Ergenlik \ 1-1
Aylin Aras, Ayşe Büşra İplikçi, Ayşen Maraş, Belgin Üstün Güllü, Beyza Ünal, Burcu Pınar Bulut, Derya Özbek Şimşek, Didem Türe, Ece Bekaroğlu, Elif Usta, Emine İnan, Gökçen Bulut, Hatice Işık, Huri Gül Bayram Gülaçtı, Muhammed Seyid Raşid Bağçivan, Nur Taluy, Tuğba Yılmaz, Yağmur Ar Karcı, Zulal Törenli Kaya Anne babalık deneyimini anlamlandırabilmek için disiplinler arası bir bakış açısıyla çalışılması gerekmektedir. Annelik ve babalık ile ilgili bilişsel süreçleri, duygu ve davranışları inceleyen psikoloji alanındaki çalışmalar da oldukça önem arz etmektedir. Kitap, bu alandaki farklı konuları güncel araştırmaların ışığında teorik ve pratik bilgilerle incelemektedir. Kitapta; bağlanma, doğum travması, anne duyarlığı, baba katılımının çocuk gelişimindeki etkisi, postpartum dönemde kaygı bozuklukları, babalarda doğum sonrası depresyon, zorlu başlayan annelik deneyimleri, annenin nesnesi olarak çocuk, ebeveynlik mükemmeliyetçiliği, annelikte beden imajı, annelikte suçluluk ve utanç, anne ve çocuk arasında simbiyotik ilişki, psikosomatik aileler, aile bağlamında toplumsal cinsiyet rolü gelişimi, farklılaşan ebeveyn yaklaşımları, nesiller arası annelik deneyimleri ve boşanma sürecinde anne baba olma deneyimleri gibi farklı konular ele alınmaktadır. “Anne Babalığa Psikolojik Bakış” kitabı psikoloji alanında çalışan uzmanlar için önemli bir başvuru kitabıdır. Eser, psikoloji bölümlerinde klinik psikoloji ve gelişim psikolojisi ana bilim dalındaki derslerde; psikolojik danışmanlık ve rehberlik, sosyal hizmet uzmanlığı gibi bölümlerde anne babalık ile ilgili açılan tüm seçmeli derslerde okutulabileceği gibi anne baba olan okuyucuların da ilgiyle takip edebileceği konuları içermektedir.
Vahide Ulusoy Gökçek Bağlanma Serüveni, doğumdan itibaren başlayan ve hayatımızın çok daha ileriki dönemlerinde dahi etkisini sürdüren bağlanma sürecini konu alıyor. Okurun kendini daha kolay değerlendirmesi ve yer yer özdeşim kurması amacıyla vaka örnekleri ve ortak kültürden alınan film, biyografi gibi örnekleriyle anlatım derinleşiyor.
Bu kitapla bağlanmanın dinamiğini kavrayacak, ebeveynlik tavsiyeleri bulacak ve belki de kendinizi tanıdığınız bir serüvene atılacaksınız.
A. Şebnem Soysal, Aslı Candan Kodalak, Ayça Atila, Aylin Demirli Yıldız, Aylin İlden Koçkar, Aysima Özçelik, Başak Karateke, Bilge Yağmurlu, Birgül Ural Bayoğlu, Dan. Ani Eryorulmaz, Derya Şahin, Didar Kantarcı, Eda Arduman, Elvan İşeri, Gül Şendil, Gülçin Karadeniz, Hilal Çelik, İlkay Demir, Mehmet Harma, Mehmet Z. Sungur, Mine Cihanoğlu, Nilgün Öngider Gregory, Nilüfer Kafesçioğlu, Özden Bademci, Özenç Ertan Öztekin, Selen Demirtaş Zorbaz, Şebnem Kuşçu Orhan, Şeniz Pamuk, Tarık Solmuş, Türkan Yılmaz Irmak, Zuhal Gültekin Bağlanma; hayatımızın özüdür, içimizde büyüttüğümüz çok büyük bir ağacın gövdesi gibidir.
Annemiz, babamız, eşimiz, çocuklarımız, arkadaşlarımız, öğretmenlerimiz, yöneticilerimiz ya da mesleğimiz de aslında bu ağacın dalları gibidir.
Bu kitapta öncelikle sorunlara değiniyoruz.
Terk edilme, reddedilme, sevme, âşık olma ya da yalnızlık gibi konulardaki kaygılara, korkulara açıklık getiriyoruz. Tabii ki hayat, farkında olmakla başlar. Örneğin, acaba bu kaygılar, korkular ne zaman, neden ve kime yönelik olarak ortaya çıkıyor ve bundan sonra da çıkmaya devam edebilir mi?
Daha sonra da bütün bu kaygıların, korkuların nasıl üstesinden gelinebileceğine, sorunların nasıl çözülebileceğine ışık tutuyoruz.
Özellikle de birebir psikoterapi seanslarını, gerçek vaka analizlerini, teşhis ve tedaviyi içeren bu bölümün çok yararlı olacağını söyleyebiliriz.
Serkan Volkan Sarı İçinde bulunduğumuz yüzyılda, bilginin değişim hızı hiç şüphesiz ki baş döndürücü boyutlara ulaşmış durumda. Bu değişimden en çok etkilenenlerin başında çocuk ve ergenler geliyor. Çocuk ve ergenlerin nasıl yetiştirileceği, yaşama nasıl hazırlanacağı gibi sorular da anne babaların en önemli gündemleri arasında yer alıyor. Bilimsel bir dayanağı olan kuşaklar sınıflamasında alfa ve z kuşağı çocuklarının ve ergenlerinin yetiştirilmesi sürecinde anne ve babaların son yıllarda yoğun bir bilgi bombardımanıyla karşılaştıkları görülmektedir. Gerek görsel gerek yazılı medyada ortaya çıkan ve kaynağı çoğunlukla belirli olmayan bilgilerin ebeveynlerin bu konuda bir karmaşa yaşamaları sonucunu doğurduğu anlaşılmaktadır.
Bu kitabın, alfa ve z kuşağı anne babalarının, içinde yaşadığımız hızlı değişen çağ bağlamında çocuklarını daha iyi tanımalarında ve onlara karşı tutum ve davranışlarını şekillendirmelerinde bir rehber olacağı düşünülmektedir.
Gürdal GÖRHAN İnsan yavrusunun en hızlı gelişim gösterdiği 0-6 yaş arası dönem ile ilgili bilgi sahibi olmak, anne baba olmanın ne kadar özel ve önemli olduğunun daha çok farkına varmamızı sağlayacaktır. Bilmek; heyecanı, mutluğu ve çocukla birlikte edinilen eşsiz deneyimin kalitesini de artıracaktır. Anne baba olmak her gün öğrenmektir.

Ah dönebilsem keşke
Beş yaşımın baharına.
Babamla top oynayıp
Annemle ip atlasam.
Ablamla kavga edip
Sonra hemen barışsam.
Kırmızı saçlı bebeği
Alın diye ağlasam.
Akşam şekerli sütüm
Yatağımın başucunda.
Annemin o hoş sesi
Masallar diyarında.
Herkes bana koşarken
Dünya da bana dönse.
Ah keşke!
Beş kırktan büyük olsa…
Ayşe Alptekin, Ece Kara, Emine İnci, Fatma Zeynep Dönmez, Gözde İnal Kızıltepe, Maide Orçan Kaçan, Nisa Başara Baydilek, Nudar Yurtsever, Özden Kuşçu, Selcen Aydoğan, Sema Öngören 0-18 yaş arasını içine alan çocukluk, olağanüstü gelişmeleri ve kritik dönemleri içinde barındıran, büyüleyici değişimlerin yaşandığı bir zaman dilimidir. Bu zaman dilimi içinde çocuğun gelişimi ve maruz kaldıkları bize hem nasıl bir yetişkin olacağının sinyallerini vermekte hem de sağlıklı bir toplum yapısının devam ettirilmesi açısından önemli olmaktadır. İster anne-baba ya da kardeş/ler, birinci derecede akrabalar isterse çocuğun yaşamına yön veren bir meslek sahibi ya da çocuğun hayatından geçen diğer bireyler olsun aslında toplumun tamamı çocukların yetiştirilmesinden sorumludur. İçinde bulundukları yaşa göre sahip oldukları gelişimsel özellikleri bilmek ise onları bütünsel bir yaklaşım ile desteklemek ve yanlış uygulamalara maruz bırakmadan sağlıklı bireyler olarak yetiştirebilmenin anahtarıdır. Çocukların içinde bulundukları yaşa göre gelişimsel özelliklerini bilmek ve kalıtımla getirdikleri özellikleri ile içinde yaşadıkları çevrenin özelliklerinin de gelişimlerini şekillendirdiğini unutmamak gerekir. Bu noktada, yaşam yolculuklarında her birinin sahip oldukları özelliklerle “biricik” olduğunu göz önüne alarak, kıyaslamadan onlara eşlik etmek oldukça önemlidir.
Çocuk Gelişimi I' de;
• Gelişimle ilgili temel kavramlar
• Fiziksel gelişim
• Motor gelişim
• Bilişsel gelişim
• Dil gelişimi
• Çocuk Gelişimi II' de;
• Kişilik gelişimi
• Sosyal duygusal gelişim
• Ahlak gelişimi
• Cinsel gelişim
başlıklarına ve temel kavramların tanımlarının yapıldığı sözlüklere yer verilmiştir.
Çocuk Gelişimi I-II kitapları; anne-babalara, çocuk gelişimcilere ve adaylarına, öğretmenlere ve öğretmen adaylarına, çocuğu gelişimsel olarak tanımak isteyen tüm bireylere yönelik hazırlanmıştır. Kitapların tüm okuyucularına faydalı olması dileğiyle...

Ayşe Alptekin, Ece Kara, Emine İnci, Fatma Zeynep Dönmez, Gözde İnal Kızıltepe, Maide Orçan Kaçan, Nisa Başara Baydilek, Nudar Yurtsever, Özden Kuşçu, Selcen Aydoğan, Sema Öngören 0-18 yaş arasını içine alan çocukluk, olağanüstü gelişmeleri ve kritik dönemleri içinde barındıran, büyüleyici değişimlerin yaşandığı bir zaman dilimidir. Bu zaman dilimi içinde çocuğun gelişimi ve maruz kaldıkları bize hem nasıl bir yetişkin olacağının sinyallerini vermekte hem de sağlıklı bir toplum yapısının devam ettirilmesi açısından önemli olmaktadır. İster anne-baba ya da kardeş/ler, birinci derecede akrabalar isterse çocuğun yaşamına yön veren bir meslek sahibi ya da çocuğun hayatından geçen diğer bireyler olsun aslında toplumun tamamı çocukların yetiştirilmesinden sorumludur. İçinde bulundukları yaşa göre sahip oldukları gelişimsel özellikleri bilmek ise onları bütünsel bir yaklaşım ile desteklemek ve yanlış uygulamalara maruz bırakmadan sağlıklı bireyler olarak yetiştirebilmenin anahtarıdır. Çocukların içinde bulundukları yaşa göre gelişimsel özelliklerini bilmek ve kalıtımla getirdikleri özellikleri ile içinde yaşadıkları çevrenin özelliklerinin de gelişimlerini şekillendirdiğini unutmamak gerekir. Bu noktada, yaşam yolculuklarında her birinin sahip oldukları özelliklerle “biricik” olduğunu göz önüne alarak, kıyaslamadan onlara eşlik etmek oldukça önemlidir.
