İlahiyat GÜNCEL YAYIN KATALOĞU 6.06.2020
İlahiyat \ 1-4
Ahmet Karakaya, Ahmet Köroğlu, Alev Erkilet, Alperen Gem Ennçosmanoğlu, Asım Öz, Ayşen Baylak, Ertuğrul Zengin, Fatih Kucur, İbrahies Aksu, İlhan Sadıkoğlu, Kâmil Yeşil, Mahmut Hakkı Akın, Mehmet Erken, Mustafa Aydın, Mustafa Oğuzhan Çolak,Necdet Subaşı, Nurettin Ürün, Serkan Yorgancılar, Şerife Nihal Zeybek, Tuba Aydın, Vahdettin Işık, Yunus Emre Özsaray, Yunus Emre Tapan Ulus devlet serüveninin çeperinde şekillenen içe kapanma dönemi¬nin düşünce dünyasında da ciddi bir sınır oluşturduğunu her ge¬çen gün daha iyi anlıyoruz. Gündemler, kavramlar ve meseleleri ele alıştaki öncelikler takip edildiğinde bu durum açıkça gözlemlene¬bilir. Bu sınırlılığı aşma işaretlerinin en somut şekilde görüldüğü dönemin, çok partili hayatın nispeten süreklileştiği 1960-1980 ara¬sı yıllar olduğunu söylemek mümkündür. Bir ölçüde, halkın farklı katmanlarının doğrudan sürece dâhil olduğu bu dönem, gerek Tür¬kiye’nin yakın tarihindeki özgül ağırlığı, gerekse de İslamcı düşünce ve yayıncılık tarihindeki yeni arayışlar, mecra tutuşlar, kurumlaş¬malar, çeşitlenmeler ve söylem farklılaşmaları bakımından günü¬müzde de canlı bir şekilde etkisini devam ettirmektedir.
Ayrıca dönemin faaliyetlerinde etkin rol üstlenmiş şahısların önemli bir kısmının hâlen hayatta bulunması bugünden yapılacak bir okumanın sınanmış bir gözle de murakabesine imkân vermek¬tedir. Bugünün Türkiyesini siyasette, bürokraside, sivil kurumlarda ve entelektüel alanda taşıyan kadroların çok önemli bir kısmının 1960-1980 döneminde yetişen kuşaklar olduğu dikkate alındığın¬da, o yılların önemi daha iyi anlaşılacaktır. Sonuç olarak, günümüzü daha iyi anlamak için, adeta bugünün ana rahmi olan 1960-80 yıl¬larını yakından incelemenin gerekliliği oldukça açıktır. Dolayısıyla gerek tanık olduğumuz sürecin anlaşılmasına katkıda bulunması gerek yaşayan bu tarihî tanıklarla yeni kuşaklar arasında bir köprü oluşturma imkânı vermesi bu çalışmanın hem niyetini hem de kıy¬metini ortaya koymaktadır.
Muhammet Şevki Aydın Bugün küreselleşmenin etkisiyle daha da hızlanan değişim, tarihin hiçbir döneminde benzeri görülmemiş büyük toplumsal altüst oluşlara neden olmakta ve hiç bir şey artık eskisi gibi olmamaktadır.
Böylesine her şeyin alabora olduğu günümüz dünyasında ister istemez dinî hayat ve din eğitimi alanı da alabildiğine etkilenmektedir. Ancak, bütün bu değişimlere rağmen, hâlâ dünün kapalı toplumunun dindarını yetiştirmeye yönelik oluşturulmuş bilgi ve beceriler kullanılarak günümüz çoğulcu/açık toplumunun dindarı yetiştirilmeye çalışılmaktadır. Ama hem din eğitimine muhatap olanlar hem de din eğitim-öğretimiyle uğraşanlar, yapılan din eğitimi faaliyetlerinin başarısızlığını her fırsatta dile getirmektedirler. Bu başarısızlık, din eğitim-öğretimi alanında yeni paradigma ihtiyacını açıkça ortaya koymaktadır. İşte bu kitap, somut sorunlar üzerinden yeni bir din eğitimi paradigmasının temel özelliklerine işaret etmektedir.
Bu kitabın; anne babalardan din görevlilerine, Kur'an kursu öğreticilerinden İlahiyat Fakültelerindeki öğretim üyelerine kadar din eğitim-öğretimiyle şöyle veya böyle ilgilenen herkesin, yaptığı bu işin problemleri üzerine düşünmesi, gerekli sorgulamaları yapması, kendi din eğitim-öğretimi anlayışını/felsefesini yeniden inşa etmesini kılavuzlaması ve bu alanda soğukkanlı, sorgulayıcı bilimsel tartışmaların önünü açmaya katkı sağlaması umulmaktadır.
M. Umer Chapra Adil Bir Para Sistemine Doğru, İslamî para sisteminin hedefleri, doğası ve işlevlerinin ele alındığı kapsamlı ve bütünleyici bir eserdir. Müslümanlar da dahil olmak üzere çoğu insan için, faizsiz ekonomi bir sırdır. Bu nedenle bir dizi soru sorulur. İslam'da faiz gerçekten yasaklandı mı, eğer öyleyse, bunun ardında yatan amaç nedir? Bir ekonomi faizsiz çalışabilir mi? Kaynak tahsisi, tasarruf ve sermaye oluşumunun, ekonomik istikrar ve büyüme üzerinde ne gibi etkiler vardır? Chapra, konuyla ilgili gizemleri ve bu konudaki bazı soruları kapsamlı bir ekonomik analiz yoluyla cevaplandırmaktadır. Faiz yasağının ardındaki mantığı ve tamamıyla adalet temelli bir İslam iktisadının güçlü yanlarını göstererek sorunları ortaya koymakta ve bunları çözmek için gerçekçi bir teklif vermektedir. Chapra ayrıca, ticari ve merkez bankalarının doğası ve faaliyetlerinde yapılması gereken değişiklikleri de ortaya koymaktadır. Kurulacak olan yardımcı kurumlar ve İslamî para ve bankacılık sistemini mümkün kılmak için geliştirilmesi gereken yeni para politikası araçlarını etkili bir şekilde sunmaktadır. Ancak, faizin kaldırılmasının islam'ın tek değeri olmadığını ve Müslüman ülkelerin siyasi kurumları olmadıkça ekonomilerinin dönüştürülemeyeceği ve sosyo-ekonomik adalet ile İslam'ın diğer önemli hedeflerinin tamamının gerçekleştirilemeyeceği uyarısında bulunmaktadır.
Ramazan KAZAN Her şeyden önce ahde vefâ, toplumun sulh ve selâmet içinde yaşamasının evrensel değerlerinden biridir. Hatta dünya barışının devamını birinci derecede ilgilendiren, en önemli esaslardandır. Zira toplum açısından bakıldığında çıkan bunalım ve sürtüşmelerin pek çoğunun temelinde ahde vefâsızlık yatmaktadır. Bu nedenle sebepsiz yere antlaşmalara uymamak veya antlaşmaları bozmak açık bir ihanet kabul edilmektedir.
Şüphesiz ki, hem Allah Teâlâ hem de Hz. Peygamber ahde vefâlı olmayı istemiş ve teşviklerde bulunmuşlardır. Birçok ayette ahde vefâlı olmanın peygamberlerin ve müminlerin vasfı, İslâm kimliğinin en önemli unsurlarından olduğu vurgulanmaktadır.
Allah (cc) vefâsızlığı yasaklarken bu vasfı üzerinde bulunduranları nasipsizlik, fesatlık, bozgunculuk ve döneklikle nitelemiş, gadrin/vefâsızlığın çirkinliğine dikkat çekmiştir.
Hz. Peygamber de çocuklara dahi verilen sözlerin tutulmasını istemiştir. Vefâsız için kıyamette bayrak dikileceğini ifade eden hadislerden hareketle vatana, millete ve devlete karşı görev ve sorumluluklarını yerine getirmeyenlerin teşhiri/ilanının sosyal-psikoloji açısından caydırıcı bir tedbir olacağını söyleyebiliriz.
Recep Batu Günör Günümüzde toplumsal yaşama baktığımızda, özgeciliğin hep arzulanan ancak buna rağmen göz ardı edilen bir düşünce olduğu görülmektedir. Bireysel ilgi ve çıkarın olabildiğince yaygınlaşmasına karşın çoğu kişinin bunu itiraftan kaçınması, hatta reddetmesi ilginç bir olaydır. Neredeyse herkes, günümüzde insanların sadece kendilerini düşündüklerini söylemekte, bundan şikâyet etmektedir. Oysa kimse bunu düzeltmek için harekete geçmemekte, egoizmin âdeta insanlığın "kaderi" olduğu iddia edilmektedir. Başka bir deyişle, egoizmden şikâyet edilmesine karşın egoizmden kurtulmanın imkânsızlığı ifade edilmektedir. Özgecilik, ideal bir düşünce olarak dile getirilmektedir. Recep Batu Günör'ün yazdığı Ahlak Felsefesinde Özgecilik kitabı egoizmden kurtulmanın imkânsızlığına karşı çıkıyor.
Hümeyra Özturan Ahlâk felsefesine dair kaleme alınmış eserleri yedi temel mesele üzerinden okuma girişimi olan bu çalışma, ahlâk felsefesini problematik olarak gözler önüne sermeyi amaçlamaktadır. Problemleri ana hatlarıyla anlaşılır biçimde ortaya koymayı amaçlayan giriş yazılarının peşinden, konuya ilişkin farklı filozofların can alıcı pasajlan seçilmiş ve tercüme edilmiştir. Çalışmada, Antik Yunan filozoflarından Batılı Ortaçağ düşünürlerine, İslâm filozoflarından çağdaş filozoflara kadar çok farklı düşünürlerin eserlerinden seçme metinler yer aldığı için; Aristoles'in, David Hume'un, İbn Miskeveyh'in ve hatta İbn Arabi'nin aynı probleme dair yazdıklarını beraberce okuyabilme imkânı sunulmuş olmaktadır. Dönemleri değil ahlâk felsefesi problemlerini esas alan ve felsefe tarihini bir bütün olarak bu problemler ışığında süzen bu kaynak, okuyucuları sadece bilgilendirmeyi değil, aynı zamanda ahlâk felsefesi problemleri üzerinde düşündürmeyi hedeflemektedir
Ahmet Ayhan Çitil, Burhanettin Tatar, Kasim Küçükalp, Özkan Gözel, Selami Varlık, Lütfi Sunar, Ömer Türker, Cafer Sadık Yaran Bu kitap başkalığın dışlanmış ötekiliğe dönüşme biçimlerini ele almak ve bunu ahlâk düşüncesi içinde tartışmak üzere hazırlanmıştır. Zira başkasının varlığı ile ahlâki bir ilişki kurulmazsa ötekinin yabancılığı ortaya çıkmaktadır.
Günümüzde kürenin her tarafında başkalıklardan kaynaklanan sorunlar gün-demi meşgul ediyor. Yabancı düşmanlığı, etnosantirzm, ırkçılık, dini fanatizm, İslamofobi ve milliyetçilik çağımızın yükselen tehditleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Ulus devletler bir taraftan içine düştükleri meşruiyet krizlerini aşmak üze-re abartılmış güvenlik söylemleri ile kimlik pekiştirici siyasetlere başvururken
