşır Küçük Tasarımcılar İçin Doğa ve Mimarlık Projemiz, 2017 yılında 206 proje arasından öne çıkarak TÜBİTAK 4004 Doğa Eğitimi ve Bilim Okulları tarafından desteklenmeye değer görülmüştür. 2018 yılında da ikinci kez desteklenmeye hak kazanmıştır. Bu başarıdaki en büyük payın samimi, içten bir proje olmasından kaynaklandığını düşünüyoruz. Sonuç odaklı değil süreç odaklı bir çalışma olup birçok etkinlik bütününde kurgulanmıştır. Burada amaç, çocukların oynarken eğlendiği ve eğlenirken öğrendiği interaktif bir süreç deneyimlemeleridir. Çocuklarımız 1,5 saat gibi kısa bir zaman diliminde büyük bir özveriyle 2 ve 3 boyutlu tasarım çalışmalarını gerçekleştirmişlerdir. Harika fikirleri, çevre sorunlarına karşı geliştirdikleri özgün çözüm önerileri ve başarılı tasarımları için hepsini ayrı ayrı tebrik ediyoruz…
Fatih Sakallı Modern Türk Tiyatrosu Üzerine İncelemeler, Tanzimat'tan günümüze kadar yazarlarımızın kaleme aldığı tiyatro eserleri hakkında yazılan inceleme ve değerlendirme yazılarından oluşuyor. Kitapta; Ahmed Midhat'tan Abdülhak Hâmid'e, Reşat Nuri Güntekin'den Hüseyin Rahmi Gürpınar'a, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'ndan Yaşar Nabi Nayır'a, Feyyaz Kayacan'dan Bekir Büyükarkın'a, Osman Zeki Özturanlı'dan Yahya Akengin'e birçok yazarımızın tiyatro eserleri farklı bakış açıları ile değerlendiriliyor. İnsanın sanat yapan bir varlık olması, tiyatronun da insanı en iyi anlatan sanat dallarından birisi olması, bu inceleme ve değerlendirmeler ile bir kez daha gözler önüne seriliyor. Konuşma ve eylemlere dayanan tiyatro, aynı zamanda da toplum kültürünü yansıtan bir sahne sanatıdır. Bu kitaptaki metinler de kültürümüzün yansımalarını ele alıyor. Kitapta ele alınan inceleme ve değerlendirmeler ile Türk toplumunun yaşantısı, değerleri, yanlışları, çıkmazları, yaşanmışlıkları, kavgaları, mücadeleleri, komiklikleri vb. hâlleri yansıtılmaya çalışılıyor.
Bereket Köse Son yıllarda artan rekabet, spor aktivitelerini izleme oranındaki artış, kazanma arzusu, cezbedici ödüller, özellikle uluslararası organizasyonlarda ülkelerin kendilerini gösterme, kazandıkları başarılarla daha fazla tanınma ve prestij sağlama hedefleri gibi bir çok faktör, sporcuların performanslarını ergojenik olarak arttırabilecek yeni antrenman metotlarının da bu alandaki bilimsel çalışmaların merkezine alınmasına yol açmıştır.
Bu bağlamda yüzyıllardır çeşitli alanlarda performans arttırmak için kullanılan müzik, son yıllarda spor bilimcilerin de dikkatini çekmiş ve söz konusu bilimciler tarafından müziğin sporcularda da fiziksel ve psikolojik performansı arttırabileceğine, aynı zamanda çeşitli müzik türleri ile performans arasında bir korelasyonun olduğuna yönelik araştırma sonuçlarına ulaşılmıştır.
Örneğin müziğin koşu performansını ve süresini artırmasının yanı sıra yatıştırıcı müziği dinlemenin de beynin hipofiz bölgesini etkileyerek organizmadaki stresin düşürülmesine neden olan hormonların salgılanmasına yardımcı olması otonom sinir sistemini dolaylı bir şekilde etkileyebilmesi sonucu egzersiz sonrası daha hızlı toparlanmayı da sağlayabilmekte olduğu ifade edilmiştir.
Bu kitap da, müziğin aerobik-anaerobik performansa aynı zamanda egzersiz sonrası toparlanmaya etkisinin incelenmesi amacıyla hazırlanmıştır.