Çocuk Gelişimi I' de;
• Gelişimle ilgili temel kavramlar
• Fiziksel gelişim
• Motor gelişim
• Bilişsel gelişim
• Dil gelişimi
• Çocuk Gelişimi II' de;
• Kişilik gelişimi
• Sosyal duygusal gelişim
• Ahlak gelişimi
• Cinsel gelişim
başlıklarına ve temel kavramların tanımlarının yapıldığı sözlüklere yer verilmiştir.
Çocuk Gelişimi I-II kitapları; anne-babalara, çocuk gelişimcilere ve adaylarına, öğretmenlere ve öğretmen adaylarına, çocuğu gelişimsel olarak tanımak isteyen tüm bireylere yönelik hazırlanmıştır. Kitapların tüm okuyucularına faydalı olması dileğiyle...

Asya Çetin, Ayşegül Şükran Öz, Bedriye Tuğba Karaaslan, Çiğdem Kaymaz, Dudu Melek Er, Emine Nilgün Metin, Esra Acar Şengül, Fahriye Figen Turan, Fatma Canan Durgungöz, Fatma Elibol, Fatma Elif Kılınç, Gizem Yağmur Değirmenci, Gökhan Kayılı, Gözde Akoğlu, Gül Kadan, Gülen Baran, Kezban Tepeli, Keziban Büşra Kaynak Ekici, Kızbes Meral Kılıç, Mehmet Sağlam, Merve İmir, Nazan Kaytez, Neriman Aral, Nur Sena Öz, Raziye Yüksel Doğan, Rüveyda Kurnaz, Selen Gündüz, Selvinaz Saçan, Sevinç Zeynep Kavruk, Şehnaz Ceylan, Utku Beyazıt Son yıllarda çocuk gelişimi alanına ilginin artması ve pek çok Çocuk Gelişimi bölümünün açılması, bu bölümlerde öğrenim gören çok sayıda öğrencinin olması dil birliği ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Bu ihtiyacı karşılamak için farklı üniversitelerde görev yapan sekiz akademisyenden oluşan editörler grubu büyük bir heyecanla yola çıkmış ve akademisyenlerin, öğrencilerin ve mezunların aynı mesleki dili kullanması adına Çocuk Gelişimi Terimler Sözlüğü’nü oluşturmuştur.
Çocuk gelişimi ile ilgili terimlerin kavramsal karşılıkları, on üç farklı üniversiteden otuz akademisyenin oluşturduğu yazar ekibi tarafından yazılmıştır. Sözlüğün içinde yer alan terimler listesi, çocuk gelişimi alanına özgü terimlerin yanı sıra diğer alanlar tarafından da kullanılan ortak terimlerden oluşmaktadır.
Üç yıllık titiz ve özverili bir çalışmanın ürünü olan Çocuk Gelişimi Terimler Sözlüğü’nün mesleki donanımınıza katkı sağlayacağını umuyoruz.
Öge Çultu Kantaroğlu, Birgül U. Bayoğlu Çocuk Gelişimi Uzmanına En Çok Sorulan Sorular, çocuğunuzu büyütürken sık karşılaştığınız sorunlara çözüm önerisi sunmakla kalmıyor, gelişimini nasıl destekleyeceğiniz konusundaki endişelerinizi de gideriyor. Bu kitap, bizlere bir birey yetiştirmenin sadece beslemek, uyutmak ve korumaktan ibaret olmadığını bir kez daha hatırlatıyor. Üstelik bunu yaparken de konuyu son derece sade ve net bir şekilde sunuyor ve dayanağını bilimden alıyor.
Bu şahane rehberi tüm anneler ve babalar okumalı.
Dr. Elif Pınar Çakır
Çocuk Sağlığı Hastalıkları Uzmanı, Yazar

Biz acemi annelerin çocukları için hiç bitmeyen soruları ve bu sorular ile birlikte gelen kaygıları vardır. Ne yapacağımızı, nasıl davranacağımızı bilemediğimiz veya merak ettiğimiz durumlarda bizi yönlendirebilecek bir kaynağa ihtiyaç duyarız. Herkesin anlayabileceği şekilde sade ve akıcı bir dil kullanılarak yazılmış olan bu başucu niteliğindeki kitapta, eminim ki siz de benim gibi birçok sorunun cevabını bulacaksınız.
Bahar Yanbolulu
Anne

Anneler ve babalar çocuk sahibi olmaya niyet ettikleri anda başlar çocuk gelişimi serüveni. Çocuğunu sağlıkla ve huzurla kucağına almak isteyen annelerin ve babaların aklında sorular belirir: "Çocuğum için çevresel uyaranları nasıl düzenlemeliyim?", "Oyuncak tercihinde nelere dikkat etmeliyim?", "Gelişimsel bir gecikme ile karşı karşıya kalırsam bunu nasıl fark edebilirim?"... Tuvalet alışkanlığı süreci, okul sorunları, yemek ve uyku düzeni, akran zorbalığı, sınav kaygısı derken bu liste uzayıp gider. Çocuk Gelişimi Uzmanına En Çok Sorulan Sorular kitabı, bu anlamda tam bir el kitabı niteliğinde hazırlanmış. Çocuk gelişimi alanına ait teorik bilgiler, anneler ve babalar ile sohbet edilircesine yalın bir dille anlatılmış. Örnekler hayata dair, çözümler uygulanabilir nitelikte. Sadece anneler ve babalar için değil, çocuklarla çalışan tüm meslek elemanları için rehber olacağını düşünüyorum.
Emine Ergün
Çocuk Gelişimi Uzmanı
Clemens Bartollas, Frank Schmalleger Yaşı yasal limitlerin altındaki bireylerin suçlu davranışları olarak en geniş şekilde tanımlanabilecek “çocuk suçluluğu fenomeni”, ülkemiz açısından oldukça dikkate değer bir noktaya gelmektedir. Suça karışan çocuklardaki artış kadar, hakkında yasal takibata başlanan ve mahkeme süreçlerine geçiş yapan çocukların oranları ise önümüzdeki yıllara bağlı olarak korkutucu boyutlara doğru ilerlemektedir. Bu durum çocuk suçluluğunu çok boyutlu olarak ele almayı gerektirmektedir ve bu sorunu yaklaşım, müdahale ve en önemlisi de önleme açılarından en rasyonel şekilde ele almayı kaçınılmaz kılmaktadır.
Ülkemizin geleceği olan çocukları her türlü suçlu ortamlardan uzak tutmak ve suçluluğa adım atmalarına neden olan faktörleri tespit ederek müdahale etmek başta devlet mekanizması olmak üzere her kesimin temel görevlerinden biridir. Ülkemizdeki çocuk suçluluğuna bakış konusunda belli bir duyarlılığın olduğu söylenebilir; ancak çocuk suçluluğu literatürü ve çalışmaları ne yazık ki istenen boyutlarda değildir. Bu anlamda elinizdeki bu kitabın, özellikle çocuk suçluluğu literatürü açısından önemli bir boşluğu dolduracağı düşünülmektedir. Bu kitabın diğer önemli bir katkısı ise çocuk suçluluğunu pek çok alandan ele alan çalışma ve araştırmalara ek olarak bu fenomeni kriminolojik boyutu ile de değerlendirme fırsatını sağlayacak olmasıdır. Kriminolojik teori ve yaklaşımları kapsamlı bir şekilde ele alan bu kitabın, çocuğun suçlu davranışının daha iyi anlaşılmasında katkılar sunacağı aşikârdır. Bunun yanı sıra sadece çocuk suçluluğunun anlaşılmasını değil aynı zamanda çocuk adalet sürecini, ıslah, rehabilitasyon ve topluma kazandırma gibi çok önemli konuları da ele almaktadır. Ayrıca, suç ve sapma ile ilgili literatürde oldukça eksikliğini gördüğümüz ampirik çalışmalara da teorik bir alt yapı oluşturacaktır. Böylece kendi toplumumuz ve sosyal dinamiklerimizi içeren teorik çalışmalara ihtiyacımız olduğu gerçeğine de bir başlangıç noktası olarak hizmet edeceği düşünülmektedir.
Yayınlandığı ülkede 9. Baskıya ulaşmış olan ve alanında uzman akademisyenler tarafından dilimize çevrilerek “Çocuk Suçluluğu” adı verilen bu kitabın, çocuk suçluluğu alanına hem akademik hem de pratik boyutta katkı sunacağı kanaatindeyiz. Ayrıca bu kitap; hukuk, adli bilimler, sosyal hizmet, psikoloji, sosyoloji, eğitim bilimleri, çocuk gelişimi, psikolojik danışmanlık ve rehberlik gibi alanların lisans ve lisans üstü eğitimlerinde kullanılabilecek ve çocuk suçluluğu ile ilgili çalışan her kesim için bir başucu kitabı olacaktır.
Betül Aydın Bebeklik, çocukluk ve ergenlik yılları bilişsel, sosyal ve motor gelişiminin yoğun olduğu dönemlerdir.
Bu kitap, söz konusu dönemleri gelişimsel açıdan ele alarak bireyin bio-psiko-sosyal gelişimindeki temel ve kritik noktaları vurgulamaktadır.
Anne baba ve çocuk etkileşimi, çocuk istismarı, çocuğun sosyal gelişimi ve ahlak gelişimi ayrıntılı olarak incelenmektedir.
Ergenlik ve genel gelişim özelliklerinin yanı sıra ergenlik yıllarında yaşanabilen sorunları temelden etkileyecek hususlar üzerinde durulmuştur. Ergenlikte öfke ve başa çıkma süresi ile depresif duygulanım, depresyon ve intihar olgusu ile ilgili püf noktalarına temas edilmiştir.
Ayrıca, ailelere bu yaşam dönemlerindeki çocukları ile nitelikli iletişim ve birlikteliği yeşertici öneriler sunulmuştur.
Abbas Türnüklü, Aliye Nevra Buldur, Asena Türk, Asiye Kumru, Ayça Ülker, Ayfer Dost Gözkan, Aysun Doğan, Berna Akçınar, Burcu Buğan Kısır, Cansu Alsancak Akbulut, Demet Vural Yüzbaşı, Duygu Eslek, Ebru Aktan Acar, Ebru Özbek, Elif Akdağ Göçek, Emel Akay Tunal, Ersoy Erdemir, Ferhunde Öktem, Feyza Çorapçı, Fulya Türk, Gizem Arıkan, Görkem Demirdöğer Güller, İlgi Ertem, İlknur Çoban, İnci Vural, İrem Metin Orta, Karen M. T. Turner, Leyla Özer, Matthew R. Sanders, Meltem Tercan Özyurt, Nazlı Baydar, Nebi Sümer, Neslihan Güney Karaman, Neşe Erol, Nevra Atış Akyol, Nihal Yeniad, Perran Boran, Revan Mustafa, Rukiye Kızıltepe, Selin Kitiş, Serra Müderrisoğlu, Sevda Bekman, Sevgi Tunay Aytekin, Sevil Akaygün, Sezin Benli, Sibel Halfon, Taner Güvenir, Türkan Yılmaz Irmak, Umut Kuruüzüm, Virna Gülzari, Yudum Söylemez, Z. Hande Sart, Zeynep Şimşek Bugüne sıkışıp kaldığımız, geleceğe bakamaz ve hayal bile kuramaz olduğumuz bir çağda, çocukluk ve gençlik dönemindeki önleme bilimi uygulamaları üzerine bir kitap, gelecekle ilgili düşünmek ve geleceğe hazırlanmak için bir çağrı gibi. Ruh sağlığı ve gelişim sorunları için özellikle risk taşıyan çocuklara beceri kazandırmayı öncelerken yetişkinlerin de güçlendirilmesine, okulları ve evleri çocuklara güvenli ortamlar kılmaya yönelik bulgular hepimize yol gösterici. Emek verenlerin kuşaklara ve yıllara yayılan çabalarını okumak ise çocukların gelişimi için toplumsal sorumluluğa ortak ve her birimizin kendi çapında öncü olmamız için yüreklendirici.