öte yandan yüzleşilen sosyo-kültürel krizler de kitleleri ötekileştirici dile doğru itiyor. Artan küresel çatışmalar ve neticesinde ortaya çıkan göç dalgaları başkası ile travmatik karşılaşmaları gündeme getiriyor. Bu bağlamda ahlâk ve başkasına yeni bir bakışa ihtiyaç duyuluyor. Eğer insani yaşamın temeline, özünde bir ahlâk fikri barındıran başkasının varlığı alınırsa, ötekileştirmeksizin bir tanıma gerçek-leşebilir ve bu tanıma bir ahlâki yükümlülüğü meydana çıkarabilir.
Kitapta bu perspektif çerçevesinde konuyu modern felsefede ve İslam düşünce-sinde başkası/öteki ile ilgili kavram ve tartışmaları ele alan yazılar yer almakta-
dır. Böylece genel ve karşılaştırmalı bir perspektifin yanı sıra, yeni bir yaklaşımın oluşturulması da hedeflenmektedir.
Katkıda Bulunanlar
Ahmet Ayhan Çitil • Burhanettin Tatar • Cafer Sadık Yaran • Kasım Küçükalp Lütfi Sunar • Ömer Türker • Özkan Gözel • Selami Varlık
Ömer Türker Klasik dünyada üretilmiş insan tasavvurlarının modern dönemdeki dönüşümünün en önemli sonuçlarından biri, insanın kendisine ilişkin beklenti ve umutlarını değiştirmesidir. Bu durum pek çok alanda olduğu gibi ahlâk alanında hem soru hiyerarşisini etkilemiş hem de yeni bir takım soruların sorulmasını gerektirmiştir. Bu bağlamda bilhassa son yarım yüzyılda insanın ahlâklı olmasının gerekçesi sorgulanır hâle gelmiş ve bir kısım akımlar, ahlâkı tamamen vicdanî bir durum olarak değerlendirmeye başlamıştır.
Ahlâk tamamıyla bireyin vicdanıyla alakalı bir olgu olarak anlaşıldığı sürece bireyler arasındaki ilişki veya ahlâkın dışa bakan yönü, ahlâktan ziyade siyasetin bir sorunu olarak ele alınmak durumundadır. Bu takdirde ahlâksızlık kapsamında değerlendirilecek durumlar, hukukun alanına girdiği sürece bir müeyyideden bahsedilebilir. Fakat bu sonuç, esas itibariyle belirli bir insan ve toplum tasavvurunun uzantısı veya kaçınılmaz neticesi olduğundan farklı insan ve toplum tasavvurları açısından ele alınmayı gerektirir. Elinizdeki kitapta ahlâk ve müeyyide ilişkisini sorgulamak amacıyla 2015 yılı içerisinde İslam Ahlâk Düşüncesi Projesi içerisinde gerçekleştirilen “Ahlâkî Müeyyide Üzerine Konuşmalar” serisinde yapılan konferansların metinlerini bulacaksınız.
Tahsin GÖRGÜN, İhsan FAZLIOĞLU, Hakan POYRAZ, Cafer Sadık YARAN, Zeynep DİREK, Hümeyra ÖZTURAN, Ömer TÜRKER, Ahmet Ayhan ÇİTİL Günlük hayattaki bir çok eylemimizde ahlâkî karar verme anlarıyla karşı karşıya kalırız. Böyle durumlar ahlâkı insan açısından kolaylıkla anlaşılır ve konuşulabilir hâle getirir. Bunun daha ötesinde yapılacak olan şey, ahlâkî eylemin altında yatan anlamın ve ilkenin araştırılmasıdır. Sözkonusu eylem ise ancak ahlâkı, felsefî olarak soruşturan bir çabanın sonucunda ortaya çıkabilir.
Ahlâkî tercihlerin kaynağını oluşturan ilkeleri, iyinin doğasını, değerlerin anlamını sorgulamak ise ahlâkın temeline dair yapılacak bir felsefî soruşturmayı zorunlu kılar. İLEM (İlmi Etüdler Derneği) ve İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği bünyesindeki “İslam Ahlâk Düşüncesi Projesi” içerisinde gerçekleştirilen “Ahlâkın Temeli Üzerine Konuşmalar” dizisi de böyle bir amaca yönelik olarak ortaya çıktı. Bu kitapta “Ahlâkın temeli nedir?” sorusuna cevap aramak amacıyla Eylül 2013- Mayıs 2014 içerisinde gerçekleştirilen konuşmaların ürünlerini bulacaksınız.
Mustafa Şengün İnsanlar, ahlaki düşünce ve yargıları toplumsallaşma süreci içinde kazanırlar. Bilim ve teknolojideki gelişmelerin yanı sıra, kitle iletişiminin daha etkin ve yaygın hâle gelmesi hem insanları ve toplumları değiştiriyor hem de çözülmesi gereken yeni ahlaki sorunlar ortaya çıkarıyor. Bu nedenle, zaman içinde insanların ahlaki düşünce ve yargıları da değişiyor. Değişimi takip edebilmek, ortaya çıkan yeni sorunları çözebilmek ve yeni toplumsal şartlara uyum sağlayabilmek, ahlak alanındaki araştırmaların devamlılığını gerektirmektedir. Dolayısıyla bu kitapta, ahlaki düşünce ve yargı gelişim süreci ve bu süreci etkileyen faktörler incelenmiştir. “Ahlaki Düşünce ve Yargı” adlı eser, içeriğinde yer alan etik, ahlak eğitimi ve değerler eğitimi konuları itibariyle ortaöğretim ve üniversite öğrencilerine, araştırmacılara, akademisyenlere, öğretmenlere ve ahlak eğitimi ile ilgilenen herkese hitap etmektedir.
Mustafa Şengün Günümüz küresel dünyasının bilim ve teknoloji alanlarında yaşanan hızlı gelişmeler, internet ve kitle iletişim araçlarının yaygın hâle gelmesi beraberinde ahlaki değerleri ve bireylerin sahip olduğu ahlaki nitelikleri de değiştirmektedir. Ayrıca, bilimsel ve teknolojik ilerlemelerin beraberinde getirdiği nükleer silah, ekolojik bozulma, genetik kopyalama, internet suçları, küresel savaş tehdidi gibi riskler, toplumların barış, huzur ve güvenliğini tehdit etmektedir. Ahlak ise, toplumdaki bireylerin barış, güven, huzur ve mutluluk içinde yaşamalarına yardımcı olmaktadır. Bu durum, ahlak konusunda araştırmalar yapmayı önemli ve bu alanda yapılan araştırmaların sürekliliğini gerekli kılmaktadır. Dolayısıyla elinizdeki bu kitapta, ahlaki olgunluk konusu teorik ve uygulamalı olarak incelenmiştir. “Ahlaki Olgunluk” adlı eser, içeriğinde yer alan etik, ahlak eğitimi ve değerler eğitimi konuları itibariyle ortaöğretim ve üniversite öğrencilerine, araştırmacılara, akademisyenlere, öğretmenlere ve ahlak eğitimi ile ilgilenen herkese hitap etmektedir.
2017 yılında, yurt dışında Lap Lambert Academic Publishing tarafından “Ahlaki Olgunluk” ismiyle yayınlanan bu kitap, ders kitabı formatında düzenlenerek elinizdeki hâliyle yurt içinde Nobel Akademik Yayıncılık tarafından yayınlanmıştır.
Syed Nawab Haider Naqvi Ahlâkın temellerine hem seküler hem dinsel açıdan odaklanan Naqvi, kendi içsel mantık ve toplumsal zorunluluk parametreleri dâhilinde tüm ahlâki sistemlerin, diğerlerinin insan refahını maksimize etmek adına salık verdikleri şeyden kazanç sağlamaya çalıştığını göstermektir. Bu kapsamda çalışmada, laikliğin ahlâki manzaralarını ve üç büyük dinî geleneği; Yahudiliği, Hristiyanlığı ve İslam'ı incelemektedir. Tüm insani problemler gibi ekonomik sorunların da yalnızca varlığı arzulanan ahlâki vasıflar münasebetiyle adilane bir şekilde çözülebileceğini belirten Naqvi, dinî geleneğin özellikle İslâmî olanın hem bireysel ahlâk hem de kamu düzeni için uygun bir çerçeve sağladığını güçlü bir şekilde göstermektedir. İslam'ın ahlâki ideallerinin seferber edilip adil ve dinamik bir kamu politikası hâline getirilmesi durumunda özellikle adaletin sağlanması ve fakirliğin azaltılması konusunda bir iddia ortaya koyabilecektir. Bu bağlamda ise kitap, genel olarak din, ahlâk ve ekonomi arasındaki aktif bir etkileşime ve özellikle (idealize edilmiş) bir İslam iktisadına olan ihtiyacı vurgulamaktadır.
Mehmet Zeki AYDIN Sevgili Öğretmenler;
Değer Sandığı Okulda Değerler Eğitimi Materyalleri adını verdiğimiz seri çalışmamız, öğrencilerinize değerleri zevkle ve ilgiyle öğretebileceğiniz çeşitli uygulamalara sahiptir.
Bu set, eğitimcilerimize ilgi ve yeteneklerine göre etkinlik seçme imkânı sağlamaktadır. Ayrıca sette, eğitimcilerimizin, öğrencilerine fotokobi vererek uygulayabileceği birçok etkinlik yer almaktadır. Bu etkinlikleri; Drama, Yaşayarak Öğrenme, Klüp Etkinlikleri, Öykü, Kavram Açıklaması, Beyin Fırtınası, Röportaj Yapma, Gezi Gözlem, Materyal Üretme, Meslekler ve Değerler, Yaratıcı Yazma Etkinlikleri, Metafor, İstasyon, Jigsaw, Bilmece Bulmaca, Fıkra, Film Tavsiye / Yorumlama, Eğitsel Oyun, Örnek Olay, Şarkı, Şiir, Poster / Afiş, Proje Hazırlama, Resim Yorumlama, Karagöz ve Hacivat, Geleneklerimizde Değerlerimiz, Tekerleme, Mânilerde Atasözü ve Deyimlerde Değerler, Kitap Tavsiyeleri, Mevlana'dan, Nükte ve Örnek Kişilik olarak sıralayabiliriz.
Bu seri çalışma ile farkında olduğumuz ya da farkına varmadan uyguladığımız değer kalıplarını öğrencilerinize, size sunduğumuz materyal ve yöntemlerle öğrettiğinizde, onların farkındalıklarını arttıracak problem çözebilen, alternatif öneriler sunabilen, erdemli bireyler hâline gelmelerine yardımcı olacaksınız.
Çalışmamızda, öğrencilerin değer bilincini test etmelerine yardımcı olacak Ölçme Değerlendirme testleri yer almakta ayrıca eğitimde önemli bir payı olan ailelerin, eğitimin içine çekilmesini böylece öğrencilerin öğrendiği bilgileri evde de uygulayabilmesini amaçlayan Veli Mektubu ve Aile Katılımı bölümleri de bulunmaktadır.