Prof. Dr. Yankı Yazgan
Çocuk, Genç ve Yetişkin Psikiyatristi
Öğrencilerin, alanda çalışanların ve bilim insanlarının heyecanla okumak isteyeceği; ailelerin ve çocukların esenliğine adanmış bu mükemmel kitap, Türkiye'de uygulamaları belki çok eskiye dayanan ancak bilimsel incelemede görece yeni olan “önleme” programlarını içerik ve hedef kitle çeşitliliği açısından kusursuz biçimde kapsayan, ehil ellerden çıkmış müthiş bir kaynak! Eşsiz bir arşiv!
Prof. Dr. Melike Sayıl
TED Üniversitesi Psikoloji Bölümü / Gelişim Psikolojisi
Çocuk ve Ergenler için Önleyici Müdahale Programları kitabı, ülkemizde önleme biliminin konu ve yaklaşımlarını derli toplu bir araya getiren önemli bir kaynaktır. Kitap, önleme bilimini ülkemiz biliminin gündemine getirerek psikoloji ve ilgili alanlarda yürütülen bilimsel ve müdahale çalışmalarına güçlü bir zemin oluşturmaktadır. Bu hâliyle de kitap, psikolojik girişim çalışmalarını sadece sağaltım anlayışının dışına taşıyarak psikoloji biliminin gerçek misyonuyla uyumlu hâle getirmektedir.
Prof. Dr. Mehmet Eskin
Koç Üniversitesi Psikoloji Bölümü / Klinik Psikoloji
Değerli bilim insanı Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı hocamıza ithafen hazırlanan bu kitap, Türkiye'den çeşitli kuruluşlardan bilim insanları ve sivil toplum çalışanlarının emeklerini bir araya getiren bir içeriğe sahip. Farklı konularda çocuk ve ergenlerin sağlıklı gelişimine destek sağlayacak, kanıta dayalı ve çözüm odaklı önleyici müdahale çalışmalarına yer veren bu kitap, üstün bilimsel nitelikte yazılmış bir eser olarak çok umut verici. Önleme biliminin ülkemizdeki çocuk ve ergenlere yararlı olmasına her geçen gün daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde, katkısı olan herkese teşekkürler...
Prof. Dr. Figen Çok
Başkent Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü / Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık
Vance L. Austin, Daniel T. Sciarra Bu kitap; duygusal ve davranışsal bozukluklara sahip öğrenciler hakkında bilgi sahibi olmak isteyen sınıf öğretmenleri, özel eğitim öğretmenleri ve alanda çalışan uzmanlar için hazırlanmış giriş niteliğinde bir uygulama kitabıdır.
Her bir bozukluğun nedeni, tanımlanması, güncel araştırmalar ışığında verilmeye çalışılmış ve okul ortamındaki pratik uygulamalarla da anlatım zenginleştirilmiştir. Bunlara ek olarak belirli bir bozukluğun tüm yönlerine ilişkin temel yaklaşımla birlikte bilimsel olarak geliştirilmiş müdahale yöntemleri de verilmeye çalışılmıştır.
Bu kitabın alanda yeni çalışmaya başlayan öğretmenler kadar güncel verilerle desteklenen tanı koyma ve müdahale stratejilerine önem vermesi nedeniyle alanda uzun süredir çalışmakta olan öğretmenlere ve uzmanlara da yararlı olacağını düşünmekteyiz.
Alparslan Akdoğan, Emirhan Aktaş, Meral Sert, Nurten Sargın, Vedat Bakır, Volkan Kutluca İnsan var olduğundan beri doğal afetlerden savaşlara, şiddetten kazalara birçok afet, kriz gibi travmatik yaşantı olarak adlandırılan olağanüstü olaylara tanık olmakta ve maruz kalmaktadır. Ancak son yıllarda olağanüstü olaylarda hızlı bir artış olduğu gözlenmektedir. Örneğin ülkemizde bugün 15 yaşındaki çocukların maruz kaldığı, tanık olduğu bazı olaylara bakıldığında terör saldırıları, okul servis kazaları, uçak, helikopter ve tren kazaları, savaşlar, depremler, seller, yangınlar, çığ faciası, artan aile içi şiddet ve istismar vakaları, ekonomik krizler ve pandemi ön plana çıkmaktadır. Tüm bu yaşananlara bakıldığında çocuk ve ergenler için ruh sağlığını tehdit eden, son derece zorlayıcı yaşam olayları olduğu görülmektedir. Alan uzmanlarının en önemli görevlerinden birisi de olağanüstü durumlarda çocukların ruhsal sağlıklarının korunmasına yardımcı olmak ve psikososyal destek sağlamaktır. Bu kitap ile olağanüstü durumların neler olduğu tanımlanmış, tek tek ele alınarak açıklanmaya çalışılmış, olağanüstü durumlarda çalışanlara ve olağanüstü etkinliklerde kullanılacak etkinlik örneklerine yer verilmiştir. Kitabın başta çocuk ve ergenler olmak üzere tüm alan uzmanlarına ve bu konulara ilgi duyanlara yararlı olması dileğiyle...
Asude Özdemir, Ayşe Devrim Masalcı Burçak, Berke Kırıkkanat, Dilaram Billur Örnek, Dilber Tezel, Eda Ermağan Çağlar, Esra Asıcı, Ezgi Denizel Güven, Fatma Ebru İkiz, Ferdi Yağan, Güneş Gülaydın, Oya Onat Kocabıyık, Özgür Tonbul, Seda Donat Bacıoğlu, Tuğba Türk Kurtca, Zöhre Kaya Ruh sağlığı alanında çocuk ve ergenlere yönelik sunulan psikolojik danışma hizmetlerinin uzun bir literatüre dayanan geçmişi vardır. Amerikan Danışmanlar Birliği (ACA)'nın 1997'de yaptığı psikolojik danışma tanımı çerçevesinde çocuk ve ergenlerle psikolojik danışma, çocuk ruh sağlığı etik ilkeleri ile psikoloji ve gelişimin ilkeleri çerçevesinde çocuk hak ve hukukunu da dikkate alarak psikolojik danışma kuram ve teknikleri aracılığıyla çocuğun iyi oluşunu, kişisel ve mesleki gelişimi ile patoloji konularını ele alır. Bu kitap; içeriğinde yer alan gelişim, etik, psikolojik danışma sürecini yapılandırma, kuramlar ve çocuk ve ergenlerle uygulamaları ile çocuk ve ergenle çalışan ruh sağlığı uzmanlarına iyi bir kaynak olacaktır. Aynı zamanda kitap, çocuk ve ergenlerde sıklıkla görülen davranış sorunları ve bu sorunlara yaklaşımlar ile travma ve stresli yaşam deneyimlerine sahip çocuk ve ergenlere yaklaşımları örnekleriyle birlikte sunmaktadır.
Bilindiği üzere psikolojik danışma hizmetleri hem bireye hem gruba yönelik hizmetlerdir. Bu kitapta çocuk ve ergenlerle yürütülen bireysel ve grupla psikolojik danışma, psikoeğitsel müdahaleler yine uygulama örnekleriyle anlatılmaktadır.
Çocuk ve ergenlerle psikolojik danışmada çok kültürlülük esastır. Kitabın içeriğindeki bu bölümde, çocuk ve ergenlerle çok kültürlü psikolojik danışma görüşme modelinde aile, akran, ırk, etnik köken ve bireysel konuların psikolojik danışma sürecinde ne şekilde ele alınacağı gösterilmiştir.
Çocuk söz konusu olduğunda mutlaka aile de psikolojik danışma sürecinin içinde yer alır. Kitapta aile danışmanlığı yaklaşım ve uygulamaları ele alınarak çocuk ve ergenlerde görülen problem durumlarının (örneğin; depresyon ve kaygı, davranış bozuklukları, DEHB, boşanma, evlat edinme gibi) psikolojik danışma sürecinde nasıl ele alındığı vaka örnekleriyle anlatılmaktadır.
Son olarak kitapta; çocuk ve ergenlerle psikolojik danışmada geleceğe ilişkin yönelimlerde farklı yaklaşımlar ve uygulamalarından bahsedilmektedir.


David F. Bjorklund Bu kitap, dünyayı anlamlandırmak üzere gerekli donanımla dünyaya gelen ve aynı zamanda fiziksel ve sosyal çevre tarafından da şekillendirilen çocuğun nasıl düşündüğünü ve düşünmenin gelişimini, çeşitli kuram ve bulgular yoluyla anlatmaktadır. Bebeklikten ergenliğe bilişsel gelişimde zaman içinde meydana gelen tipik gelişimi ve bireysel farklılıkları bir arada ele almaktadır. Bilişsel gelişimle ilgilenen lisans ve lisansüstü öğrencileri için güncel bilişsel gelişim araştırmalarını ve kuramlarını sunmanın yanı sıra öğretmen olmak üzere yetiştirilen öğrencilerin yararlanması için eğitime yönelik çıkarımları olabilecek araştırmalara da yer vermektedir. Ayrıca anne babalar ve öğretmenler de kitapta ele alınan sayısal ve sembolik düşünme, bellek ve zekâ gibi çeşitli bilişsel gelişim alanlarında bilgi edinerek çocuklarla en iyi nasıl ilgilenebilecekleri konusunda içgörü kazanabilir.

Zeynep Kızıltepe Öz güvenli çocuk nasıl yetiştirilir? Öz güven nasıl geliştirilir? Çocuklarımıza öz güveni nasıl öğretebiliriz? Çocuğumuz okul hayatında başarısızlıkla karşılaştığında, bunu kendi başına yenebilmesi, öz güveninin zarar görmemesi için biz neler yapabiliriz? Kendine güvenen bir birey yetiştirmede anne ve babaya düşen görevler nelerdir? Kendine güvenen, kendi kendine yeten, lider çocuk yetiştirmenin temel ilkeleri nelerdir? Tüm bu soruların cevabını, değerli bilim insanları kendi uzmanlıkları çerçevesinde kitabımızda tartıştılar; bilgilerini bizimle paylaştılar.