Yusuf Bahri Gündoğdu Harfleri “tuhaf” bulan, sözlü geleneğin hüküm sürdüğü ümmi bir toplumda, kırk yaşına kadar okumamış ve yazmamış ümmi bir insana verilebilecek onlarca, yüzlerce emir ifadeleri arasından “Oku!” demek, “kalem”i zikretmek enteresan olsa gerek. Neden “Oku!”? Şaşırtıcı değil mi? “Ne okuyayım?” “Ben okuma bilmem ki, biz okuma bilmeyiz.” Sanki Allah bütün insanlığa, uçsuz bucaksız bir çöl yurdunda insani yanlarını hatırlatıyor ve “Oku!” diyor.
Kur'an'ın ilk ayetleri insanlık tarihini ikiye böler gibidir. Artık sözün yerine sözü de yaşatan ve kuşatan yazı, kuruntuların yerine de bilgi ikame ediliyor. Alak suresinin eğitim-yoğun ilk beş ayeti, içindeki tüm unsurlarla maddi ve manevi ilerlemenin yolu olarak ilmi ve eğitimi işaret ediyor.
Bu kitap, Alak suresinin ilk beş ayetinin 14. asrın sonuna kadar 45 tefsir üzerinden geç kalmış bir iz sürümüdür.
Özcan TAŞCI 18. ve 19. yüzyılda oryantalizm konusunda en fazla etkin olan ülkenin Almanya olduğu tespit edilmiştir. Ancak son dönemlerde Alman oryantalizm geleneğinin, özellikle de inanç ve düşünce (Kelam-İslam Felsefesi) bağlamında bilinmesinin zorunluluğu konusu daha da önemli hâle gelmiştir. Zira bu alanda detaylı çalışmalar mevcut değildir. Bunun için çalışmamız bu hususta bir ilk olma özelliği taşımaktadır. Almanya’nın kendi Müslüman din dersi öğretmenlerini ve din görevlilerini yetiştirmek üzere açmaya başladığı İslam İlahiyat Merkezlerinin (Zentrum für Islamische Theologie) varlığı, konunun önemini açıkça gözler önüne sermektedir. Şöyle ki, bilindiği üzere, büyük çoğunluğunu Almanya’da yaşayan Türklerin oluşturduğu Müslümanlara, şu anda Türkiye’den giden din dersi öğretmenleri ve din görevlileri hizmet vermektedirler. Ancak yakın gelecekte zikrettiğimiz İslam İlahiyat Merkezlerinden mezun olan ve Almanya’da doğup büyüyen, dolayısıyla da Türkiye’yle bağları çok sıkı olmayan Müslüman-Türk öğretmen ve din görevlileri Türklere hizmet vermeye başlayacaktır. Bu durum bu merkezlerde verilen eğitim-öğretimin niteliğine bağlı olarak gerek Almanya ve Türkiye arasındaki ilişkileri olumlu ya da olumsuz etkilemesinin yanı sıra Almanya’da yaşayan Türklerin ana vatanlarıyla olan bağlarını özellikle dini gelenek alanında oldukça etkileyecektir. Bu merkezlerde yetiştirilecek Din dersi öğretmenleri ve din görevlilerine verilecek ilahiyat eğitim-öğretiminde Kelam ve İslam Felsefesi oldukça belirleyici anahtar konumundadırlar. Zira bu iki alan, özellikle de Kelam, İslam'ın inanç ilkeleri ve düşüncesiyle, yani usul ile ilgilenmektedirler. Bundan dolayı da sunduğumuz araştırmanın amacı ve kapsamı, Alman müsteşriklerin Kelam ilmi ve İslam felsefesi konusunda tarihsel süreç içerisinde yaptıkları araştırmalar ve bu ilimlerin Alman üniversitelerinde geçirdiği evreler hakkında birtakım veriler elde etmektir.
Süleyman Hayri Bolay Yedinci basımına ulaşan bu eser, Türkiye’de bazı bakımlardan ilkleri gerçekleştirmiştir. Çünkü ülkemizde bu esere kadar, Doğu/İslâm ile Batı düşüncesinin büyük ve temel isimlerine ait felsefî görüşlerinin bu çapta derinlikli mukayesesi yapılmamıştır. Binaenaleyh bu çalışma, Aristo’nun ve Gazzalî’nin metafizik kavramlarının ve bu kavramların ihtiva ettiği ana fikirlerin karşılaştırmasını yaparak hem bir örnek teşkil etmiş hem de Gazzalî gibi bir büyük düşünürün Aristo’dan neler aldığını, neler almayıp, nerelerde onun görüşlerine karşı çıktığını açık bir şekilde ortaya koymuştur. Bunu yaparken Gazzalî’nin İslâm aleminde düşünceyi durdurduğu iddiasının temelsiz olduğunu açığa çıkardığı gibi onun ele aldığı problemleri nasıl sistematik bir biçimde tek tek çözdüğünü de ortaya koymuştur.
Türkiye’de felsefe ve düşünce dünyasının iki büyük zirvesinin karşılaştırılması, konuya ilgi duyan herkese ilginç gelmektedir. Böyle ağır konulu bir kitabın altıncı baskıya ulaşması, ona gösterilen alakanın bir göstergesidir. Çeyrek asra varmadan klasikleşen bu eser, umarız, bundan sonra da aynı alakaya mazhar olur. Nobel Akademik Yayıncılık böyle bir eseri tekrar basmakla düşünce tarihimize büyük bir katkıda bulunmaktadır.
Talat SAKALLI Çağımızda, hadis/sünnet değerlendirilip yorumlanırken genellikle indirgemeci, seçmeci tavır benimsenmektedir. Sünneti hayat geçirme noktasında da hadis veya genel anlamda naslar siyasî veya hissî düşüncelere kurban edilmektedir. Basmakalıp sathî bakış açısı ile temel delillere yaklaşılması, daha kötüsü, bu deliller zevkçi, bencil ideolojilerin dayattığı dünya görüşünün kısır ve dar çerçevesinde değerlendirilmesi, Müslümanları hakikatten uzaklaştırmaktadır. Nitekim bazı çevrelerde hadisler, –haliyle ayetler bile- kuralı kaidesi olmayan oldukça serbest yorumlara tâbi tutulmaktadır. Bazı yorumlar, İslam kültür tarihinde aşırı uç kabul edilen Şiî veya Batınî fikirleri bile aratacak kadar ilmîlikten uzak yapılmaktadır. Hele hadislerin tenkidinde kuralsız ve usulsüz davranılması, İslam ülkelerinde kabul görmemektedir. Bu açıdan, İslam'ı, çağın idrakine sunarken, önce kurallar koyup o kurallara nasları uydurmak yerine, Kur'an ve sünnetleri esas alarak prensipleri çıkarmak daha gerçekçi olacaktır.
Müslüman vicdanında kabul görecek yeni bir medeniyetin oluşmasına katkı sağlayacak çabaların başında şüphesiz Hadis ilmiyle ilgili çalışmalar gelmektedir. Hadislere anlam yüklerken, Aynî'nin Umdetü'l-Kârî isimli muazzam eserinde takip ettiği yöntem gibi klasik şerh usul veya yöntemlerinin yanı sıra, hadisin bütün bağlamlarını tespit etmeden yorum yapmamaya da dikkat etmek ve Aynî'nin de esas aldığı gibi, Usul ilimleri başta olmak üzere, İslam ilimleri ile günümüz ilimlerinin tamamından istifade etmek gerekmektedir. Bu doğru yöntem ile elde edilecek fikirlerin Müslüman gönlünde yer bulacağına inanıyoruz.
İşte Aynî gibi şerh geleneğimizin emsalsiz örneklerinin anlaşılması, tanıtılması ve tutarlı yöntemlerinin ilmî hayata aktarılarak günümüz ilimleri ile yoğrulması, çağdaş İslam dünyasının yeni bir medeniyet liderliğine soyunmasına da sebep olabilecektir. Elinizdeki şu kitabın da, bu kutlu yolda bir nebze katkısının olmasını ümit ederiz.
Ali Öztürk, Eyüp Salih, F. Beylü Dikeçligil, Fariz Halilli, Hasan Şükrü Yayıntaş, Levent Bayraktar, Mehmed Veysî Dörtbudak, Metin Hakverdioğlu, Mustafa Özçelik, Mücahit Kaçar, Nehri Aydinçe, Özden Aydın, Raşit Çavuşoğlu, Safi Arpaguş, Sinem Dilara Çimdiker, Türkan Uymaz, Yeliz Yayıntaş Tasavvuf kültürü, medeniyetimizin mayası hükmündedir. Bu maya hem insanı hem toplumu hem de coğrafyayı şekillendirerek, yaşanabilir bir medeniyet kurar. Bu bir sevgi ve rahmet medeniyetidir. Tasavvufî irfan ocakları; bulundukları coğrafyaları, insanın yaratılmasından maksudu tahakkuk ettirecek şekilde böyle bir medeniyete dönüştürürler.
Elinizdeki bu eser, Bakü'den Balkanlara Halvetîliğin ve genel anlamda tasavvufun izini sürerek, onun medeniyet kurucu rolünü bir parça olsun gözler önüne sermek idealinin ve iradesinin bir yansımasıdır.
M. Tayyip Okiç Bazı Hadis Meseleleri Üzerinde Tetkikler, Türkiye'de modern ilâhiyat fakültelerinde hadis alanında yazılmış ilk eserdir. Konuları tahlil biçimindeki disiplin, kaynakları işleme titizliği ve geniş bibliyografyasıyla hadis araştırmalarının klâsiği kabul edilmektedir. Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesinde tefsir ve hadis kürsülerini kuran, binlerce talebe yetiştiren Prof. Dr. Muhammed Tayyip Okiç bu eseriyle Babanzâde Ahmet Naim ve İzmirli İsmail Hakkı gibi, Osmanlı âlimlerinin ilim geleneğine eklenebilecek son halkalardan biridir. Bu yönüyle Okiç, modern bir ilâhiyat fakültesinde İslâm medeniyet tarihinde sayısı binlerle ifade edilen dâru'l-hadîslerin temsilcilerinden birisi olarak tarihteki yerini almaktadır. Kitap Türkçe, Farsça, Balkan ve Batı dillerinde hadis alanında yapılmış birçok çalışmaya yer vermesine rağmen araştırılan her konuda müsteşrik perspektifini çürütmektedir. Akademi dünyasında göz ardı edilmiş bir eser olmasına rağmen bu kitap kritisizmin ve hermeneutiğin girdaplarına duçar olmuş modern araştırmacıların hadis deryasında zorlandığı birçok probleme yeni bakış açıları sunmaktadır. Kitap müsteşrik etkilerinin gizli nüfuzu konusunda hassasiyet taşımakta, bu açıdan ilâhiyat fakültelerinde hadis ilminde üretilen çalışmalara metodoloji sorununda rehberlik değerini korumaktadır.
Kenan Gürsoy Sevgiyle değerlendirmemiz gereken bir kültürümüz, bir dilimiz, bir edebiyatımız var. Dahası tam da “İrfan kültürümüz işte budur” diyebileceğimiz, bugün özgürce ve evrensel kucaklayıcılığı ile işleyebileceğimiz bir tasavvuf geleneğimiz söz konusu. Bu fikirden hareketle, felsefenin neden bir “gelenek işi” olduğunu gösteren yazı, bildiri ve mülâkatlardan oluşan ve tasavvuf geleneğimizin felsefî bir yaklaşımla tahlil edildiği “Bir Felsefe Geleneğimiz Var mı?”, Türkiye'de düşünme çabasını ciddiye alan herkesin cevaplaması gereken bir soruya dikkat çekiyor.
Recep Bilgin Elmalılı’nın tefsir, kelâm, felsefe, sosyoloji ve psikolojiyle ilgili yönleri araştırılmasına rağmen hadisçilik yönü yeterince ele alınıp incelenmemiştir (Şahin, 2008: 149). Belirtilen bu gerekliliğe ve üzerinde farklı disiplinlere ait birçok akademik çalışma yapılmasına rağmen Elmalılı’nın Hak Dini Kur’ân Dili isimli tefsirini merkeze alarak müfessirin hadisçiliğiyle ilgili doktora seviyesinde bir çalışmanın yapılmamış olması önemli bir eksikliktir. Bu eksikliğin giderilmesi amacıyla böyle bir konuyu çalışmaya karar verdik. Söz konusu tefsirde kullanılan hadislerin incelenmesi ve tefsirinin bu yönünün tetkik edilmesinin ilim dünyasına bir katkı sağlayacağını umuyoruz.
Mehmet Sürmeli Allah'ın bize verdiği en büyük nimetlerden biri çocuklarımızdır. Bu nimetin büyüklüğüne oranla imtihan edildiğimiz de bir gerçektir. Bu imtihan süreci henüz onlar dünyaya gelmeden eş seçimiyle başlamakta ve dünyaya geldikten sonra da devam etmektedir. İmtihanı başarıyla sonuçlandırabilmek için onların her anlarıyla bir yöntem dahilinde ilgilenmek zorundayız. Eğer bu ilgi bir an bile kaybolacak olursa çocukların yaşadıkları çevre / sokak onları istediği gibi yetiştirebilmektedir. Bu anlamda “sokak çocuğu” deyimi, eğitiminden anne-babanın elini çektiği metruk çocuklar için kullanılan bir ifadedir. Gerekli eğitim ve öğretim verilmediği zaman köşklerde ve sırça saraylarda yetişen çocuklar dahi niteliksel anlamda “sokak çocuğu” olabilir. Yeryüzüne halife olarak yaratılan bir varlık sokağa terk edilemeyecek kadar değerlidir. Şayet bu önemli varlığın değeri bilinmeyecek olursa başına gelecek olumsuzluklar onu insaniyet konumundan düşürerek değersiz hâle getirebilir. Kur'an “eşref-i mahlûkat” olarak yaratılan bu varlığın emanete liyakat durumunu koruyabilmesi için onun eğitimi ile ilgili çok önemli hükümler koymuş ve Peygamber Efendimiz de hem kendi çocuklarını, hem de sahabenin çocuklarını ideal anlamda yetiştirerek bizlere örnek olmuştur. Bu davranışıyla insanın değerine hem atıfta bulunmuş, hem de iyi yetiştirerek kıymetini daha da artırmıştır.
Mustafa Köylü, Cemil Oruç Çocuğun biyolojik, psikolojik ve sosyal gelişimi kadar, inanç gelişimi ve buna bağlı olarak verilecek dini eğitimi de son derece önemlidir. Bu açıdan çocukluk dönemi din eğitiminde izlenecek yöntemler, çocuğun sağlıklı bir kişilik gelişimi göstermesi açısından olduğu kadar, sağlıklı bir dini gelişim göstermesi açısından da kritik bir süreci teşkil eder. Bununla birlikte, dini gelişim ve eğitim süreçlerinin diğer eğitim ve gelişim süreçleri yanında kendine özgü bir takım ilkeleri ve yöntemleri de vardır. İşte bu kitap doğumdan itibaren yaklaşık on yaşına kadar, çocuğun farklı gelişim özelliklerini ele alarak, bilimsel bir yaklaşımla, din eğitiminin aile, okul ve medyada nasıl etkin ve doğru bir şekilde gerçekleştirilebileceğini göstermektedir.
Cemil Osmanoğlu Türkiye'de din eğitimi pratiği, Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana çok boyutlu tartışmalara ve gelgitlere sahne olmuştur. Din eğitimi etrafında yaşanan tartışmalar ve oluşan gelgitler, din kültürü ve ahlak bilgisi dersi hakkında yazılıp çizilenlere bakıldığında daha iyi anlaşılabilir. Öyle ki bu gün din kültürü ve ahlak bilgisi etrafında oluşturulan atmosferin ciddi bir bilgi kirliliği ve kafa karışıklığına yol açtığı söylenebilir. Din kültürü ve ahlak bilgisi dersi yerel ve uluslararası mahkemelerin, farklı sivil toplum kuruluşlarının, gazete haberlerinin, köşe yazılarının hatta sosyal medyanın önemli bir gündemi hâline gelmiş bulunmaktadır. Hâl böyleyken son yıllarda dersin nesnel/objektif, tarafsız ve çoğulcu olmadığı; din, inanç ve kültür farklılıklarına duyarlı davranmadığı, örneğin İslam içi görüşleri yeterince kuşatmadığı şeklindeki eleştirilerin öne çıktığı görülmektedir. Bütün bunlar din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri hakkında nitelikli ve bilimsel bilgiye olan ihtiyacı artırmıştır.
Yukarıdaki ihtiyaçtan hareketle, bu araştırmada din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitaplarının inanç, din ve kültür bazlı farklılıkları sunuş biçimi çoğulcu din eğitiminin temel parametreleri açısından incelenmeye çalışılmıştır. Çoğulcu din eğitimi; farklılıklara duyarlılık, kapsayıcılık, nesnellik, tarafsızlık ve eleştirellik nitelikleriyle öne çıkan bir din eğitimi yaklaşımıdır. Sosyal bilimlere bilhassa mukayeseli dinler tarihi ve fenomenoloji bilimine, karşılaştırmalı yorumlayıcı pedagojiye, çok kültürlü tanıma politikalarına yaslanan çoğulcu din eğitimi, son dönemde dünyada eğitim politikalarına giderek daha fazla yön vermektedir. Araştırma Türkçe literatürde çoğulcu din eğitimini farklı yönleriyle ele alan, bu çerçevede din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitaplarındaki inanç, din ve kültürel farklılıklar söylemini çoğulcu bir perspektifle değerlendirmeye çalışan ilk çalışmadır. “Araştırma Erciyes Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi”nin desteğiyle yürütülmüştür (No: SBD-12-4182).
Nurullah Altaş Çokkültürlülük ve Din Eğitimi, eğitim alanındaki yeni anlayışlardan biri olarak karşımıza çıkan çok kültürlü eğitim akımının din eğitimi alanına nasıl aktarıldığını ve din eğitimi programlarına nasıl yansıtıldığını betimleyici bir yöntemle ortaya koymaya çalışmaktadır. Giriş bölümünde problem, amaç, önem ve araştırmanın üzerine kurulduğu temel kavramların hangi çerçevede anlaşıldığı belirlenmiş, araştırma boyunca sınanacak hipotezler sıralanmıştır. Birinci bölümde çok kültürlü eğitim anlayışının Osmanlı Devleti dönemindeki eğitim uygulamalarıyla paralelliği tartışılmıştır. İkinci bölümde çok kültürlü din eğitiminin temellendirilmesi çabaları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu çabalar felsefi, psikolojik ve sosyolojik alanlarda ayrı ayrı incelenmiştir. Üçüncü bölümde eğitim programları ve Hıristiyan eğitimindeki anlayışların gelişmesiyle paralel olarak çokkültürlü eğitim anlayışının Hıristiyan eğitim programlarına nasıl yansıtıldığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Son bölümde de araştırma boyunca ortaya çıkan sonuçlar ve öneriler sıralanmıştır.
Hasan ÇELİKKAYA Çalışmanın temel amacı, eğitimdeki duygu ve değerler eğitiminin, eğitim sisteminde ne derece gerçekleştiğini görmek ve ona göre eğitime yön vermektir.
Bu konunun tespitinde en sağlam bilimsel yolun anket uygulaması olduğu görülmüş ve kitapta bu gerçekleştirilmiştir. Bu arada konuyu destekleyen ve yazarın daha önce yayımlanmış bazı makaleleri de kitaba eklenmiştir. Keza din eğitimini çok yakından ilgilendiren yazarın “Dinî Cemaatler ve Cemaat İlişkileri” konusunda daha önce hazırladığı ancak yayımlanmamış çalışması da kitabın bütünlüğü açısından ilave edilmiştir.
Kitapta din eğitiminde duygu ve tefekkür konusunun önemine özellikle dikkat çekilmiştir.
Çalışma, din eğitimi konusunda araştırma yapan okuyucuların ilgisini çekecek ve yararlı olacağı düşüncesindeyiz.
Süleyman Hayri Bolay Dinlerin hedefi, bütün insanları “iyi insan” hâline getirmektir. Bu bir kuyumcunun ham altını işlemesi gibidir. İyi insan olmak için Yüce Tanrı'nın bize bildirdiği kurallar bütününe inanmak, samimi şekilde inandıklarını hayata geçirmek gerekir. Burada önem kazanan husus, inandıklarını doğru anlayıp doğru uygulamaktır. İşte bu noktada “din öğretimi” ile “din kültürü ve ahlak bilgisi eğitimi” ihtiyaç olarak ortaya çıkmaktadır. Bu düşüncelerle hazırlanan kitabımızda, Allah var mıdır? Ateizm nedir, çeşitleri nelerdir, nasıl eleştirilmiştir? Din nedir? Dine ihtiyaç var mıdır? Din eğitiminin felsefi, hukuki, anayasal ve evrensel temelleri nelerdir? Batı ülkelerinde din eğitiminin durumu nedir? Başlıca dinler hangileridir? Dinimizin kuralları nelerdir? Peygamberimiz kimdir? Dinin amaçları nelerdir? Nasıl iyi insan olunur? İman esasları nelerdir? İbadet esasları nelerdir? İbadetlerin eğitici yönleri nedir? Ahlak nedir, ahlakın eğitici tarafları nelerdir? soruların cevaplarını bulacaksınız. Bunlara ilave olarak abdest alma, namaz kılma şekilleri resimli olarak gösterilmiştir. Bir kısım okuma parçaları, gazete kupürleri, ayrıca değişen yeni programa uygun olarak programların etkinlik örnekleri kitaba eklenmiştir. Bu konular işlenirken kolay öğrenmeyi ve anlamayı sağlamak hedefimiz olmuştur. Çünkü dinde sevdirmek esastır. Görevlerini ibadet şevkiyle ve inancıyla yapan sayın öğretmenlerimize, öğretmen adaylarına, öğrencilere, bu konularda temel bilgileri edinmek isteyen herkese bu kitabın faydalı olacağına Nobel Yayınevi olarak inancımız tamdır.