Kitabımızın konuları arasında; öz güvenin ailede ve okulda nasıl ve ne şartlarda geliştiği; çocuklarımıza öz güveni dengeli olarak kazandırmak için neler yapmamız gerektiği ve çocuklar arasında görülen öz güven farklılıklarının sebepleri bulunmaktadır. Buna ek olarak, kitabımızda öz güven konusuna genel bir bakışla birlikte, okul öncesi dönemde öz güven, spor ile öz güven ilişkisi, öz güven ve farkandalığı , öz güven ve eleştirel düşünce, sanat ve matematikte öz güven, öz güven ile iyi oluş arasındaki bağ ve son olarak öz güven fazlası ayrıntılar, örnekler ve ailelere tavsiyelerle birlikte yer almaktadır.
Aslı Burçak Taşören, Asude Malkoç, Çiğdem Yavuz Güler, Dilan Oğuz, Dilaram Billur Örnek, Ersin Erdoğan, Fatoş Bulut Ateş, Ferah Çekici, Ferahim Yeşilyurt, Feyruz Usluoğlu, Gizem Çeviker, Gözde Emik Aksoy, Mehmet Şimşek, Mustafa Alperen Kurşuncu, Neslihan Arıcı Özcan, Nida Özşahin Terkuran, Sena Güme, Şule Baştemur, Yelda Yıldız Önal Çocuklarla psikolojik danışma ve psikoterapi, çoğunlukla yetişkinler için oluşturulmuş protokollerin çocuğun yaşına, bilişsel ve duygusal gelişim düzeyine uygun hâle getirildiği revize edilmiş teknikleri içerir. Temelde belirli teorik zemin ve terapi çıktılarına ilişkin beklenti korunurken uygulama sürecinde yapılan değişikliklerle çocuğun kavrayışına uygun hâle getirilen yapılarda belirli bir standardın korunması güç olabilir. Her ne kadar terapi sürecinde yaratıcılık oldukça önemli olsa da belirli yaklaşımlara ilişkin uygulama sürecinin belirli bir standartta benimsenmesi önceliklidir. Bu fikirden yola çıkılarak oluşturulan bu eserde, çocukluk döneminde sık görülen farklı davranış sorunlarına müdahalenin çeşitli terapi yaklaşımları çerçevesinde ele alınması amaçlanmıştır. Her bir davranış sorunu özelinde çocuklara ve ergenlere yönelik oluşturulmuş ve yaygın olarak kullanılan tekniklere, soru kalıplarına, ev ödevlerine, örneklere ve olgulara yer verilmiş kitabın, alanda çalışanlara kapsamlı bir kaynak olması hedeflenmiştir.
Duygu Akyüz Evlilik çatışmasının çocuklar üzerindeki etkilerini inceleyen araştırmalar, çatışmalara maruz kalan her çocuğun bu durumdan olumsuz etkilenmediğini göstermektedir. Elde edilen bu sonuçlar, araştırmacıları, çocukları evlilik çatışmasının olumsuz etkilerinden koruyan faktörlerin neler olduğunu incelemeye yöneltmiştir. Bu doğrultuda öne sürülen çeşitli modeller zamanla birer teori hâlini almış ve evlilik çatışmasının çocuklar üzerindeki etkileri pek çok boyutuyla araştırılmıştır. Bu teorilerden biri olan duygusal güvenlik teorisi, evlilik çatışmasının çocukları hangi yollarla ve nasıl etkilediğini açıklamaya çalışır. Bu kitabın amacı, yaklaşık 20 yıldan fazla süredir çalışılan ancak ülkemiz için oldukça yeni olan duygusal güvenlik teorisini okuyucuya tanıtmaktır. Teori; farklı yaş grubundaki ergenlerde bağlanma, ebeveyn tutumu, ebeveyn ruh sağlığı ve kardeş ilişkisi bağlamında incelenmiştir. Kitabın; ebeveynlere, bu konuda çalışan uzmanlara, lisans ve lisansüstü eğitimi alan öğrencilere rehberlik edeceği düşünülmektedir.
James M. KAUFFMAN, Timothy J. LANDRUM, Pearson Duygusal ve Davranışsal Bozuklukları olan Çocukların ve Gençlerin Özellikleri'nin onuncu baskısı güvenilir araştırmalara, öğretmen odaklı sunumlara ve Duygusal ve Davranışsal Bozukluklar (DDB) ile ilgili kavramların açıklamalarına yer veren ve uzun zamandır kabul gören kitabın bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.
Kitap, okuyucunun DDB'lerin tarihçesini, sorunlu davranışların kökenini, bozukluk tiplerini ve değerlemeyle ilgili işlemleri anlamalarına yardımcı olmak amacıyla temel kavramlar çerçevesinde tasarlanmıştır. Olgu Çalışmaları, Kişisel Düşünceler ve Derinlemesine Düşünmek İçin Sorular okuyucuyla ilişki kurmakta ve duygusal ve davranışsal bozukluğu olan öğrencilerin özelliklerini onlara göstermektedir.
Bu Baskıdaki Yenilikler

Kitabın dört kısımdan oluşan bir akış içeren formatı, kitabın içeriğini Başlangıç Noktası (I. Kısım); Olası Nedenler (II. Kısım); Davranış Bozukluklarının Türleri (III. Kısım) ve Değerleme'ye (IV. Kısım) odaklanacak şekilde yeniden düzenlemiştir.
Değerlemeyle ilgili olan ve birleştirilmiş olan bölüm (15. Bölüm), konuya daha basit ve daha yararlı olacak şekilde yaklaşmaktadır.
Sosyal beceri öğretimine yenilenmiş bir vurgu yapan kısım (III. Kısım), belirli bozuklukların değerlemesine ve bu bozukluklara yönelik müdahalelere ilişkin belirli amaçlar sunmaktadır.
Kullanılan 150'nin üzerinde yeni kaynak ile en yeni araştırma bulguları sunulmakta ve tüm kitap boyunca oluşturulan önerilere destek sağlanmaktadır.
Yeni tablolar ve şekiller, mevcut konuları ve eğilimleri ele almakta ve görsellerin ayrıntılarını vererek açıklayıcı bilgiler içermektedir.
Fulya Temel, Ayşe B. Aksoy Ergenlik dönemi, gelişimin en hızlı olduğu dönemlerden birisidir. Bu dönemde birey bedensel, zihinsel, sosyal-duygusal değişimlerle karşı karşıyadır. Tüm bu değişiklikleri bir arada yaşamak zorunda kalan ergen, dönemi başarı ile tamamlamak için çevresindeki yetişkin ve akranların desteğine gereksinim duymaktadır. Anne-babalar, diğer aile bireyleri ve ergenin okul çevresindeki yetişkinler ergenle iletişim kurarken kendi ergenlik dönemlerini hatırlamalı ve onu bu çerçeve içerisinde değerlendirmelidirler.
M.Siyabend Kaya, Taşkın Yıldırım "Beni kimse anlamıyor!" mottosu, neredeyse her ergenin, üzerine basa basa vurguladığı bir mottodur. Peki ama gerçekte durum nedir? Bu bir ergen ben merkezciliğinin mi ifadesidir yoksa toplumsal bir gerçek midir? Ergenlik dönemi, stresli ve fırtınalı bir dönemdir. Bu fırtınalı dönemde ergenlere ihtiyaç duydukları desteği vermek, sağlıklı bir kişilik oluşumu için son derece önemlidir. İhtiyaç duyulan bu desteğin sağlanması ise en başından muhattabı olunan grubu ve bu grubun sorunlarını anlamaktan geçer. En temelde bu eser, ergenlerin bu süreci sağlıklı bir şekilde atlatabilmeleri için öncelikle anlaşılmaları gerektiği varsayımı üzerine kurulmuştur. Bu anlamda ergenlerin sorunlarının neler olduğu/olabileceği veliler, öğretmenler ve yine ergenlerin bakış açılarından incelenmiş, benzerlikler ve farklılıklar “doğrudan alıntılar” şeklinde verilmiştir.
Okan Bilgin, Mustafa Koç Kendine özgü kural, ilke ve varsayımları ile problem odaklı yaklaşımlardan ayrılan “Çözüm Odaklı Kısa Süreli Psikolojik Danışma”; sahip olduğu yeni bakış açısı ve teknikleriyle özellikle son yirmi yılda az bilinen ve yaygın olmayan bir terapötik yaklaşımdan birçok ülkede kullanılmaya başlanan bir yaklaşıma evrilmiştir. Okullarda, psikolojik danışma merkezlerinde, sosyal hizmetler alanında, hastanelerde danışmanlar tarafından uygulanmaya ve etkileri araştırmacılar tarafından sınanmaya başlanan çözüm odaklı danışma yaklaşımının danışanlar üzerinde birçok farklı alanda olumlu etkiye sahip olduğu görülmektedir. Bu kitaba konu olan çözüm odaklı kısa süreli yaklaşıma dayalı özgüven geliştirme programı, okullarda görev yapan psikolojik danışmanlar tarafından rahatlıkla kullanılabilecek niteliktedir ve programda yer alan etkinlikler, ergenlerle kolaylıkla çalışılabilecek özelliktedir. Kitabın kuramsal ve uygulama açısından orijinal, güncel, işlevsel olduğu ve psikolojik danışma ve özgüven konusu ile ilgili olarak çalışan uzmanlara yardımcı olacağı düşünülmektedir. Alana katkı sunması dileğiyle...
John W. SANTROCK, McGraw-Hill John Santrock’un Ergenlik kitabı, alanındaki en kapsamlı kitaplardan biridir. Ergenlik kitabında Santrock’un bu dönemi oldukça ayrıntılı bir şekilde ele alması, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ergenliğin farklı alanlarındaki önde gelen uzmanlar tarafından kitabın beğenilmesini ve bu konuda temel bir kitap olarak kabul görmesini sağlamıştır.
13 bölümden oluşan kitapta, ergenlikle ilgili kuramsal açıklamaların yanı sıra ergenliğin farklı alanlarında yapılmış araştırmaları da bulabilirsiniz.
Seda Erzi Bu kitap, ilişkileri bozma, yıpratma ya da istediğini elde etme amacıyla, çeşitli taktikleri (dedikodu çıkarma, dışlama vb.) kullanarak uygulanan ilişkisel saldırganlığı incelemektedir. Daha çok ergenlikle birlikte rastlamaya başladığımız “ilişkisel saldırganlık”, örtük yapısı bakımından diğer saldırganlık türlerine kıyasla daha az aşina olunan bir kavram olabilir. Dolayısıyla bu kitapta ilişkisel saldırganlığın nasıl ve neden oluştuğuna ilişkin sorular, yanıtlanmaya çalışılmıştır. Biyolojik açıklamalara, bireysel farklılıklara ve kişilik özelliklerine, ahlak gelişimi ile ilgili unsurlara ve aile, akranlar, arkadaşları içeren sosyalizasyon süreçlerine değinilerek, ergenlik ve yetişkinlik yıllarında ilişkisel saldırganlığın meydana gelişi anlatılmıştır. Bu kitabın, alanda öğrenim görmeye devam eden ya da tez çalışmaları yürüten öğrencilere, akademisyenlere, alanda çalışan rehberlik öğretmenlerine, ergenlerle ve yetişkinlerle çalışan terapistlere kısacası psikolojiye ilgi duyan, ilişkisel saldırganlığı merak eden ve anlamak isteyen herkese yönelik olmasına çalışılmıştır. İlişkisel saldırganlıkla bağlantılı olan diğer saldırganlık türlerine, aynı zamanda zorbalığa yer veren bu kitabın faydalı bir kaynak işlevi görmesi temenni edilmektedir.