İÇİNDEKİLER


Bölüm 1 DİN EĞİTİMİNDEKİ BAZI TEMEL KAVRAMLAR VE
DİNLER HAKKINDA GENEL BİLGİLER
DİN EĞİTİMİNDEKİ BAZI TEMEL KAVRAMLAR
DİN VE DİNLER
EĞİTİMİN DİNLE İLİŞKİSİ

Bölüm 2 DİN EĞİTİMİ VE DİN EĞİTİMİ BİLİMİ
DİN EĞİTİMİ
DİN EĞİTİMİ BİLİMİ
DİN EĞİTİMİ BİLİMİNİN KONUSU
DİN EĞİTİMİNİN BAŞLANGICI
DİN EĞİTİMİNİN AMAÇLARI
DİN KÜLTÜRÜ EĞİTİMİNİN OKULDAKİ HEDEFLERİ
DİN EĞİTİMİ BİLİMİNİN DİĞER BİLİMLERLE İLİŞKİSİ

Bölüm 3 DİN EĞİTİMİNİN TEMELLERİ
DİN EĞİTİMİNİN BİLİMSEL TEMELLERİ
DİN EĞİTİMİNİN DİĞER TEMELLERİ
Bölüm 4 BATI ÜLKELERİNDE DİN EĞİTİMİ
AVRUPA’DA DİN KÜLTÜRÜ EĞİTİMİ
ABD VE JAPONYA’DA DİN EĞİTİMİ
Bölüm 5 DİN EĞİTİM VE ÖĞRETİMİNDE YÖNTEMLER

GENEL ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ
ÖZEL ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ
Dİn Eğİtİmİ Esas ve Yöntemlerİne Farklı Bİr İslâmİ Yaklaşım

Bölüm 6 KREŞ VE ANA OKULLARINDA DİN EĞİTİMİ İLE BEDENSEL
ÖZÜRLÜ GENÇLERİN DİN EĞİTİMİ
Kreşlerde Dİn Eğİtİmİ
Anaokullarında Dİn Eğİtİmİ
Bedensel Özürlü Gençlerİn Dİn Eğİtİmİ