Betül Aydın Ergenlik yılları bireyin hayata hazırlandığı, kendini tanımaya ve dönemsel zorluklarla başa çıkmaya çalıştığı zaman dilimidir. Ergenin sosyal ilişkilerini düzenleyebilmesi, sorumluluklarına sahip çıkması, duygu durumu problemleriyle baş etmesi ve kariyeri ile ilgili önemli çabalar göstermesi gerekmektedir.
Bu kitap, ergenlerin bu yönlerini geliştirici yaşam becerileriyle ilgili çalışmalar sunmaktadır. Özgüven, güvenli davranış sergileme, yaratılıcığı ortaya koyma, stresle başa çıkabilme, sorumluluk alabilme ve öfke ile baş etme gibi yönlerde ergenlerle çalışmak isteyenlere kılavuzluk edebilecek yarı yapılandırılmış grup çalışmalarını içermektedir.
Alan M. Slater, Paul C. Quinn Bu kitap, gelişim psikolojisi alanındaki klasik çalışmaları ele alırken yalnızca bu çalışmaların alanı nasıl şekillendirdiğini değil aynı zamanda bu çalışmaların ortaya koyduğu konularla ilgilenerek alanın kendisinin nasıl ilerlediğini göstermeyi de amaçlamaktadır. Buna ek olarak hem bu çalışmalar hem de araştırdıkları fikirler hakkında yeni düşünme biçimlerini ortaya çıkarmak için bu çalışmalara eleştirel bir gözle yaklaşmaktadır. Bu yaklaşım, gelişim psikolojisinin merkezinde yer alan temel çalışmaların titizlikle yeniden ele alınarak nasıl daha ileriye götürülebileceğini ve götürüldüğünü ortaya koymaktadır. Kitapta yer alan bölümler; belirli klasik çalışmalar tarafından ortaya çıkarılmış alanlarda, üst düzey araştırmalar yapan, uluslararası üne sahip akademisyenler tarafından yazılmıştır. Kolay anlaşılır ve ilgi çekici bir üslupla kaleme alınan her bölüm benzer bir anlatım tarzı kullanmaktadır. Sonuç olarak her seviyedeki gelişim psikolojisi derslerini destekleyecek nitelikte bütünlüklü bir eser ortaya çıkmıştır.
Birsen Şahan, Çağla karademir, Fatma Akca Erol, Hanife Akgül, Hasan Sarıcı, Okan Bilgin, Osman Tunç, Sedef Ünsal Seydooğulları, Süleyman Akçıl, Yasemin Yeşilyaprak Doğum Öncesinden Yetişkinliğe Gelişim Psikolojisi 1 kitabı, gelişim psikolojisinin temel kavramları çerçevesinde, döllenme anından beliren yetişkinlik dönemine kadar insan gelişimini açıklamak için hazırlanmıştır.
Bu bağlamda gelişim psikolojisinin temel kavramları ve araştırma yöntemleri temelinde doğum öncesi, çocukluk ve ergenlik dönemlerindeki gelişim süreci; fiziksel ve psikomotor, biliş, dil, toplumsal, ahlak, kişilik ve mizaç gelişimi alanlarında kuramlara dayanılarak ayrıntılı olarak aktarılmıştır.
Doğum öncesinden beliren yetişkinliğe gelişim psikolojisini ayrıntılarıyla aktaran kitabın; akademisyenler, ilgili uzmanlar, öğrenciler ve ebeveynlere katkı sağlaması amaçlanmaktadır.
Aydın Çivilidağ İnsanın yaşam skalası içinde ergenlik dönemi, gelişimin tüm yönleriyle büyük ölçüde tamamlandığı hassas ve önemli bir evredir. Bu dönemde ergenlerle iletişim zaman zaman sıkıntılı olabilir. Özellikle ebeveynler ve öğretmenler çeşitli sorunlar yaşayabilir. Hatta bu dönemde ergenler kendi aralarında da çatışabilir. İletişimin doğasından kaynaklanan sorunlardan farklı olarak ergenlerin gelişim özelliklerinin neden olduğu iletişim sorunları öğretmenler ve ebeveynler tarafından anlaşılması gereken farklı ve dikkat çekici bir husustur.
Ne yazık ki çoğu yetişkin, ergenlerdeki gelişim kaynaklı değişimleri fark edememekte, fark etse bile bir ergenle nasıl iletişim kurabileceği konusunda tereddütler yaşamaktadır. Öğretmenler, anne ve babalar, ergenlerdeki gelişimsel değişmelerin farkında oldukları zaman onlarla daha yapıcı ve olumlu iletişim kurabilmektedir. Bu kitap da işte bu noktada ergenler hakkında doğru bir bakış açısına sahip olarak ve ergenle daha yapıcı ve etkili iletişim kurmak isteyen bireylere yönelik olarak yazılmıştır.
Kitapta, ergendeki gelişimsel sürece genel bir bakışın yanı sıra bilgisayar bağımlılığı sorunu, siber zorbalık ve gençlerin yaşamını olumsuz etkileyen riskli yaşam unsurlarına ayrı ayrı yer verilmiştir. Bunun dışında konuyla ilgili olarak hem vaka sunumları hem de Türkiye'de ergenler üzerinde yapılan bilimsel araştırma sonuçları aktarılmıştır. Kitabın son bölümünde ergenlerin kendi gelişimine uyum sağlaması öğretmen ve anne babaların onların gelişimini olumlu anlamda desteklemesi için öneriler sunulmuştur.
Bu eser, bilimsel bakış açısı ile ergenlik dönemini gelişimsel süreç içinde ele alırken aynı zamanda yazarın psikolog/psikolojik danışman ve öğrenciyken edindiği yaşam tecrübelerine, ergenlerin psikolojik yapısıyla ilgili vaka sunumlarıyla yer vermesi bakımından okuyucuya daha gerçekçi, farklı ve anlaşılır bir panorama sunmaktadır.
Raychelle Cassada Lohmann, Julia V. Taylor Ergen olmak, zorbalarla uğraşmak zorunda kalmadan da yeterince zordur. Okulda zorbalığa ya da çevrim içiyken siber zorbalığa maruz kaldıysanız yalnız değilsiniz. Zorbalığın etkileri; iyi notlar almak, flört etmek ve yetişkinliğe geçiş yapmak gibi büyük streslerle boğuşan gençler için yıpratıcı olabilir.
Gençler İçin Zorbalık Çalışma Kitabı, zorbalığa maruz kalmaktan kaynaklanan kaygı, depresyon ve diğer duygularınızı hafifletmeye yardımcı olmak için kullanımı kolay sağlam tavsiyeler sunar. Bu kitaptaki aktiviteler adım adım başkalarıyla olan etkileşimlerinizde güven oluşturmanıza da yardımcı olacaktır. Zorbalık herkesin başına gelebilir ancak küçük bir rehberlikle gerçek, olumlu değişiklikler yapabilir ve hayatınızı sonsuza dek geri kazanabilirsiniz. Bu çalışma kitabı ile şunları öğreneceksiniz:
• Etkili zorbalık karşıtı ipuçları ve stratejiler
• Duygularınızı nasıl yönetirsiniz?
• Duygularınızı ifade etmenize yardımcı olacak iletişim becerileri nelerdir?
• Zehirli arkadaşlıklar nasıl belirlenir ve önlenir?
• Yardımı kimden ve ne zaman isteyeceksiniz?
"Bu kitap ufuk açıcı bilgiler sunuyor ve zorbaların kurbanı olmuş her genç için faydalı olacaktır." - Rosalind Wiseman, sinema filmi Mean Girls'e ilham veren Queen Bees & Wannabees kitabının yazarı.
Abdulkadir Oluç, Aysu Korkmaz, Baki Demir, Beste Kaya, Betül Şener Akbulut, Buğrahan Bülbül, Cem Akburu, Doğukan Uludeveci, Ece Gül Sezgin, Emek Gök, Enes Öztürk, Furkan Yalçın, Hanife Selvi, Melek Baştaş, Merve Güler, Merve Güveli, Merve Tanrıkulu, Muhammed Ramazan İnce, Müge Güler, Nisanur Azer, Ömer Küpoğlu, Seçil Hanife Vatansever, Selen Arısüt, Serkan Uzundal, Sıla Doğan, Simay Sacar, Şeyma Dülye, Tamena İbadi, Tuğçe Nur Aytepe, Yağmur Altun Yeni kuşakların ihtiyaçlarını yeterince anlayabiliyor muyuz? Neden neye ihtiyaçları olduğunu onlara sormuyoruz? Bu kitap gençler tarafından gençler için yazıldı. Gençleri anlamanın yolu, onlara ne hissettiklerini sormaktan, cevaplarını dinlemekten, onlar gibi düşünmeye gayret göstermekten geçiyor. Bu amaçla gençler önce neye ihtiyaçları olduğunu tespit ettiler ve ardından kendilerini keşfetme, streslerini yönetebilme, zamanlarını iyi kullanma, daha iyi sosyal ilişkiler kurabilme, gelecek kaygılarını yönetebilme, bilinçli farkındalıklarını artırma, duygularını yönetebilme, zorluklarla baş edebilme, psikolojik dayanıklılıklarını artırabilme, affetmeyi öğrenme, teknolojiyi teknoloji kölesi olmadan kullanma ve ölüm korkusu ile baş etme konusunda cevapların peşine düştüler. Bu amaçla hem kendilerine hem akranlarına yardımcı olabilecek psikoeğitimler tasarladılar.
Gençlik ve genç yetişkinlik yılları boyunca kişisel gelişime katkı sağlayacak konularda bilgilendirmeler, çeşitli uygulamalar, yaşam kalitesini artırıcı düzenlemeler, egzersizler, eylem planları ve ev ödevleri içeren bu kitap, gençlerin eline fırsat verildiğinde neler yapabileceklerinin, nasıl üretici olabileceklerinin bir kanıtı. Sürekli genç kalmanın sihirli formülü bu. Böyle hissediyorsanız okumaya devam edebilirsiniz. Kaç yaşında olduğunuzun bir önemi yok.
Yazarların Gözünden Gençlerden Gençlere Yardım Rehberi
Zamanında kendimin de ihtiyaç duyduğu bilgileri akranlarıma aktarmak ve
hayat yolculuklarına eşlik edebilme düşüncesi beni heyecanlandırıyor.
(Selen Arısüt)
Onlarca fikrin tek bir kitapta birleştirilmesi ile renkli bir kitap olduğunu düşünüyorum ve bu maceraya katkıda bulunmak benim için oldukça heyecan verici. (Doğukan Uludeveci)
Bu satırları yazarken kendimi yeniden keşfettim.
Sizlerin de kendinizi keşfetmeniz dileğiyle...
(Buğrahan Bülbül)
Akranlarıma her an başucunda danışabilecekleri kadar yakın olma heyecanıyla başladığım eğlenceli bir o kadar da özveri dolu bir yolculuğun yansıması âdeta. (Merve Güveli)
Bu kitabın ruh sağlığı alanı için çıkmaz günlerin umut ışığı olacağına inanıyorum. (Merve Tanrıkulu)
Bence bu kitap hayat okyanusundan dışarıya çıkıp 2 dakikalık bir nefes almak gibi.
(Enes Öztürk)

Claude Steiner - Muzaffer Şahin KİMSE MASUM DEĞİL:
Bu kitapta ülkeler arasında, politika arenasında, kurumlar arasında, eşler arasında, ebeveynler ve çocuklar arasında, kardeşler arasında, gelin kaynana arasında, öğretmen öğrenci, işçi patron, amir memur arasında her alanda oynanan güç oyunlarının nasıl oynandığına ilişkin örnekler göreceksiniz. Sıradan insanların (bizlerin) güç oyunlarına nasıl başvurduğunu, bizimle başkalarının nasıl güç oyunları oynadığını, güç oyunlarının yerine iş birliğinin nasıl konabileceğini herkesin anlayabileceği bir dille, örnek olaylarla sunulan bu kitaptan herkesin, hepimizin çok yararlanacağını düşünüyoruz.
Cem Malakcıoğlu Kişiler arası ilişkilerde sağlıklı bir devamlılık, karşılıklı gelişen güvene dayanır. Güven kazanmanın ve kazandırmanın başlıca yolu, karşı tarafa güven veren, diğer bir deyişle güvengen bir ilişki kurmaktır. Güvengenlik, karşısındakine üstünlük kurmaya kalkışmadan, kendisini ve diğerini zorlayan bir davranış içerisine girmeden, kişinin kendi duyguları, düşünceleri, davranışları arasındaki bağlantıyı kurması ve bunu doğrudan ifade etmesidir. Güvengenlik, kişiler arası ilişkilerde ve iletişimde önemli bir yeri olan İngilizce “assertiveness” kavramının karşılığıdır. Kavram, Türkçeye ilk olarak “atılganlık” şeklinde çevrilmiştir. Daha sonraları ise “girişkenlik” kavramı ile anılmaya başlanmıştır. Özellikle insana yardım eden meslek elemanı yetiştiren tıp, diş hekimliği, hemşirelik, psikolojik danışma ve rehberlik, öğretmenlik, psikoloji, sosyal hizmetler, beslenme ve diyetetik vb. alanların kariyer gelişim süreçlerinde güvengenlik eğitimine yer verilmesi, o alanda hizmet veren ile hizmet alan arasında daha etkili bir iletişim kurulmasına katkı sağlayacaktır.
Güven Kazanma Kılavuzu, bir ihtiyaçtan doğdu. Sağlık hizmetleri için iletişimde güvengenlik (assertiveness in health communication) son yıllarda gittikçe önem kazanan bir konu hâline geldi. Güvengenlik ile ilgili bir rehber kitaba, bir başucu kaynağına ihtiyaç duyuluyordu. Güvengenliğin temelini oluşturan güven ihtiyacı, güven duygusu, ilişkilerde güven, benlik saygısı ve kendine güven, kitabın içeriğini oluşturan konulardır. Kitapta 20 adet güvengenlik senaryosu da bulunuyor. Güvengenliği gerçek yaşam olayları aracılığıyla anlatmanın en etkili yöntem olduğuna inanıyorum. Bu yüzden, kitabın son bölümü güvengenlik ile ilgili yaşantıların paylaşıldığı senaryolara ayrılmıştır. Bu senaryoların oluşmasında, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünden değerli öğrencilerimin katkıları vardır. Hepsine teşekkür ederim.
Bu kitap, aslında güven duygusunu önemseyen herkese hitap ediyor. Daha güvengen olmak için kendini geliştirmeyi hedefleyen herkes bu kitaptan yararlanabilir. Kendisine ve başkalarına daha fazla güvenmek isteyen, güven kazanmak-kazandırmak ihtiyacı duyan herkese kitabın katkı sağlayacağına inanıyorum. Faydalı olmasını dilerim.
Merhaba Sevgili Anne ve babalar, iyi bir çocuk yetiştirmek iyi ve mutlu bir aileden geçmektedir. Bebeklikten yetişkinliğe giden 0-18 yaş çocukluk dönemi; çocukların bütünsel gelişimini şekillendirmede ve gelecek için temel oluşturmada kritik bir süreçtir. Bu süreçte aile ve çocuk arasında yaşanabilecek krizler kronikleşmeden çözülebilir. Elinizdeki bu eser, ailelerin çocuklarıyla yaşayabilecekleri muhtemel krizlerde farkındalıklarını artırmak adına; iletişim, duygu düzenleme, cinsel gelişim, öfkeyle başa çıkma, kardeş kıskançlığı, problemli davranışlar ve bu davranışlarla baş etme süreçlerine ek olarak engelli çocukların sosyal-duygusal gelişimi ile dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna ilişkin bilgileri de kapsamaktadır. Ebeveynler çocuklarını büyütürken onlar için her zaman en iyi ve en doğru olanı isterler ancak bu süreçte gelişimsel krizler kaçınılmazdır. “İyi Aile İyi Çocuk”, ailelere bu krizlerle etkin bir şekilde baş edebilme yollarını göstererek; aile üyelerinin duygularını daha rahat ifade edebilecekleri, birbirlerini daha iyi duyup anlayabilecekleri bir iletişim ortamına nasıl ulaşılacağını öğretiyor
Koray Karabekiroğlu İyi düşünüp iyi yaşayalım, peki ama nasıl? “İyi düşün.” derken “Doğru düşün.”, “Derin düşün.”, “Sağlıklı düşün.”, “Titiz düşün.”, “Düşüncelerinin farkına var.”, “Düşüncelerini yönetmeye çaba göster.”, “Düşüncelerin seni esir almasın, sen düşüncelerine yön ver.” demek istiyorum. Bazen sadece iyi düşünmek yetmez. İyi hissetmek veya iyi olmak için profesyonel destek gerekebilir, biliyorum. Tamam da düşünmeden de olmaz. Önce bir “Düşünelim bakalım.” diyorum.
Düşünce sağlığımız yerinde olursa hemen her alanda sorun çözme becerimiz gelişir. Yaşamın her alanında -her an karşımıza çıkıp duran- sorunları doğru/net görebiliriz. Böylelikle daha sağlıklı/üretken/yapıcı çözümleri hayata geçirmek için donanım kazanmış oluruz. Hayatta daha fazla anlam bulabilir ya da ona daha fazla anlam katabiliriz. Ruh sağlığımızı daha iyi koruyabilir, daha iyi tedavi edebiliriz. Hem kendimizle (benle) hem de çevredekilerle (senle) daha barışık, uyumlu, bütünleşmiş olarak sıhhat ve muhabbetle yol alabiliriz…
Bu kitap, üç kitaptan oluşan bir kitap serisinin parçasıdır. Ruh, irade, düşünce sağlığı, felsefe ve psikiyatrinin kesiştiği alanda; Ben ve Sen isimli roman, Ben Kimim? Ruh ve İrade isimli felsefe denemesi ve İyi Düşün: Düşünce Sağlığı Yolunda isimli psikiyatri denemesi yer almaktadır. Üç kitap, birbirini tamamlayıcı olarak tasarlanmıştır.
“Sen çağı” bitmişti. “Ben çağı” da bitecek elbet. “Ben ve Sen çağı” başlasın o zaman…
Asuman Alnıaçık, Aynur Akıncı Aydoğan, Berkin Özyılmaz Kırcali, D. Melek Er Sabuncuoğlu, Demet Gülaldı, Funda Elmacıoğlu, Gülberk Benan Özan, Meryem Bulut, Neslihan Kuloğlu Türker, Sema Acar, Şaziye Senem Başgül, Şebnem Gümüşcü, Tuba Eren Çocuk konusunda yapılan çalışmalar sosyolojik ve teknolojik yenilikler, toplumsal değişiklikler ve olağanüstü yaşam deneyimlerine bağlı olarak değişiklikler göstermekte ve alanlar arasında bilgi akışı yeterince sağlanamayabilmektedir. Bu kitap; konu, çocuk olunca, özveri ile çalışan pek çok bilim alanından küçük bir ekiple ve konu, çocuk olunca, ortak hareket noktası olmayı hedefleyen bir anlayışla hazırlanmıştır.
Konu, çocuk olunca, profesyonellerce birleşilen nokta, olası en yüksek yararı sağlamak için çocuğa bulunduğu çevrede verilecek disiplinler üstü hizmetlerin belirlenmesi, planlanması ve sunulmasıdır. Bu anlayışla, yeni doğan, bebek, erken çocukluk, okul çağı, ilk-orta-son ergenlik dönemlerini içeren 0-18 yaşları arasındaki çocukları kapsayan içerikte her biri kendi bilim alanında deneyimli akademisyenler, çocukluğun tarihsel süreci, dil gelişimi, işitme gelişimi, oyun, bibliyoterapi, bağlanma, beslenme, pozitif disiplin, davranış sorunları, dikkat eksikliği ve baş etme yolları, ölümün doğru şekilde anlatılması konularını olgu paylaşımları ile hazırlamışlardır.
Konu, çocuk olunca, okuyucusu olan profesyonellere, ebeveynlere ve çocuk konusunda eğitim alan ve bilgi edinmek arzusunda olanlara, “çocuk” konusuna farklı bir bakış açısı sunmayı amaçlamaktadır.
Arzu Özyürek, Ayşen Yalın, Derya Atalay, Fatma Güngören, Habibe Tokuşlu, Hatice Keser, Kübra Aldırmaz, Meryem Esra Öztabak, Nagihan Yıldırım, Neslihan Akçay Karapınar, Şenay Şirin, Zeynep Sena Derdiyok Gelişim ve öğrenmeyle ilgili pek çok kaynakta, kuramsal yaklaşımlara ve kuramcıların görüşlerine yer verilmektedir. Bilim insanları, kuramsal çalışmalarını ortaya koymadan önce doğdukları aile ve büyüdükleri ortam, yaşam şartları ve deneyimlerinin etkisiyle bu sürece hazırlanmaktadırlar. Akademik çalışmaların temelinde çocukluk yaşantıları ve deneyimlerinin yer alması nedeniyle bu kitapta kuramcıların çocukluktan itibaren yaşantıları ve sonrasında kuramsal çalışmalarına yer verilmiştir. Gelişim alanı odaklı diğer kaynaklardan farklı olarak bu kitabın çıkış noktası kuramcılar olmuştur. Kitapta, gelişim alanlarıyla ilgili kuramcıların kronolojik bir sırayla ele alınmasının ardından alanda öne çıkan kuramcılar soyadına göre alfabetik olarak sıralanmış, çocukluğu ve aile yaşamı, eğitimi ve çalışmaları, kuramsal yaklaşımları, gelişimsel konulara bakışı, etkilendiği ve etkilediği diğer bilim insanlarıyla ilgili bilgilere yer verilmiştir. Kitap; gelişimle ilgili alan çalışanlarına, öğrenciler ve akademisyenlere, kuramcılarla ilgili bilgileri çalışma notları şeklinde sunmaktadır.