Bölüm 7 İNANÇ ÖĞRETİMİ, TEMEL İLKELERİ, ŞARTLARI

İNANÇ
İMANIN ŞARTLARI
ÇELİŞKİLER
İNSAN, KADER VE KAZA

Bölüm 8 İBADET, İLKELERİ VE ÇEŞİTLERİ
İBADET
İSLÂM’DA ÖNEMLE ÜZERİNDE DURULAN BAŞLICA İBADETLER
GENEL OLARAK HARAMLAR

BÖLÜM 9 AHLAK VE EĞİTİMİ
AHLAKIN SÖZLÜK ANLAMI
AHLAKIN TEMEL KAVRAMLARI
AHLAKIN TEMEL SORULARI

Halit Ev Günümüzde okullar, birçok kimse için hâlâ din eğitimi ve öğretiminin gerçekleştiği yegâne mekânlar olarak görülmektedir. Bu nedenle Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri özellikle, inançların temelleri ve hayatın anlamıyla ilgili temel bilgileri düzenleme konusunda aracılık etmek, yaşayan inanç formlarını öğrenmelerine yardımcı olmak, diyalog ve inanç konusunda kendi başlarına karar vermelerini teşvik etmek gibi fonksiyonları sayesinde öğrencilere çeşitli imkânlar sunmaktadır.
Son yıllarda, beklenen görevlerin yerine getirilmesinde bu derslerin ve öğretmenlerin oynayabileceği rolün farkına varılarak, hem dersin sahip olması gereken yaklaşım hem de kullanılması gereken yöntem ve teknikler konusunda radikal sayılabilecek bazı adımlar atılmıştır. Artık araştıran, sorgulayan, anlamaya çalışan, eleştiren, empati kurabilen, problem çözebilen, iletişim becerileri gelişmiş, dinini temel kaynaklarından öğrenen, öğrendiklerini hayata aktarabilen ve bunlardan yeni bilgiler üretebilen bireylerin yetişmesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin de önemli amaçları arasına girmiştir.
Elinizdeki çalışmayla bir bakıma atılan bu önemli adımın önü açılmaya çalışılmış, din alanında uygulamaya konulması oldukça yeni olan yapılandırmacı öğrenme kuramıyla ilgili bilgi eksikliğinin giderilmesinin yanı sıra uygulamaya nasıl aktarılabileceği üzerinde durulmuştur. Bunun için de yapılandırmacılığın uygulama yollarından biri olan, hemen hemen bu kuramın öne çıkan tüm önemli yönlerini ihtiva eden, probleme dayalı öğrenme üzerine odaklanılarak din eğitimi ve öğretimi alanında, özellikle de Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinde nasıl uygulanabileceği birtakım örneklerle somutlaştırmaya çalışılmıştır.
Alanında ilk olan bu çalışmanın, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenleri, bu yolun başında olan Eğitim Fakültesi İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Eğitimi Bölümü ve İlahiyat Fakültesi öğrencileri, din eğitimi ve öğretimiyle ilgilenen herkese yararlı olacağı ümit edilmektedir.
Mustafa Tavukçuoğlu - Hüsamettin Erdem Öğretmen adayları her yönüyle güçlü bir öğretmen olabilmek için, bilgi ve tecrübe dağarcıklarını Türk Toplumunun dini ve kültürel değerlerini, bu değerlerin öğretimini zenginleştirmek durumundadırlar. Bu çalışma, daha güçlü sınıf öğretmeni yetiştirme amacıyla Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Derslerinde temel bilgilerle ve teknik yönden de donanımlı olmak isteyen öğretmen adaylarına yararlı olacaktır. Din eğitimi ve din kültürü ile ilgili temel kavramlar, din eğitimi ve din eğitimi bilimi, İslam’da iman ve inanç esasları, İslam’ın temel esaslarından ibadet, İslam’da ahlak ve ahlak eğitimi, ilköğretim IV ve V. sınıflarda din kültürü ve ahlak bilgisi öğretim yöntemleri ve son olarak da Avrupa Birliğine üye bazı ülkelerde din eğitiminin genel görünümü konuları kitap içerisindeki aynı başlıklar altında incelenmiştir.
Emine Zehra Turan İlahiyat fakültelerinde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni yetiştirme programlarına ilişkin kalite standartlarının belirlenmesine yönelik olan bu kitap, Türkiye’de öğretmen yetiştirmede kalite sistemini oluşturmak ve verimliliği arttırmak açısından önemlidir. Farklı ülkelerde din eğitiminde kalite standartları belirlenmiş olup ülkemizde bu çalışma bir ilktir.
Yüksek Öğretim Kalite Kurulunda (YÖKAK) yürütülen kalite geliştirme çalışmalarına Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretimi (DKAB) açısından öncü niteliği taşıyan bir eserdir. Bu noktada Yüksek Öğretim Kurumu da (YÖK) üniversitelerin kalitesini geliştirmek adına standardizasyon ve akreditasyon çalışmalarını desteklemektedir. Belirlenmiş olan DKAB öğretmen yetiştirmeye ilişkin kalite standartları program akreditasyonunda kullanılabilir.
Eğitimin her alanda olduğu gibi din eğitimi alanında da kalite standartlarının belirlenmesi hayata daha nitelikli, daha bilimsel bakan öğretmenlerin yetiştirilmesine katkı sağlayacaktır. Kitabın, kalite ve öğretmen yetiştirme konusunda araştırma yapan uzmanlara ve okuyuculara yardımcı ve kaynak olması temennilerimle...
Kalite bir tercihtir!
Süleyman AKYÜREK Din eğitimi biliminin teorisi son zamanlarda ortaya çıkmaya başlamasına karşın bu bilim dalı son derece hızlı bir gelişim göstermiştir. Bir yandan din eğitimi biliminin ne olduğu, diğer bilimlerle ilişkisi ve metodolojisi belirlenirken bir yandan da din eğitimi uygulamalarının incelenmesi/irdelenmesi çalışmaları sürmektedir. Din öğretimi bilimi alanına yönelik bu çalışma, daha çok “Dini nasıl öğretelim?” sorusu çerçevesinde din öğretimi yöntemlerine yönelik olarak hazırlanmıştır.
Elinizdeki bu eserde, din öğretimine ilişkin veriler bilişsel, duyuşsal ve devinişsel alanların öğretimi çerçevesinde ele alınmaya çalışılmıştır. Daha sonra öğrenme alanlarında hangi öğretim modellerinin kullanılabileceğine işaret edilmiştir. Bu öğretim modellerinin kullanılabileceği belli başlı öğretim stratejileri açıklanmış, bu stratejilerle uyumlu öğretim yöntemleri ele alınmıştır. Ele alınan öğretim yöntemiyle birlikte kullanılabilecek öğretim teknikleri incelenmiştir. Bölüm sonlarında öğrenme alanı-öğretim modeli-öğretim stratejisi-öğretim yöntemi ilişkisini ortaya koyan tablolar oluşturulmuştur. Yöntemlerin din öğretimine uygulanışına yönelik ders işleniş örnekleri verilmiştir. Ayrıca din öğretiminde kullanılan yöntemlerin uygulamasını değerlendirmeye yönelik “yöntem gözlem formları” geliştirilmiştir. Bunlara ilave olarak ele alınan bölümlerin ilk sayfasında bölümün yapısı ve hedef davranışlar belirlenerek okuyucuya bölümün yapısı ve hedeflerine ilişkin bir ön organize edici sunulmuştur. Ayrıca din öğretimine ilişkin veriler sunulurken bazı bilgilerin okuyucu tarafından tartışılması/düşünülmesi için etkinliklere yer verilmiştir. Böylece okuyucunun sunulan bilgiyi irdelemesi, anlamlandırması ve tartışması amaçlanmıştır.
Bahar Sevim Günümüzde geleneksel öğretim yöntemlerinden çok, yaparak ve yaşayarak öğrenme ön plana çıkmaktadır. Öğrencilerden aktif, katılımcı, yaratıcı ve üretken olmaları beklenmektedir. Bu süreçte öğrencilerin aktif olmalarını sağlamak için yöntem ve tekniklerden yararlanmak gerekir.
Bu çalışmanın oluşmasında, “Din öğretiminde eğitsel oyun yönteminden nasıl faydalanabiliriz?” sorusuna olan merak etkili olmuştur. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde oyun ve eğitsel oyun yöntemi üzerinde durulmuş; ikinci bölümde din öğretiminde oyun örneklerine yer verilmiştir. Elinizdeki 3. basımda din ve ahlak oyunları ayrı kategorilerde incelenmiş ve din öğretimiyle ilgili oyunlar üzerinde çalışılmıştır. Kitapta, 17 adedi ders planı şeklinde olmak üzere toplam 44 oyun yer almıştır.
Bu çalışma, başta Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi olmak üzere İmam Hatip Lisesi meslek dersleri öğretmenleriyle Kur'an Kursu Öğreticilerine din öğretiminde yardımcı olmak, dersleri daha verimli kılmak amacıyla hazırlanmıştır. Ayrıca anaokulu öğretmenlerine, ilköğretim sınıf öğretmenlerine ve çocuklarına dini bilgi öğretmek isteyen ebeveynlere de hitap etmektedir.
Fatma Çiftçi Bu kitap, ilköğretim okullarında görev yapan din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerine, kuran kursu öğreticilerine, 4. ve 5. sınıfların din kültürü ve ahlak bilgisi dersine giren sınıf öğretmenlerine, ayrıca ilköğretim öğrencilerine yardımcı olabilmek amacıyla hazırlanmıştır.
Çalışma iki bölümde ele alınmıştır. Birinci bölümde, temel öğrenme-öğretme yaklaşımları hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra, proje tabanlı öğrenme yaklaşımının ne anlama geldiği, genel özellikleri, üstün yönleri, sınırlılıkları, felsefî temelleri, konu seçimi ve dikkat edilmesi gereken hususlar, planlanması ve sınıfta uygulanması, ögeleri, proje tabanlı öğrenme yaklaşımında öğrencinin ve öğretmenin rolleri, değerlendirme, teknoloji kullanımı, uygulama aşamalarıyla ilgili görüşler incelenmiştir. İkinci bölümde ise proje tabanlı öğrenme yaklaşımıyla yapılan öğretimde öğrencilerin ürettikleri materyaller verilmiştir.
Bu kitapta; pano yapma, tiyatro yazma ve oynama, resim çizme, hikâye yazma, resimlerle anlatma, maket yapma, kavram haritası yapma, sunu yapma, sürücü belgesi ve nüfus cüzdanı hazırlama, mektup yazma, şiir yazma, tişört yapma, kolye yapma, ilahî söyleme, slogan oluşturma, afiş yapma, bulmaca hazırlama, yarışma yapma, küp yapma, boyama kitabı yapma, broşür hazırlama, röportaj yapma, haber bülteni hazırlama, video yapma, gazete çıkarma, tebrik kartı yapma, günlük yazma etkinliklerini kapsayan 15 tane proje çalışması ilgilenenleri beklemektedir.
Mehmet Zeki AYDIN Din Öğretiminde Yöntemler, İlahiyat fakültelerinde ve Eğitim fakültelerinde Sınıf Öğretmenliği bölümünde okuyan öğrencilere, hâlen okullarımızda görev yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ile İHL meslek dersleri öğretmenlerine ve Kur'an kursu öğreticilerine yönelik hazırlanmıştır.
Bu kitap, daha önce yayımlanan “Din Öğretiminde Yöntemler ve Buldurma Yöntemi” kitabının gözden geçirilmiş, yeni yöntem ve yaklaşımlar ilave edilmiş şeklidir.
Kitapta, din öğretiminde kullanılabilecek öğretim yöntemleri ve ders araç gereçleri teorik olarak açıklanmış ve yöntemlere örnek olmak üzere ders planları verilmiştir. Ayrıca, KPSS'ye girecek adayların program geliştirme ve öğretim yöntemleri ihtiyaçlarını giderecek birçok bölüm yer almıştır.
Bu nedenlerle kitap, öğrenci ve öğretmenlerimize yöntemler konusunda bir el kitabı niteliğindedir.
Fatma Gül CİRHİNLİOĞLU Elinizdeki bu kitap din psikolojisine giriş niteliğindedir. Genel olarak din psikolojisi konularına ilişkin kuramsal yaklaşımlar, açıklamalar ve görgül çalışmalar doğrultusunda elde edilen bulgular sunulmaya çalışılmıştır. Kitapta dini kabuller ve değerler hakkında sayıltılar ileri sürülmeksizin psikolojinin bakış açısından dine yaklaşılmıştır.
Hiç şüphe yok ki din, insan yaşamının önemli bir parçasıdır. Din ve dinsel kurumlara ilişkin bilgi olmaksızın toplumların tam olarak anlaşılamayacağı genel kabul görmektedir. Bu bakımdan psikologların da dinin, insan duygu, düşünce ve davranışlarını nasıl etkilediğini öğrenmeleri bir zorunluluk olarak ortada durmaktadır. Kitap boyunca din taraftarlığına veya din karşıtlığına yönelik bir tutum içinde olmamaya özel bir önem gösterilmiştir. Dini duygu, düşünce ve davranışlarımız, bilimsel bakış açısıyla anlaşılmaya ve anlatılmaya çalışılmıştır. Özellikle konunun uluslararası literatürde nasıl ele alındığı üzerinde durulmuş, sıkça kuramsal ve görgül araştırmalara atıflar yapılarak ayrıntılara inilmeye çalışılmıştır. Din psikolojisi alanındaki uluslararası literatürü Türkçeye kazandırdığı göz önünde tutulduğunda bu kitaptan özellikle eğitim hizmeti verenlerin rahatlıkla yararlanabileceği söylenebilir. Kitap; psikologlar, din psikolojisi alanında çalışan ilahiyatçılar, din psikolojisi alanında ders alanlar ve konuyu öğrenmek isteyenler için değerli bilgiler içermektedir.
Ahmet Celalettin Güneş, Ahmet Selman Baktı, Ali Aslan, Cüneyd Aydın, Ebru Morgül, Fatma Baynal, Kenan Sevinç, Muhammed Kızılgeçit, Mustafa Ulu, Nevzat Gencer, Saliha Uysal, Ümit Horozcu, Yahya Turan Din, insan hayatının tüm alanlarını renklendiren ve zenginleştiren önemli ve evrensel bir olgudur. İnanç ve değerler, insanın kendisine, diğer bireylere, topluma ve yaşadığı çevreye yönelik bakış açılarını ve tutumlarını şekillendirir. Din aynı zamanda, bireyin mutluluğunu ve ruh sağlığını da etkiler. Din Psikolojisi ise din ve bireyi karşılıklı ilişki içinde ele alan, diğer araştırma konularının yanı sıra bireyin ruh sağlığı ve mutluluğu üzerinde araştırmalar yapan önemli ve etkili bir alandır.
Bu kitap, öncelikle Din Psikolojisi alanındaki araştırma eğilimlerinin yurt dışında ve ülkemizde hangi konularda yoğunlaştığını belirlemekte; özellikle son yıllarda ülkemizde yapılan çalışmaları farklı perspektiflerden analiz ederek sunmakta ve alanın sorunlarına ve çözümlerine ışık tutmayı amaçlamaktadır. Bu çerçevede hazırlanan Din Psikolojisi Güncel Durum Analizi, birçok araştırmacının katkılarını içermektedir. Kitap, Din Psikolojisi alanında akademik çalışma yapacak kişiler için bir yol haritası oluşturacağı gibi din ve insan arasındaki ilişkileri merak eden tüm okurlara da özel katkılar sunacaktır.
Tuğba GÜLER BOZKAYA Eğitimde drama; insanın kendini başkalarının yerine koyarak çok yönlü düşünmesini sağlayan, bireyin eğitim ve öğretimde aktif rol almasını, kendini ifade edebilmesini sağlayan, yaratıcı ve araştırıcı olma istek ve duygusunu geliştiren çağdaş bir eğitim yöntemidir. Bu sebeple drama yöntemi din ve ahlak eğitiminin genel amaçlarını gerçekleştirmede rahatlıkla kullanılabilecek bir yöntemdir.
Din ve ahlak öğretiminde drama yönteminin kolay bir şekilde anlaşılmasını sağlamak ve bu yöntemi uygulamada zorlanan eğitimcilere yardımcı olmak amacıyla hazırlanan bu kitap, teorik ağırlıklı bir çalışmadır. Ancak din ve ahlak öğretimi konularını uygulanışı, ders planlarına benzer bir şekilde ele alınarak etkinlikler başlığı altında uygulamalı olarak gösterilmiştir.
Bu çalışma; eğitim fakültelerinin sınıf öğretmenliği, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği bölümlerinde okuyan öğrenciler için ayrıca ilahiyat fakülteleri ve tüm din eğitimi öğretmenlerine, Kur’an kursu öğreticilerine yardımcı olmak üzere hazırlanmıştır.
DENİZ AŞKIN Osmanlı Devleti’nde modernleşme hareketlerinin başlaması ile beraber süreç içerisinde birçok kurumda radikal değişiklikler meydana geldi. Bu değişimden önemli oranda etkilenen kurumlardan biri de eğitim oldu. Klasik medrese eğitim sisteminin yanında mekteb adı altında Batılı tarzda eğitim veren yeni bir kurum faaliyete açıldı. Yaklaşık yüzyıl boyunca medrese ve mektebin beraber mesaisinden sonra Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş ile birlikte medreselerin faaliyetlerine son verilmiş ve yeni eğitim öğretim sistemi okul adı altında modern bir formda devam ettirilmiştir. Bu çalışma tam da bu noktada cumhuriyet tarihi boyunca resmi olarak faaliyetlerine son verilen, Anadolu’nun ve bazen de sınırları aşarak İran, Irak ve Suriye’ye uzanan bu medreselerin nasıl ve hangi şekillerde halen devam ettiği üzerine odaklanmaktadır. Elinizdeki çalışma; Türkiye’de halk nezdindeki İslami anlayışın ve dini eğitimin toplum ile kurmuş olduğu sıkı ilişki neticesinde konjonktürel olarak kendisini yeni baştan nasıl dizayn ettiğini, kökeni Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da (Şark) bulunan medreseler üzerinden ortaya koymaktadır. Bununla beraber tamamıyla alan verilerine dayanan bu çalışmada, özellikle Türkiye’nin Şark bölgelerinde bulunan; ancak göç ile ülkenin birçok iline yayılan dini ve kültürel bir aktör olarak seydaların toplumsal köklerine, rollerine ve onların klasik medrese eğitiminin bugüne kadar gelmesindeki fonksiyonlarına detaylı olarak değinilmiştir. Son olarak seydaların modernleşme sürecine dâhil olmaları ile sekülerleşme durumları, toplum ve siyaset alanında meşruiyet kazanma stratejilerine odaklanılmıştır. Böylece modernleşme sürecinin din adamları üzerindeki etkisi önemli birer dini ve kültürel aktörler konumundaki seydalar üzerinden değerlendirilmiştir.
Zafer CİRHİNLİOĞLU, Üzeyir OK, Fatma Gül CİRHİNLİOĞLU Bu kitapta dindarlık, ruh sağlığı ve moderniteye ilişkin hem kuramsal bilgiler hem de Türkiye örnekleminde yapılmış bir araştırmanın kısaca değinilen sonuçlarını bulabileceksiniz. Bu üç olgu hakkında tek tek bilgi oluşturmakla birlikte bunlar arasındaki ilişkiye de yönelinmektedir. Batı literatüründe modernite ve dindarlık genel olarak birbirlerini dışlayan iki olgu olarak ele alınmaktadırlar. Türkiye örnekleminde bu anlayış test edilmiştir. 1990’lı yıllardan sonra Avrupa’da gelişen literatür söz konusu üç olgu açısından incelenmiştir. Türkiye’deki durumun açıklanmasına katkı yapabilecek yaklaşımlar ayıklanarak sunulmuştur. Özellikle Türkiye’de modernitenin anlaşılmasında tarihsel açıklamalara başvurulmuştur.
Bulgulara göre Türkiye halkı modernleşme isteğini muhafaza etmektedir. Aynı zamanda dindarlık eğilimleri de oldukça yüksektir. Modern insanlar diğerlerine göre daha az ruhsal sorun yaşamaktadırlar ve yaşam doyumları daha fazladır. Dindar olanlar ancak bazı durumlarda daha az ruhsal sorun yaşamaktadırlar. Dindarlıkla ruh sağlığı arasında bir ilişki yoktur. Bireyler modern hayat tarzında daha az ruhsal sorunlar yaşadıklarından Türkiye’de modernitenin kolayca terk edilemeyeceği ancak yeni yorumlarla ilerleyeceği düşünülebilir.
Cumhuriyetin ilk yıllarında ortaya çıkan modernleşme anlayışı modernleşmenin birinci boyutudur (maddi-teknolojik). Bu dönemde bireysel rollerde belirsizlikler ortaya çıkmıştır. Bu belirsizlikler (eksik ya da ihmal edilen özelikler ) modernleşmenin ikinci boyutu (manevi-kültürel) ile aşılmaya çalışılmaktadır. Bu bakımdan yetersiz modernite kavramı bu sürecin açıklanmasında işlevsel olabilmektedir.
Aslı Yazıcı, Hacı Bayram Başer, M. Nedim Tan, Mehmet Erdoğan, Mehmet Günenç, Muhammed Muhdi Gündüz, Nail Okuyucu, Ömer Türker, Sedat Yazıcı, Yunus Cengiz Niyet, davranışın meydana gelme sürecinin kilit aşamalarından biri olarak ahlâkın en temel kavramlarından biridir. Gerek dinî gerekse felsefî düşüncede niyet, eyleme değer katan ve onu an¬lamlı kılan unsur olarak değerlendirilir. Bu yönüyle niyet ve ni¬yetin çeşitli durumları, hem dindarlığın hem ahlâklı olmanın an¬lamı konusunda belirleyici öneme sahiptir. Buna rağmen niyet konusunun nazarî boyutları yeterli derinlikte incelemeye konu olmamıştır. Bu çerçevede elinizdeki kitap, niyetin fiilin oluşu¬mundaki rolü hakkında İslam düşünce geleneklerinde ortaya çı¬kan görüş ve teorileri belirlemeyi; fiilin hukukî, dinî ve bilhassa ahlâkî değerinin takdirinde niyetin katkısının ne ve hangi ölçü¬de olduğunu ortaya koymayı ve bir fiilin fâiline verdiği isim ve tanımda niyetin rolünü açıklığa kavuşturmayı amaçlamaktadır.
İslam Ahlâk Düşüncesi Projesi kapsamında 30 Eylül-1 Ekim 2016 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen Dinî ve Felsefî Dü¬şüncede Niyet Çalıştayı’nda sunulan çalışmalardan teşekkül eden bu kitap, fıkıh, kelam ve tasavvuf gibi dinî ilimlerin yanı sıra İslam felsefesi ve Batı felsefesinde niyet konusunun nasıl ele alındığını inceleyen toplam dokuz makaleden oluşmaktadır.
Hasan Kazak, Bilge Afşar, Orhan Çeker, Osman Okka An integrated system, Islam consists of several subsystems. The economy has an important place in these sub-systems. In this respect, Islam also includes regulations on economic growth and development. Undoubtedly, the most important of these regulations is the zakat institution. Zakat was mentioned in many parts of Koran with the prayer, accepted as the pillar of religion in many places and an important message that zakat and prayer should not be separated was given.
The most known and prominent feature of the zakat institution is its contribution to the fair distribution of national income, which is an important indicator in terms of economic development. A lot of work has been written on this subject and this issue has been mentioned in almost every sermon of Islamic scholars. However, the zakat institution has much more significance and benefits in terms of economic growth and development process.
The main purpose of this study is to create a resource for the qualitative and quantitative studies that will be carried out, by revealing other contributions of zakat to economic growth and development, which are not in the foreground but are actually much more functional as well as its other well-known contribution to income distribution.
Ayşen Bakioğlu - Tamer Kurt Demokrasi, vatandaşlık ve vatanseverlik konuları farklı toplum ve kültürlerde değişik şekillerde algılanmaktadır. Yeni ortaya çıkan eğilimler ve küresel gelişmeler toplumu etki altına almaktadır. Siyasî ve ekonomik dalgalanmalar, büyük devletlerin güç dengesini kendi lehlerine çevirme gayretleri, Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın birçok yerindeki karışıklıklar, terör ve bunlardan kaynaklı göçler, mülteci sorunları gibi faktörlerin günümüzde ve yakın gelecekte demokrasi, vatandaşlık ve vatanseverlik eğitiminin şekillenmesi üzerinde etkili rol oynayacağı öngörülmektedir.
Demokrasi, vatandaşlık ve vatanseverlik eğitiminde; öğrencilerin ailelerine, ülkelerine, topluma karşı sorumluluk sahibi olmaları ve ülkelerinin geleceğinin şekillendirilmesinde alacakları rolleri anlamaları sağlanmaktadır. Demokrasi eğitimi, vatandaşlık eğitimi, vatanseverlik eğitimi; birbirleriyle bağlantılı ve iç içe konular olarak karşımıza çıkmaktadır. Bütün öğrencilerin ve öğretmen adaylarının ilköğretimden başlayarak yükseköğretime kadar vatandaşlık eğitimi alması önem taşımaktadır. Her kademedeki her branştaki müfredat içerisinde bu kavramların birlikte ele alınması, bu amaçla, tüm eğitim programlarının içeriği ve öğrenme-öğretme sürecinin bu kavramların birlikte ele alınarak eğitimine uygun hale getirilmesi ve demokratik okul kültürünün oluşturulması önem kazanmaktadır. Öğretmenlerin vatanseverlik eğitimi kapsamında, öğrencilerin kişisel özelliklerinin, yaşadıkları sosyal çevredeki inanış ve normların, öğretim materyallerinin, yazılı ve görsel basında verilen mesajların, vatanseverlik algısının gelişimine yansıdığını bilerek hareket etmeleri ve gerekli önlemleri almaları gerekmektedir.
Mehmet Zeki AYDIN Değerler Sandığı Okulda Değerler Eğitimi Materyalleri adını verdiğimiz seri çalışmamızda EMPATİ değerini öğretebileceğiniz çeşitli başlıklar var. Bu başlıkları kullanarak erdemli ve değerlerine saygılı bir nesil yetiştirmek sizlerin elinde. Farkında olduğumuz ya da farkına varmadan uyguladığımız değer kalıplarını, size sunduğumuz bu materyal ve yöntemlerle öğrettiğinizde, öğrencilerinizin farkındalıklarını artıracak; problem çözebilen, alternatif öneriler sunabilen, erdemli bireyler haline gelmelerine yardımcı olabileceksiniz.