Arzu Aydın, Betül Kıraçcı, Emre Han Alpay, Güleycan Akgöz Aktaş, Hatice Bakkaloğlu, Hilal Karabulut, İlknur Çoban, Melisa Ebeoğlu Duman, Özüm Seda Duran Kuramdan Uygulamaya Anne Bekçiliği ve Baba Katılımı isimli bu kitap, gelişim psikolojisi ve klinik psikoloji alanında uzman iki akademisyenin editörlüğünde kitabın konusu olan anne bekçiliği, baba katılımı, ebeveyn-çocuk ilişkileri odağında çalışmalar yürüten akademisyenlerin bölüm yazarı olarak katkılarıyla ortaya çıkmıştır. Kitapta, annenin teşvik edici ya da engelleyici davranışları olarak tanımlanan anne bekçiliğinin, baba-çocuk ilişkisini yönlendirerek babanın katılımını nasıl biçimlendirdiği, çocuğun uyumu ve anne babanın evlilik ilişkisinin annenin bekçilik davranışlarından ve baba katılımından nasıl etkilendiği, ailede özel gereksinimli çocuklar olduğunda ya da boşanma durumunda nasıl değiştiği ele alınmaktadır. Dahası bu iki yapının değerlendirilmesinde kullanılan yöntemlerin, annelerde engelleyici bekçilik davranışlarını azaltmak ve baba katılımını artırmak için önerilen müdahalelerin derlendiği bölümleri içermektedir. Kitap hem alanda çalışan akademisyenlerin hem de anne babaların yararlanabileceği bir kaynak niteliğindedir.
Neslihan Zabcı Çocuğun ruhsal gelişiminin önemli bir evresi olan latans dönemi (6-11 yaş), dürtü kontrolünün ön plana çıktığı bir denge dönemidir. Çocuğun cinsellik ve saldırganlıktan uzaklaştığı bu sakinlik dönemi, ergenliğe doğru ilerleyen ruhsal gelişimin sağlıklı bir biçimde biçim alması için son derece önemlidir. “Gizil dönem” veya “okul çağı dönemi” olarak da tarif edilen ve üstbenliğin güçlendiği bu dönem, çocuğu, ergenlikte karşılaşacağı dürtüsel sarsıntıları ruhsal olarak işlemeye ve onlarla baş edebilmeye hazırlayacaktır.
Rorschach, CAT ve TAT testleri klinik değerlendirmede çocuklarla kullanılan en yaygın projektif değerlendirme araçlarıdır. Bu kitapta; ergenliğin öncüsü konumundaki latans döneminde dürtü denetimini ve üstbenlik gelişimini ölçmek için projektif testlerde kullanılacak değerlendirme kriterleri ele alınacaktır. Latans döneminin farklı yaşlara göre gelişimini testlerle ayrıntılı bir biçimde inceleme ölçütlerini de sunan bu kitabın, ruh sağlığı alanında projektif testlerle çalışan okuyucuya katkı sağlaması hedeflenmektedir.
Kitabın ilk bölümünde latans dönemi ile ilgili kuramsal bilgiler ele alınacaktır. İkinci bölümde savunma düzenekleri; üçüncü bölümde projektif değerlendirme kriterleri ve latans döneminin iki evresindeki çocuğun (6-7 yaş ve 9-10 yaş) projektif testlere göre ruhsal işleyiş özellikleri -özellikle dürtü denetimi ve üstbenliğin içselleştirilmesi bağlamında- vaka yanıt analizleri ve yorumları ile birlikte incelenecektir. Son kısım ise aile yapısının değiştiği ve teknolojik araçların öne çıktığı günümüzde latans döneminin nasıl yaşandığına ait değerlendirmeleri içermektedir.
Mustafa Şahin - Sırrı Akbaba Çocukluk ve ergenlik döneminde travmatik etki yaratan yaşantılardan biri "zorba" davranışlardır. Okulda ve sanal ortamlarda görülen ve değişik türleri (sözel, fiziksel, duygusal, ırkçı, saklama, davranış bozucu, başkasına ait bir şeyi alma/bozma ve cinsel) olan zorba davranışlar, çocuk ve ergenlerin sosyal, duygusal ve psikolojik gelişimlerini olumsuz yönde etkilemekte, etik ve yasal sorunlara yol açmaktadır.
Zorba davranışların bu olumsuz etkileri çocukluk ve ergenlik dönemiyle sınırlı kalmayıp bireylerin öz-saygı, öz-güven, psikolojik sağlamlık, psikolojik iyi olma gibi önemli kişilik özelliklerini ve ikili insan ilişkilerinde sevgi, saygı, hoşgörü ve güven duygularını olumsuz yönde etkilediği görülmektedir.
Bu eserde, bireysel gelişim ve olumlu ikili insan ilişkilerinin önünde önemli bir engel olan zorba davranışın türleri, nedenleri ve sonuçları ayrıntılı bir şekilde ele alınıp, empatik beceri ile bu davranışların önlenmesine ilişkin bir model sunulmuştur. Bu kitap ile, zorba davranışlar konusunda çalışacak akademisyen ve uygulayıcıların (okul psikolojik danışmanı, çocuk ve ergen psikoloğu, sınıf rehber öğretmeni) yanında; okul yöneticilerinin, branş öğretmenlerinin ve ebeveynlerin zorba davranışın türleri, nedenleri ve sonuçları hakkında farkındalık geliştirmelerine yardımcı olmak amaçlanmıştır.
Aykut Günlü, Ayşe Gök Uslu, Binaz Bozkur, Birsen Şahan, Erdal Hamarta, Faika Şanal Karahan, Firdevs Savi Çakar, İzzet Parmaksız, Rukiye Konuk Er, Selim Gündoğan, Suat Kılıçarslan, Tuncay Oral, Yasemin Yavuzer, Yasin Yılmaz Okullarda sık karşılaşılan problemlerin anlaşılması, müdahale yöntemlerinin geliştirilmesi ve ruh sağlığının iyileştirilmesi konusu önemli bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü ruh sağlığı yerinde olan bireyler, kendileri ve çevreleriyle uyum içerisindedirler. Okul yaşamı içinde karşılaşılan problemlerin tanımlanması ve müdahale süreçlerinin anlaşılması için kullanılabilecek olan bu kitap, on iki bölümden oluşmaktadır. Kitabın birinci bölümünde okullarda ruh sağlığının genel tanımına yer verilmiştir. İkinci bölümde çocuklarda ve ergenlerde ruh sağlığını etkileyen faktörlere; üçüncü bölümde çocuklarda ve ergenlerde sık karşılaşılan akademik problemlere; dördüncü bölümde çocuklarda ve ergenlerde sık karşılaşılan sosyal ve duygusal problemlere; beşinci bölümde çocuklarda ve ergenlerde sık karşılaşılan yeme bozukluklarına; altıncı bölümde çocuklarda ve ergenlerde sık karşılaşılan dijital problemlere; yedinci bölümde çocuklarda ve ergenlerde sık karşılaşılan davranışsal problemlere; sekizinci bölümde özel eğitimde ruh sağlığına; dokuzuncu bölümde okullarda ruh sağlığını korumada yönetici, eğitimci, uzman ve aile rollerine; onuncu bölümde okullarda ruh sağlığı ve konsültasyon uygulamalarına; on birinci bölümde okulda kriz ve krize müdahale sürecine; on ikinci bölümde okul temelli önleme müdahalelerine yer verilmiştir. Bu kitap; okul psikolojik danışmanları, psikoloji öğrencileri, psikolojik danışma ve rehberlik öğrencileri, ruh sağlığı çalışanları ve tüm eğitimciler için kaynak kitap olarak katkı sağlayacaktır.
Alan Pritchard - Routledge Çoğu öğretmen, çocukların öğrenmelerinin ilerleme kaydetmesi için fırsatlar sunma konusunda yetenekli olsa da genellikle bu süreçte arka planda yer alan teoriyi tam olarak anlamamaktadır. Öğretmenler, günümüzde öğrenme süreci ve bireysel öğrenme tercihleri hakkında bilinenlerin içyüzünü anlayarak bilginin, kavramların ve becerilerin etkili bir şekilde edinimini sağlayacak durum ve yaşantılar oluşturma konusunda daha donanımlıdırlar.
Öğrenme Yolları günümüzde yaygın bir biçimde kullanılmaktadır ve tamamen güncellenmiştir. Öğrenmenin gerçekleştiği, öğretmenlerin öğretim ve planlamalarında kullanabilecekleri yolların, yöntemlerin iç yüzünün daha iyi anlaşılması sağlanmaya çalışılmaktadır. Aşağıdakiler bu kapsamda değerlendirilmektedir:
öğrenmeye genel bir bakış
davranışçılık ve teorinin temelleri
bilişsel ve yapılandırmacı öğrenme
çoklu zeka kuramı
öğrenme stilleri
öğrenme güçlükleri
nöropsikolojinin etkisi
teorinin uygulamayla ilişkisi
Öğretmen adayları, öğretmenler ve çeşitli nedenlerle öğrenme ile ilişkisi olan tüm ilgililer için yazılmış olan Öğrenme Yolları, daha ileri düzeyde çalışmalar yapmayı amaçlayan ve konuya giriş ihtiyacı hisseden öğrenciler için değerli bir başlangıç görevi görür.

Alan Pritchard; Warwick Üniversitesi, Warwick Eğitim Enstitüsünde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.
Canan Avcı, Duriye Esra Angın, Ece Kara, Elif Esra Çevik, Fulya Ezmeci, Hatice Nur Gökcan Alhan, Melda Kılıç, Nazan Aktaş, Nazife Koyutürk Koçer, Neslihan Nur Çelik, Safiye Sarıcı Bulut, Semiha Yüksek Usta, Sevda Yılmaz Ünal "Ortak bilinç dışımızın dili, sembollerdir." der Jung. Bir sembolle konuşmak ister bu kitap da sizinle. Sarı rengin anlamını hiç düşündünüz mü? Ya şemsiyenin? Ortak bilinç dışımızda ne anlama gelirler, hele de yan yana neyi anlatırlar?
Su, sembol anlam bakımından duyguları temsil eder. Yağmur ise çok su, yani çok duygu anlamına gelir. Ağlamak gibi tıpkı. Şemsiye de yağmurdan korunmak için vardır. Kitabın kapağındaki şemsiye bize şunu söylüyor: Yoğun ve olumsuz duyguların etkisinden çocuklar korunmalı. Neden sarı peki? Sarının da elbette bir anlamı var. Yeniden doğuşu, büyümeyi, doğayı ve bahara dair her şeyi sembolize ediyor. Aynı zamanda güneşin rengi ve bu sebeple de sıcaklığı ve hayatı… Hayatın içinde, yaşamlarının bu ilk bölümünde çocukların duygularını tanıma, düzenleme ve olumsuz duyguların etkisinden korunmak için sıcak yetişkin ilgisine ihtiyaçları var. Bu yetişkinlerden en önemlisi de öğretmenler.
Öğretmenler mi? Onlar sarı şemsiyeleri ile bir çocuğun hayatına dokunmak için her zaman hazırlar. Bu kitap da çocuklara fayda sunmayı amaçlayarak, öğretmenlerine çocuk psikolojisi konusunda rehber olarak yazıldı. Sarı şemsiye, büyük sarı bir güneşe dönüşsün diye.