Öğrencilerimizin konuyu daha iyi kavrayabilmesi ve içselleştirebilmesi için Drama, Yaşayarak Öğrenme, Kulüp Etkinlikleri, Öykü, Kavram Açıklaması, Beyin Fırtınası, Röportaj Yapma, Gezi Gözlem, Materyal Üretme, Meslekler ve Değerler, Yaratıcı Yazma Etkinlikleri bulunmaktadır. Bu yöntemlerle düşünerek, rolünü oynayarak, gözlemleyerek ve yaşayarak öğrettiğimiz değerin önemini ve gerekliliğini anlayabilecekler.

Yüzyıllardır bu değerleri taşıyan bir toplum olduğumuzu, köklerimizin değerlerle sulandığını ise Geleneklerimizde Değerlerimiz, Tekerleme, Mânilerde Değerler, Atasözü ve Deyimlerde Değerler, Mevlana'dan ve Örnek Kişilik başlıklarıyla gösterebileceksiniz.

Öğrenilen değerimizi eğlenerek pekiştirmek için Bilmece Bulmaca, Fıkra, Film Tavsiye/Yorumlama, Eğitsel Oyun, Örnek Olay, Şarkı, Şiir, Poster/Afiş, Proje Hazırlama, Kitap Tavsiyeleri ve Etkinlikler bölümlerini kullanabileceksiniz.

Ölçme Değerlendirme bölümümüz ile öğrencilerimiz, içlerine yerleşen değer bilincini test edebileceklerdir.

Hepimizin bildiği gibi eğitimde başarı okuldaki tek taraflı bir çaba ile gerçekleşemez. Bu yüzden çalışmamıza Veli Mektubu ve Aile Katılımı da ekledik. Bu şekilde aileleri de verdiğimiz eğitimin içine çekerek, öğrettiğimiz bilgileri evlerinde de yaşamalarını sağlayabileceksiniz.
Robert Audi Bu kitap, epistemolojinin temel kavramlarını, konularını ve problemlerini tanıtan kaynak bir eserdir. Burada bilginin kaynakları, doğası ve unsurlarıyla algı kuramları, doğruluk ve gerekçelendirme kuramları, bellek, bilinç ve başkalarının beyanlarının (tanıklık) epistemik statüsü ve nihayet akli çıkarıma dayanan bilginin doğası ve geçerlilik koşulları bir taksonomiye göre ele alınır. Bu durum, kitabın pedagojik yönünü okuyucunun işini kolaylaştıracak şekilde güçlendirmiştir.
Audi, epistemolojinin geleneksel konularını detaylı bir şekilde ele almakla kalmaz, aynı zamanda yeni problem alanlarını keşfeder. Belirli kanıt standartları geliştirerek alternatif epistemolojileri değerlendirmeyi dener. Sezginin doğası ve rasyonel anlaşmazlıklara dair şüpheci eleştirinin yanında bilgi ve gerekçelendirilmiş doğru inancın neden sadece doğru inançtan daha değerli olduğu konusundaki sofistike tartışmalara girer. Bu haliyle Epistemoloji: Bilgi Teorisine Çağdaş Bir Giriş, felsefenin en temel disiplinlerinden birine başarılı bir başlangıç sunar.
Bu kitapta şunlara yer verilmiştir:
• Temel kavramlar, önemli kuramlar, yeni yaklaşımlar ve çözümler
• Epistemik teminat tartışmaları, bağlamcılık, tutarlılıkçılık ve erdem epistemolojisi
• Bilgi sorunlarının zihin felsefesi, bilim felsefesi ve etikteki uzantıları
• Güncellenmiş bir kitap listesi, açıklamalı bir kaynakça
• İngilizce-Türkçe epistemoloji terimleri sözlüğü
A. Banu Hulur, Adem Levent, Ahmet Coşkun, Ali Osman Gundoğan, Celal Turer, Derda Kucukalp, Fulya Bayraktar, Gulfem Sezen Balcıkanlı, H. Haluk Erdem, Hakan Poyraz, Hasan Under, Huseyin Gazi Topdemir, İbrahim Sezgul, Kemal Bakır, Lokman Cilingir, Metin Yasa, Muhammed Esat Altıntaş, Neyyire Yasemin Yalım, Nurhayat Calışkan Akcetin Bu çalışma, felsefenin temel disiplinlerinden biri olan etik konusunda hem bir giriş kitabı hem de onun hayatın bütün alanlarına nasıl uygulanacağı hakkında yol gösterici ve bilinçlendirici bir eserdir. Etik, sadece kuramsal bir felsefe disiplini olmanın ötesinde insan varlığını eylemleri üzerinden anlamaya ve tanımaya yöneldiğimizde karşımıza çıkan bir değer ve bilinç alanıdır. İnsanın anlamlı bütün yapıp etmeleri, değerler ve etikle ilişkili olarak düşünülmelidir. Bunun gerçekleştirilemediği durumlarda büyük insanlık bunalımları doğmakta ve insanlığı tehdit etmektedir. Bu süreç, güncel etik problemlerini bütünlüklü bir bakış açısıyla irdelemeyi zorunlu kılmaktadır.
Etik ve Etik Sorunlar; en temel insani durum olarak etiği merkeze alarak; eğitim, siyaset, çevre, iktisat, bilim, tıp, spor, medya, halkla ilişkiler, dil, estetik, biyoetik, küreselleşme ve popülizm gibi alanlarda karşılaşılan güncel etik sorunlara anlamlı bir yaklaşım gerçekleştirmek için ihtiyaç duyulan kavramsal ve kuramsal temele işaret etmektedir.
Alanlarında uzman felsefeci ve düşünürlerin yer aldığı bu çalışma, ülkemizdeki felsefi ve etik birikimi gözler önüne serdiği gibi, dünya sorunlarına da ülkemizden felsefi bir teklif sunmaktadır.
Kenan Gürsoy Etik ve tasavvuf, bugüne kadar yan yana getirmeye ya da birlikte düşünmeye alışık olmadığımız iki kavram. Prof. Dr. Kenan Gürsoy'la yapılan bu sohbetler, “Etik Şahsiyet” çerçevesinde bu iki kavramı bir arada düşünmeye başlamamızı sağlamakta, insanın kemâle doğru yürüyüşünün etik zeminde nasıl gerçekleşebileceğini göstermektedir. Burada tasavvufun başta insanın kendisi olmak üzere bir toplum, bir medeniyet ve bir insanlık tahayyülü ortaya koyarken de etik zemine dayandığına dikkat çekilmektedir.
Etik ve Tasavvuf; yalnızca felsefeye ve tasavvufa ilgi duyanları değil, kendini inşa etmek isteyen ve kemâle doğru yol alma gayreti duyan, insan olmanın sorumluluğunu ve değerini hisseden herkesi kendisine davet eden sohbetlerden oluşmaktadır.
Adem SOLAK, Enver SARI, Mahir ÖZKAN, Veysel SÖNMEZ
Ayman Shihadeh Kelâm, mantık, metafizik, usûl, tefsir, tıp gibi alanlarda devasa ve dakik eserler ortaya koyan Fahreddîn er-Râzî’nin, ahlâk üzerine yazmış olsaydı diğer alanlarındaki eserlerinde olduğu gibi kendisinden sonraki geleneği dönüştürmesi beklenirdi. Fakat Râzî, amelî ahlâka dair bir eser kaleme almış olsa da, teorik ahlâka dair bir eser vermemiştir. Elinizdeki kitap, bu eksikliği kısmen telafi edebilecek şekilde Râzî’nin ahlâka dair düşüncelerini ve entelektüel dönüşümlerini metinlerden adım adım izleyerek ortaya koymaya çalışmaktadır. Bunun için de yazıldığı tarihe kadar yapılan çalışmalar arasında, birçoğu da yazma olmak üzere en geniş Râzî eserleri seçkisi kullanılmıştır.
Elinizdeki kitap bir yandan İslâm ahlâk düşüncesi alanındaki bir boşluğu doldururken diğer yandan Fahreddîn er-Râzî’nin ahlâk düşüncesine yönelik çalışmaların eksiklerini gidermede de önemli bir unsur teşkil etmektedir.
Gözde Özsezer Kaymak, Gülbu Tanrıverdi, Gülen Addis, Özden Erdem, Özlem Avcı, Sema Kuğuoğlu, Sevinç Polat Sağlık çalışanlarının, kendilerinden farklı inançlara sahip bireylere bakım verirken, onların inancına uygun olan bakımı sunmaları en azından sunmak için çaba göstermeleri beklenmektedir. İnancına uygun olmayan yaklaşım, bireyler tarafından kabul edilmeyebilir, memnuniyetsizlik yaratabilir, bakımın veya tedavinin yarıda kesilmesine neden olabilir. Hatta birey inancına uygun olmayan yaklaşımlardan ötürü sağlık çalışanları ile çatışma yaşayabilir. Tam da bu noktada bu kitabın, başta hemşireler olmak üzere tüm sağlık çalışanlarında inançlara yönelik farkındalık oluşturması ve inançlara uygun bir yaklaşımın nasıl sunulacağı konusunda rehberlik edeceğini düşünmekteyiz. Amaç okuyucuya, sağlıklı ve hasta bireylerin inançlarındaki farklılıkların, sağlık bakımını ve sağlık hizmetlerini nasıl etkileyebileceğini literatüre dayalı olarak göstermektir.
Kitapta özellikle yaygın dini inançlar ele alınmış ve bilimsel literatür temel alınarak hazırlanmıştır. Umuyorum ki, her yeni baskıda yeni dini inançları kitabımıza ekleyelim ve tüm inançları içine alan sağlık hizmetlerinin sunumunda bir rehber niteliği kazandıralım. Yine umuyorum ki, tüm inançlara saygılı ve sağlık hizmetinde bu durumu yok saymayan bir yaklaşım kazanalım. Bu kitabın tüm okuyucularımız için yararlı olmasını diliyoruz.