Ahmet Alkayış Yapılan sınavlarda başarılı olan adaylar, sınavdan önceki süreçlerde öğrendikleri bilgiyi o esnada çok iyi kullananlardır. Başarılı olamayıp beklentisinin altında bir puan alan adaylarda, var olan bilgiyi sınav anında iyi kullanamayanlardır. Çünkü sınav anındaki aşırı gerginlik ve stres bilginin unutulmasına neden olur. Sınava hazırlanan adaylar arasındaki en temel farklardan biri de sınav anında bilgilerinin ne kadarını kullandıklarıdır. Öyleyse sınav sonucu her ne şekilde olursa olsun zeki veya başarısız bir insan yargısını ortaya çıkarmamalıdır. Sınavda elde edilen başarı, her şeyin başlangıcı; başarısızlık da bir mahvoluş, her şeyin sonu olarak görülmemelidir. Sınava hazırlık sürecinde önemli olan şey adayın kendini değerli görerek sınavdaki başarısızlığını bir yetersizlik gibi değerlendirmemesidir. Bütün bunlarla birlikte sınavlara hazırlanan ve sınava giren adayların kaygıları her geçen gün artmaktadır.
Sınav kaygısı sadece merkezî sınavlarla sınırlı değildir. Bazı kişiler için çoğu şey ya da her sınav ciddi bir kaygı ve korkudur. Örneğin bir yazılı sınav bile kişi için kaygı ve korkuya dönüşmüştür. Kaygı durumu, onun ders çalışıp çalışamamasına bağlı değildir. Sınav için gerekli bütün çalışmalar tamamlamasına rağmen sınavla ilgili olumsuz düşünceler kaygıyı baş edilemeyecek duruma getirmektedir. Bu nedenle başarıyı direkt etkileyen kaygıyla baş edebilmek için bazı stratejilerin bilinmesi ve uygulanması gerekir. Çünkü aşırı kaygı, sınav anında var olan bilginin kullanılmasına engel olur. Böylece aday, sınav anında zihinsel bir kilitlenmeyle karşı karşıya kalarak basit bir soruyu bile defalarca okumak zorunda kalmaktadır. Kısaca belirtmek gerekirse sınav kaygısıyla baş ederek ve kaygı yaratan düşüncelerden kurtularak olumsuz duygular frenlenmelidir. Sınav döneminde günlük çalışmaların engellenmemesi ve sınavda daha iyi bir başarı elde edilmesi için planlı ve programlı çalışılması gerekir. Ancak şunu da gözden kaçırmamak gerekir: Aslında sınav adayda kaygı yaratan bir durum değildir. Aday, sınavı gereğinden fazla gözünde büyüterek başarılı olamama duygusuyla kaygıyı ortaya çıkartmaktadır.
Ahmet Rıfat Kayış, Banu Yıldız, Ezgi Ekin Şahin, Hüseyin Öztürk, İlknur Yeniçeri, İsmail Yelpaze, Kerem Coşkun, Mehmet Sarıçalı, Meryem Demir Güdül, Osman Hatun, Özge Canoğulları, Sinan Okur, Şeydi Ahmet Satıcı, Tuba Aydın Güngör, Yalçın Kanbay, Zeynep Ayça Terzioğlu Bu kitabı okumaya başladığınıza göre psikolojiye karşı ilgi ve merakınız olduğunu düşünebiliriz. Psikoloji, insan olarak “ben”i açıklama gayretinde olması nedeniyle neredeyse herkesin ilgisini bir noktada çekmektedir. Kimi kendisini anlamak ister kimi hayat arkadaşını, patronunu kimi çocuğunu kimi de ebeveynlerini. Yani insanı, en başında da kendimizi anlama çabası, bizleri psikolojiyi öğrenmeye götürür. Anadolu’nun ünlü halk şairi Yunus Emre’nin sıklıkla kullandığımız dizeleri gibi “İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen ya nice okumaktır”.
Ancak bu kendini bilmek, kendini öğrenmek, kendini keşfe çıkmak çoğu zaman bilimi kendi çıkarları doğrultusunda bir kazanca çevirenlerin elinde oyuncağa da dönüşebilmektedir. Nitekim psikolojiyi doğru anlayamamak, “Sen şimdi benim aklımdan geçenleri okuyor musun?” sorusunun da hedefi hâline gelmenize neden olabilir. “Ben de psikolojiyle ilgileniyorum.”, “Biz de psikolojiden anlarız, kişisel gelişim kitaplarına bayılırım.” gibi cümleler de bu alanda uzmanlaşacak olanların sık sık duyacağı şey­lerden birkaçı olacaktır. Peki, psikoloji gerçekten de her ilgisini çekenin birkaç kitap okuyarak uzmanlaşabileceği bir alan mıdır? Bu soruya içinizden “Hayır.” cevabını verdiğinizi tahmin edebiliyorum. Yine de psikolojiyi fazla popülerleştirip bilimden uzaklaştırmak da yalnızca bilim insanlarının eline bırakıp elitist bir şekle sokmak da aynı derecede tehlikeli olabilir. Çünkü bilim, insanlara ulaştıkça ve yaşamın içinde canlı bir organizma gibi gelişmeye devam ettikçe ancak faydalı olacaktır.
Psikoloji bilimi, asırlar önce filozofların insanı anlamaya yönelik sordukları sorulara verdikleri cevaplarla şekillenmiş ve ardından fizyolojik çalışmalar temelinde bir bilim olarak doğmuştur. Psikoloji, günümüze kadar hakkında yüzlerce kuram ve milyonlarca kavram yazılarak bugün hâlâ merakımızı canlı tutmaya devam etmektedir. Biz de bu Psikolojiye Giriş adlı bu kitapta, yüzyıllardır insan davranışlarını anlamaya yönelik çabaları literatürdeki yeni çalışmalarla birleştirerek sizin ilginize sunuyoruz.
Gülriz Akaroğlu Bebeklikten yetiskinlige giden 0-18 yas çocukluk dönemi; çocukların bütünsel gelisimini sekillendirmede ve gelecek için temel olusturmada kritik bir süreçtir. Bebeklikten itibaren yaratıcılıgı temel alan sanat etkinlikleri çocukların fiziksel, bilissel, sosyo-duygusal gelisimini bir bütün olarak destekler ve gelistirir. Müzik, dans, drama, görsel sanatlar, çocuk edebiyatı gibi sanat dalları; sosyal beceri gelistirme, yardımlasma, paylasma, empati kurma, duygu düzenleme, duygu durum kontrolü, özdenetim, kurallara uyma, yönergelere uyma, dikkat, odaklanma gibi pek çok alanda gelisim saglamaktadır. Bu kitap; basta çocuk gelisimi olmak üzere, resim ve müzik gibi farklı disiplin alanlarında çalısan akademisyenlerin arastırmaları sonucu olusmustur. Sanat egitiminde yaratıcılık, görsel kültürün önemi, çocugun çizgisel gelisim basamakları, Sanat egitiminde görsel algı, sanat egitimi baglamında yaratıcılık ve Rudol Steıner-Waldorf yaklasımı, görsel sanatlar egitiminde farklı malzeme kullanımının egitim sürecine katkıları, uygarlık tarihi dersine yönelik materyal gelistirmede gezi gözlem yönteminin etkileri, çocuk ve müzik egitimi, okulöncesi müzik egitiminde etkili ögrenme ve örnek etkinlikler, çocuk edebiyatı, drama egitimi ve özel gereksinimli çocuklarda sanatın egitimdeki yerini anlamak açısından önem tasımaktadır. Ailelere ve egitimcilere katkı saglaması dilegiyle...
Ali Engin Uygur - Hilal Bebek - Resimleyen: Nur Yılmaz Değişim Ajandası bir akıl verme, nasihat etme ya da gaza getirme ajandası değildir. Psikoterapi hiç değildir! Fakat biz bu ajandayı hazırlarken psikoloji biliminin ve psikoterapi kuramlarının temel bilgilerini baz aldık. Özellikle Bilişsel Davranışçı Terapiler, Duygu Odaklı Terapi, Pozitif Psikoloji ve Mindfulness gibi ekollerin ekseninde hareket ederek sizi teorik bilgiye boğmadan akıl yürütme ve duygu düzenleme becerilerinize katkıda bulunmayı ve psikolojik esneklik düzeyinizi arttırmayı amaçladık.
Ortaöğretimden üniversiteye kadar hangi gruptan olursa olsun, sınavla haşır neşir olan öğrencilerin yararlanabileceği Değişim Ajandası’nı yıl boyunca kullanabileceğiniz şekilde dizayn ettik. Temel amacımız sınav ve performans süreçlerinde kaygı duyan öğrencilere rehberlik ve destek sağlamak olsa da bu ajanda içerisinde düşünceleri, davranışları ve duyguları düzenleme becerilerini geliştirmeye yönelik birçok egzersiz var.
Bu ajandayla çalışırken “endişeyi azaltma” kadar “endişeyi faydalı hâle getirme” ve “en dişeye toleransı arttırma” becerilerinizi de geliştirebileceksiniz. Dolayısıyla Değişim A jandası’nda sorunların nedenlerini keşfedebileceğiniz, iç ve dış dünyanızdaki olumsuz duyguları harekete geçiren unsurları fark edeceğini z ve bunların nasıl düzenlenebileceği ile ilgili uygun stratejiler geliştirebileceğiniz bölümler bulacaksınız. Haydi, siz de kendinize güveninizi arttırmak ve gerçek potansiyelinizi açığa çıkarmaya odaklanmak için bizimle gelin!
Mehmet Eskin Bu kitapta, her bireyin günlük yaşamda karşılaşılabileceği sorunların çözümünde kullanabileceği yöntem ve stratejiler aktarılmaktadır. Kitapta önerilen yöntem ve stratejilerin, ancak bireyin sorunlarını çözmeye yönelik motivasyonunu ile uygulamaya daha etkili bir şekilde geçirilebileceği hatırlatılmaktadır.
Richard G. Erskine Pek çoğumuz çocukken ebeveynlerden ve bakımverenlerden gelen komutlara karşı kendimizi korumak için bazı kararlar aldık, daha sonraki yaşantılarla da bu kararlar güçlendi ve bizler hiç farkına varmadan hayatlarımızı yönetmeye başladı. Yıllar sona bile bizler birer yetişkin olarak hayatımızı sürdürürken, aslında çocukken aldığımız o büyük kararlarla yaşamın içinde olduğumuzu fark edemiyoruz.
Geçmişte kalmış bazı yaşantılar, bitirilmemiş işler farkındalığımızın dışında bizi yönetmeye devam eder. Geçmişte kalmış bu yaşantıların etkisinden kendimizi kurtarır ve bitirilmemiş işleri çözümlersek özerk olarak hareket etme şansını yakalayabiliriz. Ulaşılacak çok derin farkındalıklarla içgörümüz gelişir. Yeniden bir karar verirsek, hayatımızı yeniden şekillendirme ve bugünkü koşullara göre düzenleme şansını yakalayabiliriz. İşte o zaman geçmişte yaşananları, bugünkü koşulların analizi ile değerlendirip bugün kullanabileceğimiz deneyimlere dönüştürme şansını yaklarız.
Bu kitap, bizlere hayatımızı etkileyen çocukluk kararlarına ve yaşam kurgularımıza bakma şansını sunuyor. 13 farklı yazarın farklı teorik sunumları ve 13 farklı vaka ile yaşam senaryonuzun nasıl oluştuğuna ilişkin izleri bu kitapta bulabilirsiniz.
Yaşamınızın derinliklerini keşfetme serüvenini yaşayabilmenizi ve mutlu ve güzel bir hayat sürdürmenizi dilerim.